Türkiye’nin Küresel Akademik Özgürlük
Endeksi İçindeki Göreli Konumu
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
Academic Freedom Index (AFI) 2025 yılı raporu verileri ışığında Türkiye’de
akademik özgürlüğün 2010–2025 dönemindeki seyrini incelemektedir. Çalışma,
akademik özgürlüğün normatif bir ilke olmanın ötesinde, ölçülebilir ve
karşılaştırılabilir bir olgu olarak ele alınmasının önemini vurgulamaktadır. AFI’nin
beş temel boyutu üzerinden yapılan çözümleme, Türkiye’de akademik özgürlüklerin
2013 sonrasında kademeli, 2016 sonrasında ise yapısal ve kalıcı bir biçimde
gerilediğini ortaya koymaktadır. Bulgular, akademik alandaki daralmanın geçici
siyasal krizlerin sonucu olmadığını ve aksine kurumsallaşmış bir otoriterleşme
sürecinin parçası olduğunu göstermektedir. Çalışma, akademik özgürlüğün
sınırlandırılmasının üniversitelerin eleştirel bilgi üretme kapasitesini ve
kamusal işlevini ciddi biçimde zayıflattığı sonucuna ulaşmaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Akademik
özgürlük, Academic Freedom Index, V-Dem, üniversite özerkliği, otoriterleşme,
Türkiye
Abstract
This study examines the trajectory of academic freedom
in Turkey between 2010 and 2025 using data from the Academic Freedom Index
(AFI). It conceptualizes academic freedom not merely as a normative principle
but as a measurable and comparable empirical phenomenon. Based on an analysis
of AFI’s five core dimensions, the study demonstrates that academic freedom in
Turkey has experienced a gradual decline after 2013 and a structural and
persistent regression following 2016. The findings indicate that this contraction
cannot be attributed to temporary political crises but reflects a broader
process of institutionalized authoritarianism. The study concludes that the
systematic restriction of academic freedom has significantly undermined
universities’ capacity for critical knowledge production and their role in the
public sphere.
Key Words: Academic
freedom, Academic Freedom Index, V-Dem, university autonomy,
authoritarianization, Turkey
Giriş:
Akademik Özgürlüğün Ölçülmesi ve V-DEM “Academic Freedom Index”
Akademik
özgürlük, üniversitelerin eleştirel bilgi üretme, öğretme ve kamusal tartışmaya
katkı sunma kapasitesinin temel koşuludur. Ancak bu kavram, hukuksal metinlerde
yer almasına karşın siyasal rejimlerin niteliğine bağlı olarak uygulamada büyük
farklılıklar gösterebilmektedir. Bu nedenle akademik özgürlüğün yalnızca
normatif bir ilke olarak değil, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir olgu
olarak ele alınması giderek daha önemli duruma gelmiştir.
Bu amaçla V-DEM
[1]
tarafından geliştirilen 2025 “Akademik Özgürlük Endeksi” (Academic Freedom
Index, AFI), üniversitelerdeki akademik özgürlük düzeyini sistemli biçimde
ölçen ve ülkeler arasında karşılaştırmaya olanak tanıyan en kapsamlı
endekslerden biridir. AFI, araştırma ve öğretme özgürlüğü, akademik değişim ve
yayım özgürlüğü, kurumsal özerklik, kampüs bütünlüğü ve akademik ve kültürel
ifade özgürlüğü olmak üzere beş temel boyut üzerinden akademik alanın siyasal
ve yönetsel müdahalelerden ne ölçüde arınmış olduğunu değerlendirmektedir.
Endeks,
uzman değerlendirmeleri ve nicel veriler üzerinden oluşturulan göstergeleri
istatistiksel bir model aracılığıyla birleştirerek ülkeler için 0 ile 1
arasında değişen bir akademik özgürlük skoru üretmektedir. Yüksek değerler,
akademik etkinliklerin anayasal ve uygulamalı güvenceler altında yürütüldüğünü
ve düşük değerler ise akademik alanın siyasal denetim, baskı veya oto-sansür
mekanizmalarıyla ciddi biçimde sınırlandırıldığını göstermektedir.
Bu çalışmada
AFI, Türkiye’de akademik özgürlüğün zamansal ve göreli seyrini ortaya koymak
amacıyla çözümleyici bir araç olarak kullanılmaktadır. Özellikle 2010–2025
dönemi verileri üzerinden, akademik özgürlüklerde yaşanan gerilemenin geçici
siyasal krizlerin sonucu mu, yoksa yapısal bir otoriterleşme eğiliminin parçası
mı olduğu tartışılmaktadır.
AFI 2025
verileri, Türkiye’yi akademik özgürlükler bakımından küresel ölçekte en alt
grupta konumlandırmaktadır. Karşılaştırmalı bir çerçeve sunmak amacıyla,
endekste yer alan ülkeler arasında en yüksek ve en düşük puanlara sahip örnek
ülkeler aşağıda sunulmaktadır.
Akademik
Özgürlük Endeksi En Yüksek Ülkeler (≈ İlk Grup)
Norveç: ≈ 0,94
Finlandiya: ≈ 0,93
Almanya: ≈ 0,91
Hollanda: ≈ 0,90
Kanada: ≈ 0,89
Bu ülkeler,
akademik ifade özgürlüğü, kurumsal özerklik ve kampüs dokunulmazlığının
anayasal ve eylemli güvence altında olduğu ve akademinin siyasal yaklaşım ve
endişelerden büyük ölçüde yalıtıldığı sistemleri temsil etmektedir.
Akademik
Özgürlük Endeksi En Düşük Ülkeler (≈ Son Grup)
Eritre: ≈ 0,02
Türkmenistan: ≈ 0,04
Kuzey Kore: ≈ 0,05
Myanmar: ≈ 0,08
Türkiye: 0,12
Türkiye’nin
2025 yılı itibarıyla 0,12 puanla bu grupta yer alması, ülkeyi liberal
demokrasilerden değil, akademik alanın siyasal denetim altına alındığı otoriter
rejimler kategorisinden ayıran deneysel bir göstergedir. Türkiye’nin akademik
özgürlükler bakımından konumu, geçici krizlerin ya da istisna oluşturan
uygulamaların sonucu değil, sistemli ve kurumsallaşmış bir siyasal tercihin
yansımasıdır. Endeksin en alt grubunda yer almak, akademinin eleştirel bilgi
üretme kapasitesinin yapısal olarak sınırlandırıldığını ve üniversitelerin
kamusal akıl üretme işlevini büyük ölçüde kaybettiğini göstermektedir. [2]
AFI 2025 verileri, Türkiye’de akademik özgürlüklerin çok düşük düzeyde olduğunu
ve ülkenin otoriter baskı altında bulunan akademik rejimler kategorisinde yer
aldığını göstermektedir. 0,12’lik bu değer, Türkiye’yi liberal demokrasilerden
(0,85–0,95) kesin biçimde ayırmakta ve akademik özgürlüğün yapısal olarak
sınırlandığı ülkeler grubuna yerleştirmektedir.
Türkiye’de
Akademik Özgürlük Endeksi Eğilimi: 2010-2025
Türkiye’de
akademik özgürlükler 2010–2012 döneminde görece yüksek bir düzeydeyken, 2013
sonrası kademeli, 2016 sonrası ise keskin ve kalıcı bir düşüş göstermiştir.
2025 itibarıyla ulaşılan düzey, endeksin ölçmeye başladığı dönemlerin en düşük
düzeylerinden biridir.
2010–2012
- Görece serbest dönem: Akademik özgürlük endeksi orta–yüksek banttadır. Üniversitelerde
araştırma, yayın ve uluslararası temaslar büyük ölçüde serbesttir. Siyasal
baskılar istisnadır veya seçicidir.
2013–2015
- Kırılma ve gerilim dönemi: Gezi olayları süreci sonrası akademik alan üzerinde siyasal
baskılar görünür duruma gelir. Oto-sansür artmaya başlar. Endeks değeri kararlı
ve düzenli biçimde düşüşe geçer.
2016–2018
- Yapısal çöküş: Darbe
girişimi ve OHAL dönemi kritik kırılma noktasıdır. İhraçlar, kapatılan
üniversiteler, pasaport yasakları, rektör atama sistemi temel etmenler olarak
ortaya çıkar. AFI’de sert ve ani düşüş yaşanır.
2019–2021
- Düşük düzeyin kurumsallaşması: Açık baskıdan çok yönetsel ve hukuksal denetim öne çıkar. Akademik
özgürlükler geri gelmez ve düşük düzey kalıcılaşır.
2022–2023
- Tarihsel dip düzeyi: Endeks verileri Türkiye’yi küresel ölçekte en alt gruba yerleştirir. Akademik
ve kültürel ifade özgürlüğü neredeyse işlevsizdir.
2024–2025 -
Dipte sınırlı oynamalar: 2025’te AFI ≈ 0,12. Bu artış bir iyileşmeden çok
ölçümsel dalgalanma niteliğindedir. Yapısal dönüşüm yoktur.
Kısacası, 2010–2025
döneminde Türkiye’de akademik özgürlükler doğrusal olmayan fakat açık biçimde
negatif yönlü bir seyir izlemiştir. 2013 sonrası başlayan gerileme, 2016
sonrasında yapısal ve kalıcı bir nitelik kazanmış ve 2020’li yıllarda akademik
özgürlük, hukuksal olarak değil uygulamada sınırlandırılmış bir alan durumuna
gelmiştir. 2025 verileri, bu durumun geçici değil, otoriterleşmenin kurumsal
bir sonucu olduğunu doğrulamaktadır.
Şekil 1. Türkiye’de Akademik Özgürlük
Endeksi’nin (AFI) 2010–2025 Dönemindeki Eğilimi
Şekil 1, AFI’nin
yayımladığı yıllık veriler ve raporlanan kırılma noktaları esas alınarak
Türkiye’de akademik özgürlüğün uzun dönemli eğilimini göstermektedir. Grafik,
mutlak nokta değerlerin tek tek yorumlanmasından ziyade eğilim yönü ve yapısal
kırılmaları vurgulamak amacıyla kullanılmıştır.
Merkezileşmiş
Üniversite Yönetişimi Altında Akademisyen Davranışları
Bu çalışma,
Türkiye’de akademik özgürlüklerin gerilemesini kurumsal ve yönetsel
mekanizmalar üzerinden çözümlemektedir. Bu bağlamda, ortaya çıkan yönetişim
modelinin yalnızca kurumsal yapıları değil, bu yapılar içinde çalışan bireysel
akademisyenlerin davranış kalıplarını da sistemli biçimde etkilediği
vurgulanmalıdır. Merkezileşmiş atama rejimi, yukarıya doğru hesap verebilirlik
ve yönetsel belirsizliğin kurumsallaşması, akademisyenlerin karar alma ve
davranış biçimlerini yeniden şekillendiren başlıca etmenlerdir.
Bu tür
yapılarda akademisyen davranışı, çoğu zaman ifade özgürlüğü veya akademik etik
ilkelerden çok belirsizlik ortamında geliştirilen bireysel risk yönetimi
stratejileri doğrultusunda biçimlenmektedir. Yazında ve alan gözlemlerinde
sıklıkla karşılaşılan başlıca davranış kalıpları şu şekilde özetlenebilir:
Birinci
grup, oto-sansürcü uyum davranışı sergileyen akademisyenlerden oluşmaktadır. Bu
gruptaki bireyler, araştırma konularını daraltmakta, kamusal görünürlükten
kaçınmakta ve özellikle siyasal ya da toplumsal duyarlılık içeren başlıklardan
uzak durmaktadır. Amaç, açık bir yaptırımla karşılaşmadan akademik varlığı
sürdürmektir. Bu davranış biçimi, sistemin açık baskıya gereksinme duymadan
işlemesini sağlayan en yaygın uyum mekanizmalarından biridir.
İkinci grup,
stratejik sessizlik olarak tanımlanabilecek bir yaklaşım benimsemektedir. Bu
akademisyenler bilimsel üretimi sürdürmekle birlikte, ulusal akademik ve
kamusal alanla bağlarını zayıflatmakta ve yayın, iş birliği ve görünürlüklerini
büyük ölçüde uluslararası alana yöneltmektedir. Bu tutum, akademik alan içinde
kalmakla birlikte ülkedeki akademik kamusal hayattan eylemli olarak geri
çekilme anlamına gelmektedir. (Sunstein, 2018).
Üçüncü grup,
yararcı nitelikli uyumculuk davranışı sergileyen akademisyenleri kapsamaktadır.
Bu bireyler, yönetsel görevler üstlenerek ya da yönetsel süreçlerle uyumlu
hareket ederek sistem içinde konumlarını güçlendirmeyi tercih etmektedir. Bu
strateji, kısa vadede bireysel güvence sağlayabilse de uzun vadede akademik
ölçütlerin yönetsel ve siyasal sadakat tarafından gölgelenmesine katkıda
bulunmaktadır.
Dördüncü
grup, açık direnç gösteren ve eleştirel tutumlarını kamusal ve akademik alanda
sürdürmeye çalışan akademisyenlerden oluşmaktadır. Sayısal olarak sınırlı olan
bu grup, disiplin soruşturmaları, dışlanma ve akademik göç gibi yüksek
maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, açık direncin sistem içinde
sürdürülebilir bir davranış biçimi olmaktan giderek uzaklaştığını
göstermektedir.
Beşinci ve
son grup ise çıkış stratejisi benimseyen akademisyenlerdir. Ülke dışına
akademik göç, akademiden tamamen kopma veya akademik niteliği sınırlı alanlara
yönelme bu stratejinin başlıca biçimleridir. Bu durum, akademik sistem
açısından görünmez fakat kalıcı bir nitelik kaybına yol açmaktadır.
Bu tipoloji,
akademik özgürlüklerin aşınmasının bireysel ahlaksal tercihlerden değil,
akademik alanı kuşatan kurumsal ve yönetsel yapıdan kaynaklandığını ortaya
koymaktadır. Akademisyen davranışları, açık talimatlara dayalı baskılardan çok,
belirsizlik içinde rasyonel hayatta kalma stratejileri olarak şekillenmektedir.
Dolayısıyla akademik özgürlüklerdeki gerilemenin sorumluluğu bireysel
aktörlerden çok bu davranışları sistemli biçimde üreten yönetişim modelinde
aranmalıdır.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma,
Academic Freedom Index (AFI) verilerine dayanarak Türkiye’de akademik
özgürlüğün 2010–2025 dönemindeki eğilimini ortaya koymaktadır. Eğilim grafiği,
2013 sonrasında başlayan bir gerilemenin 2016 sonrasında yapısal bir kırılmaya
dönüştüğünü, 2022 sonrasında ise tarihsel olarak düşük düzeylerin
kalıcılaştığını göstermektedir. 2020’li yıllarda gözlenen sınırlı
dalgalanmalar, reform ya da normalleşme göstergeleri olmaktan çok akademik
özgürlüğün uygulamalar yoluyla büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı bir yapının
düşük düzeyde kararlılık kazandığına işaret etmektedir. Bu tür yapılarda
akademisyen davranışı, çoğu zaman ifade özgürlüğü veya akademik etik ilkelerden
ziyade, belirsizlik ortamında geliştirilen bireysel risk yönetimi stratejileri
doğrultusunda biçimlenmektedir. (North, 1990; Scott, 2014)
Bu bulgular,
akademik özgürlüklerdeki gerilemenin tekil aktörlere ya da dönemsel
uygulamalara indirgenemeyeceğini göstermektedir. Aksine, gerileme, yürütme
gücünün merkezileşmesiyle şekillenen ve üniversiteleri doğrudan siyasal
denetime bağlayan bir yönetişim modelinin sonucudur. Rektör atama yetkisinin
merkezileştirilmesi, disiplin ve denetim mekanizmalarının genişletilmesi ve
yönetsel belirsizliğin kurumsallaştırılması, akademik alan üzerinde doğrudan
emirler gerektirmeyen fakat sürekli bir baskı rejimi üretmektedir.
Türkiye’de
devlet ve vakıf üniversitelerinin rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından
atanması, üniversite yönetimlerini akademik topluluktan çok yürütmeye karşı
sorumlu kılan yapısal bir dönüşümü temsil etmektedir. Bu atama rejimi altında,
üniversite yöneticilerinin bağımsız inisiyatif kullanabilme ve akademik
özgürlüğü koruyacak kararlar alma kapasiteleri kurumsal olarak ciddi biçimde
sınırlandırılmaktadır. Bu durum, üniversite yönetimlerinde yukarıya doğru hesap
verebilirliğin baskın duruma gelmesine ve yönetsel düzeyde oto-sansürün
kurumsallaşmasına yol açmaktadır.
Benzer
biçimde, akademik kadro atamalarının zamanlaması, profilleri ve üniversiteler
arası dağılımında gözlenen belirgin benzeşme, personel rejiminin yüksek
derecede merkezileştiğine işaret etmektedir. Resmi olarak tanımlanmış bir
yapıdan söz etmek güç olsa da uygulamalar akademik kadro planlamasının yerel
bilimsel gereksinimlerden çok merkezi öncelikler doğrultusunda eş güdümlü
biçimde yürütüldüğünü göstermektedir. Karşılaştırmalı siyaset bilimi yazınında
“örtük merkezileşme” ve “eylemli eş güdüm” [3]
(North, 1990; Scott, 2014) olarak
kavramsallaştırılan bu durum üniversitelerin bilimsel özerkliğini bireysel
baskılar yoluyla değil, personel akışını denetleyen yapısal bir tasarım
aracılığıyla sınırlandırmaktadır. (Laruelle, 2022).
REFERANSLAR
Marlene
Laruelle (2022) Illiberalism: a conceptual introduction, East European Politics,
38:2, 303-327, DOI: 10.1080/21599165.2022.2037079
North, D. C.
(1990). Institutions, Institutional Change and Economic Performance. Cambridge
University Press.
Scott, W. R.
(2014). Institutions and organizations: Ideas, interests, and identities (4th
ed.). Sage.
Sunstein, C.
R. (2018). #Republic: Divided Democracy in the Age of Social Media. Princeton
University Press.
V-Dem
Institute. Academic Freedom Index (AFI). University of Gothenburg &
Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg; ayrıca Our World in Data
derlemeleri.
[1] Academic
Freedom Index (AFI), Göteborg Üniversitesi bünyesinde yürütülen Varieties of
Democracy (V-Dem) Projesi kapsamında geliştirilmektedir. V-Dem, demokrasi,
özgürlükler ve siyasal kurumlar üzerine dünyanın en kapsamlı karşılaştırmalı
veri setlerinden birini sunmakta ve uzman değerlendirmelerine dayalı
göstergeleri istatistiksel modelleme teknikleriyle birleştirerek ülkelerin
siyasal rejim özelliklerini ölçmektedir.
[2] Bu
karşılaştırma, Academic Freedom Index’in 2025 yılı sonuçlarına dayalı olarak
ülkelerin göreli konumlarını göstermeyi amaçlayan çözümleyici bir çerçevedir.
Ülke örnekleri, endeksin üst ve alt uçlarını temsil eden tipik örnekler olarak
seçilmiştir.
[3] Bu
çalışmada kullanılan “örtük merkezileşme” kavramı, üniversite yönetimi ve
akademik personel rejimine ilişkin kararların hukuksal olarak dağınık
görünmesine karşın eylemli olarak merkezi düzeyde belirlenen öncelikler
doğrultusunda şekillenmesini ifade etmektedir. “Eylemli eş güdüm” ise bu
merkezileşmenin yazılı talimatlar ya da resmi kurullar aracılığıyla değil,
yönetsel beklentilerin ve olası siyasal tepkilerin öngörülmesine dayalı olarak,
üniversiteler arasında benzer karar ve uygulamaların eş zamanlı biçimde ortaya
çıkması yoluyla işlemesini tanımlamaktadır. Bu tür mekanizmalar,
karşılaştırmalı siyaset bilimi ve yönetişim yazınında örtük ve eylemli denetim
biçimleri olarak ele alınmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder