Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

29 Aralık 2025 Pazartesi

 

Türkiye’nin Afrika’da Devlet Kurma ve Ulusal Birliği Destekleme Stratejisi: Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çözümleme

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Öz

Bu çalışma, Türkiye’nin Afrika’daki dış siyasa ve güvenlik etkinliklerini Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya örnekleri üzerinden incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Türkiye’nin bu ülkelerde yürüttüğü diplomatik, ekonomik, kalkınma, askeri ve güvenlik odaklı etkinliklerin klasik iş birliği modellerini aşarak bir devlet kurma (state-building) işlevi üstlenip üstlenmediğini çözümlemektir. Araştırma, karşılaştırmalı nitel çözümleme yöntemiyle yürütülmüş ve her ülke için aynı çözümleme şablonu kullanılarak Türkiye’nin etkinlik alanları sistemli biçimde değerlendirilmiştir. Bulgular, Türkiye’nin özellikle kırılgan ve parçalanmış devletlerde merkezi otoriteyi güçlendirmeye, ulusal birliği desteklemeye ve güvenlik kapasitesini kurumsallaştırmaya yönelik bütüncül bir strateji izlediğini göstermektedir. Libya ve Somali’de doğrudan ve dolaylı devlet kurma etkinlikleri öne çıkarken, Gambiya örneği Türkiye’nin jandarma ve kolluk kuvvetleri üzerinden mikro ölçekte devlet kapasitesi kurabildiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, Türkiye’nin Afrika siyasasının özgün, bağlama duyarlı ve çok boyutlu bir devlet kurma yaklaşımı sunduğu sonucuna ulaşmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Türkiye’nin Afrika Siyasası, Devlet Kurma, Ulusal Birlik, Kırılgan Devletler, Askeri ve Güvenlik İş Birliği, Jandarma Eğitimi

Abstract

This article examines Türkiye’s engagement in Africa through the cases of Libya, Sudan, Somalia, Mali, Chad, and The Gambia. The main objective of the study is to analyze whether Türkiye’s diplomatic, economic, development, military, and security-oriented activities in these countries go beyond conventional cooperation models and constitute a state-building function. Employing a comparative qualitative research design, the study applies a uniform analytical framework to each case in order to systematically assess Türkiye’s areas of influence. The findings indicate that Türkiye has adopted a comprehensive strategy aimed at strengthening central authority, supporting national unity, and institutionalizing security capacity in fragile and fragmented states. While direct and indirect state-building practices are particularly evident in Libya and Somalia, the case of The Gambia demonstrates Türkiye’s ability to build state capacity at a micro level through gendarmerie and law enforcement training. The study concludes that Türkiye’s Africa policy represents a distinctive, context-sensitive, and multidimensional state-building approach.

Keywords: Türkiye’s Africa Policy, State-Building, National Unity, Fragile States, Military and Security Cooperation, Gendarmerie Training


GİRİŞ

Afrika kıtası, 21. yüzyılda hem küresel siyaset hem de bölgesel güvenlik açısından artan bir öneme sahiptir. Bu bağlamda Türkiye, özellikle Kuzey ve Doğu Afrika’da yürüttüğü diplomasi, kalkınma, askeri ve ekonomik etkinlikler aracılığıyla bölgesel etkisini artırmayı hedeflemektedir. Libya, Sudan ve Somali örnekleri, Türkiye’nin kırılgan devletlerde devlet kurma işlevini güçlendirme ve ulusal birliği sağlama stratejisinin somut örneklerini sunmaktadır. Buna ek olarak Mali ve Çad gibi Batı Afrika ülkeleri ile Gambiya da Türkiye’nin devlet kurumlarını destekleme, merkezi otoriteyi güçlendirme ve iç çatışmaları azaltma çabalarının gözlemlenebileceği önemli alanlardır.

Bu makale, Türkiye’nin Afrika’daki devlet kurma ve ulusal birlik stratejisini diplomasi, ekonomik yatırım, kalkınma ve insancıl yardım, askeri destek ve devlet kurma işlevi boyutları üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemektedir.

Amaç ve Hedefler

Amaç:

Bu makalenin temel amacı, Türkiye’nin Afrika’daki devlet kurma ve ulusal birlik destekleme stratejisini, Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya örnekleri üzerinden çözümlemektir. Çalışma, Türkiye’nin diplomasi, ekonomik yatırım, kalkınma ve insancıl yardım, askeri destek ve devlet kurma işlevleri boyutlarında hangi ülkelerde hangi alanlarda daha yoğun etkinlik gösterdiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.

Hedefler:

Ülke bazlı karşılaştırma yapmak: Türkiye’nin altı Afrika ülkesinde yürüttüğü etkinlikleri, beş stratejik işlev alanında (diplomasi, ekonomi, kalkınma/insancıl yardım, askeri destek, devlet kurma/ulusal birlik) sistemli olarak karşılaştırmak.

Devlet kurma işlevini incelemek: Türkiye’nin, kırılgan devletlerde merkezi otoriteyi güçlendirme, ulusal birliği sağlama ve parçalanmış yapıları bütünleştirme konusundaki katkılarını çözümlemek.

Stratejik öncelikleri belirlemek: Hangi ülkelerde hangi işlevlerin baskın olduğunu ve Türkiye’nin stratejik önceliklerini ortaya koymak.

Siyasa geliştirme amaçlı akademik tartışmalara katkı sağlamak: Türkiye’nin Afrika siyasası bağlamında hem akademik yazına hem de siyasa yapıcılara bilgi ve öneriler sunmak.

Araştırma Soruları

Türkiye’nin Libya, Sudan, Somali, Mali, Gambiya ve Çad’daki etkinlikleri, diplomasi, ekonomik yatırım, kalkınma ve insancıl yardım, askeri destek ve devlet kurma/ulusal birlik işlevleri açısından nasıl farklılık göstermektedir?

Hangi ülkelerde Türkiye’nin devlet kurma ve ulusal birliği güçlendirme işlevi daha baskındır ve bunun nedenleri nelerdir?

Türkiye’nin diplomasi ve askeri destek etkinlikleri, kırılgan devletlerin merkezi otoritesini güçlendirme ve ulusal birliği sağlama sürecine nasıl katkıda bulunmaktadır?

Türkiye’nin Afrika ülkelerindeki ekonomik ve kalkınma projeleri, devlet kurma ve ulusal birlik işleviyle nasıl etkileşim içindedir?

Türkiye’nin beş ülkedeki stratejik öncelikleri ve yoğunlukları, bölgesel ve uluslararası siyasal bağlamda hangi sonuçları doğurmaktadır?

TÜRKİYE AFRİKA’DA NEYİ AMAÇLIYOR?

Türkiye’nin Amaçlar ve Hedefleri

Bölgesel Etki ve Jeopolitik Konumlandırma: Türkiye, Afrika’da kırılgan veya stratejik öneme sahip ülkelerde varlık göstererek bölgesel etkisini artırmak istemektedir. Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) destekleyerek Akdeniz’de jeopolitik üstünlük elde etmek ve Somali ve Sudan’da diplomasi ve insancıl yardım aracılığıyla güven ve etki alanı oluşturma hedeflenmektedir.

Kırılgan Devletlerin Güçlendirilmesi (State-Building): Merkezi otoriteyi desteklemek, parçalanmış yapıları bütünleştirmek ve ulusal birliği sağlamak temel amaçların önde gelenidir. Bu hem siyasal kararlılığı artırmakta hem de Türkiye’nin uzun vadeli diplomatik ve ekonomik yatırımlarının sürdürülebilirliğini güvence altına almaktadır.

Ekonomik ve Ticari Kazanımlar: İnşaat, enerji, altyapı ve tarım gibi sektörlerde Türk firmalarının etkili rol alması, yeni pazarlar, ticaret hacmi artışı ve uzun vadeli ekonomik ilişkiler kurulması temel amaçlar arasındadır.

Güvenlik ve Askeri Strateji: Kırılgan devletlerde güvenlik yapısını güçlendirme ve siyasal kararsızlığı azaltmak hedeflenmektedir. Libya örneğinde olduğu gibi, askeri danışmanlık ve destekle bölgesel güvenlik ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarını koruma çalışmaları yürütülmektedir.

Yumuşak Güç / Kültürel ve İnsan Odaklı Diplomasi: Eğitim, sağlık, mesleksel eğitim, altyapı ve insancıl yardım projeleriyle Türkiye’nin olumlu imajını güçlendirmek ve bu sayede hem halk nezdinde hem de devlet nezdinde güven ve iş birliği ortamı yaratmak temel hedefler arasındadır.

TÜRKİYE SONUÇTA NE ELDE ETMEK İSTİYOR?

Türkiye’nin son çözümlemede elde etmek istediği sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:

Siyasal etki ve güvenlik: Türkiye’nin bölgesel krizlerde söz sahibi olması, karar süreçlerinde etkin rol alması.

Ekonomik kazanç: Yatırımların geri dönüşü ve sürdürülebilir ticari ilişkiler.

Ulusal birlik ve kararlılığın desteklenmesi: Kırılgan devletlerde merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve çatışmaların azaltılması.

Küresel imaj ve diplomatik üstünlük: Türkiye’nin “güvenilir bir ortak ve güçlü bir bölgesel aktör” olarak görünmesi.

YÖNTEM

Bu çalışma, Türkiye’nin Afrika’daki devlet kurma ve ulusal birlik destekleme stratejisini karşılaştırmalı çözümleme yöntemi ile incelemektedir. Araştırma, altı ülke (Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya) üzerinden yürütülmüş ve Türkiye’nin etkinlikleri beş işlev alanı temelinde değerlendirilmiştir: “Diplomasi / Siyasal Destek”, “Ekonomi / Ticaret”, “Kalkınma ve İnsancıl Yardım”, Askeri / Güvenlik” ve “Devlet Kurma / Ulusal Birlik”.

Veri Toplama ve Kaynaklar

Resmi belgeler ve raporlar: Türkiye Dışişleri Bakanlığı, TİKA, Türk Kızılay’ı, Savunma Bakanlığı yayınları.

Uluslararası kurum verileri: Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Dünya Bankası raporları.

Akademik yazın: Türkiye-Afrika ilişkileri, devlet kurma (state-building) ve ulusal birlik üzerine makaleler ve kitaplar.

Medya ve alan raporları: Türkiye’nin etkinliklerini güncel olarak izlemek amacıyla güvenilir haber kaynakları ve alan raporları.

Çözümleme Yöntemi

Karşılaştırmalı tablo yöntemi: Ülkeler beş işlev alanı üzerinden sistemli olarak karşılaştırılmıştır.

Radar grafiği: Her ülkenin etkinlik yoğunluğu ve öncelik alanları görselleştirilmiştir.

Nitel çözümleme: Türkiye’nin stratejik amaçları ve hedefleri, yazın ve alan verileri ışığında yorumlanmıştır.

Sınırlılıklar

Bazı ülkelerde alan verilerine ulaşım kısıtlıdır, dolayısıyla çözümleme kısmen ikincil kaynaklara dayanmaktadır. Askeri ve diplomatik etkinliklerin bazı ayrıntıları gizlilik nedeniyle tam olarak erişilebilir olmayabilir. Bu yöntem, Türkiye’nin Afrika’daki devlet kurma ve ulusal birlik stratejisinin sistemli ve karşılaştırmalı bir şekilde çözümlenmesini sağlamaktadır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Bu çalışmanın kuramsal çerçevesi, Türkiye’nin Afrika’daki etkinliklerini anlamlandırmak için devlet kurma (state-building), kırılgan devletler ve ulusal birlik kuramları ile yumuşak güç (soft power) yaklaşımı üzerine kurulmuştur.

Devlet Kurma (State-Building) Kuramı

Devlet kurma yazını, merkezi otoritenin güçlendirilmesi, devlet kurumlarının kapasitesinin artırılması ve ulusal birliğin sağlanmasını temel alan bir yaklaşımı benimser. Bu kurama göre, özellikle savaş, iç çatışma veya kırılganlık yaşayan ülkelerde dış aktörlerin sağladığı diplomasi, kalkınma ve güvenlik desteği, devletin kararlı işleyişine katkı sağlar. Libya örneğinde Türkiye’nin UMH’ye verdiği destek, merkezi otoritenin güçlendirilmesi bağlamında değerlendirilebilir. Somali’de altyapı, sağlık ve eğitim projeleri devlet kapasitesini artırma işlevi görmektedir. Devlet kurma, yalnızca güvenliğin sağlanmasını değil, aynı zamanda kamu kurumlarının kapasitesinin artırılmasını ve siyasal meşruluğun kurulmasını içeren uzun vadeli bir süreçtir (Fukuyama, 2004). Devlet kurma yazını, kırılgan ve çatışma sonrası toplumlarda merkezi otoritenin güçlendirilmesini, kurumsal kapasitenin kurulması ve güvenliğin sürdürülebilir biçimde sağlanmasını temel hedefler arasında görmektedir (Fukuyama, 2004; Paris ve Sisk, 2009). Devletin başarısızlığı, yalnızca güvenlik eksikliğiyle değil, siyasal meşruluk, kurumsal kapasite ve ulusal birlik alanlarındaki yapısal sorunlarla ilişkilidir (Rotberg, 2004).

Kırılgan Devletler ve Ulusal Birlik Yazını

Son dönem yazında “başarısız devlet” kavramı yerine, kırılganlık, parçalanmış otorite ve yönetişim kapasitesi eksikliği gibi daha açıklayıcı kavramların kullanımı öne çıkmaktadır (Call, 2011; OECD, 2018). Kırılgan veya çatışma sonrası devletlerde ulusal birliği sağlamak, parçalanmış yapıları bütünleştirmek ve iç çatışmaları azaltmak kritik önemdedir. Türkiye’nin etkinlikleri, bu ülkelerde yerel yapıları merkezi yönetimle bütünleştirme ve ulusal birliği güçlendirme hedefiyle doğrudan ilişkilidir. Sudan’da merkezi yönetimin desteklenmesi ve yerel otoritelerle iş birliği bu yaklaşımı yansıtır. Mali ve Çad’da devlet kurumlarının kapasite geliştirilmesi ve güvenlik güçlerinin eğitimi bu kuramsal çerçeveyle paraleldir. Rotberg’e göre başarısız ya da kırılgan devletler, temel kamu hizmetlerini sunma ve ulusal birliği sürdürebilme kapasitesinden yoksun yapılar olarak tanımlanmaktadır (Rotberg, 2004). Kırılgan devletler, siyasal meşruluk, güvenlik ve ekonomik kapasite alanlarında eş zamanlı zayıflıklar sergileyen ülkeler olarak tanımlanmaktadır (OECD, 2018).

Yumuşak Güç ve Diplomasi Kuramları

Joseph Nye’nin yumuşak güç (soft power) kavramı çerçevesinde kültürel, eğitimsel ve insancıl yardım etkinlikleri, bir ülkenin diğer ülkeler nezdinde olumlu imaj ve güven oluşturmasını sağlar. Türkiye’nin Afrika’da yürüttüğü eğitim, sağlık ve altyapı projeleri, sadece insancıl yardım amacı taşımamakta, aynı zamanda diplomatik ve kültürel etkisini artırmaktadır. Somali’deki hastane ve okul projeleri, Türkiye’nin güvenilir bir partner olarak algılanmasını güçlendirmektedir. Devlet kurma süreçleri, dış aktörlerin güvenlik, yönetişim ve kalkınma alanlarını aynı anda ele almasını gerektiren çok boyutlu müdahaleler olarak ele alınmaktadır (Paris ve Sisk, 2009). Bu çerçevede Türkiye’nin Afrika’daki etkililiği, yalnızca sert güç unsurlarıyla değil, aynı zamanda insancıl yardım, kalkınma işbirliği, eğitim ve kültürel etkileşim gibi araçlar üzerinden yumuşak güç (soft power) kapasitesini de seferber etmektedir. Nye’ın tanımladığı biçimiyle yumuşak güç, bir aktörün diğerlerini zorlamadan, cazibe ve meşruluk yoluyla etkileme kapasitesine işaret etmektedir (Nye, 2004). Ancak bu çalışma, Türkiye örneğinin klasik yumuşak güç tartışmalarının ötesine geçtiğini ve bu araçların, kırılgan devlet bağlamlarında devlet kurma sürecini destekleyici tamamlayıcı unsurlar olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, yumuşak güç ile güvenlik ve kurumsal kapasite oluşturulmasını birleştiren hibrit bir etki modeli olarak değerlendirilebilir.

ÇÖZÜMLEME VE BULGULAR

Bu bölümde, Türkiye’nin Afrika’daki devlet kurma ve ulusal birlik destekleme stratejisi, Libya, Sudan, Somali, Mali ve Çad örnekleri üzerinden çözümlenmektedir. Çalışma, beş işlev alanı (diplomasi, ekonomi, kalkınma/insancıl yardım, askeri destek ve devlet kurma/ulusal birlik) temelinde yürütülmüştür.

Genel Değerlendirme

Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri, ülkeden ülkeye farklı yoğunluklar göstermektedir. Libya, askeri destek ve devlet kurma işlevlerinde en yüksek yoğunluğa sahipken, Somali kalkınma ve devlet kurma alanında öne çıkmaktadır. Sudan, diplomasi ve ekonomik yatırımlar açısından Türkiye’nin güçlü olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Mali ve Çad, Türkiye’nin etkisinin görece sınırlı olduğu ancak merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve devlet kurma işlevlerinin gözlemlendiği ülkeler olarak tanımlanabilir.

Aşağıda yer alan Çizelge 1 genel bir özet olarak Türkiye’nin araştırma kapsamında yer alan ülkelerde yürütmekte olduğu çalışmalar hakkında genel bilgiler vermektedir.

Çizelge 1:

 

Türkiye’nin Afrika Dış Siyasası

Ülke

Diplomasi / Siyasal Destek

Ekonomi / Ticaret

Kalkınma / İnsancıl Yardım

Askeri / Güvenlik

Devlet Kurma / Ulusal Birlik

Libya

Trablus merkezli UMH’ye siyasal destek, uluslararası diplomasi girişimleri

İnşaat, enerji ve altyapı projeleri, özel sektör yatırımları

TİKA ve Türk Kızılay’ı ile sağlık, su altyapısı, eğitim projeleri, savaş mağdurlarına yardım

UMH’ye askeri eğitim, danışmanlık, bazı doğrudan müdahaleler, silah ve lojistik desteği

Merkezi hükümeti güçlendirme, iç çatışmaları azaltma, parçalanmış yapıları bütünleştirerek ulusal birliği sağlama

Sudan

Uzun vadeli diplomatik ilişkiler, siyasal iş birliği

Tarım, inşaat, konut ve altyapı projeleri, ticaret (hayvancılık, gıda, tekstil)

TİKA ile sağlık merkezleri, okullar, mesleksel eğitim; burs ve eğitim programları

Sınırlı askeri eğitim ve güvenlik iş birliği, barış koruma destekleri

Devlet kurumlarını güçlendirme, merkezi yönetimi destekleme, ulusal bütünlüğü koruma, yerel yapıları bütünleştirme

Somali

Türkiye-Somali ilişkilerinde güçlü diplomasi ve kriz yönetimi

Altyapı ve inşaat projeleri: havaalanı, liman, hastane; Türk firmaları yatırımları

Sağlık, eğitim, gıda yardımı, mesleksel eğitim programları; büyük hastane ve okul yapımı

Askeri eğitim programları, polis ve güvenlik güçlerine destek; doğrudan müdahale yok

Merkezi hükümeti destekleme, güvenlik ve altyapı projeleriyle ulusal birliği güçlendirme, devlet kapasitesini artırma

Mali

Diplomatik destek ve kriz yönetimi, BM ve Afrika Birliği çerçevesinde iş birliği

Tarım ve altyapı projeleri, bazı Türk şirketleri yatırımları

TİKA ve Kızılay ile eğitim, sağlık, gıda yardımı

Askeri eğitim, güvenlik güçleri kapasite geliştirme, barış koruma desteği

Merkezi hükümeti güçlendirme, yerel yönetimleri bütünleştirme, ulusal birliği koruma

Çad

Diplomatik temas ve siyasal iş birliği

Tarım, su projeleri ve altyapı yatırımları

Eğitim, sağlık ve mesleksel eğitim projeleri

Askeri eğitim ve kapasite geliştirme

Merkezi otoriteyi güçlendirme, devlet kurumlarını destekleme, ulusal bütünlüğü sağlama

Gambiya

Türkiye, Gambiya ile ikili diplomatik ilişkileri yürütmüş, üst düzey ziyaretler ve anlaşmalarla siyasal bağları güçlendirmiştir.

Ekonomik etkinlikler sınırlıdır; tarım ve altyapı projeleri ile sınırlı ticari iş birlikleri yürütülmüştür.

Kalkınma projeleri sınırlı düzeyde olup, eğitim ve sağlık alanında bazı küçük ölçekli girişimler yapılmıştır.

Türkiye, Gambiya’da jandarma ve askeri eğitim tesisleri kurmuş, güvenlik kapasitesini geliştirmiştir; askeri işlev en baskın alandır.

Devlet kurma ve ulusal birlik işlevi orta düzeyde olup, Türkiye’nin katkısı daha çok güvenlik ve kapasite geliştirme üzerinden gerçekleşmiştir.

 

Yukarıdaki çizelgeye göre, Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri, ülkeden ülkeye farklı yoğunluklar göstermektedir. Libya, askeri destek ve devlet kurma işlevlerinde en yüksek yoğunluğa sahipken, Somali kalkınma ve devlet kurma alanında öne çıkmaktadır. Sudan, diplomasi ve ekonomik yatırımlar açısından Türkiye’nin güçlü olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Mali ve Çad, Türkiye’nin etkisinin görece sınırlı olduğu ancak merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve devlet kurma işlevlerinin gözlemlendiği ülkeler olarak tanımlanabilir.

Aşağıda verilen Çizelge 2’de ise radar grafiği yer almaktadır. Radar grafiği, bu farklılıkları görsel olarak ortaya koymaktadır. Her ülke beş işlev alanı üzerinden değerlendirilmiş ve etkinlik yoğunlukları 1-5 ölçeği ile puanlanmıştır.

Radar Grafiği Üzerinden Karşılaştırma

Çizelge 2:

 

Genel Karşılaştırmalı Tablo

Ülke

Diplomasi

Ekonomi

Kalkınma

Askeri

Devlet Kurma

Libya

5

4

3

5

5

Sudan

4

4

4

2

4

Somali

5

4

5

3

5

Mali

4

3

4

3

4

Çad

3

3

3

3

3

Gambiya

3

2

2

5

3

 

LİBYA

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Libya, 2011 Arap Baharı sonrası iç savaş ve siyasal parçalanma yaşayan kırılgan bir devlettir. Ülke, Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Tobruk merkezli karşı yönetim arasında bölünmüştür. Merkezi otoritenin zayıflığı, milislerin ve yerel güçlerin etkinliği ulusal birliği tehdit etmektedir. Türkiye, 2014 sonrası Libya’daki bu kırılgan ortamda UMH’yi destekleyerek hem bölgesel kararlılığı hem de kendi stratejik çıkarlarını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Libya örneği, dış aktörlerin askeri ve siyasal müdahalelerinin devlet kurma süreçleri üzerindeki belirleyici etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır (Pack, 2013).

Diplomasi / Siyasal Destek (Yoğunluk: 5/5)

Türkiye, UMH ile diplomatik bağlarını güçlendirmiş, uluslararası alanda Trablus yönetimini desteklemiştir. 2019’da Türkiye-UMH arasında imzalanan Deniz Yetki Anlaşması ve Güvenlik İş Birliği Anlaşmaları diplomatik etkinin somut örnekleridir. Türkiye’nin BM ve AB nezdindeki diplomatik girişimleri Libya’daki çatışmaların çözümüne katkı sağlamayı amaçlamıştır.

Ekonomi / Ticaret (Yoğunluk: 4/5)

Türk firmaları, enerji, inşaat ve altyapı projelerinde etkili rol oynamaktadır. Liman restorasyonu, elektrik şebekesi onarımı ve konut projeleri, ekonomik ilişkilerin temel örneklerindendir. Ticari etkinlikler, Türkiye’nin Libya’da uzun vadeli ekonomik çıkarlarını güvence altına alma stratejisi ile uyumludur.

Kalkınma / İnsancıl Yardım (Yoğunluk: 3/5)

TİKA ve Türk Kızılay’ı, sağlık, su altyapısı ve eğitim projelerini yürütmektedir. Savaş mağdurları ve göçmenler için insancıl yardım programları uygulanmaktadır. Kalkınma etkinlikleri askeri ve diplomatik destek kadar yoğun değildir, ancak devlet kurma işlevine dolaylı katkı sağlamaktadır.

Askeri / Güvenlik (Yoğunluk: 5/5)

Türkiye, UMH’ye askeri danışmanlık ve eğitim vermektedir. Lojistik ve silah desteği sağlanmış ve bazı durumlarda doğrudan müdahaleler gerçekleşmiştir. Askeri destek, Libya’daki siyasal ve stratejik etkisini artıran en önemli unsur olmuştur.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik (Yoğunluk: 5/5)

Türkiye’nin müdahaleleri, merkezi hükümeti güçlendirme ve milisler ile yerel aktörler arasındaki parçalanmış yapıları bütünleştirme işlevi görmüştür. Ulusal birliğin korunması ve devlet kurumlarının kapasitesinin artırılması stratejik önceliktir.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Libya, Türkiye’nin askeri ve devlet kurma öncelikli stratejik alanıdır. Diplomasi ve ekonomik yatırımlar destekleyici işlev görmektedir. Kırılgan devlet yapısı, Türkiye’nin müdahale ve destek kapasitesinin sınırlarını ve risklerini de beraberinde getirmektedir.

SUDAN

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Sudan, uzun süren iç çatışmalar, siyasal krizler ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle kırılgan bir devlet olarak tanımlanır. 2019’da Ömer el-Beşir’in devrilmesinin ardından geçiş süreci başlatılmış, ancak siyasal kararsızlık ve askeri ve sivil gerilimler devam etmektedir. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve stratejik bağlarını kullanarak merkezi yönetimi güçlendirme ve devlet kurumlarının kapasitesini destekleme yönünde etkinlik göstermektedir.

Diplomasi / Siyasal Destek (Yoğunluk: 4/5)

Türkiye, Sudan ile uzun vadeli diplomatik ilişkiler yürütmektedir. Özellikle geçiş sürecinde barış ve kararlılığın sağlanması için girişimlerde bulunmuştur. İkili anlaşmalar ve üst düzey ziyaretler diplomatik bağların güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Türkiye, BM ve Afrika Birliği çerçevesinde Sudan’ın uluslararası platformlardaki temsilini desteklemektedir.

Ekonomi / Ticaret (Yoğunluk: 4/5)

Türk firmaları tarım, inşaat, konut ve altyapı sektörlerinde etkinlik göstermektedir. Hayvancılık, gıda ve tekstil alanlarında ticari ilişkiler gelişmiş ve uzun vadeli iş birlikleri kurulmuştur. Ekonomik projeler hem Sudan’ın kalkınmasına katkı sağlamakta hem de Türkiye’nin bölgesel ekonomik etkisini artırmaktadır.

Kalkınma / İnsancıl Yardım (Yoğunluk: 4/5)

TİKA, Türk Kızılay’ı ve STK’lar aracılığıyla sağlık merkezleri, okullar ve mesleksel eğitim programları yürütülmektedir. Burs programları ile Sudanlı öğrencilere eğitim desteği sağlanmakta ve altyapı ve su projeleri uygulanmaktadır. Bu projeler, devlet kurma ve ulusal birlik işlevlerini dolaylı olarak desteklemektedir.

Askeri / Güvenlik (Yoğunluk: 2/5)

Türkiye’nin askeri etkinliği sınırlıdır. Barış koruma destekleri ve askeri eğitim programları ile güvenlik kapasitesi artırılmaktadır, ancak doğrudan müdahale veya silah desteği neredeyse yoktur.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik (Yoğunluk: 4/5)

Merkezi hükümeti güçlendirme ve yerel yönetimlerle bütünleştirme çabaları ön plandadır. Türkiye’nin diplomasi, kalkınma ve sınırlı askeri desteği, ulusal bütünlüğün korunmasına katkı sağlamaktadır. Sudan, Türkiye’nin devlet kurma işlevini uyguladığı önemli bir ülke olmasına rağmen Libya ve Somali kadar kritik bir müdahale alanı değildir.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Sudan, diplomasi ve ekonomik işlevler açısından öncelikli bir ülke konumundadır. Kalkınma ve devlet kurma işlevleri orta düzeydedir ve askeri etkinlikler sınırlıdır. Türkiye’nin Sudan’daki çalışmaları, bölgesel kararlılığı desteklerken ekonomik ve diplomatik etkisini artırmayı hedeflemektedir.

SOMALİ

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Somali, 1990’lardan bu yana süregelen iç savaş ve merkezi otoritenin zayıflığı ile özellik kazanan kırılgan bir devlettir. Federal yapı ve yerel klan yönetimleri, ulusal birliğin sağlanmasını zorlaştırmaktadır. Türkiye, özellikle 2011’deki kuraklık ve insancıl kriz sonrasında Somali ile ilişkilerini yoğunlaştırmış ve merkezi hükümeti destekleme ve devlet kurumlarının kapasitesini artırma yönünde etkili bir siyasa izlemiştir. Somali’de yürütülen güvenlik ve barış operasyonları, merkezi otoritenin yeniden kurulmasında dış aktörlerin rolünü göstermesi açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır (Williams, 2018).

Diplomasi / Siyasal Destek (Yoğunluk: 5/5)

Türkiye, Somali ile diplomatik bağlarını güçlü tutmaktadır. Başkent Mogadişu’da büyükelçilik ve yüksek düzeyli siyasal ziyaretler ile ilişkiler sürekli geliştirilmiştir. Türkiye, BM ve Afrika Birliği platformlarında Somali’nin çıkarlarını destekleyerek uluslararası görünürlüğünü artırmıştır. Diplomatik girişimler, insancıl yardım ve kalkınma projeleriyle bütünleşik bir stratejinin parçasıdır.

Ekonomi / Ticaret (Yoğunluk: 4/5)

Türk firmaları altyapı, inşaat ve enerji projelerinde etkili rol oynamaktadır. Mogadişu Havalimanı restorasyonu, liman ve hastane projeleri ekonomik etkilerin somut örneklerindendir. Ticari yatırımlar hem Somali’nin kalkınmasına hem de Türkiye’nin bölgedeki ekonomik etkisinin artmasına hizmet etmektedir.

Kalkınma / İnsancıl Yardım (Yoğunluk: 5/5)

TİKA ve Türk Kızılay’ı aracılığıyla sağlık, eğitim ve gıda yardımı projeleri yürütülmektedir. Büyük hastane ve okul projeleri, mesleksel eğitim programları ve altyapı çalışmaları devlet kapasitesini artırmaktadır. İnsancıl yardımlar hem halk nezdinde güven oluşturmakta hem de devlet kurma işlevini desteklemektedir.

Askeri / Güvenlik (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye, Somali güvenlik güçlerine ve polise eğitim ve danışmanlık desteği vermektedir. Doğrudan askeri müdahale yoktur, ancak kapasite geliştirme etkinlikleri güvenlik altyapısını güçlendirmektedir.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik (Yoğunluk: 5/5)

Türkiye’nin desteklediği altyapı, eğitim ve sağlık projeleri, merkezi hükümetin kapasitesini artırmakta ve federal yapıyı merkezi otorite ile bütünleştirmektedir. Ulusal birliğin güçlendirilmesi, Türkiye’nin Somali’deki stratejik önceliğidir. Kalkınma ve diplomasi ile bütünleşmiş devlet kurma işlevi, Somali’yi Türkiye’nin en kritik odak noktalarından biri yapmaktadır.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Somali, devlet kurma ve kalkınma odaklı stratejik bir ülke olarak öne çıkmaktadır. Diplomasi ve ekonomik yatırımlar destekleyici işlevler görmektedir. Türkiye’nin Somali’deki etkinlikleri, kırılgan devletlerin merkezi otoritesini güçlendirme ve ulusal birliği sağlama stratejisinin başarılı bir örneğidir.

MALİ

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Mali, özellikle 2012’deki kuzey ayaklanmaları ve devam eden güvenlik sorunları ile kırılgan bir devlet olarak sınıflandırılmaktadır. Merkezi hükümetin denetimi sınırlıdır ve cihatçı grupların etkililiği ulusal birliği tehdit etmektedir. Türkiye, Mali’de merkezi yönetimi destekleme, devlet kurumlarını güçlendirme ve kararlılığı artırma hedefiyle diplomasi, kalkınma ve sınırlı askeri kapasite geliştirme etkinlikleri yürütmektedir.

Diplomasi / Siyasal Destek (Yoğunluk: 4/5)

Türkiye, Mali ile ikili diplomatik ilişkilerini sürdürmekte ve geçiş süreçlerinde siyasal destek sağlamaktadır. BM ve Afrika Birliği çerçevesinde iş birlikleri, Mali’nin uluslararası platformlarda görünürlüğünü artırmakta ve Türkiye’nin diplomatik etkisini güçlendirmektedir. Yüksek düzeyli ziyaretler ve ikili anlaşmalar diplomatik bağları pekiştirmektedir.

Ekonomi / Ticaret (Yoğunluk: 3/5)

Türk firmaları tarım, altyapı ve bazı inşaat projelerinde etkinlik göstermektedir. Mali’deki ekonomik yatırımlar sınırlı olup, Türkiye’nin ekonomik etkisi diğer ülkeler kadar yoğun değildir. Ancak ticaret ve yatırım etkinlikleri, uzun vadede Türkiye’nin bölgesel ekonomik etkisini artırma stratejisi ile uyumludur.

Kalkınma / İnsancıl Yardım (Yoğunluk: 4/5)

TİKA ve Türk Kızılay’ı, eğitim, sağlık ve gıda yardımı projelerini yürütmektedir. Mesleksel eğitim programları ve altyapı çalışmaları devlet kapasitesini artırmakta ve merkezi yönetimin yetkinliğini desteklemektedir. İnsancıl yardımlar halk nezdinde güven oluşturmaya katkıda bulunmaktadır.

Askeri / Güvenlik (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye, Mali güvenlik güçlerine eğitim ve danışmanlık desteği vermektedir. Barış koruma ve kapasite geliştirme odaklı bu çalışmalar askeri müdahale içermemektedir. Güvenlik desteği, merkezi otoritenin ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik (Yoğunluk: 4/5)

Merkezi hükümeti destekleme, yerel yönetimleri merkezi hükümetle bütünleştirme ve ulusal birliği güçlendirme etkinlikleri ön plandadır. Türkiye’nin diplomasi, kalkınma ve sınırlı askeri desteği Mali’de devlet kurma işlevini desteklemektedir.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Mali, Türkiye için diplomasi ve devlet kurma işlevlerinin öne çıktığı bir Batı Afrika ülkesi olarak değerlendirilebilir. Kalkınma ve güvenlik çalışmaları, stratejik öncelikleri destekleyici niteliktedir. Türkiye’nin etkinlikleri kırılgan bir devletin merkezi otoritesini güçlendirme ve ulusal birliği sağlama hedefine hizmet etmektedir.

ÇAD

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Çad, Sahra ve Sahel bölgesinde stratejik öneme sahip olmasına rağmen siyasal kararlılığı sınırlı bir ülkedir. Merkezi yönetim güçlü olmakla birlikte, kuzey ve doğu bölgelerinde güvenlik sorunları ve yerel çatışmalar devam etmektedir. Türkiye, Çad ile diplomasi ve kalkınma etkinlikleri üzerinden merkezi otoriteyi destekleme, devlet kurumlarını güçlendirme ve ulusal bütünlüğü koruma hedefi gütmektedir.

Diplomasi / Siyasal Destek (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye, Çad ile ikili ilişkiler yürütmekte ve diplomatik temaslarını sürdürmektedir. Üst düzey ziyaretler ve ikili anlaşmalar aracılığıyla siyasal iş birliği geliştirilmiştir. Diplomasi, Türkiye’nin bölgesel etki ve kararlılık sağlama hedefinin bir parçasıdır, ancak Libya veya Somali kadar yoğun değildir.

Ekonomi / Ticaret (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye, Çad’da tarım, su projeleri ve altyapı yatırımlarına odaklanmaktadır. Ticari etkinlikler sınırlı olup uzun vadeli ekonomik çıkarların desteklenmesi yönünde yürütülmektedir. Türkiye’nin ekonomik etkisi diğer Afrika ülkelerine oranla daha orta düzeydedir.

Kalkınma / İnsancıl Yardım (Yoğunluk: 3/5)

TİKA ve Türk Kızılay’ı aracılığıyla eğitim, sağlık ve mesleksel eğitim projeleri yürütülmektedir. İnsancıl yardımlar ve altyapı projeleri sınırlı ölçeklidir ancak devlet kapasitesini desteklemektedir. Bu çalışmalar halk nezdinde güven oluşturma ve devlet kurma işlevine katkı sağlamaktadır.

Askeri / Güvenlik (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye, Çad güvenlik güçlerine eğitim ve kapasite geliştirme desteği sunmaktadır. Doğrudan müdahale yoktur ve askeri destek sınırlı ve daha çok kapasite geliştirmeye yöneliktir.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik (Yoğunluk: 3/5)

Türkiye’nin çalışmaları, merkezi otoriteyi güçlendirme ve devlet kurumlarını destekleme üzerine odaklanmaktadır. Ulusal birliği koruma çabaları sınırlı düzeyde olsa da diplomasi ve kalkınma projeleriyle desteklenmektedir.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Çad, Türkiye’nin orta düzeyde stratejik ilgi gösterdiği Batı Afrika ülkesi olarak öne çıkmaktadır. Diplomasi, kalkınma ve devlet kurma işlevleri dengeli bir şekilde uygulanmaktadır. Askeri ve ekonomik etkiler sınırlıdır. Türkiye’nin Çad’daki etkinlikleri, bölgesel kararlılığı destekleme ve merkezi yönetimi güçlendirme amacına hizmet etmektedir.

GAMBİYA

Genel Durum ve Kırılganlık Çözümlemesi

Gambiya, Batı Afrika’da küçük ve kırılgan bir devlettir. 1990’lardan sonra askeri yönetim ve ardından demokratik geçiş süreçleri yaşanmıştır. Merkezi otoritenin kapasitesi sınırlı olup, güvenlik ve kolluk güçlerinin çağdaşlaştırılması kritik önemdedir. Türkiye, Gambiya’da güvenlik kapasitesini artırma ve jandarma/askeri eğitim desteği sağlama amacıyla uzun yıllardır etkili rol oynamaktadır. Güvenlik sektörü reformu, yalnızca silahlı kuvvetleri değil, polis ve jandarma gibi kolluk kuvvetlerini de kapsayan bütüncül bir kurumsal dönüşümü ifade etmektedir (Bryden ve Hanggi, 2004). Güvenlik ve insancıl müdahaleler, devlet kapasitesinin zayıf olduğu ülkelerde uzun vadeli kararlılığın sağlanması açısından birbirini tamamlayan araçlar olarak değerlendirilmektedir (Weiss, 2018).

Diplomasi / Siyasal Destek

Türkiye, Gambiya ile ikili diplomatik ilişkilerini sürdürmüş, üst düzey ziyaretler ve anlaşmalarla siyasal bağları güçlendirmiştir. BM ve Afrika Birliği çerçevesinde Gambiya’nın uluslararası görünürlüğünü desteklemiştir. Diplomasi, Türkiye’nin bölgesel etki ve güvenlik stratejisinin bir parçasıdır. Güvenlik sektörü reformu, yalnızca silahlı kuvvetlerin eğitilmesini değil, kolluk kuvvetlerinin kurumsallaşmasını ve sivil-asker ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini de kapsamaktadır (Bryden ve Hanggi, 2004). Kolluk kuvvetlerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, özellikle kırılgan devletlerde ulusal birliğin korunması açısından kritik bir işlev görmektedir (Weiss, 2018).

Ekonomi / Ticaret

Türkiye’nin Gambiya’daki ekonomik etkisi sınırlıdır. Tarım ve altyapı projeleri ile sınırlı ticari etkinlikler yürütülmektedir. Ekonomik yatırımlar, uzun vadede Türkiye’nin bölgesel etki stratejisi ile uyumludur.

Kalkınma / İnsancıl Yardım

TİKA ve Türk Kızılay’ı aracılığıyla bazı eğitim ve sağlık projeleri yürütülmüştür. Kalkınma projeleri küçük ölçekli olup daha çok güvenlik ve kapasite geliştirme çalışmalarını destekleyici niteliktedir.

Askeri / Güvenlik

Türkiye, Gambiya’da jandarma eğitim tesisleri kurmuş ve güvenlik güçlerini örgütlemiştir. Eğitim programları Gambiya Silahlı Kuvvetleri ve polis örgütünü çağdaşlaştırma ve kapasite geliştirme üzerine odaklanmıştır. Bu alan, Türkiye’nin Gambiya’daki en baskın etkinlik alanıdır.

Devlet Kurma / Ulusal Birlik

Türkiye’nin katkısı, daha çok güvenlik ve kapasite geliştirme üzerinden gerçekleşmiştir. Merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve güvenlik altyapısının çağdaşlaştırılması, ulusal birliği destekleyen kritik unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Stratejik Değerlendirme ve Öncelikler

Gambiya, Türkiye’nin Afrika’daki askeri ve güvenlik odaklı öncelikli ülkelerinden biridir. Diplomasi ve devlet kurma işlevleri orta düzeyde, ekonomi ve kalkınma etkinlikleri sınırlıdır. Türkiye’nin Gambiya’daki çalışmaları, özellikle jandarma ve askeri kapasite geliştirme bağlamında başarılı ve uzun vadeli bir örnek oluşturmaktadır.

GENEL SENTEZ VE STRATEJİK ÇIKAR ÇÖZÜMLEMESİ

Stratejik Önceliklerin Dağılımı

Devlet Kurma ve Ulusal Birlik: Türkiye’nin en baskın etkinlik gösterdiği alan Libya ve Somali’dir. Bu ülkelerde merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve parçalanmış yapıları bütünleştirme öncelikli hedef olmuştur. Sudan ve Mali’de ise devlet kurma işlevi orta düzeyde, Çad’da sınırlı, Gambiya’da ise güvenlik odaklıdır.

Askeri / Güvenlik: Libya ve Gambiya, Türkiye’nin askeri kapasite geliştirme ve müdahale alanındaki öncelikli ülkeleri olarak öne çıkmaktadır. Somali ve Mali’de askeri destek sınırlı ve kapasite geliştirmeye yöneliktir. Sudan ve Çad’da ise sınırlı düzeyde uygulama vardır.

Diplomasi ve Ekonomi: Sudan, Mali ve Somali’de diplomasi ve ekonomik ilişkiler Türkiye’nin öncelik verdiği alanlardır. Gambiya ve Çad’da diplomasi ve ekonomi sınırlı düzeydedir.

Bölgesel Stratejik Farklılıklar

Kuzey ve Doğu Afrika (Libya, Sudan, Somali): Türkiye’nin hem devlet kurma hem diplomasi ve kalkınma etkinliklerinin daha yoğun olduğu bir bölgedir. Libya’da askeri ve devlet kurma işlevi baskın iken Somali’de kalkınma ve devlet kurma ön plandadır ve Sudan’da diplomasi ve ekonomik yatırım öne çıkmaktadır.

Batı Afrika (Mali, Çad, Gambiya): Türkiye’nin etkisi daha dengeli ve sınırlıdır. Mali ve Çad’da diplomasi, kalkınma ve devlet kurma etkinlikleri orta düzeydedir ve Gambiya’da askeri kapasite geliştirme odaklı bir strateji uygulanmıştır.

Türkiye’nin Güçlü ve Zayıf Yönleri

Güçlü Yönler: Kırılgan ve parçalanmış devletlerde merkezi otoriteyi güçlendirme kapasitesi, kalkınma, sağlık ve eğitim projeleri ile yumuşak güç aracılığıyla uzun vadeli etki oluşturma ve güvenlik ve askeri kapasite geliştirme konusundaki deneyimlerin (özellikle Libya ve Gambiya örneklerinde) güçlü yönler olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

Zayıf Yönler / Sınırlamalar: Ekonomik yatırımların bazı Batı Afrika ülkelerinde sınırlı kalması, diplomasi ve devlet kurma işlevlerinin bazı ülkelerde (Çad, Gambiya) orta veya sınırlı düzeyde olması ve askeri müdahale kapasitesinin bazı ülkelerde (Sudan, Mali, Çad) sınırlı olması zayıflık alanları olarak görülmektedir

Stratejik Çıkar ve Geleceğe Bakış

Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri, kırılgan devletlerin kararlılığını sağlama, merkezi otoriteyi güçlendirme ve ulusal birliği destekleme ekseninde şekillenmiştir. Gelecekte Türkiye, Batı Afrika’da diplomasi ve ekonomik yatırımları artırarak, Doğu ve Kuzey Afrika’daki devlet kurma başarılarını Batı’ya yayabilir. Güvenlik ve askeri kapasite geliştirme alanında Gambiya örneği Türkiye’nin lokal güvenlik güçlerini eğiterek uzun vadeli stratejik etki oluşturma modelini göstermektedir.

SONUÇ VE SİYASA ÖNERİLERİ

Genel Sonuçlar

Bu çalışma, Türkiye’nin Afrika’da özellikle kırılgan ve parçalanmış devletler üzerinde yürüttüğü etkinliklerin klasik diplomasi ve kalkınma yardımı çerçevesini aştığını ortaya koymaktadır. Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya örnekleri birlikte ele alındığında Türkiye’nin yalnızca ikili ilişkiler geliştiren bir aktör değil, devlet kurma (state-building) ve ulusal birliği destekleme işlevi üstlenen ve gerektiğinde askeri ve güvenlik kapasitesi oluşturan çok boyutlu bir aktör olduğu görülmektedir. Bu yönüyle Türkiye’nin Afrika siyasası, Batılı müdahaleci modellerden ve yalnızca ekonomik etki arayışına dayalı yaklaşımlardan belirgin biçimde ayrılmaktadır. Türkiye’nin Afrika siyasası, diplomasi, kalkınma yardımı ve insancıl yardım araçlarını bir arada kullanan çok boyutlu bir dış siyasa yaklaşımı olarak şekillenmiştir (Özkan, 2010). Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri, Batı merkezli devlet kurma yaklaşımlarından ayrışarak, yerel kapasiteyi ve ulusal birliği önceleyen bağlama duyarlı bir model sunmaktadır (Fukuyama, 2004; Donelli, 2021).

Devlet Kurma İşlevinin Merkeziliği

Çalışmanın temel bulgularından biri, Türkiye’nin özellikle Libya ve Somali’de açık biçimde, Sudan ve Mali’de ise dolaylı olarak devlet kurma işlevi üstlendiğidir. Bu işlev merkezi otoritenin güçlendirilmesi, güvenlik sektörünün yeniden yapılandırılması, parçalanmış siyasal ve toplumsal yapıların bütünleştirilmesi ve ulusal birliğin korunması ve sürdürülmesi üzerinden somutlaşmaktadır. Gambiya örneği ise bu sürecin mikro ölçekte, özellikle jandarma ve kolluk kuvvetlerinin örgütlenmesi yoluyla nasıl uygulanabildiğini göstermektedir. Türkiye’nin Afrika’ya açılımı, klasik ekonomik çıkar odaklı yaklaşımlardan farklı olarak siyasal ve toplumsal ilişkileri de önceleyen bir çerçeve sunmaktadır (Akgün ve Özkan, 2015).

Askeri ve Güvenlik Boyutunun Rolü

Türkiye’nin Afrika’daki etkinliklerinde askeri boyut, genellikle devlet kurma sürecinin tamamlayıcı unsuru olarak ortaya çıkmaktadır: Libya’da doğrudan askeri destek ve müdahale, Somali ve Mali’de güvenlik kapasitesi geliştirme ve Gambiya’da jandarma örgütünün eğitimi ve kurumsallaştırılması. Türkiye’nin güvenliği yalnızca “sert güç” olarak değil, kurumsal ve sürdürülebilir bir kapasite olarak ele aldığını göstermektedir. Bu durum, Türkiye’yi Afrika’da “askeri varlık kuran” değil, “yerel güvenlik aygıtlarını kuran” bir aktör konumuna yerleştirmektedir.

Bölgesel Farklılaşma ve Esnek Strateji

Çözümleme, Türkiye’nin Afrika’da tek tip bir siyasa izlemediğini ortaya koymaktadır: Kuzey ve Doğu Afrika’da (Libya, Somali, Sudan) daha derin ve çok katmanlı müdahaleler, Batı Afrika’da (Mali, Çad) daha sınırlı ama dengeli ‘diplomasi-kalkınma-güvenlik’ yaklaşımı ve Gambiya’da ise neredeyse saf bir güvenlik ve kolluk kapasitesi modeli uygulanmıştır. Bu durum, Türkiye’nin bağlama duyarlı ve esnek bir Afrika stratejisi geliştirdiğini göstermektedir.

Siyasa Önerileri

Çalışmanın bulgularına dayanarak şu öneriler geliştirilebilir:

Devlet kurma işlevi açık bir kavramsal çerçeveye oturtulmalıdır.

Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri artık yalnızca “yardım” ya da “iş birliği” olarak değil, bilinçli bir devlet kurma stratejisi olarak tanımlanmalıdır.

Güvenlik sektörü reformu Türkiye’nin güçlü alanı olarak kurumsallaştırılmalıdır.

Gambiya örneği, başka kırılgan devletler için model durumuna getirilebilir.

Batı Afrika’da ekonomik ve kalkınma boyutu güçlendirilmelidir.

Mali ve Çad gibi ülkelerde askeri ve diplomatik çabaların ekonomik yatırımlarla desteklenmesi kalıcılığı artıracaktır.

Türkiye’nin Afrika yaklaşımı diplomasi yazınına özgün bir katkı olarak sunulmalıdır.

Bu model ne Batı tipi liberal müdahaleciliğe ne de yalnızca çıkar odaklı güç siyasalarına uymaktadır. Kendine özgü bir “Türk tipi devlet kurma yaklaşımı” ortaya çıkmaktadır.

GENEL DEĞERLENDİRME

Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye’nin Afrika’daki yükümlenmelerini klasik dış yardım, kalkınma iş birliği ya da dar anlamda güvenlik desteği kategorileriyle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Libya, Sudan, Somali, Mali, Çad ve Gambiya örnekleri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin kırılgan ve parçalanmış devlet bağlamlarında merkezi otoritenin yeniden kurulmasını, ulusal birliğin korunmasını ve güvenliğin kurumsallaştırılmasını önceleyen bir devlet kurma modeli geliştirdiği görülmektedir. Bu yönüyle Türkiye, güvenliği yalnızca askeri bir çıktı olarak değil, devlet kapasitesinin kurucu bir bileşeni olarak ele alan bir yaklaşım sergilemektedir.

Çalışmanın bulguları, Türkiye’nin Afrika siyasasının Batı merkezli liberal devlet kurma modellerinden ayrıştığını ve bağlama duyarlı, aşamalı ve yerel kurumsal kapasiteyi önceleyen bir devlet kurma yaklaşımı seçeneği sunduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, diplomasi, kalkınma ve askeri araçların birbirinden bağımsız değil, birlikte ve tamamlayıcı biçimde kullanıldığı bütüncül bir stratejik çerçeveye dayanmaktadır. Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, bu bağlamda, insancıl diplomasi ile stratejik yükümlenmeler arasında denge kuran özgün bir dış siyasa biçimi olarak değerlendirilebilir (Donelli, 2021). Kuramsal açıdan çalışma, devlet kurma yazınında ağırlıklı olarak Batılı müdahaleler üzerinden şekillenen çözümlemelere, orta ölçekli ve yükselen bir aktörün deneyimlerini katmaktadır. Böylece Türkiye örneği, devlet kurma yazınına, askeri müdahalecilik ile edilgin yardımcılık ikilemini aşan, güvenlik, yönetişim ve kurumsal kapasiteyi eş zamanlı ele alan karşılaştırmalı bir katkı sunmaktadır.

Bu bağlamda Türkiye’nin Afrika’daki etkinlikleri, devlet kurma yazınında sıklıkla karşılaşılan “dışsal müdahale-yerel sahiplenme” gerilimini yumuşatan bir ara model olarak da okunabilir. Türkiye’nin yaklaşımı, liberal norm ihracı ya da kapsamlı rejim mühendisliği savı içermeksizin güvenlik sektörünün yeniden yapılandırılması, kamu otoritesinin kurulması ve temel devlet işlevlerinin işler kılınmasına odaklanmaktadır. Bu durum, Türkiye’yi ne klasik askeri müdahaleci aktörler ne de yalnızca insancıl yardım sağlayıcılar kategorisine yerleştirmekte, aksine, devlet kapasitesini aşamalı olarak güçlendirmeyi hedefleyen yararcı bir devlet kurma aktörü olarak konumlandırmaktadır. Böylece çalışma, devlet kurma yazınında Batı merkezli modellerin sınırlılıklarını görünür kılarken, farklı ve karşılaştırmalı bir çözümleme çerçevesinin geliştirilmesine katkı sunmaktadır.

Kaynakça

 

Akgün, B., ve Özkan, M. (2015). Turkey’s opening to Africa. Journal of Modern African Studies, 53(3), 407–433.

Bryden, A., ve Hanggi, H. (2004). Security Sector Reform: Institutions, Society and Good Governance. Münster: LIT Verlag.

Call, C. T. (2011). Beyond the “failed state”: Toward conceptual alternatives. European Journal of International Relations, 17(2), 303–326.

Donelli, F. (2021). Turkey’s involvement in Africa: Between humanitarian diplomacy and strategic engagement. Third World Quarterly, 42(6), 1237–1256.

Fukuyama, F. (2004). State-Building: Governance and World Order in the 21st Century. Ithaca: Cornell University Press.

Nye, J. S. (2004). Soft Power: The Means to Success in World Politics. New York: PublicAffairs.

OECD. (2018). States of Fragility 2018. Paris: OECD Publishing.

Özkan, M. (2010). Turkey’s Africa policy: A framework for analysis. Insight Turkey, 12(4), 93–107.

Pack, J. (Ed.). (2013). The 2011 Libyan Uprisings and the Struggle for the Post-Qadhafi Future. New York: Palgrave Macmillan.

Paris, R., ve Sisk, T. D. (2009). The Dilemmas of Statebuilding: Confronting the Contradictions of Postwar Peace Operations. London: Routledge.

Rotberg, R. I. (Ed.). (2004). When States Fail: Causes and Consequences. Princeton: Princeton University Press.

Weiss, T. G. (2018). Humanitarian Intervention. Cambridge: Polity Press.

Williams, P. D. (2018). Fighting for peace in Somalia: A history and analysis of the African Union Mission in Somalia (AMISOM). International Peacekeeping, 25(2), 257–284.

Hiç yorum yok: