Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

14 Aralık 2025 Pazar

 

CHP Gölge Kabinesinin Yapısal ve Siyasal Çözümlemesi

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

Öz

Bu çalışma, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından oluşturulan gölge kabine/siyasa kurulları yapılanmasını, klasik anlamda bir iktidar seçeneği ya da bakanlık provası olarak değil, muhalefetin mevcut siyasal rejim koşulları altında farklı bir devlet kapasitesi seçeneği üretme girişimi olarak ele almaktadır. Çözümleme, bireysel atamaların isabetliliğine odaklanmak yerine, siyasa kurullarının kurumsal işlevi, epistemik yeterliliği ve siyasal etki gizil gücünü incelemektedir. Bu çerçevede çalışma, siyasa alanlarına göre farklılaşan akademik üretim, profesyonel deneyim ve alan-uyum düzeylerini karşılaştırmalı bir çizelge ve kısa çözümleyici değerlendirmeler aracılığıyla ele almaktadır. Bulgular, muhalefetin bazı siyasa alanlarında görece güçlü bir teknik kapasiteye sahip olduğunu, bazı alanlarda ise kurumsal bilgi üretimi ve siyasa tasarımı bakımından yapısal sınırlılıklarla karşılaştığını göstermektedir. Çalışma, gölge kabinenin başarısının, bireysel yeterliliklerden çok, kurullar arası eş güdüm, tutarlı bir siyasal anlatı ve toplumsal eklemlenme kapasitesine bağlı olduğu sonucuna varmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Gölge kabine; muhalefet; devlet kapasitesi; siyasa kurulları; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; Türkiye siyaseti

 

Abstract

This article examines the shadow cabinet/policy councils established by the Republican People’s Party (CHP) not as a conventional rehearsal for executive power, but as an attempt by the opposition to generate alternative state capacity under the current political regime. Rather than assessing individual appointments in normative terms, the analysis focuses on the institutional function, epistemic competence, and political impact potential of the policy councils. Using a comparative table and short analytical assessments, the study evaluates variations across policy areas in terms of academic production, professional experience, and field alignment. The findings suggest that while the opposition demonstrates relatively strong technical capacity in certain policy domains, it faces structural limitations in others regarding institutionalized knowledge production and coherent policy design. The article concludes that the potential success of the shadow cabinet depends less on individual qualifications than on inter-council coordination, the construction of a consistent political narrative, and the ability to establish meaningful links with societal actors.

Key Words: Shadow cabinet; opposition politics; state capacity; policy councils; presidential system; Turkish politics

GİRİŞ

Bu çalışma, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından açıklanan gölge kabine/siyasa kurulları listesini, kişiler üzerinden tek tek değerlendirmekten çok, söz konusu yapılanmanın siyasal işlevi, kurumsal mantığı ve olası etki kapasitesi çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çözümleme, bu yapının klasik Westminster tipi bir gölge kabine olup olmadığı sorusundan hareketle, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bağlamında muhalefetin devlet kapasitesini nasıl yeniden kurmaya çalıştığını tartışmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi yüksek düzeyde merkezileşmiş yürütme modellerinde, siyasal iktidarın güçlenmesi çoğu zaman kurumsal denge ve uzmanlık mekanizmalarının zayıflaması pahasına gerçekleşmektedir (Levitsky ve Way, 2010; Mazzuca, 2010). Bu bölüm, CHP tarafından açıklanan gölge kabine/siyasa kurulları yapılanmasını, Türkiye’nin mevcut siyasal rejimi ve kamu yönetimi mimarisi bağlamında çözümlemeyi ve siyasal bir çerçeveye oturtmayı amaçlamaktadır. Değerlendirme, kişilerden çok kurumsal mantık, siyasal işlev ve muhalefetin devlet kapasitesi geliştirme savı üzerinden yürütülmektedir. Bu çalışma, devlet kapasitesi yazınından hareketle, gölge kabine yapılanmasını muhalefetin kurumsal ve epistemik kapasitesinin bir göstergesi olarak ele almaktadır (Mann, 1984; Evans, 1995).

 

Genel Çerçeve: Gölge Kabine mi, Siyasa Kurulları Vitrini mi?

 

CHP tarafından açıklanan bu yapılanma, klasik anlamda Westminster tipi bir “gölge kabine” modeline birebir karşılık gelmemektedir. Söz konusu modelde beklenen, iktidardaki her bakanlığa karşılık gelen, yürütme kapasitesi ve hiyerarşik bütünlüğü olan bir yürütme kadrosudur. Oysa CHP’nin açıkladığı yapı, yürütücülükten çok siyasa üretimi, eleştirel kapasite ve kamusal görünürlük üzerine kurulu, daha esnek ve çoğulcu bir örgütlenme niteliği taşımaktadır. Devlet kapasitesi, yalnızca iktidarda bulunan aktörlerin değil, aynı zamanda muhalefetin farklı kurumsal düşünce ve bilgi üretme yeteneğinin de bir göstergesi olarak ele alınmalıdır (Mann, 1984; Evans, 1995).

 

Bu çerçevede yapı, ağırlıklı olarak uzmanlık birikimi, milletvekilliği deneyimi ve parti içi dengelerin bir araya getirildiği bir “siyasa kurulları vitrini” olarak okunabilir. Amaç, doğrudan yönetme uygulamalarını simüle etmekten çok, mevcut iktidarın siyasa tercihlerine karşı sistemli, bilgi temelli ve süreklilik arz eden bir eleştirel çizgi oluşturmaktır. Bu yönüyle söz konusu yapılanma, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yüksek düzeyde merkezileşmiş yürütme mantığına karşı, “kurullar üzerinden farklı bir devlet aklı seçeneği” oluşturma denemesi olarak değerlendirilebilir.

Bu durum, başarı ölçütlerinin de klasik gölge kabine anlayışından farklı biçimde tanımlanmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla temel soru, bu isimlerin kısa vadede bakanlık koltuklarına ne ölçüde hazır olduğu değildir. Asıl belirleyici olan, bu kurulların kamuoyunda iktidarın siyasalarını tutarlı biçimde sorgulayan, teknik bilgiyle desteklenen ve süreklilik gösteren bir karşı anlatı üretip üretemeyeceğidir. Başka bir ifadeyle, bu yapılanmanın başarısı, yönetme kapasitesinden çok, siyasal ve entelektüel üstünlük savaşımına yapabileceği katkı üzerinden ölçülmelidir.

Amaçlar, Hedefler ve Başarım Ölçütleri

Bu tür bir gölge kabine ya da siyasa kurulları yapılanmasının değerlendirilmesi, öncelikle hangi amaçlarla kurulduğunun ve bu amaçların hangi göstergeler üzerinden ölçülebileceğinin netleştirilmesini gerektirmektedir. Aksi takdirde değerlendirme, kişiler arası karşılaştırmaya ya da kısa vadeli siyasal etkilerle sınırlı kalacaktır.

Kurulu Amaçlar ve Olması Gereken Hedefler

Mevcut siyasal rejim koşulları altında CHP’nin oluşturduğu bu yapının açık ve örtük amaçları üç düzeyde ele alınabilir. Birinci düzeyde amaç, iktidarın siyasa tercihlerine karşı sürekli, teknik ve tutarlı bir eleştiri kapasitesi oluşturmaktır. Bu, muhalefetin reaktif değil, gündem kurucu bir konuma geçmesini hedeflemektedir.

İkinci düzeyde amaç, aşınmış devlet kapasitesine karşı bir tür “kurumsal hafıza ve uzmanlık havuzu” oluşturmaktır. Siyasa kurulları, yürütmenin tek merkezde toplandığı bir sistemde, muhalefetin farklı kamu siyasaları üretebileceğini ve devleti yönetmeye hazır olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.

Üçüncü ve normatif düzeyde ise hedef, yalnızca iktidarın hatalarını ortaya çıkarmak ve topluma göstermek değil, hukuk devleti, kamusal hizmetlerin yeniden kamulaştırılması, liyakat ve hesap verebilirlik ilkeleri etrafında farklı bir devlet anlayışını sunmaktır. Bu bağlamda gölge kabine, bir seçim kazanma aracından çok, rejim sonrası yeniden yapılanmanın entelektüel altyapısı olarak işlev görmelidir.

Başarım Göstergeleri

Atanan isimlerin nesnel biçimde değerlendirilebilmesi için, kişisel kanılara dayalı yorumların ötesine geçen, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir göstergelerin kullanılması gerekmektedir. Bu bağlamda, siyasa kurullarında görevlendirilen aktörlerin akademik üretimleri ve profesyonel kariyerlerindeki başarım düzeyleri tamamlayıcı başarım göstergeleri olarak ele alınabilir.

İlk olarak akademik göstergeler önem taşımaktadır. İlgili siyasa alanında yayımlanmış hakemli makaleler, kitaplar, raporlar ve siyasa notları, söz konusu ismin alana ilişkin kavramsal egemenliği ve çözümleyici derinliğini göstermektedir. Akademik üretimin niceliğinden çok, çalışmanın doğrudan siyasa tasarımına, kurumsal reformlara veya alanın temel sorunlarına değinip değinmediği belirleyici olmalıdır. Bu tür bir değerlendirme, özellikle adalet, sağlık, eğitim, ekonomi ve çevre gibi teknik bilgi gerektiren alanlar açısından anlamlıdır.

İkinci olarak profesyonel ve yönetsel deneyim göstergeleri dikkate alınmalıdır. Kamu yönetiminde, yerel yönetimlerde, meslek örgütlerinde veya ilgili sektörde üstlenilen görevler, kriz yönetimi, kurum oluşturma ve siyasa uygulama kapasitesi hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu çerçevede başarım, yalnızca görevde bulunmuş olmakla değil, somut sonuçlar üretmiş olmakla ilişkilendirilmelidir.

Üçüncü olarak saygınlık ve tanınırlık göstergeleri değerlendirilebilir. Ulusal ve uluslararası düzeyde alan uzmanları, meslek örgütleri veya akademik çevreler tarafından referans verilen, görüşlerine başvurulan aktörler, siyasa üretiminde daha yüksek etki yapma gizil gücüne sahiptir. Bu tür bir saygınlık, muhalefetin farklı devlet kapasitesi savını güçlendiren simgesel bir unsur olarak da işlev görmektedir.

Son olarak bu bireysel göstergelerin, toplu başarım üzerindeki etkisi göz ardı edilmemelidir. Yüksek bireysel akademik ya da profesyonel yeterlilik, ancak kurullar arası eş güdüm, ortak dil ve bütünlüklü siyasal anlatı ile birleştiğinde siyasal değere dönüşebilmektedir. Dolayısıyla kişisel yetkinlik değerlendirmesi, yapısal ve siyasal bağlamdan kopuk biçimde ele alınmamalıdır.

Bu amaçlar doğrultusunda başarımın ölçülmesi, klasik siyasal başarım göstergeleriyle sınırlı tutulamaz. En az dört tür başarım göstergesinden söz etmek olanaklıdır. İlk olarak söylemsel başarım, iktidarın siyasa dilini belirli alanlarda savunmacı konuma itebilme ve kamuoyunda farklı bir çerçeve oluşturabilme kapasitesiyle ölçülebilir. İkinci olarak kurumsal başarım, hazırlanan siyasa metinlerinin, yasa tekliflerinin ve kurumsal reform önerilerinin tutarlılığı ve sürekliliği üzerinden değerlendirilebilir. Bu noktada önemli olan nicelikten çok, önerilerin rejim eleştirisiyle bütünleşik olup olmadığıdır. Üçüncü olarak toplumsal başarım, bu siyasa kurullarının sendikalar, meslek örgütleri, sivil toplum ve akademiyle kurduğu ilişkilerin derinliğiyle ilgilidir. Gölge kabinenin kapalı bir parti içi yapı olmaktan çıkıp çıkmadığı bu düzeyde belirginleşir. Son olarak siyasal başarım, bu yapının muhalefet bloğu içinde referans alınan, eş güdümleyici ve yön gösterici bir merkeze dönüşüp dönüşmediğiyle ölçülmelidir. Bu tür bir başarım, doğrudan oy oranlarına indirgenemese de siyasal etki açısından belirleyicidir.

İsim Bazlı Nesnel Değerlendirme: Yöntem ve Uygulama

Bu bölümde, siyasa kurullarına atanan isimlerin değerlendirilmesi iki tamamlayıcı araç üzerinden yapılmaktadır: (i) karşılaştırmalı bir çizelge ve (ii) kısa çözümleyici paragraflar. Amaç, kişisel kanılardan kaçınarak akademik üretim, profesyonel deneyim ve siyasal etki gizil gücü birlikte ele alan nesnel bir değerlendirme çerçevesi sunmaktır.

 

Çizelge 1:

 

Karşılaştırmalı Değerlendirme Tablosu

Siyasa Alanı

İsim

Akademik/Entelektüel Birikim

Profesyonel–Yönetsel Deneyim

Alan-Uyum Düzeyi

Genel Değerlendirme

Adalet

Şule Özsoy Boyunsu

Hukuk alanında akademik çalışmalar, insan hakları ve yargı odaklı üretim

Akademi ve hukuk temelli mesleksel deneyim

Yüksek

Teknik ve normatif kapasitesi güçlü

Sağlık

Kayıhan Pala

Halk sağlığı alanında yoğun akademik üretim

Sahaya ve sağlık siyasalarına doğrudan ilişki

Çok Yüksek

Alanla güçlü uyum, yüksek etki olasılığı

Hazine ve Maliye

Kerim Rota

Ekonomi ve finans alanında siyasa yazıları

Uluslararası finans ve piyasa deneyimi

Yüksek

Güven verici, akılcı görünüm

Millî Eğitim

Suat Özçağdaş

Eğitim siyasaları üzerine çalışmalar

Eğitim sistemi ve kamu deneyimi

Yüksek

Tutarlı ve alan bilgisi güçlü

Çevre, Şehircilik ve İklim

Seyit Torun

Alan-özel akademik üretim sınırlı

Yerel yönetim ağırlıklı deneyim

Düşük-Orta

Kurumsal tasarım sorunu belirgin

Aile ve Toplumsal Hizmetler

Aylin Nazlıaka

Toplumsal cinsiyet, toplumsal siyasa yazıları

Sivil toplum ve siyaset deneyimi

Orta

Normatif güçlü, siyasa tasarımı sınırlı

Çalışma ve Toplumsal Güvenlik

Gamze Taşcıer

Emek ve toplumsal siyasa odaklı çalışmalar

Parlamento ve sendikal temas

Orta-Yüksek

Siyasal duyarlılık yüksek

Sanayi ve Teknoloji

Yalçın Karatepe

Ekonomi alanında akademik üretim

Siyasa danışmanlığı ve yazın

Yüksek

Çözümleyici güçlü, anlatı zayıf

Enerji ve Tabii Kaynaklar

Ümit Özlale

Enerji-ekonomi kesişiminde yazılar

Ekonomi ve siyasa deneyimi

Orta

Teknik yeterli, siyasal çerçeve sınırlı

Tarım ve Orman

Sencer Solakoğlu

Akademik üretim sınırlı

Üretici ve sektör deneyimi

Orta

Uygulama güçlü, yapısal vizyon eksik

Ticaret

Emre Kartaloğlu

Vergi ve maliye alanında uzmanlık

Özel sektör ve danışmanlık

Orta-Yüksek

Teknik yeterli, görünürlük düşük

Ulaştırma ve Altyapı

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu

Alan-özel akademik üretim sınırlı

Ulaşım ve altyapı projeleri

Orta

Teknik odaklı, siyasal etki sınırlı

Gençlik ve Spor

Sevgi Kılıç

Gençlik siyasaları yazıları sınırlı

Gençlik örgütlenmesi deneyimi

Orta

Temsil yeteneği güçlü, siyasa derinliği sınırlı

Kültür ve Turizm

Seda Kaya Ösen

Kültür siyasaları üzerine sınırlı üretim

Kültürel diplomasi ve siyaset

Orta

Gücü var, strateji eksik

İçişleri

Murat Bakan

Güvenlik ve kamu yönetimi yazıları

Emniyet ve güvenlik alanı deneyimi

Orta

Muhalefet için yapısal sınır yüksek

Millî Savunma

Atilla Kezek

Akademik üretim sınırlı

Askeri ve güvenlik deneyimi

Orta

Uzmanlık var, görünürlük düşük

Dışişleri

Ömer Kaya Türkmen

Uluslararası ilişkiler yazıları sınırlı

Diplomasi ve dış siyasa deneyimi

Düşük-Orta

Alan için zayıf profil

Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kuruluşlar

Barış Övgün

Kamu yönetimi ve medya çalışmaları

Akademi ve kamuoyu deneyimi

Orta-Yüksek

Sistem eleştirisi için uygun

 

Kısa Çözümleyici Değerlendirmeler

Adalet Siyasası (Şule Özsoy Boyunsu). Adalet alanında yapılan atama, akademik bilgi ile normatif insan hakları bakış açısını birleştiren bir profili yansıtmaktadır. Bu durum, özellikle yargı bağımsızlığı ve siyasal tutukluluk gibi teknik ve hukuksal derinlik gerektiren konularda CHP’nin eleştirel kapasitesini güçlendirmektedir.

Sağlık Siyasası (Kayıhan Pala). Halk sağlığı alanında güçlü bir akademik geçmişe sahip olan bu profil, sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasına yönelik eleştirileri bilimsel temele oturtabilme kapasitesi taşımaktadır. Alan uyumu ve epistemik yetkinlik bakımından gölge kabinenin en güçlü halkalarından biridir.

Hazine ve Maliye Siyasası (Kerim Rota). Ekonomi siyasalarında ideolojik değil, kurumsal ve akılcı bir yaklaşımı temsil eden bu atama, muhalefetin piyasa aktörleri nezdinde güven üretme hedefiyle uyumludur. Teknik yeterlilik yüksek olmakla birlikte, siyasal anlatıyla bütünleşme gereksinimi vardır.

Milli Eğitim Siyasası (Suat Özçağdaş). Eğitim siyasalarına ilişkin sistemsel bilgi ve deneyim, bu alanın kronik sorunlarını bütünlüklü biçimde ele alma gizil gücü sunmaktadır. Ancak eğitim sorununun kültürel ve ideolojik boyutlarının siyasal dile yeterince taşınıp taşınamayacağı belirleyici olacaktır.

Çevre, Şehircilik ve İklim Siyasası (Seyit Torun). Bu alandaki atama, çevre siyasalarının gerektirdiği teknik ve bilimsel uzmanlıkla sınırlı bir örtüşme göstermektedir. Yerel yönetim deneyimi önemli olmakla birlikte, çevreyi koruyucu ve kalkınmacı işlevlerin aynı kurumsal çatı altında toplanmasının yarattığı yapısal sorunlara yönelik açık bir siyasa yaklaşımı henüz görünür değildir.

Kurumsal Çerçeve ve Kavramsal Konumlanma

Açıklanan yapı, dar anlamda bir “gölge kabine” niteliği taşımamaktadır. Bunun yerine, yürütücü bir hükümet seçeneği sunmaktan çok, siyasa üretimi, teknik eleştiri ve normatif karşı anlatı oluşturmayı hedefleyen bir “siyasa kurulları vitrini” olarak konumlanmaktadır. Bu tercih, CHP’nin mevcut başkanlık sistemi altında doğrudan yürütme seçeneği sunmak yerine, kurumsal aklı ve uzmanlığı görünür kılma stratejisini benimsediğini göstermektedir. Bu bağlamda yapının başarısı, söz konusu isimlerin ileride bakanlık görevlerini üstlenip üstlenemeyeceğinden çok, iktidarın siyasalarını sistemli, tutarlı ve sürekli biçimde sorgulayıp sorgulayamayacakları üzerinden değerlendirilmelidir

Görece Güçlü Siyasa Alanları

Adalet, eğitim, sağlık ve ekonomi başlıkları, CHP’nin tarihsel birikimi ve kadro niteliği açısından en güçlü olduğu alanlar olarak öne çıkmaktadır.

Adalet Siyasa Kurulu’nun akademik arka planı güçlü bir isim tarafından temsil edilmesi, yargı bağımsızlığı, siyasal tutukluluk, AİHM kararlarının uygulanmaması ve hukuk devleti ilkesinin aşınması gibi konularda teknik ve normatif meşruluk üretme gizil gücü taşımaktadır. Benzer biçimde Milli Eğitim ve Sağlık siyasa kurulları, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması eleştirisini laiklik, eşitlik ve toplumsal devlet ilkeleriyle ilişkilendiren tutarlı bir çerçeve sunabilmektedir.

Hazine ve Maliye Siyasa Kurulu’nun akılcı, piyasa aktörleri tarafından tanınan ve uluslararası dili olan bir isim tarafından temsil edilmesi ise, muhalefete yöneltilen “iktidar değişirse ekonomik istikrar bozulur” söylemini teknik düzlemde etkisizleştirme gücüne sahiptir. Bu durum, CHP’nin ekonomi siyasalarında ideolojik değil, kurumsal ve öngörülebilir bir yaklaşım benimsediği mesajını vermektedir.

Orta Düzeyde Etki Gücüne Sahip Alanlar

Bu başlık altında ayrıca, aile ve toplumsal hizmetler, çevre ve iklim değişikliği, kültür ve turizm, gençlik ve spor, ticaret ile ulaştırma ve altyapı siyasaları gibi kamuoyunda gündelik yaşamla doğrudan temas eden ancak siyasal yarışma açısından ikincil görülen alanlara da değinmek gerekmektedir.

Aile ve Toplumsal Hizmetler Siyasa Kurulu’nun uzun süredir toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları ve toplumsal yardımlar alanında etkili bir siyasal figür tarafından temsil edilmesi, CHP’nin bu alandaki normatif duruşunu güçlendirmektedir. Ancak toplumsal siyasa alanında egemen olan tutucu söylem karşısında, hak temelli ve evrenselci yaklaşımın geniş seçmen kitlelerine aktarılmasında iletişimsel zorluklar devam etmektedir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Siyasası başlığı, bu yapı içerisindeki en sorunlu alanlardan birini oluşturmaktadır. Öncelikle, söz konusu siyasa kurulunun başına getirilen ismin çevre, ekoloji veya iklim siyasaları alanında belirgin bir uzmanlık birikimine sahip olmaması, CHP’nin bu alanda bilgi temelli bir karşı siyasa üretme kapasitesini sınırlamaktadır. Yerel yönetim deneyimi, çevre siyasaları açısından önemli olmakla birlikte, günümüzde çevre sorunlarının ulaştığı teknik, bilimsel ve küresel boyutlar düşünüldüğünde tek başına yeterli değildir.

Daha yapısal bir sorun ise Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın mevcut kurumsal mimarisinden kaynaklanmaktadır. Bakanlık, doğası gereği birbirleriyle çelişen işlevleri aynı bünyede toplamaktadır: bir yandan çevrenin, doğal varlıkların ve ekosistemlerin korunması görevi ve diğer yandan imar, inşaat, büyük altyapı projeleri ve kentsel rantın yönetimi. Bu ikili yapı, çevre siyasalarının sistemli biçimde ikincilleştirilmesine ve koruyucu işlevlerin yıkıcı kalkınma uygulamaları karşısında etkisizleşmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle çevre siyasasında yaşanan sorunlar, yalnızca uygulama eksiklikleriyle değil, doğrudan doğruya kurumsal tasarım hatasıyla ilişkilidir. CHP’nin bu alanda inandırıcı bir seçenek sunabilmesi, çevreyi kalkınma siyasalarına bağlı kılan mevcut bakanlık modelini açık biçimde sorgulamasına ve koruyucu çevre yönetimini yapısal olarak güçlendiren yeni bir kurumsal ayrışma önermesine bağlıdır. Aksi takdirde, çevre ve iklim siyasaları, teknik söylemin ötesine geçemeyen ve siyasal ağırlığı sınırlı bir alan olarak kalmaya devam edecektir.

Kültür ve Turizm Siyasa Kurulu, kimlik siyaseti, kültürel çoğulculuk ve yaratıcı endüstriler gibi alanlarda önemli bir güce sahip olmakla birlikte, CHP’nin bu başlığı genellikle ekonomik veya diplomatik bir kaldıraç olarak değerlendiremediği görülmektedir. Kültür siyasaları, demokratikleşme ve ifade özgürlüğü bağlamında daha merkezi bir konuma taşınabilir.

Gençlik ve Spor Siyasası ise genç yoksulluğu ve işsizliği, eğitimden kopuş ve siyasal temsil eksikliği gibi yapısal sorunlarla doğrudan ilişkili olmasına karşın, çoğu zaman ikincil bir alan olarak ele alınmaktadır. Bu kurulun etkililiği, gençliğin yalnızca bir yaş grubu değil, başlı başına bir siyasal özne olarak tanımlanıp tanımlanamayacağına bağlıdır.

Ticaret Siyasası ile Ulaştırma ve Altyapı Siyasaları, teknik uzmanlık gerektiren ve kamuoyunda sınırlı görünürlüğe sahip alanlardır. Buna karşın bu başlıklar, kamu-özel iş birliği projeleri, rant dağılımı, lojistik altyapı ve bölgesel eşitsizlikler bağlamında iktidarın en kırılgan olduğu siyasa alanları arasında yer almaktadır. Bu olanağın siyasal bir dile dönüştürülmesi muhalefetin etki alanını genişletebilir.

Cumhurbaşkanlığı’na Bağlı Kuruluşlar Siyasa Kurulu ise başkanlık sisteminin bürokratik mimarisini ve örtük merkezileşme mekanizmalarını görünür kılma açısından özgün bir konuma sahiptir. Bu kurul, yürütme erkinin denetimsiz genişlemesini ve hesap verebilirliğin aşınmasını somut örnekler üzerinden tartışabilirse sistem eleştirisinin kurumsal ayağını güçlendirebilir.

Görece Zayıf Alanlar ve Yapısal Sınırlar

Çalışma, sanayi, enerji ve tarım siyasaları alanlarında görevlendirilen isimler belirli bir teknik yetkinliğe sahip olmakla birlikte, bu alanlarda henüz güçlü ve bütünlüklü bir siyasal anlatının oluşturulmuş olduğunu söylemek güçtür.

Özellikle sanayi ve enerji siyasalarının günümüzde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik, teknolojik ve ulusal güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerekmektedir. Bu çerçevede, devletin yönlendirici rolünü daha açık biçimde tanımlayan, eyleme geçirici unsurları içeren bir siyasa dili henüz yeterince belirgin değildir. Tarım siyasalarında ise üretici kimliğinin ötesine geçen, küçük çiftçi, gıda güvenliği ve kırsal yoksulluk sorunlarını merkezine alan daha siyasal bir çerçeveye gereksinim duyulmaktadır.

İçişleri, milli savunma ve dış siyasa alanları, iktidarın “devletin asli alanları” olarak tekelinde tutmaya çalıştığı ve muhalefetin manevra alanının yapısal olarak sınırlı olduğu siyasa sahalarıdır.

Bu alanlarda kamuoyunda tanınırlığı yüksek, kriz yönetimi ve devlet deneyimiyle özdeşleşmiş figürlerin eksikliği dikkat çekmektedir. Özellikle dış siyasa alanında Türkiye’nin karşı karşıya olduğu çok katmanlı krizler (ABD, Rusya, Avrupa Birliği ve Suriye ve İsrail başta olmak üzere Orta Doğu ilişkileri) düşünüldüğünde, daha ağır ve simgesel bir profilin tercih edilmemiş olması muhalefetin bu alandaki etki kapasitesini sınırlamaktadır.

Siyasal Strateji ve Anlatı Sorunu

Bu kadro tercihi, CHP’nin karizmatik figürler üzerinden değil, liyakat, kurumsallık ve akılcılık üzerinden bir iktidar seçeneği oluşturulmaya çalıştığını göstermektedir. Bu yaklaşım, hukuk devleti, kamusal hizmetlerin yeniden kurulması ve devlet kapasitesinin güçlendirilmesi gibi normatif hedeflerle uyumludur. Ancak temel sorun, bu siyasa kurullarının ortak ve bütünlüklü bir siyasal anlatı üretip üretemeyeceğidir. Her bir kurulun kendi alanında teknik doğrular dile getirmesi yeterli değildir. Bu doğruların seçmen nezdinde anlamlı, duygusal ve siyasal bir çerçeveye oturtulması gerekmektedir.

Kuramsal Demirleme Noktaları: Devlet Kapasitesi, Kurumsal Çürüme ve Muhalefet

Bu çözümleyici değerlendirme, otoriterleşme yazınında sıklıkla vurgulanan devlet kapasitesi ve kurumsal aşınma tartışmalarıyla birlikte ele alındığında daha anlamlı duruma gelmektedir. Levitsky ve Way’in yarışmacı otoriterlik yaklaşımı, yürütme erkinin kurumsal denetimlerden arındırıldığı rejimlerde muhalefetin yalnızca seçim yarışmasıyla değil, aynı zamanda devlet kapasitesinin tekelleştirilmesiyle karşı karşıya kaldığını göstermektedir. (Levitsky ve Way, 2010). Benzer biçimde Mazzuca’nın (2010) devlet kapasitesi çözümlemeleri, iktidarın ekonomik ve yönetsel araçları merkezileştirerek muhalefeti yönetsel olarak işlevsizleştirdiği rejim tiplerine işaret etmektedir. Bu çerçevede CHP’nin açıkladığı gölge kabine/siyasa kurulları yapılanması, klasik anlamda bir iktidar seçeneği sunmaktan çok, aşınmış kurumsal kapasitenin yeniden yapılandırılmasına yönelik bir ön hazırlık olarak okunabilir. Fukuyama’nın siyasal çürüme kavramıyla ifade ettiği üzere, kurumların biçimsel varlığını sürdürmesine karşın işlevsel kapasitesini kaybettiği durumlarda, muhalefetin temel sorunu iktidarı ele geçirmekten çok, devleti yeniden işler duruma getirecek kurumsal aklı üretmektir. Muhalefetin temel açmazı, yalnızca iktidarı eleştirmek değil, iktidar sonrası döneme ilişkin inandırıcı bir kurumsal kapasite ve yönetim vizyonu ve misyonu sunabilmektir (Fukuyama, 2014).

Siyasal Rejim Eleştirisi ve Anlatı Sorunu

Bununla birlikte, kurumsal ve teknik kapasitenin varlığı tek başına siyasal hegemonya üretmeye yetmemektedir. Otoriterleşen rejimlerde iktidar, yalnızca siyasa başarısı üzerinden değil, güvenlik, beka ve liderlik söylemleri üzerinden meşruluk üretmektedir. Bu bağlamda CHP’nin gölge kabine yapısı, akılcı ve liyakat temelli bir devlet düşüncesi sunmakla birlikte, bu düşüncenin geniş seçmen kitleleri nezdinde güçlü bir siyasal anlatıya dönüştürülemediği görülmektedir. Bu durum, muhalefetin temel açmazını ortaya koymaktadır: Teknik doğrular ile siyasal seferberlik arasındaki kopukluk.

CHP, devlet kapasitesini yeniden kurmayı hedefleyen bu kurumsal çabayı, seçmen davranışını etkileyen duygusal ve simgesel siyasetle bütünleştiremediği sürece, söz konusu yapı iktidarı sınırlayan fakat iktidarı dönüştüremeyen bir konumda kalacaktır. Siyasa üretim süreçlerinde uzmanlık, bireysel bilgi birikiminden çok, kurumsallaşmış bilgi üretimi ve eş güdüm mekanizmaları aracılığıyla siyasal etki yaratabilmektedir (Pierre ve Peters, 2000).

Değerlendirilecek olursa ve sonuç olarak, CHP’nin açıkladığı bu yapı, siyasa üretimi ve iktidarın teknik düzeyde sorgulanması açısından önemli bir kapasite sunmaktadır. Bununla birlikte, mevcut durumuyla seçim kazandıracak bir siyasal seferberlik aracı olmaktan çok, uzun vadeli bir kurumsal yeniden yapılanma niteliği taşımaktadır. Başarı, bu teknik kapasitenin ortak bir siyasal öyküye dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğine bağlı olacaktır.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: MUHALEFETİN DEVLET KAPASİTESİ ÜRETME SINIRLARI VE OLANAKLARI

Bu çalışma, CHP tarafından oluşturulan gölge kabine/siyasa kurulları yapılanmasını, kişisel atamaların isabetliliği ya da kısa vadeli siyasal getiriler üzerinden değil, muhalefetin mevcut siyasal rejim koşulları altında farklı bir devlet kapasitesi seçeneği üretme savı bağlamında ele almıştır. Yapılan çözümleme, söz konusu yapılanmanın klasik anlamda bir “iktidar provası”ndan çok, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi altında aşınmış olan kurumsal aklın yeniden oluşturulmasına yönelik sınırlı fakat anlamlı bir girişim olarak okunabileceğini göstermektedir. Gölge kabineler ve benzeri muhalefet yapıları, yürütücü kapasiteden çok, siyasal ve entelektüel hegemonya alanında farklı anlatılar üretme işlevi üzerinden anlam kazanmaktadır (Gramsci, 1971).

İsim bazlı değerlendirmeler ve karşılaştırmalı çizelge, farklı siyasa alanları arasında belirgin kapasite farklılıklarının bulunduğuna işaret etmektedir. Özellikle sağlık, adalet, ekonomi ve sosyal siyasa gibi alanlarda akademik birikim ve profesyonel deneyim açısından görece güçlü profillerin varlığı, muhalefetin teknik ve epistemik kapasitesinin tamamen zayıfladığı yönündeki yaygın kanıyı sorgulamaya açmaktadır. Buna karşılık çevre, dış siyasa ve bazı güvenlik alanlarında alan-özel uzmanlığın ve bütünlüklü siyasa tasarımının daha sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu durum, sorunun tek tek aktörlerden çok, muhalefetin belirli siyasa alanlarında henüz kurumsallaşmış bir bilgi üretim altyapısı geliştirememesiyle ilişkili olduğunu düşündürmektedir.

Bu bulgular ışığında gölge kabinenin başarısı, klasik siyasal ölçütlerle, yani bu isimlerin kısa vadede yürütme görevlerine ne ölçüde hazır oldukları üzerinden değerlendirilemez. Asıl belirleyici olan, bu yapılanmanın kamuoyunda iktidarın siyasa tercihlerine karşı tutarlı, bilgi temelli ve süreklilik arz eden bir karşı anlatı üretip üretemediğidir. Bu anlamda başarı, yürütücü kapasiteden çok, siyasal ve entelektüel hegemonya alanında yaratılan etki üzerinden ölçülmelidir.

Bu çerçevede gölge kabinenin yüksek bir başarım düzeyine ulaşma şansı, otomatik ya da kendiliğinden değildir. Belirli koşullara bağlıdır. İlk olarak, bireysel akademik ve profesyonel yeterliliklerin, kurullar arası eş güdüm ve ortak bir siyasal anlatı ile desteklenmesi gerekmektedir. Teknik doğruların, toplumsal taleplerle ve rejim eleştirisiyle bağ kuramadığı bir durumda, yüksek uzmanlık birikimi dahi siyasal etki üretmekte yetersiz kalacaktır. İkinci olarak, siyasa kurullarının parti içi bir vitrin olmanın ötesine geçerek, sendikalar, meslek örgütleri, akademi ve sivil toplumla düzenli ilişki kurabilen açık yapılar durumuna gelmesi önem taşımaktadır. Bu tür bir toplumsal eklemlenme olmaksızın, kurumsal kapasite savı sınırlı kalacaktır. Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal dönüşüm, devlet kapasitesinin kişiselleşme ve merkezileşme yoluyla aşındığı bir yönelime işaret etmektedir (Öniş, 2015; Esen ve Gümüşçü, 2016).

Son olarak, gölge kabinenin başarısı, muhalefetin rejim sonrası döneme ilişkin kurumsal düşüncesini ne ölçüde somutlaştırabildiğiyle doğrudan ilişkilidir. Yalnızca mevcut iktidarın siyasalarını eleştiren değil, aynı zamanda devletin nasıl yeniden işler kılınacağına ilişkin inandırıcı bir çerçeve sunabilen bir muhalefet çizgisi bu tür yapılanmaları siyasal açıdan anlamlı kılabilir. Aksi halde gölge kabine, teknik olarak yetkin ancak siyasal olarak etkisi sınırlı bir yapı olarak kalma riskini taşımaktadır.

Bu nedenle CHP’nin gölge kabine deneyimi, bir başarı ya da başarısızlık olarak değil, muhalefetin devlet kapasitesi üretme arayışında hangi alanlarda ilerleme kaydedebildiğini, hangi alanlarda ise yapısal sınırlarla karşılaştığını gösteren bir ara durak olarak değerlendirilmelidir. Bu ara durak, doğru koşullar altında güçlendirilebilecek bir gizil güç barındırmakla birlikte, siyasal anlatı, kurumsal eş güdüm ve toplumsal eklemlenme sağlanamadığı takdirde, sınırlı bir etki alanıyla yetinmek zorunda kalacaktır.


 

Kaynakça

Esen, B., ve Gümüşçü, Ş. (2016). Rising competitive authoritarianism in Turkey. Third World Quarterly, 37(9), 1581–1606.

Evans, P. (1995). Embedded autonomy: States and industrial transformation. Princeton University Press.

Fukuyama, F. (2014). Political order and political decay. Farrar, Straus and Giroux.

Gramsci, A. (1971). Selections from the prison notebooks (Q. Hoare ve G. Nowell Smith, Eds.). International Publishers.

Levitsky, S., ve Way, L. A. (2010). Competitive authoritarianism: Hybrid regimes after the Cold War. Cambridge University Press.

Mann, M. (1984). The autonomous power of the state. European Journal of Sociology, 25(2), 185–213.

Mazzuca, S. L. (2010). Access to power versus exercise of power. Studies in Comparative International Development, 45(3), 334–357.

Öniş, Z. (2015). Turkey under the challenge of state capitalism. International Spectator, 50(4), 23–38.

Pierre, J., ve Peters, B. G. (2000). Governance, politics and the state. Macmillan

Hiç yorum yok: