Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

12 Aralık 2025 Cuma

 

OECD Gelir İstatistikleri Işığında Türkiye’nin Vergi Yapısı: Vergi Kapasitesi, Harcanabilir Gelir ve Siyasa Aktarımının Sınırları

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

Öz

Bu çalışma, OECD gelir istatistikleri temelinde Türkiye’nin vergi yapısını incelemekte ve mevcut vergi gelirlerinin bileşimi ile olası ekonomik ve toplumsal sonuçlarını değerlendirmektedir. Bulgular, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında vergi/GSYH oranı bakımından alt sıralarda yer aldığını, vergi gelirlerinin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayandığını, buna karşılık kişisel gelir vergileri, toplumsal güvenlik katkıları ve servet temelli vergilerin sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Çalışma, yalnızca vergi gelirlerinin bileşimine odaklanmanın yetersiz olduğunu savunarak, vergi kapasitesi kavramını merkeze almakta ve harcanabilir gelir ile gelir dağılımı göstergelerinin (Gini katsayısı) OECD karşılaştırmalarında belirleyici önem taşıdığını göstermektedir. OECD verileri, Türkiye’nin hem harcanabilir gelir düzeyi hem de gelir eşitsizliği bakımından OECD ortalamasının gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, dolaylı vergilerin azaltılması ve doğrudan vergilerin artırılması yoluyla daha fazla vergi toplanmasına yönelik yaygın siyasa önerilerinin, Türkiye’nin düşük gelir düzeyi ve sınırlı toplumsal taşıma kapasitesi dikkate alınmadan ele alındığında çelişkili sonuçlar doğurabileceği ileri sürülmektedir. Çalışma, Türkiye için vergi reformunun ancak harcanabilir geliri koruyan, hedefli toplumsal transferlerle desteklenen ve vergi–transfer sistemini bütüncül biçimde ele alan bir yaklaşımla anlamlı ve sürdürülebilir olabileceği sonucuna ulaşmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, OECD, vergi yapısı, dolaylı vergiler, vergi kapasitesi, harcanabilir gelir, gelir eşitsizliği, Gini katsayısı

Abstract

This article examines Türkiye’s tax structure on the basis of OECD revenue statistics and assesses the economic and social implications of the current composition of tax revenues. The findings indicate that Türkiye ranks among the lower OECD countries in terms of the tax-to-GDP ratio and relies heavily on indirect taxes, while revenues from personal income taxes, social security contributions, and wealth-based taxes remain limited. The study argues that an exclusive focus on tax composition is insufficient and instead places the concept of tax capacity at the center of the analysis by incorporating disposable income and income distribution indicators (Gini coefficient) into OECD comparisons. OECD data show that Türkiye lags behind the OECD average in terms of disposable income while exhibiting higher levels of income inequality. In this context, widely promoted policy recommendations advocating a reduction in indirect taxes alongside increased tax collection through direct taxes are shown to be internally inconsistent when Türkiye’s low-income levels and limited social carrying capacity are taken into account. The article concludes that a meaningful and sustainable tax reform in Türkiye requires a comprehensive approach that protects disposable income, incorporates targeted social transfers, and addresses the tax–transfer system as an integrated whole.

Key Words: Türkiye, OECD, tax structure, indirect taxation, tax capacity, disposable income, income inequality, Gini coefficient

Giriş

Bu çalışma, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler perspektifinden, 2026 bütçesi kapsamında gündeme gelen vergi artışlarının olası toplumsal sonuçlarını OECD verileri ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. OECD ve Türk hükümetinin verilerinden elde olunan bilgilere göre, Türkiye’deki vergi gelirlerinin yapısı, OECD ortalaması ile karşılaştırıldığında özellikle mal ve hizmet vergilerinden yüksek, kişisel gelir vergilerinden düşük gelir elde edildiğini göstermektedir. Aşağıdaki çizelge 2024 sonu itibarıyla içinde bulunulan koşulları göstermektedir.

 

Çizelge 1:

 

Gelir İstatistikleri

Gösterge / Vergi Türü

Türkiye (2024) %

OECD Ortalaması (2024) %

Türkiye’nin OECD’deki Konumu

Değerlendirme

Vergi/GSYH Oranı

24,0

34,1

34/38

OECD ortalamasının oldukça altında

KDV / Mal ve Hizmet Vergileri

26,5

25,5

1/38

OECD ortalamasının biraz üzerinde

Diğer Mal ve Hizmet Vergileri (KDV/GST hariç)

23,6

20,5

11/38

Üst sıralarda

Kurumlar Gelir ve Kazanç Vergileri

12,8

10,8

11/38

OECD ortalamasının üzerinde

Kişisel Gelir, Kazanç ve Kâr Vergileri

11,3

11,9

33/38

OECD ortalamasının altında

Toplumsal Güvenlik Katkıları

15,1

23,7

1/38

OECD ortalamasının oldukça altında

Ücret ve İşgücü Vergileri

0,9

2,6

8/38

OECD ortalamasının altında

Emlak Vergileri / Diğer Vergiler

3,0

5,1

25/38

Düşük gelir payı

 

Yorum

OECD raporlarında yer alan 2024 yılı verilerine göre, Türkiye’nin vergi/GSYH oranı %24,0 ile OECD ortalaması olan %34,1’in oldukça altında kalmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin genel vergi yükünün OECD ülkelerine kıyasla düşük olduğunu ve toplam kamu gelirleri açısından sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu göstermektedir. OECD ülkeleri arasında Türkiye, vergi/GSYH oranı açısından 38 ülke arasında 34 üncü sırada yer almakta ve yalnızca birkaç ülke Türkiye’den daha düşük bir vergi yüküne sahiptir.

Vergi gelirlerinin yapısı incelendiğinde, Türkiye’de dolaylı vergilerin, özellikle Katma Değer Vergisi ve diğer mal ve hizmet vergilerinin, toplam vergi gelirleri içindeki payının OECD ortalamasının üzerinde olduğu görülmektedir. Bu durum, Türkiye’de dolaylı vergilerin vergi sisteminin temelini oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, kişisel gelir vergileri, toplumsal güvenlik katkıları ve emlak vergilerinden elde edilen gelirler OECD ortalamasının altında kalmakta, dolayısıyla bireysel gelirler üzerinden elde edilen vergi payının sınırlı olduğunu göstermektedir. Kurumsal gelir ve kazanç vergilerinin payı ise OECD ortalamasının biraz üzerinde olup, Türkiye’nin şirketler üzerinden sağlanan gelirlerde göreli olarak güçlü bir konumda olduğunu göstermektedir.

Genel olarak, Türkiye’nin vergi sistemi dolaylı vergilere ve kurumsal gelir vergilerine dayalı bir yapıya sahipken, toplumsal güvenlik ve kişisel gelir vergilerinden elde edilen gelirler sınırlı kalmaktadır. Bu durum, vergi gelirlerinin çeşitliliği ve gelir dağılımı açısından Türkiye’nin OECD ortalamasının altında kaldığını ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye OECD ülkeleri arasında vergi yükü ve vergi gelirlerinin çeşitliliği açısından alt sıralarda yer almakta, vergi tabanının dar ve dolaylı vergilere bağımlı olduğu bir profil sergilemektedir. Bu yapı, kamu gelirlerinin artırılması, sosyal güvenlik finansmanının güçlendirilmesi ve gelir adaleti açısından reform gereksinmesine işaret etmektedir.

Mevcut Vergi Yapısının Türkiye açısından Olası Sonuçları

Kamu gelirlerinin sınırlı kalması ve bütçe baskısı: Toplam vergi/GSYH oranının OECD ortalamasının altında olması, devletin kamu hizmetlerini finanse etme kapasitesini sınırlamaktadır. Sağlık, eğitim, altyapı ve toplumsal güvenlik gibi alanlarda kamu harcamalarının artması gerektiğinde, sınırlı vergi geliri bütçe açıklarını büyütebilir ve borçlanmayı artırabilir.

Gelir dağılımında adaletsizlik: Türkiye’de dolaylı vergiler (KDV ve mal/hizmet vergileri) toplam vergi gelirlerinin büyük kısmını oluşturuyor. Dolaylı vergiler, gelir dağılımı açısından genellikle regresif etki yapar, yani düşük gelirli hane halkı, gelirine oranla daha fazla vergi öder. Kişisel gelir ve emlak vergilerinin payının düşük olması, yüksek gelir grubundan daha az vergi alınması anlamına gelir ve gelir adaleti açısından zayıf bir vergi yapısı yaratır.

Toplumsal güvenlik finansmanında kısıtlar: Toplumsal güvenlik katkılarının OECD ortalamasının altında olması, emeklilik ve sağlık sigortaları gibi sistemlerin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, devletin toplumsal güvenlik açıklarını kapatmak için ya harcamaları kısmaya ya da borçlanmaya yönelmesine neden olabilir.

Ekonomik büyüme ve yatırım etkisi: Kurumsal vergilerin OECD ortalamasının biraz üzerinde olması, şirketler üzerinde göreli olarak yüksek vergi yükü oluşturabilir. Bu durum, yatırım kararlarını etkileyebilir ve bazı sektörlerde yatırımların sınırlanmasına veya yurt dışına sermaye çıkışına yol açabilir. Öte yandan, dolaylı vergilere dayalı bir yapı, tüketim üzerinde baskı yaratabilir ve düşük gelirli hanelerin harcama gücünü sınırlayabilir.

Vergi tabanının dar olması ve reform gereksinmesi: Vergi gelirlerinin büyük ölçüde birkaç kaleme dayanması, sistemin kırılganlığına işaret eder. Örneğin, KDV veya tüketim harcamalarında ekonomik dalgalanmalara bağlı olarak gelirlerde ani düşüşler görülebilir. Bu durum, Türkiye’nin vergi tabanını genişletmeye, gelir vergisi ve toplumsal güvenlik katkıları payını artırmaya ve vergi sisteminde reform yapmaya gereksinim duyduğunu gösterir.

Özetle, Türkiye’nin mevcut vergi yapısı kamu gelirlerinin sınırlı kalması, toplumsal güvenlik ve gelir adaleti açısından zayıf performans, ekonomik dalgalanmalara duyarlılık ve yatırım kararları üzerinde olumsuz etkiler gibi olası sonuçlar doğurmaktadır.

Çizelge 2:

 

Türkiye’nin Vergi Yapısı ve Olası Sonuçları (2024)

Özellik / Mevcut Durum

Olası Sonuçlar

Siyasa Önerileri

Toplam vergi/GSYH oranı %24,0 (OECD ortalaması %34,1)

Kamu gelirlerinin sınırlı kalması; bütçe açıklarının artması, altyapı, sağlık ve eğitim harcamalarında finansman sıkıntısı

Vergi gelirlerini artırmak için gelir vergisi tabanını genişletmek; vergi toplama mekanizmalarını güçlendirmek

Dolaylı vergilerin yüksek payı (KDV ve mal/hizmet vergileri)

Gelir dağılımında regresif etki; düşük gelirli haneler üzerinde daha fazla yük; tüketim üzerinde baskı

Dolaylı vergilere bağımlılığı azaltmak; düşük gelirli gruplar için vergi iadeleri veya bağışıklıkları uygulamak

Kişisel gelir ve kazanç vergilerinin payı düşük (%11,3)

Üst gelir gruplarından yeterli vergi alınamaması; gelir adaleti açısından zayıf yapı

Kademeli gelir vergisi sistemini güçlendirmek; yüksek gelirli gruplardan daha fazla vergi toplamak

Toplumsal güvenlik katkıları OECD ortalamasının altında (%15,1)

Emeklilik ve sağlık sigortaları sistemlerinde finansman sıkıntısı; sürdürülebilirliğin zorlaşması

Toplumsal güvenlik sisteminin finansmanını artırmak; katkı paylarını kademeli olarak yükseltmek

Kurumsal gelir vergileri OECD ortalamasının biraz üzerinde (%12,8)

Şirketler üzerinde nispeten yüksek vergi yükü; yatırım ve sermaye hareketleri üzerinde etkiler

Kurumlar vergisi sistemini yatırım dostu duruma getirmek; teşvik mekanizmaları ile yatırımları desteklemek

Vergi tabanının dar ve belirli kalemlere bağımlı olması

Gelir dalgalanmalarına karşı kırılganlık; ekonomik krizlerde vergi gelirlerinin hızla düşmesi

Vergi tabanını genişletmek; farklı vergi türlerini dengeli biçimde artırmak, reformlarla sistemin esnekliğini sağlamak

 

Siyasa Önerileri

Türkiye’nin vergi sistemi, dolaylı vergilere ve kurumsal gelir vergilerine dayalı bir yapı sergilerken, kişisel gelir vergileri ve toplumsal güvenlik katkılarının payı OECD ortalamasının oldukça altındadır. Bu durum, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında toplam vergi yükü ve vergi gelirlerinin çeşitliliği açısından alt sıralarda (34/38) yer almasına neden olmaktadır. Vergi yapısının mevcut özellikleri, kamu gelirleri, toplumsal güvenlik finansmanı ve gelir adaleti açısından sınırlamalar yaratmakta ve ekonomik dalgalanmalara karşı kırılganlığı artırmaktadır.

Ekonomik siyasa açısından, Türkiye’nin vergi gelirlerinin sürdürülebilirliğini artırmak ve gelir dağılımı adaletini güçlendirmek amacıyla birkaç somut adım atılması önerilmektedir.

Öncelikle, vergi tabanının genişletilmesi kritik öneme sahiptir; bunun için vergi kaçaklarını ve kayıt dışılığı azaltacak etkili denetim mekanizmaları oluşturulmalı, hizmet sektörü ve dijital ekonomi gibi yeni alanlarda vergilendirme artırılmalı ve mevcut vergi bağışıklıkları gözden geçirilmelidir.

İkinci olarak, dolaylı vergilere olan bağımlılığı azaltmak amacıyla doğrudan vergilerin payı artırılmalı, düşük gelirli haneler için KDV iadeleri veya indirim mekanizmaları uygulanmalı ve tüketim vergilerinin regresif etkisini dengeleyici toplumsal siyasalar geliştirilmelidir.

Üçüncü olarak, yüksek gelir gruplarından daha fazla vergi toplamak için kademeli gelir vergisi oranlarının üst dilimleri artırılmalı, servet ve emlak vergilerinden ek gelir sağlanmalı ve gelir ile servet beyanında saydamlık artırılmalıdır.

Dördüncü olarak, toplumsal güvenlik katkılarının güçlendirilmesi amacıyla kayıt dışı çalışanların sistem içine alınması, katkı paylarının kademeli olarak artırılması ve emeklilik ile sağlık fonlarının sürdürülebilirliğini güvence altına alacak yönetim reformları uygulanmalıdır.

Son olarak, vergi yönetimi kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmekte ve gelir yönetiminin sayısallaşması, veri çözümlemesi ve risk temelli denetim sistemlerinin yaygınlaştırılması, vergi uyumunu artıracak eğitim programları ve kamu kurumları arasında veri paylaşımının güçlendirilmesi bu süreci destekleyecek adımlar olarak öne çıkmaktadır.

İncelenmesi Gereken Ancak Eksik Bırakılan Temel Konu: Vergi Kapasitesi, Harcanabilir Gelir ve OECD Karşılaştırmasının Sınırları

OECD ülkeleriyle yapılan vergi yapısı karşılaştırmaları, ancak ülkelerin harcanabilir gelir (disposable income) düzeyleri dikkate alındığında anlamlı duruma gelmektedir. Harcanabilir gelir, hanehalklarının vergiler ve toplumsal güvenlik katkıları ödendikten, kamu transferleri eklendikten sonra tüketim ve birikime ayırabildiği geliri ifade eder ve vergi kapasitesinin temel belirleyicilerinden biridir.

OECD verileri, Türkiye’nin kişi başına ve hane halkı düzeyinde harcanabilir gelir bakımından OECD ortalamasının belirgin biçimde altında olduğunu göstermektedir. Bu durum, Türkiye’de vergi yükünün yalnızca oranlar üzerinden değil, hanehalkı refahı üzerindeki gerçek etkileri üzerinden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Aynı vergi oranı, yüksek harcanabilir gelire sahip OECD ülkelerinde sınırlı bir refah kaybı yaratırken, Türkiye gibi gelir düzeyi daha düşük ülkelerde hanelerin tüketim ve yaşam düzeyleri üzerinde çok daha güçlü bir baskı oluşturabilmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye’de dolaylı vergilerin yüksek payı, harcanabilir geliri zaten sınırlı olan düşük ve orta gelirli haneler üzerinde orantısız bir yük yaratmaktadır. Kişisel gelir vergilerinin ve toplumsal güvenlik katkılarının OECD ortalamasının altında kalması, bir yandan gelir adaleti sorununa işaret ederken, diğer yandan bu vergilerin artırılmasına yönelik siyasa önerilerinin toplumsal taşıma kapasitesi açısından dikkatle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Dolayısıyla, Türkiye’nin vergi yapısına ilişkin reform tartışmaları, yalnızca OECD ortalamalarına yakınsama hedefiyle değil, harcanabilir gelir düzeyi, yoksulluk riski ve “vergi–transfer” sisteminin giderici kapasitesi birlikte ele alınarak yürütülmelidir. Aksi halde, doğrudan vergilerin ve toplumsal güvenlik katkılarının artırılmasına yönelik öneriler, gelir düzeyi düşük haneler üzerinde yeni refah kayıpları yaratma riski taşımaktadır.

Bu çerçevede, Türkiye için uygun vergi reformu stratejisi, vergi tabanını genişletirken, düşük gelir gruplarının harcanabilir gelirini koruyacak veya artıracak hedefli transfer mekanizmaları, vergi iadeleri ve toplumsal desteklerle birlikte tasarlanmalıdır. Böyle bir yaklaşım hem kamu gelirlerini artırma hedefiyle hem de gelir dağılımı adaleti ve toplumsal sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu olacaktır.

OECD Ülkelerinde Hanehalkı Harcanabilir Gelir: 2023/2024 Yaklaşık Karşılaştırma

Çizelge 3:

 

OECD ülkelerinde harcanabilir gelir

Ülke

Harcanabilir Gelir (USD PPP, Yaklaşık)

Birleşik Devletler

~67.000+

Lüksemburg

~59.000

Almanya

~59.000

İsviçre

~53.000

Hollanda

~55.000

Norveç

~49.000

Belçika

~49.000

Fransa

~48.000

İtalya

~29.000

Meksika

<25.000

Türkiye [1]

~23.000–24.000

Not: KKDÖ (PPP) ile düzeltilmiş veriler OECD gelir dağılım verilerine göre oluşturulmuştur; tam tabloya OECD’nin Income Distribution Database’inden ulaşılabilir.

 

GINI Etkisi: OECD Ülkelerinde Harcanabilir Gelir ve Gini Katsayısı

Aşağıdaki tablo OECD’nin gelir eşitsizliği ve harcanabilir gelirle ilgili verilerinden derlenmiştir (veriler OECD raporları tarafından sağlanan en yakın dönemlere göredir):

Çizelge 4:

 

OECD Ülkelerinde Harcanabilir Gelir ve Gini Katsayısı (Gelir Eşitsizliği)

Ülke

Harcanabilir Gelir (USD PPP, medyan, yaklaşık)

Gini Katsayısı (Disposable income, OECD)

Türkiye

~13.000 USD PPP (2022)

0,427 (2022) — OECD ortalamasının oldukça üstünde (eşitsizlik yüksek)

OECD Ortalaması

~30.000 USD PPP (2021)

~0,316 (OECD ortalaması)

ABD

~67.000 USD PPP (yaklaşık örnek sıralama)

~0,39+ (yüksek eşitsizlik)

Almanya

~59.000 USD PPP (yaklaşık)

~0,29 (daha düşük eşitsizlik)

Fransa

~48.000 USD PPP (yaklaşık)

~0,29 (eşitsizlik nispeten düşük)

Slovakya

~30.000+ USD PPP (yaklaşık)

~0,22 (OECD’de en düşük eşitsizlik)

Şili

(OECD dışında eşitsizlik yüksek örnek)

~0,46+ (OECD ortalamasının çok üstünde)

Notlar:

Harcanabilir gelir göstergeleri OECD’nin Income Distribution Database kapsamında medyan gelir üzerinden PPP ile düzeltilmiş değerlerdir.

 

Gini katsayısı ise harcanabilir gelir üzerinden hesaplanan eşitsizlik göstergesidir (0 = tam eşitlik, 1 = tam eşitsizlik). OECD’de eşitsizlik ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterir; Türkiye’de bu katsayı OECD ortalamasının üzerinde olup daha yüksek gelir eşitsizliğine işaret etmektedir.

 

Ülkeler arası karşılaştırmalarda veriler en yakın mevcut yıla ait olup, tam yıl uyumu bulunmayan ülkelerde OECD tarafından raporlanan son değerler kullanılmıştır.

 

OECD ülkelerinde medyan harcanabilir hanehalkı geliri (USD, PPP) ve Gini katsayısı (gelir eşitsizliği). OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin harcanabilir geliri OECD ortalamasının oldukça altında kalırken, gelir eşitsizliği (Gini katsayısı) OECD ortalamasının üzerinde seyretmektedir. Bu durum, vergi ve transfer etkileri sonrası dahi Türkiye’de gelir dağılımının daha eşitsiz olduğunu göstermektedir.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Bu çalışma, OECD verileri ışığında Türkiye’nin vergi yapısını, vergi gelirlerinin bileşimini ve olası ekonomik ve toplumsal sonuçlarını incelemiştir. Bulgular, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında toplam vergi yükü açısından alt sıralarda yer aldığını, vergi gelirlerinin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayandığını ve buna karşılık kişisel gelir vergileri, toplumsal güvenlik katkıları ve servet temelli vergilerin sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Bu yapı, ilk bakışta gelir adaleti ve kamu finansmanı açısından reform gereksinimine işaret etmektedir.

Ancak çözümleme, yalnızca vergi gelirlerinin bileşimine odaklanmanın yetersiz olduğunu da göstermektedir. OECD ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalar, harcanabilir gelir düzeyi ve gelir dağılımı dikkate alınmadan yürütüldüğünde, siyasa önerilerini çözümleyici olmaktan çok normatif ve soyut duruma getirmektedir. Türkiye’de kişi başına ve hanehalkı düzeyinde harcanabilir gelirin OECD ortalamasının belirgin biçimde altında olması ve gelir eşitsizliğinin (Gini katsayısı) OECD ortalamasının üzerinde seyretmesi, vergi sisteminin toplumsal taşıma kapasitesini ciddi biçimde sınırlamaktadır.

Bu bağlamda, siyasa tartışmalarında sıkça dile getirilen “dolaylı vergilerin azaltılması ve doğrudan vergilerin artırılması yoluyla daha fazla vergi toplanması” yönündeki öneriler, gelir düzeyi ve vergi kapasitesi dikkate alınmadan ele alındığında kendi içinde çelişkili bir nitelik taşımaktadır. Dolaylı vergilerin azaltılması, mevcut koşullarda kamu gelirlerinde doğrudan bir düşüş yaratacak ve buna karşılık doğrudan vergilerden daha fazla gelir elde edebilmek için ya vergi oranlarının artırılması ya da vergi tabanının genişletilmesi gerekecektir. Ancak düşük harcanabilir gelir düzeyi ve yüksek gelir eşitsizliği koşullarında, bu tür bir genişleme, geniş toplum kesimleri üzerinde yeni ve ağır bir yük oluşturma riski taşımaktadır.

Dolayısıyla, Türkiye açısından sorun yalnızca “hangi vergilerden ne kadar alındığı” değil, toplumun ne kadar vergiyi taşıyabileceği sorunudur. Harcanabilir gelirin düşük, toplumsal transferlerin sınırlı ve gelir dağılımının bozuk olduğu bir ekonomide, dolaylı vergileri azaltırken eşzamanlı olarak daha fazla vergi toplamayı hedefleyen siyasalar, güçlü telafi mekanizmaları olmaksızın uygulanabilir değildir. Aksi durumda bu tür öneriler, gelir adaletini güçlendirmek yerine, farklı kanallar üzerinden yeniden zedeleyebilir.

Bu nedenle, Türkiye’de vergi reformu tartışmaları, OECD ortalamalarına mekanik bir yakınsama hedefi yerine, harcanabilir gelir düzeyi, yoksulluk riski ve “vergi–transfer” sisteminin birlikte işleyişi çerçevesinde ele alınmalıdır. Dolaylı vergilerin azaltılması ancak düşük gelirli hanelerin harcanabilir gelirini koruyacak veya artıracak hedefli transferler, vergi iadeleri ve toplumsal destek mekanizmalarıyla birlikte anlamlı olabilir. Benzer biçimde, doğrudan vergilerin ve toplumsal güvenlik katkılarının artırılması da yalnızca kayıt dışılığın azaltılması, üst gelir gruplarının ve servetin daha etkili biçimde vergilendirilmesi gibi seçici ve adalet odaklı araçlarla desteklendiğinde sürdürülebilir olabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin vergi sistemine ilişkin reform ihtiyacı açıktır. Ancak bu reform, “daha adil bir vergi yapısı” ile “daha yüksek vergi geliri” hedeflerini soyut biçimde birlikte dile getirmekle çözülemez. Gerçekçi ve uygulanabilir bir vergi reformu, ülkenin düşük gelir düzeyi ve yüksek eşitsizlik koşullarını merkeze alan, vergi kapasitesini aşmayan ve toplumsal refahı aşındırmayan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

OECD tarafından Türkiye için sıklıkla dile getirilen “dolaylı vergilerin azaltılması ve doğrudan vergilerin payının artırılması yoluyla daha fazla vergi toplanması” yönündeki öneriler, mevcut hükümetin ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi siyasa söylemiyle ve yeni bütçe nedeniyle vergilerde yapılan ve 2026 başında yürürlüğe girecek olan vergi artışlarıyla  büyük ölçüde örtüşmektedir. Ancak bu örtüşme, önerinin Türkiye bağlamında otomatik olarak uygulanabilir olduğu anlamına gelmemektedir. OECD’nin söz konusu siyasa çerçevesi, yüksek harcanabilir gelir düzeyine, güçlü toplumsal transfer mekanizmalarına ve görece düşük yoksulluk riskine sahip ülkeler için geliştirilmiştir. Türkiye’de ise harcanabilir gelir düzeyi OECD ortalamasının oldukça altında olup, gelir eşitsizliği ve yoksulluk riski daha yüksektir. Bu nedenle, OECD önerisinin Türkiye koşullarına uyarlanmadan benimsenmesi, vergi adaletini güçlendirmek yerine geniş toplum kesimleri üzerinde yeni bir mali baskı yaratma riski taşımaktadır. OECD referansının bu bağlamda bir “iyi uygulama” örneğinden çok, mevcut vergi artırma hedeflerine dışsal bir meşruluk sağlama işlevi gördüğü söylenebilir.


 

REFERANSLAR

 

OECD. (2023). Income and wealth distribution database (IDD). Organisation for Economic Co-operation and Development. https://www.oecd.org/social/income-distribution-database/

OECD. (2024a). Revenue statistics 2024: Tax revenue trends in OECD countries. Organisation for Economic Co-operation and Development. https://www.oecd.org/tax/tax-policy/revenue-statistics/

OECD. (2024b). Society at a glance 2024: OECD social indicators. Organisation for Economic Co-operation and Development. https://www.oecd.org/social/society-at-a-glance

OECD. (2025). OECD economic surveys: Türkiye 2025. Organisation for Economic Co-operation and Development. https://www.oecd.org/economy/surveys/turkiye/

OECD. (n.d.). Tax policy reforms database. Organisation for Economic Co-operation and Development. https://www.oecd.org/tax/tax-policy/

 

Dolowitz, D. P., & Marsh, D. (2000). Learning from abroad: The role of policy transfer in contemporary policy-making. Governance, 13(1), 5–24. https://doi.org/10.1111/0952-1895.00121

Musgrave, R. A., & Musgrave, P. B. (1989). Public finance in theory and practice (5th ed.). McGraw-Hill.

 



[1] Türkiye’nin OECD median harcanabilir gelirinin diğer OECD ülkelerine göre düşük olduğu açıkça belirtilmiştir; Lüksemburg, Norveç ve ABD gibi ülkelerle kıyaslandığında çok daha alt sıralarda yer almaktadır.

Hiç yorum yok: