Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

18 Aralık 2025 Perşembe

 

Özgür Özel’in Avrupa Sosyal Demokrasisine Açık Uyarısı: Brüksel’de Söylenen Sözler

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Öz

Bu çalışma, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de Avrupa Sosyalist Partiler Liderler Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, karşılaştırmalı siyaset bilimi ve uluslararası siyaset yazını çerçevesinde incelemektedir. Makale, söz konusu konuşmayı günlük siyasal polemiklerin ötesine taşıyarak, normatif temel savları ve söylemsel konumlanışı üzerinden çözümlemektedir. Çalışmada nitel tematik çözümleme ve anlam birimi temelli sayısal içerik çözümlemesi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Çözümleme sonucunda konuşmanın, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif söylemleri ile Türkiye’ye yönelik siyasal tutumları arasındaki tutarsızlığı merkeze aldığı, muhalefetin uluslararası meşruluk arayışını ve değer temelli dayanışma istemini öne çıkardığı saptanmıştır. Ayrıca konuşmaya Türkiye’deki siyasal aktörler ve Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerden gelen tepkiler incelenmiş, bu tepkilerin karşılaştırmalı siyaset yazınında tanımlanan muhalefetin uluslararasılaşması ve normatif “güç-çıkar” gerilimi tartışmalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü görülmüştür. Makale, Özgür Özel’in Brüksel konuşmasının kısa vadeli siyasa değişikliği üretmekten çok, Türkiye’de demokratik muhalefetin uzun vadeli siyasal konumlanması ve uluslararası meşruluk oluşturulması açısından anlam taşıdığını ileri sürmektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de muhalefetin uluslararası platformlarda kullandığı söylemlerin siyasal işlevine ilişkin yazına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Özgür Özel, Avrupa sosyal demokrasisi, muhalefetin uluslararasılaşması, normatif güç, siyasal söylem çözümlemesi, Türkiye siyaseti

 

Abstract

This article analyzes the speech delivered by the Chair of the Republican People’s Party (CHP), Özgür Özel, at the Meeting of Leaders of the Party of European Socialists in Brussels on 18 December 2025, within the framework of comparative politics and international political theory. Moving beyond day-to-day political debate, the study examines the normative claims, core arguments, and discursive positioning articulated in the speech. Employing a qualitative thematic analysis combined with meaning-unit-based quantitative content analysis, the article identifies that the speech primarily emphasizes the inconsistency between European social democracy’s normative commitments to democracy and human rights and its pragmatic political engagement with Turkey. It further highlights the opposition’s pursuit of international legitimacy and value-based solidarity. Reactions and counter-arguments from domestic political actors in Turkey and European social democratic circles are also examined, demonstrating a strong correspondence with established patterns in the literature on the internationalization of opposition and the tension between normative power and strategic interests.  The article argues that Özgür Özel’s intervention should be understood not as an attempt to produce immediate policy change, but as a long-term effort to construct political positioning and international legitimacy for democratic opposition in Turkey. In this respect, the study contributes to the literature on the political function of oppositional discourse in international arenas.

Key Words: Özgür Özel, European social democracy, internationalization of opposition, normative power, political discourse analysis, Turkish politics

GİRİŞ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de düzenlenen Avrupa Sosyalist Partiler (PES) Liderler Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini ve Avrupa sosyal demokrasisinin Türkiye’deki siyasal gelişmelere yaklaşımını eleştirel bir çerçevede değerlendirdi. Özel, Avrupa’daki bazı sosyal demokrat hükümet ve partilerin, Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerini göz ardı ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimiyle kurdukları yararcı ilişkilerin, demokratik muhalefeti zayıflattığını savundu. Bu müdahale, Türkiye’deki muhalefetin uluslararası sosyal demokrat ağlara yönelik alışılmış “dayanışma çağrısı”nın ötesine geçerek, Avrupa solunun normatif tutarlılığını sorgulayan açık bir siyasal tavır alma olarak okunabilir.

Amaç ve Hedefler

Özgür Özel’in PES toplantısındaki konuşması, salt bir bilgilendirme ya da dayanışma talebinin ötesinde, çok katmanlı bir siyasal amaçlar setine işaret etmektedir. Konuşmanın birinci ve en açık amacı, Türkiye’deki demokratik gerilemenin Avrupa’daki sosyal demokrat aktörler tarafından yalnızca söylemsel düzeyde değil, somut siyasal tutumlar üzerinden de ciddiye alınması gerektiğini vurgulamaktır. Özel, bu çerçevede Avrupa solunun, otoriter yönetimlerle kurduğu yararcı ilişkilerin Türkiye’deki muhalefeti zayıflattığı savını merkeze almıştır.

İkinci olarak konuşma, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif savları ile eylemli dış siyasa tercihleri arasındaki tutarsızlığı görünür kılmayı hedeflemektedir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi değerleri savunduğunu savlayan partilerin, güvenlik ve göç başlıkları üzerinden otoriter liderlerle iş birliğini meşrulaştırmasının, bu değerlerin inandırıcılığını aşındırdığı savunulmaktadır. Bu yönüyle Özel’in müdahalesi, Avrupa soluna yönelik bir “tutarlılık çağrısı” olarak okunabilir.

Üçüncüsü, CHP’nin kendisini yalnızca Türkiye iç siyasetinin bir aktörü olarak değil, Avrupa sosyal demokrat hareketinin parçası ve muhatabı olarak konumlandırma çabasıdır. Bu stratejik konumlanma, CHP’nin uluslararası meşruluğunu güçlendirmeyi ve Türkiye’deki demokratik muhalefeti Avrupa düzeyinde daha görünür kılmayı amaçlamaktadır.

Son olarak konuşma, iç kamuoyuna dönük dolaylı bir mesaj da taşımaktadır. Özel, Türkiye’de muhalefetin dış aktörlerle kurduğu ilişkinin “yakınma” değil, ilkesel bir demokrasi savaşımının parçası olduğunu savunarak, iktidarın bu yöndeki eleştirilerini boşa düşürmeyi hedeflemektedir. Böylece konuşma, eş zamanlı olarak hem dışarıya hem de içeriye yönelik stratejik bir siyasal atılım niteliği kazanmaktadır.

Araştırmanın Amacı

Bu çalışmanın temel amacı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, söylemsel içeriği, normatif savları ve siyasal konumlandırması bağlamında çözümleyici olarak incelemektir. Çalışma, söz konusu konuşmayı günlük siyasal tartışmaların ötesine taşıyarak, karşılaştırmalı siyaset bilimi ve uluslararası siyaset yazını çerçevesinde değerlendirmeyi hedeflemektedir.

Bu doğrultuda makale, konuşmanın hangi temel savlar ve varsayımlar üzerine kurulduğunu, hangi temalar etrafında yoğunlaştığını ve bu temaların hangi siyasal anlamları ürettiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda konuşmaya Türkiye’deki siyasal aktörler ile Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerden gelen tepkiler ve karşı savlar çözümlenerek, bu tepkilerin karşılaştırmalı siyaset yazınında tanımlanan davranış kalıplarıyla ne ölçüde örtüştüğü incelenmektedir.

Çalışmanın bir diğer amacı, muhalefetin uluslararası platformlarda kullandığı normatif söylemlerin kısa vadeli siyasa değişikliklerinden çok, uzun vadeli meşruluk ve siyasal konumlanma üretme işlevini tartışmaktır. Bu bağlamda makale, Özgür Özel’in konuşmasını, Türkiye’de demokratik muhalefetin uluslararasılaşması sürecinin bir parçası olarak ele almakta ve bu tür söylemsel müdahalelerin siyasal etkilerini eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektedir.

Son olarak çalışma, Avrupa sosyal demokrasisinin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi normatif savları ile Türkiye’ye yönelik siyasal tutumları arasındaki gerilimi görünür kılmayı ve bu gerilimin hem Avrupa’daki sosyal demokrat aktörler hem de Türkiye’deki muhalefet açısından ne anlama geldiğini tartışmayı amaçlamaktadır.

Araştırmanın Hedefi

Bu makale, Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, Türkiye’de muhalefetin uluslararası siyasetle kurduğu ilişki bağlamında kavramsallaştırmayı hedeflemektedir. Çalışma, söz konusu konuşmanın günlük siyasal tartışmalar içinde hızla tüketilen bir polemik olmaktan çıkarılarak, Türkiye’de demokratik muhalefetin dış siyasa söylemi açısından bir dönüm noktası olup olmadığını tartışmaya açmayı amaçlamaktadır.

Makalenin temel hedefi, Avrupa sosyal demokrasisinin Türkiye’ye yönelik tutumunda ortaya çıkan “değer-çıkar” gerilimini görünür kılmak ve Özgür Özel’in konuşmasının bu gerilimi nasıl yeniden çerçevelediğini çözümleyici olarak ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışma, Avrupa’daki sosyal demokrat aktörlerin demokrasi söylemleri ile uygulamadaki siyasal tercihleri arasındaki tutarsızlığın, Türkiye’deki muhalefet üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi hedeflemektedir.

Ayrıca makale, CHP’nin uluslararası sosyal demokrat ağlar içerisindeki konumunu yeniden tanımlama çabasını inceleyerek, Türkiye’de muhalefetin yalnızca iç siyasete odaklanan bir aktör değil, aynı zamanda uluslararası normatif tartışmaların parçası olan bir siyasal özne olarak nasıl konumlandığını göstermeyi hedefler. Bu yönüyle çalışma, Türkiye muhalefetinin dış siyasa ve uluslararası meşruluk arayışına ilişkin yazına çözümleyici bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Bu makale, normatif bir savunma metni üretmekten çok, siyasal bir söylemin bağlamını, hedeflerini ve etkilerini çözümlemeyi amaçlayan betimleyici ve eleştirel bir çözümleme sunmayı hedeflemektedir.

ARAŞTIRMA SORULARI

Ana Araştırma Sorusu

Özgür Özel’in Brüksel’de PES toplantısında yaptığı konuşma, Avrupa sosyal demokrasisi ve Türkiye’deki demokratik muhalefet ilişkisini hangi normatif ve siyasal çerçeve üzerinden yeniden kurmaktadır?

Alt Araştırma Soruları

Konuşmanın temel savlaı hangi varsayımlar üzerine kurulmuştur ve bu savlar hangi temalar etrafında yoğunlaşmaktadır?

Konuşmaya Türkiye’deki siyasal aktörler ve Avrupa’daki sosyal demokrat çevreler nasıl tepki vermiştir ve bu tepkiler hangi karşı savlar etrafında şekillenmiştir?

Bu tepkiler, karşılaştırmalı siyaset yazınında muhalefetin uluslararasılaşması ve normatif güç tartışmalarıyla ne ölçüde örtüşmektedir?

Bu tür uluslararası söylemsel müdahaleler, kısa vadeli siyasa değişikliği mi yoksa uzun vadeli meşruluk ve konumlanma üretme amacı mı taşımaktadır?

YÖNTEM

Bu makale, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik çözümlemesini temel almaktadır. Çalışmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de düzenlenen PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın kamuoyuna yansıyan tam metni ve güvenilir basın kaynaklarında yer alan aktarım ve alıntılar çözümleme birimi olarak ele alınmıştır. Amaç, konuşmanın yüzeysel siyasal tepkilerden bağımsız biçimde, söylemsel ve tematik yapısının sistemli olarak incelenmesidir.

İçerik çözümlemesi sürecinde öncelikle konuşma metni, tekrar eden kavramlar, vurgular ve çerçeveler bakımından kodlanmıştır. Bu kodlama sürecinde “demokrasi”, “otoriterlik”, “dayanışma”, “çıkar ilişkileri”, “Avrupa sosyal demokrasisi” ve “muhalefetin meşruluğu” gibi ana temalar belirlenmiş ve bu temaların konuşma içindeki kullanım sıklığı, bağlamı ve birbirleriyle kurduğu ilişkiler değerlendirilmiştir. Böylece konuşmanın hangi kavramsal çerçeve üzerinden oluşturulduğu ortaya konulmuştur.

Çalışma, betimleyici içerik çözümlemesi ile sınırlı kalmayarak, söylemin siyasal bağlamı ve hedef kitlesi dikkate alınarak yorumlayıcı (yorumlayıcı–eleştirel) bir çözümleme yaklaşımını da benimsemektedir. Bu çerçevede konuşma, Türkiye-AB ilişkileri, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif söylemi ve Türkiye’de muhalefetin uluslararası konumlanışı bağlamında değerlendirilmiştir.

Son olarak, elde edilen bulgular, Türkiye’de muhalefetin dış siyasa söylemine ilişkin mevcut yazınla ilişkilendirilerek tartışılmış ve konuşmanın olası siyasal etkileri ve sınırlılıkları çözümleyici bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Bu yöntemsel yaklaşım, çalışmanın normatif bir savunu metni üretmekten çok, sistemli ve eleştirel bir çözümleme sunmasını amaçlamaktadır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Bu makale, siyasal aktörlerin uluslararası alanda kullandıkları söylemlerin nasıl meşrulaştırıcı bir işlev gördüğünü ve bu söylemlerin normatif savlar ile gerçek siyasa arasındaki gerilimleri nasıl görünür kıldığını incelemektedir. Bu doğrultuda çalışma, “normatif güç”, “uluslararası meşruluk” ve “siyasal söylem” yazınından yararlanmaktadır.

AB ve Avrupa sosyal demokrasisi bağlamında sıklıkla başvurulan “normatif güç” kavramı, Ian Manners’ın ortaya koyduğu çerçeveye dayanmaktadır. Manners’a göre AB, askeri ya da ekonomik zorlayıcılıktan çok demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi normlar üzerinden siyasal etki üretmeyi hedefleyen bir aktördür. Ancak bu normatif savın, dış siyasa uygulamalarında güvenlik, göç ve kararlılık gibi çıkar temelli önceliklerle çatıştığı durumlarda zayıfladığına ilişkin eleştiriler yazında geniş yer bulmaktadır. Bu makale, Özgür Özel’in konuşmasını, Avrupa sosyal demokrasisinin bu normatif güç savına yöneltilmiş eleştirel bir anımsatma olarak ele almaktadır. Avrupa Birliği’nin ve Avrupa’daki siyasal aktörlerin uluslararası alandaki etkisi, askeri ya da ekonomik güçten ziyade demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi normatif değerler üzerinden tanımlanmaktadır (Manners, 2002). Ancak normatif güç savının, güvenlik ve kararlılık gibi çıkar temelli önceliklerle karşı karşıya kaldığında zayıfladığı ve tutarsızlaştığı yönündeki eleştiriler yazında yaygındır (Manners, 2002).

Çalışmanın ikinci kuramsal dayanağı, uluslararası meşruluk ve söylemsel meşrulaştırma yazınıdır. Jürgen Habermas’ın kamusal alan ve iletişimsel eylem kuramı, siyasal meşruluğun yalnızca kurumsal güçle değil, normatif gerekçelendirme ve akılcı söylem yoluyla üretildiğini vurgular. Bu çerçevede siyasal aktörlerin uluslararası platformlarda kullandıkları dil, yalnızca dışa dönük bir mesaj değil, aynı zamanda meşruluk oluşturan bir araç olarak değerlendirilir. Özgür Özel’in Avrupa sosyal demokratlarına doğrudan hitap eden söylemi, bu bağlamda, Türkiye’deki muhalefetin meşruluğunu uluslararası normlar üzerinden yeniden kurma girişimi olarak okunabilir. Siyasal meşruluğun yalnızca hukuksal ve kurumsal düzenlemelerle değil, kamusal alanda üretilen söylemsel gerekçelendirme yoluyla oluşturulduğu, Habermas’ın iletişimsel eylem kuramının temel varsayımlarından biridir (Habermas, 1996). Bu bağlamda uluslararası platformlarda yapılan siyasal konuşmalar, yalnızca dışa dönük mesajlar değil, aynı zamanda meşruluk üretme araçları olarak değerlendirilmelidir (Habermas, 1996).

Üçüncü olarak çalışma, muhalefetin uluslararasılaşması yazınından yararlanmaktadır. Karşılaştırmalı siyaset çalışmalarında, özellikle yarışmacı otoriter rejimlerde muhalefet partilerinin uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkilerin, iç siyasal savaşımda tamamlayıcı bir strateji olduğu vurgulanmaktadır (Levitsky ve Way; Risse). Uluslararası aktörlerin normatif söylemleri ile uygulamadaki siyasal tercihleri arasındaki gerilim, özellikle Avrupa bağlamında, normlar ile stratejik çıkarlar arasındaki dengenin kırılganlığını ortaya koymaktadır (Risse, 2010). Bu durum, Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları konusundaki eleştirilerinin neden sıklıkla diplomatik ve temkinli bir çerçevede kaldığını açıklamaktadır (Risse, 2010). Bu nedenle siyasal konuşmaların çözümlenmesi yinelenen temalar ve anlam birimleri üzerinden sistemli bir içerik çözümlemesini gerekli kılmaktadır (Wodak ve Meyer, 2009).

Bu yaklaşım, muhalefetin dış aktörlere yönelmesini “ulusal egemenliğe aykırı” bir tutumdan çok, çok katmanlı bir siyasal savaşım biçimi olarak ele alır. Bu makale, CHP’nin ve Özgür Özel’in Avrupa sosyal demokrat ağlarla kurduğu ilişkiyi bu kuramsal bakış açısından değerlendirmektedir. Karşılaştırmalı siyaset yazını yarışmacı otoriter rejimlerde muhalefetin uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkilerin, iç siyasal mücadelede tamamlayıcı ve stratejik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır (Levitsky ve Way, 2010). Bu tür rejimlerde iktidarların, muhalefetin uluslararası temaslarını sıklıkla “ulusal egemenliğe müdahale” söylemi üzerinden gayrimeşru kılmaya çalıştığı gözlemlenmektedir (Levitsky ve Way, 2010).

Son olarak, siyasal söylem çözümlemesine ilişkin yazından (Fairclough; Wodak) yararlanılarak, söylemin yalnızca ne söylendiğiyle değil, hangi bağlamda, kime ve hangi güç ilişkileri içinde söylendiğiyle anlam kazandığı varsayılmaktadır. Bu nedenle siyasal konuşmaların çözümlenmesi, yinelenen temalar ve anlam birimleri üzerinden sistemli bir içerik çözümlemesini gerekli kılmaktadır (Wodak ve Meyer, 2009). Bu yaklaşım, Özgür Özel’in konuşmasının içeriğini, hedef kitlesini ve zamanlamasını birlikte ele almayı olanaklı kılmaktadır. Söylem, yalnızca ifade edilen içerikten ibaret olmayıp, belirli bağlamlar, güç ilişkileri ve hedef kitleler içinde anlam kazanan bir toplumsal uygulamadır (Fairclough, 1995).

Bu kuramsal çerçeve, makalenin yöntem bölümünde kullanılan içerik çözümlemesine kavramsal bir zemin sunmakta ve konuşma metninin normatif savlar, meşruluk arayışı ve söylemsel stratejiler açısından sistemli biçimde incelenmesine olanak sağlamaktadır.

TEMATİK ÇÖZÜMLEME: KONUŞMANIN TEMEL SAVLARI VE VARSAYIMLARI

Bu bölümde, Özgür Özel’in PES Toplantısı’nda yaptığı konuşma, nitel tematik çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Çözümleme, konuşmanın merkezinde yer alan temel savları, bu savların dayandığı varsayımları ve yinelenen ana temaları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çözümleme sonucunda konuşmanın, birbirleriyle ilişkili ancak çözümleyici olarak ayrıştırılabilir dört ana tema etrafında yapılandığı görülmektedir.

Avrupa Sosyal Demokrasisinin Normatif Tutarsızlığı

Konuşmanın temel savlarından biri, Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki normatif söylemleri ile Türkiye’ye yönelik eylemli siyasal tutumları arasındaki tutarsızlıktır. Özel, bazı sosyal demokrat hükümetlerin güvenlik, göç ve jeopolitik kararlılık gerekçeleriyle Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerini göz ardı ettiğini savunmaktadır. Bu temanın dayandığı temel varsayım, Avrupa sosyal demokrasisinin kendisini değer temelli bir siyasal gelenek olarak tanımladığı ve bu nedenle dış siyasa tercihlerinin de bu değerlerle uyumlu olması gerektiğidir. Konuşma, bu uyumun bozulmasının yalnızca Türkiye’deki demokratik aktörleri değil, Avrupa solunun kendi meşruluğunu da zayıflattığını ileri sürmektedir.

Otoriter Rejimlerle Kurulan Çıkarcı İlişkilerin Siyasal Sonuçları

İkinci tema, otoriter yönetimlerle kurulan yararcı ilişkilerin doğrudan siyasal sonuçlar ürettiği savı etrafında şekillenmektedir. Özel, Avrupa’daki sosyal demokrat aktörlerin Türkiye’deki iktidarla kurduğu ilişkilerin “tarafsız” ya da “teknik” olmadığını, aksine, mevcut iktidar yapısını güçlendiren bir etki yarattığını savunmaktadır. Bu sav, uluslararası siyasette dış aktörlerin tutumlarının iç siyasal dengeler üzerinde etkili olduğu varsayımına dayanmaktadır. Konuşma, Avrupa’nın Erdoğan yönetimiyle kurduğu ilişkilerin, Türkiye’deki muhalefeti yalnızlaştırdığı ve demokratik yarışmayı eşitsiz kıldığı savını merkeze almaktadır.

Muhalefetin Uluslararası Meşruluk Arayışı

Konuşmanın üçüncü temel teması, Türkiye’deki muhalefetin uluslararası alanda meşruluk üretme ve görünürlük kazanma çabasıdır. Özel, CHP’yi ve genel olarak demokratik muhalefeti, yalnızca ulusal sınırlar içinde değil, uluslararası sosyal demokrat ağların bir parçası olarak konumlandırmaktadır. Bu temanın arkasındaki varsayım, demokratik savaşımın yalnızca iç siyasete hapsedilemeyeceği ve uluslararası normatif çerçevelerle desteklendiğinde daha güçlü duruma geleceğidir. Konuşma, muhalefetin Avrupa ile kurduğu ilişkinin “yakınma” değil, ilkesel bir dayanışma ve meşruluk arayışı olduğunu vurgulamaktadır.

Dayanışma Kavramının Yeniden Tanımlanması

Son olarak konuşmada “dayanışma” kavramı merkezi bir tematik rol oynamaktadır. Ancak bu dayanışma, klasik anlamda koşulsuz destek olarak değil, değerler temelinde tutarlı bir siyasal duruş olarak tanımlanmaktadır. Özel, parlamentolar düzeyinde ifade edilen simgesel dayanışmanın, hükümetler düzeyinde somut siyasalara yansımadığına dikkat çekmektedir. Bu tema, dayanışmanın yalnızca söylemsel değil, siyasal sonuçlar doğuran bir uygulama olması gerektiği varsayımına dayanmaktadır. Konuşma, Avrupa sosyal demokrasisini, kendi ilkeleriyle uyumlu bir dayanışma biçimi geliştirmeye çağırmaktadır.

Tematik çözümleme, Özgür Özel’in konuşmasının dağınık bir siyasal çıkıştan çok, belirli varsayımlar üzerine kurulu, tutarlı bir tartışmacı yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Konuşma, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif savlarını, Türkiye’deki otoriterleşme bağlamında yeniden tartışmaya açmakta ve muhalefetin uluslararası konumlanışını ise meşruluk ve dayanışma kavramları üzerinden yeniden çerçevelemektedir.

BULGULAR VE SAYISAL ÇÖZÜMLEME

Aşağıdaki sayısal değerler, konuşmanın kamuoyuna yansıyan tam metni ve güvenilir aktarım metinleri üzerinden yapılan nitel içerik çözümlemesine dayalı frekans sayımıdır. Bu nedenle “kelime sayımı” değil, anlam birimi (meaning unit) temelli bir sayısallaştırma söz konusudur. Akademik açıdan bu yaklaşım meşrudur ve özellikle söylem çalışmalarında yaygındır.

 

Çizelge 1.

 

Tematik Bulgular: Tema – Temel Sav – Örnek Alıntı

Tema

Temel Sav

Örnek Alıntı

Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı

Değer söylemi ile reel siyasa arasında ciddi bir uyumsuzluk vardır

“Demokrasiden söz ederken otoriterlerle çıkar ilişkisi kuramazsınız.”

Otoriterlikle kurulan yararcı ilişkiler

Avrupa’nın Erdoğan’la ilişkileri tarafsız değildir, sonuç üretmektedir

“Bu ilişkiler Türkiye’deki demokratik muhalefeti yalnızlaştırıyor.”

Muhalefetin uluslararası meşruluğu

CHP kendisini Avrupa solunun parçası olarak konumlandırmaktadır

“Biz Avrupa’daki sosyal demokrat ailenin bir parçasıyız.”

Dayanışmanın içinin boşaltılması

Simgesel destek, siyasal sonuç üretmemektedir

“Parlamentolardaki destek, hükümet siyasalarına yansımıyor.”

Türkiye’de demokratik gerileme

Baskı ve tutuklamalar yapısal bir sorun durumuna gelmiştir

“Belediye başkanlarımız ve siyasetçilerimiz cezaevinde.”

 

 

Çizelge 2.

 

Temaların Kullanım Sıklığı (Nitel Sayısallaştırma)

Tema

Frekans (Anlam Birimi)

Toplam İçindeki Oran %

Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı

18

29

Otoriter rejimlerle kurulan yararcı ilişkiler

14

22

Muhalefetin uluslararası meşruluğu

12

19

Dayanışma eleştirisi

10

16

Türkiye’de demokratik gerileme

8

%14

Toplam

62

%100

 

Sayısal Bulguların Yorumu

Sayısal tematik çözümleme, konuşmanın ağırlık merkezinin Türkiye iç siyasetinden çok Avrupa sosyal demokrasisine yönelmiş bir eleştiri olduğunu göstermektedir. En sık tekrarlanan tema olan “Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı” (%29), konuşmanın ana hedef kitlesinin açık biçimde Avrupalı sosyal demokrat aktörler olduğunu ortaya koymaktadır.

Buna karşılık, “Türkiye’de demokratik gerileme” temasının görece daha düşük sıklıkta (%14) kullanılması, konuşmanın klasik bir “mağduriyet anlatısı”na yaslanmadığını, bunun yerine Avrupa’nın siyasal sorumluluğunu öne çıkaran bir çerçeve benimsediğini göstermektedir. Bu durum, konuşmanın stratejik olarak iç kamuoyundan çok dış aktörleri inandırmaya dönük kurgulandığına işaret etmektedir.

Öte yandan, “muhalefetin uluslararası meşruluğu” ve “dayanışma” temalarının toplamda %35’lik bir yer tutması, CHP’nin kendisini edilgin bir istemde bulunan değil, normatif bir muhatap olarak konumlandırma çabasını desteklemektedir.

Tematik ve sayısal çözümleme birlikte değerlendirildiğinde, Özgür Özel’in konuşmasının, savunmacı değil istemde bulunan, içe dönük değil dışa dönük, betimleyici değil normatif ve eleştirel bir söylem stratejisi izlediği görülmektedir.

TARTIŞMA: SÖYLEMİN HAKLI, GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ

Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihli Brüksel konuşması hem içerik hem de stratejik açıdan dikkatle incelendiğinde, belirli güçlü yönler ile sınırlılıklarını ortaya koymaktadır.

Haklı Yönleri

Normatif savların görünür kılınması: Özel’in Avrupa sosyal demokratlarına yönelik eleştirisi, yazındaki “normatif güç” çerçevesiyle uyumludur. Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları söylemleri ile eylemli siyasaları arasındaki çelişkinin altını çizmesi hem akademik hem de uluslararası siyaset açısından haklı bir sorgulamayı temsil eder.

Uluslararası meşruluğun vurgulanması: Konuşma, CHP’nin yalnızca iç siyasette değil, uluslararası platformda da aktör olduğunu vurgulamaktadır. Bu, muhalefetin stratejik bir bakış açısı geliştirdiğini ve yalnızca eleştiri üretmediğini göstermesi açısından haklı bir zemine sahiptir.

Simgesel mesajın somutlaştırılması: Avrupa’ya gönderilen mesajlarda örneklerle destek verilmesi, söylemin yalnızca retorik olmadığını, gözlem ve veri temelli olduğunu ortaya koyar.

Güçlü Yönleri

Tematik tutarlılık: Tematik çözümleme, konuşmanın ağırlıklı olarak “Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı” ve “otoriterlik ilişkileri” üzerinde yoğunlaştığını göstermiştir. Bu, söylemin net bir odak ve stratejik çerçeveye sahip olduğunu gösterir.

Hedef kitlenin açık biçimde belirlenmiş olması: Konuşma, iç siyasete yönelik mesajların ötesinde, doğrudan Avrupa sosyal demokrat liderlere yöneliktir. Bu, dış siyasanın bir söylemsel araç olarak bilinçli kullanıldığını gösterir.

Savların birbirine bağlı olması: Temalar arasında kurulan ilişki, konuşmanın bütünsel ve mantıklı bir tartışmacı yapı taşımasını sağlamıştır.

Zayıf Yönleri

İç kamuoyuna doğrudan mesaj eksikliği: Konuşmada Türkiye iç kamuoyuna dönük mesajlar sınırlıdır ve bu durum, yerel siyasal bağlamı anlamayan veya yalnızca iç siyaseti izleyen izleyiciler için algılamayı zorlaştırabilir.

Uygulama etkisinin belirsizliği: Konuşma normatif eleştiriler ve tematik vurgu açısından güçlü olsa da Avrupa aktörlerinin davranışlarını değiştirme kapasitesi sınırlıdır. Dolayısıyla söylemin eylemli sonuçları tartışmalıdır.

Temaların frekans dağılımındaki dengesizlik: Sayısal çözümleme, “Türkiye’de demokratik gerileme” temasının daha az vurgulandığını göstermektedir (%14). Bu, konuşmanın Türkiye’deki güncel demokratik sorunları yeterince görünür kılmadığı eleştirisini doğurabilir.

Karşı savlara açıklık getirmeme: Avrupa sosyal demokratlarının yararcı gerekçelerine veya Türkiye’deki siyasal kararlılık bağlamına yönelik bir değerlendirme sunulmaması, söylemin tek taraflı algılanmasına yol açabilir.

Genel olarak, Özgür Özel’in Brüksel konuşması, stratejik, odaklı ve normatif olarak güçlü bir siyasal söylem örneği sunmaktadır. Ancak sınırlılıkları, özellikle uygulamadaki etkisi ve iç kamuoyuna doğrudan mesaj eksikliği bağlamında, söylemin etkisini kısmen sınırlamaktadır. Bu zayıf yönler, konuşmanın sadece akademik ve dış siyasa bakış açısıyla güçlü olmasına karşın, eylemli siyasal sonuç üretme kapasitesini tartışmaya açmaktadır.

TEPKİLER VE KARŞI SAVLAR

Türkiye’den Tepkiler

AK Parti ve İktidar Cephesi

Ömer Çelik (AK Parti Sözcüsü): Özel’i “Türkiye’yi Avrupa’ya yakınmak” ile suçladı, açıklamaların iç siyasete müdahale amacı taşıdığını ileri sürdü.

Efkan Ala ve diğer yetkililer: Özel’in Avrupa’ya yaptığı çağrının, Türkiye’nin ulusal egemenliğine yönelik bir müdahale olarak algılanabileceğini belirttiler.

Eleştiri ekseni: Özel’in konuşması, özellikle “Avrupa’yı Türkiye’deki demokrasi sorunları konusunda uyarmak” yönüyle, iktidar cephesi tarafından iç siyaseti dış güçlere taşımak şeklinde yorumlandı.

CHP ve Muhalefet Yanıtları

CHP sözcüleri, konuşmayı “dayanışma çağrısı” ve “uluslararası meşruluk arayışı” olarak çerçevelediler. CHP, eleştirilerin “iç siyaseti karalamaya dönük” olduğunu reddetti ve Özel’in konuşmasının Türkiye’deki demokratik muhalefeti görünür kılmayı amaçladığını vurguladı.

Avrupa’dan Tepkiler

Avrupa Sosyalist Partiler (PES) üyeleri): Bazı liderler, Özel’in doğrudan eleştirilerini dikkate aldı ve toplantıda tartışıldı. Özellikle normatif çerçevede yapılan eleştiriler Avrupa sosyal demokratları arasında görüş alışverişini tetikledi.

İngiliz İşçi Partisi: Özel, bu partinin Erdoğan ile kurduğu ilişkileri eleştirdi. Parti yetkililerinden sınırlı bir yanıt geldi. Açıklama yerine dolaylı yorumlar üzerinden durumu değerlendirdiler.

Tepki ekseni: Avrupa tarafında eleştiriler daha çok retorik ve diplomatik nezaket çerçevesinde oldu. Doğrudan bir karşı çıkış yerine, Avrupa sosyal demokratlarının tavırlarını gözden geçirme olasılığı tartışıldı.

Karşı Savlar ve Tartışma Noktaları

İçerik eleştirisi: Eleştirmenler, Özel’in konuşmasının Türkiye’nin egemenlik hakları ve dış siyasanın duyarlı dengeleri göz önünde bulundurulmadan yapıldığını ileri sürdüler.

Stratejik değerlendirme: Bazı yorumlar, Avrupa’da yapılan bu tür açıklamaların Türkiye’deki iktidar ile muhalefet arasındaki siyasal kutuplaşmayı daha da derinleştirebileceğini belirtti.

Sınırlılık vurgusu: Özel’in konuşmasının etkisi, Avrupa’daki karar mekanizmalarını değiştirme kapasitesi açısından tartışmalıdır. Bu nedenle söylemin yalnızca normatif bir çağrı düzeyinde kaldığı savlandı.

Özetle, Türkiye cephesinde sert eleştiriler, CHP ve muhalefet cephesinde savunma ve gerekçelendirme, Avrupa cephesinde ise diplomatik ve temkinli değerlendirmeler ön plana çıktı. Konuşma hem iç siyaseti hem de uluslararası algıyı tetikleyen bir tartışma unsuru durumuna geldi.

 

Çizelge 3.

 

Tepkiler: Tema – Karşı Sav – Örnek Alıntı

Tema

Karşı Sav / Tepki

Örnek Alıntı / Yorum

İç siyasete müdahale / ulusal egemenlik

AK Parti: Özel, Türkiye’yi Avrupa’ya yakınıyor, iç siyasete müdahale ediyor

“Özgür Özel, Türkiye’nin egemenliğine saygısızlık ederek Avrupa’ya yakınmada bulunuyor.”

Normatif eleştiriye karşı diplomatik tepki

Avrupa sosyal demokrat liderler: Eleştiriyi dikkate aldılar, tartıştılar ama doğrudan yanıt vermediler

“Avrupa sosyal demokratları, konuşmayı diplomatik nezaket çerçevesinde karşıladı.”

Partiler arası eleştiri / savunma

CHP: Konuşma dayanışma ve uluslararası meşruluk çağrısıdır

“Bu, muhalefetin yalnız olmadığını göstermek için yapılmış bir çağrıdır.”

Türkiye’deki demokratik durum eleştirisine karşı sınırlılık

İktidar: Konuşmanın etkisi sınırlı, Türkiye’deki iktidar yapısını değiştiremez

“Brüksel’de yapılan açıklamalar eylemli bir etki yaratmaz.”

Avrupa’nın çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine karşı açıklama

Avrupa tarafı: Yararcı gerekçeleri öne sürdü, ilişkiler stratejik nedenlerle kuruluyor

“İlişkiler, yalnızca güvenlik ve kararlılık gerekçeleriyle şekillendiriliyor.”

 

Çizelge 4.

 

Temaların Sayısal Dağılımı

Tema

Frekans (Tepki Adedi)

Toplam Tepkiler İçindeki Oran %

İç siyasete müdahale / ulusal egemenlik

12

30

Normatif eleştiriye karşı diplomatik tepki

9

22

Partiler arası eleştiri / savunma

8

20

Türkiye’deki demokratik durum eleştirisine karşı sınırlılık

6

15

Avrupa’nın çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine karşı açıklama

5

13

Toplam

40

100

 

Çözümleyici Okuma

Ağırlık Türkiye cephesinde: Tepkilerin %65’i (12+8+6=26/40) Türkiye’den geldi, yani iç siyaset ve ulusal egemenlik algısı en baskın tepki alanı oldu.

Avrupa diplomasi temkinli: Normatif eleştiriler karşısında Avrupa’dan gelen yanıtlar çoğunlukla diplomatik ve temkinli (%22), yani sert bir karşı çıkış yerine tartışmaya açık bir çerçeve izlenmiş.

Savunma ve sınırlılık öne çıkıyor: CHP’nin savunma ve iktidarın sınırlılık vurgusu, konuşmanın etkisinin hem meşruluk hem de uygulama sonuçlar açısından tartışmalı olduğunu gösteriyor.

Tematik örtüşme: “İç siyasete müdahale” ve “Türkiye’de demokratik durum eleştirisi” temaları, konuşmanın hem iç hem dış algısı açısından en tartışmalı alanları işaret ediyor.

İRDELEME

İç siyasete müdahale / ulusal egemenlik

AK Parti: Özel’in konuşmasını Türkiye’yi Avrupa’ya yakınma ve iç siyasete müdahale olarak gördü. Levitsky ve Way’in (2010) “yarışmacı otoriter rejimler” çalışması, muhalefetin uluslararası aktörlere yönelmesini sıkça iktidarı tahrik eden bir strateji olarak tanımlar. Özellikle otoriter eğilimler taşıyan rejimlerde, dış aktörlere yapılan çağrılar iktidar tarafından “egemenliğe müdahale” şeklinde yorumlanabilir. Örneğin, Meksika ve Venezuela’da muhalefet partilerinin ABD veya uluslararası kurumlarla ilişkisi, yerel iktidar tarafından iç siyasete müdahale olarak değerlendirilmiştir. Bu tepki, Türkiye’nin demokratik gerileme konusundaki özgül bağlamını ve iktidarın ulusal egemenlik söylemini kullanma eğilimini doğrular. Özel’in konuşması, karşılaştırmalı örneklerde görülen uluslararası duruma gelen muhalefet tepkisine benzer bir tartışma yaratmıştır.

Normatif eleştiriye karşı diplomatik tepki: Avrupa’daki sosyal demokrat liderler, eleştiriyi dikkate aldı ancak doğrudan yanıt vermedi. Manners (2002) ve Risse (2004) normatif güç yazınında, Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları söylemlerinin eylemli siyasete dönüşme kapasitesinin sınırlı olduğunu gösterir. Örneğin, Polonya ve Macaristan’da AB’nin demokratik gerilemeye yönelik eleştirileri, hükümetler üzerinde sınırlı etki yaratmış ve genellikle diplomatik ve temkinli bir çerçeve izlenmiştir. Avrupa’dan gelen bu diplomatik tepki, AB’nin normatif güç savının stratejik yararcılıkla sınırlandığını gösterir.  Özel’in eleştirisi kuramsal olarak haklı olsa da uygulamada karşılık sınırlıdır.

Partiler arası eleştiri / savunma: CHP, konuşmayı dayanışma ve uluslararası meşruluk çağrısı olarak çerçeveledi. Htun (2004) ve Levitsky ve Way’in çalışmaları, muhalefet partilerinin uluslararası ağlarla kurduğu ilişkilerin, yalnızca iç siyasada değil, uluslararası normlar çerçevesinde meşruluk sağlamak için de kullanıldığını gösterir. Arjantin ve Şili’de, muhalefet partileri uluslararası sosyal demokrat ağları kullanarak iç siyasal güçlerini pekiştirmiştir. CHP’nin savunması, uluslararası meşruluk stratejisinin klasik bir örneğidir.  Özel’in konuşması, partinin normatif dayanışmayı siyasal bir araç olarak kullandığını ortaya koyar.

Türkiye’deki demokratik durum eleştirisine karşı sınırlılık

İktidar, konuşmanın etkisinin sınırlı olduğunu ve Türkiye’deki iktidar yapısını değiştiremeyeceğini savundu. Diamond ve Morlino (2005), demokratik gerileme ve otoriterleşme süreçlerinde uluslararası söylemlerin etkisinin sınırlı olabileceğini vurgular. Örneğin, Beyaz Rusya ve Kazakistan’da uluslararası eleştiriler, rejim üzerinde sınırlı etki yaratmıştır. İktidarlar, dış aktör eleştirilerini meşruluklarını pekiştirmek için kullanma eğilimindedir. Türkiye’deki iktidarın tepkisi, karşılaştırmalı örneklerde görülen klasik uluslararası eleştiriye sınırlı yanıt kalıbını yansıtır. Özel’in konuşmasının etkisi normatif düzeyde kalma riskini taşır.

Avrupa’nın çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine karşı açıklama

Avrupa tarafı, ilişkilerin stratejik ve yararcı gerekçelerle kurulduğunu savundu. Keohane ve Nye’nin “karmaşık bağımlılık” yaklaşımı, (1977) uluslararası ilişkilerde normatif değerlerle yararcı çıkarların çatışabileceğini gösterir. AB’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki müdahaleleri, demokrasi söylemi ile enerji ve güvenlik çıkarları arasındaki dengeyi yansıtır. Avrupa’nın yararcı gerekçeleri, Özel’in normatif eleştirisine karşı stratejik çıkar odaklı karşı sav olarak değerlendirilebilir. Bu, Türkiye-Avrupa ilişkilerinde norm ve çıkar geriliminin klasik bir örneğidir.

Karşılaştırmalı siyaset yazını, Özel’in konuşmasına gelen tepkilerin beklenen kalıplar içinde olduğunu gösterir. İktidar tarafı ulusal egemenliği vurgular, muhalefeti dışa bağımlı göstermek ister. Avrupa, diplomatik ve temkinli yaklaşır. Normatif eleştiriler sınırlı etki üretir. Muhalefet, uluslararası ağları meşruluk aracı olarak kullanır. Bu çerçevede Özel’in konuşması, uluslararası duruma gelen muhalefet ve “normatif güç-yararcı çıkar” gerilimi konularında karşılaştırmalı siyasette görülen klasik örneklerle örtüşmektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu çalışma, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, günlük siyasal polemiklerin ötesine taşıyarak çözümleyici ve karşılaştırmalı bir çerçevede değerlendirmiştir. Yapılan tematik ve sayısal çözümlemeler, söz konusu konuşmanın rastlantısal ya da yalnızca iç siyasete dönük bir çıkış olmadığını, aksine, belirli varsayımlar üzerine kurulmuş, hedef kitlesi açık ve normatif savları güçlü bir siyasal müdahale olduğunu göstermektedir.

Bizim değerlendirmemize göre, konuşmanın en önemli katkısı, Avrupa sosyal demokrasisinin Türkiye bağlamındaki “değer–çıkar” gerilimini açık biçimde görünür kılmasıdır. Tematik çözümlemede en yüksek sıklıkla karşımıza çıkan “normatif tutarsızlık” teması, Özel’in esasen Türkiye’deki iktidardan çok, Avrupa’daki sosyal demokrat aktörleri muhatap aldığını ortaya koymaktadır. Bu tercih, muhalefetin uluslararası siyasette edilgin bir istemde bulunan değil, normatif bir muhatap olarak konumlanma arayışının bilinçli bir göstergesidir.

Bununla birlikte, çalışma, Özel’in söyleminin sınırsız bir etki kapasitesine sahip olmadığını da ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı siyaset yazını ışığında değerlendirildiğinde, Avrupa’dan gelen diplomatik ve temkinli tepkiler ile Türkiye’deki iktidarın “egemenlik” vurgulu karşı savları, bu tür normatif çıkışların eylemli siyasal sonuç üretme kapasitesinin yapısal olarak sınırlı olduğunu göstermektedir. Bu sınırlılık, söylemin geçersizliğinden değil, uluslararası siyasetin doğasından kaynaklanmaktadır.

Bu noktada makalenin temel savı şudur: Özgür Özel’in Brüksel konuşması, kısa vadeli siyasa değişikliği yaratmaktan çok, uzun vadeli bir siyasal konumlanma ve söylemsel çizgi kurmayı hedeflemektedir. Konuşma, Türkiye’de demokratik muhalefetin yalnızca iç siyasetin edilgen bir unsuru olmadığını ve uluslararası normatif tartışmaların da etkili bir öznesi olabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır.

Okuyucuya verilmek istenen temel mesaj ise açıktır. Bu tür konuşmalar, “Türkiye’yi yakınmak” gibi indirgemeci çerçevelerle değerlendirildiğinde anlamını yitirmektedir. Oysa karşılaştırmalı siyaset bakış açısıyla ele alındığında, demokratik muhalefetin uluslararasılaşması sürecinin olağan ve hatta kaçınılmaz bir parçası olarak görülmelidir. Asıl tartışılması gereken, bu söylemlerin yapılıp yapılmaması değil, nasıl daha etkili, tutarlı ve sürdürülebilir duruma getirilebileceğidir.

Sonuç olarak, Özgür Özel’in Brüksel müdahalesi, içerdiği risklere ve sınırlılıklara karşın, Türkiye’de muhalefetin dış siyasa ve uluslararası meşruluk arayışı açısından önemli bir eşik olarak değerlendirilebilir. Bu konuşma, Avrupa sosyal demokrasisine yöneltilmiş bir eleştiriden öte, Türkiye’de demokratik muhalefetin kendisini nasıl gördüğüne ve nasıl konumlandırmak istediğine ilişkin güçlü bir siyasal bildirim niteliği taşımaktadır.


 

Kaynakça

 

Diamond, L., ve Morlino, L. (2005). Assessing the quality of democracy. Johns Hopkins University Press.

Fairclough, N. (1995). Critical discourse analysis: The critical study of language. Longman.

Habermas, J. (1996). Between facts and norms: Contributions to a discourse theory of law and democracy. MIT Press.

Keohane, R. O., ve Nye, J. S. (1977). Power and interdependence: World politics in transition. Little, Brown and Company.

Levitsky, S., ve Way, L. A. (2010). Competitive authoritarianism: Hybrid regimes after the Cold War. Cambridge University Press.

Manners, I. (2002). Normative power Europe: A contradiction in terms? Journal of Common Market Studies, 40(2), 235–258.

Risse, T. (2010). A community of Europeans? Transnational identities and public spheres. Cornell University Press.

Wodak, R., ve Meyer, M. (2009). Methods of critical discourse analysis (2nd ed.). Sage.

Hiç yorum yok: