Özgür Özel’in Avrupa Sosyal
Demokrasisine Açık Uyarısı: Brüksel’de Söylenen Sözler
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de Avrupa
Sosyalist Partiler Liderler Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, karşılaştırmalı
siyaset bilimi ve uluslararası siyaset yazını çerçevesinde incelemektedir.
Makale, söz konusu konuşmayı günlük siyasal polemiklerin ötesine taşıyarak,
normatif temel savları ve söylemsel konumlanışı üzerinden çözümlemektedir. Çalışmada
nitel tematik çözümleme ve anlam birimi temelli sayısal içerik çözümlemesi
yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Çözümleme sonucunda konuşmanın, Avrupa
sosyal demokrasisinin normatif söylemleri ile Türkiye’ye yönelik siyasal
tutumları arasındaki tutarsızlığı merkeze aldığı, muhalefetin uluslararası
meşruluk arayışını ve değer temelli dayanışma istemini öne çıkardığı saptanmıştır.
Ayrıca konuşmaya Türkiye’deki siyasal aktörler ve Avrupa’daki sosyal demokrat
çevrelerden gelen tepkiler incelenmiş, bu tepkilerin karşılaştırmalı siyaset yazınında
tanımlanan muhalefetin uluslararasılaşması ve normatif “güç-çıkar” gerilimi
tartışmalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü görülmüştür. Makale, Özgür Özel’in
Brüksel konuşmasının kısa vadeli siyasa değişikliği üretmekten çok, Türkiye’de
demokratik muhalefetin uzun vadeli siyasal konumlanması ve uluslararası meşruluk
oluşturulması açısından anlam taşıdığını ileri sürmektedir. Bu yönüyle çalışma,
Türkiye’de muhalefetin uluslararası platformlarda kullandığı söylemlerin
siyasal işlevine ilişkin yazına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Özgür
Özel, Avrupa sosyal demokrasisi, muhalefetin uluslararasılaşması, normatif güç,
siyasal söylem çözümlemesi, Türkiye siyaseti
Abstract
This article analyzes the speech delivered by the
Chair of the Republican People’s Party (CHP), Özgür Özel, at the Meeting of
Leaders of the Party of European Socialists in Brussels on 18 December 2025,
within the framework of comparative politics and international political
theory. Moving beyond day-to-day political debate, the study examines the
normative claims, core arguments, and discursive positioning articulated in the
speech. Employing a qualitative thematic analysis combined with
meaning-unit-based quantitative content analysis, the article identifies that
the speech primarily emphasizes the inconsistency between European social
democracy’s normative commitments to democracy and human rights and its
pragmatic political engagement with Turkey. It further highlights the
opposition’s pursuit of international legitimacy and value-based solidarity.
Reactions and counter-arguments from domestic political actors in Turkey and
European social democratic circles are also examined, demonstrating a strong
correspondence with established patterns in the literature on the
internationalization of opposition and the tension between normative power and
strategic interests. The article argues
that Özgür Özel’s intervention should be understood not as an attempt to
produce immediate policy change, but as a long-term effort to construct
political positioning and international legitimacy for democratic opposition in
Turkey. In this respect, the study contributes to the literature on the
political function of oppositional discourse in international arenas.
Key Words: Özgür Özel,
European social democracy, internationalization of opposition, normative power,
political discourse analysis, Turkish politics
GİRİŞ
CHP Genel
Başkanı Özgür Özel, 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de düzenlenen Avrupa
Sosyalist Partiler (PES) Liderler Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye-Avrupa
Birliği (AB) ilişkilerini ve Avrupa sosyal demokrasisinin Türkiye’deki siyasal
gelişmelere yaklaşımını eleştirel bir çerçevede değerlendirdi. Özel,
Avrupa’daki bazı sosyal demokrat hükümet ve partilerin, Türkiye’deki
otoriterleşme eğilimlerini göz ardı ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimiyle
kurdukları yararcı ilişkilerin, demokratik muhalefeti zayıflattığını savundu.
Bu müdahale, Türkiye’deki muhalefetin uluslararası sosyal demokrat ağlara
yönelik alışılmış “dayanışma çağrısı”nın ötesine geçerek, Avrupa solunun
normatif tutarlılığını sorgulayan açık bir siyasal tavır alma olarak
okunabilir.
Amaç ve
Hedefler
Özgür
Özel’in PES toplantısındaki konuşması, salt bir bilgilendirme ya da dayanışma
talebinin ötesinde, çok katmanlı bir siyasal amaçlar setine işaret etmektedir.
Konuşmanın birinci ve en açık amacı, Türkiye’deki demokratik gerilemenin
Avrupa’daki sosyal demokrat aktörler tarafından yalnızca söylemsel düzeyde
değil, somut siyasal tutumlar üzerinden de ciddiye alınması gerektiğini
vurgulamaktır. Özel, bu çerçevede Avrupa solunun, otoriter yönetimlerle kurduğu
yararcı ilişkilerin Türkiye’deki muhalefeti zayıflattığı savını merkeze
almıştır.
İkinci
olarak konuşma, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif savları ile eylemli dış siyasa
tercihleri arasındaki tutarsızlığı görünür kılmayı hedeflemektedir. Demokrasi,
hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi değerleri savunduğunu savlayan
partilerin, güvenlik ve göç başlıkları üzerinden otoriter liderlerle iş
birliğini meşrulaştırmasının, bu değerlerin inandırıcılığını aşındırdığı
savunulmaktadır. Bu yönüyle Özel’in müdahalesi, Avrupa soluna yönelik bir
“tutarlılık çağrısı” olarak okunabilir.
Üçüncüsü,
CHP’nin kendisini yalnızca Türkiye iç siyasetinin bir aktörü olarak değil,
Avrupa sosyal demokrat hareketinin parçası ve muhatabı olarak konumlandırma
çabasıdır. Bu stratejik konumlanma, CHP’nin uluslararası meşruluğunu
güçlendirmeyi ve Türkiye’deki demokratik muhalefeti Avrupa düzeyinde daha
görünür kılmayı amaçlamaktadır.
Son olarak
konuşma, iç kamuoyuna dönük dolaylı bir mesaj da taşımaktadır. Özel, Türkiye’de
muhalefetin dış aktörlerle kurduğu ilişkinin “yakınma” değil, ilkesel bir
demokrasi savaşımının parçası olduğunu savunarak, iktidarın bu yöndeki
eleştirilerini boşa düşürmeyi hedeflemektedir. Böylece konuşma, eş zamanlı
olarak hem dışarıya hem de içeriye yönelik stratejik bir siyasal atılım
niteliği kazanmaktadır.
Araştırmanın
Amacı
Bu
çalışmanın temel amacı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025
tarihinde Brüksel’de PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, söylemsel içeriği,
normatif savları ve siyasal konumlandırması bağlamında çözümleyici olarak
incelemektir. Çalışma, söz konusu konuşmayı günlük siyasal tartışmaların
ötesine taşıyarak, karşılaştırmalı siyaset bilimi ve uluslararası siyaset yazını
çerçevesinde değerlendirmeyi hedeflemektedir.
Bu
doğrultuda makale, konuşmanın hangi temel savlar ve varsayımlar üzerine kurulduğunu,
hangi temalar etrafında yoğunlaştığını ve bu temaların hangi siyasal anlamları
ürettiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda konuşmaya Türkiye’deki
siyasal aktörler ile Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerden gelen tepkiler ve
karşı savlar çözümlenerek, bu tepkilerin karşılaştırmalı siyaset yazınında
tanımlanan davranış kalıplarıyla ne ölçüde örtüştüğü incelenmektedir.
Çalışmanın
bir diğer amacı, muhalefetin uluslararası platformlarda kullandığı normatif
söylemlerin kısa vadeli siyasa değişikliklerinden çok, uzun vadeli meşruluk ve
siyasal konumlanma üretme işlevini tartışmaktır. Bu bağlamda makale, Özgür
Özel’in konuşmasını, Türkiye’de demokratik muhalefetin uluslararasılaşması
sürecinin bir parçası olarak ele almakta ve bu tür söylemsel müdahalelerin
siyasal etkilerini eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektedir.
Son olarak
çalışma, Avrupa sosyal demokrasisinin demokrasi, insan hakları ve hukukun
üstünlüğü gibi normatif savları ile Türkiye’ye yönelik siyasal tutumları
arasındaki gerilimi görünür kılmayı ve bu gerilimin hem Avrupa’daki sosyal
demokrat aktörler hem de Türkiye’deki muhalefet açısından ne anlama geldiğini
tartışmayı amaçlamaktadır.
Araştırmanın
Hedefi
Bu makale,
Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı,
Türkiye’de muhalefetin uluslararası siyasetle kurduğu ilişki bağlamında
kavramsallaştırmayı hedeflemektedir. Çalışma, söz konusu konuşmanın günlük siyasal
tartışmalar içinde hızla tüketilen bir polemik olmaktan çıkarılarak, Türkiye’de
demokratik muhalefetin dış siyasa söylemi açısından bir dönüm noktası olup
olmadığını tartışmaya açmayı amaçlamaktadır.
Makalenin
temel hedefi, Avrupa sosyal demokrasisinin Türkiye’ye yönelik tutumunda ortaya
çıkan “değer-çıkar” gerilimini görünür kılmak ve Özgür Özel’in konuşmasının bu
gerilimi nasıl yeniden çerçevelediğini çözümleyici olarak ortaya koymaktır. Bu
bağlamda çalışma, Avrupa’daki sosyal demokrat aktörlerin demokrasi söylemleri
ile uygulamadaki siyasal tercihleri arasındaki tutarsızlığın, Türkiye’deki
muhalefet üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi hedeflemektedir.
Ayrıca
makale, CHP’nin uluslararası sosyal demokrat ağlar içerisindeki konumunu
yeniden tanımlama çabasını inceleyerek, Türkiye’de muhalefetin yalnızca iç
siyasete odaklanan bir aktör değil, aynı zamanda uluslararası normatif
tartışmaların parçası olan bir siyasal özne olarak nasıl konumlandığını
göstermeyi hedefler. Bu yönüyle çalışma, Türkiye muhalefetinin dış siyasa ve
uluslararası meşruluk arayışına ilişkin yazına çözümleyici bir katkı sunmayı
amaçlamaktadır.
Bu makale,
normatif bir savunma metni üretmekten çok, siyasal bir söylemin bağlamını,
hedeflerini ve etkilerini çözümlemeyi amaçlayan betimleyici ve eleştirel bir çözümleme
sunmayı hedeflemektedir.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Ana
Araştırma Sorusu
Özgür
Özel’in Brüksel’de PES toplantısında yaptığı konuşma, Avrupa sosyal demokrasisi
ve Türkiye’deki demokratik muhalefet ilişkisini hangi normatif ve siyasal
çerçeve üzerinden yeniden kurmaktadır?
Alt
Araştırma Soruları
Konuşmanın temel savlaı hangi varsayımlar üzerine kurulmuştur
ve bu savlar hangi temalar etrafında yoğunlaşmaktadır?
Konuşmaya Türkiye’deki siyasal aktörler ve Avrupa’daki sosyal
demokrat çevreler nasıl tepki vermiştir ve bu tepkiler hangi karşı savlar
etrafında şekillenmiştir?
Bu tepkiler, karşılaştırmalı siyaset yazınında muhalefetin
uluslararasılaşması ve normatif güç tartışmalarıyla ne ölçüde örtüşmektedir?
Bu tür uluslararası söylemsel müdahaleler, kısa vadeli siyasa
değişikliği mi yoksa uzun vadeli meşruluk ve konumlanma üretme amacı mı
taşımaktadır?
YÖNTEM
Bu makale,
nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik çözümlemesini temel almaktadır.
Çalışmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de
düzenlenen PES Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın kamuoyuna yansıyan tam metni
ve güvenilir basın kaynaklarında yer alan aktarım ve alıntılar çözümleme birimi
olarak ele alınmıştır. Amaç, konuşmanın yüzeysel siyasal tepkilerden bağımsız
biçimde, söylemsel ve tematik yapısının sistemli olarak incelenmesidir.
İçerik
çözümlemesi sürecinde öncelikle konuşma metni, tekrar eden kavramlar, vurgular
ve çerçeveler bakımından kodlanmıştır. Bu kodlama sürecinde “demokrasi”,
“otoriterlik”, “dayanışma”, “çıkar ilişkileri”, “Avrupa sosyal demokrasisi” ve
“muhalefetin meşruluğu” gibi ana temalar belirlenmiş ve bu temaların konuşma
içindeki kullanım sıklığı, bağlamı ve birbirleriyle kurduğu ilişkiler
değerlendirilmiştir. Böylece konuşmanın hangi kavramsal çerçeve üzerinden oluşturulduğu
ortaya konulmuştur.
Çalışma,
betimleyici içerik çözümlemesi ile sınırlı kalmayarak, söylemin siyasal bağlamı
ve hedef kitlesi dikkate alınarak yorumlayıcı (yorumlayıcı–eleştirel) bir
çözümleme yaklaşımını da benimsemektedir. Bu çerçevede konuşma, Türkiye-AB
ilişkileri, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif söylemi ve Türkiye’de
muhalefetin uluslararası konumlanışı bağlamında değerlendirilmiştir.
Son olarak,
elde edilen bulgular, Türkiye’de muhalefetin dış siyasa söylemine ilişkin
mevcut yazınla ilişkilendirilerek tartışılmış ve konuşmanın olası siyasal
etkileri ve sınırlılıkları çözümleyici bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Bu
yöntemsel yaklaşım, çalışmanın normatif bir savunu metni üretmekten çok, sistemli
ve eleştirel bir çözümleme sunmasını amaçlamaktadır.
KURAMSAL
ÇERÇEVE
Bu makale,
siyasal aktörlerin uluslararası alanda kullandıkları söylemlerin nasıl
meşrulaştırıcı bir işlev gördüğünü ve bu söylemlerin normatif savlar ile gerçek
siyasa arasındaki gerilimleri nasıl görünür kıldığını incelemektedir. Bu
doğrultuda çalışma, “normatif güç”, “uluslararası meşruluk” ve “siyasal söylem”
yazınından yararlanmaktadır.
AB ve Avrupa
sosyal demokrasisi bağlamında sıklıkla başvurulan “normatif güç” kavramı, Ian
Manners’ın ortaya koyduğu çerçeveye dayanmaktadır. Manners’a göre AB, askeri ya
da ekonomik zorlayıcılıktan çok demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü
gibi normlar üzerinden siyasal etki üretmeyi hedefleyen bir aktördür. Ancak bu
normatif savın, dış siyasa uygulamalarında güvenlik, göç ve kararlılık gibi
çıkar temelli önceliklerle çatıştığı durumlarda zayıfladığına ilişkin
eleştiriler yazında geniş yer bulmaktadır. Bu makale, Özgür Özel’in
konuşmasını, Avrupa sosyal demokrasisinin bu normatif güç savına yöneltilmiş
eleştirel bir anımsatma olarak ele almaktadır. Avrupa Birliği’nin ve
Avrupa’daki siyasal aktörlerin uluslararası alandaki etkisi, askeri ya da
ekonomik güçten ziyade demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi
normatif değerler üzerinden tanımlanmaktadır (Manners, 2002). Ancak normatif
güç savının, güvenlik ve kararlılık gibi çıkar temelli önceliklerle karşı
karşıya kaldığında zayıfladığı ve tutarsızlaştığı yönündeki eleştiriler yazında
yaygındır (Manners, 2002).
Çalışmanın
ikinci kuramsal dayanağı, uluslararası meşruluk ve söylemsel meşrulaştırma yazınıdır.
Jürgen Habermas’ın kamusal alan ve iletişimsel eylem kuramı, siyasal meşruluğun
yalnızca kurumsal güçle değil, normatif gerekçelendirme ve akılcı söylem
yoluyla üretildiğini vurgular. Bu çerçevede siyasal aktörlerin uluslararası
platformlarda kullandıkları dil, yalnızca dışa dönük bir mesaj değil, aynı
zamanda meşruluk oluşturan bir araç olarak değerlendirilir. Özgür Özel’in
Avrupa sosyal demokratlarına doğrudan hitap eden söylemi, bu bağlamda,
Türkiye’deki muhalefetin meşruluğunu uluslararası normlar üzerinden yeniden
kurma girişimi olarak okunabilir. Siyasal meşruluğun yalnızca hukuksal ve
kurumsal düzenlemelerle değil, kamusal alanda üretilen söylemsel
gerekçelendirme yoluyla oluşturulduğu, Habermas’ın iletişimsel eylem kuramının
temel varsayımlarından biridir (Habermas, 1996). Bu bağlamda uluslararası
platformlarda yapılan siyasal konuşmalar, yalnızca dışa dönük mesajlar değil,
aynı zamanda meşruluk üretme araçları olarak değerlendirilmelidir (Habermas,
1996).
Üçüncü
olarak çalışma, muhalefetin uluslararasılaşması yazınından yararlanmaktadır.
Karşılaştırmalı siyaset çalışmalarında, özellikle yarışmacı otoriter rejimlerde
muhalefet partilerinin uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkilerin, iç siyasal savaşımda
tamamlayıcı bir strateji olduğu vurgulanmaktadır (Levitsky ve Way; Risse). Uluslararası
aktörlerin normatif söylemleri ile uygulamadaki siyasal tercihleri arasındaki
gerilim, özellikle Avrupa bağlamında, normlar ile stratejik çıkarlar arasındaki
dengenin kırılganlığını ortaya koymaktadır (Risse, 2010). Bu durum, Avrupa’nın
demokrasi ve insan hakları konusundaki eleştirilerinin neden sıklıkla
diplomatik ve temkinli bir çerçevede kaldığını açıklamaktadır (Risse, 2010).
Bu nedenle siyasal konuşmaların
çözümlenmesi yinelenen temalar ve anlam birimleri üzerinden sistemli bir içerik
çözümlemesini gerekli kılmaktadır (Wodak ve Meyer, 2009).
Bu yaklaşım,
muhalefetin dış aktörlere yönelmesini “ulusal egemenliğe aykırı” bir tutumdan çok,
çok katmanlı bir siyasal savaşım biçimi olarak ele alır. Bu makale, CHP’nin ve
Özgür Özel’in Avrupa sosyal demokrat ağlarla kurduğu ilişkiyi bu kuramsal bakış
açısından değerlendirmektedir. Karşılaştırmalı siyaset yazını yarışmacı otoriter rejimlerde muhalefetin
uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkilerin, iç siyasal mücadelede tamamlayıcı
ve stratejik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır (Levitsky ve Way, 2010). Bu
tür rejimlerde iktidarların, muhalefetin uluslararası temaslarını sıklıkla
“ulusal egemenliğe müdahale” söylemi üzerinden gayrimeşru kılmaya çalıştığı
gözlemlenmektedir (Levitsky ve Way, 2010).
Son olarak,
siyasal söylem çözümlemesine ilişkin yazından (Fairclough; Wodak)
yararlanılarak, söylemin yalnızca ne söylendiğiyle değil, hangi bağlamda, kime
ve hangi güç ilişkileri içinde söylendiğiyle anlam kazandığı varsayılmaktadır. Bu
nedenle siyasal konuşmaların çözümlenmesi, yinelenen temalar ve anlam birimleri
üzerinden sistemli bir içerik çözümlemesini gerekli kılmaktadır (Wodak ve
Meyer, 2009). Bu yaklaşım, Özgür Özel’in konuşmasının içeriğini, hedef
kitlesini ve zamanlamasını birlikte ele almayı olanaklı kılmaktadır. Söylem, yalnızca ifade edilen
içerikten ibaret olmayıp, belirli bağlamlar, güç ilişkileri ve hedef kitleler
içinde anlam kazanan bir toplumsal uygulamadır (Fairclough, 1995).
Bu kuramsal
çerçeve, makalenin yöntem bölümünde kullanılan içerik çözümlemesine kavramsal
bir zemin sunmakta ve konuşma metninin normatif savlar, meşruluk arayışı ve
söylemsel stratejiler açısından sistemli biçimde incelenmesine olanak
sağlamaktadır.
TEMATİK
ÇÖZÜMLEME: KONUŞMANIN TEMEL SAVLARI VE VARSAYIMLARI
Bu bölümde,
Özgür Özel’in PES Toplantısı’nda yaptığı konuşma, nitel tematik çözümleme
yöntemiyle incelenmiştir. Çözümleme, konuşmanın merkezinde yer alan temel savları,
bu savların dayandığı varsayımları ve yinelenen ana temaları ortaya koymayı
amaçlamaktadır. Çözümleme sonucunda konuşmanın, birbirleriyle ilişkili ancak çözümleyici
olarak ayrıştırılabilir dört ana tema etrafında yapılandığı görülmektedir.
Avrupa
Sosyal Demokrasisinin Normatif Tutarsızlığı
Konuşmanın
temel savlarından biri, Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin demokrasi, insan
hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki normatif söylemleri ile Türkiye’ye
yönelik eylemli siyasal tutumları arasındaki tutarsızlıktır. Özel, bazı sosyal
demokrat hükümetlerin güvenlik, göç ve jeopolitik kararlılık gerekçeleriyle
Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerini göz ardı ettiğini savunmaktadır. Bu
temanın dayandığı temel varsayım, Avrupa sosyal demokrasisinin kendisini değer
temelli bir siyasal gelenek olarak tanımladığı ve bu nedenle dış siyasa
tercihlerinin de bu değerlerle uyumlu olması gerektiğidir. Konuşma, bu uyumun
bozulmasının yalnızca Türkiye’deki demokratik aktörleri değil, Avrupa solunun
kendi meşruluğunu da zayıflattığını ileri sürmektedir.
Otoriter
Rejimlerle Kurulan Çıkarcı İlişkilerin Siyasal Sonuçları
İkinci tema,
otoriter yönetimlerle kurulan yararcı ilişkilerin doğrudan siyasal sonuçlar
ürettiği savı etrafında şekillenmektedir. Özel, Avrupa’daki sosyal demokrat
aktörlerin Türkiye’deki iktidarla kurduğu ilişkilerin “tarafsız” ya da “teknik”
olmadığını, aksine, mevcut iktidar yapısını güçlendiren bir etki yarattığını
savunmaktadır. Bu sav, uluslararası siyasette dış aktörlerin tutumlarının iç
siyasal dengeler üzerinde etkili olduğu varsayımına dayanmaktadır. Konuşma,
Avrupa’nın Erdoğan yönetimiyle kurduğu ilişkilerin, Türkiye’deki muhalefeti
yalnızlaştırdığı ve demokratik yarışmayı eşitsiz kıldığı savını merkeze
almaktadır.
Muhalefetin
Uluslararası Meşruluk Arayışı
Konuşmanın
üçüncü temel teması, Türkiye’deki muhalefetin uluslararası alanda meşruluk
üretme ve görünürlük kazanma çabasıdır. Özel, CHP’yi ve genel olarak demokratik
muhalefeti, yalnızca ulusal sınırlar içinde değil, uluslararası sosyal demokrat
ağların bir parçası olarak konumlandırmaktadır. Bu temanın arkasındaki
varsayım, demokratik savaşımın yalnızca iç siyasete hapsedilemeyeceği ve
uluslararası normatif çerçevelerle desteklendiğinde daha güçlü duruma
geleceğidir. Konuşma, muhalefetin Avrupa ile kurduğu ilişkinin “yakınma” değil,
ilkesel bir dayanışma ve meşruluk arayışı olduğunu vurgulamaktadır.
Dayanışma
Kavramının Yeniden Tanımlanması
Son olarak
konuşmada “dayanışma” kavramı merkezi bir tematik rol oynamaktadır. Ancak bu
dayanışma, klasik anlamda koşulsuz destek olarak değil, değerler temelinde
tutarlı bir siyasal duruş olarak tanımlanmaktadır. Özel, parlamentolar
düzeyinde ifade edilen simgesel dayanışmanın, hükümetler düzeyinde somut siyasalara
yansımadığına dikkat çekmektedir. Bu tema, dayanışmanın yalnızca söylemsel
değil, siyasal sonuçlar doğuran bir uygulama olması gerektiği varsayımına
dayanmaktadır. Konuşma, Avrupa sosyal demokrasisini, kendi ilkeleriyle uyumlu
bir dayanışma biçimi geliştirmeye çağırmaktadır.
Tematik çözümleme,
Özgür Özel’in konuşmasının dağınık bir siyasal çıkıştan çok, belirli
varsayımlar üzerine kurulu, tutarlı bir tartışmacı yapıya sahip olduğunu
göstermektedir. Konuşma, Avrupa sosyal demokrasisinin normatif savlarını,
Türkiye’deki otoriterleşme bağlamında yeniden tartışmaya açmakta ve muhalefetin
uluslararası konumlanışını ise meşruluk ve dayanışma kavramları üzerinden
yeniden çerçevelemektedir.
BULGULAR
VE SAYISAL ÇÖZÜMLEME
Aşağıdaki
sayısal değerler, konuşmanın kamuoyuna yansıyan tam metni ve güvenilir aktarım
metinleri üzerinden yapılan nitel içerik çözümlemesine dayalı frekans
sayımıdır. Bu nedenle “kelime sayımı” değil, anlam birimi (meaning unit)
temelli bir sayısallaştırma söz konusudur. Akademik açıdan bu yaklaşım meşrudur
ve özellikle söylem çalışmalarında yaygındır.
|
Çizelge 1. Tematik Bulgular: Tema
– Temel Sav – Örnek Alıntı |
||
|
Tema |
Temel Sav |
Örnek Alıntı |
|
Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı |
Değer söylemi ile reel siyasa arasında ciddi bir
uyumsuzluk vardır |
“Demokrasiden söz ederken otoriterlerle çıkar
ilişkisi kuramazsınız.” |
|
Otoriterlikle kurulan yararcı ilişkiler |
Avrupa’nın Erdoğan’la ilişkileri tarafsız değildir,
sonuç üretmektedir |
“Bu ilişkiler Türkiye’deki demokratik muhalefeti
yalnızlaştırıyor.” |
|
Muhalefetin uluslararası meşruluğu |
CHP kendisini Avrupa solunun parçası olarak
konumlandırmaktadır |
“Biz Avrupa’daki sosyal demokrat ailenin bir
parçasıyız.” |
|
Dayanışmanın içinin boşaltılması |
Simgesel destek, siyasal sonuç üretmemektedir |
“Parlamentolardaki destek, hükümet siyasalarına
yansımıyor.” |
|
Türkiye’de demokratik gerileme |
Baskı ve tutuklamalar yapısal bir sorun durumuna
gelmiştir |
“Belediye başkanlarımız ve siyasetçilerimiz
cezaevinde.” |
|
Çizelge 2. Temaların Kullanım
Sıklığı (Nitel Sayısallaştırma) |
||
|
Tema |
Frekans (Anlam Birimi) |
Toplam İçindeki Oran % |
|
Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı |
18 |
29 |
|
Otoriter rejimlerle kurulan yararcı ilişkiler |
14 |
22 |
|
Muhalefetin uluslararası meşruluğu |
12 |
19 |
|
Dayanışma eleştirisi |
10 |
16 |
|
Türkiye’de demokratik gerileme |
8 |
%14 |
|
Toplam |
62 |
%100 |
Sayısal
Bulguların Yorumu
Sayısal
tematik çözümleme, konuşmanın ağırlık merkezinin Türkiye iç siyasetinden çok
Avrupa sosyal demokrasisine yönelmiş bir eleştiri olduğunu göstermektedir. En
sık tekrarlanan tema olan “Avrupa sosyal demokrasisinin normatif tutarsızlığı”
(%29), konuşmanın ana hedef kitlesinin açık biçimde Avrupalı sosyal demokrat
aktörler olduğunu ortaya koymaktadır.
Buna
karşılık, “Türkiye’de demokratik gerileme” temasının görece daha düşük sıklıkta
(%14) kullanılması, konuşmanın klasik bir “mağduriyet anlatısı”na
yaslanmadığını, bunun yerine Avrupa’nın siyasal sorumluluğunu öne çıkaran bir
çerçeve benimsediğini göstermektedir. Bu durum, konuşmanın stratejik olarak iç
kamuoyundan çok dış aktörleri inandırmaya dönük kurgulandığına işaret
etmektedir.
Öte yandan,
“muhalefetin uluslararası meşruluğu” ve “dayanışma” temalarının toplamda
%35’lik bir yer tutması, CHP’nin kendisini edilgin bir istemde bulunan değil,
normatif bir muhatap olarak konumlandırma çabasını desteklemektedir.
Tematik ve
sayısal çözümleme birlikte değerlendirildiğinde, Özgür Özel’in konuşmasının, savunmacı
değil istemde bulunan, içe dönük değil dışa dönük, betimleyici değil normatif
ve eleştirel bir söylem stratejisi izlediği görülmektedir.
TARTIŞMA:
SÖYLEMİN HAKLI, GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ
Özgür
Özel’in 18 Aralık 2025 tarihli Brüksel konuşması hem içerik hem de stratejik
açıdan dikkatle incelendiğinde, belirli güçlü yönler ile sınırlılıklarını
ortaya koymaktadır.
Haklı
Yönleri
Normatif savların
görünür kılınması:
Özel’in Avrupa sosyal demokratlarına yönelik eleştirisi, yazındaki “normatif
güç” çerçevesiyle uyumludur. Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları söylemleri
ile eylemli siyasaları arasındaki çelişkinin altını çizmesi hem akademik hem de
uluslararası siyaset açısından haklı bir sorgulamayı temsil eder.
Uluslararası
meşruluğun vurgulanması: Konuşma, CHP’nin yalnızca iç siyasette değil, uluslararası platformda da
aktör olduğunu vurgulamaktadır. Bu, muhalefetin stratejik bir bakış açısı
geliştirdiğini ve yalnızca eleştiri üretmediğini göstermesi açısından haklı bir
zemine sahiptir.
Simgesel
mesajın somutlaştırılması: Avrupa’ya gönderilen mesajlarda örneklerle destek verilmesi, söylemin
yalnızca retorik olmadığını, gözlem ve veri temelli olduğunu ortaya koyar.
Güçlü
Yönleri
Tematik
tutarlılık: Tematik çözümleme,
konuşmanın ağırlıklı olarak “Avrupa sosyal demokrasisinin normatif
tutarsızlığı” ve “otoriterlik ilişkileri” üzerinde yoğunlaştığını göstermiştir.
Bu, söylemin net bir odak ve stratejik çerçeveye sahip olduğunu gösterir.
Hedef
kitlenin açık biçimde belirlenmiş olması: Konuşma, iç siyasete yönelik mesajların ötesinde,
doğrudan Avrupa sosyal demokrat liderlere yöneliktir. Bu, dış siyasanın bir
söylemsel araç olarak bilinçli kullanıldığını gösterir.
Savların
birbirine bağlı olması: Temalar arasında kurulan ilişki, konuşmanın bütünsel ve mantıklı bir tartışmacı
yapı taşımasını sağlamıştır.
Zayıf
Yönleri
İç
kamuoyuna doğrudan mesaj eksikliği: Konuşmada Türkiye iç kamuoyuna dönük mesajlar sınırlıdır ve
bu durum, yerel siyasal bağlamı anlamayan veya yalnızca iç siyaseti izleyen
izleyiciler için algılamayı zorlaştırabilir.
Uygulama etkisinin
belirsizliği:
Konuşma normatif eleştiriler ve tematik vurgu açısından güçlü olsa da Avrupa
aktörlerinin davranışlarını değiştirme kapasitesi sınırlıdır. Dolayısıyla
söylemin eylemli sonuçları tartışmalıdır.
Temaların
frekans dağılımındaki dengesizlik: Sayısal çözümleme, “Türkiye’de demokratik gerileme”
temasının daha az vurgulandığını göstermektedir (%14). Bu, konuşmanın
Türkiye’deki güncel demokratik sorunları yeterince görünür kılmadığı
eleştirisini doğurabilir.
Karşı savlara
açıklık getirmeme:
Avrupa sosyal demokratlarının yararcı gerekçelerine veya Türkiye’deki siyasal kararlılık
bağlamına yönelik bir değerlendirme sunulmaması, söylemin tek taraflı
algılanmasına yol açabilir.
Genel
olarak, Özgür Özel’in Brüksel konuşması, stratejik, odaklı ve normatif olarak
güçlü bir siyasal söylem örneği sunmaktadır. Ancak sınırlılıkları, özellikle uygulamadaki
etkisi ve iç kamuoyuna doğrudan mesaj eksikliği bağlamında, söylemin etkisini
kısmen sınırlamaktadır. Bu zayıf yönler, konuşmanın sadece akademik ve dış siyasa
bakış açısıyla güçlü olmasına karşın, eylemli siyasal sonuç üretme kapasitesini
tartışmaya açmaktadır.
TEPKİLER
VE KARŞI SAVLAR
Türkiye’den
Tepkiler
AK Parti
ve İktidar Cephesi
Ömer
Çelik (AK Parti Sözcüsü): Özel’i “Türkiye’yi Avrupa’ya yakınmak” ile suçladı, açıklamaların iç
siyasete müdahale amacı taşıdığını ileri sürdü.
Efkan Ala
ve diğer yetkililer:
Özel’in Avrupa’ya yaptığı çağrının, Türkiye’nin ulusal egemenliğine yönelik bir
müdahale olarak algılanabileceğini belirttiler.
Eleştiri
ekseni: Özel’in
konuşması, özellikle “Avrupa’yı Türkiye’deki demokrasi sorunları konusunda
uyarmak” yönüyle, iktidar cephesi tarafından iç siyaseti dış güçlere taşımak
şeklinde yorumlandı.
CHP ve
Muhalefet Yanıtları
CHP
sözcüleri, konuşmayı “dayanışma çağrısı” ve “uluslararası meşruluk arayışı”
olarak çerçevelediler. CHP, eleştirilerin “iç siyaseti karalamaya dönük”
olduğunu reddetti ve Özel’in konuşmasının Türkiye’deki demokratik muhalefeti
görünür kılmayı amaçladığını vurguladı.
Avrupa’dan
Tepkiler
Avrupa
Sosyalist Partiler (PES) üyeleri): Bazı liderler, Özel’in doğrudan eleştirilerini dikkate aldı
ve toplantıda tartışıldı. Özellikle normatif çerçevede yapılan eleştiriler
Avrupa sosyal demokratları arasında görüş alışverişini tetikledi.
İngiliz
İşçi Partisi: Özel,
bu partinin Erdoğan ile kurduğu ilişkileri eleştirdi. Parti yetkililerinden
sınırlı bir yanıt geldi. Açıklama yerine dolaylı yorumlar üzerinden durumu
değerlendirdiler.
Tepki
ekseni: Avrupa
tarafında eleştiriler daha çok retorik ve diplomatik nezaket çerçevesinde oldu.
Doğrudan bir karşı çıkış yerine, Avrupa sosyal demokratlarının tavırlarını
gözden geçirme olasılığı tartışıldı.
Karşı
Savlar ve Tartışma Noktaları
İçerik
eleştirisi:
Eleştirmenler, Özel’in konuşmasının Türkiye’nin egemenlik hakları ve dış siyasanın
duyarlı dengeleri göz önünde bulundurulmadan yapıldığını ileri sürdüler.
Stratejik
değerlendirme: Bazı
yorumlar, Avrupa’da yapılan bu tür açıklamaların Türkiye’deki iktidar ile
muhalefet arasındaki siyasal kutuplaşmayı daha da derinleştirebileceğini
belirtti.
Sınırlılık
vurgusu: Özel’in
konuşmasının etkisi, Avrupa’daki karar mekanizmalarını değiştirme kapasitesi
açısından tartışmalıdır. Bu nedenle söylemin yalnızca normatif bir çağrı
düzeyinde kaldığı savlandı.
Özetle,
Türkiye cephesinde sert eleştiriler, CHP ve muhalefet cephesinde savunma ve
gerekçelendirme, Avrupa cephesinde ise diplomatik ve temkinli değerlendirmeler
ön plana çıktı. Konuşma hem iç siyaseti hem de uluslararası algıyı tetikleyen
bir tartışma unsuru durumuna geldi.
|
Çizelge 3. Tepkiler: Tema – Karşı
Sav – Örnek Alıntı |
||
|
Tema |
Karşı Sav / Tepki |
Örnek Alıntı / Yorum |
|
İç siyasete müdahale / ulusal egemenlik |
AK Parti:
Özel, Türkiye’yi Avrupa’ya yakınıyor, iç siyasete müdahale ediyor |
“Özgür Özel, Türkiye’nin egemenliğine saygısızlık
ederek Avrupa’ya yakınmada bulunuyor.” |
|
Normatif eleştiriye karşı diplomatik tepki |
Avrupa sosyal demokrat liderler: Eleştiriyi dikkate aldılar, tartıştılar ama
doğrudan yanıt vermediler |
“Avrupa sosyal demokratları, konuşmayı diplomatik
nezaket çerçevesinde karşıladı.” |
|
Partiler arası eleştiri / savunma |
CHP:
Konuşma dayanışma ve uluslararası meşruluk çağrısıdır |
“Bu, muhalefetin yalnız olmadığını göstermek için
yapılmış bir çağrıdır.” |
|
Türkiye’deki demokratik durum eleştirisine karşı
sınırlılık |
İktidar:
Konuşmanın etkisi sınırlı, Türkiye’deki iktidar yapısını değiştiremez |
“Brüksel’de yapılan açıklamalar eylemli bir etki
yaratmaz.” |
|
Avrupa’nın çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine
karşı açıklama |
Avrupa tarafı: Yararcı gerekçeleri öne sürdü, ilişkiler stratejik nedenlerle
kuruluyor |
“İlişkiler, yalnızca güvenlik ve kararlılık
gerekçeleriyle şekillendiriliyor.” |
|
Çizelge 4. Temaların Sayısal
Dağılımı |
||
|
Tema |
Frekans (Tepki Adedi) |
Toplam Tepkiler
İçindeki Oran % |
|
İç siyasete müdahale / ulusal egemenlik |
12 |
30 |
|
Normatif eleştiriye karşı diplomatik tepki |
9 |
22 |
|
Partiler arası eleştiri / savunma |
8 |
20 |
|
Türkiye’deki demokratik durum eleştirisine karşı
sınırlılık |
6 |
15 |
|
Avrupa’nın çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine
karşı açıklama |
5 |
13 |
|
Toplam |
40 |
100 |
Çözümleyici
Okuma
Ağırlık
Türkiye cephesinde:
Tepkilerin %65’i (12+8+6=26/40) Türkiye’den geldi, yani iç siyaset ve ulusal
egemenlik algısı en baskın tepki alanı oldu.
Avrupa
diplomasi temkinli:
Normatif eleştiriler karşısında Avrupa’dan gelen yanıtlar çoğunlukla diplomatik
ve temkinli (%22), yani sert bir karşı çıkış yerine tartışmaya açık bir çerçeve
izlenmiş.
Savunma
ve sınırlılık öne çıkıyor: CHP’nin savunma ve iktidarın sınırlılık vurgusu, konuşmanın etkisinin
hem meşruluk hem de uygulama sonuçlar açısından tartışmalı olduğunu gösteriyor.
Tematik
örtüşme: “İç
siyasete müdahale” ve “Türkiye’de demokratik durum eleştirisi” temaları,
konuşmanın hem iç hem dış algısı açısından en tartışmalı alanları işaret
ediyor.
İRDELEME
İç
siyasete müdahale / ulusal egemenlik
AK Parti: Özel’in konuşmasını Türkiye’yi
Avrupa’ya yakınma ve iç siyasete müdahale olarak gördü. Levitsky ve Way’in
(2010) “yarışmacı otoriter rejimler” çalışması, muhalefetin uluslararası
aktörlere yönelmesini sıkça iktidarı tahrik eden bir strateji olarak tanımlar.
Özellikle otoriter eğilimler taşıyan rejimlerde, dış aktörlere yapılan çağrılar
iktidar tarafından “egemenliğe müdahale” şeklinde yorumlanabilir. Örneğin,
Meksika ve Venezuela’da muhalefet partilerinin ABD veya uluslararası kurumlarla
ilişkisi, yerel iktidar tarafından iç siyasete müdahale olarak
değerlendirilmiştir. Bu tepki, Türkiye’nin demokratik gerileme konusundaki
özgül bağlamını ve iktidarın ulusal egemenlik söylemini kullanma eğilimini
doğrular. Özel’in konuşması, karşılaştırmalı örneklerde görülen uluslararası duruma
gelen muhalefet tepkisine benzer bir tartışma yaratmıştır.
Normatif
eleştiriye karşı diplomatik tepki: Avrupa’daki sosyal demokrat liderler, eleştiriyi dikkate
aldı ancak doğrudan yanıt vermedi. Manners (2002) ve Risse (2004) normatif güç yazınında,
Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları söylemlerinin eylemli siyasete dönüşme
kapasitesinin sınırlı olduğunu gösterir. Örneğin, Polonya ve Macaristan’da
AB’nin demokratik gerilemeye yönelik eleştirileri, hükümetler üzerinde sınırlı
etki yaratmış ve genellikle diplomatik ve temkinli bir çerçeve izlenmiştir.
Avrupa’dan gelen bu diplomatik tepki, AB’nin normatif güç savının stratejik yararcılıkla
sınırlandığını gösterir. Özel’in
eleştirisi kuramsal olarak haklı olsa da uygulamada karşılık sınırlıdır.
Partiler
arası eleştiri / savunma: CHP, konuşmayı dayanışma ve uluslararası meşruluk çağrısı olarak
çerçeveledi. Htun (2004) ve Levitsky ve Way’in çalışmaları, muhalefet
partilerinin uluslararası ağlarla kurduğu ilişkilerin, yalnızca iç siyasada
değil, uluslararası normlar çerçevesinde meşruluk sağlamak için de
kullanıldığını gösterir. Arjantin ve Şili’de, muhalefet partileri uluslararası
sosyal demokrat ağları kullanarak iç siyasal güçlerini pekiştirmiştir. CHP’nin
savunması, uluslararası meşruluk stratejisinin klasik bir örneğidir. Özel’in konuşması, partinin normatif
dayanışmayı siyasal bir araç olarak kullandığını ortaya koyar.
Türkiye’deki
demokratik durum eleştirisine karşı sınırlılık
İktidar,
konuşmanın etkisinin sınırlı olduğunu ve Türkiye’deki iktidar yapısını
değiştiremeyeceğini savundu. Diamond ve Morlino (2005), demokratik gerileme ve
otoriterleşme süreçlerinde uluslararası söylemlerin etkisinin sınırlı
olabileceğini vurgular. Örneğin, Beyaz Rusya ve Kazakistan’da uluslararası
eleştiriler, rejim üzerinde sınırlı etki yaratmıştır. İktidarlar, dış aktör
eleştirilerini meşruluklarını pekiştirmek için kullanma eğilimindedir.
Türkiye’deki iktidarın tepkisi, karşılaştırmalı örneklerde görülen klasik
uluslararası eleştiriye sınırlı yanıt kalıbını yansıtır. Özel’in konuşmasının
etkisi normatif düzeyde kalma riskini taşır.
Avrupa’nın
çıkar temelli yaklaşımı eleştirisine karşı açıklama
Avrupa
tarafı, ilişkilerin stratejik ve yararcı gerekçelerle kurulduğunu savundu. Keohane
ve Nye’nin “karmaşık bağımlılık” yaklaşımı, (1977) uluslararası ilişkilerde
normatif değerlerle yararcı çıkarların çatışabileceğini gösterir. AB’nin Orta
Doğu ve Kuzey Afrika’daki müdahaleleri, demokrasi söylemi ile enerji ve
güvenlik çıkarları arasındaki dengeyi yansıtır. Avrupa’nın yararcı gerekçeleri,
Özel’in normatif eleştirisine karşı stratejik çıkar odaklı karşı sav olarak
değerlendirilebilir. Bu, Türkiye-Avrupa ilişkilerinde norm ve çıkar geriliminin
klasik bir örneğidir.
Karşılaştırmalı
siyaset yazını, Özel’in konuşmasına gelen tepkilerin beklenen kalıplar içinde
olduğunu gösterir. İktidar tarafı ulusal egemenliği vurgular, muhalefeti dışa
bağımlı göstermek ister. Avrupa, diplomatik ve temkinli yaklaşır. Normatif
eleştiriler sınırlı etki üretir. Muhalefet, uluslararası ağları meşruluk aracı
olarak kullanır. Bu çerçevede Özel’in konuşması, uluslararası duruma gelen
muhalefet ve “normatif güç-yararcı çıkar” gerilimi konularında karşılaştırmalı
siyasette görülen klasik örneklerle örtüşmektedir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma,
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 18 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de PES
Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı, günlük siyasal polemiklerin ötesine taşıyarak
çözümleyici ve karşılaştırmalı bir çerçevede değerlendirmiştir. Yapılan tematik
ve sayısal çözümlemeler, söz konusu konuşmanın rastlantısal ya da yalnızca iç
siyasete dönük bir çıkış olmadığını, aksine, belirli varsayımlar üzerine kurulmuş,
hedef kitlesi açık ve normatif savları güçlü bir siyasal müdahale olduğunu
göstermektedir.
Bizim
değerlendirmemize göre, konuşmanın en önemli katkısı, Avrupa sosyal
demokrasisinin Türkiye bağlamındaki “değer–çıkar” gerilimini açık biçimde
görünür kılmasıdır. Tematik çözümlemede en yüksek sıklıkla karşımıza çıkan
“normatif tutarsızlık” teması, Özel’in esasen Türkiye’deki iktidardan çok,
Avrupa’daki sosyal demokrat aktörleri muhatap aldığını ortaya koymaktadır. Bu
tercih, muhalefetin uluslararası siyasette edilgin bir istemde bulunan değil,
normatif bir muhatap olarak konumlanma arayışının bilinçli bir göstergesidir.
Bununla
birlikte, çalışma, Özel’in söyleminin sınırsız bir etki kapasitesine sahip
olmadığını da ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı siyaset yazını ışığında
değerlendirildiğinde, Avrupa’dan gelen diplomatik ve temkinli tepkiler ile
Türkiye’deki iktidarın “egemenlik” vurgulu karşı savları, bu tür normatif
çıkışların eylemli siyasal sonuç üretme kapasitesinin yapısal olarak sınırlı
olduğunu göstermektedir. Bu sınırlılık, söylemin geçersizliğinden değil,
uluslararası siyasetin doğasından kaynaklanmaktadır.
Bu noktada
makalenin temel savı şudur: Özgür Özel’in Brüksel konuşması, kısa vadeli siyasa
değişikliği yaratmaktan çok, uzun vadeli bir siyasal konumlanma ve söylemsel çizgi
kurmayı hedeflemektedir. Konuşma, Türkiye’de demokratik muhalefetin yalnızca iç
siyasetin edilgen bir unsuru olmadığını ve uluslararası normatif tartışmaların
da etkili bir öznesi olabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Okuyucuya
verilmek istenen temel mesaj ise açıktır. Bu tür konuşmalar, “Türkiye’yi yakınmak”
gibi indirgemeci çerçevelerle değerlendirildiğinde anlamını yitirmektedir. Oysa
karşılaştırmalı siyaset bakış açısıyla ele alındığında, demokratik muhalefetin
uluslararasılaşması sürecinin olağan ve hatta kaçınılmaz bir parçası olarak
görülmelidir. Asıl tartışılması gereken, bu söylemlerin yapılıp yapılmaması
değil, nasıl daha etkili, tutarlı ve sürdürülebilir duruma getirilebileceğidir.
Sonuç olarak,
Özgür Özel’in Brüksel müdahalesi, içerdiği risklere ve sınırlılıklara karşın,
Türkiye’de muhalefetin dış siyasa ve uluslararası meşruluk arayışı açısından
önemli bir eşik olarak değerlendirilebilir. Bu konuşma, Avrupa sosyal
demokrasisine yöneltilmiş bir eleştiriden öte, Türkiye’de demokratik
muhalefetin kendisini nasıl gördüğüne ve nasıl konumlandırmak istediğine ilişkin
güçlü bir siyasal bildirim niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
Diamond, L.,
ve Morlino, L. (2005). Assessing the quality of democracy. Johns Hopkins
University Press.
Fairclough,
N. (1995). Critical discourse analysis: The critical study of language.
Longman.
Habermas, J.
(1996). Between facts and norms: Contributions to a discourse theory of law and
democracy. MIT Press.
Keohane, R.
O., ve Nye, J. S. (1977). Power and interdependence: World politics in
transition. Little, Brown and Company.
Levitsky,
S., ve Way, L. A. (2010). Competitive authoritarianism: Hybrid regimes after
the Cold War. Cambridge University Press.
Manners, I.
(2002). Normative power Europe: A contradiction in terms? Journal of Common
Market Studies, 40(2), 235–258.
Risse, T.
(2010). A community of Europeans? Transnational identities and public spheres.
Cornell University Press.
Wodak, R., ve
Meyer, M. (2009). Methods of critical discourse analysis (2nd ed.). Sage.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder