Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

11 Aralık 2025 Perşembe

 

GENÇ YOKSULLUĞU: KÜRESEL VE TÜRKİYE BAĞLAMINDA YAPISAL BİR ÇÖZÜMLEME

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

Öz

Bu makale, Türkiye’de genç yoksulluğunun güncel dinamiklerini, yapısal belirleyenlerini ve mevcut kamu siyasalarının bu soruna yanıt verme kapasitesini incelemektedir. Eğitim, istihdam ve toplumsal koruma alanlarındaki kırılganlıkların birleşimi “toplumsal ilerleme merdiveni”nin genç kuşaklar için görünür biçimde ortadan kalkmasına yol açmaktadır. NEET oranlarındaki yükseklik, “prekarya”nın genişlemesi, güvencesiz sayısal emek biçimlerinin yaygınlaşması ve fırsat eşitsizliğinin derinleşmesi, genç yoksulluğunu geçici bir ekonomik sorun olmaktan çıkarıp kalıcı bir toplumsal ve yapısal bir soruna dönüştürmektedir. Makalede bu dönüşümün nedenleri tartışılmakta, mevcut siyasaların eksiklikleri değerlendirilmekte ve yeni siyasalar önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: genç yoksulluğu; NEET;” prekarya”; fırsat eşitsizliği; “gig economy”; toplumsal siyasa; Türkiye

 

Abstract

This article examines the contemporary dynamics of youth poverty in Turkey, focusing on its structural determinants and the effectiveness of current public policies addressing the issue. The combined fragility of the education, employment, and social protection systems has resulted in the disappearance of the “ladder of social mobility” for younger generations. High NEET rates, the expansion of the precariat, the rise of insecure digital labor forms, and deepening inequalities of opportunity have transformed youth poverty from a temporary economic challenge into a persistent structural problem. The article analyzes the underlying mechanisms of this shift, evaluates gaps in existing policy frameworks, and concludes with comprehensive policy recommendations aimed at reducing youth poverty and strengthening social mobility.

Keywords: youth poverty; NEET; precariat; inequality of opportunity; gig economy; social policy; Turkey


 

GİRİŞ

Genç yoksulluğu, günümüz toplumlarında yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, aynı zamanda siyasal, toplumsal ve kültürel etkileri olan çok katmanlı bir kırılganlık alanı olarak giderek daha görünür duruma gelmektedir. Çalışma çağının başında olmalarına, eğitim düzeylerinin önceki kuşaklara göre daha yüksek olmasına ve teknolojiye olan egemenlikleriyle yeni fırsat alanları yaratabilme gizil güçlerine karşın gençler hem küresel hem ulusal ölçekte en kırılgan toplumsal gruplardan biri durumuna gelmiştir. İşsizlik, güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler, yüksek yaşam maliyetleri ve toplumsal koruma mekanizmalarından dışlanma genç yoksulluğunu yapısal bir sorun durumuna getiren başlıca dinamiklerdir. Genç yoksulluğu artık gözle görülür boyutlara ulaşmıştır.

Güncel veriler, gençler arasında işsizliğin ve “ne eğitimde ne istihdamda olanlar” (NEET) [1] oranının birçok ülkede tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiğini göstermektedir. Bu durum, gençlerin yalnızca ekonomik bağımsızlıklarını değil, aynı zamanda geleceğe ilişkin beklentilerini, toplumsal ait olma duygularını ve siyasal katılımlarını derinden etkilemektedir. Yoksulluk, gençler için yalnızca maddi kaynak eksikliğini değil, eğitimden sağlığa, kültürel yaşama katılımdan temel gereksinmelere erişime kadar genişleyen bir eşitsizlik döngüsünü ifade etmektedir. Genç yoksulluğu, özellikle ekonomik durgunluk ve iş gücü piyasasının dönüşümüyle birlikte birçok ülkenin temel toplumsal sorunlarından biri durumuna gelmiştir (OECD, 2023). NEET oranlarının yükselmesi, gençlerin eğitimden iş gücüne geçiş sürecini kırılgan duruma getirmektedir (Eurostat, 2022).

Özellikle kentlerde artan yaşam maliyetleri, öğrencilerin ve genç çalışanların gıda, barınma ve ulaşım gibi temel gereksinmelerini karşılamasını giderek güçleştirmektedir. Bu durum kimi zaman günlük yaşamın en sıradan uygulamalarını bile görünür duruma gelmektedir: gençlerin beslenme alışkanlıklarının bozulması, sağlıksız ama ucuz gıdalara yönelim, toplumsal etkinliklere erişimin azalması ve toplumsal dışlanma duygusu derinleşmektedir. Genç yoksulluğu artık yalnızca “azalan gelir” veya “işsizlik” ile açıklanabilir bir durum olmaktan çıkmış ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kapsamlı bir toplumsal sorun niteliği kazanmıştır.

Bu makale, önce genç yoksulluğunun kuramsal temellerini ele almakta, ardından yazın taramasını sunmakta, veriler ışığında küresel ve ulusal eğilimleri tartışmakta ve son olarak Türkiye’deki mevcut siyasaları değerlendiren kapsamlı siyasa önerileri geliştirmektedir.

Amaç ve Hedefler

Bu çalışmanın temel amacı, genç yoksulluğunun günümüz toplumlarında giderek derinleşen bir yapısal sorun olduğunu ortaya koymak ve bu olgunun ekonomik, toplumsal ve siyasal boyutlarını bütüncül bir çerçevede incelemektir. Makale, genç yoksulluğunu bireysel başarısızlıkların sonucu olarak değil, gelir dağılımı eşitsizlikleri, iş gücü piyasasındaki dönüşümler, eğitimde fırsat adaletsizliği ve toplumsal devletin zayıflaması gibi sistemsel etmenlerin bileşkesinden oluşan bir toplumsal sorun olarak ele almaktadır. Bu bağlamda, genç yoksulluğunu ekonomik bir durum olarak değil, yapısal, çok katmanlı, toplumsal ve siyasal bir sorun olarak ele almak ve gençlerin geleceğe erişim olanaklarını, yaşam alışkanlıklarını ve toplumsal konumlarını nasıl dönüştürdüğünü çözümlemek gerekmektedir. (Atkinson, 2015; World Bank, 2020). Böyle bir yaklaşım, genç yoksulluğunu yalnızca bireysel başarısızlıklar ya da ekonomik dalgalanmalarla sınırlı olmayan, aksine devlet siyasalarından iş gücü piyasası yapılarına ve kültürel sermayeden sınıfsal kökenlere kadar genişleyen bir bağlama yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Genç yoksulluğunun yapısal belirleyicilerini çözümlemek, özellikle geçiş ekonomilerinde kırılgan grupların risk düzeylerini karşılaştırmak bu araştırmanın temel amaçları arasındadır. Yazında da genç yoksulluğunun hem ekonomik hem de sosyolojik boyutlarına dikkat çekilmektedir (UNDP, 2021).

Bu amaca paralel olarak çalışmanın özgül hedefleri şunlardır:

Yapısal Dinamikleri Çözümlemek: Genç yoksulluğunun ortaya çıkmasına yol açan ekonomik, toplumsal ve kurumsal dinamikleri incelemek ve özellikle düşük ücretli, güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinin genç kuşaklar üzerindeki etkilerini değerlendirmek.

Kuşaklar Arası Eşitsizliği Görünür Kılmak: Bugünün gençlerinin önceki kuşaklara kıyasla neden daha kırılgan bir ekonomik yapıyla karşı karşıya olduğunu göstermek ve bunun eğitim, barınma, sağlık ve toplumsal hareketlilik gibi alanlardaki sonuçlarını ortaya koymak.

Gençlerin Güncel Deneyimlerini Belgelemek: Yoksulluğu yaşayan gençlerin gündelik yaşam alışkanlıklarını, tüketim kalıplarını, toplumsal yaşamdan dışlanma biçimlerini ve zihinsel sağlık üzerindeki etkileri örnekler ve mevcut veriler ışığında görünür kılmak.

Siyasa Boşluklarını ve Devletin Rolünü Tartışmak: Mevcut toplumsal siyasa araçlarının genç yoksulluğunu önlemedeki yetersizliğini değerlendirmek ve kamusal müdahalenin yeniden tasarlanmasına ilişkin tartışmaları güçlendirmek.

Uluslararası Karşılaştırmalı Çerçeve Sunmak: Farklı ülkelerde genç yoksulluğuna ilişkin eğilimleri, uygulamaları ve iyi örnekleri değerlendirerek Türkiye için uygulanabilir sonuçlar çıkarmak.

Toplumsal Farkındalığı Artırmak: Genç yoksulluğunun ‘görünmez bir sorun’ olmaktan çıkarılması, kamuoyu bilincinin güçlendirilmesi ve toplumsal adalet tartışmalarına katkı sunmak.

ARAŞTIRMA SORULARI

Genç yoksulluğunun temel belirleyicileri nelerdir?

Genç yoksulluğu hangi biçimlerde görünür duruma gelmektedir?

Gençlerin karşı karşıya kaldığı yoksulluk, yetişkin yoksulluğundan hangi açılardan ayrılmaktadır?

Genç yoksulluğu psikolojik, toplumsal ve siyasal katılım üzerinde nasıl etkiler yaratmaktadır?

Devlet siyasaları, toplumsal yardımlar ve yerel yönetim uygulamaları genç yoksulluğunu azaltmada ne derece etkili olmaktadır?

Gençler kendi yoksulluk deneyimlerini nasıl algılamakta ve hangi baş etme stratejilerini geliştirmektedir?

Genç yoksulluğu, uzun vadede toplumsal bütünleşme, toplumsal hareketlilik ve demokrasi kültürü üzerinde nasıl etkiler yaratmaktadır?

Genç yoksulluğunu azaltmak için uluslararası alanda uygulanan başarılı modeller nelerdir ve Türkiye bağlamına uyarlanabilirliği nasıldır?

YÖNTEM

Bu çalışma, genç yoksulluğunu çok boyutlu bir toplumsal olgu olarak ele almak amacıyla nitel ağırlıklı, açıklayıcı bir araştırma tasarımına dayanmaktadır. Yöntemsel yaklaşım, gençlerin yoksulluk deneyimlerini yalnızca gelir düzeyi üzerinden değil eğitim, istihdam, konut, toplumsal dışlanma, psikolojik iyi oluş ve toplumsal katılım gibi yapısal boyutlarla birlikte incelemeyi hedeflemektedir.

Araştırma Tasarımı

Araştırma, çok boyutlu yoksulluk yaklaşımı, nesiller arası eşitsizlik çerçevesi ve toplumsal dışlanma kuramı temel alınarak kurgulanmıştır. Bu çerçeveler, genç yoksulluğunun ekonomik bir eksiklikten çok, yaşam fırsatlarına erişimdeki sistemli eşitsizliklerin sonucu olduğunu çözümleme etmeye olanak tanır. Çalışma, açıklayıcı nitelikte olup gençlerin karşı karşıya kaldığı riskleri, yapısal engelleri ve kırılganlık alanlarını görünür kılmayı amaçlamaktadır.

Veri Kaynakları

Araştırmada şu nitel ve nicel veri kaynaklarından yararlanılmaktadır:

Uluslararası kuruluşların raporları: OECD, ILO, UNICEF, UNDP’nin genç istihdamı ve yoksulluğu konu alan güncel verileri.

Ulusal istatistikler: TÜİK iş gücü istatistikleri, yoksulluk çalışmaları, hanehalkı gelir ve yaşam koşulları verileri.

Akademik yayınlar: Gençlik sosyolojisi, yoksulluk, prekarya [2] ve toplumsal dışlanma konulu bilimsel çalışmalar. Prekarya kavramı gençlerin güvencesiz işlere sıkışmasını açıklayan önemli bir çerçevedir. (Standing, 2011)

Sivil toplum raporları: Gençlik örgütleri, sendikalar, toplumsal siyasa kuruluşlarının gözlem ve alan raporları

Medya ve güncel alan gözlemleri: Gençlerin beslenme, barınma, ulaşım ve kültürel etkinliklere erişimindeki güncel eğilimleri gösteren kamusal kaynaklar

Bu veriler, gençlerin yoksulluğunu hem makro (yapısal) hem mikro (deneyimsel) düzeylerde anlamaya elverişli bütüncül bir veri seti oluşturur.

Çözümleme Yöntemi

Çalışma, karşılaştırmalı içerik çözümlemesi ve tematik çözümleme yöntemlerini bir arada kullanır: İçerik çözümlemesi, ulusal ve uluslararası veriler arasındaki ortak eğilimleri, yapısal eşitsizlik kalıplarını ve genç yoksulluğunun temel göstergelerini belirlemek için kullanılmıştır. Tematik çözümleme, genç yoksulluğunun ortaya çıktığı başlıca alanları (beslenme, barınma, eğitim, istihdam güvencesizliği, toplumsal dışlanma, ruh sağlığı vb.) kavramsal temalar altında incelemeyi sağlamaktadır. Bu yöntem, genç yoksulluğunun yalnızca ekonomik boyutunu değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve psikolojik etkilerini görünür kılar.

Sınırlılıklar

Çalışma, birebir alan görüşmelerine dayanmamakta, ağırlıklı olarak ikincil verilere ve gözlem niteliğindeki kaynaklara başvurmaktadır. Resmi istatistikler, özellikle “gizli genç yoksulluğu” (örneğin ailesiyle yaşayan ama kişisel geliri olmayan gençler) tam olarak yansıtmayabilir. Farklı ülkeler arasındaki veri toplama yöntemleri değiştiği için uluslararası karşılaştırmalar belirli sınırlılık taşıyabilir. Bununla birlikte, çok katmanlı veri kaynaklarının birlikte kullanılması, genç yoksulluğunun Türkiye’deki görünümünü ve uluslararası bağlamdaki yerini kapsamlı biçimde çözümlemeye olanak tanımaktadır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Genç yoksulluğu, yalnızca gelir eksikliğinin ötesine geçen, eğitim fırsatları, istihdam koşulları, barınma olanakları, toplumsal hareketlilik beklentileri ve toplumsal dışlanma risklerini içeren çok boyutlu bir olgu olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle çalışmanın kuramsal çerçevesi üç temel yaklaşım üzerine kurulmaktadır: (1) yapısal eşitsizlik kuramı, (2) yaşam geçişleri kuramı (life-course perspective), (3) toplumsal dışlanma yaklaşımı. Bu kuramsal bileşenler, gençlerin neden yetişkin nüfustan daha yüksek oranda yoksulluk riskiyle karşılaştığını ve bu durumun uzun vadeli toplumsal etkilerini açıklamada tamamlayıcı bir temel sunmaktadır. NEET oranlarındaki artış gençlerin eğitimden iş gücüne geçiş sürecini kırılgan duruma getirmektedir. (Eurofound, 2012)

Genç yoksulluğu hem ulusal hem de küresel gelir ve servet eşitsizlikleri bağlamında incelendiğinde farklı boyutlar kazanır. Piketty (2014), sermaye getirisi ile ekonomik büyüme arasındaki farkın sürekli olarak servet yoğunlaşmasına yol açtığını ve bu durumun özellikle genç kuşakların sermaye biriktirme kapasitesini sınırladığını vurgular. Bu bağlamda, gençler ekonomik olarak bağımsızlaşmada zorluk yaşar ve göreli olarak yoksullaşır. Saez ve Zucman (2019) ise üst gelir gruplarının gelir paylarının artışını göstererek, gençlerin iş gücü piyasasına yeni girişlerinde düşük maaş ve geçici istihdam koşullarına maruz kaldıklarını ve gelir eşitsizliğinin gençler üzerindeki etkilerini artırdıklarını belirtir. Milanovic (2016) ise küresel gelir eşitsizliğinin yükseldiğini ve gençlerin hem ulusal hem de uluslararası fırsatlara erişiminde zayıflıklar yaşadığını ortaya koyar. Bu durum genç yoksulluğunun sadece bireysel veya ulusal bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomik yapı ve kapital birikim süreçleriyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, genç yoksulluğunun temel kaynaklarının sermaye birikimindeki kuşaklar arası eşitsizlik, gelir dağılımındaki uçurumlar ve küresel ekonomik eşitsizlikler olduğu anlaşılmaktadır.

Yazında genç yoksulluğunun özellikle iş gücü piyasasındaki kırılgan konum, ‘prekarya’laşma, güvencesiz çalışma, düşük ücretler, yüksek kira ve yaşam maliyetleri gibi yapısal etmenlerle bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır. Avrupa Birliği, OECD ve Dünya Bankası'nın son yıllarda yayımladığı raporlar, genç yoksulluğunun küresel ölçekte yükseldiğini ve eğitim düzeyinin dahi gençleri yoksulluk riskinden korumakta giderek yetersiz kaldığını göstermektedir. Ayrıca yazında “boşlukta kalmış kuşak” (lost generation), “NEET gençliği” (ne eğitimde ne istihdamda) ve “çalışan yoksullar” gibi kavramlar, genç yoksulluğunun çok yönlü niteliğine işaret eden çözümleyici kategoriler olarak öne çıkmaktadır. Genç yoksulluğu tartışmalarında prekarya kavramı önemli bir kuramsal çerçeve sunar. Standing’e göre (2011) prekarya, güvencesiz çalışma biçimlerinin giderek yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan yeni bir sınıfsal konumdur. NEET üzerine yapılan çalışmalar ise gençlerin eğitim ve iş gücü arasındaki geçiş sürecinin kırılgan yapısına vurgu yapar (ILO, 2020).

Bu bölüm hem kuramsal temelleri hem de önceki araştırmaların bulgularını bir araya getirerek, genç yoksulluğunu yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretildiği bir alan olarak ele almaktadır. Böylece makalenin sonraki bölümlerinde geliştirilecek çözümleme güçlü bir kuramsal ve deneysel zemin üzerine oturtulmaktadır.

YAZIN TARAMASI

Genç yoksulluğu, son yirmi yılda toplumsal siyasa, ekonomi ve siyaset bilimi yazınında hızla öne çıkan bir çalışma alanı olmuştur. Yazın, özellikle üç temel çizgide gelişmektedir: (1) yapısal dönüşümler ve emeğin değersizleşmesi, (2) kuşaklararası adaletsizlik ve eşitsizliğin derinleşmesi, (3) toplumsal dışlanma, güvencesizlik ve gelecek bakış açısının daralması.

Yapısal Dönüşümler ve Genç Emeğinin Değersizleşmesi Yazını

Uluslararası araştırmalar genç yoksulluğunu, küreselleşme, esnek üretim modelleri, teknolojik dönüşüm ve iş gücü piyasasındaki rekabet artışıyla birlikte ele almaktadır. Standing’in “prekarya” kavramsallaştırması, gençlerin giderek düşük ücretli, güvencesiz, yarı-zamanlı, toplumsal korumadan yoksun işlere sıkıştığını vurgular. OECD ve ILO çalışmalarında gençlerin işsizlik oranlarının yetişkinlere göre sistemli biçimde daha yüksek olduğu, pandemi sonrası dönemde bu makasın daha da açıldığı gösterilmiştir. Bu yazın, genç yoksulluğunu ekonomik döngülerin bir sonucu değil, yapısal bir sorun olarak değerlendirmektedir. (Kalleberg, 2011)

Kuşaklararası Eşitsizlik ve Servet Yoğunlaşması Yazını

Piketty, Saez ve Milanovic gibi yazarlar genç yoksulluğunu kuşaklar arasında servetin giderek daha yaşlı kuşaklarda yoğunlaşması ile açıklamaktadır. Pek çok ülkede gençlerin konuta erişimi, düzenli işe erişimi, birikim yapma olasılığı önceki kuşaklara göre dramatik biçimde azalmıştır. Bu yazın, gençliğin “yeni yoksul sınıf” olma riskini taşıdığını ve bunun da toplumsal huzursuzluk, siyasal güvensizlik ve demokratik katılım üzerinde uzun vadeli etkiler doğurduğunu belirtir.

Toplumsal Dışlanma, Eğitim Fırsatları ve Gelecek Ufku Yazını

Avrupa Birliği’nin NEET (Ne eğitimde ne istihdamda olan gençler) kategorisi, genç yoksulluğu incelemelerinde yaygınlaşmıştır. Bu çalışmalar, yoksulluğun yalnızca gelir düzeyiyle açıklanamayacağını, aynı zamanda eğitime erişim, toplumsal sermaye, kültürel sermaye, aile yapısı ve toplumsal ait olma duygusu gibi boyutların belirleyici olduğunu vurgular. Bourdieu’nun sermaye türleri yaklaşımı bu yazında sıkça kullanılır: Genç yoksulluğu, ekonomik sermaye kadar kültürel ve toplumsal sermaye eksikliğinin de sonucu olarak görülür. (Standing, 2011; Kalleberg, 2011; ILO, 2022)

Psikososyal Etkiler ve Zihinsel Sağlık Yazını

Son yıllarda genç yoksulluğu çalışmalarının önemli bir kısmı, yoksulluğun gençlerde yarattığı depresyon, anksiyete, geleceksizlik duygusu, toplumsal kopuş gibi etkileri incelemektedir. UNICEF, WHO ve UNDP raporları genç yoksulluğunu bir “sessiz ruhsal salgın” olarak nitelendirmektedir. Bu yazın özellikle şu noktaya vurgu yapar: Genç yoksulluğu yalnızca maddi eksiklik değil, bir “gelecek kaybı” deneyimidir.

Sayısal Eşitsizlik ve Yeni Kapsayıcılık Tartışmaları

Güncel yazın, sayısal teknolojilerin yaygınlaşmasının gençler arasında yeni bir eşitsizlik yarattığını göstermektedir. Gelir düzeyi düşük gençler nitelikli internete, sayısal beceri eğitimlerine ve teknolojiye erişime sahip olamadıkları için eğitim ve istihdam olanaklarından geri kalmaktadır. Bu durum “yeni yoksulluk biçimlerinin” oluştuğu bir döneme işaret eder. (Atkinson, 2015)

Türkiye Bağlamı Üzerine Yazın

Türkiye’de genç yoksulluğu konusunda akademik çalışmalar özellikle şu alanlarda yoğunlaşmaktadır: Yüksek genç işsizliği ve uzun süreli işsizliğin psikolojik etkileri, üniversite mezunu gençlerin yoksulluğu (over-education / under-employment), genç kadınların yoksulluğu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği, barınma, kiralar, beslenme ve temel gereksinmelere erişimde güçlük, aileye bağımlılık ve geç özerkleşme. TÜİK, IPC (Istanbul Policy Center) ve UNDP Türkiye ve çeşitli üniversiteler bu konuda önemli veri ve çözümlemeler sunmaktadır.

GENÇ YOKSULLUĞU: SAYISAL BULGULAR VE EĞİLİMLER

Aşağıdaki bulgular ileride tartışma, karşılaştırma ve çözümleme bölümünü güçlendirecek biçimde seçilmiştir. Türkiye’de genç işsizliği oranı uzun süredir OECD ortalamasının üzerinde seyretmektedir (OECD, 2023). TÜİK’in son verileri gençlerin yaklaşık üçte birinin ekonomik bağımsızlığa ulaşamadığını göstermektedir (TÜİK, 2024).

Gençlerde Yoksulluk Oranları

OECD ülkelerinde 18–25 yaş arası gençlerin yoksulluk riski, yetişkin nüfusa göre ortalama %40 daha yüksek görünmektedir. Avrupa Birliği’nde her 5 gençten 1’i (yaklaşık %20) yoksulluk veya toplumsal dışlanma riski altındadır. Latin Amerika’da kentli gençlerin yaklaşık %30’u yoksul hanelerde yaşamaktadır ve bu oran kırsalda %45’in üzerine çıkmaktadır. Sahra Altı Afrika’da gençlerin %55’i mutlak yoksulluk sınırının altındadır.

Eğitim-Yoksulluk İlişkisi

OECD verilerine göre lise mezunu olmayan gençlerin yoksullaşma olasılığı, lise mezunlarına kıyasla 3 kat fazladır. Üniversiteye erişim oranı en düşük gelir grubunda %10–15, en yüksek gelir grubunda %70’in üzerindedir (Avrupa genel ortalama). Eğitimden erken ayrılan gençlerin %60’tan fazlası kayıt dışı veya düşük ücretli işlerde çalışmaktadır.

Genç İşsizliği ve İş Bulma Olanaklarının Sınırlılığı

Dünya genelinde genç işsizliği oranı %16–18 bandında olup yetişkin işsizliğinin iki katıdır. Akdeniz ülkelerinde (İspanya, İtalya, Yunanistan) genç işsizliği oranı %25–35 arasında seyretmektedir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da genç kadın işsizliği %40’ın üzerindedir ve genç erkeklerde %25–30. NEET oranı (ne eğitimde ne istihdamda olan gençler) OECD ortalaması %15 iken bazı ülkelerde %25’e kadar çıkmaktadır.

Gelir Dağılımı ve Ücretler

Genç çalışanların ortalama ücretleri, yetişkin ücretlerinin %70–80’i düzeyindedir. Düşük nitelikli işlerde bu oran %50–60’a geriler. Gençlerin yaklaşık %40’ı geçici/yarı zamanlı işlerde çalışmaktadır. Bun sektörler perakende, gıda hizmetleri, depolama ve kuryelik ve turizm sektörleridir. Kayıt dışı istihdam gençler arasında %25–45 aralığındadır ve bölgelere göre değişmektedir).

Barınma ve Kiralık Ev Bulma Krizi

OECD ortalamasına göre, büyük şehirlerde 18–29 yaş arası gençlerin %60’ı aile yanında yaşamaktadır Gençlerin yalnız yaşama oranı 1990’lardan bu yana %30 azalmıştır. Kiraya çıkabilen gençlerde gelirin kiraya oranı ortalama %40–60 düzeyindedir. Bu konut krizinin en görünür boyutudur.

Beslenme ve Yoksulluk Bağlantısı

Uluslararası araştırmalara göre, kentli gençlerin yaklaşık %20’si gıda güvencesizliği yaşamaktadır. Üniversite öğrencilerinin %35–40’ı “öğün atlama” davranışı göstermektedir. Gıda enflasyonu gençlerde sağlık sorunları, obezite / yetersiz beslenme gibi ikili riskleri artırmaktadır.

Sayısal Erişimsizlik ve Toplumsal Dışlanma

Düşük gelirli gençlerin %25’i bilgisayar veya güvenilir internet erişiminden yoksundur. Bu durum eğitim başarısını düşürmekte ve uzaktan eğitime erişimi sınırlamakta ve sayısal işlere giriş fırsatını azaltmaktadır.

Psikososyal Etkiler

Genç yoksulluğu yaşayan bireylerde depresyon oranı %35 ve kaygı bozukluğu oranı %30 civarındadır. Yoksul gençlerin %40’ı gelecek beklentilerinin olmadığını ifade etmektedir. “Toplumsal ait olma duygusu kaybı” genç yoksulluğu yaşayanlarda 2 kat fazladır.

Kuşaklararası Yoksulluk

Düşük gelirli ailelerden gelen gençlerin %50’si yoksulluk sınırını kendi yaşamlarında aşamamaktadır. Eğitim çağına kadar devam eden “yoksulluk mirası”, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kuşaklar arası aktarımı güçlendirmektedir.

TÜRKİYE’DE “NEET” ORANINA İLİŞKİN VERİLER

Eurostat’a göre (15–29 yaş): Türkiye’de 15–29 yaş aralığındaki gençlerin yaklaşık %25,9’u ne eğitimde ne de istihdamda yer almaktadır. Bu oran Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek düzeylerden biridir.

OECD raporuna göre (18–24 yaş): OECD’nin “Education at a Glance 2025” raporuna göre Türkiye’de 18–24 yaş grubunda NEET oranı ~%31,3 olarak raporlanmıştır, bu da OECD ortalamasının (yaklaşık %14,1) çok üzerindedir. (OECD, 2025)

Cinsiyete göre farklılaşma: Bu grupta genç kadınların NEET olma oranı erkeklere göre belirgin şekilde daha yüksektir. Örneğin bu oran kadınlarda ~%41,6 iken, erkeklerde ~%22,1’dir. Bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gençlerin eğitim ve istihdam durumunu etkilediğini göstermektedir.

Yaş aralığı ve yöntem farkları: Bazı çözümlemelerde 15–24 yaş için hesaplanan NEET oranı ~%19,9 gibi daha düşük düzeylerde de bildirilmiş olsa da farklı veri setleri ve düzeltmeler göz önünde bulundurulduğunda bile Türkiye’nin Avrupa ve OECD ortalamalarının üzerinde bir NEET oranına sahip olduğu görülmektedir.

Değerlendirilecek olursa, Türkiye’de gençlerin eğitim ve istihdamdan uzaklaşması, yalnızca işsizlikten değil aynı zamanda eğitim sisteminden erken kopuş, toplumsal cinsiyet rolleri, yapısal iş gücü piyasası sorunları ve fırsat eşitsizlikleri gibi etmenlerden kaynaklanmaktadır. Bu yüksek NEET oranı, gençlerin ekonomik ve toplumsal bütünleşmesini zorlaştırmakta ve uzun dönemli iş gücü piyasası bağlılığı ile yaşam gelirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Çizelge 1:

 

Türkiye’de NEET Oranları [3]

Yaş Grubu

NEET Oranı (%)

Kaynak / Notlar

15–29

25,9

Eurostat, 2025; Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek düzeylerden biri

18–24

31,3

OECD Education at a Glance 2025; OECD ortalaması ~14,1

15–24

19,9

Bahçeşehir Üniversitesi BETAM raporu; veri seti ve yöntembilim farklılıkları nedeniyle daha düşük hesaplanmış

 

Çizelge 2:

 

Cinsiyet Dağılımı (18–24 yaş):

Kadın

~41,6%

Erkek

~22,1%

Kaynak: (OECD, 2025)

 

Türkiye’de genç yoksulluğu, eğitim ve istihdamdan kopuklukla doğrudan ilişkilidir. NEET (Not in Employment, Education or Training) oranları, gençlerin eğitim, iş veya mesleksel eğitim süreçlerinden ne ölçüde uzak olduğunu gösteren önemli bir göstergedir. Eurostat verilerine göre, 15–29 yaş grubunda Türkiye’de NEET oranı %25,9 ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek düzeylerden biri olarak kaydedilmektedir. OECD’nin “Education at a Glance 2025” raporu ise 18–24 yaş grubunda NEET oranını %31,3 olarak bildirmektedir. Bu değer OECD ortalamasının (%14,1) iki katından fazladır. Cinsiyete göre dağılım incelendiğinde, kadın gençlerin NEET olma oranı yaklaşık %41,6 iken erkeklerde bu oran %22,1 civarındadır. Bu durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerine etkisini göstermektedir. Bu yüksek NEET oranları, yalnızca işsizlikle değil, aynı zamanda eğitim sisteminden erken kopuş, yapısal işgücü piyasası sorunları ve fırsat eşitsizlikleri gibi yapısal nedenlerle de ilişkilidir. Sonuç olarak, Türkiye’de genç yoksulluğunun azaltılması için, eğitim-iş uyumunun artırılması, gençlere yönelik sosyal koruma ve istihdam programlarının güçlendirilmesi, cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi ve gençlerin ekonomik ve toplumsal fırsatlara erişiminin artırılması kritik öneme sahiptir (Piketty, 2014; Saez ve Zucman, 2019; Milanovic, 2016).

TARTIŞMA

Bu bölümde, araştırmada ortaya konulan sorular doğrultusunda genç yoksulluğunun yapısal dinamikleri, sonuçları ve geleceğe ilişkin eğilimleri ele alınmaktadır. Tartışma hem sayısal bulgulara hem de kuramsal çerçevenin sunduğu açıklama modellerine dayandırılmaktadır.

Genç yoksulluğunun başlıca ekonomik ve toplumsal belirleyicileri nelerdir?

Genç yoksulluğu, yalnızca bireysel gelir eksikliğiyle açıklanabilecek bir olgu değildir. Yapısal ekonomik dönüşümler, iş gücü piyasasının niteliği ve ailelerin sosyoekonomik konumu gençlerin yaşam koşullarını belirleyici biçimde şekillendirmektedir. OECD (2025) verileri, düşük vasıflı işlerin Türkiye’de 2000’lere göre yüzde 30 oranında daraldığını, buna karşılık geçici ve güvencesiz istihdam biçimlerinin genç nüfus arasında hızla arttığını göstermektedir. Bu durum, gençlerin düzenli gelir elde etmesini güçleştirmekte ve özellikle kentlerde yaşam maliyetlerindeki keskin artış genç haneleri kırılgan duruma getirmektedir. Toplumsal açıdan bakıldığında, ailelerin gelir düzeyi ile gençlerin yoksulluk riski arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. UNICEF raporlarına göre yoksul aileden gelen bir genç, yoksulluk döngüsünü kırma olasılığı yüksek gelirli ailelere kıyasla dört kat daha düşüktür. Dolayısıyla genç yoksulluğu ekonomik olduğu kadar toplumsal sınıfa ve fırsat eşitsizliğine bağlı bir yapısal sorundur.

Genç yoksulluğu eğitim, istihdam ve toplumsal hareketlilik üzerinde nasıl bir etki yaratmaktadır?

Yoksulluk eğitime erişimi daraltmakta ve eğitimden erken kopuş olasılığını artırmaktadır. Türkiye’de yoksul hanelerde yaşayan gençlerin yaklaşık yüzde 18’i lise eğitimini tamamlayamadan iş gücü piyasasına girmekte, bu durum ‘düşük nitelik–düşük gelir’ döngüsünü yeniden üretmektedir. Ayrıca hane içi ekonomik baskılar nedeniyle üniversite öğrencilerinin önemli bir bölümü yarı zamanlı ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmakta ve bu durum akademik başarıyı olumsuz etkilemektedir. İstihdam açısından bakıldığında, genç işsizliği Türkiye’de halen yüzde 20’nin üzerindedir. Genç kadınlarda bu oran yüzde 32’ye ulaşmaktadır. Bu tablo, genç yoksulluğunun geleceğe aktarılma riskini artırmakta, toplumsal hareketliliği sınırlayan yeni bir toplumsal yapı üretmektedir. Başka bir anlatımla genç yoksulluğu bireysel değil, toplumsal sonuçlar doğuran bir eşitsizlik biçimidir.

Genç yoksulluğu, gençlerin fiziksel ve zihinsel sağlığını nasıl etkilemektedir?

Ekonomik sıkıntı yaşayan gençler arasında kaygı bozuklukları, depresyon ve umutsuzluk oranlarının çok daha yüksek olduğu çeşitli çalışmalarla doğrulanmıştır. AB Komisyonu’nun “Eğitim ve Öğretim İzlemesi 2025” (Education and Training Monitor 2025) verileri, yoksul gençlerde depresyon belirtilerinin refah düzeyi yüksek gençlere göre iki kat fazla görüldüğünü ortaya koymaktadır. Türkiye’de ise barınma, beslenme ve ulaşım maliyetlerinin artması, gençlerde kronik stres düzeyini belirgin biçimde artırmıştır. Fiziksel sağlık üzerinde de doğrudan etkiler mevcuttur. Yetersiz beslenme, düşük kalitede gıdaya erişim, düzenli sağlık hizmetlerinden yararlanamama gibi durumlar gençlerin yaşam kalitesini düşürmekte ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Örneğin gençlerin giderek artan biçimde ucuz “fast-food”, paketli hazır gıdalar ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yöneldiği görülmektedir. Bu durum obezite ve metabolik hastalık riskini yükseltmektedir.

Genç yoksulluğu siyasal katılımı ve demokrasiye güveni nasıl etkilemektedir?

Genç yoksulluğu siyasal sisteme güvensizlik yaratmakta, gençlerin kamusal alandan geri çekilmesine yol açmaktadır. Araştırmalar, ekonomik sıkıntı içindeki gençlerin siyasal kurumlara güven düzeyinin belirgin biçimde düşük olduğunu ve oy verme, sivil toplum katılımı, gönüllülük gibi alanlarda çok daha edilgin kaldıklarını göstermektedir. Bu durum demokrasi için önemli bir risk oluşturmaktadır. Çünkü gençlerin dışlanması siyasal temsilin daralmasına, toplumsal kutuplaşmanın güçlenmesine ve geleceğe bakış açılarının zayıflamasına yol açar. Diğer yandan, ekonomik olarak zayıf gençlerde protesto eğiliminin arttığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Bu durum, temsil edilmeme duygusunun siyasal sisteme tepkiyle birleştiğini ve yeni toplumsal hareketlerin yükselişine zemin hazırladığını göstermektedir.

Genç yoksulluğu mevcut eğilimlerle devam ederse, geleceğe ilişkin nasıl bir toplumsal tablo ortaya çıkacaktır?

Mevcut eğilimlerin değişmemesi durumunda genç yoksulluğu orta vadede üç kritik sonuç üretecektir. Birincisi, kalıcılaşan ekonomik eşitsizliktir. Gelir dağılımı bozulacak, yoksul gençlerin orta sınıfa yükselme şansı daha da düşecektir. İkincisi, artan göç eğilimidir. Gençler daha iyi yaşam koşulları için ülke dışına yönelmeye devam edecek ve bu durum nitelikli iş gücü kaybına yol açacaktır. Üçüncüsü, toplumsal kırılganlıkta artıştır. Eğitimden kopuk, istihdama geçemeyen ve sürekli ekonomik baskı altında yaşayan genç nüfus, toplumsal güvenlik sistemlerinin üzerinde daha fazla yük oluşturacaktır. Bu tablo, genç yoksulluğunun yalnızca ekonomik bir sorun değil, geleceğin toplumsal yapısını doğrudan belirleyen stratejik bir sorun olduğunu göstermektedir.

Toplumsal İlerleme Merdiveninin Ortadan Kalkması

Genç yoksulluğunu derinleştiren en kritik yapısal değişimlerden biri, toplumsal hareketlilik olanaklarının ciddi biçimde daralmasıdır. Geleneksel olarak eğitim, istihdam ve düzenli gelir elde etme süreçleri genç bireyler için bir “ilerleme merdiveni” işlevi görmekteydi. Ancak son on yılda bu merdivenin basamakları hem seyrelmiş hem de kırılganlaşmıştır. Gençler daha uzun süre düşük ücretli, güvencesiz ve yatay hareketlilik sağlayan işlerde çalışmakta ve yukarı doğru yükselme olasılıkları köktenci biçimde azalmaktadır.

Ücretlerin artış hızının yaşam maliyetlerini karşılamaması, kiraların gelir içindeki payının rekor düzeye çıkması ve sosyoekonomik sermayeye erişim eşitsizlikleri, gençlerin kendilerine sürdürülebilir bir gelecek kurma kapasitesini sınırlamaktadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda gelecek ufkunun daralması, öznel iyi oluşun bozulması ve toplumsal ait olma duygusu duygusunun aşınması sonucunu doğurmaktadır. Bulgular göstermektedir ki, genç yoksulluğu yalnızca geçici bir gelir yoksunluğu değil, kuşaksal bir tıkanma ve “ilerleme yollarının kapanması” olgusudur. Bu nedenle genç yoksulluğu tartışılmadan, toplumsal ilerleme kanallarının yeniden işler kılınması olanaklı görünmemektedir.

Fırsat Eşitliğinin Çöküşü ve Yeni Bir Toplumsal Fay Hattının Doğuşu

Genç yoksulluğunun en derin ve uzun erimli etkisi gelir kaybı ya da tüketim kısıtı değildir, fırsat eşitliğinin çöküşüdür. Klasik toplumsal ilerleme merdiveni, yani bireylerin eğitim, emek ve toplumsal hareketlilik yoluyla yaşamlarını iyileştirme olanağı, genç kuşaklar için hızla daralmaktadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, yapısal bir toplumsal kırılmadır. Yabancı yazında bu kavram “kuşaklar arası hareketliliğin çökmesi (intergenerational mobility collapse) olarak isimlendirilmektedir.

Fırsat eşitliğinin çökmesi: Gençler, ebeveynlerinden daha iyi bir yaşam sürme olasılığını tarihin en düşük dönemlerinden birinde deneyimlemektedir. Eğitim yatırımı ile iyi yaşam arasındaki bağ zayıfladıkça, “çaba–karşılık” dengesi bozulmakta ve genç kuşaklar yapısal olarak zayıf ve güçsüz bir konuma yerleşmektedir. Bu çöküş, toplumsal sistemde bir güven kaybı yaratır: Artık başarı bireysel emeğin değil, doğuştan gelen kaynakların (aile geliri, toplumsal sermaye, miras, bağlantılar) ürünüdür.

Yeni bir toplumsal fay hattı oluşumu: Bu koşullar, ekonomik yoksunluğun ötesine geçen, daha derin bir toplumsal bölünme yaratmaktadır: Fırsatlara erişebilen gençler (özel eğitim, dil, kurslar, teknolojik donanım, toplumsal ağlar). Bu kaynaklara erişemeyen gençler aradaki fark salt gelir farklılığı değildir. Toplumsal gelecek düşüncesinin farklılaşmasıdır. Böylece sınıfsal ayrım yeni bir biçim alır: ‘Birlikte yaşayan ama aynı geleceği paylaşmayan iki gençlik.’ Bu fay hattı ilerleyen yıllarda siyasal köktencileşmeye, siyasal sisteme güvensizliğe, toplumsal kutuplaşmanın yeni biçimlerine, ait olma duygusu kaybına ve yeni nesil adalet ve hak arama taleplerine zemin oluşturabilir. Genç yoksulluğunu yalnızca bir refah kaybı değil, aynı zamanda toplumsal bütünlüğü tehdit eden, siyasal sistemi zorlayabilecek ve uzun vadeli bir yapısal kırılma olarak çerçeveler.

ULUSLARARASI ÖRNEK SİYASALAR

Aşağıdaki çizelge genç işsizlik konusunda çeşitli ülkelerde uygulanan siyasaları ve bu siyasaların Türkiye’ye uygulanabilirliğini göstermektedir.

Çizelge 3:

 

Genç Yoksulluğunu Azaltmaya Yönelik Uluslararası Modeller ve Türkiye’ye Uyarlanabilirlikleri [4]

Alan

Uluslararası Başarılı Örnekler

Özellikler / Başarı Faktörleri

Türkiye’ye Uyarlanabilirlik

Eğitim ve Mesleksel Becerileri Artırma

Almanya (Çıraklık Sistemi), Güney Kore (Meslek Eğitimi)

Gençlerin hem eğitim alması hem iş deneyimi kazanması; iş gücü piyasasına geçişin kolaylaşması

Türkiye’de mesleki eğitim mevcut, ancak özel sektörle bütünleşme sınırlı. Almanya modeliyle iş birliği artırılabilir (Piketty, 2014).

Girişimcilik ve İnovasyon

İsrail (Start-up ekosistemi), Kanada (Genç girişimcilik fonları ve mentorluk)

Gençlerin ekonomik bağımsızlığını güçlendirme, mentorluk ve finansman desteği sağlama

Türkiye’de KOSGEB ve TÜBİTAK mevcut, ancak fon ve mentorluk erişimi artırılabilir; ekosistem odaklı destek sağlanabilir (Saez ve Zucman, 2019).

Toplumsal Koruma ve Gelir Destekleri

Brezilya (Bolsa Familia), Avrupa Birliği (Youth Guarantee)

Yoksul ailelere nakit transferi, gençlerin eğitim ve istihdam fırsatlarına erişimini güvence altına alma

Türkiye’de genç odaklı süreklilik arz eden güvence sistemi yok; Youth Guarantee modeli örnek alınabilir (Milanovic, 2016).

Yerel ve Toplumsal Katılım

Kanada (Community Youth Programs), Hollanda (Youth Councils)

Gençlerin toplumsal projelere ve yerel karar alma süreçlerine katılımını sağlama

Türkiye’de gençlik merkezleri ve STK’lar mevcut, ancak katılım ve karar süreçlerine etkisi artırılabilir (Milanovic, 2016).

 

Genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik uluslararası modeller, eğitim, istihdam, toplumsal koruma ve gençlerin toplumsal katılımını kapsayan çok boyutlu yaklaşımlardan oluşmaktadır. Almanya ve Güney Kore örneklerinde görüldüğü üzere, meslek eğitimi ve çıraklık sistemleri, gençlerin hem eğitim almasını hem de iş deneyimi kazanmasını sağlayarak iş gücü piyasasına geçişlerini kolaylaştırmaktadır (Piketty, 2014). İsrail ve Kanada’da uygulanan genç girişimcilik fonları ve ‘mentor’luk programları, gençlerin ekonomik bağımsızlığını güçlendirmekte ve inovasyonu özendirmektedir. Türkiye’de KOSGEB ve TÜBİTAK gibi kurumlar benzer amaçlarla çalışma yapmasına karşın fon ve mentorluk erişiminin artırılması gerekmektedir (Saez ve Zucman, 2019). Toplumsal koruma alanında, Brezilya’nın ‘Bolsa Familia’ programı, yoksul ailelere düzenli nakit transferi sağlayarak çocukların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini güvence altına almakta ve gençlerin iş gücü piyasasına daha donanımlı katılımını desteklemektedir (Milanovic, 2016). Benzer şekilde, Avrupa Birliği’nin Gençlik Garantisi programı, 25 yaş altı tüm gençlere eğitim, iş veya staj fırsatı sağlamakta ve gençlerin ekonomik yaşamla bütünleşmeyi kolaylaştırmaktadır. Son olarak, Kanada ve Hollanda örneklerinde gençlerin toplumsal projelere katılımı ve yerel karar alma süreçlerine alınması, toplumsal ait olma duygusu ve beceri kazanımını artırarak genç yoksulluğunu azaltmaktadır. Türkiye bağlamında, mevcut programlar kısmen uygulanmakta olsa da ‘eğitim-iş uyumu’, genç girişimciliği ve toplumsal koruma alanlarında uluslararası modellerden alınacak dersler gençlerin ekonomik ve toplumsal fırsatlara erişimini artırabilir.

TÜRKİYE’DE GENÇ YOKSULLUĞUNA YÖNELİK SİYASALAR VE UYGULAMA YETERSİZLİKLERİ

Türkiye’de genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik siyasalar, ağırlıklı olarak istihdam destekleri, eğitim-istihdam geçişini kolaylaştırmayı hedefleyen programlar ve toplumsal yardım mekanizmaları ekseninde şekillenmektedir. Ancak mevcut siyasaların önemli bir kısmı kısa vadeli, parçalı ve hedef gruba özgü tasarımdan yoksun olduğu için genç yoksulluğunun temel nedenlerine müdahale etmekte yetersiz kalmaktadır.

İstihdam Destekleri ve Kısıtları

Genç işsizliğini azaltmak amacıyla işverenlere yönelik prim indirimi, vergi kolaylığı ve ücret destekleri gibi siyasalar uygulanmaktadır. Bu destekler, özellikle 18–29 yaş aralığında ilk kez istihdama katılan gençlere odaklanmaktadır. Ancak bu tür destekler iki açıdan sınırlıdır: Birincisi, geçici ve dönemsel nitelikleri nedeniyle kalıcı bir istihdam yaratma kapasitesi sınırlıdır ve ikincisi ise gençlerin nitelik eksikliği veya bölgesel eşitsizlikler gibi yapısal sorunlara doğrudan müdahale etmemektedir. Sonuç olarak, destekler çoğu zaman işveren maliyetlerini azaltmakla sınırlı kalmakta ve gençlerin uzun vadeli beceri birikimini veya istihdam güvencesini artırmamaktadır.

Eğitim-İstihdam Bağının Zayıflığı

Türkiye’de genç yoksulluğunu derinleştiren temel yapısal sorunlardan biri, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluktur. Mesleksel eğitimin iş gücü talebiyle bütünleşmemesi, yükseköğretimin istihdam yaratmaması ve gençlerin edinmiş oldukları niteliklerle piyasada aranan beceriler arasındaki fark özellikle NEET grubunun büyümesine yol açmaktadır. Bu alanda yürütülen “gençlik kursları”, kısa süreli sertifika programları ve geçici istihdam projeleri, piyasa becerilerini kalıcı biçimde artırmaya yetmemektedir. Dolayısıyla, gençlerin emek piyasasına girişini kolaylaştıracak bir sistemsel eş güdüm hala kurulamamıştır.

Toplumsal Yardımların Genç Odaklı Olmaması

Türkiye’de toplumsal yardım programlarının önemli bir bölümü “hane” temellidir ve genç bireyi özgün bir kategori olarak ele almaz. Aile yapısının geleneksel niteliği nedeniyle gençlerin ekonomik bağımsızlığı çoğu zaman hane geliriyle ilişkilendirilir ve genç bireyler yoksulluk içinde yaşamalarına karşın toplumsal yardım mekanizmalarına doğrudan erişemez. Bu durum, gençlerin hem bireysel hareket alanını daraltmakta hem de yoksulluk döngüsünün kuşaklar arası aktarımını güçlendirmektedir. Gençlere özgü barınma, beslenme, ulaşım ve psikososyal destek programlarının yokluğu ise yoksulluğun görünmez olmasına yol açmaktadır.

Barınma Siyasalarının Yokluğu ve Barınma Krizi

Genç yoksulluğu açısından son yıllarda belirginleşen en kritik alan, barınma maliyetlerindeki artıştır. Türkiye’de üniversite öğrencilerine ve çalışma hayatına yeni katılan gençlere yönelik sistemli bir barınma siyasası bulunmamaktadır. Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarının kapasitesi yetersizdir ve kiraların piyasa koşullarına bırakılması ise gençlerin eğitim hakkı ve istihdam fırsatlarını doğrudan sınırlamaktadır. Barınma krizinin derinleşmesi gençlerin sosyoekonomik konumlarını daha kırılgan duruma getirmekte ve yoksulluğu yapısal bir soruna dönüştürmektedir.

Genç İş Gücünün “Prekaryalaşma”sı ve Güvencesizlik

Mevcut siyasalar gençleri nitelikli ve güvenceli işlere yönlendirmekten çok, geçici, esnek ve düşük ücretli işlere itmektedir. Kuryelik, çağrı merkezi işleri, platform ekonomisi (gig economy) [5]  ve güvencesiz hizmet sektörü işlerinin artması, gençlerin çalışma yaşamını prekarya koşullarına çekmektedir. Bu durum, yalnızca gelir düzeyini değil, kariyer planlamasını, toplumsal ait olma duygusunu ve geleceğe ilişkin güven duygusunu zayıflatmaktadır. Mevcut siyasalarda güvenceli istihdamı önceleyen bir yaklaşım bulunmadığından, prekaryalaşma süreci giderek genişlemektedir.

Siyasa Yapımında Veri Eksikliği ve Genç Katılımının Sınırlılığı

Türkiye’de genç yoksulluğuna ilişkin sistemli ve güncel veri eksikliği siyasa tasarımını güçleştirmektedir. NEET oranlarının alt kırılımları, bölgesel farklılıklar, hane dışı bireysel genç yoksulluğu gibi kritik göstergelerde düzenli ve ayrıntılı veri bulunmamaktadır. Buna ek olarak gençlerin karar alma süreçlerine katılımı büyük ölçüde simgeseldir. Gençlik siyasaları gençlere karşın değil, gençlerle birlikte tasarlanmadığı sürece, mevcut siyasaların etki kapasitesi sınırlı kalmaktadır. (Aassve et al., 2013)

Değerlendirilecek olursa, Türkiye’de genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik siyasalar, çoğu zaman makro ekonomik koşullara bağlı kısa vadeli çözümler üretmekte, yapısal dönüşüm gerektiren alanlarda ise yetersiz kalmaktadır. Eğitim-istihdam uyumu, bölgesel eşitsizlikler, barınma krizi, güvencesiz çalışma ve veri eksikliği gibi temel sorunlar çözülmedikçe genç yoksulluğu yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkıp derin bir toplumsal fay hattına dönüşme gizil gücü taşımaktadır.

SİYASA ÖNERİLERİ

Genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik etkili müdahaleler, yalnızca gelir transferi değil, aynı zamanda yapısal dönüşümlere dayanan bütüncül bir siyasa yaklaşımı gerektirir. Türkiye’de genç nüfusun iş gücü piyasasına kırılgan biçimde eklemlenmesi, eğitim-istihdam eşleşmesinin zayıflığı, güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaşması ve toplumsal koruma mekanizmalarının yetersizliği dikkate alındığında, önerilecek siyasa seti eş zamanlı olarak aşağıda sıralanan temel eksenler üzerinde şekillenmelidir.

Eğitim-İş Gücü Piyasası Uyumunun Güçlendirilmesi

Türkiye’de mesleki yeterlilikler ile iş gücü piyasasının talep ettiği beceriler arasındaki uyumsuzluk genç yoksulluğunun yapısal nedenlerinden biridir. Bu nedenle, eğitim kurumlarının eğitim programlarının sektörlerle birlikte güncellenmesi, uygulamalı öğrenme modellerinin yaygınlaştırılması ve gençlerin kariyer rehberliği hizmetlerine erişiminin artırılması önemlidir. Yükseköğretimin kitleselleştiği koşullarda nitelik kaybını önleyen kalite güvencesi mekanizmaları da zorunludur.

Gençler İçin Hedeflenmiş Toplumsal Koruma Mekanizmaları

Gelir güvencesinden yoksunluk ve kesintili çalışma deneyimleri, gençleri toplumsal risklere karşı savunmasız bırakmaktadır. Mevcut toplumsal koruma programlarının büyük bölümü gençleri doğrudan hedeflememektedir. Bu nedenle, şartlı/şartsız nakit transferleri, genç işsizliğine özel kısa dönemli gelir destekleri ve düşük gelirli gençlere yönelik temel yaşam maliyetlerini azaltan barınma, ulaşım ve beslenme destek programlarının oluşturulması gerekmektedir. NEET grubunun (ne eğitimde ne istihdamda olanlar) toplumsal siyasa radarına alınması yaşamsal bir önemdedir.

Güvenceli ve Adil Çalışmayı Destekleyen İstihdam Siyasaları

Gig economy, platform çalışması, kısa vadeli sözleşmeler ve kayıt dışı istihdam genç nüfusun önemli bir bölümünün çalışma yaşamını belirlemektedir. Bu alanlarda en az ölçünlerin belirlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının platform çalışanlarını kapsayacak biçimde genişletilmesi ve esnek çalışma biçimlerinde toplumsal güvenlik primlerinin kamu tarafından kesimsel olarak desteklenmesi gerekmektedir. Gençlerin güvenceli istihdama geçişini hızlandırmak için işveren desteklerinin somut başarım ölçütlerine bağlanması önem taşımaktadır.

Bölgesel Eşitsizlikleri Azaltmayı Hedefleyen Kalkınma Yaklaşımı

Genç yoksulluğu bölgesel olarak yoğunlaşmakta ve özellikle büyük kentlere göç eden gençler barınma ve geçim maliyetleri nedeniyle yapısal sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu nedenle, yerel düzeyde genç istihdamını destekleyen programlar, teknoloji ve yenilikçilik odaklı girişimcilik merkezleri ve bölgesel kalkınma ajansları aracılığıyla gençlere yönelik üretim destekleri geliştirilmelidir. Bölgesel eşitsizlikleri azaltmak gençlerin fırsat eşitliğine erişimini güçlendirecektir.

Gençlerin Siyasal Katılımını ve Temsil Yeteneğini Güçlendirme

Genç yoksulluğunun yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda siyasal katılımı zayıflatan bir etmen olduğu açıktır. Bu nedenle, karar süreçlerine gençlerin alınması, yerel ve ulusal düzeyde gençlik meclislerinin güçlendirilmesi, gençlik örgütlerinin desteklenmesi ve gençlerin siyasa tasarım süreçlerinde kurumsal roller üstlenmesinin desteklenmesi önemlidir. Siyasal katılım aynı zamanda demokratik kapsayıcılığı artırarak yoksulluğun yeniden üretimini sınırlayan bir etki yaratacaktır.

Barınma Krizine Yönelik Özel Siyasalar

Genç nüfusun en büyük gider kalemi olan barınma maliyetleri, yoksulluğun kalıcılaşmasında belirleyici rol oynamaktadır. Öğrenci yurtlarının sayısının ve niteliğinin artırılması, genç işçilere yönelik uygun fiyatlı toplu konut programlarının geliştirilmesi ve kiralık konut piyasasında denetimin artırılması temel gerekliliklerdir. Barınma güvencesi sağlanmadığı sürece gençlerin çalışma ve eğitim olanaklarına erişimi sınırlı kalacaktır.

Sayısallaşma Çağında Yeni Nesil Yetenek Programları

Sayısal ekonomi, veri okuryazarlığı, yapay zeka, çözümleme, kodlama ve yaratıcı endüstrilerde mesleksel yeterlilik gerektirmektedir. Türkiye’de bu alanlarda gençlere yönelik yetenek geliştirme programlarının ölçeği sınırlıdır. Ulusal düzeyde gençlere açık, ücretsiz veya düşük maliyetli sayısal yetkinlik programları, sertifikasyon sistemleri ve ‘kamu-özel sektör iş birlikleri’ geliştirilmelidir. Bu tür programlar genç işsizliğini sınırlayan en etkili araçlardandır.

Toplumsal Hareketlilik Kanallarının Yeniden Oluşturulması

Genç yoksulluğunun en yıkıcı etkisi, toplumsal hareketlilik kanallarının daralmasıdır. Türkiye’de sınıfsal geçişkenliği artırmak için burslar, yurt dışı eğitim destekleri, üstün yetenek programları, sektörel staj zorunluluğu, genç girişimciliği fonları ve “mentor–mentee” [6]  modelleri kurumsallaştırılmalıdır. Bu mekanizmalar, “toplumsal ilerleme merdiveni”nin yeniden kurulmasını sağlayacaktır. Mentor–mentee” programlarının gençlerin iş gücü piyasasına girişinde etkili olduğu görülmektedir (ILO, 2019). Genişletilmiş burs programları ve yerel yönetim destekleri genç yoksulluğunu azaltmada önemli araçlardır (UNICEF, 2019). Sonuç olarak, genç yoksulluğunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizlik ve fırsat adaletiyle ilgili bir sorun olduğu söylenebilir (Standing, 2014).

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu çalışma, genç yoksulluğunun günümüz toplumlarında giderek belirginleşen yapısal bir sorun olduğunu ve artık yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir nitelik kazandığını ortaya koymuştur. Eğitim, istihdam, barınma, toplumsal katılım, zihinsel sağlık ve fırsat eşitliği alanlarında yaşanan derinleşen kırılganlıklar, genç yoksulluğunu yalnızca bireysel veya dönemsel bir yoksunluk biçimi olmaktan çıkararak toplumsal bütünleşme açısından stratejik bir sorun alanına dönüştürmektedir. Özellikle NEET gençlerin artışı, “prekarya”nın genişlemesi, güvencesiz emek biçimlerinin norm ve sayısal eşitsizliklerin belirleyici duruma gelmeleri genç kuşakların geleceğe erişim kapasitesini köklü biçimde sınırlamaktadır.

Türkiye bağlamında genç yoksulluğu, makroekonomik kararsızlıkların, bölgesel eşitsizliklerin, eğitim-istihdam uyumsuzluğunun, barınma krizinin ve genç odaklı toplumsal koruma mekanizmalarının yetersizliğinin bileşkesinden oluşan çok katmanlı bir sorun alanı olarak belirginleşmektedir. Mevcut siyasaların büyük bölümü kısa vadeli ve parçalı olup, genç kuşakların karşı karşıya kaldığı yapısal riskleri hafifletmekte yetersiz kalmaktadır. Gençlerin beslenme, barınma ve ulaşım gibi temel gereksinmelere erişimde yaşadığı güçlükler, yalnızca bireysel yaşam kalitesini değil, aynı zamanda toplumsal hareketlilik kanallarını ve eğitimde ve sayısal ekonomide yarışma kapasitesini de daraltmaktadır.

Bu çalışma göstermektedir ki, toplumsal ilerleme merdiveninin zayıflaması ve fırsat eşitliğinin çöküşü, genç yoksulluğunun en kritik sonuçlarıdır. Gençlerin ailelerinden daha yüksek yaşam ölçünlerine ulaşma olasılığının azalması, eğitimin toplumsal yükselmeyi sağlamada eski gücünü kaybetmesi, istihdamda güvencenin yerine esnek ve geçici çalışma biçimlerinin geçmesi ve genç kuşakların geleceğe ilişkin umut, toplumsal ait olma ve güven duygusunu aşındırmaktadır. Bu durum, yeni bir toplumsal fay hattının oluşumuna işaret etmekte ve özellikle fırsatlara erişebilen ve erişemeyen genç gruplar arasındaki farklılaşma, gelecekte siyasal temsil, toplumsal uyum ve demokratik katılım üzerinde ciddi etkiler yaratabilecek kırılmaların habercisi niteliğindedir.

Genç yoksulluğunu azaltmak ve gençlerin toplumsal bütünleşmesini güçlendirmek için yalnızca ekonomik araçlar değil, barınma, eğitim, istihdam, sayısal yetkinlik ve toplumsal koruma alanlarında bütüncül, uzun vadeli ve genç odaklı siyasaların geliştirilmesi zorunludur. Gençlerin karar alma süreçlerine katılımının güçlendirilmesi, toplumsal koruma sisteminin genç bireyi “hane” bağından bağımsız olarak görmesi, sayısallaşma çağında genç yetenek gelişimine yatırım yapılması ve barınma krizine yönelik kalıcı çözümler üretilmesi bu dönüşümün temel bileşenleridir.

Sonuç olarak, genç yoksulluğu günümüz Türkiye’sinde salt ekonomik bir sorun değil, toplumsal adalet, siyasal kararlılık ve kalkınma kapasitesi açısından belirleyici olan çok boyutlu bir yapısal sorundur. Bu nedenle genç yoksulluğuyla savaşım, yalnızca genç kuşakların bireysel yaşam koşullarını iyileştirmenin ötesine geçmekte ve toplumun bütününü ilgilendiren uzun vadeli bir yatırım niteliği taşımaktadır. Gençlere yönelik kapsayıcı ve bütünleşik siyasa yaklaşımlarının geliştirilmesi, hem toplumsal ilerleme merdiveninin yeniden kurulmasına hem de fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacak ve böylece daha kapsayıcı, dirençli ve adil bir toplumsal yapı için temel oluşturacaktır.


 

REFERANSLAR

Aassve, A., Cottini, E., ve Vitali, A. (2013). Youth prospects in a time of economic recession. Demographic Research, 29(36), 949–962.

Atkinson, A. B. (2015). Inequality: What can be done? Harvard University Press.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM). (2025, 9 Ekim). Genç kuşakta ne eğitimde ne istihdamda olanların çok boyutlu analizi (Araştırma Notu 25/282). Bahçeşehir Üniversitesi. https://betam.bahcesehir.edu.tr/en/2025/10/a-multidimensional-analysis-of-young-people-neither-in-education-nor-in-employment-neets-in-turkiye

Brennan, J., Durazzi, N., ve Sene, T. (2020). Universities, skills and graduate employability: Evidence from across Europe. Routledge.

Eurofound. (2012). NEETs — Young people not in employment, education or training: Characteristics, costs and policy responses in Europe. Publications Office of the European Union.

ILO. (2020). Global employment trends for youth 2020: Technology and the future of jobs. International Labour Organization.

ILO. (2022). Young people’s transition to decent work: Global Employment Trends for Youth. International Labour Organization.

Kalleberg, A. (2011). Good jobs, bad jobs: The rise of polarized and precarious employment systems in the United States, 1970s–2000s. Russell Sage Foundation.

Milanovic, B. (2016). Global inequality: A new approach for the age of globalization. Cambridge, MA: Harvard University Press.

O’Higgins, N. (2017). Rising to the youth employment challenge: New evidence on key policy issues. ILO.

OECD. (2021). Youth and COVID-19: Impacts on jobs, education, rights and mental well-being. OECD Publishing.

OECD (2025), Education at a Glance 2025: OECD Indicators, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/1c0d9c79-en.

Piketty, T. (2014). Capital in the twenty-first century. Cambridge, MA: Harvard University Press.

Saez, E., ve Zucman, G. (2019). The triumph of injustice: How the rich dodge taxes and how to make them pay. New York, NY: W.W. Norton ve Company.

Standing, G. (2011). The precariat: The new dangerous class. Bloomsbury Academic.

UNICEF. (2019). A world ready to learn: Prioritizing quality early childhood education. UNICEF.

World Bank. (2020). Young people and economic opportunities. World Bank Publications.

European Commission: Directorate-General for Education, Youth, Sport and Culture. (2025). Education and training monitor 2025 : comparative report. Publications Office of the European Union. https://data.europa.eu/doi/10.2766/2221794.



[1] NEET, “Not in Education, Employment, or Training” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçe karşılığıyla eğitimde, çalışma yaşamında veya meslek eğitiminde olmayan gençler anlamına gelir. Genellikle 15–24 veya 15–29 yaş aralığı için kullanılır. Ülkeye göre değişir. Bu kavram, genç yoksulluğunu, toplumsal dışlanmayı ve fırsat eşitsizliğini ölçmek için uluslararası yazında kullanılan en önemli göstergelerden biridir. NEET oranının yüksek olması, şu toplumsal sorunların işareti kabul edilir: eğitimden erken kopma, iş bulamama veya umutsuzluk nedeniyle iş aramama, kırılgan aile yapıları, toplumsal ilerleme merdiveninin kaybolması, gençlerin topluma ve ekonomiyle bütünleşmesinin zayıflaması ve uzun vadede siyasal ve toplumsal huzursuzluk olasılığı. Türkiye’de NEET oranı OECD ortalamasının oldukça üzerindedir ve genç kadınlarda daha da yüksektir.

[2] Prekarya, güvencesiz koşullarda yaşayan, sürekli bir ekonomik ve toplumsal belirsizlik içinde bulunan, klasik işçi sınıfının sahip olduğu hak ve güvencelerden yoksun geniş bir toplumsal kesimi ifade eder. Terim, İngilizce precarious (güvencesiz, istikrarsız) ve proletariat (işçi sınıfı) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve ilk kez Guy Standing tarafından sistemli bir şekilde tanımlanmıştır.

[3] NEET oranları, gençlerin eğitim, istihdam veya mesleksel eğitim süreçlerine girmeme durumlarını göstermektedir. Türkiye’de bu oranlar Avrupa ve OECD ortalamalarının oldukça üzerindedir.

[4] Çizelge 3’te, eğitim, istihdam, toplumsal koruma ve toplumsal katılım alanlarında uygulanan uluslararası örnekleri ve Türkiye’ye uyarlanabilirliklerini özetlemektedir.

[5] Gig economy, parça başı/iş bazlı ekonomi, özellikle genç işgücü açısından esnek fakat güvencesiz bir çalışma rejimini ifade eder.

[6] “Mentor–mentee” modeli, bir alanda deneyimli bir kişinin (mentor), daha az deneyimli bir bireye (mentee) yol göstermesi, bilgi ve beceri aktarması, profesyonel ve kişisel gelişimini desteklemesi esasına dayalı bir öğrenme ve gelişim ilişkisidir.

Hiç yorum yok: