GENÇ YOKSULLUĞU: KÜRESEL VE TÜRKİYE
BAĞLAMINDA YAPISAL BİR ÇÖZÜMLEME
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu makale,
Türkiye’de genç yoksulluğunun güncel dinamiklerini, yapısal belirleyenlerini ve
mevcut kamu siyasalarının bu soruna yanıt verme kapasitesini incelemektedir.
Eğitim, istihdam ve toplumsal koruma alanlarındaki kırılganlıkların birleşimi
“toplumsal ilerleme merdiveni”nin genç kuşaklar için görünür biçimde ortadan
kalkmasına yol açmaktadır. NEET oranlarındaki yükseklik, “prekarya”nın
genişlemesi, güvencesiz sayısal emek biçimlerinin yaygınlaşması ve fırsat
eşitsizliğinin derinleşmesi, genç yoksulluğunu geçici bir ekonomik sorun
olmaktan çıkarıp kalıcı bir toplumsal ve yapısal bir soruna dönüştürmektedir.
Makalede bu dönüşümün nedenleri tartışılmakta, mevcut siyasaların eksiklikleri
değerlendirilmekte ve yeni siyasalar önerilmektedir.
Anahtar
Kelimeler: genç
yoksulluğu; NEET;” prekarya”; fırsat eşitsizliği; “gig economy”; toplumsal siyasa;
Türkiye
Abstract
This article examines the contemporary dynamics of
youth poverty in Turkey, focusing on its structural determinants and the
effectiveness of current public policies addressing the issue. The combined
fragility of the education, employment, and social protection systems has
resulted in the disappearance of the “ladder of social mobility” for younger
generations. High NEET rates, the expansion of the precariat, the rise of
insecure digital labor forms, and deepening inequalities of opportunity have
transformed youth poverty from a temporary economic challenge into a persistent
structural problem. The article analyzes the underlying mechanisms of this
shift, evaluates gaps in existing policy frameworks, and concludes with
comprehensive policy recommendations aimed at reducing youth poverty and
strengthening social mobility.
Keywords: youth
poverty; NEET; precariat; inequality of opportunity; gig economy; social
policy; Turkey
GİRİŞ
Genç
yoksulluğu, günümüz toplumlarında yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil,
aynı zamanda siyasal, toplumsal ve kültürel etkileri olan çok katmanlı bir
kırılganlık alanı olarak giderek daha görünür duruma gelmektedir. Çalışma
çağının başında olmalarına, eğitim düzeylerinin önceki kuşaklara göre daha
yüksek olmasına ve teknolojiye olan egemenlikleriyle yeni fırsat alanları
yaratabilme gizil güçlerine karşın gençler hem küresel hem ulusal ölçekte en
kırılgan toplumsal gruplardan biri durumuna gelmiştir. İşsizlik, güvencesiz çalışma
koşulları, düşük ücretler, yüksek yaşam maliyetleri ve toplumsal koruma
mekanizmalarından dışlanma genç yoksulluğunu yapısal bir sorun durumuna getiren
başlıca dinamiklerdir. Genç yoksulluğu artık gözle görülür boyutlara
ulaşmıştır.
Güncel
veriler, gençler arasında işsizliğin ve “ne eğitimde ne istihdamda olanlar”
(NEET) [1]
oranının birçok ülkede tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiğini
göstermektedir. Bu durum, gençlerin yalnızca ekonomik bağımsızlıklarını değil,
aynı zamanda geleceğe ilişkin beklentilerini, toplumsal ait olma duygularını ve
siyasal katılımlarını derinden etkilemektedir. Yoksulluk, gençler için yalnızca
maddi kaynak eksikliğini değil, eğitimden sağlığa, kültürel yaşama katılımdan
temel gereksinmelere erişime kadar genişleyen bir eşitsizlik döngüsünü ifade
etmektedir. Genç
yoksulluğu, özellikle ekonomik durgunluk ve iş gücü piyasasının dönüşümüyle
birlikte birçok ülkenin temel toplumsal sorunlarından biri durumuna gelmiştir
(OECD, 2023). NEET oranlarının yükselmesi, gençlerin eğitimden iş gücüne geçiş
sürecini kırılgan duruma getirmektedir (Eurostat, 2022).
Özellikle
kentlerde artan yaşam maliyetleri, öğrencilerin ve genç çalışanların gıda,
barınma ve ulaşım gibi temel gereksinmelerini karşılamasını giderek
güçleştirmektedir. Bu durum kimi zaman günlük yaşamın en sıradan uygulamalarını
bile görünür duruma gelmektedir: gençlerin beslenme alışkanlıklarının
bozulması, sağlıksız ama ucuz gıdalara yönelim, toplumsal etkinliklere erişimin
azalması ve toplumsal dışlanma duygusu derinleşmektedir. Genç yoksulluğu artık
yalnızca “azalan gelir” veya “işsizlik” ile açıklanabilir bir durum olmaktan
çıkmış ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kapsamlı bir toplumsal sorun
niteliği kazanmıştır.
Bu makale,
önce genç yoksulluğunun kuramsal temellerini ele almakta, ardından yazın
taramasını sunmakta, veriler ışığında küresel ve ulusal eğilimleri tartışmakta
ve son olarak Türkiye’deki mevcut siyasaları değerlendiren kapsamlı siyasa
önerileri geliştirmektedir.
Amaç ve
Hedefler
Bu
çalışmanın temel amacı, genç yoksulluğunun günümüz toplumlarında giderek
derinleşen bir yapısal sorun olduğunu ortaya koymak ve bu olgunun ekonomik,
toplumsal ve siyasal boyutlarını bütüncül bir çerçevede incelemektir. Makale,
genç yoksulluğunu bireysel başarısızlıkların sonucu olarak değil, gelir
dağılımı eşitsizlikleri, iş gücü piyasasındaki dönüşümler, eğitimde fırsat
adaletsizliği ve toplumsal devletin zayıflaması gibi sistemsel etmenlerin
bileşkesinden oluşan bir toplumsal sorun olarak ele almaktadır. Bu bağlamda, genç
yoksulluğunu ekonomik bir durum olarak değil, yapısal, çok katmanlı, toplumsal
ve siyasal bir sorun olarak ele almak ve gençlerin geleceğe erişim olanaklarını,
yaşam alışkanlıklarını ve toplumsal konumlarını nasıl dönüştürdüğünü çözümlemek
gerekmektedir. (Atkinson, 2015; World Bank, 2020). Böyle bir yaklaşım, genç
yoksulluğunu yalnızca bireysel başarısızlıklar ya da ekonomik dalgalanmalarla
sınırlı olmayan, aksine devlet siyasalarından iş gücü piyasası yapılarına ve
kültürel sermayeden sınıfsal kökenlere kadar genişleyen bir bağlama
yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Genç yoksulluğunun yapısal belirleyicilerini çözümlemek, özellikle geçiş
ekonomilerinde kırılgan grupların risk düzeylerini karşılaştırmak bu
araştırmanın temel amaçları arasındadır. Yazında da genç yoksulluğunun hem
ekonomik hem de sosyolojik boyutlarına dikkat çekilmektedir (UNDP, 2021).
Bu amaca
paralel olarak çalışmanın özgül hedefleri şunlardır:
Yapısal Dinamikleri Çözümlemek: Genç yoksulluğunun ortaya çıkmasına
yol açan ekonomik, toplumsal ve kurumsal dinamikleri incelemek ve özellikle
düşük ücretli, güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinin genç kuşaklar
üzerindeki etkilerini değerlendirmek.
Kuşaklar Arası Eşitsizliği Görünür Kılmak: Bugünün gençlerinin önceki kuşaklara
kıyasla neden daha kırılgan bir ekonomik yapıyla karşı karşıya olduğunu
göstermek ve bunun eğitim, barınma, sağlık ve toplumsal hareketlilik gibi
alanlardaki sonuçlarını ortaya koymak.
Gençlerin Güncel Deneyimlerini Belgelemek: Yoksulluğu yaşayan gençlerin
gündelik yaşam alışkanlıklarını, tüketim kalıplarını, toplumsal yaşamdan
dışlanma biçimlerini ve zihinsel sağlık üzerindeki etkileri örnekler ve mevcut
veriler ışığında görünür kılmak.
Siyasa Boşluklarını ve Devletin Rolünü Tartışmak: Mevcut toplumsal siyasa araçlarının
genç yoksulluğunu önlemedeki yetersizliğini değerlendirmek ve kamusal
müdahalenin yeniden tasarlanmasına ilişkin tartışmaları güçlendirmek.
Uluslararası Karşılaştırmalı Çerçeve Sunmak: Farklı ülkelerde genç yoksulluğuna
ilişkin eğilimleri, uygulamaları ve iyi örnekleri değerlendirerek Türkiye için
uygulanabilir sonuçlar çıkarmak.
Toplumsal Farkındalığı Artırmak: Genç yoksulluğunun ‘görünmez bir
sorun’ olmaktan çıkarılması, kamuoyu bilincinin güçlendirilmesi ve toplumsal
adalet tartışmalarına katkı sunmak.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Genç yoksulluğunun temel belirleyicileri nelerdir?
Genç yoksulluğu hangi biçimlerde görünür duruma gelmektedir?
Gençlerin karşı karşıya kaldığı yoksulluk, yetişkin
yoksulluğundan hangi açılardan ayrılmaktadır?
Genç yoksulluğu psikolojik, toplumsal ve siyasal katılım
üzerinde nasıl etkiler yaratmaktadır?
Devlet siyasaları, toplumsal yardımlar ve yerel yönetim
uygulamaları genç yoksulluğunu azaltmada ne derece etkili olmaktadır?
Gençler kendi yoksulluk deneyimlerini nasıl algılamakta ve
hangi baş etme stratejilerini geliştirmektedir?
Genç yoksulluğu, uzun vadede toplumsal bütünleşme, toplumsal
hareketlilik ve demokrasi kültürü üzerinde nasıl etkiler yaratmaktadır?
Genç yoksulluğunu azaltmak için uluslararası alanda uygulanan
başarılı modeller nelerdir ve Türkiye bağlamına uyarlanabilirliği nasıldır?
YÖNTEM
Bu çalışma,
genç yoksulluğunu çok boyutlu bir toplumsal olgu olarak ele almak amacıyla
nitel ağırlıklı, açıklayıcı bir araştırma tasarımına dayanmaktadır. Yöntemsel
yaklaşım, gençlerin yoksulluk deneyimlerini yalnızca gelir düzeyi üzerinden
değil eğitim, istihdam, konut, toplumsal dışlanma, psikolojik iyi oluş ve
toplumsal katılım gibi yapısal boyutlarla birlikte incelemeyi hedeflemektedir.
Araştırma
Tasarımı
Araştırma,
çok boyutlu yoksulluk yaklaşımı, nesiller arası eşitsizlik çerçevesi ve toplumsal
dışlanma kuramı temel alınarak kurgulanmıştır. Bu çerçeveler, genç
yoksulluğunun ekonomik bir eksiklikten çok, yaşam fırsatlarına erişimdeki
sistemli eşitsizliklerin sonucu olduğunu çözümleme etmeye olanak tanır.
Çalışma, açıklayıcı nitelikte olup gençlerin karşı karşıya kaldığı riskleri,
yapısal engelleri ve kırılganlık alanlarını görünür kılmayı amaçlamaktadır.
Veri
Kaynakları
Araştırmada
şu nitel ve nicel veri kaynaklarından yararlanılmaktadır:
Uluslararası
kuruluşların raporları: OECD, ILO, UNICEF, UNDP’nin genç istihdamı ve yoksulluğu konu alan
güncel verileri.
Ulusal
istatistikler: TÜİK iş
gücü istatistikleri, yoksulluk çalışmaları, hanehalkı gelir ve yaşam koşulları
verileri.
Akademik
yayınlar: Gençlik
sosyolojisi, yoksulluk, prekarya [2]
ve toplumsal dışlanma konulu bilimsel çalışmalar. Prekarya kavramı gençlerin
güvencesiz işlere sıkışmasını açıklayan önemli bir çerçevedir. (Standing, 2011)
Sivil
toplum raporları:
Gençlik örgütleri, sendikalar, toplumsal siyasa kuruluşlarının gözlem ve alan
raporları
Medya ve
güncel alan gözlemleri: Gençlerin beslenme, barınma, ulaşım ve kültürel etkinliklere
erişimindeki güncel eğilimleri gösteren kamusal kaynaklar
Bu veriler,
gençlerin yoksulluğunu hem makro (yapısal) hem mikro (deneyimsel) düzeylerde
anlamaya elverişli bütüncül bir veri seti oluşturur.
Çözümleme
Yöntemi
Çalışma,
karşılaştırmalı içerik çözümlemesi ve tematik çözümleme yöntemlerini bir arada
kullanır: İçerik çözümlemesi, ulusal ve uluslararası veriler arasındaki ortak
eğilimleri, yapısal eşitsizlik kalıplarını ve genç yoksulluğunun temel
göstergelerini belirlemek için kullanılmıştır. Tematik çözümleme, genç
yoksulluğunun ortaya çıktığı başlıca alanları (beslenme, barınma, eğitim,
istihdam güvencesizliği, toplumsal dışlanma, ruh sağlığı vb.) kavramsal temalar
altında incelemeyi sağlamaktadır. Bu yöntem, genç yoksulluğunun yalnızca
ekonomik boyutunu değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve psikolojik
etkilerini görünür kılar.
Sınırlılıklar
Çalışma,
birebir alan görüşmelerine dayanmamakta, ağırlıklı olarak ikincil verilere ve
gözlem niteliğindeki kaynaklara başvurmaktadır. Resmi istatistikler, özellikle
“gizli genç yoksulluğu” (örneğin ailesiyle yaşayan ama kişisel geliri olmayan
gençler) tam olarak yansıtmayabilir. Farklı ülkeler arasındaki veri toplama
yöntemleri değiştiği için uluslararası karşılaştırmalar belirli sınırlılık
taşıyabilir. Bununla birlikte, çok katmanlı veri kaynaklarının birlikte
kullanılması, genç yoksulluğunun Türkiye’deki görünümünü ve uluslararası
bağlamdaki yerini kapsamlı biçimde çözümlemeye olanak tanımaktadır.
KURAMSAL
ÇERÇEVE
Genç
yoksulluğu, yalnızca gelir eksikliğinin ötesine geçen, eğitim fırsatları,
istihdam koşulları, barınma olanakları, toplumsal hareketlilik beklentileri ve
toplumsal dışlanma risklerini içeren çok boyutlu bir olgu olarak ele
alınmaktadır. Bu nedenle çalışmanın kuramsal çerçevesi üç temel yaklaşım
üzerine kurulmaktadır: (1) yapısal eşitsizlik kuramı, (2) yaşam geçişleri
kuramı (life-course perspective), (3) toplumsal dışlanma yaklaşımı. Bu
kuramsal bileşenler, gençlerin neden yetişkin nüfustan daha yüksek oranda
yoksulluk riskiyle karşılaştığını ve bu durumun uzun vadeli toplumsal
etkilerini açıklamada tamamlayıcı bir temel sunmaktadır. NEET oranlarındaki
artış gençlerin eğitimden iş gücüne geçiş sürecini kırılgan duruma
getirmektedir. (Eurofound, 2012)
Genç
yoksulluğu hem ulusal hem de küresel gelir ve servet eşitsizlikleri bağlamında
incelendiğinde farklı boyutlar kazanır. Piketty (2014), sermaye getirisi ile
ekonomik büyüme arasındaki farkın sürekli olarak servet yoğunlaşmasına yol
açtığını ve bu durumun özellikle genç kuşakların sermaye biriktirme
kapasitesini sınırladığını vurgular. Bu bağlamda, gençler ekonomik olarak
bağımsızlaşmada zorluk yaşar ve göreli olarak yoksullaşır. Saez ve Zucman
(2019) ise üst gelir gruplarının gelir paylarının artışını göstererek,
gençlerin iş gücü piyasasına yeni girişlerinde düşük maaş ve geçici istihdam
koşullarına maruz kaldıklarını ve gelir eşitsizliğinin gençler üzerindeki
etkilerini artırdıklarını belirtir. Milanovic (2016) ise küresel gelir
eşitsizliğinin yükseldiğini ve gençlerin hem ulusal hem de uluslararası
fırsatlara erişiminde zayıflıklar yaşadığını ortaya koyar. Bu durum genç
yoksulluğunun sadece bireysel veya ulusal bir sorun olmadığını, aynı zamanda
küresel ekonomik yapı ve kapital birikim süreçleriyle bağlantılı olduğunu
göstermektedir. Bu çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, genç yoksulluğunun
temel kaynaklarının sermaye birikimindeki kuşaklar arası eşitsizlik, gelir
dağılımındaki uçurumlar ve küresel ekonomik eşitsizlikler olduğu
anlaşılmaktadır.
Yazında genç
yoksulluğunun özellikle iş gücü piyasasındaki kırılgan konum, ‘prekarya’laşma,
güvencesiz çalışma, düşük ücretler, yüksek kira ve yaşam maliyetleri gibi
yapısal etmenlerle bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır. Avrupa Birliği, OECD ve
Dünya Bankası'nın son yıllarda yayımladığı raporlar, genç yoksulluğunun küresel
ölçekte yükseldiğini ve eğitim düzeyinin dahi gençleri yoksulluk riskinden
korumakta giderek yetersiz kaldığını göstermektedir. Ayrıca yazında “boşlukta
kalmış kuşak” (lost generation), “NEET gençliği” (ne eğitimde ne
istihdamda) ve “çalışan yoksullar” gibi kavramlar, genç yoksulluğunun çok yönlü
niteliğine işaret eden çözümleyici kategoriler olarak öne çıkmaktadır. Genç yoksulluğu tartışmalarında
prekarya kavramı önemli bir kuramsal çerçeve sunar. Standing’e göre (2011)
prekarya, güvencesiz çalışma biçimlerinin giderek yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan
yeni bir sınıfsal konumdur. NEET üzerine yapılan çalışmalar ise gençlerin
eğitim ve iş gücü arasındaki geçiş sürecinin kırılgan yapısına vurgu yapar
(ILO, 2020).
Bu bölüm hem
kuramsal temelleri hem de önceki araştırmaların bulgularını bir araya
getirerek, genç yoksulluğunu yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil aynı
zamanda toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretildiği bir alan olarak ele
almaktadır. Böylece makalenin sonraki bölümlerinde geliştirilecek çözümleme
güçlü bir kuramsal ve deneysel zemin üzerine oturtulmaktadır.
YAZIN
TARAMASI
Genç
yoksulluğu, son yirmi yılda toplumsal siyasa, ekonomi ve siyaset bilimi yazınında
hızla öne çıkan bir çalışma alanı olmuştur. Yazın, özellikle üç temel çizgide
gelişmektedir: (1) yapısal dönüşümler ve emeğin değersizleşmesi, (2)
kuşaklararası adaletsizlik ve eşitsizliğin derinleşmesi, (3) toplumsal
dışlanma, güvencesizlik ve gelecek bakış açısının daralması.
Yapısal
Dönüşümler ve Genç Emeğinin Değersizleşmesi Yazını
Uluslararası
araştırmalar genç yoksulluğunu, küreselleşme, esnek üretim modelleri,
teknolojik dönüşüm ve iş gücü piyasasındaki rekabet artışıyla birlikte ele
almaktadır. Standing’in “prekarya” kavramsallaştırması, gençlerin giderek düşük
ücretli, güvencesiz, yarı-zamanlı, toplumsal korumadan yoksun işlere
sıkıştığını vurgular. OECD ve ILO çalışmalarında gençlerin işsizlik oranlarının
yetişkinlere göre sistemli biçimde daha yüksek olduğu, pandemi sonrası dönemde
bu makasın daha da açıldığı gösterilmiştir. Bu yazın, genç yoksulluğunu
ekonomik döngülerin bir sonucu değil, yapısal bir sorun olarak
değerlendirmektedir. (Kalleberg, 2011)
Kuşaklararası
Eşitsizlik ve Servet Yoğunlaşması Yazını
Piketty,
Saez ve Milanovic gibi yazarlar genç yoksulluğunu kuşaklar arasında servetin
giderek daha yaşlı kuşaklarda yoğunlaşması ile açıklamaktadır. Pek çok ülkede
gençlerin konuta erişimi, düzenli işe erişimi, birikim yapma olasılığı önceki
kuşaklara göre dramatik biçimde azalmıştır. Bu yazın, gençliğin “yeni yoksul
sınıf” olma riskini taşıdığını ve bunun da toplumsal huzursuzluk, siyasal
güvensizlik ve demokratik katılım üzerinde uzun vadeli etkiler doğurduğunu
belirtir.
Toplumsal
Dışlanma, Eğitim Fırsatları ve Gelecek Ufku Yazını
Avrupa
Birliği’nin NEET (Ne eğitimde ne istihdamda olan gençler) kategorisi, genç
yoksulluğu incelemelerinde yaygınlaşmıştır. Bu çalışmalar, yoksulluğun yalnızca
gelir düzeyiyle açıklanamayacağını, aynı zamanda eğitime erişim, toplumsal
sermaye, kültürel sermaye, aile yapısı ve toplumsal ait olma duygusu gibi
boyutların belirleyici olduğunu vurgular. Bourdieu’nun sermaye türleri
yaklaşımı bu yazında sıkça kullanılır: Genç yoksulluğu, ekonomik sermaye kadar
kültürel ve toplumsal sermaye eksikliğinin de sonucu olarak görülür. (Standing, 2011; Kalleberg, 2011;
ILO, 2022)
Psikososyal
Etkiler ve Zihinsel Sağlık Yazını
Son yıllarda
genç yoksulluğu çalışmalarının önemli bir kısmı, yoksulluğun gençlerde
yarattığı depresyon, anksiyete, geleceksizlik duygusu, toplumsal kopuş gibi
etkileri incelemektedir. UNICEF, WHO ve UNDP raporları genç yoksulluğunu bir
“sessiz ruhsal salgın” olarak nitelendirmektedir. Bu yazın özellikle şu noktaya
vurgu yapar: Genç yoksulluğu yalnızca maddi eksiklik değil, bir “gelecek kaybı”
deneyimidir.
Sayısal
Eşitsizlik ve Yeni Kapsayıcılık Tartışmaları
Güncel
yazın, sayısal teknolojilerin yaygınlaşmasının gençler arasında yeni bir
eşitsizlik yarattığını göstermektedir. Gelir düzeyi düşük gençler nitelikli
internete, sayısal beceri eğitimlerine ve teknolojiye erişime sahip
olamadıkları için eğitim ve istihdam olanaklarından geri kalmaktadır. Bu durum
“yeni yoksulluk biçimlerinin” oluştuğu bir döneme işaret eder. (Atkinson, 2015)
Türkiye
Bağlamı Üzerine Yazın
Türkiye’de
genç yoksulluğu konusunda akademik çalışmalar özellikle şu alanlarda
yoğunlaşmaktadır: Yüksek genç işsizliği ve uzun süreli işsizliğin psikolojik
etkileri, üniversite mezunu gençlerin yoksulluğu (over-education /
under-employment), genç kadınların yoksulluğu ve toplumsal cinsiyet
eşitsizliği, barınma, kiralar, beslenme ve temel gereksinmelere erişimde güçlük,
aileye bağımlılık ve geç özerkleşme. TÜİK, IPC (Istanbul Policy Center) ve
UNDP Türkiye ve çeşitli üniversiteler bu konuda önemli veri ve çözümlemeler
sunmaktadır.
GENÇ YOKSULLUĞU:
SAYISAL BULGULAR VE EĞİLİMLER
Aşağıdaki
bulgular ileride tartışma, karşılaştırma ve çözümleme bölümünü güçlendirecek
biçimde seçilmiştir. Türkiye’de
genç işsizliği oranı uzun süredir OECD ortalamasının üzerinde seyretmektedir
(OECD, 2023). TÜİK’in son verileri gençlerin yaklaşık üçte birinin ekonomik
bağımsızlığa ulaşamadığını göstermektedir (TÜİK, 2024).
Gençlerde
Yoksulluk Oranları
OECD
ülkelerinde 18–25 yaş arası gençlerin yoksulluk riski, yetişkin nüfusa göre
ortalama %40 daha yüksek görünmektedir. Avrupa Birliği’nde her 5 gençten 1’i
(yaklaşık %20) yoksulluk veya toplumsal dışlanma riski altındadır. Latin
Amerika’da kentli gençlerin yaklaşık %30’u yoksul hanelerde yaşamaktadır ve bu
oran kırsalda %45’in üzerine çıkmaktadır. Sahra Altı Afrika’da gençlerin %55’i
mutlak yoksulluk sınırının altındadır.
Eğitim-Yoksulluk
İlişkisi
OECD
verilerine göre lise mezunu olmayan gençlerin yoksullaşma olasılığı, lise
mezunlarına kıyasla 3 kat fazladır. Üniversiteye erişim oranı en düşük gelir
grubunda %10–15, en yüksek gelir grubunda %70’in üzerindedir (Avrupa genel
ortalama). Eğitimden erken ayrılan gençlerin %60’tan fazlası kayıt dışı veya
düşük ücretli işlerde çalışmaktadır.
Genç
İşsizliği ve İş Bulma Olanaklarının Sınırlılığı
Dünya
genelinde genç işsizliği oranı %16–18 bandında olup yetişkin işsizliğinin iki
katıdır. Akdeniz ülkelerinde (İspanya, İtalya, Yunanistan) genç işsizliği oranı
%25–35 arasında seyretmektedir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da genç kadın
işsizliği %40’ın üzerindedir ve genç erkeklerde %25–30. NEET oranı (ne eğitimde
ne istihdamda olan gençler) OECD ortalaması %15 iken bazı ülkelerde %25’e kadar
çıkmaktadır.
Gelir
Dağılımı ve Ücretler
Genç
çalışanların ortalama ücretleri, yetişkin ücretlerinin %70–80’i düzeyindedir. Düşük
nitelikli işlerde bu oran %50–60’a geriler. Gençlerin yaklaşık %40’ı
geçici/yarı zamanlı işlerde çalışmaktadır. Bun sektörler perakende, gıda
hizmetleri, depolama ve kuryelik ve turizm sektörleridir. Kayıt dışı istihdam
gençler arasında %25–45 aralığındadır ve bölgelere göre değişmektedir).
Barınma
ve Kiralık Ev Bulma Krizi
OECD
ortalamasına göre, büyük şehirlerde 18–29 yaş arası gençlerin %60’ı aile
yanında yaşamaktadır Gençlerin yalnız yaşama oranı 1990’lardan bu yana %30
azalmıştır. Kiraya çıkabilen gençlerde gelirin kiraya oranı ortalama %40–60
düzeyindedir. Bu konut krizinin en görünür boyutudur.
Beslenme
ve Yoksulluk Bağlantısı
Uluslararası
araştırmalara göre, kentli gençlerin yaklaşık %20’si gıda güvencesizliği
yaşamaktadır. Üniversite öğrencilerinin %35–40’ı “öğün atlama” davranışı
göstermektedir. Gıda enflasyonu gençlerde sağlık sorunları, obezite / yetersiz
beslenme gibi ikili riskleri artırmaktadır.
Sayısal
Erişimsizlik ve Toplumsal Dışlanma
Düşük
gelirli gençlerin %25’i bilgisayar veya güvenilir internet erişiminden
yoksundur. Bu durum eğitim başarısını düşürmekte ve uzaktan eğitime erişimi
sınırlamakta ve sayısal işlere giriş fırsatını azaltmaktadır.
Psikososyal
Etkiler
Genç
yoksulluğu yaşayan bireylerde depresyon oranı %35 ve kaygı bozukluğu oranı %30
civarındadır. Yoksul gençlerin %40’ı gelecek beklentilerinin olmadığını ifade
etmektedir. “Toplumsal ait olma duygusu kaybı” genç yoksulluğu yaşayanlarda 2
kat fazladır.
Kuşaklararası
Yoksulluk
Düşük
gelirli ailelerden gelen gençlerin %50’si yoksulluk sınırını kendi yaşamlarında
aşamamaktadır. Eğitim çağına kadar devam eden “yoksulluk mirası”, özellikle
gelişmekte olan ülkelerde kuşaklar arası aktarımı güçlendirmektedir.
TÜRKİYE’DE
“NEET” ORANINA İLİŞKİN VERİLER
Eurostat’a
göre (15–29 yaş):
Türkiye’de 15–29 yaş aralığındaki gençlerin yaklaşık %25,9’u ne eğitimde ne de
istihdamda yer almaktadır. Bu oran Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek düzeylerden
biridir.
OECD
raporuna göre (18–24 yaş): OECD’nin “Education at a Glance 2025” raporuna göre Türkiye’de
18–24 yaş grubunda NEET oranı ~%31,3 olarak raporlanmıştır, bu da OECD
ortalamasının (yaklaşık %14,1) çok üzerindedir. (OECD, 2025)
Cinsiyete
göre farklılaşma: Bu
grupta genç kadınların NEET olma oranı erkeklere göre belirgin şekilde daha
yüksektir. Örneğin bu oran kadınlarda ~%41,6 iken, erkeklerde ~%22,1’dir. Bu da
toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gençlerin eğitim ve istihdam durumunu
etkilediğini göstermektedir.
Yaş
aralığı ve yöntem farkları: Bazı çözümlemelerde 15–24 yaş için hesaplanan NEET oranı ~%19,9 gibi
daha düşük düzeylerde de bildirilmiş olsa da farklı veri setleri ve düzeltmeler
göz önünde bulundurulduğunda bile Türkiye’nin Avrupa ve OECD ortalamalarının
üzerinde bir NEET oranına sahip olduğu görülmektedir.
Değerlendirilecek
olursa, Türkiye’de gençlerin eğitim ve istihdamdan uzaklaşması, yalnızca
işsizlikten değil aynı zamanda eğitim sisteminden erken kopuş, toplumsal
cinsiyet rolleri, yapısal iş gücü piyasası sorunları ve fırsat eşitsizlikleri
gibi etmenlerden kaynaklanmaktadır. Bu yüksek NEET oranı, gençlerin ekonomik ve
toplumsal bütünleşmesini zorlaştırmakta ve uzun dönemli iş gücü piyasası
bağlılığı ile yaşam gelirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.
|
Çizelge 1: Türkiye’de NEET
Oranları [3] |
||
|
Yaş Grubu |
NEET Oranı (%) |
Kaynak / Notlar |
|
15–29 |
25,9 |
Eurostat, 2025; Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri
arasında en yüksek düzeylerden biri |
|
18–24 |
31,3 |
OECD Education at a Glance 2025; OECD ortalaması
~14,1 |
|
15–24 |
19,9 |
Bahçeşehir Üniversitesi BETAM raporu; veri seti ve yöntembilim
farklılıkları nedeniyle daha düşük hesaplanmış |
|
Çizelge 2: Cinsiyet Dağılımı
(18–24 yaş): |
|
|
Kadın |
~41,6% |
|
Erkek |
~22,1% |
|
Kaynak: (OECD, 2025) |
|
Türkiye’de
genç yoksulluğu, eğitim ve istihdamdan kopuklukla doğrudan ilişkilidir. NEET (Not
in Employment, Education or Training) oranları, gençlerin eğitim, iş veya
mesleksel eğitim süreçlerinden ne ölçüde uzak olduğunu gösteren önemli bir
göstergedir. Eurostat verilerine göre, 15–29 yaş grubunda Türkiye’de NEET oranı
%25,9 ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek düzeylerden biri olarak
kaydedilmektedir. OECD’nin “Education at a Glance 2025” raporu ise 18–24
yaş grubunda NEET oranını %31,3 olarak bildirmektedir. Bu değer OECD
ortalamasının (%14,1) iki katından fazladır. Cinsiyete göre dağılım
incelendiğinde, kadın gençlerin NEET olma oranı yaklaşık %41,6 iken erkeklerde
bu oran %22,1 civarındadır. Bu durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin
gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerine etkisini göstermektedir. Bu yüksek
NEET oranları, yalnızca işsizlikle değil, aynı zamanda eğitim sisteminden erken
kopuş, yapısal işgücü piyasası sorunları ve fırsat eşitsizlikleri gibi yapısal
nedenlerle de ilişkilidir. Sonuç olarak, Türkiye’de genç yoksulluğunun
azaltılması için, eğitim-iş uyumunun artırılması, gençlere yönelik sosyal
koruma ve istihdam programlarının güçlendirilmesi, cinsiyet eşitsizliklerinin
giderilmesi ve gençlerin ekonomik ve toplumsal fırsatlara erişiminin
artırılması kritik öneme sahiptir (Piketty, 2014; Saez ve Zucman, 2019;
Milanovic, 2016).
TARTIŞMA
Bu bölümde,
araştırmada ortaya konulan sorular doğrultusunda genç yoksulluğunun yapısal
dinamikleri, sonuçları ve geleceğe ilişkin eğilimleri ele alınmaktadır.
Tartışma hem sayısal bulgulara hem de kuramsal çerçevenin sunduğu açıklama
modellerine dayandırılmaktadır.
Genç
yoksulluğunun başlıca ekonomik ve toplumsal belirleyicileri nelerdir?
Genç
yoksulluğu, yalnızca bireysel gelir eksikliğiyle açıklanabilecek bir olgu
değildir. Yapısal ekonomik dönüşümler, iş gücü piyasasının niteliği ve
ailelerin sosyoekonomik konumu gençlerin yaşam koşullarını belirleyici biçimde
şekillendirmektedir. OECD (2025) verileri, düşük vasıflı işlerin Türkiye’de
2000’lere göre yüzde 30 oranında daraldığını, buna karşılık geçici ve
güvencesiz istihdam biçimlerinin genç nüfus arasında hızla arttığını
göstermektedir. Bu durum, gençlerin düzenli gelir elde etmesini güçleştirmekte
ve özellikle kentlerde yaşam maliyetlerindeki keskin artış genç haneleri
kırılgan duruma getirmektedir. Toplumsal açıdan bakıldığında, ailelerin gelir düzeyi
ile gençlerin yoksulluk riski arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.
UNICEF raporlarına göre yoksul aileden gelen bir genç, yoksulluk döngüsünü
kırma olasılığı yüksek gelirli ailelere kıyasla dört kat daha düşüktür.
Dolayısıyla genç yoksulluğu ekonomik olduğu kadar toplumsal sınıfa ve fırsat
eşitsizliğine bağlı bir yapısal sorundur.
Genç
yoksulluğu eğitim, istihdam ve toplumsal hareketlilik üzerinde nasıl bir etki
yaratmaktadır?
Yoksulluk
eğitime erişimi daraltmakta ve eğitimden erken kopuş olasılığını artırmaktadır.
Türkiye’de yoksul hanelerde yaşayan gençlerin yaklaşık yüzde 18’i lise
eğitimini tamamlayamadan iş gücü piyasasına girmekte, bu durum ‘düşük nitelik–düşük
gelir’ döngüsünü yeniden üretmektedir. Ayrıca hane içi ekonomik baskılar
nedeniyle üniversite öğrencilerinin önemli bir bölümü yarı zamanlı ve
güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmakta ve bu durum akademik başarıyı
olumsuz etkilemektedir. İstihdam açısından bakıldığında, genç işsizliği
Türkiye’de halen yüzde 20’nin üzerindedir. Genç kadınlarda bu oran yüzde 32’ye
ulaşmaktadır. Bu tablo, genç yoksulluğunun geleceğe aktarılma riskini
artırmakta, toplumsal hareketliliği sınırlayan yeni bir toplumsal yapı üretmektedir.
Başka bir anlatımla genç yoksulluğu bireysel değil, toplumsal sonuçlar doğuran
bir eşitsizlik biçimidir.
Genç
yoksulluğu, gençlerin fiziksel ve zihinsel sağlığını nasıl etkilemektedir?
Ekonomik
sıkıntı yaşayan gençler arasında kaygı bozuklukları, depresyon ve umutsuzluk
oranlarının çok daha yüksek olduğu çeşitli çalışmalarla doğrulanmıştır. AB
Komisyonu’nun “Eğitim ve Öğretim İzlemesi 2025” (Education and Training Monitor
2025) verileri, yoksul gençlerde depresyon belirtilerinin refah düzeyi
yüksek gençlere göre iki kat fazla görüldüğünü ortaya koymaktadır. Türkiye’de
ise barınma, beslenme ve ulaşım maliyetlerinin artması, gençlerde kronik stres
düzeyini belirgin biçimde artırmıştır. Fiziksel sağlık üzerinde de doğrudan
etkiler mevcuttur. Yetersiz beslenme, düşük kalitede gıdaya erişim, düzenli
sağlık hizmetlerinden yararlanamama gibi durumlar gençlerin yaşam kalitesini
düşürmekte ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Örneğin gençlerin
giderek artan biçimde ucuz “fast-food”, paketli hazır gıdalar ve
karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yöneldiği görülmektedir. Bu durum obezite ve
metabolik hastalık riskini yükseltmektedir.
Genç
yoksulluğu siyasal katılımı ve demokrasiye güveni nasıl etkilemektedir?
Genç
yoksulluğu siyasal sisteme güvensizlik yaratmakta, gençlerin kamusal alandan
geri çekilmesine yol açmaktadır. Araştırmalar, ekonomik sıkıntı içindeki
gençlerin siyasal kurumlara güven düzeyinin belirgin biçimde düşük olduğunu ve
oy verme, sivil toplum katılımı, gönüllülük gibi alanlarda çok daha edilgin
kaldıklarını göstermektedir. Bu durum demokrasi için önemli bir risk
oluşturmaktadır. Çünkü gençlerin dışlanması siyasal temsilin daralmasına,
toplumsal kutuplaşmanın güçlenmesine ve geleceğe bakış açılarının zayıflamasına
yol açar. Diğer yandan, ekonomik olarak zayıf gençlerde protesto eğiliminin
arttığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Bu durum, temsil edilmeme
duygusunun siyasal sisteme tepkiyle birleştiğini ve yeni toplumsal hareketlerin
yükselişine zemin hazırladığını göstermektedir.
Genç
yoksulluğu mevcut eğilimlerle devam ederse, geleceğe ilişkin nasıl bir
toplumsal tablo ortaya çıkacaktır?
Mevcut
eğilimlerin değişmemesi durumunda genç yoksulluğu orta vadede üç kritik sonuç
üretecektir. Birincisi, kalıcılaşan ekonomik eşitsizliktir. Gelir dağılımı
bozulacak, yoksul gençlerin orta sınıfa yükselme şansı daha da düşecektir.
İkincisi, artan göç eğilimidir. Gençler daha iyi yaşam koşulları için ülke
dışına yönelmeye devam edecek ve bu durum nitelikli iş gücü kaybına yol
açacaktır. Üçüncüsü, toplumsal kırılganlıkta artıştır. Eğitimden kopuk,
istihdama geçemeyen ve sürekli ekonomik baskı altında yaşayan genç nüfus, toplumsal
güvenlik sistemlerinin üzerinde daha fazla yük oluşturacaktır. Bu tablo, genç
yoksulluğunun yalnızca ekonomik bir sorun değil, geleceğin toplumsal yapısını
doğrudan belirleyen stratejik bir sorun olduğunu göstermektedir.
Toplumsal
İlerleme Merdiveninin Ortadan Kalkması
Genç
yoksulluğunu derinleştiren en kritik yapısal değişimlerden biri, toplumsal
hareketlilik olanaklarının ciddi biçimde daralmasıdır. Geleneksel olarak
eğitim, istihdam ve düzenli gelir elde etme süreçleri genç bireyler için bir
“ilerleme merdiveni” işlevi görmekteydi. Ancak son on yılda bu merdivenin
basamakları hem seyrelmiş hem de kırılganlaşmıştır. Gençler daha uzun süre
düşük ücretli, güvencesiz ve yatay hareketlilik sağlayan işlerde çalışmakta ve
yukarı doğru yükselme olasılıkları köktenci biçimde azalmaktadır.
Ücretlerin
artış hızının yaşam maliyetlerini karşılamaması, kiraların gelir içindeki
payının rekor düzeye çıkması ve sosyoekonomik sermayeye erişim eşitsizlikleri,
gençlerin kendilerine sürdürülebilir bir gelecek kurma kapasitesini
sınırlamaktadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda
gelecek ufkunun daralması, öznel iyi oluşun bozulması ve toplumsal ait olma
duygusu duygusunun aşınması sonucunu doğurmaktadır. Bulgular göstermektedir ki,
genç yoksulluğu yalnızca geçici bir gelir yoksunluğu değil, kuşaksal bir
tıkanma ve “ilerleme yollarının kapanması” olgusudur. Bu nedenle genç
yoksulluğu tartışılmadan, toplumsal ilerleme kanallarının yeniden işler kılınması
olanaklı görünmemektedir.
Fırsat
Eşitliğinin Çöküşü ve Yeni Bir Toplumsal Fay Hattının Doğuşu
Genç
yoksulluğunun en derin ve uzun erimli etkisi gelir kaybı ya da tüketim kısıtı
değildir, fırsat eşitliğinin çöküşüdür. Klasik toplumsal ilerleme merdiveni,
yani bireylerin eğitim, emek ve toplumsal hareketlilik yoluyla yaşamlarını
iyileştirme olanağı, genç kuşaklar için hızla daralmaktadır. Bu durum yalnızca
ekonomik bir sorun değil, yapısal bir toplumsal kırılmadır. Yabancı yazında bu
kavram “kuşaklar arası hareketliliğin çökmesi (intergenerational mobility
collapse) olarak isimlendirilmektedir.
Fırsat
eşitliğinin çökmesi: Gençler,
ebeveynlerinden daha iyi bir yaşam sürme olasılığını tarihin en düşük
dönemlerinden birinde deneyimlemektedir. Eğitim yatırımı ile iyi yaşam
arasındaki bağ zayıfladıkça, “çaba–karşılık” dengesi bozulmakta ve genç
kuşaklar yapısal olarak zayıf ve güçsüz bir konuma yerleşmektedir. Bu çöküş,
toplumsal sistemde bir güven kaybı yaratır: Artık başarı bireysel emeğin değil,
doğuştan gelen kaynakların (aile geliri, toplumsal sermaye, miras, bağlantılar)
ürünüdür.
Yeni bir
toplumsal fay hattı oluşumu: Bu koşullar, ekonomik yoksunluğun ötesine geçen, daha derin
bir toplumsal bölünme yaratmaktadır: Fırsatlara erişebilen gençler (özel
eğitim, dil, kurslar, teknolojik donanım, toplumsal ağlar). Bu kaynaklara
erişemeyen gençler aradaki fark salt gelir farklılığı değildir. Toplumsal
gelecek düşüncesinin farklılaşmasıdır. Böylece sınıfsal ayrım yeni bir biçim
alır: ‘Birlikte yaşayan ama aynı geleceği paylaşmayan iki gençlik.’ Bu fay
hattı ilerleyen yıllarda siyasal köktencileşmeye, siyasal sisteme güvensizliğe,
toplumsal kutuplaşmanın yeni biçimlerine, ait olma duygusu kaybına ve yeni
nesil adalet ve hak arama taleplerine zemin oluşturabilir. Genç yoksulluğunu
yalnızca bir refah kaybı değil, aynı zamanda toplumsal bütünlüğü tehdit eden, siyasal
sistemi zorlayabilecek ve uzun vadeli bir yapısal kırılma olarak çerçeveler.
ULUSLARARASI
ÖRNEK SİYASALAR
Aşağıdaki
çizelge genç işsizlik konusunda çeşitli ülkelerde uygulanan siyasaları ve bu siyasaların
Türkiye’ye uygulanabilirliğini göstermektedir.
|
Çizelge 3: Genç Yoksulluğunu
Azaltmaya Yönelik Uluslararası Modeller ve Türkiye’ye Uyarlanabilirlikleri [4] |
|||
|
Alan |
Uluslararası Başarılı
Örnekler |
Özellikler / Başarı
Faktörleri |
Türkiye’ye
Uyarlanabilirlik |
|
Eğitim ve Mesleksel Becerileri Artırma |
Almanya (Çıraklık Sistemi), Güney Kore (Meslek
Eğitimi) |
Gençlerin hem eğitim alması hem iş deneyimi
kazanması; iş gücü piyasasına geçişin kolaylaşması |
Türkiye’de mesleki eğitim mevcut, ancak özel
sektörle bütünleşme sınırlı. Almanya modeliyle iş birliği artırılabilir
(Piketty, 2014). |
|
Girişimcilik ve İnovasyon |
İsrail (Start-up ekosistemi), Kanada (Genç
girişimcilik fonları ve mentorluk) |
Gençlerin ekonomik bağımsızlığını güçlendirme,
mentorluk ve finansman desteği sağlama |
Türkiye’de KOSGEB ve TÜBİTAK mevcut, ancak fon ve
mentorluk erişimi artırılabilir; ekosistem odaklı destek sağlanabilir (Saez ve
Zucman, 2019). |
|
Toplumsal Koruma ve Gelir Destekleri |
Brezilya (Bolsa Familia), Avrupa Birliği (Youth
Guarantee) |
Yoksul ailelere nakit transferi, gençlerin eğitim ve
istihdam fırsatlarına erişimini güvence altına alma |
Türkiye’de genç odaklı süreklilik arz eden güvence
sistemi yok; Youth Guarantee modeli örnek alınabilir (Milanovic,
2016). |
|
Yerel ve Toplumsal Katılım |
Kanada (Community Youth Programs), Hollanda (Youth
Councils) |
Gençlerin toplumsal projelere ve yerel karar alma
süreçlerine katılımını sağlama |
Türkiye’de gençlik merkezleri ve STK’lar mevcut,
ancak katılım ve karar süreçlerine etkisi artırılabilir (Milanovic, 2016). |
Genç
yoksulluğunu azaltmaya yönelik uluslararası modeller, eğitim, istihdam, toplumsal
koruma ve gençlerin toplumsal katılımını kapsayan çok boyutlu yaklaşımlardan
oluşmaktadır. Almanya ve Güney Kore örneklerinde görüldüğü üzere, meslek eğitimi
ve çıraklık sistemleri, gençlerin hem eğitim almasını hem de iş deneyimi
kazanmasını sağlayarak iş gücü piyasasına geçişlerini kolaylaştırmaktadır
(Piketty, 2014). İsrail ve Kanada’da uygulanan genç girişimcilik fonları ve ‘mentor’luk
programları, gençlerin ekonomik bağımsızlığını güçlendirmekte ve inovasyonu özendirmektedir.
Türkiye’de KOSGEB ve TÜBİTAK gibi kurumlar benzer amaçlarla çalışma yapmasına
karşın fon ve mentorluk erişiminin artırılması gerekmektedir (Saez ve Zucman,
2019). Toplumsal koruma alanında, Brezilya’nın ‘Bolsa Familia’ programı, yoksul
ailelere düzenli nakit transferi sağlayarak çocukların eğitim ve sağlık
hizmetlerine erişimini güvence altına almakta ve gençlerin iş gücü piyasasına
daha donanımlı katılımını desteklemektedir (Milanovic, 2016). Benzer şekilde,
Avrupa Birliği’nin Gençlik Garantisi programı, 25 yaş altı tüm gençlere eğitim,
iş veya staj fırsatı sağlamakta ve gençlerin ekonomik yaşamla bütünleşmeyi
kolaylaştırmaktadır. Son olarak, Kanada ve Hollanda örneklerinde gençlerin
toplumsal projelere katılımı ve yerel karar alma süreçlerine alınması, toplumsal
ait olma duygusu ve beceri kazanımını artırarak genç yoksulluğunu
azaltmaktadır. Türkiye bağlamında, mevcut programlar kısmen uygulanmakta olsa
da ‘eğitim-iş uyumu’, genç girişimciliği ve toplumsal koruma alanlarında
uluslararası modellerden alınacak dersler gençlerin ekonomik ve toplumsal
fırsatlara erişimini artırabilir.
TÜRKİYE’DE
GENÇ YOKSULLUĞUNA YÖNELİK SİYASALAR VE UYGULAMA YETERSİZLİKLERİ
Türkiye’de
genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik siyasalar, ağırlıklı olarak istihdam destekleri,
eğitim-istihdam geçişini kolaylaştırmayı hedefleyen programlar ve toplumsal
yardım mekanizmaları ekseninde şekillenmektedir. Ancak mevcut siyasaların
önemli bir kısmı kısa vadeli, parçalı ve hedef gruba özgü tasarımdan yoksun
olduğu için genç yoksulluğunun temel nedenlerine müdahale etmekte yetersiz
kalmaktadır.
İstihdam Destekleri
ve Kısıtları
Genç
işsizliğini azaltmak amacıyla işverenlere yönelik prim indirimi, vergi
kolaylığı ve ücret destekleri gibi siyasalar uygulanmaktadır. Bu destekler,
özellikle 18–29 yaş aralığında ilk kez istihdama katılan gençlere
odaklanmaktadır. Ancak bu tür destekler iki açıdan sınırlıdır: Birincisi,
geçici ve dönemsel nitelikleri nedeniyle kalıcı bir istihdam yaratma kapasitesi
sınırlıdır ve ikincisi ise gençlerin nitelik eksikliği veya bölgesel
eşitsizlikler gibi yapısal sorunlara doğrudan müdahale etmemektedir. Sonuç
olarak, destekler çoğu zaman işveren maliyetlerini azaltmakla sınırlı kalmakta
ve gençlerin uzun vadeli beceri birikimini veya istihdam güvencesini
artırmamaktadır.
Eğitim-İstihdam
Bağının Zayıflığı
Türkiye’de
genç yoksulluğunu derinleştiren temel yapısal sorunlardan biri, eğitim sistemi
ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluktur. Mesleksel eğitimin iş gücü
talebiyle bütünleşmemesi, yükseköğretimin istihdam yaratmaması ve gençlerin
edinmiş oldukları niteliklerle piyasada aranan beceriler arasındaki fark
özellikle NEET grubunun büyümesine yol açmaktadır. Bu alanda yürütülen “gençlik
kursları”, kısa süreli sertifika programları ve geçici istihdam projeleri,
piyasa becerilerini kalıcı biçimde artırmaya yetmemektedir. Dolayısıyla,
gençlerin emek piyasasına girişini kolaylaştıracak bir sistemsel eş güdüm hala
kurulamamıştır.
Toplumsal
Yardımların Genç Odaklı Olmaması
Türkiye’de toplumsal
yardım programlarının önemli bir bölümü “hane” temellidir ve genç bireyi özgün
bir kategori olarak ele almaz. Aile yapısının geleneksel niteliği nedeniyle
gençlerin ekonomik bağımsızlığı çoğu zaman hane geliriyle ilişkilendirilir ve
genç bireyler yoksulluk içinde yaşamalarına karşın toplumsal yardım
mekanizmalarına doğrudan erişemez. Bu durum, gençlerin hem bireysel hareket
alanını daraltmakta hem de yoksulluk döngüsünün kuşaklar arası aktarımını
güçlendirmektedir. Gençlere özgü barınma, beslenme, ulaşım ve psikososyal
destek programlarının yokluğu ise yoksulluğun görünmez olmasına yol açmaktadır.
Barınma
Siyasalarının Yokluğu ve Barınma Krizi
Genç
yoksulluğu açısından son yıllarda belirginleşen en kritik alan, barınma
maliyetlerindeki artıştır. Türkiye’de üniversite öğrencilerine ve çalışma
hayatına yeni katılan gençlere yönelik sistemli bir barınma siyasası
bulunmamaktadır. Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarının kapasitesi yetersizdir ve
kiraların piyasa koşullarına bırakılması ise gençlerin eğitim hakkı ve istihdam
fırsatlarını doğrudan sınırlamaktadır. Barınma krizinin derinleşmesi gençlerin
sosyoekonomik konumlarını daha kırılgan duruma getirmekte ve yoksulluğu yapısal
bir soruna dönüştürmektedir.
Genç İş Gücünün
“Prekaryalaşma”sı ve Güvencesizlik
Mevcut
siyasalar gençleri nitelikli ve güvenceli işlere yönlendirmekten çok, geçici,
esnek ve düşük ücretli işlere itmektedir. Kuryelik, çağrı merkezi işleri,
platform ekonomisi (gig economy) [5] ve güvencesiz hizmet sektörü işlerinin
artması, gençlerin çalışma yaşamını prekarya koşullarına çekmektedir. Bu durum,
yalnızca gelir düzeyini değil, kariyer planlamasını, toplumsal ait olma
duygusunu ve geleceğe ilişkin güven duygusunu zayıflatmaktadır. Mevcut
siyasalarda güvenceli istihdamı önceleyen bir yaklaşım bulunmadığından,
prekaryalaşma süreci giderek genişlemektedir.
Siyasa
Yapımında Veri Eksikliği ve Genç Katılımının Sınırlılığı
Türkiye’de
genç yoksulluğuna ilişkin sistemli ve güncel veri eksikliği siyasa tasarımını
güçleştirmektedir. NEET oranlarının alt kırılımları, bölgesel farklılıklar,
hane dışı bireysel genç yoksulluğu gibi kritik göstergelerde düzenli ve
ayrıntılı veri bulunmamaktadır. Buna ek olarak gençlerin karar alma süreçlerine
katılımı büyük ölçüde simgeseldir. Gençlik siyasaları gençlere karşın değil,
gençlerle birlikte tasarlanmadığı sürece, mevcut siyasaların etki kapasitesi
sınırlı kalmaktadır. (Aassve
et al., 2013)
Değerlendirilecek
olursa, Türkiye’de genç yoksulluğunu azaltmaya yönelik siyasalar, çoğu zaman
makro ekonomik koşullara bağlı kısa vadeli çözümler üretmekte, yapısal dönüşüm
gerektiren alanlarda ise yetersiz kalmaktadır. Eğitim-istihdam uyumu, bölgesel
eşitsizlikler, barınma krizi, güvencesiz çalışma ve veri eksikliği gibi temel
sorunlar çözülmedikçe genç yoksulluğu yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan
çıkıp derin bir toplumsal fay hattına dönüşme gizil gücü taşımaktadır.
SİYASA
ÖNERİLERİ
Genç
yoksulluğunu azaltmaya yönelik etkili müdahaleler, yalnızca gelir transferi
değil, aynı zamanda yapısal dönüşümlere dayanan bütüncül bir siyasa yaklaşımı
gerektirir. Türkiye’de genç nüfusun iş gücü piyasasına kırılgan biçimde
eklemlenmesi, eğitim-istihdam eşleşmesinin zayıflığı, güvencesiz çalışma
biçimlerinin yaygınlaşması ve toplumsal koruma mekanizmalarının yetersizliği
dikkate alındığında, önerilecek siyasa seti eş zamanlı olarak aşağıda sıralanan
temel eksenler üzerinde şekillenmelidir.
Eğitim-İş
Gücü Piyasası Uyumunun Güçlendirilmesi
Türkiye’de
mesleki yeterlilikler ile iş gücü piyasasının talep ettiği beceriler arasındaki
uyumsuzluk genç yoksulluğunun yapısal nedenlerinden biridir. Bu nedenle, eğitim
kurumlarının eğitim programlarının sektörlerle birlikte güncellenmesi,
uygulamalı öğrenme modellerinin yaygınlaştırılması ve gençlerin kariyer
rehberliği hizmetlerine erişiminin artırılması önemlidir. Yükseköğretimin
kitleselleştiği koşullarda nitelik kaybını önleyen kalite güvencesi mekanizmaları
da zorunludur.
Gençler
İçin Hedeflenmiş Toplumsal Koruma Mekanizmaları
Gelir
güvencesinden yoksunluk ve kesintili çalışma deneyimleri, gençleri toplumsal
risklere karşı savunmasız bırakmaktadır. Mevcut toplumsal koruma programlarının
büyük bölümü gençleri doğrudan hedeflememektedir. Bu nedenle, şartlı/şartsız
nakit transferleri, genç işsizliğine özel kısa dönemli gelir destekleri ve
düşük gelirli gençlere yönelik temel yaşam maliyetlerini azaltan barınma, ulaşım
ve beslenme destek programlarının oluşturulması gerekmektedir. NEET grubunun
(ne eğitimde ne istihdamda olanlar) toplumsal siyasa radarına alınması yaşamsal
bir önemdedir.
Güvenceli
ve Adil Çalışmayı Destekleyen İstihdam Siyasaları
Gig
economy, platform
çalışması, kısa vadeli sözleşmeler ve kayıt dışı istihdam genç nüfusun önemli
bir bölümünün çalışma yaşamını belirlemektedir. Bu alanlarda en az ölçünlerin
belirlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının platform çalışanlarını
kapsayacak biçimde genişletilmesi ve esnek çalışma biçimlerinde toplumsal
güvenlik primlerinin kamu tarafından kesimsel olarak desteklenmesi
gerekmektedir. Gençlerin güvenceli istihdama geçişini hızlandırmak için işveren
desteklerinin somut başarım ölçütlerine bağlanması önem taşımaktadır.
Bölgesel
Eşitsizlikleri Azaltmayı Hedefleyen Kalkınma Yaklaşımı
Genç
yoksulluğu bölgesel olarak yoğunlaşmakta ve özellikle büyük kentlere göç eden
gençler barınma ve geçim maliyetleri nedeniyle yapısal sorunlarla
karşılaşmaktadır. Bu nedenle, yerel düzeyde genç istihdamını destekleyen
programlar, teknoloji ve yenilikçilik odaklı girişimcilik merkezleri ve
bölgesel kalkınma ajansları aracılığıyla gençlere yönelik üretim destekleri
geliştirilmelidir. Bölgesel eşitsizlikleri azaltmak gençlerin fırsat eşitliğine
erişimini güçlendirecektir.
Gençlerin
Siyasal Katılımını ve Temsil Yeteneğini Güçlendirme
Genç
yoksulluğunun yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda siyasal katılımı
zayıflatan bir etmen olduğu açıktır. Bu nedenle, karar süreçlerine gençlerin alınması,
yerel ve ulusal düzeyde gençlik meclislerinin güçlendirilmesi, gençlik
örgütlerinin desteklenmesi ve gençlerin siyasa tasarım süreçlerinde kurumsal
roller üstlenmesinin desteklenmesi önemlidir. Siyasal katılım aynı zamanda
demokratik kapsayıcılığı artırarak yoksulluğun yeniden üretimini sınırlayan bir
etki yaratacaktır.
Barınma
Krizine Yönelik Özel Siyasalar
Genç nüfusun
en büyük gider kalemi olan barınma maliyetleri, yoksulluğun kalıcılaşmasında
belirleyici rol oynamaktadır. Öğrenci yurtlarının sayısının ve niteliğinin
artırılması, genç işçilere yönelik uygun fiyatlı toplu konut programlarının
geliştirilmesi ve kiralık konut piyasasında denetimin artırılması temel
gerekliliklerdir. Barınma güvencesi sağlanmadığı sürece gençlerin çalışma ve
eğitim olanaklarına erişimi sınırlı kalacaktır.
Sayısallaşma
Çağında Yeni Nesil Yetenek Programları
Sayısal
ekonomi, veri okuryazarlığı, yapay zeka, çözümleme, kodlama ve yaratıcı
endüstrilerde mesleksel yeterlilik gerektirmektedir. Türkiye’de bu alanlarda
gençlere yönelik yetenek geliştirme programlarının ölçeği sınırlıdır. Ulusal
düzeyde gençlere açık, ücretsiz veya düşük maliyetli sayısal yetkinlik
programları, sertifikasyon sistemleri ve ‘kamu-özel sektör iş birlikleri’
geliştirilmelidir. Bu tür programlar genç işsizliğini sınırlayan en etkili
araçlardandır.
Toplumsal
Hareketlilik Kanallarının Yeniden Oluşturulması
Genç
yoksulluğunun en yıkıcı etkisi, toplumsal hareketlilik kanallarının
daralmasıdır. Türkiye’de sınıfsal geçişkenliği artırmak için burslar, yurt dışı
eğitim destekleri, üstün yetenek programları, sektörel staj zorunluluğu, genç
girişimciliği fonları ve “mentor–mentee” [6] modelleri kurumsallaştırılmalıdır. Bu
mekanizmalar, “toplumsal ilerleme merdiveni”nin yeniden kurulmasını
sağlayacaktır. “Mentor–mentee” programlarının
gençlerin iş gücü piyasasına girişinde etkili olduğu görülmektedir (ILO, 2019).
Genişletilmiş burs programları ve yerel yönetim destekleri genç yoksulluğunu
azaltmada önemli araçlardır (UNICEF, 2019). Sonuç olarak, genç yoksulluğunun
yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizlik ve fırsat adaletiyle
ilgili bir sorun olduğu söylenebilir (Standing, 2014).
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma, genç yoksulluğunun günümüz toplumlarında
giderek belirginleşen yapısal bir sorun olduğunu ve artık yalnızca ekonomik
göstergelerle açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir nitelik kazandığını ortaya
koymuştur. Eğitim, istihdam, barınma, toplumsal katılım, zihinsel sağlık ve
fırsat eşitliği alanlarında yaşanan derinleşen kırılganlıklar, genç
yoksulluğunu yalnızca bireysel veya dönemsel bir yoksunluk biçimi olmaktan
çıkararak toplumsal bütünleşme açısından stratejik bir sorun alanına
dönüştürmektedir. Özellikle NEET gençlerin artışı, “prekarya”nın
genişlemesi, güvencesiz emek biçimlerinin norm ve sayısal eşitsizliklerin
belirleyici duruma gelmeleri genç kuşakların geleceğe erişim kapasitesini köklü
biçimde sınırlamaktadır.
Türkiye
bağlamında genç yoksulluğu, makroekonomik kararsızlıkların, bölgesel
eşitsizliklerin, eğitim-istihdam uyumsuzluğunun, barınma krizinin ve genç
odaklı toplumsal koruma mekanizmalarının yetersizliğinin bileşkesinden oluşan
çok katmanlı bir sorun alanı olarak belirginleşmektedir. Mevcut siyasaların
büyük bölümü kısa vadeli ve parçalı olup, genç kuşakların karşı karşıya kaldığı
yapısal riskleri hafifletmekte yetersiz kalmaktadır. Gençlerin beslenme,
barınma ve ulaşım gibi temel gereksinmelere erişimde yaşadığı güçlükler,
yalnızca bireysel yaşam kalitesini değil, aynı zamanda toplumsal hareketlilik
kanallarını ve eğitimde ve sayısal ekonomide yarışma kapasitesini de
daraltmaktadır.
Bu çalışma
göstermektedir ki, toplumsal ilerleme merdiveninin zayıflaması ve fırsat
eşitliğinin çöküşü, genç yoksulluğunun en kritik sonuçlarıdır. Gençlerin
ailelerinden daha yüksek yaşam ölçünlerine ulaşma olasılığının azalması,
eğitimin toplumsal yükselmeyi sağlamada eski gücünü kaybetmesi, istihdamda
güvencenin yerine esnek ve geçici çalışma biçimlerinin geçmesi ve genç
kuşakların geleceğe ilişkin umut, toplumsal ait olma ve güven duygusunu
aşındırmaktadır. Bu durum, yeni bir toplumsal fay hattının oluşumuna işaret
etmekte ve özellikle fırsatlara erişebilen ve erişemeyen genç gruplar
arasındaki farklılaşma, gelecekte siyasal temsil, toplumsal uyum ve demokratik
katılım üzerinde ciddi etkiler yaratabilecek kırılmaların habercisi
niteliğindedir.
Genç
yoksulluğunu azaltmak ve gençlerin toplumsal bütünleşmesini güçlendirmek için
yalnızca ekonomik araçlar değil, barınma, eğitim, istihdam, sayısal yetkinlik
ve toplumsal koruma alanlarında bütüncül, uzun vadeli ve genç odaklı
siyasaların geliştirilmesi zorunludur. Gençlerin karar alma süreçlerine
katılımının güçlendirilmesi, toplumsal koruma sisteminin genç bireyi “hane”
bağından bağımsız olarak görmesi, sayısallaşma çağında genç yetenek gelişimine
yatırım yapılması ve barınma krizine yönelik kalıcı çözümler üretilmesi bu
dönüşümün temel bileşenleridir.
Sonuç
olarak, genç yoksulluğu günümüz Türkiye’sinde salt ekonomik bir sorun değil,
toplumsal adalet, siyasal kararlılık ve kalkınma kapasitesi açısından
belirleyici olan çok boyutlu bir yapısal sorundur. Bu nedenle genç
yoksulluğuyla savaşım, yalnızca genç kuşakların bireysel yaşam koşullarını
iyileştirmenin ötesine geçmekte ve toplumun bütününü ilgilendiren uzun vadeli
bir yatırım niteliği taşımaktadır. Gençlere yönelik kapsayıcı ve bütünleşik
siyasa yaklaşımlarının geliştirilmesi, hem toplumsal ilerleme merdiveninin
yeniden kurulmasına hem de fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacak
ve böylece daha kapsayıcı, dirençli ve adil bir toplumsal yapı için temel
oluşturacaktır.
REFERANSLAR
Aassve, A.,
Cottini, E., ve Vitali, A. (2013). Youth prospects in a time of economic
recession. Demographic Research, 29(36), 949–962.
Atkinson, A.
B. (2015). Inequality: What can be done? Harvard University Press.
Bahçeşehir
Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM). (2025, 9
Ekim). Genç kuşakta ne eğitimde ne istihdamda olanların çok boyutlu analizi
(Araştırma Notu 25/282). Bahçeşehir Üniversitesi. https://betam.bahcesehir.edu.tr/en/2025/10/a-multidimensional-analysis-of-young-people-neither-in-education-nor-in-employment-neets-in-turkiye
Brennan, J.,
Durazzi, N., ve Sene, T. (2020). Universities, skills and graduate
employability: Evidence from across Europe. Routledge.
Eurofound.
(2012). NEETs — Young people not in employment, education or training:
Characteristics, costs and policy responses in Europe. Publications Office of
the European Union.
ILO. (2020).
Global employment trends for youth 2020: Technology and the future of jobs.
International Labour Organization.
ILO. (2022).
Young people’s transition to decent work: Global Employment Trends for Youth.
International Labour Organization.
Kalleberg,
A. (2011). Good jobs, bad jobs: The rise of polarized and precarious employment
systems in the United States, 1970s–2000s. Russell Sage Foundation.
Milanovic,
B. (2016). Global inequality: A new approach for the age of globalization.
Cambridge, MA: Harvard University Press.
O’Higgins,
N. (2017). Rising to the youth employment challenge: New evidence on key policy
issues. ILO.
OECD.
(2021). Youth and COVID-19: Impacts on jobs, education, rights and mental
well-being. OECD Publishing.
OECD (2025),
Education at a Glance 2025: OECD Indicators, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/1c0d9c79-en.
Piketty, T.
(2014). Capital in the twenty-first century. Cambridge, MA: Harvard University
Press.
Saez, E., ve
Zucman, G. (2019). The triumph of injustice: How the rich dodge taxes and how
to make them pay. New York, NY: W.W. Norton ve Company.
Standing, G.
(2011). The precariat: The new dangerous class. Bloomsbury Academic.
UNICEF.
(2019). A world ready to learn: Prioritizing quality early childhood education.
UNICEF.
World Bank.
(2020). Young people and economic opportunities. World Bank Publications.
European
Commission: Directorate-General for Education, Youth, Sport and Culture.
(2025). Education and training monitor 2025 : comparative report. Publications
Office of the European Union. https://data.europa.eu/doi/10.2766/2221794.
[1] NEET, “Not
in Education, Employment, or Training” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçe
karşılığıyla eğitimde, çalışma yaşamında veya meslek eğitiminde olmayan gençler
anlamına gelir. Genellikle 15–24 veya 15–29 yaş aralığı için kullanılır. Ülkeye
göre değişir. Bu kavram, genç yoksulluğunu, toplumsal dışlanmayı ve fırsat
eşitsizliğini ölçmek için uluslararası yazında kullanılan en önemli
göstergelerden biridir. NEET oranının yüksek olması, şu toplumsal sorunların
işareti kabul edilir: eğitimden erken kopma, iş bulamama veya umutsuzluk
nedeniyle iş aramama, kırılgan aile yapıları, toplumsal ilerleme merdiveninin
kaybolması, gençlerin topluma ve ekonomiyle bütünleşmesinin zayıflaması ve uzun
vadede siyasal ve toplumsal huzursuzluk olasılığı. Türkiye’de NEET oranı OECD
ortalamasının oldukça üzerindedir ve genç kadınlarda daha da yüksektir.
[2] Prekarya,
güvencesiz koşullarda yaşayan, sürekli bir ekonomik ve toplumsal belirsizlik
içinde bulunan, klasik işçi sınıfının sahip olduğu hak ve güvencelerden yoksun
geniş bir toplumsal kesimi ifade eder. Terim, İngilizce precarious
(güvencesiz, istikrarsız) ve proletariat (işçi sınıfı) kelimelerinin
birleşiminden oluşur ve ilk kez Guy Standing tarafından sistemli bir şekilde
tanımlanmıştır.
[3] NEET
oranları, gençlerin eğitim, istihdam veya mesleksel eğitim süreçlerine girmeme
durumlarını göstermektedir. Türkiye’de bu oranlar Avrupa ve OECD
ortalamalarının oldukça üzerindedir.
[4] Çizelge
3’te, eğitim, istihdam, toplumsal koruma ve toplumsal katılım alanlarında
uygulanan uluslararası örnekleri ve Türkiye’ye uyarlanabilirliklerini
özetlemektedir.
[5] Gig
economy, parça başı/iş bazlı ekonomi, özellikle genç işgücü açısından esnek
fakat güvencesiz bir çalışma rejimini ifade eder.
[6] “Mentor–mentee”
modeli, bir alanda deneyimli bir kişinin (mentor), daha az deneyimli bir
bireye (mentee) yol göstermesi, bilgi ve beceri aktarması, profesyonel
ve kişisel gelişimini desteklemesi esasına dayalı bir öğrenme ve gelişim
ilişkisidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder