Maltepe Üniversitesi’nde Kurumsal
Gerileme ve Üniversite Yönetimi: Öğrenci Talebi, Akademik Kapasite ve Siyasal
Yönetişim İlişkisi (2018–2026)
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
Maltepe Üniversitesi’nde 2018–2026 döneminde ortaya çıkan kurumsal değişimi
öğrenci talebi, akademik kapasite ve üniversite yönetimi arasındaki ilişkiler
çerçevesinde incelemektedir. Araştırmanın temel amacı öğrenci talebindeki
değişimin yalnızca yükseköğretim piyasasındaki genel koşullarla açıklanıp
açıklanamayacağını ve üniversite yönetimindeki değişimlerin bu süreçte nasıl
bir rol oynayabileceğini belirlemektir. Çalışma, görgül veriler temelinde
karşılaştırmalı ve zaman serisine dayalı tek-olay araştırması olarak
tasarlanmıştır. YÖK’ün 2018–2023 göstergeleri ile ÖSYM kaynaklı 2025–2026
yerleştirme verileri birlikte değerlendirilmiş ve öğrenci talebi ile akademik
kapasite göstergeleri birbirinden ayrıştırılmıştır. Bulgular, Maltepe
Üniversitesi’nin doluluk oranının 2022’de %94,1 iken 2026’da %49,4’e
gerilediğini ve öğrenci çekme kapasitesinde belirgin bir zayıflama ortaya
çıktığını göstermektedir. Buna karşılık 2018–2023 dönemindeki akademik
göstergeler tek yönlü bir bozulmaya işaret etmemekte ve bazı göstergelerde
iyileşme, bazılarında ise gerileme veya dalgalanma görülmektedir. Edibe
Sözen’in Temmuz 2022’de rektör olarak atanması siyasal geçmişi ve kamusal
görevleri nedeniyle yönetim-siyaset ilişkisi bakımından ayrıca incelenmiştir.
Ancak bu özelliklerin üniversitenin başarım düzeyindeki gerilemenin nedeni
olduğunu gösterecek doğrudan ve bağımsız kanıt bulunmamaktadır. Çalışma,
öğrenci talebindeki gerileme ile yönetim ve akademik kapasite arasındaki
ilişkinin araştırılması gerektiği ancak zamansal çakışmanın tek başına
nedensellik oluşturmadığı sonucuna ulaşmaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Maltepe
Üniversitesi, vakıf üniversiteleri, öğrenci talebi, akademik kapasite,
üniversite yönetimi, kurumsal gerileme, siyasal yönetişim, yükseköğretim
Abstract
This study examines institutional change at Maltepe
University during the 2018–2026 period by focusing on the relationship between
student demand, academic capacity, and university governance. The main
objective is to determine whether the decline in student demand can be
explained solely by general conditions in the higher education market and to
examine the possible role of changes in university governance. The study
employs an empirical, comparative, time-series-based single-case research
design. Indicators published by the Council of Higher Education (YÖK) for
2018–2023 and placement data derived from ÖSYM sources for 2025–2026 are
evaluated together, while student demand and academic capacity are treated as
distinct dimensions. The findings indicate a substantial decline in Maltepe
University’s student-attraction capacity: the occupancy rate was 94.1% in 2022 and
fell to 49.4% in 2026. However, academic indicators for 2018–2023 do not
demonstrate a uniform deterioration; some indicators improved, whereas others
declined or fluctuated. The appointment of Edibe Sözen as rector in July 2022
is examined in terms of university governance and its relationship with
political and public institutions, given her previous political and public
positions. Nevertheless, the available evidence does not establish a direct and
independent causal relationship between these political connections and the
decline in university performance. The study concludes that the relationship
between declining student demand, academic capacity, and university governance
requires further investigation, while temporal coincidence alone cannot establish
causality.
Keywords: Maltepe
University, foundation universities, student demand, academic capacity,
university governance, institutional decline, political governance, higher
education
GİRİŞ
Vakıf
üniversiteleri, Türkiye yükseköğretim sisteminin son otuz yılı içinde giderek
daha önemli bir kurumsal alan oluşturmuştur. Bu üniversiteler bir yandan
yükseköğretime erişimin genişletilmesine ve program çeşitliliğinin
artırılmasına katkıda bulunurken diğer yandan öğrenci talebi, akademik kadro
niteliği, mali sürdürülebilirlik, kurumsal saygınlık ve yönetim kapasitesi
bakımından birbirlerinden önemli ölçüde farklılaşabilmektedir. Bu nedenle bir
vakıf üniversitesinin zaman içinde gösterdiği başarım düzeyi yalnızca öğrenci
sayıları veya kontenjan dolulukları üzerinden değil, öğrenci talebi ile
akademik kapasite ve kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin birlikte
incelenmesiyle anlaşılabilir.
Maltepe
Üniversitesi bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Üniversitenin
yükseköğretim sistemindeki konumu özellikle 2018 sonrasında öğrenci talebi
bakımından belirgin bir değişim göstermiştir. Yükseköğretim Kurulu verilerinde
üniversitenin toplam kontenjan doluluk oranı 2018 yılında yüzde 81,0 iken
2019'da yüzde 92,28'e, 2020'de yüzde 82,0'a, 2021'de yüzde 86,0'a ve 2022'de
yüzde 94,1'e ulaşmıştır. Buna karşılık daha sonraki dönemde üniversitenin
öğrenci talebinde belirgin bir gerileme ortaya çıkmış ve 2025 ve 2026 YKS
sonuçlarına ilişkin veriler özellikle son doluluk bakımından üniversitenin
İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin genel görünümünün gerisinde kaldığını
göstermiştir. Bu değişim geçici bir kontenjan hareketinden çok üniversitenin
kurumsal çekiciliği ve öğrenci talebi bakımından daha uzun dönemli bir dönüşüm
bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Ancak
öğrenci talebindeki değişimin yalnızca YKS sonuçları üzerinden açıklanması
yeterli değildir. Bir üniversitenin öğrenciler bakımından çekiciliği akademik
kadronun niteliği ve sürekliliği, profesör ve doçentlerin kurumdaki ağırlığı,
programların niteliği ve sürdürülebilirliği, araştırma ve yayın düzeyi,
akreditasyonlar, mezunların iş gücü piyasasındaki konumu, öğrenci-öğretim
elemanı ilişkisi ve üniversitenin kurumsal saygınlığı gibi çok sayıda unsurun
bileşik etkisiyle oluşmaktadır. Dolayısıyla öğrenci talebindeki gerilemenin
nedenlerini araştırmak öncelikle üniversitenin akademik kapasitesinde ve
yönetim yapısında meydana gelen değişikliklerin belirlenmesini
gerektirmektedir.
Bu noktada
üniversite yönetimi araştırmanın özel önem taşıyan boyutlarından birini
oluşturmaktadır. Maltepe Üniversitesi'nde 2022 yılında rektörlük görevine Prof.
Dr. Edibe Sözen'in atanması yönetim açısından yeni bir dönemin başlangıcı
olmuştur. Sözen'in daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde Adalet ve Kalkınma
Partisi İstanbul milletvekilliği yapmış olması ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı
Sosyal Siyasalar Kurulu üyeliği ile Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı
gibi kamusal görevler üstlenmiş bulunması bu dönemin yalnızca yönetsel değil,
aynı zamanda üniversite yönetiminin siyasal çevrelerle ilişkisi bakımından da
incelenmesini gerekli kılmaktadır. Bununla birlikte, bu tür görev ve
ilişkilerin tek başına üniversitenin akademik veya kurumsal başarımımdaki
değişimin nedeni olarak kabul edilmesi bilimsel açıdan olanaklı değildir.
Burada yapılması gereken siyasal bağlantı ile kurumsal sonuç arasında doğrudan
nedensellik varsaymak değil, aradaki yönetimsel ve akademik mekanizmaları
görgül olarak araştırmaktır.
Bu araştırma
bakımından özellikle önemli olan nokta da budur. Üniversite yönetiminin siyasal
iktidarla ilişkisi ancak bunun akademik kadro yapısı, akademik personel
hareketliliği, yönetici atamaları, çalışma koşulları, programların sürdürülmesi
veya kapatılması ve araştırma kapasitesi gibi ara değişkenler üzerinden
üniversitenin kurumsal işleyişine yansıdığı gösterilebildiği ölçüde açıklayıcı
bir değişken niteliği kazanabilir. Aksi durumda siyasal bağlantı ile öğrenci
talebindeki gerileme arasında yalnızca zamansal bir birliktelik bulunması
nedensellik kurmak için yeterli olmayacaktır.
Nitekim
Maltepe Üniversitesi bakımından akademik çalışma koşulları, akademik personelin
ücret ve istihdam koşulları, öğretim elemanlarının işten çıkarılması ve yönetim
uygulamaları konusunda farklı dönemlerde kamuoyuna ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi gündemine yansıyan sorunlar bulunmaktadır. 2022 yılında vakıf
üniversitelerinde akademik personelin ücret ve çalışma koşullarına ilişkin
tartışmalarda Maltepe Üniversitesi'nin de adı geçmiş ve 2024 yılında
üniversitede “küçülme” ve bölüm kapatma gerekçeleriyle akademisyenlerin işten
çıkarıldığına ilişkin haberler yayımlanmıştır. 2026 yılında ise akademik
personel işten çıkarmalarına ilişkin yeni savlar TBMM gündemine taşınmıştır.
Bunlar, kendi başlarına kurumsal gerilemenin nedeni olduklarını kanıtlamamakla
birlikte akademik kapasite ile yönetim arasındaki ilişkinin araştırılması
gereken somut olgular olduğunu göstermektedir.
Araştırmanın
zaman aralığının 2018–2026 olarak belirlenmesinin temel nedeni de bu bütünlüğü
sağlayabilmektir. Böylece 2022'de başlayan rektörlük dönemini önceleyen
yaklaşık dört yıllık dönem ile bu dönemi izleyen yıllar karşılaştırılabilecek
ve öğrenci talebi, akademik kapasite ve yönetim göstergelerinde meydana gelen
değişikliklerin aynı zaman ekseni üzerinde izlenmesi olanaklı olacaktır. Böyle
bir yaklaşım yalnızca “gerileme vardır” saptamasının ötesine geçerek
gerilemenin ne zaman başladığını, hangi göstergelerde ortaya çıktığını ve
yönetimsel değişikliklerle ne ölçüde örtüştüğünü araştırma olanağı
sağlayacaktır.
Bu çerçevede
araştırmanın temel sorunsalı Maltepe Üniversitesi'nin son yıllardaki başarım
düzeyindeki değişimin yalnızca yükseköğretim piyasasındaki genel koşullarla
açıklanıp açıklanamayacağıdır. İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin genel
öğrenci talebi eğilimi bir karşılaştırma zemini olarak kullanılarak Maltepe
Üniversitesi'ndeki değişimin genel yükseköğretim eğilimlerinden ayrışıp
ayrışmadığı incelenecektir. Ardından öğrenci talebindeki değişim ile akademik
kadronun yapısı ve yönetimsel gelişmeler arasındaki zaman ilişkisi
çözümlenecektir.
Bu araştırma
böylece Maltepe Üniversitesi örneğinden hareketle daha geniş bir soruya da
yönelmektedir: Vakıf üniversitelerinde yönetimin niteliği, akademik kapasitenin
sürdürülebilirliği ve siyasal çevrelerle kurulan ilişkiler üniversitenin
kurumsal başarım düzeyini ve dolayısıyla öğrenci talebini hangi mekanizmalar
üzerinden etkileyebilir? Bu sorunun yanıtı önceden belirlenmiş bir siyasal veya
yönetsel sonuca ulaşmak yerine 2018–2026 dönemine ilişkin doğrulanabilir
verilerin karşılaştırılması ve aralarındaki ilişkilerin görgül olarak
çözümlenmesi yoluyla aranacaktır.
Amaç ve
Hedefler
Amaç
Bu
araştırmanın temel amacı Maltepe Üniversitesi'nin 2018–2026 döneminde ortaya
çıkan kurumsal başarım düzeyi değişimini, öğrenci talebi, akademik kapasite ve
üniversite yönetimindeki değişimler arasındaki ilişkiler çerçevesinde
çözümlemektir. Araştırmada özellikle son yıllarda belirginleşen öğrenci talebi
ve kontenjan doluluklarındaki değişimin üniversitenin akademik kapasitesindeki
ve yönetim yapısındaki değişimlerle ne ölçüde birlikte gerçekleştiği
incelenecektir. Araştırmanın ikinci amacı, üniversite yönetiminin siyasal
çevrelerle ilişkilerinin kurumsal başarım düzeyi üzerindeki olası etkisini
nedensellik varsayımıyla değil, doğrulanabilir göstergeler ve ara mekanizmalar
üzerinden incelemektir. Bu kapsamda yönetici atamaları, yöneticilerin kamusal
ve siyasal geçmişleri, akademik personel hareketliliği ve yönetim uygulamalarına
ilişkin kamuya yansıyan somut gelişmeler ile öğrenci talebi ve akademik
kapasite göstergeleri karşılaştırılacaktır. Bu çerçevede araştırma, “siyasal
bağlantı, yönetim değişikliği, akademik kapasite, kurumsal çekicilik ve öğrenci
talebi” biçiminde varsayılan bir nedensellik zincirini başlangıçta doğru kabul
etmeyecek ve söz konusu zincirin hangi halkalarının görgül verilerle
desteklenebildiğini ve hangilerinin desteklenemediğini ortaya koymayı
amaçlayacaktır.
Hedefler
Araştırmanın
bu genel amacı doğrultusunda aşağıdaki hedeflere ulaşılması öngörülmektedir:
Maltepe Üniversitesi'nin 2018–2026 dönemindeki öğrenci talebi
eğilimini belirlemek ve kontenjan, yerleşen öğrenci ve doluluk
göstergelerindeki değişimi yıllar saygınlıkıyla ortaya koymak.
Maltepe Üniversitesi'ndeki değişimi İstanbul'daki vakıf
üniversitelerinin genel eğilimiyle karşılaştırmak ve üniversitedeki gerilemenin
yükseköğretim sistemindeki genel değişimlerden ne ölçüde ayrıştığını
belirlemek.
Akademik kapasitedeki değişimi izlemek özellikle profesör,
doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarının zaman içindeki durumunu olabildiği
ölçüde ortaya koymak.
Akademik kapasitenin niteliğini değerlendirmek amacıyla
mevcut ve doğrulanabilir YÖK göstergelerinden sınırlı sayıdaki temel başarım (performans)
göstergesini kullanmak ve yayın, atıf, akreditasyon, uluslararasılaşma ve
öğrenci-öğretim elemanı ilişkisi gibi göstergelerdeki değişimleri belirlemek.
Üniversite yönetimindeki temel değişimleri 2018–2026 zaman
çizelgesi içinde ortaya koymak ve özellikle rektörlük değişikliklerinin
gerçekleştiği dönemleri belirlemek.
Üniversite yöneticilerinin kamuya açık biçimde doğrulanabilen
siyasal, kamusal ve kurumsal geçmişlerini ortaya koymak ancak bu geçmişleri tek
başına siyasal yönlendirme veya akademik sonuçların nedeni olarak kabul
etmemek.
Akademik personelin çalışma koşulları, görevden ayrılmaları
veya işten çıkarılmaları ve yönetim uygulamalarına ilişkin TBMM, YÖK,
üniversite ve güvenilir basın kaynaklarında belgelenmiş gelişmeleri belirlemek.
Öğrenci talebi, akademik kapasite ve yönetim değişkenleri
arasındaki zaman ilişkilerini incelemek özellikle 2022 sonrasında ortaya çıkan
değişimlerin önceki dönemle karşılaştırılmasını sağlamak.
Yönetim değişiklikleri ile akademik kapasite veya öğrenci
talebi arasındaki ilişkide doğrudan kanıtlanabilen olgular ile yalnızca
varsayım veya sav düzeyinde kalan açıklamaları birbirinden ayırmak.
Son olarak, Maltepe Üniversitesi örneğinden hareketle vakıf
üniversitelerinde yönetim yapısının akademik kapasite ve kurumsal çekicilik
üzerindeki rolünün hangi koşullarda araştırılabileceğine ilişkin daha genel bir
değerlendirme yapmak.
Bu hedefler
doğrultusunda araştırmanın temel ilkesi veriyle kanıtlanabilen değişim ile bu
değişime ilişkin yorumun birbirinden ayrılmasıdır. Böylece çalışma, önceden
belirlenmiş bir sonuca ulaşmaya çalışan bir inceleme yerine 2018–2026 döneminde
meydana gelen kurumsal değişimin farklı göstergeler üzerinden yeniden
kurulmasına dayanan bir çözümleme niteliği taşıyacaktır.
Araştırma
Soruları
Araştırmanın
amacı ve belirlenen hedefler doğrultusunda temel araştırma sorusu şu şekilde ortaya
konulmuştur:
Temel
Araştırma Sorusu: Maltepe
Üniversitesi'nin 2018–2026 döneminde ortaya çıkan kurumsal gerilemesi öğrenci
talebi, akademik kapasite ve üniversite yönetimindeki değişimler arasındaki
ilişkiler çerçevesinde nasıl açıklanabilir ve bu süreçte üniversite yönetiminin
siyasal çevrelerle ilişkisi ne ölçüde belirleyici bir etmen olarak
değerlendirilebilir?
Bu temel
sorunun çözümlenebilmesi için aşağıdaki alt araştırma sorularına yanıt
aranacaktır:
Alt
Araştırma Soruları
Maltepe Üniversitesi'nin öğrenci talebi 2018–2026 döneminde
nasıl bir değişim göstermiştir ve bu değişim hangi yıllarda belirginleşmiştir?
Maltepe Üniversitesi'nin öğrenci talebindeki değişim aynı
dönemde İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin genel eğiliminden ne ölçüde
ayrışmaktadır?
Üniversitenin akademik kapasitesi 2018–2026 döneminde nasıl
değişmiştir? Özellikle profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarındaki
değişim ne göstermektedir?
Öğrenci talebindeki değişim ile akademik kapasitedeki değişim
arasında zamansal ve görgül bir ilişki kurulabilmekte midir?
Maltepe Üniversitesi'nin akademik başarım düzeyine ilişkin
YÖK göstergelerinde 2018–2026 döneminde hangi değişimler ortaya çıkmıştır ve bu
değişimler kurumsal gerileme savını ne ölçüde desteklemektedir?
2022 yılında başlayan Edibe Sözen rektörlüğü dönemi
üniversitenin yönetim ve akademik yapılanması bakımından hangi değişikliklerle özellik
kazanmıştır?
Sözen'in siyasal ve kamusal geçmişi ile Maltepe Üniversitesi
rektörlüğüne atanma biçimi birlikte değerlendirildiğinde üniversite yönetiminin
siyasal iktidarla ilişkisi bakımından hangi somut olgular ortaya çıkmaktadır?
2022–2026 döneminde akademik personelin çalışma koşulları,
görevden ayrılmaları ve işten çıkarılmaları konusunda belgelenmiş gelişmeler
nelerdir ve bunların akademik kapasite üzerindeki olası etkileri nasıl
değerlendirilebilir?
Üniversite yönetimindeki değişimler ile akademik kapasite ve
öğrenci talebindeki değişimler arasında yalnızca zamansal bir eş zamanlılık mı
bulunmaktadır, yoksa aralarında nedensel ilişki kurulmasını destekleyen ara
mekanizmalar ve kanıtlar mevcut mudur?
Maltepe Üniversitesi'ndeki kurumsal gerilemenin
açıklanmasında yönetimsel etmenler, akademik kapasite, yükseköğretim
piyasasındaki genel değişimler ve siyasal çevrelerle ilişkilerden hangilerinin
etkisi kanıtlanabilir ve hangileri ise yalnızca varsayım veya sav düzeyinde
kalmaktadır?
Yöntem
Bu
araştırmada Maltepe Üniversitesi'nin 2018–2026 dönemindeki kurumsal değişimini
incelemek amacıyla görgül, karşılaştırmalı ve zaman serisine dayalı bir örnek
olay çözümlemesi yöntemi kullanılacaktır. Araştırmanın temel özelliği öğrenci
talebindeki değişim ile akademik kapasite ve üniversite yönetimindeki
değişimleri aynı zaman ekseni üzerinde karşılaştırarak bunlar arasındaki
ilişkileri ortaya koymaya çalışmasıdır. Araştırmada tek bir gösterge üzerinden
sonuç çıkarılmayacaktır. Öğrenci talebi, akademik kapasite ve yönetimsel
değişim birbirinden ayrı değişken kümeleri olarak ele alınacak ve daha sonra bu
kümeler arasındaki zamansal örtüşme, yön ve olası ilişkiler çözümlenecektir.
Araştırma
deseni: Araştırma
tek kurumsal örnek olay üzerinde dönemsel karşılaştırma esasına dayanmaktadır. Örnek
olay Maltepe Üniversitesi ve inceleme dönemi ise 2018–2026 yıllarıdır. 2018
yılının başlangıç noktası olarak seçilmesinin nedeni üniversitenin öğrenci
talebine ve akademik başarım düzeyine ilişkin daha önceki yıllarla
karşılaştırılabilir YÖK verilerinin bulunmasıdır. 2022 yılı ise Edibe Sözen'in
rektörlüğe atanması nedeniyle araştırmada özel olarak izlenecek bir yönetim
dönüm noktasıdır. Bununla birlikte 2022 yılı başlangıçtan itibaren nedensel
kırılma noktası olarak kabul edilmeyecek ve verilerin böyle bir kırılmayı
gösterip göstermediği ayrıca araştırılacaktır.
Veri
kaynakları: Araştırmada
öncelik birincil ve kurumsal kaynaklara verilecektir. Başlıca kaynak grupları
şunlardır: Yükseköğretim Kurulu'nun üniversite izleme ve değerlendirme
verileri, ÖSYM'nin YKS kontenjan, yerleştirme ve doluluk verileri, Maltepe
Üniversitesi'nin resmi raporları, akademik kadro ve yönetim bilgileri, Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nin soru önergeleri, araştırma önergeleri ve Genel Kurul
tutanakları, ilgili mevzuat ve Cumhurbaşkanlığı kararları, gerektiğinde
üniversitenin ve kamu kurumlarının resmi açıklamaları ve ikincil kaynak olarak
güvenilir ve doğrulanabilir basın haberleri. Basın kaynaklarında yer alan haberler,
doğrulanmış olgu ile sav birbirinden ayrılarak kullanılacaktır. Özellikle
akademisyenlerin işten çıkarılması, yönetim uygulamaları veya siyasal
bağlantılara ilişkin haberler, bağımsız birincil kanıt bulunmadığında “sav”,
“basına yansıyan bilgi” veya “TBMM gündemine taşınan görüş” olarak ifade
edilecektir.
Veri
matrisi: Araştırmanın
temel veri seti üç ana değişken grubundan oluşturulacaktır:
|
Çizelge 1:
Değişken grubu temel göstergeler
|
|
Öğrenci talebi
|
Kontenjan, yerleşen öğrenci, yerleştirme doluluğu, son
doluluk
|
|
Akademik kapasite
|
Profesör, doçent, doktor öğretim üyesi sayıları;
seçilmiş YÖK performans göstergeleri
|
|
Yönetim ve yönetişim
|
Rektörler, rektör değişiklikleri, atama biçimi,
belgelenmiş önemli yönetim/personel gelişmeleri
|
Bu üç grup olabildiğince
2018–2026 yılları arasında aynı zaman ekseninde izlenecektir. Ancak bütün
göstergelerin bütün yıllar için bulunması beklenmeyecektir. Veri bulunmayan
yıllar için kestirim yapılmayacak ve boşluklar başka kaynaklardan üretilmiş/türetilmiş
varsayımsal değerlerle doldurulmayacaktır.
Öğrenci
talebinin çözümlenmesi: Öğrenci talebinin temel göstergesi olarak YKS sonuçlarından elde edilen
kontenjan ve doluluk verileri kullanılacaktır. Özellikle son doluluk oranındaki
değişim uzun dönemli eğilimin göstergesi olarak ele alınacaktır. Ancak ilk
yerleştirme oranı ile son doluluk oranı birbirine karıştırılmayacaktır. Ek
yerleştirme sonrasında oluşan son durum ayrıca gösterilecek ve böylece
üniversitenin ilk yerleştirmedeki talebi ile ek yerleştirmeler sonrasındaki
durumu arasında ayrım yapılacaktır. Maltepe Üniversitesi'nin değişimi ayrıca
İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin toplam göstergeleriyle
karşılaştırılacaktır. Böylece ortaya çıkan düşüşün yalnızca Maltepe
Üniversitesi'ne özgü olup olmadığı araştırılacaktır.
Akademik
kapasitenin çözümlenmesi: Akademik kapasite bakımından araştırmanın temel göstergeleri profesör,
doçent ve doktor öğretim üyesi sayıları olacaktır. Buradaki amaç ayrıntılı ders
yükü veya bütün öğretim elemanlarının ders bazında dağılımını çıkarmak
değildir. Böyle bir veri seti hem araştırmayı gereksiz ölçüde genişletecek hem
de geçmiş yıllar bakımından karşılaştırılabilirliğini azaltacaktır. Bunun
yerine akademik kadronun üst akademik basamaklarındaki değişim izlenecek ve
profesör ve doçent sayılarındaki olası azalmalar ile doktor öğretim üyelerinin
ağırlığındaki değişim, akademik kapasitenin yapısal göstergeleri olarak
değerlendirilecektir. Buna, YÖK tarafından yayımlanan ve dönemler arasında
karşılaştırılabilirliği bulunan sınırlı sayıdaki yayın, atıf, akreditasyon,
uluslararasılaşma ve öğrenci-öğretim elemanı göstergeleri eklenecektir.
Yönetim
ve siyasal yönetişim boyutu: Araştırmanın yönetim boyutunda öncelikle olgusal bir yönetim
kronolojisi oluşturulacaktır. Rektörlerin görev dönemleri, atama biçimleri ve
yönetim değişiklikleri belirlenerek öğrenci talebi ve akademik kapasite
göstergeleriyle aynı zaman çizelgesine yerleştirilecektir. Siyasal yönetişim
bakımından ise üç ayrı düzey birbirinden ayrılacaktır: Doğrulanmış
siyasal/kamusal geçmiş, kurumsal atama ve yönetim ilişkileri ve siyasal etki
veya siyasal yönlendirmeye ilişkin savlar. Bu ayrım araştırmanın en önemli
yöntemsel güvencelerinden biridir. Örneğin bir rektörün daha önce siyasal görev
üstlenmiş olması doğrulanabilir bir olgudur ancak bundan üniversitedeki
akademik kararların siyasal nedenlerle alındığı sonucu kendiliğinden
çıkarılamaz. İkinci sonuç ancak ayrıca kanıtlanabildiği ölçüde ileri
sürülebilecektir.
Zaman ve
karşılaştırma çözümlemesi: 2018–2026 dönemi üç aşamada incelenecektir:
Birinci dönem- 2018–2021: Yönetim değişikliği öncesindeki kurumsal görünüm ve
başlangıç eğilimi belirlenecektir.
İkinci dönem - 2022–2025: Edibe Sözen'in rektörlüğü dönemindeki öğrenci talebi,
akademik kapasite ve yönetimsel gelişmeler incelenecektir.
Üçüncü dönem – 2026: Sözen döneminin sonu ve yeni yönetim döneminin başlangıcı
ayrı bir geçiş dönemi olarak ele alınacaktır. 2026 verileri henüz yeni
yönetimin uzun dönemli sonuçlarını değerlendirmek için yeterli olmadığından bu
yıl bakımından nedensel sonuçlar çıkarılmayacaktır.
Nedensellik
konusunda yöntemsel yaklaşım: Araştırmanın en önemli yöntembilimsel sınırlaması zamansal
birlikteliğin nedensellik olarak kabul edilmemesidir. Örneğin öğrenci
doluluğunun 2022 sonrasında azalması ile akademik personel sayısındaki
değişimin aynı dönemde gerçekleşmesi tek başına akademik kadro değişiminin
öğrenci talebindeki düşüşe neden olduğunu kanıtlamaz. Bunun için olabildiği
ölçüde şu ara bağlantılar araştırılacaktır: Yönetim değişikliği, akademik kadro
değişikliği, akademik kapasite/kurumsal işleyiş ve öğrenci talebi. Bu zincirin
herhangi bir halkası için yeterli kanıt bulunmadığında sonuç o aşamada
sınırlandırılacaktır.
Karşılaştırmalı
değerlendirme: Maltepe
Üniversitesi'ndeki değişimin anlamlandırılmasında İstanbul'daki vakıf
üniversitelerinin genel eğilimi önemli bir karşılaştırma zemini oluşturacaktır.
Böylece Türkiye veya İstanbul yükseköğretim sisteminde genel olarak meydana
gelen değişimler ile Maltepe Üniversitesi'ne özgü gelişmeler birbirinden
ayrılmaya çalışılacaktır. Bu karşılaştırma tek başına nedensel bir “denetim
grubu” oluşturmayacak ancak Maltepe'deki değişimin genel eğilimden sapma
gösterip göstermediğinin belirlenmesine yardımcı olacaktır.
Veri
doğrulama ve sınırlılıklar: Araştırmada aynı göstergenin farklı kaynaklarda farklı
tanımlarla kullanılması olasılığına karşı veri tanımları ayrıca denetlenecektir.
Özellikle kontenjan, yerleştirme doluluğu ve son doluluk birbirinden ayrı
tutulacaktır. Bunun yanında 2018–2026 döneminde bütün göstergelerin kesintisiz
bulunmaması araştırmanın temel sınırlılıklarından biridir. Bu nedenle
araştırmada veri boşlukları kestirim yoluyla doldurulmayacak ve yalnızca
doğrulanabilen dönemler üzerinden karşılaştırma yapılacaktır. Bu yöntemle
araştırma, Maltepe Üniversitesi'ndeki gerilemeyi önceden belirlenmiş bir
siyasal açıklamaya indirgemek yerine “öğrenci talebi–akademik kapasite–yönetim”
üçgeninde ortaya çıkan değişimleri sistemli biçimde ortaya koymayı ve siyasal
yönetişim savının hangi ölçüde görgül kanıta dayanabildiğini belirlemeyi
amaçlamaktadır.
KAVRAMSAL
VE KURAMSAL ÇERÇEVE
Bu
araştırmanın kavramsal çerçevesi kurumsal gerileme, akademik kapasite, öğrenci
talebi ve üniversite yönetişimi kavramları üzerine kurulmaktadır. Bunun
yanında, üniversite yönetiminin siyasal çevrelerle ilişkisini açıklayabilmek
amacıyla siyasal yönetişim kavramı yardımcı bir çözümleme kategorisi olarak
kullanılacaktır. Araştırmanın temel yaklaşımı bu kavramları birbirinden
bağımsız göstergeler olarak değil, birbirleriyle ilişkili bir kurumsal süreç
içinde değerlendirmektir.
Kurumsal Gerileme
Bu
araştırmada “kurumsal gerileme”, bir yükseköğretim kurumunun belirli bir dönem
içinde sahip olduğu öğrenci çekme kapasitesi, akademik kapasitesi, akademik
üretkenliği ve kurumsal işleyiş bakımından önceki durumuna göre sürekli veya
belirgin bir zayıflama göstermesi anlamında kullanılmaktadır. Burada önemli
olan herhangi bir göstergedeki tek yıllık düşüşün kurumsal gerileme olarak
kabul edilmemesidir. Gerilemeden söz edebilmek için birden fazla göstergenin
aynı yönde hareket etmesi ve olabildiği ölçüde bu hareketin süreklilik
göstermesi aranacaktır. Bu nedenle araştırmada kurumsal gerileme önceden
verilmiş bir sonuç değil, araştırma sonucunda sınanacak bir olgudur. Öğrenci
doluluğundaki düşüş, akademik kadro yapısındaki değişim veya yayın
göstergelerindeki gerileme tek başına bu sonucu kanıtlamayacaktır.
Öğrenci Talebi
ve Kurumsal Çekicilik
Bir
üniversitenin öğrenci talebi kurumun dış çevredeki görünürlüğünün ve
çekiciliğinin önemli göstergelerinden biridir. YKS kontenjanlarının ne ölçüde
doldurulduğu öğrencilerin üniversiteyi tercih etme davranışının doğrudan
gözlenebilen sonuçlarından birini oluşturmaktadır. Ancak öğrenci talebi ile
kurumsal kalite aynı kavram değildir. Doluluk oranındaki düşüş üniversitenin
mutlaka akademik olarak gerilediğini kanıtlamaz. Aynı şekilde doluluk oranının
yüksek olması da akademik niteliğin yüksek olduğunu tek başına göstermez. Bu
nedenle araştırmada öğrenci talebi kurumsal gerilemenin doğrudan eş değeri
olarak değil, kurumsal çekiciliğin temel görgül göstergelerinden biri olarak
ele alınacaktır.
Akademik Kapasite
Araştırmanın
ikinci temel kavramı akademik kapasitedir. Akademik kapasite, yalnızca öğretim
elemanı sayısını değil, üniversitenin eğitim ve araştırma etkinliklerini
sürdürebilmesini sağlayan nitelikli akademik insan kaynağının yapısını ve
sürekliliğini ifade etmektedir. Bu çalışmada akademik kapasitenin temel
göstergeleri profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadroları olacaktır.
Özellikle profesör ve doçent sayılarındaki değişim üniversitenin kıdemli
akademik kapasitesinin izlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Burada
araştırmanın başlangıç varsayımı doktor öğretim üyelerinin ders vermesinin tek
başına bir kalite sorunu oluşturduğu değildir. Esas olarak araştırılacak konu
akademik kadronun hiyerarşik ve deneyimsel bileşiminin zaman içinde değişip
değişmediği ve böyle bir değişimin diğer kurumsal göstergelerle birlikte nasıl
bir görünüm oluşturduğudur.
Üniversite
Yönetişimi
Üniversite
yönetişimi üniversitenin karar alma, kaynak kullanma, akademik ve yönetsel
sorumlulukları dağıtma ve kurumsal hedefleri belirleme biçimini ifade
etmektedir. Vakıf üniversitelerinde bu kavram, üniversitenin akademik yönetimi
ile mütevelli heyeti ve devletin yükseköğretim sistemi üzerindeki düzenleyici
ve atama yetkilerinin kesiştiği daha karmaşık bir yapı içinde ele alınmalıdır. Bu
nedenle araştırmada “yönetim” yalnızca rektörün kişisel yönetim tarzı anlamında
kullanılmayacak ve rektörlük, mütevelli heyeti, akademik yönetim ve devletin
yükseköğretim sistemi içindeki düzenleyici konumu birlikte
değerlendirilecektir. Maltepe Üniversitesi'nin kendi kurumsal arşivi de
rektörlük ve mütevelli heyeti yapısının dönemler itibarıyla değişimini izlemeye
olanak vermektedir. Örneğin üniversitenin 2024 tarihli mütevelli heyeti
listesinde Edibe Sözen rektör olarak yer alırken üniversitenin rektörler arşivi
Sözen'in Temmuz 2022–2026 dönemini tamamladığını ve Yusuf Aksar'ın Temmuz
2026'da rektör vekili olarak göreve başladığını belirtmektedir.
Siyasal Yönetişim
Araştırmanın
en duyarlı kavramlarından biri siyasal yönetişimdir. Bu kavram, üniversitenin
yönetim süreçleri ile siyasal iktidar, siyasal aktörler veya kamu otoritesi
arasındaki kurumsal ve kişisel ilişkilerin yönetim üzerinde oluşturabileceği
etkileri ifade etmek üzere kullanılacaktır. Ancak burada önemli bir ayrım
yapılacaktır. Bir yöneticinin siyasal geçmişinin bulunması ile yöneticinin
üniversiteyi siyasal amaçlarla yönettiği savı aynı şey değildir. Maltepe
Üniversitesi bakımından Prof. Dr. Edibe Sözen'in geçmişinde TBMM'de İstanbul AK
Parti milletvekilliği yaptığı resmi TBMM kayıtlarında açıkça görülmektedir.
Üniversitenin resmi arşivi de Sözen'in Temmuz 2022–2026 döneminde rektörlük
yaptığını belirtmektedir. Bu iki olgu birlikte siyasal geçmiş ile üniversite
yönetimi arasında araştırılabilir bir bağlantının bulunduğunu göstermektedir. Fakat
bu bağlantının üniversitenin akademik kararlarını veya kurumsal başarım
düzeyini belirlediğini kanıtlamaz. Araştırmanın görevi tam da bu noktada
bağlantının niteliğini ve varsa etkisini görgül veriler üzerinden
belirlemektir.
Kurumsal Gerilemenin
Açıklayıcı Modeli
Bu kavramlar
birlikte değerlendirildiğinde araştırmanın temel çözümleme modeli şu şekilde
kurulabilir:
Yönetişim ve yönetim değişiklikleri
↓
Akademik kapasite ve kurumsal
işleyişte değişim
↓
Akademik ve kurumsal performans
↓
Kurumsal saygınlık ve çekicilik
↓
Öğrenci talebi ve doluluk
Bu modelde
siyasal yönetişim, doğrudan öğrenci talebini belirleyen bir değişken olarak
değil, yönetim süreçlerini etkileyebilecek olası üst düzey bir açıklayıcı etmen
olarak konumlandırılmaktadır. Dolayısıyla araştırmanın temel savı başlangıçta
“siyasal etki kurumsal gerilemeye yol açmıştır” biçiminde kurulmayacaktır.
Bunun yerine şu soru araştırılacaktır: Maltepe Üniversitesi'ndeki yönetim ve
yönetişim değişiklikleri akademik kapasite ve kurumsal işleyiş üzerinde
gözlenebilir değişikliklere yol açmış ve bu değişiklikler de öğrenci
talebindeki gerilemeyle anlamlı bir zamansal ve görgül ilişki oluşturmuş mudur?
Bu yaklaşım araştırmayı salt bir rektör biyografisi veya siyasal bağlantı
incelemesi olmaktan çıkararak üniversitenin 2018–2026 dönemindeki kurumsal
dönüşümünü açıklamaya yönelik bir örnek olay çözümlemesine dönüştürmektedir.
Kuramsal Varsayım
Araştırmanın
kuramsal varsayımı üniversitelerin yalnızca piyasa koşullarından veya öğrenci
tercihlerinden bağımsız kurumlar olmadığı ve yönetim yapısının akademik
kapasitenin oluşumu ve korunması üzerinde etkili olabileceği kabulüne
dayanmaktadır. Bununla birlikte bu varsayım tek yönlü değildir. Öğrenci
talebindeki düşüş mali baskı yaratabilir, mali baskı akademik insan gücü siyasalarını
değiştirebilir, kadro değişiklikleri akademik üretimi ve eğitim kapasitesini
etkileyebilir ve bu gelişmeler de daha sonra öğrenci talebini yeniden
etkileyebilir. Dolayısıyla araştırmada basit bir “neden-sonuç” modeli yerine
karşılıklı etkileşim içeren kurumsal bir süreç dikkate alınacaktır. Bu
çerçevede Maltepe Üniversitesi'ndeki olası gerileme yalnızca “öğrenci kaybı”
olarak değil, öğrenci talebi, akademik kapasite, mali/kurumsal
sürdürülebilirlik ve yönetişim arasındaki etkileşimin sonucu olabilecek bir
kurumsal süreç olarak ele alınacaktır.
2022–2026
DÖNEMİNİN ÇÖZÜMLENMESİ: EDİBE SÖZEN REKTÖRLÜĞÜ
Maltepe
Üniversitesi'nde Temmuz 2022'de başlayan Prof. Dr. Edibe Sözen dönemi
araştırmanın yönetim ve kurumsal gerileme ilişkisi bakımından en önemli
inceleme dönemini oluşturmaktadır. Bunun temel nedeni yalnızca rektör
değişikliği değildir. Sözen'in göreve geliş biçimi, daha önce üstlendiği
siyasal ve kamusal görevler, rektörlük döneminde üniversitenin akademik
personel yapısına ilişkin kamuya yansıyan gelişmeler ve dönemin sonunda öğrenci
talebinde ortaya çıkan belirgin gerileme birlikte değerlendirildiğinde
2022–2026 dönemi üniversitenin kurumsal dönüşümünün incelenmesi bakımından özel
bir önem kazanmaktadır.
Sözen'in Rektörlüğe
Atanması: Yönetim Değişikliğinin Niteliği
Prof. Dr.
Edibe Sözen 9 Temmuz 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
tarafından Maltepe Üniversitesi rektörlüğüne atanmıştır. Atama 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin ilgili hükümlerine dayandırılmıştır. Cumhurbaşkanlığı İletişim
Başkanlığı ve Anadolu Ajansı'nın yayımladığı atama bilgileri bu durumu açık
biçimde doğrulamaktadır. Bu atamanın kurumsal açıdan dikkat çekici tarafı
Sözen'in yalnızca akademik bir yönetici olmamasıdır. TBMM kayıtlarında Sözen'in
23. Dönem İstanbul milletvekili olarak AK Parti'den seçildiği görülmektedir.
Ayrıca Maltepe Üniversitesi'nin kendi kurumsal arşivi Sözen'in Cumhurbaşkanlığı
Sosyal Siyasalar Kurulu üyeliği ve Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı
görevlerini de belirtmektedir. Dolayısıyla burada iki ayrı olgu bulunmaktadır:
Birincisi, rektörlük atamasının Cumhurbaşkanı tarafından yapılmış olması ve
ikincisi atanan kişinin daha önce siyasal ve kamusal görevler üstlenmiş
olmasıdır. Bu iki olgu birlikte Maltepe Üniversitesi'nin yönetim yapısı ile
siyasal iktidar arasındaki ilişkinin araştırılmasını haklı kılan somut bir
başlangıç noktası oluşturmaktadır. Ancak bundan, üniversitenin akademik
kararlarının siyasal nedenlerle alındığı sonucu doğrudan çıkarılamaz. Böyle bir
sonuca ulaşabilmek için yönetim kararları ile siyasal tercih arasında ayrıca
kanıtlanabilir bir bağlantı kurulması gerekir. Bu ayrım araştırmanın tamamı
açısından önemlidir. Çünkü burada incelenen şey Sözen'in siyasal geçmişinin
varlığı değil, bu geçmişin üniversite yönetiminin işleyişine ve kurumsal başarıma
yansıyan somut sonuçlarının bulunup bulunmadığıdır.
Dönemin Başlangıç
Koşulları: Gerileme Sözen Dönemiyle Başlamamıştır
Sözen
döneminin çözümlenmesinde önemli bir yöntembilimsel nokta Maltepe
Üniversitesi'ndeki gerilemenin 2022 yılında başladığının varsayılmamasıdır. YÖK'ün
2018–2022 Maltepe Üniversitesi İzleme ve Değerlendirme Raporu üniversitenin
genel program doluluk oranının 2018'de yüzde 81,0, 2019'da yüzde 92,28, 2020'de
yüzde 82,0, 2021'de yüzde 86,0 ve 2022'de yüzde 94,1 olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla Sözen'in rektörlüğe başladığı 2022 yılı öğrenci talebi bakımından
henüz gerilemenin değil, tersine serinin en yüksek doluluk değerinin görüldüğü
yıldır. Bu bulgu araştırma açısından son derece önemlidir. Çünkü 2022–2026
dönemindeki gelişmeleri değerlendirirken “Sözen geldi ve üniversite geriledi”
biçimindeki basit bir nedensellik kurulamaz. Tam tersine, başlangıç noktasında
üniversitenin öğrenci talebi bakımından güçlü bir konumda bulunduğu
görülmektedir. Dolayısıyla araştırılması gereken gerçek soru şudur: 2022'de
yüzde 94,1 düzeyinde bulunan program doluluk oranı Sözen döneminin izleyen
yıllarında neden ve hangi mekanizmalarla belirgin biçimde gerilemiştir? Bu
soru, yönetim değişikliği ile sonuç arasındaki ilişkiyi araştırmayı olanaklı
kılmakta fakat sonucu önceden belirlememektedir.
Akademik Göstergelerde
2022–2023 Geçişi
YÖK'ün
2018–2023 verileri Sözen döneminin başlangıcından hemen sonraki akademik
görünümü değerlendirmek bakımından önemli bir ara kesit sağlamaktadır. Buna
göre mezunların yurtiçinde ilk iş bulma süresi 2022'de 7,5 aydan 2023'te 4,3
aya düşmüş ve çift anadal (ÇAP) veya yandal yapan öğrenci oranı yüzde 4,71'den
yüzde 5,201'e yükselmiştir. Bu iki gösterge olumlu yönde değişmiştir. Buna
karşılık normal öğrenim süresi içinde mezuniyet oranı 2022'de yüzde 66,92 iken
2023'te yüzde 64,98'e gerilemiştir. YKS kılavuzunda akredite olduğu belirtilen
lisans programlarının sayısı da 2022'de 17 iken 2023'te 14'e düşmüştür. Bu
veriler, Sözen döneminin ilk yılında bütün akademik göstergelerin aynı yönde
bozulduğu şeklinde bir sonuca izin vermemektedir. Tam tersine, bazı göstergeler
iyileşirken bazı göstergeler gerilemiştir. Bu nedenle “akademik çöküş” gibi
bütünsel bir niteleme yerine göstergelerin farklı yönlerde hareket ettiği bir
geçiş döneminden söz etmek daha doğru olacaktır. Bununla birlikte akreditasyon
sayısının 17'den 14'e düşmesi normal sürede mezuniyet oranındaki gerileme ve
bazı araştırma göstergelerinde daha sonraki yıllarda görülen değişimler,
akademik kapasitenin daha uzun bir zaman serisi içinde izlenmesini gerekli
kılmaktadır. YÖK verileri bu nedenle araştırmanın sonraki bölümlerinde temel
başvuru kaynaklarından biri olacaktır.
Akademik Personel
Siyasası: 2024'te Görünür Duruma Gelen Sorun
Sözen
döneminin kurumsal açıdan daha dikkat çekici gelişmelerinden biri 2024 yılında
akademik personel işten çıkarmaları konusunda kamuoyuna yansıyan haberlerdir. T24'ün
2024 tarihli haberine göre Maltepe Üniversitesi'nde 23 öğretim görevlisi “bölüm
kapatma ve küçülme” gerekçeleriyle işten çıkarılmıştır. Haberde işten çıkarılan
akademisyenlerin, akademik planlama, iş yükünün artması ve uzmanlık alanı
dışında ders verme gibi sorunlara ilişkin değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bu bilgilerin önemli bir bölümü çalışanların beyanlarına dayandığından bunlar
üniversitenin resmi olarak kabul ettiği olgular değil, basına yansıyan çalışan savları
olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte söz konusu olayın araştırma
bakımından önemi yalnızca işten çıkarılan kişi sayısından ibaret değildir. Eğer
personel azalması gerçekten bölüm kapatma veya küçülme siyasasıyla
bağlantılıysa bunun üniversitenin akademik kapasitesi üzerinde etkileri olması
beklenebilir. Özellikle kıdemli akademisyenlerin ayrılması, bazı derslerin alan
dışından öğretim elemanları tarafından verilmesi veya mevcut öğretim
elemanlarının iş yükünün artması gibi gelişmelerin gerçekleştiği bağımsız
olarak doğrulanabilirse personel siyasası ile eğitim kapasitesi arasında bir
ara mekanizma ortaya çıkabilir. Dolayısıyla bu olay araştırmanın kuramsal
modelindeki “yönetim, akademik kapasite ve eğitim/kurumsal kalite” zincirinin
araştırılması bakımından önemlidir. Ancak mevcut kanıt düzeyi henüz bu zincirin
bütün halkalarının doğrulandığını söylemeye yeterli değildir.
Siyasal Bağlantı
Savının Somutlaşması: 2023–2024 Olayı
Sözen
döneminin siyasal yönetişim bakımından dikkat çeken bir diğer gelişmesi 2023
yılında yayımlanan ve Sözen'in AK Parti seçim çalışmalarıyla bağlantılı bir
WhatsApp grubunun yöneticisi olduğunu ileri süren haberdir. 3 Nisan 2023
tarihli haberde Hayri Demir, Sözen'in seçim döneminde AK Parti lehine yürütülen
sosyal medya çalışmalarında kullanılan bir WhatsApp grubunda yönetici olarak
yer aldığını ileri sürmüştür. Sözen bu savı reddetmiş ve haberin kaldırılması
için hukuksal girişimde bulunmuştur. Haber daha sonra erişime engellenmiş ve
Sözen gazeteci ile Gazete Pencere aleyhine 20 bin TL manevi tazminat davası
açmıştır. Dava 9 Mayıs 2024 tarihinde İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
tarafından reddedilmiştir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta
davanın reddedilmiş olmasının haberdeki savın mahkeme tarafından doğrulandığı
anlamına gelmemesidir. Mahkemenin kararından güvenli biçimde çıkarılabilecek
sonuç Sözen'in habere karşı açtığı manevi tazminat davasının reddedilmiş
olmasıdır. Bununla birlikte olay Sözen'in siyasal geçmişinin yalnızca
biyografik bir veri olarak kalmadığını ve rektörlük döneminde üniversite
yöneticisinin siyasal etkinliklerle ilişkisine ilişkin kamuya açık bir
tartışmanın ortaya çıktığını göstermektedir. Bu nedenle olay siyasal yönetişim
göstergesi olarak veri setine alınabilir ancak üniversitenin akademik
kararlarının siyasal amaçlarla alındığının kanıtı olarak kullanılamaz.
2022–2026
Döneminin Öğrenci Talebi Bakımından Sonucu
Sözen
döneminin kurumsal sonuçlarını değerlendirebilmek bakımından öğrenci talebi
göstergeleri belirleyici öneme sahiptir. YÖK verilerinde 2022 yılında yüzde
94,1 olan genel program doluluk oranının ardından, 2025 ve 2026 YKS
dönemlerinde Maltepe Üniversitesi'nin nihai doluluk oranının yaklaşık yüzde 49
düzeyine gerilemiş olması dört yıllık dönem içinde çok büyük bir değişim
yaşandığını göstermektedir. 2026 yılında İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin
genel kesin doluluk oranı yaklaşık yüzde 67 düzeyindeyken Maltepe
Üniversitesi'nin oranı yaklaşık yüzde 49 düzeyinde kalmıştır. Bu değişim
araştırmanın en güçlü görgül bulgularından birini oluşturmaktadır. Ancak burada
da iki konu birbirinden ayrılmalıdır. Birincisi, öğrenci talebinde ciddi bir
gerileme olduğu konusunda güçlü bir veri bulunmaktadır. İkincisi ise, bu
gerilemenin Sözen yönetiminden kaynaklandığı sonucudur. İkinci sonuç için
yalnızca zaman ilişkisi yeterli değildir. Çünkü 2022–2026 arasında
yükseköğretim piyasasındaki yarışma, üniversitelerin ücret siyasaları, burs
oranları, program kontenjanları, ekonomik koşullar ve İstanbul'daki diğer vakıf
üniversitelerinin başarım düzeyi gibi çok sayıda değişken de etkili olmuş
olabilir. Bu nedenle öğrenci talebindeki düşüş Sözen döneminin “sonucu” olarak
değil, Sözen döneminde ortaya çıkan ve başka açıklayıcı değişkenlerle birlikte
çözümlenmesi gereken kurumsal sonuç olarak ele alınmalıdır.
Dönemin Bütünsel
Değerlendirmesi
2022–2026
dönemi birlikte değerlendirildiğinde dört önemli bulgu ortaya çıkmaktadır. İlk
olarak, Sözen döneminin başlangıcında Maltepe Üniversitesi öğrenci talebi
bakımından zayıf bir durumda değildir. Tam tersine, 2022 yılında yüzde 94,1 ile
incelenen dönemin en yüksek doluluk oranına ulaşılmıştır. İkinci olarak, Sözen
döneminin ilk yılındaki akademik göstergeler tek yönlü bir gerilemeye işaret
etmemektedir. Bazı göstergelerde iyileşme ve bazılarında ise gerileme vardır.
Bu nedenle kurumsal gerileme varsayımı 2022–2023 verileriyle tek başına
doğrulanamaz. Üçüncü olarak, 2024'te akademik personel işten çıkarmaları ve
küçülme savlarının ortaya çıkması üniversitenin akademik kapasitesi ile yönetim
siyasaları arasındaki ilişkinin araştırılmasını gerekli kılan somut bir
gelişmedir. Ancak bu olayın kapsamı, gerekçesi ve akademik kapasite üzerindeki
etkileri bakımından mevcut kanıtların önemli bölümü çalışanlar ve basın
kaynaklıdır. Bu nedenle savların bağımsız verilerle desteklenmesi
gerekmektedir. Dördüncü olarak, Sözen döneminin sonunda öğrenci talebinde çok
belirgin bir gerileme görülmektedir. Bu sonuç, dönem boyunca meydana gelen
yönetimsel ve akademik değişikliklerle birlikte incelenmeyi gerektirmektedir. Fakat
tek başına yönetimsel nedenselliği kanıtlamamaktadır. Bu bulgular ışığında
Sözen dönemine ilişkin en güçlü araştırma varsayımı şu biçimde kurulabilir: 2022–2026
döneminde Maltepe Üniversitesi'nde ortaya çıkan öğrenci talebi gerilemesi
üniversitenin yönetim ve akademik kapasitesindeki değişimlerle birlikte
gerçekleşmiştir ancak bu gerilemenin yönetim siyasalarından kaynaklandığını
ileri sürebilmek için akademik personel hareketliliği, profesör ve doçent
sayıları, program değişiklikleri ve diğer vakıf üniversiteleriyle
karşılaştırmalı performans verilerinin birlikte çözümlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla
Sözen dönemi araştırmada nedeni baştan belirlenmiş bir “gerileme dönemi” olarak
değil, yönetim değişikliği ile kurumsal sonuçlar arasındaki ilişkinin
sınanabileceği önemli bir dönem olarak konumlandırılmalıdır. Bu yaklaşım
çalışmanın siyasal yönetişim boyutunu zayıflatmamakta ve tersine siyasal
bağlantı savını somut kurumsal göstergeler üzerinden sınanabilir duruma
getirmektedir.
ÖĞRENCİ
TALEBİ VE AKADEMİK KAPASİTE ARASINDAKİ İLİŞKİNİN ÇÖZÜMLENMESİ
Maltepe
Üniversitesi'nde 2018–2026 döneminde ortaya çıkan kurumsal değişimin
anlaşılabilmesi bakımından öğrenci talebi ile akademik kapasitenin birlikte ele
alınması gerekmektedir. Çünkü öğrenci talebindeki değişim üniversitenin dış
çevredeki çekiciliğine ilişkin bir sonuç göstergesi niteliğindeyken akademik
kapasite bu çekiciliği ve eğitim-öğretim etkinliklerinin sürdürülebilirliğini
etkileyebilecek içsel bir kurumsal kapasiteyi ifade etmektedir. Bununla
birlikte iki değişken arasındaki ilişki doğrudan ve tek yönlü kabul edilemez.
Öğrenci Talebindeki
Değişimin Boyutu
Maltepe
Üniversitesi'nin öğrenci talebine ilişkin uzun dönemli veriler araştırmanın
başlangıç varsayımını oldukça açık biçimde ortaya koymaktadır. YÖK verilerine
göre üniversitenin toplam kontenjan doluluk oranı 2018'de yüzde 81,0 iken
2019'da yüzde 92,28'e, 2020'de yüzde 82,0'a, 2021'de yüzde 86,0'a ve 2022'de
yüzde 94,1'e yükselmiştir. Bu tablo, 2018–2022 döneminde Maltepe
Üniversitesi'nin kontenjanlarını doldurma bakımından belirgin bir sorun
yaşamadığını göstermektedir. Özellikle 2022'de ulaşılan yüzde 94,1 oranı,
araştırmada başlangıç dönemi açısından güçlü bir referans noktası oluşturmaktadır.
Buna karşılık 2025 yılında kesin doluluk oranının yüzde 49,0, 2026 yılında ise
yüzde 49,4 düzeyinde kalması beş yıllık bir zaman aralığında çok büyük bir
değişim yaşandığını göstermektedir. 2026 yılında İstanbul'daki vakıf
üniversitelerinin toplam kesin doluluk oranının yaklaşık yüzde 67,1 olması da
Maltepe Üniversitesi'ndeki düşüşün yalnızca İstanbul vakıf üniversitelerinin
genel durumuyla açıklanamayabileceğini düşündürmektedir. Dolayısıyla ilk görgül
bulgu açıktır: Maltepe Üniversitesi'nin öğrenci talebi bakımından 2022
sonrasında belirgin bir zayıflama meydana gelmiştir. Ancak bu saptama henüz bu
zayıflamanın nedenini açıklamamaktadır.
2022 Yılı
Neden Önemli Bir Karşılaştırma Noktasıdır?
2022 yılı
iki nedenle önemlidir. Birincisi, öğrenci talebi bakımından incelenen dönemin
en yüksek değerinin bu yılda görülmesidir. İkincisi, Edibe Sözen'in rektörlük
görevine aynı yıl başlamasıdır. Bu iki gelişmenin aynı yıl meydana gelmesi
araştırma açısından dikkat çekici olmakla birlikte tek başına nedensellik
kanıtı değildir. Hatta başlangıç koşulları açısından bakıldığında Sözen'in
göreve geldiği yıl üniversitenin öğrenci talebinin yüksek olması, “yönetim
değişikliği gerilemeyle birlikte başlamıştır” biçimindeki basit açıklamayı
zaten zayıflatmaktadır. Daha doğru soru şudur: 2022'de yüksek düzeyde bulunan
öğrenci talebi 2023–2026 döneminde neden ve hangi kurumsal süreçler üzerinden
gerilemiştir? Bu sorunun yanıtı için akademik kapasitenin değişiminin
incelenmesi gerekmektedir.
Akademik Kapasitenin
Yapısı
Araştırmanın
bu aşamasında akademik kapasite bakımından üç temel kadro grubu esas
alınmalıdır: profesörler, doçentler ve doktor öğretim üyeleri. Bunun nedeni
öğretim elemanı sayısının toplamından çok akademik kadronun niteliği ve kıdem
bileşiminin üniversitenin kurumsal kapasitesini anlamada daha açıklayıcı
olabilmesidir. Özellikle profesör ve doçentlerin sayısındaki azalma tek başına
eğitim kalitesinin düştüğünü kanıtlamaz. Bununla birlikte uzun dönemli ve
belirgin bir azalma varsa üniversitenin kıdemli akademik insan kaynağında bir
daralma bulunduğuna ilişkin önemli bir gösterge oluşturabilir. Buna karşılık
doktor öğretim üyelerinin sayısının artması otomatik olarak olumsuz bir gelişme
olarak değerlendirilemez. Üniversiteler eğitim etkinliklerinin önemli bir
bölümünü doktor öğretim üyeleri aracılığıyla yürütmektedir. Burada
araştırılması gereken profesör ve doçentlerin azalması ile doktor öğretim
üyelerinin artması arasında nasıl bir kadro dönüşümü gerçekleştiğidir. Dolayısıyla
“derslerin büyük bölümünü doktor öğretim üyeleri veriyor” biçimindeki gözlem
ancak ders dağılımına ilişkin doğrulanabilir veriler elde edilirse araştırmanın
bulgusu durumuna getirilebilir. Mevcut aşamada ise bu konu bir araştırma varsayımı
olarak tutulmalıdır.
Akademik Kapasite
ile Öğrenci Talebi Arasında Olası İlişki
Kuramsal
olarak akademik kapasitedeki zayıflama öğrenci talebini birkaç mekanizma
üzerinden etkileyebilir. Birinci mekanizma eğitim kapasitesidir. Kıdemli
akademik kadronun azalması bazı programlarda ders çeşitliliğini veya uzmanlık
alanlarının kapsamını daraltabilir. İkinci mekanizma kurumsal saygınlıktır.
Öğrencilerin üniversite tercihlerinde akademik kadronun niteliği, öğretim
üyelerinin tanınırlığı, programların akreditasyonu ve mezunların başarısı gibi
unsurlar rol oynayabilir. Üçüncü mekanizma araştırma ve akademik üretim
kapasitesidir. Profesör ve doçentlerin azalması, başka koşullar sabit
kaldığında, araştırma üretiminin ve lisansüstü eğitim kapasitesinin
sürdürülebilirliği bakımından önem taşıyabilir. Dördüncü mekanizma ise personel
kararlılığıdır. Akademisyenlerin yüksek oranlarda ayrılması veya işten
çıkarılması öğrencilerin gözlemleyebileceği bir kurumsal kararsızlık
yaratabilir. Bununla birlikte bu mekanizmaların herhangi birinin Maltepe
Üniversitesi'nde gerçekten işlediğini söyleyebilmek için ilgili döneme ait
somut verilerin gösterilmesi gerekmektedir.
YÖK Göstergelerinin
Ortaya Koyduğu Tablo
Mevcut YÖK
verileri bu noktada ihtiyatlı bir değerlendirmeyi gerektirmektedir. 2018–2023
arasında üniversitenin bazı akademik göstergeleri olumlu, bazıları ise olumsuz
yönde değişmiştir. Örneğin ilk iş bulma süresi 2018'de 9,5 ay iken 2023'te 4,3
aya düşmüştür. ÇAP/yandal katılım oranı da yükselmiştir. Buna karşılık normal
sürede mezuniyet oranı 2022'den 2023'e yüzde 66,92'den yüzde 64,98'e düşmüş ve
akredite lisans programlarının sayısı 17'den 14'e gerilemiştir. Daha dikkat
çekici bazı göstergelerde ise araştırma kapasitesi bakımından dalgalanma
görülmektedir. Öğretim üyesi başına ulusal hakemli yayın göstergesi 2022'de
0,26 iken 2023'te 0,19'a düşmüş ve indeksli yayın başına öğretim üyesi
göstergesi ise 0,30 düzeyinde kalmıştır. Alan ağırlıklı atıf endeksi 0,46'dan
0,49'a yükselirken endeksli yayınların atıf alma oranı yüzde 74,95'ten yüzde
66,72'ye gerilemiştir. Dolayısıyla mevcut veriler tek yönlü bir akademik çöküş
tablosu ortaya koymamaktadır. Ancak bazı göstergelerdeki bozulmalar özellikle
öğrenci talebindeki büyük gerilemeyle birlikte düşünüldüğünde daha ayrıntılı
bir akademik kapasite incelemesini gerekli kılmaktadır.
2024 Akademik
Personel Hareketliliğinin Önemi
2024 yılında
Maltepe Üniversitesi'nde 23 akademisyenin işten çıkarıldığına ilişkin haberler
bu noktada önem kazanmaktadır. Basına yansıyan bilgilerde küçülme ve bölüm
kapatma gerekçeleri öne çıkarken bazı akademisyenler akademik planlama, artan
iş yükü ve alan dışı ders verme gibi sorunlardan söz etmiştir. Bu gelişme ile
öğrenci talebindeki gerileme arasında doğrudan bir nedensellik kurmak olanaklı
değildir. Bununla birlikte zaman sıralaması dikkate değerdir:
2022: yüzde 94,1 doluluk
↓
2023: akademik göstergelerde karmaşık
görünüm
↓
2024: akademik personel işten
çıkarmalarına ilişkin haberler
↓
2025: yüzde 49,0 nihai doluluk
↓
2026: yüzde 49,4 nihai doluluk
Bu
kronoloji, araştırılması gereken bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Fakat
kronoloji henüz nedensellik değildir.
Yönetim–Akademik
Kapasite–Öğrenci Talebi Zinciri
Burada
araştırmanın temel modeli daha somut duruma gelmektedir:
Yönetim siyasası
↓
Akademik personel siyasası
↓
Profesör/doçent/doktor öğretim üyesi
bileşimi
↓
Eğitim ve araştırma kapasitesi
↓
Kurumsal saygınlık/çekicilik
↓
Öğrenci talebi
Maltepe
Üniversitesi açısından şu anda bu zincirin ilk ve son halkalarına ilişkin
önemli veriler bulunmaktadır: yönetim değişikliği ve siyasal geçmişe ilişkin
doğrulanabilir bilgiler ile öğrenci talebindeki belirgin düşüş. Buna karşılık
ara halkalar henüz yeterince doldurulmuş değildir. Özellikle 2018–2026 arasında
profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi sayılarının yıllara göre değişimi
ortaya konmadan yönetim ile öğrenci talebi arasında akademik kapasite üzerinden
nedensel bir bağlantı kurmak erken olacaktır. Bu nedenle araştırmanın bundan
sonraki veri toplama aşamasında en önemli eksik, tam da bu akademik kadro
serisidir.
Araştırmanın
Bu Aşamadaki Sonucu
Mevcut
bulgular üç düzeyde değerlendirilebilir. Birinci düzeyde, Maltepe
Üniversitesi'nin öğrenci talebinde ciddi ve uzun dönemli bir gerileme bulunduğu
görülmektedir. 2022'de yüzde 94,1 olan doluluk oranının 2025–2026 döneminde
yaklaşık yüzde 49 düzeyine inmesi bu değişimin basit bir yıllık dalgalanma
olmadığını düşündürmektedir. İkinci düzeyde, aynı dönemde akademik personel ve
yönetim uygulamalarına ilişkin bazı sorunların kamuoyuna yansıdığı
görülmektedir. Özellikle 2024'teki personel işten çıkarmaları akademik
kapasitenin incelenmesini gerekli kılan somut bir gelişmedir. Üçüncü düzeyde
ise henüz kanıtlanmamış bir açıklama bulunmaktadır: yönetim tercihleri akademik
kapasiteyi zayıflatmış ve bunun sonucunda öğrenci talebi gerilemiş olabilir. Bu
açıklama araştırmanın önemli bir varsayımıdır. Fakat mevcut verilerle henüz
kanıtlanmış bir sonuç değildir. Dolayısıyla çözümlemenin bu aşamasında ulaşılan
en önemli sonuç şudur: Maltepe Üniversitesi'nde 2022 sonrasında öğrenci
talebinde belirgin bir gerileme ile yönetim ve akademik personel alanında
önemli gelişmeler aynı dönemde ortaya çıkmıştır. Ancak bu iki olgu arasındaki
nedensel ilişkinin kurulabilmesi için akademik kadro yapısındaki değişimin
özellikle profesör–doçent–doktor öğretim üyesi dağılımının 2018–2026 döneminde
ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
AKADEMİK
KADRO YAPISINDAKİ DEĞİŞİM: PROFESÖR, DOÇENT VE DOKTOR ÖĞRETİM ÜYESİ DENGESİ
Öğrenci
talebindeki değişimin üniversitenin kurumsal kapasitesiyle ilişkisini
değerlendirebilmek için ikinci temel gösterge grubu akademik kadro yapısıdır.
Ancak burada yalnızca toplam öğretim elemanı sayısına bakılması yeterli
değildir. Özellikle vakıf üniversitelerinde profesör, doçent ve doktor öğretim
üyesi dağılım, eğitim-öğretim etkinliklerinin niteliği, lisansüstü programların
sürdürülebilirliği, araştırma kapasitesi ve üniversitenin akademik saygınlığı
bakımından birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle Maltepe Üniversitesi
açısından 2018–2026 döneminde izlenmesi gereken temel göstergeler profesör,
doçent ve doktor öğretim üyesi sayıları ile bunların toplam öğretim üyesi
içerisindeki oranlarıdır. Buna karşılık öğretim elemanlarının toplam sayısındaki
değişim tek başına akademik kapasitedeki güçlenme veya zayıflamayı
göstermemektedir. Öğretim üyesi sayısındaki artışın hangi akademik unvanlarda
gerçekleştiği ve bu kadroların hangi alanlarda yoğunlaştığı ayrıca
incelenmelidir. Burada önemli bir veri sınırlılığı bulunmaktadır. Mevcut
doğrulanmış veriler Maltepe Üniversitesi'nin 2018–2023 dönemindeki bazı YÖK başarım
göstergelerini ortaya koymakla birlikte 2018–2026 arasında profesör, doçent ve
doktor öğretim üyesi sayılarını aynı yöntem ve tanımlarla veren kesintisiz bir
seri henüz oluşturulmuş değildir. Bu nedenle mevcut aşamada belirli yıllar için
kadro sayıları verilerek bir düşüş veya yükseliş savında bulunmak yöntembilimsel
olarak doğru olmayacaktır. Bununla birlikte YÖK göstergeleri akademik
kapasitenin bazı boyutları hakkında dolaylı bilgiler vermektedir. Örneğin
öğretim elemanı başına öğrenci sayısı 2018'de 23,29 iken 2022'de 16,69'a,
2023'te ise 17,04'e gerilemiştir. Bu gösterge, salt öğrenci sayısındaki
azalmadan bağımsız olarak yorumlanamayacağı gibi doğrudan akademik niteliğin
yükseldiği anlamına da gelmez. Benzer biçimde doktora öğrencilerinin öğretim
üyesi başına sayısı 2018'de 1,24 iken 2022'de 0,72 ve 2023'te 0,71 olmuştur. Bu
değişim, lisansüstü eğitim kapasitesinin belirli bir boyutunda zayıflamaya
işaret edebilir ancak bunun nedeninin öğretim üyesi sayısındaki artış mı,
doktora öğrenci sayısındaki azalma mı veya her ikisinin bileşimi mi olduğu
ayrıca belirlenmelidir. Araştırma göstergelerinde de tek yönlü bir gerileme
görülmemektedir. Öğretim üyesi başına ulusal hakemli dergilerdeki yayın sayısı
2018'de 0,04 iken 2022'de 0,26'ya yükselmiş, 2023'te 0,19'a gerilemiştir. Alan
ağırlıklı atıf endeksi ise 0,41'den 0,46'ya ve 0,49'a yükselmiştir. Buna
karşılık indeksli yayınların atıf alma oranı aynı dönemde 86,03'ten 74,95'e ve
66,72'ye düşmüştür. Dolayısıyla akademik performans bakımından da “genel ve
sürekli bir çöküş” biçiminde bir sonuç çıkarmak mevcut verilerle olanaklı
değildir. Bu bulgu araştırmanın temel sorunsalı bakımından önemlidir. Çünkü
öğrenci talebindeki belirgin gerileme ile akademik başarım göstergelerindeki
değişim aynı yönde ve aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum iki farklı
açıklama olasılığını gündeme getirmektedir: Öğrenci talebindeki gerilemenin
önemli bir bölümü akademik başarım dışındaki etmenlerden kaynaklanmış olabilir.
Akademik kapasitedeki bazı değişimler toplam başarım göstergelerine henüz tam
olarak yansımamış olabilir. Bu iki olasılığı birbirinden ayırabilmek için
akademik kadronun niceliğinden çok yapısına ve sürekliliğine bakılması
gerekmektedir.
Kadro
Değişikliklerinin Zamanlaması
2022–2026
dönemi bu bakımdan ayrıca önem taşımaktadır. Edibe Sözen'in rektörlüğe
başlaması Temmuz 2022'ye rastlamaktadır. Ancak 2022 yılı aynı zamanda Maltepe
Üniversitesi'nin YÖK verilerinde yüzde 94,1 ile yüksek bir kontenjan doluluk
oranına sahip olduğu yıldır. Dolayısıyla Sözen'in göreve başlaması ile öğrenci
talebindeki sonraki düşüş arasında zamansal bir ilişki bulunmakla birlikte
2022'de henüz bir talep krizinin mevcut olduğu söylenemez. Daha sonraki
yıllarda akademik personel siyasalarına ilişkin kamuya yansıyan olayların
ortaya çıkması araştırmanın zaman serisini daha anlamlı kılmaktadır. Özellikle
2024 yılında 23 akademik personelin bölüm kapatma ve küçülme gerekçeleriyle
işten çıkarıldığı yönündeki haberler bu kişilerin ve meslektaşlarının akademik
planlama, ders yükü ve alan dışı ders verme konularındaki eleştirileriyle
birlikte değerlendirilmelidir. Bunlar basına ve çalışanların açıklamalarına
yansıyan savlardır ve dolayısıyla üniversitenin bütün akademik yapılanmasının
nesnel göstergesi olarak kabul edilmemelidir. Aynı şekilde 2026 yılında
akademik personel işten çıkarmalarına ilişkin yeni savların gündeme gelmiş
olması da dikkate alınmalıdır. Ancak 2026'ya ilişkin bu savların kapsamı,
gerekçeleri ve üniversite yönetiminin açıklaması tam olarak doğrulanmadan
bunları kesinleşmiş bir akademik kadro tasfiyesi biçiminde nitelendirmek doğru
olmayacaktır. Burada araştırma açısından daha önemli olan nokta personel
hareketlerinin öğrenci talebindeki gerilemeden önce mi, sonra mı veya onunla eş
zamanlı mı ortaya çıktığıdır. Eğer akademik kadroda önemli değişiklikler
öğrenci talebindeki düşüşten önce gerçekleşmişse bunlar olası bir açıklayıcı
değişken olarak incelenebilir. Buna karşılık öğrenci talebindeki gerileme önce
gerçekleşmiş ve kadro daralması daha sonra ortaya çıkmışsa personel siyasası
ekonomik ve mali baskıya verilen bir yönetim tepkisi olarak da açıklanabilir. Dolayısıyla
burada basit bir “A oldu, ardından B oldu” kronolojisi nedensellik için yeterli
değildir.
Akademik
Kapasite ile Öğrenci Talebi Arasındaki Olası Mekanizma
Araştırmanın
kavramsal modelinde daha önce kurulan ilişki bu noktada somutlaştırılabilir: “Yönetim
tercihleri, akademik kadro siyasası, akademik kapasite ve eğitim-öğretim
koşulları, kurumsal başarım ve saygınlık ve öğrenci talebi”. Bununla birlikte
ilişkinin ters yönde işlemesi de olanaklıdır: “Öğrenci talebindeki düşüş, gelir
ve mali baskı, kadro ve programlarda yeniden yapılanma, akademik kapasitede
değişim ve kurumsal saygınlık ve talepte yeni değişim”. Bu nedenle Maltepe
örneğinde tek yönlü bir nedensellik varsaymak yerine karşılıklı etkileşim
modeli daha uygun görünmektedir. Bu yaklaşım özellikle vakıf üniversiteleri
bakımından önemlidir. Öğrenci sayısındaki azalma doğrudan gelir yapısını
etkileyebildiğinden yönetim daha düşük maliyetli bir akademik örgütlenmeye
yönelebilir. Böyle bir yeniden yapılanma kısa dönemde mali sürdürülebilirlik
amacı taşıyabilir ancak deneyimli akademik personelin kaybı, ders
çeşitliliğinin azalması veya bazı programların daraltılması gibi sonuçlar
ortaya çıkarsa uzun dönemde üniversitenin akademik çekiciliğini de
etkileyebilir. Böylece başlangıçtaki talep düşüşü ile sonraki akademik kapasite
değişimi arasında geri beslemeli bir süreç oluşabilir. Bu nedenle araştırmanın
bundan sonraki aşamasında yalnızca “kaç profesör, kaç doçent, kaç doktor
öğretim üyesi vardı?” sorusunun değil, bu kadronun hangi yıllarda değiştiği,
değişimin hangi akademik alanlarda gerçekleştiği ve öğrenci talebindeki
değişimle zaman bakımından nasıl örtüştüğü sorusunun yanıtlanması
gerekmektedir.
Ara
Değerlendirme
Mevcut
doğrulanmış veriler üç önemli sonuç ortaya koymaktadır. Birincisi, Maltepe
Üniversitesi'nde öğrenci talebinde 2022 sonrasında belirgin bir gerileme
yaşanmıştır. 2022'deki yüzde 94,1'lik doluluk oranından 2026'da kullanıcının
sağladığı ÖSYM kaynaklı görselde görülen yüzde 49,4'lük doluluk oranına geçiş
araştırmanın en güçlü görgül bulgularından biridir. İkincisi, üniversitenin
akademik göstergeleri aynı dönemde bütünüyle olumsuz bir tablo
sergilememektedir. Bazı göstergelerde iyileşme, bazılarında gerileme,
bazılarında ise dalgalanma bulunmaktadır. Bu nedenle öğrenci talebindeki
düşüşün doğrudan ve bütünüyle “akademik başarısızlık” ile açıklanması mevcut
verilerle olanaklı değildir. Üçüncüsü, 2024 ve 2026 yıllarında akademik
personel değişikliklerine ilişkin kamuya yansıyan savlar akademik kapasite ile
yönetim arasındaki ilişkinin ayrıca incelenmesini gerektiren bir ara değişken
niteliğindedir. Ancak bu olayların öğrenci talebindeki düşüşün nedeni olduğunu
söylemek için henüz yeterli veri bulunmamaktadır. Bu aşamada araştırmanın en önemli
veri boşluğu 2018–2026 yılları için profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi
sayılarının güvenilir ve karşılaştırılabilir biçimde ortaya konulmasıdır. Bu
seri elde edildiğinde öğrenci talebi ile akademik kadro arasındaki ilişkinin
yalnızca kavramsal değil, zaman serisi üzerinden görgül olarak da çözümlenmesi olanaklı
olacaktır. Bundan sonraki bölümde bu nedenle “Yönetim, Siyasal Bağlantılar ve
Kurumsal Yönetişim” başlığına geçmek daha doğru olacaktır. Burada Sözen'in
atanma biçimi, siyasal geçmişi, Cumhurbaşkanlığı ve Basın İlan Kurumu
görevleri, rektörlük dönemi ve bu dönemde ortaya çıkan yönetim/personel
tartışmaları ve siyasal bağlantı ile siyasal yönetişim arasındaki ayrım
korunarak çözümlenebilir.
YÖNETİM,
SİYASAL BAĞLANTILAR VE KURUMSAL YÖNETİŞİM
Maltepe
Üniversitesi'ndeki kurumsal değişimin açıklanmasında yönetim boyutunun ayrıca
ele alınması gerekmektedir. Çünkü üniversitelerde rektörlük yalnızca akademik eş
güdüm görevi değildir ve akademik personel siyasası, eğitim-öğretim, araştırma,
kalite güvence sistemi ve üniversitenin dış kurumlarla ilişkileri bakımından
merkezi bir yönetsel konuma sahiptir. Bununla birlikte bir rektörün siyasal
geçmişinin bulunması ile rektörlük görevini siyasal amaçlarla yürüttüğünün
ileri sürülmesi aynı şey değildir. Bu nedenle Maltepe Üniversitesi örneğinde
siyasal bağlantı ile siyasal yönetişim kavramlarının birbirinden ayrılması
gerekir.
Edibe
Sözen'in Rektörlüğe Atanması
Prof. Dr.
Edibe Sözen, 9 Temmuz 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
tarafından Maltepe Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştır. Atama, 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
hükümlerine dayandırılmıştır. Bu atamanın önemli bir özelliği Sözen'in yalnızca
akademik geçmişi bulunan bir kişi olmamasıdır. TBMM kayıtlarında 23. Dönem
İstanbul AK Parti milletvekili olarak yer alan Sözen'in akademik ve kamusal
geçmişinde siyasal görevler de bulunmaktadır. Maltepe Üniversitesi'nin kurumsal
arşivi ise onun Temmuz 2022–2026 arasında rektör olarak görev yaptığını
belirtmektedir. Dolayısıyla burada iki ayrı olgu bulunmaktadır: Birinci olgu,
Sözen'in akademik niteliğinin bulunmasıdır. Sosyoloji alanında profesör olan
Sözen daha önce Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde rektörlük ve rektör
yardımcılığı gibi akademik yöneticilik görevleri de yapmıştır. İkinci olgu,
akademik kariyerinin yanında siyasal ve kamusal görevler üstlenmiş olmasıdır.
Bu nedenle Sözen'in Maltepe Üniversitesi rektörlüğüne atanması yalnızca
akademik kariyer üzerinden açıklanabilecek bir atama değildir aynı zamanda
siyasal geçmişi bulunan bir akademisyenin devlet başkanı tarafından vakıf
üniversitesinin rektörlüğüne atanmasıdır. Ancak bu ikinci olgudan doğrudan
“siyasal yönlendirme” sonucuna geçmek yöntembilimsel olarak olanaklı değildir.
Bunun için siyasal geçmiş ile üniversite yönetim kararları arasında somut bir
bağlantı kurulması gerekir.
Rektörlük
ile Diğer Kamusal Görevlerin Eş Zamanlılığı
Sözen'in
rektörlük dönemini ilginç kılan başka bir nokta da üniversite dışındaki kamusal
görevleridir. Maltepe Üniversitesi'nin resmi arşivi onu Cumhurbaşkanlığı Sosyal
Siyasalar Kurulu üyesi ve Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı olarak
tanımlamaktadır. Sözen'in kendi akademik profilinde de Cumhurbaşkanlığı Sosyal Siyasalar
Kurulu görevi ile Basın İlan Kurumu Başkanlığı yer almaktadır. Burada özellikle
eş zamanlı kurumsal görevler kavramı önem kazanmaktadır. Üniversite rektörlüğü
ile başka kamu kurumlarındaki görevlerin aynı dönemde yürütülmesi tek başına
bir hukuka aykırılık veya üniversite yönetiminin siyasal niteliğine ilişkin
kanıt değildir. Bununla birlikte üniversite yönetiminin dış siyasal ve kamusal
ağlarla ne ölçüde iç içe olduğunu araştırmak bakımından önemli bir yönetişim
göstergesi oluşturabilir. Bu nedenle araştırmada “Sözen'in siyasal bağlantıları
vardı” şeklindeki genel bir ifadeden çok şu soru sorulmalıdır: Bu siyasal ve
kamusal bağlantılar Maltepe Üniversitesi'nin yönetim kararlarına, akademik
kadro siyasasına, kurumsal önceliklerine veya öğrenci talebini etkileyebilecek
uygulamalarına somut olarak yansımış mıdır? Mevcut veriler bu soruya henüz
kesin bir olumlu yanıt vermemektedir.
Üniversite
Yönetimi ile Siyasal Çevreler Arasındaki İlişkinin Niteliği
Bu noktada
araştırmanın kavramsal çerçevesindeki “siyasal yönetişim” kavramı işlevsel duruma
gelmektedir. Siyasal yönetişimden söz edebilmek için yalnızca yöneticinin
siyasal geçmişine değil, karar süreçlerinin siyasal ilişkilerden etkilenmiş
olduğuna ilişkin gözlenebilir göstergelere gereksinme vardır. Bu göstergeler en
az dört grupta incelenebilir:
Atama mekanizması: Rektörün hangi usulle ve hangi makam tarafından atandığı.
Kurumsal bağlantılar: Rektörün üniversite dışındaki siyasal veya kamu görevleri.
Karar süreçleri: Akademik kadro, bölüm, program, bütçe ve yönetim
kararlarının zamanlaması ve niteliği.
Sonuç göstergeleri: Bu kararların akademik kapasite, kurumsal başarım ve öğrenci
talebiyle ilişkisi.
Maltepe
örneğinde ilk iki unsur bakımından doğrulanabilir bir veri bulunmaktadır. Sözen
Cumhurbaşkanı tarafından atanmış ve aynı dönemde çeşitli kamu görevlerini
sürdürmüştür. Buna karşılık üçüncü ve dördüncü unsurlar bakımından daha güçlü
bir kanıt zincirine gereksinme vardır. Özellikle akademik personel
değişikliklerinin hangi organlar tarafından, hangi gerekçelerle ve hangi
akademik planlama çerçevesinde yapıldığı ortaya konulmadan bunların siyasal bir
yönlendirme sonucu olduğunu söylemek olanaklı değildir.
2023–2024
Siyasal İletişim Tartışması
Sözen'in
rektörlüğü sırasında siyasal bağlantılar bakımından kamuoyuna yansıyan bir
başka olay da 2023 yılında ortaya çıkan WhatsApp grubu tartışmasıdır. Gazeteci
Hayri Demir'in haberinde Sözen'in AK Parti'nin seçim dönemindeki sosyal medya
iletişimiyle bağlantılı olduğu ileri sürülmüş; Sözen ise savı reddederek haber
hakkında hukuksal girişimde bulunmuştur. Daha sonra açılan manevi tazminat
davasının mahkeme tarafından reddedildiği basın özgürlüğü alanında çalışan MLSA
tarafından bildirilmiştir. Burada hukuksal sonuç dikkatli yorumlanmalıdır.
Davanın reddedilmiş olması haberdeki savın mahkeme tarafından doğrulandığı
anlamına gelmez. Aynı şekilde Sözen'in savı reddetmiş olması da savın
yanlışlığını tek başına kanıtlamaz. Bu nedenle olay, araştırmada “siyasal
iletişim bağlantısına ilişkin kamuoyu tartışması ve taraflar arasındaki hukuksal
uyuşmazlık” olarak kaydedilmelidir. Bu olayın araştırmadaki değeri doğrudan bir
siyasal yönetişim kanıtı oluşturmasından çok Sözen'in üniversite dışındaki
siyasal iletişim alanıyla ilişkisinin kamuoyunda tartışılmış olduğunu
göstermesidir. Dolayısıyla olay, bağlamsal gösterge olarak kullanılabilir fakat
nedensel kanıt olarak kullanılamaz.
Rektörlük
Döneminin Sonlanması
Sözen'in
Maltepe Üniversitesi'ndeki rektörlüğü Temmuz 2026'da sona ermiştir.
Üniversitenin resmi arşivi Sözen'in Temmuz 2022–2026 arasında rektörlük
yaptığını, Yusuf Aksar'ın ise Temmuz 2026'da rektör vekili olarak göreve
başladığını belirtmektedir. Üniversitenin güncel rektörlük ve senato
sayfalarında da Yusuf Aksar “Rektör V.” olarak gösterilmektedir. Burada önemli
bir veri boşluğu bulunmaktadır: Sözen'in neden yeniden atanmadığına ilişkin
güvenilir ve açık bir resmi gerekçe saptanmış değildir. Bu nedenle görev
süresinin sona ermesini “görevden alınma”, “başarısızlık nedeniyle
değiştirilme” veya “siyasal tercih nedeniyle değiştirilme” biçiminde yorumlamak
doğru olmaz. Bu ayrım makalenin yöntembilimsel yaklaşımı açısından önemlidir.
Çünkü 2026'da yönetimin değişmiş olması ile 2026'daki öğrenci talebi veya
akademik personel hareketleri arasında kurulacak ilişkinin de ayrıca zamansal
olarak incelenmesi gerekmektedir.
Yönetişim
Değişkeninin Öğrenci Talebiyle Birlikte Değerlendirilmesi
Bu bulgular
bir arada değerlendirildiğinde Maltepe Üniversitesi bakımından üç ayrı düzey
ortaya çıkmaktadır:
Birinci
düzey: gözlenebilir olgu.
2022–2026
döneminde üniversitenin rektörlüğünü siyasal geçmişi ve kamu görevleri bulunan
bir akademisyen yürütmüştür. Aynı dönemde öğrenci talebinde belirgin bir
gerileme meydana gelmiştir.
İkinci
düzey: eş zamanlı gelişmeler.
Bu dönemde
akademik personel siyasalarına ilişkin çeşitli tartışmalar ve işten çıkarma savları
kamuoyuna yansımıştır.
Üçüncü
düzey: nedensel açıklama.
Bu
gelişmelerin öğrenci talebindeki gerilemeye neden olup olmadığı ise henüz
kanıtlanmış değildir.
Araştırmanın
bilimsel açıdan en önemli sonucu tam da burada ortaya çıkmaktadır. Siyasal
bağlantının varlığı ile siyasal etkinin varlığı birbirinden ayrılmalıdır.
Birincisi belgelenebilir bir biyografik ve kurumsal olgudur ve ikincisi ise
ancak karar süreçleri ile sonuçlar arasında somut bir mekanizma
gösterilebildiği ölçüde ileri sürülebilir. Bu nedenle Maltepe Üniversitesi
örneğinde mevcut kanıtlar, “siyasal geçmiş, üniversite yönetimi, akademik
gerileme ve öğrenci talebinde düşüş” biçiminde tamamlanmış bir nedensellik
zinciri kurmaya henüz yetmemektedir. Buna karşılık siyasal bağlantılar, yönetim
değişiklikleri, akademik personel hareketleri ve öğrenci talebindeki
gerilemenin aynı zaman aralığında bulunması bu değişkenler arasındaki ilişkinin
daha ileri düzeyde araştırılmasını gerektiren güçlü bir araştırma sorunu
oluşturmaktadır. Bir sonraki bölümde bu çerçeveyi “Kurumsal Gerilemenin
Nedensellik Sorunu: Piyasa Koşulları mı, Yönetim mi?” başlığı altında sınamak
uygun olacaktır. Burada özellikle Maltepe'deki düşüşün İstanbul'daki diğer
vakıf üniversitelerindeki genel değişimden ne ölçüde ayrıştığı belirleyici
olacaktır.
KURUMSAL
GERİLEMENİN NEDENSELLİK SORUNU: PİYASA KOŞULLARI MI, YÖNETİM Mİ?
Maltepe
Üniversitesi'nde 2022 sonrasında belirginleşen öğrenci talebi kaybının
açıklanmasında temel sorun gözlenen değişimin hangi etmenlerden
kaynaklandığının belirlenmesidir. Öğrenci doluluk oranındaki düşüş tek başına
yönetim başarısızlığının göstergesi olmadığı gibi aynı dönemde vakıf
üniversitelerinin karşı karşıya bulunduğu ekonomik, demografik ve yarışma
koşulları da Maltepe Üniversitesi'ndeki gelişmeleri bütünüyle açıklamayabilir.
Bu nedenle kurumsal gerilemenin nedenlerini araştırırken piyasa koşulları ile
üniversiteye özgü yönetimsel etmenlerin ayrıştırılması gerekir. Burada “piyasa”
kavramı dar anlamda ekonomik piyasa ile sınırlı değildir. Vakıf üniversiteleri
bakımından öğrenci talebi üniversite sayısındaki artış, toplam kontenjan,
öğrencilerin tercih davranışları, burs siyasaları, program çeşitliliği,
akademik saygınlık, mezunların istihdam olanakları ve İstanbul'daki
üniversiteler arasındaki yarışma gibi çok sayıda değişkenin etkisi altında
oluşmaktadır. Dolayısıyla Maltepe Üniversitesi'nin öğrenci talebindeki
değişiminin değerlendirilmesinde ilk soru şudur: Maltepe'deki gerileme
İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin genelinde gözlenen bir eğilimin parçası
mıdır, yoksa Maltepe'ye özgü bir sapma mıdır? Bu soru araştırmanın nedensellik
bakımından en önemli karşılaştırmasını oluşturmaktadır.
Piyasa
Koşullarının Açıklayıcı Gücü
Vakıf
üniversitelerinde öğrenci talebinin yalnızca üniversitenin kendi yönetim
kararlarından etkilenmediği açıktır. Aynı öğrenci kitlesi çok sayıda üniversite
ve program arasında tercih yapmaktadır. Bu nedenle bir üniversitenin doluluk
oranındaki değişimin değerlendirilmesinde aynı dönemdeki genel piyasa
hareketinin bilinmesi gerekir. Bu araştırmada İstanbul'daki vakıf
üniversitelerinin toplam doluluk oranının karşılaştırma ölçütü olarak
kullanılması bu nedenle önemlidir. Ancak önceki bölümde ortaya koyduğumuz gibi
doluluk oranı tek başına yeterli değildir. İki üniversitenin aynı oranda dolu
olması aynı akademik düzeyde öğrenci çektiği anlamına gelmez. Bu nedenle piyasa
karşılaştırmasına ikinci bir boyut eklenmelidir: Öğrenci talebinin niceliği ve
doluluk oranı ve öğrenci talebinin niteliği ve YKS başarı sırası ve taban puanı.
Böylece Maltepe'nin yalnızca kaç öğrenci çektiği değil, hangi başarı
düzeyindeki öğrencileri çektiği de İstanbul'daki vakıf üniversiteleriyle
karşılaştırılabilecektir. Bu ayrım nedensellik çözümlemesi açısından önemlidir.
Örneğin İstanbul'daki bütün vakıf üniversitelerinde doluluk oranı azalırken
Maltepe'deki düşüş aynı büyüklükteyse üniversiteye özgü yönetim etmenlerinin
açıklayıcı gücü zayıflayabilir. Buna karşılık genel piyasa koşulları görece kararlı
iken Maltepe'nin hem doluluk oranında hem de öğrenci başarı sıralarında
belirgin bir gerileme meydana gelmişse üniversiteye özgü etmenlerin ayrıca
incelenmesi gerekir.
Maltepe'nin
İstanbul Piyasasından Ayrışması
Mevcut
veriler Maltepe bakımından dikkat çekici bir ayrışma olduğunu göstermektedir.
YÖK verilerinde Maltepe Üniversitesi'nin genel kontenjan doluluk oranı 2022'de
yüzde 94,1'e ulaşmıştır. Buna karşılık kullanıcının sağladığı ÖSYM kaynaklı
2025–2026 YKS görselinde Maltepe'nin 2026 doluluk oranı yüzde 49,4 olarak
gösterilmektedir. Aynı görselde İstanbul vakıf üniversitelerinin toplam doluluk
oranı yüzde 67,1'dir. Bu iki veri aynı tanım ve veri setinden gelmediği için
aralarındaki farkın doğrudan bir zaman serisi karşılaştırması olarak
yorumlanmasında dikkatli olmak gerekir. Bununla birlikte 2026 itibarıyla
Maltepe'nin İstanbul vakıf üniversiteleri toplamının altında kaldığı
görülmektedir. Bu bulgu tek başına yönetimsel bir nedensellik kanıtı değildir.
Fakat “Maltepe'deki düşüş yalnızca piyasa koşullarının sonucudur” şeklindeki
açıklamanın da ayrıca sınanmasını gerektirir. İşte bu noktada YKS başarı
sıraları devreye girmektedir. Eğer Maltepe'nin öğrenci aldığı başarı sırası
zaman içinde İstanbul vakıf üniversitelerinin genelindeki değişimden daha fazla
gerilemişse bu durum üniversitenin kurumsal çekiciliğinde veya akademik
seçiciliğinde göreli bir zayıflama bulunduğuna ilişkin daha güçlü bir gösterge
oluşturabilir. Buna karşılık Maltepe'nin başarı sırası profili İstanbul
piyasasıyla yaklaşık aynı yönde hareket ediyor ancak doluluk oranı daha fazla
düşüyorsa farklı açıklayıcı değişkenlere bakılması gerekir.
Yönetimsel
Etmenlerin Açıklayıcı Gücü
Yönetimsel
etmenlerin nedensel önemini belirlemek için yalnızca rektör değişimini veya
yöneticinin siyasal geçmişini göstermek yeterli değildir. Yönetimsel etkinin
kurumsal sonuçlara hangi mekanizma üzerinden yansıdığı ortaya konulmalıdır. Bu
araştırmada söz konusu mekanizma şu şekilde kurulabilir:
Yönetim kararları
↓
Akademik kadro ve program siyasaları
↓
Eğitim-öğretim ve araştırma
kapasitesi
↓
Kurumsal başarım ve akademik saygınlık
↓
YKS tercihleri ve öğrenci talebi
Bu zincirin
her halkası ayrı ayrı gözlenebilir duruma getirilebilirse yönetimsel etkinin
açıklayıcı gücü artacaktır. Örneğin 2024 yılında akademik personel azaltımına
ilişkin haberler yönetim ile akademik kapasite arasında incelenmesi gereken bir
bağlantı oluşturmaktadır. Ancak bu tür haberlerde yer alan çalışan görüşleri ve
savlar doğrudan kurumsal performans verisi olarak kabul edilmemelidir. Bunların
akademik kadro sayıları, bölüm/program değişiklikleri ve YÖK göstergeleriyle
karşılaştırılması gerekir.
Ters
Nedensellik Olasılığı
Bununla
birlikte araştırmada göz ardı edilmemesi gereken başka bir olasılık daha
vardır: nedensellik yönetimden talebe değil, talepten yönetime doğru işliyor
olabilir. Öğrenci talebindeki azalma, daha az öğrenci, daha düşük gelir, mali
baskı, program/kadro yeniden yapılanması ve akademik personel azalması şeklinde
bir süreç yaratabilir. Bu durumda akademik personel azaltımı öğrenci
talebindeki düşüşün nedeni değil, sonucu veya sonucuna verilen yönetimsel tepki
olacaktır. Bu ayrım araştırmanın en önemli noktalarından biridir. Çünkü aynı
olay (örneğin akademik personel sayısındaki azalma) iki tümüyle farklı nedensel
modele yerleştirilebilir:
Model 1: Yönetimsel
tercih, akademik kapasite azalması, kurumsal çekicilikte azalma ve öğrenci
talebi azalması.
Model 2: Öğrenci
talebi azalması, mali baskı, yönetimin kadro azaltması ve akademik kapasitede
değişim.
Görgül
veriler bu iki modeli birbirinden ayırmadan akademik personel kaybını öğrenci
talebindeki düşüşün nedeni olarak kabul etmek yöntembilimsel açıdan hatalı
olur.
2022'nin
Nedensellik Bakımından Önemi
Bu nedenle
2022 yılı özel bir öneme sahiptir. Sözen'in rektörlüğe başlaması ile 2022'deki
yüzde 94,1'lik yüksek doluluk aynı zamana rastlamaktadır. Bu durum, “Sözen'in
atanmasıyla birlikte üniversitenin öğrenci talebi hemen geriledi” şeklindeki
basit bir açıklamayı desteklememektedir. Buna karşılık sonraki yıllarda talep
düşüşünün belirginleşmesi, akademik personel siyasalarına ilişkin tartışmaların
ortaya çıkması ve 2026'da yönetim değişikliğinin gerçekleşmesi daha karmaşık
bir zaman dizisi ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla 2022 yılı bu araştırmada bir
nedensellik başlangıç noktası değil, bir yönetim değişikliği ve sonrasındaki
gelişmelerin izlenmeye başlandığı referans noktası olarak ele alınmalıdır.
Piyasa ve
Yönetimin Birlikte Etkisi
Bununla
birlikte iki açıklamayı birbirinin seçeneği olarak görmek de gerekmeyebilir.
Maltepe Üniversitesi'ndeki gelişmeler bakımından daha gerçekçi bir model piyasa
koşulları ile yönetimsel etmenlerin birbirini etkileyebildiği etkileşimsel bir
model olabilir. Örneğin genel üniversite piyasasındaki yarışmanın artması
öğrenci talebini azaltabilir. Talepteki azalma üniversitenin mali yapısını
etkileyebilir. Yönetim buna program ve personel değişiklikleriyle karşılık
verebilir. Bu değişiklikler akademik kapasiteyi etkilerse üniversitenin tercih
edilme düzeyi yeniden değişebilir. Böylece süreç “piyasa koşulları, öğrenci
talebi, mali baskı, yönetimsel tepki, akademik kapasite, kurumsal çekicilik ve
yeniden öğrenci talebi” biçiminde geri beslemeli bir yapıya dönüşebilir. Bu
model Maltepe Üniversitesi'ndeki gelişmeleri tek bir nedene indirgemekten daha
açıklayıcı olabilir.
Nedensellik
İçin Kullanılacak Ölçütler
Bu nedenle
makalenin çözümlemesinde dört temel ölçüt kullanılabilir:
Zamanlama: Değişkenler hangi sırayla ortaya çıkmıştır?
Göreli değişim: Maltepe'deki değişim İstanbul vakıf üniversitelerinin genel
değişiminden farklı mıdır?
Mekanizma: Yönetimsel bir karar ile öğrenci talebi arasında akademik
kapasite, program yapısı veya kurumsal başarım üzerinden açıklanabilir bir ara
mekanizma var mıdır?
Açıklama seçenekleri: Aynı sonucu açıklayabilecek piyasa, demografik, ekonomik veya
program yapısına ilişkin başka etmenler bulunmakta mıdır?
Bu dört
ölçüt birlikte sağlanmadan öğrenci talebindeki düşüşü doğrudan rektörlük
dönemine veya siyasal bağlantılara bağlamak olanaklı değildir.
Ara Sonuç
Mevcut
bulgular Maltepe Üniversitesi'nde ciddi bir öğrenci talebi gerilemesi
bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu gerilemenin tek başına yönetimsel bir
başarısızlığın sonucu olduğu henüz söylenemez. Aynı şekilde genel vakıf
üniversitesi piyasasındaki koşulların Maltepe'deki değişimin tamamını
açıkladığı da gösterilmiş değildir. Bu nedenle araştırmanın bundan sonraki
aşamasında belirleyici karşılaştırma Maltepe ile İstanbul'daki vakıf
üniversiteleri arasındaki öğrenci talebi ve YKS başarı sırası farkının zaman
içindeki seyri olacaktır. Bu karşılaştırma yapılabildiğinde araştırmanın temel
sorusu daha somut biçimde yanıtlanabilir: Maltepe Üniversitesi'ndeki gerileme
vakıf üniversiteleri piyasasının genel bir sonucu olarak mı ortaya çıkmıştır,
yoksa genel piyasa eğiliminin ötesinde, üniversiteye özgü akademik ve yönetsel
değişkenlerin de etkisini gösteren bir ayrışma mı söz konusudur? Bu sorunun
yanıtı siyasal yönetişim tartışmasını da daha sağlam bir zemine oturtacaktır.
Çünkü önce Maltepe'nin gerçekten piyasa ortalamasından ayrışıp ayrışmadığını
göstermek ve daha sonra bu ayrışmanın olası yönetimsel açıklamalarını incelemek
yöntembilimsel olarak daha güçlüdür.
ÖĞRENCİ
TALEBİNİN NİTELİĞİ: DOLULUK ORANININ ÖTESİNDE YKS BAŞARI PROFİLİ
Öğrenci
talebindeki değişimin yalnızca kontenjanların ne ölçüde doldurulduğu üzerinden
değerlendirilmesi kurumsal gerilemenin niteliğini tam olarak ortaya
koymamaktadır. Doluluk oranı üniversitenin mevcut kontenjanlarını ne ölçüde
öğrenciyle doldurabildiğini gösteren önemli bir niceliksel göstergedir ancak
üniversiteye yönelen öğrencilerin akademik başarı düzeyleri hakkında doğrudan
bilgi vermez. Bu nedenle öğrenci talebinin çözümlemesinde ikinci bir boyutun
öğrenci talebinin niteliğinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu bağlamda
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları önemli bir görgül gösterge
sunmaktadır. ÖSYM, her yıl yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme
sonuçları kapsamında programların en küçük ve en büyük puanlarını
yayımlamaktadır. 2025-YKS için ÖSYM tarafından yayımlanan veriyi program
bazında sunmakta ve 2026-YKS için de aynı nitelikte veri yayımlanmış
bulunmaktadır. Burada araştırmanın amacı her bir programın taban puanlarını tek
tek incelemek değildir. Böyle bir çözümleme hem makalenin kapsamını gereksiz
biçimde genişletecek hem de üniversiteler arasındaki karşılaştırmayı
güçleştirecektir. Asıl amaç İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin öğrenci
talebinin akademik niteliğini üniversite düzeyinde karşılaştırılabilir
göstergelerle belirlemektir. Bu nedenle program düzeyindeki ÖSYM verilerinden
üniversite düzeyinde özet göstergeler üretilmesi daha uygun görünmektedir.
Ancak burada önemli bir yöntemsel sınırlılık bulunmaktadır. YKS'de SAY, EA, SÖZ
ve DİL gibi farklı puan türleri bulunduğundan bunların ham puanlarının tek bir
ortalama içinde birleştirilmesi yöntembilimsel olarak anlamlı değildir. Aynı
şekilde farklı puan türlerine ait başarı sıralarının da doğrudan tek bir
sıralamaya dönüştürülmesi sorunludur. Bu nedenle üniversitelerin öğrenci
profilinin karşılaştırılmasında öncelikle puan türleri temelinde medyan başarı
sırası veya buna karşılık gelen medyan taban puanlar kullanılmalıdır. Medyanın
tercih edilmesi birkaç yüksek puanlı programın üniversitenin genel öğrenci
profilini olduğundan daha yüksek göstermesini önleme bakımından ortalamaya göre
daha elverişli olabilir. Bununla birlikte, bu göstergenin de üniversitelerin
program çeşitliliğinden etkileneceği ve tıp, hukuk, mühendislik, iletişim veya
sosyal bilimler gibi farklı alanların aynı puan türü içinde dahi farklı talep
yapısına sahip olabileceği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle araştırmada YKS
verisi üniversitenin akademik kalitesinin doğrudan ölçüsü olarak değil, öğrenci
talebinin seçicilik/nitelik boyutunu gösteren betimleyici bir gösterge olarak
kullanılmalıdır. Böylece “doluluk” ile “öğrenci profilinin niteliği” birbirinden
ayrılmış olacaktır.
Maltepe
Üniversitesi açısından bu ayrım özellikle önemlidir. YÖK'ün üniversiteye
ilişkin izleme verilerinde toplam kontenjan doluluk oranı 2022 yılında %94,1
olarak görünürken, 2026 yılına ilişkin güncel YKS verisinde Maltepe
Üniversitesi için doluluk oranının %49,4 düzeyinde olduğu görülmektedir. Bu iki
veri arasında önemli bir niceliksel değişim bulunmaktadır. Ancak yalnızca bu
değişime bakılarak öğrencilerin akademik başarı profilinin de aynı ölçüde
gerilediği sonucuna ulaşmak olanaklı değildir. Bunun gösterilebilmesi için YKS
başarı sırası ve puanlarının ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu noktada
araştırmanın karşılaştırmalı boyutu önem kazanmaktadır. Maltepe
Üniversitesi'nin YKS öğrenci profili İstanbul'daki diğer vakıf
üniversiteleriyle karşılaştırılmalıdır. Böylece iki farklı olasılık birbirinden
ayrılabilir:
Genel
piyasa etkisi:
İstanbul'daki vakıf üniversitelerinin önemli bir bölümünde benzer bir öğrenci
profili değişimi ortaya çıkıyorsa Maltepe'deki gerilemenin önemli bir bölümünün
yükseköğretim piyasasındaki genel değişimlerle açıklanması olanaklı olabilir.
Üniversiteye
özgü ayrışma:
Maltepe'nin öğrenci başarı profilindeki değişim benzer vakıf üniversitelerinin
belirgin biçimde üzerinde gerçekleşiyorsa üniversiteye özgü etmenlerin
araştırılması daha fazla önem kazanacaktır.
Bu ikinci
durumda dahi doğrudan “yönetim kaynaklı gerileme” sonucuna ulaşılmamalıdır.
Çünkü üniversiteye özgü farklılaşmanın burs siyasaları, programların niteliği
ve çeşitliliği, ücret düzeyleri, yerleşke olanakları, akademik kadro,
mezunların istihdam sonuçları, kurumsal saygınlık veya tanıtım siyasaları gibi
çok sayıda açıklama seçeneği bulunabilir. Yönetim değişkeni ancak bu
açıklamalarla birlikte ve aracı değişkenler üzerinden değerlendirilebilir. Dolayısıyla
YKS verisinin araştırmadaki işlevi nedenselliği kanıtlamak değil, nedensellik
araştırmasının yönünü belirlemektir. Eğer Maltepe Üniversitesi'nin hem doluluk
oranı hem de öğrenci başarı profili benzer üniversitelere göre belirgin biçimde
geriliyorsa bu durum akademik kapasite, yönetim uygulamaları ve kurumsal saygınlık
gibi ara değişkenlerin daha yakından incelenmesini gerektirir. Buna karşılık
öğrenci başarı profilindeki değişim İstanbul vakıf üniversitelerinin genel
eğilimiyle büyük ölçüde örtüşüyorsa, yönetim etmenine atfedilebilecek özgül
etkinin daha ihtiyatlı değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle araştırmanın veri
matrisi içinde YKS göstergelerinin “öğrenci talebinin niceliği” ile “öğrenci
talebinin niteliği”ni birbirinden ayıracak biçimde düzenlenmesi uygun
olacaktır. Böyle bir yapı, daha sonra akademik kadro verileriyle birleştirildiğinde
Maltepe Üniversitesi'ndeki değişimin yalnızca “daha az öğrenci” biçiminde mi,
yoksa aynı zamanda “farklı nitelikte öğrenci” biçiminde mi gerçekleştiğini de
ortaya koyabilecektir. ÖSYM'nin 2025 ve 2026 YKS yerleştirme sonuçlarını ayrı
ayrı yayımlamış olması da bu karşılaştırmanın güncel biçimde yapılabilmesine
olanak vermektedir.
AKADEMİK
KAPASİTE VE KURUMSAL İŞLEYİŞTEKİ DEĞİŞİM
Öğrenci
talebindeki gerilemenin kurumsal bir gerilemeye dönüşüp dönüşmediğinin
belirlenebilmesi için yalnızca öğrenci sayısındaki değişimin incelenmesi
yeterli değildir. Üniversitenin akademik kapasitesinde ve eğitim-öğretim etkinliklerinin
sürdürülebilirliğinde meydana gelen değişikliklerin de dikkate alınması
gerekir. Bu nedenle Maltepe Üniversitesi'nin YÖK tarafından yayımlanan izleme
ve değerlendirme göstergeleri öğrenci talebi verileriyle birlikte ele
alınmalıdır. YÖK verileri 2018–2023 döneminde Maltepe Üniversitesi'nin bütün
akademik göstergelerinde aynı yönde bir değişim yaşanmadığını göstermektedir.
Bu bulgu özellikle önemlidir. Çünkü kurumsal gerileme kavramının
kullanılabilmesi tek tek olumsuz göstergelerin seçilmesine değil, farklı
göstergelerin birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Örneğin öğrenci başına
öğretim elemanı sayısını ifade eden göstergede 2018 yılında 23,29 olan değer
2022 yılında 16,69'a, 2023 yılında ise 17,04'e gerilemiştir. Bu değişim,
öğretim elemanı başına düşen öğrenci yükünün azaldığını ve niceliksel akademik
kapasitenin bu gösterge bakımından iyileştiğini düşündürmektedir. Benzer
biçimde ilk iş bulma süresinin 2018'de 9,5 aydan 2023'te 4,3 aya düşmesi de
mezunların işgücü piyasasına geçişi açısından olumlu bir değişime işaret
etmektedir. Buna karşılık bazı göstergelerde ters yönde gelişmeler
bulunmaktadır. Öğrenci başına basılı kitap sayısını gösteren ölçüt 2018'de 8,14
iken 2022'de 14,42'ye, 2023'te 16,29'a yükselmiştir. Dolayısıyla bu göstergenin
yorumlanması yalnızca sayısal artış üzerinden yapılamaz ve gösterge tanımının
yönü dikkate alınmalıdır. Doktora öğrencilerinin öğretim üyesi sayısına oranı
2018'de 1,24 iken 2022'de 0,72 ve 2023'te 0,71 olmuştur. Akademik yayınlara
ilişkin göstergelerde ise bazı artışlar görülmekle birlikte indeksli yayınların
atıf alma oranının 2018'de %86,03'ten 2022'de %74,95'e ve 2023'te %66,72'ye
gerilediği görülmektedir.
Dolayısıyla
YÖK göstergelerinden hareketle Maltepe Üniversitesi'nin 2018–2023 döneminde
bütünsel ve tek yönlü bir akademik çöküş yaşadığı sonucuna ulaşmak olanaklı
değildir. Tam tersine, göstergelerin bir bölümü olumlu, bir bölümü olumsuz ve
bir bölümü ise dalgalı bir görünüm sergilemektedir. Bu durum, kurumsal gerileme
kavramının özellikle dikkatli kullanılmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte
öğrenci talebindeki değişim farklı bir tablo ortaya koymaktadır. YÖK verilerine
göre üniversitenin genel kontenjan doluluk oranı 2018'de %81,0, 2019'da %92,28,
2020'de %82,0, 2021'de %86,0 ve 2022'de %94,1 düzeyindedir. 2026 yılına ilişkin
elde bulunan güncel YKS verisinde ise doluluk %49,4 olarak görülmektedir. Bu
nedenle öğrenci talebindeki uzun dönemli değişim akademik göstergelerdeki
değişimden ayrı bir olgu olarak değerlendirilmelidir. Bu ayrım araştırmanın
temel nedensellik sorununa yeniden dönülmesini gerektirmektedir. Öğrenci
talebindeki gerileme ile akademik kapasitedeki değişim arasında otomatik bir
neden-sonuç ilişkisi kurulamaz. Öğrenci talebinin azalması üniversitenin mali
yapısını etkileyerek personel ve program siyasalarında değişikliklere yol
açabileceği gibi, akademik kapasitedeki veya kurumsal işleyişteki değişiklikler
de öğrencilerin üniversite tercihlerini etkileyebilir. Böylece karşılıklı
nedensellik olasılığı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yönetim değişkeninin
etkisi doğrudan bir sonuç olarak değil, ara mekanizmalar üzerinden
değerlendirilmelidir.
Yönetim
Değişikliği ve Siyasal Çevreyle İlişki
Maltepe
Üniversitesi bakımından bu noktadaki en önemli yönetimsel değişim Edibe
Sözen'in Temmuz 2022'de rektör olarak göreve başlamasıdır. Sözen'in rektörlüğe
atanması Cumhurbaşkanı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve dönemin
rektör atama düzenlemeleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Sözen aynı
zamanda geçmişte AK Parti İstanbul milletvekilliği yapmış, Cumhurbaşkanlığı
Sosyal Siyasalar Kurulu'nda görev almış ve Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu
Başkanlığı yürütmüştür. Bu biyografik ve kurumsal bilgiler üniversite
yönetiminin siyasal çevrelerle ilişkisini araştırmak bakımından dikkate
alınabilecek olgusal verilerdir. Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Bir rektörün siyasal geçmişinin bulunması üniversite yönetiminin siyasal
amaçlarla yürütüldüğünü tek başına kanıtlamaz. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı
tarafından atanmış olması da üniversite içindeki belirli bir yönetim kararının
siyasal nedenlerle alındığını göstermeye yetmez. Bu nedenle siyasal bağlantı
ile siyasal yönlendirme arasında doğrudan bir eşitlik kurulması yöntemsel
olarak doğru değildir. Öte yandan Sözen dönemine ilişkin bazı akademik çalışma
koşulları ve personel siyasalarıyla ilgili sorunlar kamuoyuna ve TBMM'ye
taşınmıştır. TBMM Genel Kurulu'nda 2022 yılında Maltepe Üniversitesi de vakıf
üniversitelerindeki akademik personelin ücretleri, çalışma koşulları, iş
güvencesi ve akademik hakları bağlamında dile getirilen üniversiteler arasında
yer almıştır. Basında da aynı dönemde akademik ücretler ve çalışma koşullarına
ilişkin savlar yayımlanmıştır.
Daha sonraki
dönemde, 2024 yılında Maltepe Üniversitesi'nde bölüm kapatma ve küçülme
gerekçeleriyle akademisyenlerin işten çıkarıldığına ilişkin haberler
yayımlanmış ve akademisyenler tarafından akademik planlama, ders yükleri ve
çalışma koşulları konusunda çeşitli eleştiriler ileri sürülmüştür. 2026 yılında
da akademik personelin işten çıkarıldığına ilişkin yeni haberler yayımlanmış ve
konu TBMM gündemine taşınmıştır. Ancak bu gelişmelerin önemli bir bölümü basın
haberleri, çalışan açıklamaları veya siyasal aktörlerin savları niteliğindedir.
Bu nedenle bunların tümünün bağımsız biçimde doğrulanmış yönetimsel olgular
olarak sunulması doğru değildir. Aynı ihtiyat Sözen'in siyasal iletişim etkinlikleriyle
ilişkilendirildiği 2023 tarihli tartışma bakımından da gereklidir. Sözen
hakkında bir siyasal iletişim grubunun yöneticisi olduğuna ilişkin bir sav
ortaya atılmış, Sözen bu savı reddetmiş ve konu yargıya taşınmıştır. Açılan
tazminat davasının reddedilmiş olması savın doğru olduğunun mahkeme tarafından
kabul edildiği anlamına gelmediği gibi, savın kesin olarak yanlışlandığı
anlamına da gelmez. Bu olay, ancak üniversite yönetimi ile siyasal iletişim
alanı arasındaki ilişkinin kamuoyunda tartışılmış olduğunu gösteren bir olay
olarak kullanılabilir. Dolayısıyla mevcut kanıtlar siyasal bağlantıların
varlığı konusunda belirli bir olgusal zemin sağlamakla birlikte bu
bağlantıların Maltepe Üniversitesi'ndeki öğrenci talebi veya akademik kapasite
değişiminin nedeni olduğunu göstermemektedir.
GENEL
DEĞERLENDİRME, SONUÇ VE ÖNERİLER
Genel
Değerlendirme
Bu
araştırmanın temel sorusu Maltepe Üniversitesi’nde 2018–2026 döneminde gözlenen
kurumsal değişimin yalnızca yükseköğretim piyasasındaki genel gelişmelerle mi
açıklanabileceği, yoksa öğrenci talebi, akademik kapasite ve üniversite
yönetimindeki değişimlerin birlikte değerlendirilmesinin mi gerektiğidir.
Çözümleme, bu soruya tek boyutlu bir yanıt vermenin olanaklı olmadığını
göstermektedir.
İlk ve en
belirgin bulgu öğrenci talebinde önemli bir gerilemenin ortaya çıkmış
olmasıdır. YÖK’ün göstergelerinde Maltepe Üniversitesi’nin kontenjan doluluk
oranı 2018’de %81,0, 2019’da %92,28, 2020’de %82,0, 2021’de %86,0 ve 2022’de
%94,1 düzeyindedir. Buna karşılık 2026 yılına ilişkin kullanılan ÖSYM kaynaklı
veride doluluk oranı %49,4 olarak görülmektedir. Böylece 2022–2026 arasında
yaklaşık 44,7 puanlık bir gerileme ortaya çıkmaktadır. Bu değişim üniversitenin
öğrenci çekme kapasitesinde dikkate değer bir zayıflamaya işaret eden güçlü bir
görgül göstergedir.
Bununla
birlikte, öğrenci talebindeki gerileme ile akademik kapasitedeki değişimin aynı
yönde ve aynı ölçüde ilerlediği söylenemez. 2018–2023 dönemine ilişkin YÖK
göstergeleri karmaşık bir görünüm sunmaktadır. Öğrenci başına öğretim elemanı
göstergesinde iyileşme, mezunların ilk iş bulma süresinde belirgin kısalma ve
bazı yayın göstergelerinde artış görülürken doktora öğrencilerinin öğretim
üyesi başına oranı, bazı yayın ve atıf göstergeleri ile kimi kurumsal etkinlik
göstergelerinde dalgalanma veya gerileme bulunmaktadır. Dolayısıyla 2018–2023
dönemi için “akademik kapasitenin bütünüyle çöktüğü” biçiminde bir sonuç
çıkarmak mevcut verilerin izin verdiğinden daha güçlü bir istidlal (akıl
yürütme) olacaktır.
Burada
önemli bir ayrım ortaya çıkmaktadır. Kurumsal gerileme kavramı mevcut bulgular
bakımından en güçlü biçimde öğrenci talebi ve üniversitenin çekiciliği
boyutunda gözlenmektedir. Akademik kapasite ve akademik başarım bakımından ise
daha farklılaştırılmış bir değerlendirme gerekmektedir. Üniversitenin bazı
akademik göstergelerinde olumlu gelişmeler bulunması öğrenci talebindeki büyük
gerilemeyi tek başına açıklamamaktadır. Ancak aynı zamanda akademik yapının
bütünsel biçimde zayıfladığını ileri sürmeyi de güçleştirmektedir.
İkinci
önemli bulgu, 2022 yılında gerçekleşen yönetim değişikliğinin zamansal bakımdan
araştırılması gereken bir kırılma noktası oluşturmasıdır. Edibe Sözen Temmuz
2022’de Cumhurbaşkanı tarafından Maltepe Üniversitesi rektörlüğüne atanmıştır.
Sözen’in daha önce AK Parti İstanbul milletvekilliği yapmış olması,
Cumhurbaşkanlığı Sosyal Siyasalar Kurulu üyeliği ve Basın İlan Kurulu Yönetim
Kurulu Başkanlığı gibi kamusal görevlerde bulunması üniversite yönetiminin
siyasal çevrelerle ilişkisini incelemek bakımından somut bir araştırma
değişkeni oluşturmaktadır. Ancak siyasal geçmişin bulunması tek başına
üniversite yönetiminin siyasal güdülenmelerle yürütüldüğünü veya üniversitenin başarım
düzeyindeki değişimin siyasal müdahaleden kaynaklandığını kanıtlamamaktadır.
Daha
önemlisi, 2022’deki yönetim değişikliği ile öğrenci talebindeki gerileme
arasında doğrudan bir nedensellik kurulmasını mevcut veriler
desteklememektedir. Çünkü Sözen’in göreve başladığı yıl olan 2022’de doluluk
oranı %94,1 ile incelenen dönemin en yüksek düzeylerinden biridir. Dolayısıyla
yönetim değişikliğinin hemen ardından ortaya çıkan bir talep çöküşünden söz
edilemez. Buna karşılık 2022 sonrasında, özellikle 2024–2026 döneminde akademik
personel, çalışma koşulları, küçülme ve işten çıkarmalar konusunda çeşitli savların
ve tartışmaların ortaya çıkması yönetim ile akademik kapasite arasındaki
ilişkinin ayrıca incelenmesini gerekli kılmaktadır.
Bu bağlamda
2024 yılında basına yansıyan akademik personel işten çıkarmaları ile 2026
yılında yine akademisyenlerin işten çıkarıldığına ilişkin haberler önem
taşımaktadır. Ancak bu olayların önemli bir bölümü basın haberleri, çalışanların
açıklamaları veya siyasal aktörlerin beyanları üzerinden bilinmektedir. Bu
nedenle söz konusu olayların varlığını ve kapsamını, bağımsız ve eksiksiz
kurumsal personel kayıtlarıyla doğrulanmış kesin göstergeler olarak kabul etmek
yerine üniversitenin akademik kapasitesinde meydana gelen değişimleri açıklamak
bakımından araştırılması gereken ara değişkenler olarak değerlendirmek daha
doğru olacaktır.
Benzer
biçimde, 2023 yılında Sözen’in bir siyasal iletişim grubunun yöneticisi
olduğuna ilişkin ortaya atılan sav Sözen tarafından reddedilmiş ve sav
sonrasında açılan tazminat davası 2024 yılında reddedilmiştir. Davanın
reddedilmiş olması, savın doğruluğunu kanıtlamadığı gibi yanlışlığını da kesin
olarak ortaya koymamaktadır. Dolayısıyla bu olay siyasal çevrelerle ilişki
bakımından belgelenmiş bir tartışma ve hukuksal süreç olarak
değerlendirilebilir ancak üniversitenin yönetim kararlarının siyasal amaçlarla
belirlendiğinin kanıtı olarak kullanılamaz.
Bütün
bulgular birlikte değerlendirildiğinde, Maltepe Üniversitesi örneğinde üç
farklı düzeyin birbirinden ayrılması gerekmektedir. Birinci düzeyde gözlenen
sonuç vardır: 2022 sonrasında ve özellikle 2026 itibarıyla öğrenci talebinde
belirgin bir gerileme ortaya çıkmıştır. İkinci düzeyde açıklanması gereken ara
değişkenler bulunmaktadır: akademik personel yapısı, programların
sürdürülebilirliği, çalışma koşulları, yönetim kararları ve kurumsal
çekiciliğin diğer bileşenleri. Üçüncü düzeyde ise siyasal yönetişim olasılığı
bulunmaktadır. Sözen’in siyasal geçmişi ve kamusal ilişkileri bu düzey için
somut bir araştırma konusu oluştursa da mevcut bulgular bu ilişkinin
üniversitenin öğrenci talebindeki gerilemenin doğrudan nedeni olduğunu
göstermemektedir.
Dolayısıyla
eldeki verilerden çıkarılabilecek en güçlü sonuç Maltepe Üniversitesi’nde
özellikle öğrenci talebi bakımından belirgin bir kurumsal gerileme bulunduğu ve
bunun nedenlerinin ise yalnızca siyasal yönetişim varsayımına
indirgenemeyeceğidir. Öğrenci talebindeki düşüş ile akademik ve yönetsel
süreçler arasında olası ilişkiler bulunmaktadır ancak bu ilişkilerin nedensel
niteliği için daha ayrıntılı ve bağımsız verilere gereksinme vardır.
Bu durum
aynı zamanda araştırmanın başlangıçta ortaya koyduğu kuramsal modeli de
desteklemektedir. Üniversite yönetimindeki değişimler akademik kapasiteyi ve
kurumsal işleyişi etkileyebilir ve bunlar da üniversitenin akademik saygınlığı
ve öğrenci çekiciliği üzerinde etkili olabilir. Ancak ters yönde bir mekanizma
da olanaklıdır: öğrenci talebindeki gerileme mali baskı yaratabilir, bu baskı
personel ve program siyasalarını etkileyebilir ve ortaya çıkan değişiklikler
akademik kapasiteyi yeniden etkileyebilir. Bu nedenle ilişkinin tek yönlü
değil, karşılıklı etkileşim içeren bir kurumsal süreç olarak ele alınması daha
uygun görünmektedir.
Son olarak,
Temmuz 2026’da Yusuf Aksar’ın rektör olarak göreve başlaması yeni bir yönetim
döneminin başlangıcına işaret etmektedir. Ancak bu dönem henüz çok kısa
olduğundan Aksar dönemine ilişkin kurumsal sonuçlar hakkında uzun dönemli bir
değerlendirme yapmak olanaklı değildir. 2026 verileri bakımından Sözen dönemi
ile Aksar döneminin etkilerini birbirinden ayırmak için daha uzun bir gözlem
süresine gereksinme bulunmaktadır.
Sonuç ve
Öneriler
Bu çalışmanın ulaştığı temel sonuç Maltepe Üniversitesi’nde
2018–2026 döneminde öğrenci talebi bakımından belirgin bir kurumsal gerilemenin
ortaya çıktığıdır. 2022’de %94,1 düzeyinde bulunan doluluk oranının 2026’da
%49,4’e gerilemesi üniversitenin öğrenci çekme kapasitesindeki değişimin nicel
olarak açık biçimde görülmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte, bu gerilemenin
nedenini tek bir etmene bağlamak mevcut kanıtların ötesine geçmek anlamına
gelecektir.
Araştırmanın
ikinci sonucu, akademik başarım ile öğrenci talebinin aynı gösterge olarak
kabul edilemeyeceğidir. 2018–2023 YÖK verileri bazı akademik göstergelerde
olumlu, bazı göstergelerde ise olumsuz veya dalgalı gelişmeler bulunduğunu
göstermektedir. Bu nedenle öğrenci talebindeki gerilemenin doğrudan akademik
başarısızlık anlamına geldiği söylenemez. Aynı şekilde, belirli akademik
göstergelerdeki iyileşmelerin üniversitenin öğrenci çekiciliğini koruduğunu
varsaymak da olanaklı değildir.
Üçüncü
sonuç, yönetim ile öğrenci talebi arasındaki ilişkinin ara değişkenler
üzerinden araştırılması gerektiğidir. Akademik personel hareketliliği, işten
çıkarmalar, programların kapatılması veya küçültülmesi, çalışma koşulları, ders
yükleri, akreditasyonlar, araştırma etkinlikleri ve öğrencilerin üniversiteye
ilişkin algıları bu ilişkinin başlıca ara değişkenlerini oluşturmaktadır.
Özellikle 2024 ve 2026 yıllarında basına yansıyan personel sorunlarının
kurumsal kayıtlarla doğrulanması gelecekteki araştırmalar bakımından önem taşımaktadır.
Dördüncü
sonuç, siyasal yönetişim konusunda kanıt ile yorumun birbirinden ayrılması
gerektiğidir. Edibe Sözen’in siyasal geçmişi ve kamu görevleri olgusal olarak
belgelenmiştir. Bununla birlikte, bu geçmişin Maltepe Üniversitesi’ndeki
yönetim kararlarını veya öğrenci talebindeki gerilemeyi belirlediğini
gösterecek doğrudan ve bağımsız bir kanıt bu araştırmada ortaya konulamamıştır.
Bu nedenle siyasal bağlantı araştırmanın dışladığı bir unsur değil, fakat henüz
nedensel değeri kanıtlanmamış bir açıklama değişkenidir.
Bu çerçevede
aşağıdaki öneriler geliştirilebilir:
Akademik
personel verilerinin düzenli ve karşılaştırılabilir biçimde yayımlanması: Üniversitenin yıllık olarak
profesör, doçent, doktor öğretim üyesi ve diğer akademik personel sayılarını,
yıl içindeki işe giriş ve ayrılmaları ve tam zamanlı ve yarı zamanlı personel
dağılımını açıklaması akademik kapasitenin izlenebilirliğini artıracaktır.
Öğrenci
talebi göstergelerinin ayrıştırılması: Kontenjan, ilk yerleştirme, ek yerleştirme ve doluluk
göstergelerinin birbirinden ayrılarak yıllık olarak yayımlanması gerekir.
Böylece üniversitenin talep kaybının hangi aşamada gerçekleştiği daha doğru
biçimde belirlenebilir.
Akademik
programların sürdürülebilirliğinin izlenmesi: Program kapatmaları, kontenjan
değişiklikleri, akreditasyon durumları ve öğretim üyesi başına öğrenci
sayılarının yıllar itibarıyla birlikte değerlendirilmesi öğrenci talebi ile
akademik kapasite arasındaki ilişkinin daha sağlıklı kurulmasını sağlayacaktır.
Akademik
personel işten çıkarmalarında kurumsal saydamlığın artırılması: İşten çıkarma veya bölüm/program
küçültme kararlarının gerekçelerinin ilgili akademik birimlerin eğitim ve
araştırma kapasitesine etkileriyle birlikte açıklanması kamuoyunda ortaya çıkan
savların nesnel biçimde değerlendirilebilmesine katkı sağlayacaktır.
Öğrenci
memnuniyeti ve kurumsal saygınlık göstergelerinin düzenli izlenmesi: YKS doluluk oranları tek başına
üniversitenin çekiciliğini açıklamaz. Öğrenci memnuniyeti, mezunların istihdam
durumu, akademik danışmanlık, öğretim elemanı sürekliliği, akreditasyon ve
uluslararasılaşma gibi göstergelerin birlikte izlenmesi gerekmektedir.
YÖK
denetim ve değerlendirme verilerinin daha ayrıntılı duruma getirilmesi: Vakıf üniversitelerinde akademik
personel hareketliliği, çalışma koşulları, eğitim sürekliliği ve öğrenci yakınmaları
gibi alanlarda karşılaştırılabilir yıllık göstergelerin yayımlanması yalnızca
Maltepe Üniversitesi açısından değil, vakıf yükseköğretim sisteminin bütününün
değerlendirilmesi bakımından yararlı olacaktır.
Yönetim
değişikliklerinin etkisini ölçmek için daha uzun dönemli izleme yapılması: Temmuz 2026’da başlayan yeni
rektörlük döneminin sonuçları bugün itibarıyla değerlendirilemez. 2027–2029
dönemindeki öğrenci talebi, akademik personel yapısı, program sayısı,
akreditasyonlar ve araştırma göstergeleri önceki dönemlerle karşılaştırıldığında
yönetim değişikliğinin kurumsal sonuçları hakkında daha sağlam bir
değerlendirme yapılabilecektir.
Gelecekteki
araştırmalarda nedensel çözümlemenin güçlendirilmesi: Maltepe Üniversitesi’nin
İstanbul’daki diğer vakıf üniversiteleriyle ve benzer öğrenci profiline sahip
üniversitelerle karşılaştırılması öğrenci talebi, akademik personel, ücret siyasaları,
burs oranları, program bileşimi ve kurumsal yönetim değişkenlerinin birlikte
ele alınması mevcut çalışmanın tek-olay niteliğini aşan daha güçlü bir açıklama
çerçevesi sağlayacaktır.
Sonuç
olarak, Maltepe Üniversitesi örneği öğrenci talebindeki büyük ölçekli değişimin
üniversitenin akademik ve yönetsel yapısından bağımsız olarak ele
alınamayacağını ancak aynı zamanda bu değişimin doğrudan siyasal bir nedene
bağlanmasının da mevcut kanıtlarla olanaklı olmadığını göstermektedir.
Araştırmanın ortaya koyduğu temel yöntemsel sonuç da budur: zamansal çakışma
nedensellik değildir, siyasal bağlantı ise tek başına siyasal müdahalenin
kanıtı değildir. Kurumsal gerilemenin açıklanabilmesi için öğrenci talebi,
akademik kapasite, yönetim kararları ve dış çevre koşullarının birlikte ve
doğrulanabilir veriler üzerinden çözümlenmesi gerekmektedir.
Kaynakça
Basın İlan
Kurumu. (t.y.). Basın İlan Kurumu üyeleri. Basın İlan Kurumu
BirGün.
(2024, 25 Haziran). Maltepe Üniversitesi’nde akademisyen kıyımı. BirGün
Demir, H.
(2023, 3 Nisan). AKP’nin “propaganda grubu”nun yöneticisi rektör çıktı. Gazete
Pencere. [Habere ilişkin hukuksal süreç için Expression Interrupted ve MLSA
kaynakları kullanılmıştır.]
Expression
Interrupted. (2023, Nisan). Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü. Expression
Interrupted
Maltepe
Üniversitesi. (t.y.). Kontenjan ve puan. Maltepe Üniversitesi Aday Öğrenci.
Maltepe Üniversitesi – Kontenjan ve Puan
Maltepe
Üniversitesi. (t.y.). Ek kontenjan ve puan. Maltepe Üniversitesi Aday Öğrenci.
Maltepe Üniversitesi – Ek Kontenjan ve Puan
Maltepe
Üniversitesi. (t.y.). Rektörlerimiz. Maltepe Üniversitesi – Rektörlerimiz
Milliyetçi
Hareket Partisi / Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtları.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi. (2022, 7 Nisan). Genel Kurul tutanağı. Türkiye Büyük
Millet Meclisi.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi. (2022, 12 Nisan). Genel Kurul tutanağı. Türkiye Büyük
Millet Meclisi.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi. (2022, 29 Mart). Genel Kurul tutanağı: Vakıf
yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin özlük hakları ve
ücretlerine ilişkin görüşmeler. Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi. (2025). Yazılı soru önergesi, 7/31561. Türkiye Büyük
Millet Meclisi.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi. (t.y.). Milletvekili detay: Edibe Sözen. TBMM
Milletvekili Bilgileri
T24. (2024,
25 Haziran). Maltepe Üniversitesi’nde “küçülme” savsıyla işten çıkarmalar:
Akademisyenler tepkili. T24
ÜniSıralama.
(2026). Maltepe Üniversitesi bölümleri ve YKS verileri 2026. ÜniSıralama
Yükseköğretim
Kurulu. (2024). Maltepe Üniversitesi: Üniversite izleme ve değerlendirme
göstergeleri. Yükseköğretim Kurulu. YÖK – Maltepe Üniversitesi göstergeleri
Anadolu
Ajansı. (2022, 9 Temmuz). Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 üniversiteye rektör atadı.
Anadolu Ajansı
İletişim
Başkanlığı. (t.y.). İletişim ve Diplomasi. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim
Başkanlığı. İletişim ve Diplomasi
MLSA. (2024,
13 Şubat). AKP’li iletişim hocası Sözen’in gazeteci Hayri Demir’e haberi için
açtığı dava başladı. Media and Law Studies Association. MLSA
MLSA. (2024,
9 Mayıs). Rektör Sözen’in gazeteci Hayri Demir’e açtığı tazminat davası
reddedildi. Media and Law Studies Association. MLSA
3 Eylül
Haber. (2026, 11 Eylül). Maltepe Üniversitesi’nde akademisyenlere yönelik işten
çıkarma savları. 3 Eylül Haber
3 Eylül
Haber. (2026, 17 Eylül). Maltepe Üniversitesi’ndeki akademisyen işten
çıkarmaları TBMM gündemine taşındı. 3 Eylül Haber
Sözen, E.
(t.y.). Özgeçmiş ve akademik/profesyonel bilgiler. Edibe Sözen kişisel web
sitesi
ÖSYM.
(2025). 2025-YKS yerleştirme sonuçlarına ilişkin sayısal bilgiler. Ölçme, Seçme
ve Yerleştirme Merkezi. ÖSYM – 2025 YKS yerleştirme sonuçları