FREEDOM HOUSE
FREEDOM IN THE WORLD REPORT 2026
DÜNYADA ÖZGÜRLÜK RAPORU 2026
Genel Olarak
İlk beş ülke:
|
Finlandiya |
100/100 |
|
İsveç |
99/100 |
|
Yeni Zelanda |
99/100 |
|
Norveç |
99/100 |
|
Danimarka |
97/100 |
Üst sıralarda
yer alan diğer ülkeler: Kanada, İrlanda, İsviçre ve San Marino.
Genel Eğilim:
Dünyada demokratik özgürlükler daralmakta ve otokratikleşme bazı güçlü
demokratik ülkeleri dahi olumsuz olarak etkilemektedir.
ABD son 20
yılda 93/100 düzeyinden 8/100 düzeyine gerilemiştir.
TÜRKİYE’NİN STATÜSÜ: 32/100
Özgür Değil
|
16/40 |
|
|
Temel Hak ve Özgürlükler |
16/60 |
|
TOPLAM |
32/100 |
Geçen Yılın
Puanı ve Durumu: 33/100 Özgür
Değil
Bir ülkenin veya bölgenin Dünyada
Özgürlük statüsü, 0–40 arasında toplam Siyasal Haklar puanına ve 0–60 arasında
toplam Sivil Özgürlükler puanına bağlıdır.
2002'den beri
Türkiye'yi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) lideri olan Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan son on yılda giderek otoriterleşti. Anayasal değişiklikler
ve siyasal muhaliflerin, bağımsız gazetecilerin ve sivil toplum üyelerinin
hapsedilmesiyle gücünü daha da pekiştirdi. AKP, son ekonomik zorluklara ve
belediye seçimlerindeki yenilgilere yanıt olarak muhalefeti bastırma ve muhalif
politikacıları hapse atma çabalarını yoğunlaştırdı.
- İktidardaki
parti 2024 belediye seçimlerinde önemli kayıplar verdikten sonra hükümet
2025'te yüzlerce muhalefet partisi temsilcisinin tutuklanmasına yol açan
ceza soruşturmaları başlattı. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem Imamoğlu
Mart ayında ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) bir
sonraki Cumhurbaşkanı adayı olarak resmen ilan edilmeden kısa bir süre
önce tutuklandı ve ardından 2.000 yıldan fazla hapis cezası alabilecek
140'tan fazla suçla suçlandı. Yıl sonu itibarıyla duruşmaların başlamasından
önce tutukluydu.
- İmamoğlu'nun
tutuklanması, ülke genelinde yıl boyunca devam eden hükümet karşıtı
gösterilerin başlanmasına yol açtı. Polis, protestoculara defalarca göz
yaşartıcı gaz, su topları ve lastik mermilerle karşı karşıya geldi. Binlerce
katılımcı tutuklandı.
- Çevrimiçi
içerik ile bağımsız ve muhalif haber sitelerinin sansürü devam etti ve
Grok (Toplumsal medya platformu X ile bütünleştirilmiş yapay zeka sohbet
botu) Eylül ayında mahkeme kararıyla X hesabına erişimi yasaklamasıyla
Türkiye'deki en son etkilenen toplumsal medya aracı oldu. Yetkililer
ayrıca İmamoğlu'nun toplumsal medya hesaplarını engelledi ve tutuklanması
hakkında paylaşım yapan birçok sosyal medya kullanıcısına ceza davası
açtı.
- Türkiye'de
onlarca yıl süren terör ve isyancı şiddet kampanyası yürüten Kürdistan
İşçi Partisi (PKK) ile hükümetin görüşmeleri yıl boyunca ilerleme kaydetti.
Grup Mart ayında tek taraflı ateşkes ilan etti ve Mayıs ayında kendini
dağıtma kararı duyurdu.
ÜLKEDE ÖZGÜRLÜK VE HAKLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU
DURUM VE KOŞULLAR
(A)
Seçim Süreci
A1 0-4 puan
|
Mevcut hükümet başkanı veya diğer ulusal
otoriteler özgür ve adil seçimlerle mi seçildi? |
2/4 |
2018'den beri yürürlükte olan anayasa sistemine göre, Cumhurbaşkanı başlıca
ulusal otoritedir ve geniş yürütme yetkisine sahiptir. Cumhurbaşkanı iki beş
yıllık döneme kadar doğrudan seçilir, ancak erken seçimler veya anayasal
değişiklikler durumunda üçüncü dönem için aday olmaya hak kazanır. 2003'ten
2014'te ilk Cumhurbaşkanlığına seçilene kadar başbakan olan Recep Tayyip
Erdoğan 2018'deki ikinci seçiminin yeni anayasal sistem kapsamında ilk seçimi
olması gerekçesiyle 2023'te üçüncü Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Erdoğan, Mayıs
2023'teki Cumhurbaşkanlığı yarışında oyların %52,18'ini alarak CHP'den Kemal
Kılıçdaroğlu'nu yenerek seçimi kazandı. Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Örgütü
(AGİT) seçimi eleştirerek, devlet medyasının haberlerinde AKP'yi büyük ölçüde
desteklediğini ve muhalefet güçlerinin toplanma, örgütlenme ve ifade
özgürlüklerine yönelik kısıtlamalar gibi diğer özgürlüklerin engellendiğini
bildirdi. Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi 2028'de planlanmıştı. Ancak CHP
2025 boyunca AKP'yi siyasal baskı ve ekonomik kötü yönetimle suçlayarak erken
seçim çağrısı yapmaya devam etti.
A2 0-4 puan
|
Mevcut ulusal yasama temsilcileri özgür ve adil
seçimlerle mi seçildi? |
2/4 |
Meclis'in 600 sandalyesi vardır. Milletvekilleri orantılı (göreli,
nisbi) temsil yoluyla beş yıllık dönem için seçilir. Partilerin
parlamentoya katılmak için ulusal oyların en az %7'sine gereksinmesi vardır. Mayıs
2023 seçimlerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle eş zamanlı olarak yapılan
dönemde, AKP aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve iki küçük partiyle
birleşerek %49,5 oy ve 323 sandalye alan Cumhur İttifakı'nı kurdu. CHP
liderliğindeki ve İyi Parti (İP) ile dört küçük partinin dahil olduğu muhalefetin
oluşturduğu Millet İttifakı ise oyların yüzde 35'ini aldı ve 212 sandalye kazandı.
Kürt yanlısı Parti oyların yüzde 10,6'sını aldı ve 65 sandalye kazandı. Cumhurbaşkanlığı
seçiminde olduğu gibi, AGİT'in izleme ve değerlendirmesi temel özgürlükler
üzerindeki kısıtlamaların seçim sürecine etkisini siyasal müdahalenin yanı sıra
ve saydamlık eksikliğinin olumsuz etkisini vurguladı.
A3 0-4 puan
|
Seçim yasaları ve çerçevesi adil mi, ilgili
seçim yönetim organları tarafından tarafsızca uygulanıyor mu? |
1/4 |
Tüm oy verme süreçlerini denetleyen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yargıçları,
AKP'nin egemen olduğu yargı organları tarafından atanır ve kararlarında
genellikle AKP'ye dayanır. Mayıs 2023 genel seçimleri öncesinde, AGİT YSK'nin
bağımsızlığı konusunda endişelerini dile getirdi ve meclis Erdoğan'ın üçüncü Cumhurbaşkanlığı
dönemini onayladığı için eleştirildi. 2022'de kabul edilen bir seçim yasası,
parlamento giriş barajını yüzde 10'dan yüzde 7'ye düşürdü ve parti ittifakları
arasında parlamento sandalyelerinin dağıtılma şeklini değiştirdi. Yasa ayrıca,
seçimleri denetleyen ve oy sayımı sürecini denetleyen yargıçların seçimi süreçlerini
değiştirerek AKP yanlısı ön yargı olasılığını artırdı.
(B)
Siyasal Çoğulculuk ve Katılım
B1 0-4 puan
|
Halkın seçtiklerinin farklı siyasal partilerde
veya diğer yarışmacı siyasal gruplarda örgütlenme hakkı var mı ve sistem bu
rakip partilerin veya grupların ilerlemesine ve gerilemesine karşı gereksiz
engellerden arınmış mı? |
2/4 |
Türkiye resmi olarak çok partili bir sistem sürdürüyor. Partiler,
katılabilmek için seçimlerden en az altı ay öncesinden Türkiye'nin illerinin
yarısında örgüt kurmak ve kongre düzenlemek zorundadır. Siyasal çoğulculuk uygulamada
ciddi şekilde kısıtlandı. Muhalefet
liderleri ve yetkililer partilerinin işlevini etkileyen siyasal nedenli
kovuşturmalar, şiddetli saldırılar ve diğer taciz biçimleriyle karşılaştı. CHP,
2025 yılında özellikle yetkililerden yoğun baskı altında kaldı. Yıl boyunca
yüzlerce CHP siyasetçisi ve parti yetkilisi gözaltına alındı ve devlet partinin
iç yönetimine etkili olarak müdahale etti. Eylül ayında, mahkeme kararıyla 2023
yılında yapılmış olan CHP İstanbul İl kongresi iptal edildi ve Özgür Çelik
partinin İstanbul şubesinin başkanlığı görevinden alındı. İl yönetimi yerine kayyım
heyeti kuruldu. Parti, acil bir kongre düzenleyerek ve Çelik’i il başkanı
olarak yeniden seçerek buna karşılık verdi. Aynı ay, CHP, partinin 2023 büyük kongresinin
iptal edilmesi için mahkemeye yapılan başvuruyu engellemek amacıyla Özgür
Özel'i genel başkan olarak yeniden seçmek için acil bir kongre düzenledi. Diğer
partiler de zulümle uğraştı. Yıllarca savcılar, PKK ile Türkiye ile terör
örgütü olarak tanımlanan PKK ile bağlantıları savlanan Kürt yanlısı muhalefet
Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerini soruşturup hapse attı. HDP'nin
kendisine yönelik olası bir yasaklama partinin 2023 seçimlerinde yarışmak üzere
YSP bayrağı altında yeniden toparlanmasına yol açtı. YSP daha sonra kendini
Halkların Eşitliği ve Demokrasisi (DEM) Partisi olarak yeniden isimlendirdi.
Şubat 2025'te yetkililer, sol ve Kürt yanlısı partiler ile sivil toplum
gruplarından oluşan bir koalisyon olan Halk Demokratik Kongresi'ne bağlı
onlarca kişiyi tutukladı. Terör suçlamalarıyla gözaltına alınanlar arasında DEM
liderleri Semiha Şahin ve Mehmet Saltoğlu da vardı.
B2 0-4 puan
|
Muhalefetin desteğini artırmak veya seçimler
yoluyla güç kazanmak için gerçekçi bir fırsat var mı? |
1/4 |
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP, YSK, yargı, polis ve medya üzerinde partizan denetimi
artırıyor. Son yıllarda, bu kurumsal araçları siyasal rakipleri zayıflatmak
için saldırgan bir şekilde kullanarak muhalefetin seçmen desteğini azaltma ve
seçimlerle güç kazanma yeteneğini kısıtladı. Muhalefet partileri bu zorlu
engelleri aştı ve özellikle belediye düzeyinde önemli seçim zaferleri kazandı.
Ancak merkezi hükümet ise bu zaferlere ülke genelindeki muhalefet belediye
başkanlarını engellemek, tutuklamak ve görevden alarak karşılık verdi. Son
birkaç yılın yaygın bir uygulamasıyla hükümet atanan il valileri üzerindeki denetimini
kullanarak onlarca belediye başkanını kayyımlarla değiştirdi. Etkilenenlerin
çoğu Kürt yanlısı partilerin üyeleridir. Örneğin, Şubat 2025'te, Kars'ın Kağızman
belediyesini yönetmek üzere bir kayyım atandı. Çünkü seçilmiş DEM belediye
başkanı Mehmet Alkan terörizm suçları savıyla altı yıldan fazla hapis cezası
aldı. Yıl boyunca yetkililer CHP belediye başkanlarını yargılamaya ve görevden
almaya odaklandı. Ekim ayı sonlarında CHP’nin 16 belediye başkanının hapiste
olduğunu ve 13 CHP belediyesine kayyım atandığını bildirildi. En belirgin olay
Mart ayında tutuklanan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'ydu. Bu dava,
bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'yi temsil etmek üzere resmi olarak
seçilmeden sadece birkaç gün önceydi. Üst üste düşen davalarda çeşitli
suçlamalarla karşı karşıya olmasına karşın Kasım ayında yayımlanan bir iddianamede
142 adet yolsuzlukla ve diğer suçlarla suçlandı ve 2.352 yıla kadar hapis
cezası talep edildi. Halen tutukludur. Bu arada, CHP ve diğer partilerden dokuz
belediye başkanı Ağustos ayında resmi olarak AKP'ye geçti ve İstanbul'un
Bayrampaşa ilçesi CHP belediye başkanı, Eylül ayında, iktidara katılma
baskısını reddettiği için tutuklandığını söyledi.
Puan Değişikliği: Hükümetin muhalefet partisi
siyasetçileri ve memurlarına yönelik geniş çaplı baskıları nedeniyle, İstanbul
Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun siyasal nedenlerle tutuklanması ve
yargılanması nedeniyle puan 2'den 1'e düştü; İmamoğlu, bir sonraki seçimde Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın başlıca rakibi olması bekleniyordu.
B3 0-4 puan
|
Halkın siyasal tercihleri siyasal alanın
dışındaki güçlerin ya da siyaset dışı yöntemler kullanan siyasal güçlerin
egemenliğinden bağışık mı? |
3/4 |
AKP'nin kurumsal egemenliği devleti partinin bir uzantısı durumuna getirme
tehdidi taşıyor ve siyasal sonuçları değiştirmek için kullanılabiliyor. AKP'nin
seçimler sırasında oy oranını artırmak için devlet kaynakları ve kamuya yarar
dernekleri kullanması ve ayrıca özel sektörü etkilemek ve denetlemek için kamu
ihalelerini kullanması özellikle sorun yaratmaktadır. Ayrıca, muhalefet
partilerine yönelik şiddetli saldırılar ve şiddet tehditleri kampanya
dönemlerinde ve seçim gününde siyasetçiler ve seçmenlerin sindirilmesine
katkıda bulunmuştur.
B4 0-4 puan
|
Nüfusun çeşitli kesimleri (etnik, ırksal, dinsel,
cinsiyet, LGBT+ ve diğer ilgili gruplar dahil) tam siyasal haklara ve seçim
fırsatlarına sahip mi? |
1/4 |
Siyasal haklar farklı demografik gruplar arasında eşitsiz şekilde
korunmaktadır. Eleştirmenler, AKP'nin Sünni Müslümanların çıkarlarını
savunduğunu savlıyor. Türkiye'nin Sünni olmayan Alevi topluluğu üyeleri ve Müslüman
olmayan vatandaşlar parlamentoda sandalye sahibi olsa da hükümetin
yoğunlaştıkları muhalefet partilerine yönelik baskısı onların siyasal haklarına
ve seçim fırsatlarına ciddi şekilde zarar verdi. Türkiye'nin en büyük etnik
azınlık grubu olan Kürt nüfusuyla ilişkili siyasetçiler ve partiler, hükümet
tarafından düzenli olarak tacizlere maruz kalmaya devam ediyor. Nefret söylemi,
siyasal güdülenmeli kovuşturmalar ve hükümet yanlısı medya dezenformasyonu buna
dahildir. Hükümetin 2025'te PKK ile barış görüşmelerinde atılım yaptıklarını
açıklamasından sonra bile siyasal alanda Kürt karşıtı ön yargı örnekleri bulunduğu
bildirildi. Örneğin, Ağustos ayında, barış süreci üzerine parlamento komitesi
önünde ifade vermek üzere davet edilen bir grup Kürt kadının Kürtçe konuşması
yasaklandı. Kadınlar ve LGBT+ bireyler siyasal katılımda engellerle karşı
karşıya kalıyor ve siyasette ve hükümette liderlik yapabilme konularında
yeterince temsil edilmemeye devam ediyor. 2023 seçimlerinden sonra kadınlar
Meclis'teki sandalyelerin yaklaşık %20'sini elinde tuttu. Bu, 2018 seçimlerine
göre hafif bir artıştı. Birkaç LGBT+ adayı aday oldu, ancak LGBT+ bireyler siyasal
olarak dışlanmaya devam ediyor. Kısmen hükümetin LGBT+ hakları için
savunuculuğu kısıtlamak için kamu ahlak yasalarını kullanması bunun en önemli
nedenidir. 2023 seçimleri, açıkça homofobik platformlarla yarışan birkaç aşırı
sağ politikacının başarılı kampanyalarına sahne oldu. 2025 itibarıyla
Türkiye'deki iki milyondan fazla Suriyeli mültecinin bazıları son yıllarda Türk
vatandaşlığı kazanmış olsa da çoğunun bu statüyü elde etmek için net bir yasal
yolu ve dolayısıyla siyasal haklara erişimi de yoktur. Vatandaşlık koruma hakları
da kaldırılabilir. Ünlü Suriyeli insan hakları savunucusu Taha el-Gazi
yetkililerin ulusal güvenlik gerekçesiyle Türk vatandaşlığını iptal etmesinden
yaklaşık bir yıl sonra Mayıs 2025'te tutuklanıp Suriye'ye sınır dışı edildi.
C1 0-4 puan
|
Hükümetin politikalarını özgürce seçilmiş
hükümet başkanı ve ulusal yasama temsilcileri belirler mi? |
2/4 |
Erdoğan tüm yürütme işlevlerini denetler. Çoğu zaman kararnameyle yönetir
ve tüm önemli politika kararlarını verir. 2016'dan bu yana Türkiye'nin
bakanlıklarını ve kurumlarını yeniden düzenledi. On binlerce memuru görevden
aldı ve yerine siyasal yandaşlarını ve sadıklarını yerleştirdi. AKP lideri
yasama organı üzerinde etkili bir denetim uygular. 2018'den beri yürürlüğe
giren yeni başkanlık sistemi kapsamında yasama organlarının politika katkısı
sağlama kapasitesi büyük ölçüde azaldı. Erdoğan, isteklerine karşı gelen
bakanlıklara ve bağımsız kamu kurumlarına sık sık müdahale ediyor. Merkezi
hükümet muhalefet tarafından yönetilen belediyelerin mali desteğini elinden
almıştır.
C2 0-4 puan
|
Kamu kurumlarında yolsuzluğa karşı koruma
önlemleri güçlü ve etkili mi? |
1 4 |
Yolsuzluk, hükümetin en üst düzeylerinde de dahil olmak üzere ciddi bir
sorun olarak devam ediyor. Yolsuzlukla mücadele yasalarının uygulanması
tutarsızdır ve yolsuzlukla mücadele kurumları etkisizdir veya siyasallaşmıştır.
Bu da bir cezasızlık kültürü yaratmaktadır. Yargı ve kolluk kuvvetleri de
yolsuzluk ve siyasal müdahaleye maruz kalmaktadır. Yolsuzluk davalarını
bağımsız olarak haber yapmaya çalışan gazeteciler sansür ve ceza suçlamalarıyla
karşı karşıya kalmaktadır. İstanbul gibi muhalefet denetimindeki
belediyelerdeki savlanan yolsuzlukla ilgili yetkililerin soruşturmaları uygulamada
yoğun şekilde siyasallaşmıştı ve seçiciydi. Kolluk kuvvetleri AKP belediye
başkanlarının yönettiği önceki dönemlerde şehirlerin aynı denetim düzeyini
uygulamamıştır.
C3 0-4 puan
|
Hükümet açık ve saydam bir şekilde mi
çalışıyor? |
1/4 |
Türkiye'nin siyasal ve hukuksal ortamı hükümetin demokratik denetimini neredeyse
olanaksız duruma getirdi. Bilgiye erişimi güvence altına yasalara karşın
hükümet devlet yetkililerinin ve kurumlarının etkinlikleri hakkında bilgi
vermiyor. Sivil toplum liderlerinin ve gazetecilerin rutin olarak hükümet
yetkililerine, toplantılara ve etkinliklere erişimi engelleniyor. Kamu
görevlileri enflasyon ve işsizlik istatistikleri de dahil olmak üzere
çarpıtılmış veriler yayımlamakla yaygın şekilde suçlanıyor.
D1 0-4 puan
|
Özgür ve bağımsız medya var mı? |
1/4 |
Türk medya kanallarının çoğu kamu ihalelerine bağlı veya Cumhurbaşkanı
Erdoğan ile yakın bağları olan şirketlere ve holdinglere aittir. Ana akım medya
hükümet siyasalarını yansıtır ve çoğu zaman aynı manşetleri taşır. Bağımsız
yayınlar var olmasına karşın büyük siyasal baskı altında ve rutin olarak
kovuşturma hedefi oluyorlar. Medya kuruluşları sık sık sansürlenir, para cezası
alır veya kapatılır ve gazeteciler düzenli olarak gözaltına alınır. Bağımsız
Medya İzleme grubunun üç aylık raporlarına göre, 2025 yılında en az 30 gazeteci
saldırıya uğradı ve 58 kişi gözaltına alındı. Gazetecilere yöneltilen
suçlamalar arasında "devlet kurumlarına hakaret", "terör
propagandası" ve "gizli soruşturmaların ifşası" yer alıyordu. Gazeteciler
siyaset, yolsuzluk veya protestoları haber yaparken tutuklanma ve yargılanma
riski taşıyor. Mart 2025'te, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla tetiklenen ülke
çapındaki protestoları haberleştiren veya fotoğraflayan gazeteciler bazı
durumlarda evlerinde tutuklanma ve polis baskınlarıyla karşı karşıya kaldılar. Türkiye'nin
devlet yayın düzenleyicisi olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeleri
AKP denetimindeki parlamento tarafından seçilmekte ve atanmaktadır. RTÜK,
hükümeti eleştiren bağımsız ağları rutin olarak cezalandırıyor. 2020'den bu
yana hükümet büyük toplumsal medya şirketlerini ülkede temsilcilik açmaya ve
hükümetin içerik kaldırma taleplerine uymaya zorladı. Uymayı reddeden şirketler
ağır para cezaları ve reklam yasakları aldı. İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD)
Eylül 2025 tarihli bir raporu Türkiye'nin 2024'te 311.000'den fazla web
adresine erişimi engellediğini ve bunun 2007'den bu yana en yüksek sayıyı
oluşturduğunu ortaya koydu. Bu engelleme 5.700'den fazla haber makalesini
içeriyordu. Engellerin yaklaşık %82'si Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığı
tarafından mahkeme kararı olmadan uygulandı.
D2 0-4 puan
|
Bireyler, dinsel inançlarını veya
inançsızlıklarını kamuya açık ve özel alanda uygulamakta ve ifade etmekte
özgür mü? |
2/4 |
Sünni İslam, Türkiye'de çoğunluk dinidir. Anayasa laik bir devlet
tanımlamış ve din özgürlüğünü güvence altına almıştır. Ancak hem tanınan hem de
tanınmayan dinsel azınlık gruplarının haklarında sınırlamalar vardır. Hükümet
yalnızca Ermeni Hristiyan, Yunan Ortodoks ve Yahudi azınlıkları tanımaktadır.
Liderlik yapılarını yasal varlıklar olarak tanımamaktadır. Bu da mülkiyet gibi
konularda zorluklara yol açmaktadır. Protestan Hristiyanlar gibi diğer Müslüman
olmayan gruplar ise ibadet yerleri kurmak ve kaydetmek için savaşım veriyorlar.
Türkiye'nin Sünni camileri ve okulları, devlet denetimindeki Diyanet işleri
Başkanlığı aracılığıyla devlet fonları almaya hak kazanmaktadır. Bu ödemeler
imamların maaşlarını ve camilerin gider faturalarını karşılar. Alevi kurumları
ve diğer dinsel toplulukların kurumlarına böyle bir destek sağlanmamaktadır.
2024 yılında, İstanbul belediye yetkilileri Cemevleri olarak bilinen Alevi
ibadet yerlerini resmen tanıdı ve bunlara daha önce belediye meclisindeki AKP
temsilcilerinin muhalefeti nedeniyle reddedilen statüyü bu gruplara verdi. Ulusal
eğitim müfredatı dinsel eğitimi zorunlu kılmaktadır. Hristiyan ve Yahudi
ailelerin çocukları dinleri ulusal kimlik kartlarında açıklanırsa bu derslerden
bağışık kılınmaktadır. Tanınmayan gruplar, Aleviler de dahil, bu sınıflardan bağışık
kılınmıyor. Aleviler ve Müslüman olmayanlar nefret söylemine, mülk hasarına ve
ara sıra şiddetli saldırılara hedef olmaktadır.
D3 0-4 puan
|
Akademik özgürlük var mı ve eğitim sistemi
kapsamlı siyasal beyin yıkamadan bağışık mı? |
1 4 |
2016'dan bu yana hükümet, siyasal sol PKK veya o yılki başarısız darbe
girişimiyle suçlanan İslam bilgini Fethullah Gülen hareketine sempati
duydukları düşünülen binlerce akademisyen ve eğitimciyi görevden aldı. Hükümet
ile PKK arasında barışa destek verdiklerini ilan ettikleri için binden fazla
akademisyen soruşturuldu ve yüzlerce kişi yargılandı. Üniversite öğrencileri
hükümet politikalarına karşı barışçıl gösteriler düzenledikleri için rutin
olarak gözaltına alınıyor ve 2025'teki muhalefet protestolarıyla bağlantılı
olarak tutuklananlar arasında yüzlerce öğrenci bulunuyor. Hükümet ve üniversite
yönetimleri yerleşkelerdeki muhalefeti bastırmak ve akademisyenlerin duyarlı
konuları araştırmasını engellemek için düzenli olarak müdahale etmektedir. Bu
da akademisyenler arasında öz sansürü özendirmektedir. Erdoğan, 2016 tarihli Cumhurbaşkanlığı
kararnamesiyle devlet ve özel üniversitelerde rektör atama yetkisini elde etti
ve bunu akademik kurumların işlerini etkilemek için kullandı. Temmuz 2025'te,
Anayasa Mahkemesi'nin 2024 kararına yanıt olarak, hükümet üniversite
topluluğundan gerekli herhangi bir katkı olmadan üniversite rektörlerini atama
konusunda Cumhurbaşkanın tekel yetkisini yeniden doğrulayan bir yasanın
çıkarılmasını sağladı.
D4 0-4 puan
|
Bireyler, siyasal veya diğer duyarlı konularda
kişisel görüşlerini gözetim veya misilleme korkusu olmadan ifade etmekte
özgür mü? |
1/4 |
Vatandaşlar görüşlerini özel olarak dile getirmeye devam ederken, birçoğu
kamuya açık söylediklerinde temkinli davranıyor. Sıradan insanlar, Cumhurbaşkanını
küçük düşürmek veya hakaret etmek suçlarından ceza yargılamasıyla karşı karşıya
kalmıştır. Hükümet, Türk internetini yoğun şekilde izliyor ve sansürlüyor. Bu
da bireylerin kendi kendini sansürlemesine katkıda bulunuyor. 2022'de yürürlüğe
giren belirsiz ve muğlak şekilde yazılmış Dezenformasyon Yasası toplumsal
medyada olası suç etkinliklerinin kapsamını önemli ölçüde genişletti ve üç yıla
kadar hapis cezası getirdi. İFÖD'ün 2024'te engellendiğini saptadığı
311.000'den fazla web adresinin on binlercesi toplumsal medya hesapları veya
gönderilerinden oluşuyordu. 2025 yılında kişisel görüşlerini ifade eden birçok
önde gelen kişi yargılandı ve bu da daha geniş nüfusun korkutulmasına katkıda
bulundu. Mart ayında, yazar ve akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör AKP hükümetine
yönelik çevrimiçi eleştirileri nedeniyle bir yıldan fazla süreyle ertelenmiş
hapis cezası aldı. Avukat Burak Saldıroğlu, Mayıs ayında Cumhurbaşkanının
"aklında olup olmadığını" sorgulayan bir toplumsal medya paylaşımı
nedeniyle tutuklandı. Eylül ayında, YouTuber Boğaç Soydemir ve rapçi Enes
Akgündüz çevrimiçi yayınlanan açıklamalarda dinsel nefreti kışkırttıkları veya
İslam'a hakaret ettikleri savıyla gözaltına alındı.
(E) Dernekleşme ve Örgütsel Haklar
E1 0-4 puan
|
Toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü var mı? |
1/4 |
Yetkililer hükümet eleştirmenlerinin düzenlediği toplantıları rutin olarak
yasaklarken hükümet yanlısı mitinglere izin veriliyor ve polis korumasından yararlandırıyor.
Polis, barışçıl protestoları dağıtmak için sık sık güç kullanıyor. Son yıllarda
güvenlik güçleri, Mayıs protestolarını, 2013 Gezi Parkı protestolarını, LGBT+
onur yürüyüşlerini, Kadınlar Günü kutlamalarını, cinsiyete dayalı şiddete karşı
yürüyüşleri, fiyat artışlarına ve yükselen enflasyona karşı protestoları, 1980
askeri darbesinin mağdurları için tutulan nöbetleri ve diğer toplantıları
dağıtmak için göz yaşartıcı gaz, biber gazı ve diğer şiddetli taktikler
kullandı. 2022'den bu yana yetkililer çeşitli sanat ve müzik festivallerine
karşı baskı uyguladı. 2025 yılında polis yüzlerce protestocuyu gözaltına aldı
ve İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu ile diğer muhalefet figürlerinin
tutuklanmasıyla tetiklenen ülke çapındaki gösterileri bastırmak için göz
yaşartıcı gaz, su topları ve plastik mermiler kullandı. Yıl boyunca yetkililer
LGBT+ gurur etkinliklerini tekrar yasakladı ve kısıtlamalara karşı gelmeye
çalışan kişilerin toplanmalarını engellemek için blokajlar ve tutuklamalar
gerçekleştirdi.
E2 0-4 puan
|
Özellikle insan hakları ve yönetişimle ilgili
çalışmalarla ilgilenen sivil toplum kuruluşları için özgürlük var mı? |
1/4 |
Hükümet, bağımsız sivil toplum gruplarını ve insan hakları savunucularını
düzenleyici baskı veya yargısal tacizle sık sık hedef alıyor. 2016'dan bu yana
1.500'den fazla vakıf ve derneği kapattı. Kalan sivil toplum kuruluşlarının
(STK) liderleri ise tehdit edilme, tutuklama ve kovuşturmalarla karşı karşıyadır.
2020 tarihli bir yasa, STK'ları yıllık denetimlere tabi tutmaktadır ve İçişleri
Bakanlığı'na ceza soruşturmasıyla karşı karşıya olan STK'ların yönetim
kurullarına kayyım atama yetkisi vermektedir. 2021 yılında hükümet, terörizm
finansmanı gerekçesiyle 770 STK'nın varlıklarını dondurdu. Türkiye'nin
siyasallaşmış yargısı, Uluslararası Af Örgütü'nün eski başkanı da dahil olmak
üzere birçok önde gelen insan hakları eylemcisini sivil toplum aktörlerini
korkutmak ve insan hakları savunuculuğunu bastırmak amacıyla sahte terör
suçlamalarıyla mahkum etti. 2022'de İstanbul mahkemesi, önde gelen hayırsever
Osman Kavala ve diğer ünlü sivil toplum liderlerini hükümeti devirmek için komplo
kurmakla mahkum etti. Kavala müebbet hapis cezasına çarptırılırken, yedi diğer
sanığa 18 yıl hapis cezası verildi. 2023 yılında bir temyiz mahkemesi üç
sanığın cezasını bozdu ancak Kavala'nın cezalarını onayladı. Bu mahkumiyetler
geniş çapta temelsiz, komplocu ve siyasal güdülenmeli olarak görülen bir
kovuşturmanın ardından uluslararası ve yerel hak gruplarından sert eleştiriler
aldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'ye Kavala'yı serbest bırakmasını
defalarca karara bağladı. LGBT+ bireylerin, kadınların ve etnik veya dinsel
azınlık gruplarının haklarına odaklanan kuruluşlar genellikle hukuk veya ceza
davalarının hedefi olmaktadır. Haziran ve Ağustos 2025'te yetkililer, LGBT+
hakları grubu Kaos GL'nin web sitesine ve toplumsal medya hesaplarına erişimi
engelledi. Önde gelen LGBT+ genç aktivist Enes Hocaoğulları Avrupa Konseyi'nde
Türkiye'deki koşullar hakkında konuşmasının ardından Ağustos ayından itibaren
35 gün boyunca duruşma öncesi gözaltında tutuldu.
E3 0-4 puan
|
Sendikalar ve benzeri meslek kuruluşları veya
işçi örgütleri için özgürlük var mı? |
1/4 |
Sendika etkinlikleri, grev hakkı da dahil yasalarda ve uygulamada
sınırlıdır. Türkiye'deki iş gücünün yüzde 15'inden azı sendikalıdır ve bu rakam
devasa gayri resmi iş gücü piyasasını kapsamamaktadır. 4688 sayılı Yasa kamu
sektörü çalışanlarının grev yapmasını yasaklamaktadır. İşverenlerin sendika
karşıtı etkinlikleri yaygındır ve yasal koruma önlemleri kötü uygulanmaktadır.
Eşik gereksinimleri sistemi sendikaların toplu pazarlık haklarını güvence
altına alma yeteneğini sınırlamaktadır. Sendikalar ve mesleki kuruluşlar siyasal
liderliğin çıkarlarına düşman olarak görülen etkinlikler nedeniyle hükümet
müdahalesi ve misilleme ile karşı karşıyadır. Bu engellere karşın birçok
sektördeki işçiler 2025 yılında düşük veya ödenmemiş ücretler karşısında grev
veya protestolar düzenlediler. Bu da hükümetin uyarılarına veya yasal
müdahalelerine yol açtı.
F1 0-4 puan
|
Bağımsız bir yargı var mı? |
1/4 |
Yargı bağımsızlığı ciddi şekilde tehlikeye atıldı. 2016'dan bu yana
binlerce yargıç ve savcı hükümet yandaşlarıyla değiştirildi. Yürütme organı,
mahkemeler üzerinde güçlü partizanca denetim uyguladılar. 2018'de yürürlüğe
giren Cumhurbaşkanlığı sistemine göre, yargı atamalarını ve disiplin
önlemlerini denetleyen Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeleri yargı üyeleri
yerine parlamento ve Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Sonuç olarak, savcılar
ve yargıçlar sıklıkla hükümet çizgisine uymakta ve taraflı karar vermek nedeniyle
eleştirilmektedir. Hükümete karşı hüküm veren yargıçlar ve savcılar görevlerinden
alınmakta ve yerlerine yandaşlar getirilmektedir. Erdoğan'ı eleştirenleri
mahkum edenler ise terfi ettirilmektedir. Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarında
bir miktar bağımsızlık göstermiş olsa da siyasal etkiden uzak değildir ve
yürütme ve diğer yüksek mahkemeler tarafından düzenli olarak itirazlara maruz
kalmaktadır. Hükümetin yargı kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve
AYM'nin bağlayıcı kararlarına uymaması büyük bir sorun olarak ortada
durmaktadır. 2023'ten bu yana, AYM, 2013 Gezi Park protestolarına karıştığı savıyla
2022'de 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve ardından hapisteyken parlamentoya
seçilen avukat ve eylemci Can Atalay'ın davası nedeniyle Yargıtay ve parlamento
çoğunluğu ile çatışıyor. Atalay, 2025 itibarıyla AYM'nin serbest bırakılması
için verilen birçok kararına karşın hapiste kaldı.
F2 0-4 puan
|
Hukuk ve ceza davalarında usul hükümleri yürürlükte
ve geçerli mi? |
0/4 |
Yargı sisteminde ciddi usul ihlalleri devam etmektedir. Sanıklar genellikle
yıllarca sürebilen uzun ve duruşma öncesi gözaltında tutulmaktadır. Savcılar
genellikle suçlamaları açıklamak için aylarca beklemekte ve yetersiz kanıtlarla
uzun iddianameler sunmaktadırlar. Birçok durumda, terörizmle suçlanan kişileri
savunan avukatlar kendileri de tutuklanma tehdidiyle karşı karşıyadır. Alt
mahkemeler yasal olarak uygulamak zorunda oldukları üst mahkemelerin
kararlarına uymamaktadır. Yetkililer, 2025 boyunca siyasal muhalefet figürleri,
sivil toplum eylemcileri ve hükümetin diğer muhaliflerine karşı keyfi ve
siyasallaştırılmış ceza davaları açmaya devam etmişlerdir. Önceki yıllarda
hapsedilen siyasal mahkumlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin usul
ihlallerini saptayan kararlarına karşın hapiste kalmışlardır.
F3 0-4 puan
|
Fiziksel gücün meşru olmayan kullanımına karşı
koruma ve savaşım verme özgürlüğü var mı? |
1 4 |
Türk yetkilileri, tutuklulara ve mahkumlara yönelik işkence ve diğer
acımasız ve insanlık dışı işlemlere karşı düzenli olarak suçlanmaktadır. Kürt
ve LGBT+ bireyler dahil olmak üzere belirli gruplar, gözaltında özel ayrımcılık
ve istismarla karşı karşıya kalmışlardır. Savcılar, bu tür istismar savlarını
tutarlı bir şekilde soruşturma konusu yapmamaktadır. Terör tehdidi 2018'den bu
yana önemli ölçüde azalmış olsa da saldırılar devam etmektedir. Hükümetle
yapılan barış görüşmelerinin bir parçası olarak, PKK Mart 2025'te tek taraflı
ateşkes ilan etti ve Mayıs ayında kendini dağıtma kararı aldı. Ancak, İslam
Devleti gibi diğer terör gruplarının şiddet olasılığı yıl boyunca devam etti.
F4 0-4 puan
|
Yasalar, politikalar ve uygulamalar nüfusun
çeşitli kesimlerine eşit davranılmasını güvence altına alıyor mu? |
1 4 |
Türkiye'nin yasaları tüm vatandaşlara eşit davranmayı öngörmekle birlikte
kadınlar ve dinsel, etnik, cinsel ve cinsiyet azınlık gruplarının üyeleri uygulamada
farklı derecelerde ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Kadınlar iş gücünün giderek
artan bir kısmını oluşturuyor, ancak cinsiyet önyargısı ve eşitsizlik acil
sorunlar olarak devam etmektedir. Aleviler ve Müslüman olmayanlar okullarda ve
kamu sektöründe sistemli ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Kürt vatandaşlar
ayrımcılığa maruz kalmaya devam etmekte ve Kürt örgütleri, kültürel kurumları
ve bireyler kimlikleriyle bağlantılı baskınlar ve tutuklamalarla
karşılaşmaktadır. Mart 2025'te Nevruz kutlamaları barışçıl bir şekilde devam
etti. Ancak yoğun polis varlığı vardı. Eşcinsel ilişkiler yasal olarak yasak
olmasa da yasa insanları cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temelinde
ayrımcılığa açıkça korumamakta ve LGBT+ bireyler uygulamada yaygın ayrımcılık,
polis tacizi ve şiddetle karşılaşmaktadır. LGBT+ bireylerin askerlik hizmeti
yapması yasaklanmaktadır. Üst düzey devlet yetkilileri sık sık homofobik nefret
söylemleri kullanmakta ve hükümet medyada LGBT+ içeriğini sansürlemeye devam etmektedir.
Türkiye, 2025 itibarıyla çeşitli ülkelerden kayıtlı yaklaşık üç milyon mülteci
ve sığınmacıya ev sahipliği yapmıştır. Çoğu mülteci çocuk eğitime erişime sahip
değildir ve çoğu yetişkinin çalışma izni yoktur. Mültecilere karşı halk öfkesi
ve ayrımcı siyasal söylem, 2011'de Suriye iç savaşı başladığından bu yana arttı
ve mülteciler ile göçmenler için ikamet izinlerinin alınması ve yenilenmesi
giderek zorlaştı. Raporlar ayrıca, insan hakları gruplarının zorla sınır dışı
etme olarak nitelendirildiği sınır dışı edilme sayısının arttığını da
gösteriyor. Aralık 2024'te Suriye'deki otoriter Beşar Esad rejiminin
devrilmesinin ardından, Türk hükümeti Suriyeli mülteciler için özel korumaları
aşamalı olarak kaldırmak için adımlar attı. Suriyelilerin yasal ikamet iznini
sağlamak için sonunda çalışma izni ve gelir kanıtı, öğrenci vizesi veya taşınmaz
mal almak zorunda kalacaklardı. Ocak 2026 itibarıyla, Suriyelilerin Türkiye'de
ücretsiz sağlık hizmetlerine erişimini kaybedeceği düşünülüyordu.
G Kişisel Özgürlükler ve Bireysel Haklar
G1 0-4 puan
|
Bireyler, ikamet yerlerini, işlerini veya
eğitimlerini değiştirme gibi hareket özgürlüğünden yararlanıyor mu? |
1/4 |
Bazı bölgelerde ve hükümet tarafından şüpheyle karşılanan gruplar için
hareket özgürlüğü sınırlıdır. Türkiye'nin güneydoğusunda hükümet ile PKK
arasındaki çatışma nedeniyle hareket uzun süredir kısıtlanmış olsa da 2025
başlarında barış görüşmelerindeki ilerleme koşulları biraz değiştirdi. Ayrıca,
2016'daki darbe girişiminin ardından işten çıkarılan veya uzaklaştırılan
125.000'den fazla kamu sektörü çalışanı ilişki nedeniyle suçluluk atmosferi
nedeniyle iş bulamadı ve pasaportları iptal edildikleri için yurtdışına seyahat
edemedi. Mülteciler, ülke içinde serbest dolaşım ve istihdam değişikliği
konusunda yasal ve uygulama engellerle karşılaşmaya devam etmektedir. Aralık
2025 itibarıyla Türkiye'de geçici koruma altında yaklaşık 2,4 milyon kayıtlı Suriyeli
mülteci vardı. Kayıtlı oldukları iller dışında yaşayamazlar veya çalışamazlar
ve iller arasında seyahat yalnızca devlet tarafından işletilen elektronik sistem
üzerinden alınan resmi izinle yapılabilir. Mültecilerin kimlik belgeleri
adresleri doğrulanamazsa devre dışı bırakılabilir.
G2 0-4 puan
|
Bireyler, devlet veya devlet dışı aktörlerin
gereksiz müdahalesi olmadan mülkiyet sahibi olma ve özel iş kurma hakkını
kullanabilir mi? |
1/4 |
Özel mülkiyet hakları yasal olarak güvence altına alınmıştır, ancak son on
yıldır hükümetin eleştirmenleri veya karşıtları müdahaleci vergi ve düzenleyici
denetimlere maruz kalmaktadır. 2016'dan bu yana, terör gruplarıyla bağlantılı
olduğu düşünülen yüzlerce şirket, STK ve medya kuruluşunun varlıkları el
konulmuş ve bu da kamuoyunun hukukun üstünlüğüne ve özgür girişimcilik için
temel korumalara olan güvenini ciddi şekilde zedelemiştir. Medeni Kanun
kapsamında erkekler ve kadınlar eşit miras haklarına sahiptir, ancak
arabuluculuk yasası, varislerin dağıtım konusunda kendi anlaşmalarına varmasına
izin vermektedir ve bu da kadınlar üzerinde daha az pay kabul etmeleri için
baskı oluşturabilmektedir.
G3 0-4 puan
|
Bireyler, eş seçimi ve aile büyüklüğü, aile içi
şiddetten korunma ve görünüş denetimi gibi kişisel ve toplumsal
özgürlüklerden yararlanır mı? |
2/4 |
Evlilik, boşanma ve çocuk yetiştirme gibi kişisel statü konularına ilişkin
özgürlükler tutarsız şekilde uygulanmaktadır. Boşanma yasal olsa da Erdoğan ve
AKP kadınları boşanmaktan caydırmak ve en az üç çocuk sahibi olmalarını özendirmek
için kampanya yürüttü. Hükümet, 2025 yılında daha büyük aileler için yeni mali destekler
getirdi. Çocuk evlilikleri yasa dışı olsa da genellikle gerçekleşmektedir. Çoğunlukla
gayri resmi dinsel törenlerle veya sahte kimlik kullanılarak sahte evlilik
ruhsatı alınarak yapılmaktadır. Doğum denetimi yasal olmaya devam etmekte ancak
erişimi giderek zorlaşmaktadır. Türkiye’deki kadın öldürme ve cinsiyete dayalı
şiddet oranları, ki bunlar genellikle aile içi şiddet ve mevcut ya da eski
yakın partnerlerin saldırılarını içeriyor, dünyanın en yüksek oranları
arasındadır ve kadın hakları savunucuları, hükümet ve yargı tarafından sağlanan
bir cezasızlık kültürünü tanımlamışlardır. Aile içi şiddetle bağlantılı kadın
öldürme raporlarını izleyen eden Anıtsayaç Web sitesine göre, 2025 yılında en
az 456 kadın öldürülmüştür. Türkiye’nin 2021’de cinsiyete dayalı şiddeti
önlemeye yönelik uluslararası bir anlaşma olan İstanbul Sözleşmesi’nden
çekilmesi, aile içi şiddetle karşılaşan kadınlar için önemli yasal korumaları
ortadan kaldırmıştır. Polis, aile içi anlaşmazlıklara müdahale etmekte isteksizdir
ve mağdurlar için çok az sığınma evi bulunmaktadır. Ağustos 2025’te Diyanet,
mütevazı kıyafet çağrısında bulunan sert bir vaaz yayınladı ve gelecekte
kıyafet ve görünüşe yönelik yasal kısıtlamalar olasılığı konusunda endişeleri
artırdı.
G4 0-4 puan
|
Bireyler fırsat eşitliği yararlanıyor mu ve
ekonomik sömürüden özgür yaşıyor mu? |
1/4 |
Sendikaların zayıflığı ve hükümetin örgütlü işçiye karşı harekete geçme
istekliliği, fırsat eşitliğini, ekonomik sömürüye karşı korumayı ve iş yeri
güvenliğini zayıflatmaya devam etmiştir. Son yıllarda işyeri kazaları sıkça
yaşanmıştır ve işçilerin yaralanmaları durumunda çok az hak kazanmaktadır. İş
ve İşçi Sağlığı Kurumu’na (İSİG) göre, 2025 yılında en az 2.105 işçi iş
kaynaklı olaylarda yaşamını kaybetmiştir. Çocuk işçiler, göçmen ve mülteci
işçiler ile Türkiye'nin büyük gayri resmi sektöründe çalışanlar, ki bu sektör
genel ekonominin yaklaşık üçte birini oluşturur, ekonomik sömürüye karşı
özellikle savunmasızdır.