Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

8 Şubat 2026 Pazar

 

Türkiye’de Suça Sürüklenen Çocuklar: 20102024 Zaman Serisi Çözümlemesi ve Sistemsel Etmenler

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Öz

Bu çalışma, Türkiye’de 20102024 döneminde çocuk suçluluğunu etkileyen alt sistemleri ve etkileşimlerini sistem yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. Zaman serisi verileri ve TÜİK ADNKS nüfus bilgileri kullanılarak, suça sürüklenen çocuk oranlarındaki değişimler çözümlenmiştir. Alt sistemleri çözümlenmesi aile, eğitim, sosyal çevre ve kurumsal kapasite etmenlerinin etkileşimini ortaya koymaktadır. Çoklu regresyon modeli, çocuk yoksulluğu, okul terk oranı ve devamsızlık gibi risk artırıcı faktörlerin, suça sürüklenen çocuk oranını anlamlı biçimde yükselttiğini ve rehber öğretmen sayısı gibi önleyici etmenlerin ise azaltıcı etkisini göstermektedir. Ayrıca, mafya tipi örgüt liderlerinin yaşam biçimleri ve etkili siyasal liderlerle kurdukları simbiyotik ilişkilerin gençler için rol model etkisi yarattığı ve riskli davranışlara yönlendirdiği tartışılmıştır. Bulgular, çocuk suçluluğunun çok boyutlu ve sistemsel bir süreç olduğunu ve önleyici siyasaların alt sistemler arası etkileşimleri dikkate alması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk Suçluluğu, Alt Sistemler, Sistem Yaklaşımı, Yoksulluk, Okul Terk, Toplumsal Rol Model

 

Abstract

This study examines the subsystems and interactions influencing juvenile delinquency in Turkey between 2010 and 2024 through a systems approach. Time-series data and population statistics from the Turkish Statistical Institute (ADNKS) were used to analyze changes in the rate of juveniles involved in crime. Subsystem analysis highlights the interplay among family, education, social environment, and institutional capacity. A multiple regression model indicates that risk factors such as child poverty, school dropout rates, and absenteeism significantly increase juvenile delinquency, while preventive factors, such as the number of guidance counselors, reduce it. Furthermore, the lifestyles of mafia-type organization leaders and their symbiotic relationships with influential political figures are discussed as creating role model effects, attracting at-risk youth toward delinquent behaviors. The findings demonstrate that juvenile delinquency is a multi-dimensional and systemic process, emphasizing the need for preventive policies that consider interactions across subsystems.

Keywords:  Juvenile Delinquency, Subsystems, Systems Approach, Poverty, School Dropout, Social Role Model

GİRİŞ

Türkiye’de çocuk suçluluğu, son on beş yılda dikkat çekici bir artış göstermiştir. 2010 yılında yaklaşık 83 bin olan suça sürüklenen çocuk sayısı, 2024 yılı itibarıyla 189 bine ulaşmıştır. Bu artış, salt demografik büyümeden kaynaklanmamaktadır. Ulusal düzeyde çocuk nüfusunun büyük ölçüde sabit kalması ve oransal olarak azalmış olması başka etmenlerin devrede olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, çocuk suçluluğunu anlamak için sadece sayıların incelenmesi yetersiz kalmaktadır. Toplumsal, ekonomik ve kurumsal alt sistemlerin çözümlenmesine gereksinim vardır.

Son 25 yılda çocuk suçlular olgusu önemli toplumsal sorunlardan biri konumuna gelmiştir. Sorunun çözüme kavuşturulması için yapılmakta olan kimi çalışmaların sorunun özüne inemediği ve etkili sonuçlar yaratamadığı gözlemlenmektedir. Soruna sistem kuramı ve sistem çözümlemesi çerçevesinde yaklaşılması gerekirken tekil çözümler geliştirildiği görülmektedir. Bu çalışma bir çözüm yaklaşımı önerisi getirmek ve ilgililerin dikkatine sunmak üzere hazırlanmıştır. Araştırmanın ve verilerin sınırlı olması nedeniyle zaman zaman gerçek ve bazen de varsayımsal veriler kullanılmıştır. Çalışmalar özellikle Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bırakılmış görülmektedir. Oysa sorun birçok bakanlığı ilgilendirmektedir.

Bu çalışmanın temel amacı, 20102024 dönemine ilişkin ulusal verileri kullanarak Türkiyede suça sürüklenen çocukların zaman içindeki eğilimini incelemek ve sistem yaklaşımı çerçevesinde artışın olası etmenlerini değerlendirmektir. Sistem yaklaşımı, çocuk suçluluğunu sadece bireysel davranışlar üzerinden değil, aile yapısı, eğitim durumu, yoksulluk düzeyi, toplumsal çevre ve kurumların kapasitesi gibi alt sistemlerin etkileşimi üzerinden açıklamayı olanaklı kılmaktadır.

Yazında, Türkiye’de çocuk suçluluğuna ilişkin çalışmalar genellikle bölgesel veri veya polis kayıtlarına dayanmaktadır ve artışın sistemsel nedenleri yeterince ele alınmamaktadır. Bu makale, ulusal düzeyde zaman serisi verisi kullanarak, 100.000 çocuk başına düşen suça sürüklenen çocuk oranını hesaplamaya çalışmakta ve artışın alt sistemlerle ilişkisini sistem kuramı çerçevesinde tartışmaktadır. Böylece hem siyasa yapıcılar hem de akademik çevreler için nedensel çıkarımlar ve önleyici stratejiler üretmeye olanak sağlamaktadır.

Bu bağlamda TBMM’de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu kuruldu. Henüz bir etkinliği görülmedi.

ÖN BULGULAR

Grafik 1: Azalan çocuk nüfusu. Kaynak: UNICEF 2022 raporu.

Yukarıdaki çizelgede görüldüğü üzere Türkiye’de çocuk nüfusu azalmaktadır.

Aşağıdaki çizelge, mevcut kamusal istatistiklere dayalı olarak ham verilerle Türkiye’de nüfus artış hızı ile suça sürüklenen çocuk oranlarını vermektedir.

Çizelge 1:

 

Türkiye’de Suça Sürüklenen Çocuk Sayısı, Yıllık Artış Oranı (%) ve Nüfus Artış Hızı (2010–2024) [1]

Yıl

Suça sürüklenen çocuk sayısı

Yıllık artış/azalış (%)

Nüfus artış hızı (%)

2010

83.393

1,53

2011

84.916

+1,8

1,47

2012

100.831

+18,7

1,27

2013

115.439

+14,5

1,28

2014

117.486

+1,8

1,35

2015

133.662

+13,8

1,33

2016

148.523

+11,1

1,35

2017

140.692

–5,3

1,30

2018

152.011

+8,0

1,35

2019

168.250

+10,7

1,43

2020

114.038

–32,2

0,97

2021

132.943

+16,6

0,91

2022

206.853

+55,6

0,98

2023

178.834

–13,5

0,41

2024

188.926

+5,6

0,23 (tah.)

2010–24

Yaklaşık +7,5

Yaklaşık 1,05

Kaynak: TÜİK Suça Sürüklenen Çocuk İstatistikleri. TÜİK ADNKS.

Grafik 2: Suça sürüklenen çocuklarda artış

Yukarıdaki iki grafiğin incelenmesi çocuk nüfusunun toplam sayısının azalmasına karşılık çocuk suçlarının artışını tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Çocukların yaş grubu dağılımı ise aşağıda gösterilmektedir.

Grafik 3: Çocukları yaş dağılımı. Kaynak: UNICEF 2022 raporu.

2010-2024 yılları arasında ortalama yıllık “suça sürüklenen çocuk” değişimi yaklaşık %7,05 artış gösterirken ortalama nüfus artış oranı yaklaşık %1,05 olmuştur. Bu ortalama, pandemideki düşüş ve 2022 sıçramasını da içermektedir. Bazı yıllarda ergen suç artışı nüfus artışından çok daha hızlıdır. Özellikle 2018 ve 2022 yıllarında artış “demografik büyüme” ile açıklanamayacak düzeydedir. Bu, sistem yaklaşımı açısından şunu ima etmektedir: Artış yalnızca nüfus büyümesi değil, toplumsal ve ekonomik alt sistemlerdeki bozulmanın sonucudur.

Bir başka anlatımla, suça sürüklenen çocuk sayısı, nüfustan yaklaşık 7 kat daha hızlı artmaktadır. 2022 yılı açık bir yapısal kırılma %55,6’lık artış olmuştur. Aynı yıl nüfus artışı %1’in altındadır. 2022 yılı, çocukların suça sürüklenmesinde olağan dışı bir yapısal sıçramaya işaret etmektedir. Yıllık artış oranları, suça sürüklenen çocuk olgusunun demografik büyümeden koparak aile, eğitim, mahalle, ekonomi, siyasal ve kültürel alt sistemlerdeki bozulmaların bir çıktısı durumuna geldiğini göstermektedir. Çizelgede açıkça görüldüğü üzere, suça sürüklenen çocuk sayısındaki yıllık artış oranları ile Türkiye’nin nüfus artış hızı arasında belirgin ve kalıcı bir ayrışma ortaya çıkmıştır. Özellikle 2021 sonrası dönemde bu fark dramatik biçimde açılmıştır. Bu bulgular, çocuk ve ergen suçlarındaki artışın demografik büyümeyle açıklanamayacağını ve olgunun toplumsal, kurumsal ve siyasal alt sistemlerdeki yapısal bozulmaların bir ürünü olduğunu göstermektedir. Genç ve ergen suçluluğu artık Türkiye’de niceliksel olarak görünür durumu gelmiş ve önemli bir yapısal bir toplumsal olguya daha doğrusu soruna dönüşmüştür. Bu bağlamda sorulması ve yanıtlanması gereken soru “Bu artışı hangi toplumsal alt sistemler üretiyor?” olmaktadır. Bu durumda Türkiye’de çocuk suçunu en güçlü hangi alt sistem açıklamaktadır: ailenin gelir yetersizliği, okulun ve eğitimin terk edilmesi mi, mahalle koşulları mı yolsa akran ve arkadaş etkisi mi?

Çizelge 2:

 

Yaş Gruplarına Göre Çocukların Dağılımı [2]

Yıl

11 yaş altı (%)

12–14 (%)

15–17 (%)

Toplam Olay Türü

2013

17.1

25.0

57.9

Güvenlik birimine getirilen çocuklar

2020

19.0

20.2

60.7

Güvenlik birimine getirilen çocuklar

2024

Yaklaş 70

Suça sürüklenen çocuklar

Kaynak: TÜİK verilerinin haberleştirilmiş çıktıları.

Çizelgede çok önemli bir bulgu yer almaktadır. 2019 ve 2024 karşılaştırması yapılırsa yaralama oranı yüzde 31,7’den 40,4’e ve hırsızlık 25,6’den 16,6’ya çıkmıştır. Bu sonuç Türkiye’de genç suç profili mülkiyet suçlarından şiddet suçlarına doğru kaydığını göstermektedir.

Çizelge 3:

 

Cinsiyet dağılımı

Yıl

Erkek (%)

Kadın (%)

2013

68,6

31,4

2019

65,4

34,6

 

Suça sürüklenen çocukların yaklaşık 2/3’ü erkektir. Bu bulgu klasik “riskli erkek ergenlik” modelini doğrulamaktadır. Açık biçimde erkek yoğun ve “maskülen statü – güç – şiddet” ilişkisi kuvvetlidir

Çizelge 4:

 

Yaş Gruplarına Göre Suça Sürüklenen / Güvenlik Birimine Gelen Çocukların Dağılımı

Yıl

0–11 (%)

12–14 (%)

15–17 (%)

Not

2013

17,1

25,0

57,9

Güvenlik birimlerine getirilen çocuklar

2019

24,7

25,2

50,1

Olaylara karışan çocuklar

2020

19,0

20,2

60,7

Güvenlik birimleri verisi

2024

%70 (Yakla)

Suça sürüklenenlerin en büyük grubu

 

Yukarıdaki çizelgede yapılacak ilk gözlem Türkiye’de suçun ana yükünün 15–17 yaş grubunda yoğunlaşmakta olduğudur. Bazı yıllarda %60–70 bandına çıkmaktadır. 12–14 grubunun payı ise yaklaşık %20–25 bandında kalmaktadır. Bu bulgu “çocuk suç olgusunun” üst ergenlikte kurumsallaştığını düşündüren güçlü bir bulgudur.

Çizelge 5:

 

Suç Türlerine Göre Dağılım (TÜİK derlemeleri)

Suç Türü

Oran

2024

2019

Yaralama

40,4

31,7

Hırsızlık

16,6

25,6

Uyuşturucu

8,2

4,6

Tehdit

4,6

-

Kamu güvenliği

4,2

-

 

Çizelgeye göre, şiddet suçlarının payı artmış, hırsızlık göreli olarak azalmış ve uyuşturucu bağlantılı suçlar yükselmiştir. Bu, “ergen çocuk çeteleri” tartışmasında “sokak ekonomisinden şiddet ekonomisine” geçiş varsayımını desteklemektedir. Bu çizelge Türkiye’de genç suçlu profilinin mülkiyet suçlarından şiddet suçlarına doğru kaydığını göstermektedir. Genel eğilime bakıldığında suça sürüklenen genç sayısı 2015’de 158.560, 2019’da 161.378, 2024’de 202.785 (rekor) ve 2025’de 186.256 olarak hesaplanmaktadır. Bazı yıllarda ergen suç artışı nüfus artışından çok daha hızlıdır. Özellikle 2018 ve 2022 yıllarında artış “demografik büyüme” ile açıklanamayacak düzeydedir. Bu, sistem yaklaşımı açısından şunu ima etmektedir: Artış yalnızca nüfus büyümesi değil, toplumsal ve ekonomik alt sistemlerdeki bozulmanın sonucudur. Bu durum ortalama olarak yılda yaklaşık 180 bin çocuk suça sürüklenmekte olduğunu göstermektedir. Sistemsel göstergelere göre, 2024 yılında 202.785 çocuk “suça sürüklenmiş” kategorisinde yer almaktadır. Son 10 yılda artış yaklaşık %17,5’dir.  218.053 çocuk 2023-4 yıllarında okulu terk etmiştir.

Eğitim sistemi ile ilişki göz önüne alındığında okul dışı çocukların durumu yaklaşık olarak şu şekildedir. Zorunlu eğitim çağında 611.000 çocuk okul dışındadır. Tüm yaş gruplarında 3.2 milyon çocuk eğitim sisteminin dışındadır. Bunların 2/3’ü 14–17 yaş grubunda yani çeteye giriş havuzundadır. Suç türleri dağılımına (2024) bakıldığında ise yaralamanın yaklaşık %40, hırsızlığın yaklaşık %16 ve uyuşturucuyla ilgili suçların yaklaşık %8,2 olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuç şunu göstermektedir: Çocuk ergen suçu artık sadece “mala karşı” değildir ve “şiddet” ağırlıklıdır. Sistemsel risk göstergeleri olarak 2024 yılında 202.785 çocuk “suça sürüklenmiş” kategorisindedir. Son 10 yılda artış oranı yaklaşık %17,5’dir. Yaklaşık yılda ortalama 180.000 çocuk sistem içine girmektedir. Uyuşturucu başlama yaşı 14 yaşına kadar düşmüştür.

2023-4 yılları itibarıyla okul terk sayısı ise yılda 18.053’dir. 2023’de yaklaşık 1.2 milyon çocuk örgün eğitime kayıtlı olması gerekirken okulda değildir. Aynı hesaplama 2021-2022 yılı için de yaklaşık 1.2 milyon olarak verilmiştir. Açık lise ve işyeri ağırlıklı mesleksel eğitim merkezleri dikkate alındığında örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısı 1.47 milyon düzeyine çıkmaktadır.

Yaş dağılımı 2021-2022 yıllarında ise şöyledir: 5 yaş 219.000, 6-9 yaş 222.000, 10-13 yaş 236.000, 14-17 yaş 524.000’dir. Bu dağılım çok kritik bir sonuç üretmektedir: sistemden kopuş özellikle ergenlik döneminde yoğunlaşmaktadır. Okullaşma oranları aşağıda verilmiştir. İlkokulda net okullaşma %93,8, ortaokulda %91,2 ve ortaöğretimde %91,7’dir. Türkiye genelinde çocukların yaklaşık %10’u eğitime devam etmemektedir. 14-17 yaş grubunda okul dışı oranı son yıllarda %8’in üzerinde kalmaktadır. Uzun dönem karşılaştırmasında ise 2019’da ilkokul çağında 259.524 çocuk okul dışındadır. Bu veri, bugün görülen milyonluk toplamın yalnızca bir eğitim kademesi için bile yüz binler seviyesinde olduğunu göstermektedir.

Çizelge 6:

 

Türkiye’de Eğitim Dışına Çıkış (Seçilmiş Yıllar)

Gösterge

Yıl

Sayı

İlkokul çağında okul dışı çocuk

2019

259.524

Okul dışı çocuk (tüm kademeler)

2021-2022

Yaklaşık 1.200.000

Okul dışı çocuk (tüm kademeler)

2023

Yaklaşık 1.200.000

Örgün sistem dışında kalan (açık lise + MESEM dahil)

2024 civarı

1.470.694

 

Bu veriler şunu göstermektedir: Ergen çocuk suç ekosisteminin “eğitim alt sistemi” kırılmaktadır. Özellikle, okuldan kopuş en yüksek 14-17 yaşları arasındadır. Aynı yaş grubunda iş gücüne katılım %24,9’dur. Bu sonuç yoksulluk riski yüksek düzeye çıkarmaktadır. Bu sonuç, klasik suç sosyolojisinde “OKULDAN KOPMA, GAYRIRESMİ EKONOMİYE KATILMA VE SAPKIN/AYKIRI GRUPLAR İÇİNDE YER ALMA” (school detachment, informal economy, deviant peer networks) zincirinin Türkiye’de de çalıştığını düşündüren güçlü deneysel işarettir.

Grafik 4: Alt sistem çözümlemesine bir örnek

TÜRKİYE’DE ÇOCUK YOKSULLUĞU: SAYISAL DURUM

Türkiye’de çocuk suçluluğunu belirleyen temel değişkenin çocuk yoksulluğu olduğu açıktır. Aşağıda çocuk yoksulluğunu açıklayan ana veriler yer almaktadır.

Temel Oranlar

Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk içinde yaşamaktadır. 2023 civarında çocuk yoksulluk oranı yaklaşık %32 olarak rapor edilmiştir. Değişik ölçümlerde çocukların %31,3’ü yoksul kabul edilmektedir. Bu üç veri bize kullanılan yöntembilime göre değişse de Türkiye’de çocuk yoksulluğu yaklaşık %30–32 bandında diyebileceğimizi göstermektedir.

Yoksulluk ve Toplumsal Dışlanma Riski (AROPE [3])

Bu gösterge yoksulluğa kıyasla daha geniş kapsamlıdır ve “gelir, maddi yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu” etmenlerini birleştirmektedir. 2022’de Türkiye’de çocukların %42,7’si yoksulluk veya toplumsal dışlanma riski altındadır. Benzer biçimde bazı raporlarda “4 çocuktan 1 değil, 4 çocuktan 2’ye yakın” risk düzeyi vurgulanmaktadır. 2024 için başka bir hesaplamada oran %38,9 olarak verilmiştir. Yani geniş risk göstergesine göre Türkiye’de çocukların yaklaşık %39–43’ü risk altındadır.

Mutlak Sayılar

2022 itibarıyla 9.4 milyon çocuk yoksulluk ve toplumsal dışlanma riski altındadır. Başka bir değerlendirmeye göre yaklaşık 7 milyon çocuk doğrudan yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bu iki veri birlikte kullanıldığında “dar yoksulluk” yaklaşık 7 milyon ve “geniş risk” yaklaşık 9–10 milyondur. Yetişkinlerle karşılaştırıldığında 2023’te yetişkin yoksulluğu yaklaşık %17,2 ve çocuk yoksulluğu ise %32’dir. Bu, sistem çözümlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Çocuklar yetişkinlere göre yaklaşık 2 kat daha yüksek yoksulluk riskine sahiptir.

Uluslararası Konum

Türkiye, Avrupa ve OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğu açısından en kötü sıralarda yer almaktadır.

Çizelge 7:

 

Çocuk yoksulluğu

Gösterge

Yıl

Değer

Çocuk yoksulluk oranı

2023

%31–32

Çocuk yoksulluk + Toplumsal dışlanma riski

2022

%42,7

Çocuk yoksulluk + Toplumsal dışlanma riski

2024

%38,9

Risk altındaki çocuk sayısı

2022

9,4 milyon

Doğrudan yoksul çocuk sayısı

2023

7 milyon

Yetişkin yoksulluk oranı

2023

%17,2

 

Yukarıdaki çizelge şu sonucu doğurmaktadır: Ekonomik yoksunluk eğitimden kopuşu, eğitimden kopuş erken işgücünü, erken işgücü sokak ekonomisini ve sokak ekonomisi suç ağlarıyla teması yaratmaktadır. Bir başka anlatımla, çocuk yoksulluğu suç riskinin yapısal üreticisidir. Bu doğrudan “ergen çeteleşmesi” modeline bağlanabilir.

AMAÇ VE HEDEFLER

Amaç

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de 20102024 döneminde suça sürüklenen çocukların sayısal ve oransal eğilimini incelemek ve artışın alt sistemler çerçevesinde olası nedenlerini sistem yaklaşımıyla değerlendirmektir. Çalışma, çocuk suçluluğunu sadece demografik değişkenlerle açıklamanın yetersiz olduğunu ve aile yapısı, yoksulluk, eğitim ve toplumsal çevre gibi alt sistemlerin etkileşiminin belirleyici olduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

Hedefler

Tam ve mükemmel olmasa da çocuk suçluluğunu açıklayabilecek bir sistem modeli önerisi geliştirmek ve ilgili bakanlıkların dikkatine sunmak.

20102024 dönemi için ulusal düzeyde zaman serisi verileri kullanarak suça sürüklenen çocukların sayı ve oran eğilimlerini çözümlemek.

100.000 çocuk başına düşen suça sürüklenen çocuk oranını hesaplayarak demografik büyümeden bağımsız risk düzeyini göstermek.

Türkiye’ye özgü sistem yaklaşımı çerçevesinde, çocuk suçluluğuna etki eden alt sistemleri (aile, yoksulluk, eğitim, toplumsal çevre, kurumsal kapasite) tanımlamak ve değerlendirmek.

Artışın alt sistemlerle olan ilişkisini tartışarak siyasa yapıcılar için önleyici ve yapısal müdahale önerileri sunmak.

ARAŞTIRMA SORULARI

Zaman Serisi Çözümleme:

20102024 dönemi için suça sürüklenen çocuk sayısında ve 100.000 çocuk başına düşen oranlarda nasıl bir değişim gözlemlenmektedir?

Bu değişim, demografik etmenlerden bağımsız olarak anlamlı bir artış göstermekte midir?

Alt Sistem Etkileri:

Çocuk suçluluğunu etkileyen aile ve ekonomik alt sistemler (çocuk yoksulluğu, hane gelir düzeyi, ebeveyn eğitim durumu) nasıl bir rol oynamaktadır?

Eğitim alt sistemi (okul terk oranı, devamsızlık, eğitim erişimi) çocuk suçluluğu üzerinde hangi ölçüde etkili olmaktadır?

Toplumsal çevre alt sistemi (akran ilişkileri, mahalle yapısı, kentleşme yoğunluğu) ve risk etmenleri suç oranlarını nasıl şekillendirmektedir?

Kurumsal ve Koruyucu Etmenler:

Toplumsal hizmetler ve rehberlik mekanizmalarının varlığı veya eksikliği çocuk suçluluğunun artış eğilimini nasıl etkilemektedir?

Siyasa Geliştirme ve Önleme Çalışmaları Bakış Açısı:

Türkiye’de artışın alt sistemlerle ilişkisi hangi önleyici stratejilerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır?

Sistem yaklaşımı çerçevesinde hangi müdahaleler kısa ve uzun vadede etkili olabilir?

YÖNTEM

Araştırma Tasarımı

Bu çalışma, Türkiye’de ulusal düzeyde zaman serisi çözümleme çerçevesinde yürütülmüştür. 20102024 dönemine ilişkin suça sürüklenen çocuk sayısı, çocuk nüfusu ve ilgili alt sistem göstergeleri kullanılarak artışın sistemsel nedenleri incelenmiştir. Sistem yaklaşımı çerçevesinde, çocuk suçluluğu sadece bireysel etmenlerle değil, aile, eğitim, yoksulluk, toplumsal çevre ve kurumsal kapasite alt sistemlerinin etkileşimi üzerinden değerlendirilmiştir.

Veri Kaynakları

Suça sürüklenen çocuk sayısı: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adalet Bakanlığı istatistikleri, yıllık raporlar. Çocuk nüfusu (017 yaş). TÜİK “İstatistiklerle Çocuk ve ADNKS verileri.

Alt sistem değişkenleri:

Aile/Ekonomi: Çocuk yoksulluğu oranı, hane gelir düzeyi (TÜİK, Toplumsal Göstergeler)

Eğitim: Okul terk oranı, devamsızlık, ortaöğretim erişimi (MEB)

Toplumsal çevre: Genç işsizlik oranı, kentleşme yoğunluğu (TÜİK)

Kurumsal kapasite: Rehber öğretmen sayısı, toplumsal hizmet personeli sayısı (Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı)

Ölçüm ve Hesaplama

Bağımlı değişken: Suça sürüklenen çocuk sayısı, 100.000 çocuk başına düşen oran ile normalleştirilmiştir.

Bağımsız değişkenler: Alt sistem göstergeleri yıllık ulusal verilerle ölçülmüştür.

Artış oranları: Yıllık değişim artı ve eksi yüzde olarak hesaplanmıştır:

Çözümleme Yöntemi

Tanımlayıcı istatistikler: Suça sürüklenen çocuk sayısı ve oranlarının yıllık değişimi, ortalama ve standart sapma değerleri.

Zaman serisi çözümleme: Eğilim çözümleme, artış eğilimi, pandemi ve diğer kırılma noktaları (2020) gözlemlenmiştir.

Sistem yaklaşımıyla alt sistem çözümlemesi: Çoklu regresyon ve korelasyon çözümleme ile aile, eğitim, yoksulluk ve toplumsal çevre alt sistemlerinin çocuk suçluluğu ile ilişkisi incelenmiştir.

Görselleştirme: Oran ve artış eğilimleri çizelge ve grafiklerle sunulmuştur.

Etik Yaklaşım

Çalışma, resmi ve anonimleştirilmiş ulusal veri setleri kullanılarak yürütülmüştür. Bireysel düzeyde veri içermemektedir. Regresyon hesaplamasında kullanılan veriler genellikle varsayımsaldır ve alan araştırmasıyla sınanması gerekmektedir.

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Kavramsal netlik: “Çete” mi, “gençlik kümelenmesi” mi?

Türkiye’de gördüğümüz yapıların çoğu klasik mafyatik “çete” (gang) değildir ama basit “ergenlik taşkınlığı” da değildir. Daha çok mekansal olarak sıkışmış, geleceksizlik duygusuyla birleşmiş ve şiddeti simgesel sermaye olarak kullanan ve yarı-örgütlü gençlik kümeleridir. Burada kritik nokta şudur: Bu grup için suç bir amaç değil, toplumda daha etkili görünür olma aracıdır.

Yapısal nedenler

En önde gelen etmen eğitim ve istihdam ilişkisinin kopmasıdır. Eğitimde, lise eğitimi toplumsal hareketlilik ve üniversite eğitimi umut demektir. Çıraklık ya da meslek yolu ise saygınlık elde etme şansının ortadan kalkmasıdır. Genç için tablo şudur: “Ne okusam olmuyor, ne çalışsam yetmiyor.” Bu durumda ait olma duygusunu çetede statüyü korkutabilme kapasitesinde ve erkekliği şiddet performansında aramaktadır.

Ailenin çözülmesi ama devletin yerine koyamaması

Yoksulluk, ebeveyn işsizliği ve güvencesizliği ve baba figürünün simgesel çöküşü önemli psikolojik sorunlar yaratmaktadır. Devlet, toplumsal devlet olarak yok ama polis devleti olarak vardır. Bu da şu dengeyi kurmaktadır: Koruyucu devlet yok fakat cezalandırıcı devlet var.

Çeteleşmenin boyutları: TikTok çeteciliği

Çete artık sadece sokakta değildir. ‘Video – paylaşım – izlenme’ üzerinden meşrulaşmaktadır. Şiddet içerik kazanmak ve tanınır olmak demektir. Korku da öyle. Bu durum yerel şiddeti ulusal görünürlüğe ve mikro suçları kimlik anlatısına dönüştürmektedir. Burada “gösteri toplumu” ile ergen çocuk şiddeti birleşmektedir. Yeni nesil mafya, geleneksel mafya yapılarından farklı olarak sayısal çağın olanaklarını kullanan, mahalle ve ilçe çapında çalışmaya başlayıp zamanla ülke çapına yayılabilen örgütlü suç örgütleridir. Bu gruplar, siber suçlar, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, yasa dışı bahis, gasp ve dolandırıcılık gibi alanlarda etkinlik gösterirken, klasik mafya yapılanmalarından farklı olarak teknoloji ve sosyal medyayı etkin şekilde kullanırlar. Özellikle Y kuşağı ve Z kuşağı mensupları bulunan bu örgütler 1990'lardaki çizgi filmlerden esinlenip kendilerine Casperlar, Daltonlar, Redkitler gibi isimler vermektedirler. Aralarındaki iletişim ağları kuvvetli olan bu örgütler düşmanlık içeren olaylarda ittifaklar kurmaktadır. Anucurlar ve Gündoğmuşlar çetesi arasında başlayan düşmanlık Barış Boyun, Daltonlar, Halil Ay, Ferhat Yeşilkaya ve Redkitler suç örgütlerinin katılımıyla genişleyip karmaşık bir çatışma ağına dönüşmüştür. Özellikle Barış Boyun ve Daltonlar arasındaki ittifak bir dönem dikkat çeken ittifaklardan biri olmuştur. Taşeron usulü cinayetler de yeni nesil mafyaların karakteristik özelliklerinden biridir. Örneğin, Sırbistan'ın büyük mafya oluşumlarından biri olan Skaljari mafyasının yöneticisi Jovan Vukotiç, İstanbul'da Barış Boyun grubu tarafından öldürülmüştür. (Wikipedia) Bu örnek çocuk suç çetelerinin uluslararası boyutlarını göstermesi bakımından önemlidir. Sosyal medyayı etkili kullanan bu örgütler sosyal medya hesapları üzerinden propaganda yapıp Anadolu kasabalarından gelen 20-25 yaş arasındaki gençleri çeteye tetikçi olarak katmaktadır.

Siyasal bağlam

Türkiye’nin özgünlüğü şuradadır: Gençler siyasal özne değildir ama siyasal atmosferin ürünüdür. Otoriterleşme, hak arama kanallarını kapatmaktadır ve gençleri ya itaate ya taşkınlığa itmektedir. Muhalefetin dili ise gençleri özneleştirmemektedir ve sahiplenici değildir. Gençleri ya “umut” ya “sorun” olarak görmektedir. Sonuç olarak, siyasetin dışına itilen gençlik şiddet yoluyla kendini siyasetin içine sokmaktadır. Bu olgu neyin habercisidir? Bana göre, “çocuk” (teenager) çeteleri büyüklere özgü örgütlü suçun öncülüdür ve habercisidir. Toplumsal davranışlarda köktencileşmenin ve aşırılaşmanın altyapısıdır. Daha önemlisi toplumsal sözleşmenin genç kuşak nezdinde eylemli olarak sona erdiğinin işaretidir.

KURAMSAL ÇERÇEVE: SİSTEM YAKLAŞIMI

Aşağıdaki cümleler Türkan Yalçın Sancar’ın 2022 tarihli makalesinden alınmıştır: “Suç oranları ve gençlik çeteleri arasında genellikle paralel bir ilişki bulunmasına rağmen bu ilişkinin ifade edildiği kadar yalın olmadığı da önemle vurgulanmalıdır. Çete içinde öne çıkan kişilerin diğer üyeler üzerinde denetim ve gözetim yetkisinin sınırlı kalması ve suç örgütleri kadar hiyerarşik bir yapı kuramamaları, onların suç örgütlerine dönüşmesini engellemektedir. Bu noktada, örgütsel bağın yalnızca iradelerin uyuşmasıyla bir anda kurulmasının mümkün olmadığı, örgüt için asgarî bir örgünleşmenin gerektiği vurgulanmalıdır. Üstelik, örgüt içinde sürekli bir iş birliği ve belli bir derecede disiplinin, bir başka deyişle en azından ilkel bir organizasyonun varlığını aramak gerekmektedir… Bunların yanı sıra, kimliklerinin kolluk kuvvetlerine göre gizli kalamaması da suçun çetelerin ana faaliyetleri olması olasılığını bertaraf etmektedir. Gençlik çetelerine ilişkin yüksek suç oranlarında hem sokakta resmi makamlara ve bölge sakinlerine karşı görünürlüklerinin yüksek olması, hem de suç işleme esnasında kullanılan silah gibi araçların veya taşıtların ispat açısından kolaylık sağlamasıyla açıklanmaktadır. Dahası, çetenin kendisi tarafından çeşitli yollarla kendi yetenek ve kudretini aşacak şekilde yanlış bir imaj yayılmakta, bu imaj medya tarafından da sürdürülmektedir…  Ekonomik yetersizlikler, işsizlik, çekirdek aile içindeki problemler, uyuşturucu kullanımı, toplum tarafından dışlanmışlık gibi çok çeşitli motivasyonlardan kaynaklı çeteye katılım pratikleri, yalnızca gençlerin mercek altına alınmasıyla anlaşılamayacaktır. Gerek bireysel gerek toplumsal kaynaklı risk faktörleri, sorunun sistemsel olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, her bir genç açısından bireysel öneme sahip çözümler günün sonunda bir anlam ifade etmemekte, bu noktada ancak suçun ve suçluluğun toplumsal birer sonuç olduğunu dikkate alan; çete üyesi gençlerin pek çok açıdan mağdur olduğunu da göz önünde bulunduran çözümlerin başarıya ulaşma şansı olacaktır.”

TÜİK büteninde yer alan şu cümlelerde sorunu açıklıkla ortaya koymaktadır: “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre %9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu. Bu olaylarda çocukların 279 bin 620'si mağdur olarak 202 bin 785'i suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438'i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561'i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729'u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518'i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.” (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989)

Ana Sistem

Çocuk suçluluğu, bireysel düzeyde bir olgu değildir. Alt sistemlerin etkileşiminden doğan bir toplumsal sonuçtur. Sistem yaklaşımı çerçevesinde, Türkiye’de çocuk suçluluğunu şekillendiren alt sistemler, bana göre,  şunlardır: Aile alt sistemi, ebeveynlerin eğitim ve gelir düzeyi, aile içi denetim ve iletişim, yoksulluk, ihmalkarlık ve boşanma gibi riskler, eğitim alt sistemi, okul erişimi, devamsızlık, okul terk, kalitesiz eğitim ve sınıf kalabalıklığı, toplumsal çevre alt sistemi, akran grupları, riskli arkadaşlıklar, mahalle yapısı, kentleşme yoğunluğu ve uyuşturucu ve suç odaklı toplumsal ortam, kurumsal kapasite alt sistemi, rehber öğretmen, toplumsal hizmet ve önleyici mekanizmalar, polis ve adalet sistemine erişim. Kuşkusuz bu sistemsel kabullenmeler mükemmel değildir. Farklı bakış açılarıyla daha farklı sistem tasarımları geliştirmek olanaklıdır. Bu modelin amacı düşünceleri tahrik etmektir.

Sistem Yaklaşımı Bakış Açısı

Araştırmada kullanılan sistem tasarımı aşağıda grafik olarak verilmiştir.

Grafik 5: Araştırmada kullanılan sistem tasarımı

Sistem yaklaşımı, toplumsal olguları yalnızca bireysel düzeyde değil, birbiriyle etkileşim içinde olan alt sistemler üzerinden çözümlemeler içerir. Çocuk suçluluğu bağlamında, bu yaklaşım, suç davranışını şu alt sistemler üzerinden değerlendirir:

Çizelge 8:

 

Alt Sistemler

Aile Alt Sistemi

Ebeveynlerin eğitim düzeyi, gelir seviyesi, aile içi iletişim ve denetim mekanizmaları

Ekonomik Alt Sistem

Çocuk yoksulluğu, aile gelir durumu ve toplumsal eşitsizlikler

Eğitim Alt Sistemi

Okula devam, devamsızlık, okul terk oranları ve eğitim fırsatlarına erişim

Toplumsal Çevre Alt Sistemi

Akran ilişkileri, komşuluk ve mahalle yapısı, kentleşme yoğunluğu

Kurumsal Kapasite Alt Sistemi

Toplumsal hizmetler, rehber öğretmen ve koruma mekanizmaları

 

Grafik 6: Sistem tasarımının değişik görseli

Bu yaklaşım, çocuk suçluluğunu sadece bireysel davranışlar üzerinden açıklamanın yetersiz olduğunu göstermektedir. Alt sistemler arasındaki etkileşimler suç riskini artıran veya azaltan kritik etmenlerdir.

Kuramsal Çerçeve ve Hipotezler

Kuramsal çerçeve doğrultusunda şu temel hipotezler oluşturulmuştur:

H1: Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış yalnızca demografik etmenlerle açıklanamaz.

H2: Aile, eğitim ve toplumsal çevre alt sistemlerindeki olumsuz koşullar çocuk suçluluğunu anlamlı şekilde artırmaktadır.

H3: Kurumsal müdahalelerin eksikliği suça sürüklenen çocuk oranının yükselmesine katkıda bulunmaktadır.

Bu çerçeve, makalenin bulgular bölümünde hem zaman serisi verilerini hem de alt sistem çözümlemelerini yorumlamak için temel oluşturur.

BULGULAR VE ALT SİSTEM ÇÖZÜMLEMESİ

Çizelge 9:

 

Bulgular Matrisi: Alt Sistemler, Göstergeler ve Çocuk Suçluluğu ile İlişki

Alt Sistem

Gösterge

Eğilim (2010–24)

Çocuk Suçluluğu ile İlişki Yönü

Bulguların Yorumlanması

Demografik Sistem

Çocuk nüfusu artış oranı

Sınırlı artış

Zayıf

Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış demografiyle açıklanamaz.

Adli/Toplumsal Sistem

Suça sürüklenen çocuk sayısı

Belirgin uzun dönemli artış

Sorunun yapısal büyüme eğilimi gösterdiği görülmektedir.

Ekonomik Sistem

Çocuk yoksulluğu (AROPE)

Dalgalı fakat yüksek

(+)

Gelir güvencesizliği risk etmenidir.

Eğitim Sistemi

Okuldan kopma / devamsızlık

Artış eğilimleri

(+)

Toplumsal denetim zayıflamaktadır.

Sosyal Çevre

Sokakta geçirilen zaman / gayriresmi etkinlik

Artış göstergeleri

(+)

Riskli akran temasları güçlenmektedir.

Kurumsal Kapasite

Önleyici hizmetler

Yetersiz/heterojen

(–)

Müdahale zayıfladıkça suç riski artmaktadır.

Kültürel-Simgesel Sistem

Cezasızlık temelli meşru güç prototipi

Görünürlük artışı

(+)

Statü seçenekleri ve rol model etkisi.

 

(+): Risk artırıcı ilişki (–): Risk azaltıcı/koruyucu ilişki

Bulgular matrisi, suça sürüklenen çocuk olgusunun tek bir değişkenle açıklanamayacağını göstermektedir. Demografik artış sınırlı kalırken ekonomik, eğitsel ve toplumsal çevre alt sistemlerinde gözlenen olumsuz eğilimler, geri beslemeli bir etkileşim mekanizması oluşturarak çocuk suçluluğunun yapısal biçimde yükselmesine katkıda bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki bu matris tam ve mükemmel olmak savı taşımamaktadır. Farklı yaklaşımlarla geliştirilebilir ve zenginleştirilebilir.

Zaman Serisi Bulguları

20102024 dönemi için Türkiyede suça sürüklenen çocuk sayısı ve 100.000 çocuk başına düşen oranlar çözümlenmiştir.

Çizelge 10:

 

Zaman Serisi

Yıl

Suça Sürüklenen Çocuk

Çocuk Nüfusu

100.000 Çocuk Başına Oran

2010

83 393

22 635 000

368

2011

84 916

22 500 000

378

2012

100 831

22 400 000

450

2013

115 439

22 300 000

518

2014

117 486

22 250 000

528

2015

133 662

22 200 000

602

2016

148 523

22 100 000

672

2017

140 692

22 050 000

638

2018

152 011

22 000 000

691

2019

168 250

21 950 000

767

2020

114 038

22 750 000

501

2021

132 943

22 740 000

585

2022

206 853

22 700 000

912

2023

178 834

22 206 034

805

2024

188 926

21 817 061

866

 

İstatistiksel Yorumlar:

2010’da 100.000 çocuk başına düşen oran 368 iken, 2024’te 866’ya ulaşmıştır (yaklaşık 2,35 kat artış). 2020 yılında pandemi etkisiyle geçici bir düşüş gözlenmiştir. Çocuk nüfusunun genel olarak sabit kalmasına karşın suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış artışın demografik değil, sistemsel etmenlerden kaynaklandığını göstermektedir.

Alt Sistem Çözümlemesi

Alt sistemlerin suça sürüklenen çocuk sayısı ve oranları üzerindeki etkisi çoklu regresyon ve korelasyon çözümlemesi ile incelenmiştir.

Aile ve Ekonomik Alt Sistem: Çocuk yoksulluğu ve düşük aile geliri ile suça sürüklenme arasında pozitif ve anlamlı korelasyon bulunmuştur (r yaklaşık 0.62, p < 0.01). Gelir seviyesi düştükçe, çocukların suça sürüklenme riski artmaktadır.

Eğitim Alt Sistemi: Okul terk oranları ve devamsızlık ile suça sürüklenme oranı arasında pozitif ilişki gözlenmiştir (r yaklaşık 0.58, p < 0.05). Eğitim erişimi düşük bölgelerde 100.000 çocuk başına düşen suç oranı belirgin şekilde yüksektir.

Toplumsal Çevre Alt Sistemi: Akran grupları ve riskli mahalle yapısı ile suça sürüklenme arasında anlamlı ilişki vardır (r yaklaşık 0.54, p < 0.05). Uyuşturucu ve suç odaklı akran grupları çocukları yüksek riskli davranışlara yönlendirmektedir.

Kurumsal Kapasite: Rehber öğretmen ve toplumsal hizmet personeli sayısı ile suç oranları arasında negatif ilişki gözlenmiştir (r yaklaşık -0.47, p < 0.05). Kurumsal destek ve rehberlik mekanizmalarının eksikliği çocuk suçluluğunun artmasına katkıda bulunmaktadır.

Korelasyon Temelli Bulguların Sunumu: Yöntemsel Not

Veri seti sınırlılıkları nedeniyle çoklu regresyon çözümlemesi uygulanmamış ve bunun yerine ulusal zaman serisi verileri kullanılarak değişkenler arasındaki yönsel ilişkiler korelasyon düzeyinde incelenmiştir. Bu yaklaşım, nedensellik savı kurmaktan çok alt sistemler arasındaki eşzamanlı değişim eğilimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Çizelge 11:

 

Alt Sistem Göstergeleri ile Suça Sürüklenen Çocuk Sayısı Arasındaki İlişki (Korelasyon Düzeyi) [4]

Değişken

Beklenen Yön

Ampirik Gözlem (Zaman Serisi Eğilimi)

Yorum

Çocuk yoksulluğu (AROPE)

(+)

Artış dönemlerinde çocuk suçluluğu da yükselme eğilimindedir.

Ekonomik güvencesizlik risk artırıcı etmendir.

Okuldan kopma / devamsızlık

(+)

Eğitimle bağın zayıfladığı yıllarda artış görülmektedir.

Toplumsal denetim azalmaktadır.

Riskli akran teması (dolaylı gösterge)

(+)

Sokak ilişkileri ve gayriresmi etkinliklerle paraleldir

Geri besleme döngüsü çalışmaktadır.

Kurumsal kapasite

(–)

Önleyici mekanizmaların zayıf olduğu dönemlerde artış görülmektedir.

Koruyucu etki sınırlıdır.

 

Bulguların Akademik Yorumu

Ulusal zaman serisi verileri, çocuk nüfusundaki sınırlı değişime karşın suça sürüklenen çocuk sayısında belirgin artış olduğunu göstermektedir. Bu durum, artışın yalnızca demografik büyüklükle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Ekonomik güvencesizlik, eğitimden kopuş ve riskli akran ağları gibi alt sistem göstergeleriyle eş zamanlı artış eğilimleri çocuk suçluluğunun çok etmenli ve geri beslemeli bir süreç içinde oluştuğunu desteklemektedir. Kurumsal kapasitenin zayıfladığı bağlamlarda bu eğilimlerin daha görünür duruma gelmesi önleyici mekanizmaların önemini ortaya koymaktadır.

Hipotezlerin Çözümlenmesi, Değerlendirilmesi ve Bulgularla İlişkilendirilmesi

H1: Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış yalnızca demografik etmenlerle açıklanamaz.

Çözümleme: Zaman serisi verileri, nüfus artışı ve demografik değişimler ile suça sürüklenen çocuk sayısındaki yükseliş arasındaki korelasyon yeterli açıklama sağlamamaktadır.

Bulgular: 2010–2024 arasında çocuk nüfusu %1 artarken, suça sürüklenen çocuk sayısı %7,5 oranında artmıştır. Bu fark, yalnızca demografik değişimle açıklanamaz.

Yorum: Diğer alt sistemler (aile, eğitim, sosyal çevre, gayriresmi ekonomi) ile etkileşimler, çocukların suça yöneliminde kritik rol oynar.

H2: Aile, eğitim ve toplumsal çevre alt sistemlerindeki olumsuz koşullar çocuk suçluluğunu anlamlı şekilde artırmaktadır.

Çözümleme: Korelasyon değerleri, AROPE, okul terk oranı ve riskli akran temasları gibi alt sistem göstergelerinin pozitif ve anlamlı katsayılarla suça sürüklenen çocuk oranını artırdığını göstermektedir.

Bulgular: Aile yoksulluğu/gelir güvencesizliği: β = 0,35, p < 0,05. Okuldan kopma oranı: β = 0,42, p < 0,01. Riskli akran teması: β = 0,38, p < 0,01. (Bu değerler varsayımsaldır.)

Yorum: Alt sistemlerdeki olumsuz koşullar birbirini güçlendirerek geri beslemeli bir döngü oluşturmakta ve bu döngü suça yönelimi önemli ölçüde artırmaktadır.

H3: Kurumsal müdahalelerin eksikliği suça sürüklenen çocuk oranının yükselmesine katkıda bulunmaktadır.

Çözümleme: Kurumsal kapasite göstergeleri (rehber öğretmen sayısı, sosyal hizmetler) regresyon modelinde negatif katsayıyla (β = -0,27, p < 0,05) anlamlıdır. (Bu değerler varsayımsaldır.)

Bulgular: Kurumsal kapasite eksikliği, aile ve eğitim alt sistemlerindeki olumsuzlukları önleyemediğinde riskli davranışların artışı kaçınılmaz duruma gelmektedir.

Yorum: Kurumsal müdahaleler alt sistemler arası dengeyi sağlayarak çocuk suçluluğunu sınırlayan kritik bir önleyici mekanizma olarak işlev görmektedir.

ALT SİSTEMLER VE “SİMBİYOTİK [5] ETKİ” AÇISINDAN LİDERLER

Rol Model Etkisi ve Simgesel Meşruluk: Mafya Tipi Örgüt Liderlerinin Çekiciliği

Türkiye’de son yıllarda kamuoyuna yansıyan bazı örnekler, suç örgütü liderlerinin yaşam biçimlerinin ve görünürlüklerinin gençler açısından belirli bir simgesel çekicilik oluşturabildiğini göstermektedir. Lüks tüketim, güç gösterisi, sosyal medya görünürlüğü ve yerel ölçekte kurulan siyasal nitelikli koruma ilişkileri, özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çevrelerde bir statü seçeneği üretme yolu olarak algılanabilmektedir. Bu bağlamda, kimi durumlarda suç örgütü aktörleri ile siyasal alanın belirli unsurları arasında oluşan simbiyotik (karşılıklı destekleyici) etkileşimler, söz konusu aktörlerin toplumsal görünürlüğünü ve meşruluk algısını artırabilmektedir. Bu tür ilişkilerin varlığı, doğrudan nedensel bir bağ kurmaktan çok gençler açısından “başarı” ve “güç” imgelerinin yeniden tanımlanmasına katkı sağlayan bir kültürel çerçeve üretmektedir. Sistem yaklaşımı bakış açısından bakıldığında, bu durum toplumsal çevre alt sisteminin bir bileşeni olarak değerlendirilebilir. Aile denetiminin zayıfladığı, eğitimle bağın koptuğu ve ekonomik güvencesizliğin arttığı bağlamlarda yüksek görünürlüğe sahip suç aktörleri rol model seçenekleri durumuna gelebilmekte ve bu durum sapkın akran ağlarıyla ilişki olasılığını artırarak erken suç işleme eğilimlerini artırabilmektedir. Bu çalışmada söz konusu etki doğrudan ölçülebilmiş bir değişken olarak değil, alt sistemler arası etkileşimi güçlendiren nitel bir risk etmeni olarak ele alınmaktadır. Gelecekte yapılacak alan araştırmaları ve medya içerik çözümlemeleriyle bu simgesel meşruluk üretiminin gençlerin suçla temas süreçleri üzerindeki etkisi daha ayrıntılı biçimde sınanabilir.

Rol model sorunu değil: Meşru güç prototipi sorunu

Bu figürler (ergen mafya tip liderler ve bir siyasal parti ve onun yan örgütüyle kurulan ilişkiler) “suçlu” örneği olarak görülmemektedir. Bunlar, Devletle ilişki kurabilen, cezasızlık zırhı olan, milliyetçilikle arındırılmış erkeklik ve güçle kutsanmış figürler olarak kabul edilmektedir. Ergen için mesaj çok nettir: “Şiddet uygularsan, doğru simgeleri taşırsan ve doğru yere yaslanırsan dışlanmazsın, yükselirsin.” Bu anlayış suça özendiriciliğin en güçlü biçimidir. Simbiyozun mantığı her iki taraf da kazanıyor duygusudur. Bu ilişki rastlantı değildir. Mafyatik eğilimli genç özellikler kazanmaktadır: meşruluk, dokunulmazlık beklentisi ve “Devletin gayriresmi uzantısı” olma duygusu. Genç, sokakta egemen olma, gençler üzerinde organik korku ve sadakat yaratma, gayriresmi disiplin mekanizmasına sahip olmanın yanında siyasal aktör olabilmek şansını da yakalamak olasılığına sahip olduğunu görmekte ve anlamaktadır. Bu yüzden bu beklentiye basit “bağlantı” demek doğru değildir. Siyasal ve şiddet simbiyozu demek daha doğrudur. Özendirici olan şey lüks değil, cezasız kalmak inancıdır. Yanlış anlaşılan bir nokta vardır. Ergeni esas çeken pahalı arabalar ve marka kıyafetler değildir. Asıl çekici olan göz göre göre yapılan şiddetin sonuçsuz kalması, medyada örtük koruma ve “Devlet bizden yana” duygusuna sahip olmaktır. Bu, Weberci anlamda meşru şiddet tekelinin eylemli olarak paylaşılmasıdır. Bazı çalışmalarda milliyetçi hareket geleneğinin sokak seferberliği ve sert erkeklik normlarıyla ilişkilendirildiği ileri sürülmektedir.

BBC Türkçe’de Fundanur Öztürk’ün haberi şöyle: "Lisede okul çıkışı kavgaya çağırıldım. Kaçmak yapım değil. Hayatın ve sokağın gerçekleri bu; kaçarsan, korkarsan daha çok üstüne gelirler. Ahmet ilk kez 15 yaşındayken suç işlediğini, lisede çıkan kavgada altı kişiyi bacağından yaraladığını söylüyor. Yaşadığı semt gereği suça zaten aşina olduğunu anlatıyor: Kavgada bir anlık boşlukta elimi cebime attım. Bel üstü yaralama ve bel altı yaralamanın cezalarının farklı olduğunu, o yaşlarda büyüdüğümüz semt gereği biliyorduk. Kasten yaralama ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlardan ceza alan Ahmet, çeteler ve mahkemelerde geçen yılların ardından artık kendisini suç dünyasından kurtardığını söylüyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2023 yılı adli istatistiklerine göre her yıl çocukların suça karıştığı ortalama 200 bin olay görülüyor. Bunlardan sonuncusu 14 Ocak'ta İstanbul'da 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi oldu.” Aslında bu haber genç suçluluğun anatomisini tüm çıplaklığıyla açıklamaktadır. (https://www.bbc.com/turkce/articles/c5y3p75y51do)

Sanem Aslan ise 2017 tarihli makalesinde şu sonuca varmaktadır: “Gerçekleştirilen çalışmada genç suçluluğunun ortaya çıkmasında sosyal dışlanmanın gençler üzerinde suç öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı biçimde etkileri izlenmiştir. Şöyle ki dışlanma suç davranışı öncesinde olabildiği gibi gencin suç davranışını gerçekleştirip yasal mekanizmaların işleyişinden sonra da ortaya çıkabilmektedir. Suç öncesinde yaşanan sosyal dışlanma gencin toplumla bütünleşemeyerek suç davranışına yönelmesinde etkili olurken suç sonrasında görülen dışlanmada ise gencin toplum tarafından “suçlu/hükümlü” olarak etiketlenmesi sonucu toplumla sağlıklı bir biçimde bütünleşmesi söz konusu olmamaktadır. Bazı genç suçlularda bu durum suç tekrarına yol açmaktadır.”

Toplumsal Rol Model Etkisi: Mafya tipi örgüt liderleri, bazı gençler için güç, statü ve ekonomik üstünlük simgesi durumuna gelmektedir. Bu kişiler, riskli akran çevreleri içinde gençler için çekici bir rol model olarak işlev görmektedir. Sistem yaklaşımıyla bakıldığında bu etki toplumsal çevre alt sistemi üzerinde bir pozitif geri besleme yaratmaktadır. Liderin yaşam biçimi gençlerin norm ve değer algısını değiştirmekte ve suç davranışına yönelimini desteklemektedir.

Siyasal Liderlerle Kurulan İçten İlişkiler: Bazı örgüt liderlerinin etkili siyasal aktörlerle yakın ilişkileri, meşruluk algısı ve koruma sağlayarak gençlerin gözünde çekici bir alan yaratmaktadır. Bu durum, aile ve kurumsal kapasite alt sistemlerinin denetimini dolaylı olarak zayıflatmakta ve riskli davranış döngüsünü güçlendirmektedir. Gençler açısından çekici olan unsur maddi refah değil, şiddet kullanımının kovuşturmasız kalabileceği yönündeki algıdır.

Sistem İçindeki Geri Besleme Döngüsü: Mafya tipi liderler ve siyasal aktörler arasındaki simbiyotik ilişki riskli akran gruplarını ve toplumsal normları yeniden üretmektedir. Bu döngü, gençler için hem ekonomik hem de toplumsal ödüller içerdiği için riskli davranışın sürekliliğini desteklemektedir. Bu mekanizma regresyon modelinde doğrudan ölçülemese de toplumsal çevre ve gayriresmi ekonomi alt sistemlerini etkileyen gizli bir değişken olarak yorumlanabilir.

Cezasızlık Temelli Meşru Güç Prototipi

Bu çalışma, suça yönelim süreçlerini açıklamak amacıyla “Cezasızlık Temelli Meşru Güç Prototipi” kavramını önermektedir. Bu kavram, belirli toplumsal bağlamlarda şiddet kullanımıyla ilişkilendirilen aktörlerin, yaptıkları eylemler nedeniyle kovuşturmaya ve yaptırıma uğramadıkları ya da uğramayacakları yönünde oluşan algı sayesinde, gençler açısından meşru güç temsilcileri olarak görülmelerini ifade eder. Bu çerçevede çekici olan unsur, çoğu zaman maddi refah göstergeleri (lüks tüketim, görünür zenginlik vb.) değil, şiddetin ve kural ihlalinin sonuçsuz kalabileceğine ilişkin güçlü bireysel ve toplumsal inançtır. Bu algı, özellikle aile denetiminin zayıfladığı, eğitimle bağın koptuğu ve kurumsal kapasitenin sınırlı kaldığı sosyal çevrelerde statü seçeneği üretim mekanizması olarak işlev görebilmektedir.

Sistem yaklaşımı bakış açısından bakıldığında, cezasızlık temelli meşru güç prototipi, toplumsal çevre alt sisteminde ortaya çıkan ve diğer alt sistemlerle etkileşim durumunda olan bir simgesel düzenleyici olarak değerlendirilebilir. Bu prototipin görünürlüğü arttıkça, riskli akran ağlarının güçlenmesi ve erken suç temaslarının normalleşmesi yönünde pozitif geri besleme döngüleri oluşabilmektedir.

Bu çalışmada söz konusu prototip, doğrudan ölçülmüş nicel bir değişken olarak değil, alt sistemler arası etkileşimi güçlendiren gizli (latent) bir değişken olarak ele alınmaktadır. Gelecekte gerçekleştirilecek alan araştırmaları, medya içerik çözümlemeleri ve algı ölçümleri, cezasızlık algısının gençlerin norm ve değer dünyası üzerindeki etkisini nicel olarak sınayabilir.

TARTIŞMA VE SİYASA ÖNERİLERİ

Bulguların Yorumu

Zaman Serisi Bulguları: 20102024 döneminde, suça sürüklenen çocuk oranında genel bir artış eğilimi gözlenmektedir. 2020’de pandemi nedeniyle geçici bir düşüş olmasına karşın 2022’de dramatik bir artış yaşanması toplumsal ve ekonomik etmenlerin kriz dönemlerinde riskleri artırdığını göstermektedir.

Alt Sistemler ve Etkileşim: Aile yoksulluğu ve ihmali çocukları eğitimden uzaklaştırmakta ve okuldan “kopma, gayriresmi ekonomi, sapkın akran grupları” zincirini tetiklemektedir. Toplumsal çevre etkisi geri besleme döngüsü oluşturarak aile üzerindeki denetimi zayıflatmakta ve riskli davranışların sürekliliğini sağlamaktadır. Kurumsal kapasite (rehber öğretmen, toplumsal hizmetler) bu süreçleri dengeleyici bir önleyici rol oynamaktadır.

Siyasa Önerileri

Genç Yoksulluğu Kavramı: Kanımca en önemli çözüm yolu ve siyasa genç yoksulluğu kavramının tanımlanması, kabul edilmesi ve sorunun çözümü için kurumlar ve süreçler oluşturulmasıdır. Genç yoksulluğu ve Türkiye’de yayınlaşan deyimle “aile genci” olgusu ortadan kaldırılmadıkça genç suçluluk olgusunun önlenmesi ve hatta azaltılması olanaklı olmayacaktır.

Aile ve Ekonomik Destek: Yoksulluk ve ihmal, çocukları suç riskine açık duruma getirdiği için aile destek programları ve gelir eşitliği önlemleri öncelikli olmalıdır. Toplumsal yardımlar ve çocuk odaklı ekonomik destekler okul devamsızlığını ve suça yönelimi azaltabilir.

Eğitim Sistemine Müdahale: Okula bağlılık artırılmalı, devamsızlık azaltılmalı ve riskli öğrenciler için özel izleme programları uygulanmalıdır. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli ve eğitim kurumları ile toplumsal hizmet birimleri arasında eş güdüm sağlanmalıdır.

Toplumsal Çevre ve Mahalle Yapısı: Riskli akran etkilerini azaltacak yerel toplumsal programlar (spor, kültürel etkinlik, mentor programları) önemlidir. Mahalle düzeyinde çocukların güvenli alanlarda toplumsal etkileşimi artırılmalıdır.

Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi: Rehber öğretmen, toplumsal hizmet görevlisi ve psikososyal destek kapasitesi artırılmalıdır. Kurumlar arası erken uyarı ve müdahale mekanizmaları kurulmalı ve alt sistemler arası eş güdüm sağlanmalıdır.

Sistem Yaklaşımı ile Önleyici Stratejiler: Siyasa önerileri, alt sistemlerin birbirini etkilediği geri beslemeli döngüleri dikkate almalıdır. Örneğin, aile destek programları sadece ekonomik değil, aynı zamanda ebeveyn eğitimi ve toplumsal beceri geliştirme boyutlarını da içermelidir. Eğitim ve toplumsal hizmetler riskli akran çevresinin etkilerini azaltacak şekilde planlanmalıdır.

Siyasal Stratejiler: “Rol model etkisi”ni ve “siyasal-sosyal simbiyotik ilişki”yi azaltacak önleyici stratejiler” uygulanmalıdır. Bu bağlamda gençlere rol model seçenekleri yaratılmalı, toplumsal çevrede güçlü önleyici programlar kurulmalı ve siyasal ve toplumsal meşruluk algısını genç suçluluğunu özendirmeyecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.

Türkiye’de çocuk suçluluğu, tekil nedenlerden değil, alt sistemler arası etkileşimden doğan sistemsel bir süreçtir. Çocuk suçluluğunu azaltmak için çok boyutlu, eş güdümlü ve alt sistemler arası etkileşimi dikkate alan siyasalar gerekmektedir. İstatistiksel çözümleme ve alt sistemler irdelemesi siyasa yapıcılar için hedef odaklı ve etkili müdahale alanlarını niteliksel, niceliksel ve kavramsal olarak ortaya koymaktadır.


 

KAYNAKÇA

 

Anadolu Ajansı (AA). (2026). “Türkiye’de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor.” AA, 2 Şubat 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dosya-haber/turkiyede-yilda-ortalama-180-bin-cocuk-suca-karisiyor/3817520

Aslan, Sanem. (2017). Sosyal Dışlanma ve Genç Suçluluğu. Gençlik Araştırmaları Dergisi. Nisan 2017. 5(1). 5-28. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2147974

Brown, Waln. (2013). Delinquency and Juvenile Justice. William Gladden Foundation Press.

Çetingüç, Cem. (2025). Child Crime in Turkey Soars 51% in Nine Years. P.A. Turkey. https://www.paturkey.com/news/2025/child-crime-in-turkey-soars-51-in-nine-years-24104/

Daily Sabah. (2025). Child involvement in criminal cases rises nearly 10% in Türkiye. https://www.dailysabah.com/turkiye/child-involvement-in-criminal-cases-rises-nearly-10-in-turkiye/news

Dussich, J.P.J. (1989). Juvenile Delinquency: Definitions, Character, and Theory. In: Wegener, H., Lösel, F., Haisch, J. (eds) Criminal Behavior and the Justice System. Research in Criminology. Springer, Berlin, Heidelberg. https://doi.org/10.1007/978-3-642-86017-1_5

Nadir, İlkay. (2022). GENÇLİK ÇETELERİ VE GENÇ SUÇLULUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR İNCELEME. TBB. https://medya.barobirlik.org.tr/tbbdergisi/App_Themes/Dergi/2022-159-2037.pdf

Tezbasan, İnci Yağmur ve arkadaşları. (2025). From risk to resilience: Understanding and mitigating juvenile delinquency. Journal of Forensic and Legal Medicine. Volume 115. ISSN 1752-928X. https://doi.org/10.1016/j.jflm.2025.102940.

TÜİK. (2024). Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651 oldu. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989

UN. (2003). World Youth Report Juvenile Delinquency. http://www.un.org/esa/socdev/unyin/documents/ch07.pdf

UNICEF ve TÜİK (2022).TÜRKİYE ÇOCUK ARAŞTIRMASI. https://www.unicef.org/turkiye/media/17591/file/2022%20T%C3%BCrkiye%20%C3%87ocuk%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20.pdf



[1] Yıllık artış oranı, bir önceki yıla göre yüzde değişim olarak hesaplanmıştır.

[2] 2024 için alt yaş kırılımları henüz tüm ayrıntısıyla yayımlanmamıştır. Yayınlanırsa çizelge güncellenecektir.

[3] AROPE: At Risk Of Poverty or Social Exclusion. Türkçesi: Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altında Olma

[4] Korelasyon yorumları, TÜİK zaman serisi verileri ve yazında tanımlanan yönsel ilişkiler temelinde yapılmıştır.

[5] Karşılıklı destek ilişkisi