İlber Ortaylı’yı Anlamak
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Genel Olarak
İlber Ortaylı Türkiye’de en tanınmış
tarihçilerden biridir. Ancak onu değerlendirirken iki ayrı boyutu ayırmak
gerekir: akademik tarihçi olarak konumu ve popüler entelektüel / kamu tarihçisi
rolü. Akademik tarihçi olarak Ortaylı’nın uzmanlık alanı esas olarak Osmanlı yönetim
tarihi, diplomasi tarihi ve imparatorluk yapılarıdır. Özellikle Osmanlı taşra yönetimi,
Osmanlı çağdaşlaşması ve imparatorluklar arası karşılaştırmalar konularında
çalışmıştır. Doktora çalışmasını University of Chicago’da Osmanlı yerel
yönetimi üzerine yapmıştır. Akademik kariyerinde uzun süre Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde çalışmıştır. Akademik açıdan güçlü tarafları çok
dilli tarihçilik (Rusça, Almanca vb. kaynakları kullanabilmesi), Osmanlı bürokrasi
tarihine egemenliği ve imparatorluk tarihini geniş Avrupa bağlamında ele almasıdır.
Özellikle Osmanlı yerel yönetimleri üzerine yaptığı erken dönem çalışmalar
akademik yazında önemli kabul edilir.
Popüler tarihçi olarak Ortaylı’nın
Türkiye’deki etkisinin büyük kısmı popüler tarih anlatıcılığıdır. Televizyon
programları, konferanslar ve kitaplar aracılığıyla geniş kitlelere tarih
anlatmıştır, tarihsel merakı artırmıştır ve Osmanlı tarihini
popülerleştirmiştir. Bu yönüyle Ortaylı çoğu zaman kamu tarihçisi gibi görülür.
Bazı akademisyenler Ortaylı hakkında
şu eleştirileri yaparlar: Yazılarının bir kısmının çözümleyici makale
formatından çok deneme biçeminde olması, popüler kitaplarının kaynakça ve yöntembilim
bakımından sınırlı olması ve zaman zaman genelleştirici yorumlar yapması. Bu
eleştirilere karşın Ortaylı’nın Türkiye’de tarih alanında entelektüel etkisi
çok güçlü olmuştur.
Uluslararası akademide Osmanlı
tarihçiliğinin en etkili isimleri olarak genellikle Halil İnalcık, Şerif Mardin
ve Suraiya Faroqhi görünür. Ortaylı ise bu çevrede tanınan ama daha çok
Türkiye’de popülerliği yüksek bir tarihçi olarak değerlendirilir.
Bir tarihçi olarak Ortaylı’yı Osmanlı yönetim
tarihi konusunda yetkin bir akademisyen, Türkiye’de en etkili popüler tarih
anlatıcılarından biri ve akademik üretimi güçlü olmakla birlikte kamu
entelektüeli kimliği akademik kimliğinin önüne geçmiş bir tarihçi olarak
konumlandırmak olanaklıdır. İlber Ortaylı’nın akademik kimliğini anlamak için
popüler kitaplarından çok bilimsel çalışmalarına bakmak gerekir. Aşağıdaki
eserleri tarih yazınında onun en ciddi akademik katkıları olarak görülür.
The Ottoman
Empire and the World Economy:
Makalelerin yer aldığı bu çalışmada Ortaylı Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya
sistemi içindeki yerini ve Avrupa ile ekonomik ve yönetsel ilişkilerini çözümler.
Osmanlı’nın çevre–merkez ilişkileri içinde nasıl konumlandığını tartışır.
Tanzimat Devrinde
Osmanlı Yerel Yönetimleri (1840–1880):
Bu eser Ortaylı’nın en önemli akademik çalışması olarak kabul edilir. Kitapta Tanzimat
reformlarının taşra yönetimine etkisi, vilayet (il) sistemi ve merkez–taşra
ilişkileri incelenir. Osmanlı yerel yönetimleri konusunda uzun süre temel
referans eserlerden biri olmuştur.
Local
Administration in the Ottoman Empire:
Bu çalışma Ortaylı’nın doktora araştırmasının geliştirilmiş sürümüdür. Osmanlı’da
eyalet ve vilayet yapısı, yerel bürokrasi ve yönetim reformları ayrıntılı
biçimde ele alınır.
İmparatorluğun En
Uzun Yüzyılı: Bu kitap
akademik çalışmaya yakın olmakla birlikte yarı-popüler bir tarih eseridir. 19. yüzyılda
Osmanlı çağdaşlaşmasını inceler. Reformlar, bürokrasi, Avrupa etkisi, devlet
yapısının dönüşümü ve Türkiye’de çağdaşlaşma tarihini anlamak için sıkça
okunur.
Osmanlı-Rus
İlişkileri Üzerine Çalışmaları:
Ortaylı’nın önemli bir uzmanlık alanı da Osmanlı-Rus ilişkileridir. Bu konuda
Rusça ve Avrupa kaynaklarını kullanabilmesi onu birçok Türk tarihçiden ayırır.
Ortaylı’nın Akademik
Konumunu Anlamak İçin Bir Karşılaştırma
Osmanlı tarihçiliğinde üç farklı tip
akademisyen görülür:
|
Çizelge 1: Tarihçilik Biçemleri |
|
|
Tarihçi |
Özelliği |
|
Halil İnalcık |
Arşiv temelli büyük tarihçi |
|
Suraiya Faroqhi |
Toplumsal tarih yaklaşımı |
|
İlber Ortaylı |
Yönetim tarih ve kamu tarihçiliği |
Ortaylı özellikle Osmanlı yönetim
yapısı ve bürokrasi tarihi konusunda etkili olmuştur. İlber Ortaylı, güçlü bir
Osmanlı yönetim tarihi uzmanı, çok dilli kaynak kullanabilen bir tarihçi, ancak
kariyerinin ikinci yarısında popüler tarih anlatıcılığı akademik üretiminin
önüne geçen bir kamu entelektüelidir.
İlber Ortaylı hakkında bazı
akademisyenler onun en güçlü yönünün yalnızca arşiv çalışması değil,
“imparatorluk zihniyetini (imperial mindset)” kavrama ve anlatma
becerisi olduğunu söyler. Ortaylı’nın tarih anlatısında merkezi fikirlerden
biri şudur: Osmanlı İmparatorluğu ulus-devlet mantığıyla anlaşılmaz, Osmanlı
birçok etnik unsurlu ve çok dinli imparatorluk düzenidir. Bu yaklaşım aslında çağdaş
tarih yazımında önemli bir bakış açısıyla örtüşür. Benzer yaklaşımlar özellikle
Halil İnalcık ve Suraiya Faroqhi’de görülür. Bu tarihçiler Osmanlı’yı çağdaş milliyetçilik
kategorileriyle değil, imparatorluk yapısı içinde çözümlerler. Çok sayıda dil
bilmesi, Avrupa ve Rus tarihini birlikte okuyabilmesi ve Osmanlı’yı Avrupa
imparatorluklarıyla karşılaştırması nedenleriyle Ortaylı tarih anlatısında
belirleyici olmuştur. Bu nedenle Ortaylı’nın tarih anlatısı çoğu zaman
karşılaştırmalı imparatorluk tarihi bakış açısı taşır.
Bazı akademik eleştirilerde ise sistemli
kuram kullanımının sınırlı olması, bazı eserlerinin deneme veya konferans metni
formatında hazırlanmış olması ve toplumsal ve ekonomik tarih çözümlemelerinin
sınırlı kalması gibi konular ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle bazı tarihçiler
onu büyük bir tarih anlatıcısı olarak niteler fakat her zaman kuramsal tarihçi
olarak görmezler.
Türkiye’deki
Tarihçi Tipleri
Türkiye’de Osmanlı tarihçiliği kabaca
üç akademik geleneğe ayrılır:
|
Çizelge 2: Tarih Akademik Gelenekler |
|
|
Yaklaşım |
Temsilci |
|
Klasik arşiv tarihçiliği |
Halil İnalcık |
|
Toplumsal ve ekonomik tarih |
Suraiya Faroqhi |
|
Entelektüel / yorumlayıcı tarih |
İlber Ortaylı |
Ortaylı üçüncü kategoriye daha
yakındır. Ortaylı, uluslararası akademide en büyük Osmanlı tarihçisi sayılmasa
da Türkiye’de imparatorluk tarihini geniş kitlelere anlatabilen ve tarih
bilincini etkileyen en güçlü entelektüellerden biridir. Türkiye’de tarih
çevrelerinde zaman zaman yapılan bir karşılaştırma, İlber Ortaylı ile Halil
İnalcık arasındaki tarihçilik yaklaşımı farkı üzerinedir. Bu karşılaştırma çoğu
zaman “tarihçi ile tarih anlatıcısı” ayrımı üzerinden açıklanır. Burada amaç
birini küçültmek değil, iki farklı akademik yöntemi ayırt etmektir.
Halil İnalcık:
Arşiv Temelli Akademik Tarihçilik
Halil İnalcık genellikle klasik
akademik tarihçiliğin en güçlü temsilcilerinden biri olarak görülür. Onun
yaklaşımının özellikleri Osmanlı arşiv belgelerine yoğun dayanma, ayrıntılı
belge çözümlemesi, ekonomik ve toplumsal yapıların sistemli incelenmesi ve güçlü
dipnot ve kaynak kullanımıdır. Bu nedenle İnalcık’ın eserleri uluslararası
akademide temel referans niteliği kazanmıştır.
İlber Ortaylı:
Yorumlayıcı ve Entelektüel Tarihçilik
İlber
Ortaylı ise daha farklı bir biçemi temsil eder. Özellikleri geniş tarihsel
bilgi birikimi, karşılaştırmalı imparatorluk bakış açısı, güçlü anlatım ve
yorumlama ve konferans ve deneme türündeki yazılardır. Ortaylı çoğu zaman
tarihsel olayları geniş bir uygarlık bakış açısı içinde yorumlayan bir
entelektüel olarak öne çıkar.
|
Çizelge 3: Akademik Üretim Biçemi Farkları |
||
|
Özellik |
Halil İnalcık |
İlber Ortaylı |
|
Yöntem |
Arşiv merkezli |
Yorumlayıcı |
|
Yazım biçemi |
Akademik monografi |
Deneme / konferans |
|
Akademik etki |
Uluslararası yazın |
Türkiye’de güçlü |
|
Kamu etkisi |
Sınırlı |
Çok yüksek |
Kamu Entelektüeli
Rolü
Ortaylı’nın Türkiye’deki etkisinin
önemli bir kısmı televizyon programları, konferanslar ve popüler tarih
kitapları nedeniyle kamu entelektüeli rolünden gelir. Bu yönüyle Ortaylı
aslında “kamu tarihçisi” (public historian) kategorisine yaklaşır. Bu
nedenle birçok tarihçi Halil İnalcık büyük akademik tarihçisidir ve İlber
Ortaylı güçlü tarih bilgisine sahip kamu entelektüelidir değerlendirmesi yaparlar. Her iki isim de
Osmanlı tarihçiliğinde önemli yer tutar, ancak akademik üretim biçemleri
farklıdır.
Uygarlık Tarihi
Yaklaşımı
Bazı akademisyenlerin İlber Ortaylı’yı
“uygarlık tarihçisi” olarak değerlendirmesinin nedeni, onun tarih anlatısının
klasik olay kronolojisinden çok uygarlıklar, kültürler ve imparatorluklar arası
ilişkiler üzerinde yoğunlaşmasıdır. Ortaylı
“uygarlık tarihi” yaklaşımında tarihi yalnızca savaşlar veya siyasal olaylar
üzerinden değil kültür, kurumlar, kent yaşamı, bürokrasi, eğitim ve entelektüel
çevreler üzerinden inceler. Bu yaklaşım Avrupa tarih yazımında özellikle Fernand
Braudel ve Arnold J. Toynbee gibi büyük tarihçilerle ilişkilendirilir. Bu
tarihçiler tarihi uzun dönemli uygarlık süreçleri içinde çözümlemişlerdir.
Ortaylı’nın pek çok konuşmasında ve
yazısında şu düşünce görülür: Osmanlı yalnızca bir devlet değil bir uygarlık
düzenidir. Osmanlı kentleri çok kültürlü imparatorluk merkezleridir. İmparatorluk
bürokrasisi bir yönetim kültürü üretmiştir. Bu nedenle Ortaylı’nın anlatısında İstanbul,
Balkan kentleri ve imparatorluk bürokrasisi sıklıkla uygarlık unsurları olarak
ele alınır.
İmparatorluk Bakış
Açısı
Ortaylı’nın tarih yorumunda önemli bir
fikri de ulus-devlet tarih yazımının çoğu zaman imparatorlukları yanlış
yorumlarla karşı karşıya bırakmasıdır. Bu nedenle Osmanlı’yı anlamak için çok
etnik unsurlu yapı, çok dinli toplum ve esnek yönetim sistemi gibi özelliklere
bakmak gerekir. Bu yaklaşım çağdaş imparatorluk tarihçiliğinde de
yaygınlaşmıştır. Bazı akademisyenler Ortaylı için klasik arşiv tarihçiliği
değil ve geniş bakış açılı uygarlık yorumu yapmıştır değerlendirmesi yaparlar. Bu
nedenle onu bazen “imparatorluk kültürü yorumcusu” veya “uygarlık tarihçisi” olarak
nitelendirirler.
İlber Ortaylı klasik anlamda yalnızca
bir olay tarihçisi değil, Osmanlı’yı bir imparatorluk uygarlığı olarak
yorumlayan bir tarih anlatıcısı ve entelektüel olarak değerlendirilebilir. Bu
değerlendirme, bazı tarihçilerin İlber Ortaylı’yı özellikle “imparatorluk çağdaşlaşması”
konusunu yorumlama becerisiyle öne çıkan bir tarihçi olarak görmesinden
kaynaklanır. Bu konu Osmanlı tarih yazımında çok önemli bir tartışma alanıdır.
Osmanlı Çağdaşlaşması
Sorunu
19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu
büyük bir dönüşüm yaşamıştır. Bu süreç genellikle Tanzimat dönemiyle
ilişkilendirilir. Bu dönemde merkezi bürokrasi güçlendirilmiş, vilayet sistemi
kurulmuş, hukuk ve eğitim reformları yapılmış ve Avrupa kurumları örnek
alınmıştır. Osmanlı çağdaşlaşmasının nasıl yorumlanacağı tarihçiler arasında
uzun süre tartışılmıştır. Ortaylı’nın en önemli akademik çalışması sayılan
Tanzimat Devrinde Osmanlı Yerel Yönetimleri bu tartışmaya doğrudan katkı yapar.
Bu çalışmada Ortaylı Osmanlı çağdaşlaşmasının tam bir Batılılaşma olmadığını bunun
yerine Osmanlı bürokrasisi reformları imparatorluk yapısını koruyarak uyguladığını
ve reformların yerel yönetim ve yönetim sistemi üzerinden gerçekleştiğini vurgular.
Bu yorum Osmanlı çağdaşlaşmasını kurumsal dönüşüm açısından açıklayan önemli
bir yaklaşımdır. Osmanlı çağdaşlaşması konusunda farklı tarihçiler farklı bakış
açıları geliştirmiştir: Halil İnalcık ekonomik ve toplumsal dönüşüm, Şerif
Mardin merkez–çevre ilişkisi ve İlber Ortaylı bürokratik ve yönetsel dönüşüm
kavramları üzerinde durmuşlardır. Bu nedenle Ortaylı’nın katkısı özellikle yönetsel
kurumların çağdaşlaşması konusundadır.
Ortaylı’nın yaklaşımı şu önemli
noktayı gösterir: Osmanlı reformları yalnızca Batı’dan alınan kurumlar değildir,
aynı zamanda imparatorluğun kendi bürokratik geleneği içinde uyarlanmıştır. Bu
nedenle Ortaylı’nın çalışmaları Tanzimat bürokrasisi, vilayet sistemi ve merkez–taşra
ilişkileri konularında referans kabul edilir. İlber Ortaylı, Osmanlı çağdaşlaşmasını
özellikle bürokrasi ve yönetsel kurumlar üzerinden yorumlayan önemli bir
tarihçi olarak kabul edilir. Ancak kariyerinin ilerleyen dönemlerinde popüler
tarih anlatıcılığı akademik üretiminin önüne geçmiştir.
Çoğu kişinin kestiriminin aksine,
uluslararası akademik atıf istatistiklerinde Osmanlı tarihçiliği alanında en
çok atıf alan isimlerden biri Suraiya Faroqhi’dir. Suraiya Faroqhi özellikle Osmanlı
toplumsal tarihi, gündelik yaşam tarihi, kent ve ticaret tarihi ve zanaatkârlar
ve üretim ilişkileri konusunda çok etkili çalışmalar yapmıştır. Onun
çalışmaları Osmanlı’yı yalnızca devlet ve saray üzerinden değil, toplum
üzerinden inceleyen yeni tarih yazımının önemli örnekleridir. Eserleri arasında
“Approaching Ottoman History”, “Subjects of the Sultan” ve “The Ottoman Empire
and the World Around It” gibi çalışmalar bulunmaktadır. Bu eserler Batı
üniversitelerinde Osmanlı tarihi derslerinde temel kaynaklar arasında yer alır.
Osmanlı
Tarihçiliğinde Uluslararası Etki
Genel olarak uluslararası akademide en
çok atıf alan Osmanlı tarihçileri arasında Suraiya Faroqhi, Halil İnalcık, Cemal
Kafadar ve Karen Barkey gibi isimler
sayılır. Bu isimlerin ortak özelliği, çalışmalarının uluslararası akademik yazında
yoğun biçimde kullanılmasıdır. Uluslararası akademik atıf ve etki açısından
Osmanlı tarihçiliğinde en güçlü isimlerden biri Suraiya Faroqhi’dir. İlber
Ortaylı’nın akademik atıf durumu, Osmanlı tarihçiliğinin uluslararası ölçekte
en çok atıf alan isimleriyle karşılaştırıldığında orta düzeydedir. Bu durum
birkaç yapısal nedenden kaynaklanır. Uluslararası akademik veri tabanlarında
(Google Scholar, Scopus vb.) Ortaylı’nın atıfları bazı makaleleri ve erken
dönem çalışmaları için dikkate değer ancak Osmanlı tarihçiliğinin en çok atıf
alan isimleri kadar yüksek değildir. Karşılaştırma açısından Halil İnalcık çok
yüksek uluslararası atıf, Suraiya Faroqhi çok yüksek atıf, Cemal Kafadar yüksek
atıf ve İlber Ortaylı orta düzey atıf almışlardır. Bu durumun nedenleri yayın
dilinin Türkçe olması, yayın türü ve dönemsel yoğunluk farklılaşmasıdır. Ortaylı’nın
eserlerinin büyük kısmı Türkçe yayımlanmıştır. Uluslararası akademide atıf
üretiminin büyük bölümü ise İngilizce yayınlar üzerinden gerçekleşir. Ortaylı’nın
birçok kitabı deneme, konferans metni ve popüler tarih formatındadır. Bu tür
yayınlar akademik makaleler kadar sık atıf almaz. Ortaylı’nın en yoğun akademik
üretimi 1970–1990 yılları arasındadır. Daha sonraki dönemde kamu entelektüeli
rolü ağır basmıştır. Ortaylı’nın akademide en çok referans verilen çalışması
genellikle “Tanzimat Devrinde Osmanlı Yerel Yönetimleri (1840–1880)” çalışmasıdır.
Bu eser Osmanlı taşra yönetimi üzerine önemli bir referans kabul edilir.
Akademik Etki ile
Kamu Etkisi Farkı
Burada önemli bir ayrım vardır. Ortaylı
Türkiye’de en etkili tarih anlatıcılarından biridir, fakat uluslararası
akademik yazındaki atıf yoğunluğu daha sınırlıdır.
|
Çizelge 4: Ortaylı’nın Akademik Konumu |
|
|
Alan |
Ortaylı |
|
Akademik katkı |
Orta |
|
Kamu etkisi |
Çok yüksek |
|
Yöntembilim |
Yorumlayıcı |
|
Kuramsal katkı |
Sınırlı |
İlber Ortaylı güçlü bir tarih
bilgisine sahip akademisyen olmakla birlikte, uluslararası akademik atıf
üretimi açısından İnalcık, Faroqhi veya Kafadar gibi isimlerin gerisinde
kalmaktadır. Osmanlı tarihçiliğinde uluslararası akademik atıflara bakıldığında
ortaya çıkan tablo çoğu kişinin tahmin ettiğinden biraz farklıdır. Google
Scholar ve benzeri veri tabanlarına dayanan genel eğilimlere göre en çok atıf
alan Osmanlı tarihçileri arasında şu isimler öne çıkar: Halil İnalcık, Suraiya
Faroqhi, Cemal Kafadar, Karen Barkey, Donald Quataert, Rifa'at Ali Abou-El-Haj,
Şevket Pamuk, Baki Tezcan, Caroline Finkel ve Carter V. Findley.
Osmanlı tarihçiliği çok uluslararası
bir alandır. Listeye bakıldığında birçok tarihçinin ABD ve Avrupa
üniversitelerinde çalıştığı görülür. Toplumsal ve ekonomik tarih ağırlığı
vardır. Son 40 yılda Osmanlı tarihçiliği yalnızca siyasal tarih değil, toplum
ve ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır. Türkiye’de çok tanınan bazı isimler
uluslararası yazında daha sınırlı etkiye sahiptir. Bu durum özellikle popüler
tarih anlatıcıları için geçerlidir.
Uluslararası
Tarih Yazımı İçinde İlber Ortaylı’nın Yeri
İlber Ortaylı akademik yazında saygın
bir isimdir, ancak uluslararası atıf sayısı yukarıdaki listenin üst
sıralarındaki tarihçiler kadar yüksek değildir. Türkiye’deki etkisi kamu
entelektüeli ve popüler tarihçi kimliğinden gelir. Osmanlı tarihçiliğinin
uluslararası merkezi büyük ölçüde ABD ve Avrupa üniversiteleridir ve bu nedenle
en çok atıf alan tarihçilerin önemli bir kısmı bu akademik çevrelerde üretim
yapmaktadır. Tarih yazımında üç temel yaklaşım vardır ve çağdaş tarih yazımı
genel olarak üç ana yöntembilimsel geleneğe ayrılır:
|
Çizelge 5: Temel Histografik Yöntemler |
||
|
Yaklaşım |
Özellik |
Temsilci |
|
Klasik siyasal / arşiv tarihçiliği |
Devlet, diplomasi, belgeler |
Halil İnalcık |
|
Toplumsal ve ekonomik tarih |
Toplum, ekonomi, gündelik hayat |
Suraiya Faroqhi |
|
Yorumlayıcı uygarlık tarihi |
Kültür, uygarlık, zihniyet |
Fernand Braudel |
Bu üç yaklaşım çağdaş historigrafinin
temel metodolojik çerçevesini oluşturur.
20. yüzyılda tarih yazımını en çok
etkileyen akımlardan biri Annales Okulu olmuştur. Bu yaklaşım yalnızca siyasal
olaylara odaklanmaz, uzun dönemli uygarlık süreçlerini inceler ve toplum,
ekonomi ve kültürün birlikte çözümlemesini yapar. Bu okulun en önemli
temsilcilerinden biri Fernand Braudel’dir. Braudel tarih araştırmasını üç
katmana ayırır: kısa süreli olaylar, orta dönemli toplumsal süreçler ve uzun
dönemli uygarlık yapıları.
İlber Ortaylı’nın tarih anlayışı tam
olarak Annales yöntembilimine [1]
dayanmasa da bazı yönlerden bu yaklaşım ile örtüşür. Özellikle imparatorluk
kurumları, bürokrasi kültürü, kent yaşamı ve çok kültürlü imparatorluk yapısı
gibi konular Ortaylı’nın tarih anlatısında önemli yer tutar. Bu nedenle bazı
akademisyenler Ortaylı’nın yaklaşımını “uygarlık tarihi bakış açısı” içinde
değerlendirir.
Son 30 yılda tarih yazımında gelişen
önemli alanlardan biri de imparatorluk çalışmalarıdır (Empire Studies). Bu
yaklaşım imparatorlukları ulus-devlet bakış açısıyla ile değil çok kültürlü
yönetim sistemleri olarak inceler. Bu alanda çalışan bazı önemli tarihçiler Karen
Barkey ve Cemal Kafadar’dır. Ortaylı’nın Osmanlı yorumunda da benzer bir
düşünce görülür: Osmanlı İmparatorluğu bir çok etnikli ve çok dinli
imparatorluk uygarlığıdır. Bu yaklaşım çağdaş imparatorluk tarihçiliği ile
büyük ölçüde uyumludur.
Son yıllarda tarih yazımında gelişen
başka bir alan da kamu tarihidir. (public history) Kamu tarihçisi akademik
araştırmayı geniş toplum kesimlerine aktarır. Bu kavram özellikle David
McCullough ve Simon Schama gibi tarihçiler için kullanılır. Türkiye’de bu role
en yakın tarihçilerden biri İlber Ortaylı’dır. Televizyon programları,
konferanslar ve popüler kitaplar aracılığıyla geniş kitlelere tarih anlatması
nedeniyle Ortaylı çoğu zaman kamu tarihçisi olarak değerlendirilir.
Uluslararası tarih yazımı açısından
bakıldığında Ortaylı’nın konumu şu şekilde özetlenebilir:
|
Çizelge 6: Uluslararası Tarih Yazımın ve
Ortaylı |
|
|
Boyut |
Değerlendirme |
|
Tarih yöntemi |
Yorumlayıcı |
|
Tarih yaklaşımı |
Uygarlık ve kurum tarihi |
|
Akademik katkı |
Osmanlı yönetim tarihi |
|
Kamu etkisi |
Çok yüksek |
Bu nedenle İlber Ortaylı hem akademik
tarihçi hem de güçlü bir kamu entelektüeli olarak değerlendirilebilir.
Siyasal ideoloji
İlber Ortaylı’yı siyasal ideolojiler
açısından irdelemek biraz duyarlı ama akademik olarak olanaklıdır. Ortaylı’nın
akademik ve kamu kimliği ile siyasal duruşu birbirinden kısmen ayrıdır. Ortaylı’nın
tarih yorumları çoğu zaman siyasetle doğrudan bağlantılı görünmese de özellikle
Osmanlı ve Cumhuriyet tarihini anlatırken belli değer yargıları ve ideolojik
tercihleri açığa çıkar. Merkezi devlet vurgusu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e
uzanan bir güçlü merkezi devlet anlayışına sahiptir. Toplum mühendisliği
kavramına uzak durmuştur. Çağdaş Türkiye tarihini ele alırken, devletin toplum
üzerindeki müdahalesini eleştirel ama temkinli bir şekilde değerlendirir. Osmanlı
mirasına olumlu bakar. Osmanlı’nın çok etnik unsurlu, çok dinli yapısını
anlatırken, tutucu ama liberal olmayan bir nostalji duygusu vardır. Bu, onun
tarih anlatımının siyasal ideolojiye etkisini gösterir.
Ortaylı’nın
kamuoyundaki söylemleri ve programları incelendiğinde merkez sağ veya milliyetçi
bir bakış açısı ön plana çıkar. Kemalist laiklik anlayışına ılımlı yaklaşır.
Cumhuriyet tarihini anlatırken eleştirel ama temkinlidir. Popüler tarih söylemi
açısından siyasal tarafsızlık vurgusu yapmakla birlikte, bazen ulusal ve
kültürel değerlere ağırlık verir. Bu nedenle Ortaylı’yı klasik sağ-tutucu
entelektüel olarak sınıflandıranlar vardır, ama bunu siyasetçi gibi değil,
tarihçi bakışıyla yapar.
Ortaylı’nın siyasal etkisi çoğunlukla
popüler tarih anlatıcılığı üzerinden gelir. TV programları, konferanslar ve
yazılarıyla ulusal ve kültürel bilinç üzerinde etkilidir. Bu rolü ona kamuoyu
üzerinden ideolojik bir etki alanı sağlar. Fakat doğrudan siyasal partilerle
organik bir ilişkisi yoktur ve bağımsız entelektüel kimliği ön plandadır.
Bazı akademisyenler Ortaylı’nın tarihsel
çözümlemelerinin çoğu zaman devlet ve merkez bakış açısıyla sınırlı kaldığını söylerler.
Toplumsal muhalefet ve alt kültürler hakkında derinlemesine eleştirisinin nadir
olduğunu belirtirler. Bu nedenle onun tarih anlatısı geleneksel ve merkez
odaklı bir ideolojik çerçeve olarak değerlendirilir.
|
Çizelge 7: Kısa Özet |
|
|
Boyut |
Değerlendirme |
|
Devlet anlayışı |
Güçlü merkezi devlet vurgusu |
|
Osmanlı yorumu |
Çok etnik unsurlu, çok dinli imparatorluğu olumlu anlatır |
|
Cumhuriyet yorumları |
Ilımlı Kemalist ve ulusal değer vurgusu |
|
Popüler etki |
Ulusal bilinç ve tarih bilincini güçlendirici |
|
Akademik tarafsızlık |
Genel olarak korunsa da merkez bakış açısı ön planda |
İlber Ortaylı, siyasal ideolojiler
açısından merkez sağ/milliyetçi ve devlet odaklı bir entelektüel olarak
görülebilir. Ancak bu ideolojik duruş, akademik tarih üretiminin önüne geçmez,
daha çok popüler tarih ve kültürel yorum alanında etkili olur. Ortaylı’da merkezi
devlet vurgusu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan güçlü bir devlet anlayışı
vardır. Uygarlık bakış açısına sahiptir ve Osmanlı’yı bir kültürel ve
bürokratik uygarlık olarak anlatır. Popüler tarih anlatıcısıdır ve kamuoyuna
hitap eden, ulusal ve kültürel değerlere vurgu yapan eserler yazmıştır. Bu
özellikler Ortaylı’yı merkez sağ / milliyetçi entelektüel gelenek içinde
konumlandırır.
|
Çizelge 8: Türkiye’deki Farklı
Tarihçi/Entelektüel Geleneği |
|||
|
Geleneğin adı |
Temsilci |
Özellikler |
Ortaylı ile karşılaştırma |
|
Klasik Kemalist tarihçilik |
Mithat Sertoğlu (örnek) |
Ulus-devlet kurma, laiklik, Batı merkezli çağdaşlaşma |
Ortaylı’ya göre daha ideolojik, devlet eleştirisi daha sınırlı |
|
Sol tarihçilik / Marksist yaklaşım |
Halil Berktay |
Toplumsal sınıf, ekonomik ve toplumsal tarih odaklı |
Ortaylı’nın merkezi ve elit bakış açısına karşıt; alt sınıfları
daha ön plana alır |
|
Ulusal-tutucu tarihçilik |
Ahmet Yalçınkaya |
Osmanlı mirası, merkeziyetçi devlet, geleneksel değerler |
Ortaylı ile büyük ölçüde örtüşür; ancak Ortaylı akademik
ağırlığı ve popülerliği ile öne çıkar |
|
Çağdaş entelektüel tarihçiler |
Cemal Kafadar |
Osmanlı’yı mikro düzeyde, toplumsal ve kültürel bağlamda inceler |
Ortaylı daha makro ve uygarlık bakış açısı; Kafadar daha alt
kültür odaklı |
Ortaylı merkez sağ/milliyetçi bir
entelektüel geleneği temsil eder. Akademik olarak tarafsızdır ama tarih
anlatısında devlet ve kültürel mirası olumlu çerçevede sunar. Popüler tarih ve
kültürel değer vurgusu Türkiye’de geniş bir kamuoyu etkisi yaratmıştır. Bu
nedenle Ortaylı’yı akademik üretimiyle klasik tarihçi, kamuoyu etkisiyle
ideolojik yorumcu olarak görmek doğru olur.
|
Çizelge 9: Akademik Etki ve Popüler Etki |
||
|
Boyut |
Akademik |
Popüler / Siyasal |
|
Etki alanı |
Orta-düzey uluslararası atıf |
Çok yüksek Türkiye kamuoyu |
|
Biçem |
Arşiv ve yönetim tarihi |
Anlatıcı ve yorumlayıcı |
|
İdeolojik renk |
Çok az, merkez bakış açısı |
Merkez sağ / milliyetçi vurgular belirgin |
İlber Ortaylı, Türkiye’de tarih
anlatımında merkez sağ/milliyetçi ve devlet odaklı entelektüel geleneğin en
etkili temsilcilerinden biridir. Akademik üretimi tarafsız ve güçlü olmakla
birlikte, popüler tarih ve kültürel yorum alanında ideolojik etkisi daha
görünür.
Tarih
Yöntembilimini Kullanma
İlber Ortaylı’nın tarih yöntembilimini
kullanma biçimi Türkiye’deki tarih yazımı içinde ayrı bir yere sahiptir. Onu
değerlendirmek için tarih yöntembiliminin temel unsurlarına bakmak gerekir:
kaynak kullanımı, eleştirel çözümleme, kuramsal çerçeve ve tarihsel yorum. Ortaylı’nın
güçlü yönlerinden biri çok dilli kaynak kullanımıdır. Çalışmalarında Osmanlı
arşiv belgeleri, Rusça ve Almanca kaynaklar ve Avrupa diplomatik belgeleri kullanmıştır.
Bu açıdan klasik Osmanlı tarihçiliğinin temsilcilerinden biri olan Halil
İnalcık ile aynı geleneğin içinde görülür. Ancak Ortaylı’nın birçok eserinde
ayrıntılı belge çözümlemesi yerine sentez ve yorum daha ağır basar. Tarih yöntembiliminde
önemli bir unsur çözümleyici yapı kurmaktır: hipotez, kanıt, tartışma ve sonuç.
Ortaylı’nın akademik çalışmalarında bu yapı bulunur. Fakat popüler eserlerinde
çoğu zaman deneme ve anlatı biçemi ön plana çıkar. Bu nedenle bazı
akademisyenler onun eserlerini akademik monografi ve entelektüel tarih anlatısı
arasında bir yerde görür. Çağdaş tarih yazımında kuramsal yaklaşımlar
önemlidir: toplumsal tarih, ekonomik tarih, mikro tarih ve kültürel tarih. Bu
tür kuramsal yaklaşımlar özellikle şu tarihçilerde güçlüdür: Suraiya Faroqhi ve
Cemal Kafadar. Ortaylı ise daha çok klasik tarih anlatımı ve kurum tarihi
geleneğine yakındır. Yani kuramsal model kurmaktan çok tarihsel olayları
yorumlayarak açıklama eğilimindedir. Ortaylı’nın yöntembilimsel katkısı
özellikle kurum tarihi, bürokrasi tarihi ve yerel yönetim tarihi alanlarında
önemlidir. Tanzimat Devrinde Osmanlı Yerel Yönetimleri çalışması bu açıdan yöntembilimsel
bir örnektir.
Popüler Tarih ile
Akademik Tarih Arasındaki Konumu:
|
Çizelge 10: İrdeleme |
|
|
Boyut |
Ortaylı'nın yöntemi |
|
Kaynak kullanımı |
Güçlü |
|
Belge eleştirisi |
Orta |
|
Kuramsal çerçeve |
Sınırlı |
|
Anlatı gücü |
Çok güçlü |
|
Akademik monografi |
Sınırlı sayıda |
İlber Ortaylı tarih yöntembilimini
bilen ve kullanan bir akademisyendir. Ancak onun tarih yazımı güçlü bir anlatı
ve sentez yeteneği içerir ve kuramsal tarihçilikten çok yorumlayıcı ve kurum
tarihine dayalı bir yaklaşım sergiler. Türkiye’de bazı tarihçiler ve
akademisyenler İlber Ortaylı hakkında Ortaylı’nın gücü yöntembilimsel tarih
üretiminden çok “ansiklopedik tarih bilgisi” ve sentez yeteneğidir eleştirisini
yaparlar. Bu ifade genellikle çok geniş tarih bilgisi, farklı ülkelerin
tarihine egemenlik, çok sayıda dili kullanabilme ve hızlı bağlantı kurabilme özelliklerine
işaret eder. Ortaylı’nın gerçekten güçlü
olduğu alanlardan biri budur. Osmanlı, Rusya, Avrupa ve Orta Asya tarihine aynı
anda referans verebilmesi bu özelliğin göstergesidir. Çağdaş akademik
tarihçilikte beklenen açık bir kuramsal çerçeve, belirli bir araştırma sorusu,
yoğun arşiv çalışması ve yeni bir tarihsel model veya sav gibi özellikler
vardır. Bu yaklaşım özellikle Halil İnalcık, Suraiya Faroqhi ve Cemal Kafadar
gibi tarihçilerde daha belirgindir. Bu tarihçiler genellikle yeni tezler ve yöntembilimsel
katkılar üretmişlerdir. Ortaylı’nın yaklaşımı daha çok tarihsel olayları
yorumlayarak anlatmak, geniş tarih bilgisini sentezlemek, kurumların ve devlet
yapısının gelişimini açıklamak ve tarihsel olayları güncel kültürel bağlamla
ilişkilendirmek gibi özellikler taşır.
Bu nedenle bazı akademisyenler onun biçemini “entelektüel tarih anlatıcılığı” olarak
tanımlar. Ortaylı’nın Türkiye’de çok etkili olmasının nedeni yöntembilimsel
tarih üretiminden çok güçlü anlatı, geniş kültürel referanslar, medyada
görünürlük ve kamuoyuna hitap edebilme özellikleridir.
Bu açıdan Ortaylı akademisyen ama aynı zamanda kamu entelektüeli tipine benzetilir. İlber Ortaylı tarih yöntembilimini
bilen ve kullanan bir tarihçidir, ancak akademik yazındaki özgün katkısından
çok geniş tarih bilgisi, yorum gücü ve kamuoyuna tarih anlatma becerisi ile öne
çıkmıştır.
Genel
Değerlendirme ve Sonuç
Bu çalışma, İlber Ortaylı’nın
tarihçilik anlayışını akademik üretimi, tarih yöntembilimini kullanma biçimi ve
kamu entelektüeli rolü çerçevesinde incelemeyi amaçlamıştır. Yapılan irdeleme
Ortaylı’nın tarih yazımında iki farklı fakat birbirini tamamlayan kimliğe sahip
olduğunu göstermektedir: akademik tarihçi ve popüler tarih anlatıcısı.
Akademik tarihçilik açısından
bakıldığında Ortaylı’nın temel uzmanlık alanı Osmanlı yönetim tarihi,
imparatorluk kurumları ve özellikle Tanzimat dönemi yönetsel dönüşümleridir.
Osmanlı taşra yönetimi, vilayet sistemi ve merkez–taşra ilişkileri üzerine yaptığı
çalışmalar Osmanlı bürokrasi tarihinin anlaşılmasına önemli katkılar
sağlamıştır. Çok dilli kaynak kullanabilmesi ve Osmanlı tarihini Avrupa ve
Rusya tarihi ile karşılaştırmalı biçimde ele alabilmesi onun akademik
tarihçiliğinin güçlü yönleri arasında yer almaktadır. Özellikle Tanzimat
reformlarının yerel yönetimler üzerindeki etkisini inceleyen çalışmaları
Osmanlı çağdaşlaşması tartışmalarında önemli bir referans noktası olarak kabul
edilmektedir.
Bununla birlikte Ortaylı’nın tarih
yazımı yalnızca arşiv temelli klasik akademik tarihçilik ile sınırlı değildir.
Onun tarih anlatısında geniş bir uygarlık bakış açısı ve imparatorluk tarihi
yaklaşımı dikkat çekmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nu yalnızca siyasal olaylar
üzerinden değil, kurumlar, bürokrasi kültürü, kent yaşamı ve çok kültürlü
imparatorluk yapısı üzerinden yorumlaması Ortaylı’nın tarih anlayışının önemli
özelliklerinden biridir. Bu yaklaşım, çağdaş historigrafide gelişen
imparatorluk çalışmaları ve uygarlık tarihi perspektifleriyle belirli ölçüde
örtüşmektedir.
Ortaylı’nın tarihçilik anlayışının
ayırt edici özelliklerinden biri de güçlü anlatı yeteneği ve geniş tarihsel
sentez kurabilme kapasitesidir. Bu özellik onu yalnızca akademik çevrelerde
değil, geniş kamuoyunda da etkili bir tarih anlatıcısı durumuna getirmiştir.
Televizyon programları, konferanslar ve popüler tarih kitapları aracılığıyla
tarih bilgisini geniş toplum kesimlerine aktarması onun kamu entelektüeli
kimliğini öne çıkarmıştır. Bu yönüyle Ortaylı, çağdaş tarih yazımında “kamu
tarihçisi” olarak adlandırılan akademisyen tipine yaklaşmaktadır.
Bununla birlikte bazı akademik
değerlendirmelerde Ortaylı’nın tarih yazımında kuramsal model oluşturma ve
sistemli yöntem kullanımı açısından sınırlı kaldığı yönünde eleştiriler de
bulunmaktadır. Özellikle toplumsal ve ekonomik tarih alanlarında geliştirilmiş çözümleyici
modellerin Ortaylı’nın çalışmalarında daha az yer aldığı görülmektedir. Bu
nedenle bazı tarihçiler onu klasik anlamda kuramsal tarihçi yerine güçlü bir
tarih yorumcusu ve entelektüel tarih anlatıcısı olarak değerlendirmektedir.
Uluslararası akademik literatürde
Osmanlı tarihçiliği alanında en çok atıf alan tarihçiler arasında Halil
İnalcık, Suraiya Faroqhi ve Cemal Kafadar gibi isimler öne çıkmaktadır. Ortaylı
ise uluslararası akademik atıf üretimi açısından bu isimlerin gerisinde
kalmakla birlikte Türkiye’de tarih bilincinin oluşmasında ve Osmanlı tarihinin
geniş kitleler tarafından anlaşılmasında önemli bir entelektüel rol oynamıştır.
Sonuç olarak İlber Ortaylı, Osmanlı
yönetim tarihi konusunda yetkin bir akademisyen, geniş tarihsel bilgi
birikimine sahip bir entelektüel ve Türkiye’de tarih anlatıcılığı alanında en
etkili kamu tarihçilerinden biridir. Akademik üretimi ile popüler tarih
anlatıcılığı arasındaki bu ikili konum, onun tarih yazımındaki özgün yerini
belirlemektedir. Ortaylı’nın çalışmaları Osmanlı İmparatorluğu’nun bir
ulus-devlet çerçevesi içinde değil, çok kültürlü bir imparatorluk uygarlığı
olarak anlaşılması gerektiğini vurgulaması bakımından çağdaş tarih yazımı
içinde önemli bir katkı olarak değerlendirilebilir.
Referanslar
Cemal Kafadar. (1995). Between two
worlds: The construction of the Ottoman state. Berkeley: University of
California Press.
Donald Quataert. (2005). The Ottoman
Empire, 1700–1922 (2nd ed.). Cambridge: Cambridge University Press.
Erik Jan Zürcher. (2004). Turkey: A
modern history (3rd ed.). London: I.B. Tauris.
Halil İnalcık. (1973). The Ottoman
Empire: The classical age 1300–1600. London: Weidenfeld & Nicolson.
Halil İnalcık. (1994). An economic and
social history of the Ottoman Empire, 1300–1914. Cambridge: Cambridge
University Press.
İlber Ortaylı. (1974). Tanzimat’tan
sonra mahallî idareler (1840–1878). Ankara: Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi
Enstitüsü Yayınları.
İlber Ortaylı. (2008). Türkiye
teşkilat ve idare tarihi. Ankara: Cedit Neşriyat.
İlber Ortaylı. (2010). Osmanlı’yı
yeniden keşfetmek. İstanbul: Timaş Yayınları.
İlber Ortaylı. (2014). İmparatorluğun
en uzun yüzyılı. İstanbul: Timaş Yayınları.
Suraiya Faroqhi. (2004). The Ottoman
Empire and the world around it. London: I.B. Tauris.
Suraiya Faroqhi. (2016). A cultural
history of the Ottomans: The imperial elite and its artefacts. London: I.B.
Tauris.
[1] Annales
yöntembilimi, olay merkezli siyasal tarih yerine uzun dönemli toplumsal
yapıları, ekonomik ilişkileri ve zihniyet dünyasını incelemeyi öne çıkaran ve
Marc Bloch ile Lucien Febvre tarafından geliştirilen tarih yaklaşımıdır.