Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

17 Şubat 2026 Salı

 

CHP Kurultayı ve Mutlak Butlan

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

 

Öz

Bu çalışma, bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılmasının hukuksal ve siyasal boyutlarını incelemektedir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri çerçevesinde siyasal partilerin anayasal statüsü, iç özerkliği ve parti içi demokrasinin korunması açısından olası yargısal müdahaleler değerlendirilmiştir. Mutlak butlan ile iptal arasındaki farklar, temsil ve katılım ilkeleri, parti yönetiminin yeniden ihdası, siyasal sonuçlar ve stratejik etkiler çözümlenmiştir. Çalışmada, yargısal denetim ile siyasal alanın serbestliği arasında ölçülü bir denge kurulması gerekliliği vurgulanmış ve mutlak butlan uygulamasının yalnızca olağan dışı koşullarda ve anayasal sınırlar gözetilerek uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Mutlak butlan, Siyasal partiler, Kurultay, Parti içi demokrasi, Türkiye, Anayasa, Yargısal denetim, Parti özerkliği

 

Abstract

This study examines the legal and political dimensions of annulling a political party congress through the doctrine of absolute nullity. In particular, the constitutional status of political parties in the context of Articles 68 and 69 of the Constitution of the Republic of Turkey, as well as the protection of internal party autonomy and intra-party democracy in case of judicial interventions, is analyzed. The study highlights the differences between annulment and absolute nullity, focusing on principles of representation and participation, the reconstitution of party leadership, political consequences, and strategic implications. It emphasizes the necessity of balancing judicial oversight with political freedom and concludes that the application of absolute nullity should be exceptionally limited and guided by constitutional boundaries.

Keywords:  Absolute nullity, Political parties, Party congress, Intra-party democracy, Turkey, Constitution, Judicial review, Party autonomy


 

GİRİŞ

Son birkaç ay içinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin son kurultayına ilişkin olarak ilgili Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada yaşanan hareketlilik dosyaya yeni belgelerin istenmesi ve ara kararların kamuoyuna yansıması tartışmayı teknik bir parti içi uyuşmazlık olmaktan çıkararak anayasal düzeyde bir sorun durumuna getirmiştir. Özellikle bazı medya organlarının süreci henüz verilmemiş bir kararın sonucu kesinleşmiş gibi ele alması ve “mutlak butlan” olasılığını siyasal sonuçlarıyla birlikte tartışmaya açması hukuksal bir olasılığı eylemli bir siyasal senaryo konumuna taşımıştır.

Oysa söz konusu olan yalnızca bir kurultay usulü tartışması değildir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi uyarınca demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan bir siyasal partidir. Bu nedenle kurultayın “mutlak butlan” ile yok sayılması olasılığı sıradan bir genel kurul kararının iptaliyle eş değer değildir. Böyle bir karar, delegelerin iradesini ve dolaylı olarak parti üyelerinin temsil hakkını geriye dönük biçimde hükümsüz kılma sonucunu doğurabilir.

Türkiye’nin yakın siyasal tarihinde yargı kararlarının siyasal denge üzerinde belirleyici etkiler yarattığı örnekler bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarıyla parti kapatmalar, 2007’deki 367 yorumu ve çeşitli yüksek yargı süreçleri, yargısal tasarrufların yalnızca hukuksal değil, sistemsel sonuçlar üretebildiğini göstermiştir. Bu tarihsel arka plan, CHP kurultayına ilişkin olası bir mutlak butlan kararının da yalnızca parti içi bir sorun olarak kalmayacağını düşündürmektedir.

Ayrıca Türkiye’de yargı bağımsızlığına ilişkin süregelen tartışmalar verilecek herhangi bir kararın toplumsal meşruluk algısını doğrudan etkileme olanağına sahiptir. Mahkeme sürecindeki her ara kararın ve her usul adımının siyasal sonuç beklentisiyle yorumlanması hukuksal süreci başlı başına siyasal tartışmanın konusu durumuna getirmektedir.

Bu nedenle bu çalışma, CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan olasılığını siyasal partilerin anayasal statüsü, yargı yetkisinin sınırları ve demokratik meşruluk ilkesi çerçevesinde değerlendirme gereğinden doğmuştur. Amaç, devam eden yargı sürecini polemik düzeyinden çıkararak anayasal hukuk bağlamında çözümlemektir.

AMAÇ

Bu çalışmanın amacı, CHP kurultayına ilişkin olarak gündeme gelen mutlak butlan olasılığını anayasal hukuk ve siyasal partiler hukuku bağlamında incelemektir. Çalışma, devam eden yargı sürecine ilişkin değerlendirme yapmak ya da olası kararın yerindeliği konusunda görüş bildirmek amacını taşımamaktadır. Temel amaç, mutlak butlan kavramının siyasal partilere uygulanabilirliğini, anayasal statü ve yargısal denetim sınırları çerçevesinde kavramsal ve sistemli olarak çözümlemektir.

HEDEFLER

Bu amaç doğrultusunda çalışma şu hedeflere yöneliktir:

Kavramsal Çerçeve Oluşturmak: Mutlak butlan kavramının özel hukuk içindeki anlamını ortaya koymak ve bu kavramın siyasal partilere uygulanmasının kuramsal dayanaklarını incelemek.

Anayasal Statünün Çözümlemesi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri ışığında siyasal partilerin hukuksal niteliğini ve anayasal güvencelerini değerlendirmek.

Yargısal Denetimin Sınırlarını Belirlemek: Genel görevli mahkemelerin siyasal parti kurultay kararları üzerindeki denetim yetkisinin kapsamını ve sınırlarını incelemek.

Normatif Uyum Sınaması Yapmak: Mutlak butlan kararının, siyasal etkinlik özgürlüğü, temsil ilkesi ve parti içi demokrasi kavramlarıyla uyumunu çözümlemek.

Sistemli Tutarlılığı Değerlendirmek: Parti kapatma rejimi ile kurultay kararlarının yargısal denetimi arasındaki ilişkiyi anayasal sistem bütünlüğü bakımından incelemek.

ARAŞTIRMA SORULARI

Bu çalışma, aşağıdaki temel araştırma sorularına yanıt aramaktadır:

Kavramsal Düzey:

Mutlak butlan kavramının özel hukuk içindeki tanımı ve kapsamı nedir?

Bu kavramın siyasal parti kurultay kararlarına uygulanmasının kuramsal ve dogmatik dayanakları nelerdir?

Anayasal Statü Bağlamında:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri çerçevesinde siyasal partilerin hukuksal niteliği nasıl tanımlanmalıdır?

Siyasal partilerin “anayasal kurum” niteliği genel mahkemelerin denetim yetkisini sınırlar mı? Eğer sınırlar ise bu sınırın kapsamı nedir?

Yargısal Yetki ve Denetim:

Genel görevli mahkemeler bir siyasal parti kurultayını baştan itibaren hükümsüz sayma yetkisine sahip midir?

Kurultay kararının iptali ile mutlak butlanla yok sayılması arasında anayasal sonuçlar bakımından nasıl bir fark bulunmaktadır?

Parti kapatma rejimi ile kurultay denetimi arasında sistemli bir hiyerarşi veya yetki gerilimi söz konusu mudur?

Demokratik Meşruluk ve Temsil

Bir kurultayın mutlak butlanla hükümsüz kılınması temsil ve siyasal katılım ilkeleri bakımından nasıl değerlendirilmelidir?

Böyle bir karar, siyasal partilerin iç özerkliği ve parti içi demokrasi kavramlarıyla hangi ölçütler çerçevesinde bağdaştırılabilir?

Sistemli ve Rejimsel Düzey

Mutlak butlan kararının uygulanabilirliği anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesi açısından nasıl bir değerlendirilebilir?

Siyasal partilere yönelik yargısal denetimin sınırları anayasal düzenin korunması ile siyasal alanın serbestliği arasında nasıl dengelenmelidir?

YÖNTEM

Bu çalışma, nitel (qualitative) ve öğretisel hukuk araştırması yöntemine dayanmaktadır. İnceleme, normatif metin çözümlemesi ve sistemli yorum teknikleri kullanılarak yürütülmektedir. Çalışmanın yöntemi dört temel aşamadan oluşmaktadır:

Normatif Metin Çözümlemesi: Öncelikle, ilgili anayasal ve yasal düzenlemeler incelenmiştir. Bu kapsamda özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri, Siyasal Partiler Kanunu hükümleri ve Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilere ve genel kurul kararlarına ilişkin hükümleri metin temelli çözümleme yöntemiyle değerlendirilmiştir.

Öğretisel İnceleme: Siyasal partilerin hukuksal statüsü, parti içi demokrasi, mutlak butlan kavramı ve yargısal denetimin sınırları konularındaki öğretideki görüşler karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Amaç, kavramların dogmatik tutarlılığını ortaya koymaktır.

İçtihat Çözümlemesi: Yüksek yargı kararları, özellikle Anayasa Mahkemesi kararları, siyasal parti kapatma ve parti içi denetime ilişkin içtihatlar sistemli yorum yöntemiyle incelenmiştir. Bu çözümleme mevcut yargısal yaklaşımın sınırlarını belirlemeyi amaçlamaktadır.

Sistemli ve Yapısal Değerlendirme: Elde edilen veriler anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bağlamında bütüncül olarak değerlendirilmiştir. Bu aşamada, parti kapatma rejimi ile kurultay denetimi arasındaki normatif ilişki çözümlenmiştir.

Çalışmanın Sınırları

Bu çalışma devam eden yargı sürecine ilişkin maddi olay incelemesi yapmamaktadır. Somut delillerin değerlendirilmesine girmemektedir. Olası bir kararın yerindeliği hakkında görüş bildirmemektedir. İnceleme, yalnızca kavramsal, normatif ve anayasal çerçeve ile sınırlıdır.

KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE

Bu bölümde, çalışmanın çözümleyici temelini oluşturan başlıca kavramlar tanımlanmakta ve bunların anayasal sistem içindeki konumları açıklanmaktadır. Amaç, ilerleyen bölümlerde yapılacak değerlendirmelerin kavramsal tutarlılığını sağlamaktır.

Mutlak Butlan Kavramı: Mutlak butlan, özel hukukta bir hukuksal işlemin baştan itibaren hükümsüz sayılmasını ifade eder. Bu tür bir hükümsüzlük emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzenine aykırılık ve hukuksal işlemin kurucu unsurlarındaki ağır sakatlık gibi durumlarda söz konusu olur. Mutlak butlanın temel özelliği, işlemin “hiç doğmamış” sayılmasıdır. Bu yönüyle iptal edilebilirlikten (göreli butlan) ayrılır. İptal edilebilirlikte işlem geçerlidir ancak yargı kararıyla ortadan kaldırılır. Mutlak butlanda ise işlem baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Siyasal parti kurultaylarına bu kavramın uygulanması özel hukuk kökenli bir hükümsüzlük rejiminin anayasal güvence altındaki bir siyasal kuruma taşınması anlamına gelir. Bu nedenle kavramın doğrudan ve sınırsız uygulanabilirliği tartışmalıdır.

Siyasal Partilerin Hukuksal Niteliği: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 68. maddesi uyarınca siyasal partiler demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu ifade, siyasal partilerin klasik özel hukuk tüzel kişiliğinden farklı bir statüye sahip olduğunu göstermektedir. Öğretide siyasal partiler genellikle özel hukuk tüzel kişisi, kamu hukuku kurumu ve karma nitelikli (sui generis) anayasal kuruluş şeklinde sınıflandırılmaktadır. Egemen görüş, siyasal partilerin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte anayasal güvence altında bulunan ve kamusal işlev gören özgün kuruluşlar olduğu yönündedir. Bu karma statü yargısal denetimin kapsamını doğrudan etkilemektedir.

Parti İçi Demokrasi ve Temsil İlkesi: Siyasal partiler, temsil ilkesinin örgütsel düzeyde gerçekleştiği yapılardır. Kurultaylar ise parti içi iradenin en üst düzeyde somutlaştığı organlardır. Kurultay iradesinin yok sayılması delegelerin temsil yetkisini dolaylı olarak üyelerin siyasal katılım hakkını etkileyebilir. Bu nedenle kurultay kararlarının yargısal denetimi ile parti içi özerklik arasında yapısal bir gerilim bulunmaktadır.

Yargısal Denetim ve Anayasal Sınırlar: Genel mahkemelerin siyasal parti işlemleri üzerindeki denetimi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu denetimin kapsamı sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatma konusundaki belirgin yetkisi siyasal partilere yönelik ağır yaptırımların anayasal düzeyde düzenlendiğini göstermektedir. Bu durum genel mahkemelerin müdahalesinin hangi noktada anayasal sınırla karşılaşacağını tartışmalı duruma getirmektedir.

Kuramsal Gerilim, Hukuksal Denetim ve Siyasal Alan Dengesi: Kuramsal düzeyde sorun şu soruda düğümlenmektedir. Bir siyasal partinin iç organ kararları üzerindeki yargısal denetim hukuksal güvenliği sağlama amacıyla ne ölçüde genişletilebilir? Bu noktada iki ilke karşı karşıya gelmektedir: ‘hukuk devleti ve yargısal denetim ilkesi’ ile ‘siyasal çoğulculuk ve parti özerkliği ilkesi’. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde bu iki ilke arasındaki denge anayasal sistem bütünlüğü bağlamında çözümlenecektir.

NORMATİF ÇERÇEVE

Bu bölümde, mutlak butlan savının siyasal parti kurultaylarına uygulanabilirliği yürürlükteki anayasal ve yasal düzenlemeler çerçevesinde incelenmektedir. Amaç, pozitif hukuk normlarının sistemli çözümlemesini yaparak yargısal müdahalenin sınırlarını belirlemektir.

Anayasal Düzenleme

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlamaktadır (m. 68). Bu hüküm, siyasal partilere sıradan bir özel hukuk tüzel kişiliğinden daha güçlü bir anayasal statü kazandırmaktadır. Anayasa’nın 69. maddesi ise siyasal partilerin kapatılması ve Devlet yardımından yoksun bırakılması gibi yaptırımları düzenlemekte ve bu konudaki yargısal yetkiyi sadece Anayasa Mahkemesi’ne vermektedir. Bu anayasal mimari siyasal partilere yönelik ağır müdahalelerin özel bir rejime bağlı olduğunu göstermektedir.

Siyasal Partiler Kanunu Rejimi

Siyasal Partiler Kanunu, siyasal partilerin kuruluşunu, örgütlenmesini, kongre ve kurultay usullerini ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Kanun kurultayların toplanma usullerini, delege sistemini ve genel başkan ve organ seçimlerini belirli kurallara bağlamıştır. Ancak kanun metninde, kurultay kararlarının “mutlak butlan” nedeniyle baştan itibaren yok hükmünde sayılmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Denetim rejimi ağırlıklı olarak parti içi itiraz mekanizmaları ve yargı yoluna başvuru olanağı çerçevesinde şekillenmiştir.

Özel Hukuk – Anayasa Hukuku Ayrımı

Mutlak butlan kavramı esas olarak Türk Medeni Hukuku kaynaklıdır ve genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü bağlamında uygulanır. Ancak siyasal partiler özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte anayasal güvence altındadır ve kamusal işlev yaparlar. Bu nedenle şu normatif soru ortaya çıkmaktadır: Özel hukuk hükümsüzlük rejimi, anayasal statüye sahip bir siyasal kuruma doğrudan ve sınırsız biçimde uygulanabilir mi? Bu sorunun yanıtı, normlar hiyerarşisi ve anayasal koruma ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yetki Sorunu

Anayasa, siyasal partilere yönelik en ağır yaptırımı (kapatma) açıkça düzenlemiş ve bu konuda özel yargısal yetki tanımıştır. Bu durumda normatif açıdan şu konu önem kazanmaktadır: Genel mahkemelerin kurultay kararlarını yok hükmünde sayması ve parti yönetimini geçmişe dönük olarak geçersiz kılması anayasal sistemde öngörülen kapatma rejimiyle nasıl ilişkilendirilecektir? Bu değerlendirme anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bağlamında yapılmalıdır.

Normatif Çerçevenin Özeti

Pozitif hukuk düzeni siyasal partilere anayasal statü tanımaktadır. Müdahale rejimini özel ve sınırlı bir çerçeveye bağlamaktadır. Kurultay hükümsüzlüğüne ilişkin açık ve doğrudan bir mutlak butlan düzenlemesi içermemektedir. Bu saptamalar araştırma sorularının çözümleneceği bir sonraki bölüm için normatif zemini oluşturmaktadır.

ÇÖZÜMLEME

Mutlak Butlan Kavramının Özel Hukuk İçindeki Tanımı ve Kapsamı

Kavramsal Tanım: Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) bir hukuksal işlemin kurulduğu andan itibaren geçersiz sayılmasını ifade eder. İşlem, hukuk düzeni bakımından hiç doğmamış kabul edilir ve sonradan geçerlilik kazanması olanaklı değildir. Bu yaptırım özel hukukta en ağır hükümsüzlük türüdür. Türk hukukunda dayanağı esas olarak Türk Borçlar Kanunu 27. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilere ve genel kurul kararlarına ilişkin hükümleri çerçevesinde şekillenmiştir.

Mutlak Butlanın Şartları: Özel hukukta bir işlemin mutlak butlanla sakatlanması için genellikle şu koşullar aranır: Emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzenine aykırılık, ahlaka aykırılık, konunun olanaksızlığı ve kanunun öngördüğü şekil koşuluna ağır aykırılık. Bu gibi durumlarda işlem baştan itibaren geçersizdir ve herhangi bir yargı kararıyla ortadan kaldırılmasına gerek olmaksızın hükümsüzdür. Mahkeme kararı yalnızca bu durumu saptar.

Mutlak Butlanın Sonuçları: Mutlak butlanın temel sonuçları şunlardır: İşlem hiç doğmamış sayılır. Herkes tarafından ileri sürülebilir. Yargıç tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Süreye bağlı değildir. Sonradan verilecek onayla geçerli kılınamaz. Bu yönleriyle göreli butlandan (iptal edilebilirlikten) ayrılır. Göreli butlanda işlem geçerlidir, ancak belirli kişiler tarafından dava açılması durumunda ortadan kaldırılabilir.

Tüzel Kişiler ve Genel Kurul Kararları Bağlamı: Özel hukuk tüzel kişilerinde (dernek, vakıf, şirket) genel kurul kararları da mutlak butlanla sakatlanabilir. Ancak burada ölçüt genellikle kurucu unsurların yokluğu, toplantı çoğunluğunun hiç oluşmaması ve yetkisiz organ tarafından karar alınması gibi ağır ve temel sakatlıklardır. Usule ilişkin her aykırılık mutlak butlan doğurmaz. Öğretide ve yargı içtihadında, mutlak butlan olağan dışı bir yaptırım olarak kabul edilir ve geniş yorumlanması hukuk güvenliği ilkesini zedeler.

Kapsamın Sınırlandırılması İlkesi: Özel hukuk sistematiğinde mutlak butlan olağan dışı, dar yorumlanan ve hukuksal kararlılığı sarsmamak için sınırlı uygulanan bir hükümsüzlük türüdür. Bu nedenle uygulamada her hukuka aykırılık mutlak butlan olarak değerlendirilmez ve çoğu durumda iptal edilebilirlik veya geçersizliğin ileri sürülmemesi söz konusu olur.

Özel hukuk içinde mutlak butlan ağır ve temel sakatlık halleriyle sınırlı, olağan dışı ve dar yorumlanması gereken bir hükümsüzlük rejimidir.

Mutlak Butlan ve “Yokluk” (Keenlemyekün) Ayrımı

Kavramsal Çerçeve: Yokluk (Keenlemyekün) Nedir? Yönetim hukukunda “yokluk” bir işlemin kurucu unsurlarından birinin tamamen bulunmaması durumunda söz konusu olur. Örneğin yetkisiz makam tarafından işlem yapılması ve hukuksal varlık kazanmayı sağlayan kurucu unsurun hiç oluşmaması gibi durumlarda işlem iptale değil, doğrudan “yok” sayılmaya konu olur.

Çizelge 1:

 

Mutlak Butlan ile Farkı

Mutlak Butlan

Yokluk (Keenlemyekün)

İşlem kurulmuştur ancak ağır sakatlık vardır

İşlem hukuksal olarak hiç kurulmamıştır

Geçersizlik yaptırımıdır

Hukuksal varlık yoktur

Özel hukuk kökenlidir

Yönetim hukuku uygulamasında gelişmiştir

Dar yorumlanır

Genellikle olağan dışı kabul edilir

 

Siyasal Parti Kurultayına Uygulama Sorunu: Eğer bir kurultay kararının “mutlak butlan” ile değil de “yokluk” düzeyinde değerlendirildiği ileri sürülüyorsa bu daha ağır bir hukuksal nitelendirme anlamına gelir. Bu durumda tartışma şuna dönüşür: Kurultay gerçekten hiç yapılmamış sayılabilir mi, yoksa yapılmış fakat sakat bir işlem midir? Bu ayrım, olası kararın anayasal sonuçlarını doğrudan etkiler.

Mutlak Butlanın Siyasal Parti Kurultaylarına Uygulanmasının Kuramsal ve Dogmatik Dayanakları

Bu alt başlıkta, mutlak butlan (ve bağlantılı olarak yokluk/keenlemyekün) kavramlarının siyasal parti kurultay kararlarına uygulanmasının olanaklı olup olmadığını temellendirebilecek kuramsal savlar ile bu uygulamaya karşı ileri sürülebilecek dogmatik sınırlamalar birlikte incelenmektedir.

Uygulanabilirliği Destekleyen Kuramsal Dayanaklar

Tüzel Kişilik ve Özel Hukuk Rejimi: Siyasal partiler yürürlükteki mevzuat bakımından özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir. Bu statü, onları ilke olarak genel kurul organına sahip, iç işleyişi hukuksal kurallara bağlı işlem ve kararları yargısal denetime açık kurumlar durumuna getirir. Bu yaklaşım, siyasal partilerin örgütsel yapısı bakımından dernek ve diğer tüzel kişilerle benzerlikler kurulabileceği varsayımına dayanır. Dayanak normatif çerçeve içerisinde özellikle Türk Medeni Kanunu ve Siyasal Partiler Kanunu öne çıkar. Bu bakış açısına göre kurultay kararları da genel kurul kararları gibi hükümsüzlük denetimine bağlı olabilir.

Hukuk Devleti İlkesi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, hukuka aykırı işlemlerin yaptırımsız kalmamasını gerektirir. Bu görüşe göre emredici kurallara ağır aykırılık varsa, kurucu unsurlar oluşmamışsa ve yetki gaspı söz konusuysa anayasal statü hukuka aykırılığı giderici bir kalkan oluşturmaz. Dolayısıyla mutlak butlan hukuka üstünlük ilkesinin bir gereği olarak ileri sürülebilir.

Genel Yargı Yetkisinin Varlığı: Siyasal partilerin iç işleyişine ilişkin uyuşmazlıklar, açıkça başka bir yargı merciine bırakılmadıkça genel görevli mahkemelerin denetimine bağlıdır. Bu görüş, anayasal sistemde parti kapatma dışında kalan alanın genel yargı yetkisine açık olduğunu varsayar.

Uygulanabilirliği Sınırlayan Dogmatik Engeller

Anayasal Statünün Özgüllüğü: Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlamaktadır. Bu hüküm, partilere sıradan bir özel hukuk tüzel kişiliğinin ötesinde anayasal bir işlev yüklemektedir. Bu özgül statü klasik özel hukuk kıyaslamalarının sınırsız uygulanmasını dogmatik olarak tartışmalı kılar.

Müdahale Rejiminin Özel Olarak Düzenlenmiş Olması: Anayasa’nın 69. maddesi siyasal partilere yönelik en ağır yaptırımları açık biçimde düzenlemiş ve bu konuda özel yetkiyi Anayasa Mahkemesi uhdesine bırakmıştır. Kurultay kararının mutlak butlanla hükümsüz sayılması, parti yönetiminin ortadan kaldırılması sonucunu doğuruyorsa bu durumun anayasal müdahale rejimiyle ilişkisi dogmatik olarak açıklanmalıdır.

Mutlak Butlanın Olağan Dışı Niteliği: Özel hukukta dahi mutlak butlan dar yorumlanan, olağan dışı ve hukuksal kararlılığı korumak amacıyla sınırlı uygulanan bir yaptırımdır. Anayasal güvence altındaki bir siyasal kuruma uygulanması bu olağan dışı yaptırımın genişletilmesi anlamına gelebilir.

Parti İçi Demokrasi ve Temsil Boyutu: Kurultay iradesi, yalnızca örgütsel bir karar değil, siyasal temsil mekanizmasının parti içindeki görünümüdür. Mutlak butlanın geçmişe etkili sonuçları delegelerin iradesini ve parti üyelerinin dolaylı katılım hakkını hukuken yok sayma sonucunu doğurabilir. Bu durum anayasal çoğulculuk ilkesi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Sistem İçi Değerlendirme

Kuramsal olarak mutlak butlanın uygulanabilirliği savunulabilir. Ancak bu savunma siyasal partilerin anayasal statüsünü, müdahale rejiminin özel düzenlenmiş yapısını ve mutlak butlanın olağan dışı karakterini göz ardı etmeksizin temellendirilmelidir. Dolayısıyla sorun, yalnızca bir özel hukuk hükümsüzlüğü sorunu değil, anayasal sistem bütünlüğü içinde çözümlenmesi gereken karma nitelikli bir hukuksal sorundur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. Maddeleri Çerçevesinde Siyasal Partilerin Hukuksal Niteliği

Siyasal partilerin hukuksal niteliği, anayasal metnin sistemli yorumu esas alınarak belirlenmelidir. Bu bağlamda özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri belirleyicidir.

Anayasal Tanım: Demokratik Siyasal Yaşamın Vazgeçilmez Unsurları

Anayasa’nın 68/2 maddesi hükmü siyasal partileri “demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlamaktadır. Bu ifade üç temel sonucu doğurmaktadır. Birincisi, kurumsal güvencedir. Siyasal partiler sıradan örgütlenmeler değildir. Anayasal düzen içinde kurumsal güvenceye sahiptir. İkincisi, sistem işlevidir.  Partiler yalnızca üyelerinin çıkarlarını temsil eden özel birlikler değil, siyasal iradenin oluşumuna aracılık eden kamusal aktörlerdir. Üçüncüsü ise, çoğulculuk boyutudur. Demokratik düzenin çoğulcu yapısı parti varlığına bağlıdır. Bu nedenle partilere yönelik müdahaleler anayasal düzeyde sınırlanmıştır. Bu tanım, siyasal partileri klasik özel hukuk tüzel kişiliği kategorisinden ayrıştırır.

Örgütsel Statü: Özel Hukuk Tüzel Kişiliği

Bununla birlikte siyasal partiler üyelik esasına dayanır, iç organlara sahiptir, malvarlığı edinebilir ve hukuksal işlem yapabilir. Bu özellikler onları biçimsel olarak özel hukuk tüzel kişisi kategorisine yaklaştırır. Ancak bu nitelik onların anayasal işlevini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla siyasal partiler salt bir dernek değildir. Anayasal güvence altındaki özel hukuk tüzel kişisidir.

Müdahale Rejimi ve Özgül Statü

Anayasa’nın 69. maddesi siyasal partilere yönelik parti kapatma ve Devlet yardımından yoksun bırakma gibi yaptırımları özel olarak düzenlemiştir. Bu yaptırımlar bakımından yargı yetkisi Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir. Bu düzenleme, siyasal partilere yönelik ağır müdahalelerin genel yargı rejimine bırakılmadığını göstermektedir. Bu nedenle siyasal partilerin hukuksal niteliği şu şekilde tanımlanabilir: Anayasal güvence altında kamusal işlev gören ancak özel hukuk tüzel kişiliğine sahip özgün (sui generis) kuruluşlar.

Dogmatik Sonuç

Anayasa 68. ve 69. maddeleri birlikte yorumlandığında siyasal partiler klasik özel hukuk tüzel kişiliğiyle özdeş değildir. Müdahale rejimi anayasal olarak sınırlandırılmıştır. Yargısal denetim olanaklıdır, ancak anayasal statü dikkate alınarak yapılmalıdır. Dolayısıyla hukuksal nitelik bakımından siyasal partiler özel hukuk tüzel kişisi özellikleri taşır, Anayasal işlev görür, müdahale bakımından özel koruma rejimine bağlıdır ve karma ve özgün bir statüye sahiptir (sui generis).

Siyasal Partilerin “Anayasal Kurum” Niteliği Genel Mahkemelerin Denetim Yetkisini Sınırlar mı?

Bu soruya yanıt siyasal partilerin anayasal statüsü ile genel yargı yetkisi arasındaki ilişkinin sistemli yorumuna bağlıdır. Çerçeve özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 68–69. maddeleri hükümleridir.

Anayasal Güvence Boyutu: Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlar. Bu, partilere sıradan özel hukuk tüzel kişiliğinden farklı bir koruma alanı tanır. Bu nedenle parti içi işlemler organ oluşumu ve siyasal temsil iradesi basit bir dernek içi uyuşmazlık gibi görülemez.

Müdahale Rejiminin Özel Düzenlenmiş Olması: Anayasa’nın 69. maddesi siyasal partilere yönelik ağır yaptırımları açıkça düzenlemiş ve bu alanda yetkiyi Anayasa Mahkemesi’ne vermiştir. Bu durum sistemli ve siyasal partilere yönelik “sistemsel sonuç doğuran” müdahalelerin genel mahkemelere bırakılmadığını gösterir.

Sınırın Niteliği: Mutlak mı, İşlevsel mi?

Bu sınır mutlak bir bağışıklık değildir. Genel mahkemeler malvarlığı uyuşmazlıklarını, sözleşmesel ilişkileri, üyelikten doğan bireysel hak ihlallerini ve usule ilişkin itirazları denetleyebilir. Ancak şu noktada sınır başlar: Eğer yargısal karar parti yönetimini eylemli ortadan kaldırıyorsa, kurultay iradesini geçmişe etkili biçimde yok sayıyorsa ve parti siyasal temsil kapasitesini doğrudan etkiliyorsa bu artık sıradan bir özel hukuk denetimi olmaktan çıkar ve anayasal alanla kesişir.

Sınırın Kapsamı

Sınır üç başlık altında tanımlanabilir:

Sistemsel Etki Ölçütü: Denetim, parti varlığını veya temel organlarını işlevsiz kılıyorsa anayasal sınır gündeme gelir.

Müdahale Yoğunluğu Ölçütü: Kararın etkisi bireysel hak düzeyinde mi, yoksa parti yapısının bütününü etkiler düzeyde mi? Bu ayrım belirleyicidir.

Anayasal Yetki Dağılımı Ölçütü: Anayasa’nın 69. maddesinin özel düzenlemesi karşısında, genel mahkemelerin parti kapatma, eylemli olarak yönetimi ortadan kaldırma ve parti varlığını sistemsel biçimde etkileme sonucunu doğuran kararlar vermesi anayasal yetki dağılımı sorununa yol açabilir.

Dogmatik Sonuç

Siyasal partilerin “anayasal kurum” niteliği genel mahkemelerin denetim yetkisini ortadan kaldırmaz. Ancak bu yetkiyi sınırsız da kılmaz. Denetimi, parti özerkliğini ve anayasal işlevi zedelemeyecek biçimde sınırlar. Dolayısıyla sınırın kapsamı parti içi hukuka aykırılıkların denetlenmesi olanaklıdır. Ancak bu denetim, anayasal müdahale rejimini dolanacak veya eylemli olarak parti varlığını ortadan kaldıracak yoğunlukta olamaz.

Genel Görevli Mahkemeler, Bir Siyasal Parti Kurultayını Baştan İtibaren Hükümsüz Sayma Yetkisine Sahip midir?

Bu soru, üç düzlemde yanıtlanmalıdır: Görev ve yetki (usul hukuku), normatif dayanak (pozitif hukuk) ve anayasal sistem bütünlüğü (m.68–69 çerçevesi).

İlkesel Çerçeve: Siyasal partiler özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir. Bu nedenle parti içi uyuşmazlıklar, açık bir anayasal olağan dışılık bulunmadıkça genel görevli mahkemelerin yargı alanına girer. Bu açıdan bakıldığında kurultay usulüne ilişkin uyuşmazlıklar, delege seçimi itirazları ve organ seçimlerine yönelik hukuka aykırılık savları ilke olarak genel mahkemelerde ileri sürülebilir. Ancak sorun burada bitmez.

“Baştan İtibaren Hükümsüzlük” (Mutlak Butlan) Boyutu: Bir kurultayın baştan itibaren hükümsüz sayılması yalnızca bir kararın iptali değildir. Bu tür bir karar seçilmiş parti organlarının hukuksal varlığını geriye etkili biçimde ortadan kaldırır. Organların aldığı tüm kararları tartışmalı duruma getirir. Partinin yönetim sürekliliğini kesintiye uğratır. Bu sonuçlar, sıradan bir genel kurul iptalinden daha ağırdır.

Anayasal Çerçeve ile İlişki: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi siyasal partilere anayasal statü tanır ve 69. madde ise parti kapatma ve ağır yaptırımlar bakımından yetkiyi Anayasa Mahkemesi’ne verir. Burada kritik sorun şudur: Bir kurultayın mutlak butlanla hükümsüz sayılması eylemli olarak parti yönetimini ortadan kaldırıyorsa bu müdahale anayasal kapatma rejimiyle benzer sonuç doğurur mu? Eğer doğuruyorsa, genel mahkeme kararı anayasal yetki dağılımı sorununa yol açabilir.

Öğretisel Olası Yaklaşımlar

Geniş Yetki Yaklaşımı: Siyasal partiler özel hukuk tüzel kişisidir. Kurultay kararları genel kurul kararı niteliğindedir. Ağır usulsüzlük varsa mutlak butlan uygulanabilir. Bu yaklaşım, yargısal denetime öncelik verir.

Sınırlı Yetki Yaklaşımı: Denetim olanaklıdır, ancak yargı anayasal müdahale alanına girecek yoğunlukta karar veremez. Kurultayın “yok” sayılması olağan dışı ve çok dar koşullara bağlıdır. Bu yaklaşım, anayasal sistem bütünlüğünü esas alır.

Sistemli Değerlendirme: Genel görevli mahkemeler kurultay sürecini denetleyebilir. Hukuka aykırılık saptaması yapabilir. İptal kararı verebilir. Ancak, bir kurultayı baştan itibaren hiç yapılmamış sayma (mutlak butlan/yokluk düzeyi) yetkisi, anayasal işlevi doğrudan etkiliyorsa, bu yetkinin kapsamı dar yorumlanmalıdır. Çünkü, parti yönetimini eylemli olarak ortadan kaldıran bir karar Anayasa’nın 69. maddesinde öngörülen özel müdahale rejimiyle işlevsel benzerlik gösterebilir.

Sonuç

Genel görevli mahkemeler ilke olarak siyasal parti kurultaylarını denetleme yetkisine sahiptir. Ancak bir kurultayın baştan itibaren hükümsüz sayılması yalnızca ağır ve kurucu unsur eksikliği durumlarıyla sınırlı olabilir ve dar yorumlanmalıdır. Anayasal müdahale rejimini dolanacak şekilde uygulanamaz. Dolayısıyla yetki kuramsal olarak olanaklıdır, fakat anayasal statü nedeniyle sınırlı ve olağan dışı niteliktedir.

Kurultay Kararının İptali ile Mutlak Butlanla Yok Sayılması Arasındaki Anayasal Farklar

Siyasal parti kurultayları bakımından, iptal ve mutlak butlan rejimleri arasındaki fark, sadece hukuksal bir ayrım değil, anayasal sonuçlar ve sistem üzerindeki etkiler bakımından kritik bir farktır.

 

Çizelge 2:

 

Hukuksal Temel Fark

Özellik

İptal

Mutlak Butlan

Hukuksal etki

Karar geçerlidir; mahkeme kararıyla etkisiz duruma gelir

Karar baştan itibaren hiç doğmamış sayılır

Geçerlilik süresi

Mahkeme kararı öncesi geçerlidir

Başından itibaren geçersizdir

Uygulama

Göreli hükümsüzlük

Kesin hükümsüzlük

Geriye dönük sonuç

Sınırlı, mahkeme kararıyla belirlenir

Tüm sonuçları geriye etkiler

 

Özetle, iptal, süregiden hukuksal durumu düzeltir ve mutlak butlan ise kurultay kararının ve sonuçlarının hiç var olmamış sayılması anlamına gelir.

Anayasal Sonuçlar

İptal Durumu: Kurultay kararları hukuka aykırıysa, mahkeme yalnızca kararın geçerliliğini ortadan kaldırır. Parti yönetimi ve organlar iptal kararı sonrasında hukuksal boşluk oluşmadan işlemlerine devam edebilir. Anayasal statü ve demokratik işlev korunur. Müdahale, 68–69. maddeler çerçevesinde sınırlı ve normatif düzeyde kalır.

Mutlak Butlan Durumu: Kurultay baştan itibaren hiç yapılmamış sayılır. Parti yönetimi, organ seçimleri ve tüm kararlar geçersiz kabul edilir. Eylemli olarak yönetim yeniden ihdas edilmeden önce boşluk oluşur. Bu, 69. madde kapsamındaki anayasal müdahale rejimi ile çakışabilir çünkü eylemli parti yönetimini ortadan kaldırır. Parti özerkliği ve demokratik işlev üzerinde doğrudan sistemsel etki doğurur.

Çizelge 3:

 

Sistem Üzerinde Etki Farkı

Boyut

İptal

Mutlak Butlan

Parti yönetimi

Sınırlı müdahale, mevcut organlar görevde kalır

Eski yönetim “silinir”, yönetim eylemli olarak yeniden ihdas edilir

Delegelerin temsil yetkisi

Geçerli

Yok sayılır

Siyasal temsil kapasitesi

Korunur

Geriye dönük bozulur

Anayasal denge

Saklı tutulur

İhlal riski vardır

 

Özetle iptal sınırlı ve göreli etkiye sahiptir ve mutlak butlan eylemli olarak anayasal müdahaleye yakın sonuçlar doğurur.

Dogmatik Değerlendirme: İptal, genel mahkemelerin yetkisi içinde kalan anayasal çerçeveye uyumlu bir denetim aracıdır. Mutlak butlan ise dar ve olağan dışı koşullarda uygulanmalıdır. Aksi durumda anayasal statüye ve müdahale rejimine aykırı olur. Bu nedenle, siyasal partilerin anayasal kurumsal niteliği mutlak butlanın geniş ve rutin uygulanmasını sınırlar.

Sonuç: Kurultay kararının iptali ile mutlak butlan arasında anayasal sonuçlar bakımından kritik fark mutlak butlanın geçmişe dönük, eylemli olarak parti yönetimini yeniden ihdas eden ve sistemsel etki yaratan bir hukuksal yaptırım olmasıdır. İptal ise sadece geçerli kararları ortadan kaldırır ve parti özerkliğini korur.

Parti Kapatma Rejimi ile Kurultay Denetimi Arasında Sistemli Hiyerarşi ve Yetki Gerilimi

Siyasal partilere yönelik müdahalelerde iki ayrı hukuksal çerçeve vardır. Birincisi parti kapatma rejimidir. Bir başka anlatımla, Anayasa’nın 69. maddesi ve Siyasal Partiler Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş yargı yetkisi ve Anayasa Mahkemesi’ne verilmiş ağır yaptırımlardır. İkincisi, Kurultay denetimi yani parti içi organların kararlarının hukuka uygunluğu veya usule aykırılık durumunda genel mahkemelerin denetim yetkisi altında gerçekleşen süreçtir. Bu iki çerçeve arasında sistemli bir hiyerarşi ve yetki gerilimi mevcuttur.

Yetki Hiyerarşisi

Parti kapatma: Siyasal partileri eylemli olarak ortadan kaldıran en ağır yaptırımdır ve bu yetki sadece Anayasa Mahkemesi’ndedir.

Kurultay denetimi: Parti organlarının hukuka uygunluğu ve usul denetimidir. Yetki genel mahkemelere aittir ancak anayasal statü sınırları içerisinde ve dar olarak yorumlanır.

Hiyerarşi sonucu: Parti kapatma, kurultay veya diğer organların hükümsüzlük denetiminden daha üstün anayasal olarak özel bir müdahale rejimine bağlı bir yetkidir.

Yetki Gerilimi: Yetki gerilimi, özellikle mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması durumunda ortaya çıkar. Kurultay kararının baştan hükümsüz sayılması eylemli olarak parti yönetimini ortadan kaldırabilir. Bu sonuç parti kapatma rejiminin anayasal olarak öngördüğü yetkiyi eylemli olarak aşar. Yani genel mahkemelerin verdiği bir karar 69.madde çerçevesinde sadece Anayasa Mahkemesi’nin kullanabileceği ağır yaptırımlar ile benzer etki yaratır. Sonuç olarak kurultay denetimi ile parti kapatma rejimi arasında normatif bir çakışma veya “yetki gerilimi” vardır. Bu, özellikle yargısal yorum genişletildiğinde ortaya çıkar.

Çizelge 4:

 

Sistemli Çözümleme

Boyut

Kurultay Denetimi

Parti Kapatma Rejimi

Yetki

Genel mahkemeler

Anayasa Mahkemesi (sadece)

Amaç

Usul ve hukuk uygunluğu

Siyasal partiyi kapatma

Etki

Sınırlı; organlar çalışmaya devam eder

Parti varlığı ortadan kalkar

Anayasal sınır

Anayasal statü ile sınırlı

Anayasal olarak belirlenmiş özel yetki

Gerilim riski

Yüksek, mutlak butlan uygulaması durumunda

Yok; yetki açık

 

Dogmatik Sonuç: Kurultay denetimi eylemli olarak parti kapatma ile eş değer sonuçlar doğuracak şekilde uygulanamaz. Aksi takdirde anayasal yetki dağılımı ve 69. maddede belirtilen müdahale rejimi ile çelişki ortaya çıkar. Bu nedenle sistemli olarak kurultay denetimi parti kapatma rejiminin altında yer alır ve onun normatif sınırlarına bağlı olmalıdır. Özetle, siyasal partilerin anayasal statüsü kurultay denetimi ile parti kapatma arasında hiyerarşik ve normatif bir sınır oluşturur. Kurultayın mutlak butlanla hükümsüz sayılması bu hiyerarşiyi zorlayan ve yetki gerilimi yaratabilecek bir durumdur.

Bir Kurultayın Mutlak Butlanla Hükümsüz Kılınmasının Temsil ve Siyasal Katılım İlkeleri Açısından Değerlendirilmesi

Bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla baştan itibaren hükümsüz sayılması yalnızca örgütsel veya hukuksal bir konu değil, aynı zamanda siyasal temsil ve katılım ilkeleri açısından ciddi sonuçlar doğuran bir müdahaledir.

Temsil İlkesi Açısından Değerlendirme: Delegelerin iradesi ortadan kalkar. Kurultay delegeleri parti üyelerini ve dolayısıyla dolaylı olarak seçmenleri temsil eder. Mutlak butlanla hükümsüz sayma delegelerin iradesini hukuksal olarak yok sayar. Organik temsil zinciri bozulur. Parti yönetimi ve genel kurullar temsil edilen kitlenin iradesini somutlaştırır. Kurultayın hükümsüz sayılması, temsil zincirinin en üst halkasını doğrudan etkiler ve geriye dönük olarak bozabilir. Parti içi demokratik süreçlerin güvenliği zedelenir. Parti içi seçimlerin ve delegelerin oy hakkının sonuçları ortadan kalkar. Bu durum, demokratik iç işleyişin hukuksal güvenliğine zarar verir.

Siyasal Katılım İlkesi Açısından Değerlendirme: Üyelerin siyasal katılım hakları etkilenir. Parti üyeleri kurultay yoluyla parti siyasalarına katılır ve yönetim seçer. Hükümsüzlük kararı üyelerin katılım hakkını geriye dönük olarak etkisiz kılar. Seçmenlerin dolaylı katılımı kesintiye uğrar. Parti organlarının aldığı kararlar seçmenlerin siyasal tercihlerini temsil eder. Kurultayın yok sayılması siyasal temsil kapasitesini sınırlayan bir sonuç doğurur.

Anayasal Çerçeve ile İlişkilendirme: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi (hukuk devleti), 68. maddesi (siyasal partiler ve demokratik siyasal yaşam) ve 67. maddesi (siyasal katılım ve seçme-seçilme hakları) önde gelen ilişkili Anayasa maddeleridir. Bu çerçevede, mutlak butlan uygulaması hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlasa da anayasal katılım ve temsil ilkeleri ile olası çatışma oluşturur. Etki, yalnızca parti içi değil, sistem genelinde demokratik temsil yeteneklerinin zedelenmesine yol açabilir.

Çizelge 5:

 

Sistemli Değerlendirme

Boyut

İptal

Mutlak Butlan

Delegelerin iradesi

Mahkeme kararı sonrası etkisiz duruma gelir

Baştan itibaren yok sayılır

Üye katılımı

Sınırlı etki

Geriye dönük kayıp

Siyasal temsil kapasitesi

Korunur

Bozulur, yönetim eylemli olarak yeniden kurulma gerektirir

Anayasal risk

Düşük

Yüksek; m.68–69 çerçevesinde gerilim yaratır

 

Sonuç: Bir kurultayın mutlak butlanla hükümsüz sayılması temsil zincirini bozar. Siyasal katılımı geriye dönük olarak sınırlar. Anayasal güvence altındaki demokratik işleyişle güçlü çatışma yaratır. Dolayısıyla, bu yaptırım ancak çok dar ve olağan dışı koşullarda ve parti özerkliği ve anayasal işlev gözetilerek uygulanabilir.

Mutlak Butlan Kararının Siyasal Partilerin İç Özerkliği ve Parti İçi Demokrasi Açısından Değerlendirilmesi

Bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla baştan itibaren hükümsüz sayılması, yalnızca hukuksal değil, aynı zamanda örgütsel özerklik ve iç demokrasi boyutunda da ciddi sonuçlar doğurur. Bu değerlendirme, anayasal ve hukuk devletine ilişkin ilkelerle birlikte ele alınmalıdır.

İç Özerklik İlkesi

Tanım: İç özerklik, siyasal partilerin kendi iç işleyişlerini, organlarını ve karar alma süreçlerini dış müdahaleden bağımsız şekilde düzenleme hakkıdır.

Bağdaştırma Ölçütleri: Organ ve karar bağımsızlığı. Kurultay partinin en yüksek karar organıdır. Mutlak butlan uygulaması bu organın bağımsız karar alma yetisini eylemli olarak ortadan kaldırır.

Yetki ve usul bütünlüğü: Parti tüzüğü ve kanun çerçevesinde belirlenen kurallar özerkliği güvence altına alır. Mahkeme kararı, bu usul ve yetki düzenini geçmişe dönük olarak geçersiz kılarsa özerklik ilkesine müdahale edilmiş olur.

Anayasal koruma çerçevesi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi partileri demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlar. Bu statü, parti içi özerkliği destekleyen anayasal bir dayanak sağlar.

Parti İçi Demokrasi

Tanım: Parti içi demokrasi, üyelerin, delegelerin ve organların karar alma süreçlerine eşit ve etkili biçimde katılımını ifade eder.

Bağdaştırma Ölçütleri:

Delegelerin temsil iradesi: Kurultay yoluyla delegeler üyeleri ve seçmenleri temsil eder. Mutlak butlan, bu temsil iradesini hukuksal olarak ortadan kaldırır ve demokratik işleyişi zedeler.

Üye katılımının korunması: Üyeler, parti içi seçim ve karar süreçlerine katılarak siyasal tercihlerini somutlaştırır. Hükümsüzlük kararı, üyelerin bu katılım hakkını geriye dönük olarak etkisiz kılar.

Siyasal çoğulculuk ve saydamlık: Parti içi demokrasi farklı görüşlerin karar mekanizmasına alınmasını sağlar. Mutlak butlan uygulaması farklı seslerin ve çoğulculuğun eylemli olarak etkisiz duruma gelmesine yol açabilir.

Çizelge 6:

 

Ölçütlerin Sistemli Yorumu

Ölçüt

Mutlak Butlan Etkisi

İç Özerklik / Demokrasi Bağlamı

Organ bağımsızlığı

Kurultay kararları geçmişe dönük geçersiz

Özerklik zedelenir

Üye katılımı

Katılım hakları ortadan kalkar

Parti içi demokrasi bozulur

Delegelerin temsil yetkisi

Yok sayılır

Temsil zinciri kopar

Anayasal statü

Müdahale m.68 ve m.69 çerçevesinde tartışmalı

Özgün statüye aykırılık riski

 

Dogmatik Sonuç: Mutlak butlan, sadece ağır ve olağan dışı hukuka aykırılık hallerinde uygulanabilir. Bu yaptırım, iç özerklik ve parti içi demokrasiyi eylemli olarak ortadan kaldırıyorsa anayasal sistem ile potansiyel çatışma yaratır. Bu nedenle uygulamanın ölçütleri kurultayın kurucu unsurlarında ciddi hukuka aykırılık olmalı, parti özerkliği ve üyelerin demokratik katılım hakkı aşırı şekilde ihlal edilmemeli ve Anayasal müdahale rejimi (madde 69) ile çakışmamalıdır.

Mutlak Butlan Kararının Anayasal Sistem Bütünlüğü ve Kuvvetler Ayrılığı Açısından Değerlendirilmesi

Bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılması yalnızca parti içi bir hukuksal işlem değil, aynı zamanda anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı açısından önemli bir sınavdır. Bu değerlendirme, özellikle Türkiye’nin anayasal çerçevesi (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2, 6, 68, 69) dikkate alınarak yapılmalıdır.

Anayasal Sistem Bütünlüğü Açısından Değerlendirme

Parti Özerkliği ve Demokratik İşlev: Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlar. Mutlak butlan uygulaması parti özerkliğini doğrudan etkiler ve parti içi demokratik süreçleri ve temsil zincirini geriye dönük olarak ortadan kaldırabilir. Bu durum anayasal işlevler ile hukuksal yaptırımlar arasındaki dengeyi bozma riski taşır.

Normatif Hiyerarşi ve Müdahale Rejimi: Anayasa’nın 69. maddesi parti kapatma ve ağır yaptırımlar bakımından özel bir düzenleme getirir ve yetkiyi sadece Anayasa Mahkemesi’ne verir. Mutlak butlan kararı, eğer parti yönetimini eylemli olarak ortadan kaldıracak şekilde uygulanırsa, bu düzenlemenin öngördüğü normatif hiyerarşiyi zedeler.

Sistemsel Etki Ölçütü: Kararın etkisi, yalnızca hukuk kurallarıyla sınırlı olmamalı ve siyasal işleyiş, temsil ve demokratik katılım boyutunda da ölçülmelidir. Sistem bütünlüğünü korumak, yalnızca hukuksal geçerliliği değil, aynı zamanda parti özerkliği ve demokratik işleyişin sürekliliğini de güvence altına almayı gerektirir.

Kuvvetler Ayrılığı Açısından Değerlendirme

Yargının Rolü ve Sınırları: Genel görevli mahkemeler parti içi hukuka aykırılıkları denetleyebilir. Ancak mutlak butlan gibi eylemli olarak parti yönetimini ortadan kaldıran kararlar anayasal müdahale yetkisini eylemli olarak aşabilir ve yargının yürütme veya yasama işlevlerine müdahale olarak değerlendirilebilir.

Anayasal Yetki Dağılımı: Parti kapatma ve ağır yaptırımlar yalnızca Anayasa Mahkemesi yetkisindedir. Genel mahkeme yoluyla mutlak butlan uygulanması yetki ihlali ve kuvvetler ayrılığı gerilimi yaratır.

Denge ve Denetim İlkesi: Yargının denetim yetkisi anayasal sistem içinde denge ve denetim işlevi ile sınırlıdır. Mutlak butlan, bu sınırları aşacak şekilde uygulanırsa, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı sonuç doğurur.

Çizelge 7:

 

Sistemli Ölçütler

Ölçüt

Anayasal Sistem Bütünlüğü

Kuvvetler Ayrılığı

Etki düzeyi

Parti özerkliği ve temsil zinciri korunmalı

Yargı yetkisi yürütme/Anayasa Mahkemesi yetkisini aşmamalı

Müdahale sınırı

Parti kapatma rejimiyle çakışmamalı

Genel mahkeme müdahale alanına girmemeli

Geriye dönük sonuç

Sınırlı ve olağan dışı olmalı

Yargı, yürütme veya yasamayı eylemli olarak etkileyemez

 

Dogmatik Sonuç: Mutlak butlan kuramsal olarak uygulanabilir, ancak dar ve olağan dışı koşullara bağlıdır. Karar, parti özerkliği, demokratik işleyiş, anayasal statü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerini zedeleyecek boyutta olamaz. Bu çerçevede uygulanabilirlik, anayasal denge, normatif hiyerarşi ve demokratik katılım ölçütleri gözetilerek sınırlandırılmalıdır.

Siyasal Partilere Yönelik Yargısal Denetimin Sınırları: Anayasal Düzen ile Siyasal Serbestlik Arasındaki Denge

Siyasal partilere yönelik yargısal denetim, Türkiye’deki anayasal çerçevede (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2, 6, 68, 69) hem demokratik sistemin korunmasını hem de siyasal alanın serbestliğini dengelemek zorundadır. Bu denge, hukuk devleti ilkesi, kuvvetler ayrılığı ve demokratik çoğulculuk ilkeleri çerçevesinde kurulmalıdır.

Yargısal Denetimin Amaç ve Sınırları

Amaç: Anayasal Düzeni Koruma

Siyasal partilerin etkinlikleri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsuru olarak anayasa tarafından güvence altına alınmıştır (madde 68). Yargısal denetim, hukuka aykırılıkları saptamak, parti organlarının kurucu unsurlarını denetlemek ve anayasal düzeni korumak amacıyla sınırlandırılmıştır.

Sınır: Siyasal Alanın Özgürlüğü

Siyasal partiler, üyeleri ve delegeleri aracılığıyla siyasal tercihlerini ifade eder. Denetim, partilerin siyasal ifade, temsil ve örgütlenme özgürlüğünü gereksiz yere kısıtlamamalıdır.

Özetle, denetim, hukuk devleti ilkesi ile siyasal özgürlük arasında bir denge mekanizmasıdır.

Denetim ve Müdahale Arasında Ölçütler

Yargısal denetimin sınırları şu ölçütler çerçevesinde belirlenebilir:

İhlal Şiddeti Ölçütü: Kurultay veya parti organı kararlarının hukuka aykırılığı ağır ve kurucu unsurları doğrudan etkiliyorsa müdahale gerekebilir. Basit usul hataları veya teknik ihlaller denetimi sınırlamalıdır.

Geriye Dönük Etki Ölçütü: Mutlak butlan gibi kararlarda geçmişte alınmış kararların tüm etkileri ortadan kalkar. Bu, siyasal temsil ve katılım hakları açısından ciddi sınırlama oluşturur ve sınırlı uygulanmalıdır.

Anayasal Yetki Ölçütü: Parti kapatma ve ağır yaptırımlar yalnızca Anayasa Mahkemesi yetkisindedir. Genel mahkemeler bu alanda aşırı geniş yorumla müdahale etmemelidir.

Çizelge 8:

 

Dengeleme Prensipleri

İlke

Açıklama

Hukuk Devleti

Denetim, hukuka aykırılığı gidermeli; keyfi müdahaleyi önlemeli

Parti Özerkliği

Partiler, iç örgütlenme ve karar alma süreçlerinde bağımsız olmalı

Siyasal Katılım

Üye ve delegelerin temsil ve katılım hakları korunmalı

Orantılılık

Müdahale, ihlal şiddeti ve etkisi ile ölçülmeli

Normatif Hiyerarşi

Anayasa m.68–69 ve parti kapatma rejimi çerçevesinde sınırlı uygulanmalı

 

Dogmatik Sonuç: Yargısal denetim anayasal düzeni ve demokratik sistemi korumak amacıyla gereklidir. Ancak denetim, siyasal partilerin iç özerkliği, üye katılımı ve temsil haklarını aşırı şekilde sınırlamamalıdır. Mutlak butlan gibi geri dönük ve sistemsel etkisi yüksek müdahaleler olağan dışı ve dar koşullara bağlı olmalıdır. Bu denge, hukuk devleti ilkesi, kuvvetler ayrılığı ve demokratik çoğulculuk çerçevesinde sağlanabilir.

OLASI SİYASAL SONUÇLAR VE STRATEJİK ETKİLER

Mutlak butlan yoluyla bir siyasal parti kurultayının baştan itibaren hükümsüz sayılması yalnızca hukuksal bir yaptırım niteliği taşımamakta ve aynı zamanda partinin örgütsel yapısı, demokratik işleyişi ve siyasal temsil kapasitesi üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda söz konusu yaptırım hem parti içi yönetimin yeniden ihdası hem de parti üyeleri ve delegeler açısından temsil haklarının korunması açısından değerlendirilmelidir.

Öncelikle, mutlak butlan uygulandığında kurultay yoluyla seçilen parti organları hukuksal açıdan yok sayılmaktadır. Bu durum, parti yönetiminde eylemli olarak bir boşluk oluşmasına ve geçici bir önderlik krizine yol açabilir. Yeni organların atanması veya görevlendirilmesi gerekebilir. Ancak bu süreç parti içi demokratik meşruluğun zedelenmesi riskini taşır. Üyeler ve delegeler, kendi iradeleriyle seçtikleri yönetim yerine mahkeme eliyle belirlenmiş bir yapıyla karşılaşacak ve bu da parti içi demokratik işleyişe olan güveni azaltacaktır.

Delegeler ve üyeler açısından mutlak butlan, temsil ve siyasal katılım ilkeleri bakımından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Delegelerin oy hakkı ve temsil yetkisi geriye dönük olarak ortadan kaldırılmakta ve parti içi çoğulculuk ve demokratik katılım sınırlandırılmaktadır. Bunun yanında, parti yönetimi ve kararları seçmenlerin dolaylı siyasal tercihlerini yansıttığından mutlak butlan kararı seçmenlerin temsil kapasitesini de eylemli olarak zayıflatmaktadır.

İktidar ve muhalefet açısından değerlendirildiğinde, söz konusu yargısal müdahalenin stratejik sonuçları da dikkat çekicidir. Parti yönetiminde oluşacak geçici boşluklar veya iç çekişmeler, iktidar stratejistleri için muhalefeti zayıflatma ve siyasal üstünlük sağlama fırsatına dönüşebilir. Öte yandan, eski yönetimin yeniden ihdas edilmesi durumunda parti içindeki farklı fraksiyonlar arasında gerilim artabilir ve örgütsel bütünlük geçici olarak zayıflayabilir. İktidarlar veya benzeri aktörler, bu süreç üzerinden parti içi karar mekanizmalarını dolaylı biçimde yönlendirme olanağı bulabilirler.

Demokratik sistem ve parti özerkliği açısından da mutlak butlan uygulamasının etkileri önemlidir. Parti organları ve kurultay delegeleri üzerindeki müdahale iç özerkliği sınırlar. Üyelerin ve delegelerin siyasal katılım hakkını geriye dönük olarak etkisiz kılar ve parti içi çoğulculuk ile demokratik işleyişi zayıflatır. Bu nedenle, mutlak butlan kararı yalnızca çok dar ve olağan dışı koşullarda, parti özerkliği ve demokratik işleyişin korunması ilkesine bağlı olarak uygulanmalıdır.

Sonuç olarak, mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması, hukuksal yetkinin sınırlarını aşması durumunda hem örgütsel boşluklar hem de demokratik meşruluk sorunları doğurabilmektedir. Bu çerçevede, uygulamanın sınırları, hukuk devleti ilkesi, kuvvetler ayrılığı, parti özerkliği ve demokratik çoğulculuk ilkeleri dikkate alınarak dikkatle belirlenmelidir. Böylelikle hem anayasal düzenin korunması hem de siyasal alanın serbestliği dengelenmiş olur.

KARŞI GÖRÜŞLER VE GENEL MHKEMELERİN MÜDAHALESİNİ SAVUNAN GÖRÜŞLER

Siyasal parti kurultaylarının genel görevli mahkemeler tarafından denetlenebileceğini ve ağır usul sakatlıkları durumunda mutlak butlanla baştan itibaren hükümsüz sayılabileceğini savunan görüşler, temelde üç ana eksen üzerinde şekillenmektedir.

İlk olarak, siyasal partilerin her ne kadar Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanmış olsa da aynı zamanda tüzel kişiliğe sahip özel hukuk örgütlenmeleri olduğu ileri sürülmektedir. Bu yaklaşıma göre, parti kurultayları birer tüzel kişi organ kararı niteliğindedir ve Medeni Kanun ile Dernekler Hukuku çerçevesinde organ kararlarına ilişkin genel hükümlerden bütünüyle azade tutulmaları olanaklı değildir. Dolayısıyla, ağır ve açık hukuka aykırılık durumları mevcutsa genel mahkemelerin bu kararları mutlak butlan yaptırımıyla hükümsüz sayması hukuksal denetim yetkisinin doğal bir sonucudur.

İkinci olarak, parti içi demokrasinin korunması savı ileri sürülmektedir. Bu görüşe göre, siyasal partilerin anayasal statüsü, onları hukuk düzeni dışında ve yargı denetimine kapalı alanlar durumuna getirmez. Aksine, parti içi seçimlerin, delegasyon sisteminin ve kurultay iradesinin hukuka uygunluğu, demokratik temsil ilkesinin parti içindeki yansımasıdır. Eğer kurultay sürecinde temel usul kuralları ağır biçimde ihlal edilmişse, bu durum yalnızca parti içi bir sorun değil, demokratik temsil zincirinin bozulması anlamına gelir. Bu nedenle genel mahkemelerin müdahalesi anayasal düzenin korunmasına hizmet eden tamamlayıcı bir mekanizma olarak görülebilir.

Üçüncü olarak, Anayasa Mahkemesi’nin siyasal partiler üzerindeki denetiminin sadece kapatma, hazine yardımından yoksun bırakma ve mali denetimle sınırlı olduğu ileri sürülmektedir. Bu yaklaşıma göre, kurultay kararlarının geçerliliği konusunda açık bir anayasal düzenleme bulunmadığından, bu alanın genel yargı mercilerinin görev alanına girdiği kabul edilmelidir. Anayasa’da açıkça yasaklanmamış bir yargısal denetim alanının sistemli yorum yoluyla bütünüyle dışlanması hukuksal güvenlik ilkesiyle bağdaşmayabilir.

Bu görüş çerçevesinde mutlak butlan, parti kapatma yaptırımına eş değer bir müdahale olarak değil, yalnızca hukuka açıkça aykırı bir kurultay sürecinin yok hükmünde sayılması şeklinde dar bir teknik sonuç olarak değerlendirilmektedir. Savunucularına göre burada söz konusu olan şey partinin varlığının sona erdirilmesi değil, hukuka aykırı bir organ işleminin ortadan kaldırılmasıdır.

Karşı Görüşlere Yönelik Değerlendirme

Genel görevli mahkemelerin siyasal parti kurultaylarını mutlak butlanla baştan itibaren hükümsüz sayabileceğini savunan yaklaşımlar, ilk bakışta hukuk devleti ve parti içi demokrasi savlarına dayansa da anayasal sistem bütünlüğü açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır.

“Özel Hukuk Tüzel Kişiliği” Savının Sınırları: Siyasal partilerin tüzel kişiliğe sahip olması, onların salt özel hukuk dernekleriyle özdeşleştirilmesini olanaklı kılmaz. Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlamak suretiyle, onları klasik özel hukuk tüzel kişiliklerinden niteliksel olarak ayırmıştır. Bu statü, partilere yalnızca bir örgütlenme özgürlüğü tanımamakta, aynı zamanda anayasal sistem içinde kurucu bir rol atfetmektedir. Dolayısıyla parti kurultay kararlarını dernek genel kurul kararlarıyla aynı normatif kategoriye yerleştirmek anayasal hiyerarşiyi göz ardı eden indirgemeci bir yaklaşımdır. Siyasal partilerin anayasal statüsü, onların organ işlemlerinin sıradan özel hukuk işlemleri gibi değerlendirilmesini sınırlayan bir üst normatif çerçeve oluşturur.

Parti İçi Demokrasi Gerekçesinin Sistemli Sınırı: Parti içi demokrasinin korunması, kuşkusuz anayasal bir değerdir. Ancak bu ilke, yargı organlarına sınırsız bir yeniden yapılandırma yetkisi vermez. Parti içi usulsüzlüklerin giderilmesi amacıyla yapılan müdahale, partinin üst organ iradesini baştan itibaren yok sayacak ölçüde genişletildiğinde, ortaya çıkan sonuç parti içi demokrasinin korunması değil, onun yerine yargısal iradenin ikame edilmesi olur. Mutlak butlan yaptırımı, teknik olarak bir organ kararının hukuk düzeninde hiç doğmamış sayılması sonucunu doğurur. Siyasal parti kurultayı bakımından bu yaptırımın uygulanması parti liderliğinin ve temsil yapısının geriye dönük biçimde ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bu sonuç, yalnızca iç işleyişe müdahale değil, siyasal temsil zincirine doğrudan müdahaledir.

“Anayasa Mahkemesi Yetkisi Sınırlıdır” İddiasına Yanıt: Anayasa Mahkemesi’nin siyasal partiler üzerindeki denetim yetkisinin kapatma ve mali denetimle sınırlı olduğu doğrudur. Ancak bu durum, genel mahkemelere anayasal statüye sahip bir kurumun üst organ iradesini ortadan kaldırma yetkisi tanındığı anlamına gelmez. Anayasal sistem yorumunda önemli olan yalnızca açık yasaklar değil, yetki mimarisinin bütünlüğüdür. Parti kapatma gibi ağır bir yaptırımın özel usule bağlanmış olması, siyasal partilere yönelik yapısal müdahalelerin olağan dışı ve merkezi bir mekanizmaya bırakıldığını göstermektedir. Genel görevli mahkemelerin mutlak butlan yoluyla kurultayı hükümsüz kılması, parti kapatma rejimini dolaylı biçimde genişleten bir etki yaratabilir. Bu, açıkça düzenlenmemiş olsa dahi anayasal sistemin teleolojik yorumu açısından sorunludur.

Mutlak Butlanın Siyasal Alanda Doğurduğu Sistemsel Etki: Mutlak butlanın teknik olarak yalnızca bir organ işlemini ortadan kaldırdığı ileri sürülse de siyasal parti bağlamında bu sonuç soyut ve dar bir işlem iptaliyle sınırlı değildir.  Kurultayın hükümsüz sayılması parti yönetiminin meşruluğunu ortadan kaldırır, temsil zincirini geriye doğru etkiler, seçmen iradesinin dolaylı yansımasını askıya alır ve siyasal yarışma dengelerini değiştirir. Bu ölçekte sonuç doğuran bir kararın, salt özel hukuk yaptırımı olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir. Burada ortaya çıkan durum, anayasal işlev gören bir kurumun yapısal yeniden düzenlenmesidir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu çalışma, bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılması olasılığını yalnızca teknik bir usul tartışması olarak değil, anayasal sistemin işleyişi ve siyasal yarışmanın yapısı bakımından doğurabileceği sonuçlar üzerinden incelemiştir. Mutlak butlan kavramı özel hukuk içindeki anlamı çerçevesinde ortaya konmuş, ancak siyasal partilerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri uyarınca sahip oldukları anayasal statü dikkate alındığında, bu kavramın doğrudan ve sınırsız biçimde uygulanmasının ciddi normatif sorunlar yaratacağı gösterilmiştir.

Siyasal partiler sıradan özel hukuk tüzel kişileri değildir. Demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak anayasal düzen içinde kurucu bir işlev üstlenirler. Bu nedenle partilere yönelik yargısal müdahalelerin kapsamı, yalnızca usul hukukunun teknik araçlarıyla değil, anayasal meşruluk ve siyasal temsil ilkeleriyle belirlenmelidir. Aksi halde özel hukuk kökenli bir yaptırım, anayasal statüye sahip bir kurumu yeniden yapılandırma aracına dönüşebilir.

Çözümleme, mutlak butlan ile kurultay kararının iptali arasındaki farkın yalnızca terminolojik olmadığını ortaya koymuştur. İptal, belirli bir işlemin geçersizliğini hedefler ve ileriye dönük sonuç doğurur. Mutlak butlan ise kurultay sürecini ve sonuçlarını baştan itibaren yok sayarak parti yönetimini, temsil zincirini ve örgütsel sürekliliği geriye dönük biçimde ortadan kaldırabilir. Bu ölçekte bir müdahale, delegelerin ve üyelerin temsil hakları üzerinde doğrudan ve geri dönülmesi zor etkiler yaratır. Böyle bir karar, parti içi demokrasiyi koruma savıyla ortaya çıksa dahi, sonuç itibarıyla siyasal iradenin yargısal irade ile ikame edilmesi riskini taşır.

Mutlak butlanın siyasal parti kurultaylarına uygulanması, anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı bakımından da ciddi bir gerilim üretir. Parti kapatma rejiminin Anayasa’da özel ve olağan dışı bir usule bağlanmış olması, siyasal partilere yönelik yapısal müdahalelerin dar ve merkezi bir denetim mekanizmasına bırakıldığını göstermektedir. Genel mahkemelerin geniş yorum yoluyla kurultayları hükümsüz kılması, parti kapatma rejiminin dolaylı biçimde aşılması sonucunu doğurabilir. Bu durum, yetki mimarisinin yeniden tanımlanması anlamına gelir ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zayıflatır.

Siyasal sonuçlar bakımından mutlak butlan kararı yalnızca parti içi bir hukuksal düzenleme değildir. Böyle bir karar parti yönetiminde ani boşluk ve meşruluk krizine yol açabilir, temsil zincirini kesintiye uğratabilir, seçmenlerin dolaylı siyasal katılım kapasitesini zayıflatabilir ve siyasal yarışmanın eşitlik zeminini değiştirebilir.

Bu nedenle sorun, belirli bir kurultayın geçerliliği değil, siyasal alanın yargısal araçlarla yeniden tasarlanıp tasarlanamayacağıdır. Eğer mutlak butlan, anayasal statüye sahip bir partinin üst organ iradesini ortadan kaldıracak ölçekte uygulanırsa, bu durum demokratik yarışmanın maddi koşullarını etkileyen bir müdahale niteliği kazanır.

Sonuç olarak, mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması, yalnızca hukuksal teknik bir sorun değildir, anayasal meşruluk, parti özerkliği, temsil hakkı ve siyasal alanın serbestliği bakımından sistemsel sonuçlar doğurabilecek bir eşiğe işaret eder. Böyle bir müdahale ancak son derece dar, olağan dışı ve açık biçimde kurucu ihlallerin varlığı durumunda düşünülebilir. Aksi takdirde, hukuk devleti ilkesi korunuyor görünürken, siyasal yarışmanın yapısal dengesi eylemli olarak dönüştürülebilir.

Bu bağlamda asıl sorun şudur: Yargısal denetim, anayasal düzeni koruyan bir güvence midir, yoksa geniş yorumlandığında siyasal alanı yeniden biçimlendiren bir araç durumuna gelebilir mi? Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca bir parti kurultayının kaderini değil, demokratik sistemin işleyişine ilişkin sınırların nasıl çizileceğini de belirleyecektir.

KAYNAKÇA

 

Gözler, Kemal. (2008). Parti Kapatmanın Kriteri Ne? Parti Kapatmaya Karşı Anayasa Değişikliği Çözüm mü?”, Türkiye Günlüğü, Yıl Sayı 93, Bahar 2008, s.24-31. <www.anayasa.gen.tr/parti-kapatma.htm>

İşten, İnanç. (2014). Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı. Gaziantep University Journal of Social Sciences. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/223204

Katz, R. S., & Mair, P. (1995). Changing Models of Party Organization and Party Democracy: The Emergence of the Cartel Party. Party Politics, 1(1), 5–28.

Sadurski, W. (2008). Rights Before Courts: A Study of Constitutional Courts in Postcommunist States of Central and Eastern Europe. Springer.

Sartori, G. (2005). Parties and Party Systems: A Framework for Analysis. ECPR Press.