CHP Kurultayı ve Mutlak Butlan
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılmasının hukuksal
ve siyasal boyutlarını incelemektedir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri çerçevesinde siyasal partilerin anayasal
statüsü, iç özerkliği ve parti içi demokrasinin korunması açısından olası
yargısal müdahaleler değerlendirilmiştir. Mutlak butlan ile iptal arasındaki
farklar, temsil ve katılım ilkeleri, parti yönetiminin yeniden ihdası, siyasal
sonuçlar ve stratejik etkiler çözümlenmiştir. Çalışmada, yargısal denetim ile
siyasal alanın serbestliği arasında ölçülü bir denge kurulması gerekliliği
vurgulanmış ve mutlak butlan uygulamasının yalnızca olağan dışı koşullarda ve
anayasal sınırlar gözetilerek uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar
Kelimeler: Mutlak
butlan, Siyasal partiler, Kurultay, Parti içi demokrasi, Türkiye, Anayasa, Yargısal
denetim, Parti özerkliği
Abstract
This study examines the legal and political dimensions
of annulling a political party congress through the doctrine of absolute
nullity. In particular, the constitutional status of political parties in the
context of Articles 68 and 69 of the Constitution of the Republic of Turkey, as
well as the protection of internal party autonomy and intra-party democracy in
case of judicial interventions, is analyzed. The study highlights the
differences between annulment and absolute nullity, focusing on principles of
representation and participation, the reconstitution of party leadership,
political consequences, and strategic implications. It emphasizes the necessity
of balancing judicial oversight with political freedom and concludes that the
application of absolute nullity should be exceptionally limited and guided by
constitutional boundaries.
Keywords: Absolute
nullity, Political parties, Party congress, Intra-party democracy, Turkey, Constitution,
Judicial review, Party autonomy
GİRİŞ
Son birkaç
ay içinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin son kurultayına ilişkin olarak ilgili
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada yaşanan hareketlilik dosyaya yeni
belgelerin istenmesi ve ara kararların kamuoyuna yansıması tartışmayı teknik
bir parti içi uyuşmazlık olmaktan çıkararak anayasal düzeyde bir sorun durumuna
getirmiştir. Özellikle bazı medya organlarının süreci henüz verilmemiş bir
kararın sonucu kesinleşmiş gibi ele alması ve “mutlak butlan” olasılığını
siyasal sonuçlarıyla birlikte tartışmaya açması hukuksal bir olasılığı eylemli
bir siyasal senaryo konumuna taşımıştır.
Oysa söz
konusu olan yalnızca bir kurultay usulü tartışması değildir. CHP, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi uyarınca demokratik siyasal yaşamın
vazgeçilmez unsurlarından biri olan bir siyasal partidir. Bu nedenle kurultayın
“mutlak butlan” ile yok sayılması olasılığı sıradan bir genel kurul kararının
iptaliyle eş değer değildir. Böyle bir karar, delegelerin iradesini ve dolaylı
olarak parti üyelerinin temsil hakkını geriye dönük biçimde hükümsüz kılma
sonucunu doğurabilir.
Türkiye’nin
yakın siyasal tarihinde yargı kararlarının siyasal denge üzerinde belirleyici
etkiler yarattığı örnekler bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarıyla parti
kapatmalar, 2007’deki 367 yorumu ve çeşitli yüksek yargı süreçleri, yargısal
tasarrufların yalnızca hukuksal değil, sistemsel sonuçlar üretebildiğini
göstermiştir. Bu tarihsel arka plan, CHP kurultayına ilişkin olası bir mutlak
butlan kararının da yalnızca parti içi bir sorun olarak kalmayacağını
düşündürmektedir.
Ayrıca
Türkiye’de yargı bağımsızlığına ilişkin süregelen tartışmalar verilecek
herhangi bir kararın toplumsal meşruluk algısını doğrudan etkileme olanağına
sahiptir. Mahkeme sürecindeki her ara kararın ve her usul adımının siyasal
sonuç beklentisiyle yorumlanması hukuksal süreci başlı başına siyasal
tartışmanın konusu durumuna getirmektedir.
Bu nedenle
bu çalışma, CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan olasılığını siyasal
partilerin anayasal statüsü, yargı yetkisinin sınırları ve demokratik meşruluk
ilkesi çerçevesinde değerlendirme gereğinden doğmuştur. Amaç, devam eden yargı
sürecini polemik düzeyinden çıkararak anayasal hukuk bağlamında çözümlemektir.
AMAÇ
Bu
çalışmanın amacı, CHP kurultayına ilişkin olarak gündeme gelen mutlak butlan olasılığını
anayasal hukuk ve siyasal partiler hukuku bağlamında incelemektir. Çalışma,
devam eden yargı sürecine ilişkin değerlendirme yapmak ya da olası kararın
yerindeliği konusunda görüş bildirmek amacını taşımamaktadır. Temel amaç,
mutlak butlan kavramının siyasal partilere uygulanabilirliğini, anayasal statü
ve yargısal denetim sınırları çerçevesinde kavramsal ve sistemli olarak çözümlemektir.
HEDEFLER
Bu amaç
doğrultusunda çalışma şu hedeflere yöneliktir:
Kavramsal Çerçeve Oluşturmak: Mutlak butlan kavramının özel hukuk
içindeki anlamını ortaya koymak ve bu kavramın siyasal partilere uygulanmasının
kuramsal dayanaklarını incelemek.
Anayasal Statünün Çözümlemesi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68
ve 69. maddeleri ışığında siyasal partilerin hukuksal niteliğini ve anayasal
güvencelerini değerlendirmek.
Yargısal Denetimin Sınırlarını Belirlemek: Genel görevli mahkemelerin siyasal
parti kurultay kararları üzerindeki denetim yetkisinin kapsamını ve sınırlarını
incelemek.
Normatif Uyum Sınaması Yapmak: Mutlak butlan kararının, siyasal etkinlik
özgürlüğü, temsil ilkesi ve parti içi demokrasi kavramlarıyla uyumunu çözümlemek.
Sistemli Tutarlılığı Değerlendirmek: Parti kapatma rejimi ile kurultay
kararlarının yargısal denetimi arasındaki ilişkiyi anayasal sistem bütünlüğü
bakımından incelemek.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Bu çalışma,
aşağıdaki temel araştırma sorularına yanıt aramaktadır:
Kavramsal
Düzey:
Mutlak butlan kavramının özel hukuk içindeki tanımı ve
kapsamı nedir?
Bu kavramın siyasal parti kurultay kararlarına uygulanmasının
kuramsal ve dogmatik dayanakları nelerdir?
Anayasal
Statü Bağlamında:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri
çerçevesinde siyasal partilerin hukuksal niteliği nasıl tanımlanmalıdır?
Siyasal partilerin “anayasal kurum” niteliği genel
mahkemelerin denetim yetkisini sınırlar mı? Eğer sınırlar ise bu sınırın
kapsamı nedir?
Yargısal
Yetki ve Denetim:
Genel görevli mahkemeler bir siyasal parti kurultayını baştan
itibaren hükümsüz sayma yetkisine sahip midir?
Kurultay kararının iptali ile mutlak butlanla yok sayılması
arasında anayasal sonuçlar bakımından nasıl bir fark bulunmaktadır?
Parti kapatma rejimi ile kurultay denetimi arasında sistemli
bir hiyerarşi veya yetki gerilimi söz konusu mudur?
Demokratik
Meşruluk ve Temsil
Bir kurultayın mutlak butlanla hükümsüz kılınması temsil ve
siyasal katılım ilkeleri bakımından nasıl değerlendirilmelidir?
Böyle bir karar, siyasal partilerin iç özerkliği ve parti içi
demokrasi kavramlarıyla hangi ölçütler çerçevesinde bağdaştırılabilir?
Sistemli
ve Rejimsel Düzey
Mutlak butlan kararının uygulanabilirliği anayasal sistem
bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesi açısından nasıl bir değerlendirilebilir?
Siyasal partilere yönelik yargısal denetimin sınırları
anayasal düzenin korunması ile siyasal alanın serbestliği arasında nasıl
dengelenmelidir?
YÖNTEM
Bu çalışma,
nitel (qualitative) ve öğretisel hukuk araştırması yöntemine
dayanmaktadır. İnceleme, normatif metin çözümlemesi ve sistemli yorum
teknikleri kullanılarak yürütülmektedir. Çalışmanın yöntemi dört temel aşamadan
oluşmaktadır:
Normatif
Metin Çözümlemesi: Öncelikle,
ilgili anayasal ve yasal düzenlemeler incelenmiştir. Bu kapsamda özellikle Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. maddeleri, Siyasal Partiler Kanunu
hükümleri ve Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilere ve genel kurul kararlarına
ilişkin hükümleri metin temelli çözümleme yöntemiyle değerlendirilmiştir.
Öğretisel
İnceleme: Siyasal
partilerin hukuksal statüsü, parti içi demokrasi, mutlak butlan kavramı ve
yargısal denetimin sınırları konularındaki öğretideki görüşler karşılaştırmalı
olarak ele alınmıştır. Amaç, kavramların dogmatik tutarlılığını ortaya
koymaktır.
İçtihat Çözümlemesi:
Yüksek yargı
kararları, özellikle Anayasa Mahkemesi kararları, siyasal parti kapatma ve
parti içi denetime ilişkin içtihatlar sistemli yorum yöntemiyle incelenmiştir.
Bu çözümleme mevcut yargısal yaklaşımın sınırlarını belirlemeyi amaçlamaktadır.
Sistemli
ve Yapısal Değerlendirme: Elde edilen veriler anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı
ilkesi bağlamında bütüncül olarak değerlendirilmiştir. Bu aşamada, parti
kapatma rejimi ile kurultay denetimi arasındaki normatif ilişki çözümlenmiştir.
Çalışmanın
Sınırları
Bu çalışma devam
eden yargı sürecine ilişkin maddi olay incelemesi yapmamaktadır. Somut
delillerin değerlendirilmesine girmemektedir. Olası bir kararın yerindeliği
hakkında görüş bildirmemektedir. İnceleme, yalnızca kavramsal, normatif ve
anayasal çerçeve ile sınırlıdır.
KAVRAMSAL
VE KURAMSAL ÇERÇEVE
Bu bölümde,
çalışmanın çözümleyici temelini oluşturan başlıca kavramlar tanımlanmakta ve
bunların anayasal sistem içindeki konumları açıklanmaktadır. Amaç, ilerleyen
bölümlerde yapılacak değerlendirmelerin kavramsal tutarlılığını sağlamaktır.
Mutlak
Butlan Kavramı: Mutlak
butlan, özel hukukta bir hukuksal işlemin baştan itibaren hükümsüz sayılmasını
ifade eder. Bu tür bir hükümsüzlük emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu
düzenine aykırılık ve hukuksal işlemin kurucu unsurlarındaki ağır sakatlık gibi
durumlarda söz konusu olur. Mutlak butlanın temel özelliği, işlemin “hiç
doğmamış” sayılmasıdır. Bu yönüyle iptal edilebilirlikten (göreli butlan)
ayrılır. İptal edilebilirlikte işlem geçerlidir ancak yargı kararıyla ortadan
kaldırılır. Mutlak butlanda ise işlem baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Siyasal
parti kurultaylarına bu kavramın uygulanması özel hukuk kökenli bir hükümsüzlük
rejiminin anayasal güvence altındaki bir siyasal kuruma taşınması anlamına
gelir. Bu nedenle kavramın doğrudan ve sınırsız uygulanabilirliği
tartışmalıdır.
Siyasal
Partilerin Hukuksal Niteliği: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 68. maddesi uyarınca siyasal
partiler demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu ifade, siyasal
partilerin klasik özel hukuk tüzel kişiliğinden farklı bir statüye sahip
olduğunu göstermektedir. Öğretide siyasal partiler genellikle özel hukuk tüzel
kişisi, kamu hukuku kurumu ve karma nitelikli (sui generis) anayasal
kuruluş şeklinde sınıflandırılmaktadır. Egemen görüş, siyasal partilerin özel
hukuk tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte anayasal güvence altında bulunan
ve kamusal işlev gören özgün kuruluşlar olduğu yönündedir. Bu karma statü
yargısal denetimin kapsamını doğrudan etkilemektedir.
Parti İçi
Demokrasi ve Temsil İlkesi: Siyasal partiler, temsil ilkesinin örgütsel düzeyde
gerçekleştiği yapılardır. Kurultaylar ise parti içi iradenin en üst düzeyde
somutlaştığı organlardır. Kurultay iradesinin yok sayılması delegelerin temsil
yetkisini dolaylı olarak üyelerin siyasal katılım hakkını etkileyebilir. Bu
nedenle kurultay kararlarının yargısal denetimi ile parti içi özerklik arasında
yapısal bir gerilim bulunmaktadır.
Yargısal
Denetim ve Anayasal Sınırlar: Genel mahkemelerin siyasal parti işlemleri üzerindeki
denetimi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu denetimin kapsamı
sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatma konusundaki belirgin
yetkisi siyasal partilere yönelik ağır yaptırımların anayasal düzeyde
düzenlendiğini göstermektedir. Bu durum genel mahkemelerin müdahalesinin hangi
noktada anayasal sınırla karşılaşacağını tartışmalı duruma getirmektedir.
Kuramsal
Gerilim, Hukuksal Denetim ve Siyasal Alan Dengesi: Kuramsal düzeyde sorun şu soruda
düğümlenmektedir. Bir siyasal partinin iç organ kararları üzerindeki yargısal
denetim hukuksal güvenliği sağlama amacıyla ne ölçüde genişletilebilir? Bu
noktada iki ilke karşı karşıya gelmektedir: ‘hukuk devleti ve yargısal denetim
ilkesi’ ile ‘siyasal çoğulculuk ve parti özerkliği ilkesi’. Çalışmanın
ilerleyen bölümlerinde bu iki ilke arasındaki denge anayasal sistem bütünlüğü
bağlamında çözümlenecektir.
NORMATİF
ÇERÇEVE
Bu bölümde, mutlak butlan savının siyasal parti
kurultaylarına uygulanabilirliği yürürlükteki anayasal ve yasal düzenlemeler
çerçevesinde incelenmektedir. Amaç, pozitif hukuk normlarının sistemli çözümlemesini
yaparak yargısal müdahalenin sınırlarını belirlemektir.
Anayasal
Düzenleme
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez
unsurları olarak tanımlamaktadır (m. 68). Bu hüküm, siyasal partilere sıradan
bir özel hukuk tüzel kişiliğinden daha güçlü bir anayasal statü
kazandırmaktadır. Anayasa’nın 69. maddesi ise siyasal partilerin kapatılması ve
Devlet yardımından yoksun bırakılması gibi yaptırımları düzenlemekte ve bu
konudaki yargısal yetkiyi sadece Anayasa Mahkemesi’ne vermektedir. Bu anayasal
mimari siyasal partilere yönelik ağır müdahalelerin özel bir rejime bağlı
olduğunu göstermektedir.
Siyasal
Partiler Kanunu Rejimi
Siyasal
Partiler Kanunu, siyasal partilerin kuruluşunu, örgütlenmesini, kongre ve
kurultay usullerini ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Kanun kurultayların
toplanma usullerini, delege sistemini ve genel başkan ve organ seçimlerini belirli
kurallara bağlamıştır. Ancak kanun metninde, kurultay kararlarının “mutlak
butlan” nedeniyle baştan itibaren yok hükmünde sayılmasına ilişkin açık bir
düzenleme bulunmamaktadır. Denetim rejimi ağırlıklı olarak parti içi itiraz
mekanizmaları ve yargı yoluna başvuru olanağı çerçevesinde şekillenmiştir.
Özel
Hukuk – Anayasa Hukuku Ayrımı
Mutlak
butlan kavramı esas olarak Türk Medeni Hukuku kaynaklıdır ve genel kurul
kararlarının hükümsüzlüğü bağlamında uygulanır. Ancak siyasal partiler özel
hukuk tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte anayasal güvence altındadır ve
kamusal işlev yaparlar. Bu nedenle şu normatif soru ortaya çıkmaktadır: Özel
hukuk hükümsüzlük rejimi, anayasal statüye sahip bir siyasal kuruma doğrudan ve
sınırsız biçimde uygulanabilir mi? Bu sorunun yanıtı, normlar hiyerarşisi ve
anayasal koruma ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Yetki Sorunu
Anayasa, siyasal
partilere yönelik en ağır yaptırımı (kapatma) açıkça düzenlemiş ve bu konuda özel
yargısal yetki tanımıştır. Bu durumda normatif açıdan şu konu önem kazanmaktadır:
Genel mahkemelerin kurultay kararlarını yok hükmünde sayması ve parti
yönetimini geçmişe dönük olarak geçersiz kılması anayasal sistemde öngörülen
kapatma rejimiyle nasıl ilişkilendirilecektir? Bu değerlendirme anayasal sistem
bütünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bağlamında yapılmalıdır.
Normatif
Çerçevenin Özeti
Pozitif
hukuk düzeni siyasal partilere anayasal statü tanımaktadır. Müdahale rejimini
özel ve sınırlı bir çerçeveye bağlamaktadır. Kurultay hükümsüzlüğüne ilişkin
açık ve doğrudan bir mutlak butlan düzenlemesi içermemektedir. Bu saptamalar
araştırma sorularının çözümleneceği bir sonraki bölüm için normatif zemini
oluşturmaktadır.
ÇÖZÜMLEME
Mutlak
Butlan Kavramının Özel Hukuk İçindeki Tanımı ve Kapsamı
Kavramsal
Tanım: Mutlak butlan
(kesin hükümsüzlük) bir hukuksal işlemin kurulduğu andan itibaren geçersiz
sayılmasını ifade eder. İşlem, hukuk düzeni bakımından hiç doğmamış kabul
edilir ve sonradan geçerlilik kazanması olanaklı değildir. Bu yaptırım özel
hukukta en ağır hükümsüzlük türüdür. Türk hukukunda dayanağı esas olarak Türk
Borçlar Kanunu 27. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilere ve genel
kurul kararlarına ilişkin hükümleri çerçevesinde şekillenmiştir.
Mutlak
Butlanın Şartları: Özel
hukukta bir işlemin mutlak butlanla sakatlanması için genellikle şu koşullar
aranır: Emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzenine aykırılık, ahlaka
aykırılık, konunun olanaksızlığı ve kanunun öngördüğü şekil koşuluna ağır
aykırılık. Bu gibi durumlarda işlem baştan itibaren geçersizdir ve herhangi bir
yargı kararıyla ortadan kaldırılmasına gerek olmaksızın hükümsüzdür. Mahkeme
kararı yalnızca bu durumu saptar.
Mutlak
Butlanın Sonuçları: Mutlak
butlanın temel sonuçları şunlardır: İşlem hiç doğmamış sayılır. Herkes
tarafından ileri sürülebilir. Yargıç tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Süreye
bağlı değildir. Sonradan verilecek onayla geçerli kılınamaz. Bu yönleriyle göreli
butlandan (iptal edilebilirlikten) ayrılır. Göreli butlanda işlem geçerlidir,
ancak belirli kişiler tarafından dava açılması durumunda ortadan
kaldırılabilir.
Tüzel
Kişiler ve Genel Kurul Kararları Bağlamı: Özel hukuk tüzel kişilerinde (dernek, vakıf, şirket)
genel kurul kararları da mutlak butlanla sakatlanabilir. Ancak burada ölçüt
genellikle kurucu unsurların yokluğu, toplantı çoğunluğunun hiç oluşmaması ve yetkisiz
organ tarafından karar alınması gibi ağır ve temel sakatlıklardır. Usule
ilişkin her aykırılık mutlak butlan doğurmaz. Öğretide ve yargı içtihadında,
mutlak butlan olağan dışı bir yaptırım olarak kabul edilir ve geniş
yorumlanması hukuk güvenliği ilkesini zedeler.
Kapsamın
Sınırlandırılması İlkesi: Özel hukuk sistematiğinde mutlak butlan olağan dışı, dar yorumlanan ve hukuksal
kararlılığı sarsmamak için sınırlı uygulanan bir hükümsüzlük türüdür. Bu
nedenle uygulamada her hukuka aykırılık mutlak butlan olarak değerlendirilmez
ve çoğu durumda iptal edilebilirlik veya geçersizliğin ileri sürülmemesi söz
konusu olur.
Özel hukuk
içinde mutlak butlan ağır ve temel sakatlık halleriyle sınırlı, olağan dışı ve dar
yorumlanması gereken bir hükümsüzlük rejimidir.
Mutlak
Butlan ve “Yokluk” (Keenlemyekün) Ayrımı
Kavramsal
Çerçeve: Yokluk (Keenlemyekün) Nedir? Yönetim hukukunda “yokluk” bir işlemin kurucu unsurlarından
birinin tamamen bulunmaması durumunda söz konusu olur. Örneğin yetkisiz makam
tarafından işlem yapılması ve hukuksal varlık kazanmayı sağlayan kurucu unsurun
hiç oluşmaması gibi durumlarda işlem iptale değil, doğrudan “yok” sayılmaya
konu olur.
|
Çizelge 1: Mutlak Butlan ile Farkı |
|
|
Mutlak Butlan |
Yokluk (Keenlemyekün) |
|
İşlem kurulmuştur ancak ağır sakatlık vardır |
İşlem hukuksal olarak hiç kurulmamıştır |
|
Geçersizlik yaptırımıdır |
Hukuksal varlık yoktur |
|
Özel hukuk kökenlidir |
Yönetim hukuku uygulamasında gelişmiştir |
|
Dar yorumlanır |
Genellikle olağan dışı kabul edilir |
Siyasal
Parti Kurultayına Uygulama Sorunu: Eğer bir kurultay kararının “mutlak butlan” ile değil de
“yokluk” düzeyinde değerlendirildiği ileri sürülüyorsa bu daha ağır bir hukuksal
nitelendirme anlamına gelir. Bu durumda tartışma şuna dönüşür: Kurultay
gerçekten hiç yapılmamış sayılabilir mi, yoksa yapılmış fakat sakat bir işlem
midir? Bu ayrım, olası kararın anayasal sonuçlarını doğrudan etkiler.
Mutlak
Butlanın Siyasal Parti Kurultaylarına Uygulanmasının Kuramsal ve Dogmatik
Dayanakları
Bu alt
başlıkta, mutlak butlan (ve bağlantılı olarak yokluk/keenlemyekün)
kavramlarının siyasal parti kurultay kararlarına uygulanmasının olanaklı olup
olmadığını temellendirebilecek kuramsal savlar ile bu uygulamaya karşı ileri
sürülebilecek dogmatik sınırlamalar birlikte incelenmektedir.
Uygulanabilirliği
Destekleyen Kuramsal Dayanaklar
Tüzel
Kişilik ve Özel Hukuk Rejimi: Siyasal partiler yürürlükteki mevzuat bakımından özel hukuk
tüzel kişiliğine sahiptir. Bu statü, onları ilke olarak genel kurul organına
sahip, iç işleyişi hukuksal kurallara bağlı işlem ve kararları yargısal
denetime açık kurumlar durumuna getirir. Bu yaklaşım, siyasal partilerin
örgütsel yapısı bakımından dernek ve diğer tüzel kişilerle benzerlikler
kurulabileceği varsayımına dayanır. Dayanak normatif çerçeve içerisinde
özellikle Türk Medeni Kanunu ve Siyasal Partiler Kanunu öne çıkar. Bu bakış
açısına göre kurultay kararları da genel kurul kararları gibi hükümsüzlük
denetimine bağlı olabilir.
Hukuk
Devleti İlkesi: Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, hukuka
aykırı işlemlerin yaptırımsız kalmamasını gerektirir. Bu görüşe göre emredici
kurallara ağır aykırılık varsa, kurucu unsurlar oluşmamışsa ve yetki gaspı söz
konusuysa anayasal statü hukuka aykırılığı giderici bir kalkan oluşturmaz. Dolayısıyla
mutlak butlan hukuka üstünlük ilkesinin bir gereği olarak ileri sürülebilir.
Genel
Yargı Yetkisinin Varlığı: Siyasal partilerin iç işleyişine ilişkin uyuşmazlıklar, açıkça başka bir
yargı merciine bırakılmadıkça genel görevli mahkemelerin denetimine bağlıdır. Bu
görüş, anayasal sistemde parti kapatma dışında kalan alanın genel yargı
yetkisine açık olduğunu varsayar.
Uygulanabilirliği
Sınırlayan Dogmatik Engeller
Anayasal
Statünün Özgüllüğü: Anayasa’nın
68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları
olarak tanımlamaktadır. Bu hüküm, partilere sıradan bir özel hukuk tüzel
kişiliğinin ötesinde anayasal bir işlev yüklemektedir. Bu özgül statü klasik
özel hukuk kıyaslamalarının sınırsız uygulanmasını dogmatik olarak tartışmalı kılar.
Müdahale
Rejiminin Özel Olarak Düzenlenmiş Olması: Anayasa’nın 69. maddesi siyasal partilere yönelik en
ağır yaptırımları açık biçimde düzenlemiş ve bu konuda özel yetkiyi Anayasa
Mahkemesi uhdesine bırakmıştır. Kurultay kararının mutlak butlanla hükümsüz
sayılması, parti yönetiminin ortadan kaldırılması sonucunu doğuruyorsa bu
durumun anayasal müdahale rejimiyle ilişkisi dogmatik olarak açıklanmalıdır.
Mutlak
Butlanın Olağan Dışı Niteliği: Özel hukukta dahi mutlak butlan dar yorumlanan, olağan dışı
ve hukuksal kararlılığı korumak amacıyla sınırlı uygulanan bir yaptırımdır. Anayasal
güvence altındaki bir siyasal kuruma uygulanması bu olağan dışı yaptırımın
genişletilmesi anlamına gelebilir.
Parti İçi
Demokrasi ve Temsil Boyutu: Kurultay iradesi, yalnızca örgütsel bir karar değil, siyasal
temsil mekanizmasının parti içindeki görünümüdür. Mutlak butlanın geçmişe
etkili sonuçları delegelerin iradesini ve parti üyelerinin dolaylı katılım
hakkını hukuken yok sayma sonucunu doğurabilir. Bu durum anayasal çoğulculuk
ilkesi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Sistem
İçi Değerlendirme
Kuramsal
olarak mutlak butlanın uygulanabilirliği savunulabilir. Ancak bu savunma siyasal
partilerin anayasal statüsünü, müdahale rejiminin özel düzenlenmiş yapısını ve
mutlak butlanın olağan dışı karakterini göz ardı etmeksizin
temellendirilmelidir. Dolayısıyla sorun, yalnızca bir özel hukuk hükümsüzlüğü
sorunu değil, anayasal sistem bütünlüğü içinde çözümlenmesi gereken karma
nitelikli bir hukuksal sorundur.
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve 69. Maddeleri Çerçevesinde Siyasal Partilerin Hukuksal
Niteliği
Siyasal
partilerin hukuksal niteliği, anayasal metnin sistemli yorumu esas alınarak
belirlenmelidir. Bu bağlamda özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68 ve
69. maddeleri belirleyicidir.
Anayasal
Tanım: Demokratik Siyasal Yaşamın Vazgeçilmez Unsurları
Anayasa’nın
68/2 maddesi hükmü siyasal partileri “demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez
unsurları” olarak tanımlamaktadır. Bu ifade üç temel sonucu doğurmaktadır.
Birincisi, kurumsal güvencedir. Siyasal partiler sıradan örgütlenmeler değildir.
Anayasal düzen içinde kurumsal güvenceye sahiptir. İkincisi, sistem işlevidir. Partiler yalnızca üyelerinin çıkarlarını
temsil eden özel birlikler değil, siyasal iradenin oluşumuna aracılık eden
kamusal aktörlerdir. Üçüncüsü ise, çoğulculuk boyutudur. Demokratik
düzenin çoğulcu yapısı parti varlığına bağlıdır. Bu nedenle partilere yönelik
müdahaleler anayasal düzeyde sınırlanmıştır. Bu tanım, siyasal partileri klasik
özel hukuk tüzel kişiliği kategorisinden ayrıştırır.
Örgütsel
Statü: Özel Hukuk Tüzel Kişiliği
Bununla
birlikte siyasal partiler üyelik esasına dayanır, iç organlara sahiptir, malvarlığı
edinebilir ve hukuksal işlem yapabilir. Bu özellikler onları biçimsel olarak
özel hukuk tüzel kişisi kategorisine yaklaştırır. Ancak bu nitelik onların
anayasal işlevini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla siyasal partiler salt bir
dernek değildir. Anayasal güvence altındaki özel hukuk tüzel kişisidir.
Müdahale
Rejimi ve Özgül Statü
Anayasa’nın 69.
maddesi siyasal partilere yönelik parti kapatma ve Devlet yardımından yoksun bırakma gibi
yaptırımları özel olarak düzenlemiştir. Bu yaptırımlar bakımından yargı yetkisi
Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir. Bu düzenleme, siyasal partilere yönelik ağır
müdahalelerin genel yargı rejimine bırakılmadığını göstermektedir. Bu nedenle
siyasal partilerin hukuksal niteliği şu şekilde tanımlanabilir: Anayasal
güvence altında kamusal işlev gören ancak özel hukuk tüzel kişiliğine sahip
özgün (sui generis) kuruluşlar.
Dogmatik
Sonuç
Anayasa 68.
ve 69. maddeleri birlikte yorumlandığında siyasal partiler klasik özel hukuk
tüzel kişiliğiyle özdeş değildir. Müdahale rejimi anayasal olarak
sınırlandırılmıştır. Yargısal denetim olanaklıdır, ancak anayasal statü dikkate
alınarak yapılmalıdır. Dolayısıyla hukuksal nitelik bakımından siyasal partiler
özel hukuk tüzel kişisi özellikleri taşır, Anayasal işlev görür, müdahale
bakımından özel koruma rejimine bağlıdır ve karma ve özgün bir statüye sahiptir
(sui generis).
Siyasal
Partilerin “Anayasal Kurum” Niteliği Genel Mahkemelerin Denetim Yetkisini
Sınırlar mı?
Bu soruya
yanıt siyasal partilerin anayasal statüsü ile genel yargı yetkisi arasındaki
ilişkinin sistemli yorumuna bağlıdır. Çerçeve özellikle Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası 68–69. maddeleri hükümleridir.
Anayasal
Güvence Boyutu: Anayasa’nın
68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları
olarak tanımlar. Bu, partilere sıradan özel hukuk tüzel kişiliğinden farklı bir
koruma alanı tanır. Bu nedenle parti içi işlemler organ oluşumu ve siyasal
temsil iradesi basit bir dernek içi uyuşmazlık gibi görülemez.
Müdahale
Rejiminin Özel Düzenlenmiş Olması: Anayasa’nın 69. maddesi siyasal partilere yönelik ağır
yaptırımları açıkça düzenlemiş ve bu alanda yetkiyi Anayasa Mahkemesi’ne
vermiştir. Bu durum sistemli ve siyasal partilere yönelik “sistemsel sonuç
doğuran” müdahalelerin genel mahkemelere bırakılmadığını gösterir.
Sınırın
Niteliği: Mutlak mı, İşlevsel mi?
Bu sınır
mutlak bir bağışıklık değildir. Genel mahkemeler malvarlığı uyuşmazlıklarını, sözleşmesel
ilişkileri, üyelikten doğan bireysel hak ihlallerini ve usule ilişkin
itirazları denetleyebilir. Ancak şu noktada sınır başlar: Eğer yargısal karar parti
yönetimini eylemli ortadan kaldırıyorsa, kurultay iradesini geçmişe etkili
biçimde yok sayıyorsa ve parti siyasal temsil kapasitesini doğrudan etkiliyorsa
bu artık sıradan bir özel hukuk denetimi olmaktan çıkar ve anayasal alanla
kesişir.
Sınırın
Kapsamı
Sınır üç
başlık altında tanımlanabilir:
Sistemsel Etki Ölçütü: Denetim, parti varlığını veya temel organlarını işlevsiz
kılıyorsa anayasal sınır gündeme gelir.
Müdahale Yoğunluğu Ölçütü: Kararın etkisi bireysel hak düzeyinde mi, yoksa parti
yapısının bütününü etkiler düzeyde mi? Bu ayrım belirleyicidir.
Anayasal Yetki Dağılımı Ölçütü: Anayasa’nın 69. maddesinin özel
düzenlemesi karşısında, genel mahkemelerin parti kapatma, eylemli olarak
yönetimi ortadan kaldırma ve parti varlığını sistemsel biçimde etkileme sonucunu
doğuran kararlar vermesi anayasal yetki dağılımı sorununa yol açabilir.
Dogmatik
Sonuç
Siyasal
partilerin “anayasal kurum” niteliği genel mahkemelerin denetim yetkisini
ortadan kaldırmaz. Ancak bu yetkiyi sınırsız da kılmaz. Denetimi, parti
özerkliğini ve anayasal işlevi zedelemeyecek biçimde sınırlar. Dolayısıyla
sınırın kapsamı parti içi hukuka aykırılıkların denetlenmesi olanaklıdır. Ancak
bu denetim, anayasal müdahale rejimini dolanacak veya eylemli olarak parti
varlığını ortadan kaldıracak yoğunlukta olamaz.
Genel
Görevli Mahkemeler, Bir Siyasal Parti Kurultayını Baştan İtibaren Hükümsüz
Sayma Yetkisine Sahip midir?
Bu soru, üç
düzlemde yanıtlanmalıdır: Görev ve yetki (usul hukuku), normatif dayanak
(pozitif hukuk) ve anayasal sistem bütünlüğü (m.68–69 çerçevesi).
İlkesel
Çerçeve: Siyasal
partiler özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir. Bu nedenle parti içi
uyuşmazlıklar, açık bir anayasal olağan dışılık bulunmadıkça genel görevli
mahkemelerin yargı alanına girer. Bu açıdan bakıldığında kurultay usulüne
ilişkin uyuşmazlıklar, delege seçimi itirazları ve organ seçimlerine yönelik
hukuka aykırılık savları ilke olarak genel mahkemelerde ileri sürülebilir. Ancak
sorun burada bitmez.
“Baştan
İtibaren Hükümsüzlük” (Mutlak Butlan) Boyutu: Bir kurultayın baştan itibaren
hükümsüz sayılması yalnızca bir kararın iptali değildir. Bu tür bir karar seçilmiş
parti organlarının hukuksal varlığını geriye etkili biçimde ortadan kaldırır. Organların
aldığı tüm kararları tartışmalı duruma getirir. Partinin yönetim sürekliliğini
kesintiye uğratır. Bu sonuçlar, sıradan bir genel kurul iptalinden daha
ağırdır.
Anayasal
Çerçeve ile İlişki: Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi siyasal partilere anayasal statü tanır ve
69. madde ise parti kapatma ve ağır yaptırımlar bakımından yetkiyi Anayasa
Mahkemesi’ne verir. Burada kritik sorun şudur: Bir kurultayın mutlak butlanla
hükümsüz sayılması eylemli olarak parti yönetimini ortadan kaldırıyorsa bu
müdahale anayasal kapatma rejimiyle benzer sonuç doğurur mu? Eğer doğuruyorsa,
genel mahkeme kararı anayasal yetki dağılımı sorununa yol açabilir.
Öğretisel
Olası Yaklaşımlar
Geniş
Yetki Yaklaşımı: Siyasal
partiler özel hukuk tüzel kişisidir. Kurultay kararları genel kurul kararı
niteliğindedir. Ağır usulsüzlük varsa mutlak butlan uygulanabilir. Bu yaklaşım,
yargısal denetime öncelik verir.
Sınırlı
Yetki Yaklaşımı: Denetim
olanaklıdır, ancak yargı anayasal müdahale alanına girecek yoğunlukta karar
veremez. Kurultayın “yok” sayılması olağan dışı ve çok dar koşullara bağlıdır. Bu
yaklaşım, anayasal sistem bütünlüğünü esas alır.
Sistemli
Değerlendirme: Genel
görevli mahkemeler kurultay sürecini denetleyebilir. Hukuka aykırılık saptaması
yapabilir. İptal kararı verebilir. Ancak, bir kurultayı baştan itibaren hiç
yapılmamış sayma (mutlak butlan/yokluk düzeyi) yetkisi, anayasal işlevi
doğrudan etkiliyorsa, bu yetkinin kapsamı dar yorumlanmalıdır. Çünkü, parti
yönetimini eylemli olarak ortadan kaldıran bir karar Anayasa’nın 69. maddesinde
öngörülen özel müdahale rejimiyle işlevsel benzerlik gösterebilir.
Sonuç
Genel
görevli mahkemeler ilke olarak siyasal parti kurultaylarını denetleme yetkisine
sahiptir. Ancak bir kurultayın baştan itibaren hükümsüz sayılması yalnızca ağır
ve kurucu unsur eksikliği durumlarıyla sınırlı olabilir ve dar yorumlanmalıdır.
Anayasal müdahale rejimini dolanacak şekilde uygulanamaz. Dolayısıyla yetki kuramsal
olarak olanaklıdır, fakat anayasal statü nedeniyle sınırlı ve olağan dışı
niteliktedir.
Kurultay
Kararının İptali ile Mutlak Butlanla Yok Sayılması Arasındaki Anayasal Farklar
Siyasal
parti kurultayları bakımından, iptal ve mutlak butlan rejimleri arasındaki
fark, sadece hukuksal bir ayrım değil, anayasal sonuçlar ve sistem üzerindeki
etkiler bakımından kritik bir farktır.
|
Çizelge 2: Hukuksal Temel Fark |
||
|
Özellik |
İptal |
Mutlak Butlan |
|
Hukuksal etki |
Karar geçerlidir; mahkeme kararıyla etkisiz duruma
gelir |
Karar baştan itibaren hiç doğmamış sayılır |
|
Geçerlilik süresi |
Mahkeme kararı öncesi geçerlidir |
Başından itibaren geçersizdir |
|
Uygulama |
Göreli hükümsüzlük |
Kesin hükümsüzlük |
|
Geriye dönük sonuç |
Sınırlı, mahkeme kararıyla belirlenir |
Tüm sonuçları geriye etkiler |
Özetle, iptal,
süregiden hukuksal durumu düzeltir ve mutlak butlan ise kurultay kararının ve
sonuçlarının hiç var olmamış sayılması anlamına gelir.
Anayasal
Sonuçlar
İptal
Durumu: Kurultay
kararları hukuka aykırıysa, mahkeme yalnızca kararın geçerliliğini ortadan
kaldırır. Parti yönetimi ve organlar iptal kararı sonrasında hukuksal boşluk
oluşmadan işlemlerine devam edebilir. Anayasal statü ve demokratik işlev
korunur. Müdahale, 68–69. maddeler çerçevesinde sınırlı ve normatif düzeyde
kalır.
Mutlak
Butlan Durumu: Kurultay
baştan itibaren hiç yapılmamış sayılır. Parti yönetimi, organ seçimleri ve tüm
kararlar geçersiz kabul edilir. Eylemli olarak yönetim yeniden ihdas edilmeden
önce boşluk oluşur. Bu, 69. madde kapsamındaki anayasal müdahale rejimi ile
çakışabilir çünkü eylemli parti yönetimini ortadan kaldırır. Parti özerkliği ve
demokratik işlev üzerinde doğrudan sistemsel etki doğurur.
|
Çizelge 3: Sistem Üzerinde Etki
Farkı |
||
|
Boyut |
İptal |
Mutlak Butlan |
|
Parti yönetimi |
Sınırlı müdahale, mevcut organlar görevde kalır |
Eski yönetim “silinir”, yönetim eylemli olarak
yeniden ihdas edilir |
|
Delegelerin temsil yetkisi |
Geçerli |
Yok sayılır |
|
Siyasal temsil kapasitesi |
Korunur |
Geriye dönük bozulur |
|
Anayasal denge |
Saklı tutulur |
İhlal riski vardır |
Özetle iptal
sınırlı ve göreli etkiye sahiptir ve mutlak butlan eylemli olarak anayasal
müdahaleye yakın sonuçlar doğurur.
Dogmatik
Değerlendirme: İptal,
genel mahkemelerin yetkisi içinde kalan anayasal çerçeveye uyumlu bir denetim
aracıdır. Mutlak butlan ise dar ve olağan dışı koşullarda uygulanmalıdır. Aksi durumda
anayasal statüye ve müdahale rejimine aykırı olur. Bu nedenle, siyasal
partilerin anayasal kurumsal niteliği mutlak butlanın geniş ve rutin
uygulanmasını sınırlar.
Sonuç: Kurultay kararının iptali ile mutlak
butlan arasında anayasal sonuçlar bakımından kritik fark mutlak butlanın
geçmişe dönük, eylemli olarak parti yönetimini yeniden ihdas eden ve sistemsel
etki yaratan bir hukuksal yaptırım olmasıdır. İptal ise sadece geçerli
kararları ortadan kaldırır ve parti özerkliğini korur.
Parti
Kapatma Rejimi ile Kurultay Denetimi Arasında Sistemli Hiyerarşi ve Yetki
Gerilimi
Siyasal
partilere yönelik müdahalelerde iki ayrı hukuksal çerçeve vardır. Birincisi parti
kapatma rejimidir. Bir başka anlatımla, Anayasa’nın 69. maddesi ve Siyasal
Partiler Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş yargı yetkisi ve Anayasa Mahkemesi’ne
verilmiş ağır yaptırımlardır. İkincisi, Kurultay denetimi yani parti içi
organların kararlarının hukuka uygunluğu veya usule aykırılık durumunda genel
mahkemelerin denetim yetkisi altında gerçekleşen süreçtir. Bu iki çerçeve
arasında sistemli bir hiyerarşi ve yetki gerilimi mevcuttur.
Yetki
Hiyerarşisi
Parti
kapatma: Siyasal
partileri eylemli olarak ortadan kaldıran en ağır yaptırımdır ve bu yetki sadece
Anayasa Mahkemesi’ndedir.
Kurultay
denetimi: Parti
organlarının hukuka uygunluğu ve usul denetimidir. Yetki genel mahkemelere
aittir ancak anayasal statü sınırları içerisinde ve dar olarak yorumlanır.
Hiyerarşi
sonucu: Parti
kapatma, kurultay veya diğer organların hükümsüzlük denetiminden daha üstün
anayasal olarak özel bir müdahale rejimine bağlı bir yetkidir.
Yetki
Gerilimi: Yetki
gerilimi, özellikle mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması
durumunda ortaya çıkar. Kurultay kararının baştan hükümsüz sayılması eylemli
olarak parti yönetimini ortadan kaldırabilir. Bu sonuç parti kapatma rejiminin
anayasal olarak öngördüğü yetkiyi eylemli olarak aşar. Yani genel mahkemelerin
verdiği bir karar 69.madde çerçevesinde sadece Anayasa Mahkemesi’nin
kullanabileceği ağır yaptırımlar ile benzer etki yaratır. Sonuç olarak kurultay
denetimi ile parti kapatma rejimi arasında normatif bir çakışma veya “yetki
gerilimi” vardır. Bu, özellikle yargısal yorum genişletildiğinde ortaya çıkar.
|
Çizelge 4: Sistemli Çözümleme |
||
|
Boyut |
Kurultay Denetimi |
Parti Kapatma Rejimi |
|
Yetki |
Genel mahkemeler |
Anayasa Mahkemesi (sadece) |
|
Amaç |
Usul ve hukuk uygunluğu |
Siyasal partiyi kapatma |
|
Etki |
Sınırlı; organlar çalışmaya devam eder |
Parti varlığı ortadan kalkar |
|
Anayasal sınır |
Anayasal statü ile sınırlı |
Anayasal olarak belirlenmiş özel yetki |
|
Gerilim riski |
Yüksek, mutlak butlan uygulaması durumunda |
Yok; yetki açık |
Dogmatik
Sonuç: Kurultay
denetimi eylemli olarak parti kapatma ile eş değer sonuçlar doğuracak şekilde
uygulanamaz. Aksi takdirde anayasal yetki dağılımı ve 69. maddede belirtilen müdahale
rejimi ile çelişki ortaya çıkar. Bu nedenle sistemli olarak kurultay denetimi
parti kapatma rejiminin altında yer alır ve onun normatif sınırlarına bağlı
olmalıdır. Özetle, siyasal partilerin anayasal statüsü kurultay denetimi ile
parti kapatma arasında hiyerarşik ve normatif bir sınır oluşturur. Kurultayın
mutlak butlanla hükümsüz sayılması bu hiyerarşiyi zorlayan ve yetki gerilimi
yaratabilecek bir durumdur.
Bir
Kurultayın Mutlak Butlanla Hükümsüz Kılınmasının Temsil ve Siyasal Katılım
İlkeleri Açısından Değerlendirilmesi
Bir siyasal
parti kurultayının mutlak butlan yoluyla baştan itibaren hükümsüz sayılması
yalnızca örgütsel veya hukuksal bir konu değil, aynı zamanda siyasal temsil ve
katılım ilkeleri açısından ciddi sonuçlar doğuran bir müdahaledir.
Temsil
İlkesi Açısından Değerlendirme: Delegelerin iradesi ortadan kalkar. Kurultay delegeleri
parti üyelerini ve dolayısıyla dolaylı olarak seçmenleri temsil eder. Mutlak
butlanla hükümsüz sayma delegelerin iradesini hukuksal olarak yok sayar. Organik
temsil zinciri bozulur. Parti yönetimi ve genel kurullar temsil edilen kitlenin
iradesini somutlaştırır. Kurultayın hükümsüz sayılması, temsil zincirinin en
üst halkasını doğrudan etkiler ve geriye dönük olarak bozabilir. Parti içi
demokratik süreçlerin güvenliği zedelenir. Parti içi seçimlerin ve delegelerin
oy hakkının sonuçları ortadan kalkar. Bu durum, demokratik iç işleyişin hukuksal
güvenliğine zarar verir.
Siyasal
Katılım İlkesi Açısından Değerlendirme: Üyelerin siyasal katılım hakları etkilenir. Parti üyeleri
kurultay yoluyla parti siyasalarına katılır ve yönetim seçer. Hükümsüzlük
kararı üyelerin katılım hakkını geriye dönük olarak etkisiz kılar. Seçmenlerin
dolaylı katılımı kesintiye uğrar. Parti organlarının aldığı kararlar
seçmenlerin siyasal tercihlerini temsil eder. Kurultayın yok sayılması siyasal
temsil kapasitesini sınırlayan bir sonuç doğurur.
Anayasal
Çerçeve ile İlişkilendirme: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi (hukuk devleti),
68. maddesi (siyasal partiler ve demokratik siyasal yaşam) ve 67. maddesi
(siyasal katılım ve seçme-seçilme hakları) önde gelen ilişkili Anayasa
maddeleridir. Bu çerçevede, mutlak butlan uygulaması hukuka aykırılığı
gidermeyi amaçlasa da anayasal katılım ve temsil ilkeleri ile olası çatışma
oluşturur. Etki, yalnızca parti içi değil, sistem genelinde demokratik temsil yeteneklerinin
zedelenmesine yol açabilir.
|
Çizelge 5: Sistemli Değerlendirme |
||
|
Boyut |
İptal |
Mutlak Butlan |
|
Delegelerin iradesi |
Mahkeme kararı sonrası etkisiz duruma gelir |
Baştan itibaren yok sayılır |
|
Üye katılımı |
Sınırlı etki |
Geriye dönük kayıp |
|
Siyasal temsil kapasitesi |
Korunur |
Bozulur, yönetim eylemli olarak yeniden kurulma
gerektirir |
|
Anayasal risk |
Düşük |
Yüksek; m.68–69 çerçevesinde gerilim yaratır |
Sonuç: Bir kurultayın mutlak butlanla
hükümsüz sayılması temsil zincirini bozar. Siyasal katılımı geriye dönük olarak
sınırlar. Anayasal güvence altındaki demokratik işleyişle güçlü çatışma yaratır.
Dolayısıyla, bu yaptırım ancak çok dar ve olağan dışı koşullarda ve parti
özerkliği ve anayasal işlev gözetilerek uygulanabilir.
Mutlak
Butlan Kararının Siyasal Partilerin İç Özerkliği ve Parti İçi Demokrasi
Açısından Değerlendirilmesi
Bir siyasal
parti kurultayının mutlak butlan yoluyla baştan itibaren hükümsüz sayılması,
yalnızca hukuksal değil, aynı zamanda örgütsel özerklik ve iç demokrasi
boyutunda da ciddi sonuçlar doğurur. Bu değerlendirme, anayasal ve hukuk
devletine ilişkin ilkelerle birlikte ele alınmalıdır.
İç
Özerklik İlkesi
Tanım: İç özerklik, siyasal partilerin kendi
iç işleyişlerini, organlarını ve karar alma süreçlerini dış müdahaleden
bağımsız şekilde düzenleme hakkıdır.
Bağdaştırma
Ölçütleri: Organ ve
karar bağımsızlığı. Kurultay partinin en yüksek karar organıdır. Mutlak butlan
uygulaması bu organın bağımsız karar alma yetisini eylemli olarak ortadan
kaldırır.
Yetki ve
usul bütünlüğü: Parti
tüzüğü ve kanun çerçevesinde belirlenen kurallar özerkliği güvence altına alır.
Mahkeme kararı, bu usul ve yetki düzenini geçmişe dönük olarak geçersiz kılarsa
özerklik ilkesine müdahale edilmiş olur.
Anayasal
koruma çerçevesi: Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. maddesi partileri demokratik yaşamın vazgeçilmez
unsurları olarak tanımlar. Bu statü, parti içi özerkliği destekleyen anayasal
bir dayanak sağlar.
Parti İçi
Demokrasi
Tanım: Parti içi demokrasi, üyelerin,
delegelerin ve organların karar alma süreçlerine eşit ve etkili biçimde
katılımını ifade eder.
Bağdaştırma
Ölçütleri:
Delegelerin
temsil iradesi: Kurultay
yoluyla delegeler üyeleri ve seçmenleri temsil eder. Mutlak butlan, bu temsil
iradesini hukuksal olarak ortadan kaldırır ve demokratik işleyişi zedeler.
Üye
katılımının korunması: Üyeler, parti içi seçim ve karar süreçlerine katılarak siyasal
tercihlerini somutlaştırır. Hükümsüzlük kararı, üyelerin bu katılım hakkını
geriye dönük olarak etkisiz kılar.
Siyasal
çoğulculuk ve saydamlık: Parti içi demokrasi farklı görüşlerin karar mekanizmasına alınmasını
sağlar. Mutlak butlan uygulaması farklı seslerin ve çoğulculuğun eylemli olarak
etkisiz duruma gelmesine yol açabilir.
|
Çizelge 6: Ölçütlerin Sistemli
Yorumu |
||
|
Ölçüt |
Mutlak Butlan Etkisi |
İç Özerklik / Demokrasi
Bağlamı |
|
Organ bağımsızlığı |
Kurultay kararları geçmişe dönük geçersiz |
Özerklik zedelenir |
|
Üye katılımı |
Katılım hakları ortadan kalkar |
Parti içi demokrasi bozulur |
|
Delegelerin temsil yetkisi |
Yok sayılır |
Temsil zinciri kopar |
|
Anayasal statü |
Müdahale m.68 ve m.69 çerçevesinde tartışmalı |
Özgün statüye aykırılık riski |
Dogmatik
Sonuç: Mutlak
butlan, sadece ağır ve olağan dışı hukuka aykırılık hallerinde uygulanabilir. Bu
yaptırım, iç özerklik ve parti içi demokrasiyi eylemli olarak ortadan
kaldırıyorsa anayasal sistem ile potansiyel çatışma yaratır. Bu nedenle
uygulamanın ölçütleri kurultayın kurucu unsurlarında ciddi hukuka aykırılık
olmalı, parti özerkliği ve üyelerin demokratik katılım hakkı aşırı şekilde
ihlal edilmemeli ve Anayasal müdahale rejimi (madde 69) ile çakışmamalıdır.
Mutlak
Butlan Kararının Anayasal Sistem Bütünlüğü ve Kuvvetler Ayrılığı Açısından
Değerlendirilmesi
Bir siyasal
parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılması yalnızca parti içi
bir hukuksal işlem değil, aynı zamanda anayasal sistem bütünlüğü ve kuvvetler
ayrılığı açısından önemli bir sınavdır. Bu değerlendirme, özellikle Türkiye’nin
anayasal çerçevesi (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2, 6, 68, 69) dikkate
alınarak yapılmalıdır.
Anayasal
Sistem Bütünlüğü Açısından Değerlendirme
Parti
Özerkliği ve Demokratik İşlev: Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın
vazgeçilmez unsurları olarak tanımlar. Mutlak butlan uygulaması parti
özerkliğini doğrudan etkiler ve parti içi demokratik süreçleri ve temsil
zincirini geriye dönük olarak ortadan kaldırabilir. Bu durum anayasal işlevler
ile hukuksal yaptırımlar arasındaki dengeyi bozma riski taşır.
Normatif
Hiyerarşi ve Müdahale Rejimi: Anayasa’nın 69. maddesi parti kapatma ve ağır yaptırımlar
bakımından özel bir düzenleme getirir ve yetkiyi sadece Anayasa Mahkemesi’ne
verir. Mutlak butlan kararı, eğer parti yönetimini eylemli olarak ortadan
kaldıracak şekilde uygulanırsa, bu düzenlemenin öngördüğü normatif hiyerarşiyi
zedeler.
Sistemsel
Etki Ölçütü: Kararın
etkisi, yalnızca hukuk kurallarıyla sınırlı olmamalı ve siyasal işleyiş, temsil
ve demokratik katılım boyutunda da ölçülmelidir. Sistem bütünlüğünü korumak,
yalnızca hukuksal geçerliliği değil, aynı zamanda parti özerkliği ve demokratik
işleyişin sürekliliğini de güvence altına almayı gerektirir.
Kuvvetler
Ayrılığı Açısından Değerlendirme
Yargının
Rolü ve Sınırları: Genel
görevli mahkemeler parti içi hukuka aykırılıkları denetleyebilir. Ancak mutlak
butlan gibi eylemli olarak parti yönetimini ortadan kaldıran kararlar anayasal
müdahale yetkisini eylemli olarak aşabilir ve yargının yürütme veya yasama işlevlerine
müdahale olarak değerlendirilebilir.
Anayasal
Yetki Dağılımı: Parti
kapatma ve ağır yaptırımlar yalnızca Anayasa Mahkemesi yetkisindedir. Genel
mahkeme yoluyla mutlak butlan uygulanması yetki ihlali ve kuvvetler ayrılığı
gerilimi yaratır.
Denge ve
Denetim İlkesi: Yargının
denetim yetkisi anayasal sistem içinde denge ve denetim işlevi ile sınırlıdır. Mutlak
butlan, bu sınırları aşacak şekilde uygulanırsa, kuvvetler ayrılığı ilkesine
aykırı sonuç doğurur.
|
Çizelge 7: Sistemli Ölçütler |
||
|
Ölçüt |
Anayasal Sistem
Bütünlüğü |
Kuvvetler Ayrılığı |
|
Etki düzeyi |
Parti özerkliği ve temsil zinciri korunmalı |
Yargı yetkisi yürütme/Anayasa Mahkemesi yetkisini
aşmamalı |
|
Müdahale sınırı |
Parti kapatma rejimiyle çakışmamalı |
Genel mahkeme müdahale alanına girmemeli |
|
Geriye dönük sonuç |
Sınırlı ve olağan dışı olmalı |
Yargı, yürütme veya yasamayı eylemli olarak
etkileyemez |
Dogmatik
Sonuç: Mutlak butlan
kuramsal olarak uygulanabilir, ancak dar ve olağan dışı koşullara bağlıdır. Karar,
parti özerkliği, demokratik işleyiş, anayasal statü ve kuvvetler ayrılığı
ilkelerini zedeleyecek boyutta olamaz. Bu çerçevede uygulanabilirlik, anayasal
denge, normatif hiyerarşi ve demokratik katılım ölçütleri gözetilerek
sınırlandırılmalıdır.
Siyasal
Partilere Yönelik Yargısal Denetimin Sınırları: Anayasal Düzen ile Siyasal
Serbestlik Arasındaki Denge
Siyasal
partilere yönelik yargısal denetim, Türkiye’deki anayasal çerçevede (Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası m.2, 6, 68, 69) hem demokratik sistemin korunmasını hem
de siyasal alanın serbestliğini dengelemek zorundadır. Bu denge, hukuk devleti
ilkesi, kuvvetler ayrılığı ve demokratik çoğulculuk ilkeleri çerçevesinde
kurulmalıdır.
Yargısal
Denetimin Amaç ve Sınırları
Amaç:
Anayasal Düzeni Koruma
Siyasal
partilerin etkinlikleri demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsuru olarak
anayasa tarafından güvence altına alınmıştır (madde 68). Yargısal denetim,
hukuka aykırılıkları saptamak, parti organlarının kurucu unsurlarını denetlemek
ve anayasal düzeni korumak amacıyla sınırlandırılmıştır.
Sınır:
Siyasal Alanın Özgürlüğü
Siyasal
partiler, üyeleri ve delegeleri aracılığıyla siyasal tercihlerini ifade eder. Denetim,
partilerin siyasal ifade, temsil ve örgütlenme özgürlüğünü gereksiz yere
kısıtlamamalıdır.
Özetle, denetim,
hukuk devleti ilkesi ile siyasal özgürlük arasında bir denge mekanizmasıdır.
Denetim
ve Müdahale Arasında Ölçütler
Yargısal
denetimin sınırları şu ölçütler çerçevesinde belirlenebilir:
İhlal Şiddeti Ölçütü: Kurultay veya parti organı kararlarının hukuka aykırılığı
ağır ve kurucu unsurları doğrudan etkiliyorsa müdahale gerekebilir. Basit usul
hataları veya teknik ihlaller denetimi sınırlamalıdır.
Geriye Dönük Etki Ölçütü: Mutlak butlan gibi kararlarda geçmişte alınmış
kararların tüm etkileri ortadan kalkar. Bu, siyasal temsil ve katılım hakları
açısından ciddi sınırlama oluşturur ve sınırlı uygulanmalıdır.
Anayasal Yetki Ölçütü: Parti kapatma ve ağır yaptırımlar yalnızca Anayasa
Mahkemesi yetkisindedir. Genel mahkemeler bu alanda aşırı geniş yorumla
müdahale etmemelidir.
|
Çizelge 8: Dengeleme Prensipleri |
|
|
İlke |
Açıklama |
|
Hukuk Devleti |
Denetim, hukuka aykırılığı gidermeli; keyfi
müdahaleyi önlemeli |
|
Parti Özerkliği |
Partiler, iç örgütlenme ve karar alma süreçlerinde
bağımsız olmalı |
|
Siyasal Katılım |
Üye ve delegelerin temsil ve katılım hakları
korunmalı |
|
Orantılılık |
Müdahale, ihlal şiddeti ve etkisi ile ölçülmeli |
|
Normatif Hiyerarşi |
Anayasa m.68–69 ve parti kapatma rejimi çerçevesinde
sınırlı uygulanmalı |
Dogmatik
Sonuç: Yargısal
denetim anayasal düzeni ve demokratik sistemi korumak amacıyla gereklidir. Ancak
denetim, siyasal partilerin iç özerkliği, üye katılımı ve temsil haklarını
aşırı şekilde sınırlamamalıdır. Mutlak butlan gibi geri dönük ve sistemsel
etkisi yüksek müdahaleler olağan dışı ve dar koşullara bağlı olmalıdır. Bu
denge, hukuk devleti ilkesi, kuvvetler ayrılığı ve demokratik çoğulculuk
çerçevesinde sağlanabilir.
OLASI
SİYASAL SONUÇLAR VE STRATEJİK ETKİLER
Mutlak
butlan yoluyla bir siyasal parti kurultayının baştan itibaren hükümsüz
sayılması yalnızca hukuksal bir yaptırım niteliği taşımamakta ve aynı zamanda
partinin örgütsel yapısı, demokratik işleyişi ve siyasal temsil kapasitesi
üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda söz konusu yaptırım hem
parti içi yönetimin yeniden ihdası hem de parti üyeleri ve delegeler açısından
temsil haklarının korunması açısından değerlendirilmelidir.
Öncelikle,
mutlak butlan uygulandığında kurultay yoluyla seçilen parti organları hukuksal
açıdan yok sayılmaktadır. Bu durum, parti yönetiminde eylemli olarak bir boşluk
oluşmasına ve geçici bir önderlik krizine yol açabilir. Yeni organların
atanması veya görevlendirilmesi gerekebilir. Ancak bu süreç parti içi
demokratik meşruluğun zedelenmesi riskini taşır. Üyeler ve delegeler, kendi
iradeleriyle seçtikleri yönetim yerine mahkeme eliyle belirlenmiş bir yapıyla
karşılaşacak ve bu da parti içi demokratik işleyişe olan güveni azaltacaktır.
Delegeler ve
üyeler açısından mutlak butlan, temsil ve siyasal katılım ilkeleri bakımından
ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Delegelerin oy hakkı ve temsil yetkisi geriye
dönük olarak ortadan kaldırılmakta ve parti içi çoğulculuk ve demokratik
katılım sınırlandırılmaktadır. Bunun yanında, parti yönetimi ve kararları
seçmenlerin dolaylı siyasal tercihlerini yansıttığından mutlak butlan kararı
seçmenlerin temsil kapasitesini de eylemli olarak zayıflatmaktadır.
İktidar ve
muhalefet açısından değerlendirildiğinde, söz konusu yargısal müdahalenin
stratejik sonuçları da dikkat çekicidir. Parti yönetiminde oluşacak geçici
boşluklar veya iç çekişmeler, iktidar stratejistleri için muhalefeti zayıflatma
ve siyasal üstünlük sağlama fırsatına dönüşebilir. Öte yandan, eski yönetimin
yeniden ihdas edilmesi durumunda parti içindeki farklı fraksiyonlar arasında
gerilim artabilir ve örgütsel bütünlük geçici olarak zayıflayabilir. İktidarlar
veya benzeri aktörler, bu süreç üzerinden parti içi karar mekanizmalarını
dolaylı biçimde yönlendirme olanağı bulabilirler.
Demokratik
sistem ve parti özerkliği açısından da mutlak butlan uygulamasının etkileri
önemlidir. Parti organları ve kurultay delegeleri üzerindeki müdahale iç
özerkliği sınırlar. Üyelerin ve delegelerin siyasal katılım hakkını geriye
dönük olarak etkisiz kılar ve parti içi çoğulculuk ile demokratik işleyişi
zayıflatır. Bu nedenle, mutlak butlan kararı yalnızca çok dar ve olağan dışı
koşullarda, parti özerkliği ve demokratik işleyişin korunması ilkesine bağlı
olarak uygulanmalıdır.
Sonuç
olarak, mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması, hukuksal
yetkinin sınırlarını aşması durumunda hem örgütsel boşluklar hem de demokratik meşruluk
sorunları doğurabilmektedir. Bu çerçevede, uygulamanın sınırları, hukuk devleti
ilkesi, kuvvetler ayrılığı, parti özerkliği ve demokratik çoğulculuk ilkeleri
dikkate alınarak dikkatle belirlenmelidir. Böylelikle hem anayasal düzenin
korunması hem de siyasal alanın serbestliği dengelenmiş olur.
KARŞI
GÖRÜŞLER VE GENEL MHKEMELERİN MÜDAHALESİNİ SAVUNAN GÖRÜŞLER
Siyasal
parti kurultaylarının genel görevli mahkemeler tarafından denetlenebileceğini
ve ağır usul sakatlıkları durumunda mutlak butlanla baştan itibaren hükümsüz
sayılabileceğini savunan görüşler, temelde üç ana eksen üzerinde
şekillenmektedir.
İlk olarak, siyasal
partilerin her ne kadar Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik siyasal yaşamın
vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanmış olsa da aynı zamanda tüzel kişiliğe
sahip özel hukuk örgütlenmeleri olduğu ileri sürülmektedir. Bu yaklaşıma göre,
parti kurultayları birer tüzel kişi organ kararı niteliğindedir ve Medeni Kanun
ile Dernekler Hukuku çerçevesinde organ kararlarına ilişkin genel hükümlerden
bütünüyle azade tutulmaları olanaklı değildir. Dolayısıyla, ağır ve açık hukuka
aykırılık durumları mevcutsa genel mahkemelerin bu kararları mutlak butlan
yaptırımıyla hükümsüz sayması hukuksal denetim yetkisinin doğal bir sonucudur.
İkinci
olarak, parti içi demokrasinin korunması savı ileri sürülmektedir. Bu görüşe
göre, siyasal partilerin anayasal statüsü, onları hukuk düzeni dışında ve yargı
denetimine kapalı alanlar durumuna getirmez. Aksine, parti içi seçimlerin,
delegasyon sisteminin ve kurultay iradesinin hukuka uygunluğu, demokratik
temsil ilkesinin parti içindeki yansımasıdır. Eğer kurultay sürecinde temel
usul kuralları ağır biçimde ihlal edilmişse, bu durum yalnızca parti içi bir
sorun değil, demokratik temsil zincirinin bozulması anlamına gelir. Bu nedenle
genel mahkemelerin müdahalesi anayasal düzenin korunmasına hizmet eden
tamamlayıcı bir mekanizma olarak görülebilir.
Üçüncü
olarak, Anayasa Mahkemesi’nin siyasal partiler üzerindeki denetiminin sadece
kapatma, hazine yardımından yoksun bırakma ve mali denetimle sınırlı olduğu
ileri sürülmektedir. Bu yaklaşıma göre, kurultay kararlarının geçerliliği
konusunda açık bir anayasal düzenleme bulunmadığından, bu alanın genel yargı
mercilerinin görev alanına girdiği kabul edilmelidir. Anayasa’da açıkça
yasaklanmamış bir yargısal denetim alanının sistemli yorum yoluyla bütünüyle
dışlanması hukuksal güvenlik ilkesiyle bağdaşmayabilir.
Bu görüş
çerçevesinde mutlak butlan, parti kapatma yaptırımına eş değer bir müdahale
olarak değil, yalnızca hukuka açıkça aykırı bir kurultay sürecinin yok hükmünde
sayılması şeklinde dar bir teknik sonuç olarak değerlendirilmektedir.
Savunucularına göre burada söz konusu olan şey partinin varlığının sona
erdirilmesi değil, hukuka aykırı bir organ işleminin ortadan kaldırılmasıdır.
Karşı
Görüşlere Yönelik Değerlendirme
Genel
görevli mahkemelerin siyasal parti kurultaylarını mutlak butlanla baştan
itibaren hükümsüz sayabileceğini savunan yaklaşımlar, ilk bakışta hukuk devleti
ve parti içi demokrasi savlarına dayansa da anayasal sistem bütünlüğü açısından
ciddi sorunlar barındırmaktadır.
“Özel
Hukuk Tüzel Kişiliği” Savının Sınırları: Siyasal partilerin tüzel kişiliğe sahip olması,
onların salt özel hukuk dernekleriyle özdeşleştirilmesini olanaklı kılmaz.
Anayasa’nın 68. maddesi siyasal partileri demokratik siyasal yaşamın
vazgeçilmez unsurları olarak tanımlamak suretiyle, onları klasik özel hukuk
tüzel kişiliklerinden niteliksel olarak ayırmıştır. Bu statü, partilere
yalnızca bir örgütlenme özgürlüğü tanımamakta, aynı zamanda anayasal sistem
içinde kurucu bir rol atfetmektedir. Dolayısıyla parti kurultay kararlarını
dernek genel kurul kararlarıyla aynı normatif kategoriye yerleştirmek anayasal
hiyerarşiyi göz ardı eden indirgemeci bir yaklaşımdır. Siyasal partilerin
anayasal statüsü, onların organ işlemlerinin sıradan özel hukuk işlemleri gibi
değerlendirilmesini sınırlayan bir üst normatif çerçeve oluşturur.
Parti İçi
Demokrasi Gerekçesinin Sistemli Sınırı: Parti içi demokrasinin korunması, kuşkusuz anayasal bir
değerdir. Ancak bu ilke, yargı organlarına sınırsız bir yeniden yapılandırma
yetkisi vermez. Parti içi usulsüzlüklerin giderilmesi amacıyla yapılan
müdahale, partinin üst organ iradesini baştan itibaren yok sayacak ölçüde
genişletildiğinde, ortaya çıkan sonuç parti içi demokrasinin korunması değil,
onun yerine yargısal iradenin ikame edilmesi olur. Mutlak butlan yaptırımı,
teknik olarak bir organ kararının hukuk düzeninde hiç doğmamış sayılması
sonucunu doğurur. Siyasal parti kurultayı bakımından bu yaptırımın uygulanması parti
liderliğinin ve temsil yapısının geriye dönük biçimde ortadan kaldırılması
anlamına gelir. Bu sonuç, yalnızca iç işleyişe müdahale değil, siyasal temsil
zincirine doğrudan müdahaledir.
“Anayasa
Mahkemesi Yetkisi Sınırlıdır” İddiasına Yanıt: Anayasa Mahkemesi’nin siyasal
partiler üzerindeki denetim yetkisinin kapatma ve mali denetimle sınırlı olduğu
doğrudur. Ancak bu durum, genel mahkemelere anayasal statüye sahip bir kurumun
üst organ iradesini ortadan kaldırma yetkisi tanındığı anlamına gelmez. Anayasal
sistem yorumunda önemli olan yalnızca açık yasaklar değil, yetki mimarisinin
bütünlüğüdür. Parti kapatma gibi ağır bir yaptırımın özel usule bağlanmış
olması, siyasal partilere yönelik yapısal müdahalelerin olağan dışı ve merkezi
bir mekanizmaya bırakıldığını göstermektedir. Genel görevli mahkemelerin mutlak
butlan yoluyla kurultayı hükümsüz kılması, parti kapatma rejimini dolaylı
biçimde genişleten bir etki yaratabilir. Bu, açıkça düzenlenmemiş olsa dahi
anayasal sistemin teleolojik yorumu açısından sorunludur.
Mutlak
Butlanın Siyasal Alanda Doğurduğu Sistemsel Etki: Mutlak butlanın teknik olarak
yalnızca bir organ işlemini ortadan kaldırdığı ileri sürülse de siyasal parti
bağlamında bu sonuç soyut ve dar bir işlem iptaliyle sınırlı değildir. Kurultayın hükümsüz sayılması parti
yönetiminin meşruluğunu ortadan kaldırır, temsil zincirini geriye doğru
etkiler, seçmen iradesinin dolaylı yansımasını askıya alır ve siyasal yarışma
dengelerini değiştirir. Bu ölçekte sonuç doğuran bir kararın, salt özel hukuk
yaptırımı olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir. Burada ortaya çıkan
durum, anayasal işlev gören bir kurumun yapısal yeniden düzenlenmesidir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma,
bir siyasal parti kurultayının mutlak butlan yoluyla hükümsüz sayılması
olasılığını yalnızca teknik bir usul tartışması olarak değil, anayasal sistemin
işleyişi ve siyasal yarışmanın yapısı bakımından doğurabileceği sonuçlar
üzerinden incelemiştir. Mutlak butlan kavramı özel hukuk içindeki anlamı
çerçevesinde ortaya konmuş, ancak siyasal partilerin Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri uyarınca sahip oldukları anayasal statü
dikkate alındığında, bu kavramın doğrudan ve sınırsız biçimde uygulanmasının
ciddi normatif sorunlar yaratacağı gösterilmiştir.
Siyasal
partiler sıradan özel hukuk tüzel kişileri değildir. Demokratik siyasal yaşamın
vazgeçilmez unsurları olarak anayasal düzen içinde kurucu bir işlev
üstlenirler. Bu nedenle partilere yönelik yargısal müdahalelerin kapsamı,
yalnızca usul hukukunun teknik araçlarıyla değil, anayasal meşruluk ve siyasal
temsil ilkeleriyle belirlenmelidir. Aksi halde özel hukuk kökenli bir yaptırım,
anayasal statüye sahip bir kurumu yeniden yapılandırma aracına dönüşebilir.
Çözümleme,
mutlak butlan ile kurultay kararının iptali arasındaki farkın yalnızca
terminolojik olmadığını ortaya koymuştur. İptal, belirli bir işlemin
geçersizliğini hedefler ve ileriye dönük sonuç doğurur. Mutlak butlan ise
kurultay sürecini ve sonuçlarını baştan itibaren yok sayarak parti yönetimini,
temsil zincirini ve örgütsel sürekliliği geriye dönük biçimde ortadan
kaldırabilir. Bu ölçekte bir müdahale, delegelerin ve üyelerin temsil hakları
üzerinde doğrudan ve geri dönülmesi zor etkiler yaratır. Böyle bir karar, parti
içi demokrasiyi koruma savıyla ortaya çıksa dahi, sonuç itibarıyla siyasal
iradenin yargısal irade ile ikame edilmesi riskini taşır.
Mutlak
butlanın siyasal parti kurultaylarına uygulanması, anayasal sistem bütünlüğü ve
kuvvetler ayrılığı bakımından da ciddi bir gerilim üretir. Parti kapatma
rejiminin Anayasa’da özel ve olağan dışı bir usule bağlanmış olması, siyasal
partilere yönelik yapısal müdahalelerin dar ve merkezi bir denetim
mekanizmasına bırakıldığını göstermektedir. Genel mahkemelerin geniş yorum
yoluyla kurultayları hükümsüz kılması, parti kapatma rejiminin dolaylı biçimde
aşılması sonucunu doğurabilir. Bu durum, yetki mimarisinin yeniden tanımlanması
anlamına gelir ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zayıflatır.
Siyasal
sonuçlar bakımından mutlak butlan kararı yalnızca parti içi bir hukuksal
düzenleme değildir. Böyle bir karar parti yönetiminde ani boşluk ve meşruluk
krizine yol açabilir, temsil zincirini kesintiye uğratabilir, seçmenlerin
dolaylı siyasal katılım kapasitesini zayıflatabilir ve siyasal yarışmanın
eşitlik zeminini değiştirebilir.
Bu nedenle sorun,
belirli bir kurultayın geçerliliği değil, siyasal alanın yargısal araçlarla
yeniden tasarlanıp tasarlanamayacağıdır. Eğer mutlak butlan, anayasal statüye
sahip bir partinin üst organ iradesini ortadan kaldıracak ölçekte uygulanırsa,
bu durum demokratik yarışmanın maddi koşullarını etkileyen bir müdahale
niteliği kazanır.
Sonuç
olarak, mutlak butlan yoluyla kurultay kararının hükümsüz sayılması, yalnızca
hukuksal teknik bir sorun değildir, anayasal meşruluk, parti özerkliği, temsil
hakkı ve siyasal alanın serbestliği bakımından sistemsel sonuçlar doğurabilecek
bir eşiğe işaret eder. Böyle bir müdahale ancak son derece dar, olağan dışı ve
açık biçimde kurucu ihlallerin varlığı durumunda düşünülebilir. Aksi takdirde,
hukuk devleti ilkesi korunuyor görünürken, siyasal yarışmanın yapısal dengesi eylemli
olarak dönüştürülebilir.
Bu bağlamda
asıl sorun şudur: Yargısal denetim, anayasal düzeni koruyan bir güvence midir,
yoksa geniş yorumlandığında siyasal alanı yeniden biçimlendiren bir araç durumuna
gelebilir mi? Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca bir parti kurultayının
kaderini değil, demokratik sistemin işleyişine ilişkin sınırların nasıl
çizileceğini de belirleyecektir.
KAYNAKÇA
Gözler,
Kemal. (2008). Parti Kapatmanın Kriteri Ne? Parti Kapatmaya Karşı Anayasa
Değişikliği Çözüm mü?”, Türkiye Günlüğü, Yıl Sayı 93, Bahar 2008, s.24-31.
<www.anayasa.gen.tr/parti-kapatma.htm>
İşten,
İnanç. (2014). Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı. Gaziantep University Journal
of Social Sciences. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/223204
Katz, R. S.,
& Mair, P. (1995). Changing Models of Party Organization and Party
Democracy: The Emergence of the Cartel Party. Party Politics, 1(1), 5–28.
Sadurski, W.
(2008). Rights Before Courts: A Study of Constitutional Courts in Postcommunist
States of Central and Eastern Europe. Springer.
Sartori, G.
(2005). Parties and Party Systems: A Framework for Analysis. ECPR Press.