ABD SENATOSU’NDA SON GELİŞME: SENATO
KARAR TASARISI NO: 257 VE İMAMOĞLU SORUNUNUN ULUSLARARASILAŞMASI
Prof. Dr. Firuz Demir
Yaşamış
Giriş
Ekrem
İmamoğlu’nun tutuklanması sonrasında ABD Kongresi’nde dile getirilen tepkiler,
2025 yılı itibarıyla niteliksel bir eşik aşmıştır. Bu eşik, bireysel Kongre
üyelerinin açıklamalarından farklı olarak, ABD Senatosu’nun kurumsal iradesini
yansıtan bir karar tasarısının (Senate Resolution no: 257) kabul
gündemine alınmasıyla oluşmuştur. Bu belge, Türkiye’de kamuoyunun ve hatta
siyasal aktörlerin büyük bölümünün farkında olmadığı bir gelişmeye işaret
etmektedir: İmamoğlu dosyası artık ABD Senatosu’nun resmi belgeleri arasına
girmiştir.
Senato Karar
Tasarısı 257, 119. ABD Kongresi döneminde Senatör Adam Schiff (D-California)
tarafından başlatılmıştır. Metinde ayrıca Senatör Dick Durbin (D-Illinois) eş
sponsor olarak yer almaktadır. Tasarı, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına
yönelik kaygılarını ve Türkiye’nin demokratik değerler çerçevesinde davranması
gerektiğini ifade etmektedir. Bu isimler, Amerikan siyasetinde Demokrat Parti
içindeki dış siyasa ve insan hakları söylemlerini temsil etmektedir. Schiff
özellikle dış ilişkiler ve demokratik normlar bağlamında öne çıkan bir
figürdür. Karar tasarısı 22 Mayıs 2025’te Senato’ya sunulmuştur. Bu tarih,
İmamoğlu’nun Mart 2025’teki tutuklanma sürecini takip eden iki aya denk gelir
ve metnin tasarının yılın ortasında gündeme getirilmiş olduğunu gösterir.
Tasarı 22 Mayıs 2025’te Senato’ya sunuldu ve Dış İlişkiler Komitesi’ne sevk
edildi. Komite sevki, bir Senato kararının ilgili alt komitede tekrar gözden
geçirildiğini ve tartışma olanağı olduğunu gösterir. Ancak resmi kayıtlar şu
ana kadar, tasarının tam Senato tarafından oylanma veya kabul edilme aşamasına
ulaşmadığını göstermektedir. Tasarının sonraki adımlarından biri (örneğin
komiteden çıkarılması, bütün Senato’da tartışma veya oylama) henüz işlenmemiş
görünüyor.
Bu resmi
bilgiler, karar tasarısının kurumsal bir bildirge niteliğinde olduğunu ve henüz
Senato’nun tamamı tarafından oylanıp kabul edilmemiş olduğunu gösterir.
Tasarının Komite’ye sevk edilmiş olması, Senato’nun ilgili dış siyasa ağırlıklı
alt organının metni dikkate aldığını ve olası tartışma ve yorum gündemine
soktuğunu gösterir. Henüz, bir karar veya yasa niteliğine dönüşmemiştir. Bu
durumun iki önemli sonucu vardır. Karar tasarısı tartışma aşamasındadır.
Tasarının metni olarak kayıt altına alınmış, ancak Senato genelinde kabul
görmüş bir metne dönüşmemiştir. Tasarının anlamı ve önemi oldukça yüksektir.
Bir tasarının Komite’ye sevk edilmesi bile Senato’nun siyasal iradesinin güçlü
bir dış siyasa mesajını temsil eder ve özellikle dış ilişkiler komitesine
yönlendirilmiş olması bu mesajı güçlendirir.
Senato
Karar Tasarısı 257 Nedir? Ne Değildir?
Öncelikle
kavramsal bir netlik sağlamak gerekir. Karar tasarısı yaptırım kararı değildir,
bağlayıcı bir yasa değildir ve doğrudan ekonomik ya da askeri sonuç doğurmaz.
Ancak bu durum, belgenin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, bu tür
kararlar ABD dış siyasasında “normatif ve siyasal çerçeve belgeleri” olarak
işlev görür. Bu tür Senato kararlarının üç temel işlevi vardır: ABD
Senatosu’nun resmi tutumunu kayda geçirmek, ABD yürütmesine (Başkan ve
Dışişleri Bakanlığı) siyasi yön ve sınır çizmek ve uluslararası aktörlere
simgesel ama güçlü mesajlar vermek. Dolayısıyla karar tasarısı hukuksal değil,
siyasal ve tarihsel bir belgedir.
Senato,
İmamoğlu’nu Nasıl Görüyor?
Tasarı
metninin en çarpıcı yönlerinden biri, Ekrem İmamoğlu’nun nasıl tanımlandığıdır.
Metinde İmamoğlu iki kez seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı,
Türkiye’nin en büyük kentinin yöneticisi, 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
olası aday ve muhalefetin merkez figürlerinden biri olarak sunulmaktadır. Bu
dil son derece önemlidir. Çünkü Senato, İmamoğlu’nu ne yalnızca bir yerel
yönetici ne de sıradan bir muhalif siyasetçi olarak görmektedir. İmamoğlu,
Senato metninde doğrudan “iktidar seçeneği” olarak kodlanmaktadır. Bu, sorunun
neden sıradan bir yargı dosyası olarak ele alınmadığını da açıklar.
Hukuksal
Süreçten Siyasal Rejim Tartışmasına
Tasarı,
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalara da yer vermekte olmasına karşın metnin
ağırlık merkezi hukuksal teknik ayrıntılar değildir. Bunun yerine şu unsurlar
öne çıkmaktadır: Suçlamalara ilişkin kamuoyuna sunulmuş güvenilir kanıt
eksikliği, tutuklamanın geniş çaplı toplumsal protestolara yol açması ve olayın
Türkiye’de uzun süredir devam eden demokratik gerileme süreciyle
ilişkilendirilmesi. Bu yaklaşım, Senato’nun sorunu “Bir mahkemenin verdiği
karar” olarak değil, “siyasal yarışmanın yargı yoluyla bastırılması” olarak
okuduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle, karar tasarısı bir rejim
değerlendirmesi içermektedir.
Normatif
Çerçeve: Demokrasi ve Seçimler Vurgusu
Tasarı
boyunca yinelenen kavramlar dikkat çekicidir: özgür ve adil seçimler, hukukun
üstünlüğü, ifade özgürlüğü, barışçıl protesto hakkı ve muhalefetin siyaset
yapma olanağı. Bu kavramlar, Türkiye’nin NATO üyeliği ve Batı ittifakı içindeki
konumuyla birlikte anılmaktadır. Böylece metin, Türkiye’ye şu mesajı
vermektedir: Demokratik ölçünler, yalnızca iç hukuk sorunu değil, uluslararası
ittifak ilişkilerinin de parçasıdır. Bu, ABD Senatosu’nun Türkiye’ye yönelik
normatif beklentilerini açık biçimde ortaya koyması anlamına gelir.
Senato-Yürütme
Ayrımı: Kime Mesaj Veriliyor?
Karar
tasarısı yalnızca Türkiye’ye hitap etmemektedir. Metin, aynı zamanda ABD
yürütmesine de açık çağrılar içermektedir. ABD Dışişleri Bakanı’nın güçlü ve
zamanında açıklamalar yapması, Türkiye ile diplomatik temaslarda bu konunun
gündeme taşınması ve antidemokratik uygulamaların görmezden gelinmemesi. Bu
yönüyle tasarı, Kongre’nin yürütmenin “dengeci” ya da “sessiz” diplomasi
çizgisinden rahatsız olduğunu, Türkiye konusunda daha normatif bir tutum talep
ettiğini göstermektedir. Bu, ABD iç siyasetinde sık rastlanan Kongre-Başkan
farkının somut bir örneğidir.
Türkiye
Açısından Asıl Önemi: Uluslararası Siyasal Hafıza
Türkiye
kamuoyunda çoğu zaman göz ardı edilen nokta şudur: Bu tür Senato kararları
unutulmaz. Karar tasarısı ile birlikte İmamoğlu’nun durumu ABD Senatosu’nun
arşivine girmiştir, Türkiye’deki siyasal süreçler demokratik gerileme
bağlamında kayda geçirilmiştir ve gelecekteki ABD raporlarında, diplomatik
değerlendirmelerde ve siyasa belgelerinde bu metin referans olarak
kullanılacaktır. Bu anlamda karar tasarısı kısa vadeli bir tepki değil, uzun
vadeli bir siyasal kayıt oluşturma girişimidir.
Genel
Sonuç: Türkiye’de Neden Bilinmiyor, Ama Neden Önemli?
Karar
tasarısının Türkiye’de yeterince bilinmemesinin nedeni, doğrudan yaptırım
içermemesi ve medyatik olmamasıdır. Ancak tam da bu nedenle, belgenin etkisi
sessiz ama kalıcıdır. ABD Senatosu bu metinle şunu söylemektedir: Türkiye’de
yaşananlar, yalnızca iç siyasal bir sorun değil, demokratik düzenin geleceğini
ilgilendiren uluslararası bir sorundur. Bu, İmamoğlu dosyasının artık ulusal
sınırları aşmış bir siyasal anlam kazandığını göstermektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder