MAGA Dönemi ABD Dış Siyasası: “Zor Yoluyla
Barış” ve Çıplak ve Vahşi Emperyalizm
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasını,
klasik gerçekçilik, hegemonik kararlılık ve liberal uluslararasıcılık
yaklaşımlarının ötesinde, özgün bir kavramsal çerçeve olan Çıplak ve Vahşi
Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI) kavramı üzerinden çözümlemektedir.
Çalışma, ABD’nin müttefik ve rakip ülkelerden talep ettiği siyasal, ekonomik,
askeri ve yönetsel ödünleri karşılaştırmalı bir çizelge aracılığıyla
inceleyerek, dış siyasanın normatif ve kurumsal temellerden koparak çıkar
temelli, al-verci ve koşullu (transactional) bir mantıkla yürütüldüğünü
ortaya koymaktadır. Çözümleme, MAGA dönemi dış siyasasının “barışın zor yoluyla
sağlanması” anlayışını açık bir öğreti durumuna getirdiğini, askeri tehdit,
ekonomik zorlayıcılık ve diplomatik baskının caydırıcılığın ötesinde, doğrudan
uyum ve itaat üretmeye yönelik araçlar olarak kullanıldığını göstermektedir.
Çalışma, uluslararası hukukun, egemenlik ilkesinin ve çok taraflılığın bu
süreçte ikincil konuma itildiğini savunarak, NWI’nin çağdaş ABD dış siyasasını
açıklamak için gerekli ve açıklayıcı bir kavramsal katkı sunduğunu ileri
sürmektedir.
Anahtar
Kelimeler: MAGA dönemi ABD dış siyasası; Naked
and Wild Imperialism (NWI); çıkar temelli diplomasi; zor yoluyla barış;
emperyalizm; uluslararası hukuk
Abstract
This article analyzes MAGA-era U.S. foreign policy through the
conceptual framework of Naked and Wild Imperialism (NWI), arguing that existing
theories of classical realism, hegemonic stability, and liberal
internationalism are insufficient to fully explain its logic and practice.
Drawing on a comparative country-based table, the study examines the political,
economic, military, and administrative concessions demanded by the United
States from both allies and adversaries. The findings demonstrate that MAGA-era
foreign policy operates according to a transactional, conditional, and
opportunistic logic, in which alliances, sovereignty, and legal norms are
treated as negotiable variables rather than binding commitments. The article
further argues that the doctrine of “peace by force” transforms military
threats, economic coercion, and diplomatic pressure into normative instruments
aimed at producing compliance rather than deterrence or balance. By showing how
international law and multilateralism are systematically subordinated to
executive discretion and power projection, the study positions NWI as a
necessary and explanatory conceptual lens for understanding the methodology,
ideology, and audacity of contemporary U.S. statecraft.
Keywords: MAGA-era U.S. foreign policy; Naked and Wild Imperialism (NWI);
transactional diplomacy; peace by force; imperialism; international law
GİRİŞ
MAGA (Make America Great Again)
dönemi ABD dış siyasası, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm
yaklaşımlarının ötesine geçen, ideolojik içerik ile fırsatçı zor kullanımını
birleştiren özgün bir paradigma ortaya koymuştur. Bu çalışma, söz konusu dönemi
Çıplak ve Vahşi Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI) kavramı
çerçevesinde ele almakta ve MAGA döneminin dış siyasa uygulamalarını bir
barışın zor yoluyla sağlanması (peace by force) öğretisi olarak
kavramsallaştırmaktadır.
Klasik gerçekçilik, gücü esas olarak
caydırıcılık ve denge unsuru olarak ele alırken, geleneksel emperyalizm yapısal
işgal, kalıcı denetim ve toprak genişlemesi üzerine kuruludur. Buna karşılık
MAGA dönemi ABD dış siyasası, çoğu zaman kalıcı işgal olmaksızın, askeri
tehdit, ekonomik baskı, diplomatik zorlamalar ve ideolojik söylem aracılığıyla
kısa vadeli, fırsatçı ve performatif [1] sonuçlar
üretmeyi hedeflemiştir. Bu yönüyle ABD gücü bu dönemde “çıplak” (naked) biçimde
sergilenmiş, “vahşi” (wild) bir fırsatçılıkla uygulanmış ve iç siyasal meşruluk
üretimiyle doğrudan bağlantılı duruma gelmiştir. Klasik gerçekçilik,
uluslararası siyaseti devletlerin güç, çıkar ve ayakta kalma arayışı üzerinden
açıklamaktadır (Morgenthau, 1948; Waltz, 1979).
Araştırmanın
Amacı ve Hedefleri
Bu çalışmanın temel amacı, MAGA dönemi
ABD dış siyasasını klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm yaklaşımlarının
ötesinde açıklayabilecek kavramsal bir çerçeve geliştirmektir. Bu doğrultuda
çalışma, Çıplak ve Vahşi Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI)
kavramını önererek, söz konusu dönemde ABD dış siyasasının güç kullanımını
nasıl olağanlaştırdığını, normatif ve hukuksal sınırları nasıl ikincil duruma
getirdiğini ve dış siyasayı nasıl çıkar odaklı, al-verci (transactional),
performatif ve fırsatçı bir yapıya dönüştürdüğünü çözümlemeyi amaçlamaktadır.
Araştırma, MAGA dönemi dış siyasasını
“barışın zor kullanma yoluyla sağlanması (peace by force)” öğretisi
çerçevesinde ele alarak, askeri tehditler, ekonomik zorlayıcılık ve diplomatik
baskının caydırıcılığın ötesinde uyum üretmeye yönelik normatif araçlar durumuna
geldiğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, çalışmanın bir diğer
amacı, zor kullanımının olağan dışı bir siyasa tercihi olmaktan çıkarılarak dış
siyasanın meşru ve sürekli bir unsuru olarak yeniden tanımlanmasını kavramsal
ve deneysel düzeyde göstermektir.
Bu genel amaç doğrultusunda çalışmanın
özgül hedefleri şunlardır:
MAGA
dönemi ABD dış siyasasının klasik gerçekçilik, liberal uluslararasıcılık ve
geleneksel emperyalizm kuramlarıyla hangi noktalarda örtüştüğünü ve hangi
açılardan bu yaklaşımların açıklayıcı kapasitesini aştığını ortaya koymak.
Çıplak
ve Vahşi Emperyalizm kavramını kuramsal olarak temellendirerek, bu kavramın
MAGA dönemi dış siyasa uygulamalarını açıklamadaki çözümleyici gücünü
göstermek.
ABD’nin
farklı ülke ve aktörlere yönelik taleplerini karşılaştırmalı bir çizelge
aracılığıyla çözümleyerek, bu taleplerin hangi araçlar (askeri, ekonomik,
diplomatik) ve hangi ödün beklentileri üzerinden şekillendiğini ortaya koymak.
“Çıkar
amaçlı” (transactional) dış siyasa anlayışının ittifak ilişkilerini, egemenlik
normlarını ve çok taraflı kurumları nasıl dönüştürdüğünü ve aşındırdığını
incelemek.
“Zor
yoluyla barış” öğretisinin uluslararası hukuk, çok taraflılık ve normatif meşruluk
üzerindeki etkilerini tartışarak, MAGA dönemi dış siyasasının küresel düzen
açısından doğurduğu sonuçları değerlendirmek.
Bu çalışma, sonuç olarak, MAGA dönemi
ABD dış siyasasını yalnızca dönemsel bir sapma ya da lider merkezli bir anomali
olarak değil, yeni bir emperyal uygulama ve zor kullanım rejimi olarak
kavramsallaştırmayı amaçlamakta ve bu yönüyle uluslararası ilişkiler yazınına
hem kavramsal hem de deneysel düzeyde özgün bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
Araştırma
Soruları
Bu çalışma aşağıdaki temel araştırma
sorularına yanıt aramaktadır:
Ana Araştırma
Sorusu
1.
MAGA dönemi ABD dış siyasası, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm
yaklaşımlarının ötesinde, nasıl bir güç kullanımı ve baskı uygulamasını temsil
etmektedir?
Alt Araştırma
Soruları
2.
MAGA dönemi ABD dış siyasasında zor kullanımı hangi koşullarda
olağanlaştırılmış ve dış siyasanın meşru, sürekli ve öğretisel bir unsuru durumuna
getirilmiştir?
3.
“Çıkar amaçlı” dış siyasa anlayışı, ABD’nin müttefikleri ve rakipleriyle
kurduğu ilişkilerde ittifak, egemenlik ve karşılıklılık normlarını nasıl
dönüştürmüştür?
4.
ABD’nin farklı ülke ve aktörlerden talep ettiği ödünler (ekonomik, stratejik,
siyasal) hangi araçlar (askeri tehdit, ekonomik zorlayıcılık, diplomatik baskı)
üzerinden üretilmektedir?
5.
“Zor yoluyla barış” öğretisi, askeri ve ekonomik zorlamayı caydırıcılığın
ötesinde nasıl bir uyum ve itaat üretme mekanizmasına dönüştürmektedir?
6.
MAGA dönemi dış siyasası, uluslararası hukuk, çok taraflılık ve normatif meşruluk
açısından nasıl bir aşınma ve yeniden tanımlama sürecine yol açmıştır?
7.
Çıplak ve Vahşi Emperyalizm kavramı, MAGA dönemi ABD dış siyasasının fırsatçı,
performatif ve al-verci niteliğini açıklamada mevcut uluslararası ilişkiler
kuramlarına oranla ne ölçüde açıklayıcıdır?
Deneysel ve
Karşılaştırmalı Sorular
8.
ABD’nin farklı bölgelere (Latin Amerika, Orta Doğu, Avrupa, Doğu Avrupa)
yönelik talepleri arasında araç kullanımı ve ödün beklentileri açısından ne tür
benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır?
9.
İşgal gerektirmeyen zorlayıcı uygulamalar ile eylemli veya olası işgal
senaryoları (örneğin Venezuela) NWI çerçevesinde nasıl anlamlandırılabilir?
Kavramsal ve
Yazınla İlişkili Soru
10.
MAGA dönemi ABD dış siyasası, süreklilik mi yoksa niteliksel bir kopuş mu
temsil etmektedir ve bu durum uluslararası ilişkiler yazınında nasıl
konumlandırılmalıdır?
YÖNTEM
Bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasını
çözümlemek amacıyla nitel, yorumlayıcı ve karşılaştırmalı bir araştırma yöntemi
benimsemektedir. Araştırma, dış siyasa uygulamalarını yalnızca sonuçlar
üzerinden değil, bu uygulamaları olanaklı kılan kavramsal çerçeveler, söylemler
ve araçlar üzerinden incelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda çalışma,
kavramsal çözümleme ile deneysel karşılaştırmalı çözümlemeyi bir araya getiren
bütünleşik bir yöntemsel yaklaşım kullanmaktadır.
Araştırma
Tasarımı
Araştırma, üç aşamalı bir tasarıma
dayanmaktadır. İlk aşamada, MAGA dönemi ABD dış siyasasını açıklamak üzere Çıplak
ve Vahşi Emperyaliz kavramı kuramsal olarak kurulmuştur. Bu aşamada klasik gerçekçilik,
liberal uluslararasıcılık ve geleneksel emperyalizm yazını eleştirel biçimde
değerlendirilmiş ve söz konusu yaklaşımların MAGA dönemi uygulamalarını
açıklamadaki sınırlılıkları ortaya konmuştur.
İkinci aşamada, NWI kavramı deneysel
olarak sınanmak üzere, ABD’nin farklı ülke ve aktörlere yönelik taleplerini
içeren karşılaştırmalı bir çözümleme çizelgesi oluşturulmuştur. Bu çizelge,
ABD’nin dış siyasa taleplerini talep edilen ödün türü, kullanılan araçlar
(askeri, ekonomik, diplomatik), hedef aktörün konumu (müttefik, rakip, bağımlı
aktör) ve normatif sonuçlar gibi ölçütler temelinde sınıflandırmaktadır.
Üçüncü aşamada ise, elde edilen
bulgular kavramsal çerçeveyle ilişkilendirilerek bütünleştirilmiş ve “zor
yoluyla barış” öğretisinin operasyonel mantığı çözümlenmiştir. Bu aşama,
NWI’nin yalnızca betimleyici değil, açıklayıcı ve bütüncül bir çerçeve
sunduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Veri Kaynakları
Araştırmada kullanılan veriler nitel
niteliktedir ve çoklu kaynaklardan derlenmiştir. Başlıca veri kaynakları
şunlardır: ABD başkanlık konuşmaları ve lider söylemleri, Beyaz Saray, ABD
Savunma Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi siyasa
belgeleri, yaptırım kararları, ulusal güvenlik strateji belgeleri ve savunma öğretileri,
uluslararası kuruluş belgeleri (BM Şartı gibi), güvenilir medya kaynakları ve siyasa
çözümlemeleri ve akademik yazın ve düşünce kuruluşu raporları. Bu kaynaklar,
söylem çözümlemesi ve bağlamsal yorumlama yöntemiyle değerlendirilmiştir.
Çözümleyici
Yöntem
Çalışmada nitel içerik çözümlemesi ve
karşılaştırmalı olay çözümlemesi birlikte kullanılmıştır. İçerik çözümlemesi
yoluyla, MAGA dönemi dış siyasa söylemlerinde güç kullanımı, zorlayıcılık,
normatif meşruluk ve istisna (olağan dışılık) dili gibi temalar saptanmıştır.
Karşılaştırmalı çözümleme ise, ABD’nin farklı ülkelere yönelik taleplerinin
benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çözümleme,
aşağıdaki ölçütler üzerinden yürütülmüştür: Talep edilen ödün türü (ekonomik, siyasal,
stratejik), kullanılan güç araçları (askeri tehdit, ekonomik yaptırım,
diplomatik baskı), işgal gereksinimi (var/yok), normatif ve hukuksal sonuçlar
ve iç siyasa ile dış siyasa arasındaki ilişki.
Yöntemsel
Sınırlılıklar
Bu çalışma, nitel ve kavramsal bir çözümleme
sunması nedeniyle, nedensel genelleme iddiasında bulunmamaktadır. Çözümleme,
MAGA dönemiyle sınırlıdır ve bulguların diğer dönemlere ya da farklı devletlere
doğrudan aktarılması dikkatli yorum gerektirmektedir. Bununla birlikte, NWI
kavramının gelecekte karşılaştırmalı ve nicel çalışmalarla sınanabilecek çözümleyici
bir çerçeve sunduğu değerlendirilmektedir.
KAVRAMSAL ÇERÇEVE
NWI, [2] devlet
gücünün örtük kurallar, normatif meşruluk ya da çok taraflı kurumlar
aracılığıyla değil, doğrudan, açık ve çoğu zaman tehdit edici biçimde
kullanıldığı bir dış siyasa yaklaşımını ifade eder. “Çıplak” kavramı, gücün
meşrulaştırılma çabasından büyük ölçüde arındırılmış olmasını ve “vahşi”
kavramı ise bu gücün sistemli bir uzun vadeli stratejiden çok, konjonktürel,
fırsatçı ve çıkar temelli (transactional) bir mantıkla uygulanmasını
anlatır. Bu çerçevede MAGA dönemi dış siyasası, askeri müdahale tehdidini,
ekonomik yaptırımları, ticaret savaşlarını ve diplomatik baskıyı, uluslararası
hukukun sınırları içinde kalma kaygısı gütmeksizin birer siyasa aracı olarak
kullanmıştır. Dahası, bu araçlar yalnızca dış aktörleri etkilemek için değil,
aynı zamanda iç kamuoyuna zor, kararlılık ve üstünlük gösterisi sunmak amacıyla
da kullanılmıştır. Bu çalışma, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm
yaklaşımlarının açıklamakta yetersiz kaldığı bu dış siyasa pratiğini NWI
kavramı ile çözümlemektedir (Waltz, 1979; Harvey, 2003).
MAGA dönemi ABD dış siyasasında
“transactional” (çıkar temelli, al-verci ve koşullu) yaklaşım, uluslararası
ilişkilerin normlara, uzun vadeli yükümlenmeler ve kurumsal bağlılıklara değil,
anlık kazanç ve karşılıklı ödün değişimine indirgenmesini ifade etmektedir. Bu
anlayışta ittifakların, hukukun ve çok taraflı mekanizmaların kendi başına bir
değeri bulunmamakta ve ilişkiler yalnızca ABD’nin o anki siyasal, ekonomik ve
stratejik çıkarlarına hizmet ettikleri sürece anlam kazanmaktadır. Klasik gerçekçilikte
güç kullanımının denge ve kararlılık üretmeye yönelik araçsal bir niteliği
varken, “transactional” mantıkta güç ve zorlayıcı araçlar, anlık itaat
ve uyum üretmek üzere doğrudan işletilmektedir. Benzer şekilde, geleneksel
emperyalizmin aksine kalıcı yapılar, kurumsal sorumluluklar veya uzun vadeli
yönetim hedeflenmemekte ve etki, fırsatçı biçimde ekonomik kaldıraçlar, askeri
tehditler ve diplomatik baskılar yoluyla kurulmaktadır. Bu yaklaşım,
uluslararası hukuku ve egemenlik ilkesini pazarlık edilebilir değişkenlere
dönüştürürken, yürütme erkinin takdir yetkisini genişletmekte ve olağan dışılık
durumunu kalıcı bir yönetim tekniğine dönüştürmektedir. Dolayısıyla “transactional”
dış siyasa, Çıplak ve Vahşi Emperyalizm’in (Naked and Wild Imperialism, NWI)
hem operasyonel mantığını hem de ideolojik zeminini oluşturan temel
unsurlardan biri olarak, MAGA dönemi ABD dış siyasasının normatif, hukuksal ve
kurumsal bağlardan bilinçli kopuşunu açıklayan merkezi bir kavram niteliği
taşımaktadır.
“Transactional”
Dış Siyasa ile “Peace by Force” Arasındaki Bağ
MAGA dönemi ABD dış siyasasında “transactional”
(çıkar temelli, al-verci ve koşullu) yaklaşım, “zor yoluyla barış” öğretisinin uygulama
ve operasyonel zeminini oluşturmaktadır. Bu çerçevede barış, karşılıklı rıza, görüşme
veya normatif uzlaşma yoluyla değil, korku, baskı ve tek taraflı güç kullanımı
tehdidiyle oluşturulması gereken bir durum olarak yeniden tanımlanmaktadır. “Transactional”
mantık, askeri güç, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik baskıyı
caydırıcılığın ötesine taşıyarak, doğrudan uyum ve itaat üretmeye yönelik
normatif araçlara dönüştürmektedir. Böylece güç kullanımı olağan dışı bir
başvuru olmaktan çıkarak, dış siyasanın olağan ve meşru bir unsuru olmaktadır.
Bu bağlamda “peace by force”, “transactional” dış siyasanın ideolojik
ifadesi olarak işlev görmekte ve uluslararası düzen, karşılıklı yükümlülükler
temelinde değil, ABD’nin tek taraflı takdir yetkisi ve anlık çıkar hesapları
doğrultusunda şekillendirilmektedir. Bu durum, hukukun askıya alındığı,
egemenliğin pazarlık konusu yapıldığı ve olağan dışılığın kalıcı bir yönetim
tekniği olarak normalleştirildiği bir dış siyasa uygulamasına işaret
etmektedir.
“Transactional”,
“Hegemonik” ve Liberal Dış Siyasa Arasında Karşılaştırmalı Bütünleştirme
“Transactional” dış siyasa anlayışı ne klasik hegemonik kararlılık
kuramıyla ne de liberal uluslararasıcılıkla tam olarak örtüşmektedir. Hegemonik
kararlılık yaklaşımı, egemen gücün düzen üretme sorumluluğunu üstlenmesini,
kurumsal çerçeveler aracılığıyla öngörülebilirlik sağlamasını ve sistemin
maliyetlerini belirli ölçüde üstlenmesini varsayar. Liberal uluslararasıcılık
ise çok taraflılık, hukuk, normlar ve kurumsal iş birliği yoluyla meşruluk
üretmeyi hedefler. Buna karşılık “transactional” yaklaşım, ne düzen
üretme sorumluluğunu kabul eder ne de normatif meşruluğu önemser ve ittifaklar,
kurumlar ve hukuksal çerçeveler yalnızca kısa vadeli çıkar sağladıkları sürece
anlam taşır. Bu nedenle MAGA dönemi dış siyasası, hegemonik liderlikten çok
sorumluluktan kaçınan bir baskı biçimi, liberal düzenin ise açık bir reddi
niteliğindedir. “Transactional” mantık, uluslararası sistemi kalıcı
kurallar ve dengeler üzerinden değil, güç ilişkilerinin sürekli yeniden
pazarlık edildiği akışkan bir alan olarak görür. Bu yönüyle “NWI” klasik gerçekçiliğin
denge arayışını, hegemonik kararlılığın düzen üretme savını ve liberal
uluslararasıcılığın normatif çerçevesini aşarak, çıplak güç, fırsatçı baskı ve
ideolojik performatif olmayı merkeze alan özgün ve çağdaş bir dış siyasa
paradigması sunmaktadır. NWI, hegemonik
düzen üretme amacından çok sorumluluktan kaçınan ve fırsatçı bir baskı biçimini
temsil etmektedir (Arrighi, 1994; Porter, 2020).
YÖNTEM VE
ÇÖZÜMLEME ÇERÇEVESİ
Bu çalışmada MAGA dönemi ABD dış siyasası,
ülke/aktör bazında şu ölçütler üzerinden çözümlenmektedir: ABD’nin ilgili
ülkeden talep ettiği somut ödünler ve ayrıcalıklar, bu taleplerin amaç türü
(stratejik, ekonomik, ideolojik, güvenlik), kullanılan araçlar ve yöntemler
(askeri tehdit, ekonomik baskı, diplomasi vb.) ve söz konusu siyasaların hukuksal
ve normatif risk düzeyi. Bu çerçevede oluşturulan tablo, MAGA dönemi ABD dış siyasasının
deneysel bir haritasını sunmakta ve NWI kavramının somut karşılıklarını görünür
kılmaktadır.
BULGULAR VE
ÇİZELGENİN ÇÖZÜMLENMESİ
Yöntem bölümünde kuramsal açıklaması
yapılan karşılaştırma çizelgesi aşağıda yer almaktadır.
|
Çizelge 1: ABD’nin ve Trump’ın Diğer Ülkelerden
Talepleri |
||||
|
Ülke / Aktör |
Trump’ın Talepleri / Ödünler /
İstekler |
Amaç Türü |
Araç / Yöntem |
Risk / Hukuksal Durum |
|
Venezuela |
Maduro’nun devrilmesi; ABD şirketlerinin petrol işletmesi ve
gelirlerin yönetimi; Altın ve stratejik kaynaklara erişim, Göçün kontrol
altına alınması |
Siyasal, Ekonomik Stratejik |
Askeri tehdit, diplomatik izolasyon, ekonomik baskı |
Yüksek |
|
Kolombiya |
Kokain akışını kontrol altına almak; ABD ile güvenlik iş
birliğini artırmak, Devlet Başkanının ayrılması, Kokain üretiminin
durdurulması |
Güvenlik, Uyuşturucu kontrolü |
Diplomasi, iş birliği, baskı |
Düşük |
|
Kanada |
NAFTA’yı yeniden görüşerek ABD lehine USMCA durumuna getirmek;
Ticaret dengesini ABD lehine düzeltmek, Enerji ve doğal kaynak anlaşmalarında
ABD lehine taviz sağlamak; İttifak ve güvenlik iş birliğini ABD çıkarlarıyla
uyumlu duruma getirmek; Kanada’yı ABD’ye eyalet olarak katma olasılığını
gündeme almak |
Stratejik, Siyasal, Ekonomik |
Ticaret baskısı, diplomasi, siyasal öneriler |
Yüksek |
|
Meksika |
Göç akışını azaltmak; Uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele,
Ticaret ve ekonomik üstünlük, ülkeyi kartellerin yönetmesi |
Stratejik, Siyasal |
Diplomasi, ticaret baskısı, sınır kontrolü |
Orta |
|
NATO müttefikleri |
Katkı paylarını artırmak; İttifakları ABD çıkarları
doğrultusunda kullanmak |
Stratejik, Ekonomik |
Diplomatik baskı, tehdit |
Düşük |
|
Türkiye |
NATO iş birliği ve üs erişimi; ABD çıkarlarına ters Rusya-S-400
ilişkilerini sınırlandırmak; Enerji alımlarını ABD lehine ayarlamak, İran’dan
petrol alımını durdurmak |
Stratejik, Güvenlik, Ekonomik |
Diplomasi, baskı, askeri iş birliği |
Orta |
|
İsrail |
Koşulsuz ABD desteği; Askeri ve teknolojik iş birliği |
Stratejik, İdeolojik |
Yardım, diplomatik destek |
Düşük |
|
Suudi Arabistan |
Petrol üretimi ve fiyat kararlılığını sağlamak; İran’a karşı ABD
lehine caydırıcı pozisyon almak |
Stratejik, Ekonomik |
Diplomasi, ekonomik baskı |
Düşük |
|
BAE |
ABD’nin Orta Doğu siyasalarına destek; İran ve bölgesel
rakiplere karşı iş birliği |
Stratejik |
Diplomasi, iş birliği |
Düşük |
|
Katar |
ABD üslerini korumak; Bölgesel nüfuzu ABD lehine kullanmak |
Stratejik, Ekonomik |
Diplomasi, üs kullanımı |
Düşük |
|
Mısır |
ABD silah satışlarını sürdürmek; Orta Doğu’da ABD çıkarlarına
uygun siyasa |
Stratejik, Siyasal |
Diplomasi, askeri iş birliği |
Düşük |
|
Filistin |
Devlet statüsü ve uluslararası tanınmayı sınırlandırmak; İki
devletli çözümü zayıflatacak siyasaları desteklemek, Gazze’nin ekonomik ve
stratejik düzenlenmesi |
Siyasal, Stratejik |
Diplomasi, normatif baskı |
Yüksek |
|
Danimarka/Grönland |
Satın alma veya kontrol hakkı; Stratejik kaynaklara erişim,
Kuzey Atlantik üstünlüğü, Grönland’a duyulan ABD ulusal güvenlik gereksinmesi |
Ekonomik, Stratejik |
Diplomasi, satın alma girişimi |
Orta |
|
Ukrayna |
Nadir toprak elementleri ve stratejik kaynaklara erişim |
Ekonomik, Stratejik |
Diplomasi, ekonomik baskı |
Orta |
|
Rusya |
Venezuela ve Latin Amerika’daki iş birliklerini ABD lehine
sınırlamak |
Stratejik, Jeosiyasal |
Diplomasi, baskı |
Orta |
|
Çin |
Venezuela petrolünü ABD çıkarına zarar vermeden almak; Batı
yarımküreye müdahale etmemek |
Ekonomik, Stratejik |
Ticaret baskısı, diplomasi |
Orta |
|
İran |
ABD karşıtı siyasalardan kaçınmak; Nükleer programı sınırlamak
ve yeniden başlamamak, Venezuela/Hizbullah ile silah ilişkilerini kısıtlamak,
göstericileri öldürmemek, |
Stratejik, Güvenlik |
Yaptırımlar, diplomasi, askeri tehdit |
Yüksek |
|
Suriye |
ABD karşıtı güçleri sınırlamak; Stratejik boşlukları ABD lehine
kullanmak |
Stratejik |
Askeri tehdit, diplomasi |
Orta/Yüksek |
|
Lübnan (Hizbullah) |
ABD karşıtı silah ve stratejik destek vermemek |
Stratejik, Güvenlik |
Diplomatik baskı |
Orta/Yüksek |
|
Küba |
Sosyalizm ekseni etkisini sınırlamak Geliri azaldı Çok zayıf |
İdeolojik, Stratejik |
Diplomatik izolasyon, ekonomik baskı |
Orta |
|
Nikaragua |
Sosyalizm ekseni etkisini sınırlamak |
İdeolojik, Stratejik |
Diplomatik baskı |
Orta |
|
Libya |
Kaddafi’nin devrilmesi ve öldürülmesi |
Stratejik, Siyasal |
Askeri müdahale |
Yüksek |
|
Panama |
Panama Kanalı’nın ABD’ye geri verilmesi, kanalın “Çin’in
kontrolünde” olduğunu ileri sürmesi, geçiş ücretlerinde ABD’ye ayrıcalık
tanınması |
|
|
|
Çizelgeye dayalı çözümleme, MAGA
dönemi ABD dış siyasasında üç temel eğilimi açık biçimde ortaya koymaktadır.
Ödün Merkezli ve Çıkar
Temelli Diplomasi
Kanada, Meksika, NATO müttefikleri ve
Türkiye örneklerinde görüldüğü üzere, ABD ittifak ilişkilerini kalıcı normlar
ve ortak değerler temelinde değil, anlık ödünler ve karşılıklılık üzerinden
tanımlamıştır. Ticaret anlaşmalarının yeniden görüşme konusu yapılması, savunma
katkı paylarının artırılması ve enerji siyasalarının ABD lehine yeniden
düzenlenmesi bu yaklaşımın somut örnekleridir. Kanada’nın ABD’ye eyalet olarak
katılmasının dahi söylemsel düzeyde gündeme getirilmesi, NWI’nin norm
aşındırıcı ve köktenci yönünü göstermesi açısından çarpıcıdır.
Kaynak, Alan ve
Akış Denetimi
Venezuela, Grönland, Ukrayna ve Orta
Doğu örneklerinde ABD’nin temel güdülenmesinin enerji kaynakları, stratejik
madenler, ticaret yolları ve nüfus hareketleri olduğu görülmektedir. Bu
bağlamda zor kullanımı, klasik emperyalizmin aksine kalıcı işgalden çok, geçici
denetim, yönetim ve yönlendirme biçiminde kurgulanmıştır. Venezuela örneğinde
ise bu sınır aşılmış ve geçici yönetim söylemi altında işgal ve yönetim niyeti
açıkça dile getirilmiştir. Bu durum, NWI’nin gerektiğinde klasik emperyal
yöntemlere geri dönebileceğini de göstermektedir.
İdeolojik ve
Performatif Zor Kullanımı
Filistin, Küba, Nikaragua, İran ve
Suriye siyasaları, MAGA dönemi dış siyasasının ideolojik ve performatif
boyutunu öne çıkarmaktadır. Filistin’de iki devletli çözüm düşüncesinin ortadan
kaldırılması, yaptırımların normatif bir silah durumuna getirilmesi, 70.000’i
aşkın masum sivilin öldürülmesi ve bunun birkaç katının yaralanması, 2.5 milyon insanın yaşadığı yerleşim yerinin
yerle bir edilmesi ve insanların bombalanma tehdidiyle sürekli göçe mahkum
edilmesi gibi uluslararası soykırımlara sessiz ve tepkisi kalınması ve askeri
tehditlerin açıkça dillendirilmesi, “zor yoluyla barış” anlayışının normatif
içeriğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda barış, görüşme ve uzlaşma sonucu
ortaya çıkan bir durum olarak değil, direnişin bastırılması ve uyumun zorla
sağlanması olarak yeniden tanımlanmaktadır.
Değerlendirme:
Zor Yoluyla Barış Öğretisi
MAGA dönemi ABD dış siyasası, barışı
uluslararası hukuk, çok taraflılık veya adalet temelinde değil, korku, baskı ve
caydırıcı şiddet üzerinden oluşturmayı etmeyi hedeflemiştir. Bu yaklaşımda zor
olağan dışı bir araç değil, dış siyasanın sürekli ve meşru bir bileşeni durumuna
gelmiştir. Bu durum yürütme erkinin genişlemesine, Kongre denetiminin
zayıflamasına ve uluslararası normların ikincil duruma gelmesine yol açmıştır.
Böylece “zor yoluyla barış”, yalnızca bir strateji değil, aynı zamanda bir
yönetim ve meşruluk öğretisi olarak işlev görmüştür. Bu çalışma, MAGA dönemi
ABD dış siyasasını NWI kavramı üzerinden çözümleyerek, söz konusu dönemin
klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizmle tam olarak açıklanamayacağını
ortaya koymuştur. NWI, gücün çıplak, fırsatçı ve ideolojik uygulandığı bir dış siyasa
biçemini tanımlamakta ve “zor yoluyla barış” öğretisinin deneysel karşılığını
sunmaktadır. MAGA dönemi, ABD dış siyasasında hem süreklilik hem de niteliksel
bir kırılma yaratmıştır. Bu kırılma, uluslararası ilişkiler yazınında yeni
kavramsal araçlara duyulan gereksinimi açıkça ortaya koymakta ve NWI bu boşluğu
dolduran önemli bir çözümleyici çerçeve sunmaktadır. “Peace by force” anlayışı,
askeri tehdit ve ekonomik zorlamayı caydırıcılığın ötesinde, doğrudan uyum
üretmeye yönelik normatif araçlar olarak konumlandırmaktadır (The White House,
2017, 2025).
ÜLKE VE BÖLGE
TEMELİNDE ÇÖZÜMLEME
Bu bölümde Çizelge 1, ülke/aktör
bazında çözümlenerek MAGA dönemi ABD dış siyasasının hangi ülkeden hangi somut
ödünleri talep ettiği, bu taleplerin hangi araçlarla dayatıldığı ve NWI
mantığıyla nasıl örtüştüğü gösterilmektedir.
Kanada
Kanada örneği, MAGA döneminde
müttefiklik ilişkisinin dahi egemenlik tartışmasına açılabildiğini
göstermektedir. NAFTA’nın ABD lehine yeniden düzenlenmesiyle başlayan süreç,
ticaret dengesi, enerji kaynakları ve güvenlik iş birliğinin Washington’un kısa
vadeli çıkarlarına bağlı kılınmasıyla devam etmiştir. Kanada’nın ABD’ye eyalet
olarak bağlanması yönündeki söylemler ise klasik diplomatik baskının ötesine
geçerek, NWI’nin “çıplak” ve norm tanımaz karakterini yansıtmaktadır. Burada
talep edilen ödün, yalnızca ekonomik değil, egemenliğin simgesel olarak
aşındırılmasıdır.
Meksika
Meksika’dan talep edilen temel ödün,
ABD’nin sınır güvenliği sorunlarını Meksika’ya ihale etmesidir. Göç akışının
durdurulması, uyuşturucu kartellerine karşı sert önlemler ve ticari
düzenlemelerin ABD lehine yapılandırılması, Meksika’nın iç güvenlik ve ekonomik
egemenliğini sınırlayan talepler olarak öne çıkmaktadır. NWI bağlamında
Meksika, doğrudan işgal edilmeksizin güvenlik tamponuna dönüştürülmektedir.
Grönland
Grönland olayı, MAGA dönemi jeosiyasal
fırsatçılığın en çıplak örneklerinden biridir. ABD’nin ada üzerindeki denetim
veya satın alma talebi, uluslararası hukuk ve müttefiklik normlarını ikincil
plana itmiştir. Burada istenen ödün nadir toprak elementleri, Arktik bölgesinde
askeri üstünlük ve Kuzey Atlantik’te stratejik denetim sağlamaktır. Bu
yaklaşım, NWI’nin kaynak odaklı ve norm dışı karakterini açıkça ortaya
koymaktadır.
NATO Müttefikleri
NATO ülkelerinden talep edilen ödün, toplu
güvenlik ilkesinin maliyetinin artırılması ve ittifakın ABD çıkarları
doğrultusunda araçsallaştırılmasıdır. Savunma harcamalarının artırılması,
ABD’nin güvenlik şemsiyesinin bir pazarlık unsuru durumuna getirilmesi anlamına
gelmektedir. Bu durum, ittifak ilişkilerinin normatif değil, tümüyle çıkar
amaçlı (transactional) bir zemine kaydığını göstermektedir.
Türkiye
Türkiye’den beklenen ödünler çok
katmanlıdır: NATO içindeki askeri uyum, üs erişimi, Rusya ile savunma iş
birliğinin sınırlandırılması, İran’dan enerji alımının kesilmesi ve ABD enerji
kaynaklarına yönelim. Ayrıca savunma sanayii alanında ABD’ye bağımlılığın
sürdürülmesi talep edilmektedir. Türkiye örneği, NWI’nin bölgesel güçleri
dengelemek yerine baskı yoluyla hizaya getirme stratejisini yansıtır.
İsrail ve
Filistin
İsrail’e yönelik siyasa, koşulsuz
destek ve askeri-teknolojik yardım üzerinden normatif zor projeksiyonuna
dayanmaktadır. Filistin’den talep edilen ödün ise doğrudan egemenlik ve siyasal
varoluşla ilgilidir: devlet statüsünün sınırlandırılması, iki devletli çözümün
zayıflatılması ve Gazze gibi bölgelerin ekonomik ve stratejik yeniden
düzenlenmesi. Bu yaklaşım, NWI’nin nüfuslar ve alanlar üzerinde yeniden
düzenleme yapma cesaretini göstermektedir.
İran
İran’dan talep edilen ödünler, nükleer
programın durdurulması, bölgesel ittifakların (Hizbullah, Venezuela vb.)
sınırlandırılması ve ABD karşıtı söylemin terk edilmesidir. Burada amaç,
İran’ın bölgesel özerkliğini törpülemek ve onu sürekli bir baskı altında
tutmaktır. Bu, caydırıcılığın ötesine geçen kalıcı bir zorlayıcı stratejidir.
Venezuela
Venezuela olayı, NWI’nin en uç
örneklerinden biridir. Maduro’nun devrilmesi, ülkenin geçici olarak ABD
tarafından yönetilmesi, petrol ve altın kaynaklarının ABD şirketleri
aracılığıyla işletilmesi gibi talepler, eylemli bir vasilik rejimini işaret
etmektedir. İşgal olasılığının açıkça dile getirilmesi, NWI’nin gerektiğinde
klasik emperyalist yöntemlere de başvurabileceğini göstermektedir. ABD’nin Venezuela, Ukrayna ve Orta Doğu’ya
yönelik talepleri, ekonomik araçların stratejik ve zorlayıcı biçimde silahlandırıldığını
göstermektedir (Harvey, 2003; Atlantic Council, 2023).
Rusya, Çin ve
Küresel Rakipler
Rusya ve Çin’den talep edilen ödünler,
Batı yarımküredeki etkilerinin sınırlandırılması ve ABD çıkarlarını zedeleyecek
atılımlardan kaçınmalarıdır. Bu talepler, doğrudan görüşme yerine tehdit ve
yaptırım diliyle ifade edilmektedir. NWI burada, küresel yarışmayı normatif
düzen yerine zor ilişkileri üzerinden yeniden tanımlamaktadır. Yaptırımlar, çok
taraflı meşruluk üretmekten çok yürütme erkinin tek taraflı takdir yetkisine
dayalı baskı araçları olarak kullanılmaktadır (U.S. Department of the Treasury,
2017–2025).
Orta Doğu’daki
Körfez Ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Mısır)
Bu ülkelerden talep edilen ödünler;
enerji piyasalarında ABD çıkarlarına uygun hareket edilmesi, askeri üslerin ve
silah satışlarının sürdürülmesi ve İran’a karşı ABD çizgisinde konumlanmadır.
Karşılığında güvenlik güvenceleri sunulmakta, ancak bu güvenceler kalıcı
ittifak değil, koşullu sadakat üzerinden şekillenmektedir.
Yukarıda özetlenen ülke ve bölge bazlı
çözümleme, MAGA dönemi ABD dış siyasasının ortak bir mantıkla işlediğini
göstermektedir: her aktörden somut, ölçülebilir ve kısa vadeli ödünler talep
edilmekte ve bu talepler askeri, ekonomik veya diplomatik baskıyla
desteklenmektedir. Böylece NWI, klasik emperyalizmin yapısal işgaline gerek
duymadan, egemenlikleri parça parça aşındıran çağdaş bir zor kullanımı modeli
olarak ortaya çıkmaktadır. Çağdaş emperyalizm, yalnızca toprak işgaliyle değil,
ekonomik zorlayıcılık ve kaynaklara el koyma yoluyla da işletilebilmektedir
(Harvey, 2003; Arrighi, 1994).
KARŞILAŞTIRMALI BÜTÜNLEŞTİRME:
MÜTTEFİKLER, RAKİPLER VE COĞRAFİ FARKLILAŞMA
Bu bölüm, çizelgeye dayalı ülke
çözümlemelerinden elde edilen bulguları karşılaştırmalı bir çerçevede bütünleştirerek
MAGA dönemi dış siyasasının yapısal mantığını ortaya koymaktadır. Çözümleme, üç
temel eksen üzerinden ilerlemektedir: (i) müttefikler ile rakipler arasındaki
farklı yaklaşım, (ii) Küresel Kuzey–Küresel Güney ayrımı ve (iii) işgal
gerektiren ve gerektirmeyen zor kullanımı biçimleri.
Müttefikler ve
Rakipler Arasındaki Asimetrik Zorlama
MAGA dönemi dış siyasasında
müttefiklik, koruyucu bir statü değil, aksine daha yüksek düzeyde ödün talebine
açık bir ilişki biçimi olarak kurgulanmıştır. NATO müttefikleri, Kanada,
Meksika, Türkiye, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi aktörlerden talep
edilenler savunma harcamalarının artırılması, ABD üslerine erişim, enerji ve
ticaret alanlarında ABD lehine düzenlemeler ve bölgesel siyasalarda uyum
şeklinde somutlaşmaktadır. Bu ülkelerden beklenen ödünler, doğrudan rejim
değişikliği değil ekonomik, askeri ve siyasal bağımlılığın
derinleştirilmesidir.
Rakip ya da düşman olarak kodlanan
Venezuela, İran, Küba, Nikaragua, Suriye ve dolaylı biçimde Rusya ve Çin ise
farklı bir zorlama rejimine tabi tutulmaktadır. Bu aktörlerden talep edilenler
rejim davranışlarının köklü biçimde değiştirilmesi, ittifak ağlarının
parçalanması, stratejik kaynaklara erişim sağlanması ve gerektiğinde rejim
değişikliğidir. Venezuela örneğinde görüldüğü üzere, geçici yönetim söylemi
dahi doğrudan egemenliğin askıya alınması anlamına gelmektedir. Bu durum,
NWI’nin müttefik–rakip ayrımını hukuksal statüye değil, yarar-maliyet
hesaplarına dayandırdığını göstermektedir.
Küresel Kuzey ve
Küresel Güney Ayrımı
Karşılaştırmalı çözümleme, MAGA dönemi
siyasasının Küresel Kuzey ve Küresel Güney arasında belirgin bir yöntem farkı
izlediğini ortaya koymaktadır. Kanada, Grönland, NATO ülkeleri ve kısmen İsrail
gibi Küresel Kuzey aktörleri, doğrudan ilhak ya da işgal tehdidinden çok,
ekonomik baskı, kurumsal yeniden görüşme (USMCA, NATO katkı payları) ve simgesel
egemenlik savları (Kanada’nın eyaletleşmesi söylemi, Grönland’ın satın
alınması) yoluyla hedef alınmaktadır. Burada zor kullanımı çoğunlukla
söylemsel, hukuksal ve ekonomik araçlarla dolaylı biçimde işletilmektedir.
Buna karşılık Venezuela, Filistin,
Suriye, Libya ve Irak gibi Küresel Güney olaylarında zor kullanımı çok daha
çıplak ve norm aşındırıcıdır. Rejim değişikliği, geçici yönetim, zorla yerinden
etme, kaynaklara el koyma ve sınırların yeniden düzenlenmesi açıkça
tartışılabilmektedir. Filistin bağlamında iki devletli çözümün askıya alınması
ve Gazze’nin ekonomik bir alan olarak yeniden kurgulanması, nüfus ve mekan
mühendisliğinin NWI kapsamında meşrulaştırıldığını göstermektedir.
İşgal Gerektiren
ve Gerektirmeyen Zor Kullanımı
MAGA dönemi dış siyasasının ayırt
edici özelliklerinden biri, işgali olağan dışı fakat tümüyle dışlanmamış bir
araç olarak konumlandırmasıdır. Grönland, Ukrayna’daki nadir toprak
elementleri, NATO ve Körfez ülkeleri örneklerinde görüldüğü üzere, temel tercih
doğrudan askeri işgal yerine ekonomik erişim, stratejik kaldıraç ve siyasal
baskı yoluyla sonuç almaktır. Bu, düşük maliyetli ve yüksek görünürlüklü bir
emperyal uygulama örneği sunmaktadır. Ancak Venezuela, Irak ve kısmen Suriye
örnekleri, bu sınırın aşılabildiğini göstermektedir. Özellikle Venezuela’da
dile getirilen geçici yönetim, ABD’li yetkililerin Venezuela yönetime alınması
ve Venezuela Devlet Başkanı Bayan Rodriguez’in Trump tarafından Maduro ile aynı
akıbeti paylaşacağı sözleriyle tehdit edilmesi işgalin artık örtük değil açık
bir seçenek durumuna geldiğini göstermektedir. Bu durum, NWI’nin esnek ama
gerektiğinde maksimalist bir zor kullanımına izin veren yapısını doğrulamaktadır.
Bu durum, Carl Schmitt’in “egemen, olağan dışılığa karar verendir” yaklaşımıyla
uyumlu biçimde, hukukun siyasal irade karşısında askıya alınmasını
normalleştirmektedir (Schmitt, 1922; Agamben, 2005).
Bütünleştirme:
NWI’nin Yapısal Mantığı
Bu karşılaştırmalı bulgular bir arada
değerlendirildiğinde, MAGA dönemi dış siyasasının tutarsız değil, aksine son
derece tutarlı bir mantık izlediği görülmektedir. Bu mantık, egemenliği
pazarlık konusu durumuna getiren, normları araçsallaştıran, müttefikliği
koşullu kılan ve gücü hem söylemsel hem maddi düzlemde çıplak biçimde
sergileyen bir emperyal akılcılığa dayanmaktadır. Çıplak ve Vahşi Emperyalizm kavramı,
bu akılcılığın hem yöntemsel (wild) hem de meşruluk anlayışı açısından (naked)
özgünlüğünü açıklamak için işlevsel bir çerçeve sunmaktadır.
ÇİZELGE
BAĞLAMINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışmada sunulan çizelge, MAGA
dönemi ABD dış siyasasının ülke ve bölge bazlı taleplerini sistemli biçimde
ortaya koyarak, söz konusu siyasanın rastlantısal ya da tepkisel değil, belirli
bir mantık çerçevesinde işleyen bütünlüklü bir dış siyasa paradigmasına
dayandığını göstermektedir. Çizelgede yer alan ülkeler incelendiğinde, ABD’nin
müttefik–rakip ayrımını normatif ya da hukuksal ölçütlere göre değil, bütünüyle
yararcı ve çıkar temelli bir zeminde kurduğu açık biçimde görülmektedir. NATO
üyelerinden komşu ülkelere, enerji zengini devletlerden jeosiyasal açıdan
kritik bölgelere kadar uzanan bu talepler dizisi, dış siyasanın kurumsal
süreklilikten çok koşullu, al-verci ve geri alınabilir yükümlenmeler üzerine kurulduğunu
ortaya koymaktadır. MAGA dönemi ABD dış siyasası, ittifakları ve kurumsal
ilişkileri normatif bağlılıklar olarak değil, koşullu ve geri alınabilir
pazarlık alanları olarak ele almaktadır (Bolton, 2020; Porter, 2020).
Çizelge aynı zamanda, ABD’nin farklı
ülkelere yönelttiği taleplerin içerik ve yoğunluk bakımından değişse de temel
mantığın değişmediğini göstermektedir. Kanada’dan ekonomik ve hatta siyasal
bütünleşmeye varan talepler, Meksika’dan sınır güvenliği ve göç denetimi, NATO
müttefiklerinden mali yük paylaşımı, Türkiye’den enerji ve güvenlik alanlarında
uyum, Venezuela ve Ukrayna’dan ise doğrudan kaynak erişimi ve yönetimsel
denetim beklentileri, ABD’nin dış ilişkileri bir egemenlikler arası iş birliği
alanı olarak değil, pazarlık edilebilir bir çıkar alanı olarak gördüğünü doğrulamaktadır.
Bu bağlamda çizelge, egemenlik ilkesinin aşındırıldığı, uluslararası hukukun
ise bağlayıcı bir norm olmaktan çıkarılarak duruma göre askıya alınabilen bir
değişkene dönüştürüldüğünü somut biçimde ortaya koymaktadır.
Genel
görünüm değerlendirildiğinde, MAGA dönemi dış siyasasının klasik gerçekçiliğin
denge ve öngörülebilirlik arayışından, hegemonik kararlılık kuramının düzen
üretme savından ve liberal uluslararasıcılığın normatif çerçevesinden belirgin
biçimde ayrıldığı görülmektedir. Bunun yerine, askeri tehdit, ekonomik
zorlayıcılık ve diplomatik baskının birlikte ve eş zamanlı kullanıldığı ve bu
araçların yalnızca caydırıcı değil, doğrudan uyum ve itaat üretmeye yönelik
normatif araçlar durumuna getirildiği bir dış siyasa uygulaması ortaya
çıkmaktadır. Çizelgede yer alan talepler, “barışın güç yoluyla sağlanması”
anlayışının soyut bir söylem değil, somut ve operasyonel bir öğreti olarak
uygulandığını göstermektedir. Bu yaklaşım, karşılıklı bağımlılık ve kurumsal iş
birliği varsayımlarına dayanan liberal uluslararasıcılıkla açık bir gerilim
içindedir (Keohane ve Nye, 1977).
Bu çerçevede çizelge, NWI kavramının
kuramsal geçerliliğini deneysel düzeyde destekleyen güçlü bir çözümleyici araç
işlevi görmektedir. ABD’nin yapısal işgalden kaçınan, ancak kaynaklara,
ticarete, güvenlik mimarisine ve siyasal kararlara doğrudan müdahale eden
talepleri bu müdahalelerin açık, pazarlıkçı ve ideolojik olarak ve performatif
biçimde sunulması, NWI’nin “çıplak”, “fırsatçı” ve “normatif sınır tanımaz”
karakterini net biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, MAGA
dönemi ABD dış siyasasının ne geçici bir sapma ne de kişisel liderlik biçemine
indirgenebilecek bir olgu olduğunu, aksine, uluslararası ilişkiler yazınında
yeni bir kavramsal çerçeveyle açıklanması gereken özgün ve dönüştürücü bir
paradigma olduğunu ortaya koymaktadır. MAGA söylemi, dış siyasayı yalnızca
stratejik bir alan değil, aynı zamanda iç siyasal meşruluk üreten performatif
bir güç gösterisi durumuna getirmiştir (Butler, 2021).
Siyasa Odaklı
Sonuç
Bu çalışmada çözümlenen çizelge, MAGA
dönemi ABD dış siyasasının öngörülebilir kurallara dayalı bir uluslararası
düzen vizyonundan çok, güç, baskı ve koşullu ödün değişimine dayalı bir yönetim
anlayışı benimsediğini açıkça ortaya koymaktadır. ABD’nin müttefiklerinden
rakiplerine kadar uzanan geniş bir aktör yelpazesine yönelttiği talepler, dış siyasanın
artık kararlılık üretmeye değil, kısa vadeli uyum ve itaat sağlamaya
odaklandığını göstermektedir. Bu yaklaşım, uluslararası hukukun ve çok taraflı
kurumların bağlayıcılığını zayıflatmakta ve egemenliği, güvenliği ve kaynakları
pazarlık edilebilir unsurlara dönüştürmektedir. Siyasa yapıcılar açısından bu
tablo, ABD ile ilişkilerin kalıcı yükümlenmelere değil, sürekli yeniden görüşme
konusu yapılan güç asimetrilerine dayandığını ve bu nedenle belirsizlik,
kırılganlık ve zorlayıcı baskı risklerinin kalıcı duruma geldiğini
göstermektedir. MAGA dönemi deneyimi, gelecekte benzer eğilimlerin başka
yönetimler altında da yeniden üretilebileceğine işaret ederek, uluslararası
aktörlerin bu yeni güç uygulamasına uyum sağlayacak stratejiler geliştirmesini
zorunlu kılmaktadır.
Kuramsal ve
Deneysel Katkı
Bu makalenin temel kuramsal katkısı,
MAGA dönemi ABD dış siyasasını ne klasik gerçekçilik ne hegemonik kararlılık kuramı
ne de liberal uluslararasıcılık çerçevesinin tek başına açıklayabildiğini
göstermesidir. Çizelgeye dayalı deneysel çözümleme, ABD’nin dış ilişkilerinde
denge, düzen üretimi veya normatif meşruluk arayışından çok, çıplak güç
kullanımı, fırsatçı zorlayıcılık ve ideolojik performatifliği merkeze alan
özgün bir mantık benimsediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda NWI kavramı hem
kavramsal hem de açıklayıcı bir boşluğu doldurarak, çağdaş ABD dış siyasasının
yöntemini, ideolojik dilini ve operasyonel cesaretini bütüncül biçimde çözümlemeyi
olanaklı kılmaktadır.
Deneysel olarak çizelge, NWI’nin soyut
bir kuramsal önerme olmadığını, Kanada’dan Venezuela’ya, NATO’dan Orta Doğu’ya
kadar uzanan somut talepler ve ödün beklentileri üzerinden işleyen bir dış siyasa
uygulaması olduğunu göstermektedir. Ülkelerden istenen ekonomik, siyasal,
askeri ve yönetsel ödünlerin çeşitliliği, bu yaklaşımın hem müttefiklere hem de
rakiplere eş zamanlı olarak uygulanabildiğini kanıtlamaktadır. Böylece çalışma,
uluslararası ilişkiler yazınına yalnızca yeni bir kavram değil, aynı zamanda bu
kavramı besleyen sistemli ve karşılaştırmalı bir deneysel çerçeve sunmaktadır.
NWI, MAGA dönemi dış siyasasını kişisel liderlik biçemine indirgemeden, daha
geniş bir yapısal ve ideolojik dönüşümün parçası olarak kavramsallaştırma olanağı
sağlamaktadır. Sonuç olarak MAGA
dönemi ABD dış siyasası, uluslararası hukuku ve çok taraflılığı ikincil konuma
iterek, çıkar temelli, al-verci ve performatif bir güç siyaseti üretmiştir
(Schmitt, 1922; Butler, 2021; The White House, 2025).
YARARLANILABİLECEK KAYNAKLAR ÖNERİSİ [3]
Agamben, G. (2005). State of exception
(K. Attell, Trans.). University of Chicago Press.
Arrighi, G. (1994). The long twentieth
century: Money, power, and the origins of our times. Verso.
Bolton, J. (2020). The room where it
happened: A White House memoir. Simon ve Schuster.
Butler, J. (2021). The force of
nonviolence: An ethico-political bind. Verso.
Drezner, D. W. (2019). The system
worked: How the world stopped another great depression. Oxford University
Press.
Gray, C. (2018). International law and
the use of force (4th ed.). Oxford University Press.
Harvey, D. (2003). The new
imperialism. Oxford University Press.
Hill, F. (2021). There is nothing for
you here: Finding opportunity in the twenty-first century. Mariner Books.
Kaldor, M. (2012). New and old wars:
Organized violence in a global era (3rd ed.). Stanford University Press.
Keohane, R. O., ve Nye, J. S. (1977).
Power and interdependence: World politics in transition. Little, Brown.
Koh, H. H. (2010). The national
security constitution: Sharing power after the Iran-Contra affair. Yale
University Press.
Morgenthau, H. J. (1948). Politics
among nations: The struggle for power and peace. Alfred A. Knopf.
Porter, P. (2020). The false promise
of liberal order. Polity Press.
Schmitt, C. (1922). Political
theology: Four chapters on the concept of sovereignty (G. Schwab, Trans.). MIT
Press.
Wallerstein, I. (2004). World-systems
analysis: An introduction. Duke University Press.
Waltz, K. N. (1979). Theory of
international politics. McGraw-Hill.
Siyasa Belgeleri
ve Resmi Kaynaklar
The White House. (2017). National
security strategy of the United States of America.
The White House. (2025). National
defense and strategic posture statements.
U.S. Department of Defense.
(2018–2025). Strategic and defense posture reports.
U.S. Department of the Treasury,
Office of Foreign Assets Control. (2017–2025). Sanctions programs and country
information.
United Nations. (1945). Charter of the
United Nations. https://www.un.org
Düşünce
Kuruluşları ve Raporları
Atlantic Council. (2023). Venezuela,
sanctions, and U.S. strategic interests.
Center for Strategic and International
Studies. (2024). Transactional diplomacy and U.S. alliances.
Brookings Institution. (2022). The
future of U.S. global leadership under populism.
[1]
Performatif kelimesi iradenin sadece sözle değil eylem ve davranışla da ortaya
konulması anlamına gelmektedir.
[2] NMI,
Naked and Wild Imperialism (Çıplak ve Vahşi Emperyalizm) kavramının kısaltması
olarak kullanılmaktadır.
[3] Burada
sayılan kaynaklar metinde atıf yapılan kaynaklar olmaktan çok okuyucunun
yararlanabileceği kaynaklar listesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder