Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

5 Ocak 2026 Pazartesi

 

MAGA Dönemi ABD Dış Siyasası: “Zor Yoluyla Barış” ve Çıplak ve Vahşi Emperyalizm

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Öz

Bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasını, klasik gerçekçilik, hegemonik kararlılık ve liberal uluslararasıcılık yaklaşımlarının ötesinde, özgün bir kavramsal çerçeve olan Çıplak ve Vahşi Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI) kavramı üzerinden çözümlemektedir. Çalışma, ABD’nin müttefik ve rakip ülkelerden talep ettiği siyasal, ekonomik, askeri ve yönetsel ödünleri karşılaştırmalı bir çizelge aracılığıyla inceleyerek, dış siyasanın normatif ve kurumsal temellerden koparak çıkar temelli, al-verci ve koşullu (transactional) bir mantıkla yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Çözümleme, MAGA dönemi dış siyasasının “barışın zor yoluyla sağlanması” anlayışını açık bir öğreti durumuna getirdiğini, askeri tehdit, ekonomik zorlayıcılık ve diplomatik baskının caydırıcılığın ötesinde, doğrudan uyum ve itaat üretmeye yönelik araçlar olarak kullanıldığını göstermektedir. Çalışma, uluslararası hukukun, egemenlik ilkesinin ve çok taraflılığın bu süreçte ikincil konuma itildiğini savunarak, NWI’nin çağdaş ABD dış siyasasını açıklamak için gerekli ve açıklayıcı bir kavramsal katkı sunduğunu ileri sürmektedir.

Anahtar Kelimeler: MAGA dönemi ABD dış siyasası; Naked and Wild Imperialism (NWI); çıkar temelli diplomasi; zor yoluyla barış; emperyalizm; uluslararası hukuk

 

Abstract

This article analyzes MAGA-era U.S. foreign policy through the conceptual framework of Naked and Wild Imperialism (NWI), arguing that existing theories of classical realism, hegemonic stability, and liberal internationalism are insufficient to fully explain its logic and practice. Drawing on a comparative country-based table, the study examines the political, economic, military, and administrative concessions demanded by the United States from both allies and adversaries. The findings demonstrate that MAGA-era foreign policy operates according to a transactional, conditional, and opportunistic logic, in which alliances, sovereignty, and legal norms are treated as negotiable variables rather than binding commitments. The article further argues that the doctrine of “peace by force” transforms military threats, economic coercion, and diplomatic pressure into normative instruments aimed at producing compliance rather than deterrence or balance. By showing how international law and multilateralism are systematically subordinated to executive discretion and power projection, the study positions NWI as a necessary and explanatory conceptual lens for understanding the methodology, ideology, and audacity of contemporary U.S. statecraft.

Keywords: MAGA-era U.S. foreign policy; Naked and Wild Imperialism (NWI); transactional diplomacy; peace by force; imperialism; international law

GİRİŞ

MAGA (Make America Great Again) dönemi ABD dış siyasası, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm yaklaşımlarının ötesine geçen, ideolojik içerik ile fırsatçı zor kullanımını birleştiren özgün bir paradigma ortaya koymuştur. Bu çalışma, söz konusu dönemi Çıplak ve Vahşi Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI) kavramı çerçevesinde ele almakta ve MAGA döneminin dış siyasa uygulamalarını bir barışın zor yoluyla sağlanması (peace by force) öğretisi olarak kavramsallaştırmaktadır.

Klasik gerçekçilik, gücü esas olarak caydırıcılık ve denge unsuru olarak ele alırken, geleneksel emperyalizm yapısal işgal, kalıcı denetim ve toprak genişlemesi üzerine kuruludur. Buna karşılık MAGA dönemi ABD dış siyasası, çoğu zaman kalıcı işgal olmaksızın, askeri tehdit, ekonomik baskı, diplomatik zorlamalar ve ideolojik söylem aracılığıyla kısa vadeli, fırsatçı ve performatif [1] sonuçlar üretmeyi hedeflemiştir. Bu yönüyle ABD gücü bu dönemde “çıplak” (naked) biçimde sergilenmiş, “vahşi” (wild) bir fırsatçılıkla uygulanmış ve iç siyasal meşruluk üretimiyle doğrudan bağlantılı duruma gelmiştir. Klasik gerçekçilik, uluslararası siyaseti devletlerin güç, çıkar ve ayakta kalma arayışı üzerinden açıklamaktadır (Morgenthau, 1948; Waltz, 1979).

Araştırmanın Amacı ve Hedefleri

Bu çalışmanın temel amacı, MAGA dönemi ABD dış siyasasını klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm yaklaşımlarının ötesinde açıklayabilecek kavramsal bir çerçeve geliştirmektir. Bu doğrultuda çalışma, Çıplak ve Vahşi Emperyalizm (Naked and Wild Imperialism, NWI) kavramını önererek, söz konusu dönemde ABD dış siyasasının güç kullanımını nasıl olağanlaştırdığını, normatif ve hukuksal sınırları nasıl ikincil duruma getirdiğini ve dış siyasayı nasıl çıkar odaklı, al-verci (transactional), performatif ve fırsatçı bir yapıya dönüştürdüğünü çözümlemeyi amaçlamaktadır.

Araştırma, MAGA dönemi dış siyasasını “barışın zor kullanma yoluyla sağlanması (peace by force)” öğretisi çerçevesinde ele alarak, askeri tehditler, ekonomik zorlayıcılık ve diplomatik baskının caydırıcılığın ötesinde uyum üretmeye yönelik normatif araçlar durumuna geldiğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, çalışmanın bir diğer amacı, zor kullanımının olağan dışı bir siyasa tercihi olmaktan çıkarılarak dış siyasanın meşru ve sürekli bir unsuru olarak yeniden tanımlanmasını kavramsal ve deneysel düzeyde göstermektir.

Bu genel amaç doğrultusunda çalışmanın özgül hedefleri şunlardır:

MAGA dönemi ABD dış siyasasının klasik gerçekçilik, liberal uluslararasıcılık ve geleneksel emperyalizm kuramlarıyla hangi noktalarda örtüştüğünü ve hangi açılardan bu yaklaşımların açıklayıcı kapasitesini aştığını ortaya koymak.

Çıplak ve Vahşi Emperyalizm kavramını kuramsal olarak temellendirerek, bu kavramın MAGA dönemi dış siyasa uygulamalarını açıklamadaki çözümleyici gücünü göstermek.

ABD’nin farklı ülke ve aktörlere yönelik taleplerini karşılaştırmalı bir çizelge aracılığıyla çözümleyerek, bu taleplerin hangi araçlar (askeri, ekonomik, diplomatik) ve hangi ödün beklentileri üzerinden şekillendiğini ortaya koymak.

“Çıkar amaçlı” (transactional) dış siyasa anlayışının ittifak ilişkilerini, egemenlik normlarını ve çok taraflı kurumları nasıl dönüştürdüğünü ve aşındırdığını incelemek.

“Zor yoluyla barış” öğretisinin uluslararası hukuk, çok taraflılık ve normatif meşruluk üzerindeki etkilerini tartışarak, MAGA dönemi dış siyasasının küresel düzen açısından doğurduğu sonuçları değerlendirmek.

Bu çalışma, sonuç olarak, MAGA dönemi ABD dış siyasasını yalnızca dönemsel bir sapma ya da lider merkezli bir anomali olarak değil, yeni bir emperyal uygulama ve zor kullanım rejimi olarak kavramsallaştırmayı amaçlamakta ve bu yönüyle uluslararası ilişkiler yazınına hem kavramsal hem de deneysel düzeyde özgün bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

Araştırma Soruları

Bu çalışma aşağıdaki temel araştırma sorularına yanıt aramaktadır:

Ana Araştırma Sorusu

1. MAGA dönemi ABD dış siyasası, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm yaklaşımlarının ötesinde, nasıl bir güç kullanımı ve baskı uygulamasını temsil etmektedir?

Alt Araştırma Soruları

2. MAGA dönemi ABD dış siyasasında zor kullanımı hangi koşullarda olağanlaştırılmış ve dış siyasanın meşru, sürekli ve öğretisel bir unsuru durumuna getirilmiştir?

3. “Çıkar amaçlı” dış siyasa anlayışı, ABD’nin müttefikleri ve rakipleriyle kurduğu ilişkilerde ittifak, egemenlik ve karşılıklılık normlarını nasıl dönüştürmüştür?

4. ABD’nin farklı ülke ve aktörlerden talep ettiği ödünler (ekonomik, stratejik, siyasal) hangi araçlar (askeri tehdit, ekonomik zorlayıcılık, diplomatik baskı) üzerinden üretilmektedir?

5. “Zor yoluyla barış” öğretisi, askeri ve ekonomik zorlamayı caydırıcılığın ötesinde nasıl bir uyum ve itaat üretme mekanizmasına dönüştürmektedir?

6. MAGA dönemi dış siyasası, uluslararası hukuk, çok taraflılık ve normatif meşruluk açısından nasıl bir aşınma ve yeniden tanımlama sürecine yol açmıştır?

7. Çıplak ve Vahşi Emperyalizm kavramı, MAGA dönemi ABD dış siyasasının fırsatçı, performatif ve al-verci niteliğini açıklamada mevcut uluslararası ilişkiler kuramlarına oranla ne ölçüde açıklayıcıdır?

Deneysel ve Karşılaştırmalı Sorular

8. ABD’nin farklı bölgelere (Latin Amerika, Orta Doğu, Avrupa, Doğu Avrupa) yönelik talepleri arasında araç kullanımı ve ödün beklentileri açısından ne tür benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır?

9. İşgal gerektirmeyen zorlayıcı uygulamalar ile eylemli veya olası işgal senaryoları (örneğin Venezuela) NWI çerçevesinde nasıl anlamlandırılabilir?

Kavramsal ve Yazınla İlişkili Soru

10. MAGA dönemi ABD dış siyasası, süreklilik mi yoksa niteliksel bir kopuş mu temsil etmektedir ve bu durum uluslararası ilişkiler yazınında nasıl konumlandırılmalıdır?

YÖNTEM

Bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasını çözümlemek amacıyla nitel, yorumlayıcı ve karşılaştırmalı bir araştırma yöntemi benimsemektedir. Araştırma, dış siyasa uygulamalarını yalnızca sonuçlar üzerinden değil, bu uygulamaları olanaklı kılan kavramsal çerçeveler, söylemler ve araçlar üzerinden incelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda çalışma, kavramsal çözümleme ile deneysel karşılaştırmalı çözümlemeyi bir araya getiren bütünleşik bir yöntemsel yaklaşım kullanmaktadır.

Araştırma Tasarımı

Araştırma, üç aşamalı bir tasarıma dayanmaktadır. İlk aşamada, MAGA dönemi ABD dış siyasasını açıklamak üzere Çıplak ve Vahşi Emperyaliz kavramı kuramsal olarak kurulmuştur. Bu aşamada klasik gerçekçilik, liberal uluslararasıcılık ve geleneksel emperyalizm yazını eleştirel biçimde değerlendirilmiş ve söz konusu yaklaşımların MAGA dönemi uygulamalarını açıklamadaki sınırlılıkları ortaya konmuştur.

İkinci aşamada, NWI kavramı deneysel olarak sınanmak üzere, ABD’nin farklı ülke ve aktörlere yönelik taleplerini içeren karşılaştırmalı bir çözümleme çizelgesi oluşturulmuştur. Bu çizelge, ABD’nin dış siyasa taleplerini talep edilen ödün türü, kullanılan araçlar (askeri, ekonomik, diplomatik), hedef aktörün konumu (müttefik, rakip, bağımlı aktör) ve normatif sonuçlar gibi ölçütler temelinde sınıflandırmaktadır.

Üçüncü aşamada ise, elde edilen bulgular kavramsal çerçeveyle ilişkilendirilerek bütünleştirilmiş ve “zor yoluyla barış” öğretisinin operasyonel mantığı çözümlenmiştir. Bu aşama, NWI’nin yalnızca betimleyici değil, açıklayıcı ve bütüncül bir çerçeve sunduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.

Veri Kaynakları

Araştırmada kullanılan veriler nitel niteliktedir ve çoklu kaynaklardan derlenmiştir. Başlıca veri kaynakları şunlardır: ABD başkanlık konuşmaları ve lider söylemleri, Beyaz Saray, ABD Savunma Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi siyasa belgeleri, yaptırım kararları, ulusal güvenlik strateji belgeleri ve savunma öğretileri, uluslararası kuruluş belgeleri (BM Şartı gibi), güvenilir medya kaynakları ve siyasa çözümlemeleri ve akademik yazın ve düşünce kuruluşu raporları. Bu kaynaklar, söylem çözümlemesi ve bağlamsal yorumlama yöntemiyle değerlendirilmiştir.

Çözümleyici Yöntem

Çalışmada nitel içerik çözümlemesi ve karşılaştırmalı olay çözümlemesi birlikte kullanılmıştır. İçerik çözümlemesi yoluyla, MAGA dönemi dış siyasa söylemlerinde güç kullanımı, zorlayıcılık, normatif meşruluk ve istisna (olağan dışılık) dili gibi temalar saptanmıştır. Karşılaştırmalı çözümleme ise, ABD’nin farklı ülkelere yönelik taleplerinin benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çözümleme, aşağıdaki ölçütler üzerinden yürütülmüştür: Talep edilen ödün türü (ekonomik, siyasal, stratejik), kullanılan güç araçları (askeri tehdit, ekonomik yaptırım, diplomatik baskı), işgal gereksinimi (var/yok), normatif ve hukuksal sonuçlar ve iç siyasa ile dış siyasa arasındaki ilişki.

Yöntemsel Sınırlılıklar

Bu çalışma, nitel ve kavramsal bir çözümleme sunması nedeniyle, nedensel genelleme iddiasında bulunmamaktadır. Çözümleme, MAGA dönemiyle sınırlıdır ve bulguların diğer dönemlere ya da farklı devletlere doğrudan aktarılması dikkatli yorum gerektirmektedir. Bununla birlikte, NWI kavramının gelecekte karşılaştırmalı ve nicel çalışmalarla sınanabilecek çözümleyici bir çerçeve sunduğu değerlendirilmektedir.

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

NWI, [2] devlet gücünün örtük kurallar, normatif meşruluk ya da çok taraflı kurumlar aracılığıyla değil, doğrudan, açık ve çoğu zaman tehdit edici biçimde kullanıldığı bir dış siyasa yaklaşımını ifade eder. “Çıplak” kavramı, gücün meşrulaştırılma çabasından büyük ölçüde arındırılmış olmasını ve “vahşi” kavramı ise bu gücün sistemli bir uzun vadeli stratejiden çok, konjonktürel, fırsatçı ve çıkar temelli (transactional) bir mantıkla uygulanmasını anlatır. Bu çerçevede MAGA dönemi dış siyasası, askeri müdahale tehdidini, ekonomik yaptırımları, ticaret savaşlarını ve diplomatik baskıyı, uluslararası hukukun sınırları içinde kalma kaygısı gütmeksizin birer siyasa aracı olarak kullanmıştır. Dahası, bu araçlar yalnızca dış aktörleri etkilemek için değil, aynı zamanda iç kamuoyuna zor, kararlılık ve üstünlük gösterisi sunmak amacıyla da kullanılmıştır. Bu çalışma, klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizm yaklaşımlarının açıklamakta yetersiz kaldığı bu dış siyasa pratiğini NWI kavramı ile çözümlemektedir (Waltz, 1979; Harvey, 2003).

MAGA dönemi ABD dış siyasasında “transactional” (çıkar temelli, al-verci ve koşullu) yaklaşım, uluslararası ilişkilerin normlara, uzun vadeli yükümlenmeler ve kurumsal bağlılıklara değil, anlık kazanç ve karşılıklı ödün değişimine indirgenmesini ifade etmektedir. Bu anlayışta ittifakların, hukukun ve çok taraflı mekanizmaların kendi başına bir değeri bulunmamakta ve ilişkiler yalnızca ABD’nin o anki siyasal, ekonomik ve stratejik çıkarlarına hizmet ettikleri sürece anlam kazanmaktadır. Klasik gerçekçilikte güç kullanımının denge ve kararlılık üretmeye yönelik araçsal bir niteliği varken, “transactional” mantıkta güç ve zorlayıcı araçlar, anlık itaat ve uyum üretmek üzere doğrudan işletilmektedir. Benzer şekilde, geleneksel emperyalizmin aksine kalıcı yapılar, kurumsal sorumluluklar veya uzun vadeli yönetim hedeflenmemekte ve etki, fırsatçı biçimde ekonomik kaldıraçlar, askeri tehditler ve diplomatik baskılar yoluyla kurulmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası hukuku ve egemenlik ilkesini pazarlık edilebilir değişkenlere dönüştürürken, yürütme erkinin takdir yetkisini genişletmekte ve olağan dışılık durumunu kalıcı bir yönetim tekniğine dönüştürmektedir. Dolayısıyla “transactional” dış siyasa, Çıplak ve Vahşi Emperyalizm’in (Naked and Wild Imperialism, NWI) hem operasyonel mantığını hem de ideolojik zeminini oluşturan temel unsurlardan biri olarak, MAGA dönemi ABD dış siyasasının normatif, hukuksal ve kurumsal bağlardan bilinçli kopuşunu açıklayan merkezi bir kavram niteliği taşımaktadır.

“Transactional” Dış Siyasa ile “Peace by Force” Arasındaki Bağ

MAGA dönemi ABD dış siyasasında “transactional” (çıkar temelli, al-verci ve koşullu) yaklaşım, “zor yoluyla barış” öğretisinin uygulama ve operasyonel zeminini oluşturmaktadır. Bu çerçevede barış, karşılıklı rıza, görüşme veya normatif uzlaşma yoluyla değil, korku, baskı ve tek taraflı güç kullanımı tehdidiyle oluşturulması gereken bir durum olarak yeniden tanımlanmaktadır. “Transactional” mantık, askeri güç, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik baskıyı caydırıcılığın ötesine taşıyarak, doğrudan uyum ve itaat üretmeye yönelik normatif araçlara dönüştürmektedir. Böylece güç kullanımı olağan dışı bir başvuru olmaktan çıkarak, dış siyasanın olağan ve meşru bir unsuru olmaktadır. Bu bağlamda “peace by force”, “transactional” dış siyasanın ideolojik ifadesi olarak işlev görmekte ve uluslararası düzen, karşılıklı yükümlülükler temelinde değil, ABD’nin tek taraflı takdir yetkisi ve anlık çıkar hesapları doğrultusunda şekillendirilmektedir. Bu durum, hukukun askıya alındığı, egemenliğin pazarlık konusu yapıldığı ve olağan dışılığın kalıcı bir yönetim tekniği olarak normalleştirildiği bir dış siyasa uygulamasına işaret etmektedir.

“Transactional”, “Hegemonik” ve Liberal Dış Siyasa Arasında Karşılaştırmalı Bütünleştirme

“Transactional” dış siyasa anlayışı ne klasik hegemonik kararlılık kuramıyla ne de liberal uluslararasıcılıkla tam olarak örtüşmektedir. Hegemonik kararlılık yaklaşımı, egemen gücün düzen üretme sorumluluğunu üstlenmesini, kurumsal çerçeveler aracılığıyla öngörülebilirlik sağlamasını ve sistemin maliyetlerini belirli ölçüde üstlenmesini varsayar. Liberal uluslararasıcılık ise çok taraflılık, hukuk, normlar ve kurumsal iş birliği yoluyla meşruluk üretmeyi hedefler. Buna karşılık “transactional” yaklaşım, ne düzen üretme sorumluluğunu kabul eder ne de normatif meşruluğu önemser ve ittifaklar, kurumlar ve hukuksal çerçeveler yalnızca kısa vadeli çıkar sağladıkları sürece anlam taşır. Bu nedenle MAGA dönemi dış siyasası, hegemonik liderlikten çok sorumluluktan kaçınan bir baskı biçimi, liberal düzenin ise açık bir reddi niteliğindedir. “Transactional” mantık, uluslararası sistemi kalıcı kurallar ve dengeler üzerinden değil, güç ilişkilerinin sürekli yeniden pazarlık edildiği akışkan bir alan olarak görür. Bu yönüyle “NWI” klasik gerçekçiliğin denge arayışını, hegemonik kararlılığın düzen üretme savını ve liberal uluslararasıcılığın normatif çerçevesini aşarak, çıplak güç, fırsatçı baskı ve ideolojik performatif olmayı merkeze alan özgün ve çağdaş bir dış siyasa paradigması sunmaktadır. NWI, hegemonik düzen üretme amacından çok sorumluluktan kaçınan ve fırsatçı bir baskı biçimini temsil etmektedir (Arrighi, 1994; Porter, 2020).

YÖNTEM VE ÇÖZÜMLEME ÇERÇEVESİ

Bu çalışmada MAGA dönemi ABD dış siyasası, ülke/aktör bazında şu ölçütler üzerinden çözümlenmektedir: ABD’nin ilgili ülkeden talep ettiği somut ödünler ve ayrıcalıklar, bu taleplerin amaç türü (stratejik, ekonomik, ideolojik, güvenlik), kullanılan araçlar ve yöntemler (askeri tehdit, ekonomik baskı, diplomasi vb.) ve söz konusu siyasaların hukuksal ve normatif risk düzeyi. Bu çerçevede oluşturulan tablo, MAGA dönemi ABD dış siyasasının deneysel bir haritasını sunmakta ve NWI kavramının somut karşılıklarını görünür kılmaktadır.

BULGULAR VE ÇİZELGENİN ÇÖZÜMLENMESİ

Yöntem bölümünde kuramsal açıklaması yapılan karşılaştırma çizelgesi aşağıda yer almaktadır.

 

Çizelge 1:

 

ABD’nin ve Trump’ın Diğer Ülkelerden Talepleri

Ülke / Aktör

Trump’ın Talepleri / Ödünler / İstekler

Amaç Türü

Araç / Yöntem

Risk / Hukuksal Durum

Venezuela

Maduro’nun devrilmesi; ABD şirketlerinin petrol işletmesi ve gelirlerin yönetimi; Altın ve stratejik kaynaklara erişim, Göçün kontrol altına alınması

Siyasal, Ekonomik Stratejik

Askeri tehdit, diplomatik izolasyon, ekonomik baskı

Yüksek

Kolombiya

Kokain akışını kontrol altına almak; ABD ile güvenlik iş birliğini artırmak, Devlet Başkanının ayrılması, Kokain üretiminin durdurulması

Güvenlik, Uyuşturucu kontrolü

Diplomasi, iş birliği, baskı

Düşük

Kanada

NAFTA’yı yeniden görüşerek ABD lehine USMCA durumuna getirmek; Ticaret dengesini ABD lehine düzeltmek, Enerji ve doğal kaynak anlaşmalarında ABD lehine taviz sağlamak; İttifak ve güvenlik iş birliğini ABD çıkarlarıyla uyumlu duruma getirmek; Kanada’yı ABD’ye eyalet olarak katma olasılığını gündeme almak

Stratejik, Siyasal, Ekonomik

Ticaret baskısı, diplomasi, siyasal öneriler

Yüksek

Meksika

Göç akışını azaltmak; Uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele, Ticaret ve ekonomik üstünlük, ülkeyi kartellerin yönetmesi

Stratejik, Siyasal

Diplomasi, ticaret baskısı, sınır kontrolü

Orta

NATO müttefikleri

Katkı paylarını artırmak; İttifakları ABD çıkarları doğrultusunda kullanmak

Stratejik, Ekonomik

Diplomatik baskı, tehdit

Düşük

Türkiye

NATO iş birliği ve üs erişimi; ABD çıkarlarına ters Rusya-S-400 ilişkilerini sınırlandırmak; Enerji alımlarını ABD lehine ayarlamak, İran’dan petrol alımını durdurmak

Stratejik, Güvenlik, Ekonomik

Diplomasi, baskı, askeri iş birliği

Orta

İsrail

Koşulsuz ABD desteği; Askeri ve teknolojik iş birliği

Stratejik, İdeolojik

Yardım, diplomatik destek

Düşük

Suudi Arabistan

Petrol üretimi ve fiyat kararlılığını sağlamak; İran’a karşı ABD lehine caydırıcı pozisyon almak

Stratejik, Ekonomik

Diplomasi, ekonomik baskı

Düşük

BAE

ABD’nin Orta Doğu siyasalarına destek; İran ve bölgesel rakiplere karşı iş birliği

Stratejik

Diplomasi, iş birliği

Düşük

Katar

ABD üslerini korumak; Bölgesel nüfuzu ABD lehine kullanmak

Stratejik, Ekonomik

Diplomasi, üs kullanımı

Düşük

Mısır

ABD silah satışlarını sürdürmek; Orta Doğu’da ABD çıkarlarına uygun siyasa

Stratejik, Siyasal

Diplomasi, askeri iş birliği

Düşük

Filistin

Devlet statüsü ve uluslararası tanınmayı sınırlandırmak; İki devletli çözümü zayıflatacak siyasaları desteklemek, Gazze’nin ekonomik ve stratejik düzenlenmesi

Siyasal, Stratejik

Diplomasi, normatif baskı

Yüksek

Danimarka/Grönland

Satın alma veya kontrol hakkı; Stratejik kaynaklara erişim, Kuzey Atlantik üstünlüğü, Grönland’a duyulan ABD ulusal güvenlik gereksinmesi

Ekonomik, Stratejik

Diplomasi, satın alma girişimi

Orta

Ukrayna

Nadir toprak elementleri ve stratejik kaynaklara erişim

Ekonomik, Stratejik

Diplomasi, ekonomik baskı

Orta

Rusya

Venezuela ve Latin Amerika’daki iş birliklerini ABD lehine sınırlamak

Stratejik, Jeosiyasal

Diplomasi, baskı

Orta

Çin

Venezuela petrolünü ABD çıkarına zarar vermeden almak; Batı yarımküreye müdahale etmemek

Ekonomik, Stratejik

Ticaret baskısı, diplomasi

Orta

İran

ABD karşıtı siyasalardan kaçınmak; Nükleer programı sınırlamak ve yeniden başlamamak, Venezuela/Hizbullah ile silah ilişkilerini kısıtlamak, göstericileri öldürmemek,

Stratejik, Güvenlik

Yaptırımlar, diplomasi, askeri tehdit

Yüksek

Suriye

ABD karşıtı güçleri sınırlamak; Stratejik boşlukları ABD lehine kullanmak

Stratejik

Askeri tehdit, diplomasi

Orta/Yüksek

Lübnan (Hizbullah)

ABD karşıtı silah ve stratejik destek vermemek

Stratejik, Güvenlik

Diplomatik baskı

Orta/Yüksek

Küba

Sosyalizm ekseni etkisini sınırlamak

Geliri azaldı

Çok zayıf

İdeolojik, Stratejik

Diplomatik izolasyon, ekonomik baskı

Orta

Nikaragua

Sosyalizm ekseni etkisini sınırlamak

İdeolojik, Stratejik

Diplomatik baskı

Orta

Libya

Kaddafi’nin devrilmesi ve öldürülmesi

Stratejik, Siyasal

Askeri müdahale

Yüksek

Panama

Panama Kanalı’nın ABD’ye geri verilmesi, kanalın “Çin’in kontrolünde” olduğunu ileri sürmesi, geçiş ücretlerinde ABD’ye ayrıcalık tanınması

 

 

 

 

Çizelgeye dayalı çözümleme, MAGA dönemi ABD dış siyasasında üç temel eğilimi açık biçimde ortaya koymaktadır.

Ödün Merkezli ve Çıkar Temelli Diplomasi

Kanada, Meksika, NATO müttefikleri ve Türkiye örneklerinde görüldüğü üzere, ABD ittifak ilişkilerini kalıcı normlar ve ortak değerler temelinde değil, anlık ödünler ve karşılıklılık üzerinden tanımlamıştır. Ticaret anlaşmalarının yeniden görüşme konusu yapılması, savunma katkı paylarının artırılması ve enerji siyasalarının ABD lehine yeniden düzenlenmesi bu yaklaşımın somut örnekleridir. Kanada’nın ABD’ye eyalet olarak katılmasının dahi söylemsel düzeyde gündeme getirilmesi, NWI’nin norm aşındırıcı ve köktenci yönünü göstermesi açısından çarpıcıdır.

Kaynak, Alan ve Akış Denetimi

Venezuela, Grönland, Ukrayna ve Orta Doğu örneklerinde ABD’nin temel güdülenmesinin enerji kaynakları, stratejik madenler, ticaret yolları ve nüfus hareketleri olduğu görülmektedir. Bu bağlamda zor kullanımı, klasik emperyalizmin aksine kalıcı işgalden çok, geçici denetim, yönetim ve yönlendirme biçiminde kurgulanmıştır. Venezuela örneğinde ise bu sınır aşılmış ve geçici yönetim söylemi altında işgal ve yönetim niyeti açıkça dile getirilmiştir. Bu durum, NWI’nin gerektiğinde klasik emperyal yöntemlere geri dönebileceğini de göstermektedir.

İdeolojik ve Performatif Zor Kullanımı

Filistin, Küba, Nikaragua, İran ve Suriye siyasaları, MAGA dönemi dış siyasasının ideolojik ve performatif boyutunu öne çıkarmaktadır. Filistin’de iki devletli çözüm düşüncesinin ortadan kaldırılması, yaptırımların normatif bir silah durumuna getirilmesi, 70.000’i aşkın masum sivilin öldürülmesi ve bunun birkaç katının yaralanması,  2.5 milyon insanın yaşadığı yerleşim yerinin yerle bir edilmesi ve insanların bombalanma tehdidiyle sürekli göçe mahkum edilmesi gibi uluslararası soykırımlara sessiz ve tepkisi kalınması ve askeri tehditlerin açıkça dillendirilmesi, “zor yoluyla barış” anlayışının normatif içeriğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda barış, görüşme ve uzlaşma sonucu ortaya çıkan bir durum olarak değil, direnişin bastırılması ve uyumun zorla sağlanması olarak yeniden tanımlanmaktadır.

Değerlendirme: Zor Yoluyla Barış Öğretisi

MAGA dönemi ABD dış siyasası, barışı uluslararası hukuk, çok taraflılık veya adalet temelinde değil, korku, baskı ve caydırıcı şiddet üzerinden oluşturmayı etmeyi hedeflemiştir. Bu yaklaşımda zor olağan dışı bir araç değil, dış siyasanın sürekli ve meşru bir bileşeni durumuna gelmiştir. Bu durum yürütme erkinin genişlemesine, Kongre denetiminin zayıflamasına ve uluslararası normların ikincil duruma gelmesine yol açmıştır. Böylece “zor yoluyla barış”, yalnızca bir strateji değil, aynı zamanda bir yönetim ve meşruluk öğretisi olarak işlev görmüştür. Bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasını NWI kavramı üzerinden çözümleyerek, söz konusu dönemin klasik gerçekçilik ve geleneksel emperyalizmle tam olarak açıklanamayacağını ortaya koymuştur. NWI, gücün çıplak, fırsatçı ve ideolojik uygulandığı bir dış siyasa biçemini tanımlamakta ve “zor yoluyla barış” öğretisinin deneysel karşılığını sunmaktadır. MAGA dönemi, ABD dış siyasasında hem süreklilik hem de niteliksel bir kırılma yaratmıştır. Bu kırılma, uluslararası ilişkiler yazınında yeni kavramsal araçlara duyulan gereksinimi açıkça ortaya koymakta ve NWI bu boşluğu dolduran önemli bir çözümleyici çerçeve sunmaktadır. “Peace by force” anlayışı, askeri tehdit ve ekonomik zorlamayı caydırıcılığın ötesinde, doğrudan uyum üretmeye yönelik normatif araçlar olarak konumlandırmaktadır (The White House, 2017, 2025).

ÜLKE VE BÖLGE TEMELİNDE ÇÖZÜMLEME

Bu bölümde Çizelge 1, ülke/aktör bazında çözümlenerek MAGA dönemi ABD dış siyasasının hangi ülkeden hangi somut ödünleri talep ettiği, bu taleplerin hangi araçlarla dayatıldığı ve NWI mantığıyla nasıl örtüştüğü gösterilmektedir.

Kanada

Kanada örneği, MAGA döneminde müttefiklik ilişkisinin dahi egemenlik tartışmasına açılabildiğini göstermektedir. NAFTA’nın ABD lehine yeniden düzenlenmesiyle başlayan süreç, ticaret dengesi, enerji kaynakları ve güvenlik iş birliğinin Washington’un kısa vadeli çıkarlarına bağlı kılınmasıyla devam etmiştir. Kanada’nın ABD’ye eyalet olarak bağlanması yönündeki söylemler ise klasik diplomatik baskının ötesine geçerek, NWI’nin “çıplak” ve norm tanımaz karakterini yansıtmaktadır. Burada talep edilen ödün, yalnızca ekonomik değil, egemenliğin simgesel olarak aşındırılmasıdır.

Meksika

Meksika’dan talep edilen temel ödün, ABD’nin sınır güvenliği sorunlarını Meksika’ya ihale etmesidir. Göç akışının durdurulması, uyuşturucu kartellerine karşı sert önlemler ve ticari düzenlemelerin ABD lehine yapılandırılması, Meksika’nın iç güvenlik ve ekonomik egemenliğini sınırlayan talepler olarak öne çıkmaktadır. NWI bağlamında Meksika, doğrudan işgal edilmeksizin güvenlik tamponuna dönüştürülmektedir.

Grönland

Grönland olayı, MAGA dönemi jeosiyasal fırsatçılığın en çıplak örneklerinden biridir. ABD’nin ada üzerindeki denetim veya satın alma talebi, uluslararası hukuk ve müttefiklik normlarını ikincil plana itmiştir. Burada istenen ödün nadir toprak elementleri, Arktik bölgesinde askeri üstünlük ve Kuzey Atlantik’te stratejik denetim sağlamaktır. Bu yaklaşım, NWI’nin kaynak odaklı ve norm dışı karakterini açıkça ortaya koymaktadır.

NATO Müttefikleri

NATO ülkelerinden talep edilen ödün, toplu güvenlik ilkesinin maliyetinin artırılması ve ittifakın ABD çıkarları doğrultusunda araçsallaştırılmasıdır. Savunma harcamalarının artırılması, ABD’nin güvenlik şemsiyesinin bir pazarlık unsuru durumuna getirilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, ittifak ilişkilerinin normatif değil, tümüyle çıkar amaçlı (transactional) bir zemine kaydığını göstermektedir.

Türkiye

Türkiye’den beklenen ödünler çok katmanlıdır: NATO içindeki askeri uyum, üs erişimi, Rusya ile savunma iş birliğinin sınırlandırılması, İran’dan enerji alımının kesilmesi ve ABD enerji kaynaklarına yönelim. Ayrıca savunma sanayii alanında ABD’ye bağımlılığın sürdürülmesi talep edilmektedir. Türkiye örneği, NWI’nin bölgesel güçleri dengelemek yerine baskı yoluyla hizaya getirme stratejisini yansıtır.

İsrail ve Filistin

İsrail’e yönelik siyasa, koşulsuz destek ve askeri-teknolojik yardım üzerinden normatif zor projeksiyonuna dayanmaktadır. Filistin’den talep edilen ödün ise doğrudan egemenlik ve siyasal varoluşla ilgilidir: devlet statüsünün sınırlandırılması, iki devletli çözümün zayıflatılması ve Gazze gibi bölgelerin ekonomik ve stratejik yeniden düzenlenmesi. Bu yaklaşım, NWI’nin nüfuslar ve alanlar üzerinde yeniden düzenleme yapma cesaretini göstermektedir.

İran

İran’dan talep edilen ödünler, nükleer programın durdurulması, bölgesel ittifakların (Hizbullah, Venezuela vb.) sınırlandırılması ve ABD karşıtı söylemin terk edilmesidir. Burada amaç, İran’ın bölgesel özerkliğini törpülemek ve onu sürekli bir baskı altında tutmaktır. Bu, caydırıcılığın ötesine geçen kalıcı bir zorlayıcı stratejidir.

Venezuela

Venezuela olayı, NWI’nin en uç örneklerinden biridir. Maduro’nun devrilmesi, ülkenin geçici olarak ABD tarafından yönetilmesi, petrol ve altın kaynaklarının ABD şirketleri aracılığıyla işletilmesi gibi talepler, eylemli bir vasilik rejimini işaret etmektedir. İşgal olasılığının açıkça dile getirilmesi, NWI’nin gerektiğinde klasik emperyalist yöntemlere de başvurabileceğini göstermektedir. ABD’nin Venezuela, Ukrayna ve Orta Doğu’ya yönelik talepleri, ekonomik araçların stratejik ve zorlayıcı biçimde silahlandırıldığını göstermektedir (Harvey, 2003; Atlantic Council, 2023).

Rusya, Çin ve Küresel Rakipler

Rusya ve Çin’den talep edilen ödünler, Batı yarımküredeki etkilerinin sınırlandırılması ve ABD çıkarlarını zedeleyecek atılımlardan kaçınmalarıdır. Bu talepler, doğrudan görüşme yerine tehdit ve yaptırım diliyle ifade edilmektedir. NWI burada, küresel yarışmayı normatif düzen yerine zor ilişkileri üzerinden yeniden tanımlamaktadır. Yaptırımlar, çok taraflı meşruluk üretmekten çok yürütme erkinin tek taraflı takdir yetkisine dayalı baskı araçları olarak kullanılmaktadır (U.S. Department of the Treasury, 2017–2025).

Orta Doğu’daki Körfez Ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Mısır)

Bu ülkelerden talep edilen ödünler; enerji piyasalarında ABD çıkarlarına uygun hareket edilmesi, askeri üslerin ve silah satışlarının sürdürülmesi ve İran’a karşı ABD çizgisinde konumlanmadır. Karşılığında güvenlik güvenceleri sunulmakta, ancak bu güvenceler kalıcı ittifak değil, koşullu sadakat üzerinden şekillenmektedir.

Yukarıda özetlenen ülke ve bölge bazlı çözümleme, MAGA dönemi ABD dış siyasasının ortak bir mantıkla işlediğini göstermektedir: her aktörden somut, ölçülebilir ve kısa vadeli ödünler talep edilmekte ve bu talepler askeri, ekonomik veya diplomatik baskıyla desteklenmektedir. Böylece NWI, klasik emperyalizmin yapısal işgaline gerek duymadan, egemenlikleri parça parça aşındıran çağdaş bir zor kullanımı modeli olarak ortaya çıkmaktadır. Çağdaş emperyalizm, yalnızca toprak işgaliyle değil, ekonomik zorlayıcılık ve kaynaklara el koyma yoluyla da işletilebilmektedir (Harvey, 2003; Arrighi, 1994).

KARŞILAŞTIRMALI BÜTÜNLEŞTİRME: MÜTTEFİKLER, RAKİPLER VE COĞRAFİ FARKLILAŞMA

Bu bölüm, çizelgeye dayalı ülke çözümlemelerinden elde edilen bulguları karşılaştırmalı bir çerçevede bütünleştirerek MAGA dönemi dış siyasasının yapısal mantığını ortaya koymaktadır. Çözümleme, üç temel eksen üzerinden ilerlemektedir: (i) müttefikler ile rakipler arasındaki farklı yaklaşım, (ii) Küresel Kuzey–Küresel Güney ayrımı ve (iii) işgal gerektiren ve gerektirmeyen zor kullanımı biçimleri.

Müttefikler ve Rakipler Arasındaki Asimetrik Zorlama

MAGA dönemi dış siyasasında müttefiklik, koruyucu bir statü değil, aksine daha yüksek düzeyde ödün talebine açık bir ilişki biçimi olarak kurgulanmıştır. NATO müttefikleri, Kanada, Meksika, Türkiye, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi aktörlerden talep edilenler savunma harcamalarının artırılması, ABD üslerine erişim, enerji ve ticaret alanlarında ABD lehine düzenlemeler ve bölgesel siyasalarda uyum şeklinde somutlaşmaktadır. Bu ülkelerden beklenen ödünler, doğrudan rejim değişikliği değil ekonomik, askeri ve siyasal bağımlılığın derinleştirilmesidir.

Rakip ya da düşman olarak kodlanan Venezuela, İran, Küba, Nikaragua, Suriye ve dolaylı biçimde Rusya ve Çin ise farklı bir zorlama rejimine tabi tutulmaktadır. Bu aktörlerden talep edilenler rejim davranışlarının köklü biçimde değiştirilmesi, ittifak ağlarının parçalanması, stratejik kaynaklara erişim sağlanması ve gerektiğinde rejim değişikliğidir. Venezuela örneğinde görüldüğü üzere, geçici yönetim söylemi dahi doğrudan egemenliğin askıya alınması anlamına gelmektedir. Bu durum, NWI’nin müttefik–rakip ayrımını hukuksal statüye değil, yarar-maliyet hesaplarına dayandırdığını göstermektedir.

Küresel Kuzey ve Küresel Güney Ayrımı

Karşılaştırmalı çözümleme, MAGA dönemi siyasasının Küresel Kuzey ve Küresel Güney arasında belirgin bir yöntem farkı izlediğini ortaya koymaktadır. Kanada, Grönland, NATO ülkeleri ve kısmen İsrail gibi Küresel Kuzey aktörleri, doğrudan ilhak ya da işgal tehdidinden çok, ekonomik baskı, kurumsal yeniden görüşme (USMCA, NATO katkı payları) ve simgesel egemenlik savları (Kanada’nın eyaletleşmesi söylemi, Grönland’ın satın alınması) yoluyla hedef alınmaktadır. Burada zor kullanımı çoğunlukla söylemsel, hukuksal ve ekonomik araçlarla dolaylı biçimde işletilmektedir.

Buna karşılık Venezuela, Filistin, Suriye, Libya ve Irak gibi Küresel Güney olaylarında zor kullanımı çok daha çıplak ve norm aşındırıcıdır. Rejim değişikliği, geçici yönetim, zorla yerinden etme, kaynaklara el koyma ve sınırların yeniden düzenlenmesi açıkça tartışılabilmektedir. Filistin bağlamında iki devletli çözümün askıya alınması ve Gazze’nin ekonomik bir alan olarak yeniden kurgulanması, nüfus ve mekan mühendisliğinin NWI kapsamında meşrulaştırıldığını göstermektedir.

İşgal Gerektiren ve Gerektirmeyen Zor Kullanımı

MAGA dönemi dış siyasasının ayırt edici özelliklerinden biri, işgali olağan dışı fakat tümüyle dışlanmamış bir araç olarak konumlandırmasıdır. Grönland, Ukrayna’daki nadir toprak elementleri, NATO ve Körfez ülkeleri örneklerinde görüldüğü üzere, temel tercih doğrudan askeri işgal yerine ekonomik erişim, stratejik kaldıraç ve siyasal baskı yoluyla sonuç almaktır. Bu, düşük maliyetli ve yüksek görünürlüklü bir emperyal uygulama örneği sunmaktadır. Ancak Venezuela, Irak ve kısmen Suriye örnekleri, bu sınırın aşılabildiğini göstermektedir. Özellikle Venezuela’da dile getirilen geçici yönetim, ABD’li yetkililerin Venezuela yönetime alınması ve Venezuela Devlet Başkanı Bayan Rodriguez’in Trump tarafından Maduro ile aynı akıbeti paylaşacağı sözleriyle tehdit edilmesi işgalin artık örtük değil açık bir seçenek durumuna geldiğini göstermektedir. Bu durum, NWI’nin esnek ama gerektiğinde maksimalist bir zor kullanımına izin veren yapısını doğrulamaktadır. Bu durum, Carl Schmitt’in “egemen, olağan dışılığa karar verendir” yaklaşımıyla uyumlu biçimde, hukukun siyasal irade karşısında askıya alınmasını normalleştirmektedir (Schmitt, 1922; Agamben, 2005).

Bütünleştirme: NWI’nin Yapısal Mantığı

Bu karşılaştırmalı bulgular bir arada değerlendirildiğinde, MAGA dönemi dış siyasasının tutarsız değil, aksine son derece tutarlı bir mantık izlediği görülmektedir. Bu mantık, egemenliği pazarlık konusu durumuna getiren, normları araçsallaştıran, müttefikliği koşullu kılan ve gücü hem söylemsel hem maddi düzlemde çıplak biçimde sergileyen bir emperyal akılcılığa dayanmaktadır. Çıplak ve Vahşi Emperyalizm kavramı, bu akılcılığın hem yöntemsel (wild) hem de meşruluk anlayışı açısından (naked) özgünlüğünü açıklamak için işlevsel bir çerçeve sunmaktadır.

ÇİZELGE BAĞLAMINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu çalışmada sunulan çizelge, MAGA dönemi ABD dış siyasasının ülke ve bölge bazlı taleplerini sistemli biçimde ortaya koyarak, söz konusu siyasanın rastlantısal ya da tepkisel değil, belirli bir mantık çerçevesinde işleyen bütünlüklü bir dış siyasa paradigmasına dayandığını göstermektedir. Çizelgede yer alan ülkeler incelendiğinde, ABD’nin müttefik–rakip ayrımını normatif ya da hukuksal ölçütlere göre değil, bütünüyle yararcı ve çıkar temelli bir zeminde kurduğu açık biçimde görülmektedir. NATO üyelerinden komşu ülkelere, enerji zengini devletlerden jeosiyasal açıdan kritik bölgelere kadar uzanan bu talepler dizisi, dış siyasanın kurumsal süreklilikten çok koşullu, al-verci ve geri alınabilir yükümlenmeler üzerine kurulduğunu ortaya koymaktadır. MAGA dönemi ABD dış siyasası, ittifakları ve kurumsal ilişkileri normatif bağlılıklar olarak değil, koşullu ve geri alınabilir pazarlık alanları olarak ele almaktadır (Bolton, 2020; Porter, 2020).

Çizelge aynı zamanda, ABD’nin farklı ülkelere yönelttiği taleplerin içerik ve yoğunluk bakımından değişse de temel mantığın değişmediğini göstermektedir. Kanada’dan ekonomik ve hatta siyasal bütünleşmeye varan talepler, Meksika’dan sınır güvenliği ve göç denetimi, NATO müttefiklerinden mali yük paylaşımı, Türkiye’den enerji ve güvenlik alanlarında uyum, Venezuela ve Ukrayna’dan ise doğrudan kaynak erişimi ve yönetimsel denetim beklentileri, ABD’nin dış ilişkileri bir egemenlikler arası iş birliği alanı olarak değil, pazarlık edilebilir bir çıkar alanı olarak gördüğünü doğrulamaktadır. Bu bağlamda çizelge, egemenlik ilkesinin aşındırıldığı, uluslararası hukukun ise bağlayıcı bir norm olmaktan çıkarılarak duruma göre askıya alınabilen bir değişkene dönüştürüldüğünü somut biçimde ortaya koymaktadır.

Genel görünüm değerlendirildiğinde, MAGA dönemi dış siyasasının klasik gerçekçiliğin denge ve öngörülebilirlik arayışından, hegemonik kararlılık kuramının düzen üretme savından ve liberal uluslararasıcılığın normatif çerçevesinden belirgin biçimde ayrıldığı görülmektedir. Bunun yerine, askeri tehdit, ekonomik zorlayıcılık ve diplomatik baskının birlikte ve eş zamanlı kullanıldığı ve bu araçların yalnızca caydırıcı değil, doğrudan uyum ve itaat üretmeye yönelik normatif araçlar durumuna getirildiği bir dış siyasa uygulaması ortaya çıkmaktadır. Çizelgede yer alan talepler, “barışın güç yoluyla sağlanması” anlayışının soyut bir söylem değil, somut ve operasyonel bir öğreti olarak uygulandığını göstermektedir. Bu yaklaşım, karşılıklı bağımlılık ve kurumsal iş birliği varsayımlarına dayanan liberal uluslararasıcılıkla açık bir gerilim içindedir (Keohane ve Nye, 1977).

Bu çerçevede çizelge, NWI kavramının kuramsal geçerliliğini deneysel düzeyde destekleyen güçlü bir çözümleyici araç işlevi görmektedir. ABD’nin yapısal işgalden kaçınan, ancak kaynaklara, ticarete, güvenlik mimarisine ve siyasal kararlara doğrudan müdahale eden talepleri bu müdahalelerin açık, pazarlıkçı ve ideolojik olarak ve performatif biçimde sunulması, NWI’nin “çıplak”, “fırsatçı” ve “normatif sınır tanımaz” karakterini net biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, MAGA dönemi ABD dış siyasasının ne geçici bir sapma ne de kişisel liderlik biçemine indirgenebilecek bir olgu olduğunu, aksine, uluslararası ilişkiler yazınında yeni bir kavramsal çerçeveyle açıklanması gereken özgün ve dönüştürücü bir paradigma olduğunu ortaya koymaktadır. MAGA söylemi, dış siyasayı yalnızca stratejik bir alan değil, aynı zamanda iç siyasal meşruluk üreten performatif bir güç gösterisi durumuna getirmiştir (Butler, 2021).

Siyasa Odaklı Sonuç

Bu çalışmada çözümlenen çizelge, MAGA dönemi ABD dış siyasasının öngörülebilir kurallara dayalı bir uluslararası düzen vizyonundan çok, güç, baskı ve koşullu ödün değişimine dayalı bir yönetim anlayışı benimsediğini açıkça ortaya koymaktadır. ABD’nin müttefiklerinden rakiplerine kadar uzanan geniş bir aktör yelpazesine yönelttiği talepler, dış siyasanın artık kararlılık üretmeye değil, kısa vadeli uyum ve itaat sağlamaya odaklandığını göstermektedir. Bu yaklaşım, uluslararası hukukun ve çok taraflı kurumların bağlayıcılığını zayıflatmakta ve egemenliği, güvenliği ve kaynakları pazarlık edilebilir unsurlara dönüştürmektedir. Siyasa yapıcılar açısından bu tablo, ABD ile ilişkilerin kalıcı yükümlenmelere değil, sürekli yeniden görüşme konusu yapılan güç asimetrilerine dayandığını ve bu nedenle belirsizlik, kırılganlık ve zorlayıcı baskı risklerinin kalıcı duruma geldiğini göstermektedir. MAGA dönemi deneyimi, gelecekte benzer eğilimlerin başka yönetimler altında da yeniden üretilebileceğine işaret ederek, uluslararası aktörlerin bu yeni güç uygulamasına uyum sağlayacak stratejiler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Kuramsal ve Deneysel Katkı

Bu makalenin temel kuramsal katkısı, MAGA dönemi ABD dış siyasasını ne klasik gerçekçilik ne hegemonik kararlılık kuramı ne de liberal uluslararasıcılık çerçevesinin tek başına açıklayabildiğini göstermesidir. Çizelgeye dayalı deneysel çözümleme, ABD’nin dış ilişkilerinde denge, düzen üretimi veya normatif meşruluk arayışından çok, çıplak güç kullanımı, fırsatçı zorlayıcılık ve ideolojik performatifliği merkeze alan özgün bir mantık benimsediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda NWI kavramı hem kavramsal hem de açıklayıcı bir boşluğu doldurarak, çağdaş ABD dış siyasasının yöntemini, ideolojik dilini ve operasyonel cesaretini bütüncül biçimde çözümlemeyi olanaklı kılmaktadır.

Deneysel olarak çizelge, NWI’nin soyut bir kuramsal önerme olmadığını, Kanada’dan Venezuela’ya, NATO’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan somut talepler ve ödün beklentileri üzerinden işleyen bir dış siyasa uygulaması olduğunu göstermektedir. Ülkelerden istenen ekonomik, siyasal, askeri ve yönetsel ödünlerin çeşitliliği, bu yaklaşımın hem müttefiklere hem de rakiplere eş zamanlı olarak uygulanabildiğini kanıtlamaktadır. Böylece çalışma, uluslararası ilişkiler yazınına yalnızca yeni bir kavram değil, aynı zamanda bu kavramı besleyen sistemli ve karşılaştırmalı bir deneysel çerçeve sunmaktadır. NWI, MAGA dönemi dış siyasasını kişisel liderlik biçemine indirgemeden, daha geniş bir yapısal ve ideolojik dönüşümün parçası olarak kavramsallaştırma olanağı sağlamaktadır. Sonuç olarak MAGA dönemi ABD dış siyasası, uluslararası hukuku ve çok taraflılığı ikincil konuma iterek, çıkar temelli, al-verci ve performatif bir güç siyaseti üretmiştir (Schmitt, 1922; Butler, 2021; The White House, 2025).

 


 

YARARLANILABİLECEK KAYNAKLAR ÖNERİSİ [3]

 

Agamben, G. (2005). State of exception (K. Attell, Trans.). University of Chicago Press.

Arrighi, G. (1994). The long twentieth century: Money, power, and the origins of our times. Verso.

Bolton, J. (2020). The room where it happened: A White House memoir. Simon ve Schuster.

Butler, J. (2021). The force of nonviolence: An ethico-political bind. Verso.

Drezner, D. W. (2019). The system worked: How the world stopped another great depression. Oxford University Press.

Gray, C. (2018). International law and the use of force (4th ed.). Oxford University Press.

Harvey, D. (2003). The new imperialism. Oxford University Press.

Hill, F. (2021). There is nothing for you here: Finding opportunity in the twenty-first century. Mariner Books.

Kaldor, M. (2012). New and old wars: Organized violence in a global era (3rd ed.). Stanford University Press.

Keohane, R. O., ve Nye, J. S. (1977). Power and interdependence: World politics in transition. Little, Brown.

Koh, H. H. (2010). The national security constitution: Sharing power after the Iran-Contra affair. Yale University Press.

Morgenthau, H. J. (1948). Politics among nations: The struggle for power and peace. Alfred A. Knopf.

Porter, P. (2020). The false promise of liberal order. Polity Press.

Schmitt, C. (1922). Political theology: Four chapters on the concept of sovereignty (G. Schwab, Trans.). MIT Press.

Wallerstein, I. (2004). World-systems analysis: An introduction. Duke University Press.

Waltz, K. N. (1979). Theory of international politics. McGraw-Hill.

Siyasa Belgeleri ve Resmi Kaynaklar

The White House. (2017). National security strategy of the United States of America.

The White House. (2025). National defense and strategic posture statements.

U.S. Department of Defense. (2018–2025). Strategic and defense posture reports.

U.S. Department of the Treasury, Office of Foreign Assets Control. (2017–2025). Sanctions programs and country information.

United Nations. (1945). Charter of the United Nations. https://www.un.org

Düşünce Kuruluşları ve Raporları

Atlantic Council. (2023). Venezuela, sanctions, and U.S. strategic interests.

Center for Strategic and International Studies. (2024). Transactional diplomacy and U.S. alliances.

Brookings Institution. (2022). The future of U.S. global leadership under populism.



[1] Performatif kelimesi iradenin sadece sözle değil eylem ve davranışla da ortaya konulması anlamına gelmektedir.

[2] NMI, Naked and Wild Imperialism (Çıplak ve Vahşi Emperyalizm) kavramının kısaltması olarak kullanılmaktadır.

[3] Burada sayılan kaynaklar metinde atıf yapılan kaynaklar olmaktan çok okuyucunun yararlanabileceği kaynaklar listesidir.

Hiç yorum yok: