Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

30 Ocak 2026 Cuma

 

CHP Yerel Yönetimleri ve Yolsuzluk Davaları: Lider Merkezli Süreçler, Kurumsal Boşluklar ve Entropik Yönetişim

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Öz

Bu çalışma, CHP’li yerel yönetimlerde devam eden yolsuzluk davalarını, bireysel aktörlerin niyetleri ya da tekil sapmalar üzerinden değil, lider merkezli karar alma süreçleri, merkezi yönetim kapasitesi eksiklikleri ve liyakat boşlukları arasındaki etkileşimler üzerinden çözümlemektedir. Çalışma, bu yapısal koşulların yerel yönetimlerde sistemsel boşluklar yarattığını ve bu boşlukların entropik yönetişim çıktıları olarak yolsuzluk savları, büropatolojik uygulamalar ve siyasal yönlendirmelere zemin hazırladığını ileri sürmektedir. Nitel yöntemlere dayanan araştırmada süreç izleme, söylem çözümlemesi ve karşılaştırmalı değerlendirme birlikte kullanılmış ve geliştirilen hipotezler, mutlak doğrulama savı olmaksızın desteklenme düzeyleri üzerinden sınanmıştır. Bulgular, lider merkezli ancak kurumsal kapasitesi sınırlı yönetişim uygulamalarının, denetim mekanizmalarını zayıflattığını ve gayriresmi aktörlerin hareket alanını genişlettiğini ve yargısal süreçlerin sosyopolitik etkilerini artırdığını göstermektedir. Çalışma, muhalefetin denetimindeki yerel yönetimlerde de kurumsal reformlar olmaksızın benzer yönetişim zayıflıklarının yeniden üretilebildiğini ortaya koyarak, yolsuzluk tartışmalarını ahlaksal değil yapısal bir zeminde ele almayı önermektedir.

Anahtar Kelimeler: Yerel yönetimler, yolsuzluk, lider-merkezlilik, kurumsal entropi, CHP, büropatoloji

 

Abstract

This article analyzes ongoing corruption cases involving CHP-governed municipalities not through the intentions or moral failures of individual actors, but through the interaction between leader-centered decision-making processes, deficiencies in central management capacity, and merit-based institutional gaps. It argues that these structural conditions generate systemic voids within local governance, producing entropic outcomes such as corruption allegations, bureaucratic pathologies, and heightened sociopolitical manipulation. Employing qualitative methods, the study combines process tracing, discourse analysis, and comparative assessment. The proposed hypotheses are examined not through claims of definitive verification, but in terms of their degree of empirical and analytical support. The findings indicate that leader-centered yet institutionally weak governance practices undermine accountability mechanisms, expand the operational space of informal actors, and amplify the political and symbolic effects of judicial processes. The study contributes to the literature by demonstrating that, in the absence of institutional reforms, governance vulnerabilities commonly associated with ruling parties may also be reproduced within opposition-controlled local governments. It thus reframes corruption debates from a moralistic perspective toward a structural and institutional analysis.

Keywords: Local governments, corruption, leader-centered governance, institutional entropy, CHP, bureaucratic pathology

GİRİŞ

Türkiye’de yerel yönetimler, siyasal partilerin hem yönetim kapasitesini hem de stratejik hedeflerini sınadığı kritik alanlardır. CHP, son yerel seçimlerde büyük başarılar elde ederek çok sayıda belediyeyi devralmış, ancak bu başarı merkezi eş güdüm, liyakat ve denetim mekanizmalarının eksikliği ile birlikte geldiğinde, yönetim süreçlerinde ciddi boşluklar ortaya çıkmıştır. Parti, kazanılan belediyeler üzerinde merkezi bir yönetim kapasitesi oluşturamadığı için, yerel yönetimler çoğu zaman lider merkezli ve yetkin olmayan süreçlere dayalı hareket etmek zorunda kalmıştır.

Bu ortamda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul sınırlarını aşan siyasal hizmet üretme çabaları dikkat çekicidir. Örneğin Elazığ’da bir lise inşa etmek veya Hacıbektaş’ta Cemevi yapımını desteklemek gibi girişimler, yalnızca yerel hizmet değil, aynı zamanda siyasal mesaj ve ulusal görünürlük sağlama stratejisi olarak da değerlendirilebilir. Bu çabalar, parti içinde merkezi kapasite eksikliği ile birleştiğinde, yerel yönetim süreçlerinde büropatolojik ve sistemsel boşluklar yaratmıştır.

Bu makalenin merkezinde ise, CHP belediyelerinde başlayan ve henüz yeni aşamasında olan yolsuzluk davaları yer almaktadır. Bu bağlamda, temel amaçlardan biri, duruşmaların ve savların gelişimini devingen olarak irdelemek ve bu gelişmeleri sistemsel ve sosyopolitik bir çerçevede yorumlamaktır. Ana sav şudur: Hem yolsuzluk söylentilerinin ortaya çıkması hem de rakip AKP ve MHP ittifakının saldırgan yaklaşımı, mevcut sistemin doğal çıktısıdır.

Makale dört temel bakış açısını bir araya getirir:

Sistemsel Bakış açısı: Merkezi kapasite eksikliği ve liyakat sorunları, büropatolojik sonuçların ve olumsuz çıktının temelini oluşturur.

Lider Merkezli Süreçler: İmamoğlu’nun kişisel girişimleri, yetkin olmayan yönetim süreçleri ile birleşerek, gayriresmi aktörlerin hareket alanını genişletir.

Sosyopolitik ve Siyasal Yönlendirme: AKP ve MHP ittifakı, bu ortamı kendi lehine kullanarak savları ve söylentileri siyasal bir saldırı aracı durumuna getirir.

Devingen Çözümleme: Makale, duruşmalar ve savları sistemsel boşluk ve lider merkezli süreçlerin doğal çıktısı olarak değerlendirir ve devingen olarak güncellenebilir bir çerçeve sunar.

Amaç ve Hedefler

Amaç

Bu makalenin amacı, CHP belediyelerinde devam eden yolsuzluk davalarının henüz yeni başlayan sürecini izleyerek, lider merkezli ancak yetkin olmayan süreçler ile sistemsel boşlukların yerel yönetimdeki olumsuz çıktılara katkısını sosyopolitik bir çerçevede çözümlemektir. Çalışma, aynı zamanda davaların gelişimini devingen olarak izlemeyi ve değerlendirmeyi temel hedef olarak belirler.

Hedefler

CHP’nin merkezi yönetim kapasitesi eksikliği ve liyakat boşluklarının, yerel yönetimde ortaya çıkan büropatolojik sonuçlara katkısını sistemli olarak ortaya koymak.

İmamoğlu’nun İstanbul sınırlarını aşan hizmet üretme çabaları ve lider merkezli süreçlerin etkilerini değerlendirmek.

Devam eden yolsuzluk davalarının sürecini devingen olarak izleyerek savların ve gelişmelerin sistemsel bağlamını açıklamak.

Rakip siyasal aktörlerin (AKP ve MHP) saldırgan ve yönlendirici stratejilerini, sistemsel koşulların doğal sonucu olarak yorumlamak.

Makaleyi, duruşmalar ve yeni belgeler ışığında devingen olarak güncellenebilir bir sosyopolitik çözümleme çerçevesine dönüştürmek.

Araştırma Soruları

Ana Araştırma Sorusu:

CHP belediyelerinde devam eden yolsuzluk davalarının henüz yeni başlayan sürecinde, lider merkezli ancak yetkin olmayan yönetim süreçleri ve merkezi kapasite eksiklikleri, yerel yönetimdeki olumsuz çıktıları ve siyasal yönlendirmeleri nasıl şekillendirmektedir?

Alt Sorular:

CHP’nin merkezi yönetim kapasitesi eksikliği ve liyakat boşlukları yerel yönetim süreçlerinde hangi büropatolojik sonuçları üretmektedir?

İmamoğlu’nun İstanbul sınırlarını aşan hizmet üretme çabaları (örneğin Elazığ’daki lise, Hacıbektaş Cemevi) yerel yönetimdeki karar alma süreçlerini ve kaynak dağılımını nasıl etkilemiştir?

Lider merkezli ancak yetkin olmayan süreçler gayriresmi aktörlerin (Bülbüllü ve diğer firari danışmanlar) hareket alanını ve rolünü nasıl şekillendirmiştir?

Devam eden davalar ve ortaya çıkan savlar sistemsel boşluk ve lider merkezli süreçlerin doğal çıktısı olarak değerlendirilebilir mi?

Rakip AKP ve MHP ittifakının saldırgan ve yönlendirici siyasal yaklaşımı, bu sistemsel koşullar çerçevesinde nasıl anlaşılabilir ve yorumlanabilir?

Duruşmalar ilerledikçe ortaya çıkan veriler merkezi kapasite eksikliği, liyakat sorunları ve lider merkezli süreçler bağlamında makalenin hipotezlerini nasıl yeniden yazmayı gerektirir?

YÖNTEM: SÜREKLİ GÜNCELLENMİŞ SOSYOPOLİTİK ÇÖZÜMLEME

Bu çalışma, devam eden yolsuzluk davalarının hukuksal içeriğini, delil yapısını ya da yargılama süreçlerinin normatif niteliğini çözümlemeyi amaçlamamaktadır. Duruşma koşulları, mahkemelerin işleyişi ve yargısal kararların hukuksal doğruluğu bu çalışmanın kapsamı dışındadır. Bunun yerine çözümleme, devam eden yargı süreçlerinin lider merkezli ve kurumsal kapasitesi sınırlı yerel yönetimler bağlamında nasıl sosyopolitik etkiler ürettiğine ve yönetişim uygulamalarıyla nasıl etkileşime girdiğine odaklanmaktadır. Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasal bağlamdan bütünüyle bağımsız işlemediği yönündeki yaygın tartışmalar dikkate alınmakla birlikte, bu çalışma normatif bir yargı değerlendirmesi yapmaktan özellikle kaçınmaktadır.

Araştırma Tasarımı

Bu çalışma, yazar tarafından geliştirilen Sürekli Güncellenmiş Sosyopolitik Çözümleme yöntemi ile yürütülmüştür. Amaç, CHP belediyelerinde başlayan yolsuzluk davalarını, lider merkezli ancak yetkin olmayan süreçler ve sistemsel boşluklar bağlamında çözümlemektir. Bu yöntem, duruşmalar ve savlar ilerledikçe devingen olarak güncellenebilir bir çözümleme çerçevesi sunar ve sistem çıktıları ile siyasal yönlendirmeleri birlikte değerlendirir.

Veri Kaynakları

Birincil Veriler: Duruşma tutanakları ve iddianameler, savcılık ve mahkeme belgeleri, gizli tanık ve ihbarcı ifadeleri.

İkincil Veriler: Medya raporları, haberler, yorumlar, parti açıklamaları ve resmi belgeler, yerel yönetim çalışma raporları, bütçe ve ihale verileri.

Çözümleme Birimleri

Araştırma, beş temel birim üzerinden yürütülmektedir:

Liderlik ve Karar Mekanizmaları: İmamoğlu’nun liderlik tarzı ve İstanbul ötesi hizmet üretme çabaları

Merkezi Parti Kapasitesi: Denetim mekanizmaları, aday seçimi, eş güdüm eksiklikleri

Gayriresmi Aktörler: Firari danışmanlar ve aracı kişiler (Bülbüllü ve diğerleri)

Yerel Yönetim Süreçleri: İhale yönetimi, proje planlama, kaynak dağılımı ve büropatolojik sonuçlar

Sistem Çıktıları: Yolsuzluk söylentileri, devam eden davalar ve siyasal yönlendirmeler (AKP ve MHP saldırgan stratejileri)

Çözümleme Yöntemleri

Niteliksel İçerik Çözümlemesi: Duruşma kayıtları, iddianame ve medya raporları ayrıntılı olarak incelenir. Lider merkezli süreçlerin ve sistemsel boşlukların etkisi yorumlanır.

Sistem Çözümlemesi: Merkezi kapasite, liyakat ve eş güdüm eksikliklerinin yerel yönetim çıktıları üzerindeki etkisi modellenir. Gayriresmi aktörlerin rolü sistem çerçevesinde değerlendirilir.

Devingen Güncelleme: Her duruşma sonrası tablo ve şema güncellenerek, hipotezler ve çözümleme çerçevesi gözden geçirilir. Bu sayede çalışma, “yaşayan bir sosyopolitik çözümleme” niteliği kazanır.

Karşılaştırmalı Çözümleme: CHP genel merkezindeki ve belediyelerindeki sistemsel eksiklikler ve lider merkezli süreçler diğer parti yönetimleriyle kıyaslanabilir.

Etik ve Güvenlik Önlemleri

Gizli tanık ve ihbarcı ifadeleri kimlik gizliliği ilkesine uygun şekilde çözümlenecektir. Tüm veriler, kamuya açık belgeler veya yasal erişime uygun kaynaklardan derlenmiştir.

Bu çalışma, CHP’li yerel yönetimlerde devam eden yolsuzluk davalarını, tekil aktörlerin niyetleri ya da bireysel sapmalar üzerinden değil, lider-merkezli karar alma uygulamaları, merkezi yönetim kapasitesi eksiklikleri ve liyakat boşlukları arasındaki etkileşimler üzerinden çözümlemektedir. Bu etkileşimlerin, yerel yönetim süreçlerinde sistemsel boşluklar yarattığı ve bu boşlukların gayriresmi aktörlerin hareket alanını genişlettiği varsayılmaktadır. Ortaya çıkan ihale usulsüzlükleri, rüşvet savları ve liyakatsiz atamalar, bu yapısal sürecin olası çıktıları olarak ele alınmaktadır. Aşağıda sunulan Şekil 1, söz konusu ilişkileri ve nedensel mekanizmaları çözümleyici bir bütünlük içinde özetlemektedir.

 

Şekil 1. Lider-Merkezli Yerel Yönetişim, Sistemsel Boşluklar ve Entropik Çıktılar [1]

ÇALIŞMANN TEMEL VARSAYIMLARI

Varsayım 1 – Yolsuzluk bireysel sapma değil, kurumsal üretimdir

Bu çalışma, yolsuzluğu tekil aktörlerin ahlaksal zayıflıklarıyla açıklamayı reddeder. Yolsuzluk, kurumsal denetim mekanizmalarının zayıfladığı, karar alma süreçlerinin kişiselleştiği ve hesap verebilirliğin askıya alındığı bağlamlarda sistemli olarak üretilen bir olgu olarak ele alınmaktadır. Bu varsayım, çalışmayı ahlaksal tartışmadan çıkarıp kurumsal çözümleme düzlemine taşır.

Varsayım 2 – Lider merkezlilik, kurumsal kapasiteyi otomatik olarak zayıflatır

Yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinin belediye başkanı ve dar bir çevre etrafında yoğunlaşması, kısa vadede yönetsel hız sağlayabilir, ancak orta ve uzun vadede kurumsal denge ve denetim mekanizmalarının aşınmasına yol açar. Bu nedenle lider merkezlilik, bu çalışmada entropi üreten bir yapı olarak kabul edilmektedir.

Varsayım 3 – CHP’li yerel yönetimler “muhalefette olma” avantajını kurumsal bağışıklığa dönüştürememiştir

CHP’nin, merkezi iktidardan dışlanmış olmanın yarattığı mağdur olma söylemine karşın, yerel yönetimlerde etik yönetişim ve iç denetim açısından sistemli bir üstünlük üretemediği varsayılmaktadır. Bu, çalışmanın normatif değil eleştirel bir varsayımıdır.

Varsayım 4 – Yargı süreçleri siyasal bağlamdan bağımsız değildir

Çalışma, devam eden yolsuzluk davalarının hukuksal sonuçları hakkında bir hüküm vermemektedir. Ancak şu kabul edilmektedir: Türkiye’de yargı süreçleri, özellikle yüksek profilli yerel yönetim davalarında, siyasal iklimden ve güç ilişkilerinden etkilenmektedir. Bu varsayım, davaların algısal ve sosyopolitik etkilerinin çözümlemesini meşrulaştırır.

Varsayım 5 – Süreklilik arz eden dava süreçleri, kurumsal meşruluğu aşındırır

Yargılamaların sonucu ne olursa olsun, uzayan ve tekrarlayan yolsuzluk savları, yerel yönetimlerin ve onları temsil eden partinin kurumsal güvenilirliğini, etik üstünlük savını ve seçmen nezdindeki meşruluğunu zamanla aşındırmaktadır. Bu varsayım, ‘algı–gerçeklik’ ayrımını çözümleme içine alır.

Varsayım 6 – Entropi, yalnızca dış baskıyla değil iç zayıflıkla büyür

CHP’li belediyelerin karşı karşıya kaldığı entropik yönetişim sorunları yalnızca merkezi iktidarın baskısı ve yargının seçiciliği ile açıklanamaz. Parti içi denetim eksikliği, kurumsal öğrenme yetersizliği ve lider etrafında kapanan örgütsel yapı entropinin içsel kaynaklarıdır.

Varsayım 7 – Seçmen davranışı mutlak ahlakçılıkla değil karşılaştırmalı akılcılıkla şekillenir

Çalışma, seçmenin yolsuzluk savlarına tepkisinin “var mı/yok mu?” ikiliğinden çok “kim yapıyor, ne ölçüde, neye karşılık?” soruları üzerinden şekillendiğini varsaymaktadır. Bu nedenle yolsuzluk, otomatik bir siyasal cezalandırma üretmeyebilir.

Varsayım 8 – Kurumsal reform olmadan lider değişimi entropiyi durdurmaz

Bu çalışma, belediye başkanlarının veya parti liderlerinin değişmesinin tek başına yolsuzluk riskini, yönetişim zayıflıklarını ve kurumsal entropiyi ortadan kaldırmayacağını varsayar. Çözüm kişide değil, kurumsal mimaride aranmalıdır.

HİPOTEZLER

H1 – Lider-merkezlilik ve yolsuzluk riski

Lider merkezli karar alma süreçlerinin baskın olduğu CHP’li yerel yönetimlerde, kurumsal denetim mekanizmalarının zayıflama olasılığı artmakta ve bu durum yolsuzluk savlarının ortaya çıkma ve süreklilik kazanma riskini yükseltmektedir.

H2 – Kurumsal denetim zayıflığı ve entropik yönetişim

Parti içi ve yönetsel denetim mekanizmalarının yetersiz olduğu yerel yönetimlerde, yönetişim süreçleri daha yüksek düzeyde entropik özellikler (belirsizlik, norm aşınması, keyfilik algısı) sergilemektedir.

H3 – Yargı süreçlerinin sosyopolitik etkisi

CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk davalarının sürekliliği, hukuksal sonuçlarından bağımsız olarak, yerel yönetimlerin kurumsal meşruluğunu ve partinin etik üstünlük savını aşındırmaktadır.

H4 – Lider kişiselleşmesi ve kurumsal bağışıklık

Yerel siyasetin belediye başkanı figürü etrafında kişiselleştiği durumlarda, kurumsal öğrenme ve içsel bağışıklık mekanizmaları zayıflamakta ve bu durum benzer yönetişim sorunlarının tekrar üretimine yol açmaktadır.

H5 – İçsel zayıflıkların entropi üretimi

Merkezi iktidarın baskısı ve yargı süreçlerinin siyasallaşması tartışmaları, CHP’li yerel yönetimlerde gözlenen entropik yönetişimi tek başına açıklamakta yetersizdir. Parti içi kurumsal zayıflıklar belirleyici bir rol oynamaktadır.

H6 – Yolsuzluk algısı ve seçmen tepkisi

Seçmenlerin yolsuzluk savlarına tepkisi, mutlak ahlaksal reddetmeden çok karşılaştırmalı ve bağlamsal bir akılcılığa dayanmaktadır. Bu nedenle yolsuzluk savları her zaman siyasal cezalandırma üretmemektedir.

H7 – Süreklilik arz eden dava süreçleri ve meşruluk aşınması

Yargılamaların uzaması ve tekrar eden yolsuzluk savları, dava sonuçlarından bağımsız olarak, CHP’nin yerel yönetimlerde kurumsal meşruluğunu zaman içinde aşındırmaktadır.

H8 – Lider değişimi ve kurumsal reform ilişkisi

Kurumsal reformlar eşlik etmediği sürece, lider değişimleri yerel yönetimlerdeki entropik yönetişim sorunlarını ve yolsuzluk risklerini kalıcı biçimde azaltmamaktadır.

Bu hipotezler, istatistiksel doğrulamadan çok, nitel kanıtlar ve süreç izleme yöntemi aracılığıyla sınanmakta ve bulgular, hipotezlerin desteklenme düzeyleri üzerinden tartışılmaktadır.

BULGULAR

Bu bölümde, çalışmanın çözümleyici çerçevesinde geliştirilen hipotezler, nitel olay çözümlemesi, süreç izleme ve söylem çözümlemesinden elde edilen bulgular ışığında sınanmaktadır. Amaç, hipotezlerin mutlak doğruluğunu kanıtlamaktan çok, desteklenme düzeylerini ortaya koymak ve gözlenen örüntüleri sistemli biçimde tartışmaktır.

H1 – Lider merkezlilik ve yolsuzluk riski

Bulgular, CHP’li yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinin belediye başkanı ve dar bir yönetici çevresi etrafında yoğunlaştığı örneklerde, kurumsal denetim mekanizmalarının eylemli olarak devre dışı kaldığını göstermektedir. Belediye meclislerinin işlevinin zayıflaması, iç denetim birimlerinin edilginleştirilmesi ve bürokratik kararların gayriresmi kanallar üzerinden alınması, yolsuzluk savlarının ortaya çıkışına elverişli bir zemin yaratmaktadır. Bu bağlamda H1 yüksek düzeyde desteklenmektedir. Lider merkezlilik, doğrudan yolsuzluk üretmese dahi, risk artırıcı bir yapısal koşul olarak belirginleşmektedir.

H2 – Kurumsal denetim zayıflığı ve entropik yönetişim

İncelenen olaylarda, parti içi denetim mekanizmalarının sistemli ve bağlayıcı olmaktan çok, tepkisel ve kişisel ilişkilere dayalı olduğu görülmektedir. Bu durum, yönetişim süreçlerinde belirsizlik, norm aşınması ve yönetsel keyfilik algısının artmasına yol açmaktadır. Ortaya çıkan tablo, yerel yönetimlerin kurallı bir kurumsal düzen yerine, kişilere göre değişen uygulama biçimleri üretmeye yöneldiğini göstermektedir. Bu bulgular, H2’nin güçlü biçimde desteklendiğini ortaya koymaktadır.

H3 – Yargı süreçlerinin sosyopolitik etkisi

Bulgular, devam eden yolsuzluk davalarının hukuksal sonuçlarından bağımsız olarak, CHP’li belediyelerin kamusal algısında belirgin bir aşınma yarattığını göstermektedir. Davaların uzun sürmesi ve medyada sürekli gündemde tutulması, belediyelerin hizmet başarımlarının önüne geçmekte ve siyasal tartışmayı etik/moral bir zemine taşımaktadır. Bu durum, H3’ün desteklendiğini göstermektedir. Yargı süreçleri, yalnızca hukuksal değil, aynı zamanda siyasal ve simgesel etkiler üretmektedir.

H4 – Lider kişiselleşmesi ve kurumsal bağışıklık

Olay çözümlemeleri, belediye başkanının siyasal kimliğinin kurumsal kimliğin önüne geçtiği durumlarda, örgütsel öğrenmenin sınırlı kaldığını ve benzer yönetişim sorunlarının yinelendiğini göstermektedir. Kriz anlarında çözüm üretme kapasitesi, kurumsal reflekslerden çok liderin bireysel becerilerine bağımlı duruma gelmektedir. Bu bulgular ışığında H4 orta–yüksek düzeyde desteklenmektedir. Kurumsal bağışıklık, lider kişiselleşmesi altında zayıflamaktadır.

H5 – İçsel zayıflıklar ve entropi üretimi

Çözümleme, merkezi iktidarın baskısı ve yargının seçiciliği tartışmalarının önemli olmakla birlikte, gözlenen entropik yönetişim sorunlarını tek başına açıklamakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Parti içi gözetim eksikliği, liyakat sorunları ve hesap verebilirliğin kurumsallaşamaması, entropinin içsel kaynakları olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla H5 net biçimde desteklenmektedir. Entropi, yalnızca dışsal baskıların değil, içsel kurumsal zayıflıkların ürünüdür.

H6 – Yolsuzluk algısı ve seçmen tepkisi

Söylem çözümlemesi ve seçim sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, seçmen davranışının yolsuzluk savlarına karşı mutlak bir reddetme duygusu üretmediği görülmektedir. Seçmenler, yolsuzluk savlarını çoğu zaman iktidar–muhalefet karşılaştırması içinde değerlendirmekte ve bağlamsal bir akılcılık sergilemektedir. Bu durum, H6’nın desteklendiğini, ancak seçmen hoşgörüsünün sınırsız olmadığını göstermektedir.

H7 – Süreklilik arz eden davalar ve meşruluk aşınması

Bulgular, yinelenen ve uzun süren dava süreçlerinin, yerel yönetimlerin kurumsal meşruluğunu zaman içinde aşındırdığını ortaya koymaktadır. Bu aşınma, yalnızca ilgili belediyelerle sınırlı kalmamakta ve CHP’nin genel yönetişim kapasitesine ilişkin algıyı da etkilemektedir. Bu çerçevede H7 yüksek düzeyde desteklenmektedir.

H8 – Lider değişimi ve kurumsal reform ilişkisi

İncelenen örnekler, lider değişimlerinin kısa vadede siyasal rahatlama sağladığını, ancak kurumsal reformlarla desteklenmediği durumlarda yönetişim sorunlarının yeniden üretildiğini göstermektedir. Yapısal önlemler alınmadığında, kişisel değişimlerin kalıcı etki yaratmadığı gözlemlenmektedir. Bu bulgular, H8’in desteklendiğini ortaya koymaktadır.

Değerlendirme

Bulgular bütünüyle değerlendirildiğinde, çalışmanın hipotezleri büyük ölçüde desteklenmektedir. Özellikle lider merkezlilik, kurumsal denetim zayıflığı ve entropik yönetişim arasındaki ilişki, CHP’li yerel yönetimlerde yolsuzluk tartışmalarının yapısal boyutunu görünür kılmaktadır. Bulgular, sorunun kişilerden çok kurumsal mimari ve yönetişim anlayışı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Çizelge 1:

 

Hipotez–Bulgular Özeti Tablosu

Hipotez

Temel Odak

Desteklenme Düzeyi

Kullanılan Çözümleyici Kanıt

H1

Lider-merkezlilik – yolsuzluk riski

Yüksek

Olay çözümlemesi, süreç izleme

H2

Kurumsal denetim zayıflığı – entropi

Güçlü

Kurumsal yapı incelemesi, söylem çözümlemesi

H3

Yargı süreçlerinin sosyopolitik etkisi

Orta–yüksek

Medya çözümlemesi, kamuoyu algısı

H4

Kişiselleşme – kurumsal bağışıklık

Orta–yüksek

Örgütsel öğrenme örüntüleri

H5

İçsel zayıflıklar – entropi üretimi

Yüksek

Karşılaştırmalı yorum, süreç izleme

H6

Yolsuzluk algısı – seçmen tepkisi

Orta

Söylem çözümlemesi, seçim sonuçları

H7

Dava sürekliliği – meşruluk aşınması

Yüksek

Zaman serisi söylem ve algı çözümlemesi

H8

Lider değişimi – kurumsal reform

Yüksek

Önce/sonra karşılaştırması

 

Değerlendirme

Bulgular bütünüyle değerlendirildiğinde, çalışmanın hipotezleri büyük ölçüde desteklenmektedir. Özellikle lider merkezlilik, kurumsal denetim zayıflığı ve entropik yönetişim arasındaki ilişki, CHP’li yerel yönetimlerde yolsuzluk tartışmalarının yapısal boyutunu görünür kılmaktadır. Bulgular, sorunun kişilerden çok kurumsal mimari ve yönetişim anlayışı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

ARAŞTIRMA SORULARININ YANITLANMASI

Bu çalışma, CHP’li yerel yönetimlerde devam eden yolsuzluk davalarını, bireysel aktörlerin niyetlerinden çok lider merkezli karar alma süreçleri, merkezi yönetim kapasitesi eksiklikleri ve liyakat boşlukları arasındaki etkileşimler üzerinden çözümlemiştir. Bulgular, bu yapısal koşulların yerel yönetimlerde sistemsel boşluklar ürettiğini ve bu boşlukların hem olumsuz yönetsel çıktılara hem de siyasal yönlendirmelere zemin hazırladığını göstermektedir.

CHP’nin merkezi yönetim kapasitesi eksikliği ve liyakat boşluklarının, yerel yönetimlerde büropatolojik sonuçlar ürettiği, denetim mekanizmalarının zayıfladığı, karar alma süreçlerinin kişiselleştiği ve kurumsal akılcılığın aşındığı saptanmıştır. İstanbul sınırlarını aşan hizmet üretme girişimleri ise yerel yönetim uygulamalarının simgesel ve siyasal önceliklerle şekillenmesine yol açarak kaynak dağılımında bulanıklık yaratmıştır.

Lider merkezli ancak yetkin olmayan yönetişim süreçlerinin, gayriresmi aktörlerin hareket alanını genişlettiği ve bu aktörlerin sistemsel boşluklardan yararlanarak yönetsel süreçlere girebildiği görülmektedir. Devam eden davalar ve ortaya çıkan savlar, bu çalışmada tekil sapmalar olarak değil, söz konusu yapısal ve süreçsel koşulların doğal çıktıları olarak değerlendirilmiştir.

Son olarak, rakip siyasal ittifakın saldırgan ve yönlendirici yaklaşımı, bu sistemsel zayıflıkların oluşturduğu fırsat yapısı çerçevesinde anlamlandırılmış ve yargısal ve siyasal süreçlerin karşılıklı olarak birbirini beslediği bir devingen ortaya konmuştur. Duruşmalar ilerledikçe ortaya çıkacak yeni verilerin, bu çalışmada geliştirilen hipotezlerin yeniden düzenlenmesini gerektirebileceği özellikle vurgulanmaktadır.

TARTIŞMA

Kuramsal Düzeyde Tartışma: Lider Merkezlilik ve Siyasal Entropi

Bu çalışmanın bulguları, lider merkezli siyasal süreçlerin yalnızca otoriter rejimlerde değil, muhalefet denetimindeki yerel yönetimlerde de kurumsal entropi üretebildiğini ortaya koymaktadır. Lider kişiselleşmesi, demokratik meşrulukla birlikte var olsa dahi, kurumsal denge ve denetim mekanizmalarını ikincilleştirdiğinde, yönetişim kapasitesini aşındıran bir etki yaratmaktadır. Bu bağlamda çalışma, yazında sıklıkla iktidar bloklarıyla ilişkilendirilen kişiselleşme ve kurumsal erozyon olgusunun, muhalefet aktörleri açısından da çözümleyici olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Siyasal Düzeyde Tartışma: CHP ve Muhalefetin Etik Üstünlük Sorunu

Bulgular, CHP’nin yerel yönetimlerde etik üstünlük savını sürdürülebilir kurumsal mekanizmalarla destekleyemediğini göstermektedir. Yolsuzluk davalarının sürekliliği, hukuksal sonuçlarından bağımsız olarak, CHP’nin muhalefet söylemini savunmacı ve reaktif bir pozisyona itmektedir. Bu durum, muhalefetin iktidar eleştirisini güçlendirmek yerine, siyasal gündemin etik ve ahlaksal bir savunma hattına sıkışmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla sorun, yalnızca yolsuzluk savlarının varlığı değil; bu savlara karşı kurumsal bağışıklık üretilememesidir.

Kurumsal Düzeyde Tartışma: Reform İhtiyacı ve Yapısal Çıkmaz

Çalışmanın bulguları, lider değişimlerinin ve kriz yönetiminin, kurumsal reformlarla desteklenmediği sürece kalıcı bir iyileşme üretmediğini ortaya koymaktadır. İç denetim, saydamlık ve parti içi gözetim mekanizmalarının kişilere bağlı olmaktan çıkarılması, entropik yönetişim döngüsünü kırmanın ön koşulu olarak belirmektedir. Bu çerçevede CHP’li yerel yönetimlerde yolsuzluk tartışmaları, bireysel hataların ötesinde, yapısal bir yönetişim sorunu olarak ele alınmalıdır.

Daha Geniş Bir Çerçeve: Muhalefet, İktidar ve Sistemsel Simetri

Son olarak, bulgular Türkiye’de iktidar ve muhalefet arasındaki yönetişim pratikleri açısından bir tür sistemsel simetriye işaret etmektedir. Kurumsal mekanizmaların zayıflığı, siyasal konumdan bağımsız olarak benzer sonuçlar üretmektedir. Bu durum, demokratik rekabetin ahlaksal savlar üzerinden değil, kurumsal kapasite ve yönetişim kalitesi üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.

SONUÇ

Bu çalışma, CHP’li yerel yönetimler hakkında devam eden yolsuzluk davalarını, bireysel ahlaksal sapmaların ötesinde, lider-merkezli siyasal süreçlerin ve kurumsal boşlukların ürettiği entropik yönetişim çerçevesinde çözümleme etmiştir. Bulgular, yolsuzluk tartışmalarının yalnızca hukuksal değil, aynı zamanda sosyopolitik ve kurumsal etkiler yarattığını; bu etkilerin parti meşruluğu ve muhalefetin iktidar alternatifi olma kapasitesi üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir.

Çalışmanın temel katkısı, kişiselleşmiş liderlik ile kurumsal erozyon arasındaki ilişkiyi muhalefet denetimindeki yerel yönetimler bağlamında görünür kılmasıdır. Bu yönüyle çözümleme, otokratikleşme yazınında sıklıkla iktidar aktörlerine atfedilen yönetişim zayıflıklarının, kurumsal önlemler alınmadığında muhalefet aktörleri tarafından da yeniden üretilebildiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, CHP’li yerel yönetimlerde karşılaşılan yolsuzluk tartışmaları, kişiler üzerinden değil, kurumsal mimari, denetim kapasitesi ve yönetişim anlayışı üzerinden ele alındığında açıklayıcı duruma gelmektedir. Bu bulgu, demokratik muhalefetin sürdürülebilirliği açısından kurumsallaşmanın vazgeçilmezliğini bir kez daha doğrulamaktadır. Bu çalışmanın bulguları, Türkiye bağlamına özgü siyasal ve kurumsal koşullar içinde değerlendirilmelidir. Bu çalışma, yolsuzluk tartışmalarını muhalefet–iktidar ikiliğinin ötesine taşıyarak, kurumsal kapasite ve lider merkezli yönetişim arasındaki ilişkiyi yerel yönetimler bağlamında çözümlemektedir.

SİYASA VE KURUMSAL REFORM ÇIKARIMLARI

Çalışmanın bulguları, CHP ve muhalefet denetimindeki yerel yönetimler için aşağıdaki kurumsal reform alanlarını işaret etmektedir:

Kurumsallaşmış İç Denetim Mekanizmaları: Belediye başkanından bağımsız çalışan, parti ve yönetim içi denetim birimlerinin güçlendirilmesi.

Saydam Karar Alma Süreçleri: İhale, atama ve kaynak özgüleme süreçlerinin açık veri ve kamusal izleme araçlarıyla desteklenmesi.

Parti İçi Gözetim ve Etik Kurulların Güçlendirilmesi: Tepkisel değil, önleyici ve bağlayıcı mekanizmaların oluşturulması.

Liderlikten Kurumsallığa Geçiş: Başarının bireysel lider profilleriyle değil, kurumsal performans göstergeleriyle ölçülmesi.

Kriz Yönetimi Yerine Risk Yönetimi: Yolsuzluk savları ortaya çıktıktan sonra savunma refleksi geliştirmek yerine, riskleri önceden saptayan sistemlerin kurulması.

Bu reform alanları, yalnızca CHP açısından değil, Türkiye’de demokratik yerel yönetişimin güçlendirilmesi açısından da önem taşımaktadır. Kurumsal kapasitenin artırılması, muhalefetin etik üstünlük savını söylem düzeyinden çıkararak yönetişim uygulamasına dönüştürmenin ön koşuludur.


 

KAYNAKÇA

Acemoglu, D., ve Robinson, J. A. (2019). The narrow corridor: States, societies, and the fate of liberty. Penguin Press.

Anderson, B. (1991). Imagined communities: Reflections on the origin and spread of nationalism (Rev. ed.). Verso.

Boin, A., ’t Hart, P., Stern, E., ve Sundelius, B. (2016). The politics of crisis management: Public leadership under pressure (2nd ed.). Cambridge University Press.

Christensen, T., Laegreid, P., Roness, P. G., ve Rovik, K. A. (2007). Organization theory and the public sector: Instrument, culture and myth. Routledge.

Fukuyama, F. (2014). Political order and political decay: From the industrial revolution to the globalization of democracy. Farrar, Straus and Giroux.

Heclo, H. (1977). A government of strangers: Executive politics in Washington. Brookings Institution.

Hood, C. (1991). A public management for all seasons? Public Administration, 69(1), 3–19. https://doi.org/10.1111/j.1467-9299.1991.tb00779.x

Johnston, M. (2005). Syndromes of corruption: Wealth, power, and democracy. Cambridge University Press.

Kaufmann, D., Kraay, A., ve Mastruzzi, M. (2011). The worldwide governance indicators: Methodology and analytical issues. Hague Journal on the Rule of Law, 3(2), 220–246. https://doi.org/10.1017/S1876404511200046

Kopecky, P., ve Spirova, M. (2011). ‘Jobs for the boys’? Patronage and public sector reform in postcommunist Europe. West European Politics, 34(5), 897–921. https://doi.org/10.1080/01402382.2011.591072

Levitsky, S., ve Ziblatt, D. (2018). How democracies die. Crown.

Meyer, J. W., ve Rowan, B. (1977). Institutionalized organizations: Formal structure as myth and ceremony. American Journal of Sociology, 83(2), 340–363. https://doi.org/10.1086/226550

Ostrom, E. (1990). Governing the commons: The evolution of institutions for collective action. Cambridge University Press.

Peters, B. G. (2010). The politics of bureaucracy (6th ed.). Routledge.

Rose-Ackerman, S., ve Palifka, B. J. (2016). Corruption and government: Causes, consequences, and reform (2nd ed.). Cambridge University Press.

Schedler, A. (2013). The politics of uncertainty: Sustaining and subverting electoral authoritarianism. Oxford University Press.

Tilly, C. (2007). Democracy. Cambridge University Press.

Treisman, D. (2007). The architecture of government: Rethinking political decentralization. Cambridge University Press.



[1] Şema, yerel yönetimlerde lider odaklı karar alma uygulamalarının ve kurumsal denetim eksikliklerinin, sistemsel boşluklar yaratarak entropik yönetişim çıktıları üretmesini göstermektedir. Yolsuzluk savları, bu yapısal süreçlerin olası sonuçları olarak ele alınmıştır.

Hiç yorum yok: