“Makbul Vatandaş” Üretimi ve
Partilerin Stratejik Yoğunluğu: AKP-CHP Karşılaştırması
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
ÖZ
Bu çalışma,
Türkiye’de 2002 sonrası siyasal yarışmayı “makbul vatandaş” üretimi kavramı
üzerinden çözümlemektedir. Çalışmanın temel savı siyasal partiler arasındaki yarışmanın
yalnızca seçim kampanyaları ve ekonomik başarım üzerinden değil, aynı zamanda
normatif vatandaşlık beklentileri üzerinden yürütüldüğüdür. Bu bağlamda Adalet
ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidar sürecinde eğitim siyasaları, dinsel
kurumlar, medya yapıları ve sivil toplum ağları aracılığıyla belirli bir
vatandaş tipolojisini sistemli biçimde yeniden ürettiği ve buna karşılık
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) benzer yoğunlukta ve bütüncül bir norm üretim
stratejisi geliştirmediği ileri sürülmektedir. Çalışma nicel veri setine
dayanmamakta ve kurumsal gelişmeler, siyasa tercihleri ve siyasal örüntüler
üzerinden yapılan çözümleyici bir değerlendirme niteliği taşımaktadır. Sonuç
olarak, norm üretim kapasitesinin Türkiye’de siyasal pekiştirme ve oy
sürekliliğini açıklamada dikkate alınması gereken önemli bir değişken olduğu
savunulmaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Makbul
vatandaş, norm üretimi, siyasal pekiştirme, hegemonya, AKP, CHP, Türkiye
siyaseti, kimlik siyaseti, parti stratejisi
Abstract
This study analyzes post-2002 political competition in
Turkey through the concept of the “desired citizen.” It argues that political
rivalry should not be understood solely through electoral campaigns or economic
performance, but also through normative constructions of citizenship. Within
this framework, the Justice and Development Party (AKP) is examined as having
systematically reproduced a particular citizen typology through education
policies, religious institutions, media structures, and civil society networks
during its time in power. In contrast, the Republican People’s Party (CHP) is
argued to have developed a less comprehensive and less coordinated normative
strategy. The study does not rely on quantitative data; rather, it offers an
analytical assessment based on institutional developments, policy orientations,
and observable political patterns. It concludes that norm-production capacity
constitutes a significant variable in explaining political consolidation and
electoral continuity in Turkey.
Keywords: Desired citizen, norm production, political
consolidation, hegemony, AKP, CHP, Turkish politics, identity politics, party
strategy
GİRİŞ
Türkiye’de
siyasal yarışma yalnızca oy kazanma savaşımı değildir, aynı zamanda makbul
vatandaş üretme yarışıdır. Bu çalışma deneysel bir ölçüm savı taşımamakta ancak
kavramsal bir model önermektedir. Siyasal partiler toplumsal sorunları çözmek
için ve bu amaçla stratejiler geliştirerek uygulamaya çalışan siyasal
kurulardır. Bu stratejiler hem kendi siyasal hedeflerine ulaşmanın yolunu gösterir
hem de iktidara ulaşmak ve ulaşmışlarsa iktidar sürelerini uzatmak için
yapacakları çalışmaları gösterir. Stratejilerini başarıyla uygulayanlar
amaçlarına ulaşır ama başarısız strateji sahipleri yenilgiye uğrar. Bu çalışma
Türkiye bağlamında belirgin bir olgudan yola çıkarak iktidar partisi olan Adalet
ve Kalkınma Partisi (AKP) ile ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
arasında siyasal stratejiler bağlamında bir karşılaştırma yapmaktadır.
Kuşkusuz,
bir toplumda ve özellikle Türkiye’de çok sayıda toplumsal ve ekonomik sorun
vardır ve çözüm beklemektedir. Bu çalışmada sadece bir tek konu üzerinde
durularak siyasal partilerin çalışma stratejileri irdelenecektir. İncelenecek
olan konu toplumda oluşturulmak istenen insan ya da siyasal deyişle yurttaş
tipolojisidir. Partiler yaratmak istedikleri yurttaş tiplerini çoğunluk
durumuna getirirse hem hedeflerini gerçekleştirmiş hem de siyasal üstünlük
sağlamış olurlar.
Türkiye
tarihi bu bağlamda Osmanlı döneminden bu yana ilginç örnekler vermiştir. Batılı
türde yaşam biçemi geliştirmek hedefini güden Tanzimat Fermanı ve daha sonraki
Islahat çalışmaları bu yoldaki ilk çabalar olarak görülebilir. Anadolu
Devrimi’nin hedefi ise batılı, çağdaş ve laik insan ve yurttaş tipolojisi
üzerine kuruludur. 2000’li yıllara kadar gelen bu eğilim artık yerleşmiş,
kesinleşmiş ve kanıksanmış olarak kabul edilirken önce dinsel partiler ve daha
sonra AKP bu konuda laiklik ile ilgili anayasal ve yasal düzenlemeleri ve
yasakları dikkate alarak örtük ve dolaylı yollardan yeni bir yurttaş tipi
yaratmak istemiş ve bu tipi “makbul insan” ya da “makbul yurttaş” kavramıyla
uygulamaya ve yol almaya başlamıştır. Ne var ki ana muhalefet partisi bu örtük
çabayı görmemiş ya da görse bile önemsememiştir. Bunun sonucu olarak da kendi
tipolojisini sürdürecek ve geliştirecek yol ve yöntemleri gösteren karşı
stratejiler oluşturmamıştır. Bu araştırmada ele alınan tek konu ve örnek bu
stratejidir. Hatta ana muhalefet partisi AKP’nin bu yolda elde ettiği seçim
başarılarını görerek kendisini AKP’ye benzetmeye çalışarak siyasal dağarcığını
azaltmayı dahi göze almıştır. CHP’nin norm üretiminde temkinli ya da çoğulcu bir yaklaşım benimsemiş
olması da olanaklıdır.
Özellikle
İran’da ve Afganistan’da yaşanan toplumsal değişimler yurttaş tipolojisini
değiştirmenin sonuçlarını Dünya kamuoyuna açıklıkla göstermiştir. İran’da
Humeyni ile başlayan İslamcı devrim ve Afganistan’da laik yaşam düzeninin Selefist
yaşam düzenine dönüşmesi ele alınan sorunun boyutlarını ve derinliğini ortaya
koymaktadır.
AKP’nin Türkiye
siyasetinde uzun süredir uyguladığı ancak göz ardı edilen ve dolaylı ve örtük olarak
uyguladığı bu strateji “makbul vatandaş” üretimi olarak adlandırılmıştır. Bu kavram, devletin ve siyasal partilerin
toplumun belirli kesimlerinde ideolojik ve normatif uyum oluşturmak amacıyla
yürüttüğü sistemli çalışmaları ifade eder. Makbul vatandaş, yalnızca yasal ve siyasal
çerçeveye uygun davranan birey değil, aynı zamanda toplumsal değerler, dinsel
ve ulusal normlar, medya ve eğitim aracılığıyla şekillendirilmiş ideal vatandaş
tipini temsil eder.
Bu çalışma,
özellikle Türkiye’deki iki büyük parti olan AKP ve CHP bağlamında, makbul
vatandaş üretiminin araçlarını, yoğunluğunu ve stratejik etkilerini
karşılaştırmalı olarak çözümlemektedir. Çözümlemede esas olan siyasal
aktörlerin normatif doğruluğu değil, norm üretme kapasitesinin irdelenmesidir.
Amaç ve
Hedefler
Bu çalışma,
Türkiye’de siyasal stratejilerin toplumsal norm ve vatandaş tipolojisi
üzerindeki etkisini akademik bir zeminde tartışmayı amaçlamakta ve Türk siyaset
bilimi yazınına örtülü norm üretimi stratejilerini sistemli olarak sunan nadir
örneklerden biri olmayı hedeflemektedir. Bu çalışmanın temel amacı,
Türkiye’deki siyasal partilerin makbul vatandaş üretimi stratejilerini ve bu
stratejilerin toplumsal normlar üzerindeki etkilerini sistemli olarak çözümlemektir.
Çalışma şu hedeflere ulaşmayı öngörmektedir:
Makbul vatandaş kavramını tanımlamak ve akademik bir
çerçeveye oturtmak.
AKP ve CHP’nin makbul vatandaş üretiminde kullandıkları
araçları (eğitim, medya, dinsel kurumlar, STK/kültürel etkinlikler)
karşılaştırmak.
Partilerin stratejik yoğunluğunu çözümlemek.
CHP’nin oy kazanma olanağının sınırlı kalmasının olası
nedenlerini makbul vatandaş üretimi bakış açısından açıklamak.
Türkiye siyaset bilimi yazınına, toplumsal norm üretimi ve
ideolojik vatandaş tipolojisi üzerine yeni bir katkı sunmak.
Türkiye
Odaklı Araştırma Soruları
Ana Soru: Türkiye’de siyasal partiler “makbul
vatandaş” üretimini hangi araçlar üzerinden gerçekleştirmekte ve bu üretim
kapasitesi partiler arasında nasıl farklılaşmaktadır?
Alt
Sorular:
Türkiye’de “makbul vatandaş” kavramı tarihsel ve siyasal
olarak nasıl ortaya çıkmıştır?
Türkiye’de makbul vatandaş üretiminde kullanılan başlıca
kurumsal araçlar nelerdir?
AKP ve CHP bu araçları kullanım yoğunluğu açısından nasıl
farklılaşmaktadır?
Makbul vatandaş üretim kapasitesi ile siyasal pekiştirme
arasında Türkiye bağlamında ilişki kurulabilir mi?
YÖNTEM
Bu çalışma,
karşılaştırmalı çözümleme yöntemi üzerine kuruludur. Temel bileşenleri
şunlardır:
Veri
Toplama: Makbul
vatandaş üretimi stratejilerinin belirlenmesinde, AKP ve CHP’nin eğitim, medya,
dinsel kurumlar ve STK/kültürel etkinlik alanlarındaki çalışmaları
incelenmiştir.
Vatandaş
Tipolojisi: Dört ana
tip belirlenmiştir: “Tutucu-Ulusal”, “Seküler Çağdaş”, “Uyumlu Medya-Kamu” ve “Eğitimle
Kodlanmış Genç”. Bu tipler, parti stratejilerinin hedeflediği ideolojik normlar
ve toplumsal değerler çerçevesinde sınıflandırılmıştır. Model yazar tarafından
geliştirilmiştir.
Çözümleme
Yöntemi: Bu sayede,
AKP ve CHP’nin makbul vatandaş üretimindeki etkililikleri ve başarı düzeyleri karşılaştırmalı
olarak irdelenmiştir.
Görselleştirme: Bulgular ve varılan sonuçlar çizelgeler,
ısı haritaları (heatmap) ve matris diyagramları aracılığıyla
görselleştirilmiş ve araç ve tiplerin parti bazında stratejik yoğunluğu net bir
şekilde okuyucuya sunulmuştur.
Karşılaştırmalı
Değerlendirme: AKP
ve CHP’nin stratejik yoğunlukları, araç kullanım çeşitliliği ve toplumsal
normlar üzerindeki etkileri karşılaştırılmış ve CHP’nin oy kazanma olanağının
sınırlı kalmasının olası nedenleri açıklanmıştır.
Bu yöntem
hem niteliksel ve kavramsal çözümleme hem de niceliksel karşılaştırma olanağı
sağlayarak makbul vatandaş üretimi stratejisinin kapsamlı bir akademik
değerlendirmesini olanaklı kılmaktadır.
KURAMSAL
VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE
Makbul
vatandaş kavramı, siyaset bilimi ve toplumsal norm üretimi yazını çerçevesinde
ele alınmaktadır. Kavramsal olarak, makbul vatandaş parti ideolojileri ile
uyumlu davranış içinde bulunan ve partinin değer ve normlarını içselleştirmiş
birey olarak tanımlanabilir. Bu birey tipolojisi parti tarafından eğitim,
medya, dinsel kurumlar ve STK/kültürel etkinlikler aracılığıyla şekillendirilmeye
çalışılır.
Kuramsal
olarak, bu kavram hegemonik strateji, ideoloji pekiştirme ve uzun vadeli
iktidar sürdürülebilirliği ile ilişkilidir. AKP’nin stratejisi, Gramsci’nin
hegemonya kuramı ile örtüşen bir yaklaşımla toplumsal normları ve vatandaş
tiplerini şekillendirmeyi hedeflerken, CHP’nin yaklaşımının kısa vadeli yararcılık
ve geçici seçmen kazanımı ekseninde sınırlı bir etki ürettiği düşünülmektedir.
Bu çerçeve,
araştırmanın çizelgeler ve ısı haritası ile desteklenen çözümlemeyi kuramsal ve
kavramsal bir zemine oturtmakta ve okuyucuya makbul vatandaş üretiminin
akademik ve uygulamalı boyutlarını bütüncül biçimde sunmaktadır.
Makbul
İnsan Kavramının Kuramsal Açıklaması
“Makbul”
kabul gören, uygun bulunan, onaylanan demektir. Siyaset kuramında makbul insan,
iktidarın normlarına, değerlerine ve ideolojik çerçevesine uyan ve tercih
edilen yurttaş tipidir. Bu kavram genelde eleştirel bağlamda kullanılır. Bu
sadece bugünkü iktidara özgü değildir. Türkiye’nin farklı dönemlerinde farklı
“makbul insan” tipleri üretilmiştir.
Erken
Cumhuriyet dönemi: Cumhuriyet
Halk Partisi döneminde ideal vatandaş laik, batılı yaşam biçemini benimseyen, çağdaş
giyimli ve ulus-devlet kimliğini içselleştirmiş birey olarak düşünülmüştür.
AKP
dönemi: AKP
bağlamında ise tartışmalara göre “makbul insan” tutucu değerlere saygılı, aile
merkezli ve dinsel uygulamaları kamusal alanda görünür kılmaktan çekinmeyen ve ulusal
söylemi sahiplenen bir tip olarak yorumlanmaktadır. Ancak bu, partinin resmi
“makbul insan tanımı” değildir ve siyaset bilimcilerin ve eleştirmenlerin
yaptığı bir çözümlemedir. Çünkü bu kavrama AKP’nin resmi belgelerinde
değinilmemektedir.
Kuramsal
arka plan: Bu konu kuramsal
çerçevede Devletin toplumu şekillendirme arzusu, ideoloji ve yurttaş oluşturma
ve eğitim, medya ve hukuk yoluyla norm üretimi şekkinde ele alınır. Siyaset
sosyolojisinde iktidarların “ideal insan modeli” üretmesi yaygın bir olgudur.
Bu sadece Türkiye’ye özgü değildir.
Bu bağlamda
iki temel soru siyaset biliminde tartışılmaktadır: Devlet veya iktidar bir
“ideal vatandaş” tanımlamalı mı? Yoksa çoğulculuk gereği olarak farklı yaşam biçemleri
eşit derecede meşru mu olmalı? Bu tartışma liberalizm ve tutuculuk, hatta
demokrasi kuramının özünü oluşturur.
“Makbul” ne
demektir? Kelime Arapça kökenlidir. “Değerli”, “saygın”, “itibarlı”, “muteber”
anlamına gelir. “Makbul insan”, “muteber yani saygın görülen insan” demektir. “Makbul
insan” ifadesi Türkiye siyasetinde zaman zaman kullanılan ve özellikle de AKP
bağlamında tartışılan bir kavramdır. Ancak şunu netleştirmek önemlidir: Bu
kavram AKP’nin resmi parti programında tanımlanmış, sistemli bir öğreti
değildir. Daha çok siyasal söylem içinde kullanılan ve yorumlanan bir kavramdır.
AKP’nin
Makbul İnsan Kavramı
AKP
bağlamında bu kavram tutucu değerlerle uyumlu birey bağlamında ele
alınmaktadır. AKP’nin ideolojik çizgisi tutucu demokrasi, dinsel referanslara
saygı ve aile merkezli toplum anlayışı gibi unsurları içerir. Bu çerçevede “makbul
insan” dinsel ve geleneksel değerlere bağlı, aile kurumuna öncelik veren, Devlete
ve ulusal değerlere sadakat gösteren ve toplumsal normlara uyumlu bir birey
tipini ifade ettiği şeklinde yorumlanır. AKP’nin “örtülü makbul vatandaş
stratejisi” üzerine Türkiye’de doğrudan yazılmış akademik veya resmi kaynaklar
gerçekten çok sınırlıdır ve neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunun birkaç
nedeni vardır. AKP veya diğer hükümetler, “makbul insan yaratma” stratejisini
açıkça yazılı bir öğreti olarak yayınlamaz. Tüm çalışmalar, siyasa ve strateji belgeleri
daha çok genel “toplumsal değerler, eğitim reformu, ulusal-manevi bilinç” gibi
soyut kavramlarla ifade edilir.
Siyaset
bilimciler ve sosyologlar, genellikle iktidarın ideolojik etkilerini, eğitim ve
medya siyasalarını tartışırlar. Ama “gizli stratejiyle makbul vatandaş üretme”
gibi doğrudan bir çalışma yoktur. Çünkü bu tür bir yaklaşım belgesel olarak zor
ispatlanabilir ve çoğu zaman yorum temellidir. Örnek olarak, akademik
makalelerde “makbul vatandaş” ya eleştirel sosyolojik bir kavram olarak geçer veya
“tutucu demokrasi” ve toplumsal mühendislik tartışmaları bağlamında dolaylı
olarak ele alınır.
Ancak dolaylı
olarak bazı izleri gözlemlemek olanaklıdır. Eğitim programı değişimleri, ulusal-manevi
değer vurgusu, öğretim ve okul sistemindeki yapısal ve köktenci nitelikli
değişimler, imam hatip okullarını çoğalması, fen ve Anadolu liselerinin
kapatılması, sıbyan okulları girişimi, tarikat mensuplarının örgün eğitim
kurumlarında eğitim vermesi, dinsel niteliği ağır basan sivil toplum
kuruluşlarıyla (tarikatlar) MEB arasında yapılan protokollerin çok fazlalaşması,
Boğaziçi Üniversitesi özelinde simgeleşen ve tüm üniversite rektörlerinin aynı
ideolojiyi benimseyen kişilerden seçilmesi, vali ve kaymakam atamaları, yargının
ele geçirilmesi ve yargı darbeleri, emniyet ve jandarma yapılanmaları, ana
muhalefet partisinin tüzel kişiliğine, yönetimine, kayyım uygulamasına ve
belediyelere yönelik engelleyici çalışmalar, başörtüsünü yaygınlaştırma
çalışmaları, kadınlar için üniformaya benzeyen tesettür giysi türlerinin yaygınlaşması,
çok geniş yazılı ve görsel medya ağı, trollerle desteklenmiş toplumsal medya
kanalları ve daha bir çok gösterge dolaylı izleri açığa çıkaran gelişmelerin bazı
örnekleri olarak kabul edilmektedir. Bu listeye dinsel kurumların
güçlendirilmesi ve medya siyasaları ile toplumsal normlara yönelik dolaylı özendirmeler
de eklenebilir. Tüm bunlar dolaylı ve örtük stratejiyi gözler önüne sermektedir.
Yani, akademik kaynaklar stratejiyi doğrudan adlandırmasa da uygulamada izleri
okunabilmektedir.
Eleştirel
yorumlara göre “makbul insan” söylemi, iktidarın kendi değer setine uyan bireyi
yüceltmesi anlamına gelebilir. Buna uymayan yaşam biçemlerinin dolaylı biçimde
dışlanabileceği savlanır. Destekleyen görüşe göre ise bu kavram toplumsal
ahlakı ve ortak değerleri koruma vurgusudur. “Toplumsal çözülmeye” karşı bir
ideal insan beklentisidir.
İslamcı
Düşüncenin Etkisi
İslam
düşüncesinde “salih insan” ve “erdemli insan” kavramları vardır. AKP’nin tutucu
söylemi zaman zaman bu gelenekten beslenir. Ancak bu, doğrudan teolojik bir öğreti
değildir ve daha çok kültürel-siyasal bir çerçevedir. Önemli bir nokta olarak “makbul
insan” kavramı AKP’nin resmi ya da felsefi bir metninde sistemli olarak
tanımlanmış bir ideoloji olmamasıdır. Daha çok siyasal retorik içinde ortaya
çıkan ve farklı kesimlerce farklı anlamlar yüklenen bir ifadedir. Resmi belgelerde açıkça tanımlanmasa
da kurumsal gelişmeler bu yönde sistemli bir eğilim bulunduğunu
düşündürmektedir. Özetle, “makbul insan/makbul vatandaş yaratma” stratejisi,
çoğu zaman resmi belgelerde açıklanmaz, ama uygulamada bir iktidar için uzun
vadeli sürdürülebilirliğin temel araçlarından biri olarak görülebilir.
Laikliğin
Etkisi
Dolaylı
etkilerin varlık nedeninin Türkiye’nin anayasal sisteminin laik olması ve
laikliğin yasal ve anayasal güvencelerinin bulunması olduğu sanılmaktadır. Bu
nedenle açık ve doğrudan girişimler yerine aynı sonucu üreten örtülü
stratejilerin tercih edildiği düşünülmektedir.
Kuramsal
temel
Siyaset
biliminde iktidarın devamlılığı sadece seçimleri kazanmakla değil, toplumun
değerlerini ve normlarını şekillendirmekle de bağlantılıdır.
Joseph
Nye’nin yumuşak güç kavramı: Devletler sadece güç kullanarak değil, değer ve kültür
üzerinden etki kurar.
Antonio
Gramsci’nin hegemonya kavramı: Bir iktidar, sadece zorla değil, toplumun değerlerini kendi
lehine şekillendirerek kalıcı olur.
Buna göre, bir
iktidar, kendi “makbul vatandaş”ını üretirse, aynı zamanda kendi ideolojik
çerçevesini doğallaştırmış olur ve iktidar devamlılığı daha güvenli duruma
gelir.
Türkiye
bağlamı
AKP özelinde
tutucu-demokratik söylem, ulusal-manevi değer vurgusu ve eğitim, medya ve dinsel
kurumlar üzerinden etki makbul insan kavramının temel özellikleri olmak
durumundadır. Bunlar sadece toplumsal bir yaklaşım değil, dolaylı bir strateji
olarak okunabilir.
Risk ve
sınırlamalar
Her strateji
gibi bu yaklaşımın da sınırlamaları vardır. Toplumlar heterojendir. Farklı
yaşam biçemleri ve inançları vardır. Çok açık uygulama, tepkisel siyasal
sonuçlar doğurabilir. Hukuk ve çoğulculuk mekanizmaları sınır koyabilir. Ama
uzun vadeli ve kademeli bir şekilde uygulanırsa iktidarın meşruluk algısını
güçlendirmek için mantıklı bir araç olabilir. Sonuç olarak, resmi olarak
açıklanmayan, ama stratejik olarak toplumun değerlerini ve normlarını kendi
ideolojisine uygun biçimde şekillendirmeye çalışan bir yaklaşım söz konusudur
ve bu iktidarın devamlılığı için ussal bir plan gibi görünmektedir.
YAZIN
TARAMASI: SINIRLI YAZIN
Siyaset
bilimciler ve sosyologlar genellikle iktidarın ideolojik etkilerini, eğitim ve
medya siyasalarını tartışırlar. Ama “gizli stratejiyle makbul vatandaş üretme”
gibi doğrudan bir çalışma yoktur. Çünkü bu tür bir yaklaşım belgesel olarak zor
ispatlanabilir ve çoğu zaman yorum temellidir. Örnek olarak akademik
makalelerde “makbul vatandaş” ya eleştirel sosyolojik bir kavram olarak geçmektedir
veya “tutucu demokrasi” ve toplumsal
mühendislik tartışmaları bağlamında
dolaylı olarak ele alınmaktadır.
Türkiye
Bağlamında Makbul Vatandaş Konulu Akademik Çalışmalar
İhsan
Yılmaz. Creating the Desired Citizen: Ideology, State and Islam in Turkey (Makbul
Vatandaşın Oluşturulması: Türkiye’de İdeoloji, Devlet ve İslam) – İhsan Yılmaz.
Bu kitap,
Türkiye’de hem Kemalist hem de AKP dönemi siyasal projelerinde “ideal vatandaş”
beklentisi üzerine kapsamlı çözümleme yapmaktadır. Devletin ve siyasal
ideolojilerin kendi normlarına göre “istenen” vatandaş modelini nasıl
kurguladığını tartışmaktadır. Vatanseverlik, din-devlet ilişkisi, devletin
vatandaş idealini kurma süreçleri gibi konuları tarihsel ve kuramsal bağlamda
ele almaktadır. Ana teması
Türkiye’de devletin ve siyasal iktidarın ideolojik söylemleri üzerinden
“istenen vatandaş” imgesi oluşturmasıdır. Öne çıkan noktalar ise hem Kemalist
hem AKP döneminin irdelenmesi ve eğitim, medya ve dinsel kurumlar aracılığıyla
toplumun normlarının şekillendirilme sürecinin incelenmesidir. Kitap, AKP’nin dolaylı ve örtük olarak “makbul
vatandaş” üretme stratejisini anlamak için tarihsel ve ideolojik çerçeve sunmaktadır.
Didem
Deniz Anamur – “Türk Basınında Makbul Vatandaşlık Kurgusu”
Bu makale,
medyada makbul vatandaş kavramının nasıl kodlandığını ve farklı ideolojik
söylemlerde ideal vatandaş tipinin nasıl şekillendirildiğini incelemektedir. Gazetelerin
haber söylemleri üzerinden bu ideal tipin kurgusunu ortaya koymaktadır. Sadece
devlet siyasalarına değil, aynı zamanda toplumsal söylemlere de odaklanmakta ve
“makbul vatandaş” stratejisinin nasıl taraftarlık ve algı üretimi ile oluşturulduğunu
göstermektedir. Ana teması medya söylemleri üzerinden ideal vatandaş figürünün
nasıl kurgulandığıdır. Öne çıkan noktalar ise gazetelerdeki haber dili ve
ideolojik kodlar üzerinden çözümleme yapılması ve toplumun hangi tip bireyi
“makbul” olarak gördüğünün kodlanmasıdır. Çalışma, resmi strateji olarak açıklanmasa
da toplumsal algının nasıl şekillendirildiğini göstermektedir.
Didem
Deniz – “Türkiye’de popülist tutucu söylemin makbul vatandaş kurgusu” (Ege
Üniversitesi).
Bu akademik
(tez/araştırma) çalışma da “makbul vatandaş” kavramını ideolojik bir çerçevede
tartışmaktadır. Devletin eğitim, medya ve ideolojik aygıtlar aracılığıyla ideal
vatandaşı nasıl kodladığını ele almaktadır. Örtülü stratejiyi dolaylı olarak
kavramsal zemine yerleştiren bir çalışmadır. Ana teması popülist ve tutucu söylem aracılığıyla
ideal vatandaşın nasıl kodlandığıdır. Öne çıkan noktalar ise eğitim, medya ve
devlet kurumlarının rolünün tartışılmasıdır. Çalışma, toplumun değerlerinin
ideolojik çerçeveye göre yönlendirilmesi ve “örtülü strateji” fikrini akademik
bir zemine oturtulması bakımlarından akademik önem içermektedir.
Füsun
Üstel – Makbul Vatandaş’ın Peşinde.
II.
Meşrutiyet’ten günümüze Türkiye’de devletin “istenen vatandaş figürü” olgusunu
eğitim sistemi, program, kurumlar ve ideoloji üzerinden incelenmektedir. Devletin
tarihsel süreçte vatandaş tipi oluşturma uygulamaları geniş bir bakış açısıyla çözümlenmektedir.
Ana teması Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de devletin “makbul vatandaş” oluşturma
yolundaki çalışmalardır. Öne çıkan noktalar ise eğitim sistemi, program ve
ideolojik aygıtların rolünün gösterilmesi ve toplumda kabul gören ve istenen
birey tipinin tarihsel olarak nasıl üretildiğidir. Uzun vadeli iktidar
stratejilerinin tarihsel kökenleri ve norm üretimi açısından rehber
niteliğindedir.
Özetlenecek
olursa, AKP’nin resmi strateji açıklanmamakta ama uygulanmaktadır. Eğitim,
medya, dinsel kurumlar ve toplumsal normlar üzerinden “makbul vatandaş” oluşturulmaktadır.
Amaç iktidarın ideolojik ve siyasal devamlılığını güvence altına almaktır. Eleştirilen
yönleri ise heterojen toplumlarda çoğulculuğun sınırlandırılması, toplumsal
mühendisliğin demokrasi açısından sakıncaları, seküler-tutucu geriliminin
artmasıdır. Yukarıda sıralanan akademik kaynaklar söz konusu stratejiyi
doğrudan “resmi olarak” açıklamasa da dolaylı olarak kanıtlamakta ve çözümler
önermektedir. “Resmi olarak söylenmez ama eylemli olarak uygulanan ideal insan
stratejisi” gibi bir kavram doğrudan tek bir makalede ifade edilmeyebilir. Fakat
bu kitaplar/makaleler dolaylı olarak tam da bu düşünceyi çözümleyen kuramsal
çerçeveler içermektedir. ‘Devlet-ideoloji-vatandaşlık’ ilişkisi, medya ve
eğitim üzerinden norm üretimi ve popülist söylemlerin ideal vatandaş imgesini
şekillendirmesi gibi anahtar temalar üzerinden sorun ortaya konulmaktadır.
Sonuç olarak,
bu biçem Türkiye bağlamında az rastlanan bir çerçeve değildir. Ancak bu çerçeve
genellikle siyasal söylemler, devlet siyasaları ve toplumsal mühendislik
tartışmaları içinde dolaylı olarak ele alınmaktadır. Devletin ideolojik
söylemler, medya ve eğitim araçları üzerinden vatandaşın nasıl görülmek
istendiğine ilişkin ciddi akademik çözümlemeler vardır.
MAKBUL
VATANDAŞ TİPOLOJİSİ
Yukarıda
belirtilen yapıtlar “makbul vatandaş” kavramını yalnızca kuramsal bir kavram
olarak değil, aynı zamanda bir tipoloji üzerinden somutlaştırmaktadır. Özetle,
Türkiye bağlamında ortaya çıkan makbul vatandaş tipolojisi şu unsurları kapsamaktadır:
[1]
Tutucu-Ulusal
Tip: Özellikleri dinsel
uygulamalara bağlı, manevi değerleri önemseyen, aile merkezli, geleneksel toplumsal
normlara uyumlu, ulusal kimliğe ve devlet otoritesine sadık olmaktır. AKP
dönemi söyleminde ve popülist tutucu medya çözümlemelerinde öne çıkmaktadır. Amaç
iktidarın uzun vadeli destekçisi olarak güvenilir bireyler yaratmaktır.
Seküler Çağdaş
Tip: Özellikleri batılı
yaşam biçemini benimseyen, seküler ve bireysel haklara vurgu yapan, eğitime,
bilime ve demokratik normlara önem veren ve ulus-devlet kimliği ile çağdaşlaşmayı
önceliklendiren birey olmaktır. Kemalist ideoloji ve erken Cumhuriyet dönemi
örneklerinde görülen biçemdir. Amaç çağdaşlaşma ve laiklik değerlerini
kurumsallaştırmaktır.
Uyumlu
Medya-Kamu Tipi: Özellikleri
medya ve kamu söylemine duyarlı, toplumun “beklenen norm”larını içselleştiren, popülist
söylemleri destekleyebilecek söylem ve davranışlara sahip birey olmaktır. Didem
Deniz’in medya çözümlemelerinde ortaya çıkmaktadır. Amaç toplumda hegemonik
söylemin doğallaşmasını sağlamaktır.
Eğitimle
Kodlanmış Genç Tip: Özellikleri
ulusal-manevi değerleri eğitim aracılığıyla benimseyen, ideolojik olarak tanımlanmış
ders ve program içerikleri ile şekillenen bireydir. Füsun Üstel’in
çalışmalarında özellikle “program üzerinden makbul vatandaş inşası” olarak
incelenmektedir. Amaç gelecek kuşakların toplumsal normlara uyumlu yetişmesini
sağlamaktır.
Özetlenecek
olursa, makbul vatandaş tek tip bir kişi değil, bir tipoloji seti üzerinden
ideolojik ve normatif beklentileri yansıtmaktadır. Temel ölçütler devlete
sadakat, toplumsal normlara uyum, dinsel ve ulusal değerler popülist söylemle
uyumdur. Zaman ve iktidar değiştikçe, hangi tiplerin öncelikli olduğu değişebilmekte
ama stratejik amaç aynı kalmaktadır: toplumsal meşruluğu ve iktidarın
sürekliliğini güvence altına almak.
ÇÖZÜMLEME
Sorunun
çözümlenmesi amacıyla yapılan çalışma siyasal partilerin çalışmaları ve elde
ettikleri sonuçlar açısından ilginç ve önemli bulgular ortaya koymaktadır.
Siyasal partilerin bu sonuçları dikkatle irdelemeleri başarıları açısından
yaşamsal önem taşımaktadır.
|
Çizelge 1: Tipoloji |
||||
|
Makbul Vatandaş Tipi |
Dönem / İdeoloji |
Ana Araçlar |
Özellikler / Normlar |
Amaç |
|
Tutucu-Ulusal |
AKP dönemi, popülist tutucu söylem |
Medya, dinsel kurumlar, sivil toplum, eğitim |
Dinsel uygulamalara bağlı, aile merkezli, ulusal
değerlere sadık, toplumsal normlara uyumlu |
İktidarın uzun vadeli destekçisi olarak güvenli
birey yaratmak |
|
Seküler Çağdaş |
Cumhuriyet dönemi, Kemalist ideoloji |
Eğitim programı, laik hukuk, devlet kurumları,
kültürel etkinlikler |
Batılı yaşam biçemi, seküler, bireysel haklara
vurgu, çağdaşlaşmaya öncelik |
Çağdaşlaşma ve laiklik değerlerini kurumsallaştırmak |
|
Uyumlu Medya-Kamu |
AKP ve diğer dönemler, popülist söylem |
Medya, toplumsal medya, kamu söylemi |
Toplumun beklenen normlarına duyarlı, popülist
söylemleri içselleştiren |
Hegemonik söylemin doğallaşmasını sağlamak |
|
Eğitimle Kodlanmış Genç |
AKP dönemi, program değişiklikleri |
Okullar, ders kitapları, öğrenci programları |
Ulusal-manevi değerleri benimseyen, ideolojik olarak
şekillendirilmiş, geleceğin normatif vatandaşı |
Gelecek kuşakların toplumsal normlara uyumlu
yetişmesini sağlamak |
|
Açıklamalar: Araçlar: Hangi mekanizmalarla
vatandaşın şekillendirildiğini gösterir (eğitim, medya, dinsel kurumlar vs.) Dönem/İdeoloji:
Hangi tarihsel veya siyasal çerçeveye denk geldiğini belirtir. Özellikler/Normlar: Vatandaşın sahip olması beklenen
davranış, değer ve tutumları içerir. Amaç: İktidar veya devletin stratejik
hedefi olarak bu tipin neden üretildiğini özetler. |
||||
|
Çizelge 2: Makbul Vatandaş
Tipolojisi ve Siyasal Parti İlişkisi |
||
|
Vatandaş Tipi |
Siyasal Parti /
İdeolojik Örtüşme |
Açıklama |
|
Tutucu-Ulusal |
Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket
Partisi |
Dinsel ve ulusal değerleri vurgular; aile merkezli;
AKP döneminde özellikle desteklenen tip; MHP ile milliyetçi ortaklıkta da
uyumlu. |
|
Seküler Çağdaş |
Cumhuriyet Halk Partisi |
Laik ve Batılı yaşam biçemine öncelik verir; çağdaşlaşmayı
savunur; Cumhuriyet dönemi ideallerini yansıtır. |
|
Uyumlu Medya-Kamu |
AKP, çeşitli popülist parti söylemleri |
Medya ve kamu söylemine duyarlıdır; popülist
söylemleri benimser; iktidarın propaganda stratejisiyle örtüşür. |
|
Eğitimle Kodlanmış Genç |
AKP, bazı tutucu parti girişimleri |
Eğitim ve program yoluyla şekillendirilir; geleceğin
tutucu veya ulusal normlara uyumlu neslini yaratır. |
Yukarıdaki
çizelgeler çözümlendiğinde tutucu-ulusal tipin AKP’nin temel destek kitlesini
oluşturduğu ve MHP ile milliyetçi ortaklıkta ek destek sağladığı
anlaşılmaktadır. Seküler çağdaş tip ise CHP
ve toplumsal demokrat partilerin doğal tabanını temsil etmekte ve devletin
laikleşme stratejisi ile uyum taşımaktadır. Uyumlu medya-kamu tipi ise özellikle
iktidarın propagandasıyla bütünleşmektedir. Farklı partiler dönemsel olarak bu
tipten etkilenebilir ama en yoğun AKP döneminde görülmektedir. Eğitimle kodlanmış
genç ise uzun vadeli stratejik tiptir ve iktidarın gelecek kuşak üzerinden norm
üretme stratejisiyle örtüşmektedir.
Şekil 1: Türkiye’de Makbul Vatandaş
Stratejisi
|
Çizelge 3: Parti Bazında Etkililik
Çözümlemesi (Gözlemsel ve Akademik Çerçeve) |
|||
|
Siyasal Parti |
Makbul Vatandaş
Üretiminde Aktivite |
Temel Araçlar / Alanlar |
Öne Çıkan Tipler |
|
Adalet ve Kalkınma Partisi |
Çok yüksek |
Eğitim reformları, medya denetimi, dinsel kurumlar,
STK destekleri |
Tutucu-Ulusal, Eğitimle Kodlanmış Genç, Uyumlu
Medya-Kamu |
|
Milliyetçi Hareket Partisi |
Orta |
Ulusal-manevi projeler, kültürel etkinlikler, medya
söylemleri |
Tutucu-Ulusal |
|
Cumhuriyet Halk Partisi |
Düşük-Orta |
Eğitim ve laik kültür projeleri, seküler söylemler |
Seküler Çağdaş |
|
Diğer küçük partiler |
Düşük |
Sınırlı medya ve eğitim etkinliği |
Çeşitli, daha az etki |
Yukarıdaki
çizelgede yer alan çözümlemede AKP en etkili parti olarak öne çıkmaktadır. Eğitim
ve program üzerinden gelecek kuşağı şekillendirme, medya ve kamu söylemini norm
üretimi için kullanma ve dinsel kurumlar ve STK’lar aracılığıyla toplumsal
normları destekleme çalışmaları diğer partilerden fazladır. MHP, ideolojik
olarak AKP ile örtüşen alanlarda ve özellikle ulusal-manevi projelerde
etkilidir. CHP, seküler ve çağdaş vatandaş tipini destekleme çerçevesinde
sınırlı araç ve etkiye sahiptir. Küçük
partiler, genellikle doğrudan makbul vatandaş üretiminde etkili değildir ve daha
çok kendi ideolojik tabanları ile sınırlıdır.
AKP’nin Başarısı
Beka sorunu bakış açısından AKP iktidarının devamını yaşamsal
bir sorun olarak görmektedir. AKP’nin stratejik yaklaşımı makbul vatandaş
yaratma çabalarını sistemli ve uzun vadeli bir hedef olarak ele almaktadır. Eğitim
reformları ile genç kuşakları şekillendirmek, medya ve toplumsal medya
üzerinden norm üretmek ve dinsel kurumlar ve STK’lar aracılığıyla toplumsal
değerleri pekiştirmek temel araçlardır. Bu yüzden AKP’nin “makbul vatandaş”
stratejisi hedef odaklı ve sürekli bir uygulama durumuna gelmektedir.
CHP’nin Sınırlı
Başarısı
CHP, makbul
vatandaş yaratma konusunu öncelikli bir strateji olarak görmemektedir. Etki
araçlarını kullanma oranı AKP’ye göre sınırlıdır. Eğitim programı ve okullar
üzerinden ideolojik norm üretimi daha azdır. Medya ve kamu söyleminde
hedeflenen normların kurgusu sınırlıdır. Dinsel kurumlar ve STK’lar ile
toplumsal norm pekiştirme çalışması yok denecek kadar azdır. Bu yüzden CHP’nin
etkisi, AKP’nin stratejik ve yoğun çalışmalarıyla kıyaslandığında sınırlı kalmaktadır.
Sonuç
olarak, AKP’nin makbul vatandaş stratejisini iktidarın devamı ve beka sorunu
bağlamında sistemli olarak uygulaması başarı farkını açıklamaktadır. CHP’nin
aynı stratejiyi önemsememesi, toplumsal norm üretiminde ve ideolojik etkide
sınırlı kalmasına yol açmaktadır. Görselleştirmeler ve ‘tipoloji-parti-araç’ çözümlemesi
iktidar stratejilerinin somut olarak nasıl işlediğini ortaya koymaktadır. AKP’nin
stratejik ve sistemli yaklaşımı ile CHP’nin sınırlı etkinlikleri arasındaki
fark sadece oy oranı veya popülarite değil, toplumsal norm üretimi ve vatandaş
tipi oluşturma üzerinden de açıklanabilmektedir. Bu değerlendirme klasik
siyaset çözümlemesi çerçevesinin ötesine geçip, iktidarın uzun vadeli toplumsal
mühendislik kapasitesinin görülmesini sağlamaktadır.
Olası
Senaryolar ve Stratejik Etkileri
CHP’nin
araçları etkili kullanması durumunda ortaya çıkması gereken senaryo CHP’nin
eğitim programları, medya ve STK’lar üzerinden genç kuşaklara ve toplumun
farklı kesimlerine yönelik programlar uygulamasıdır. Bu strateji uygulandığında
ortaya çıkabilecek olası etkiler seküler çağdaş tipin etkisinin güçlenmesi, toplumsal
normlarda bir denge oluşması, toplumsal kutuplaşmanın azalması ve tutucu-ulusal
tip üzerindeki baskın etkinin kısmen dengelenmesidir. CHP’nin bu stratejiyi etkili
olarak yürütmesi toplumda ideolojik çeşitliliği koruyacak ve siyasal yarışmayı
daha stratejik duruma getirecektir.
AKP’nin
stratejiyi sürdürmesi ve yoğunlaştırması durumunda ortaya çıkacak senaryo AKP’nin
mevcut stratejisini daha da yoğunlaştırması ve özellikle eğitim ve medya
araçlarını kullanarak genç kuşakları ideolojik olarak şekillendirme olasılığını
artırmasıdır. Tutucu-ulusal ve eğitimle kodlanmış genç tipler daha baskın
duruma gelmektedir. Toplumdaki ideolojik normlar AKP lehine güçlenmektedir. Uzun
vadede CHP ve diğer partiler için toplumsal etkide sınırlama oluşmaktadır. Bu
stratejinin uzun vadede sürmesi siyasal tabanın ideolojik olarak kalıcı bir
şekilde şekillenmesine yol açabilecektir.
Toplumsal
kutuplaşma ve normların hegemonik duruma gelmesi yaklaşımında AKP ve MHP’nin
makbul vatandaş stratejisi daha baskın duruma gelmektedir. CHP ve diğer
partiler sınırlı etki düzeyinde kalmaktadır. Bu durumda toplumsal normlar tek
tip ideolojiye yani AP ve MHP ideolojisine yakınlaşabilir. Popülist ve tutucu
söylem hegemonik olabilir. Seküler çağdaş tip geri planda kalabilir ve
ideolojik çeşitlilik azalabilir. Bu durum uzun vadeli bir hegemonya ve iktidar
devamlılığı stratejisi olarak okunabilir. Ancak toplumsal kutuplaşmayı artırma
riski de devam edecektir.
Özetle, AKP’nin
stratejisini etkili ve sürekli yürütmesi parti açısından beka ve iktidar
devamlılığı sağlayacaktır. CHP veya diğer partiler makbul vatandaş üretme
araçlarını etkili kullanamazsa toplumsal normlar üzerindeki etkileri sınırlı
kalacaktır. Uzun vadede, toplumsal normların hegemonik duruma gelmesi ve
kutuplaşmanın artması olasıdır.
Şekil 2: Partilerin Etki Haritası
CHP
Stratejisinin İrdelenmesi
CHP’nin
stratejik yaklaşımındaki ikilemi açıklamak yararlı olacaktır. CHP, kendi doğal
tabanını yani seküler çağdaş tipi “çantada keklik” gibi görüp sistemli olarak
ideolojik olarak pekiştirmeye çalışmamaktadır. Bunun yerine, tutucu veya dinsel
motifleri zaman zaman kullanarak seçmen tabanını genişletmeyi ve AKP’den oy
devşirmeyi denemektedir. Bu yaklaşımın sonucu uzun vadeli makbul vatandaş üretiminde
bir boşluk oluşması, CHP’nin toplumsal normları şekillendirme kapasitesinin
sınırlı kalması ve hatta oylarının azalması tehlikesinin ortaya çıkmasıdır. Öte
yandan, AKP bu boşluğu sistemli olarak doldurmakta ve kendi “Makbul Vatandaş”
stratejisini sürekli uygulamaktadır. CHP’nin yaptığı şey kısa vadeli seçim
manevrası ile uzun vadeli ideolojik stratejiyi karıştırmaktır. Mevcut seçmeni
koruma ve yeni seçmen çekme amacıyla geçici motifler kullanmakta ama bu makbul
vatandaş üretimi açısından stratejik bir etki yaratmamaktadır.
|
Çizelge 4: Makbul Vatandaş
Stratejisi: AKP, CHP ve Siyaset Bilimi Karşılaştırması |
|||
|
Ölçüt |
AKP |
CHP |
Siyaset Bilimi Yorumu |
|
Stratejik Hedef |
Uzun vadeli iktidar devamlılığı; toplumsal normları
ve genç kuşakları şekillendirme |
Kısa vadeli seçmen kazanımı; kendi tabanı üzerinde
ideolojik derinlik sağlayamama |
AKP stratejik derinliğe sahip; CHP yararcı ve kısa
vadeli odaklı |
|
Makbul Vatandaş Üretimi |
Sistemli: eğitim, medya, dinsel kurumlar, STK’lar |
Sınırlı: ideolojik pekiştirme yok, geçici tutucu/dinsel
motifler |
AKP norm üretiminde etkili; CHP’nin etkisi sınırlı,
araçlar geçici ve yararcı |
|
Araçların Kullanımı |
Yoğun ve eş güdümlü; tüm araçlar etkileşimli |
Seçici ve geçici; araçlar tam gücüyle kullanılmıyor |
AKP stratejisini bütüncül yürütüyor; CHP araç
kullanımında yetersiz |
|
Seçmen Tabanı Bütünleştirmesi |
Güçlü; ideolojik olarak şekillendirilen taban |
Zayıf; seküler taban bütünleşmiş ama genişletme için
ideolojik esneklik yok |
AKP ideolojik hegemonya oluşturuyor; CHP kısa vadeli
yararcı manevra ile sınırlı |
|
Uzun Vadeli Etki |
Toplumsal normlar ve vatandaş tipleri lehine
hegemonik etki |
Kısa vadeli; uzun vadede ideolojik boşluk bırakıyor |
AKP stratejik üstünlüğe sahip, CHP uzun vadeli
toplumsal etkide zayıf |
Siyaset
Bilimi Çıkarımları
AKP, uzun
vadeli ideolojik stratejiyi benimseyerek “makbul vatandaş” üretiminde sistemli üstünlük
elde etmiş bulunmaktadır. CHP, kısa vadeli yararcılık ve geçici dinsel motif
kullanımı ile oy kazanmaya öncelik vermektedir. CHP’nin uzun vadeli norm
üretiminde etkisi sınırlıdır. Bu fark, Türkiye’de toplumsal normların ve
ideolojik yapının AKP lehine şekillenmesinin stratejik bir temeli olduğunu
göstermektedir. CHP’nin mevcut yaklaşımı, seçmen tabanını genişletme ve
ideolojik tutarlılık ikilemi olarak okunabilir. Seçimler iktidarı belirler, ancak norm üretimi
iktidarın kalıcılığını belirler.
Türkiye’de
Makbul Vatandaş Kavramının Tarihsel ve Siyasal Arka Planı
“Makbul
vatandaş” kavramı Türkiye’de yeni bir siyasal strateji değildir, kökleri devlet
geleneğinin kendisine kadar uzanır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devralınan siyasal
kültürde devlet, yalnızca yönetim aygıtı değil, aynı zamanda toplumu
biçimlendirme misyonu taşıyan kurucu bir aktör olarak konumlanmıştır. Bu
nedenle Türkiye’de vatandaşlık, salt hukuksal bir statü değil, aynı zamanda
normatif bir kimlik projesi olarak şekillenmiştir. Erken Cumhuriyet döneminde oluşturulan
yurttaş tipi laik, çağdaş, ulus-devlet kimliğini benimsemiş ve merkezi
otoriteye bağlı birey olarak tasarlanmıştır. Bu süreçte eğitim, hukuk
reformları ve kültürel siyasalar aracılığıyla seküler-çağdaş bir vatandaş
modeli özendirilmiştir. Devlet, bu dönemde vatandaşın yalnızca hak ve
yükümlülüklerini değil, yaşam biçemini ve değer dünyasını da dönüştürmeyi
amaçlamıştır. 2000’li yıllardan itibaren ise vatandaşlık tipolojisinde belirgin
bir normatif kayma gözlemlenmiştir. Bu dönemde tutucu-ulusal değerlerin kamusal
alandaki görünürlüğü artmış, dinsel referanslar, kültürel kimlik ve geleneksel
aile yapısı siyasal söylemin merkezine yerleşmiştir. Böylece makbul vatandaş
profili seküler-çağdaş tipten tutucu-ulusal tipe doğru evrilmiştir. Ancak
burada kritik nokta şudur: Değişen şey yalnızca değer içeriği değildir,
değişmeyen şey ise devletin ve siyasal aktörlerin “uygun vatandaş üretme”
arzusudur. Türkiye siyasetinde iktidar, yalnızca seçim kazanmakla sınırlı
görülmemiş ve aynı zamanda kendi değer dünyasına uygun toplumsal bir zemin kurmaya
yönelmiştir. Bu nedenle makbul vatandaş kavramı belirli bir partiye özgü bir
uygulama değil, Türkiye’nin siyasal çağdaşlaşma serüveninin süreklilik gösteren
bir boyutudur. Farklı dönemlerde içerik değişmiş, ancak normatif vatandaş
üretimi uygulamaları devam etmiştir. Sonuç olarak Türkiye’de makbul vatandaş, hukuksal
yurttaşlığın ötesinde, ideolojik ve kültürel uyum beklentisi taşıyan bir
siyasal projedir. Bu tarihsel arka plan, günümüzde siyasal partiler arasındaki
norm üretim yarışmasını anlamak açısından temel bir zemin sunmaktadır.
2002
Sonrası Türkiye’de Makbul Vatandaş Üretiminde Kullanılan Kurumsal Araçlar
2002 sonrası
dönemde makbul vatandaş üretimi, tek bir siyasa alanı üzerinden değil, çok
katmanlı ve birbirini tamamlayan kurumsal araçlar üzerinden yürütülmüştür. Bu
süreç, değerlerin yalnızca söylem düzeyinde değil, kurumsal uygulamalar
aracılığıyla gündelik yaşama yerleştirilmesini hedeflemiştir. Başlıca araçlar
şu şekilde sınıflandırılabilir:
Eğitim
Sistemi: Eğitim,
makbul vatandaş üretiminin en sistemli ve uzun vadeli aracıdır. 2002 sonrası
dönemde eğitim programlarında “milli ve manevi değerler” vurgusu
güçlendirilmiştir. Değerler eğitimi programları yaygınlaştırılmıştır. İmam
Hatip okullarının sayısı ve öğrenci oranı belirgin biçimde artmıştır. Seçmeli
din dersleri genişletilmiştir. Gençlik siyasaları (KYK, gençlik kampları vb.)
normatif çerçeveyle ilişkilendirilmiştir. Eğitim burada yalnızca bilgi aktaran
bir kurum değil, ahlaksal ve kültürel uyum üreten bir mekanizma olarak
çalışmaktadır. Bu araç üzerinden oluşturulan makbul vatandaş tipi ulusal
kimliğe bağlı, dinsel referanslara duyarlı, Devletle çatışmayan ve aile
merkezli değerleri benimseyen bireydir.
Medya ve
Kültürel Üretim: Medya,
normların yineleme yoluyla içselleştirilmesini sağlayan güçlü bir araçtır. 2002
sonrası dönemde kamu yayıncılığının içerik dili değişmiştir. Özel medya
sahiplik yapılarında dönüşümler yaşanmıştır. Televizyon dizileri ve kültürel
yapımlar aracılığıyla tarihsel-ulusal anlatılar öne çıkarılmıştır. Toplumsal
medya seferberliği siyasal ait olma duygusunun üretiminde kullanılmıştır. Medya
aracılığıyla makbul vatandaş profili tarihsel süreklilik bilincine sahip, ulusal
duyarlılığı yüksek, lider odaklı siyasal meşruluğu içselleştiren ve kültürel
olarak tutucu tiptir. Burada norm üretimi doğrudan değil, temsil ve yinelemeler
üzerinden gerçekleşir.
Dinsel
Kurumlar (Özellikle Diyanet): Dinsel kurumlar, ahlaksal çerçeve üretimi bakımından merkezi
rol oynamaktadır. 2002 sonrası dönemde Diyanet’in bütçesi ve kurumsal
kapasitesi artmıştır. Vaaz ve hutbelerde toplumsal sorunlar daha belirgin
şekilde ele alınmıştır. Aile, gençlik, toplumsal dayanışma ve ulusal birlik
temaları güçlenmiştir. Bu araç üzerinden üretilen makbul vatandaş dinsel
referanslarla hareket eden, toplumsal düzeni ahlaksal çerçeve içinde
değerlendiren, otoriteye saygılı ve aile yapısını merkeze alan bireydir. Burada
norm üretimi ahlaksal meşruluk üzerinden gerçekleşmektedir.
Sivil
Toplum ve Kültürel Ağlar: Makbul vatandaş üretimi yalnızca devlet kurumları üzerinden değil, sivil
ağlar üzerinden de sürdürülmüştür. 2002 sonrası dönemde gençlik dernekleri ve
vakıflar yaygınlaşmıştır. Yerel örgütler aracılığıyla kültürel etkinlikler
artmıştır. Belediyeler üzerinden değer temelli toplumsal projeler
yürütülmüştür. Bu ağlar aracılığıyla normlar toplumsal çevrede yeniden üretilmiştir.
Böylece siyasal değerler yalnızca yukarıdan dayatılmamış ve toplumsal ağlar
içinde dolaşıma girmiştir.
Kurumsal
Araçların Ortak Özelliği: Bu araçların ortak özelliği süreklilik arz etmeleri, birbirini
tamamlamaları ve norm üretimini kampanya dönemine değil gündelik yaşama
yaymalarıdır. Bu nedenle makbul vatandaş üretimi bir seçim stratejisi değil,
uzun vadeli bir toplumsal yapılanma süreci olarak görülebilir.
Ara
Değerlendirme: 2002
sonrası Türkiye’de makbul vatandaş üretimi eğitimden medyaya, dinsel
kurumlardan sivil ağlara kadar uzanan çok katmanlı bir kurumsal yapı üzerinden
yürütülmüştür. Bu süreç, yalnızca siyasal destek üretmeyi değil, belirli
değerler etrafında kültürel uyum sağlamayı hedefleyen stratejik bir norm oluşturulması
olarak değerlendirilebilir.
Partiler
Arası Stratejik Farklılaşma: Yoğunluk ve Süreklilik Çözümlemesi
2002 sonrası
Türkiye’de makbul vatandaş üretimi araçları tüm siyasal aktörler için kuramsal
olarak erişilebilir olsa da bu araçların kullanım yoğunluğu, kurumsallaşma
düzeyi ve sürekliliği bakımından partiler arasında belirgin farklılıklar ortaya
çıkmaktadır. Bu farklılaşma üç ölçüt üzerinden çözümlenebilir: Kurumsal yoğunluk,
süreklilik ve merkezi eş güdüm.
Kurumsal
Yoğunluk: Kurumsal
yoğunluk, bir partinin norm üretim araçlarını ne ölçüde denetleyebildiği veya
etkileyebildiğiyle ilgilidir. 2002 sonrası dönemde iktidar partisi eğitim siyasalarında
belirleyici olmuştur. Kamu yayıncılığı üzerinde doğrudan etki sahibi olmuştur. Dinsel
kurumların bütçe ve kapasite genişlemesi sürecinde karar verici konumda
olmuştur. Yerel yönetimler ve merkezi kurumlar aracılığıyla kültürel ağları
desteklemiştir. Bu durum, norm üretim araçlarının önemli bir kısmının aynı
siyasal çizgi altında toplanmasına yol açmıştır. Ana muhalefet partisi ise merkezi
kurumsal araçlara sahip değildir. Eğitim ve dinsel kurumlar üzerinde
belirleyici rol oynamamaktadır. Medya alanında sınırlı etki kapasitesine
sahiptir. Norm üretimini daha çok söylem ve kampanya dönemleri üzerinden
yürütmektedir. Bu farklılık, makbul vatandaş üretim kapasitesinde yapısal bir
asimetri yaratmaktadır.
Süreklilik:
Makbul vatandaş
üretimi süreklilik gerektiren bir süreçtir. Kampanya dönemlerinde yoğunlaşan seferberlik
ile gündelik yaşama yayılan norm üretimi arasında fark vardır. İktidar partisi
açısından normatif dil yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli olarak
yeniden üretilmektedir. Eğitim, hutbe, medya ve gençlik siyasaları bu
sürekliliği beslemektedir. Muhalefet partisi açısından normatif çerçeve daha
çok seçim dönemlerinde görünürlük kazanmakta ve sürekli ve kurumsal bir değer oluşturma
mekanizması daha sınırlı kalmaktadır. Bu fark, normların içselleştirilme
derecesini etkilemektedir.
Merkezi Eş
Güdüm: Bir diğer
önemli fark, norm üretiminin merkezi bir strateji olarak ele alınıp
alınmadığıdır. İktidar partisi için makbul vatandaş üretimi, söylem, kurum ve siyasa
arasında görece uyumlu bir yapı sergilemektedir. Eğitim siyasası, dinsel söylem
ve kültürel üretim arasında ideolojik paralellik gözlemlenmektedir. Muhalefet
partisi ise daha heterojen bir seçmen tabanına hitap ettiği için tek tip bir
makbul vatandaş modeli üretmekte temkinli davranmakta ve normatif çerçeve daha
esnek kalmaktadır. Bu durum stratejik bir tercih olabilir. Ancak norm üretim
yoğunluğunu azaltan bir etmen olarak değerlendirilebilir.
Yapısal
Sonuç: Ortaya çıkan
tabloda AKP ve MHP makbul vatandaş üretimini uzun vadeli bir siyasal pekiştirme
aracı olarak görmekte ve kurumsal araçları sistemli biçimde kullanmaktadır. Ana
muhalefet partisi olan CHP’nin çalışmaları ise daha çok seçim seferberliğine
dayalı, daha gevşek ve sürek taşımayan bir normatif çerçeveye sahiptir. Bu
farklılaşma, oy oranlarını tek başına açıklayamaz. Ancak siyasal sadakat ve
kimlik pekiştirme bakımından önemli bir değişken sunabilir.
Ara
Değerlendirme: Makbul
vatandaş üretimi araçlarının kullanım yoğunluğu ve sürekliliği bakımından
partiler arasında yapısal bir asimetri bulunmaktadır. Bu asimetri, siyasal yarışmanın
yalnızca programa ilişkin olarak değil, aynı zamanda normatif ve kültürel bir
zeminde yürütüldüğünü göstermektedir.
Makbul
Vatandaş Üretimi ve Siyasal İdeoloji Pekiştirme Çalışmaları Arasındaki İlişki
Makbul
vatandaş üretimi, yalnızca kültürel bir tercih ya da ideolojik yönelim değildir.
Uzun vadeli siyasal pekiştirme açısından stratejik bir işleve sahiptir. Siyasal
pekiştirme burada, bir partinin yalnızca seçim kazanması değil, seçmen sadakati
ve kimlik temelli bağlılık üretmesi olarak tanımlanmalıdır. Bu bağlamda norm
üretimi ile siyasal kararlılık arasında dolaylı fakat güçlü bir ilişki
kurulabilir.
Norm
Üretimi ve İçselleştirme: Norm üretimi, değerlerin sürekli yineleme ve kurumsal destek yoluyla
gündelik yaşamın parçası durumuna gelmesidir. Eğer eğitim sistemi belirli
değerleri sürekli yeniden üretirse, medya aynı kimlik çerçevesini pekiştirirse,
dinsel kurumlar ahlaksal meşruluk sağlar. Sivil ağlar bu değerleri toplumsal
çevrede dolaşıma sokarsa, bu durumda siyasal tercih yalnızca akılcı bir seçim
olmaktan çıkar ve kimliksel bir sadakate dönüşür. Bu noktada oy verme davranışı
siyasa değerlendirmesi olmaktan çok ait olma refleksine evrilir.
Kimlik Pekiştirme:
Makbul vatandaş
üretimi, seçmeni “destekçi” değil, “kimlik öznesi” durumuna getirir. Kimlikleşmiş
siyasal destek ekonomik kriz dönemlerinde daha dirençlidir. Siyasa hatalarına
karşı daha hoşgörülüdür. Lider merkezli meşruluğu içselleştirir. Bu durum,
seçim dalgalanmalarını azaltır ve çekirdek oy oranını kararlılığa ulaştırır. Bu
sonuç determinist değildir, ama güçlü bir eğilim yaratır.
Süreklilik
Etmeni: Norm üretimi
kampanya dönemine sıkışırsa, kalıcı pekiştirme üretmez. Ancak norm üretimi 20
yıla yayılan bir süreklilik içeriyorsa, kurumsal araçlar arasında eş güdüm
varsa, ideolojik çerçeve gündelik yaşamın parçası durumuna gelmişse bu durumda
siyasal pekiştirme yapısal bir nitelik kazanır. Bu çözümleme, Türkiye’de
iktidarın uzun süreli seçmen kararlılığını açıklayan değişkenlerden biri olarak
değerlendirilebilir.
Muhalefet
Açısından Ters Etki: Eğer
bir siyasal aktör norm üretim kapasitesini stratejik öncelik durumuna
getirmiyorsa seçmen bağlılığı daha kırılgan olur. Kampanya seferberliği geçici
kalır. Kimliksel pekiştirme zayıf olur. Bu durum, oy artışının belirli eşikleri
aşmasını zorlaştırabilir.
Kuramsal
Sonuç: Bu çalışmanın
savı Türkiye bağlamında siyasal partilerin norm üretme kapasitesi açısından
siyasal pekiştirmenin önemli fakat tek başına belirleyici olmayan bir değişken
olduğudur. Bu sav seçmen davranışını tek nedene indirgemez ve ekonomi, liderlik
ve uluslararası etmenleri de dışlamaz. Ancak kültürel-ideolojik boyutu merkeze
alır.
Ara
Değerlendirme: Makbul
vatandaş üretimi uzun vadeli siyasal sadakat üretiminde önemli bir rol
oynamaktadır. Türkiye’de 2002 sonrası dönemde norm üretiminin kurumsal
süreklilik kazanması, siyasal pekiştirmenin kültürel bir zemin üzerinde oluşturulduğunu
göstermektedir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma,
“makbul vatandaş” üretiminin Türkiye’de siyasal yarışma ve pekiştirme
üzerindeki etkisini incelemiş ve özellikle 2002 sonrası dönemde norm üretimi
ile seçim kararlılığı arasında çözümleyici bir ilişki kurulabileceğini ileri
sürmüştür. Çalışmanın temel savı siyasal partilerin yalnızca siyasa
önerileriyle değil, değer üretme ve kimlik oluşturma kapasiteleriyle de uzun
vadeli seçmen bağlılığı oluşturduklarıdır. Türkiye örneğinde bu kapasite
bakımından belirgin bir asimetri gözlenmektedir.
Stratejik
Yoğunluk ve Kurumsal Eş Güdüm
2002
sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi, makbul vatandaş üretimini dağınık değil,
eş güdümlü ve süreklilik arz eden bir strateji durumuna getirmiştir. Parti,
yalnızca seçim kampanyaları döneminde değil, gündelik yaşamın tüm alanlarında
norm üretimini sürdüren bir yaklaşım benimsemiştir. Bu süreçte eğitim programları
ve pedagojik içerikler, Diyanet merkezli dinsel söylem, kamu destekli medya
ekosistemi, sivil toplum ve yerel ağlar, toplumsal yardım mekanizmaları birbirini
tamamlayan araçlar olarak çalışmıştır. Bu kurumsal yoğunluk, siyasal tercihi
ideolojik beyan olmaktan çıkarıp kimliksel bir ait olma alanına taşımıştır.
Böylece oy verme davranışı, başarım değerlendirmesinden çok normatif bağlılıkla
ilişkilendirilmiştir. Bu stratejinin etkisi, partinin oy oranının dalgalanmakla
birlikte belirli bir tabanın altına düşmemesinde gözlemlenebilir. Makbul
vatandaş üretimi, burada çekirdek seçmen pekiştirmeyi açıklayan değişkenlerden
biri olarak anlam kazanmaktadır.
Muhalefet
Stratejisindeki Yapısal Zayıflık
Buna
karşılık CHP, norm üretimini merkezi bir siyasal strateji durumuna
getirememiştir. Parti, uzun süre savunmacı bir konumda kalmış ve değer üretmek
yerine mevcut iktidar söylemine tepki vermekle sınırlı bir siyasal çizgi
izlemiştir. CHP’nin söylemi çoğu zaman hukuk devleti, kurumsal akılcılık, ekonomik
yönetim ve yolsuzluk eleştirisi ekseninde şekillenmiştir. Bu alanlar demokratik
siyaset açısından son derece önemli olmakla birlikte, kimlik temelli bir ait
olma duygusu üretme kapasitesi sınırlı kalmıştır. Norm üretimi süreklilik
gerektirir. Kampanya dönemine sıkışan mesajlar kalıcı pekiştirme yaratmaz.
CHP’nin değer çerçevesi gündelik yaşam pratikleriyle bütünleşen bir makbul
vatandaş anlayışına dönüşememiştir. Bu nedenle seçmen bağlılığı daha kırılgan
ve geçici olmuştur.
Oy Kararlılığı
ve Tavan Sorunu
Bu asimetrik
durum, iki yönlü bir açıklama gücü sunmaktadır: AKP’nin oylarının belirli bir düzeyin
altına düşmemesi ve CHP’nin oylarını belirli bir eşiğin üzerine taşıyamaması. Makbul
vatandaş üretimi, AKP açısından bir “taban sigortası” işlevi görürken, CHP
açısından benzer bir normatif zemin oluşturulamaması oy artışının yapısal bir
sınıra takılmasına yol açmıştır. Bu durum ekonomik krizler, yönetim
tartışmaları veya siyasal skandallara karşın seçmen davranışındaki
dirençlilikle birlikte okunabilir. Kimliksel pekiştirme akılcı hoşnutsuzluğu
otomatik olarak siyasal kopuşa dönüştürmemektedir.
Açıklayıcılık
ve Sınırlılıklar
Elbette bu
çalışma, seçim sonuçlarını tek bir değişkene indirgeme savında değildir.
Ekonomik başarım, lider karizması, uluslararası konjonktür, medya yapısı ve
seçim sisteminin teknik özellikleri gibi birçok etmen belirleyicidir. Ancak
makbul vatandaş üretimi uzun vadeli seçmen sadakatini, kimlik merkezli oy
davranışını ve siyasal kutuplaşmanın derinliğini açıklamak bakımından güçlü bir
çözümleyici araç sunmaktadır. Bu nedenle norm üretim kapasitesi, Türkiye’de
siyasal pekiştirme çözümlemelerinde merkezi değişkenlerden biri olarak ele
alınmalıdır.
Sonuç
Türkiye’de
2002 sonrası dönemde iktidar, devlet olanaklarını da kullanarak yoğun ve sistemli
bir makbul vatandaş üretim stratejisi geliştirmiştir. Bu strateji, kurumsal
süreklilik ve ideolojik bütünlük sayesinde güçlü bir çekirdek seçmen pekiştirmesi
üretmiştir. Muhalefetin ise benzer ölçekte, eş güdümlü ve gündelik yaşamla ilişki
kuran bir norm üretim kapasitesi oluşturamaması, siyasal yarışmada yapısal bir
dengesizlik yaratmıştır. Dolayısıyla bu çalışma şu sonuca varmaktadır: Türkiye’de
siyasal yarışma yalnızca siyasa ve performans üzerinden değil, norm üretme ve
makbul vatandaş tanımlama kapasitesi üzerinden yürümektedir. Bu çerçevede,
siyasal değişim arayışının da yalnızca seçim stratejisi değil, değer, kimlik ve
toplumsal beklenti üretimi düzeyinde ele alınması gerekmektedir. Eğer siyasal yarışma
norm üretimi üzerinden yürüyorsa, muhalefetin yalnızca seçim kampanyası
stratejisiyle kalıcı başarı üretmesi zor görünmektedir.
Kaynakça
Anamur, D.
D. (2019). “Türk Basınında Makbul Vatandaşlık Kurgusu: Hürriyet ve Cumhuriyet
Gazetelerinin Haber Söylemleri Üzerine Bir İnceleme”. Akdeniz Üniversitesi
İletişim Fakültesi Dergisi, (AKİL) Aralık. (32), s. 141-165. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/923133
Deniz,
Didem. (2013). Türkiye'de popülist
muhafazakar söylemin makbul vatandaş kurgusu. Tez. Ege Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü. https://acikerisim.ege.edu.tr/items/f9d271b6-5579-4141-8a10-9198d402ed91
Gramsci, A.
(1971). Selections from the Prison Notebooks. New York: International
Publishers.
Nye, J. S.
(2004). Soft Power: The Means to Success in World Politics. New York: Public Affairs.
Üstel,
Füsun. (2026). "Makbul Vatandaş"ın Peşinde. II. Meşrutiyet'ten Bugüne
Vatandaşlık Eğitimi. İstanbul. İletişim.
Yilmaz, I.
(2021). Creating the Desired Citizen: Ideology, State and Islam in Turkey.
Cambridge. Cambridge University Press.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder