APO’NUN İKİNCİ ÇAĞRISI
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Genel Çerçeve ve
Amaç
Öcalan’ın 27 Şubat 2026 günü yaptığı
ikinci anlaşma bir yıl önce yaptığı ilk açıklamadan bazı farklılıklar ve
yenilikler içermektedir. Öcalan’ın çağrısı, temel olarak silahı bırakma ve
demokratik siyasete geçişin ilanıdır. Mesajın genel tonu hem stratejik hem de
ideolojik bir dönüşümü yansıtmaktadır:
Silahın
anlamsızlaşması: “Demokratik
siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı” vurgusu, PKK’nin ve
Kürt hareketinin silahlı savaş stratejisinden kalıcı olarak vazgeçtiğini ifade
etmektedir.
Pozitif siyaset
dönemi: Açıklama, “negatif isyan döneminden
pozitif inşa aşamasına geçiş” fikri etrafında örgütsel ve toplumsal bir
strateji değişimi öngörmektedir. Buradaki negatif dönem, şiddete dayalı savaşım
ve ayrışmayı, pozitif dönem ise demokratik siyaseti ve toplumsal bütünleşmeyi
temsil etmektedir.
Demokratik
cumhuriyet hedefi: Çağrı,
demokratik toplum ve hukuka dayalı bir modelin kurulmasını hedeflemektedir. Bu,
klasik PKK söyleminin ötesinde devletle bütünleşik bir vizyon anlamına
gelmektedir.
Siyasal ve
Tarihsel Vurgu
Metinde Türk-Kürt ilişkisine ilişkin
tarihsel çerçeve sıkça tekrar edilmektedir: “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz”
ifadesiyle ortaklık ve diyalektik ilişki vurgulanmaktadır. Bu, çatışma yerine
iş birliğini ön plana çıkaran bir söylemdir. Cumhuriyetin kuruluş metinlerine
referans vererek, tarihsel meşruluk ve köklü birlik fikri çağrının ideolojik
temelini güçlendirmektedir. “İnkârı ve isyanı sürekli kılmak” ifadesi
geçmişteki çatışmacı stratejileri eleştirmekte ve toplumsal barışın önemini
vurgulamaktadır. Bu bölüm, PKK’nin sadece şiddetten uzaklaşması değil, zihinsel
ve ideolojik bir yeniden yapılanma içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Demokratik
Siyaset ve Hukuk
Çağrının merkezi unsurlarından biri
demokratik siyasetin ve hukukun üstünlüğüdür. “Demokratik toplum, demokratik
uzlaşı ve bütünleşme” kavramları, örgütün artık devletle çatışma yerine ortak yapım
modeli benimseyeceğini göstermektedir. “Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk
çözümü” vurgusu, PKK’nin hukuksal zeminde ve demokratik süreç içinde çözüm
arayacağını açıklamaktadır. “Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden
değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır” ifadesi etnik milliyetçilikten çok
anayasal yurttaşlık yaklaşımını öne çıkarmaktadır. Bu çerçeve hem Türkiye
içinde hem de Orta Doğu’da PKK’nin stratejik yararcılığa dayalı bir bütünleşme siyasasını
benimsediğini göstermektedir.
Toplumsal Katılım
ve Demokratik Bütünleşme
Açıklama toplumsal yapılanmayı ve
demokratik bütünleşmeyi merkeze almaktadır. Her bireyin toplumsal yapılanmada
rol alması özendirilmektedir. Amaç sadece iktidar veya kurum ele geçirmek değildir.
Ezilen kesimlerin, etnik ve kültürel grupların örgütlü demokratik savaşımla
kendi yaratımlarına sahip çıkması öngörülmektedir. Kadınlar özel olarak
vurgulanmakta ve “demokratik bütünleşmenin en özgürlükçü parçası ve itici gücü”
olarak konumlandırılmaktadır. Bu, toplumsal dönüşümün cinsiyet eşitliği
boyutunu göstermektedir.
Dil ve İletişim
Stratejisi
Açıklama, otoriter ve buyurgan bir
dilin reddini öne çıkarmaktadır. Karşılıklı saygıya dayalı bir ortak akıl ve
iletişim kültürü talep edilmektedir. Bu hem örgüt içi hem de toplumla ilişkide
yumuşak güç ve ikna stratejisinin kullanılacağını göstermektedir.
Bölgesel ve
Uluslararası Bakış Açısı
Öcalan, çağrının sadece Türkiye ile
sınırlı olmadığını ve Orta Doğu’daki bir arada yaşama sorununa çözüm getirmeyi
amaçladığını vurgulamaktadır. Bu, PKK’nin ulusal siyaseti aşan bir bölgesel
barış vizyonuna yöneldiğini göstermektedir.
Stratejik
Çıkarımlar
PKK’nin silahlı savaş stratejisinden
kalıcı olarak vazgeçtiği resmi ve ideolojik olarak ilan edilmiştir. Türkiye’de
demokratik siyasete bütünleşme örgütün öncelikli stratejik hedefi durumuna
gelmiştir. Türk-Kürt ilişkisi tarihsel ve diyalektik bir bağ olarak yeniden
tanımlanmakta ve toplumsal barışın ve siyasetin merkezi olarak nitelenmektedir.
Hukukun üstünlüğü ve anayasal vatandaşlık vurgusu, devletle çatışma yerine
yapıcı bir ilişki kurulacağını işaret etmektedir. Kadın ve toplumun tüm
kesimlerinin demokratik süreçte etkili rol alması öne çıkarılmaktadır. Toplumsal
cinsiyet eşitliği stratejik bir araç olarak konumlandırılmıştır. Pozitif yapılanma
dönemi şiddetsiz, demokratik, hukuksal ve toplumsal bütünleşme odaklı yeni bir
strateji olarak ortaya konulmaktadır.
Özetle, bu çağrı, Öcalan ve örgütün
tarihsel bir ideolojik ve stratejik kırılma noktası olarak yorumlanabilir.
Silahlı savaşa son verilmesi, demokratik siyasete öncelik verilmesi ve
toplumsal bütünleşme stratejisi, PKK’nin uzun vadeli Türkiye siyaseti ve Orta Doğu
bakış açısı için yeni bir yol haritası ortaya koymaktadır.
Birinci Çağrı
(2025)
Öcalan’ın birinci çağrısı, 2013’te ve
sonrasında özellikle çözüm süreci çerçevesinde ortaya çıkmıştı. Temel vurgular
şunlardı: Silahsızlanma ve ateşkes. PKK’nin silahlı etkinliklerine son vermesi
ve devletle görüşme sürecinin başlaması. Demokratik çözüm: Kürt sorununun
Türkiye’de demokratik yollarla çözümü. Kürt kimliği ve hakları: Kürtlerin
kültürel ve siyasal haklarının tanınması, özerklik veya demokratik özerklik
kavramlarının öne çıkışı. Sivil ve devlet aktörleriyle diyalog: Sivil toplum, siyasal
partiler ve devletle iletişim ve görüşme vurgusu. Özetle birinci çağrı “şiddeti
bırak, çözümü demokratik yolla ara” mesajıydı ve daha çok stratejik bir
başlangıç ve süreç çağrısıydı.
İkinci Çağrı (2026)
27 Şubat 2026 çağrısı ise metin olarak
birinci çağrının bir ileri aşamasıdır. Sadece silah bırakma değil, zihinsel ve
toplumsal dönüşüm vurgusu yapılmaktadır. Şiddetten arınma ve demokratik
siyaseti kalıcı bir tercih olarak ilan etmektedir. Pozitif yapılanma dönemi
kavramı ise sadece çatışmanın sonunu değil, demokratik toplum ve bütünleşmenin
sistemsel oluşturulmasına geçişi işaret etmektedir. Türk-Kürt birliği ve
cumhuriyetle barış yaklaşımı ise artık yalnızca Kürt hakları değil, Türkiye’nin
bütünlüğü ve ortak yaşamı ön plana çıkmaktadır. Toplumsal katılım açısından kadınlar
etnik ve kültürel grupların demokratik yapılanma sürecindeki rolü vurgulanmaktadır.
Bu çağrı birinci çağrıya göre daha toplum merkezlidir. Hukuk ve vatandaşlık
açısından Devletle bağ ve anayasal yurttaşlık temel alınmaktadır. Birinci çağrı
daha çok görüşme ve süreç odaklı iken, ikinci çağrı yapısal demokratik reform
ve bütünleşme bakış açısı taşımaktadır. Bölgesel vizyon olarak Türkiye dışına
taşan bir Orta Doğu barış ve bir arada yaşama çözümü hedefi eklenmiştir.
|
Özet Karşılaştırma Tablosu |
||
|
Boyut |
Birinci Çağrı |
İkinci Çağrı |
|
Amaç |
Ateşkes, görüşme, demokratik çözüm |
Kalıcı şiddetsiz strateji, toplumsal ve demokratik yapılanma |
|
Silah |
Geçici veya süreç temelli bırakma |
Kalıcı zihinsel ve eylemli olarak bırakma |
|
Toplum |
Sivil ve siyasal aktörlerle diyalog |
Kadın, etnik ve kültürel grupların demokratik bütünleşmesi |
|
Devlet ile ilişki |
Müzakere ve süreç odaklı |
Anayasal yurttaşlık ve hukuka dayalı ilişki |
|
Kimlik ve birlik |
Kürt kimliği ve hakları |
Türk-Kürt birliği, cumhuriyetle barış, toplumsal bütünleşme |
|
Bakış Açısı |
Türkiye odaklı |
Türkiye ve Ortadoğu, bölgesel barış vizyonu |
|
Strateji |
Süreç çağrısı |
Pozitif yapılanma ve demokratik bütünleşme stratejisi |
Özetle, birinci çağrı başlangıç ve görüşme
odaklıydı, ikinci çağrı stratejik, toplumsal ve kalıcı bir dönüşüm çağrısıdır.
Birincisi sürecin kapısını aralamış, ikincisi ise pozitif bir yapılanma ve
demokratik bütünleşme haritası çizmektedir.
Bu
farklılaşmaların siyasal anlamı ve önemi nedir?
Bu farklılaşmaların siyasal anlamı ve
önemi oldukça derin ve çok katmanlıdır. Özetle, Öcalan’ın ikinci çağrısındaki
değişiklikler hem PKK’nin stratejik dönüşümü hem de Türkiye’deki demokratik ve
toplumsal süreçler açısından kritik sonuçlar doğurmaktadır.
Silahlı Savaştan
Demokratik Siyasete Geçiş
Birinci çağrı: Silah bırakma ve ateşkes ilanı, daha çok
geçici stratejik bir adım olarak okunabilirdi. Şiddeti bırakma kararı henüz
toplumsal ve zihinsel düzeyde tam olarak içselleştirilmiş değildi.
İkinci çağrı: Şiddetsizliğin hem eylemli hem de zihinsel
bir tercih olarak ilan edilmesi PKK’nin siyasal varlığını artık demokratik
siyasete bağladığını göstermektedir.
Siyasal önemi: Devlet ve toplumla ilişkide şiddet temelli
bir pazarlık değil, kurumsal ve hukuksal çerçevede görüşme ve demokratik
katılım ön plana çıkmaktadır. Bu, PKK’nin bir siyasal aktör olarak meşruluk
kazanma stratejisidir.
Toplumsal Katılım
ve Demokratik Bütünleşme
İkinci çağrının yeniliği, toplumsal
grupları (özellikle kadınları ve etnik/kültürel toplulukları) pozitif yapılanmanın
merkezine yerleştirmesidir.
Siyasal anlamı: Bu yaklaşım, PKK’nin artık sadece bir “Kürt
hareketi” değil, Türkiye’nin demokratik geleceğine katkı sunabilecek bir
toplumsal hareket” olarak kendini tanımladığını göstermektedir. Bu, devletin ve
toplumun PKK’yi bir iş birliği ve bütünleşme ortağı olarak görmesine olanak
sağlar.
Türk-Kürt Birliği
ve Cumhuriyetle Barış
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” ve
cumhuriyetle zihnen barış ifadeleri, PKK’nin ayrışmacı veya asimilasyonist siyasalar
yerine ortak ulusal bir çerçeveyi benimsediğini göstermektedir.
Siyasal önemi: Bu hem devlet hem de diğer siyasal aktörlerle
barışçı ve uzlaşıcı bir siyaset zemini yaratmaktadır. PKK’nin özerklik veya
devlet karşıtlığı odaklı söylemlerden uzaklaşmasının işaretidir.
Hukuk,
Vatandaşlık ve Demokratik Temeller
İkinci çağrıda anayasal vatandaşlık ve
hukuksal güvence vurgusu, PKK’nin devletle çatışmayı bırakıp demokratik hukuk
çerçevesinde siyaset üretmeye hazır olduğunu göstermektedir.
Siyasal önemi: Bu yaklaşım, Türkiye’deki demokratik reform
ve haklar tartışmasına somut bir aktör katkısı sunmaktadır. PKK artık bir
muhalefet veya yapı seçeneği olarak değil, devletle birlikte demokratik süreci
güçlendirecek bir aktör olarak konumlanmaktadır.
Bölgesel Bakış Açısı
ve Orta Doğu Vurgusu
İkinci çağrı, Türkiye’nin sınırlarını
aşarak Orta Doğu’da bir arada yaşama ve kriz çözümü bakış açısını eklemektedir.
Siyasal önemi: PKK’nin stratejisi artık sadece yerel değil,
bölgesel ve uluslararası bir vizyon içermektedir. Bu, hem PKK’nin diplomatik ve
uluslararası meşruluk çabası hem de Türkiye-AB ve Ortadoğu ilişkileri açısından
önemlidir.
Pozitif Yapılanma
ve Negatif Dönemden Çıkış
“Negatif”ten “Pozitif”e geçiş, şiddete
dayalı siyasetin kapatılması ve demokratik toplum yapılanmasının açılması
anlamına gelmektedir.
Siyasal önemi: Bu yaklaşım, PKK’nin sürdürülebilir barış ve
demokratik çözüm için etkili bir toplumsal mimar olabileceğini ilan etmesidir.
Aynı zamanda devlet ve toplum için güven verici bir dönüşüm sinyalidir.
GENEL SİYASAL DEĞERLENDİRME
PKK’nin devletle ve Türkiye toplumu
ile ilişkisi köklü biçimde değişmektedir. Şiddetten arınmış, demokratik
siyasete ve hukuka dayalı bir PKK imajı ortaya konulmaktadır. Toplumsal
kapsayıcılık ve kadınların rolü, hareketin sadece Kürt sorununa değil,
Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sunacağını göstermektedir. Bu çağrı,
barışçıl çözüm sürecinin ilerlemesi ve demokratik bütünleşmenin güçlenmesi için
kritik bir ideolojik ve stratejik referans oluşturmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder