Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

27 Şubat 2026 Cuma

 

APO’NUN İKİNCİ ÇAĞRISI

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

 

Genel Çerçeve ve Amaç

Öcalan’ın 27 Şubat 2026 günü yaptığı ikinci anlaşma bir yıl önce yaptığı ilk açıklamadan bazı farklılıklar ve yenilikler içermektedir. Öcalan’ın çağrısı, temel olarak silahı bırakma ve demokratik siyasete geçişin ilanıdır. Mesajın genel tonu hem stratejik hem de ideolojik bir dönüşümü yansıtmaktadır:

Silahın anlamsızlaşması: “Demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı” vurgusu, PKK’nin ve Kürt hareketinin silahlı savaş stratejisinden kalıcı olarak vazgeçtiğini ifade etmektedir.

Pozitif siyaset dönemi: Açıklama, “negatif isyan döneminden pozitif inşa aşamasına geçiş” fikri etrafında örgütsel ve toplumsal bir strateji değişimi öngörmektedir. Buradaki negatif dönem, şiddete dayalı savaşım ve ayrışmayı, pozitif dönem ise demokratik siyaseti ve toplumsal bütünleşmeyi temsil etmektedir.

Demokratik cumhuriyet hedefi: Çağrı, demokratik toplum ve hukuka dayalı bir modelin kurulmasını hedeflemektedir. Bu, klasik PKK söyleminin ötesinde devletle bütünleşik bir vizyon anlamına gelmektedir.

Siyasal ve Tarihsel Vurgu

Metinde Türk-Kürt ilişkisine ilişkin tarihsel çerçeve sıkça tekrar edilmektedir: “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” ifadesiyle ortaklık ve diyalektik ilişki vurgulanmaktadır. Bu, çatışma yerine iş birliğini ön plana çıkaran bir söylemdir. Cumhuriyetin kuruluş metinlerine referans vererek, tarihsel meşruluk ve köklü birlik fikri çağrının ideolojik temelini güçlendirmektedir. “İnkârı ve isyanı sürekli kılmak” ifadesi geçmişteki çatışmacı stratejileri eleştirmekte ve toplumsal barışın önemini vurgulamaktadır. Bu bölüm, PKK’nin sadece şiddetten uzaklaşması değil, zihinsel ve ideolojik bir yeniden yapılanma içinde olduğunu ortaya koymaktadır.

Demokratik Siyaset ve Hukuk

Çağrının merkezi unsurlarından biri demokratik siyasetin ve hukukun üstünlüğüdür. “Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve bütünleşme” kavramları, örgütün artık devletle çatışma yerine ortak yapım modeli benimseyeceğini göstermektedir. “Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümü” vurgusu, PKK’nin hukuksal zeminde ve demokratik süreç içinde çözüm arayacağını açıklamaktadır. “Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır” ifadesi etnik milliyetçilikten çok anayasal yurttaşlık yaklaşımını öne çıkarmaktadır. Bu çerçeve hem Türkiye içinde hem de Orta Doğu’da PKK’nin stratejik yararcılığa dayalı bir bütünleşme siyasasını benimsediğini göstermektedir.

Toplumsal Katılım ve Demokratik Bütünleşme

Açıklama toplumsal yapılanmayı ve demokratik bütünleşmeyi merkeze almaktadır. Her bireyin toplumsal yapılanmada rol alması özendirilmektedir. Amaç sadece iktidar veya kurum ele geçirmek değildir. Ezilen kesimlerin, etnik ve kültürel grupların örgütlü demokratik savaşımla kendi yaratımlarına sahip çıkması öngörülmektedir. Kadınlar özel olarak vurgulanmakta ve “demokratik bütünleşmenin en özgürlükçü parçası ve itici gücü” olarak konumlandırılmaktadır. Bu, toplumsal dönüşümün cinsiyet eşitliği boyutunu göstermektedir.

Dil ve İletişim Stratejisi

Açıklama, otoriter ve buyurgan bir dilin reddini öne çıkarmaktadır. Karşılıklı saygıya dayalı bir ortak akıl ve iletişim kültürü talep edilmektedir. Bu hem örgüt içi hem de toplumla ilişkide yumuşak güç ve ikna stratejisinin kullanılacağını göstermektedir.

Bölgesel ve Uluslararası Bakış Açısı

Öcalan, çağrının sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını ve Orta Doğu’daki bir arada yaşama sorununa çözüm getirmeyi amaçladığını vurgulamaktadır. Bu, PKK’nin ulusal siyaseti aşan bir bölgesel barış vizyonuna yöneldiğini göstermektedir.

Stratejik Çıkarımlar

PKK’nin silahlı savaş stratejisinden kalıcı olarak vazgeçtiği resmi ve ideolojik olarak ilan edilmiştir. Türkiye’de demokratik siyasete bütünleşme örgütün öncelikli stratejik hedefi durumuna gelmiştir. Türk-Kürt ilişkisi tarihsel ve diyalektik bir bağ olarak yeniden tanımlanmakta ve toplumsal barışın ve siyasetin merkezi olarak nitelenmektedir. Hukukun üstünlüğü ve anayasal vatandaşlık vurgusu, devletle çatışma yerine yapıcı bir ilişki kurulacağını işaret etmektedir. Kadın ve toplumun tüm kesimlerinin demokratik süreçte etkili rol alması öne çıkarılmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği stratejik bir araç olarak konumlandırılmıştır. Pozitif yapılanma dönemi şiddetsiz, demokratik, hukuksal ve toplumsal bütünleşme odaklı yeni bir strateji olarak ortaya konulmaktadır.

Özetle, bu çağrı, Öcalan ve örgütün tarihsel bir ideolojik ve stratejik kırılma noktası olarak yorumlanabilir. Silahlı savaşa son verilmesi, demokratik siyasete öncelik verilmesi ve toplumsal bütünleşme stratejisi, PKK’nin uzun vadeli Türkiye siyaseti ve Orta Doğu bakış açısı için yeni bir yol haritası ortaya koymaktadır.

Birinci Çağrı (2025)

Öcalan’ın birinci çağrısı, 2013’te ve sonrasında özellikle çözüm süreci çerçevesinde ortaya çıkmıştı. Temel vurgular şunlardı: Silahsızlanma ve ateşkes. PKK’nin silahlı etkinliklerine son vermesi ve devletle görüşme sürecinin başlaması. Demokratik çözüm: Kürt sorununun Türkiye’de demokratik yollarla çözümü. Kürt kimliği ve hakları: Kürtlerin kültürel ve siyasal haklarının tanınması, özerklik veya demokratik özerklik kavramlarının öne çıkışı. Sivil ve devlet aktörleriyle diyalog: Sivil toplum, siyasal partiler ve devletle iletişim ve görüşme vurgusu. Özetle birinci çağrı “şiddeti bırak, çözümü demokratik yolla ara” mesajıydı ve daha çok stratejik bir başlangıç ve süreç çağrısıydı.

İkinci Çağrı (2026)

27 Şubat 2026 çağrısı ise metin olarak birinci çağrının bir ileri aşamasıdır. Sadece silah bırakma değil, zihinsel ve toplumsal dönüşüm vurgusu yapılmaktadır. Şiddetten arınma ve demokratik siyaseti kalıcı bir tercih olarak ilan etmektedir. Pozitif yapılanma dönemi kavramı ise sadece çatışmanın sonunu değil, demokratik toplum ve bütünleşmenin sistemsel oluşturulmasına geçişi işaret etmektedir. Türk-Kürt birliği ve cumhuriyetle barış yaklaşımı ise artık yalnızca Kürt hakları değil, Türkiye’nin bütünlüğü ve ortak yaşamı ön plana çıkmaktadır. Toplumsal katılım açısından kadınlar etnik ve kültürel grupların demokratik yapılanma sürecindeki rolü vurgulanmaktadır. Bu çağrı birinci çağrıya göre daha toplum merkezlidir. Hukuk ve vatandaşlık açısından Devletle bağ ve anayasal yurttaşlık temel alınmaktadır. Birinci çağrı daha çok görüşme ve süreç odaklı iken, ikinci çağrı yapısal demokratik reform ve bütünleşme bakış açısı taşımaktadır. Bölgesel vizyon olarak Türkiye dışına taşan bir Orta Doğu barış ve bir arada yaşama çözümü hedefi eklenmiştir.

Özet Karşılaştırma Tablosu

Boyut

Birinci Çağrı

İkinci Çağrı

Amaç

Ateşkes, görüşme, demokratik çözüm

Kalıcı şiddetsiz strateji, toplumsal ve demokratik yapılanma

Silah

Geçici veya süreç temelli bırakma

Kalıcı zihinsel ve eylemli olarak bırakma

Toplum

Sivil ve siyasal aktörlerle diyalog

Kadın, etnik ve kültürel grupların demokratik bütünleşmesi

Devlet ile ilişki

Müzakere ve süreç odaklı

Anayasal yurttaşlık ve hukuka dayalı ilişki

Kimlik ve birlik

Kürt kimliği ve hakları

Türk-Kürt birliği, cumhuriyetle barış, toplumsal bütünleşme

Bakış Açısı

Türkiye odaklı

Türkiye ve Ortadoğu, bölgesel barış vizyonu

Strateji

Süreç çağrısı

Pozitif yapılanma ve demokratik bütünleşme stratejisi

 

Özetle, birinci çağrı başlangıç ve görüşme odaklıydı, ikinci çağrı stratejik, toplumsal ve kalıcı bir dönüşüm çağrısıdır. Birincisi sürecin kapısını aralamış, ikincisi ise pozitif bir yapılanma ve demokratik bütünleşme haritası çizmektedir.

Bu farklılaşmaların siyasal anlamı ve önemi nedir?

Bu farklılaşmaların siyasal anlamı ve önemi oldukça derin ve çok katmanlıdır. Özetle, Öcalan’ın ikinci çağrısındaki değişiklikler hem PKK’nin stratejik dönüşümü hem de Türkiye’deki demokratik ve toplumsal süreçler açısından kritik sonuçlar doğurmaktadır.

Silahlı Savaştan Demokratik Siyasete Geçiş

Birinci çağrı: Silah bırakma ve ateşkes ilanı, daha çok geçici stratejik bir adım olarak okunabilirdi. Şiddeti bırakma kararı henüz toplumsal ve zihinsel düzeyde tam olarak içselleştirilmiş değildi.

İkinci çağrı: Şiddetsizliğin hem eylemli hem de zihinsel bir tercih olarak ilan edilmesi PKK’nin siyasal varlığını artık demokratik siyasete bağladığını göstermektedir.

Siyasal önemi: Devlet ve toplumla ilişkide şiddet temelli bir pazarlık değil, kurumsal ve hukuksal çerçevede görüşme ve demokratik katılım ön plana çıkmaktadır. Bu, PKK’nin bir siyasal aktör olarak meşruluk kazanma stratejisidir.

Toplumsal Katılım ve Demokratik Bütünleşme

İkinci çağrının yeniliği, toplumsal grupları (özellikle kadınları ve etnik/kültürel toplulukları) pozitif yapılanmanın merkezine yerleştirmesidir.

Siyasal anlamı: Bu yaklaşım, PKK’nin artık sadece bir “Kürt hareketi” değil, Türkiye’nin demokratik geleceğine katkı sunabilecek bir toplumsal hareket” olarak kendini tanımladığını göstermektedir. Bu, devletin ve toplumun PKK’yi bir iş birliği ve bütünleşme ortağı olarak görmesine olanak sağlar.

Türk-Kürt Birliği ve Cumhuriyetle Barış

“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” ve cumhuriyetle zihnen barış ifadeleri, PKK’nin ayrışmacı veya asimilasyonist siyasalar yerine ortak ulusal bir çerçeveyi benimsediğini göstermektedir.

Siyasal önemi: Bu hem devlet hem de diğer siyasal aktörlerle barışçı ve uzlaşıcı bir siyaset zemini yaratmaktadır. PKK’nin özerklik veya devlet karşıtlığı odaklı söylemlerden uzaklaşmasının işaretidir.

Hukuk, Vatandaşlık ve Demokratik Temeller

İkinci çağrıda anayasal vatandaşlık ve hukuksal güvence vurgusu, PKK’nin devletle çatışmayı bırakıp demokratik hukuk çerçevesinde siyaset üretmeye hazır olduğunu göstermektedir.

Siyasal önemi: Bu yaklaşım, Türkiye’deki demokratik reform ve haklar tartışmasına somut bir aktör katkısı sunmaktadır. PKK artık bir muhalefet veya yapı seçeneği olarak değil, devletle birlikte demokratik süreci güçlendirecek bir aktör olarak konumlanmaktadır.

Bölgesel Bakış Açısı ve Orta Doğu Vurgusu

İkinci çağrı, Türkiye’nin sınırlarını aşarak Orta Doğu’da bir arada yaşama ve kriz çözümü bakış açısını eklemektedir.

Siyasal önemi: PKK’nin stratejisi artık sadece yerel değil, bölgesel ve uluslararası bir vizyon içermektedir. Bu, hem PKK’nin diplomatik ve uluslararası meşruluk çabası hem de Türkiye-AB ve Ortadoğu ilişkileri açısından önemlidir.

Pozitif Yapılanma ve Negatif Dönemden Çıkış

“Negatif”ten “Pozitif”e geçiş, şiddete dayalı siyasetin kapatılması ve demokratik toplum yapılanmasının açılması anlamına gelmektedir.

Siyasal önemi: Bu yaklaşım, PKK’nin sürdürülebilir barış ve demokratik çözüm için etkili bir toplumsal mimar olabileceğini ilan etmesidir. Aynı zamanda devlet ve toplum için güven verici bir dönüşüm sinyalidir.

GENEL SİYASAL DEĞERLENDİRME

PKK’nin devletle ve Türkiye toplumu ile ilişkisi köklü biçimde değişmektedir. Şiddetten arınmış, demokratik siyasete ve hukuka dayalı bir PKK imajı ortaya konulmaktadır. Toplumsal kapsayıcılık ve kadınların rolü, hareketin sadece Kürt sorununa değil, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sunacağını göstermektedir. Bu çağrı, barışçıl çözüm sürecinin ilerlemesi ve demokratik bütünleşmenin güçlenmesi için kritik bir ideolojik ve stratejik referans oluşturmaktadır.

Hiç yorum yok: