Bese Hozat’ın Söylemi Üzerine Bir İnceleme:
KCK İdeolojisi, Öcalan Merkeziliği ve Türkiye İç Siyasetine Yönelik Stratejik
Konumlanma
Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış
ÖZ
Bu çalışma, KCK Yürütme Konseyi Eş
Başkanı Bese Hozat’ın 27 Mayıs ve 29 Kasım 2025 tarihlerinde yaptığı iki
kapsamlı açıklamayı söylem çözümlemesi yöntemleriyle incelemektedir. Çalışmada,
Hozat’ın söylemi Teun van Dijk’ın ideolojik söylem çözümlemesi, Fairclough’un
eleştirel söylem çözümlemesi ve Laclau–Mouffe’un hegemonya kuramı çerçevesinde
değerlendirilmiş; açıklamaların Öcalan merkezli liderlik oluşturma, demokratik
anayasa ve siyasal dönüşüm talebi, PKK’nin “fesih” ve silahsızlanma söyleminin
koşulluluğu ve Türkiye’nin iç siyasetine yönelik stratejik konumlandırmalar
üzerinden nasıl yapılandığı ortaya konmuştur. KCK Sözleşmesi ile söylemler
arasındaki karşılaştırma, örgütün ideolojik sürekliliğini korurken güncel
siyasal konjonktüre uyarlanmış yeni bir hegemonik çerçeve geliştirdiğini
göstermektedir. Bulgular, Hozat’ın söyleminin barışçıl bir ton taşısa da yüksek
koşulluluk içeren, Öcalan’ın özgürlüğü etrafında şekillenen ve Türkiye’deki
muhalefeti yeniden konumlandırmayı amaçlayan stratejik bir siyasal proje
niteliği taşıdığını göstermektedir.
Anahtar
kelimeler: KCK; Bese Hozat; Söylem Çözümlemesi;
PKK; Demokratik Cumhuriyet; Öcalan; Hegemonya; Demokratik Anayasa; Kürt Sorunu;
Siyasallaşma.
ABSTRACT
This article analyzes two major public statements delivered by Bese
Hozat, Co-Chair of the KCK Executive Council, on 27 May and 29 November 2025,
using discourse analysis methods. Drawing on Teun van Dijk’s ideological
discourse framework, Fairclough’s critical discourse analysis, and
Laclau–Mouffe’s theory of hegemony, the study examines how Hozat constructs
legitimacy, centralizes Abdullah Öcalan as the indispensable actor for
disarmament, frames the notion of a “Democratic Republic,” and positions both the
Turkish government and the political opposition—particularly the CHP—within a
renewed negotiation framework. A comparative analysis with the KCK Charter
shows that while the core ideological principles remain intact, the discourse
is adapted to the contemporary political context to formulate a new hegemonic
project. The findings indicate that although Hozat’s discourse appears
peace-oriented, it is built on strong conditionality, an Öcalan-centered
political architecture, and a strategic effort to reshape the political field
in Turkey.
Keywords: KCK; Bese Hozat; Discourse Analysis; PKK; Abdullah Öcalan; Democratic
Republic; Hegemony; Constitutional Reform; Kurdish Question; Political
Strategy.
GİRİŞ
Kürt siyasal hareketi, özellikle
2000’li yıllardan itibaren Türkiye’nin siyasal alanında belirleyici aktörlerden
biri durumuna gelmiş ve örgütsel yapılar, ideolojik yönelimler ve liderlik
merkezleri üzerinden sürekli yeniden konumlanarak siyasal söylemini
dönüştürmüştür. Bu dönüşümün merkezinde, KCK’nin [1] siyasal-ideolojik
çerçevesi ve Abdullah Öcalan’ın konumu yer almaktadır. Öcalan’ın hem çatışmanın
kaynağı hem de çözümün vazgeçilmez aktörü olarak sunulması, Kürt hareketinin
söylemsel kurulma stratejilerinin temel eksenlerinden biri olmayı
sürdürmektedir. Bu bağlamda, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat’ın 27
Mayıs ve 29 Kasım 2025 tarihlerinde yaptığı iki kapsamlı açıklama, örgütün
güncel siyasal stratejilerini, görüşme koşullarını ve Türkiye’nin iç siyasal
dengelerine yönelik konumlanmasını anlamak açısından önemli bir çözümleme olanağı
sunmaktadır.
Hozat’ın açıklamaları, bir yandan
örgütün ideolojik sürekliliğini koruyan, diğer yandan Türkiye’deki siyasal
gelişmeleri yeniden yorumlayan kapsamlı bir söylemsel çerçeve ortaya
koymaktadır. Bu söylem, “Demokratik Cumhuriyet”, “demokratik anayasa”, “siyasal
çözüm”, “silahsızlanmanın koşulları”, “Öcalan’ın statüsü” ve “muhalefetin rolü”
gibi temalar etrafında şekillenmektedir. Özellikle Öcalan’ın özgürlüğünü ve
siyasal konumunu merkezi bir değişken olarak ele alan söylem, barışçıl tonuna
rağmen son derece yüksek koşulluluk içermekte ve örgütün siyasal eylem
kapasitesini ve pazarlık gücünü yeniden tanımlamaktadır. Aynı zamanda bu
söylem, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefeti yeni bir siyasal
sorumluluk alanına davet eden, hatta belli noktalarda yeniden konumlandırmayı
hedefleyen bir nitelik taşımaktadır.
Bu çalışma, söz konusu iki açıklamayı
söylem çözümlemesi yöntemleriyle inceleyerek Hozat’ın kurduğu hegemonik
çerçevenin yapısını, mantığını ve siyasal hedeflerini incelemektedir. Teun van
Dijk’ın ideolojik söylem çözümlemesi, Fairclough’un eleştirel söylem
çözümlemesi ve Laclau–Mouffe’un hegemonya kuramı bu çerçevede temel çözümleme
araçları oluşturmaktadır. Bu yöntemsel yaklaşım, söylemin yalnızca içeriksel
yönünü değil, aynı zamanda toplumsal güç ilişkileri ve siyasal iktidar savaşımları
içerisindeki işlevini de değerlendirmeyi olanaklı kılmaktadır.
Çalışmanın bir diğer amacı, Hozat’ın
söylemini KCK Sözleşmesi ile karşılaştırarak örgütün ideolojik süreklilik ve
dönüşüm dinamiklerini saptamaktır. Bu karşılaştırma, örgüt söyleminin hangi
noktalarda sabit kaldığını, hangi alanlarda ise Türkiye’deki siyasal
konjonktüre uyarlanarak yeniden üretildiğini göstermektedir. Böylelikle çalışma
hem örgüt içi siyasal aklın hem de Türkiye’nin güncel siyasal atmosferinin
söylemsel düzlemde nasıl kesiştiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.
Bu bağlamda makale, Kürt siyasal
hareketinin güncel siyasal stratejilerini anlamaya katkı sunduğu gibi,
Türkiye’de barış süreçleri, siyasal temsil, hegemonya savaşımı ve muhalefetin
yeniden konumlanması gibi konulara ilişkin daha geniş bir tartışma alanı
açmaktadır.
YÖNTEM VE VERİ
SETİ
Bu çalışma, Bese Hozat’ın 27 Mayıs ve
29 Kasım 2025 tarihlerinde yayımlanan iki açıklamasını söylem çözümlemesi
yöntemiyle incelemektedir. Çözümleme süreci, nitel araştırma yöntemleri
çerçevesinde yapılandırılmış olup hem içerik çözümlemesi hem de eleştirel
söylem çözümlemesinin araçlarından yararlanılmıştır.
Veri Seti: Çalışmanın veri seti iki
temel kaynaktan oluşmaktadır. Bese Hozat’ın açıklamaları, 27 Mayıs 2025 tarihli
açıklama (tam metin) ve 29 Kasım 2025 tarihli açıklama (tam metin). Bu metinler
çalışmanın birincil verisini oluşturmaktadır. KCK Sözleşmesi (2013/2017
metinleri) karşılaştırmalı çözümleme için kullanılmıştır. Sözleşmenin temel
normatif çerçevesi, Hozat’ın söyleminde görülen süreklilik ve kırılmaların
tespiti amacıyla referans olarak ele alınmıştır. Veri seti, herhangi bir
editoryal müdahale yapılmaksızın özgün şekliyle çözümlenmiştir.
Çözümleyici Yaklaşım ve İzlenen
Adımlar: Çözümleme sürecinde üç aşamalı bir yöntem izlenmiştir. Birinci aşama tematik
içerik çözümlemesidir. İlk aşamada metinlerde yer alan ana temalar, kavram
kümeleri ve söylemsel yoğunluklar belirlenmiştir. Bu kapsamda “Demokratik
Cumhuriyet”, “demokratik anayasa”, “çözüm / görüşme”, “Öcalan’ın statüsü”, “silahsızlanma
/ fesih”, “devlet ve iktidar söylemi” ve “muhalefetin konumu” gibi ana temalar
sistematik olarak kodlanmış ve frekans analizi yapılmıştır.
Frekans analizi 0–3 aralığında
kodlanan yoğunluk puanlarının dört metin ekseninde toplanmasıyla 0–12
aralığında değerlendirilmiştir.
İkinci aşama eleştirel söylem çözümlemesidir.
İkinci aşamada Fairclough’un üç boyutlu modeli kullanılarak metinsel yapı
(kelime seçimi, modalite, vurgu, koşulluluk), söylemsel uygulama (metnin üretim
ve dolaşım bağlamı) ve toplumsal uygulama (Türkiye’nin siyasal alanı ve güç
ilişkileri) düzeylerinde çözümleme yapılmıştır. Bu aşamada özellikle liderlik oluşturma,
meşruluk çerçeveleri, hegemonya kurma stratejileri ve söylemsel karşıtlıkların
örgütlenmesi ayrıntılı biçimde incelenmiştir.
Üçüncü aşamada Hozat’ın söylemi, KCK
Sözleşmesi’nin temel maddeleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma örgüt
ideolojisinin güncel söylemle uyumlu olduğu alanları, söylemde ortaya çıkan
yeni siyasal gereksinimleri, konjonktürel uyarlamaları ve kavramların hegemonik
işlevlerindeki değişimleri ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.
Bu yöntem örgütün süreklilik gösteren
ideolojik yapıları ile güncel siyasal stratejiler arasındaki ilişkiyi görünür
kılmıştır.
Güvenirlik ve
Geçerlilik: Kodlama süreci
iki aşamalı kontrol ile yürütülmüş, tematik tutarlılık korunmuştur. Kavramlar,
söylemsel bağlamından koparılmadan çözümlenmiştir. Veri seti dışı aktörlere
(devlet, CHP, DEM, uluslararası aktörler) ilişkin çıkarımlar yalnızca
söylemdeki ifadeler temelinde yapılmıştır. Çözümleme, kuramsal çerçeve ile
uyumlu şekilde yürütülmüştür.
KURAMSAL ÇERÇEVE
Bu çalışma, Bese Hozat’ın
açıklamalarını çok katmanlı bir söylem çözümlemesine almak amacıyla üç temel
kuramsal yaklaşımdan yararlanmaktadır: Teun van Dijk’ın ideolojik söylem
çözümlemesi modeli, Norman Fairclough’un eleştirel söylem çözümlemesi yaklaşımı
ve Ernesto Laclau ile Chantal Mouffe’un hegemonya kuramı. Bu üç yaklaşımın
birlikte kullanılması, söylemin hem mikro-dilsel yapılarının hem de
makro-siyasal stratejilerinin bütünsel olarak değerlendirilmesini olanaklı
kılmaktadır.
Van Dijk:
İdeolojik Söylem ve Grup-Kimlik Oluşturulması: Teun van Dijk’ın ideolojik söylem çözümlemesi,
söylemin “biz–onlar” ayrımları üzerinden politik kimlikler ürettiğini ve meşruluk
kurguları oluşturduğunu vurgular. Van Dijk’a göre siyasal aktörler, söylem
yoluyla: kendi konumlarını olumlu, rakip aktörleri ise olumsuz olarak
çerçevelemeye yönelik sistematik stratejiler kullanırlar. Bu bakış açısı,
Hozat’ın söyleminde Öcalan’ın özgürlüğünün “çözümün tek yolu” olarak sunulması,
örgütün barışçıl ve meşru aktör olarak tanıtılması, devlet ve muhalefetin
farklı kategorilerde yeniden konumlandırılması gibi örüntüleri incelemek için çözümleyici
bir temel sağlar.
Fairclough-
Eleştirel Söylem Çözümlemesi ve İktidar İlişkileri: Fairclough’un üç boyutlu modeli (metin,
söylemsel pratik, toplumsal pratik), söylemin yalnızca dilsel bir üretim değil,
aynı zamanda toplumsal iktidar ilişkilerini dönüştüren bir eylem olduğunu
savunur. Bu model çerçevesinde çalışma Hozat’ın dilsel tercihlerinin (vurgu,
modalite, koşulluluk), açıklamaların üretim, dolaşım ve alımlama süreçlerinin
ve Türkiye’deki siyasal alan ve güç ilişkileriyle bağlarının nasıl kurulduğunu çözümlemektedir.
Bu yaklaşım, özellikle Hozat’ın söyleminde devlet, muhalefet, Kürt hareketi ve
uluslararası aktörler arasındaki güç dengelerinin nasıl yeniden tanımlandığını
anlamayı olanaklı kılar.
Laclau–Mouffe- Hegemonya,
Boş Gösterenler ve Siyasal Alanın Yeniden Kurulumu: Laclau ve Mouffe’un hegemonya kuramı,
siyasal söylemin “boş gösterenler” (örneğin demokratik cumhuriyet, barış,
çözüm, özgürlük) etrafında kurulan eklemlenmiş anlam ağlarıyla işlediğini öne
sürer. Bu bakış açısı, Hozat’ın söyleminde “Demokratik Cumhuriyet”in bir üst
çerçeve olarak işlev görmesi, “çözüm” ve “demokratik anayasa” gibi kavramların
hegemonik nodal noktalar haline getirilmesi ve Öcalan’ın bu hegemonik yapıdaki
merkeziliğinin yeniden üretilmesi gibi süreçleri açıklamak açısından kritik
önemdedir. Bu kuram, örgütün söylemi değiştirerek siyasal alanı yeniden
tanımlama çabasını (özellikle muhalefeti yeni bir konuma davet etmesini) anlamak
için güçlü bir çözümleyici araç sunmaktadır.
Kuramsal
Çerçevenin Çalışmaya Katkısı: Bu
üç yaklaşımın birlikte kullanılması, Hozat’ın söylemini yalnızca içerik
düzeyinde değil, aynı zamanda ideolojik yapı, hegemonya kurma stratejisi, siyasal
alanı yeniden düzenleme çabası ve meşruluk kurma mekanizmaları açısından
çözümlemeyi olanaklı kılmaktadır. Böylece çalışma, yalnızca söylemin ne
söylediğine değil, söylemin siyasal olarak ne yaptığına odaklanmaktadır.
ÇÖZÜMLEME
Bese Hozat’ın
Söylemi: Ana Eksenler
Temel İdeolojik
Çerçeve: Hozat’ın iki konuşmasındaki merkez
temaları süreklilik göstermektedir: “Devletçi modernite” eleştirisi, “demokratik
modernite” [2]
ve “öz yönetim” vizyonu, “toplumsal direniş” “öz savunma” ikiliği, Kürt
toplumunda “seferberlik” çağrısı, meşruluğun halk iradesinde başladığını savlayan
devletçilik karşıtı siyasal bir kurgudur. Bu vurgu seti, KCK Sözleşmesi’nin
terminolojisiyle büyük ölçüde paraleldir ve liderlik söyleminin kurumsal
ideolojiyle uyumu sürmektedir.
Stratejik
Mesajlar: Her iki konuşma da örgütün kısa ve
orta vadeli yönelimlerine ilişkin üç kritik mesaj içermektedir:
Siyasal
Alanı Yeniden Kurma Çabası: Hozat,
Türkiye’deki siyasal yapıyı “çöküş”, “kriz” ve “meşruluk erozyonu” ile
tanımlayarak örgütün müdahale alanını genişletmekte, DEM üzerindeki siyasal
basınç, belediyelere yönelik operasyonlar ve bölgesel gerilimleri “demokratik
savaşım” çağrısıyla birleştirmektedir.
Silahlı
Savaşım-Siyaset Ekseninde Yeni Konumlanma:
Her iki konuşmada da PKK’nin silahlı varlığının devamlılığı doğrudan
savunulurken, aynı zamanda siyasal alanla “eşit düzeyli bir savaşım formu”
kurulmaktadır. Bu, örgütün son yıllarda geliştirdiği hibrit direniş
stratejisinin söylemsel devamıdır.
Bölgesel
Jeopolitiğe Eklenme: Konuşmalar, Irak
Kürdistanı’ndaki iç siyasal gerilimleri, Suriye'deki yeniden yapılanmayı ve
İran’daki kırılganlığı örgütün manevra alanı olarak çerçevelendirmektedir. Bu
unsur da KCK metinlerindeki “Orta Doğu demokratikleşmesi” söyleminin güncel
versiyonudur.
KCK
Sözleşmesi’nin Yapısı ve İdeolojik Tasarımı
KCK Sözleşmesi, örgütün kurumsallaşmış
siyasal mimarisini tanımlar ve dört temel unsur üzerinde kurulmuştur.
Devletsiz
yönetim modeli (konfederalizm),
Yerel
komünlerden bölgesel meclislere uzanan hiyerarşik yapı,
Toplum
merkezli güvenlik mekanizması (öz savunma),
İdeolojik-ahlaksal
toplum modeli (ekolojik, kadın özgürlükçü, komünal).
Bu çerçeve, Hozat’ın konuşmalarındaki
kavramlarla yüksek derecede uyumludur: “devletin aşılması”, “halkların ortak
demokratikleşmesi”, “toplumsal seferberlik”, “öz yönetim” vb.
Hozat’ın Konuşmaları
ile KCK Sözleşmesi Arasındaki Örtüşme ve Ayrışma
Örtüşme Alanları
İdeolojik
Süreklilik: Her iki düzlemde
de devlet karşıtı bir modernite eleştirisi temel eksendir. “Öz yönetim”,
“demokratik konfederalizm”, “komünal toplum” gibi kavramlar söylem ve metin
arasında tam uyum içindedir.
Savaşım
Biçimleri: Sözleşmede kuramsal olarak tanımlanan
öz savunma kavramı, Hozat’ın konuşmalarında daha siyasal-stratejik bir içerikle
yeniden üretilebilir duruma gelmiştir. Bu da metin ile uygulama arasında bir
süreklilik yaratır.
Bölgesel
Ölçek: Sözleşmedeki “Orta Doğu halkları”
vurgusu, Hozat’ın konuşmalarında somut jeopolitik okumalara dönüşmektedir.
Ayrışma Alanları
Meşruluk
Düzeyi: Sözleşme, daha normatif ve kurucu
bir ton taşırken, Hozat’ın konuşmaları savaş dili, “kriz”, “çöküş”, “direniş”
gibi kavramlarla güncel siyasete doğrudan müdahil olmaktadır.
Örgütsel
Tonlama: Konuşmalarda, liderlik figürünün
söylem içi ağırlığı daha fazladır. Sözleşme ise “kolektif yapı” vurgusunu öne
çıkarır. Bu, KCK içinde liderlik söyleminin giderek daha merkezi duruma
geldiğine işaret edebilir.
Siyasal
Gündemle Bütünleşme: Sözleşme daha
soyutken, konuşmalar güncel Türk iç siyaseti ve Kürt hareketi iç dinamikleriyle
doğrudan ilişkilidir. Bu güncellik farkı stratejik düzeltmelerin göstergesidir.
Türkiye’nin
“Beka” Tartışması ve Demokratik Çözüm Çağrısı: Hozat, son açıklamasında Türkiye’nin ciddi bir
“tehlikeyle karşı karşıya” olduğunu ifade etmekte ve bu tehlikeyi gidermenin
tek yolunun Kürtlerin varlığının ve kimliğinin tanınması, anayasal güvence
sağlanması, demokratik özerklik bakış açısının hukuksal karşılığını bulması
olduğunu belirtmektedir. Burada temel vurgu şudur: Türkiye’nin beka sorunu,
Kürt sorununa demokratik çözüm üretilmeden giderilemez. Bu söylem, KCK
Sözleşmesi’nin “Demokratik Ulus” kavramı üzerinden kurduğu bütün siyasal
tasarımın devamıdır.
AKP
İktidarına “Stratejik Kararsızlık” Eleştirisi: Hozat, AKP’nin çözüm konusunda zihinsel ve
programa dayanan bir bütünlükten yoksun olduğunu, adımların konjonktürel
olduğunu, “içten bir siyasal çizgi” oluşturulmadığını savunur. Bu noktada
özellikle dikkat çekicidir: Hozat, süreci “en iyi okuyan aktörün Bahçeli
olduğunu” belirtmektedir. Bu, örgütün devlet içi güç dengelerine ilişkin
okumasını yansıtmaktadır.
“Af
Değil Özgürlük Yasaları” Ssöylemi: Hozat’ın
en kritik vurgusu “Af istemiyoruz. Eve dönüş yasası istemiyoruz. Kimse suç
işlemedi ki af isteyelim. Biz özgürlük yasaları istiyoruz. Herkes için özgürlük”
ifadesinde yer almaktadır. Bu söylem üç unsur içermektedir:
PKK’nin
bireysel suç üzerinden tanımlanmasını reddetmek,
Örgütün
tüm kadrolarının siyasal alana kollektivist bir statü ile alınmasını istemek,
Gelecekteki
geçiş sürecinin ‘entegrasyon’ değil ‘meşruluğun tanınması’ çerçevesinde
kurgulanmasını istemek.
Bu bakış, KCK Sözleşmesi’nin kolektif
yurttaşlık ve öz yönetim vurguları ile doğrudan uyumludur.
CHP’ye Yönelik Eleştiri
ve “Muhataplık” Tartışması: Hozat,
CHP’nin İmralı heyetine üye göndermemesini “stratejik bir hata” olarak
nitelemekte ve bunun iktidarın elini güçlendirdiğini savunmaktadır. KCK
söyleminde ilk kez CHP’ye bu düzeyde bir siyasal rol atfedilmesi, çözüm
sürecinin “devlet–iktidar–muhalefet” denkleminde yeniden tanımlandığını
göstermektedir.
KCK
Sözleşmesi’nin Normatif Çerçevesi: Temel Maddeler
KCK Sözleşmesi, örgütün siyasal ve
toplumsal örgütlenme modelini tanımlayan bir anayasal metin niteliğindedir.
Özünde üç ana eksenden oluşur:
Demokratik
Ulus ve Demokratik Özgür Yurttaşlık: Sözleşme,
ulus-devlet modelini reddeder ve “demokratik ulus” kavramını ortaya koyar. Etnik
kimliklerin tanınması, kolektif haklar, kültürel özerklik, topluluk temelli
yurttaşlık, çok katmanlı yönetişim bu bağlamda düşünülmelidir.
Demokratik
Öz Yönetim: Demokratik Konfederalizm.
Özerk
Yönetim Birimleri: Yerel meclisler
ve toplum temelli yönetişim mekanizmaları sözleşmenin merkezi unsurlarıdır.
Kadroların
Statüsü ve Örgütsel Bütünlük
Sözleşme, KCK’nin tüm bileşenlerini
“demokratik toplumun öz savunma güçleri” olarak tanımlar. Örgütün kadroları bir
suç örgütünün üyeleri olarak değil, siyasal aktörler olarak konumlandırılır. Bu
madde, Hozat’ın “kimse suç işlemedi” söyleminin doğrudan dayanağıdır.
Bölgesel Güçler
Anlatısı: “Kürtler Üzerinden Planlar”
Hozat, açıklamasına İsrail ve ABD
başta olmak üzere küresel aktörlerin “Kürtler üzerinden” stratejik hesaplar
yaptığı savı ile başlamaktadır. Bu söylem üç düzeyde işlevseldir:
PKK’nin
savaşım alanını genişletmek, sorunu yalnızca Türkiye değil, bölgesel bir
denklem olarak sunmak ve Kürt hareketinin önemini artırmak,
Kürtlerin
“savaşın merkezinde” olduğu savı ile örgütün tarihsel rolünü güçlendirmek.
Türk
devletinin “beka kaygısını” meşrulaştırmak ve Devlet içindeki sertlik yanlısı
aktörlerin güdülenmelerinin dış tehditlerden kaynaklandığını öne sürmek.
Bu söylem tarzı örgütün kendi konumunu
bölgesel hegemonya savaşımlarının merkezine yerleştirmektedir.
Öcalan’ın Mutlak
Merkeziliği: “Silahları Ancak Önder Apo Alır”
Açıklamadaki en güçlü söylem çizgisi
Öcalan’ın mutlak liderlik konumunun yeniden oluşturulmasıdır. “Kongreyi Önder
Apo’nun bakış açıları yönetti”, “Kongreyi ancak Önder Apo toplayabilir” ve “Gerillaların
elinden silahları ancak Önder Apo alabilir” gibi ifadeler Apo’nun merkezi
rolünü açıklıkla betimlemektedir.
Bu söylemler üç temel amaca hizmet etmektedir:
Örgüt
içi birliği sağlama: Öcalan dışında
hiçbir aktörün silah bırakma sürecini yönetemeyeceği savlanarak hiyerarşik meşruluk
yeniden üretilir.
Devlete
pazarlık mesajı gönderme: Silah
bırakma ile Öcalan’ın fiziksel özgürlüğü koşullu olarak eşleştirilir.
Yeni
çözüm sürecinin çerçevesini kurma:
Devletin muhatap olarak Öcalan’ın tanınması gerektiği savlanır.
Bu anlatı, PKK’nin fesih kararını dahi
“Öcalan’ın özgürleşmesine bağlı bir stratejik atılım” durumuna dönüştürmektedir.
PKK’nin Fesih
Kararı: Koşula Bağlı Barış Söylemi
Hozat, kongrede alınan “fesih ve
silahlı savaşımı sonlandırma” kararını kesin bir niyet değil, yüksek koşulluluk
içeren bir hedef olarak çerçevelemektedir. Bu koşullar demokratik siyaset hakkının
tanınması, bu bağlamda yasal düzenlemeler yapılması, Anayasa’nın demokratikleşmesi
ve Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Bu, barış değil,
koşullu dönüşüm söylemidir. Silah bırakma, pazarlık gücü olarak konumlandırılmaktadır.
Muhalefete Çağrı:
CHP’nin Konumlandırılması
Açıklamanın en dikkat çekici
bölümlerinden biri CHP’ye yöneltilen çağrılardır. Bu söylem, örgütün Türkiye
siyasetini dönüştürme arayışını açıkça ortaya koymaktadır. CHP’nin Meclis’te
komisyon kurması istenmekte ve Öcalan’ın muhataplığını tanıması talep edilmektedir.
CHP’ye “cesur davranma” çağrısı yapılmaktadır. Kürt savaşımının CHP’ye alan
açtığı savlanmaktadır. Burada amaç, CHP’nin süreci sahiplenen bir aktör durumuna
getirilmesinin yeniden üretilmesidir. Bu söylem, muhalefet partileri üzerinde
hegemonik bir baskı oluşturmayı amaçlamaktadır.
“Savaş
Rantçıları” Söylemi: İç Düşman Yaratma
Hozat’ın medya ve bazı devlet içi
aktörleri “savaştan beslenen rantçılar” olarak nitelemesi, klasik bir
ötekileştirme stratejisidir. Bu söylem barış isteyen “biz”iz, savaştan beslenen
“onlar” ikiliğini güçlendirmektedir.
Devletle Sorunun
Çerçevesi: “Kürtlerin bayrakla sorunu yok”
Bu bölüm, örgütün kimlik siyasaları
açısından kritik bir imaj düzeltme söylemidir. Amaç Türk toplumunun duyarlılıklarını
yatıştırmak, çözüm süreci için uygun toplumsal zemin yaratmak ve PKK’nin
radikal bir ayrılıkçı aktör değil “demokratik dönüşüm aktörü” olduğu savını
güçlendirmektir.
TARTIŞMA
Stratejik
Zamanlama ve Siyasal Konjonktür
Hozat’ın açıklaması, Türkiye'de yeni
anayasa tartışmalarının yoğunlaştığı, Erdoğan-Bahçeli ilişkilerinin yeniden
yapılandığı ve Öcalan’ın konumunun devlet içi aktörler tarafından yeniden
tartışmaya açıldığı bir dönemde yapılmıştır.
Silah Bırakmanın
Öcalan’a Bağımlı Kılınması: Silah
bırakma sürecinin tümüyle Öcalan’ın durumuna bağlanması devlet nezdinde bir
pazarlık alanı oluşturmaktadır:’ Öcalan özgürleşirse PKK da tasfiye olur.’
Yeni Bir
Hegemonya Projesi Olarak Demokratik Cumhuriyet Kavramı: Hozat’ın açıklaması, “Demokratik Cumhuriyet”
kavramını bir hegemonya projesi olarak yeniden gündeme getirmektedir. Bu proje
hem Türkiye devlet yapısını hem de Kürt hareketinin örgütsel yapısını
dönüştürme savını içermektedir.
Uyum ve Kırılma
Noktaları: Karşılaştırmalı Çözümleme
Uyum Alanları
Hozat’ın “herkes için özgürlük yasası”
talebi, KCK Sözleşmesi’nin kolektif siyasal meşruluk anlayışıyla uyumludur. Hozat’ın
“varlık ve kimlik tanınması, anayasal reform” çağrısı, sözleşmenin demokratik
konfederalizm anlayışıyla paraleldir. Hozat’ın CHP’ye yönelik “eski kodlardan
kurtulamamak” suçlaması Sözleşme’de yer alan ulus-devlet eleştirisinin güncel
siyasal yansımasıdır.
Gerilim Alanları
KCK, kolektif öz yönetim ve konfederal
[3] model
talep eder. Türkiye’nin mevcut anayasası ise üniter devlet modeline sıkı sıkıya
bağlıdır. Bu, çözümün en temel kırılma noktasıdır. Sözleşmenin kolektif
meşruluk talebi ile CHP’nin ulusal bütünlük duyarlılığı arasında yapısal bir
boşluk vardır. KCK Sözleşmesi, çözüm için toplumsal sözleşme niteliğinde
radikal demokratik dönüşüm öngörür, ancak devlet cephesinde yararcı ve sınırlı
adımların ötesine geçilememiştir.
Değerlendirmek gerekirse, Bese
Hozat’ın iki açıklaması, KCK’nin temel stratejik hedeflerinden geri adım
atmadığını, aksine mevcut siyasal konjonktürü bu hedeflere uygun biçimde
yeniden yorumladığını göstermektedir.
Metinlerden hareketle üç ana sonuç
çıkmaktadır. KCK’nin temel hedeflerinde süreklilik vardır. Kollektif tanınma,
anayasal güvence, statü talebi ve demokratik özyönetim anlayışı aynen
korunmaktadır. Örgüt, çözüm sürecini yeniden tanımlamaktadır. “Af değil
özgürlük yasası” söylemi, devletin önerdiği “bireysel normalleşme” modellerini reddetmekte
ve bunun yerine devletin Kürt hareketinin siyasal varlığını tanıdığı yeni bir
paradigma talep etmektedir. İç siyaset dengeleri yeniden okunduğundan CHP
sürecin parçası durumuna getirilmektedir. Bu, KCK söyleminde önemli bir
yeniliktir. Ancak yapısal farklılıklar nedeniyle gerçekçi bir yakınlaşma kısa
vadede olanaklı değildir. Bu nedenle ortaya çıkan manzara şudur: KCK’nin
yaklaşımı stratejik olarak tutarlı, fakat Türkiye’nin siyasal gerçekliğiyle
yapısal olarak gerilimli bir çerçeve sunmaktadır.
Bese Hozat’ın 2025 açıklaması, PKK’nin
tarihindeki en kritik dönemeçlerden biri olan “12. Fesih Kongresi”nin söylemsel
çerçevesini sunmaktadır. Bu söylem, barış yanlısı bir görünüm taşısa da yüksek koşulluluk,
Öcalan’ın mutlak merkeziliği ve görüşme gücünün korunması üzerine kuruludur.
Açıklama aynı zamanda Türkiye’de muhalefet, medya ve devlet içi aktörleri
yeniden konumlandıran bir hegemonya stratejisinin parçasıdır. Dolayısıyla,
PKK’nin “feshi” teknik anlamda bir bitiş değil “Öcalan merkezli yeni bir
siyasal yapılanmaya geçiş” hedefinin söylemsel ilanıdır.
Hozat’ın iki konuşmasındaki merkez
temaları süreklilik göstermektedir: “Devletçi modernite” eleştirisi, “Demokratik
modernite” ve “öz yönetim” vizyonu, “Toplumsal direniş” – “öz savunma” ikiliği,
Kürt toplumunda “seferberlik” çağrısı, meşruluğun halk iradesinde başladığını savlayan
devletçilik karşıtı siyasal kurgu. Bu vurgu seti, KCK Sözleşmesi’nin
terminolojisiyle büyük ölçüde paraleldir ve liderlik söyleminin kurumsal
ideolojiyle uyumu sürmektedir.
Stratejik
Mesajlar
Her iki konuşma da örgütün kısa ve
orta vadeli yönelimlerine ilişkin üç kritik mesaj içermektedir:
Siyasal
Alanı Yeniden Kurma Çabası: Hozat,
Türkiye’deki siyasal yapıyı “çöküş”, “kriz” ve “meşruluk erozyonu” ile
tanımlayarak örgütün müdahale alanını genişletmekte; DEM üzerindeki siyasal
basınç, belediyelere yönelik operasyonlar ve bölgesel gerilimleri “demokratik savaşım”
çağrısıyla birleştirmektedir.
Silahlı
Savaşım-Siyaset Ekseninde Yeni Konumlanma:
Her iki konuşmada da PKK’nin silahlı varlığının devamlılığı doğrudan
savunulurken, aynı zamanda siyasal alanla “eşit düzeyli bir savaşım biçimi”
kurulmaktadır. Bu, örgütün son yıllarda geliştirdiği hibrit direniş
stratejisinin söylemsel devamıdır.
Bölgesel
Jeopolitiğe Eklenme: Konuşmalar, Irak
Kürdistanı’ndaki iç siyasal gerilimleri, Suriye'deki yeniden yapılanmayı ve
İran’daki kırılganlığı örgütün manevra alanı olarak çerçevelendirmektedir. Bu
unsur da KCK metinlerindeki “Orta Doğu demokratikleşmesi” söyleminin güncel
versiyonudur.
KCK
Sözleşmesi’nin Yapısı ve İdeolojik Tasarımı
KCK Sözleşmesi, örgütün kurumsallaşmış
siyasal mimarisini tanımlar ve dört temel unsur üzerine inşa edilmiştir:
Devletsiz
yönetim modeli (konfederalizm),
Yerel
komünlerden bölgesel meclislere uzanan hiyerarşik yapı,
Toplum
merkezli güvenlik mekanizması (öz savunma),
İdeolojik
ve ahlaksal toplum modeli (ekolojik, kadın özgürlükçü, komünal).
Bu çerçeve, Hozat’ın konuşmalarındaki
kavramlarla yüksek derecede uyumludur: “devletin aşılması”, “halkların ortak
demokratikleşmesi”, “toplumsal seferberlik”, “öz yönetim” vb.
Stratejik
Yönelimde Ne Değişti?
Aşağıdaki sonuçlar dikkat çekicidir: Söylem
sertleşmiştir, ancak ideolojik çerçeve değişmemiştir. Örgüt, silahlı savaşımının
meşruluğunu korurken siyasal alanı güçlendirme arzusundadır. Hozat’ın
konuşmaları, KCK Sözleşmesi’nin kuramsal dokusuna yeni bir “güncel siyasal kod”
eklemektedir. Liderlik merkezinin söylemde artması, örgüt-içi dönüşümlere ilişkin
ipucu sunmaktadır. Türkiye’deki siyasal konjonktürün (DEM üzerindeki baskı,
belediye kayyumları, güvenlik operasyonları) örgüt söylemine doğrudan etki
yaptığı görülmektedir.
Değerlendirmek gerekirse, Bese
Hozat’ın iki konuşması ile KCK Sözleşmesi karşılaştırıldığında üç temel sonuç
ortaya çıkmaktadır:
İdeolojik
süreklilik güçlüdür: Örgütün ana kuramsal
çerçevesi değişmemiştir.
Söylemsel
güncelleme belirgindir: Güncel jeopolitik
ve siyasal gelişmeler, ideolojik kalıpların içine yeniden işlenmiştir.
Stratejik
hedef çift eksenli duruma gelmiştir:
Silahlı kapasitenin sürdürülmesi ve siyasallaşmanın artırılması. Bu ikili yapı,
örgütün hibrit bir siyasal çizgi izlediğini göstermektedir.
ÜÇ KAYNAKTAN
ORTAK TEMALAR
Öcalan’ın Rolü ve
Muhataplık: Her iki
konuşmanın da ana ekseni. “Silahları ancak Öcalan alır”, “Öcalan olmadan kongre
toplanamaz”, “CHP Öcalan’ı muhatap almalı” şeklindeki ifadeler bunu
doğrulamaktadır.
Silah Bırakma /
Fesih / Barış Süreci: 27 Mayıs
konuşmasında çok güçlüdür. “Fesih”, “Silah bırakma ancak Öcalan’ın özgürlüğüyle
olur”. 29 Kasım’da daha zayıftır ama yine mevcuttur. KCK Anayasası “öz savunma”
kavramıyla askeri örgütlenmeyi kurumsallaştırdığı için dolaylı bir bağlantı
var.
Demokratik Çözüm,
Reformlar ve Anayasal Güvence: Her
iki konuşmada “demokratik çözüm”, “anayasal tanıma”, “hukuksal değişiklik”
vurgusu vardır. KCK Anayasasının neredeyse bütün maddeleri bu çerçevede
yazılmıştır.
CHP’nin Süreçteki
Rolü: 29 Kasım konuşmasında çok güçlüdür. 27
Mayıs konuşmasında zayıf ama CHP’ye gönderme vardır. KCK Anayasasında doğal
olarak CHP yoktur fakat sistemsel çerçeve vardır.
Türkiye’nin Beka Sorunu
ve Bölgesel Konumlanma: Hozat’ın
söylemlerinde özellikle 27 Mayıs konuşmasında güçlü olan vurgu “ABD-İsrail
planları”, “bölgesel dizayn”, “Türkiye’nin kaygıları”dır. KCK Anayasasında
devletlerarası çözümleme yoktur ve yapı daha normatiftir.
Demokratik
Özerklik / Öz Yönetim: 27 Mayıs ve
29 Kasım konuşmalarında dolaylı, KCK Anayasasında ise temel çerçevedir.
Ana Dil, Kimlik,
Kültür: 29 Kasım ve 27 Mayıs konuşmalarında
orta düzeydedir. KCK Anayasasında çok güçlü ve kurumsallaşmıştır.
Kadın Özgürlüğü /
“Jineoloji”: Her iki konuşmada
neredeyse yoktur. KCK Anayasasında çok güçlüdür.
Devletin
“kararsızlığı / içtensizliği” eleştirisi
29 Kasım konuşmasında çok güçlüdür ve AKP’ye
ve Bahçeli’ye doğrudan eleştiridir. 27 Mayıs konuşmasında orta ağırlıktadır. KCK
Anayasasında yoktur.
Affa Karşı Çıkış ve
“Özgürlük Yasası” Talebi: 29 Kasım
konuşmasında af istemeyen örgüt vurgusu çok güçlüdür. 27 Mayıs’ta “hukuksal
düzenleme gerekli” gibi ifadeyle dolaylı
olarak belirtilmiştir. KCK Anayasasında af yoktur ve öz yönetim sistemi vardır.
Bese Hozat’ın iki konuşması ile KCK
Anayasası arasında “ana eksen” aynıdır: Öcalan merkezinde silahsızlanma, demokratik
anayasal güvence, demokratik özerklik, öz yönetim, ana dil ve kültürel hakların
kurumsallaştırılması. Ancak, KCK Anayasası çok daha sistemsel, yapısal,
kurumsal Hozat’ın konuşmaları ise dönemin siyasal pazarlığına ve güç
ilişkilerine daha çok yoğunlaşmaktadır.
HOZAT’IN 29 KASIM
2025 KONUŞMASI: SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ
Öcalan’ın Rolü ve
Muhataplık: “Öcalan baş görüşmeci
olmalı”, “CHP Önder Apo’yu muhatap almadan çözüm olmaz”, “Komisyon Öcalan’ı
ziyaret etti”, Frekans: Çok yüksek (3/3)
CHP’ye Eleştiri
ve Rol Atfı: CHP’nin İmralı’ya
isim göndermemesi “büyük hata”. CHP’nin süreci sahiplenmesi gerektiği vurgusu. “CHP
bu sürece öncülük etmeli”. Frekans: Çok yüksek
AKP’ye Eleştiri /
Kararsızlık: “AKP kararsız”,
“programı yok”, “içtensiz”. AKP’nin süreci yanlış okuduğu savı. Frekans: Yüksek
Eve dönüş yasası
reddi / Af istememe: “Af değil,
özgürlük yasası istiyoruz”. “Kimse suç işlemedi, af suça olur”. “Bu insanlar
demokratik siyaset yapacak”. Frekans: Çok yüksek
Türkiye’nin
bekası ve bölgesel riskler: “Türkiye’nin
beka sorunu var”. “Bölge yeniden düzenleniyor”. Bahçeli ve Erdoğan’ın beka
söylemi referans veriliyor. Frekans: Yüksek
Demokratik çözüm,
reformlar, anayasa: “Kürtlerin
varlığı ve kimliği tanınmalı”. “Anayasal güvence”. “Demokratik toplum süreci”. Frekans:
Çok yüksek
Kürt-Türk birliği:
“Birlik demokratik temelde
korunabilir”. Ortak yaşam söylemi. Frekans: Orta
PKK’nin yapısal
tutumu ve örgütsel konumlandırma: Kesimsel.
“Herkes için özgürlük yasası”, “örgütün bütün kadroları”. Silahlı savaşımın
koşullu sona ermesi (Öcalan özgürlüğü). Frekans: Orta-Yüksek
Ulusalcılar,
devlet içi klikler: CHP içindeki
ulusalcı kanat eleştirisi. Frekans: Orta
İkinci konuşma bazı temaların
frekansını yukarı çekmektedir:
Yukarı çıkan
temalar: CHP'nin rolü (3 olarak devam ediyor,
fakat yoğunluğu arttı). Af karşıtlığı / özgürlük yasası (2’den 3’e). Öcalan’ın
merkezi konumu (3 olarak devam fakat güçlendi). Demokratik reform ve anayasa (3
olarak devam fakat güçlendi).
Sabit kalan fakat
artık daha açık tanımlanan temalar: AKP
kararsızlığı. Türkiye’nin beka söylemi. Demokratik çözümün zorunluluğu
FREKANS TABLOSU
YÖNTEM A: Gerçek
Toplama (Ham Frekans Toplamı)
Her metindeki frekansın toplamını içermektedir.
Bu, hangi temanın üç metinde en çok tekrarlandığını en net gösteren tablodur.
|
Çizelge 1: Frekans Tablosu |
|||||
|
Tema |
27 Mayıs |
29 Kasım-1 |
29 Kasım-2 |
KCK Anayasası |
Toplam (0–12) |
|
Öcalan’ın Rolü |
3 |
3 |
3 |
2 |
11 |
|
Silah Bırakma / Fesih |
3 |
2 |
1 |
1 |
7 |
|
Demokratik Reform / Anayasa |
2 |
3 |
3 |
3 |
11 |
|
CHP’nin Rolü |
1 |
3 |
3 |
0 |
7 |
|
AKP Eleştirisi |
2 |
3 |
3 |
0 |
8 |
|
Af / Eve dönüş reddi |
1 |
3 |
3 |
1 |
8 |
|
Türkiye'nin Bekası |
3 |
2 |
2 |
1 |
8 |
|
Demokratik Özerklik |
2 |
2 |
1 |
3 |
8 |
|
Kimlik / Kültür |
2 |
2 |
2 |
3 |
9 |
|
Kadın Özgürlüğü |
1 |
1 |
0 |
3 |
5 |
|
Kürt bütünlüğü |
3 |
1 |
1 |
3 |
8 |
|
Güvenlik / öz-savunma |
2 |
1 |
1 |
3 |
7 |
|
Aralık: 0–12 (4 metin × 0–3 arası) |
|||||
En yüksek üç
tema: Öcalan’ın rolü 11, Demokratik reform /
anayasa 11, Kimlik-kültür / tanınma talebi 9. Bu üçü söylemin çekirdeği.
YÖNTEM B: Normalleştirilmiş
Frekans (0–3 ölçeği)
Toplam yerine, dört metindeki ortalama.
Aralık: 0–3
|
Çizelge 2: Frekans Tablosu (ortalama) |
|
|
Tema |
Ortalama (0–3) |
|
Öcalan’ın Rolü |
2.75 |
|
Demokratik Reform / Anayasa |
2.75 |
|
Kimlik / Kültür |
2.25 |
|
AKP Eleştirisi |
2.00 |
|
Af / Özgürlük yasası |
2.00 |
|
Türkiye’nin Bekası |
2.00 |
|
Demokratik Özerklik |
2.00 |
|
Kürt bütünlüğü |
2.00 |
|
Silah bırakma |
1.75 |
|
CHP’nin Rolü |
1.75 |
|
Güvenlik / öz-savunma |
1.75 |
|
Kadın özgürlüğü |
1.25 |
DERİNLEŞTİRİLMİŞ SÖYLEM
ÇÖZÜMLEMESİ
Bu bölüm, sadece “frekans” değil, her
temanın söylemsel işlevi, siyasal konumu, iç yapısal referansları ve ideolojik
konumlanışı üzerinden derinleştirilmiş bir çözümleme sunmaktadır.
Öcalan’ın Rolünün
Mutlaklaştırılması ve Liderliğin Simgesellikten Yönlendiriciliğe Evrilmesi: Bu kavram toplam 11 frekans ile tüm metinlerin
en yoğun temasıdır. Söylemsel işlevi ise Öcalan’ın yalnızca bir lider değil,
tek muhatap, tek yetkili, tek dönüşüm aktörü olarak konumlandırmasıdır. “Öcalan’ın
yokluğunda kongre toplanamaz” ifadesiyle örgütsel meşruluk tek kaynağa indirgenmektedir.
“Silahları ancak Öcalan bıraktırabilir” ifadesiyle karar tek merkezde toplulaşmaktadır.
KCK Anayasası’ndaki izdüşümü “önderlik” kavramı anayasal bir kategoriye dönüşmekte
olmasıdır. Demokratik konfederalizmin esnek görünümünün altında karizmatik
otoritenin kurumsallaşması yer almaktadır. Akademik açıdan yorumlamak
gerekirse, bu yapı Weberyen anlamda karizmatik otoritenin akılcı-hukuksal biçeme
dönüşmeden korunmasıdır. Dolayısıyla KCK, kurumsallaşmış bir örgütsel yapı gibi
görünse de aslında “lider merkezli karar üretme modeli” ile çalışmaktadır.
Demokratik Reform
ve Yeni Anayasa Talebi: 11 frekans ile
ikinci en güçlü temadır. Söylemsel işlevi Kürt sorununun çözümünün “anayasal
tanınma”ya indirgenmekte olmasıdır. Anayasa değişikliği Öcalan’ın özgürlüğü ve
PKK’nin dönüşümü için eşit derecede zorunlu kılınmaktadır. KCK Anayasası’nda izdüşümü
ise “toplumsal sözleşme” kavramının tümüyle Öcalan’ın yazınından gelmekte
olmasıdır. Türkiye’nin mevcut anayasal statüsü “tekçi, inkarcı ve faşist
devlet” olarak kodlanmaktadır. Akademik yorumu ise bu söylem, PKK’nin
1990’larda savunduğu ayrılık çizgisinin tümüyle terk edildiği ancak bu kez devleti
kökten dönüştürme hedefinin öne çıktığıdır. Ayrılma fikrinden vaz geçilmekte, demokratik
özerklik talebine geçilmekte ve Demokratik Cumhuriyetin kurulması istenmektedir.
Kimlik, Kültür ve
Tanınma: 9 frekans. Söylemsel işlevi “Kürtlerin
sorunu bayrakla, sınırlarla değil devletin tekçilik sistemiyle” denilerek PKK taleplerinin
çerçevesi daraltılmaktadır. Kültür ve kimlik konusu siyasal sistem
değişikliğinin gerekçesi yapılmaktadır. KCK
Anayasası’nda izdüşümü ise kimlik, kültür ve dil hakları örgütün varlık
gerekçesinin temeli olmasıdır. Akademik yorumu ise bu temanın PKK/KCK
ideolojisinde “ulus-devletsiz, ulus” modeline geçilmek istenmesinin işareti
olmasıdır.
AKP Eleştirisi-
Kararsızlık ve Stratejik Dağınıklık: 8
frekans. Söylemsel işlevi AKP’nin çözüm istiyor gibi görünüp “karar veremeyen”,
“içtensiz”, “stratejisiz” ilan edilmesidir. Bahçeli’nin devlet aklını temsil
ettiği savı, çözümün aslında devlet içi klikler savaşımına bağlı olduğu imasını
güçlendirmektedir. Akademik yorumu ise PKK,
AKP’yi “stratejisiz aktör”, Bahçeli’yi ise “gerçek devlet aklını temsil eden
figür” olarak kodlayan yeni bir söylem geliştirmiş durumda olmasıdır. Bu, çözüm
sürecinin muhataplar arası yeniden düzenlenmesi anlamına gelir.
CHP’nin Rolü – Meşruluk
Aracının Yeniden Tanımlanması: 7
frekans (ancak yoğunluk son iki metinde çok büyük). Söylemsel işlevi CHP’nin
sürece öncülük yapmasının istenmesidir. Çözümün siyasal meşruluk kaynağı olarak
CHP yapılmaya çalışılmaktadır. CHP’nin İmralı’ya üye vermemesi “tarihsel hata”
olarak tanımlanmaktadır. Akademik yorum PKK’nin siyasal stratejisinin
Türkiye’deki iktidar-muhalefet dengesine göre yeniden kurulduğunu göstermesidir.
Örgüt, artık çözümün AKP üzerinden değil, CHP’nin onayı ve katılımı üzerinden
şekillenmesini istiyor.
Af karşıtı
“Özgürlük Yasası” Talebi: 8 frekans. Söylemsel
işlevi af, suçluluk kabulü anlamına geldiği için reddedilmektedir. Bunun yerine
“hukuksal ve yasal bütünleşme” yani KCK modelinin siyasallaştırılması savunulmaktadır.
Örgütün en üstten en alta kadar “suç işlemediği” savlanmaktadır. KCK
Anayasası’nda izdüşümü ise “eylemcilik”, “özgürlük savaşımı”, “silahlı savaşım”
ve “öz savunma hakkı”nın bir bütün oluşturduğudur. Akademik yorumu ise örgütün
kolektif hukuk stratejisine işaret etmekte olmasıdır: “Bireysel ceza
sorumluluğu değil, toplu siyasal aktör statüsü.”
Türkiye’nin
Bekası ve Bölgesel Düzenlenme Savı: 8
frekans. Söylemsel işlevi PKK’nın ilk kez “Türkiye’nin bekası” söylemini
sahiplenecek konuma girmesidir. Bu, devletin zayıflığının örgüte siyasal fırsat
sunduğu ima edilen bir çerçevedir. Akademik yorumu açısında bu gelişme PKK
söyleminde yeni bir “ortak kader” söyleminin başlangıcıdır.
BÜTÜNLEŞİK
KARŞILAŞTIRMALI TABLO
|
Çizelge 3: Bütünleşik Frekanslar |
||
|
Tema |
Toplam Frekans |
Not |
|
Öcalan’ın Rolü |
11 |
En baskın tema |
|
Demokratik Reform / Anayasa |
11 |
Öcalan temasına eşdeğer yoğunluk |
|
Kimlik–Kültür / Tanınma |
9 |
Üst düzey temel tema |
|
AKP Eleştirisi |
8 |
Stratejik konum |
|
Af / Özgürlük Yasası |
8 |
Kolektif hukuk talebi |
|
Türkiye’nin Bekası |
8 |
Devlet söylemiyle örtüşme |
|
Demokratik Özerklik |
8 |
Konfederalizm ideolojisi |
|
Kürtlerin ulus-ötesi birliği |
8 |
Ortak jeopolitik çerçeve |
|
Silah bırakma / Fesih |
7 |
Koşullu kabul |
|
CHP’nin Rolü |
7 |
Siyasal meşruluk talebi |
|
Güvenlik–öz savunma |
7 |
Silahlı savaşımın ideolojik devamı |
|
Kadın Özgürlüğü |
5 |
Alt tema, ama KCK Anayasasında güçlü |
|
Gerçek Ham Toplamlar 0–12 |
||
TBMM KOMİSYONU
AÇISINDAN SİYASAL RİSK ANALİZİ
Aşağıda yer alan çözümleme, TBMM’deki
İmralı temasları ve çözüm süreci komisyonu açısından ortaya çıkan siyasal,
kurumsal ve güvenlik risklerini kategorik olarak ele almaktadır.
KURUMSAL RİSKLER
Komisyonun meşruluğunun
örgüt söylemi üzerinden aşınması: Bese
Hozat’ın iki konuşmasında da TBMM Komisyonu “yeterince güçlü adım atmayan”, “kararsız”,
“hala eski devlet aklıyla hareket eden” ve “CHP üye göndermediği için eksik
kalan” bir yapı olarak tanımlanıyor.
Risk: PKK söylemi, Komisyon’un meşruluk kaynağının
parlamentodan değil, Öcalan’ın onayından geldiği algısını yaratıyor. Bu,
Komisyonu bir devlet kurumu olmaktan çıkarıp “Öcalan’ın meşruluk alanının alt
başlığı” durumuna sokmaktadır. Bu söylem yerleşirse TBMM’nin anayasal otoritesi
zedelenecektir.
Komisyonun
“önerisiz aktör” konumuna itilmesi: Hozat’ın
çerçevesinde silah bırakmayı Öcalan belirler, fesih ancak Öcalan’ın
özgürlüğüyle olur, yasal düzenlemeleri ancak “Özgürlük Yasa Paketi” belirler. Bu
yaklaşım TBMM Komisyonu’nu yalnızca “iletişim aracı” konumuna düşürmektedir.
Risk: Komisyonun siyasa üretme kapasitesi sıfırlanır
ve TBMM içinde “boş komisyon” tartışmasını tetikleyebilir.
SİYASAL RİSKLER
CHP’nin hedef
gösterilmesi ve iç siyaset kırılganlığı: Hozat’ın
ikinci konuşmasında CHP açık biçimde yanlış yapan, süreci sabote eden, “ulusalcı
kanadın esiri” olan bir aktör olarak betimlenmektedir.
Risk: CHP süreçte “zorla muhatap edilen” aktöre
dönüşür. Parti içi krizleri tetikleyebilir. CHP’nin komisyona katılımı “PKK’nın
koşulu” gibi algılanabilir ve çözümün siyasal maliyeti yükselir.
AKP’nin
kararsızlıkla suçlanması ve iktidar üzerinde baskı: Hozat’ın dili AKP’yi kararsız, programı
olmayan, konjonktüre göre hareket eden bir aktör olarak gösteriyor.
Risk: Komisyonunun her adımı PKK tarafından “ölçülüp
tartılan” bir davranışa dönüşür. Bu, TBMM’de süreci devam ettirmek için gerekli
siyasal zemini daraltır.
Öcalan’ın
merkezileşmesine tepki ve devlet içi direnç artışı: Komisyonda Öcalan’ın rolünün “baş görüşmeci”
olarak tescil edilmesi baskısı oluşmaktadır.
Risk: Bu, devlet içi güvenlik bürokrasisi tarafından
kabul görmeyebilir. Komisyonun devamı için gerekli kurumsal rıza zayıflar. PKK’nin
“suçsuzluk” söylemine ilişkin hukuksal tartışmaları keskinleştirir. Hozat
açıkça “Af istemiyoruz, suç işlemedik, af suçlular içindir, biz özgürlük yasası
istiyoruz” diyor.
Risk: Bu söylem TBMM Komisyonunda ceza hukuku
tartışmalarını kilitler. Soruşturma dosyalarının niteliği tartışması büyür. Adalet
Bakanlığı ile Komisyon arasında çatışma oluşur
GÜVENLİK RİSKLERİ
PKK’nin meşru
siyasal aktör olma atılımı: “Özgürlük
Yasası” talebi, aslında tüm kadroların topluca yasallaştırılması anlamına gelmektedir.
Risk: Bu, devletin ve TBMM’nin kırmızı çizgilerini
zorlar. Mecliste “PKK’nin siyasallaştırılması”, “örgütün meşru ve yasal zemine
taşınması” tartışmaları şiddetlenir.
Öcalan’ın
özgürlüğü koşulu ve süreç kırılganlığı: Hozat’ın
iki konuşmasında da tek koşul etrafında odaklanılmaktadır: “Öcalan özgür
olmazsa süreç ilerlemez”.
Risk: Bu koşul TBMM’nin manevra alanını ortadan
kaldırır. Geri dönüş, kırılma, karşı tepki olasılığı yükselir.
ULUSLARARASI
RİSKLER
ABD–İsrail bölgeyi
yeniden düzenliyor söylemi: Hozat’ın
söylemi, Türkiye’yi bölgesel bir tehditle yüzleşen, dış güçlerin kuşattığı, Kürtler
üzerinden hesap yapılan bir konuma yerleştirmektedir.
Risk: TBMM Komisyonu Türkiye dış siyasanın içine
çekilir. Komisyonun iç siyaset tabanlı gündemi jeopolitik hesapların gölgesinde
kalır.
STRATEJİK TOPLAM
RİSK
TBMM Komisyonu açısından en kritik 5 risk
TBMM Komisyonunun meşruluğunun Öcalan merkezine kaydırılması, CHP’nin açık
hedef olmasının doğurduğu iç siyasal kırılganlık, AKP’nin kararsız gösterilmesi
ve süreci taşıma kapasitesinin zayıflaması, “Özgürlük Yasası” söylemiyle tüm
ceza dosyalarının tartışmaya açılması ve Komisyonun yetkilerinin simgeselleşmesi
ve etkisizleşmesidir.
KELİME TEMELLİ
İÇERİK ÇÖZÜMLEMESİ
Bu çözümlemede tüm metinler
birleştirilmiştir. Tematik çekirdek kelimeler çıkarmış ve frekanslar tekrar
sayısı esas alınarak belirlemiştir.
|
Çizelge 4: En Yüksek Frekanslı 20 Kelime |
||
|
Kelime |
Frekans |
Not |
|
Öcalan / Önder Apo |
47 |
En baskın kavram |
|
Demokratik |
38 |
Çözüm çerçevesi |
|
Kürt / Kürtler |
35 |
Kimlik teması |
|
Devlet |
29 |
Karşıt ve muhatap aktör |
|
Süreç |
27 |
Süreç-merkezli söylem |
|
Türkiye |
26 |
Çatışma ve çözüm zemini |
|
Komisyon / heyet |
18 |
TBMM yönü |
|
Beka / tehlike / dizayn |
17 |
Güvenlik söylemi |
|
Anayasa / toplumsal sözleşme |
16 |
Yapısal dönüşüm talebi |
|
AKP / iktidar |
15 |
Eleştiri ekseni |
|
CHP |
14 |
Eleştiri + beklenti |
|
Özgürlük yasası |
12 |
Af karşıtı kavram |
|
Fesih / silah bırakma |
12 |
Silahlı savaşım teması |
|
Kimlik / varlık |
11 |
Kültürel tanınma |
|
Savaşım |
10 |
Kendini meşrulaştırma |
|
Geçiş / reform |
9 |
Siyasal dönüşüm |
|
Entegrasyon |
7 |
PKK kadroları → siyaset |
|
Öz savunma |
6 |
Silahlı meşruluk |
|
Ulusalcı / sağ |
6 |
CHP eleştirisi |
|
İsrail / ABD |
5 |
Bölge jeopolitiği |
Kelime Çözümlemesinden
Çıkan 5 Anahtar Sonuç
(1)
Öcalan, söylemin merkezi aktörüdür ve diğer kavramların etrafına dizildiği
çekirdektir.
(2)
“Demokratik” kelimesi tüm çözüm çerçevesini yasal/siyasal düzleme taşıyan ana
etikettir.
(3)
“Kürt-Devlet-Türkiye” üçlemesi çatışmanın yapısal aktör referansları olmuştur.
(4)
CHP ve AKP aynı yoğunlukta fakat farklı tonlarda ele alınmaktadır: AKP “kararsız,
içtensiz”dir. CHP “tarihsel hata yapan ama gizil gücü olan” olarak betimlenmektedir.
(5)
“Özgürlük yasası” tüm ceza hukuku tartışmalarını belirleyecek yeni çerçeve
olmuştur.
BULGULAR
Bu bölümde, PKK yöneticisi Bese
Hozat’ın 27 Mayıs ve 29 Kasım 2025 tarihli iki konuşması ile KCK Anayasası,
söylemsel bütünlük ve tematik yoğunluk açısından karşılaştırmalı olarak
değerlendirilmiştir. Bulgular hem içerik çözümlemesi hem de frekans ölçümleri
ile desteklenmiştir.
Öcalan’ın Merkezleştirilmiş
Konumu: Tüm Söylemin Çekirdeği
Üç metinde de Öcalan, “tek muhatap”,
“tek yetkili aktör”, “silah bırakmayı belirleyebilecek tek kişi”, “kongreyi
yönlendiren irade”, “Kürt-Türk birliğinin referans noktası” gibi sıfatlarla
tanımlanmıştır. Frekans 11 ile en yüksek temadır. Bu yoğunluğun iki düzeyi
vardır. Birincisi örgütsel düzeydir. Öcalan, PKK’nin feshi dahil olmak üzere
tüm dönüşüm süreçlerinin “olmazsa olmaz” koşuludur. İkincisi siyasal düzeydir. Sürecin
TBMM’de ilerleyebilmesi için de Öcalan’ın özgürlüğü, meşruluk koşulu olarak
sunulmaktadır. Bu, Weberyen anlamda karizmatik otoritenin kişide merkezleşmesinin
örgütsel belgede (KCK Anayasası) kurumsal forma kavuştuğunu göstermektedir.
Demokratik Reform
ve Yeni Anayasa Talebi: Söylemin Stratejik Omurgası
Demokratik anayasa, üç metnin ortak
paydasıdır ve toplam frekans 11’dir. Hozat’ın söyleminde bu tema üç
katmanlıdır: (1) Kürt kimliğinin tanınması (kültürel, dilsel ve siyasal), (2) anayasal
güvence (eşit yurttaşlık ve kimlik koruması) ve (3) Devletin “tekçi” yapısından
dönüşüm (faşizm, inkarcılık, merkeziyetçilik eleştirisi). KCK Anayasası ile
içeriksel paralellik nettir. Bu tema, PKK’nin 1990’lardaki ayrılıkçı çerçeveden
“dönüştürülmüş devlet” paradigmasına geçtiğini göstermektedir.
Kimlik-Kültür-Varlık
Söylemi: Meşruluğun Normatif Çerçevesi
Toplam frekans 9’dur ve üç metinde
tutarlı biçimde öne çıkar. “Kürtler bayrakla veya sınırlarla değil, inkarcı
devlet aklıyla sorunludur” ifadesi, taleplerin yerinden yönetimci (adem-i
merkeziyetçi) ve demokratikleşme eksenine oturduğunu göstermektedir. Bu vurgu
hem Türkiye içi siyasal alanı hem de bölgesel Kürt kimliğini kapsayan çift
yönlü bir meşruluk üretir: T.C. sınırları içi (anayasal tanınma) ve bölgesel
boyut (ulus-ötesi Kürt bütünlüğü), yani Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin
birliği.
AKP ve CHP’nin
Konumlandırılması: Eleştiri ile Beklenti Arasında Stratejik Denge
AKP-Kararsız, içtensiz
ve siyasası olmayan siyasal aktör: Toplam
frekans 8’dir. AKP’nin “yol haritasız”, “kararsız”, “konjonktürel davranan” bir
aktör olarak resmedilmesi, çözüm sürecinin tıkanmasının birincil nedeni olarak
gösterilmektedir.
CHP-Eleştirilen
ama merkezleştirilen aktör: Frekans
7 olup son konuşmada yoğunluğu belirgin biçimde artmıştır. CHP yanlışa düşen,
fakat sürecin meşruluğunu sağlayabilecek ana siyasal aktör olarak
sunulmaktadır. Bu, CHP’nin devlet içi rızayı temsil etme biçiminde
konumlandırılması anlamına gelir.
“Özgürlük Yasası”
ve Af Karşıtlığı: Hukuksal Konumun Yeniden Oluşturulması
Toplam frekans 8 ile konuşmaların
kritik temasını oluşturur. Hozat’ın söyleminde af reddedilir. Af, suçluluğun
kabulü olarak sunulur. PKK kadroları “özgürlük savaşımı veren” öznelerdir. Çözüm,
“toplumsal bütünleşme yasası” ile olanaklı görülür. Bu söylem, hukuksal
kategoriyi bireysel suçtan kolektif siyasal kimliğe çevirme girişimidir. Devlet-örgüt
ilişkisini “ceza hukuku” değil “siyasal çözüm” eksenine taşır.
Silah Bırakma ve
PKK’nin Feshi: Koşullu ve Tek Merkezli Bir Süreç
Toplam frekans 7’dir. Silah bırakma,
teknik bir süreç değil koşullu siyasal dönüşüm olarak tanımlanır: ‘Öcalan
özgürleşmeden silah bırakılmaz’ ve ‘Örgütün feshi, Öcalan’ın çağrısına bağlıdır’.
Bu çağrı demokratik anayasa ve yasal düzenlemelerle birlikte olanaklı olur. Bu
tema, KCK Anayasası’nda yer alan “öz savunma hakkının sürekliliği” ile kuramsal
düzeyde çelişmemekte, tersine onu koşullu olarak siyasallaşmaya açmaktadır.
Türkiye’nin
Bekası ve Bölgesel Yeniden Düzenleme Söylemi
Toplam frekans 8’dir. ABD-İsrail-Batı
ekseninin Kürtler üzerinden bölgeyi yeniden düzenlediği vurgusu, Türkiye’nin
beka tartışmasıyla paralel kurulmuştur. Bu söylem, Türkiye’nin güvenlik
kaygılarını “fırsata çevirmeye” çalışan bir konumlandırmadır: Devlet tehdit
altında. Bu tehdit, demokratik çözümü zorunlu kılıyor. Çözümün anahtarı
Öcalan’dır. Bu, örgüt söyleminde yeni bir “ortak kader” dilinin oluştuğunu
gösterir.
Bulguların Genel
Değerlendirmesi
En baskın iki tema Öcalan’ın merkez
rolü ve demokratik anayasa ve sistem dönüşümüdür. Bu ikisi, örgütsel söylemin
yapısal omurgasını oluşturmaktadır. PKK’nin stratejik hedefi silahlı savaşımdan
siyaset kuruculuğunda temel aktörlüğe geçiş talebini ifade etmektedir. CHP–AKP
ikilemi, örgütün Türkiye içi siyasal stratejisinin yöneldiği alanı gösterir. AKP
zayıflatılır. CHP sürece çekilir. Devlet içi rıza yeniden kurulmaya çalışılır Özgürlük
Yasası kavramı, çözüm sürecinin hukuksal zeminini baştan tanımlama girişimidir.
Bu, süreci ceza hukukundan siyasal tanıma hukukuna taşımaktadır. KCK Anayasası,
iki konuşmanın ideolojik çerçevesini tamamlayan bir normatif çatı işlevi
görmektedir.
DEMOKRATİK
ANAYASA VE SİSTEM DÖNÜŞÜMÜ: AYRINTILI ÇÖZÜMLEME
PKK ve Öcalan’ın Demokratik Cumhuriyet
ve Anayasa talebi, sadece bir “haklar manzumesi” değildir. PKK/KCK’nin
Türkiye’de devlet, toplum, siyaset ve kimlik ilişkilerini kökten dönüştürmeye
yönelik normatif bir model önerisidir. Temel amaç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “tekçi devlet”
anlayışından “çoklu kimlik cumhuriyetine” dönüşümünün güvence altına
alınmasıdır. PKK/KCK’nın mevcut söyleminde
Türkiye Cumhuriyeti devleti şu kavramlarla tanımlanır: Tekçi, inkarcı, faşist, merkezileşmiş
ulus-devlet, asimilasyoncu ve güvenlikçi bürokrasiye bağlı. Bu tanımsal
çerçeve, PKK/KCK’nin “değiştirilecek sistem” diye işaret ettiği alanı
netleştirir.
Yeni devlet
modeli- “Demokratik Cumhuriyet”: Bu
kavram PKK söyleminde üç amaca hizmet eder:
(1)
Kimlik
tanıma: Kürt varlığı ve kimliği anayasal
güvenceye alınır.
(2)
Merkeziyetçiliğin
azaltılması: Yerel özerklik,
yerinden yönetim, “demokratik öz yönetim”.
(3)
Toplum
odaklı siyaset: Yurttaşlığın
etnik değil demokratik temelde yeniden tanımlanması.
Merkez–yerel
ilişkilerinde dönüşüm: KCK
Anayasası’nda ayrıntılandırılmıştır. Yerel meclisler, halk komünleri, demokratik
konfederalist ağlar ve yerel yürütme organları. Bu yapılar, “ulus-devlet”
modeli yerine “çok tabanlı bir yönetsel düzen” öngörür.
Yurttaşlık,
kimlik ve haklar sistemi: Bu başlık,
söylemin en normatif boyutudur. Etnik temelli kimlik tanımanın kurumsallaşması.
Hozat’ın ifadeleri “Kürtlerin problemi sınırlarla değil, inkarcı devlet
sistemiyle” ve “varlık ve kimlik anayasal güvence altına alınmalıdır” şeklindedir.
Bu maddeler Türkiye için üç tür değişim gerektirir: (1) Kürt kimliğinin resmi
olarak tanınması, (2) ana dilin kamusal alanın tüm düzeylerinde meşru kılınması
ve (3) kültürel özerklik biçimlerinin kabulü.
Toplumsal
sözleşme: Bu kavram Öcalan söyleminde şu anlama
gelmektedir: Kimliklerin eşit temsili, Çok kültürlü yurttaşlık ve merkezi
yurttaşlık yerine çoğul yurttaşlık modeli. Bu, anayasanın “Türk milleti”
kavramını dönüşüme ve değişime zorlayan bir yaklaşımdır.
Eşit yurttaşlığın
yeniden tanımlanması: PKK/KCK’nın “Demokratik
Cumhuriyet” modelinde yurttaşlık etnik olmayan, katılımcı, yerel ya da ulusal
çoklu ait olma duygularına açık ve sivil toplum ve taban örgütlenmesiyle
bağlantılı olarak tanımlanır.
SİYASAL SİSTEMİN
YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ
Güçler ayrılığı: Hozat’ın söyleminde doğrudan belirtilmese de
üç metin birlikte değerlendirildiğinde, dönüşüm şu başlıklarda toplanır: Yargı
bağımsızlığının güçlendirilmesi, yasama organının toplumsal kesimleri temsil
etmesi ve yürütmenin “tekçi” yapıdan çıkması. KCK siyasal alana bütünleşme
talep etmektedir. Bütünleşmenin araçları ise “özgürlük yasası”, “demokratik
siyaset hakkı” ifadeleridir. KCK, PKK kadrolarının siyasal parti kurma, toplumsal
örgütlenme, meclis ve yerel yönetim düzeyinde temsil gibi yollarla siyasal
sistemle bütünleştirilmesini öngörmektedir. Bu, sadece hak talebi değil,
siyasal alanın yeniden yapılandırılmasıdır.
Yerel özerklik: KCK Anayasası’nda çok ayrıntılı olarak belirtilmiştir.
Yerel meclisler, demokratik özerk bölgeler, yerel güvenlik organları (öz savunma
tanımıyla), ekolojik ve kadın temelli yönetim birimleri yerel özerkliğin
uygulama alanları olarak belirlenmiştir. Bu model, Türkiye’deki mevcut yönetim
sisteminden radikal biçimde ayrılır.
HUKUK SİSTEMİNİN
DÖNÜŞÜMÜ: AF DEĞİL “ÖZGÜRLÜK YASASI”
Suç–ceza
paradigmasının reddi: Hozat’ın
söyleminde PKK kadroları suçlu değildir. Af suçlulara uygulanır. Bu nedenle af
reddedilir Yeni hukuksal modelde önerilen kavram “Özgürlük yasası” ve “Demokratik
bütünleşme yasası”dır. Bu, ceza hukukunun siyasallaştırılması değil, siyasal
statü hukukuna çevrilmesidir. Bunun üç gereği vardır:
(1) Tüm kadroların siyasal aktör olarak tanınması.
(2) Yasal engellerin kaldırılması.
(3) Siyasete dönüşün suç olmaktan çıkması.
TOPLUMSAL
SİSTEMİN DÖNÜŞÜMÜ: TABANDAN DEMOKRASİ
KCK Anayasası’na göre dönüşüm komünler,
meclisler, halk kongreleri, toplumsal sözleşme süreçleri, kadın-erkek eşit
temsil, ekolojik toplum yaklaşımı şeklinde olmalıdır. Bu, klasik liberal
demokrasiden farklı olarak taban-demokratik, çok katmanlı, konfederalist bir
toplum modelidir.
GENEL SONUÇ
PKK/KCK’nin “demokratik anayasa ve
sistem dönüşümü” söylemi, yalnızca bir reform paketi değildir. Bu, Türkiye’nin
iç siyasal düzeni, yönetim yapısı, yurttaşlık modeli, kimlik ilişkileri ve
siyasal alana katılım biçimlerini kökten yeniden tasarlayan farklı bir devlet
ve toplum tasarımıdır. Dönüşümün dört stratejik hedefi şudur:
(1) Ulus-devlet yerine çoklu kimlik Cumhuriyeti,
(2) Merkez yerine yerinden yönetim ve özerk
meclisler,
(3) Ceza hukuku yerine siyasal bütünleşme hukuku,
(4) Öcalan merkezli görüşme modeli
DEMOKRATİK
CUMHURİYET MODELİNİN KURAMSAL ARKA PLANI
PKK/KCK’nin “demokratik anayasa” ve
“sistem dönüşümü” söylemi, örgütü yalnızca silahlı hareketten siyasal projeye
dönüştüren bir program değildir. Aynı zamanda, modern ulus-devlet paradigmasına
bir yönetim modeli seçeneği önerisidir. Bu modelin kuramsal arka planı üç ana
düşünsel kaynaktan beslenir: Öcalan’ın konfederalizm kuramı ve Bookchin etkisi,
ulus-devlet sonrası devlet ve yurttaşlık yazını ve çatışma çözümü ve güç
paylaşımı modelleri. Aşağıda bu üç çerçeve, Demokratik Cumhuriyet modelinin
içeriğine doğrudan etki eden başlıklar olarak ayrıntılandırılmıştır.
ÖCALAN’IN
DEMOKRATİK KONFEDERALİZM KURAMI VE BOOKCHIN ETKİSİ
Temel Kavramsal
Çerçeve: Demokratik Cumhuriyet modeli,
Öcalan’ın hapishane yazılarında geliştirdiği demokratik konfederalizm kuramının
Türkiye’ye uyarlanmış şeklidir. Bu kuramın temel unsurları Devlet dışı
demokrasiler, merkeziyetçiliğin azaltılması, demokratik öz yönetim, yerel
meclisler ve komünler, toplumsal sözleşme temelli yurttaşlık, ekolojik denge ve
kadın özgürlüğüdür.
Murray
Bookchin’in etkisi: Öcalan’ın
dönüşümünde Bookchin’in özgür belediyecilik, komünal demokrasi, hiyerarşinin eleştirisi
gibi eserleri kritik rol oynamıştır. Bu kuramsal etki, KCK Anayasası’nın
kurumsal tasarımına doğrudan yansımıştır. Yerel meclisler, komünler, özerk
bölgeler ve ekolojik ilkeler Bookchin’den ödünç alınmış çekirdek unsurlardır.
Devletsiz
demokrasi modeli: Demokratik
Cumhuriyet bir devleti yıkma projesi değildir, fakat devleti küçültmeyi, merkezci
olmaktan kurtarmayı ve kimlik tekeli olmaktan çıkarmayı hedefleyen bir dönüşüm
olarak kavramlaştırılmaktadır.
ULUS-DEVLET
SONRASI YURTTAŞLIK VE DEVLET KURAMI
Bu model ulus-devletin üç varsayımını
reddeder: Tek kimlikli ulus, tek çatı altında merkezileşmiş yönetim ve vatandaşlığın
etnik dayanaklara bağlı olması.
Çoklu ait olma
duygusu ve çok-katmanlı yurttaşlık: Demokratik
Cumhuriyet bireyi tek bir ulusal kimliğe bağlamaz, kimlikleri tabandan yukarıya
tanır, farklı etnik/kültürel ait olma duygularına alan açar. Bu kuramsal
yaklaşım, Avrupa’daki ulus devlet sonrası yurttaşlık tartışmalarıyla paralellik
gösterir.
Etnik çoğulculuk
– liberal çoğulculuk ayrımı: PKK’nin
modeli kültürel çoğulculuktan, anayasal yurttaşlık modelinden ve güç paylaşımı
modelinden benzer unsurlar taşır, fakat hiçbirine birebir benzemez.
Devletin “kimlik
üretme tekeli”nin kırılması: Demokratik
Cumhuriyet, ulus-devletin “ulus kuran aktör” rolünü ortadan kaldırır. Bu
çerçevede devlet kimlik tanımlamaz, kimlik dayatmaz, kimlikleri yönetmez ve kimliklerle
taraf olmaz. Bu yaklaşım, “soyutlanmışlık sonrası devlet” modelidir.
ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ VE
GÜÇ PAYLAŞIMI MODELLERİYLE İLİŞKİ
Demokratik Cumhuriyet modeli, dünya yazınındaki
üç çözüm stratejisine temas eder:
Güç
paylaşımı (Power-Sharing/Consociationalism): Kürt
sorunu, etnik bölünmeli toplum modeliyle ele alındığında “güç paylaşımı” (consociational
democracy) yaklaşımı, elit uzlaşısı, veto mekanizmaları, bölgesel özerklik,
kültürel haklar ve demokratik cumhuriyetin kurumsal çerçevesine denk düşer.
Derinleşmiş
katılımcı demokrasi (Deliberative/participatory democracy): KCK’nin örgütlediği komünler, halk meclisleri,
taban örgütlenmesi, yerel sözleşmeler ve katılımcı demokrasi modellerine daha
yakındır.
Öz
yönetim ve yerinden yönetim: Bu,
devletin üniter yapısını esneten bir yapıdır. Dünya yazınında İskoçya modeli, Kuzey
İrlanda modeli, Bask bölgesi ve Bougainville [4] örneği ile
benzer yönleri vardır.
DEMOKRATİK
CUMHURİYET MODELİNİN NORMATİFİLKELERİ
Eşitlikçi
Toplumsal Sözleşme: Kimliklerin eşit
temsil edildiği, devletin tarafsızlaştırıldığı bir yeni anayasal düzen.
Yerinden
Yönetim: Yönetim birimleri bölgesel, yerel, komünal
olarak çok katmanlıdır.
Özgür
Yurttaşlık: Vatandaşlık bireysel
haklar, kültürel haklar, kolektif siyasal katılım üçlüsü üzerine kurulur.
Kadın
Özgürlüğü ve Ekoloji: Bu iki alan, kuramın
kurucu bileşenidir. Batı demokrasilerinde ikinci planda olan unsurlar KCK’da
“kurucu ilke”dir.
DEMOKRATİK
CUMHURİYETİN TÜRKİYE SİYASAL SİSTEMİNE ETKİLERİ
Demokratik Cumhuriyet söylemi,
Türkiye’nin mevcut yapısında dört temel kırılma yaratır:
Tekil–merkezi
devlet formunun tartışmaya açılması: Yerinden
yönetim ve öz yönetim modelleri, uygulamada yönetsel özerklik anlamına gelir.
Anayasal
vatandaşlığın dönüşümü: “Türk
milleti” tanımı, çok-uluslu yurttaşlık tartışmasına açılır.
Siyasal
temsilde çoğulculuk baskısı: Komün–meclis
modeli TBMM ile paralel bir temsil sistemine işaret eder.
Güvenlik
paradigmasının değişmesi: Devletin güvenlik anlayışı yerine “toplumsal öz savunma”
kabul edilir.
GENEL KURAMSAL
SONUÇ
“Demokratik Cumhuriyet” modeli,
PKK’nin silahlı savaşımdan çıkış için önerdiği bir siyasal anlayış biçimi
olmakla sınırlı değildir. Bu model modern ulus-devlet teorisinin, liberal
anayasal devlet anlayışının, merkeziyetçi yönetsel düzenin, etnik ulus
kurgusunun seçeneği olarak tasarlanmış köktenci bir siyasal projedir. Türkiye
açısından modelin etkisi, talep edilen reformların ötesine geçmekte ve devletin
kimlik, egemenlik ve otorite yapısını dönüştürmeyi hedeflemektedir.
KURAMSAL
BULGULARIN SOMUTLAŞMIŞ VE GÖZLE GÖRÜNÜR BİÇİMİ: TÜRKİYE’DE UYGULAMAYA
YANSIMALAR
Demokratik Cumhuriyet modeli kuramsal
olarak kimlik, eşitlik, yerinden yönetim ve toplumsal sözleşme gibi kavramlara
dayanır, fakat siyasal sisteme uygulandığında çok net gözle görülebilir,
fiziksel ve yapısal sonuçlar doğurur. Aşağıdaki 10 başlık, kuramsal çerçevenin
pratikte nasıl görünür hale geleceğinin dökümüdür.
(1) YENİ ANAYASADA KİMLİK MİMARİSİNİN DEĞİŞMESİ
Kuram “eşit kimlikler” ve “çoklu ait
olma duygularına” dayanmaktadır. Somut sonuç Anayasadan Türk milleti tanımının
çıkarılması olacaktır. Bunun yerine çok-kimlikli yurttaşlık tanımı gelir. “Kürt
kimliği”, “Alevi kimliği”, “Çerkes kimliği” ve diğerleri anayasal statü
kazanır. Bu kimlik, devlet kurumlarının tabelalarına, nüfus belgelerine, eğitim
programlarına ve kitaplarına kadar çok görünür biçimde yansır. Gözle görülür
değişim ise resmi dil, kimlik kategorileri, eğitim içeriklerinin yeniden düzenlenmesi
olacaktır.
(2) YEREL YÖNETİMLERİN ÖZERKLEŞMESİ (EN SOMUT
DEĞİŞİM)
Kuramsal altyapı demokratik
konfederalizm ve yerinden yönetim ilkesidir. Somut sonuç ise Güneydoğu’da eylemli
veya resmi bölgesel özerklik kurumlarının kurulması olacaktır. Belediyeler, “eğitim–sağlık–kültür”
siyasalarını kendileri belirleyecektir. İç güvenlik birimleri yerelleşecek ve yerel
polis ve güvenlik meclisleri kurulacaktır. Merkezi devlet valisinin ve kaymakamının
yetkileri dramatik şekilde azalacaktır. Gözle görülür değişim belediye
binaları, yerel meclisler, özerk yönetim ofisleri, yerel eğitim kurumlarında
gerçekleşecektir. Türkiye yönetsel haritasını kökten değiştirecektir.
(3) “KOMÜN – HALK MECLİSİ – KENT MECLİSİ” GİBİ YAPILARIN
ORTAYA ÇIKMASI
Kuramsal altyapısı taban demokrasisi
kavramına ve Bookchin kuramlarına dayalıdır. Yaratacağı somut sonuç her
il/ilçe/mahallede halk meclislerinin oluşturulması olacaktır. Belediye
meclislerinin yanında paralel bir “topluluk meclisi” yapısı kurulacaktır. Bu
yapılanmalar, karar süreçlerinde resmi bir rol üstlenir. Gözle görülür değişim
ise mahallelerde komün toplantıları, yerel referandumlar, çift meclisli yerel
yönetim uygulamalarının ortaya çıkması olacaktır.
(4) KÜLTÜREL VE DİLSEL ÖZGÜRLÜK ALANLARININ
GENİŞLEMESİ
Kuramsal çerçeve kültürel haklar ve
özgür yurttaşlık kavramlarından oluşur. Somut sonuç okullarda anadilde eğitim
(Türkçe + Kürtçe çift dilli model), kamu kurumlarında çok dilli tabelalar, mahkemelerde
ve kamu hizmetlerinde anadil kullanımının serbest bırakılmasıdır. Gözle görülür
değişim ise okul tabelaları, ders kitapları ve sokak tabelaları çok dilli olmasıdır.
(5) TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMA MEKANİZMALARI
Kuramsal altyapı devletsiz güvenlik ve
toplum temelli savunma kavramlarıdır. Somut sonuç, çok fazla tartışma yaratacak
olan alan yerel meclislere bağlı “toplumsal güvenlik komiteleri” kurulması ve yerel
düzeyde silahsız veya yarı silahlı öz savunma birimlerinin kurulmasıdır. Devletin
güvenlik tekeli eylemli olarak zayıflayacaktır. Gözle görülür değişim ise yerel
güvenlik ofisleri ve toplum destekli güvenlik yapıları olacaktır.
(6) KADIN SİYASETİNDE ZORUNLU PARİTE (50/50)
Öcalan yazınında kuramsal adı “jineoloji”
yani kadın özgürlük ideolojisidir. Somut sonuç tüm kamu kurumlarında eş başkanlık
sistemi (her koltuk erkek-kadın çift) kurulmasıdır. Siyasal partilerde kotalar
yasal zorunluluk olacaktır. Bakanlıklarda bile “çift yürütme” modeli önerilmesi
olanaklıdır. Gözle görülen değişim ise belediyelerde iki başkan, il
meclislerinde çift sözcüler ve kamu afişlerinde cinsiyet eşitliği vurgusunun
yaygınlaşması olacaktır.
(7) TBMM’NİN ROLÜNÜN DEĞİŞMESİ
Kuramsal çerçeve taban demokrasisi ve merkezi
meclisin yetkilerinin sınırlanmasıdır. Somut sonuç TBMM'nin yasama yetkilerinin
bir kesiminin bölgesel meclislere devredilmesidir. Ulusal Meclis ve Bölgesel
Meclis şeklinde ikili yapı ortaya çıkacaktır. TBMM anayasal tepe organı
olmaktan çıkacak, çatı eş güdüm organı olacaktır. Gözle görülen değişim ise yeni
bölgesel parlamentolar ve çift meclisli yönetim şeması olacaktır.
(8) DEVLETİN SİMGESEL ALANINDA DÖNÜŞÜM
Kuramsal gerekçe hegemonik ulus
kimliğinin kırılmasıdır. Somut sonuç resmi törenler, bayramlar, gibi kültürel simgelerin
çeşitlenmesi olacaktır. Andımız ve diğer tek kimlik vurgulu ritüeller kaldırılacaktır.
Resmi simgeler “çoğulcu” duruma getirilecektir. Gözle görülen değişim ise ulusal
günler, okullardaki uygulamalar ve devlet törenlerindeki dönüşüm olacaktır.
(9) ADALET VE CEZA SİSTEMİNİN DÖNÜŞMESİ
Kuramsal yapı özgürlük yasaları ve
siyasal suçun yeniden tanımlanmasıdır. Somut sonuç “özgürlük yasaları” ile PKK
kadrolarının tümünün siyaset alanına geçmesi olacaktır. Siyasal suç ve terör
ayrımı yeniden yapılacaktır. Cezaevlerinde geniş kapsamlı yeniden yargılamalar
veya serbest bırakmalar olacaktır. Gözle görülen değişim ise tahliyeler,
yeniden yargılamalar ve yeni hukuk düzenlemeleri olacaktır.
(10)
MERKEZİ
BÜROKRASİNİN DARALMASI
Kuramsal temel devletin küçültülmesidir.
Somut sonuç bakanlık sayılarının azaltılması olabilir. Yetkiler il/ilçe
meclislerine devredilir. Vali ve kaymakam sisteminin yetkileri simgeselleşir. Gözle
görülen değişim ise merkezde daha küçük hükümet, bölgelerde güçlü yerel
yönetimler olacaktır.
GENEL SONUÇ
Demokratik Cumhuriyet / KCK yaklaşımı,
kuramsal bir metin olmaktan çıkar ve uygulamaya konursa:
1) Türkiye’nin devlet mimarisini,
2) Toplumsal örgütlenmesini,
3) Hukuksal düzenini,
4) Siyasal
temsil yapılarını,
5) Resmi kimlik ve simgesel alanını tümüyle
dönüştürecek geniş kapsamlı bir sistem değişikliği üretir.
Bu değişimlerin tamamı, yurttaşın
günlük hayatında gözle görülebilir, fiziksel olarak fark edilir dönüşümlerdir.
|
Çizelge 5: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Kimlik ve
Yurttaşlık |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık (Türkiye’de Gözle Görünür Değişim) |
|
Çoğulcu yurttaşlık |
Anayasada “Türk milleti” tanımının değişmesi;
kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde tanınması |
|
Kimlik eşitliği |
Kürt, Alevi, Süryani vb. kimliklerin anayasal
statüye kavuşması |
|
Kültürel çoğulluk |
Tüm kamu kurumlarında çok dilli tabelalar, çok
dilli hizmet |
|
Çizelge 6: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Yerinden
Yönetim / Demokratik Özerklik |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Demokratik özerklik |
Güneydoğu’da bölgesel özerk yönetimlerin ortaya
çıkması |
|
Yerel demokrasi |
Mahalle meclisleri, kent meclisleri, komünler |
|
Yetki devri |
İçişleri, eğitim, kültür siyasalarının
yerelleşmesi |
|
Merkeziyetçiliğin kırılması |
Vali ve kaymakamların yetkilerinin azalması,
yerel parlamentoların güçlenmesi |
|
Çizelge 7: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Toplumsal
Sözleşme / Demokratik Anayasa |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Halkların eşitliği |
Yeni Anayasa'da çok-kimlikli vatandaşlık tanımı |
|
Özyönetim |
Bölgesel meclislerin anayasal güvenceye
alınması |
|
Toplumsal sözleşme |
KCK modeline benzer “komün, meclis, eş güdüm”
yapılarının yasallaşması |
|
Çizelge 8: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Taban
Demokrasisi ve Komün Sistemi |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Komünal örgütlenme |
İl/ilçe/mahallelerde halk meclisleri ve komün
yapılarının kurulması |
|
Katılımcı demokrasi |
Yerel referandumlar, tabana dayalı karar alma |
|
İkili meclis modeli |
Belediye Meclisi ve Halk Meclisi birlikte karar
alır |
|
Çizelge 9: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Kadın
Özgürlük Paradigması |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Jineoloji |
Kamu kurumlarında kadın akademileri / kadın siyasa
enstitüleri |
|
Eşbaşkanlık sistemi |
Tüm siyasal kurumlarda ve yerel yönetimlerde
kadın-erkek eş başkan |
|
%50 zorunlu temsil |
Meclislerde ve partilerde kadın kotasının yasal
zorunluluk olması |
|
Çizelge 10: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Ekolojik Toplum |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Ekolojik yaşam |
Belediyelerde ekolojik planlama ilişkileri |
|
Anti-endüstriyalizm |
Büyük ölçekli projelerin yerel meclis onayına
bağlanması |
|
Toplum-doğa dengesi |
HES, maden, termik santral projelerinde yerel
veto hakkı |
|
Çizelge 11: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Özgürlük
Yasaları ve Hukuk Reformu |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Siyasal suçun yeniden tanımı |
Terör tanımının daraltılması, PKK kadrolarının
yargılamalarının yeniden yapılması |
|
Özgürlük yasaları |
Toplu tahliyeler, geri dönüşlerin siyasal
statüyle yapılması |
|
Demokratik hukuk |
DGM benzeri tüm özel yargı kurumlarının
kaldırılması |
|
Çizelge 12:
Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Toplumsal
Öz Savunma |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Askeri güç yerine toplum temelli savunma |
Yerel savunma komiteleri, toplum destekli
güvenlik yapıları |
|
Devlet tekelinin gevşemesi |
Merkezi güvenlik bürokrasisinin küçülmesi |
|
Güvenlikte demokratikleşme |
Polis teşkilatının yerelleşmesi |
|
Çizelge 13: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Ekonomik
Demokratikleşme |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Kooperatifçilik |
Belediyelerde kooperatif ilişkileri;
tarım-toplum kooperatiflerinin yaygınlaşması |
|
Toplumsal ekonomi |
Devlet ve piyasa dışında üçüncü bir ekonomik
alanın yasal çerçevesi |
|
Yerel ekonomi |
Bölgesel kalkınma ajanslarının yetki
genişletilmesi |
|
Çizelge 14: Kuram ve
Somut Karşılık Tablosu Devletin
Simgesel Alanının Dönüşümü |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık |
|
Tekçi sembollerin çözülmesi |
“Andımız”ın kaldırılması, tek kimlik
ritüellerinin dönüşümü |
|
Çoğulcu ulusal anlatı |
Resmi bayramlar ve törenlerde çok-kültürlü
içerik |
|
Yeni devlet tasavvuru |
Tekçi devlet üst kimliğinin yerini çoğulcu
yurttaşlık sembollerine bırakması |
TOPLU SONUÇ
Bu tablo gösteriyor ki Demokratik
Cumhuriyet modeli:
ü Sadece bir ideolojik çerçeve değil,
ü Devletin kurumsal yapısını,
ü Yönetişim formunu,
ü Güvenlik paradigmasını,
ü Hukuk sistemini,
ü Simgesel alanını,
ü Kimlik düzenini temelden dönüştüren sistemsel
bir projedir.
Kuramın her ilkesi, uygulamada
fiziksel, görünür, kurumsal değişikliklere karşılık gelmektedir.
Aşağıdaki tablo, KCK
paradigmasındaki özerk bölge modelinin Türkiye’de somut biçimde neye
dönüşeceğini gösterir.
|
Çizelge 15: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Anayasal
Statü |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somut
Karşılık (Türkiye’de nasıl olacak?) |
|
Kürdistan’da demokratik özerklik |
Anayasaya “Demokratik Özerk Kürdistan Bölgesi”
ifadesinin girmesi |
|
Bölgesel statü |
Doğu ve Güneydoğu’da 15–20 ili kapsayan bölgesel
özerk yönetimin resmiyet kazanması |
|
Çok katmanlı yönetim |
Türkiye’nin üniter yapısının “üniter ama özerk
bölgeli” modele dönüşmesi (İspanya modeline benzer) |
|
Çizelge 16: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Bölgesel
Meclis ve Hükümet |
|
|
Teori |
Somutlaşmış
Hali |
|
Yerel özyönetim |
Bölgesel Parlamento (Bölge Meclisi) seçimi |
|
Özerk hükümet |
“Bölge Yürütme Konseyi” ya da “Özerk Bölge
Hükümeti” |
|
Eşbaşkanlık |
Bölgesel başkan + kadın eş başkan modeli |
|
Bu yapı, Katalonya, Galler ve İskoçya benzeri
bir yarı-parlamenter bölgesel yönetimdir. |
|
|
Çizelge 17: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Yetki
Devri: Devletten Bölgeye Geçecek Alanlar |
|
|
Yetki Alanı |
Somut
Karşılık |
|
Eğitim |
Kürtçe eğitim, bölgesel müfredat, yerel eğitim
kurulları |
|
Kültür |
Kültür kurumlarının bölgeselleştirilmesi |
|
İç güvenlik |
“Toplum Güvenliği Birimleri” adıyla yerel polis
yapısının kurulması |
|
İmar–kentsel planlama |
Belediyeler + bölge hükümeti ortak planlama |
|
Tarım–ekonomi |
Kooperatif temelli bölgesel kalkınma modeli |
|
Sağlık |
Bölgesel sağlık yönetimi |
|
Özellikle güvenlik ve eğitim alanındaki dönüşüm
devlet açısından en yüksek siyasal maliyete sahip olanlardır. |
|
|
Çizelge 18: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Mali Yapı |
|
|
Kuramsal
İlkeler |
Somut
Karşılık |
|
Yerel ekonomi |
Bölge kendi bütçesini yapar |
|
Vergi paylaşımı |
İskoçya modeli: Vergilerin bir kısmı Ankara’ya,
bir kısmı bölgeye |
|
Doğal kaynakların denetimi |
Bölgedeki maden, enerji ve su kaynaklarının
bölgesel yönetim tarafından işletilmesi |
|
Bu maddeler, Türkiye’nin en sert tartışma
alanını oluşturur. |
|
|
Çizelge 19: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Güvenlik ve
Öz-Savunma |
|
|
Teori |
Somut
Görünüm |
|
Toplumsal öz-savunma |
Yerel polis teşkilatı + toplumsal güvenlik
komiteleri |
|
Merkezi güvenlik tekelinin çözülmesi |
Jandarma yetkilerinin azaltılması |
|
Gerillanın dönüşümü |
Silahlı güçlerin yerel savunma mekanizmalarına
entegrasyonu (KCK literatüründeki en kritik hedef) |
|
Bu, Türkiye açısından en yüksek riskli
dönüşümdür. |
|
|
Çizelge 20: Demokratik
Özerklik ve Somut Karşılığı Simgesel
Düzey |
|
|
Kuramsal
İlke |
Somutlaşmış
Hali |
|
Çok kimlikli kamusal alan |
Kamu binalarında Türkçe + Kürtçe |
|
Yerel simgeler |
Bölgesel bayrak / isimlendirme |
|
Kamusal ritüeller |
Nevruz’un resmi tatil olması |
Merkezi Devletin Rolü
Özerk bölge sonrası kamu
hizmetleri merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında paylaşılacak ve
merkezi hükümet sadece aşağıda sıralanan hizmetleri yerine getirecek ve diğer
kamu hizmetleri belediyeler tarafından üretilecektir.
ü
Savunma (ordu
merkezi hükümette)
ü
Dış siyasa
ü
Makro ekonomi
ü
Ulusal yargı
sistemi (ancak bölgesel mahkemelerle birlikte)
ü
Ulusal simgeler
Bölge böylece “yarı-bağımsız
değil ama yarı-egemen” bir yapıya kavuşur.
Özerk Bölgenin
Somutlaşmış En Net Fotoğrafı
Özerk bölge modeli yaşama geçerse
bölge aşağıdaki özelliklere sahip olacaktır:
✔ Kendi parlamentosu
olan bölgedir.
✔ Kendi hükümeti
olan bölgedir.
✔ Kendi dilini
resmi dil olarak kullanan bölgedir.
✔ Kendi güvenlik
yapısı/örgütü olan bölgedir.
✔ Kamu
hizmetlerini kendi yöneten bölgedir.
✔ Türkiye ile
bağını gevşek biçimde sürdüren bölgedir.
Önerilen sistem, İspanya’daki “Katalonya
ve Bask” bölgeleri de dahil olmak üzere 17 Özerk Bölge (generalitat) modeli
ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi modeli arasında kalan bir karma devlet
yönetimi sistemidir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma, Bese Hozat’ın 27 Mayıs ve
29 Kasım 2025 tarihli açıklamalarını söylem çözümlemesi yöntemleriyle
inceleyerek KCK’nin güncel siyasal stratejisini, ideolojik yönelimlerini ve
Türkiye’nin iç siyasal alanına yönelik konumlanışını bütüncül bir bakış açısıyla
değerlendirmiştir. Üç ana bulgu öne çıkmaktadır: ideolojik süreklilik,
söylemsel güncelleme ve stratejik yeniden konumlanma.
Birinci olarak, Hozat’ın söylemi
KCK’nin ideolojik çekirdeğinin korunmakta olduğunu göstermektedir. “Devletçi
modernite” eleştirisi, “demokratik modernite”, “konfederal öz yönetim”,
“kimlik–kültür–varlık” vurgusu ve “Öcalan merkeziliği” örgütün temel ideolojik
omurgasını oluşturmaya devam etmektedir. KCK Sözleşmesi’nde kurumsallaşmış olan
bu çerçeve, güncel söylemde yeniden üretilmekte, örgütün stratejik yönelimleri
ideolojik süreklilik zemininde güncellenmektedir. Bu yönüyle PKK/KCK çizgisi,
1990’ların ayrılıkçı bağımsızlık paradigmasından tamamen uzaklaşarak,
“devletsiz siyasal model” ve “demokratik cumhuriyet” ideali etrafında yeniden
yapılandırılmıştır.
İkinci olarak, söylem güncel siyasal
konjonktüre uyarlanmış yeni bir hegemonik yapı sunmaktadır. Hozat, Türkiye
siyasetini “kriz”, “çöküş” ve “meşruluk erozyonu” kavramlarıyla betimlerken,
çözümün koşullarını yüksek derecede belirlenmiş ve tek merkezli bir yapı içinde
sunmaktadır: Öcalan’ın özgürlüğü, demokratik anayasa, yasal güvence ve siyasal
bütünleşme. Bu koşullar, sadece teknik pazarlık maddeleri değil, bir siyasal
düzen değişikliği talebi olarak kurgulanmaktadır. Silah bırakma ve örgütsel
dönüşüm, bu koşulların yerine getirilmesine bağlı kılınmakta ve çözüm süreci,
“karşılıklı güven artırıcı adımlar”dan ziyade “kurucu dönüşüm” ekseninde
tanımlanmaktadır. Bu yapı Laclau–Mouffe’un hegemonya kuramındaki “boş
gösterenler”in kullanımına uygun biçimde, “demokratik cumhuriyet” kavramı
etrafında bir anlam bütünlüğü yaratmaktadır.
Üçüncü olarak, söylem Türkiye’nin iç
siyasal dengesini yeniden kurmayı hedeflemektedir. AKP “kararsız ve içtensiz”
bir aktör olarak eleştirilirken, CHP sürecin meşruluğunun olası merkezi olarak
sunulmaktadır. Hozat’ın açıklamalarında CHP’nin geçmişte sürece katılmaması
“stratejik hata” olarak nitelendirilmekte ve parti açık biçimde “çözümün
siyasal ortağı” olmaya davet edilmektedir. Bu söylem, PKK/KCK açısından yeni
bir açılım niteliği taşımakta ve örgütün siyasal alanda doğrudan CHP’nin
konumunu dönüştürme ve muhalefeti sürecin kurucu aktörlerinden biri yapma
isteğini ortaya koymaktadır. Bu durum, örgütün Türkiye iç siyasetini yalnızca
yorumlamadığını, aynı zamanda yeniden şekillendirmeye çalıştığını
göstermektedir.
Söylemin en belirgin ve kritik unsuru,
Öcalan’ın mutlak merkeziliğidir. “Silahları ancak Öcalan bıraktırabilir”,
“Kongreyi Öcalan’ın bakış açısı belirledi”, “Muhatap Öcalan’dır” gibi ifadeler
hem örgütsel bütünlüğün hem de siyasal pazarlık kapasitesinin tek kişiye
bağlandığını göstermektedir. Bu durum, örgütün içsel otorite yapısının
karizmatik liderlik etrafında kurulduğunu ve çözüm sürecinin de aynı biçimde
kişiselleştiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda silahsızlanma koşulu, yalnızca
siyasal taleplerin karşılanmasına değil, aynı zamanda Öcalan’ın fiziksel
özgürlüğüne bağlanmıştır. Bu yapı, çözüm sürecinin esnekliğini azaltmakta,
süreci kırılgan kılmakta ve devlet–örgüt müzakerelerinde tek odaklı bir
denklemi zorunlu hale getirmektedir.
Araştırmanın temel bulguları birlikte
değerlendirildiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:
KCK’nin stratejik hedeflerinde
süreklilik güçlüdür. Konfederal siyasal model, demokratik cumhuriyet, kimlik ve
kültürel tanınma, yerel özerklik ve toplumsal sözleşme talepleri değişmemiştir.
Örgüt, bu çerçeveyi güncel siyasal koşullarla yeniden uyarlamaktadır.
Silahlı-siyasal ikiliği hibrit bir
stratejiye dönüşmüştür. Hozat’ın söyleminde silahlı varlık meşruluğunu
korumakta, ancak siyasal alan “eşit düzeyde” stratejik bir çizgi halinde
tanımlanmaktadır. Bu durum örgütün silahlı kapasitesini pazarlık aracı olarak
koruyup siyasal alanı genişletmeye yönelen çift hatlı bir strateji izlediğini
göstermektedir.
Söylem çözümü teknik bir pazarlık
olarak değil, kurucu dönüşüm projesi olarak kurgulamaktadır. Demokratik
anayasa, özgürlük yasası, Öcalan’ın statüsü ve kolektif siyasal bütünleşme
talepleri, çatışmanın çözümünü bir “rejim dönüşümü” bağlamına oturtmaktadır.
CHP’nin sürece dahil edilmesi hedefi
örgütün yeni siyasal stratejisidir. Bu durum yalnızca AKP’ye değil, muhalefete
yönelik hegemonik bir müdahale anlamına gelmektedir. KCK, Türkiye’deki siyasal
dengeyi etkileyerek çözüm sürecinin muhataplar dizilimini yeniden
şekillendirmeye çalışmaktadır.
KCK Sözleşmesi, söylemin normatif
mimarisini aynen taşımaktadır. Demokratik ulus, öz yönetim, kolektif meşruluk,
kimlik ve kültürün tanınması gibi başlıklar söylemin kurucu sabitleridir ve
Hozat’ın açıklamalarında güncellenmiş biçimleriyle yeniden üretilmektedir.
Bu çerçevede, Bese Hozat’ın
açıklamaları yalnızca örgütün güncel konumlanışının değil, PKK/KCK hareketinin
uzun vadeli siyasal hedeflerinin, Türkiye’nin anayasal düzenine yönelik dönüşüm
taleplerinin ve müzakere süreçlerine ilişkin stratejik yaklaşımının kapsamlı
bir ifadesi niteliğindedir. Söylem, barış ve demokratik çözüm kavramlarını
yüksek koşulluluk içeren ve tek merkezli bir siyasal mimari içinde sunmakta,
dolayısıyla sürecin hem olasılıklarını hem de sınırlılıklarını belirlemektedir.
Bu nedenle çalışmanın genel sonucu, KCK’nin siyasal hedeflerinde yapısal bir
değişim yaşanmadığı, ancak bu hedeflerin Türkiye’nin değişen siyasal
koşullarına uyarlanarak yeniden çerçevelendiği yönündedir. Örgütün ana
önceliği, Türkiye’de yeni bir siyasal düzenin kurulması sürecinde Kürt
hareketinin kurucu aktör olarak tanınmasıdır. Çözüm süreci, bu bağlamda sadece
çatışmanın sona ermesi değil, yeni bir siyasal alanın oluşturulması olarak
kurgulanmaktadır.
KAYNAKÇA
Akkaya, A. H., & Jongerden, J.
(2012). “Reassembling the political: The PKK and the project of radical
democracy.” European Journal of Turkish Studies, 14, 1–20.
Allsopp, H., & van Wilgenburg, W.
(2019). The Kurds of Northern Syria: Governance, diversity and conflicts. I.B.
Tauris.
Barkey, H. J., & Fuller, G. E.
(1998). Turkey’s Kurdish question. Rowman & Littlefield.
Dirik, D. (2022). The Kurdish women’s
movement: History, theory, practice. Pluto Press.
Fairclough, N. (1995). Critical
discourse analysis: The critical study of language. Longman.Fairclough, N.
(2003). Analysing discourse: Textual analysis for social research. Routledge.
Güneş, C., & Zeydanlıoğlu, W.
(Eds.). (2014). The Kurdish question in Turkey: New perspectives on violence,
representation and reconciliation. Routledge.
Gürbey, G., Hofmann, S., & Ibrahim
Seyder, F. (Eds.). (2017). The Kurdish question in Turkey: New perspectives
after the peace process. Routledge.
Knapp, M., Flach, A., & Ayboga, E.
(2016). Revolution in Rojava: Democratic autonomy and women’s liberation in
northern Syria. Pluto Press.
Laclau, E. (2005). On populist reason.
Verso.
Laclau, E., & Mouffe, C. (2001).
Hegemony and socialist strategy: Towards a radical democratic politics (2nd
ed.). Verso.
Öcalan, A. (2011). Democratic
confederalism. International Initiative Publications.
Öcalan, A. (2015). Manifesto for a
democratic civilization: Volume I – The age of masked gods and disguised kings.
Mesopotamian Publishers.
Öcalan, A. (2020). Sociology of
freedom: Volume III of the manifesto for a democratic civilization. PM Press.
Romano, D. (2006). The Kurdish
nationalist movement: Opportunity, mobilization and identity. Cambridge
University Press.
Tezcür, G. M. (2016). “Ordinary
people, extraordinary risks: Participation in an ethnic rebellion.” American
Political Science Review, 110(2), 247–264.
Van Dijk, T. A. (1998). Ideology: A
multidisciplinary approach. Sage.
Van Dijk, T. A. (2006). “Discourse and
manipulation.” Discourse & Society, 17(3), 359–383.
Watts, N. F. (2010). Activists in
office: Kurdish politics and protest in Turkey. University of Washington Press.
Yeğen, M. (2015). “Armed struggle to
peace negotiations: Independent Kurdistan to democratic autonomy, or the PKK in
context.” Middle East Critique, 24(4), 365–383.
[1] Koma
Civakên Kurdistan / Kürdistan Topluluklar Birliği. KCK: PKK’nin siyasal
çizgisini çerçeveleyen üst yapı,
PKK dışındaki kadın, gençlik, sivil alan ve diplomatik
yapılanmaları kapsayan örgütler sistemidir. KCK, “Kürdistan parçaları” olarak
tanımlanan: Türkiye (Bakur), Suriye (Rojava), Irak (Başûr) ve İran (Rojhilat). KCK
Abdullah Öcalan’ın demokratik modernite paradigması temelinde oluşturduğu
demokratik konfederalizm modelinin çatı siyasal-toplumsal yapılanmasıdır.
Federal bir devlet modeli değil, devletsiz ve toplum merkezli bir örgütlenmeyi
esas alır. PKK de dahil olmak üzere kadın, gençlik, diplomasi ve yerel meclis
örgütlenmelerini kapsayan geniş bir çerçeve sunar. KCK Sözleşmesi, demokratik
toplum, kadın özgürlüğü, ekoloji ve yerel demokrasi ilkelerini sistemin kurucu
normları olarak belirler. Bu yapı, ulus-devletin merkeziyetçi ve
homojenleştirici karakterine karşı demokratik moderniteyi farklı bir
toplumsal-siyasal model olarak konumlandırır.
[2] Çalışmada
incelenen söylemin ideolojik arka planını anlamak açısından Öcalan’ın modernite
çözümlemesinde merkezi bir yer tutan “devletçi modernite” ve “demokratik
modernite” ayrımı önem taşımaktadır. Öcalan’a göre devletçi modernite, modern
ulus-devletin kapitalizm ve endüstriyalizm ile bütünleşen, kimlikleri
homojenleştiren, merkeziyetçi ve erkek egemen bir iktidar biçimidir. Toplumu
tekçi bir ulus kimliği etrafında yeniden kurmayı hedefleyen bu model, şiddet
kapasitesi ve merkezileşmiş siyasal yapısıyla baskın iktidar paradigmasını
oluşturur.
Buna karşılık demokratik modernite, devlet merkezli
siyasal yapıya seçenek olarak geliştirilmiş, demokratik konfederalizm, yerel
demokrasi, çoğul kimlik, kadın özgürlüğü ve ekolojik toplum ilkelerine dayanan
bir toplumsal modeldir. Demokratik modernite, ulus-devletin hiyerarşik yapısına
karşı yatay örgütlenme, taban demokrasisi ve komünal ekonomi bakış açısını öne
çıkarır. Öcalan’ın bu ikili modernite anlayışı, KCK’nin siyasal ideolojisinin
temelini oluşturduğu gibi, Bese Hozat’ın çözüm, anayasa ve toplum düşüncesine ilişkin
söylemini anlamak açısından da çerçeveleyici bir rol üstlenmektedir.
[3] Federalizm
ile konfederalizm arasındaki fark, Öcalan’ın modernite eleştirisinin temelini
oluşturmaktadır. Öcalan’a göre federal devlet modeli, ulus-devletin
yumuşatılmış fakat özünü koruyan bir biçimidir. Merkezi egemenliği sürdürdüğü,
devlet yapısını yeniden ürettiği ve uluslararası hukukta “tek devlet” olarak
kabul edildiği için devletçi modernitenin sınırları içinde kalır. Buna karşılık
konfederalizm, devlet merkezli siyasal örgütlenmeyi reddeden, yerel meclisler
ve toplumsal sözleşme temelli yatay örgütlenmelere dayanan bir yapı sunar. Demokratik
Konfederalizm bu nedenle demokratik modernitenin somut siyasal biçimi olarak
tanımlanır. Ulus-devletin hiyerarşik ve uyumlaştırıcı yapısına seçenek olarak
toplum merkezli, çoğulcu ve devletsiz bir demokrasi modeli önerir. KCK’nin
federal değil konfederal bir yapılanmayı benimsemesi, ideolojik açıdan
ulus-devlet mantığından uzak durmak, siyasal olarak ise bölgesel sınır
tartışmalarından kaçınarak uygulanabilir bir çözüm önerisi geliştirmek amacı
taşımaktadır.
[4] Bougainville,
Güney Pasifik’te Papua Yeni Gine’ye bağlı özerk bir bölge ve aynı zamanda iki
büyük adadan oluşan bir takımadanın adıdır. Büyük Bougainville Adası ve Buka
Adası. Melanezya bölgesinde, Solomon Adaları zincirinin kuzey ucunda yer alır. Yaklaşık
300.000 nüfusu vardır. Doğal zenginlikleri (özellikle bakır ve altın) ile
bilinir. Bougainville modeli, ayrılıkçı çatışmaların çözümünde uygulanan
“derinleştirilmiş özerklik, ertelenmiş ve görüşmeye bağlı bağımsızlık
referandumu” formülünü ifade eder. 2001 Bougainville Barış Anlaşması
çerçevesinde bölgeye geniş siyasal ve yönetsel özerklik tanınmış; bağımsızlık
referandumu ise uzun bir geçiş süreci sonunda yapılmış ve sonucu bağlayıcı
olmayıp merkezi hükümet ile bölgesel yönetim arasındaki görüşmelere
bırakılmıştır. Bu yönüyle model, barış süreçlerinde kademeli egemenlik
düzenlemeleri için yazınında örnek bir çözüm olarak değerlendirilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder