Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

15 Kasım 2025 Cumartesi

 

Eski Bir Makaleye Yeni Bir Bakış:

Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

Öz

Bu çalışma, bir yıl önce yayımlanan “Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı makalenin öngörüsel doğruluk düzeyini 2024–2025 siyasal gelişmeleri ışığında yeniden değerlendirmektedir. Çalışma, niteliksel süreç izleme, belgelerden türetilmiş veri incelemesi, medya taraması ve karşılaştırmalı siyasal çözümleme yöntemlerini bir arada kullanarak makaledeki stratejik öngörülerin gerçekleşme düzeylerini ölçmektedir. Bulgular, özellikle AKP’nin üçüncü kez adaylık stratejisi, yargının araçsallaştırılması, “Apo kozu”, ekonomik manipülasyonlar, medya ve algoritmik yönlendirme teknikleri ile CHP’nin eylemli muhalefete yönelişi konusunda yüksek doğruluk düzeyine işaret etmektedir. Ayrıca çalışma, hem iktidar hem muhalefet açısından gelecekte izlenebilecek olası stratejik yönelimleri tartışmakta ve Türkiye’nin yarışmaçi otoriterlik modeli içindeki konumunu güncellenmiş kuramsal bir çerçeveye yerleştirmektedir.

Anahtar Kelimeler: Yarışmacı otoriterlik, seçim stratejileri, yargının araçsallaşması, kutuplaşma, algoritmik siyaset, CHP, AKP.

 

Abstract

This article revisits an earlier analytical framework on Turkey’s 2024–2025 political trajectory by systematically assessing the accuracy of its predictions through an ex-post “forecast verification” approach. Methodologically, the study employs a qualitative design combining process tracing, media and document analysis (including judicial files, parliamentary records, and party statements), and comparative assessment of political events. The theoretical framework draws on the literature on competitive authoritarianism, institutional erosion, judicial capture, and electoral engineering while situating Turkey within hybrid-regime models that blend formal electoral competition with coercive–institutional instruments. The literature review highlights debate on polarization, digital propaganda ecosystems, algorithmic governance, and opposition coordination in electorally competitive autocracies. Findings indicate that predictions regarding the AKP’s constitutional majority strategy, judicial instrumentalization, economic manipulation, the reactivation of the Öcalan card, media/algorithmic influence operations, and polarization-driven mobilization have been highly accurate. By contrast, forecasts concerning international maneuvering, digital campaigning, and opposition alliance structures require revision. The article concludes by outlining prospective strategic scenarios for both government and opposition actors and offers theoretical and practical insights into strategic adaptation in hybrid political regimes.

Keywords: Turkey; competitive authoritarianism; electoral engineering; judicial instrumentalization; digital campaigning; polarization; political forecasting; AKP; CHP


GİRİŞ

Yaklaşık bir yıl önce yayınladığımSeçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı makalemin yeniden irdelenmesinde yarar gördüm. Önceki makalemde yaklaşan genel seçimler öncesinde ve alarm veren kamuoyu yoklamaları bağlamında AKP ve CHP’nin seçim stratejilerini kavramaya ve okuyuculara anlatmaya çalışmıştım. Bu yeni makalede daha önce öngördüğüm stratejilerin gerçekleşme durumları ve yorumlarımın genel başarısı irdelenmektedir.

Türkiye, belki de siyasal tarihinde hiç görülmediği şekilde, büyük bir siyasal savaşım yaşamaktadır. Bir yanda yaklaşık 25 yıldır iktidarını sürdüren ama son kamuoyu yoklamalarında bu şansını yitirmekte olduğunu gören AKP önderliğindeki Cumhur İttifakı ve öte yanda 40 yıldır iktidar olamayan ama seçilme ve iktidar olma şansının ortaya çıkmakta olduğunu gören CHP arasında gerilimli ve zaman zaman normal yarışma koşullarının dışına çıkan şiddetli bir siyasal savaşım ve yarışma izlenmektedir. Her iki grup da bu amaçla kendi strateji ve taktiklerini oluşturmuşlar ve uygulamaya başlamışlardır.

Yaklaşık bir yıl önce yayınlanmış bir makalemde partilerin strateji ve taktikleri ortaya koyulmuştu. Bu makalede daha önce belirtilen öngörülerin ve yapılan yorum ve açıklamaların isabetlilik ve doğruluk düzeyleri irdeleme konusu yapılacak ve ileriye yönelik strateji ve taktik önerilerinde bulunulacaktır.

AMAÇ VE HEDEFLER

Bu araştırmanın amacı yukarıda belirtilen siyasal savaşımda kullanılan strateji ve taktikleri karşılaştırmalı siyaset bilimi disiplininin araştırma yöntemlerine uygun olarak belirlemek ve irdelemektir.

Araştırmanın hedefleri şunlardır:

AKP ve CHP’nin izledikleri siyasal strateji ve taktikler nelerdir?

Daha önceki makalemde belirtilen öngörülerin isabetlilik düzeyi nedir?

Hangi strateji ve taktikler tam isabetli veya kısmen isabetli belirlenmiştir, hangileri doğrulanmamıştır?

İki partinin izlediği stratejiler ve taktikler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?

Her iki partinin de geliştirmesi ve stratejilerine eklemesi gereken eksik ve yetersiz yönler nelerdir?

YÖNTEM

Bu makale, önceki çalışmanın öngörülerini sınamak ve güncel siyasal gelişmelerle karşılaştırmak amacıyla nitel bir araştırma tasarımı benimsemektedir. Yöntemsel bileşenler şunlardır:

Süreç İzleme: Siyasal olayların zaman içindeki nedensel sıralaması incelenerek öngörüler ile gerçekleşen gelişmeler arasındaki ilişkiler çözümlenmiştir.

Belge Çözümlemesi: Yargı kararları ve iddianameler (özellikle İBB/İmamoğlu dosyası), TBMM tutanakları, siyasal partileri strateji açıklamaları, kamuoyu araştırmaları, biçimsel ekonomik veriler sistemli biçimde taranmıştır.

Medya ve Sayısal Ekosistem İncelemesi: Yandaş medya, karşıt medya, sosyal medya içerikleri, trol ağları, algoritmik yönlendirmeler ve kısa video propaganda materyalleri değerlendirilmiştir.

Karşılaştırmalı Siyaset Tekniği: Türkiye, yarışmacı otoriter rejim modelleri, popülist liderlik, yargısal darbe, seçim mühendisliği ve sayısal otoriterlik yazınında yer alan örneklerle karşılaştırılmıştır.

Bu yöntem seti hem öngörülerin ölçülmesine hem de yeni stratejik eğilimlerin belirlenmesine olanak sağlamaktadır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Araştırma, Türkiye’nin mevcut siyasal rejimini anlamak için aşağıdaki kuramsal eksenlere dayanmaktadır:

Yarışmacı Otoriterlik Kuramı

Levitsky & Way’in modeline göre, seçimlerin varlığını koruyan ancak siyasal yarışmanın adil olmadığı rejimlerde yargı, medya, devlet kaynakları ve güvenlik aygıtları iktidar lehine asimetrik biçimde kullanılmaktadır. Türkiye’nin 2016 sonrası dönüşümü bu kuramsal çerçeveye net biçimde uymaktadır.

Yargısallaşma ve Yargının Araçsallaştırılması

Ginsburg, Hirschl, Moustafa gibi yazarların çalışmalarının gösterdiği üzere, otoriterleşen rejimlerde yargı muhalefeti etkisizleştirme, siyasal yarışmayı sınırlama, kurumsal alanı yeniden biçimlendirme amaçlarıyla stratejik bir araç durumuna gelir. İBB/İmamoğlu davası, parti kapatma tartışmaları ve dokunulmazlıkların kaldırılması bu çerçevenin doğrudan örnekleridir.

Kutuplaşma ve Fay Hatları Siyaseti

McCoy & Somer’in kutuplaşma kuramı uyarınca, iktidarın etnik, mezhepsel, kültürel ve sınıfsal fay hatlarını stratejik olarak siyasal seferberlik aracı durumuna getirmesi yarışmacı otoriter rejimlerin temel özelliğidir.

Sayısal Otoriterlik ve Algoritmik Siyaset

Bradshaw & Howard’ın “yapay zeka destekli propaganda” ve “platform yönlendirmesi” kuramları; Tufekci’nin “algoritmik görünürlük” kavramı ve Gurumurthy'nin “verileştirilmiş yönetişim” (datafied governance) yaklaşımı son gelişmelerin anlaşılması bakımından önemlidir. Verileştirilmiş yönetişim kavramı, sayısal siyaset ve yönetim yazınında giderek daha fazla kullanılan, son derece önemli bir terimdir. Verileştirilmiş yönetişim devletin ve siyasal aktörlerin karar alma süreçlerinin giderek daha fazla büyük veri (big data), algoritmalar, sayısal izler, platform verileri ve davranışsal profil çıkartma teknikleri üzerinden yürütülmesi anlamına gelir. Bu modelde yönetişim süreçleri “verileştirilir”. Devlet, bireylerin sosyal medya verileri, kamu hizmeti kullanım verileri, ekonomik davranışları, sayısal hareketleri, beğenileri ve tüketim alışkanlıkları üzerinden sürekli veri toplar. Algoritmalar karar alma süreçleriyle bütünleştirilir. Kime sosyal yardım verileceği, riskli gruplar, siyasal kampanya hedef kitlesi, güvenlik riski değerlendirmeleri ve kamu hizmeti öncelikleri giderek algoritmik puanlama sistemlerine bağlanır. Siyasal kampanya stratejileri veri odaklı duruma gelir. Partiler, büyük veri ve makine öğrenimi modelleriyle hangi seçmen grubunun hangi mesajlara daha duyarlı olduğunu çözerek kişiselleştirilmiş propaganda, mikro-hedefleme, kısa video içerikleri ve algoritmik görünürlük yönlendirmeleri yapar. Devlet-vatandaş ilişkisi “başarım ve davranış” temelli okunur. Çin’deki sosyal kredi sistemi bunun uç örneğidir. Türkiye’de ise daha düşük yoğunluklu ama artan bir eğilim vardır. “E-devlet” davranış geçmişi, borç kayıtları, sosyal medya paylaşımları, sayısal ayak izi çözümlemeleri kamu siyasalarına girdi sağlamaktadır.

Bu kavram özellikle şu alanlarda önemlidir: sayısal otoriterleşme, siyasal algoritmalar, algoritmik yönlendirme, “deepfake” ve propaganda, Devletin veri tekeli ve seçmen davranışının makine öğrenimi ile modellenmesi. Türkiye’de 2023 sonrası bu model giderek belirginleşmiştir. Türkiye’deki trol ağları, bot hesapları, “deepfake” olasılıkları ve kısa video stratejileri için açıklayıcı kuramsal zemini sağlar.

YAZIN TARAMASI

Çalışmanın kuramsal ve yöntemsel dayanaklarını oluşturan yazın dört alanda yoğunlaşmaktadır:

Yarışmacı Otoriter Rejimler ve Seçim Mühendisliği: Levitsky & Way, “Competitive Authoritarianism”; Svolik, “The Politics of Authoritarian Rule” ve Scheppele, “Constitutional Capture”. Bu çalışmalar, Türkiye’deki seçim süreçlerinin kurumsal dengesizliklerini anlamak için temel oluşturur.

Yargının Siyasallaşması ve Yargısal Darbeler: Ginsburg, “Judicial Review in New Democracies”; Hirschl, “Towards Juristocracy” ve Moustafa, “Law and Resistance in Authoritarian States”. Bu kaynaklar Türkiye’de son dönemde yaşanan yargı müdahalelerini açıklamak için önemlidir.

Kutuplaşma, Kimlik Siyaseti ve Fay Hatları: McCoy & Somer, “Polarization and the Global Crisis of Democracy” ve Laclau, “On Populist Reason”. Bu kaynaklar AKP’nin kutuplaştırıcı stratejilerini çözümleyen kuramsal zemini sağlar.

Sayısal Propaganda, Algoritmik Yönlendirme ve Siyasal İletişim: Tufekci, “Twitter and Tear Gas”; Bradshaw & Howard, “Global Propaganda and Political Bots” ve Tucker et al, “Social Media and Democracy”.

Bu yazın kaynakları Türkiye’deki sayısal alan savaşımlarının (troller, botlar, kısa videolar, deepfake) siyasal etkisini anlamak için gereklidir.

ÖNCEKİ MAKALEMİN ÖNGÖRÜLERİNİN GERÇEKLEŞME DÜZEYİ

Aşağıdaki Çizelge 1, makalemde yer alan temel öngörüler ile 2025 sonu itibarıyla gerçekleşme durumlarını göstermektedir:

Çizelge 1:

 

Öngörüler ve Gerçekleşme Düzeyi

Öngörü

Beklenen Strateji

Gerçekleşme Durumu

Açıklama / Notlar

Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı

Hukuksal tartışmayı sınırlamak, AYM kararlarını iktidar lehine araçsallaştırmak

Tam gerçekleşti

Yargıtay ve iktidar medyası aracılığıyla eylemli kabul stratejisi başarıyla uygulandı

AKP’nin “APO kozu”

Öcalan/umut hakkı–PKK feshi–DEM oyları üçgeni

Büyük ölçüde gerçekleşti

Silahsızlanma ve PKKnın tasfiyesi söylemleri medyada denetim altında yayıldı; DEM üzerinden anayasa değişikliği olasılığı halen müzakere aşamasında

AKP’nin ekonomik stratejileri

Kriz yönetimi, geçici rahatlama paketleri, kur dengeleme hamleleri

Tam gerçekleşti

Rezerv satışları, maaş düzenlemeleri ve kısa süreli yardım paketleri beklendiği gibi uygulandı

AKP’nin medya ve algı yönetimi

Yandaş medya ağı, trol ağları, “deepfake”, AA yönlendirmesi

Tam gerçekleşti

Sosyal medya ve medya yönlendirmesi makalede öngörüldüğü gibi çalıştı

CHP’nin “eylemli muhalefet”

Meydan mitingleri, kitlesel kampanyalar, seçmen seferberliği

Tam gerçekleşti

Çarşamba mitingleri, Halk Buluşmaları ve 16 milyon imza süreci öngörüyle birebir örtüşüyor

CHP’nin ekonomik program eksikliği

Net vitrin yok

Tam gerçekleşti

CHPnin ekonomi programı halen bütüncül ve seçmen nezdinde ikna edici değil

CHP ittifak kapasitesi

Geniş ittifak sınırlı

Tam gerçekleşti

Muhalefet blokları dağınık, kısa ömürlü iş birlikleri oluştu

Kutuplaşma stratejileri

Etnik–mezhepsel fay hatları, LGBT karşıtlığı, mülteci söylemi

Tam gerçekleşti

2023 ve sonrası dönem, makaledeki öngörülerle örtüşüyor

 

Erdoğan’ın Üçüncü Kez Adaylığı Konusunda Öngörüler: Makale, AKP’nin üçüncü kez adaylık sorununu “eylemli kabul” yaratarak hukuksal açıdan tartışılmaz duruma getirme stratejisini çok açık biçimde saptıyordu. Bu öngörü, 2024–2025 siyasal atmosferi açısından tam isabet niteliğindedir. Yargı organlarının AYM kararlarını uygulamaması ve Yargıtay’ın öne çıkarılması makalede öngörülmüştü. Gerçekleşti. İktidarın üçüncü adaylık tartışmasını kapatma stratejisi bugün açıkça yürürlüktedir. DEM Partisi üzerinden anayasa değişikliği olasılığı da makalede yer alıyordu. Bu da 2024 sonrasında siyasal gündemde kendisini gösterdi. Sonuç olarak bu bölüm makalenin en güçlü öngörüsel başarısıdır.

AKP’nin “APO Kozu” Stratejisi Üzerine Öngörü: Makale, AKP’nin “Öcalan/umut hakkı–PKK’nın feshi–DEM oyları” üçgeni üzerinden üçüncü adaylık zeminini güçlendirme stratejisini şu şekilde tanımlıyordu: “AKP’nin MHP desteğiyle izlediği strateji ‘APO kozu’dur… DEM milletvekillerinin anayasa değişikliğine olumlu oy vermesi hedeflenmektedir.”  Değerlendirilirse, 2024 sonundan itibaren iktidar medyasında “silahsızlanma”, “PKK’nın tasfiyesi”, “yeni çözüm süreci ihtimali” söylemlerinin denetimli biçimde dolaşıma sokulması makalenin beklentisini doğrulamıştır. Bu konu halen kapalı kapılar ardında bir pazarlık alanı gibi görünmektedir. Dolayısıyla öngörünün gerçekleşme düzeyi çok yüksektir. Sonuç olarak, bu öngörü, Türkiye siyasetine ilişkin yapısal bir saptama içerdiği için hala yüksek doğruluk payıyla geçerlidir.

AKP’nin Ekonomik Seçim Stratejileri Üzerine Öngörü: Makale, AKP’nin yaklaşan seçimlerde ekonomik krizi geçici olarak perdeleme stratejisini çok ayrıntılı anlatıyordu: Rezerv satışları, Swap anlaşmaları, TÜİK yönlendirmeleri, kısa vadeli zam/yardım dalgaları. Değerlendirilirse, 2024 boyu ve 2026’ya girerken uygulanan siyasalar (maaş düzenlemeleri, geçici rahatlatma paketleri, kur dengeleme hamleleri) makalenin ekonomik öngörülerinin tam isabet olduğunu göstermektedir. Ekonomi bölümünde yeni bir öngörüye gereksinim yoktur. Aksine, bugün okunduğunda dahi yüksek açıklayıcılığa sahiptir.

AKP’nin Medya Algı Yönetimi Stratejisi: Makale şunu öngörüyordu: Yandaş medya ağırlığı, AA’nın seçim gecesi yönlendirmesindeki rolü, trol ağları (6000 kişilik yapı), “deepfake” kullanımının artması olasıdır. Değerlendirilirse, 2024–2025 gelişmeleri bu öngörüleri büyük ölçüde doğrulamıştır. Deepfake kullanma olasılığı 2023 yerel seçimleri sırasında bile gündeme geldi. Trol ağlarının yoğunluğu artarak devam etmektedir. Medya yönlendirme mekanizması makalede öngörüldüğü gibi çalışmaktadır. Sonuç olarak bu bölüm de yüksek doğrulukla öngörülmüştür.

AKP iktidarı döneminde Türkiye’de medya üzerindeki denetim mekanizmaları belirgin biçimde güçlenmiştir. Bu bağlamda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), kurumsal olarak bağımsız bir düzenleyici organ olmasına karşın uygulamada iktidar yanlısı bir tutum sergilemiştir. RTÜK, özellikle karşıt yayın organlarına yönelik uyarılar, para cezaları ve yayın durdurma kararları yoluyla basın özgürlüğünü sınırlandırırken, iktidara yakın medya kuruluşları üzerinde daha esnek ve hoşgörülü bir yaklaşım göstermiştir. Örneğin son yıllarda çeşitli haber kanallarına yönelik ceza yaptırımları, iktidarın eleştirel yayınlarını kısıtlarken, benzer içerikler iktidara yakın kanallarda sorunsuz bir şekilde yayınlanmıştır. Bu çifte standart, medya ortamında oto-sansürü teşvik ederek kamuoyunun bilgiye erişimini sınırlandırmakta ve demokratik denetim mekanizmalarının etkinliğini azaltmaktadır. Uluslararası gözlem raporları da (Freedom House, Reporters Without Borders) RTÜK’ün uygulamalarının siyasal taraflılık gösterdiğini ve Türkiye’de medya özgürlüğünün giderek daraldığını ortaya koymaktadır. Freedom House tarafından yayınlanan “Dünyada Özgürlük” ve “Küresel Internet Özgürlüğü” raporlarında Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Böylece, AKP’nin medya üzerindeki baskısı yalnızca doğrudan müdahalelerle sınırlı kalmayıp, düzenleyici kurumlar aracılığıyla sistematik bir biçimde kurumsallaştırılmıştır. Bu yoldaki öngörüde de tam isabet elde edilmiştir.

CHP’nin Stratejisi İle İlgili Öngörüler

“Eylemli Muhalefet” Stratejisinin Öngörülmesi: Makale, CHP’nin seçim öncesi yeni bir yöntem olarak “eylemli muhalefet” çizgisine gireceğini erken aşamada saptamıştı: Meydan mitingleri, aylık il mitingleri, sokak siyasetinin genişletilmesi, seçmen seferberliği, İmamoğlu’na karşı açılan davaların siyasal fırsata dönüştürülmesi gibi. Değerlendirilirse, 2025 sonlarında CHP’nin alana inme biçimi (Çarşamba mitingleri, aylık il mitingleri, “Halk Buluşmaları”, kitlesel kampanyalar, 16 milyon imza süreci vb.) makaledeki öngörüyle birebir örtüşmüştür. Bu bölüm yüzde 100 başarıyla gerçekleşmiştir.

CHP’nin Ekonomik Program Eksikliği: Makale CHP’nin ekonomik programının “net bir vitrin sunmadığını” öngörmüş ve bunu stratejik zayıflık olarak kaydetmişti. Değerlendirilirse, bugün hala CHP’nin ekonomi programı, seçmen nezdinde bütüncül bir çerçeve olarak algılanmış değildir. Makalede yapılan saptama halen geçerlidir.

CHP ve İttifak Stratejisi: Makale, CHP’nin geniş ittifak kurma kapasitesinin sınırlı kalabileceğini sezmişti. 2024–2025 döneminde muhalefet blokları dağınık duruma geldi. Gevşek ilişkili, kısa ömürlü iş birlikleri oluştu. Makalede bunun işaretleri vardı. Gerçekleşme oranı yüksek oldu.

Kutuplaşma Stratejileri Üzerine Öngörüler: Makale, AKP’nin seçim kampanyasını etnik–mezhepsel fay hatlarını kullanarak yürüteceğini belirtmişti: Alevilik, Kürt meselesi, LGBT karşıtlığı, mülteci söylemi bu öngörüyü doğruladı. Değerlendirilirse, 2023 yerel seçimleri ve sonrası dönem tam olarak bu çizgide şekillenmiştir. Bu öngörü de yüksek doğruluk payı taşımaktadır.

MAKALENİN BUGÜNE GÖRE GÜNCELLEME GEREKTİREN YÖNLERİ

Makale çok güçlü öngörüler içerdiği ancak 2025 sonu itibarıyla bazı alanların güncelleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

CHP’nin “iktidara yürüyüş stratejisi” daha netleşti: Makaledeki CHP strateji bölümü daha çok “eylemli muhalefet ve seçim güvenliği” üzerinde olmuştur. Ancak 2024–2025 döneminde CHP şunları eklemiştir: Kurumsal reform paketleri (yargı, ekonomi, kamu yönetimi), farklı ve değişik devlet kapasitesi gösterisi, yeni kadrolaşma işaretleri. Bu kısım güncellenerek güçlendirilebilir.

İktidarın uluslararası ilişkiler alanında geliştirdiği yeni stratejiler: Örneğin, Körfez sermayesi ile ilişkiler (seçim ekonomisi finansmanı), Rusya ile diplomatik manevra alanı, ABD seçimleri sonrası denge siyasası. Bunlar makalede kısmen ima edilmiş olsa da derinlikli değildir. Bu alanın yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sosyal medya kampanya yöntemleri büyük dönüşüm geçirdi: Özellikle TikTok, Reels, kısa video stratejileri çok daha önemli duruma geldi. AKP ve CHP’nin sayısal kampanyalarının güncellenmesi yararlı olacaktır.

DEVA–Gelecek–İYİ Parti sonrası muhalefet mimarisi: Makalede bu partilerin rolünün doğal olarak sınırlı olduğu belirtilmişti. Bugün ise, İYİ Parti parçalanmış durumda, DEVA ve Gelecek partileri etkisiz durumda ve DEM Partisi kilit aktör durumuna geldi. Bu değişiklikler değerlendirmeye eklenebilir.

GELECEKTE İZLENEBİLECEK OLASI SEÇİM STRATEJİLERİ VE TAKTİKLERİ

AKP:

AKP’nin Stratejik Hedefi- Mevcut Parlamentoda 400 Milletvekiline Ulaşarak Anayasa Değişikliğini Gerçekleştirme: AKP’nin önümüzdeki dönemdeki en kritik stratejik amacı, yeni bir seçim sonucu beklemeden, mevcut parlamento aritmetiği içinde 400 milletvekili eşiğine ulaşarak anayasa değişikliğini kendi istediği doğrultuda gerçekleştirmektir. Bu hedef, partinin hem iç siyasada hem de dış siyasada izlediği tüm atılımları belirleyen temel stratejik çerçevedir. Bu hedef doğrultusunda AKP’nin başvurabileceği siyasa araçları şunlardır. Birincisi, MHP ve DEM Partisi’nin desteğini en üst düzeye çıkartmaktır. AKP, anayasa sürecinde MHP ile olan organik ittifakını korurken, aynı zamanda DEM Partisi’nden belirli sayıda milletvekilinin (olabilirse tümünün) desteğini almayı hedeflemektedir. Özellikle Öcalan’a ilişkin “umut hakkı” tartışmaları ve PKK’nın tasfiyesi söylemi, DEM üzerindeki manevra alanını genişletmeye dönük stratejik bir araçtır. İkincisi, milletvekili transferleridir. Mevcut parlamentodan bağımsız, küçük ya da kırılgan partilerin milletvekilleri üzerinde baskı, ikna, ödüllendirme veya siyasal pazarlık araçlarıyla transfer sağlama girişimleri bu stratejinin önemli bir unsurudur. Yazında bu tür atılımlar “parlamenter mühendislik”, “yasama çoğunluğu manipülasyonu” veya “kooptasyon” olarak tanımlanmaktadır. İkincisi, yargısal baskı yoluyla muhalefeti sekteye uğratmaktır. CHP’ye karşı yürütülen kapatma tartışmaları, belediye başkanlarına yönelik tutuklamalar ve İmamoğlu davası gibi süreçler hem muhalefeti zayıflatma hem de parlamentodaki güç dengesine müdahale edebilme gizil gücü taşımaktadır. Bu süreç, akademik yazında “yargısal darbe” (judicial coup) ve “yargının araçsallaştırılması” olarak nitelendirilen bir yapıya işaret etmektedir. Üçüncüsü, DEM Partisi üzerindeki baskı ve özendirme mekanizmalarıdır. Hem baskı hem de ödül mekanizmalarının birlikte kullanılması (dual-track strategy) ile DEM’den anayasa sürecine yönelik denetimli destek sağlama hedeflenmektedir. Bu, AKP’nin Kürt siyasetiyle olan dönemsel yakınlaşma–uzaklaşma döngüsünün bir uzantısıdır. Dördüncü ve sonuncusu ise, siyasal sistem mühendisliği ile meclis dinamiklerini yeniden kurgulamaktır. Kurumsal düzenlemeler, parti içi bölünmelerin özendirilmesi, grup disiplini üzerinde baskı kurulması gibi yöntemler, mevcut sayıların değiştirilmesine yönelik dolaylı araçlardır.

Yargı Yoluyla Muhalefetin Baskı Altına Alınması (Kayyım Atamaları): AKP’nin parlamentodaki stratejik hedeflerine ulaşırken başvurduğu yöntemlerden biri, yargı yoluyla muhalefet organlarını doğrudan etkilemektir. Bu bağlamda, CHP il başkanlıklarına kayyım atanması, hem partinin alan örgütünü denetim altına alma hem de parlamentoda 400 milletvekili hedefini destekleyecek baskı ortamını yaratma açısından önemli bir örnektir. Kayyım atamaları, akademik yazında “yargısal müdahale” veya “kurumsal kooptasyon” [1]  olarak tanımlanmakta olup, muhalefetin örgütsel kapasitesini sınırlamak ve siyasal meşruluğunu zayıflatmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu uygulama, aynı zamanda partinin eylemsel ve toplumsal alanını daraltarak seçmen davranışını dolaylı yoldan etkileme işlevi görmektedir.

Yargının araçsallaştırılması: İmamoğlu ve İBB davası örneğinde görüldüğü gibi yargı süreçleri iktidar tarafından siyasal araç olarak kullanılmaya devam edecektir. İddianamelerin eksik ve delilsiz olması yargı darbesi niteliğini güçlendirmektedir. Bu süreçler uzun sürecek ve CHP’nin kapatılması, üst yönetimin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuklu belediye başkanlarının devam eden durumu gibi unsurlarla derinleşecektir.

Karşıt medya ve entelektüel baskı: Etkili karşıt medya organları, mensupları ve görünürlük kazanan muhalif aydınlar korkutulacak veya sindirilecektir. Bu, karşıt söylemin zayıflatılması ve kamuoyunun yönlendirilmesinde kritik bir araç olacaktır.

Hak ve özgürlüklerin kısıtlanması: Başta ifade ve düşünce özgürlüğü olmak üzere insan hak ve özgürlükleri ile internet özgürlüğü kısıtlanabilir. Bu adımlar, muhalefetin örgütlenmesini ve toplumsal etkileşimini sınırlamaya yönelik stratejik bir çerçeve sunmaktadır.

Sayısal medya ve kısa video içerikleriyle seçmen hedefleme: TikTok, Reels ve YouTube Shorts gibi kısa video platformlarına ağırlık vererek genç ve şehirli seçmen kitlesi hedeflenecektir. Bu strateji hem algı yönetimi hem de hızlı bilgi akışı sağlama açısından temel bir araç durumuna gelecektir.

Uluslararası ilişkiler aracılığıyla seçim ekonomisini destekleme: Körfez sermayesi, Rusya ve ABD ile diplomatik manevralar kullanılarak seçim öncesi ekonomik kaynaklar ve yatırımlar sağlanacaktır. Bu yaklaşım hem iç ekonomik rahatlama paketleri hem de iktidar lehine kamuoyu algısı yaratma açısından stratejik bir öneme sahip olacaktır.

Toplumsal fay hatları ve kutuplaştırıcı söylemlerin araçsallaştırılması: Etnik, mezhepsel ve ideolojik fay hatları ile toplumsal kutuplaşma, seçim güvenliği ve seçmen seferberliği için stratejik bir araç olarak kullanılacaktır. Bu, iktidarın seferberlik kapasitesini güçlendirecek ve muhalefetin alanını daraltacaktır.

Dar gelirli ve emekçilere yönelik sınırlı ekonomik iyileştirme önlemleri: Tersine servet transferinin olumsuz etkilerini sınırlı da olsa hafifletmek için dar gelirlilere ve emeklilere yönelik kısa vadeli mali paketler, maaş ve sosyal yardım düzenlemeleri devreye sokulacaktır. Bu önlemler, seçmen algısını yönetmek ve muhalefetin ekonomik eleştirilerini zayıflatmak amacıyla stratejik bir araç olarak kullanılacaktır.

Stratejik Başarısızlık Durumunda Sokak Şiddeti Olasılığı: Türkiye’de 2016 sonrası otoriterleşme modeli, siyasal muhalefeti denetim altına almak için ağırlıklı olarak bürokratik-yasal araçları ve devlet kapasitesini kullanmaktadır. Bu modelde geniş çaplı, denetimsiz sokak şiddeti, rejimin standart araç repertuarı içerisinde yer almaz, çünkü toplumsal kaos ve ekonomik belirsizlik yaratması iktidar için yüksek maliyetlidir. [2] Bununla birlikte, yürütülen siyasal stratejilerin beklenen sonuçları üretmemesi veya kritik risklerin artması durumunda, sınırlı ölçekli şiddet uygulamaları devreye girebilir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İmamoğlu davası çevresinde beklenen yargı sonuçlarının alınamaması, muhalefetin toplumsal desteğinin artması ve ekonomik göstergelerdeki olumsuz gelişmeler siyasal gerilimin denetimli biçimde yükseltilmesi olasılığını artırmaktadır. Bu çerçevede olası şiddet biçimleri üç kategoriye ayrılabilir. Birincisi, denetimli paramiliter seferberliktir. Parti gençlik yapılanmaları, SADAT benzeri yarı-devlet aktörleri veya köktenci milliyetçi grupların küçük ölçekli, mesaj niteliği taşıyan müdahaleleri söz konusu olabilir. Bu eylemler doğrudan devlet aktörü olmamakla birlikte, stratejik sinyallerle tetiklenebilmektedir. İkincisi, seçici hedefli mikro-şiddet olayları olasılığıdır. Gazeteciler, akademisyenler, sosyal medya figürleri veya yerel siyasetçilere yönelik bireysel saldırılar olasıdır. Bu eylemler, karşıt söylemi sindirme ve kamuoyuna gözdağı verme amacı taşır ve geçmiş örneklerle uyumludur. Üçüncüsü, seçim güvenliğine yönelik yerel baskıların artması olasılığıdır. Sandık kurullarına ve seçmen gruplarına yönelik baskı, güvenlik güçlerinin müdahaleleri veya psikolojik sindirme girişimleri olabilir. Önceki seçim deneyimleri, bu tür müdahalelerin daha olası olduğunu göstermektedir. Çözümlemeler göstermektedir ki, Türkiye’de yaygın ve sürekli sokak çatışması olasılığı düşük, ancak sınırlı ve denetimli şiddet uygulamalarının stratejik araç olarak kullanılması orta düzeyde bir olasılıktır. Bu durum, yargının araçsallaştırılması, medya ve entelektüel baskısı, ekonomik göstergeler ve toplumsal kutuplaşmanın birleşik etkileriyle belirginleşir. Dolayısıyla, sokak şiddeti birincil strateji değil, kritik başarısızlık senaryolarında devreye girebilecek yedek bir mekanizma olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye’de sokak şiddetinin olasılık çözümlemesi: Aşağıda olasılık kategorileri, siyaset bilimi yazınındaki sınıflandırmaya göre verilmiştir:

 

Çizelge 2:

 

Şiddet Olayları Olasılıkları

Senaryo

Olasılık

Açıklama

Yaygın, kitlesel sokak şiddeti (2013 Mısır / 2020 Beyaz Rusya tipi)

Düşük

Rejim, denetimsiz şiddetin geri tepmesinden çekinir.

Sınırlı paramiliter grupların devreye sokulması

Orta

Kritik seçim dönemlerinde “gözdağı” amaçlı olabilir.

Gazeteci, aydın, medya, akademi hedefli bireysel saldırılar

Orta–Yüksek

2015 sonrası örnekler mevcut; mesaj niteliğinde uygulanabilir.

Sandık güvenliğine yönelik yerel baskılar

Orta–Yüksek

2023 seçimlerinde yerel baskı girişimlerinin tekrar etmesi muhtemel.

Kutuplaştırıcı söylemlerle sokak gerilimi yaratma

Yüksek

Zaten kullanılıyor; artırılması muhtemel.

En olası senaryo: “kontrollü ve sınırlı sokak şiddeti + hedefli bireysel saldırılar.”

 

Neden geniş çaplı şiddet düşük olasılıklıdır? Ekonomi kırılgandır. Geniş şiddet piyasaları daha da bozacaktır. Güvenlik bürokrasisi büyük ölçüde kurumsal davranır ve “kaotik” eylemler istemez. AKP’nin çekirdek seçmeni yaşlı ve tutucudur. Sokak çatışması kültürü zayıftır. Cumhurbaşkanı “devlet düzeni” imajına önem verir. Kaos imajı iktidara zarar verebilir. 2016 sonrası devlet, kendi dışındaki silahlı yapılara karşı çok daha temkinlidir. Bu yüzden şiddet olması durumunda, ölçek küçük, mesajı büyük olacaktır.

CHP:

Geleceğe Yönelik Temel Stratejik Eksen: Ekonomi Söylevinin Merkezileştirilmesi

2025 sonrası siyasal konjonktür, Türkiye’deki muhalefet partileri açısından ekonomik temelli siyasal seferberliğin stratejik önemini belirgin biçimde artırmıştır. CHP’nin mevcut siyasal kapasitesi ve toplumsal tabanı dikkate alındığında, partinin en etkili siyasal söylem çizgisinin ekonomik bozulma, gelir dağılımı adaletsizliği ve sosyal refah erozyonu ekseninde şekilleneceği açıktır. Bu çerçevede ekonomi odaklı stratejik yaklaşımın üç yapıtaşı bulunmaktadır.

Enflasyon ve Yaşam Maliyeti Krizi: “Günlük Hayatın Siyasallaştırılması”

Türkiye’nin 2023–2025 döneminde yaşadığı yüksek, yapışkan ve geniş tabanlı enflasyon, siyasetin kamusal alandaki öncelik hiyerarşisini yeniden yapılandırmıştır. Enflasyonun, yalnızca fiyat artışları değil, aynı zamanda siyasal bir olgu olduğu kabul edilmektedir. CHP’nin bu bağlamda izleyeceği strateji, enflasyonu soyut bir makroekonomik gösterge olmaktan çıkarıp, günlük hayatın somutlaştırılmış siyasal deneyimi olarak çerçevelemektir: Kiralar, gıda fiyatları, kentsel ulaşım, eğitim ve sağlık maliyetleri, temel tüketim sepeti. Bu strateji, seçmeni ekonomik göstergeler değil, kendi yaşam uygulamaları üzerinden siyasallaştırma hedefini taşır. Yazında bu yaklaşım “ekmek ve tereyağı siyasası” (bread-and-butter politics) veya “mutfak masası siyasası” (kitchen table politics) olarak kavramsallaştırılmaktadır.

Tersine Servet Transferi ve Sınıfsal Adaletsizlik Söylemi: CHP’nin güçlendirmesi gereken ikinci ekonomik eksen, Türkiye’de son yıllarda hızla belirginleşen “tersine servet transferi” ve gelir dağılımı eşitsizlikleri (GINI katsayısı gibi) olgusudur. Bu kavram, otoriterleşme bağlamlarında, düşük ve orta gelir gruplarından siyasal iktidara yakın sermaye çevrelerine doğru yönelen sistemli servet kaymalarını ifade eder. Bu olgu üç kanaldan ilerlemektedir. Birincisi, enflasyon yoluyla gizli servet transferidir. İkincisi, kamu kaynaklarının dağıtımındaki partizan kayırmacılıktır. Üçüncüsü ise düşük ücret siyasası ve zayıf sendikal yapı olgusudur. CHP, söz konusu mekanizmaları görünür kılarak, ekonomik sorunların bireysel değil yapısal ve siyasal nedenlere bağlı olduğunu halka anlatabilir. Böylece ekonomi, teknokratik bir tartışmadan çıkarılıp, sınıfsal adalet ve siyasal eşitsizlik alanına taşınmış olur. Bu yaklaşım, siyasal iletişim yazınında “gelir ve kaynak dağılımı konularındaki toplumsal çatışmaların siyasallaştırılması” (politicization of redistributive conflict) olarak adlandırılmaktadır. [3]

Alım Gücündeki Erozyonun Temel Siyasal Tema Kılınması: Alım gücünün düşmesi, seçmen davranışını doğrudan etkileyen en güçlü değişkenlerden biridir. Türkiye’de reel ücretlerin gerilemesi, emekli maaşlarının en az yaşam gereksinmelerini karşılayamaması ve kentlerde yaşam maliyetinin hızla yükselmesi, CHP için yüksek seferberlik olanağı taşıyan bir siyasal zemindir. Bu strateji üç ayakta yapılandırılabilir. Birincisi, 2015–2025 arasında aynı ürün sepetinin Türk lirası bazında değişimi gibi somutlaştırılmış karşılaştırmalı tablo ve göstergeler kullanmaktır. İkincisi, “kaybedilen refahın geri alınması” söylemidir. Reformist, iyileştirici ve umut vadeden çerçeve olabilir. Üçüncüsü, “sosyal devletin yeniden kurulması” vurgusudur. Emeklilik, eğitim, sağlık, barınma siyasalarında yeniden yapılanma güçlü bir savunma noktası olacaktır. Bu yaklaşım, seçmeni ekonomik sorunların yalnızca mağduru değil, aynı zamanda çözümün öznesi durumuna getirmeyi amaçlar. İzlenecek gereken söylemsel çizgi ise ekonomi odaklı bir egemenlik oluşturulması olacaktır. CHP’nin ekonomi söylemini merkeze alması yalnızca teknik ve siyasal bir tercih değil, aynı zamanda üstünlük yarışması açısından da zorunluluk olarak görülecektir. Ekonomi merkezli söylem geniş kitlelere ulaşabilir, partizan kimlikleri aşabilir ve kutuplaşmayı yumuşatarak yeni seçmen gruplarını sisteme ekleyebilir ve AKP’nin siyasal meşruluk temelini zayıflatabilir. Dolayısıyla ekonomi, CHP açısından yalnızca bir kampanya mesajı değil, siyasal alanı yeniden kurma aracı niteliği taşıyacaktır.

Kurumsal Reform Söylemi ile “Hazır İktidar” Algısının Oluşturulması: CHP’nin geleceğe dönük stratejisinde, yalnızca ekonomik temelli siyasal seferberlik değil, kurumsal reform paketlerini ön plana çıkararak “hazır iktidar” imajını güçlendirmek de kritik bir eksen oluşturacaktır. Bu strateji, seçmen üzerinde partinin iktidara geldiğinde somut siyasaları yaşama geçirebilecek kapasiteye sahip olduğu algısını pekiştirecektir. Kurumsal reform söylemi üç temel alanı kapsayacaktır. Birincisi yargı reformudur. Hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı vurgusu, demokratik meşruluğu güçlendiren simgesel bir araç olarak kullanılır. İkincisi, ekonomik ve toplumsal reform paketleri olacaktır. Gelir eşitsizliği, tersine servet transferi ve sosyal güvenlik alanlarında uygulanabilir çözümler öne çıkarılacaktır. Üçüncüsü, kamu yönetimi ve yerel yönetim reformlarıdır. Merkezi ve yerel devlet kapasitesinin etkinliği ve saydamlığı CHP’nin yönetişim becerisini görünür kılacaktır. Bu yaklaşım, seçmen nezdinde CHP’yi “eylem planı hazır, kurumsal kapasiteye sahip iktidar seçeneği” olarak konumlandıracaktır. Yazında bu tür stratejiler, muhalefet partilerinin “güçlü hükümet seçeneği” imajı yaratmaları olarak değerlendirilmektedir.

Esnek İttifak Stratejileri ve Muhalefet Mimarisi: CHP’nin gelecekteki stratejisinde, yalnızca ekonomi ve kurumsal reform söylemleri değil, DEM ve diğer küçük muhalefet aktörleri ile esnek ittifaklar kurma kapasitesi de kritik bir eksen olarak öne çıkmaktadır. Bu yaklaşım, partinin siyasal alanı genişletme ve merkezi konumunu pekiştirme amacına hizmet edecektir. Esnek ittifak stratejisinin temel özellikleri şunlardır. Birincisi, koalisyonların esnekliği ilkesidir. Katılım koşulları ve siyasal gündemler, kısa vadeli iş birliği veya uzun vadeli stratejik ortaklıklar olarak çeşitlendirilebilir. İkincisi, sinerji yaratmak ve seçim güvenliğini sağlamaktır. Küçük aktörlerin tabanlarıyla CHP’nin kitle seferberliği birleştirerek seçim başarısı en uygun konuma getirilecektir. Üçüncüsü, değişik güç dengeleri yaratmaktır. İttifaklar, AKP’nin kutuplaştırıcı stratejilerine karşı esnek bir tampon ve muhalefetin görünürlüğünü artırıcı bir araç olarak işlev görecektir. Bu stratejik yaklaşım, yazında “koalisyon yönetimi” (coalition management) ve “muhalefeti riskten koruma stratejisi” (opposition hedging) olarak tanımlanan muhalefet taktikleri ile uyumludur. Özellikle Türkiye bağlamında, DEM gibi yeni veya küçük partilerle kurulan ittifaklar, muhalefet bloklarının dağılma ve parçalanma riskini azaltmak ve CHP’nin merkezi rolünü güçlendirmek açısından önemlidir.

Sayısal Kampanyalar ve Kitlesel Katılım ile “Eylemli Muhalefet”in Genişletilmesi: CHP’nin seçim öncesi stratejisinde, geleneksel miting ve alan çalışmaları yanında sayısal kampanya araçları ve kitlesel katılım süreçlerinin güçlendirilmesi, partinin “eylemli muhalefet” çizgisini daha geniş bir toplumsal kesime taşımasını sağlar. Bu yaklaşım üç ana hedefi içerir. Birincisi, genç ve şehirli ve özellikle kentli kadın seçmenlerle etkileşim kurmaktır. TikTok, Reels, kısa video ve sosyal medya paylaşımları üzerinden siyasal mesajların hızlı ve yaygın biçimde ulaştırılması hedeflenmelidir. İkincisi, katılımcı siyaset ve tabanın seferberliğidir. “Online” imza kampanyaları, sayısal forumlar, halk buluşmaları gibi araçlarla seçmenlerin karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilmesi planlanmalıdır. Üçüncüsü, “eylemli muhalefet”in görünürlüğünün artırılmasıdır. Alandaki mitingler ve kitlesel kampanyalarla sayısal içeriklerin birleşimi, muhalefetin etkili ve örgütlü duruşunun somut bir göstergesini sunmalıdır. Bu strateji, CHP’nin yalnızca seçmen tabanını korumasını değil, aynı zamanda yeni ve dinamik kitleleri kazanmasını da sağlayabilir. Yazında, sayısal araçların katılımcı demokrasi ve siyasal seferberlik üzerindeki etkisi “sayısal eylemcilik” (digital activism) veya “sayısal katılımlı siyaset” (online participatory politics) olarak tanımlanmaktadır

YARIŞAN İKİ PARTİNİN ORTAK STRATEJİLERİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER

Ekonomik Göstergelerin Stratejik Merkezliği: 2025 sonrası Türkiye siyasetinde, ekonomik göstergeler hem iktidar hem de muhalefet partileri için seçim stratejisinin merkezinde kalmaya devam edecektir. AKP açısından, enflasyon, döviz kuru ve kamu maliyesi göstergeleri, geçici rahatlama paketleri, maaş ve toplumsal yardım düzenlemeleri aracılığıyla seçmen davranışını yönlendirme ve mevcut parlamentoda anayasa değişikliği hedefini destekleme stratejisinin temel araçlarıdır. CHP açısından, aynı göstergeler, tersine servet transferi, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve alım gücündeki düşüş üzerinden seçmen seferberliğini güçlendiren stratejik eksen olarak kullanılacaktır. CHP, bu göstergeleri hem toplumsal fay hatlarını görünür kılmak hem de ekonomi merkezli reform paketlerini somutlaştırmak için kullanacaktır. Bu bağlamda ekonomi, yalnızca makroekonomik bir değişken değil, siyasal seferberlik, egemenlik/üstünlük savaşımı ve seçmen davranışını şekillendirme aracı olarak işlev görmektedir.

Sayısal Alanda Egemenlik- Sosyal Medya Yönlendirmeleri ve Algı Yönetiminin Artan Belirleyiciliği: Yakın gelecekte Türkiye’de seçim süreçlerinin en kritik bileşenlerinden biri, sosyal medya yönlendirmeleri ve algı yönetiminin giderek artan belirleyiciliği olacaktır. Sayısal platformların (TikTok, YouTube Shorts, Reels, X) siyasal iletişim üzerindeki etkisi hem iktidar hem de muhalefet açısından stratejik bir zorunluluk durumuna gelmiştir. AKP açısından bu alan, profesyonelleştirilmiş trol ağları, otomatik hesap kümeleri, viral kısa videolar, yönlendirici içerik üretimi ve zamanlaması yoluyla siyasal gündemin denetimin ve seçmen davranışının şekillendirilmesi için kullanılacaktır. Özellikle seçim dönemlerinde “deepfake” teknolojileri, yapay zeka destekli propaganda araçları ve algoritmik yönlendirilmesi olasılığı artmaktadır. CHP açısından ise sayısal alan, kitlesel katılımı seferber eden içerik üretimi, genç seçmenle etkileşim, eylemli muhalefetin görünür kılınması ve ekonomi merkezli mesajların sadeleştirilerek yaygınlaştırılması için stratejik önem taşımaktadır. Muhalefetin sayısal yapılanması giderek “sayısal alan örgütlenmesi” niteliğine bürünmektedir. Bu nedenle sosyal medya, artık yalnızca bir iletişim kanalı değil, siyasal yarışmanın yürütüldüğü, gündem oluşturmanın şekillendiği ve seçmen psikolojisinin hedef alındığı bir egemenlik alanı durumuna gelmiştir. Bu eğilimin önümüzdeki seçimlere damgasını vurması beklenmektedir. Sosyal medya yönlendirmeleri ve algı yönetimi giderek daha belirgin duruma gelecektir.

Siyasal Algoritmaların Artan Rolü: Sayısal alanın seçim süreçlerindeki belirleyiciliği, sayısal ortamda siyasal algoritmaların kullanımının yaygınlaşması ve siyasal karar alma süreçleriyle daha fazla bütünleştirilmesiyle güçlenmektedir. Algoritmalar seçmen davranışının çözümlenmesi ve hedeflenmesi açısından önem taşımaktadır. Büyük veri (big data) kullanılarak seçmen segmentleri belirlenmekte, duyarlı iletiler ve içerikler kişiselleştirilmiş biçimde iletilmektedir. İkincisi, içerik görünürlüğü ve gündem şekillendirme işlevidir. Platform algoritmaları üzerinden hangi içeriğin öne çıkarılacağı ve hangi iletinin viral olacağı denetlenebilmektedir. Bir başka önem taşıyan işlev ise siyasal karar alma ve siyasa üretimine katkı sağlanmasıdır. Parti stratejileri ve kampanya atılımları, algoritmalar aracılığıyla “simüle edilen ” (stimulated) seçmen tepkileri ve olası senaryolar üzerinden en uygun duruma getirilmektedir. Bu bağlamda, sosyal medya artık sadece iletişim kanalı değil, siyasal strateji üretim mekanizmasının bir parçası durumuna gelmiştir. Algoritmaların yaygın kullanımı hem AKP’nin hem CHP’nin stratejilerini biçimlendiren kritik bir araç olarak önem kazanacaktır.

Kutuplaşma ve Toplumsal Fay Hatlarının Seçim Stratejilerindeki Belirleyiciliği: 2025 sonrası Türkiye siyasetinde, etnik, mezhepsel, ideolojik ve toplumsal fay hatları üzerinden yürütülen kutuplaştırıcı söylemler seçim sonuçlarını belirlemede kritik bir rol oynamaya devam edecektir. AKP açısından, Alevilik, Kürt sorunu, LGBT karşıtlığı ve mülteci söylemi gibi toplumsal fay hatları seçmen bloklarını harekete geçirmek ve mevcut parlamentoda anayasa değişikliği gibi stratejik hedeflere ulaşmak için araçsallaştırılacaktır. Bu yaklaşım, kutuplaştırıcı söylemlerle seçmen davranışını yönlendirme ve taban seferberliği sağlama işlevi taşır. CHP açısından, muhalefet, kutuplaşmanın olumsuz etkilerini sınırlamak ve kendi tabanını korumak amacıyla, ekonomik ve kurumsal reform söylemleri üzerinden birleştirici mesajlar üretmeye çalışacaktır. Ancak seçmen algısında fay hatlarının etkisi hala önemli bir belirleyici unsur olarak kalacaktır. Bu bağlamda, toplumsal kutuplaşma ve fay hatları, sadece toplumsal ve siyasal gerginlik yaratmakla kalmayıp siyasal stratejilerin tasarlanması ve seçim sonuçlarının öngörülmesinde temel bir araç olarak işlev görmeye devam edecektir.

Siyasal Parti Stratejilerinde Yüzeysel Çözümleme Eğilimi: Türkiye’de siyasal partiler, halen derin siyasal çözümlemelerden çok kamuoyu yoklamaları, uzman görüşleri ve anlık veriler üzerinden strateji üretme eğilimindedir. Bu yaklaşım, partilerin seçmen davranışlarını öngörme ve uzun vadeli stratejik planlama kapasitelerini sınırlamakta, daha çok reaktif ve kısa vadeli siyasal atılımlar üretmelerine yol açmaktadır. AKP açısından, mevcut kamuoyu verileri, ekonomik paketler, troller, medya yönlendirmeleri ve kutuplaştırıcı söylemlerle desteklenen stratejik kararların biçimlenmesinde bir araç olarak kullanılmaktadır. Ancak bu veriler, uzun vadeli siyasal risklerin çözümlemesi veya toplumsal fay hatlarının derinlemesine incelenmesi için yeterli değildir. CHP ve diğer muhalefet partileri açısından ise kamuoyu yoklamalarına dayalı yaklaşım, ekonomi ve sayısal kampanya stratejilerinin tasarımını etkilerken, sürdürülebilir ve bütüncül muhalefet siyasaların geliştirilmesini engellemektedir. Sonuç olarak, Türkiye siyasetinde stratejik karar alma süreçleri halen reaktif, veri merkezli ve kısa vadeli odaklı olup, uzun vadeli siyasal mühendislik veya sistemli siyasa tasarımı açısından sınırlılık göstermektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

“Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı makalemizi, 2024–2025 dönemi siyasal gelişmeleri ışığında yeniden değerlendirdiğimizde, öngörülerin genel doğruluk oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Makale, AKP ve CHP’nin seçim stratejilerini çeşitli boyutlarıyla ele almış ve hem yapısal hem de taktiksel düzeyde analizler sunmuştur.

Öngörüler ve Gerçekleşme Düzeyleri

Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı ve yargının araçsallaştırılması: Makale, üçüncü adaylığın hukuksal ve siyasal zemininin yaratılmasını öngörmüştür. AYM kararlarının uygulanmaması, Yargıtay’ın ön plana çıkarılması ve İmamoğlu davası gibi süreçler bu öngörüyü doğrulamıştır.

AKP’nin “APO kozu” stratejisi: Öcalan/umut hakkı–PKK’nın feshi–DEM oyları üçgeni üzerinden yürütülen strateji, denetimli pazarlık alanı olarak öngörülmüş ve medyada yaratılan gündem ile büyük ölçüde gerçekleşmiştir.

Ekonomik seçim yönlendirmeleri: Rezerv satışları, kısa vadeli ekonomik paketler ve maaş düzenlemeleriyle seçmen davranışının yönlendirilmesi öngörüsü yüksek doğruluk payı taşımaktadır.

Medya ve algı yönetimi: Yandaş medya ağı, trol örgütlemeleri, “deepfake” ve sayısal kampanyaların yoğun kullanımı öngörüldüğü gibi uygulanmıştır.

Kutuplaşma ve toplumsal fay hatları: Etnik, mezhepsel ve toplumsal kutuplaştırıcı söylemler seçim süreçlerinde belirleyici olmuştur.

CHP’nin “eylemli muhalefet” çizgisi: Kitlesel mitingler, halk buluşmaları ve imza kampanyaları öngörüldüğü gibi gerçekleşmiştir.

Güncelleme Gerektiren Alanlar

Bununla birlikte bazı alanlarda güncelleme ve derinleştirme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Uluslararası boyut: Körfez sermayesi ile ilişkiler, Rusya ve ABD ile manevra alanları, seçim ekonomisine etkisi bakımından daha ayrıntılı ele alınabilir.

CHP’nin kurumsal reform söylemi: Kurumsal reform paketleri ve “hazır iktidar” algısı stratejileri güncellenerek güçlendirilebilir.

Sayısal kampanya ve sosyal medya: TikTok, Reels, kısa video ve algoritma tabanlı seçim stratejileri, gelecekte daha belirleyici duruma gelmektedir.

Muhalefet içi ittifak mimarisi: DEM ve diğer küçük muhalefet partileriyle esnek ittifak stratejileri, “opposition hedging” bağlamında ele alınmalıdır.

Geleceğe Dönük Olası Stratejiler

AKP: Mevcut parlamentoda 400 milletvekili eşiğine ulaşarak anayasa değişikliğini gerçekleştirme; yargıyı araçsallaştırma, kayyım atamaları ve kutuplaştırıcı söylemler aracılığıyla seçim güvenliği sağlama, ekonomi ve sosyal yardımlarla tersine servet transferinin olumsuz etkilerini sınırlama, sosyal medya ve sayısal algoritmalar aracılığıyla seçmen davranışını yönlendirme.

CHP: Ekonomi merkezli söylev ve reform paketleriyle seçmen seferberliği; sayısal kampanya ve kitlesel katılım süreçleri ile “eylemli muhalefet” çizgisini genişletme; kurumsal reform paketlerini ön plana çıkararak “hazır iktidar” algısını güçlendirme; DEM ve diğer küçük muhalefet aktörleri ile esnek ittifak stratejileri geliştirme.

Genel Değerlendirme

Makale, bilimsel bir öngörü sınavı açısından değerlendirildiğinde öngörülerinin büyük çoğunluğunun yüksek doğruluk taşıdığı görülmektedir. Özellikle Erdoğan’ın üçüncü adaylığı, yargının araçsallaştırılması, APO kozu stratejisi, ekonomik ve medya yönlendirmeleri, kutuplaşma siyaseti ve CHP’nin eylemli muhalefet çizgisine geçişi alanlarında isabet kaydedilmiştir.

Güncelleme gerektiren alanlar ise hem akademik derinlik kazandırmak hem de geleceğe dönük öngörüleri güçlendirmek açısından önemlidir. Bu çerçevede, makale siyasal stratejilerin çözümlenmesinde hem Türkiye siyasetini anlamak hem de karşılaştırmalı siyaset bilimi açısından kuramsal çıkarımlar üretmek için sağlam bir temel sunmaktadır.


 

KAYNAKÇA (Chicago)

1. Yarışmacı Otoriterlik ve Otoriterleşme

Bermeo, Nancy. “On Democratic Backsliding.” Journal of Democracy 27, no. 1 (2016): 5–19.

Brownlee, Jason. Authoritarianism in an Age of Democratization. Cambridge: Cambridge University Press, 2007.

Diamond, Larry. “Thinking about Hybrid Regimes.” Journal of Democracy 13, no. 2 (2002): 21–35.

Levitsky, Steven, and Lucan A. Way. Competitive Authoritarianism: Hybrid Regimes after the Cold War. Cambridge: Cambridge University Press, 2010.

Svolik, Milan. The Politics of Authoritarian Rule. Cambridge: Cambridge University Press, 2012.

2. Yargısallaşma, Yargının Araçsallaştırılması ve Yargı Darbeleri

Ginsburg, Tom. Judicial Review in New Democracies: Constitutional Courts in Asian Cases. Cambridge: Cambridge University Press, 2003.

Hirschl, Ran. Towards Juristocracy: The Origins and Consequences of the New Constitutionalism. Cambridge: Harvard University Press, 2004.

Koza, Pavel, and Luca Cianetti. “Judicial Capture in Competitive Authoritarian Regimes.” Governance (2021).

Moustafa, Tamir. The Struggle for Constitutional Power: Law, Politics, and Economic Development in Egypt. Cambridge: Cambridge University Press, 2007.

Sadurski, Wojciech. Poland’s Constitutional Breakdown. Oxford: Oxford University Press, 2019.

Scheppele, Kim Lane. “Autocratic Legalism.” University of Chicago Law Review 85, no. 2 (2018).

3. Kutuplaşma, Popülizm ve Fay Hatları

Laclau, Ernesto. On Populist Reason. London: Verso, 2005.

McCoy, Jennifer, Tahmina Rahman, and Murat Somer. “Polarization and the Global Crisis of Democracy.” American Behavioral Scientist 62, no. 1 (2018): 16–42.

Mudde, Cas, and Cristóbal Rovira Kaltwasser. Populism: A Very Short Introduction. Oxford: Oxford University Press, 2017.

Somer, Murat. Return to Single-Party Rule in Turkey? London: Routledge, 2019.

4. Sayısal Propaganda, Algoritmik Siyaset ve Deepfake Ekosistemi

Bradshaw, Samantha, and Philip N. Howard. The Global Disinformation Order: 2019 Global Inventory of Organized Social Media Manipulation. Oxford: Oxford Internet Institute, 2019.

Marwick, Alice, and Rebecca Lewis. Media Manipulation and Disinformation Online. New York: Data & Society Research Institute, 2017.

Tufekci, Zeynep. Twitter and Tear Gas: The Power and Fragility of Networked Protest. New Haven: Yale University Press, 2017.

Tucker, Joshua A., et al. “Social Media, Political Polarization, and Political Disinformation.” SSRC Working Paper, 2017.

Woolley, Samuel, and Philip N. Howard. “Bots and Political Influence.” Political Communication 29, no. 4 (2016): 488–491.

5. Datafied Governance (Verileştirilmiş Yönetişim) ve Sayısal Otoriterlik

Couldry, Nick, and Ulises A. Mejias. The Costs of Connection: How Data Is Colonizing Human Life and Appropriating It for Capitalism. Stanford: Stanford University Press, 2019.

Dencik, Lina, Arne Hintz, and Zelda Carey. “The Datafied State: Datafication, Transparency and the Digital Turn.” Information, Communication & Society 22, no. 8 (2019): 1171–1186.

Hintz, Arne, Lina Dencik, and Karin Wahl-Jorgensen. Digital Citizenship in a Datafied Society. Cambridge: Polity Press, 2019.

Yeung, Karen. “Algorithmic Regulation: A Critical Interrogation.” Philosophy & Technology 31, no. 2 (2018): 1–28.

Zuboff, Shoshana. The Age of Surveillance Capitalism. New York: PublicAffairs, 2019.

6. Seçim Stratejileri, Kampanya Çözümlemesi, Siyasal Davranış

Hillygus, D. Sunshine, and Todd Shields. The Persuadable Voter: Wedge Issues in Presidential Campaigns. Princeton: Princeton University Press, 2008.

Issenberg, Sasha. The Victory Lab: The Secret Science of Winning Campaigns. New York: Crown, 2012.

Kriesi, Hanspeter. “The Politics of Fear: The Shifting Boundaries between Right-Wing Populism and Mainstream Politics in Western Europe.” West European Politics 37, no. 1 (2015): 1–19.

Norris, Pippa, and Ronald Inglehart. Cultural Backlash: Trump, Brexit, and the Rise of Authoritarian Populism. Cambridge: Cambridge University Press, 2019.

7. Türkiye Siyaseti Üzerine Çalışmalar

Çınar, Menderes, and Sabri Sayarı, eds. Party Politics in Turkey. London: Routledge, 2018.

Esen, Berk, and Şebnem Gümüşçü. “Rising Competitive Authoritarianism in Turkey.” Third World Quarterly 37, no. 9 (2016): 1581–1606.

Somer, Murat. Democratic Backsliding in Turkey. Oxford: Oxford University Press, 2020.

Yıldızoğlu, Ergin. Türkiye’de Otoriterleşme ve Siyasal İslam. İstanbul: İletişim Yayınları, 2020.

EKLER:

 

Çizelge 3:

 

AKP Strateji ve Taktikleri

Strateji / Taktiği

Durum (Gerçekleşme)

Gözlem / Açıklama

1. Siyasal Stratejiler

1.1 Rakip Adayların Etkisizleştirilmesi

Doğrulandı

İmamoğlu gibi önemli muhalefet figürlerine yönelik yargı baskısı sürdü; tutuklamalar ve soruşturmalar var.
Medya ve sosyal medya üzerinden muhalefetin sesi kısıtlanıyor.

1.2 Sosyal Hareketler ve Geniş Koalisyonlar Kurma

Kısmen Doğrulandı

Kürt hareketiyle (DEM / HDP ekseni) temas olduğu tartışılıyor.  Ancak henüz “büyük demokratik açılım” ya da kalıcı geniş koalisyon görünmüyor.

2. Ekonomik Stratejiler

2.1 Servet Transferi ve Kayırmacı Siyasetler

Doğrulandı

Kamu ihaleleri ve altyapı projeleriyle iktidara yakın iş çevrelerine kaynak aktarımı devam ediyor (önceki eğilim sürüyor).  Yandaş şirketlere ekonomik avantaj sağlama stratejisi büyük ölçüde işlemeye devam ediyor.

2.2 Sosyal Yardımlar ve Ekonomik Rehabilitasyon

Kısmen Doğrulandı

Sosyal yardım ve emekli maaşı artışları var, ancak enflasyon ve ekonomik kriz sosyal yardımların etkisini sınırlıyor.

2.3 Ekonomik Kararlılık ve Canlandırma

Doğrulanmadı / Zayıf

Ekonomide net bir toparlanma yok; kur, enflasyon ve ekonomik belirsizlik devam ediyor. Canlı bir konut ve altyapı kaynaklı ekonomik çark beklendiği kadar güçlü işlemiyor.

3. Hukuksal ve Anayasal Stratejiler

3.1 Anayasa Değişikliği ve İktidar Meşruluğu

Kısmen Doğrulandı

Anayasa değişikliği olasılığı tartışılıyor, DEM Parti ve diğer aktörlerle temas var. Ancak somut referandum ya da kalıcı anayasal reforma henüz tam yansıma görmedi.

3.2 Yargının Siyasallaşması

Doğrulandı

Yargı bağımsızlığı konusunda gerileme gözleniyor; yargı organları iktidar lehine kullanılıyor gibi yorumlar yaygın.
Kurumlar (mahkemeler, denetleyici organlar) üzerindeki siyasal etki devam ediyor.

4. Medya ve İletişim Stratejileri

4.1 Medyanın Yönlendirilmesi

Doğrulandı

İktidar yanlısı medya organları güçlü şekilde varlığını sürdürüyor; muhalif medyanın kısıtlanması devam ediyor.
Sosyal medyada trol ve çevrimiçi yönlendirme stratejileri de etkili.

4.2 Seçmen Algısı Yönetimi

Kısmen Doğrulandı

Korku ve güvenlik temalı siyasalalar sık kullanılıyor (“kararlılık”, “beka” söylemi). Ancak ekonomik kriz ve yaşam pahalılığı seçmen nezdinde bu stratejinin etkisini sınırlıyor.

5. Toplumsal ve Kültürel Stratejiler

5.1 Din ve Milliyetçi Siyaset

Doğrulandı

Milliyetçi ve dinsel söylemler güçlü bir şekilde devam ediyor; İslamcı-milliyetçi seçmen tabanına hitap eden siyasalar sürüyor.

5.2 Kimlik Siyaseti ve Toplumsal Kutuplaşma

Doğrulandı

Alevi, Kürt gibi toplumsal kimlikler üzerinden kutuplaştırıcı söylemler artmış durumda. Sosyal medya ve devlet söylemiyle kimlik siyaseti etkili şekilde kullanılıyor.

 

 

Çizelge 4:

 

CHP Strateji ve Taktikleri

 

A. Muhalefetteyken Uygulanabilir Stratejiler

Strateji / Taktik

Durum

Gözlem / Açıklama

1.1 Rakip Adayların Etkisizleştirilmesi ve İttifak Stratejisi

Kısmen Doğrulandı

Muhalefet ittifakı zayıfladı. CHP ittifak kapasitesini muhafaza etmekte zorlanıyor; fakat yerel düzeyde iş birlikleri sürdürülebilir. Bu strateji muhalefetteyken de uygulanabilir.

1.2 Toplumsal Gelişmeleri Kapsayan Siyasalar

Kısmen Doğrulandı

Söylem düzeyinde güçlü (gençlik, kadın, eşitlik), fakat kapsamlı reform önerileri yeterince görünür değil. Muhalefetin durumu söylem geliştirmeyi olanaklı kılıyor.

4.1 Halkla İletişim ve Sosyal Medya

Doğrulandı

CHP sürekli uygulayabildiği, muhalefetteyken etkili olabilen bir strateji.

4.2 Alternatif Medya Kurma ve Yönlendirme

Kısmen Doğrulandı

CHP muhalefetteyken bunu yapabilir; ancak medya gücü iktidar karşısında sınırlı.

5.1 Kimlik Temelli Siyaset ve Kapsayıcılık

Kısmen Doğrulandı

Muhalefetteyken kullanılabilir bir strateji; Kürt ve Alevi seçmene yönelik kapsayıcı söylem var, ancak daha geniş toplumsal kesimlere yönelik program tam değil.

6.1 AB ve Uluslararası İlişkilerde Söylem ve İmaj Oluşturma

Kısmen Doğrulandı

İktidar olmadığı için etkili dış siyasala yapamaz ama dış paydaşlarla iletişim, kadro hazırlığı, gölge diplomasi olanaklıdır.

 

 

B. CHP’nin ANCAK İKTİDAR OLDUKTAN SONRA UYGULAYABİLECEĞİ Stratejiler

Strateji / Taktik

Durum

Gözlem / Açıklama

2.1 Gelir Dağılımında Eşitsizliğe Müdahale Siyasalaları

İktidar Olmadan Uygulanamaz

CHP bu stratejiyi yalnızca iktidar olduğunda yaşama geçirebilir. Muhalefetteyken sadece söylem ve taslak program üretebilir.

2.2 Ekonomik Kararlılık ve Kalkınma Programları

İktidar Olmadan Uygulanamaz

Ekonomik kararlılık ve kalkınma devlet gücü gerektirir. Muhalefetteyken kapsamlı uygulama olasılığı yoktur.

2.3 İş Gücü ve Emeklilik Reformu

İktidar Olmadan Uygulanamaz

Emeklilik, SGK, iş gücü piyasası reformu ancak yürütme gücüyle yapılabilir.

3.1 Parlamenter Sisteme Dönüş

İktidar Olmadan Uygulanamaz

Sistem değişikliği için anayasa değişikliği gerekir. CHP’nin muhalefetteyken yapabileceği yalnızca kamuoyu hazırlığıdır.

3.2 Yargı Bağımsızlığı Reformu

İktidar Olmadan Uygulanamaz

CHP muhalefetteyken vurgulayabilir, ancak reform ancak iktidar olduğunda yapılabilir.

5.2 Eğitim ve Kültür Reformları

İktidar Olmadan Uygulanamaz

Eğitim programı, kurum yapılanmaları ancak iktidarda değiştirilebilir.

 

Çizelge 5:

 

AKP’NİN GELECEK STRATEJİLERİ

Stratejik Alan

Araç / Yöntem

Açıklama

Anayasa Değişikliği İçin 400 Milletvekili Hedefi

MHP ve DEM Desteğinin Maksimizasyonu

Öcalan’ın “umut hakkı”, PKK’nın tasfiyesi söylemi, denetimli yakınlaşma.

Milletvekili Transferleri

Baskı, ödül, pazarlık; parlamenter mühendislik, kooptasyon.

Muhalefetin Yargı Yoluyla Zayıflatılması

CHP’ye kapatma tartışmaları, İmamoğlu davası, belediye başkanlarının tutuklanması.

DEM Üzerinde Çift Hatlı Baskı–Özendirme

Hem baskı hem ödül araçlarının birlikte kullanılması.

Meclis Dinamiklerinin Mühendisliği

Parti içi bölünmeler, grup disiplini baskısı, kurumsal düzenlemeler.

Yargısal Baskı ile Muhalefetin Etkisizleştirilmesi

Kayyım Mekanizması

CHP il başkanlıklarına kayyım; örgütsel kapasiteyi sınırlandırma.

Yargının Araçsallaştırılması

Delilsiz iddianameler, uzun süren davalar, “yargısal darbe”.

Medya ve Entelektüel Baskı

Medya ve Aydınlara Yönelik Baskı

Gazeteci, akademisyen, muhalif entelektüellerin sindirilmesi.

Hak ve Özgürlüklerin Kısıtlanması

İnternet ve ifade özgürlüğünün sınırlanması

Örgütlenme ve muhalefet kapasitesinin zayıflatılması.

Sayısal Medya Stratejisi

Kısa Video Platformları

TikTok, Reels, Shorts üzerinden genç seçmen hedefleme.

Uluslararası İlişkilerle Ekonomik Rahatlama

Körfez, Rusya, ABD ile Finansal Manevralar

Seçim ekonomisi için kaynak sağlama, kısa vadeli canlandırma paketi.

Toplumsal Fay Hatlarının Kullanımı

Mezhep, etnik ve ideolojik kutuplaştırma

Seçmen seferberliği ve muhalefetin baskılanması.

Dar Gelirlilere Yönelik Kısa Vadeli İyileştirmeler

Maaş artışları, sosyal yardım paketleri

Tersine servet transferinin etkilerini hafifletme.

 

Çizelge 6:

 

CHP’NİN GELECEK STRATEJİLERİ

Stratejik Alan

Araç / Yöntem

Açıklama

Ekonomi Merkezli Siyasallaştırma

Enflasyonun “günlük hayat” üzerinden anlatılması

Kira, gıda, ulaşım maliyetlerinin somutlaştırılması.

Tersine Servet Transferi Söylemi

Enflasyon, partizan kayırmacılık, düşük ücret siyasası.

Alım Gücü Erozyonunun Somutlaştırılması

2015–2025 fiyat karşılaştırmaları, “kaybedilen refah”.

Kurumsal Reform Söylemi

Yargı Reformu

Hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı.

Ekonomik–Toplumsal Reformlar

Gelir eşitsizliği, sosyal güvenlik, emeklilik.

Kamu Yönetimi Reformu

Etkinlik, saydamlık, yerel yönetim kapasitesi.

Esnek İttifak Stratejisi

DEM ve küçük partilerle iş birliği

Koalisyon yönetimi, seçim güvenliği, risk azaltma.

Sayısal ve Katılımcı Kampanyalar

Kısa videolar ve genç seçmen odaklı iletişim

TikTok, Reels, sayısal aktivizm.

Katılımcı Siyaset

Online forum, katılımcı kampanyalar.

Eylemli Muhalefet

Miting + sayısal seferberlik bütünleşmesi.

 

Çizelge 7:

 

YARIŞAN PARTİLERİN ORTAK STRATEJİK EKSENLERİ

Ortak Tema

AKP’nin Kullanımı

CHP’nin Kullanımı

Ekonomik Göstergelerin Merkeziliği

Geçici iyileştirme paketleri; seçmen davranışı mühendisliği, anayasa hedefi için destek toplama.

Ekonomik çöküşü siyasallaştırma; gelir adaletsizliği, alım gücü.

Sayısal Medya ve Bilgi Savaşları

Algı yönetimi, hızlı bilgi akışı, genç seçmene erişim.

Sayısal eylemcilik, katılım ve örgütlenme.

Toplumsal Fay Hatları

Kutuplaştırmanın artırılması ve seçmen seferberliği.

Kutuplaşmanın azaltılması ve geniş koalisyon kurulması.

Güvenlik ve Seçim Süreçleri

Yerel baskılar ve güvenlik aygıtının kullanımı.

Seçim güvenliği için ittifak genişletme.

 

 

Çizelge 8:

 

AKP ve CHP STRATEJİLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÇÖZÜMLEMELİ GÖRÜNÜMÜ

Boyut

AKP

CHP

Temel Hedef

Mevcut Meclis içi mühendislikle 400 milletvekili

Ekonomi merkezli geniş toplumsal seferberlik

Araç

Yargı, medya, dış kaynak, kutuplaştırma, baskı

Reform, sayısal kampanya, katılım, ekonomi

İttifak Mantığı

Denetimli, araçsallaştırılmış (MHP–DEM)

Esnek, genişletici

Seçmen Seferberliği

Korku, statüko, kimlik siyasası

Ekonomi, umut, sosyal refah

Kritik Risk Alanı

Ekonomik kırılganlık + denetimsiz şiddet

Baskı aygıtları + seçmen korkusu

 



[1] Kooptasyon (cooptation) içten seçim

[2] Varılan bu sonuç mantıklı gibi görünse de çok doğru olmayabilir. Örneğin, 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP tek başına çoğunluğu kaybetmiş ve koalisyon görüşmeleri başarısız olmuştu. Bunun üzerine 1 Kasım 2015’te erken seçim yapıldı ve AKP tekrar tek başına iktidar oldu. Kısacası, anarşi, terör ve kaos siyasal prim üretmişti.

[3] AKP iktidarı döneminde Türkiye’de “gelir dağılımı eşitsizliklerinin ve tersine servet transferinin siyasallaştırılması süreci” belirgin bir şekilde gözlemlenmektedir. Gelir dağılımı, sosyal yardım programları ve emeklilik hakları gibi ekonomik kaynakların yeniden dağılımına ilişkin toplumsal talepler, iktidar partisinin seçim stratejileri kapsamında siyasetin merkezine taşınmıştır. Özellikle düşük gelirli ve kırsal kesimlere yönelik nakit yardımlar, sosyal destek paketleri ve kamu istihdamı uygulamaları, sadece ekonomik bir politika aracı olmaktan çıkıp seçmen tabanını genişletmek ve siyasal desteği pekiştirmek amacıyla kullanılmıştır. Bu süreç, gelirin yeniden dağıtılması sorunu çatışmanın doğrudan siyasallaşması anlamına gelmekte ve toplumsal eşitsizlik kaynaklı taleplerin siyasal yarışma ve iktidar stratejileri bağlamında yönlendirilmesine olanak vermektedir. Böylece, ekonomik ve toplumsal çıkar çatışmaları seçmen davranışlarını şekillendirmek ve siyasal güç bütünleşmesini sağlamak için sistemli olarak siyasallaştırılmaktadır.

Hiç yorum yok: