Eski Bir Makaleye Yeni Bir Bakış:
Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim
Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma, bir yıl önce yayımlanan
“Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset
Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı makalenin öngörüsel doğruluk düzeyini
2024–2025 siyasal gelişmeleri ışığında yeniden değerlendirmektedir. Çalışma,
niteliksel süreç izleme, belgelerden türetilmiş veri incelemesi, medya taraması
ve karşılaştırmalı siyasal çözümleme yöntemlerini bir arada kullanarak
makaledeki stratejik öngörülerin gerçekleşme düzeylerini ölçmektedir. Bulgular,
özellikle AKP’nin üçüncü kez adaylık stratejisi, yargının araçsallaştırılması,
“Apo kozu”, ekonomik manipülasyonlar, medya ve algoritmik yönlendirme
teknikleri ile CHP’nin eylemli muhalefete yönelişi konusunda yüksek doğruluk
düzeyine işaret etmektedir. Ayrıca çalışma, hem iktidar hem muhalefet açısından
gelecekte izlenebilecek olası stratejik yönelimleri tartışmakta ve Türkiye’nin yarışmaçi
otoriterlik modeli içindeki konumunu güncellenmiş kuramsal bir çerçeveye
yerleştirmektedir.
Anahtar
Kelimeler: Yarışmacı otoriterlik, seçim
stratejileri, yargının araçsallaşması, kutuplaşma, algoritmik siyaset, CHP,
AKP.
Abstract
This article revisits an earlier analytical framework on Turkey’s
2024–2025 political trajectory by systematically assessing the accuracy of its
predictions through an ex-post “forecast verification” approach.
Methodologically, the study employs a qualitative design combining process
tracing, media and document analysis (including judicial files, parliamentary
records, and party statements), and comparative assessment of political events.
The theoretical framework draws on the literature on competitive authoritarianism,
institutional erosion, judicial capture, and electoral engineering while
situating Turkey within hybrid-regime models that blend formal electoral
competition with coercive–institutional instruments. The literature review
highlights debate on polarization, digital propaganda ecosystems, algorithmic
governance, and opposition coordination in electorally competitive autocracies.
Findings indicate that predictions regarding the AKP’s constitutional majority
strategy, judicial instrumentalization, economic manipulation, the reactivation
of the Öcalan card, media/algorithmic influence operations, and
polarization-driven mobilization have been highly accurate. By contrast,
forecasts concerning international maneuvering, digital campaigning, and opposition
alliance structures require revision. The article concludes by outlining
prospective strategic scenarios for both government and opposition actors and
offers theoretical and practical insights into strategic adaptation in hybrid
political regimes.
Keywords: Turkey; competitive authoritarianism; electoral engineering; judicial
instrumentalization; digital campaigning; polarization; political forecasting;
AKP; CHP
GİRİŞ
Yaklaşık bir yıl önce yayınladığım
“Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim
Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı makalemin yeniden irdelenmesinde yarar
gördüm. Önceki makalemde yaklaşan genel seçimler öncesinde ve alarm veren
kamuoyu yoklamaları bağlamında AKP ve CHP’nin seçim stratejilerini kavramaya ve
okuyuculara anlatmaya çalışmıştım. Bu yeni makalede daha önce öngördüğüm
stratejilerin gerçekleşme durumları ve yorumlarımın genel başarısı irdelenmektedir.
Türkiye, belki de siyasal tarihinde
hiç görülmediği şekilde, büyük bir siyasal savaşım yaşamaktadır. Bir yanda
yaklaşık 25 yıldır iktidarını sürdüren ama son kamuoyu yoklamalarında bu
şansını yitirmekte olduğunu gören AKP önderliğindeki Cumhur İttifakı ve öte
yanda 40 yıldır iktidar olamayan ama seçilme ve iktidar olma şansının ortaya
çıkmakta olduğunu gören CHP arasında gerilimli ve zaman zaman normal yarışma
koşullarının dışına çıkan şiddetli bir siyasal savaşım ve yarışma
izlenmektedir. Her iki grup da bu amaçla kendi strateji ve taktiklerini
oluşturmuşlar ve uygulamaya başlamışlardır.
Yaklaşık bir yıl önce yayınlanmış bir
makalemde partilerin strateji ve taktikleri ortaya koyulmuştu. Bu makalede daha
önce belirtilen öngörülerin ve yapılan yorum ve açıklamaların isabetlilik ve
doğruluk düzeyleri irdeleme konusu yapılacak ve ileriye yönelik strateji ve
taktik önerilerinde bulunulacaktır.
AMAÇ VE HEDEFLER
Bu araştırmanın amacı yukarıda
belirtilen siyasal savaşımda kullanılan strateji ve taktikleri karşılaştırmalı
siyaset bilimi disiplininin araştırma yöntemlerine uygun olarak belirlemek ve
irdelemektir.
Araştırmanın hedefleri şunlardır:
AKP
ve CHP’nin izledikleri siyasal strateji ve taktikler nelerdir?
Daha
önceki makalemde belirtilen öngörülerin isabetlilik düzeyi nedir?
Hangi
strateji ve taktikler tam isabetli veya kısmen isabetli belirlenmiştir,
hangileri doğrulanmamıştır?
İki
partinin izlediği stratejiler ve taktikler arasındaki benzerlikler ve
farklılıklar nelerdir?
Her
iki partinin de geliştirmesi ve stratejilerine eklemesi gereken eksik ve
yetersiz yönler nelerdir?
YÖNTEM
Bu makale, önceki çalışmanın
öngörülerini sınamak ve güncel siyasal gelişmelerle karşılaştırmak amacıyla
nitel bir araştırma tasarımı benimsemektedir. Yöntemsel bileşenler şunlardır:
Süreç İzleme: Siyasal olayların zaman içindeki nedensel
sıralaması incelenerek öngörüler ile gerçekleşen gelişmeler arasındaki
ilişkiler çözümlenmiştir.
Belge
Çözümlemesi: Yargı kararları
ve iddianameler (özellikle İBB/İmamoğlu dosyası), TBMM tutanakları, siyasal partileri
strateji açıklamaları, kamuoyu araştırmaları, biçimsel ekonomik veriler sistemli
biçimde taranmıştır.
Medya ve Sayısal
Ekosistem İncelemesi: Yandaş
medya, karşıt medya, sosyal medya içerikleri, trol ağları, algoritmik
yönlendirmeler ve kısa video propaganda materyalleri değerlendirilmiştir.
Karşılaştırmalı
Siyaset Tekniği: Türkiye, yarışmacı
otoriter rejim modelleri, popülist liderlik, yargısal darbe, seçim mühendisliği
ve sayısal otoriterlik yazınında yer alan örneklerle karşılaştırılmıştır.
Bu yöntem seti hem öngörülerin
ölçülmesine hem de yeni stratejik eğilimlerin belirlenmesine olanak
sağlamaktadır.
KURAMSAL ÇERÇEVE
Araştırma, Türkiye’nin mevcut siyasal
rejimini anlamak için aşağıdaki kuramsal eksenlere dayanmaktadır:
Yarışmacı
Otoriterlik Kuramı
Levitsky & Way’in modeline göre,
seçimlerin varlığını koruyan ancak siyasal yarışmanın adil olmadığı rejimlerde yargı,
medya, devlet kaynakları ve güvenlik aygıtları iktidar lehine asimetrik biçimde
kullanılmaktadır. Türkiye’nin 2016 sonrası dönüşümü bu kuramsal çerçeveye net
biçimde uymaktadır.
Yargısallaşma ve
Yargının Araçsallaştırılması
Ginsburg, Hirschl, Moustafa gibi
yazarların çalışmalarının gösterdiği üzere, otoriterleşen rejimlerde yargı muhalefeti
etkisizleştirme, siyasal yarışmayı sınırlama, kurumsal alanı yeniden
biçimlendirme amaçlarıyla stratejik bir araç durumuna gelir. İBB/İmamoğlu
davası, parti kapatma tartışmaları ve dokunulmazlıkların kaldırılması bu
çerçevenin doğrudan örnekleridir.
Kutuplaşma ve Fay
Hatları Siyaseti
McCoy & Somer’in kutuplaşma kuramı
uyarınca, iktidarın etnik, mezhepsel, kültürel ve sınıfsal fay hatlarını
stratejik olarak siyasal seferberlik aracı durumuna getirmesi yarışmacı
otoriter rejimlerin temel özelliğidir.
Sayısal
Otoriterlik ve Algoritmik Siyaset
Bradshaw & Howard’ın “yapay zeka
destekli propaganda” ve “platform yönlendirmesi” kuramları; Tufekci’nin
“algoritmik görünürlük” kavramı ve Gurumurthy'nin “verileştirilmiş yönetişim” (datafied
governance) yaklaşımı son gelişmelerin anlaşılması bakımından önemlidir. Verileştirilmiş
yönetişim kavramı, sayısal siyaset ve yönetim yazınında giderek daha fazla
kullanılan, son derece önemli bir terimdir. Verileştirilmiş yönetişim devletin
ve siyasal aktörlerin karar alma süreçlerinin giderek daha fazla büyük veri (big
data), algoritmalar, sayısal izler, platform verileri ve davranışsal profil
çıkartma teknikleri üzerinden yürütülmesi anlamına gelir. Bu modelde yönetişim
süreçleri “verileştirilir”. Devlet, bireylerin sosyal medya verileri, kamu
hizmeti kullanım verileri, ekonomik davranışları, sayısal hareketleri,
beğenileri ve tüketim alışkanlıkları üzerinden sürekli veri toplar. Algoritmalar
karar alma süreçleriyle bütünleştirilir. Kime sosyal yardım verileceği, riskli
gruplar, siyasal kampanya hedef kitlesi, güvenlik riski değerlendirmeleri ve kamu
hizmeti öncelikleri giderek algoritmik puanlama sistemlerine bağlanır. Siyasal
kampanya stratejileri veri odaklı duruma gelir. Partiler, büyük veri ve makine
öğrenimi modelleriyle hangi seçmen grubunun hangi mesajlara daha duyarlı
olduğunu çözerek kişiselleştirilmiş propaganda, mikro-hedefleme, kısa video
içerikleri ve algoritmik görünürlük yönlendirmeleri yapar. Devlet-vatandaş
ilişkisi “başarım ve davranış” temelli okunur. Çin’deki sosyal kredi sistemi
bunun uç örneğidir. Türkiye’de ise daha düşük yoğunluklu ama artan bir eğilim
vardır. “E-devlet” davranış geçmişi, borç kayıtları, sosyal medya paylaşımları,
sayısal ayak izi çözümlemeleri kamu siyasalarına girdi sağlamaktadır.
Bu kavram özellikle şu alanlarda
önemlidir: sayısal otoriterleşme, siyasal algoritmalar, algoritmik yönlendirme,
“deepfake” ve propaganda, Devletin veri tekeli ve seçmen davranışının
makine öğrenimi ile modellenmesi. Türkiye’de 2023 sonrası bu model giderek
belirginleşmiştir. Türkiye’deki trol ağları, bot hesapları, “deepfake” olasılıkları
ve kısa video stratejileri için açıklayıcı kuramsal zemini sağlar.
YAZIN TARAMASI
Çalışmanın kuramsal ve yöntemsel
dayanaklarını oluşturan yazın dört alanda yoğunlaşmaktadır:
Yarışmacı
Otoriter Rejimler ve Seçim Mühendisliği: Levitsky
& Way, “Competitive Authoritarianism”; Svolik, “The Politics of
Authoritarian Rule” ve Scheppele, “Constitutional Capture”. Bu çalışmalar,
Türkiye’deki seçim süreçlerinin kurumsal dengesizliklerini anlamak için temel
oluşturur.
Yargının
Siyasallaşması ve Yargısal Darbeler: Ginsburg,
“Judicial Review in New Democracies”; Hirschl, “Towards Juristocracy” ve Moustafa,
“Law and Resistance in Authoritarian States”. Bu kaynaklar Türkiye’de son
dönemde yaşanan yargı müdahalelerini açıklamak için önemlidir.
Kutuplaşma,
Kimlik Siyaseti ve Fay Hatları: McCoy
& Somer, “Polarization and the Global Crisis of Democracy” ve Laclau, “On
Populist Reason”. Bu kaynaklar AKP’nin kutuplaştırıcı stratejilerini çözümleyen
kuramsal zemini sağlar.
Sayısal
Propaganda, Algoritmik Yönlendirme ve Siyasal İletişim: Tufekci, “Twitter and Tear Gas”; Bradshaw
& Howard, “Global Propaganda and Political Bots” ve Tucker et al, “Social
Media and Democracy”.
Bu yazın kaynakları Türkiye’deki
sayısal alan savaşımlarının (troller, botlar, kısa videolar, deepfake) siyasal
etkisini anlamak için gereklidir.
ÖNCEKİ MAKALEMİN
ÖNGÖRÜLERİNİN GERÇEKLEŞME DÜZEYİ
Aşağıdaki Çizelge 1, makalemde yer
alan temel öngörüler ile 2025 sonu itibarıyla gerçekleşme durumlarını göstermektedir:
|
Çizelge 1: Öngörüler ve Gerçekleşme Düzeyi |
|||
|
Öngörü |
Beklenen Strateji |
Gerçekleşme Durumu |
Açıklama / Notlar |
|
Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı |
Hukuksal tartışmayı sınırlamak, AYM kararlarını iktidar lehine
araçsallaştırmak |
Tam gerçekleşti |
Yargıtay ve iktidar medyası aracılığıyla “eylemli kabul” stratejisi başarıyla uygulandı |
|
AKP’nin “APO kozu” |
Öcalan/umut hakkı–PKK feshi–DEM oyları üçgeni |
Büyük ölçüde gerçekleşti |
Silahsızlanma ve PKK’nın tasfiyesi söylemleri medyada denetim altında yayıldı; DEM üzerinden anayasa değişikliği olasılığı halen müzakere aşamasında |
|
AKP’nin ekonomik stratejileri |
Kriz yönetimi, geçici rahatlama paketleri, kur dengeleme
hamleleri |
Tam gerçekleşti |
Rezerv satışları, maaş düzenlemeleri ve kısa süreli yardım paketleri beklendiği gibi uygulandı |
|
AKP’nin medya ve algı yönetimi |
Yandaş medya ağı, trol ağları, “deepfake”, AA yönlendirmesi |
Tam gerçekleşti |
Sosyal medya ve medya yönlendirmesi makalede öngörüldüğü gibi çalıştı |
|
CHP’nin “eylemli muhalefet” |
Meydan mitingleri, kitlesel kampanyalar, seçmen seferberliği |
Tam gerçekleşti |
Çarşamba
mitingleri, Halk Buluşmaları ve 16 milyon imza süreci öngörüyle birebir örtüşüyor |
|
CHP’nin ekonomik program eksikliği |
Net vitrin yok |
Tam gerçekleşti |
CHP’nin ekonomi programı halen bütüncül ve seçmen nezdinde ikna edici değil |
|
CHP ittifak kapasitesi |
Geniş ittifak sınırlı |
Tam gerçekleşti |
Muhalefet blokları dağınık, kısa ömürlü iş birlikleri oluştu |
|
Kutuplaşma stratejileri |
Etnik–mezhepsel fay hatları, LGBT karşıtlığı, mülteci söylemi |
Tam gerçekleşti |
2023 ve sonrası dönem, makaledeki öngörülerle örtüşüyor |
Erdoğan’ın Üçüncü
Kez Adaylığı Konusunda Öngörüler:
Makale, AKP’nin üçüncü kez adaylık sorununu “eylemli kabul” yaratarak hukuksal
açıdan tartışılmaz duruma getirme stratejisini çok açık biçimde saptıyordu. Bu
öngörü, 2024–2025 siyasal atmosferi açısından tam isabet niteliğindedir. Yargı
organlarının AYM kararlarını uygulamaması ve Yargıtay’ın öne çıkarılması
makalede öngörülmüştü. Gerçekleşti. İktidarın üçüncü adaylık tartışmasını
kapatma stratejisi bugün açıkça yürürlüktedir. DEM Partisi üzerinden anayasa
değişikliği olasılığı da makalede yer alıyordu. Bu da 2024 sonrasında siyasal
gündemde kendisini gösterdi. Sonuç olarak bu bölüm makalenin en güçlü öngörüsel
başarısıdır.
AKP’nin “APO
Kozu” Stratejisi Üzerine Öngörü: Makale,
AKP’nin “Öcalan/umut hakkı–PKK’nın feshi–DEM oyları” üçgeni üzerinden üçüncü
adaylık zeminini güçlendirme stratejisini şu şekilde tanımlıyordu: “AKP’nin MHP
desteğiyle izlediği strateji ‘APO kozu’dur… DEM milletvekillerinin anayasa
değişikliğine olumlu oy vermesi hedeflenmektedir.” Değerlendirilirse, 2024 sonundan itibaren
iktidar medyasında “silahsızlanma”, “PKK’nın tasfiyesi”, “yeni çözüm süreci
ihtimali” söylemlerinin denetimli biçimde dolaşıma sokulması makalenin
beklentisini doğrulamıştır. Bu konu halen kapalı kapılar ardında bir pazarlık
alanı gibi görünmektedir. Dolayısıyla öngörünün gerçekleşme düzeyi çok
yüksektir. Sonuç olarak, bu öngörü, Türkiye siyasetine ilişkin yapısal bir saptama
içerdiği için hala yüksek doğruluk payıyla geçerlidir.
AKP’nin Ekonomik
Seçim Stratejileri Üzerine Öngörü: Makale,
AKP’nin yaklaşan seçimlerde ekonomik krizi geçici olarak perdeleme stratejisini
çok ayrıntılı anlatıyordu: Rezerv satışları, Swap anlaşmaları, TÜİK yönlendirmeleri,
kısa vadeli zam/yardım dalgaları. Değerlendirilirse, 2024 boyu ve 2026’ya
girerken uygulanan siyasalar (maaş düzenlemeleri, geçici rahatlatma paketleri,
kur dengeleme hamleleri) makalenin ekonomik öngörülerinin tam isabet olduğunu
göstermektedir. Ekonomi bölümünde yeni bir öngörüye gereksinim yoktur. Aksine,
bugün okunduğunda dahi yüksek açıklayıcılığa sahiptir.
AKP’nin Medya Algı
Yönetimi Stratejisi: Makale şunu
öngörüyordu: Yandaş medya ağırlığı, AA’nın seçim gecesi yönlendirmesindeki rolü,
trol ağları (6000 kişilik yapı), “deepfake” kullanımının artması
olasıdır. Değerlendirilirse, 2024–2025 gelişmeleri bu öngörüleri büyük ölçüde
doğrulamıştır. Deepfake kullanma olasılığı 2023 yerel seçimleri
sırasında bile gündeme geldi. Trol ağlarının yoğunluğu artarak devam etmektedir.
Medya yönlendirme mekanizması makalede öngörüldüğü gibi çalışmaktadır. Sonuç
olarak bu bölüm de yüksek doğrulukla öngörülmüştür.
AKP iktidarı döneminde Türkiye’de
medya üzerindeki denetim mekanizmaları belirgin biçimde güçlenmiştir. Bu
bağlamda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), kurumsal olarak bağımsız bir
düzenleyici organ olmasına karşın uygulamada iktidar yanlısı bir tutum
sergilemiştir. RTÜK, özellikle karşıt yayın organlarına yönelik uyarılar, para
cezaları ve yayın durdurma kararları yoluyla basın özgürlüğünü
sınırlandırırken, iktidara yakın medya kuruluşları üzerinde daha esnek ve hoşgörülü
bir yaklaşım göstermiştir. Örneğin son yıllarda çeşitli haber kanallarına
yönelik ceza yaptırımları, iktidarın eleştirel yayınlarını kısıtlarken, benzer
içerikler iktidara yakın kanallarda sorunsuz bir şekilde yayınlanmıştır. Bu
çifte standart, medya ortamında oto-sansürü teşvik ederek kamuoyunun bilgiye
erişimini sınırlandırmakta ve demokratik denetim mekanizmalarının etkinliğini
azaltmaktadır. Uluslararası gözlem raporları da (Freedom House, Reporters
Without Borders) RTÜK’ün uygulamalarının siyasal taraflılık gösterdiğini ve
Türkiye’de medya özgürlüğünün giderek daraldığını ortaya koymaktadır. Freedom
House tarafından yayınlanan “Dünyada Özgürlük” ve “Küresel Internet Özgürlüğü”
raporlarında Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Böylece,
AKP’nin medya üzerindeki baskısı yalnızca doğrudan müdahalelerle sınırlı
kalmayıp, düzenleyici kurumlar aracılığıyla sistematik bir biçimde
kurumsallaştırılmıştır. Bu yoldaki öngörüde de tam isabet elde edilmiştir.
CHP’nin
Stratejisi İle İlgili Öngörüler
“Eylemli
Muhalefet” Stratejisinin Öngörülmesi: Makale,
CHP’nin seçim öncesi yeni bir yöntem olarak “eylemli muhalefet” çizgisine
gireceğini erken aşamada saptamıştı: Meydan mitingleri, aylık il mitingleri, sokak
siyasetinin genişletilmesi, seçmen seferberliği, İmamoğlu’na karşı açılan
davaların siyasal fırsata dönüştürülmesi gibi. Değerlendirilirse, 2025
sonlarında CHP’nin alana inme biçimi (Çarşamba mitingleri, aylık il mitingleri,
“Halk Buluşmaları”, kitlesel kampanyalar, 16 milyon imza süreci vb.) makaledeki
öngörüyle birebir örtüşmüştür. Bu bölüm yüzde 100 başarıyla gerçekleşmiştir.
CHP’nin Ekonomik
Program Eksikliği: Makale CHP’nin
ekonomik programının “net bir vitrin sunmadığını” öngörmüş ve bunu stratejik
zayıflık olarak kaydetmişti. Değerlendirilirse, bugün hala CHP’nin ekonomi
programı, seçmen nezdinde bütüncül bir çerçeve olarak algılanmış değildir. Makalede
yapılan saptama halen geçerlidir.
CHP ve İttifak
Stratejisi: Makale, CHP’nin
geniş ittifak kurma kapasitesinin sınırlı kalabileceğini sezmişti. 2024–2025
döneminde muhalefet blokları dağınık duruma geldi. Gevşek ilişkili, kısa ömürlü
iş birlikleri oluştu. Makalede bunun işaretleri vardı. Gerçekleşme oranı yüksek
oldu.
Kutuplaşma
Stratejileri Üzerine Öngörüler: Makale,
AKP’nin seçim kampanyasını etnik–mezhepsel fay hatlarını kullanarak
yürüteceğini belirtmişti: Alevilik, Kürt meselesi, LGBT karşıtlığı, mülteci
söylemi bu öngörüyü doğruladı. Değerlendirilirse, 2023 yerel seçimleri ve
sonrası dönem tam olarak bu çizgide şekillenmiştir. Bu öngörü de yüksek
doğruluk payı taşımaktadır.
MAKALENİN BUGÜNE
GÖRE GÜNCELLEME GEREKTİREN YÖNLERİ
Makale çok güçlü öngörüler içerdiği
ancak 2025 sonu itibarıyla bazı alanların güncelleştirilmesi gerektiği
anlaşılmaktadır.
CHP’nin “iktidara
yürüyüş stratejisi” daha netleşti: Makaledeki
CHP strateji bölümü daha çok “eylemli muhalefet ve seçim güvenliği” üzerinde
olmuştur. Ancak 2024–2025 döneminde CHP şunları eklemiştir: Kurumsal reform
paketleri (yargı, ekonomi, kamu yönetimi), farklı ve değişik devlet kapasitesi
gösterisi, yeni kadrolaşma işaretleri. Bu kısım güncellenerek
güçlendirilebilir.
İktidarın
uluslararası ilişkiler alanında geliştirdiği yeni stratejiler: Örneğin, Körfez sermayesi ile ilişkiler (seçim
ekonomisi finansmanı), Rusya ile diplomatik manevra alanı, ABD seçimleri
sonrası denge siyasası. Bunlar makalede kısmen ima edilmiş olsa da derinlikli
değildir. Bu alanın yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sosyal medya
kampanya yöntemleri büyük dönüşüm geçirdi: Özellikle
TikTok, Reels, kısa video stratejileri çok daha önemli duruma geldi. AKP
ve CHP’nin sayısal kampanyalarının güncellenmesi yararlı olacaktır.
DEVA–Gelecek–İYİ
Parti sonrası muhalefet mimarisi: Makalede
bu partilerin rolünün doğal olarak sınırlı olduğu belirtilmişti. Bugün ise, İYİ
Parti parçalanmış durumda, DEVA ve Gelecek partileri etkisiz durumda ve DEM
Partisi kilit aktör durumuna geldi. Bu değişiklikler değerlendirmeye eklenebilir.
GELECEKTE
İZLENEBİLECEK OLASI SEÇİM STRATEJİLERİ VE TAKTİKLERİ
AKP:
AKP’nin Stratejik
Hedefi- Mevcut Parlamentoda 400 Milletvekiline Ulaşarak Anayasa Değişikliğini
Gerçekleştirme: AKP’nin
önümüzdeki dönemdeki en kritik stratejik amacı, yeni bir seçim sonucu
beklemeden, mevcut parlamento aritmetiği içinde 400 milletvekili eşiğine
ulaşarak anayasa değişikliğini kendi istediği doğrultuda gerçekleştirmektir. Bu
hedef, partinin hem iç siyasada hem de dış siyasada izlediği tüm atılımları
belirleyen temel stratejik çerçevedir. Bu hedef doğrultusunda AKP’nin
başvurabileceği siyasa araçları şunlardır. Birincisi, MHP ve DEM Partisi’nin desteğini
en üst düzeye çıkartmaktır. AKP, anayasa sürecinde MHP ile olan organik
ittifakını korurken, aynı zamanda DEM Partisi’nden belirli sayıda milletvekilinin
(olabilirse tümünün) desteğini almayı hedeflemektedir. Özellikle Öcalan’a
ilişkin “umut hakkı” tartışmaları ve PKK’nın tasfiyesi söylemi, DEM üzerindeki
manevra alanını genişletmeye dönük stratejik bir araçtır. İkincisi, milletvekili
transferleridir. Mevcut parlamentodan bağımsız, küçük ya da kırılgan partilerin
milletvekilleri üzerinde baskı, ikna, ödüllendirme veya siyasal pazarlık
araçlarıyla transfer sağlama girişimleri bu stratejinin önemli bir unsurudur. Yazında
bu tür atılımlar “parlamenter mühendislik”, “yasama çoğunluğu manipülasyonu”
veya “kooptasyon” olarak tanımlanmaktadır. İkincisi, yargısal baskı yoluyla muhalefeti
sekteye uğratmaktır. CHP’ye karşı yürütülen kapatma tartışmaları, belediye
başkanlarına yönelik tutuklamalar ve İmamoğlu davası gibi süreçler hem
muhalefeti zayıflatma hem de parlamentodaki güç dengesine müdahale edebilme gizil
gücü taşımaktadır. Bu süreç, akademik yazında “yargısal darbe” (judicial
coup) ve “yargının araçsallaştırılması” olarak nitelendirilen bir yapıya
işaret etmektedir. Üçüncüsü, DEM Partisi üzerindeki baskı ve özendirme mekanizmalarıdır.
Hem baskı hem de ödül mekanizmalarının birlikte kullanılması (dual-track
strategy) ile DEM’den anayasa sürecine yönelik denetimli destek sağlama
hedeflenmektedir. Bu, AKP’nin Kürt siyasetiyle olan dönemsel
yakınlaşma–uzaklaşma döngüsünün bir uzantısıdır. Dördüncü ve sonuncusu ise, siyasal
sistem mühendisliği ile meclis dinamiklerini yeniden kurgulamaktır. Kurumsal
düzenlemeler, parti içi bölünmelerin özendirilmesi, grup disiplini üzerinde
baskı kurulması gibi yöntemler, mevcut sayıların değiştirilmesine yönelik
dolaylı araçlardır.
Yargı Yoluyla
Muhalefetin Baskı Altına Alınması (Kayyım Atamaları): AKP’nin parlamentodaki stratejik hedeflerine
ulaşırken başvurduğu yöntemlerden biri, yargı yoluyla muhalefet organlarını
doğrudan etkilemektir. Bu bağlamda, CHP il başkanlıklarına kayyım atanması, hem
partinin alan örgütünü denetim altına alma hem de parlamentoda 400 milletvekili
hedefini destekleyecek baskı ortamını yaratma açısından önemli bir örnektir. Kayyım
atamaları, akademik yazında “yargısal müdahale” veya “kurumsal kooptasyon” [1] olarak tanımlanmakta olup, muhalefetin
örgütsel kapasitesini sınırlamak ve siyasal meşruluğunu zayıflatmak amacıyla
kullanılmaktadır. Bu uygulama, aynı zamanda partinin eylemsel ve toplumsal
alanını daraltarak seçmen davranışını dolaylı yoldan etkileme işlevi
görmektedir.
Yargının
araçsallaştırılması: İmamoğlu ve İBB
davası örneğinde görüldüğü gibi yargı süreçleri iktidar tarafından siyasal araç
olarak kullanılmaya devam edecektir. İddianamelerin eksik ve delilsiz olması
yargı darbesi niteliğini güçlendirmektedir. Bu süreçler uzun sürecek ve CHP’nin
kapatılması, üst yönetimin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuklu
belediye başkanlarının devam eden durumu gibi unsurlarla derinleşecektir.
Karşıt medya ve
entelektüel baskı: Etkili karşıt
medya organları, mensupları ve görünürlük kazanan muhalif aydınlar korkutulacak
veya sindirilecektir. Bu, karşıt söylemin zayıflatılması ve kamuoyunun
yönlendirilmesinde kritik bir araç olacaktır.
Hak ve
özgürlüklerin kısıtlanması: Başta ifade
ve düşünce özgürlüğü olmak üzere insan hak ve özgürlükleri ile internet
özgürlüğü kısıtlanabilir. Bu adımlar, muhalefetin örgütlenmesini ve toplumsal
etkileşimini sınırlamaya yönelik stratejik bir çerçeve sunmaktadır.
Sayısal medya ve
kısa video içerikleriyle seçmen hedefleme:
TikTok, Reels ve YouTube Shorts gibi kısa video
platformlarına ağırlık vererek genç ve şehirli seçmen kitlesi hedeflenecektir.
Bu strateji hem algı yönetimi hem de hızlı bilgi akışı sağlama açısından temel
bir araç durumuna gelecektir.
Uluslararası
ilişkiler aracılığıyla seçim ekonomisini destekleme: Körfez sermayesi, Rusya ve ABD ile diplomatik
manevralar kullanılarak seçim öncesi ekonomik kaynaklar ve yatırımlar
sağlanacaktır. Bu yaklaşım hem iç ekonomik rahatlama paketleri hem de iktidar
lehine kamuoyu algısı yaratma açısından stratejik bir öneme sahip olacaktır.
Toplumsal fay
hatları ve kutuplaştırıcı söylemlerin araçsallaştırılması: Etnik, mezhepsel ve ideolojik fay hatları ile
toplumsal kutuplaşma, seçim güvenliği ve seçmen seferberliği için stratejik bir
araç olarak kullanılacaktır. Bu, iktidarın seferberlik kapasitesini
güçlendirecek ve muhalefetin alanını daraltacaktır.
Dar gelirli ve
emekçilere yönelik sınırlı ekonomik iyileştirme önlemleri: Tersine servet transferinin olumsuz
etkilerini sınırlı da olsa hafifletmek için dar gelirlilere ve emeklilere
yönelik kısa vadeli mali paketler, maaş ve sosyal yardım düzenlemeleri devreye
sokulacaktır. Bu önlemler, seçmen algısını yönetmek ve muhalefetin ekonomik
eleştirilerini zayıflatmak amacıyla stratejik bir araç olarak kullanılacaktır.
Stratejik
Başarısızlık Durumunda Sokak Şiddeti Olasılığı: Türkiye’de 2016 sonrası otoriterleşme modeli,
siyasal muhalefeti denetim altına almak için ağırlıklı olarak bürokratik-yasal
araçları ve devlet kapasitesini kullanmaktadır. Bu modelde geniş çaplı, denetimsiz
sokak şiddeti, rejimin standart araç repertuarı içerisinde yer almaz, çünkü
toplumsal kaos ve ekonomik belirsizlik yaratması iktidar için yüksek
maliyetlidir. [2]
Bununla birlikte, yürütülen siyasal stratejilerin beklenen sonuçları üretmemesi
veya kritik risklerin artması durumunda, sınırlı ölçekli şiddet uygulamaları
devreye girebilir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İmamoğlu davası
çevresinde beklenen yargı sonuçlarının alınamaması, muhalefetin toplumsal
desteğinin artması ve ekonomik göstergelerdeki olumsuz gelişmeler siyasal
gerilimin denetimli biçimde yükseltilmesi olasılığını artırmaktadır. Bu
çerçevede olası şiddet biçimleri üç kategoriye ayrılabilir. Birincisi,
denetimli paramiliter seferberliktir. Parti gençlik yapılanmaları, SADAT
benzeri yarı-devlet aktörleri veya köktenci milliyetçi grupların küçük ölçekli,
mesaj niteliği taşıyan müdahaleleri söz konusu olabilir. Bu eylemler doğrudan
devlet aktörü olmamakla birlikte, stratejik sinyallerle tetiklenebilmektedir.
İkincisi, seçici hedefli mikro-şiddet olayları olasılığıdır. Gazeteciler,
akademisyenler, sosyal medya figürleri veya yerel siyasetçilere yönelik
bireysel saldırılar olasıdır. Bu eylemler, karşıt söylemi sindirme ve kamuoyuna
gözdağı verme amacı taşır ve geçmiş örneklerle uyumludur. Üçüncüsü, seçim
güvenliğine yönelik yerel baskıların artması olasılığıdır. Sandık kurullarına
ve seçmen gruplarına yönelik baskı, güvenlik güçlerinin müdahaleleri veya
psikolojik sindirme girişimleri olabilir. Önceki seçim deneyimleri, bu tür
müdahalelerin daha olası olduğunu göstermektedir. Çözümlemeler göstermektedir
ki, Türkiye’de yaygın ve sürekli sokak çatışması olasılığı düşük, ancak sınırlı
ve denetimli şiddet uygulamalarının stratejik araç olarak kullanılması orta
düzeyde bir olasılıktır. Bu durum, yargının araçsallaştırılması, medya ve
entelektüel baskısı, ekonomik göstergeler ve toplumsal kutuplaşmanın birleşik
etkileriyle belirginleşir. Dolayısıyla, sokak şiddeti birincil strateji değil,
kritik başarısızlık senaryolarında devreye girebilecek yedek bir mekanizma
olarak değerlendirilmelidir.
Türkiye’de sokak
şiddetinin olasılık çözümlemesi:
Aşağıda olasılık kategorileri, siyaset bilimi yazınındaki sınıflandırmaya göre
verilmiştir:
|
Çizelge 2: Şiddet Olayları Olasılıkları |
||
|
Senaryo |
Olasılık |
Açıklama |
|
Yaygın, kitlesel sokak şiddeti (2013 Mısır / 2020 Beyaz Rusya
tipi) |
Düşük |
Rejim, denetimsiz şiddetin geri tepmesinden çekinir. |
|
Sınırlı paramiliter grupların devreye sokulması |
Orta |
Kritik seçim dönemlerinde “gözdağı” amaçlı olabilir. |
|
Gazeteci, aydın, medya, akademi hedefli bireysel saldırılar |
Orta–Yüksek |
2015 sonrası örnekler mevcut; mesaj niteliğinde uygulanabilir. |
|
Sandık güvenliğine yönelik yerel baskılar |
Orta–Yüksek |
2023 seçimlerinde yerel baskı girişimlerinin tekrar etmesi
muhtemel. |
|
Kutuplaştırıcı söylemlerle sokak gerilimi yaratma |
Yüksek |
Zaten kullanılıyor; artırılması muhtemel. |
|
En olası senaryo: “kontrollü ve sınırlı
sokak şiddeti + hedefli bireysel saldırılar.” |
||
Neden geniş çaplı
şiddet düşük olasılıklıdır? Ekonomi
kırılgandır. Geniş şiddet piyasaları daha da bozacaktır. Güvenlik bürokrasisi
büyük ölçüde kurumsal davranır ve “kaotik” eylemler istemez. AKP’nin çekirdek
seçmeni yaşlı ve tutucudur. Sokak çatışması kültürü zayıftır. Cumhurbaşkanı
“devlet düzeni” imajına önem verir. Kaos imajı iktidara zarar verebilir. 2016
sonrası devlet, kendi dışındaki silahlı yapılara karşı çok daha temkinlidir. Bu
yüzden şiddet olması durumunda, ölçek küçük, mesajı büyük olacaktır.
CHP:
Geleceğe Yönelik
Temel Stratejik Eksen: Ekonomi Söylevinin Merkezileştirilmesi
2025 sonrası siyasal konjonktür,
Türkiye’deki muhalefet partileri açısından ekonomik temelli siyasal seferberliğin
stratejik önemini belirgin biçimde artırmıştır. CHP’nin mevcut siyasal
kapasitesi ve toplumsal tabanı dikkate alındığında, partinin en etkili siyasal
söylem çizgisinin ekonomik bozulma, gelir dağılımı adaletsizliği ve sosyal
refah erozyonu ekseninde şekilleneceği açıktır. Bu çerçevede ekonomi odaklı
stratejik yaklaşımın üç yapıtaşı bulunmaktadır.
Enflasyon ve
Yaşam Maliyeti Krizi: “Günlük Hayatın Siyasallaştırılması”
Türkiye’nin 2023–2025 döneminde
yaşadığı yüksek, yapışkan ve geniş tabanlı enflasyon, siyasetin kamusal
alandaki öncelik hiyerarşisini yeniden yapılandırmıştır. Enflasyonun, yalnızca
fiyat artışları değil, aynı zamanda siyasal bir olgu olduğu kabul edilmektedir.
CHP’nin bu bağlamda izleyeceği strateji, enflasyonu soyut bir makroekonomik
gösterge olmaktan çıkarıp, günlük hayatın somutlaştırılmış siyasal deneyimi
olarak çerçevelemektir: Kiralar, gıda fiyatları, kentsel ulaşım, eğitim ve
sağlık maliyetleri, temel tüketim sepeti. Bu strateji, seçmeni ekonomik
göstergeler değil, kendi yaşam uygulamaları üzerinden siyasallaştırma hedefini
taşır. Yazında bu yaklaşım “ekmek ve tereyağı siyasası” (bread-and-butter
politics) veya “mutfak masası siyasası” (kitchen table politics)
olarak kavramsallaştırılmaktadır.
Tersine Servet
Transferi ve Sınıfsal Adaletsizlik Söylemi: CHP’nin
güçlendirmesi gereken ikinci ekonomik eksen, Türkiye’de son yıllarda hızla
belirginleşen “tersine servet transferi” ve gelir dağılımı eşitsizlikleri (GINI
katsayısı gibi) olgusudur. Bu kavram, otoriterleşme bağlamlarında, düşük ve
orta gelir gruplarından siyasal iktidara yakın sermaye çevrelerine doğru
yönelen sistemli servet kaymalarını ifade eder. Bu olgu üç kanaldan ilerlemektedir.
Birincisi, enflasyon yoluyla gizli servet transferidir. İkincisi, kamu
kaynaklarının dağıtımındaki partizan kayırmacılıktır. Üçüncüsü ise düşük ücret siyasası
ve zayıf sendikal yapı olgusudur. CHP, söz konusu mekanizmaları görünür
kılarak, ekonomik sorunların bireysel değil yapısal ve siyasal nedenlere bağlı
olduğunu halka anlatabilir. Böylece ekonomi, teknokratik bir tartışmadan
çıkarılıp, sınıfsal adalet ve siyasal eşitsizlik alanına taşınmış olur. Bu
yaklaşım, siyasal iletişim yazınında “gelir ve kaynak dağılımı konularındaki
toplumsal çatışmaların siyasallaştırılması” (politicization of redistributive conflict) olarak adlandırılmaktadır. [3]
Alım Gücündeki
Erozyonun Temel Siyasal Tema Kılınması: Alım
gücünün düşmesi, seçmen davranışını doğrudan etkileyen en güçlü değişkenlerden
biridir. Türkiye’de reel ücretlerin gerilemesi, emekli maaşlarının en az yaşam gereksinmelerini
karşılayamaması ve kentlerde yaşam maliyetinin hızla yükselmesi, CHP için
yüksek seferberlik olanağı taşıyan bir siyasal zemindir. Bu strateji üç ayakta
yapılandırılabilir. Birincisi, 2015–2025 arasında aynı ürün sepetinin Türk
lirası bazında değişimi gibi somutlaştırılmış karşılaştırmalı tablo ve
göstergeler kullanmaktır. İkincisi, “kaybedilen refahın geri alınması” söylemidir.
Reformist, iyileştirici ve umut vadeden çerçeve olabilir. Üçüncüsü, “sosyal
devletin yeniden kurulması” vurgusudur. Emeklilik, eğitim, sağlık, barınma siyasalarında
yeniden yapılanma güçlü bir savunma noktası olacaktır. Bu yaklaşım, seçmeni
ekonomik sorunların yalnızca mağduru değil, aynı zamanda çözümün öznesi durumuna
getirmeyi amaçlar. İzlenecek gereken söylemsel çizgi ise ekonomi odaklı bir
egemenlik oluşturulması olacaktır. CHP’nin ekonomi söylemini merkeze alması
yalnızca teknik ve siyasal bir tercih değil, aynı zamanda üstünlük yarışması
açısından da zorunluluk olarak görülecektir. Ekonomi merkezli söylem geniş
kitlelere ulaşabilir, partizan kimlikleri aşabilir ve kutuplaşmayı yumuşatarak
yeni seçmen gruplarını sisteme ekleyebilir ve AKP’nin siyasal meşruluk temelini
zayıflatabilir. Dolayısıyla ekonomi, CHP açısından yalnızca bir kampanya mesajı
değil, siyasal alanı yeniden kurma aracı niteliği taşıyacaktır.
Kurumsal Reform
Söylemi ile “Hazır İktidar” Algısının Oluşturulması: CHP’nin geleceğe dönük stratejisinde,
yalnızca ekonomik temelli siyasal seferberlik değil, kurumsal reform
paketlerini ön plana çıkararak “hazır iktidar” imajını güçlendirmek de kritik
bir eksen oluşturacaktır. Bu strateji, seçmen üzerinde partinin iktidara
geldiğinde somut siyasaları yaşama geçirebilecek kapasiteye sahip olduğu
algısını pekiştirecektir. Kurumsal reform söylemi üç temel alanı kapsayacaktır.
Birincisi yargı reformudur. Hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı vurgusu,
demokratik meşruluğu güçlendiren simgesel bir araç olarak kullanılır. İkincisi,
ekonomik ve toplumsal reform paketleri olacaktır. Gelir eşitsizliği, tersine
servet transferi ve sosyal güvenlik alanlarında uygulanabilir çözümler öne
çıkarılacaktır. Üçüncüsü, kamu yönetimi ve yerel yönetim reformlarıdır. Merkezi
ve yerel devlet kapasitesinin etkinliği ve saydamlığı CHP’nin yönetişim
becerisini görünür kılacaktır. Bu yaklaşım, seçmen nezdinde CHP’yi “eylem planı
hazır, kurumsal kapasiteye sahip iktidar seçeneği” olarak konumlandıracaktır. Yazında
bu tür stratejiler, muhalefet partilerinin “güçlü hükümet seçeneği” imajı
yaratmaları olarak değerlendirilmektedir.
Esnek İttifak
Stratejileri ve Muhalefet Mimarisi: CHP’nin
gelecekteki stratejisinde, yalnızca ekonomi ve kurumsal reform söylemleri
değil, DEM ve diğer küçük muhalefet aktörleri ile esnek ittifaklar kurma
kapasitesi de kritik bir eksen olarak öne çıkmaktadır. Bu yaklaşım, partinin
siyasal alanı genişletme ve merkezi konumunu pekiştirme amacına hizmet edecektir.
Esnek ittifak stratejisinin temel özellikleri şunlardır. Birincisi, koalisyonların
esnekliği ilkesidir. Katılım koşulları ve siyasal gündemler, kısa vadeli iş
birliği veya uzun vadeli stratejik ortaklıklar olarak çeşitlendirilebilir.
İkincisi, sinerji yaratmak ve seçim güvenliğini sağlamaktır. Küçük aktörlerin
tabanlarıyla CHP’nin kitle seferberliği birleştirerek seçim başarısı en uygun
konuma getirilecektir. Üçüncüsü, değişik güç dengeleri yaratmaktır. İttifaklar,
AKP’nin kutuplaştırıcı stratejilerine karşı esnek bir tampon ve muhalefetin
görünürlüğünü artırıcı bir araç olarak işlev görecektir. Bu stratejik yaklaşım,
yazında “koalisyon yönetimi” (coalition management) ve “muhalefeti
riskten koruma stratejisi” (opposition hedging) olarak tanımlanan
muhalefet taktikleri ile uyumludur. Özellikle Türkiye bağlamında, DEM gibi yeni
veya küçük partilerle kurulan ittifaklar, muhalefet bloklarının dağılma ve
parçalanma riskini azaltmak ve CHP’nin merkezi rolünü güçlendirmek açısından
önemlidir.
Sayısal
Kampanyalar ve Kitlesel Katılım ile “Eylemli Muhalefet”in Genişletilmesi: CHP’nin seçim öncesi stratejisinde, geleneksel
miting ve alan çalışmaları yanında sayısal kampanya araçları ve kitlesel
katılım süreçlerinin güçlendirilmesi, partinin “eylemli muhalefet” çizgisini
daha geniş bir toplumsal kesime taşımasını sağlar. Bu yaklaşım üç ana hedefi
içerir. Birincisi, genç ve şehirli ve özellikle kentli kadın seçmenlerle
etkileşim kurmaktır. TikTok, Reels, kısa video ve sosyal medya
paylaşımları üzerinden siyasal mesajların hızlı ve yaygın biçimde ulaştırılması
hedeflenmelidir. İkincisi, katılımcı siyaset ve tabanın seferberliğidir. “Online”
imza kampanyaları, sayısal forumlar, halk buluşmaları gibi araçlarla
seçmenlerin karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilmesi planlanmalıdır.
Üçüncüsü, “eylemli muhalefet”in görünürlüğünün artırılmasıdır. Alandaki
mitingler ve kitlesel kampanyalarla sayısal içeriklerin birleşimi, muhalefetin etkili
ve örgütlü duruşunun somut bir göstergesini sunmalıdır. Bu strateji, CHP’nin
yalnızca seçmen tabanını korumasını değil, aynı zamanda yeni ve dinamik
kitleleri kazanmasını da sağlayabilir. Yazında, sayısal araçların katılımcı
demokrasi ve siyasal seferberlik üzerindeki etkisi “sayısal eylemcilik” (digital
activism) veya “sayısal katılımlı siyaset” (online participatory
politics) olarak tanımlanmaktadır
YARIŞAN İKİ PARTİNİN
ORTAK STRATEJİLERİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER
Ekonomik
Göstergelerin Stratejik Merkezliği: 2025
sonrası Türkiye siyasetinde, ekonomik göstergeler hem iktidar hem de muhalefet
partileri için seçim stratejisinin merkezinde kalmaya devam edecektir. AKP açısından,
enflasyon, döviz kuru ve kamu maliyesi göstergeleri, geçici rahatlama
paketleri, maaş ve toplumsal yardım düzenlemeleri aracılığıyla seçmen
davranışını yönlendirme ve mevcut parlamentoda anayasa değişikliği hedefini
destekleme stratejisinin temel araçlarıdır. CHP açısından, aynı göstergeler,
tersine servet transferi, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve alım gücündeki
düşüş üzerinden seçmen seferberliğini güçlendiren stratejik eksen olarak
kullanılacaktır. CHP, bu göstergeleri hem toplumsal fay hatlarını görünür
kılmak hem de ekonomi merkezli reform paketlerini somutlaştırmak için
kullanacaktır. Bu bağlamda ekonomi, yalnızca makroekonomik bir değişken değil,
siyasal seferberlik, egemenlik/üstünlük savaşımı ve seçmen davranışını
şekillendirme aracı olarak işlev görmektedir.
Sayısal Alanda Egemenlik-
Sosyal Medya Yönlendirmeleri ve Algı Yönetiminin Artan Belirleyiciliği: Yakın gelecekte Türkiye’de seçim süreçlerinin
en kritik bileşenlerinden biri, sosyal medya yönlendirmeleri ve algı
yönetiminin giderek artan belirleyiciliği olacaktır. Sayısal platformların (TikTok,
YouTube Shorts, Reels, X) siyasal iletişim üzerindeki etkisi hem iktidar
hem de muhalefet açısından stratejik bir zorunluluk durumuna gelmiştir. AKP
açısından bu alan, profesyonelleştirilmiş trol ağları, otomatik hesap kümeleri,
viral kısa videolar, yönlendirici içerik üretimi ve zamanlaması yoluyla siyasal
gündemin denetimin ve seçmen davranışının şekillendirilmesi için
kullanılacaktır. Özellikle seçim dönemlerinde “deepfake” teknolojileri,
yapay zeka destekli propaganda araçları ve algoritmik yönlendirilmesi olasılığı
artmaktadır. CHP açısından ise sayısal alan, kitlesel katılımı seferber eden
içerik üretimi, genç seçmenle etkileşim, eylemli muhalefetin görünür kılınması
ve ekonomi merkezli mesajların sadeleştirilerek yaygınlaştırılması için
stratejik önem taşımaktadır. Muhalefetin sayısal yapılanması giderek “sayısal alan
örgütlenmesi” niteliğine bürünmektedir. Bu nedenle sosyal medya, artık yalnızca
bir iletişim kanalı değil, siyasal yarışmanın yürütüldüğü, gündem oluşturmanın
şekillendiği ve seçmen psikolojisinin hedef alındığı bir egemenlik alanı durumuna
gelmiştir. Bu eğilimin önümüzdeki seçimlere damgasını vurması beklenmektedir. Sosyal
medya yönlendirmeleri ve algı yönetimi giderek daha belirgin duruma gelecektir.
Siyasal
Algoritmaların Artan Rolü: Sayısal
alanın seçim süreçlerindeki belirleyiciliği, sayısal ortamda siyasal
algoritmaların kullanımının yaygınlaşması ve siyasal karar alma süreçleriyle
daha fazla bütünleştirilmesiyle güçlenmektedir. Algoritmalar seçmen
davranışının çözümlenmesi ve hedeflenmesi açısından önem taşımaktadır. Büyük
veri (big data) kullanılarak seçmen segmentleri belirlenmekte, duyarlı
iletiler ve içerikler kişiselleştirilmiş biçimde iletilmektedir. İkincisi, içerik
görünürlüğü ve gündem şekillendirme işlevidir. Platform algoritmaları üzerinden
hangi içeriğin öne çıkarılacağı ve hangi iletinin viral olacağı denetlenebilmektedir.
Bir başka önem taşıyan işlev ise siyasal karar alma ve siyasa üretimine katkı
sağlanmasıdır. Parti stratejileri ve kampanya atılımları, algoritmalar
aracılığıyla “simüle edilen ” (stimulated) seçmen tepkileri ve olası
senaryolar üzerinden en uygun duruma getirilmektedir. Bu bağlamda, sosyal medya
artık sadece iletişim kanalı değil, siyasal strateji üretim mekanizmasının bir
parçası durumuna gelmiştir. Algoritmaların yaygın kullanımı hem AKP’nin hem
CHP’nin stratejilerini biçimlendiren kritik bir araç olarak önem kazanacaktır.
Kutuplaşma ve
Toplumsal Fay Hatlarının Seçim Stratejilerindeki Belirleyiciliği: 2025 sonrası Türkiye siyasetinde, etnik,
mezhepsel, ideolojik ve toplumsal fay hatları üzerinden yürütülen
kutuplaştırıcı söylemler seçim sonuçlarını belirlemede kritik bir rol oynamaya
devam edecektir. AKP açısından, Alevilik, Kürt sorunu, LGBT karşıtlığı ve
mülteci söylemi gibi toplumsal fay hatları seçmen bloklarını harekete geçirmek
ve mevcut parlamentoda anayasa değişikliği gibi stratejik hedeflere ulaşmak
için araçsallaştırılacaktır. Bu yaklaşım, kutuplaştırıcı söylemlerle seçmen
davranışını yönlendirme ve taban seferberliği sağlama işlevi taşır. CHP
açısından, muhalefet, kutuplaşmanın olumsuz etkilerini sınırlamak ve kendi
tabanını korumak amacıyla, ekonomik ve kurumsal reform söylemleri üzerinden
birleştirici mesajlar üretmeye çalışacaktır. Ancak seçmen algısında fay
hatlarının etkisi hala önemli bir belirleyici unsur olarak kalacaktır. Bu
bağlamda, toplumsal kutuplaşma ve fay hatları, sadece toplumsal ve siyasal
gerginlik yaratmakla kalmayıp siyasal stratejilerin tasarlanması ve seçim
sonuçlarının öngörülmesinde temel bir araç olarak işlev görmeye devam edecektir.
Siyasal Parti
Stratejilerinde Yüzeysel Çözümleme Eğilimi: Türkiye’de
siyasal partiler, halen derin siyasal çözümlemelerden çok kamuoyu yoklamaları,
uzman görüşleri ve anlık veriler üzerinden strateji üretme eğilimindedir. Bu
yaklaşım, partilerin seçmen davranışlarını öngörme ve uzun vadeli stratejik
planlama kapasitelerini sınırlamakta, daha çok reaktif ve kısa vadeli siyasal
atılımlar üretmelerine yol açmaktadır. AKP açısından, mevcut kamuoyu verileri,
ekonomik paketler, troller, medya yönlendirmeleri ve kutuplaştırıcı söylemlerle
desteklenen stratejik kararların biçimlenmesinde bir araç olarak
kullanılmaktadır. Ancak bu veriler, uzun vadeli siyasal risklerin çözümlemesi
veya toplumsal fay hatlarının derinlemesine incelenmesi için yeterli değildir. CHP
ve diğer muhalefet partileri açısından ise kamuoyu yoklamalarına dayalı
yaklaşım, ekonomi ve sayısal kampanya stratejilerinin tasarımını etkilerken,
sürdürülebilir ve bütüncül muhalefet siyasaların geliştirilmesini
engellemektedir. Sonuç olarak, Türkiye siyasetinde stratejik karar alma
süreçleri halen reaktif, veri merkezli ve kısa vadeli odaklı olup, uzun vadeli
siyasal mühendislik veya sistemli siyasa tasarımı açısından sınırlılık
göstermektedir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
“Seçimlere Doğru: AKP ve CHP’nin Seçim
Stratejilerinin Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Açısından Çözümlenmesi” başlıklı
makalemizi, 2024–2025 dönemi siyasal gelişmeleri ışığında yeniden
değerlendirdiğimizde, öngörülerin genel doğruluk oranının oldukça yüksek olduğu
görülmektedir. Makale, AKP ve CHP’nin seçim stratejilerini çeşitli boyutlarıyla
ele almış ve hem yapısal hem de taktiksel düzeyde analizler sunmuştur.
Öngörüler ve
Gerçekleşme Düzeyleri
Erdoğan’ın üçüncü
kez adaylığı ve yargının araçsallaştırılması:
Makale, üçüncü adaylığın hukuksal ve siyasal zemininin yaratılmasını
öngörmüştür. AYM kararlarının uygulanmaması, Yargıtay’ın ön plana çıkarılması
ve İmamoğlu davası gibi süreçler bu öngörüyü doğrulamıştır.
AKP’nin “APO
kozu” stratejisi: Öcalan/umut
hakkı–PKK’nın feshi–DEM oyları üçgeni üzerinden yürütülen strateji, denetimli
pazarlık alanı olarak öngörülmüş ve medyada yaratılan gündem ile büyük ölçüde
gerçekleşmiştir.
Ekonomik seçim
yönlendirmeleri: Rezerv
satışları, kısa vadeli ekonomik paketler ve maaş düzenlemeleriyle seçmen
davranışının yönlendirilmesi öngörüsü yüksek doğruluk payı taşımaktadır.
Medya ve algı
yönetimi: Yandaş medya ağı, trol örgütlemeleri,
“deepfake” ve sayısal kampanyaların yoğun kullanımı öngörüldüğü gibi
uygulanmıştır.
Kutuplaşma ve
toplumsal fay hatları: Etnik,
mezhepsel ve toplumsal kutuplaştırıcı söylemler seçim süreçlerinde belirleyici
olmuştur.
CHP’nin “eylemli
muhalefet” çizgisi: Kitlesel
mitingler, halk buluşmaları ve imza kampanyaları öngörüldüğü gibi
gerçekleşmiştir.
Güncelleme
Gerektiren Alanlar
Bununla birlikte bazı alanlarda
güncelleme ve derinleştirme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Uluslararası
boyut: Körfez sermayesi ile ilişkiler, Rusya
ve ABD ile manevra alanları, seçim ekonomisine etkisi bakımından daha ayrıntılı
ele alınabilir.
CHP’nin kurumsal
reform söylemi: Kurumsal reform
paketleri ve “hazır iktidar” algısı stratejileri güncellenerek
güçlendirilebilir.
Sayısal kampanya
ve sosyal medya: TikTok, Reels,
kısa video ve algoritma tabanlı seçim stratejileri, gelecekte daha belirleyici duruma
gelmektedir.
Muhalefet içi
ittifak mimarisi: DEM ve diğer
küçük muhalefet partileriyle esnek ittifak stratejileri, “opposition
hedging” bağlamında ele alınmalıdır.
Geleceğe Dönük
Olası Stratejiler
AKP: Mevcut parlamentoda 400 milletvekili eşiğine
ulaşarak anayasa değişikliğini gerçekleştirme; yargıyı araçsallaştırma, kayyım
atamaları ve kutuplaştırıcı söylemler aracılığıyla seçim güvenliği sağlama,
ekonomi ve sosyal yardımlarla tersine servet transferinin olumsuz etkilerini
sınırlama, sosyal medya ve sayısal algoritmalar aracılığıyla seçmen davranışını
yönlendirme.
CHP: Ekonomi merkezli söylev ve reform
paketleriyle seçmen seferberliği; sayısal kampanya ve kitlesel katılım
süreçleri ile “eylemli muhalefet” çizgisini genişletme; kurumsal reform
paketlerini ön plana çıkararak “hazır iktidar” algısını güçlendirme; DEM ve
diğer küçük muhalefet aktörleri ile esnek ittifak stratejileri geliştirme.
Genel
Değerlendirme
Makale, bilimsel bir öngörü sınavı
açısından değerlendirildiğinde öngörülerinin büyük çoğunluğunun yüksek doğruluk
taşıdığı görülmektedir. Özellikle Erdoğan’ın üçüncü adaylığı, yargının
araçsallaştırılması, APO kozu stratejisi, ekonomik ve medya yönlendirmeleri,
kutuplaşma siyaseti ve CHP’nin eylemli muhalefet çizgisine geçişi alanlarında
isabet kaydedilmiştir.
Güncelleme gerektiren alanlar ise hem
akademik derinlik kazandırmak hem de geleceğe dönük öngörüleri güçlendirmek
açısından önemlidir. Bu çerçevede, makale siyasal stratejilerin çözümlenmesinde
hem Türkiye siyasetini anlamak hem de karşılaştırmalı siyaset bilimi açısından kuramsal
çıkarımlar üretmek için sağlam bir temel sunmaktadır.
KAYNAKÇA (Chicago)
1. Yarışmacı
Otoriterlik ve Otoriterleşme
Bermeo, Nancy. “On Democratic
Backsliding.” Journal of Democracy 27, no. 1 (2016): 5–19.
Brownlee, Jason. Authoritarianism in
an Age of Democratization. Cambridge: Cambridge University Press, 2007.
Diamond, Larry. “Thinking about Hybrid
Regimes.” Journal of Democracy 13, no. 2 (2002): 21–35.
Levitsky, Steven, and Lucan A. Way.
Competitive Authoritarianism: Hybrid Regimes after the Cold War. Cambridge:
Cambridge University Press, 2010.
Svolik, Milan. The Politics of
Authoritarian Rule. Cambridge: Cambridge University Press, 2012.
2. Yargısallaşma,
Yargının Araçsallaştırılması ve Yargı Darbeleri
Ginsburg, Tom. Judicial Review in New
Democracies: Constitutional Courts in Asian Cases. Cambridge: Cambridge
University Press, 2003.
Hirschl, Ran. Towards Juristocracy:
The Origins and Consequences of the New Constitutionalism. Cambridge: Harvard
University Press, 2004.
Koza, Pavel, and Luca Cianetti.
“Judicial Capture in Competitive Authoritarian Regimes.” Governance (2021).
Moustafa, Tamir. The Struggle for
Constitutional Power: Law, Politics, and Economic Development in Egypt.
Cambridge: Cambridge University Press, 2007.
Sadurski, Wojciech. Poland’s Constitutional
Breakdown. Oxford: Oxford University Press, 2019.
Scheppele, Kim Lane. “Autocratic
Legalism.” University of Chicago Law Review 85, no. 2 (2018).
3. Kutuplaşma,
Popülizm ve Fay Hatları
Laclau, Ernesto. On Populist Reason.
London: Verso, 2005.
McCoy, Jennifer, Tahmina Rahman, and
Murat Somer. “Polarization and the Global Crisis of Democracy.” American
Behavioral Scientist 62, no. 1 (2018): 16–42.
Mudde, Cas, and Cristóbal Rovira
Kaltwasser. Populism: A Very Short Introduction. Oxford: Oxford University
Press, 2017.
Somer, Murat. Return to Single-Party
Rule in Turkey? London: Routledge, 2019.
4. Sayısal
Propaganda, Algoritmik Siyaset ve Deepfake Ekosistemi
Bradshaw, Samantha, and Philip N.
Howard. The Global Disinformation Order: 2019 Global Inventory of Organized
Social Media Manipulation. Oxford: Oxford Internet Institute, 2019.
Marwick, Alice, and Rebecca Lewis.
Media Manipulation and Disinformation Online. New York: Data & Society
Research Institute, 2017.
Tufekci, Zeynep. Twitter and Tear Gas:
The Power and Fragility of Networked Protest. New Haven: Yale University Press,
2017.
Tucker, Joshua A., et al. “Social
Media, Political Polarization, and Political Disinformation.” SSRC Working
Paper, 2017.
Woolley, Samuel, and Philip N. Howard.
“Bots and Political Influence.” Political Communication 29, no. 4 (2016):
488–491.
5. Datafied
Governance (Verileştirilmiş Yönetişim) ve Sayısal Otoriterlik
Couldry, Nick, and Ulises A. Mejias.
The Costs of Connection: How Data Is Colonizing Human Life and Appropriating It
for Capitalism. Stanford: Stanford University Press, 2019.
Dencik, Lina, Arne Hintz, and Zelda
Carey. “The Datafied State: Datafication, Transparency and the Digital Turn.”
Information, Communication & Society 22, no. 8 (2019): 1171–1186.
Hintz, Arne, Lina Dencik, and Karin
Wahl-Jorgensen. Digital Citizenship in a Datafied Society. Cambridge: Polity
Press, 2019.
Yeung, Karen. “Algorithmic Regulation:
A Critical Interrogation.” Philosophy & Technology 31, no. 2 (2018): 1–28.
Zuboff, Shoshana. The Age of
Surveillance Capitalism. New York: PublicAffairs, 2019.
6. Seçim
Stratejileri, Kampanya Çözümlemesi, Siyasal Davranış
Hillygus, D. Sunshine, and Todd
Shields. The Persuadable Voter: Wedge Issues in Presidential Campaigns.
Princeton: Princeton University Press, 2008.
Issenberg, Sasha. The Victory Lab: The
Secret Science of Winning Campaigns. New York: Crown, 2012.
Kriesi, Hanspeter. “The Politics of
Fear: The Shifting Boundaries between Right-Wing Populism and Mainstream
Politics in Western Europe.” West European Politics 37, no. 1 (2015): 1–19.
Norris, Pippa, and Ronald Inglehart.
Cultural Backlash: Trump, Brexit, and the Rise of Authoritarian Populism.
Cambridge: Cambridge University Press, 2019.
7. Türkiye
Siyaseti Üzerine Çalışmalar
Çınar, Menderes, and Sabri Sayarı,
eds. Party Politics in Turkey. London: Routledge, 2018.
Esen, Berk, and Şebnem Gümüşçü.
“Rising Competitive Authoritarianism in Turkey.” Third World Quarterly 37, no.
9 (2016): 1581–1606.
Somer, Murat. Democratic Backsliding
in Turkey. Oxford: Oxford University Press, 2020.
Yıldızoğlu, Ergin. Türkiye’de
Otoriterleşme ve Siyasal İslam. İstanbul: İletişim Yayınları, 2020.
EKLER:
|
Çizelge 3: AKP
Strateji ve Taktikleri |
||
|
Strateji /
Taktiği |
Durum
(Gerçekleşme) |
Gözlem /
Açıklama |
|
1. Siyasal Stratejiler |
||
|
1.1 Rakip Adayların Etkisizleştirilmesi |
Doğrulandı |
İmamoğlu gibi önemli muhalefet figürlerine
yönelik yargı baskısı sürdü; tutuklamalar ve soruşturmalar var. |
|
1.2 Sosyal Hareketler ve Geniş Koalisyonlar
Kurma |
Kısmen Doğrulandı |
Kürt hareketiyle (DEM / HDP ekseni) temas
olduğu tartışılıyor. Ancak henüz
“büyük demokratik açılım” ya da kalıcı geniş koalisyon görünmüyor. |
|
2. Ekonomik Stratejiler |
||
|
2.1 Servet Transferi ve Kayırmacı Siyasetler |
Doğrulandı |
Kamu ihaleleri ve altyapı projeleriyle iktidara
yakın iş çevrelerine kaynak aktarımı devam ediyor (önceki eğilim sürüyor). Yandaş şirketlere ekonomik avantaj sağlama
stratejisi büyük ölçüde işlemeye devam ediyor. |
|
2.2 Sosyal Yardımlar ve Ekonomik Rehabilitasyon |
Kısmen Doğrulandı |
Sosyal yardım ve emekli maaşı artışları var,
ancak enflasyon ve ekonomik kriz sosyal yardımların etkisini sınırlıyor. |
|
2.3 Ekonomik Kararlılık ve Canlandırma |
Doğrulanmadı / Zayıf |
Ekonomide net bir toparlanma yok; kur,
enflasyon ve ekonomik belirsizlik devam ediyor. Canlı bir konut ve altyapı
kaynaklı ekonomik çark beklendiği kadar güçlü işlemiyor. |
|
3. Hukuksal ve Anayasal Stratejiler |
||
|
3.1 Anayasa Değişikliği ve İktidar Meşruluğu |
Kısmen Doğrulandı |
Anayasa değişikliği olasılığı tartışılıyor, DEM
Parti ve diğer aktörlerle temas var. Ancak somut referandum ya da kalıcı
anayasal reforma henüz tam yansıma görmedi. |
|
3.2 Yargının Siyasallaşması |
Doğrulandı |
Yargı bağımsızlığı konusunda gerileme
gözleniyor; yargı organları iktidar lehine kullanılıyor gibi yorumlar yaygın.
|
|
4. Medya ve İletişim Stratejileri |
||
|
4.1 Medyanın Yönlendirilmesi |
Doğrulandı |
İktidar yanlısı medya organları güçlü şekilde
varlığını sürdürüyor; muhalif medyanın kısıtlanması devam ediyor. |
|
4.2 Seçmen Algısı Yönetimi |
Kısmen Doğrulandı |
Korku ve güvenlik temalı siyasalalar sık
kullanılıyor (“kararlılık”, “beka” söylemi). Ancak ekonomik kriz ve yaşam
pahalılığı seçmen nezdinde bu stratejinin etkisini sınırlıyor. |
|
5. Toplumsal ve Kültürel Stratejiler |
||
|
5.1 Din ve Milliyetçi Siyaset |
Doğrulandı |
Milliyetçi ve dinsel söylemler güçlü bir
şekilde devam ediyor; İslamcı-milliyetçi seçmen tabanına hitap eden siyasalar
sürüyor. |
|
5.2 Kimlik Siyaseti ve Toplumsal Kutuplaşma |
Doğrulandı |
Alevi, Kürt gibi toplumsal kimlikler üzerinden
kutuplaştırıcı söylemler artmış durumda. Sosyal medya ve devlet söylemiyle
kimlik siyaseti etkili şekilde kullanılıyor. |
|
Çizelge 4: CHP
Strateji ve Taktikleri A.
Muhalefetteyken Uygulanabilir Stratejiler |
||
|
Strateji /
Taktik |
Durum |
Gözlem /
Açıklama |
|
1.1 Rakip Adayların Etkisizleştirilmesi ve
İttifak Stratejisi |
Kısmen Doğrulandı |
Muhalefet ittifakı zayıfladı. CHP ittifak
kapasitesini muhafaza etmekte zorlanıyor; fakat yerel düzeyde iş birlikleri
sürdürülebilir. Bu strateji muhalefetteyken de uygulanabilir. |
|
1.2 Toplumsal Gelişmeleri Kapsayan Siyasalar |
Kısmen Doğrulandı |
Söylem düzeyinde güçlü (gençlik, kadın,
eşitlik), fakat kapsamlı reform önerileri yeterince görünür değil. Muhalefetin
durumu söylem geliştirmeyi olanaklı kılıyor. |
|
4.1 Halkla İletişim ve Sosyal Medya |
Doğrulandı |
CHP sürekli uygulayabildiği, muhalefetteyken
etkili olabilen bir strateji. |
|
4.2 Alternatif Medya Kurma ve Yönlendirme |
Kısmen Doğrulandı |
CHP muhalefetteyken bunu yapabilir; ancak medya
gücü iktidar karşısında sınırlı. |
|
5.1 Kimlik Temelli Siyaset ve Kapsayıcılık |
Kısmen Doğrulandı |
Muhalefetteyken kullanılabilir bir strateji;
Kürt ve Alevi seçmene yönelik kapsayıcı söylem var, ancak daha geniş
toplumsal kesimlere yönelik program tam değil. |
|
6.1 AB ve Uluslararası İlişkilerde Söylem ve
İmaj Oluşturma |
Kısmen Doğrulandı |
İktidar olmadığı için etkili dış siyasala
yapamaz ama dış paydaşlarla iletişim, kadro hazırlığı, gölge diplomasi olanaklıdır. |
|
B. CHP’nin
ANCAK İKTİDAR OLDUKTAN SONRA UYGULAYABİLECEĞİ Stratejiler |
||
|
Strateji /
Taktik |
Durum |
Gözlem /
Açıklama |
|
2.1 Gelir Dağılımında Eşitsizliğe Müdahale Siyasalaları |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
CHP bu stratejiyi yalnızca iktidar olduğunda yaşama
geçirebilir. Muhalefetteyken sadece söylem ve taslak program üretebilir. |
|
2.2 Ekonomik Kararlılık ve Kalkınma Programları |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
Ekonomik kararlılık ve kalkınma devlet gücü
gerektirir. Muhalefetteyken kapsamlı uygulama olasılığı yoktur. |
|
2.3 İş Gücü ve Emeklilik Reformu |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
Emeklilik, SGK, iş gücü piyasası reformu ancak
yürütme gücüyle yapılabilir. |
|
3.1 Parlamenter Sisteme Dönüş |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
Sistem değişikliği için anayasa değişikliği
gerekir. CHP’nin muhalefetteyken yapabileceği yalnızca kamuoyu hazırlığıdır. |
|
3.2 Yargı Bağımsızlığı Reformu |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
CHP muhalefetteyken vurgulayabilir, ancak
reform ancak iktidar olduğunda yapılabilir. |
|
5.2 Eğitim ve Kültür Reformları |
İktidar Olmadan Uygulanamaz |
Eğitim programı, kurum yapılanmaları ancak
iktidarda değiştirilebilir. |
|
Çizelge 5: AKP’NİN
GELECEK STRATEJİLERİ |
||
|
Stratejik
Alan |
Araç /
Yöntem |
Açıklama |
|
Anayasa Değişikliği İçin 400 Milletvekili
Hedefi |
MHP ve DEM Desteğinin Maksimizasyonu |
Öcalan’ın “umut hakkı”, PKK’nın tasfiyesi
söylemi, denetimli yakınlaşma. |
|
Milletvekili Transferleri |
Baskı, ödül, pazarlık; parlamenter mühendislik,
kooptasyon. |
|
|
Muhalefetin Yargı Yoluyla Zayıflatılması |
CHP’ye kapatma tartışmaları, İmamoğlu davası,
belediye başkanlarının tutuklanması. |
|
|
DEM Üzerinde Çift Hatlı Baskı–Özendirme |
Hem baskı hem ödül araçlarının birlikte
kullanılması. |
|
|
Meclis Dinamiklerinin Mühendisliği |
Parti içi bölünmeler, grup disiplini baskısı,
kurumsal düzenlemeler. |
|
|
Yargısal Baskı ile Muhalefetin
Etkisizleştirilmesi |
Kayyım Mekanizması |
CHP il başkanlıklarına kayyım; örgütsel
kapasiteyi sınırlandırma. |
|
Yargının Araçsallaştırılması |
Delilsiz iddianameler, uzun süren davalar,
“yargısal darbe”. |
|
|
Medya ve Entelektüel Baskı |
Medya ve Aydınlara Yönelik Baskı |
Gazeteci, akademisyen, muhalif entelektüellerin
sindirilmesi. |
|
Hak ve Özgürlüklerin Kısıtlanması |
İnternet ve ifade özgürlüğünün sınırlanması |
Örgütlenme ve muhalefet kapasitesinin
zayıflatılması. |
|
Sayısal Medya Stratejisi |
Kısa Video Platformları |
TikTok, Reels, Shorts üzerinden genç seçmen
hedefleme. |
|
Uluslararası İlişkilerle Ekonomik Rahatlama |
Körfez, Rusya, ABD ile Finansal Manevralar |
Seçim ekonomisi için kaynak sağlama, kısa
vadeli canlandırma paketi. |
|
Toplumsal Fay Hatlarının Kullanımı |
Mezhep, etnik ve ideolojik kutuplaştırma |
Seçmen seferberliği ve muhalefetin
baskılanması. |
|
Dar Gelirlilere Yönelik Kısa Vadeli
İyileştirmeler |
Maaş artışları, sosyal yardım paketleri |
Tersine servet transferinin etkilerini
hafifletme. |
|
Çizelge 6: CHP’NİN
GELECEK STRATEJİLERİ |
||
|
Stratejik
Alan |
Araç /
Yöntem |
Açıklama |
|
Ekonomi Merkezli Siyasallaştırma |
Enflasyonun “günlük hayat” üzerinden
anlatılması |
Kira, gıda, ulaşım maliyetlerinin
somutlaştırılması. |
|
Tersine Servet Transferi Söylemi |
Enflasyon, partizan kayırmacılık, düşük ücret
siyasası. |
|
|
Alım Gücü Erozyonunun Somutlaştırılması |
2015–2025 fiyat karşılaştırmaları, “kaybedilen
refah”. |
|
|
Kurumsal Reform Söylemi |
Yargı Reformu |
Hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı. |
|
Ekonomik–Toplumsal Reformlar |
Gelir eşitsizliği, sosyal güvenlik, emeklilik. |
|
|
Kamu Yönetimi Reformu |
Etkinlik, saydamlık, yerel yönetim kapasitesi. |
|
|
Esnek İttifak Stratejisi |
DEM ve küçük partilerle iş birliği |
Koalisyon yönetimi, seçim güvenliği, risk
azaltma. |
|
Sayısal ve Katılımcı Kampanyalar |
Kısa videolar ve genç seçmen odaklı iletişim |
TikTok, Reels, sayısal aktivizm. |
|
Katılımcı Siyaset |
Online forum, katılımcı kampanyalar. |
|
|
Eylemli Muhalefet |
Miting + sayısal seferberlik bütünleşmesi. |
|
|
Çizelge 7: YARIŞAN
PARTİLERİN ORTAK STRATEJİK EKSENLERİ |
||
|
Ortak Tema |
AKP’nin
Kullanımı |
CHP’nin
Kullanımı |
|
Ekonomik Göstergelerin Merkeziliği |
Geçici iyileştirme paketleri; seçmen davranışı mühendisliği,
anayasa hedefi için destek toplama. |
Ekonomik çöküşü siyasallaştırma; gelir adaletsizliği,
alım gücü. |
|
Sayısal Medya ve Bilgi Savaşları |
Algı yönetimi, hızlı bilgi akışı, genç seçmene
erişim. |
Sayısal eylemcilik, katılım ve örgütlenme. |
|
Toplumsal Fay Hatları |
Kutuplaştırmanın artırılması ve seçmen
seferberliği. |
Kutuplaşmanın azaltılması ve geniş koalisyon
kurulması. |
|
Güvenlik ve Seçim Süreçleri |
Yerel baskılar ve güvenlik aygıtının kullanımı. |
Seçim güvenliği için ittifak genişletme. |
|
Çizelge 8: AKP ve CHP
STRATEJİLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÇÖZÜMLEMELİ GÖRÜNÜMÜ |
||
|
Boyut |
AKP |
CHP |
|
Temel Hedef |
Mevcut Meclis içi mühendislikle 400
milletvekili |
Ekonomi merkezli geniş toplumsal seferberlik |
|
Araç |
Yargı, medya, dış kaynak, kutuplaştırma, baskı |
Reform, sayısal kampanya, katılım, ekonomi |
|
İttifak Mantığı |
Denetimli, araçsallaştırılmış (MHP–DEM) |
Esnek, genişletici |
|
Seçmen Seferberliği |
Korku, statüko, kimlik siyasası |
Ekonomi, umut, sosyal refah |
|
Kritik Risk Alanı |
Ekonomik kırılganlık + denetimsiz şiddet |
Baskı aygıtları + seçmen korkusu |
[1]
Kooptasyon (cooptation) içten seçim
[2] Varılan
bu sonuç mantıklı gibi görünse de çok doğru olmayabilir. Örneğin, 7 Haziran
2015 seçimlerinde AKP tek başına çoğunluğu kaybetmiş ve koalisyon görüşmeleri
başarısız olmuştu. Bunun üzerine 1 Kasım 2015’te erken seçim yapıldı ve AKP
tekrar tek başına iktidar oldu. Kısacası, anarşi, terör ve kaos siyasal prim
üretmişti.
[3] AKP
iktidarı döneminde Türkiye’de “gelir dağılımı eşitsizliklerinin ve tersine
servet transferinin siyasallaştırılması süreci” belirgin bir şekilde
gözlemlenmektedir. Gelir dağılımı, sosyal yardım programları ve emeklilik
hakları gibi ekonomik kaynakların yeniden dağılımına ilişkin toplumsal
talepler, iktidar partisinin seçim stratejileri kapsamında siyasetin merkezine
taşınmıştır. Özellikle düşük gelirli ve kırsal kesimlere yönelik nakit
yardımlar, sosyal destek paketleri ve kamu istihdamı uygulamaları, sadece
ekonomik bir politika aracı olmaktan çıkıp seçmen tabanını genişletmek ve siyasal
desteği pekiştirmek amacıyla kullanılmıştır. Bu süreç, gelirin yeniden
dağıtılması sorunu çatışmanın doğrudan siyasallaşması anlamına gelmekte ve
toplumsal eşitsizlik kaynaklı taleplerin siyasal yarışma ve iktidar
stratejileri bağlamında yönlendirilmesine olanak vermektedir. Böylece, ekonomik
ve toplumsal çıkar çatışmaları seçmen davranışlarını şekillendirmek ve siyasal
güç bütünleşmesini sağlamak için sistemli olarak siyasallaştırılmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder