KILIÇDAROĞLU’NUN SON MESAJI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…
Kılıçdaroğlu’nun
son açıklaması, yüzeyde “CHP yolsuzluktan arınmalı” ve “İmralı sürecine dahil
olunmalıydı” gibi genel reform çağrıları içeriyor olsa da derinlemesine çözümlendiğinde
açıklamanın çok katmanlı bir stratejik ve psikolojik işlev taşıdığı
görülmektedir.
Bireysel
düzlemde açıklama, Kılıçdaroğlu’nun kişisel güdülenmelerini ve liderlik
travmasını yansıtmaktadır. İmamoğlu’nun yükselmesi ve CHP içindeki etkisinin
artması, Kılıçdaroğlu açısından bir tehdit olarak algılanmaktadır. Mesajın alt
tonunda bireysel kırgınlık açıkça görülmektedir. Bu, mesajın yüzeydeki reform
çağrısından çok, içsel bir hesaplaşma niteliği taşıdığını göstermektedir.
Parti içi
güç dengeleri açısından bakıldığında, açıklamanın bir diğer boyutunun, CHP
içindeki güç blokları ve ittifaklarla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Etkisini
yitiren bazı milletvekilleri, Alevi partililer ve çıkar çevreleri, kısacası Kılıçdaroğlu
taraftarları ve mevcut yönetim karşıtları Kılıçdaroğlu’nun eski lider olarak
mesajını destekleyerek kendi konumlarını güçlendirmek istemektedir. Bu nedenle
mesaj, yalnızca bireysel bir atılım değil, parti içi güç ve prestij
mücadelesinin bir aracıdır.
Statü ve
meşruluk açısından bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun şu anki statüsü eski genel
başkan olmakla sınırlıdır. Resmi karar mekanizmalarında yetkisi bulunmamakla
birlikte, uzun yıllar süren liderliği sayesinde simgesel ve psikolojik bir
ağırlığı vardır. Bu, mesajın parti içi algıyı şekillendirme ve moral yaratma
işlevini olanaklı kılar, ancak Kürt sorunu veya İmralı süreci gibi siyasa
alanlarında doğrudan etki yaratacak bir yetki sağlamaz.
Kaldı ki,
açıklama CHP-DEM ilişkileri ve muhalefet blokları açısından da önem taşımaktadır.
Mesaj, özellikle İmralı çıkışı nedeniyle CHP-DEM ilişkilerini zedeleme riski
taşımaktadır. Bu durum, DEM’in CHP’ye olan güvenini azaltabilir ve muhalefet
bloklarının eş güdümünü zayıflatabilir. Sonuç olarak, Cumhur İttifakı’nın
stratejik üstünlüğü artar, çünkü muhalefet blokları arasındaki uyum bozulur.
Açıklama dış
etki ve Cumhur İttifakı açısından da önem taşımaktadır. Mesaj, CHP içi
çatışmayı görünür kılarak İmamoğlu’nu yıpratırken, en çok Cumhur İttifakı’nı
memnun eder niteliktedir. CHP ve DEM arasındaki ilişkilerin gerilmesi, Cumhur
İttifakı’nın TBMM’de güç kazanmasını kolaylaştırır ve Erdoğan için üçüncü dönem
adaylık olasılığını artıran bir zemini yaratır.
Sonuç olarak belirtmek gerekirse, Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, tek boyutlu bir reform çağrısından çok, bireysel duyarlılık, parti içi güç savaşımı ve stratejik sinyal verme işlevlerini bir araya getiren çok katmanlı bir atılımdır. İçeride, parti içi blokları birleştirme ve İmamoğlu’nu zayıflatma amaçlıdır. Dışarıda, CHP’nin imajını tartışmalı duruma getirmekte ve Cumhur İttifakı’na dolaylı üstünlük sağlamaktadır. Simgesel düzeyde, Kılıçdaroğlu eski lider olarak varlığını hatırlatmakta ve kendi saygınlığını korumaya çalışmaktadır. Geniş siyasal sonuçlar açısından, mesajın zincirleme etkisi CHP-DEM ilişkilerinde gerilim, muhalefetin iş birliği ve eş güdümünün zayıflaması, Cumhur İttifakı’nın TBMM’de güçlenmesi ve Erdoğan’ın üçüncü dönem aday olma olasılığının artması şeklinde ortaya çıkabilir. Bu olgu, Türkiye siyasetinde hem bireysel psikoloji, hem parti içi dinamikler, hem muhalefet ilişkileri, hem de blok siyaseti açısından karmaşık bir stratejik örnek oluşturmaktadır.
Kılıçdaroğlu’nun son açıklaması, yüzeyde CHP’deki yolsuzluk iddialarını gündeme taşıyan bir reform çağrısı olarak sunulsa da, derinlemesine incelendiğinde açıklamanın çok katmanlı bir stratejik işlev taşıdığı görülmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder