Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

19 Kasım 2025 Çarşamba

 

Kuzeydoğu Suriye’de İslam Devleti (İS) Bağlantılı Kamplar: Demografi, İnsan Hakları Sorunları ve Yönetim Açmazı

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

Öz

Bu çalışma, Kuzeydoğu Suriye’de İS [1] bağlantılı kamplarda tutulan kişilerin demografik yapısı, insancıl ve hukuksal sorunları ile uluslararası ve ulusal aktörlerin çözüm yaklaşımlarını incelemektedir. Kamplarda yaşayan nüfusun büyük kısmını çocuklar ve kadınlar oluşturmaktadır ve sağlık, beslenme, eğitim ve hukuksal haklar açısından ciddi risklerle karşı karşıyadır. Çalışmada, SDG [2] /KDSÖY [3], Suriye merkezi hükümeti, savaşçı gönderen ülkeler ve uluslararası aktörlerin kamplara ilişkin mevcut uygulamaları, geri kabul ve iyileştirme programları ile hukuksal süreçler ele alınmıştır. Araştırma sonucunda, çok aktörlü eş güdüm, adil yargılama, iyileştirme ve toplumsal bütünleşme programlarının önemi vurgulanmıştır. Çalışma ayrıca çocukların ve kadınların korunması, radikalleşme riskinin azaltılması ve bölgesel güvenliğin sağlanması için siyasa önerileri sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kuzeydoğu Suriye, İS kampları, SDG/KDSÖY, çocuk ve kadın koruması, radikalleşme, geri kabul, iyileştirme, uluslararası hukuk

 

Abstract

 

This study examines the demographic composition, humanitarian and legal challenges, and the responses of national and international actors regarding ISIS-affiliated camps in Northeast Syria. The majority of the camp population consists of children and women, facing significant risks related to health, nutrition, education, and legal rights. The research analyzes current practices of the Autonomous Administration of North and East Syria (SDG/KDSÖY), the Syrian central government, countries sending fighters, and international actors, including repatriation and rehabilitation programs as well as judicial processes. The study emphasizes the importance of multi-stakeholder coordination, fair trials, rehabilitation, and societal reintegration programs. It also provides policy recommendations to protect children and women, mitigate radicalization risks, and enhance regional security.

Keywords: Northeast Syria, ISIS camps, SDG/KDSÖY, child and women protection, radicalization, repatriation, rehabilitation, international law

GİRİŞ

Suriye iç savaşının ve İS’in yükselişinin ardından ortaya çıkan en karmaşık ve kalıcı insancıl sorunlardan biri, Kuzeydoğu Suriye’de Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ve ona bağlı özerk yönetim tarafından denetim edilen kamplarda tutulan on binlerce kişinin durumudur. Al-Hol ve Roj başta olmak üzere bu kamplarda İS bağlantılı kadınlar, erkekler ve çocuklar ile örgütün denetiminde doğmuş veya radikalleşme ortamında büyümüş binlerce çocuk yaşamaktadır. Bu kişiler ne uluslararası hukuk tarafından tanımlanmış bir hukuksal statüye sahiptir ve ne de etkili bir yargılama, iyileştirme veya geri dönüş mekanizmasına dahildir. Bu nedenle ortaya çıkan tablo hem bir insancıl kriz hem bir uluslararası güvenlik sorunu hem de bir yönetim kapasitesi sorunu olarak eş zamanlı şekilde varlığını sürdürmektedir.

Mevcut verilere göre, Kuzeydoğu Suriye’deki kamplarda yaklaşık 50-60.000 kişi bulunmaktadır. Bunların yarısından fazlasını çocuklar oluşturmakta, büyük bölümü örgüt denetimi altında doğduğu için doğum kaydı ve vatandaşlık gibi temel kimlik unsurlarından yoksun bir şekilde yaşamaktadır. Suriyeli ve Iraklı nüfusun yanı sıra 50’den fazla ülkeden gelen yabancı kadın ve çocukların varlığı, sorunu ulusal sınırların ötesine taşımakta ve uluslararası toplum açısından derin bir sorumluluk doğurmaktadır. Çoğu kronik hastalık, yetersiz beslenme, tüberküloz, hijyen eksikliği ve travma ile mücadele eden bu insanların geleceği hem bölgesel kararlılık hem de temel insan haklarının korunması açısından kritik önem taşımaktadır.

Buna karşılık, uluslararası toplumun tepkisi sınırlı, parçalı ve çoğu zaman isteksiz kalmıştır. Ülkeler, kendi vatandaşlarını geri almaktan büyük oranda kaçınmıştır. SDG ise ne uluslararası tanınmış bir yetkiye ne de böylesi büyük bir nüfusu uzun süreli olarak yönetebilecek kurumsal kapasiteye sahiptir. Bu durum, kampların giderek radikalleşmenin yeniden üretildiği, şiddetin sürdüğü ve insancıl koşulların her geçen gün kötüleştiği alanlara dönüşmesine yol açmaktadır.

Bu çalışma, söz konusu kampların demografik yapısını, insan hakları bakımından ortaya çıkan temel sorunları ve yönetimsel açmazları çok boyutlu biçimde çözümlemeyi amaçlamaktadır. Böylece hem yerel aktörlerin yükümlülüklerini hem de uluslararası toplumun sorumluluklarını tartışmaya açmak ve ayrıca uzun süredir çözümsüz bırakılan bu insancıl trajedinin geleceğine ilişkin olası siyasa seçeneklerini değerlendirmek hedeflenmektedir.

AMAÇ VE HEDEFLER

Bu çalışmanın temel amacı, Kuzeydoğu Suriye’de SDG/KDSÖY denetiminde bulunan İS bağlantılı kampların demografik yapısını, insan hakları bakımından ortaya çıkan sorunları ve bu yapıların yönetimsel kapasitesini çözümleyici bir çerçevede incelemektir. Çalışma hem bölgesel dinamikleri hem de uluslararası hukuk ve insan hakları bakış açılarını bütünleştirerek, mevcut durumun neden sürdürülemez olduğunu ortaya koymayı ve olası siyasa seçeneklerine ilişkin değerlendirmeler geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu genel amaç doğrultusunda çalışma şu alt hedeflere sahiptir:

Demografik Yapının Çözümlenmesi: Kamplarda yaşayan nüfusun cinsiyet, yaş, vatandaşlık ve sağlık durumu gibi temel göstergeler üzerinden kapsamlı bir profilini çıkarmak.

İnsancıl Sorunların Belirlenmesi: Sağlık, beslenme, barınma, güvenlik ve hukuksal statü eksikliği gibi temel insan hakları sorunlarını ortaya koymak.

Yönetimsel ve Kurumsal Kapasitenin Değerlendirilmesi: Suriye Demokratik Güçleri (SDG)/KDSÖY’nin [4] kampları yönetme kapasitesini, mevcut kısıtlarını ve uluslararası destek mekanizmalarının yetersizliklerini incelemek.

Uluslararası Hukuksal Çerçevenin Tartışılması: Kamplarda tutulan kişilerin statüsü, geri kabul, vatandaşlık, yargılama ve iyileştirme süreçlerini uluslararası hukuk bağlamında değerlendirmek.

Güvenlik ve Radikalleşme Risklerinin Çözümlenmesi: Kampların bölgesel güvenliğe etkisini, yeni radikal ağların oluşma riskini ve uzun vadeli kararlılığa yönelik tehditleri incelemek.

Siyasa Önerileri Geliştirmek: Yerel ve uluslararası aktörlerin rolü, sorumluluk paylaşımı, hukuksal mekanizmalar ve iyileştirme-yeniden bütünleşme süreçleri için uygulanabilir ve sürdürülebilir çözüm seçenekleri sunmak.

ARAŞTIRMA SORULARI

Çalışma aşağıdaki temel araştırma sorularına yanıt aramaktadır:

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların demografik yapısı insancıl ve yönetsel sorunları nasıl şekillendirilmektedir?

Bu kamplarda yaşayan kişilerin karşı karşıya olduğu temel insan hakları ihlalleri ve yaşamsal riskler nelerdir?

SDG/KDSÖY’nin mevcut kurumsal kapasitesi ve uluslararası destek düzeyi, bu kampların yönetilmesi açısından ne ölçüde yeterlidir?

Kamplarda tutulan kişilerin hukuksal statüsü uluslararası hukuk açısından nasıl tanımlanabilir?

Bu kişilerin yargılanması, geri alınması veya iyileştirilmesi konusunda devletlerin yükümlülükleri nelerdir?

Kampların mevcut durumu bölgesel güvenlik ve radikalleşme açısından hangi kısa ve uzun vadeli riskleri barındırmaktadır?

Kapsamlı bir çözüm için hangi aktörlerin hangi sorumlulukları üstlenmesi gerekmektedir? Çok aktörlü bir çözüm modeli olanaklı mıdır?

Özellikle çocukların hukuksal belirsizlik, eğitimsizlik, travma ve radikalleşme riski karşısında geleceği nasıl güvence altına alınabilir?

Kamplar konusunda yapılmakta olan mevcut akademik çalışmalar nelerdir?

Ülkelerin ve kamu yönetimlerinin ve yargı kuruluşlarının soruna yaklaşımları ve geliştirdikleri çalışmalar?

Savaşçı gönderen ülkelerin vatandaşlarına yönelik yaklaşımları ve çalışmaları nelerdir?

 

YÖNTEM

Bu çalışma, Kuzeydoğu Suriye’de SDG ve KDSÖY tarafından denetlenen İS bağlantılı kampların mevcut durumunu incelemek amacıyla nitel ağırlıklı, çok disiplinli ve çok kaynaklı bir araştırma tasarımı benimsemektedir. Çalışmanın yöntemi beş temel bileşenden oluşmaktadır:

Belge ve İkincil Veri Çözümlemesi: Çalışmanın ilk aşaması, kamplara ilişkin sayısal verileri derlemek amacıyla uluslararası örgüt raporları, insan hakları kuruluşlarının belgeleri, araştırma enstitülerinin çalışmalarından elde edilen ikincil verilere dayanmaktadır.

Kullanılan Temel Kaynak Türleri: Birleşmiş Milletler (UNICEF, UNHCR, OHCHR) raporları, uluslararası Kriz Grubu (ICG) çözümlemeleri, Human Rights Watch (HRW) ve Amnesty International raporları, SDG/KDSÖY açıklamaları, alan çalışması yapan araştırmacıların akademik yayınları. Veriler karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmiş ve farklı kaynaklardaki bilgiler tutarlılık açısından çapraz doğrulama yöntemleriyle denetlenmiştir.

Yazın Taraması ve Kuramsal Yaklaşım: Çalışma, devlet dışı aktörlerin yönetişim pratikleri, insancıl hukuk, zorunlu yerinden edilme, radikalleşme, kampların yönetimi ve uyuşmazlık sonrası alanlar üzerine uluslararası yazını kapsamlı biçimde incelemektedir. Bu kapsamda üç kuramsal çerçeve kullanılmıştır: insancıl yönetim ve koruma yaklaşımları, Devlet dışı aktörlerin yönetişim kapasitesi ve güvenlik sağlama ve radikalleşme yazını. Bu kuramsal çerçeve hem insancıl boyutu hem de siyasal-yönetsel açmazları birlikte çözümlemeye olanak tanımaktadır.

Karşılaştırmalı Olay Çözümlemesi: Çalışma, Al-Hol ve Roj olmak üzere iki ana kampı karşılaştırmalı olay olarak ele alır. Karşılaştırma kriterleri, demografik yapı, güvenlik dinamikleri, radikalleşme riski, sağlık ve yaşam koşulları, yönetim kapasitesi ve uluslararası aktörlerle iş birliği düzeyi olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım, kampların birbirinden farklı dinamiklerini ortaya koyarak daha ayrıntılı bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlar.

Normatif ve Hukuksal Çözümleme: Kamplarda tutulan kişilerin statüsüne ilişkin hukuksal belirsizlik nedeniyle çalışma uluslararası insancıl hukuk, uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası ceza hukuku, vatandaşlık ve geri kabul mekanizmaları ve çocuk hakları hukuku çerçevelerini inceleyen normatif bir çözümleme içermektedir. Bu çözümleme, mevcut durumda hangi yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, hangi aktörlerin hangi sorumlulukları taşıdığını ve uluslararası hukuktaki boşlukları açıkça ortaya koymaktadır.

Siyasa Çözümlemesi ve Senaryo Tabanlı Değerlendirme: Çalışma son bölümde, olası çözüm modellerini tartışmak için senaryo tabanlı bir siyasa çözümlemesi kullanmaktadır. Üç temel senaryo geliştirilmiştir: sınırlı ve kademeli geri kabul, uluslararası gözetim ve ortak yönetim modeli ve iyileştirme, yeniden bütünleşme ve yerel kapasite oluşturulması. Her bir senaryo uygulanabilirlik, maliyet, insancıl etkiler, güvenlik riskleri ve siyasal yapılabilirlik açısından değerlendirilmiştir.

Yöntemin Sınırlılıkları: Çalışma doğrudan alan verisine erişilemeyen bir alanı incelediği için veriler ikincil kaynaklara dayanmaktadır, SDG/KDSÖY veri açıklamalarındaki tutarsızlıklar çapraz denetim ile dengelenmiştir ve kamp güvenliği nedeniyle birçok bilginin güncel olmayabileceği not edilmiştir.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Bu çalışma, Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampları anlamak için tek bir disiplinin veya tek bir kuramsal bakış açısının yeterli olmayacağı varsayımından hareket etmektedir. Bu nedenle araştırma insancıl yönetim yaklaşımı, devlet dışı aktörlerin yönetişim kapasitesi yazını ve güvenlik sağlama–radikalleşme kuramları olmak üzere üç ana kuramsal eksen üzerine kurulmuştur. Bu üç eksen birlikte ele alındığında, hem insancıl/etik boyut hem de yönetsel ve güvenlik boyutu bütüncül biçimde çözümlenebilmektedir.

İnsancıl Yönetim ve Koruma Yaklaşımı: Uluslararası insancıl yönetim yazını, devlet otoritesinin zayıf olduğu veya çöktüğü, nüfusun büyük kısmının yerinden edildiği ve kurumsal kapasitenin sınırlı olduğu durumlarda ortaya çıkan yönetim sorunlarını inceleyen önemli bir çerçeve sunar. Bu yaklaşım özellikle şu sorulara odaklanır: “Zorla yerinden edilmiş nüfusun temel gereksinimlerinin karşılanması nasıl güvence altına alınır?”, “Koruma ve güvenlik sağlama sorumlulukları kimlere aittir? ve “Devlet dışı aktörler, kamplarda yaşayan kişilerin hak ve özgürlüklerini ne ölçüde sağlayabilir?” Bu bakış açısı, Kuzeydoğu Suriye’deki kampların mevcut durumunu çözümlerken önemlidir çünkü kamplar bir yandan insancıl alanlardır, yani temel hak ve özgürlüklerin korunması gerekmektedir, diğer yandan güvenlik tehdidi barındıran yapılardır. Bu kamplarda radikalleşme ve şiddet riski devam etmektedir. Dolayısıyla insancıl yönetim yaklaşımı, bu ikili yapının yarattığı etik ve uygulama gerilimleri anlamayı sağlar.

Devlet Dışı Aktörlerin Yönetişim Kapasitesi: KDSÖY ve SDG, uluslararası hukuk tarafından devlet olarak tanınmayan, ancak alanda eylemli yönetim kapasitesi geliştirmiş aktörlerdir. Bu nedenle bu çalışma, devlet dışı aktörlerin yönetişim kapasitesini inceleyen yazını ikinci kuramsal sütun olarak benimser.

İncelenen yazının özellikle şu sorulara yanıt aradığı saptanmıştır: Devlet olmayan bir aktör, hangi koşullarda yönetişim kapasitesi geliştirebilir? Bu kapasite hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda zayıf olur? ve Meşruluk nasıl elde edilir?

KDSÖY ve Kuram

KDSÖY’ün bugünkü durumunda şu özellikler dikkat çekmektedir. Yasal statüsü yoktur, bu yüzden uluslararası kaynaklara erişimi sınırlıdır. Kurumsal kapasitesi zayıftır, eğitimli personel, güvenlik gücü, toplumsal hizmet altyapısı ve mali kaynak eksiktir. Bölgesel baskı altındadır, Türkiye ve Suriye hükümeti tarafından tanınmamakta ve kabul edilmemekte ve bu da yönetim alanını daraltmaktadır. Büyük ve kritik bir nüfusu yönetmektedir. 50-6.000 kişilik kamp nüfusu KDSÖY’ün kapasitesinin çok üzerindedir. Bu kuramsal yaklaşım, kampların neden “yönetimsel çıkmaz” (governance deadlock) ürettiğini anlamayı sağlar.

Güvenlik Sağlama ve Radikalleşme Kuramları: Kamplar aynı zamanda uluslararası güvenlik çalışmalarının konusu durumuna gelmiştir. Bu nedenle çalışma üçüncü kuramsal olarak güvenlik sağlama kuramı ve radikalleşme yazınını kullanır.

Güvenlik Sağlama Kuramı: Bir olgunun “normal bir siyasa konusu” olmaktan çıkarılıp “varoluşsal tehdit” olarak sunulması bu söylemin özel ve olağanüstü güvenlik önlemlerini meşrulaştırması ve toplumların ve devletlerin bu söylemleri nasıl kullandığı bu kuramın ana düşünce sistemidir. Kuzeydoğu Suriye örneğinde, batılı devletler kendi vatandaşı olan İS bağlantılı kadın ve çocukları geri almayı reddederken “güvenlik tehdidi” söylemine yaslanmaktadır. Bu söylem, insancıl yükümlülükleri ikincil plana itmektedir.

Radikalleşme Kuramları: Kamplar, radikal ideolojinin yeniden üretildiği kapalı toplumsal ekosistemler durumuna gelmiştir. Radikalleşme kuramları şu etmenleri inceler: Travma, ait olma duygusunun kaybı, topluluk içi dayanışma, şiddet kültürünün devamı, eğitim eksikliği ve erkeklerin ve kadınların toplumsal rollerinin radikal normlara göre yeniden üretimi.

Bu kuramsal çerçeve, kampların mevcut durumuyla sadece insancıl bir sorun değil, gelecekte bölgede ve uluslararası alanda yeni bir radikal neslin doğmasına yol açabilecek bir kararsızlık kaynağı olduğunu göstermektedir.

Kuramsal Çerçevenin Genel Katkısı

Bu üç yaklaşım birlikte kullanıldığında çalışma kampların yalnızca insancıl değil, aynı zamanda kurumsal kapasite sorunu olduğunu, sorunun yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda etik, hukuksal ve toplumsal ve uluslararası bir sorun olduğunu ve çözümün yalnızca SDG veya KDSÖY değil, uluslararası toplumun ortak sorumluluğuna bağlı olduğunu çok boyutlu biçimde ortaya koymaktadır.

Bu çalışma, Kuzeydoğu Suriye’de SDG ve KDSÖY tarafından denetlenen İS bağlantılı kampları anlamak için çok-disiplinli bir kuramsal çerçeve benimsemektedir. Tek bir disiplinin veya kuramsal yaklaşımın hem insancıl hem yönetsel hem de güvenlik boyutlarını kapsayamayacağı varsayımına dayanarak, araştırma beş ana kuramsal eksen üzerinden ele alınmıştır.

İlk eksen, devlet dışı silahlı aktörler ve “de facto yönetimler” kuramıdır. SDG/KDSÖY gibi aktörler klasik anlamda devlet olmasa da alanda eylemli yönetişim kapasitesi geliştirmiştir. Yazında bu tür yapılar “karma siyasal düzenler” (hybrid political orders)” veya “devlet dışı önetişim rejimleri” (non-state governance regimes) olarak tanımlanır. Bu kuram, kampların neden mevcut hukuksal sınıflamalara ve bilinen devlet mekanizmalarına sığmadığını açıklamakta ve yönetişim kapasitesindeki sınırlılıkları ve eksiklikleri kavramayı sağlamaktadır.

İkinci eksen, “kırılgan devletler” (fragile states) ve “yönetimsiz alanlar” (ungoverned spaces) yazınıdır. Kuzeydoğu Suriye’nin kırılgan devlet yapısı, sınırlı egemenliği ve parçalanmış yönetim alanları, kamplarda yaşayanların hukuksal ve toplumsal olarak belirsiz bir ortamda bulunmasına yol açmaktadır. Bu çerçeve hem kampların mevcut yönetimsel zorluklarını hem de güvenlik risklerini anlamak için temel oluşturur.

Üçüncü eksen, insan güvenliği ve çocuk koruma paradigmasıdır. İnsancıl güvenlik (human security) yaklaşımı, bireyin korunmasını merkezi öncelik olarak alırken, “Çocukları Korumanın En Az Ölçünleri” (Child Protection Minimum Standards) ve “Zarar Verme” (Do No Harm) ilkeleri, özellikle çocukların fiziksel, psikolojik ve toplumsal haklarının korunmasına odaklanır. Bu bakış açısı, kamplarda yaşayan kadın ve çocukların karşı karşıya olduğu insancıl krizleri kavramsallaştırmada kritik öneme sahiptir.

Dördüncü eksen, “çatışma sonrası yeniden bütünleşme” (post-conflict reintegration) ve “radikalleşme/radikalleşmeden ayrılma” modelleridir. Araştırmada, kamplardaki nüfusun çoğunluğunu oluşturan İS bağlantılı bireylerin, ailelerin ve çocukların toplumla yeniden bütünleşmesi (DDR), yani “Silahsızlanma, Seferberliğin Sonlandırılması, Yeniden Bütünleşme” (Disarmament–Demobilization–Reintegration) ve “Aşırı Şiddet Kullanan Saldırganların İyileştirmeu be Yeniden Bütünleştirilmesi” (Rehabilitation and Reintegration of Violent Extremist Offenders-VEOs) modelleri bağlamında değerlendirilir. Bu kuramsal yaklaşım, kampların yalnızca bir güvenlik tehdidi barındıran alanlar değil, aynı zamanda iyileştirilmesi gereken sivil alanlar olduğunu ortaya koyar.

Beşinci ve son eksen, uluslararası hukuk çerçevesidir. Kamplarda tutulan kişiler ne savaş esiri statüsüne ne mülteci statüsüne ne de klasik tutuklu/hükümlü tanımına girer. Bu durum, uluslararası insancıl hukuk, uluslararası insan hakları hukuku ve geri kabul hukuku bağlamında ciddi hukuksal boşluklar ve uygulanabilirlik sorunları doğurmaktadır. Kuramsal çerçeve, mevcut hukuksal boşluğu tanımlar ve olası çözüm modellerini değerlendirmeye olanak sağlar.

Bu beş eksen bir araya geldiğinde, çalışma kampların yalnızca insancıl bir kriz değil, aynı zamanda yönetsel kapasite sorunu, güvenlik riski ve hukuksal belirsizlik kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. Kuramsal çerçeve, hem mevcut durumun çözümleyici bir şekilde incelenmesini hem de olası siyasa ve yönetim seçeneklerinin geliştirilmesini sağlamaktadır.

HUKUKSAL KAVRAMLAR

Kuzeydoğu Suriye’de bulunan El-Hol ve Roj gibi IŞİD bağlantılı kamplarda tutulan bireylerin hukuksal statüsü, uluslararası insancıl hukuk, uluslararası insan hakları hukuku ve güvenlik hukuku normlarının kesişiminde yer alan çok boyutlu bir sorunsaldır. Bu çerçevede, devletlerin geri kabul, yargılama, koruma ve iyileştirme yükümlülüklerini belirleyen temel ilkeler aşağıda sistemli olarak ele alınmaktadır.

Geri Göndermeme (Non-Refoulement) İlkesi

Non-refoulement, hem 1951 Mülteci Sözleşmesi’nin 33. maddesinde hem de işkence yasağını düzenleyen sözleşmelerde yer alan, günümüzde teamül hukukuna yerleşmiş ve mutlak nitelik kazanan bir ilkedir. İlke, bir bireyin işkence, kötü işlem, yaşam hakkı ihlali ve keyfi gözaltı veya ağır ayrımcılık riski bulunan bir ülkeye her koşulda geri gönderilemeyeceğini öngörmektedir. El-Hol ve Roj kamplarında kalan kişilerin önemli bir bölümü, hukuksal güvencelerden, sağlık hizmetlerinden ve güvenlikten yoksun ortamlarda tutulduğundan, bu ilke hem kampları yöneten SDG/KDSÖY açısından hem de geri kabul yükümlülüğünü erteleyen devletler bakımından doğrudan uygulanabilir niteliktedir. Uluslararası hukukta bu ilkenin kapsamının yalnızca geri göndermeme ile sınırlı olmadığı, devletlerin vatandaşlarını geri kabulden kaçınarak geri göndermeme yükümlülüğünü ihlal edebileceği yönünde genişleyen bir yorum bulunmaktadır. Böylece, geri kabulden kaçınma davranışı, bazı durumlarda dolaylı “refoulement” niteliği taşıyabilir.

Devletlerin Pozitif Yükümlülükleri

Uluslararası insan hakları hukuku, devletlerin yalnızca ihlallerden kaçınmalarını değil, aynı zamanda bireyleri koruyacak etkili önlemler almalarını da zorunlu kılar. AİHM, BM İnsan Hakları Komitesi ve BM Çocuk Hakları Komitesi içtihatlarında şu pozitif yükümlülükler belirginleşmiştir.

Yaşam Hakkının Korunması: Devletler, yurtdışında dahi olsa, vatandaşlarının yaşam hakkı ciddi ve öngörülebilir bir tehlike altındaysa “makul önlemleri alma” yükümlülüğü altındadır. El-Hol kampındaki gıda yetersizliği, sağlık riskleri ve şiddet olayları bu kapsamda değerlendirilmelidir.

İşkence ve Kötü İşlemin Önlenmesi: Kamplardaki koşulların kötü işlem eşiğini aşması durumunda, devletlerin edilgin kalması dahi uluslararası sorumluluk doğurabilir. Bu durum özellikle kadınlar, hastalar ve çocuklar açısından ağırlaşan bir risk oluşturmaktadır.

Çocukların Yüksek Yararı İlkesi: Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) kapsamında çocuklara ilişkin her işlemde “çocuğun en yüksek yararı” temel ilke olup, radikalleşme riski, sağlık, eğitim ve aile bağları dikkate alınarak devletlerin etkili koruma önlemleri geliştirmesi gerekmektedir.

Aile Birleşimi İlkesi: Aile birleşimi hem uluslararası mülteci hukukunda hem de çocuk hakları rejiminde merkezi bir ilke olarak kabul edilmektedir. ÇHS’nin 9. ve 10. maddeleri uyarınca devletler çocukların ebeveynlerinden ayrılmasını önlemeli, ayrılık meydana gelmişse yeniden birleştirme için etkin mekanizmalar oluşturmalı ve sınır ötesi aile birleşimi süreçlerine engel oluşturmamalı yükümlülüğü altındadır. Kamplarda ebeveynlerinden ayrı yaşayan veya ebeveynlerinden biri ölmüş çocukların çokluğu, bu ilkenin uygulanmasını acil bir insancıl gereklilik durumuna getirmektedir.

BM Çocuk Hakları Komitesi Kararları: BM Çocuk Hakları Komitesi’nin Fransa, Hollanda ve İngiltere’ye ilişkin 2021 ve 2023 tarihli kararlarında üç temel saptama öne çıkmaktadır. Birincisi, Devletlerin vatandaşları olan çocuklar üzerinde etkili bir yargı yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle kamplardaki koşulların bilindiği durumlarda hareketsizlik ihlal doğurabilir. İkincisi, kamplardaki yaşam koşulları çocuklar açısından yaşam hakkı ve kötü işlemden korunma hakkı bağlamında ciddi bir tehlike oluşturduğunda devletler geri alma yönünde etkili çaba göstermek zorundadır. Üçüncüsü, aile birleşimi ve en yüksek yarar ilkesi, güvenlik temelli gerekçelerin önünde yer alır ve çocuklar eylemci olarak değil, esasen mağdur statüsünde değerlendirilmesi zorunluluğudur. Bu içtihat, kamplarda bulunan çocukların hukuksal statüsünü büyük ölçüde netleştirmekte ve devletlerin geri kabulden kaçınmasını uluslararası hukuk bakımından savunulamaz duruma getirmektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2178 (2014) ve 2396 (2017) Sayılı Kararları: Yabancı terörist savaşçılara ilişkin uluslararası güvenlik mimarisinin temelini oluşturan bu iki karar, devletlere hem önleyici hem de iyileştirici yükümlülükler getirmektedir. 2178 sayılı kararda devletlerden yabancı terörist savaşçıların ülkelerine giriş ve çıkışını engellemelerini, seyahat belgelerini iptal etmelerini, geri dönen vatandaşları için iyileştirme ve yeniden bütünleşme programları geliştirmelerini talep etmektedir. 2396 sayılı kararda ise özellikle bireysel risk değerlendirmesi, ceza adaleti ve iyileştirmenin birlikte yürütülmesi ve çocukların mağdur statüsünde değerlendirilmesi gerekliliğini vurgulanmaktadır. Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde, devletlerin vatandaşlarını geri alma ve onları denetim, gözetim, yargılama veya iyileştirme mekanizmalarına alma yönündeki yükümlülüğü daha da belirginleşmektedir.

SINIRLI YAZIM TARAMA

Human Rights Watch (HRW): “Revictimizing the Victims: Children Unlawfully Detained in Northeast Syria”. Bu rapor, Al-Hol ve Roj kamplarındaki çocukların durumu üzerine odaklanıyor. 42.000 yabancı ile 23.000 Suriyeli muhtemel İS bağlantılı kişilerin kamplarda tutulduğu; %60'tan fazlasının çocuk olduğu vurgulanıyor.  Bu raporda çocukların yaşam koşulları, sağlık, barınma ve eğitim eksiklikleri ile psikolojik travma riskleri ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. HRW, bu durumun “keyfi alıkoyma” ve “topluca cezalandırma” (collective punishment) gibi ciddi insan hakları ihlalleri barındırabileceğini öne sürüyor. (Becker, Jo ve Letta Tayler 2023).

Amnesty International: “Kuzeydoğu Suriye: Gözaltında Adaletsizlik, İşkence ve Ölümler”. Al-Hol ve Roj kamplarında tutulan kadın, çocuk ve erkek sayıları ve koşulları hakkında veri sunuluyor. Keyfi alıkoyma, hukuksal süreç eksikliği, işkence ve insanlık dışı işlem savları ayrıntılandırılmıştır. Kamplarda kalanların uzun süreli tutulması, bağımsız yargılama ve denetim mekanizmalarının olmaması gibi sistemsel sorunlar vurgulanmaktadır. (Amnesty InternationaL, 2024).

Washington Institute: “Five Years After the Caliphate, Too Much Remains the Same in Northeast Syria”. Al-Hol kampındaki demografik değişim, radikalleşme riski ve güvenlik sorunları ele alınıyor. Çözümleme, geri kabul süreçlerindeki yavaşlığı, ideolojik dönüşüm eksikliğini ve kamp nüfusunun büyük kısmının (özellikle gençlerin) İS ideolojisine maruz kalmaya devam ettiğini tartışıyor. Siyasa önerileri arasında uluslararası aktörlerin artan sorumluluğu, iyileştirme programlarının iyileştirilmesi ve yönetişim kapasitesinin artırılması yer alıyor. (Margolin, Devorah ve Camille Jablonski, 2024)

GCERF (Global Community Engagement & Resilience Fund): “Working with Returnees from ISIS”. Al-Hol ve Roj kamplarında tutulan çok sayıda yabancı savaşçı ailesi ve çocuk üzerine istatistiksel ve alan temelli çözümleme içeriyor.  Rapor, geri dönenlerin koşullarının iyileştirilesi, toplumla yeniden bütünleşmesi ve güvenlik riski bağlamında iyi uygulama önerileri sunuyor. Ayrıca “geri dönenler” (returnee) programlarının finansmanı ve uygulanması için uluslararası stratejiler tartışılıyor. (GCERF, 2025).

Al Hol kampı, Kuzeydoğu Suriye’deki en büyük İç Göçmen (IDP) kampı olmaya devam etmektedir. Kamp, İS’den kaçan kişiler ile IS bağlantılı olan (üyeler ve destekçiler) bireyleri ve aileleri barındırmaktadır; bu kişiler örgütün eski topraklarından ve yerlerinden edilmiştir. Halihazırda kampta yaklaşık 68.000 kişi bulunmaktadır ve bunların %94’ünü kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır.

Gazeteci Azevedo bir haberinde şunları belirtmektedir: “IŞİD ve selefi Irak El Kaidesi, büyümeleri açısından temel öneme sahip olan cezaevi ortamlarından yararlanmıştır. Cezaevleri, cihatçı radikalleşme ve örgütlenme için elverişli alanlar durumuna gelmiştir. Al Hol kampı, kamp içinde gelişen suç ve terör ağları üzerinden İS’in stratejisinin bir parçası durumuna gelmiştir. Al Hol’deki İS mensubu kamp sakinleri, terör propagandası, radikalleştirme, insan kaçakçılığı, belge sahteciliği, tahrifat ve finansman gibi faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu suç etkinlikleri, İS’in kamptaki egemenliğini güçlendirmesine ve hilafetin yeniden kurulması olasılığına karşı militanlarını gelecekteki rollere hazırlamasına yardımcı olmuştur. Bu süreçte, örgütün iki yıl önceki toprak kaybından bu yana, 2011’den itibaren Suriye’de faaliyet gösteren insan kaçakçılığı ağlarından yararlandığı görülmektedir. Militanlarını, kolaylaştırıcılarını ve ailelerini çatışma bölgesinden kaçak yollarla çıkarmak, İS’in geleceğe yönelik stratejisinin önemli bir parçası olmuştur.” (Azevedo, 2020)

Konu üzerindeki en etkili kaynaklardan biri Avrupa Birliği Gömen Ajansı’nın 2025 yılında yayınladığı rapordur. (EUAA, 2025)

Deutsche Welle bir haberinde, Suriye merkezi hükümeti ile KDSÖY arasında Al-Hol sakinlerinin tahliyesi konusunda bir anlaşma yapıldığı bildirilmiştir.  Habere göre, Suriyeli Kürtlerle Şam yönetimi, El Hol kampında tutulan İS bağlantılı Suriyelilerin tahliyesi konusunda anlaşmaya vardı. Kamptaki Suriyelilerin hükümet denetimindeki bölgelere dönmesi için ortak mekanizma kurulacaktır. Bu tür çözümlemeler, kampların geleceği, dönüş siyasaları ve devletlerarası sorumluluk konularında önemli katkılar sunuyor. (DW, 2025).

Euronews ve diğer görsel ve yazılı medya kaynakları da Al-Hol ve Roj kamplarındaki çocukların yaşam koşulları, tıbbi bakım eksikliği ve eğitim yoksunluğu üzerine özel haberler yayınlamışlardır. Bu tip medyatik çalışmalar, akademik araştırmalar kadar derin olmasa da kamuoyu ve siyasa yapıcılar nezdinde farkındalığı artırmaktadır.

İrdeleme ve Yazın Boşlukları

Mevcut araştırmalar hem insancıl haklar hem güvenlik riski hem de geri dönüş ve bütünleşme boyutlarına odaklanmış durumdadır. İnsan hakları kuruluşlarının raporları (HRW, Amnesty) kamplardaki kötü koşulları ve keyfi alıkoymayı vurgularken, siyasa çözümlemeleri (Washington Institute, GCERF) hem güvenlik hem iyileştirme bakış açısından çözüm önerileri sunuyor. Ancak akademik yazında alan çalışmaları (nitel görüşmeler), güncel demografi ve çocukların uzun vadeli bütünleşmesi konularında eksiklikler vardır. Ayrıca, yerel aktörlerin kapasite gelişimi, finansman sürdürülebilirliği ve hukuksal statü konularında uzun vadeli bağımsız araştırmalar sınırlıdır.

KAMPLARIN OLUŞUMU VE TARİHÇESİ

Kuzeydoğu Suriye’deki kampların oluşumu, 2014–2019 yılları arasında İS’in bölgedeki egemenliğinin çökmesi ile doğrudan bağlantılıdır. İS’in denetiminden çıkan geniş alanlarda, örgüt mensupları, aileleri ve siviller hızlı bir şekilde göç etmek zorunda kalmış ve bu nüfusun büyük bir kısmı güvenli barınma, yiyecek ve temel hizmetlere erişim açısından savunmasız duruma gelmiştir. SDG/KDSÖY, alandaki boşluğu doldurmak ve güvenliği sağlamak amacıyla kampları kurmuş, yönetmiş ve denetlemeye başlamıştır.

Kampların oluşumunda üç temel etmen öne çıkmaktadır: Birincisi, askeri düzen ve güvenlik boşluğudur. İS’in ani çöküşü, geniş bir coğrafyada devlet otoritesinin yokluğu ve bölgedeki çatışmalar nedeniyle sivillerin korunmasız kalması sonucu ortaya çıkmıştır. İkincisi, insan hareketleri ve göç olgusudur. Savaş, şiddet ve tehdit altında kalan aileler, kadınlar ve çocuklar kamplara yönelmiş ve bu süreçte kamp nüfusu hızla büyümüştür. Üçüncüsü ise uluslararası müdahale eksikliği ve bölgesel siyasaların olumsuz sonuçlarıdır. Uluslararası toplumun ve özellikle Batılı devletlerin, kendi vatandaşlarını geri almaktaki isteksizliği kampların uzun süreli ve kurumsallaşmış yapılar durumuna gelmesine neden olmuştur. Böylece kamplar, yalnızca geçici barınma alanları olmaktan çıkmış, kalıcı insancıl kriz alanları ve SDG/KDSÖY yönetişim deneyiminin alanı durumuna gelmiştir. Bu tarihsel ve sosyopolitik bağlam kamplarda yaşanan demografik, insancıl ve hukuksal sorunları anlamak için kritik bir ön koşul durumuna gelmiştir.

ÇÖZÜMLEME: MEVCUT DURUM VE SORUNLAR

Kampların Demografik Yapısı: Kuzeydoğu Suriye’deki kamplarda, başta Al-Hol ve Roj olmak üzere, yaklaşık 50-60.000 kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun demografik dağılımı, kamp yönetimi ve insancıl müdahaleler açısından kritik öneme sahiptir.

Kamplarda yaş dağılımı hesaplamasında %50’den fazlasının çocuk (0–17 yaş), %35–40’ının yetişkin kadın ve %10–15’inin yetişkin erkek olduğu anlaşılmıştır.

Cinsiyet dağılımı açısından kadınlar, çocuklar ve erkekler arasında önemli bir dengesizlik vardır. Özellikle yetişkin erkeklerin sayısı, erkeklerin çoğu ya savaşta yaşamını kaybettiği ya da tutuklu olduğu için oldukça düşüktür.

Vatandaşlık dağılımına göre, kamptakilerin %70–75’i Suriyeli, %20–25’i Iraklı, %5–10’u ise 50’den fazla farklı ülkeden gelen yabancı kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Bu çeşitlilik, geri kabul ve iyileştirme süreçlerini oldukça karmaşık duruma getirmektedir.

Kamplardaki sağlık ve yaşam koşulları ciddi sorunlar barındırmaktadır. Yetişkin erkeklerin yaklaşık %60’ında kronik veya bulaşıcı hastalıklar (tüberküloz, solunum yolu enfeksiyonları) gözlemlenmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme yaygındır. Özellikle çocuklarda büyüme ve gelişim bozuklukları görülebilmektedir. Kamplarda yaşayanlar, travma, kayıp ve şiddet deneyimi nedeniyle yüksek düzeyde psikolojik stres altındadır.

Çoğu kamp sakini resmi kimlik, doğum kaydı veya vatandaşlık hakkına sahip değildir. Bu durum, insancıl ve hukuksal müdahalelerin sınırlı kalmasına neden olmaktadır.

SDG/KDSÖY’nin kampları yönetme kapasitesi, nüfusun büyüklüğü ve uluslararası destek eksikliği nedeniyle yetersizdir. Eğitimli personel, sağlık altyapısı ve toplumsal hizmetler çok yetersizdir. Kamplarda radikalleşme ve şiddet riski devam etmektedir. Güvenlik önlemleri sınırlıdır.

Uluslararası aktörlerin yardımları parçalı ve sınırlıdır. Geri kabul anlaşmaları çoğunlukla uygulanmamaktadır.

Kamplarda yaşayan kişiler ne savaş esiri ne mülteci ne de mahkum statüsüne sahiptir. Bu durum, hukuksal ve insancıl müdahaleleri güçleştirmektedir.

Kampların yaklaşık yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar, örgütün denetimi altında doğmuştur. Radikalleşmiş bir ortamda büyümektedir. Eğitim ve iyileştirme olanakları sınırlıdır. Bu durum hem bireysel gelişim hem de uzun vadeli toplumsal kararlılık açısından ciddi riskler oluşturmaktadır.

SDG/KDSÖY’nin özerklik ve yerinden yönetim yanlısı siyasaları, Türkiye ve Suriye hükümeti tarafından kısıtlanmaktadır. Uluslararası toplum, özellikle Batılı ülkeler, vatandaşlarını geri almakta isteksizdir. Bu da hukuksal ve insancıl boşluğu derinleştirmektedir. Bu durum, kampların hem insancıl kriz hem de bölgesel güvenlik riski olarak sürdürülebilir bir çözümden yoksun kalmasına yol açmaktadır.

Çizelge 1:

 

Kuzeydoğu Suriye Kamplarının Oluşum Kronolojisi

Yıl

Olay / Gelişme

Etki / Sonuç

2014

İS, Irak ve Suriye’de geniş alanları denetim etmeye başlar

Sivillerin güvenliği tehlikeye girer, göç hareketleri başlar

2014–2017

SDG/KDSÖY oluşum sürecinde askeri ve yönetsel güç kazanır

Bölgedeki güvenlik boşluğunu kısmen doldurur, ilk kamplar kurulur

2017

İS’in Rakka ve çevresi kaybedilir

Büyük çapta göç dalgası, kamplarda nüfus hızla artar

2017–2019

Kamplar kurumsallaşır (Al-Hol, Roj)

SDG/KDSÖY fiili yönetişim ve denetim sağlar; uluslararası destek sınırlıdır

2019

İS’in bölgedeki denetimi tamamen sona erer

Kamplar kalıcı insancıl kriz alanları durumuna gelir, uluslararası hukuksal boşluk belirginleşir

2020–2025

Kamplardaki nüfus 50.000+ düzeyine ulaşır, demografi çeşitlenir

Kadınlar ve çocuklar çoğunlukta, sağlık ve insancıl sorunlar derinleşir; geri kabul ve iyileştirme sorunları baş gösterir

 

Kampların Oluşumu ve Tarihsel Evrimi

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplar, 2014–2019 döneminde İS’in bölgedeki denetiminin çökmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Örgütün alandan çekilmesi ve bölgede devlet otoritesinin bulunmaması, sivillerin, kadın ve çocukların toplu olarak göç etmesine yol açmıştır. Bu göçler sonucunda SDG ve KDSÖY, güvenlik boşluğunu doldurmak ve temel insancıl hizmetleri sağlamak amacıyla kampları kurmuş ve yönetim sorumluluğunu üstlenmiştir. Başlangıçta geçici olarak tasarlanan bu kamplar, İS’in tamamen çökmesi ve uluslararası aktörlerin geri kabul ve insancıl müdahalelerde sınırlı rol oynaması nedeniyle kalıcı bir yapıya dönüşmüştür. Kamplar, yönetim kapasitesinin sınandığı alanlar olarak işlev görmüş, güvenlik, sağlık ve toplumsal hizmet sağlama sorumluluğu SDG/KDSÖY üzerinde yoğunlaşmıştır.

Demografinin İnsancıl ve Yönetsel Sorunlara Etkisi

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların demografik yapısı hem insancıl müdahaleler hem de yönetsel kapasite açısından belirleyici bir etmendir. Mevcut verilere göre kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık %50–55’i çocuklardan oluşmakta, bu durum sağlık, beslenme ve eğitim hizmetlerinin önceliklendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Çocukların büyük bir kısmı çatışma ve göç deneyimi yaşamış olup, psikososyal travma riskine maruz kalmaktadır. Bu durum, iyileştirme ve eğitim programlarının kapsam ve kapasitesini sınırlamaktadır.

Kadınların nüfus içindeki oranı %45–50 düzeyindedir. Kadınlar, özellikle göç ve şiddet sonrası bakım gereksinimleri bakımından kamplarda özel destek gereksinimi doğurmaktadır. Ayrıca kadınların bakım sorumluluğu altındaki çocukların yüksek sayısı, kamplarda sağlık ve toplumsal hizmet altyapısı üzerindeki yükü artırmaktadır. Buna karşılık, yetişkin erkeklerin oranı %10–15 düzeyinde olup, erkeklerin büyük kısmının savaşta hayatını kaybetmiş, tutuklu veya çatışma bölgelerinde bulunması, kamplarda güvenlik ve toplumsal denge açısından bir boşluk yaratmaktadır. Bu durum, yönetsel birimlerin hem güvenliği sağlama hem de radikalleşme riskini en aza indirme kapasitesini sınırlamaktadır.

Nüfusun vatandaşlık dağılımı da kamplardaki yönetim ve hukuksal müdahaleleri etkilemektedir. Suriyeliler yaklaşık %70–75, Iraklılar %20–25 ve diğer ülkelerden gelen kişiler %5–10 oranında temsil edilmektedir. Bu çeşitlilik, geri kabul süreçlerini ve uluslararası hukuksal uygulamaları karmaşık duruma getirmektedir. Uluslararası aktörlerin sorumluluk paylaşımındaki belirsizlik, yönetsel eş güdümü zorlaştırmaktadır.

Sonuç olarak, kampların demografik yapısı, insancıl müdahalelerin ve yönetsel süreçlerin etkililiğini doğrudan etkilemekte, sağlık, beslenme, eğitim ve güvenlik alanlarında kapasite sınırlarını belirlemektedir. Aynı zamanda hukuksal belirsizlik ve uluslararası iş birliği eksikliği, kamplarda sürdürülebilir bir yönetim ve hizmet sağlama kapasitesini sınırlamaktadır.

Kamplarda Yaşayanların Karşı Karşıya Olduğu Temel İnsan Hakları İhlalleri ve Yaşamsal Riskler

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplarda yaşayan kişiler hem insancıl hem de hukuksal açıdan ciddi risklerle karşı karşıyadır. Mevcut demografik ve insancıl verilere göre temel insan hakları ihlalleri ve yaşamsal riskler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

Yaşam ve sağlık hakkı ihlalleri: Kamplarda kronik ve bulaşıcı hastalıkların (örneğin, tüberküloz, solunum yolu enfeksiyonları) yaygınlığı, temel sağlık hizmetlerinin yetersizliği ile birleştiğinde yaşam hakkı üzerinde doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Yetersiz beslenme ve gıda güvenliği eksikliği, özellikle çocuklar ve kadınlar için büyüme, gelişim ve bağışıklık sorunlarına yol açmakta ve ölüm ve hastalık riskini artırmaktadır.

Hukuksal statü ve vatandaşlık eksikliği: Kamplarda yaşayan kişilerin önemli bir kısmı geçerli kimlik veya vatandaşlık hakkına sahip değildir. Bu durum, eğitim, sağlık ve uluslararası yardım mekanizmalarına erişimi kısıtlamaktadır. Hukuksal belirsizlik, kamplarda yaşayanların temel haklarını kullanmasını engellemekte ve uluslararası koruma mekanizmalarından yararlanmalarını sınırlamaktadır.

Güvenlik ve fiziksel bütünlük riski: Erkek nüfusun düşük oranı ve radikalleşmiş bireylerin varlığı, kamplarda şiddet ve güvenlik risklerini artırmaktadır. Kadınlar ve çocuklar hem psikososyal hem de fiziksel şiddet riski altındadır.

Psikososyal haklar ve eğitim hakkı ihlalleri: Çocukların ve kadınların travma ve göç deneyimleri nedeniyle psikososyal destek ve eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamaması, uzun vadeli toplumsal bütünleşme ve gelişim açısından hak ihlali oluşturmaktadır. Eğitim ve iyileştirme olanaklarının sınırlılığı, özellikle örgüt bağlantılı çocukların normal toplumsal hayata yeniden bütünleşmeyi zorlaştırmaktadır.

Özel koruma gerektiren grupların ihlali: Çocuklar, kadınlar ve engelli bireyler, kamplarda özel koruma gerektiren gruplar olarak uluslararası hukuk tarafından tanınmasına karşın mevcut kapasite ve altyapı eksiklikleri bu hakların uygulanmasını engellemektedir.

Sonuç olarak, kamplarda yaşayan kişiler temel insan hakları ve yaşam hakkı ihlalleri ile karşı karşıyadır. Bu ihlaller, sağlık, güvenlik, eğitim ve hukuksal statü alanlarında yoğunlaşmakta ve hem insancıl hem de yönetsel müdahalelerin etkinliğini sınırlamaktadır. Kampların mevcut yönetim ve hukuksal yapısı, yaşamsal risklerin azaltılması ve hakların uygulanması açısından ciddi kısıtlar oluşturmaktadır.

Çocuklar ve Aileleri için Uluslararası Hukuk ve Koruma Mekanizmaları

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplarda bulunan çocuklar ve aileleri, uluslararası hukuk kapsamında özel koruma gerektiren gruplar olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, hem Uluslararası İnsancıl Hukuk (IHL) hem de Uluslararası İnsan Hakları Hukuku (IHRL) tarafından belirlenmiş yükümlülükler geçerlidir.

Çocukların korunması: 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller, silahlı çatışma dönemlerinde çocukların çatışma etkinliklerine doğrudan katılmaktan korunmasını zorunlu kılmaktadır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (CRC) ve ilgili protokoller, çocukların eğitim, sağlık ve iyileştirme hizmetlerine erişimini güvence altına almaktadır. Kamplarda yaşayan çocuklar, İS’in denetimi altında doğmuş veya çatışma ortamında büyümüş olup, psikososyal travma riski yüksek düzeydedir. Bu durum, kapsamlı ve sistemli iyileştirme ile eğitim programlarının uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Aile birliğinin korunması: Uluslararası hukuk, aile birliğinin korunmasını temel bir hak olarak tanımaktadır. Kamplarda aileler, özellikle kadın ve çocuklar, aile desteğine bağımlı olduklarından, bu hakkın etkili uygulanması yaşam ve güvenlik açısından kritiktir. Ailelerin parçalanması, çocukların ve kadınların güvenliğini ve psikososyal durumunu olumsuz etkilemekte, uzun vadeli toplumsal bütünleşme ve iyileştirme süreçlerini güçleştirmektedir.

Hukuksal statü ve uluslararası müdahale: Kamplarda yaşayan kişilerin çoğunluğu geçerli kimlik veya vatandaşlığa sahip olmadığından, eğitim, sağlık ve uluslararası insancıl yardım hizmetlerine erişimleri sınırlanmaktadır. Hukuksal belirsizlikler ve uluslararası aktörler arasındaki eş güdüm eksikliği, çocuk ve ailelerin korunmasını doğrudan kısıtlamaktadır.

Önerilen uygulamalar

Kamplarda yaşayan çocuklar için kapsamlı psikososyal destek ve eğitim programları geliştirilmelidir. Aile birliğinin korunması ve hukuksal statü eksikliklerinin giderilmesi için uluslararası iş birliği ve bölgesel mekanizmalar etkinleştirilmelidir. İyileştirme ve topluma yeniden bütünleşme programları, çocukların ve ailelerin uzun vadeli güvenliği ve toplumsal uyumu açısından sistemli olarak uygulanmalıdır.

Sonuç olarak, kamplarda bulunan çocuklar ve aileleri, uluslararası hukuk çerçevesinde özel koruma gerektiren gruplar olarak tanımlanmaktadır. Ancak mevcut yönetsel kapasite ve hukuksal belirsizlikler, bu hakların etkili şekilde uygulanmasını sınırlamaktadır. Sürdürülebilir çözümler, uluslararası iş birliği, hukuksal statünün tanınması ve kampların yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi ile olanaklıdır.

SDG/KDSÖY’nin Mevcut Kurumsal Kapasitesi ve Uluslararası Destek Düzeyinin Kampların Yönetimine Etkisi

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların yönetimi büyük ölçüde SDG/KDSÖY’nin yönetişim kapasitesine bağlıdır. Mevcut verilere göre, bu kurumların kurumsal kapasitesi ve uluslararası destek düzeyi, kampların etkin ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi açısından sınırlı kalmaktadır.

Kurumsal kapasite: SDG/KDSÖY, kamp yönetimi, sağlık, eğitim ve güvenlik alanlarında temel yönetsel işlevleri yerine getirebilecek sınırlı kurumsal altyapıya sahiptir. İnsan kaynağı açısından, eğitimli personel sayısı yetersizdir ve özellikle çocukların psikososyal destek ve eğitim gereksinimlerini karşılayacak uzman kapasitesi sınırlıdır. Kampların yüksek nüfusu ve demografik çeşitliliği (çocuk, kadın, farklı vatandaşlıklar) mevcut kurumsal kapasiteyi zorlamakta, yönetsel kararların etkinliğini azaltmaktadır.

Uluslararası destek düzeyi: Kamplarda sağlanan uluslararası insancıl yardım ve teknik destek, SDG/KDSÖY’nin temel gereksinimleri karşılamasına yardımcı olmakla birlikte, yeterlilikten uzak kalmaktadır. BM ajansları, insancıl yardım örgütleri ve bölgesel aktörler ile eş güdüm, hukuksal ve güvenlik sınırlılıkları nedeniyle tam olarak sağlanamamaktadır. Uluslararası fon ve lojistik desteğin sınırlılığı, sağlık, beslenme ve iyileştirme hizmetlerinin kapsamını daraltmakta ve güvenlik ve yönetsel kapasiteyi olumsuz olarak etkilemektedir.

Değerlendirilecek olursa, mevcut kurumsal kapasite ve uluslararası destek düzeyi, kampların temel insancıl ve yönetsel gereksinimlerini yalnızca sınırlı ölçüde karşılayabilmektedir. Yetersizlikler, özellikle sağlık, beslenme, eğitim ve güvenlik alanlarında kamplarda risklerin artmasına yol açmaktadır. Sürdürülebilir ve güvenli bir kamp yönetimi, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, uluslararası iş birliği ve eş güdümün sistemli biçimde artırılması ile olanaklıdır.

TEHDİT ÇÖZÜMLEMELERİ

Kuzeydoğu Suriye’deki El-Hol ve Roj kampları, yalnızca insancıl kriz alanları değil, aynı zamanda İS’in yeniden yapılanma stratejisinin kritik bileşenlerini barındıran hibrit (karma) güvenlik ortamlarıdır. Kamp içindeki örgütlenme biçimleri, kadınların radikalleşme süreçlerindeki işlevi, “gölge yönetim” mekanizmaları ve “Amniyat” (Emniyet) benzeri güvenlik hücreleri, İS’nin orta ve uzun vadeli stratejik kapasitesini doğrudan etkilemektedir.

İS’nin Kamp İçi Örgütlenme Biçimleri

İS’in kamp içi örgütlenmesi, örgütün daha önce Irak hapishanelerinde (özellikle Camp Bucca örneği) geliştirdiği yöntemlerin bir devamı niteliğindedir. Bu örgütlenme, üç temel düzeyde gerçekleşmektedir:

Yatay mikro-hücre yapılanmaları: Bu hücreler genellikle aile grupları, akrabalık bağları, aynı ülke veya bölgeden gelen yabancı savaşçı eşleri etrafında şekillenmekte ve radikalleşme süreçlerini küçük, kapalı ağlar içinde yeniden üretmektedir.

Dikey hiyerarşik denetim mekanizmaları: Kampın farklı alanlarında emir/komutan, şeriat sorumlusu, cephe temsilcisi ve finans sorumlusu gibi görevler sürdürülmektedir. Bu yapı, örgütün iç işleyişini kamplar içinde de kararlı kılmaktadır.

“Şer’i mahkeme” benzeri doğal disiplin yapıları: İS destekçileri, kamp içinde kendi normlarına göre, kadınların davranışlarını “yargılamak”, cezalandırma uygulamak ve “mürted” [5] olarak gördükleri kişilere yönelik şiddet uygulamak için paralel bir hukuk düzeni işletmektedir.

Bu üçlü yapı, kampın bazı bölümlerinde İS’nin “devletçik” benzeri bir yapılanma kurmasını olanaklı kılmıştır.

Kadınların Rolü: Etkili Ajanlık ve Radikalleşme

Kadınlar yalnızca “İS savaşçılarının eşleri” değil, aynı zamanda örgütün kamp içindeki ideolojik ve toplumsal yeniden üretim mekanizmasının ana aktörleridir. Kadınların rolü şu boyutlarda belirgindir: ideolojik süreklilik, örgüt ideolojisi, şeriat normları ve “hilafet nostaljisi” etrafında sistemli biçimde eğitmek. Ayrıca, kadınların toplumsal denetim görevleri vardır. Bazı kadın grupları, kamp içinde kıyafet denetimi, davranış denetimi ve şiddet tehdidi yoluyla diğer kadınları disipline etmektedir. Bir başka görev ise haber almadır. Kadınlar, kamp içi hareketlilik, ziyaretçiler ve denetim noktalarına ilişkin bilgileri örgütün iç iletişim ağlarına aktaran bir çeşit “istihbarat servisi” rolü görmektedir. Çocukları savaşmaya hazırlamak da bir başka görevdir. Özellikle 10–15 yaş arası erkek çocuklar “gelecek savaşçı kuşağı” olarak yetiştirilmekte ve kız çocuklar ise ideolojik olarak şekillendirilmektedir. Bu nedenle kadınlar, kamp içindeki radikalleşmenin en görünmez ama en etkili taşıyıcılarıdır.

“Amniyat” (Emniyet) Benzeri Güvenlik Hücreleri

İS’in geçmişte Irak ve Suriye’de kullandığı “Amniyat” (güvenlik servisi) yapılanmasının kamplarda yeniden üretildiğine ilişkin güçlü bulgular mevcuttur. Bu hücreler şu özellikleri taşımaktadır. Gizlilik bağlamında 2–5 kişilik hücreler şeklinde örgütlenirler. Kamp içi şiddet eylemlerinin önemli bir kısmını (cinayet, tehdit, saldırı) bu birimler örgütler. SDG personeli, kamp yönetimi ve diğer gruplara ilişkin bilgi toplarlar. İnsan kaçakçıları, finans ağları ve örgütün dışarıdaki yapılanmalarıyla bağlantı kurarlar.

Bu yapılar, kampın güvenlik riskini klasik kriminal düzenin ötesine taşıyarak, örgütün yarı-askeri bir iç yapılanmayı sürdürebilmesine olanak vermektedir.

Kamp İçi “Gölge Yönetim” Yapılanması

İS, kamplarda bir “gölge yönetim” oluşturmuştur. Bu yapı üç düzeyden oluşmaktadır:

Çizelge 2:

 

Kullanılan Yöntemler

Normatif otorite: İS kadın grupları, “şeriata uygun yaşam” adı altında üzerinde normatif baskı uygulamaktadır.

Giyim

Toplumsal davranışlar

Diğer gruplarla ilişkiler

Ekonomik uygulamalar: Kamp içinde karaborsa ekonomisi gelişmiştir. Büyük ölçüde İS’e bağlı ağların denetimindedir.

Yiyecek dağıtımı

Toplumsal yardım

Telefon ve iletişim araçları

İnsan kaçakçılığına erişim

İS sempatizanları, örgüt disiplininin uygulanması için cezalandırma mekanizmaları geliştirmiştir.

Gece baskınları

Bıçaklama

Yakma

İş birliği şüphesi taşıyan kadınlara saldırı

 

Değerlendirilecek olursa, bu gölge yönetim, kamp yönetiminin işlevsizleşmesine ve İS denetimli alanlar yaratmasına yol açmaktadır. Kamp içi örgütlenme, kadınların görünmeyen aktörlüğü, “Amniyat” tipi gizli hücreler ve gölge yönetim bir arada düşünüldüğünde El-Hol ve Roj kampları İS’in ideolojik, toplumsal ve operasyonel kapasitesini yeniden ürettiği yarı-kapalı ekosistemler durumuna gelmiştir. Bu yapı radikalleşmeyi, örgütsel sürekliliği, finansman ve kaçakçılık ağlarını ve gelecekteki güvenlik tehditlerini orta ve uzun vadede beslemektedir.

Kampların Yönetim Kapasitesi ve Olası Siyasa Önerileri

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların yönetimi, mevcut kurumsal kapasite, demografik yapı, uluslararası destek düzeyi ve bölgesel siyasalar çerçevesinde değerlendirilmelidir. SDG/KDSÖY’nin sınırlı yönetsel kapasitesi, kamplarda hem insancıl hizmetlerin etkili sunumunu hem de güvenlik ve hukuksal süreçlerin yürütülmesini kısıtlamaktadır. Bu bağlamda, çeşitli siyasa ve müdahale modelleri önerilebilir:

Yerel yönetim ve SDG/KDSÖY kapasitesinin güçlendirilmesi: Kampların etkili yönetimi için SDG/KDSÖY bünyesindeki yönetsel altyapının güçlendirilmesi ve personel kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Sağlık, beslenme, eğitim ve güvenlik alanlarında kurumsal kapasitenin geliştirilmesi kamplarda sürdürülebilir hizmet sunumunun ön koşuludur.

Uluslararası iş birliği ve teknik destek: BM ajansları, uluslararası insancıl yardım örgütleri ve bölgesel aktörler ile eş güdümlü mekanizmaların güçlendirilmesi, hizmetlerin kapsamını ve etkililiğini artıracaktır. Finansman, lojistik ve uzman desteğinin sistemli biçimde sağlanması, özellikle çocukların koşullarının iyileştirmesi ve aile birliğinin korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Güvenlik ve hukuksal düzenlemeler: Kamplarda güvenlik risklerinin azaltılması için sınırlı erkek nüfus ve radikalleşme olasılığı göz önünde bulundurularak denetim ve gözetim mekanizmaları uygulanmalıdır. Hukuksal statü ve vatandaşlık eksikliği, uluslararası hukuk ve geri kabul mekanizmaları çerçevesinde ele alınmalı ve bu kişilerin temel haklara erişimi güvence altına alınmalıdır.

Çocuklar ve aileler için özel müdahale programları: Çocuklar ve aileleri için psikososyal destek, eğitim ve iyileştirme programları, kampların yönetim kapasitesi ve uluslararası destek ile bütünleştirilmiş biçimde uygulanmalıdır. Aile birliğinin korunması ve topluma yeniden bütünleşme süreçleri hem insancıl hem de yönetsel açıdan öncelikli müdahale alanlarıdır.

Sonuç olarak, kampların yönetimi, mevcut kapasite ve destek düzeyi ile sınırlı kalmakta, ancak stratejik olarak tasarlanmış siyasa ve müdahale modelleri ile riskler en aza indirilebilir ve insancıl hizmetlerin etkililiği artırılabilir. Sürdürülebilir bir yönetim için, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, uluslararası iş birliği mekanizmalarının etkilileştirilmesi ve hukuksal belirsizliklerin giderilmesi temel gerekliliklerdir.

Kamplarda Tutulan Kişilerin Hukuksal Statüsü ve Uluslararası Hukuk

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplarda yaşayan kişilerin hukuksal statüsü, uluslararası hukuk çerçevesinde belirsizlikler içermektedir ve çeşitli boyutlarda değerlendirilmelidir.

Uluslararası İnsancıl Hukuk (IHL) açısından değerlendirme: Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller, silahlı çatışmalarda sivillerin korunmasını ve savaş esirlerinin haklarını düzenlemektedir. Kamplarda bulunan çocuklar ve siviller, temel olarak korunması gereken siviller sınıfına girmektedir. Bununla birlikte, bazı yetişkin erkekler İS ile bağlantılı oldukları savıyla olası savaşçı veya çatışmacı olarak sınıflandırılabilir. Bu durumda, IHL kapsamında savaşçı statüsü ve savaş esiri hakları tartışmalıdır. Ancak mevcut uygulamada bu kişilerin hukuksal statüsü açık biçimde tanımlanmamış ve belirsiz kalmıştır.

Uluslararası İnsan Hakları Hukuku (IHRL) boyutu: Kamplarda yaşayan tüm bireyler, IHRL çerçevesinde temel insan haklarına sahiptir. Yaşam hakkı, sağlık hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü işlem yasağı gibi haklar mutlak olarak korunmalıdır. Hukuksal statü belirsizliği, bireylerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını engellemektedir. Özellikle kimlik ve vatandaşlık hakkı bulunmayan kişiler, sağlık, eğitim ve uluslararası yardım hizmetlerine erişimde sınırlamalarla karşılaşmaktadır.

Vatandaşlık ve Geri Kabul Sorunları: Kamplarda bulunan kişilerin büyük kısmı Suriyeli ve Iraklıdır. Diğer ülkelerden gelenler sınırlı sayıda bulunmaktadır. Bu durum, geri kabul süreçlerini ve uluslararası sorumluluk paylaşımını karmaşık duruma getirmektedir. Uluslararası hukuk, bireylerin zorla geri gönderilmesini (non-refoulement) yasaklamakta ve güvenli olmayan ülkelere iadeyi önlemektedir. Bu bağlamda, kamplarda bulunan kişilerin geri gönderilmesi yalnızca güvenli ve hukuksal süreçler çerçevesinde olanaklı olabilir.

Sonuç olarak, kamplarda tutulan kişilerin hukuksal statüsü hem IHL hem IHRL açısından belirsizlikler taşımaktadır. Çocuklar ve siviller korunması gereken kategorilerde yer alırken, yetişkin erkeklerin savaşçı veya çatışmacı statüsü tartışmalıdır. Hukuksal belirsizlikler, temel hakların uygulanmasını engellemekte ve uluslararası müdahalelerin etkinliğini sınırlamaktadır. Sürdürülebilir bir çözüm için hukuksal statünün netleştirilmesi, uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda güvenli ve hak temelli müdahale mekanizmalarının oluşturulması zorunludur.

Kamplarda Bulunan Kişilerin Yargılanması, Geri Alınması ve İyileştirilmesi: Devletlerin Yükümlülükleri

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplarda bulunan kişilerin yönetimi, yargılanması, geri alınması ve koşullarının iyileştirilmesi uluslararası hukuk ve devlet sorumluluğu bağlamında üç temel boyutta değerlendirilebilir:

Yargılama yükümlülükleri: Uluslararası Ceza Mahkemesi ve adli mekanizmalar, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve terörle bağlantılı etkinlikler kapsamında sorumluların yargılanmasını öngörmektedir. Devletler, kendi vatandaşlarının uluslararası hukuk ihlallerine karışması durumunda adil yargılanmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda, kamplarda bulunan yetişkin erkeklerin yargılanması hem IHL hem de IHRL çerçevesinde bağımsız ve adil yargılama süreçleri ile gerçekleştirilmelidir.

Geri alma ve vatandaşlık yükümlülükleri: Uluslararası hukuk, devletlere kendi vatandaşlarını geri alma yükümlülüğü verir. Ancak, geri kabul süreci güvenlik, adalet ve insan hakları ölçünleri çerçevesinde yürütülmelidir. Devletler, vatandaşlarını güvenli olmayan kamplara veya çatışma bölgelerine geri gönderemez (non-refoulement ilkesi). Bu yükümlülük, özellikle çocuklar, kadınlar ve siviller için kritik öneme sahiptir.

İyileştirme ve toplumsal bütünleşme yükümlülükleri: Kamplarda yaşayan çocuklar ve kadınlar, çatışma ve radikalleşme etkilerine karşı özel koruma ve iyileştirme gerektirir. Devletler, bu gruplara psikososyal destek, eğitim ve sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür. Toplumsal yeniden bütünleşme programları, iyileştirmenin sürdürülebilirliği açısından yaşamsal öneme sahiptir. Çocuklar ve aileler için eğitim, mesleksel eğitim ve toplumsal uyum programları, uluslararası hukuk çerçevesinde devletlerin sorumluluğundadır.

Sonuç olarak, kamplarda bulunan kişilerin yargılanması, geri alınması ve iyileştirme konularında devletlerin yükümlülükleri hem ulusal hem de uluslararası hukuk çerçevesinde belirlenmiştir. Adil yargılama, güvenli geri kabul ve kapsamlı iyileştirme süreçlerinin sağlanması, devletlerin temel hukuksal sorumlulukları arasında yer almakta ve kamplarda yaşayan kişilerin temel haklarının korunmasını güvence altına almaktadır.

Kamplarda Riskler

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların mevcut durumu hem kısa hem de uzun vadede bölgesel güvenlik açısından çeşitli riskler barındırmaktadır. Bu riskler, demografik yapı, yönetim kapasitesi ve radikalleşme olasılığı ile doğrudan ilişkilidir. Bu riskler kısa ve uzun vadeli olarak ikiye ayrılabilir. Kısa vadede ortaya çıkan riskler güvenlik zayıflıkları ve radikalleşmedir. Kamplarda sınırlı sayıda yetişkin erkek nüfus ve yetersiz güvenlik önlemleri, iç güvenlik ihlallerine ve çatışma çıkma olasılığına zemin hazırlamaktadır. Kamplarda kalan İS bağlantılı bireylerin etkisiyle, mevcut nüfus içinde radikal ideolojilerin yeniden üretimi riski bulunmaktadır. Bu durum, bölgedeki güvenlik ve kararlılığı kısa vadede tehdit edebilir. Bir başka kısa vadeli kriz olasılığı ise insancıl krizlerin güvenlik boyutudur. Yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve kötü yaşam koşulları, toplumsal gerilimleri artırarak güvenlik sorunlarını tetikleyebilir.

Uzun vadeli riskler arasında ilk planda yeniden radikalleşme ve ulus ötesi tehditler ön plana çıkmaktadır. Kamplarda büyüyen çocuklar ve gençler, uygun iyileştirme programlarından yoksun kalırlarsa, uzun vadede radikalleşmiş yeni kuşaklar olarak bölge ve ötesi için güvenlik tehdidi oluşturabilir. İkincisi, bölgesel kararlılığın bozulması riskidir. Kamplardaki nüfusun yönetilememesi, komşu bölgelere göç baskısı yaratabilir ve etnik ve dinsel gerilimlerin yeniden alevlenmesine yol açabilir. Öte yandan yönetsel ve hukuksal belirsizlikler bir başka uzun vadeli risk oluşturmaktadır. Hukuksal statüsü net olmayan kişilerin uzun süre kamplarda tutulması, uluslararası toplumun müdahalesini zorlaştırmakta ve güvenlik risklerini artırmaktadır.

Risklerin azaltılmasına yönelik öneriler

Kısa ve uzun vadeli risklerin azaltılması bağlamında alınabilecek önlemler aşağıda belirtilmiştir:

Kampların yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliği ile denetim mekanizmalarının etkilileştirilmesi.

Psikososyal destek, eğitim ve iyileştirme programlarının çocuklar ve gençler için öncelikli olarak uygulanması.

Güvenlik ve hukuk ölçünlerinin bütünleştirilmesiyle hem kamplarda hem de bölgesel düzeyde risklerin en aza indirilmesi.

Sonuç olarak, kampların mevcut durumu, kısa vadede iç güvenlik ve toplumsal gerilim riskleri oluştururken, uzun vadede radikalleşme ve bölgesel kararlılığın bozulması gibi ciddi tehditler barındırmaktadır. Bu risklerin yönetilmesi, kurumsal kapasitenin artırılması, uluslararası destek ve iyileştirme programlarının etkili uygulanması ile olanaklıdır.

Kapsamlı Çözüm ve Aktörlerin Sorumlulukları: Çok Aktörlü Bir Modelin Sağlayacağı Olanaklar

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kampların sürdürülebilir biçimde yönetimi ve buradaki kişilerin güvenli, hukuksal ve insancıl haklarının korunması, çok aktörlü bir çözüm yaklaşımı gerektirmektedir. Bu bağlamda, farklı aktörlerin üstlenmesi gereken sorumluluklar aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:

Çizelge 3:

 

Aktörler ve Alabilecekleri Sorumluluklar

Yerel aktörler: SDG/KDSÖY ve bölgesel yönetimler

Kampların günlük yönetimi, güvenlik sağlanması, temel hizmetlerin (beslenme, sağlık, eğitim) sunulması.

Hukuksal statü ve kimlik belgeleriyle ilgili süreçlerin başlatılması.

Psikososyal destek ve iyileştirme programlarının uygulanması.

Yerel yönetişim kapasitesinin güçlendirilmesi ve uluslararası mekanizmalarla eş güdüm sağlanması.

Ulusal aktörler: Türkiye, Suriye ve Irak

Kendi vatandaşlarının güvenli geri kabulü ve yasal statülerinin tanınması.

İyileştirme ve topluma yeniden bütünleşme süreçlerine destek sağlanması.

Güvenlik ve hukuksal çerçevenin oluşturulması; ulusal yasalar ve uluslararası yükümlülüklerin bütünleşmesi.

Uluslararası aktörler: BM, AB, insancıl yardım örgütleri

Kamplarda insancıl yardım ve teknik destek sağlanması; sağlık, eğitim ve beslenme programlarının yürütülmesi.

Hukuksal danışmanlık, çocuk ve kadın koruma mekanizmalarının uygulanması, denetim ve raporlama etkinliklerinin yürütülmesi.

Finansman ve kapasite geliştirme programlarının organize edilmesi.

Sivil toplum ve akademik aktörler

Kamplardaki durumun gözlemlenmesi, raporlanması ve siyasa önerileri üretilmesi.

Toplumsal farkındalık ve barış oluşturma programlarının desteklenmesi.

 

Çok aktörlü çözüm modeli

Kamplardaki mevcut sorunlar hem insancıl hem yönetsel hem de hukuksal boyutları ile tek bir aktörün çözebileceği bir durum değildir. Çok aktörlü bir model, yerel yönetişim kapasitesini güçlendiren, ulusal hükümetlerin yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayan ve uluslararası aktörlerin teknik, finansal ve hukuksal desteğini bütünleştirilen bir yaklaşımı gerektirir. Bu model, kısa vadeli insancıl gereksinmelerin karşılanması ve uzun vadeli iyileştirme ve toplumsal bütünleşme hedeflerini eş zamanlı olarak gerçekleştirmeyi olanaklı kılar. Sonuç olarak, kampların sürdürülebilir yönetimi için yerel, ulusal, uluslararası ve sivil toplum aktörlerinin sorumluluklarını paylaşacağı çok aktörlü bir çözüm modeli hem olanaklı hem de zorunludur. Başarılı bir model, eş güdüm, kapasite geliştirme ve uluslararası hukuk ölçünlerinin eksiksiz uygulanması ile gerçekleşebilir.

Çocukların Geleceğinin Güvence Altına Alınması: Hukuksal, Eğitimsel ve Psikososyal Yaklaşımlar

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplarda yaşayan çocuklar, hukuksal belirsizlik, eğitimsizlik, travma ve radikalleşme riski gibi çok boyutlu tehditlerle karşı karşıyadır. Bu durum, çocukların güvenli ve sürdürülebilir bir geleceğe erişimini ciddi biçimde sınırlamaktadır. Uluslararası hukuk ve iyi uygulama ölçünleri çerçevesinde geleceğin güvence altına alınması için aşağıdaki önlemler öne çıkmaktadır.

Çizelge 4:

 

Çocuklar İçin Uygulanması Gereken Yaklaşımlar

Hukuksal statünün netleştirilmesi

Çocukların vatandaşlık ve kimlik belgeleri ile tanınması, temel haklara erişimlerini güvence altına alır. Uluslararası hukuk, çocukların keyfi gözaltı veya hukuksal belirsizlik altında tutulmasını yasaklamaktadır. Bu nedenle, hukuksal statünün netleştirilmesi hem çocukların haklarını korur hem de toplumsal yeniden bütünleşme sürecini kolaylaştırır.

Eğitim ve kapasite geliştirme

Kamplarda eğitim olanaklarının sağlanması, çocukların radikalleşme riskini azaltmanın temel yollarından biridir. Eğitim programları hem akademik hem de toplumsal beceri geliştirme ve eleştirel düşünme odaklı olmalıdır. Mesleksel eğitim ve teknik beceri programları, çocukların ileride ekonomik ve toplumsal olarak bağımsız bireyler durumuna gelmesini destekler.

Psikososyal destek ve iyileştirme

Travma geçirmiş çocuklar için sistemli psikososyal destek ve terapötik müdahaleler sağlanmalıdır. Aile birliğinin korunması ve toplumsal bağların güçlendirilmesi, psikososyal iyileşme sürecinde kritik öneme sahiptir. Radikalleşme karşıtı programlar hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güvenlik ve bütünleşmeyi destekler.

Toplumsal yeniden bütünleşme ve izleme

Çocukların topluma yeniden kazandırılması, uzun vadeli güvenlik ve kararlılık için temel bir gerekliliktir. İyileştirme sürecinde aile ve toplumsal destek mekanizmaları birleştirilmeli ve ilerleme ve güvenlik riskleri düzenli olarak izlenmelidir.

 

Sonuç olarak, çocukların geleceğinin güvence altına alınması, hukuksal statünün netleştirilmesi, kapsayıcı eğitim programları, psikososyal destek ve iyileştirme süreçleri ile olanaklıdır. Bu önlemler, radikalleşme riskini azaltmak, toplumsal uyumu güçlendirmek ve çocukların sürdürülebilir bir yaşam ve vatandaşlık hakkına erişimini sağlamak için zorunludur. Uluslararası iş birliği ve çok aktörlü müdahale, bu süreçlerin etkinliği açısından kritik öneme sahiptir.

Ülkelerin, Kamu Yönetimlerinin ve Yargı Kuruluşlarının Kamplara Yaklaşımı ve Yürüttükleri Çalışmalar

Kuzeydoğu Suriye’deki İS bağlantılı kamplar, uluslararası hukuk, insan hakları ve güvenlik açısından karmaşık bir sorun oluşturmaktadır. Bu bağlamda, devletler, yerel yönetimler ve yargı organları farklı sorumluluklar üstlenmekte ve çeşitli müdahale stratejileri geliştirmektedir.

 

Çizelge 5:

 

Ülkelerin Yaklaşımları ve Uygulamaları

Suriye Merkezi Hükümeti (Şam)

Kamplardaki Suriyeli nüfusun iadesi ve iyileştirme için KDSÖY/SDG ile anlaşmalar geliştirmiştir. Bu süreçte hem güvenlik denetimi hem hukuksal statünün belirlenmesi hedeflenmektedir. Şam yönetimi, kampların tamamen devri yerine sınırlı yetki paylaşımı ile sorumluluğu kademeli olarak üstlenmeyi planlamaktadır.

Türkiye

Güvenlik kaygıları ve terörle mücadele siyasaları çerçevesinde kamp yönetimi süreçlerine dahil olmayı hedeflemektedir. Türkiye hem Suriye hükümeti ile hem de uluslararası aktörlerle eş güdüm sağlayarak, geri kabul ve güvenlik yönetimi konularında etkili bir rol üstlenmektedir.

Irak

Kendi vatandaşlarını kamplardan geri alarak, geri dönüş ve iyileştirme programları geliştirmiştir. Bu uygulamalar hem güvenlik hem de insancıl sorumluluk boyutunu içermektedir.

ABD ve Batılı Ülkeler

Kamplarda tutulan kendi vatandaşlarını geri almayı desteklemekte ve uluslararası hukuka uygun geri kabul ve iyileştirme süreçleri talep etmektedir. Ancak mali ve lojistik desteğin sınırlılığı, uygulamada eş güdüm sorunları yaratmaktadır.

 

Kamu Yönetimlerinin Rolü

KDSÖY ve SDG kampların günlük yönetimi, güvenliğin sağlanması ve temel hizmetlerin sunulmasından doğrudan sorumludur. Kamplarda yaşayan çocuk ve yetişkinlerin eğitim, sağlık ve psikososyal hizmetlere erişimini sağlamak için yerel kapasiteyi güçlendirme çabaları sürdürülmektedir. İyileştirme ve topluma yeniden kazandırma programlarının uygulanmasında merkezi ve uluslararası aktörlerle iş birliği kritik bir rol oynamaktadır.

Yargı Kuruluşlarının Yaklaşımı

Ulusal ve uluslararası yargı organları, kamplarda tutulanların hukuksal statüsünü belirleme ve adil yargılama mekanizmalarının uygulanması konularında kritik bir işlev üstlenmektedir. Çocukların ve kadınların durumunu ele alan özel hukuksal mekanizmalar oluşturulmakta ve keyfi alıkoyma ve insan hakları ihlallerinin önlenmesine yönelik denetim süreçleri geliştirilmektedir. Uluslararası insan hakları hukuku ve Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde kamplarda tutulanların temel haklarının korunması yargısal sorumluluğun temelini oluşturmaktadır.

Çalışmalar ve Geliştirilen Mekanizmalar

Geri Kabul Programları: Ülkeler ve yerel yönetimler, vatandaşlarını kamplardan almak ve koşullarını iyileştirmek üzere çeşitli geri kabul mekanizmaları geliştirmiştir.

İyileştirme ve Psikososyal Destek Programları: Hem devletler hem de STK’lar tarafından kamplardaki çocuk ve yetişkinler için uygulanmaktadır.

Eğitim ve Toplumsal Bütünleşme Projeleri: Çocukların radikalleşme riskini azaltmak ve toplumsal uyumu sağlamak amacıyla yürütülmektedir.

Uluslararası İş Birliği ve Denetim Mekanizmaları: BM, AB ve uluslararası STK’lar kamplara erişim sağlayarak denetim, raporlama ve kapasite geliştirme çalışmalarını yürütmektedir.

Sonuç olarak, kampların yönetimi ve buradaki kişilerin korunması, tek bir aktörün üstlenebileceği bir görev değildir. Ülkeler, kamu yönetimleri ve yargı kuruluşları, güvenlik, hukuksal statü, insancıl yardım ve iyileştirme boyutlarını içeren çok aktörlü bir çözüm mekanizması oluşturmak zorundadır. Başarılı bir yaklaşım, eş güdüm, kapasite geliştirme ve uluslararası hukuk ölçünlerinin uygulanması ile olanaklı olacaktır.

Savaşçı Gönderen Ülkelerin Vatandaşlarına Yönelik Yaklaşımları ve Çalışmaları

Kamplarda tutulan İS bağlantılı kişilerin bir kısmı, Suriye dışında farklı ülkelerin vatandaşlarıdır. Bu durum hem ulusal güvenlik hem de uluslararası hukuksal sorumluluk açısından özel bir öneme sahiptir. Savaşçı gönderen ülkeler hem kendi vatandaşlarının geri kabulü hem de toplumsal güvenlik açısından çeşitli siyasalar geliştirmiştir.

Geri Kabul ve İade Programları: Almanya, Fransa, Belçika ve İngiltere gibi Batılı ülkeler, vatandaşlarının geri alınması ve adli süreçlerden geçirilmesini sağlayan programlar geliştirmiştir. Bu süreçlerde, özellikle çocuklar ve kadınlar için öncelik tanınmakta ve aile birliği gözetilerek iade ve iyileştirme mekanizmaları uygulanmaktadır. Örneğin Almanya, yargılama süreçlerini bu bağlamda yeniden düzenlemenin yanı sıra, geri dönen yetişkin ve çocuklar için özel psikososyal destek ve eğitim programları oluşturmuştur. Kadınlar için ise dernekler ve toplumsal hizmet birimleri aracılığıyla iyileştirme sağlanmıştır.

Yargısal İşlemler ve Hukuksal Takip: Geri alınan savaşçılar, vatandaşı oldukları ülkenin yargı sistemi tarafından soruşturma ve dava sürecine alınmaktadır. Bazı ülkelerde, özel “terörle mücadele mahkemeleri” veya “çocuk ve aile özel birimleri” kurularak hem adil yargılama hem de güvenlik riski yönetimi sağlanmaktadır.

İyileştirme ve Toplumsal Bütünleşme Programları: Çocuklar ve gençler için psikolojik destek, eğitim ve mesleksel beceri geliştirme programları uygulanmaktadır. Kadınlar ve yetişkin erkekler için radikalleşme karşıtı programlar, toplumla yeniden bütünleşmeyi kolaylaştıracak şekilde tasarlanmaktadır. Bazı ülkeler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütlerle iş birliği yaparak sürdürülebilir bir iyileştirme altyapısı geliştirmiştir.

Uluslararası İş Birliği ve Denetim: Savaşçı gönderen ülkeler, BM ve diğer uluslararası aktörlerle eş güdümlü olarak veri paylaşımı, gözlem ve kapasite geliştirme çalışmaları yürütmektedir.

Bu mekanizmalar hem güvenlik hem de insan hakları standartlarının sağlanmasına yönelik çok aktörlü bir çerçeve sunmaktadır. Akademik açıdan değerlendirilecek olursa, bu uygulamalar, savaşçı gönderen ülkelerin hem hukuksal sorumluluk hem de toplumsal güvenlik açısından yükümlülüklerini yerine getirme çabasını göstermektedir. Ancak, ülkeler arasındaki farklı uygulamalar, geri kabul sürecinde eşitsizlikler ve yetersiz uluslararası eş güdüm, uzun vadede hem kamplardaki nüfusun statüsünü hem de güvenlik ve insancıl hedefleri etkilemektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME, SONUÇLAR VE ÖNERİLER

İrdeleme ve Değerlendirme

Kuzeydoğu Suriye’deki kamplarda tutulan nüfus, demografik açıdan büyük ölçüde çocuklar ve kadınlardan oluşmakta olup (%60), sağlık, beslenme ve psikososyal hizmetlerde ciddi eksiklikler taşımaktadır. Kamplarda özellikle verem, yetersiz beslenme ve hijyen sorunları öncelikli insancıl riskler olarak öne çıkmaktadır. Hukuksal statü belirsizliği ve eğitimden yoksunluk hem çocuklar hem de yetişkinler açısından uzun vadeli riskler yaratmaktadır. Uluslararası hukuk çerçevesinde, Cenevre Sözleşmeleri ve insan hakları normları, kamplarda tutulan kişilerin temel haklarının korunmasını zorunlu kılmaktadır. Savaşçı gönderen ülkeler, vatandaşlarının geri alınması ve adli süreçlerin işletilmesi bakımından hukuksal sorumluluk altındadır. Ancak uygulamada, geri kabul ve iyileştirme mekanizmalarının ülkeden ülkeye farklılık göstermesi ve uluslararası eş güdüm eksikliği, çözüm süreçlerini sınırlamaktadır. SDG/KDSÖY’nin mevcut kurumsal kapasitesi sınırlı olup, kampların sürdürülebilir yönetimi için uluslararası destek kritik önemdedir. Şam yönetimi ile yapılan sınırlı yetki paylaşımı ve iade anlaşmaları, uygulamada eş güdüm sorunlarını beraberinde getirmektedir. Kampların mevcut durumu, radikalleşme, ideolojik yeniden yapılanma ve bölgesel güvenlik sorunları açısından hem kısa hem de uzun vadeli riskler barındırmaktadır. Çocukların eğitim ve iyileştirme eksikliği, radikalleşme ve gelecekteki güvenlik tehditleri açısından kritik bir etmendir. Savaşçı gönderen ülkelerin vatandaşlarının geri alınması ve iyileştirmesi hem güvenlik hem de insan hakları boyutunu içeren özel bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Bu ülkeler, çocuklar ve kadınlar için öncelikli iyileştirme ve eğitim programları geliştirmiş, yetişkin erkekler için ise radikalleşme karşıtı ve toplumsal uyum programları yürütmektedir. Uluslararası iş birliği ve STK’lar aracılığıyla yürütülen bu çalışmalar, çok aktörlü çözümün uygulanabilirliğini artırmaktadır.

Sonuçlar

Kamplardaki sorunlar, insancıl, hukuksal ve güvenlik boyutlarıyla iç içe geçmiş durumdadır. Tek bir aktörün çözüm üretmesi olanaklı değildir. Çok aktörlü bir yaklaşım zorunludur. Uluslararası hukuk, geri kabul, iyileştirme ve yargısal süreçler arasındaki eş güdüm eksikliği, mevcut krizin sürdürülebilir çözümünü engellemektedir. Çocuk ve kadın nüfusu, özellikle travma ve radikalleşme riski açısından öncelikli koruma ve iyileştirme hedeflerini belirlemektedir.

Siyasa ve Uygulama Önerileri

Çok Aktörlü Eş Güdüm Mekanizması: SDG/KDSÖY, Suriye merkezi hükümeti, savaşçı gönderen ülkeler ve uluslararası aktörler arasında eş güdüm platformları kurulmalıdır. Kamp yönetimi, güvenlik, sağlık, eğitim ve hukuksal süreçler bu platformda eş zamanlı olarak ele alınmalıdır.

Geri Kabul ve İyileştirme Programlarının Ölçünleştirilmesi: Tüm ülkeler için ortak rehberler ve en az uyulması gereken ölçünler oluşturulmalı ve çocuk ve kadın odaklı iyileştirme ve psikososyal destek programları uluslararası fonlarla sürdürülebilir duruma getirilmelidir.

Hukuksal Statü ve Adil Yargılama: Kamplarda tutulan kişilerin hukuksal statüsü netleştirilmeli ve keyfi alıkoyma önlenmelidir. Çocuklar için özel yargı ve iyileştirme mekanizmaları uygulanmalıdır.

Eğitim ve Toplumsal Bütünleşme: Çocukların eğitim erişimi, mesleksel beceri kazandırma ve toplumsal uyum programları öncelikli olmalıdır. Kadın ve erkekler için ideolojik dönüşüm ve toplumsal yeniden kazandırma programları yaygınlaştırılmalıdır.

Güvenlik ve Denetim Mekanizmaları: Kampların güvenliği ve radikalleşme riskinin azaltılması için uluslararası denetim ve kapasite geliştirme programları uygulanmalıdır. Polis veya denetim birimleri, kamp sakinlerinin hareketlerini izlerken insan hakları ölçünleri gözetmelidir.


 

KAYNAKÇA

(Kısa ve Sınırlı)

 

Amnesty International. (2024). Kuzeydoğu Suriye: Gözaltında adaletsizlik, işkence ve ölümler. https://www.amnesty.org/en/documents/mde24/7752/2024/tr/

Azevedo, C. V. (2020). Enterprises in Syria: Crime and terror convergence? Resurgence in Al Hawl camp and human smuggling. Perspectives on Terrorism, 14(4). https://pt.icct.nl/sites/default/files/import/pdf/de-azevedo.pdf

Becker, J., & Tayler, L. (2023). Revictimizing the victims: Children unlawfully detained in Northeast Syria. Human Rights Watch. https://www.hrw.org/news/2023/01/27/revictimizing-victims-children-unlawfully-detained-northeast-syria

DW. (2025). Suriyeli Kürtlerle hükümet arasında "El Hol" anlaşması. https://www.dw.com/tr/suriyeli-k%C3%BCrtlerle-h%C3%BCk%C3%BCmet-aras%C4%B1nda-el-hol-anla%C5%9Fmas%C4%B1/a-72680344

EUAA. (2025). COI Report – Syria: Country Focus (March 2025). https://coi.euaa.europa.eu/administration/easo/PLib/2025_03_EUAA_COI_Report_Syria_Country_Focus.pdf

GCERF. (2025). Working with returnees from ISIS. https://www.gcerf.org/working-with-returnees-from-northeast-syria-and-iraq/

Margolin, D., & Jablonski, C. (2024). Five years after the caliphate: Too much remains the same in Northeast Syria. Washington Institute for Near East Policy. https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/five-years-after-caliphate-too-much-remains-same-northeast-syria



[1] İS, İslam Devleti’nin kısaltmasıdır. IŞİD yerine kullanılmıştır.

[2] SDG, Suriye Demokratik Güçleri

[3] KDSÖY, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi

[4] KDSÖY, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi. İngilizcesi AANES (Autonomous Administration of North and East Syria). Akademik yazında kullanılan bilinen isimler: AANES (en çok kullanılan) ve NES (North and East Syria Administration). Türkçe yayınlarda: Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi.

[5] Dinden çıkan kişi

 

Hiç yorum yok: