Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

21 Kasım 2025 Cuma

 

CHP PROGRAMININ YETERLİLİK VE GEÇERLİLİK DÜZEYİNİN ELEŞTİREL İRDELEMESİ: DEMOKRASİ, YÖNETİM VE ADALET

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

GİRİŞ

CHP yeni parti programını 21 Kasım 2025 günü açıkladı. Program bir hafta sonra yapılacak Olağan Kurultay’da karara bağlanacağı için taslak niteliğindedir. Program taslağını inceleyerek görüş ve önerilesimi toplumla paylaşmaya karar verdim. Bu çalışmayı bölümler halinde yapmayı planladım. İlk olarak 2025 programının birinci bölümü olan demokrasi, yönetim ve adalet bölümünü ele alınmıştır.

Ancak hemen belirtmeliyim ki, CHP 2025 Programı genelde çizgileri, çözümlemeleri ve önerileri itibarıyla yetersizdir ve beklentilerimi karşılamaktan uzaktır. Bu gerçeğe karşılık bu inceleme dizisinde kendi beklentilerimi ön plana çıkarmadan programın içeriğine ilişkin gözlemlerde bulunarak ve bazı iyileştirme önerilerinde bulunarak ilgililerin dikkatlerini çekmeye çalışacağım.

BÖLÜMÜN BAĞLAMSAL UYGUNLUK DÜZEYİ

Program metni normatif olarak güçlü bir metin görümündedir. Bu bağlamda metin olguların nasıl olması gerektiğini oldukça isabetle betimlemektedir. Ancak Türkiye’nin güncel siyasal-toplumsal bağlamı göz önüne alındığında kimi eksiklikler dikkat çekmektedir.

Gerçek Siyasal Zeminle Kopukluk: Metin, demokratikleşme, hukuk devleti, gelir adaleti, liyakat ve parlamenter sistem gibi konularda doğru yönelimi işaret etmektedir. Ancak, Türkiye’nin gerçekte otoriterleşmiş bir yapıya geçtiği, güçler ayrılığının büyük ölçüde işlevsizleştiği, Devletin güvenlikçi paradigma içinde yeniden örgütlendiği ve kurumların büyük oranda parti-devlet formuna büründüğü gerçeğiyle doğrudan yüzleşmemektedir. Metin, klasik bir demokrasi metni gibi yazılmıştır. Ancak, Türkiye bugün artık klasik bir demokrasi değildir. Bu, durum metnin çözümleyici açıdan geçerliliğini zayıflatmaktadır.

Yapısal Sorunlara Yanıt Verebilme Kapasitesi: Metin, sorunları büyük ölçüde kurumsal ve normatif eksen üzerinden ele almaktadır. Ancak Türkiye’de sorunlar artık sadece kurumsal değil, yapısal ve rejimsel düzeydedir. Bu bağlamda bazı temel konuların eksik kaldığı anlaşılmaktadır. Eksik kalan bazı temel boyutlardan birincisi rejim tipinin doğru tanılanmasındaki ve çözümlenmesindeki eksikliktir. Türkiye, ‘seçimli otoriterlik’, ‘yarışmacı otoriter rejim’ ve ‘Hukuk devleti görünümlü otoriterlik’ gibi kategorilerle incelenmektedir. Program metni bu rejim değişimini açıkça adlandırmadığı için çözüm önerileri de kaçınılmaz olarak yetersiz kalmıştır. Çünkü, rejim tanısı doğru konulmadan, doğru çözüm ve tedavi süreci oluşturulamayacaktır. İkinci eksiklik Devlet aygıtının dönüşümüne ilişkindir. Program metni kurumsal reformdan söz etmekte ancak bazı gerçekleri yeterince ele almamaktadır.  Devletin sadece kurumları ve kuralları değil, aynı zamanda kadroları da yozlaşmış durumdadır. Sadece yasa değişikliği değil, kurumsal kültürün yeniden oluşturulması gerekir. Bürokrasi liyakat değil sadakat temelinde yeniden örgütlenmiş bulunmaktadır. Bu noktada metinde yer alan çözüm önerileri fazlaca soyut ve iyi niyetli kalmaktadır. Üçüncü eksiklik toplumsal dinamikleri belirleyen çözümlemelerin yetersizliğidir.

Program metni seçkincilik düzeyinde doğru, ancak toplumsal psikoloji açısından eksiktir. Toplumsal kutuplaşma ve kimlik siyasaları yeterince irdelenmemiştir. Günümüz Türkiye’sinde kimlikler ekonomi kadar belirleyici duruma gelmiştir. ‘Seküler–dindar’, ‘Türk–Kürt’, ‘Alevi–Sünni’ ve ‘Yerli–Göçmen’ için toplumsal fay hatları aslında siyaset yapma biçimini de belirlemektedir. Program metni bu toplumsal fay hatlarını yeterince dikkate almamaktadır. Bu zayıflık metni toplumsal karşılığı zayıf bir metin durumuna getirmektedir

Program metni toplumun siyasal psikolojini anlamada da yetersiz kalmaktadır. Toplumda, yorgunluk, gelecek güvensizliği, siyasal çaresizlik ve korku kültürü derinleşmiş durumdadır. Metin, bu psikolojik engelleri aşacak siyasal dil, söylem stratejisi ve toplumu harekete geçirme stratejileri, siyasaları, ve eylem biçimleri önermemektedir. Bu durum metnin siyasal açıdan uygulanabilirliğini sınırlayıcı niteliktedir.

Metin, toplumun güncel kriz alanlarına yanıt verebilme yeteneğinden uzak görülmektedir. Türkiye bugün aşağıdaki çizelgede gösterildiği üzere birden fazla krizle karşı karşıyadır:

Çizelge 1:

 

CHP Programı ve Türkiye’de Kriz Alanları

Kriz Alanı

Metindeki Karşılığı

Değerlendirme

Ekonomik kriz

Kısmi

Yetersiz derinlik

Hukuk krizi

Güçlü

Çözümleme daha  derin olabilir

Kurumsal çöküş

Zayıf

Yetersiz

Göç / sığınmacı sorunu

Yok / Zayıf

Büyük ölçüde eksik

Eğitim / beyin göçü

Kısmi

Genişletilmeli

Laiklik krizi

Kısmi

Daha açık olmalı

Güvenlik-devlet dengesi

Yok

Stratejik boşluk var

 

Özellikle göç meselesi, Türkiye’nin en sıcak ve en nemli dosyalarından biri olmasına rağmen ya yok ya da ikincil düzeyde kaldıysa bu önemli bir stratejik eksikliktir. Göç yalnızca bir toplumsal politika değil, rejimin meşruluk krizini yöneten bir araç durumuna gelmiş bulunmaktadır.

Program metni zamansal geçerlilik sorunu da taşımaktadır. Program metni bir önceki Türkiye'nin gerçekliğine daha uygun görünmektedir. Oysa, Türkiye artık parlamenter sistemden uzaklaşmış, başkanlık sistemini kurumsallaştırmış, yargıyı büyük ölçüde yürütmeye bağlamış ve medya ve sivil toplumu denetim altına almış bir yapıya evrilmiştir. Bu nedenle metin 2010–2016 Türkiye’si için daha geçerlidir ama 2024–2025 Türkiye’si için ise güncellemeye gereksinim duymaktadır.

Değerlendirilecek olursa program metninin bu bölümünün yeterlilik ve geçerlik düzeyi aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Çizelge 2

 

Programın Birinci Bölümünün Yeterlilik Düzeyi

Boyut

Değerlendirme

Normatif doğruluk

Yüksek

Güncel rejime uygunluk

Orta - Düşük

Yapısal krizlere yanıt

Yetersiz

Toplumsal karşılık gücü

Sınırlı

Siyasal uygulanabilirlik

Zayıf

Akademik değer

Orta - Yüksek

 

Özetle belirtmek gerekirse, program metni doğru şeyleri söylemekte, ancak yanlış zamanın ve yanlış siyasal tanıların içinde kalmış bir doğru metin olarak nitelenmelidir.

Demokrasi konusunda Kopenhag Ölçütlerine ve AB-Türkiye genişleme görüşmelerinin ve sürecinin durdurulmuş olmasına yeterli şekilde değinilmemesi ise büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.

ETKİLİ YURTTAŞLIK VE ÖRGÜTLÜ TOPLUM DEMİRLEME NOKTALARI

Kavramsal güçlendirme: Metin normatif olarak güçlü görünmektedir. Ancak kavramsal derinlik artırılmalıdır. Etkili yurttaşlık kavramı daha açık tanımlanmalıdır. Etkili (aktif) yurttaşlık, yurttaşların yalnızca seçimlerde değil, karar alma, uygulama, denetim ve siyasa üretme süreçlerine sürekli ve örgütlü katılımı şeklinde tanımlanmak gerekir. “Örgütlü toplum” ifadesi, sivil toplum, meslek örgütleri, sendikalar ve yerel girişimlerin toplamı olarak açılabilir.

Demokrasi, yönetim ve adalet konularında önerilen mekanizmalar eksik görünmektedir. Bu eksiklik özellikle yönetim alt bölümünde yoğunlaşmaktadır. Metin genel ilkeler içermekte ancak bu genel ilkeleri uygulayacak araçlar yetersiz biçimde betimlenmektedir. TBMM için öngörülen yurttaş girişimiyle yasa teklifi için kaç imza gerekli olacaktır, süreç kaç ayda tamamlanacaktır ve geri bildirim mekanizması nasıl işleyecektir gibi sorular yanıtsız bırakılmıştır.

Yerel yönetimler için katılımcı bütçeleme, mahalle meclisleri ve yurttaş jürileri gibi araçlar isimlendirilerek eklenmelidir. Bütçe katılımı somutlaştırılmalıdır.

Medya ve bilgi sorunuyla ilgili bölüm çok güçlü ama kuramsal düzeyde kalmaktadır. Bağımsız medya düzenleyicisi vurgusu metne eklenmelidir. Kamu reklamlarının dağıtımında nesnel ölçütler zorunluluğu vurgulanmalıdır. Yerel medya destek fonları önerilmelidir.

Sendikalar ve örgütlü toplum bölümüne eklemeler yapılması yerinde olacaktır. İş güvencesi olmadan sendika özgürlüğünün olanaklı olmadığı vurgulanmalıdır. Sarı sendikacılıkla savaşım konusu metne eklenmelidir.

Demokrasi ve siyasal partiler bölümü güçlüdür ancak klasik düzeyde kalmıştır. Derinleştirilmesi iyi olacaktır. Örneğin parti içi demokrasi konusunda önseçim ilkesinin zorunlu duruma getirilmesi ya da çok etkili aday belirleme süreçlerinin geliştirilmesi, aday belirlemede üyelik temelinin esas olması ve parti organlarında dönem sınırı açıkça belirlenmelidir.

Siyasal partilerin kapatılması konusunda “tamamen kaldırılacaktır” ifadesi yerine “yalnızca şiddet ve terörle doğrudan organik bağ durumunda olanaklı olacaktır” gibi AB ölçünlerine uygun bir dil kullanılması daha iyi olacaktır.

Seçim barajının %3’e düşürülmesi doğrudur. Ancak gerekçe daha sağlam olmalıdır. Temsilde adaletin güçlenmesi, kürsüye daha fazla görüş seçeneğinin taşınması ve toplumsal barışa katkı yolunda daha etkili gerekçeler metne eklenmelidir.

Siyasetin meslekleşmesi cümlesi çok doğru ancak eksiktir. Milletvekilliği için dönem sınırı önerilmelidir. Kamu görevinden siyasete geçişte “soğuma süresi” önerilmelidir.

YOLSUZLUKLA SAVAŞIM, SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK

Bu bölüm güçlü olmakla birlikte bazı yerlerde genel nitelikli kalmıştır. Kurumsallaştırma önerisinde ‘Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun TBMM’ye değil, anayasal güvenceye bağlanması mutlak zorunluluktur. GRECO [1] dışında OECD [2], UNCAC [3] referansları eklenmelidir.

KÖİ (Kamu-Özel İş birliği) projeleriyle ilgili bölüm çok önemli olmasına karşın zayıf bırakılmıştır. Geçmiş KÖİ sözleşmelerinin denetlenmesi, kamu zararına olanların gözden geçirilmesi ve gizli sözleşmelerin kamuyla paylaşılması gibi önemli sorunlar program metnine eklenmelidir.

Liyakat sorunu konusuna ‘mülakat usulü çok sınırlı duruma getirilecek, görüşme kayıt altına alınacak ve mülakat sonucu alınan karar yargı denetimine açık olacaktır’ şeklinde bir ekleme yapmak gerekmektedir.

Yerellik ve yerinden yönetimlerle ilgili bölüm güçlü ancak riskli konular içermektedir. Örneğin, kayyım sorunu gibi ele alınması gereken önemli konulardan biridir. Belediye başkanlarının görevden alınması konusunda program güçlü öneriler barındırmaktadır. Ancak, görevden alma yetkisi İçişleri Bakanlığı’na değil, bağımsız yargı organlarına verilmelidir.

Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ile ilgili bölüm iyi ama soyut kalmaktadır. Şartın iyileştirilmesi için mali özerklik, yetki devri ve yerel personel siyasası ile ilgili konuların daha ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir. Bu şart üzerinde Türkiye’nin koyduğu çekincelerin kaldırılacağı belirtilmelidir.

Kırsal yapı sorunları ile ilgili olarak köy tüzel kişiliklerinin yeniden canlandırılması çok iyi bir öneridir. Ancak, köyler kırsal kalkınma bütçesiyle desteklenmeli ve yeni kırsal yönetişim modeli önerilmelidir.

BÖLÜMÜN İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN BAZI ÖNERİLER

Uygulama mekanizmaları sadece ilke bazında değil uygulama araçları bağlamında da ayrıntılandırılmalıdır. Yargısal ve kurumsal güvencelerden ne kast olunduğu açıklıkla belirtilmelidir. Saydamlık konusunda ölçülebilirlik konusu özellikle vurgulanmalıdır. Yerel demokrasinin hangi katılım araçlarıyla destekleneceğine açıklık getirilmelidir. Parti içi demokrasi konusunda somut öneri ve düzenlemelere gereksinim vardır. KÖİ ve yolsuzluklar konularında daha sert ve net cümlelere yer verilmelidir.

CHP metni, “normatif restorasyoncu” bir dil kullanıyor, oysa Türkiye artık “restorasyon” değil, “rejim sonrası yeniden kuruluş” sorunu yaşamaktadır.



[1] GRECO: Group of States against Corruption. Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu. Avrupa Konseyi bünyesinde çalışan bir izleme mekanizmasıdır.

[2] OECD: Organization for Economic Co-operation and Development. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü

[3] NCAC – United Nations Convention against Corruption. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi.

Bazen “BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi” olarak da kullanılır.

Hiç yorum yok: