CHP PROGRAMININ YETERLİLİK VE GEÇERLİLİK
DÜZEYİNİN ELEŞTİREL İRDELEMESİ: DEMOKRASİ, YÖNETİM VE ADALET
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
GİRİŞ
CHP yeni parti programını 21 Kasım 2025
günü açıkladı. Program bir hafta sonra yapılacak Olağan Kurultay’da karara
bağlanacağı için taslak niteliğindedir. Program taslağını inceleyerek görüş ve önerilesimi
toplumla paylaşmaya karar verdim. Bu çalışmayı bölümler halinde yapmayı planladım.
İlk olarak 2025 programının birinci bölümü olan demokrasi, yönetim ve adalet
bölümünü ele alınmıştır.
Ancak hemen belirtmeliyim ki, CHP 2025
Programı genelde çizgileri, çözümlemeleri ve önerileri itibarıyla yetersizdir
ve beklentilerimi karşılamaktan uzaktır. Bu gerçeğe karşılık bu inceleme dizisinde
kendi beklentilerimi ön plana çıkarmadan programın içeriğine ilişkin gözlemlerde
bulunarak ve bazı iyileştirme önerilerinde bulunarak ilgililerin dikkatlerini
çekmeye çalışacağım.
BÖLÜMÜN BAĞLAMSAL
UYGUNLUK DÜZEYİ
Program metni normatif olarak güçlü
bir metin görümündedir. Bu bağlamda metin olguların nasıl olması gerektiğini
oldukça isabetle betimlemektedir. Ancak Türkiye’nin güncel siyasal-toplumsal
bağlamı göz önüne alındığında kimi eksiklikler dikkat çekmektedir.
Gerçek Siyasal
Zeminle Kopukluk: Metin,
demokratikleşme, hukuk devleti, gelir adaleti, liyakat ve parlamenter sistem
gibi konularda doğru yönelimi işaret etmektedir. Ancak, Türkiye’nin gerçekte
otoriterleşmiş bir yapıya geçtiği, güçler ayrılığının büyük ölçüde
işlevsizleştiği, Devletin güvenlikçi paradigma içinde yeniden örgütlendiği ve kurumların
büyük oranda parti-devlet formuna büründüğü gerçeğiyle doğrudan yüzleşmemektedir.
Metin, klasik bir demokrasi metni gibi yazılmıştır. Ancak, Türkiye bugün artık
klasik bir demokrasi değildir. Bu, durum metnin çözümleyici açıdan
geçerliliğini zayıflatmaktadır.
Yapısal Sorunlara
Yanıt Verebilme Kapasitesi: Metin,
sorunları büyük ölçüde kurumsal ve normatif eksen üzerinden ele almaktadır.
Ancak Türkiye’de sorunlar artık sadece kurumsal değil, yapısal ve rejimsel
düzeydedir. Bu bağlamda bazı temel konuların eksik kaldığı anlaşılmaktadır.
Eksik kalan bazı temel boyutlardan birincisi rejim tipinin doğru tanılanmasındaki
ve çözümlenmesindeki eksikliktir. Türkiye, ‘seçimli otoriterlik’, ‘yarışmacı
otoriter rejim’ ve ‘Hukuk devleti görünümlü otoriterlik’ gibi kategorilerle incelenmektedir.
Program metni bu rejim değişimini açıkça adlandırmadığı için çözüm önerileri de
kaçınılmaz olarak yetersiz kalmıştır. Çünkü, rejim tanısı doğru konulmadan,
doğru çözüm ve tedavi süreci oluşturulamayacaktır. İkinci eksiklik Devlet aygıtının
dönüşümüne ilişkindir. Program metni kurumsal reformdan söz etmekte ancak bazı
gerçekleri yeterince ele almamaktadır. Devletin
sadece kurumları ve kuralları değil, aynı zamanda kadroları da yozlaşmış
durumdadır. Sadece yasa değişikliği değil, kurumsal kültürün yeniden oluşturulması
gerekir. Bürokrasi liyakat değil sadakat temelinde yeniden örgütlenmiş
bulunmaktadır. Bu noktada metinde yer alan çözüm önerileri fazlaca soyut ve iyi
niyetli kalmaktadır. Üçüncü eksiklik toplumsal dinamikleri belirleyen
çözümlemelerin yetersizliğidir.
Program metni seçkincilik düzeyinde
doğru, ancak toplumsal psikoloji açısından eksiktir. Toplumsal kutuplaşma ve kimlik
siyasaları yeterince irdelenmemiştir. Günümüz Türkiye’sinde kimlikler ekonomi
kadar belirleyici duruma gelmiştir. ‘Seküler–dindar’, ‘Türk–Kürt’, ‘Alevi–Sünni’
ve ‘Yerli–Göçmen’ için toplumsal fay hatları aslında siyaset yapma biçimini de belirlemektedir.
Program metni bu toplumsal fay hatlarını yeterince dikkate almamaktadır. Bu zayıflık
metni toplumsal karşılığı zayıf bir metin durumuna getirmektedir
Program metni toplumun siyasal psikolojini
anlamada da yetersiz kalmaktadır. Toplumda, yorgunluk, gelecek güvensizliği,
siyasal çaresizlik ve korku kültürü derinleşmiş durumdadır. Metin, bu
psikolojik engelleri aşacak siyasal dil, söylem stratejisi ve toplumu harekete
geçirme stratejileri, siyasaları, ve eylem biçimleri önermemektedir. Bu durum
metnin siyasal açıdan uygulanabilirliğini sınırlayıcı niteliktedir.
Metin, toplumun güncel kriz alanlarına
yanıt verebilme yeteneğinden uzak görülmektedir. Türkiye bugün aşağıdaki
çizelgede gösterildiği üzere birden fazla krizle karşı karşıyadır:
|
Çizelge 1: CHP Programı ve Türkiye’de Kriz
Alanları |
||
|
Kriz Alanı |
Metindeki Karşılığı |
Değerlendirme |
|
Ekonomik kriz |
Kısmi |
Yetersiz derinlik |
|
Hukuk krizi |
Güçlü |
Çözümleme daha derin
olabilir |
|
Kurumsal çöküş |
Zayıf |
Yetersiz |
|
Göç / sığınmacı sorunu |
Yok / Zayıf |
Büyük ölçüde eksik |
|
Eğitim / beyin göçü |
Kısmi |
Genişletilmeli |
|
Laiklik krizi |
Kısmi |
Daha açık olmalı |
|
Güvenlik-devlet dengesi |
Yok |
Stratejik boşluk var |
Özellikle göç meselesi, Türkiye’nin en
sıcak ve en nemli dosyalarından biri olmasına rağmen ya yok ya da ikincil
düzeyde kaldıysa bu önemli bir stratejik eksikliktir. Göç
yalnızca bir toplumsal politika değil, rejimin meşruluk krizini yöneten bir
araç durumuna gelmiş bulunmaktadır.
Program metni zamansal geçerlilik sorunu
da taşımaktadır. Program metni bir önceki Türkiye'nin gerçekliğine daha uygun görünmektedir.
Oysa, Türkiye artık parlamenter sistemden uzaklaşmış, başkanlık sistemini
kurumsallaştırmış, yargıyı büyük ölçüde yürütmeye bağlamış ve medya ve sivil
toplumu denetim altına almış bir yapıya evrilmiştir. Bu nedenle metin 2010–2016
Türkiye’si için daha geçerlidir ama 2024–2025 Türkiye’si için ise güncellemeye gereksinim
duymaktadır.
Değerlendirilecek olursa program metninin
bu bölümünün yeterlilik ve geçerlik düzeyi aşağıdaki gibi özetlenebilir.
|
Çizelge 2 Programın Birinci Bölümünün
Yeterlilik Düzeyi |
|
|
Boyut |
Değerlendirme |
|
Normatif doğruluk |
Yüksek |
|
Güncel rejime uygunluk |
Orta - Düşük |
|
Yapısal krizlere yanıt |
Yetersiz |
|
Toplumsal karşılık gücü |
Sınırlı |
|
Siyasal uygulanabilirlik |
Zayıf |
|
Akademik değer |
Orta - Yüksek |
Özetle belirtmek gerekirse, program
metni doğru şeyleri söylemekte, ancak yanlış zamanın ve yanlış siyasal
tanıların içinde kalmış bir doğru metin olarak nitelenmelidir.
Demokrasi konusunda Kopenhag
Ölçütlerine ve AB-Türkiye genişleme görüşmelerinin ve sürecinin durdurulmuş
olmasına yeterli şekilde değinilmemesi ise büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
ETKİLİ YURTTAŞLIK
VE ÖRGÜTLÜ TOPLUM DEMİRLEME NOKTALARI
Kavramsal
güçlendirme: Metin normatif
olarak güçlü görünmektedir. Ancak kavramsal derinlik artırılmalıdır. Etkili
yurttaşlık kavramı daha açık tanımlanmalıdır. Etkili (aktif) yurttaşlık,
yurttaşların yalnızca seçimlerde değil, karar alma, uygulama, denetim ve siyasa
üretme süreçlerine sürekli ve örgütlü katılımı şeklinde tanımlanmak gerekir. “Örgütlü
toplum” ifadesi, sivil toplum, meslek örgütleri, sendikalar ve yerel girişimlerin
toplamı olarak açılabilir.
Demokrasi, yönetim ve adalet
konularında önerilen mekanizmalar eksik görünmektedir. Bu eksiklik özellikle
yönetim alt bölümünde yoğunlaşmaktadır. Metin genel ilkeler içermekte ancak
bu genel ilkeleri uygulayacak araçlar yetersiz biçimde betimlenmektedir. TBMM
için öngörülen yurttaş girişimiyle yasa teklifi için kaç imza gerekli
olacaktır, süreç kaç ayda tamamlanacaktır ve geri bildirim mekanizması nasıl
işleyecektir gibi sorular yanıtsız bırakılmıştır.
Yerel yönetimler için katılımcı
bütçeleme, mahalle meclisleri ve yurttaş jürileri gibi araçlar isimlendirilerek
eklenmelidir. Bütçe katılımı somutlaştırılmalıdır.
Medya ve bilgi sorunuyla ilgili bölüm
çok güçlü ama kuramsal düzeyde kalmaktadır. Bağımsız medya düzenleyicisi
vurgusu metne eklenmelidir. Kamu reklamlarının dağıtımında nesnel ölçütler
zorunluluğu vurgulanmalıdır. Yerel medya destek fonları önerilmelidir.
Sendikalar ve örgütlü toplum bölümüne
eklemeler yapılması yerinde olacaktır. İş güvencesi olmadan sendika
özgürlüğünün olanaklı olmadığı vurgulanmalıdır. Sarı sendikacılıkla savaşım
konusu metne eklenmelidir.
Demokrasi ve siyasal partiler bölümü
güçlüdür ancak klasik düzeyde kalmıştır. Derinleştirilmesi iyi olacaktır.
Örneğin parti içi demokrasi konusunda önseçim ilkesinin zorunlu duruma
getirilmesi ya da çok etkili aday belirleme süreçlerinin geliştirilmesi, aday
belirlemede üyelik temelinin esas olması ve parti organlarında dönem sınırı
açıkça belirlenmelidir.
Siyasal partilerin kapatılması
konusunda “tamamen kaldırılacaktır” ifadesi yerine “yalnızca şiddet ve terörle
doğrudan organik bağ durumunda olanaklı olacaktır” gibi AB ölçünlerine uygun
bir dil kullanılması daha iyi olacaktır.
Seçim barajının %3’e düşürülmesi doğrudur.
Ancak gerekçe daha sağlam olmalıdır. Temsilde adaletin güçlenmesi, kürsüye daha
fazla görüş seçeneğinin taşınması ve toplumsal barışa katkı yolunda daha etkili
gerekçeler metne eklenmelidir.
Siyasetin meslekleşmesi cümlesi çok
doğru ancak eksiktir. Milletvekilliği için dönem sınırı önerilmelidir. Kamu
görevinden siyasete geçişte “soğuma süresi” önerilmelidir.
YOLSUZLUKLA
SAVAŞIM, SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK
Bu bölüm güçlü olmakla birlikte bazı
yerlerde genel nitelikli kalmıştır. Kurumsallaştırma önerisinde ‘Bağımsız
Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun TBMM’ye değil, anayasal güvenceye bağlanması
mutlak zorunluluktur. GRECO [1] dışında
OECD [2], UNCAC [3]
referansları eklenmelidir.
KÖİ (Kamu-Özel İş birliği) projeleriyle
ilgili bölüm çok önemli olmasına karşın zayıf bırakılmıştır. Geçmiş KÖİ
sözleşmelerinin denetlenmesi, kamu zararına olanların gözden geçirilmesi ve gizli
sözleşmelerin kamuyla paylaşılması gibi önemli sorunlar program metnine
eklenmelidir.
Liyakat sorunu konusuna ‘mülakat usulü
çok sınırlı duruma getirilecek, görüşme kayıt altına alınacak ve mülakat sonucu
alınan karar yargı denetimine açık olacaktır’ şeklinde bir ekleme yapmak gerekmektedir.
Yerellik ve yerinden yönetimlerle
ilgili bölüm güçlü ancak riskli konular içermektedir. Örneğin, kayyım sorunu
gibi ele alınması gereken önemli konulardan biridir. Belediye başkanlarının
görevden alınması konusunda program güçlü öneriler barındırmaktadır. Ancak, görevden
alma yetkisi İçişleri Bakanlığı’na değil, bağımsız yargı organlarına
verilmelidir.
Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ile
ilgili bölüm iyi ama soyut kalmaktadır. Şartın iyileştirilmesi için mali
özerklik, yetki devri ve yerel personel siyasası ile ilgili konuların daha
ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir. Bu şart üzerinde Türkiye’nin
koyduğu çekincelerin kaldırılacağı belirtilmelidir.
Kırsal yapı sorunları ile ilgili
olarak köy tüzel kişiliklerinin yeniden canlandırılması çok iyi bir öneridir.
Ancak, köyler kırsal kalkınma bütçesiyle desteklenmeli ve yeni kırsal yönetişim
modeli önerilmelidir.
BÖLÜMÜN İYİLEŞTİRİLMESİ
İÇİN BAZI ÖNERİLER
Uygulama mekanizmaları sadece ilke bazında
değil uygulama araçları bağlamında da ayrıntılandırılmalıdır. Yargısal ve
kurumsal güvencelerden ne kast olunduğu açıklıkla belirtilmelidir. Saydamlık konusunda
ölçülebilirlik konusu özellikle vurgulanmalıdır. Yerel demokrasinin hangi katılım
araçlarıyla destekleneceğine açıklık getirilmelidir. Parti içi demokrasi konusunda
somut öneri ve düzenlemelere gereksinim vardır. KÖİ ve yolsuzluklar konularında
daha sert ve net cümlelere yer verilmelidir.
CHP metni, “normatif restorasyoncu”
bir dil kullanıyor, oysa Türkiye artık “restorasyon” değil, “rejim sonrası
yeniden kuruluş” sorunu yaşamaktadır.
[1] GRECO: Group
of States against Corruption. Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu. Avrupa Konseyi
bünyesinde çalışan bir izleme mekanizmasıdır.
[2] OECD:
Organization for Economic Co-operation and Development. Ekonomik İş Birliği ve
Kalkınma Örgütü
[3] NCAC –
United Nations Convention against Corruption. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla
Mücadele Sözleşmesi.
Bazen “BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi” olarak da
kullanılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder