Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

23 Kasım 2025 Pazar

 

CHP PROGRAMININ YETERLİLİK VE GEÇERLİLİK DÜZEYİNİN ELEŞTİREL İRDELEMESİ: GİRİŞ BÖLÜMÜ

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

Giriş: Türkiye’de Siyasal Bozulmalar ve CHP 2025 Programının “Giriş” Bölümü Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme

Türkiye, 2000’li yıllardan itibaren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (CBHS) geçişle birlikte, siyasal ve demokratik işleyiş bakımından ciddi yapısal dönüşümler yaşamaktadır. Parlamenter sistemin terk edilmesi, yürütmenin güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının zayıflatılması ve hukukun siyasallaştırılması gibi gelişmeler, demokratik kurumların işlevselliğini sınırlamış ve otoriter eğilimlerin güçlenmesine yol açmıştır. Bu süreçte hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesi ve kamu kaynaklarının siyasal amaçlarla yönlendirilmesi, Türkiye’de temel siyasal bozulmalar olarak öne çıkmaktadır.

Buna ek olarak, AKP yönetimi döneminde toplumsal ve kurumsal alanlarda “anti-Atatürkçü” yönelimler belirgin biçimde artmıştır. Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri olan laiklik, halkçılık, cumhuriyetçilik, devletçilik ve devrimcilik, eğitim siyasalarından kültürel çalışmalara kadar çeşitli araçlarla sistemli olarak zayıflatılmakta ve rejim temelleri bilinçli biçimde aşındırılmaktadır. Bu durum, sadece tarihsel bir mirasın tartışılması değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik ve laik yapısının kırılganlaşması anlamına gelmektedir.

Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2025 programının giriş bölümünde, mevcut siyasal bozulmaların çözümlenmesine ilişkin eksiklikler gözlemlenmektedir. Program, Türkiye’nin demokratik ve toplumsal kırılganlıklarına karşı somut stratejiler geliştirmekte yetersiz kalmakta ve özellikle Cumhuriyet ilkelerinin korunması ve güçlendirilmesine ilişkin açık siyasa önerilerinden yoksun görünmektedir. Programın giriş bölümünde daha çok partinin ideolojik temel ilkeleri ve genel hedefleri vurgulanmakta ve mevcut siyasal krizler ve çözüm yolları hakkında yeterli açıklama yer almamaktadır.

Bu bağlamda, giriş bölümü hem Türkiye’deki siyasal bozulmaları anlamak hem de CHP’nin bu durum karşısındaki tutumunu çözümlemek açısından önemli bir başlangıç noktasıdır. Akademik bir değerlendirme, giriş bölümünde belirtilen ilkelerin hem kuramsal hem de uygulamadaki karşılığını sorgulamayı, güçlü ve zayıf yanlarını ortaya koymayı ve mevcut siyasal sorunlarla ilişkilendirmeyi gerekli kılmaktadır.

Çalışmanın Amacı

Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2025 tarihli programının giriş bölümünü kapsamlı bir biçimde irdelemek ve mevcut Türkiye siyasal ortamındaki temel sorunlara programın giriş bölümünün yanıt verip vermediğini değerlendirmektir. Çalışma, programın ideolojik çerçevesini, hedeflerini ve temel ilkelerini ele alarak, güçlü ve zayıf yönlerini saptamayı hedeflemektedir. Özellikle otoriterleşme, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, anti-Atatürkçülük, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CBHS) ve toplumsal eşitsizlik gibi güncel siyasal bozulmalar karşısında CHP programının konumunu çözümlemektedir.

Çalışmanın Hedefleri

Giriş bölümündeki alt başlıklar ve ifadeler üzerinden CHP’nin temel ideolojik yaklaşımını sistemli biçimde ortaya koymak.

Mevcut siyasal sorunları ve demokratik bozulmaları tanımlamak ve CHP programının bu sorunlara yanıtını değerlendirmek.

Programın güçlü yanlarını, uygulamaya dönük olası katkılarını ve ilkesel tutarlılığını saptamak.

Programın eksik, yetersiz veya sorunlu yönlerini belirlemek, özellikle güncel siyasal ve toplumsal krizler karşısındaki etkisizliği veya belirsizlikleri tartışmak.

Elde edilen bulgular ışığında, programın daha etkili ve uygulanabilir duruma gelmesi için öneriler geliştirmek.

Yöntem

Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışmanın temel verisi, CHP’nin 2025 tarihli programının giriş bölümüdür. Programın alt başlıkları ve içerdiği ifadeler sistemli olarak incelenmiş, programın mevcut Türkiye siyasal ortamındaki temel sorunlara yanıt verip vermediği değerlendirilmiştir.

Çözümleme süreci üç aşamada yürütülmüştür:

İçerik Çözümlemesi: Programın giriş bölümündeki her alt başlık ve ifade özetlenmiş ve programın temel ideolojik çerçevesi belirlenmiştir.

Karşılaştırmalı Değerlendirme: Türkiye’nin güncel siyasal ve toplumsal sorunları saptanmış, otoriterleşme, parlamenter sistemin terk edilmesi, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, anti-Atatürkçülük ve toplumsal eşitsizlik gibi olgular programın yanıtlarıyla karşılaştırılmıştır.

Eleştirel Çözümleme: Programın güçlü, zayıf ve eksik yönleri belirlenmiş ve programın sorunlara etkin yanıt verip vermediği ve uygulamaya dönük olasılıkları tartışılmıştır.

Bu yöntem, programın ideolojik ve siyasal çerçevesini sistemli biçimde çözümlemeye ve Türkiye’nin güncel siyasal sorunları bağlamında eleştirel bir değerlendirme yapmaya olanak sağlamaktadır.

Türkiye’nin Temel Sorunları Ölçütleri: Akademik Çerçeve

Türkiye güncel siyasal ve toplumsal bağlamda bir dizi yapısal sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, siyasa ve programların etkililiğini ve kapsamını değerlendirmek için temel ölçütler olarak kabul edilebilir. Bu bağlamda, aşağıdaki alanlar öncelikli değerlendirme ölçütlerini oluşturmaktadır:

Siyasal Sistem ve Demokrasi: Türkiye’nin parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi, demokratik kurumların işleyişi üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratmıştır. Yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığının zayıflaması, demokratik denge ve denetleme mekanizmalarının etkililiğini azaltmaktadır. Bu bağlamda, bir programın değerlendirilmesinde siyasal sistemin işleyişi ve demokratik ölçünlere uyum önemli bir ölçüttür.

Hukuk ve Haklar: Hukukun üstünlüğünün zayıflaması, yargının siyasallaşması ve temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, toplumsal güven ve adalet algısını olumsuz yönde etkilemektedir. Medya ve ifade özgürlüğü alanındaki sınırlamalar da bu kapsamda değerlendirilecek temel göstergelerdir.

Toplumsal ve Kültürel Sorunlar: Cumhuriyet ilkelerine ve Atatürkçü değerler ile laik eğitim anlayışına yönelik saldırılar, toplumsal kutuplaşma ve ayrımcılık gibi olgular, toplumsal uyum ve kapsayıcılık açısından önemli sorun alanlarıdır. Ayrıca, azınlık haklarının ihlali ve eşitsizlikler, toplumun farklı kesimleri için riskler yaratmaktadır.

Ekonomi ve Sosyal Adalet: Gelir adaletsizliği, yoksulluk, işsizlik ve emeğin haklarının zayıflığı, ekonomik ve toplumsal kararlılık açısından temel sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu hizmetlerindeki eşitsizlik ve yozlaşma, sosyal adaletin sağlanmasını güçleştirmektedir.

Eğitim ve Bilim: Bilimsel ve laik eğitim anlayışının zayıflaması, nitelikli eğitimdeki eşitsizlikler ve araştırma-geliştirme kapasitesinin sınırlı olması, uzun vadeli kalkınma ve toplumsal ilerleme açısından kritik alanlardır.

Çevre, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik: Çevresel bozulma, doğal kaynakların yıkımı ve sürdürülebilir kalkınma siyasalarının yetersizliği toplumun gelecek nesiller için yaşanabilir bir çevreye sahip olmasını tehdit etmektedir.

Dış Siyasa ve Güvenlik: Ulusal güvenlik ve dış siyasa alanındaki kararsızlık, bölgesel sorunlara etkili yanıt eksikliği ve uluslararası ilişkilerde kararlılık sorunları hem iç hem dış siyasada belirleyici riskler yaratmaktadır.

Ölçütlerin Sınırlılığı ve Amaçları

Hazırlanan ölçütler listesi, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorunların tam ve nihai bir envanteri niteliğinde değildir. Ülke siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan çok daha geniş bir sorunlar yelpazesi ve derinleşmiş yozlaşma olgusu ile karşı karşıyadır. Bu nedenle, seçilen ölçütler keyfi bir tercih değildir, aksine, CHP 2025 programının mevcut Türkiye gerçekliği karşısında yeterliliğini değerlendirmek ve programın hedef ve önceliklerini anlamak için bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, ölçütler yalnızca eleştirel çözümleme ve akademik değerlendirme için bir referans çerçevesi sağlamak amacını taşımaktadır.

İrdeleme ve Değerlendirme

Ölçüt: Siyasal Sistem ve Demokrasi

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP, programında demokrasiye bağlılığını ve çoğulcu parlamenter sistemi güçlendirme hedefini vurgulamaktadır. Vatandaşın yönetime katılımı, demokratik kurumların işlerliği ve hukukun üstünlüğü CHP’nin programında temel ilkeler arasında yer almaktadır. Programda, demokratik değerlerin korunması ve otoriter eğilimlerin önlenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Mevcut Durum: Türkiye’de parlamenter sistemin terk edilip CBHS’ne geçilmesi, yürütmenin güçlenmesi, yasama ve yargı denetiminin zayıflatılması, siyasal partiler arası eşitsizlik ve seçim süreçlerindeki aksaklıklar demokrasinin işleyişini olumsuz etkilemektedir. Kurumların bağımsızlığı ciddi şekilde erozyona uğramıştır.

Eleştirel Değerlendirme: CHP programında demokrasiye vurgu yapılmakla birlikte, mevcut otoriterleşme ve kurumların işlevsizleşmesi karşısında somut adımlar veya önlemler önerilmemektedir. Bu durum, programın siyasal sistem ve demokrasi ölçütü açısından yetersiz olduğunu göstermektedir.

Ölçüt: Hukuk, Hak ve Özgürlükler

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP, programında temel insan haklarının korunmasını, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplantı gösteri hakkının güvence altına alınmasını vurgulamaktadır. Program, bireylerin hak ve özgürlüklerinin evrensel normlar çerçevesinde güvenceye alınması gerektiğini ifade etmektedir.

Mevcut Durum: Türkiye’de özgürlükler ve özellikle basın ve ifade özgürlüğü ciddi biçimde kısıtlanmıştır. Yandaş medya ile muhalif medya arasındaki dengesizlik büyümüştür. RTÜK ve diğer düzenleyici kurumlar çoğunlukla iktidarın etkisi altında çalışmaktadır. Toplantı ve gösteri hakları sık sık sınırlanmakta, gözaltı ve tutuklamalar yaygınlaşmaktadır. Evrensel insan hakları normları ile uyumlu olmayan uygulamalar, yargı süreçlerinde keyfi tutumlar ve uzun tutukluluk süreleri ile desteklenmektedir.

Eleştirel Değerlendirme: CHP programında hak ve özgürlükler vurgulansa da mevcut ciddi kısıtlamalara ve uygulama sorunlarına karşı somut çözüm önerileri sunulmamaktadır. Bu, programın ölçüt açısından eksik ve yetersiz olduğunu göstermektedir. Özellikle yargı bağımsızlığı, medya denetimi ve sivil özgürlüklerin güvence altına alınması için somut adımlar önerilmemiştir.

Ölçüt: Ekonomik Yozlaşma ve Gelir Eşitsizliği

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP programı, ekonomik eşitsizliği azaltmayı, sosyal adaletin sağlanmasını, yolsuzlukla savaşımyi ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını öncelik olarak belirtmektedir. Program, emekçi haklarını, sosyal güvenlik ve refahı güvence altına alma hedefini vurgular.

Mevcut Durum: Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek derinleşmekte ve zengin kesim ile düşük gelirli kesimler arasındaki fark artmaktadır. Tersine servet transferi (reverse wealth transfer) olgusu, yani halkın gelirlerinin iktidara yakın sermaye ve şirketler lehine aktarılması yaygın bir sorun olarak gözlemlenmektedir. Emekli maaşları ve sosyal yardımlar TÜİK gibi iktidar kontrollü göstergeler üzerinden yönlendirilmekte, gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmamaktadır. Açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca vatandaş bulunmaktadır ve temel yaşam gereksinimlerini karşılamakta ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Kamu kaynakları, özellikle ihaleler ve teşvikler, saydamlık ilkesinden uzak bir biçimde iktidara yakın kişi ve kuruluşlara aktarılmaktadır.

Eleştirel Değerlendirme: CHP programı bu konuları kuramsal olarak ele almakta ve adalet ile eşitlik ilkelerini vurgulasa da mevcut ekonomik yozlaşma, tersine servet transferi ve yoksulluk sorunlarına karşı somut çözüm önerileri yeterince ayrıntılandırılmamıştır. Program, özellikle gelir adaleti, sosyal güvenlik reformu, emekli haklarının güçlendirilmesi, yolsuzlukla savaşım mekanizmaları ve kamu ihalelerinde saydamlık konularında somut stratejiler geliştirmelidir.

Ölçüt: Parlamenter Sistem, Yönetim Biçimi ve Demokratik Kurumlar

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP programında, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş hedefi dile getirilmektedir. Kuvvetler ayrılığı, yasama–yürütme–yargı arasında denge ve denetim mekanizmalarının yeniden kurulması, Meclis’in etkinleştirilmesi ve demokratik kurumların güçlendirilmesi programın ana savları arasında yer almaktadır. CHP programında yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ve adil yargılanma hakkı temel ilkeler arasında sayılmaktadır. Yargının siyasetten arındırılması, yargıç ve savcıların bağımsızlığının güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün yeniden oluşturulması gerektiği vurgulanmaktadır. Hukukun, siyasal iktidarın değil, evrensel hukuk normlarının ve anayasal ilkelerin bir aracı olması gerektiği ifade edilmektedir.

Mevcut Durum: Türkiye’de 2017 referandumu sonrasında geçilen CBHS, yürütme gücünü tek elde toplamış ve parlamentoyu işlevsizleştirmiştir. TBMM yasama yetkisini büyük ölçüde kaybetmiş, denetim mekanizmaları tümüyle ortadan kalkmıştır. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yasamanın yerini alan bir araç durumuna gelmiştir. Yargı bağımsızlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısı ve atama süreçleri üzerinden siyasete bağımlı duruma gelmiştir. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin askıya alındığını göstermektedir. Türkiye’de yargı, eylemli olarak yürütmenin denetimi altına girmiş durumdadır. HSK’nın yapısı, siyasal iktidarın yargı üzerindeki denetimini kurumsallaştırmaktadır. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin askıya alındığını göstermektedir. Gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri hakkında açılan davalarda adil yargılanma hakkı sistemli biçimde ihlal edilmektedir. Uzun tutukluluk süreleri, gizli tanık uygulamaları, siyasal güdülerle hazırlanan iddianameler ve “etkili pişmanlık” mekanizmasının araçsallaştırılması, yargının bir baskı aracı durumuna geldiğini göstermektedir. Bu tablo, Türkiye’de hukukun güvence olmaktan çıkıp bir caydırma ve sindirme aracına dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Eleştirel Değerlendirme: CHP’nin parlamenter sisteme dönüş vurgusu, ilkesel düzeyde yerinde olmakla birlikte, mevcut otoriter kurumsal yapının nasıl aşılacağına ilişkin somut bir geçiş stratejisi içermemektedir. Program, bu dönüşümün hangi siyasal ve hukuksal araçlarla, hangi zamanlamayla ve hangi toplumsal anlaşma zemini üzerinde gerçekleştirileceğini yeterince açıklamamaktadır. Dahası, mevcut sistemden kazanç sağlayan iktidar bloğu karşısında nasıl bir siyasal savaşım çizgisi izleneceği belirsizdir. Bu da programı, niyet beyanı düzeyinde bırakmakta ve yürütme ve uygulama kapasitesi açısından zayıflatmaktadır. CHP programı, yargı bağımsızlığına ilişkin doğru ve normatif olarak güçlü bir tavır alsa da mevcut yapısal bozulmanın nasıl onarılacağı sorusuna yeterli düzeyde yanıt verememektedir. HSK’nın yeniden yapılandırılması konusunda somut ve bağlayıcı mekanizmalar önerilmemektedir. Siyasal baskı altında şekillenmiş yargı kadrolarının nasıl dönüştürüleceğine ilişkin net bir yol haritası bulunmamaktadır. Geçmiş dönemde yaşanan hukuk ihlallerine ilişkin bir “geçiş dönemi adaleti” bakış açısı geliştirilmemiştir. Bu nedenle CHP programı, yargı sorununa ilişkin doğru tanılar içerse de çözüm üretme kapasitesi bakımından genel, soyut ve dilek düzeyinde kalmaktadır.

Ölçüt: Tersine Servet Transferi (Reverse Wealth Transfer)

Türkiye’de son yıllarda gözlemlenen en belirgin yapısal bozulmalardan biri, gelir ve servetin alt ve orta sınıflardan üst gelir gruplarına doğru sistemli biçimde aktarılmasıdır. Yazında bu olgu “tersine servet transferi” olarak tanımlanmaktadır ve genellikle piyasa mekanizmalarının doğal işleyişinden değil, siyasal tercihler, kurumsal yozlaşma ve kamu kaynaklarının belirli kesimlere yönlendirilmesinden doğmaktadır. Bu çalışma açısından tersine servet transferi şu mekanizmalar üzerinden ölçüt olarak ele alınmaktadır: Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının olağanüstü artışı, ücretliler ve emekliler aleyhine işleyen gelir siyasaları, kamusal kaynakların belirli sermaye gruplarına aktarılması (ihale rejimi, kamu-özel iş birliği projeleri vb.), enflasyon yoluyla sabit gelirli kesimlerin reel gelirlerinin aşındırılması, finansal araçlar ve kur siyasaları üzerinden varlık sahibi kesimlerin görece üstün duruma getirilmesi. Bu süreçte emek gelirlerinin ulusal gelir içindeki payı gerilerken, sermaye gelirlerinin payı kararlı biçimde artmakta, yoksulluk ve derin yoksulluk katmanları genişlemekte ve toplumsal eşitsizlikler yapısal bir nitelik kazanmaktadır. Dolayısıyla tersine servet transferi, sadece ekonomik bir sorun değil aynı zamanda siyasal rejimin sınıfsal karakterine ilişkin temel bir gösterge niteliğindedir. Bu bağlamda, bir siyasal partinin programının adalet, eşitlik ve sosyal devlet savlarının anlamlı olabilmesi için, bu transfer mekanizmalarına karşı açık, somut ve uygulanabilir siyasalar geliştirmesi zorunludur. Bu nedenle bu çalışmada tersine servet transferi, CHP Programı’nın yeterliliğini değerlendirmede temel ölçütlerden biri olarak kabul edilmektedir.

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler- Adalet, Eşitlik ve Sosyal Devlet Vurgusu: Selin Sayek Böke’nin tanıtım konuşmasında “Toplum sözleşmemizi adalet, eşitlik ve özgürlük üzerine kurmakta kararlıyız” demiştir. Bu söz, gelir ve kaynak adaleti açısından servet transferine karşı bir çerçeve sunduğunu gösteriyor. Programda “vergi reformu” olacak, vergi denetimlerinin “siyasal ceza olmaktan çıkarılması” hedefleniyor ifadesi yer almaktadır. Vergi sistemiyle ilgili değişiklik önerileri, mevcut servet transferi dinamiklerine bir tepki olarak yorumlanabilir. Özgür Özel, program tanıtımında “Temel Vatandaşlık Geliri” önerisinde bulunduğunu açıkladı. Bu, alt ve orta gelirli kesimlere doğrudan gelir transferi yapılmasını öngören bir mekanizma olarak tersine servet transferi eleştirisi bağlamında değerlendirilebilir. Tanıtım metinlerinde CHP, “eşitlikçi, adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma” stratejisini benimsediğini belirtiyor. CHP’nin programının giriş bölümünde ve program tanıtımında, servet eşitsizliği ve gelir dağılımı adaletsizliği açık biçimde sorun olarak tanımlanmaktadır. Özellikle şu temalar öne çıkmaktadır: “Adalet” ve “eşitlik” vurgusu, kamu kaynaklarının “ranta değil üretime” yönlendirilmesi, “Bir avuç insanın zenginleştiği” mevcut düzene karşı eleştirel söylem, “eşitlikçi ve kapsayıcı kalkınma” bakış açısı ve “temel vatandaşlık geliri” gibi gelir destek mekanizmaları.  Ancak dikkat çekici biçimde, programın girişinde “tersine servet transferi” kavramı doğrudan kullanılmamakta ve mevcut iktidar döneminde gerçekleştiği savlanan bu yapısal servet kaymasının niteliği kavramsal olarak netleştirilmemektedir. Sorun dolaylı biçimde ifade edilmekte, fakat sistemli bir tanı dili kurulmamaktadır.

Türkiye’de Mevcut Durum- Tersine Servet Transferi Olgusu: Türkiye’de özellikle son 10-15 yılda şu mekanizmalar üzerinden belirgin bir tersine servet transferi yaşandığı söylenebilir: Kamu-özel işbirliği (KÖİ) projeleri yoluyla kamu kaynaklarının belirli sermaye gruplarına aktarılması, yüksek enflasyon ve düşük zam siyasalarıyla, emek gelirlerinin reel olarak erimesi, TÜİK’in tartışmalı enflasyon verileri yoluyla emekli ve memur maaşlarının bilinçli biçimde düşük tutulması, vergi sisteminin dolaylı vergiler ağırlıklı yapısı nedeniyle, alt ve orta sınıfların göreli olarak daha fazla vergi yükü taşıması, servet ve sermaye kazançlarının görece düşük vergilendirilmesi, enflasyon aracılığıyla geniş kesimlerin tasarruflarının erimesi, buna karşılık borçlu büyük sermaye kesimlerinin avantajlı duruma geçmesi ve vergi gelirlerinin yüzde 80’inin dolaylı vergilerden elde edilmesi, kamu emtialarına hükümet ve bazı durumlarda yerel yönetimler tarafından yapılan aşırı ve fahiş zamlar. Bu yapı, klasik bir “yukarı doğru servet transferi” mekanizması üretmekte ve toplumun alt ve orta kesimlerinden, ekonomik ve siyasal iktidara yakın dar bir zümreye doğru sistemli bir kaynak akışı yaratmaktadır.

Eleştirel Çözümleme: Açıklıkla belirtmek gerekirse, CHP programında tersine servet transferi konusunda dolaylı kabul var ama doğrudan bir atıf yoktur. CHP programı, “servet transferi” kavramını doğrudan “tersine servet transferi” terimiyle ele almasa da servet ve gelir adaletsizliğine güçlü bir vurgu yapıyor. Bu konuda bazı siyasal yükümlülüklere değinilmektedir: Vergi reformu, denetimlerin yeniden düzenlenmesi ve temel vatandaşlık geliri önerileri, servet eşitsizliğini azaltmaya yönelik olası mekanizmalar sunulmaktadır. Ancak, program metni kamuoyuna açık biçimde “yüksek servet kesimlerinden vergi yoluyla servet geri alımına ilişkin radikal ve sistemli bir planı net şekilde ortaya koymaktan çok genel eşitlik söylemleriyle sınırlı kalmaktadır. Sonuç olarak, CHP giriş metni ekonomik adaletsizlik ve servet birikimine yönelik eleştiriler içeriyor, ancak tersine servet transferi olgusuna doğrudan ve sistemli bir çözüm vizyonu net biçimde tanımlanmamış görünmektedir. CHP’nin programının giriş bölümü, ekonomik adaletsizliği ve eşitsizlikleri güçlü bir normatif çerçeveyle ele almakta ancak Türkiye’de son dönemde ortaya çıkan bu tersine servet transferi rejimini kavramsal olarak yeterince adlandırmamakta ve açık bir yapısal tanımlama yapmamaktadır. Bu durum üç temel sorun yaratmaktadır: Bir kere, sorunun derinliği bulanık kalmaktadır. Eşitsizlik yalnızca sonuçlar üzerinden tartışılmakta, onu üreten mekanizmalar (enflasyon siyasası, vergi yapısı, KÖİ rejimi vb.) giriş bölümünde net bir siyasal-ekonomi çerçevesiyle ortaya konmamaktadır. İkincisi, CHP’nin ekonomik vizyonu da muğlaklaşmaktadır. Tersine servet transferini durdurma ve tersine çevirme konusunda somut araçlar (servet vergisi, artan oranlı servet vergisi, büyük servetlere kamusal denetim, kamu harcamalarının yeniden yönlendirilmesi vb.) açık biçimde tanımlanmamaktadır. Üçüncüsü, toplumsal öfke ve adalet duygusu yeterince karşılanmamaktadır. Geniş kesimler tarafından deneyimlenen yoksullaşma ve hak kaybı, güçlü bir sistem eleştirisiyle adlandırılmadığında, programın dönüştürücü olma savı zayıflamaktadır. Dolayısıyla, CHP programı mevcut servet dağılımı bozulmasını doğru yönde işaret etmekle birlikte, bu olgunun neoliberal-otoriter yeniden bölüşüm mekanizmaları ile ilişkisini daha açık ve cesur biçimde kuramadığı ölçüde, eleştirel güç ve dönüştürücü derinlik bakımından sınırlı kalmaktadır.

Ölçüt: Siyasal Sistem, Otoriterleşme ve Demokrasi

CHP Programının Giriş Bölümündeki Yaklaşımı: CHP programının giriş bölümünde siyasal sistem sorunu esasen demokrasi, hukuk devleti, güçler ayrılığı ve özgürlükler söylemi üzerinden ele alınmaktadır. Giriş bölümünde öne çıkan ana vurgular şunlardır: Türkiye’de demokrasinin ciddi bir aşınma içerisinde olduğu, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının zedelendiği, kurumların işlevsizleştirildiği ve kişiselleşmiş bir yönetim tarzının ortaya çıktığı, CHP’nin ise “çoğulcu demokrasi, güçler ayrılığı ve hukuk devleti” temelinde yeni bir siyasal düzen inşa etmeyi hedeflediği. Bununla birlikte, giriş bölümünde CBHS’nin doğrudan ve sistemli bir rejim eleştirisi olarak kavramsallaştırıldığı söylenemez. Sistem değişikliği daha çok “demokratik gerileme”nin bir unsuru olarak sunulmakta, fakat bir rejim dönüşümü ya da otoriterleşmenin kurumsal temeli olarak açıkça çözümlenmemektedir. CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde siyasal sistem ve demokrasi ile ilgili olarak, parlamenter demokrasinin güçlendirilmesi, hukuk devleti ilkesinin korunması ve demokratik kurumların işlerliğinin sağlanması temel hedefler arasında sunulmaktadır. Program, siyasal çoğulculuk, bağımsız yargı ve demokratik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini vurgulamakta, yurttaşların siyasal katılımının artırılmasını ve demokratik süreçlerin saydamlaştırılmasını öncelik olarak göstermektedir.

Mevcut Durum: Ancak mevcut Türkiye koşulları, bu hedeflerin uygulamaya aktarılmasını ciddi biçimde zorlaştırmaktadır. 2017’deki anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesi, yürütmenin yetkilerinin aşırı merkezileşmesine ve parlamentonun işlevinin zayıflamasına yol açmıştır. Demokratik denetim mekanizmaları etkililiğini yitirmiş, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı önemli ölçüde zarar görmüştür. Ayrıca, seçilmiş organların yetki alanlarının daraltılması, siyasal yarışmanın engellenmesi ve medyanın denetim altına alınması gibi uygulamalar, demokratik çoğulculuk ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle çelişmektedir. Türkiye’de 2017 anayasa değişiklikleriyle yürürlüğe giren CBHS, klasik anlamda bir başkanlık sistemi değil daha çok hiper-merkezileşmiş, denetimsiz ve kişiselleşmiş bir yönetim modeli üretmiştir. Bu çerçevede parlamentonun yasama gücü büyük ölçüde zayıflatılmış ve Meclis işlevsizleşmiştir. Yürütme yetkileri tek elde toplanmış, karar alma süreçleri kurumsal mekanizmalardan koparılmıştır. Yargı bağımsızlığı eylemli olarak ortadan kaldırılmış, HSK yapısı yürütmenin etkisine açılmıştır. Medya, üniversiteler ve sivil toplum üzerinde yoğun baskı kurulmuştur. Seçimler yarışmacı olmaktan uzaklaşmış, adil yarışma koşulları yok edilmiştir. Bu durum yazında sıklıkla şu kavramlarla ifade edilmektedir: yarışmacı otoriterlik, seçimli otoriterlik, hibrid (karma) rejim ve otoriter popülizm. Dolayısıyla Türkiye’de yaşanan sorun, basit bir “demokrasi erozyonu” değil, yapısal bir rejim dönüşümüdür.

Eleştirel Çözümleme: CHP’nin giriş bölümünde vurgulanan demokratik hedefler ile Türkiye’deki mevcut siyasal durum arasında belirgin bir uyumsuzluk vardır. Program, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanındaki sorunları dile getirse de bu sorunların çözümüne ilişkin somut ve uygulanabilir siyasalar geliştirmekten çok genel değerler ve ilkeler çerçevesinde kalmaktadır. Bu durum, programın siyasal sistem ve demokrasi ölçütü açısından yetersizliğini göstermektedir. CHP’nin programının giriş bölümündeki en temel açmazı, Türkiye’deki mevcut siyasal rejimi eleştirirken yeterince radikal ve kavramsal bir netlik ortaya koyamamasıdır. Bu durumu üç düzeyde eleştirmek olanaklıdır. Birincisi, rejim tanımı net değildir. CHP, mevcut durumu genellikle “otoriterleşme”, “hukuk devletinden uzaklaşma” ve “demokratik gerileme” gibi doğru ama zayıf kavramsallaştırmalarla tanımlamaktadır. Oysa Türkiye’de yaşanan süreç, geçici bir bozulma değil, anayasal düzeyde oluşturulmuş bir otoriter rejim modelidir. Bu net biçimde ifade edilmediği sürece, önerilen çözüm yolları da teknik reform önerileri düzeyinde kalma riski taşır. İkincisi parlamenter sistemin terk edilmesinin tarihsel kırılma olarak ele alınmamasıdır. CBHS’ne geçiş, Türkiye siyasal tarihinde yalnızca bir sistem değişikliği değil, Cumhuriyet’in kurucu siyasal mimarisinden kopuş anlamına gelmektedir. Ancak giriş bölümünde bu dönüşüm tarihsel bir rejim kırılması, Cumhuriyet’in kurumsal mantığının tahribi ve siyasal kültürde otoriter bir sıçrama olarak yeterince güçlü bir dille işlenmemektedir. Üçüncüsü, CHP’nin kendi tarihsel misyonu ile program arasındaki zayıf bağdır. CHP, Cumhuriyet’in kurucu partisi olarak, parlamenter demokrasi, laiklik, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti konusunda tarihsel bir sorumluluk taşımaktadır. Ancak giriş bölümünde, bu tarihsel misyonun güncel rejim kriziyle ilişkisi yeterince güçlü bir siyasal ve ideolojik bağlam içinde kurulmamaktadır. Bu da şu riski doğurmaktadır: CHP, mevcut rejimi eleştiriyor gibi görünürken, onu yıkacak kadar güçlü bir siyasal-ideolojik karşı anlatı üretememektedir. Kısacası, CHP’nin giriş bölümü siyasal sistem ve demokrasi konusunda doğru bir yönelim ortaya koymakla birlikte rejim sorununu yeterince derinlikli ve kavramsal biçimde tanımlayamaması, parlamenter sistemden kopuşu bir "tarihsel kırılma" olarak ele almaktan kaçınması ve kendi kurucu kimliği ile bugünkü kriz arasındaki bağı zayıf kurması nedeniyle eleştiriye açıktır.

Ölçüt: Sosyal Devlet ve Yoksulluk

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde sosyal adalet ve eşitlik vurgusu önemli bir yer tutmaktadır. Programda, yoksullukla savaşım ve hak temelli yaklaşımlar temel ilkeler arasında sayılmakta, devletin vatandaşlarına eğitim, sağlık ve gelir adaleti gibi hizmetleri eşit biçimde sunması gerektiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede, sosyal devlet ilkesine bağlılık ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi giriş bölümünün temel mesajlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Mevcut Durum: Ancak mevcut Türkiye koşulları incelendiğinde, giriş bölümündeki bu ifadelerin somut karşılığı eksik kalmaktadır. Son yıllarda sosyal devlet işlevleri ciddi biçimde zayıflamış, yoksulluk oranları artmış ve milyonlarca kişi açlık sınırının altında yaşamaya başlamıştır. Emekli maaşları reel olarak erimekte, sosyal yardımlar yetersiz kalmakta ve resmi istatistiklerin açıklanma biçimi kamuoyunda güven sorununa yol açmaktadır. Kamusal kaynakların özellikle iktidara yakın gruplara aktarılması ise sosyal devlet ilkesine doğrudan aykırılık oluşturmaktadır.

Eleştirel irdeleme: Bu bağlamda, CHP programının giriş bölümünde yer alan sosyal devlet ve yoksullukla ilgili ifadeler, mevcut Türkiye gerçekliği karşısında yetersiz kalmaktadır. Program, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerini benimsemiş olsa da sorunların kapsamını ve derinliğini somut verilerle ortaya koymakta eksiklik göstermektedir. Ayrıca çözüm önerileri genel ifadelerle sınırlı kalmakta, uygulanabilirlik ve önceliklendirme açısından yeterince açıklık sunmamaktadır. Dolayısıyla giriş bölümünde dile getirilen hedefler ile Türkiye’nin mevcut sosyo-ekonomik koşulları arasında belirgin bir kopukluk bulunmaktadır.

Ölçüt: Hak ve Özgürlükler, Laiklik ve Eğitim

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde hak ve özgürlükler, laiklik ve eğitim konuları temel değerler arasında sunulmaktadır. Program, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almayı, laiklik ilkesini korumayı ve eğitimde eşitlik ile kaliteyi sağlamayı öncelikli hedefler olarak vurgulamaktadır. Özellikle, laiklik vurgusu ile devletin din karşısında tarafsız konumunun korunması ve eğitim sisteminde bilimsellik ve çağdaş değerlerin güçlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Mevcut Durum: Ancak mevcut Türkiye koşulları bu hedeflerin uygulanabilirliği açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır. Son yıllarda, hak ve özgürlükler alanında sınırlamalar artmış, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve sivil toplum etkinlikleri ciddi baskı ve denetim altına alınmıştır. Laiklik ilkesi, özellikle kamusal alan ve eğitim siyasalarında giderek zayıflatılmakta, dinsel eğitim ve ideolojik yönelimler öne çıkmakta ve Atatürk’ün laiklik anlayışıyla çelişen uygulamalar artmaktadır. Eğitim sistemi, eşitsizliklerin ve ideolojik yönelimlerin etkisi altında kalmakta, temel eğitim ve yükseköğretimde fırsat eşitliği ciddi biçimde zarar görmektedir.

Eleştirel İrdeleme: CHP programının giriş bölümünde dile getirilen hak ve özgürlükler, laiklik ve eğitimle ilgili hedefler, Türkiye’nin mevcut durumu karşısında eksik ve soyut kalmaktadır. Program, bu alanlardaki sorunları kapsamlı biçimde ele almakta ve somut çözüm önerileri geliştirmek yerine genel değer ve ilkelere odaklanmaktadır. Bu nedenle, giriş bölümünde ifade edilen ilkeler ile Türkiye’deki güncel siyasal ve eğitimsel gerçeklikler arasında belirgin bir uyumsuzluk söz konusudur.

Ölçüt: Toplumsal ve Kültürel Sorunlar, Anti-Atatürkçülük ve Toplumun Ayrışması

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde toplumsal ve kültürel alanlarla ilgili vurgular, çoğulculuk, kapsayıcılık, katılımcılık ve aydınlanma ilkeleri üzerinden yapılmaktadır. Program, toplumun tüm kesimlerine eşit yaklaşılması, farklı kültürel ve sosyal kimliklerin tanınması ve yurttaşların etkili katılımının sağlanması gerektiğini belirtir. Ayrıca laiklik, bilim ve eğitim temelinde toplumsal ilerlemenin güvence altına alınması gerektiği programda öne çıkarılmaktadır.

Mevcut Durum: Ancak mevcut Türkiye koşullarında toplumsal ve kültürel sorunlar ciddi boyuttadır. AKP iktidarı döneminde anti-Atatürkçü bir siyasa geliştirilmiş ve Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri ve laik eğitim sistemi bilinçli olarak zayıflatılmıştır. Toplumun farklı kesimleri arasında kutuplaşma derinleşmiş, ideolojik ve kültürel bölünmeler yaygınlaşmıştır. Laiklik ilkesinin uygulanmaması, eğitim sisteminde ideolojik yönelimler ve devletin toplumsal değerler üzerindeki etkisi, toplumsal adaletsizlik ve eşitsizlik sorunlarını pekiştirmektedir.

Eleştirel Çözümleme: CHP’nin giriş bölümünde belirtilen toplumsal ve kültürel hedefler ile Türkiye’deki mevcut durum arasında ciddi bir uyumsuzluk vardır. Program, toplumsal bütünleşme ve laik aydınlanma ilkelerini savunsa da mevcut toplumsal kutuplaşma ve anti-Atatürkçü siyasalar karşısında bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin somut stratejiler sunmamaktadır. Bu durum, programın toplumsal ve kültürel sorunlar ölçütü açısından yetersizliğini ortaya koymaktadır.

Ölçüt: Eğitim ve Bilim

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde eğitim ve bilim alanına ilişkin ifadeler, aydınlanma ve bilimin rehberliğinde toplumsal kalkınmanın sağlanması çerçevesinde yer almaktadır. Programda, çağdaş eğitim sisteminin güçlendirilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve bilimsel düşüncenin öncelikli kılınması hedeflenmektedir. Ayrıca, eğitim siyasalarının kapsayıcı, eşitlikçi ve demokratik bir biçimde yürütülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Mevcut Durum: Ancak Türkiye’nin mevcut eğitim ve bilim durumu bu hedeflerle uyumlu değildir. AKP iktidarı döneminde eğitim siyasaları ideolojik yönelimler ve din temelli uygulamalar üzerinden şekillendirilmiş, eğitim programlarının içerik ve niteliği ideolojik müdahalelere açık duruma gelmiştir. Üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler kısıtlanmış ve bilimsel araştırmaların bağımsızlığı ve yeterliliği zayıflatılmıştır. Eğitimde fırsat eşitsizliği artmış, özellikle kırsal ve yoksul bölgelerde nitelikli eğitim erişimi ciddi biçimde sınırlanmıştır.

Eleştirel Çözümleme: Bu bağlamda, CHP programının eğitim ve bilim alanındaki ifadeleri idealist ve normatif hedefler içerse de mevcut Türkiye gerçekliği karşısında uygulanabilirlik ve somut strateji eksikliği programın bu ölçüt açısından yetersiz kaldığını göstermektedir.

Ölçüt: Çevre, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP’nin 2025 programının giriş bölümünde çevre ve sürdürülebilirlik vurgusu, gelecek sorumluluğu çerçevesinde yer almaktadır. Program, doğal kaynakların korunması, iklim değişikliğiyle savaşım ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasını temel hedefler olarak göstermektedir. Ayrıca, çevresel siyasa ve uygulamalarda bilimsel verilerden ve kamu yararından hareket edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Mevcut Durum: Ancak Türkiye’nin güncel çevre ve iklim durumu bu hedeflerle uyumlu değildir. Hızlı ve plansız kentleşme, enerji siyasalarında fosil yakıt bağımlılığı, HES ve maden projeleri nedeniyle ekosistem yıkımı ve su kıtlığı ciddi boyutlara ulaşmıştır. İklim değişikliğinin etkileriyle savaşımda yeterli önlemler alınmamış ve çevresel denetim mekanizmaları zayıf kalmıştır.

Eleştirel Çözümleme: Bu bağlamda, CHP programının giriş bölümünde ortaya konan çevre ve sürdürülebilirlik hedefleri normatif ve idealist düzeyde kalmakta ve mevcut Türkiye gerçekliğiyle uygulanabilirlik açısından belirgin boşluklar göstermektedir. Programın, çevre siyasalarının uygulanabilirliğine ilişkin somut strateji ve önceliklendirmeleri net bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir.

Ölçüt: Dış Siyasa ve Güvenlik

CHP Programındaki İlgili Yargılar / İfadeler: CHP 2025 programının giriş bölümünde dış siyasa ve güvenlik konularına değinilirken, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ilişkilerde kararlı, barış ve iş birliği ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Program, diplomasi, uluslararası hukuka bağlılık ve ulusal güvenliğin sağlanması ile ilgili genel ilkeleri ortaya koymaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve tehdit algılarına karşı hazırlıklı olunması gerektiği ifade edilmektedir.

Mevcut Durum: Ancak Türkiye’nin mevcut dış siyasa ve güvenlik durumu, programın ifade ettiği normatif hedeflerden oldukça uzak bir görünüm sergilemektedir. Bölgesel krizler, sınır güvenliği sorunları, terörle savaşımda yaşanan zorluklar ve uluslararası ilişkilerde stratejik tutarsızlıklar, güvenlik ve diplomasi alanında ciddi kırılganlıklar yaratmaktadır. Türkiye’nin hem askeri hem de diplomatik açıdan sürdürülebilir bir güvenlik siyasası oluşturabilmesi için somut stratejiler ve önceliklerin netleştirilmesi gerekmektedir.

Eleştirel Çözümleme: Bu bağlamda, CHP’nin giriş bölümünde yer alan dış siyasa ve güvenlik hedefleri, mevcut Türkiye gerçekliğiyle kıyaslandığında idealist bir çerçeve sunmakta ve uygulanabilirliğe ilişkin açık ve detaylı bir yol haritası içermemektedir.

Ölçütlerin Değerlendirilmesi

Çizelge 1:

 

Özet Değerlendirme

Ölçüt

CHP Programının Giriş Bölümündeki İlgiler / Yargılar

Mevcut Durum

Eleştirel Değerlendirme

Siyasal Sistem ve Demokrasi

Program, demokratikleşme ve güçler ayrılığı vurgusu yapıyor; parlamenter sistemin ve demokratik normların önemini vurguluyor.

Türkiye’de parlamenter sistem terk edildi, Cumhurbaşkanlığı sistemi egemen; otoriterleşme, demokrasi gerilemesi ve hukukun üstünlüğü ihlalleri gözlemleniyor.

Giriş bölümü sorunları tanımlamakla kalıyor; mevcut otoriter ortam ve demokratik boşluklara karşı somut siyasa önerileri eksik.

Hak ve Özgürlükler / Laiklik / Eğitim

Hak ve özgürlüklerin korunması, laiklik ilkesi ve eğitimde eşitlik vurgulanıyor.

Haklar ve özgürlükler kısıtlanmış; laiklikten sapmalar, eğitim sistemi ideolojik yönlendirmelerle baskılanıyor.

Programın giriş bölümü bu sorunları yeterince tanımıyor; önerilen siyasalar somut değil ve krizlerin ciddiyetini yansıtmıyor.

Ekonomi / Sosyal Adalet / Tersine Servet Transferi

Sosyal devlet anlayışı, eşitlik, emeğin üstünlüğü ve yoksullukla savaşım hedefleri öne çıkıyor.

Tersine servet transferi; emekli maaşlarının enflasyon altında erimesi, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlar.

Giriş bölümü bu ekonomik bozulmaları yeterince ele almıyor; eşitsizlik ve ekonomik adaletsizliğe karşı somut önlemler eksik.

Toplumsal ve Kültürel Sorunlar

Katılımcılık, kapsayıcılık, aktif yurttaşlık, toplumu savunma ve dayanışma vurgusu var.

Toplumun tüm kesimlerinde anti-Atatürkçülük artıyor; toplumsal kutuplaşma ve kültürel yozlaşma gözlemleniyor.

Program girişinde toplumsal ve kültürel sorunlar yüzeysel; bu alanlarda ciddi analiz ve çözüm önerileri bulunmuyor.

Eğitim ve Bilim

Bilimsel düşünce, aydınlanma ve eğitim siyasalarının önemi vurgulanıyor.

Eğitim sistemi ideolojik yönelimlere maruz; bilimsel ve eleştirel düşünce geri plana itilmiş durumda.

Giriş bölümü hedefleri ifade ediyor ama mevcut eğitim krizine ilişkin somut değerlendirme yok.

Çevre, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik ve gelecek sorumluluğu vurgulanıyor.

Çevre siyasaları yetersiz; iklim değişikliği etkileri ve sürdürülebilirlik önlemleri eksik.

Giriş bölümünde bu konu genel bir değer olarak yer alıyor; somut strateji ve öncelikler belirtilmemiş.

Dış Siyasa ve Güvenlik

Barış, uluslararası iş birliği ve güvenliğin önemi öne çıkıyor.

Türkiye’nin güvenlik siyasaları kararlısız; bölgesel krizler ve diplomatik zayıflıklar var.

Program girişinde güvenlik ve dış siyasa sorunlarına ilişkin analitik yaklaşım yetersiz; krizlere karşı çözüm önerisi sınırlı.

 

Genel Değerlendirme ve Sonuç

CHP’nin 2025 programının giriş bölümü, partinin ideolojik temellerini ve temel hedeflerini özetleyen bir çerçeve sunmaktadır. Program, demokratik değerler, güçler ayrılığı, sosyal adalet, hak ve özgürlükler, laiklik, eğitim, bilim, çevre, sürdürülebilirlik ve barış gibi konuları vurgulamakta ve partinin reformist ve kapsayıcı yaklaşımını ifade etmektedir. Bu bağlamda, giriş bölümü kuramsal olarak partinin temel vizyonunu okuyucuya aktarma işlevini yerine getirmektedir.

Ancak, mevcut Türkiye siyasal ve toplumsal koşulları dikkate alındığında giriş bölümünün yeterliliği, geçerliliği ve isabetliliği ciddi şekilde sorgulanabilir. Türkiye’de parlamenter sistemin terk edilmesi, otoriterleşme eğilimleri, hukukun üstünlüğünün zayıflaması, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, ekonomik eşitsizlik ve tersine servet transferi, eğitim ve bilim alanındaki ideolojik yönelimler, toplumsal kutuplaşma ve kültürel yozlaşma, çevre ve iklim siyasalarının yetersizliği ile güvenlik ve dış siyasa krizleri gibi çok boyutlu ve somut sorunlar yaşanmaktadır.

Giriş bölümü bu somut sorunları tanımlamakta ve mevcut bozulmaları çözümlemekte yetersiz kalmakta ve dolayısıyla programın mevcut krizler karşısındaki isabetliliği sınırlı kalmaktadır. Öngörülen ilkeler ve değerler, ideolojik bir çerçeve sunmakla birlikte, somut siyasa önerilerine ve uygulanabilir çözümlere dönük açıklık taşımamaktadır. Bu durum, programın Türkiye’nin güncel siyasal, ekonomik ve toplumsal bozulmalarına karşı etkili bir yol haritası oluşturmasını engellemektedir.

Sonuç olarak, CHP’nin giriş bölümü, partinin vizyonunu ve ideolojik yaklaşımını özetleme işlevini yerine getirse de mevcut sorunlara yanıt üretme kapasitesi açısından eksik ve yetersiz kalmaktadır. Programın geçerliliği ve isabetliliği, mevcut siyasal krizlerin ve toplumsal bozulmaların yeterince ele alınamamış olmasından dolayı sınırlıdır. Bu nedenle, giriş bölümünün güçlendirilmesi, somut veri ve çözümlerle desteklenmesi ve Türkiye’nin güncel sorunlarına karşı uygulanabilir siyasa önerileriyle bütünleştirilmesi gerekmektedir.

Hiç yorum yok: