Özel-Kılıçdaroğlu Düellosu: İlk İzlenimlerim
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Bugünün
kazananı söylem düzeyinde Özgür Özel oldu
Çünkü Özel,
TBMM'de yaptığı konuşmada CHP'nin iç tartışmasından çıkıp sorunu demokrasi,
temsil ve halk iradesi eksenine taşımaya çalıştı. Kendi liderliğini değil,
"seçilmiş iradenin savunulmasını" merkeze koydu. Böylece konuşmasının
hedef kitlesi yalnız CHP delegeleri değil, daha geniş muhalif kamuoyu oldu.
Kılıçdaroğlu
ise Genel Merkez'de yaptığı konuşmada daha çok parti içi meşruluk, kurultay
tartışmaları, parti temizliği ve yeniden yapılanma temasına yaslandı. Bu söylem
CHP örgütünün belirli bir kesimine hitap etse de toplumun geneline ulaşmakta zorlanmaktadır.
Kılıçdaroğlu'nun
konuşmasındaki temel sorun
Kılıçdaroğlu'nun
bugün de sürdürdüğü çizgi hukuksal meşruluk ile ahlaksal meşruluğu birleştirme
çabasıdır. Mesajı kabaca şudur: "Ben geri dönmek istemedim, partiyi
kurtarmak için döndüm." Ancak burada ciddi bir siyasal paradoks ortaya çıkmaktadır.
CHP seçmeninin önemli bölümü olayı "Kurultayda usulsüzlük oldu mu olmadı
mı?" sorusundan çok "Parti yönetimi yargı yoluyla değiştirilebilir
mi?" sorusu üzerinden değerlendirmektedir. Bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun hukuksal
zemini güçlendikçe siyasal zemini daralıyor gibi görünmektedir.
Özgür
Özel'in konuşmasındaki dikkat çekici unsur
Özel bugün bir
grup toplantısı yapmadı. Aslında bir "güç gösterisi" yaptı. TBMM
Grubu'nun büyük çoğunluğunun, milletvekillerinin ve örgütün önemli bölümünün
yanında olduğunu görünür duruma getirdi. Son haftalarda grup başkanlığı
konusunda oluşan tablo da bunu destekliyordu.
Siyasette
bazen içerikten çok görüntü önemlidir
Bugün
televizyon ekranlarına yansıyan görüntü Meclis'te kalabalık milletvekili grubu,
kürsüde Özgür Özel ve Genel Merkez'de Kemal Kılıçdaroğlu şeklindeydi. Bu
görüntü doğal olarak "örgüt ve parlamento Özel'in yanında" algısını
güçlendirdi.
En önemli
nokta
Bugün ilk
kez savaşım kişisel olmaktan çıktı. Artık denklem Genel Merkez mi? Yoksa Meclis
Grubu mu? sorusuna dönüşmüş durumdadır. Parlamenter sistemlerde ve kitle
partilerinde Meclis Grubu son derece güçlü bir meşruluk kaynağıdır. Bu nedenle
bugün Özel'in TBMM kürsüsünde olması simgesel açıdan çok önemlidir.
Kılıçdaroğlu'nun
ise parti binasına sahip olması kurumsal bir üstünlüktür, fakat siyaset sadece
bina ve makamdan ibaret değildir. Siyasetin asıl enerjisi örgüt,
milletvekilleri ve seçmen desteğinden gelir.
Ön genel
değerlendirme
Bugünkü
tabloyu tek cümleyle özetlemek gerekirse Kılıçdaroğlu hukuksal otorite
görüntüsü vermeye çalıştı ve Özgür Özel ise siyasi meşruluk görüntüsü vermeye
çalıştı. Türkiye siyasetinde ise uzun vadede siyasal meşruluk, hukuksal meşruluktan
daha belirleyici olma eğilimindedir.
Akademik
açıdan bakılırsa, bugün CHP içinde aslında iki farklı meşruluk türü karşı
karşıya geldi: Mahkeme kararına dayanan hukuksal meşruluk (Kılıçdaroğlu) ve delege,
milletvekili ve seçmen desteğine dayanan siyasal meşruluk (Özel). Günün sonunda
kamuoyuna yansıyan görüntü ikinci meşruluk türünün daha güçlü olduğu
yönündeydi. Bu yüzden bugünün siyasal bilançosunu Özgür Özel lehine yazıldı.
Ancak bu, hukuksal savaşımın sona erdiği anlamına gelmiyor. Asıl belirleyici
olan, önümüzdeki haftalarda il örgütlerinin, belediye başkanlarının ve
milletvekillerinin nasıl tavır alacağı olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder