Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

17 Haziran 2026 Çarşamba

 

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN 17 HAZİRAN 2026 GÜNÜ ALDIĞI TÜRKİYE İLE İLGİLİ KARARIN ÖZETİ

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

AB’nin genişleme siyasası şu anda yeniden ivme kazanıyor olsa da Avrupa Parlamentosu üyeleri (AP milletvekilleri), Türkiye’nin demokratik reform eksikliği nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı sonucuna vardı. Çarşamba günü kabul edilen kararda 381 kabul, 107 ret ve 171 çekimser oy kullanıldı.

Rapora göre, Türkiye hükümeti AB üyeliğine bağlılığını defalarca yinelemiş olsa da katılım sürecini etkileyen temel eksiklikler giderilmiş değildir. Avrupa Parlamentosu üyeleri Türkiye hükümetine hukuk devleti alanındaki kalıcı eksiklikleri, insan hakları sorunlarını, demokratik ölçünlere ilişkin yetersizlikleri ve basın özgürlüğü ve diğer temel özgürlüklere yönelik sorunları gidermesi çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve uluslararası hukuka uygun davranması gerektiği vurgulanmaktadır. Parlamento, Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs gibi AB üyesi devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirterek bunu eleştirmektedir. Raporda ayrıca, AB kurumlarının ve birçok üye devletin bu gelişmelere verdiği sınırlı tepki de eleştirilmekte ve demokratik ölçünlerin ve hukuk devletinin savunulması konusunda daha güçlü bir tutum alınması çağrısı yapılmaktadır. Katılım süreci 2018’den bu yana durmuş olmasına karşın rapor Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik önemini ve NATO müttefiki konumunu koruduğunu belirtmektedir.

Raportör Sancho Nachez Amor (S&D, İspanya) şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye tam anlamıyla otoriter bir rejime doğru hızla ilerlemeye devam ediyor. Ana muhalefet partisi CHP’yi ve onun meşru liderliğini hedef alan son olay, demokratik çoğulculuğun ve hukuk devletinin daha geniş çaplı aşınmasının son örneğidir. Aynı zamanda siyasal amaçlarla araçsallaştırılmış bir yargının [1] rolünü göstermektedir. Bu kadar ciddi bir durum karşısında, Komisyonun, Avrupa Dış Eylem Servisinin (EEAS) ve üye devletlerin verdiği zayıf tepkiden derin kaygı duyuyoruz. Çünkü bunlar Türkiye’de demokrasinin sistemli biçimde aşındırılmasına göz yummayı sürdürmektedir. Bu sessizlik AB’nin imajını ve güvenilirliğini zedelemekte, ayrıca Türk toplumunun Avrupa yanlısı ve demokrasi yanlısı kesimlerini daha da yabancılaştırmaktadır. Bunun etkileri yıllarca sürebilir.”

 



[1] İngilizce metindeki “weaponized judiciary” ifadesi kelimesi kelimesine “silah haline getirilmiş yargı” diye değil, bağlama uygun olarak “siyasal amaçlarla araçsallaştırılmış yargı” şeklinde çevrilmiştir. Türkçe akademik ve siyasal yazında daha yerleşik karşılık budur.

Hiç yorum yok: