Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

30 Nisan 2026 Perşembe

 

Sınıraşan Gazeteciler Örgütü’nün Türkiye 2026 basın özgürlüğü raporu

 

2026 RSF Endeksi: basın özgürlüğü 25 yılın en düşük seviyesinde

DÜNYA:

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi tarihinde ilk kez dünya ülkelerinin yarısından fazlası artık basın özgürlüğü açısından “zor” ya da “çok ciddi” kategorilerinde yer alıyor. Son 25 yılda, Endeks kapsamında incelenen 180 ülke ve bölgenin ortalama puanı hiç bu kadar düşük olmamıştı.

2001’den bu yana, özellikle ulusal güvenlik siyasalarıyla bağlantılı olan giderek daha kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin yaygınlaşması, demokratik ülkeler de dahil olmak üzere bilgi edinme hakkını sürekli aşındırıyor. Endeksin hukuksal göstergesi son bir yılda en büyük düşüşü kaydetti. Bu da gazeteciliğin dünya genelinde giderek daha fazla “kriminalize” edildiğinin açık bir göstergesidir.

Amerika kıtasında da durum önemli ölçüde değişti. Amerika Birleşik Devletleri yedi sıra gerilerken, birçok Latin Amerika ülkesi şiddet ve baskı sarmalında daha da derinlere sürüklendi.

2026 RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nden beş temel çıkarım:

ü  Dünya genelindeki tüm ülke ve bölgelerin ortalama puanı hiç bu kadar düşük olmamıştı. Endeksin 25 yıllık tarihinde ilk kez, dünya ülkelerinin yarısından fazlası basın özgürlüğü açısından “zor” veya “çok ciddi” kategorilerinde yer alıyor.

ü  Basın özgürlüğünü değerlendirmek için kullanılan beş göstergeden (ekonomik, hukuksal, güvenlik, siyasal ve toplumsal ortamlar) hukuksal gösterge bu yıl en keskin düşüşü yaşayan alan oldu.

ü  Amerika Birleşik Devletleri yedi sıra gerilerken, Ekvador ve Peru gibi Amerika kıtasındaki diğer ülkeler de sıralamada ciddi düşüşler yaşadı.

ü  Norveç üst üste onuncu kez birinci sırada yer alırken, Eritre art arda üçüncü yıl son sırada bulunuyor.

ü  Esad sonrası Suriye 2026 Endeksi’nde yer alan tüm ülke ve bölgeler arasında basın özgürlüğünde en büyük iyileşmeyi göstererek sıralamada 36 basamak yükseldi.

Çeyrek yüzyılın en düşük ortalama puanı

RSF’nin 25 yıl önce Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayımlamaya başlamasından bu yana basın özgürlüğü kademeli olarak geriliyor. Bu düşüş, her yıl daha da kırmızıya dönen Endeks haritasında açıkça görülüyor. Gazeteciler hâlâ yaptıkları iş nedeniyle öldürülüyor ve hapsediliyor, ancak basın özgürlüğünü zayıflatan yöntemler değişiyor. Gazetecilik, gazetecilere yönelik düşmanca siyasi söylemlerle boğuluyor, zayıflayan medya ekonomisiyle güç kaybediyor ve basına karşı bir silah gibi kullanılan yasalarla sıkıştırılıyor.

Son 25 yılda ilk kez:

ü  Değerlendirilen tüm ülkelerin genel ortalama puanı hiç bu kadar düşük olmadı.

ü  Dünya genelindeki ülke ve bölgelerin yarısından fazlasında (%52,2) basın özgürlüğünün durumu “zor” veya “çok ciddi” olarak sınıflandırılıyor. Oysa bu oran 2002’de yalnızca küçük bir azınlığa (%13,7) karşılık geliyordu.

ü  2002’de dünya nüfusunun %20’si basın özgürlüğünün “iyi” olarak değerlendirildiği ülkelerde yaşıyordu. Yirmi beş yıl sonra ise dünya nüfusunun %1’inden azı bu kategoride yer alan ülkelerde yaşamaktadır.

TÜRKİYE:

Türkiye’de otoriterlik güç kazanıyor ve medya çoğulculuğu sorgulanıyor. Eleştirel gazetecileri etkisiz kılmak için tüm yöntemler kullanılıyor. 2026 endeksine göre, Türkiye 180 ülke arasında 163. sırada. Puanı ise 100 üzerinden sadece 27,94. Türkiye siyasal göstergede 163 (20,16), ekonomik göstergede 166 (26,78), hukuksal göstergede 159 (31,20), toplumsal göstergede 162 (28,93) ve güvenlik göstergesinde 159 (32,61) sırada ve puanda yer aldı.

2035 endeksinde ise 180 ülke arsına 159. sırada yer almıştı ve puanı 29,40 idi. Siyasal göstergede 162 (19,69), ekonomik göstergede 163 (26,09), hukuksal göstergede 158 (32,42), toplumsal göstergede 154 (33,44) ve güvenlik göstergesinde 149 (35,37) sırada ve puanda idi.

Bu sonuç son bir yıl içinde Türkiye’nin 4 basamak aşağıya indiğini gösteriyor.

2026 endeksinde Norveç 92.72 puanla birinci, Hollanda 88.92 puanla ikinci, Estonya 88.54 puanla üçüncü, Danimarka 88.47 puanla dördüncü sırada yer almışlardır.

Son 5 ülke ve puanları şöyle: 176 Suudi Arabistan 19.11, 177 İran, 17.45, 178 Çin 13.85, 179 Kuzey Kore 12.67 ve 180 Eritre 10.24.

Türkiye’de anlık ihlaller

1 Ocak 2026’dan bu yana öldürülen gazeteci ve medya çalışanı yoktur. Tutuklu olan 3 gazeteci vardır.

Çevrimiçi sansür: Türkiye’nin sürgündeki gazetecilere yönelik baskısı sürüyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türk yetkililere bu baskıcı siyasaya son verme çağrısında bulunuyor.

Türkiye’de araştırmacı muhabirin tutuklanmasında yargı süreci ihlal edildi. Muhalif günlük BirGün gazetesinin muhabiri İsmail Arı “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla 22 Mart’ta tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konuldu.

Sınır Tanımayan Gazeteciler ve diğer yedi basın özgürlüğü ve insan hakları kuruluşu, Türk yetkililere eleştirel gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik baskıya son verilmesi çağrısında bulunuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), muhalif günlük BirGün gazetesinin bir muhabirinin 22 Mart akşamı “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konulmasının ardından, Türkiye’nin Dezenformasyonla Mücadele Yasası’nın araştırmacı gazetecileri susturmak amacıyla kabul edilemez biçimde kötüye kullanılmasını kınamaktadır.

Hükümeti eleştirmesiyle bilinen BirGün gazetesinin araştırmacı muhabiri İsmail Arı, Ramazan Bayramı’nı kutlamak için gittiği Tokat’ın Turhal ilçesinde 21 Mart akşamı saat 22.00 sularında gözaltına alındı ve sorgulanmak üzere başkent Ankara’ya götürüldü. Savcının kendisini sorgulamadan tutuklama talebinde bulunması üzerine, Ankara’daki Sincan Cezaevi’nde bir yargıç tarafından tutuklandı. Bu uygulama Türk hukukuna açıkça aykırıdır.

Emniyette kendisine, X ve YouTube’da paylaştığı içerikler ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesi tarafından yönetilen vakıflar ağına yapılan kamu fonlarıyla ilgili araştırmalarına dayanan haberleri hakkında sorular yöneltildi. Ayrıca İstanbul’un Fatih ilçesindeki imam hatip okullarına yönelik bir inşaat projesinde iddia edilen usulsüzlüklerle ilgili paylaşımlar da soruşturma konusu oldu. Gazeteci, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Beni tutuklamak için bir yıldır bahane arıyorlardı” dedi.

İsmail Arı, özellikle kamu kurumlarındaki usulsüzlükler, yolsuzluk, kayırmacılık ve diğer kötüye kullanımlar üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmaktadır. Ayrıca hükümet ile dinsel (tarikat) gruplar arasındaki ilişkileri ve bu bağların etkilerini de incelemiştir.

“‘Yanıltıcı bilgi yayma’ suçlamasının gazetecileri tutuklamak için sıkça kullanılması, Türkiye’de araştırmacı ve eleştirel gazeteciliği kriminalize etmeyi amaçlamaktadır. Bu ülkede bilgi edinme hakkı güvence altına alınana kadar, araştırmacı gazeteci İsmail Arı’nın derhal serbest bırakılmasını talep etmeye ve bu tür ihlalleri kınamaya aralıksız devam edeceğiz. Erol Önderoğlu, RSF Türkiye Temsilcisi”

İsmail Arı, Ekim 2022’de Ceza Kanunu’na eklenen ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”yı cezalandıran 217/A maddesi kapsamında yargılanmaktadır. Bu madde o tarihten bu yana onlarca gazeteci ve araştırmacı muhabirin tutuklanmasında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bunlar arasında, IŞİD bağlantılı Türk vatandaşlarının geri getirilmesine ilişkin bir haberin ardından Şubat ayında gözaltına alınan Alman kamu yayıncısı Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ da bulunmaktadır. Bağımsız haber sitesi T24’ün araştırmacı gazetecisi Tolga Şardan da 2023 yılında yargıdaki yolsuzlukla ilgili haberleri nedeniyle haksız şekilde suçlanmıştır. İsmail Arı ve Alican Uludağ’a ek olarak, Türkiye’de halen iki gazeteci daha tutuklu bulunmaktadır. Bunlar, TELE1 televizyon kanalının genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ ile Gerçek Gündem haber sitesinin muhabiri Furkan Karabay’dır. Karabay ev hapsinde tutulmaktadır.

Hiç yorum yok: