Okullarda Şiddetin Evrimi: 2016–2026 Verileri
Üzerine Bir İnceleme
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma, 2016–2026 döneminde
Türkiye’de okul temelli şiddet olaylarının niceliksel ve niteliksel dönüşümünü
incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 35 olaydan oluşan veri setine dayalı
olarak karma yöntemli bir tasarım çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Nicel çözümleme
kapsamında şiddet olaylarının zaman serisi örüntüleri incelenmiş ve nitel
çözümleme kapsamında ise seçili örnek olaylar üzerinden (özellikle Siverek ve
Kahramanmaraş örnekleri) bağlamsal çözümleme yapılmıştır. Bulgular, okul
temelli şiddetin doğrusal bir artış göstermediğini ve bunun yerine dalgalı ve
kırılma noktaları içeren bir zaman serisi yapısı sergilediğini ortaya
koymaktadır. Ayrıca şiddet türlerinin fiziksel biçimlerden sayısal ve karma
yapılara doğru evrildiği gözlemlenmiştir. Çalışma, okul şiddetinin yalnızca
bireysel etmenlerle açıklanamayacağını ve mikro (bireysel), mezo (okul ve
aile), makro (sosyoekonomik) ve kurumsal-yönetsel düzeylerin etkileşimiyle
ortaya çıkan çok katmanlı bir süreç olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra,
enflasyon oranları ile okul şiddeti olayları arasında gözlemlenen eş
zamanlılık, ekonomik koşulların doğrudan nedensel bir etki üretmemekle
birlikte, okul ekosistemi üzerinde dolaylı bir stres etkisi yaratabileceğine
işaret etmektedir. Çalışma, okul temelli şiddetin önlenmesine yönelik siyasaların
çok katmanlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini
vurgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler:
Okul şiddeti; akran zorbalığı; dijital
şiddet; enflasyon; eğitim siyasası; kurumsal kapasite; Türkiye
Abstract
This study examines the quantitative and qualitative transformation of
school-based violence in Türkiye between 2016 and 2026. The research adopts a
mixed-methods design based on a dataset of 35 cases. While the quantitative
component analyzes temporal patterns of violence through time-series
observations, the qualitative component provides contextual insights through
selected case studies, particularly the Siverek and Kahramanmaraş incidents. The
findings indicate that school-based violence does not follow a linear upward
trend; instead, it exhibits a fluctuating time-series pattern with identifiable
breakpoints. Moreover, the nature of violence has evolved from predominantly
physical forms toward digital and hybrid forms. The study demonstrates that
school violence cannot be explained solely by individual factors; rather, it
emerges as a multi-layered process shaped by the interaction of micro
(individual), meso (school and family), macro (socioeconomic), and
institutional-governance levels. In addition, the observed co-variation between
inflation rates and school violence suggests that macroeconomic conditions may
not directly cause violent behavior but may generate indirect stress within the
school ecosystem. The study concludes that effective policy responses require
comprehensive, multi-layered approaches that address structural, institutional,
and behavioral dimensions simultaneously.
Keywords: School violence; bullying; digital violence;
inflation; education policy; institutional capacity; Türkiye
GİRİŞ
2016–2026 dönemi Türkiye’de okul
temelli şiddet olgusunun hem niceliksel artış hem de niteliksel dönüşüm
açısından yeniden yapılandığı bir zaman aralığı olarak dikkat çekmektedir. Bu
dönemde okul içi şiddet olayları yalnızca bireysel disiplin sorunları olarak
değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kurumsal değişimlerin kesişiminde
ortaya çıkan çok boyutlu bir olgu durumuna gelmiştir.
Geleneksel yazında okul şiddeti
çoğunlukla mikro düzeyde bireysel davranışlar, aile içi sorunlar veya okul
yönetimindeki eksiklikler üzerinden açıklanmıştır. Ancak son on yılda yaşanan
gelişmeler bu yaklaşımın yetersiz kaldığını göstermektedir. Özellikle şiddet
olaylarının zaman içindeki dağılımı hem toplumsal yapıdaki dönüşümlerle hem de
makroekonomik dalgalanmalarla birlikte değerlendirilmesi gereken daha karmaşık
bir örüntüye işaret etmektedir.
Bu
çalışma, Türkiye’de 2016–2026 yılları arasında kaydedilen 35 okul şiddeti olayını
çözümleyerek okul temelli şiddetin dönüşümünü çok katmanlı bir çerçevede
incelemektedir. Çözümleme üç temel eksen etrafında yapılandırılmıştır: (i)
şiddet olaylarının zamansal ve yersel dağılımı, (ii) şiddetin fizikselden sayısala
ve akran temelli yapılara doğru evrimi ve (iii) makroekonomik stres
göstergeleri ile (özellikle enflasyon gibi) şiddet eğilimleri arasındaki eş zamanlılık
örüntüleri.
Bu bağlamda enflasyon doğrudan
nedensel bir değişken olarak değil, hane halkı üzerindeki ekonomik baskıyı
temsil eden yapısal bir gösterge olarak ele alınmaktadır. Ekonomik stresin
artışı genç nüfusun kırılganlığını derinleştirerek okul ortamındaki davranışsal
gerilimleri dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bu çalışma okul
şiddetini yalnızca eğitim sisteminin içsel bir sorunu olarak değil, aynı
zamanda daha geniş bir sosyo-ekonomik bağlamın ürünü olarak
değerlendirmektedir.
Ayrıca Siverek ve Kahramanmaraş gibi
farklı sosyo-kültürel bağlamlara sahip olay örnekleri üzerinden yapılan nitel çözümlemeler
okul şiddetinin yerel devingenlerle nasıl çeşitlendiğini ortaya koymaktadır. Bu
olaylar, yapısal eşitsizlikler, aile devingenleri ve kurumsal kapasite
farklılıklarının şiddet üretim süreçlerindeki rolünü görünür kılmaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye
örneğinde okul temelli şiddetin 2016–2026 dönemindeki evrimini açıklamak için
çok katmanlı bir çözümleyici çerçeve önermekte ve eğitim siyasalarının yalnızca
okul içi müdahalelerle değil, aynı zamanda makroekonomik ve toplumsal yapılarla
birlikte ele alınması gerektiğini savunmaktadır.
Bu çalışma yazına üç özgün katkı
sunmaktadır: (i) okul şiddetini makroekonomik göstergelerle birlikte çözümlemesi,
(ii) kurumsal müdahale zinciri kavramını geliştirmesi ve (iii) Türkiye
bağlamında veri temelli çok katmanlı bir model önermesi.
Araştırmanın
Amacı ve Hedefleri
Amaç
Bu çalışmanın temel amacı 2016–2026
yılları arasında Türkiye’de okul temelli şiddet olgusunun zaman içindeki
dönüşümünü çok katmanlı bir çözümleyici çerçevede incelemektir. Çalışma, okul
şiddetini yalnızca bireysel davranış ya da okul içi disiplin sorunları olarak
değil, sosyo-ekonomik koşullar, kurumsal kapasite farklılıkları ve
makroekonomik stres göstergeleri ile etkileşim durumunda gelişen yapısal bir
olgu olarak ele almaktadır. Bu bağlamda araştırma okul temelli şiddetin değişen
doğasını açıklamak için nicel zaman serisi verileri ile nitel olay çözümlemelerini
birleştiren karma bir yaklaşım benimsemektedir.
Hedefler
Bu çalışmanın belirgin hedefleri
şunlardır:
2016–2026
döneminde Türkiye’de okul temelli şiddet olaylarının zamansal eğilimlerini
ortaya koymak,
35
olay üzerinden yıllara göre dağılım çözümlemesi yapmak,
Şiddet
olaylarının artış, yoğunlaşma veya dalgalanma örüntülerini belirlemek,
Okul
şiddetinin niteliksel dönüşümünü çözümlemek,
Fiziksel
şiddet, akran zorbalığı ve sayısal şiddet biçimlerinin değişimini incelemek,
Şiddetin
yersel ve ilişkisel yapısındaki dönüşümü değerlendirmek,
Makroekonomik
göstergeler ile okul şiddeti arasındaki zamansal eş zamanlılık örüntülerini
incelemek,
Enflasyon
oranlarını yapısal ekonomik stres göstergesi olarak ele almak,
Enflasyon
eğilimleri ile okul şiddeti olaylarının birlikte değişim devingenlerini
karşılaştırmak,
Seçilmiş
olay örnekleri üzerinden derinlemesine çözümleme yapmak,
Siverek
olayı üzerinden bölgesel eşitsizlik ve kırılganlık devingenlerini incelemek,
Kahramanmaraş
olayı üzerinden kentleşme, aile yapısı ve kurumsal etkenleri çözümlemek ve
Okul
temelli şiddeti açıklamak için çok katmanlı bir çözümleyici çerçeve önermek.
Araştırma
Soruları
Bu çalışma, 2016–2026 döneminde
Türkiye’de okul temelli şiddetin dönüşümünü çok katmanlı bir çözümleyici
çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma aşağıdaki sorulara
yanıt aramaktadır:
2016–2026
yılları arasında Türkiye’de okul temelli şiddet olaylarının niceliksel dağılımı
nasıl bir zaman serisi örüntüsü göstermektedir?
Okul
temelli şiddet olaylarının türleri (fiziksel şiddet, akran zorbalığı, sayısal
şiddet vb.) zaman içinde nasıl bir dönüşüm geçirmiştir?
Okul
şiddeti olayları Türkiye’nin farklı bölgesel ve sosyo-kültürel bağlamlarında
(örneğin Siverek ve Kahramanmaraş olayları) nasıl farklılaşmaktadır?
Türkiye’de
yıllık enflasyon oranları ile okul temelli şiddet olaylarının zaman içindeki
değişimi arasında gözlemlenebilir bir eş zamanlılık (co-variation) var
mıdır?
Okul
temelli şiddetin ortaya çıkışında mikro (bireysel), mezo (okul/aile)
ve makro (ekonomik ve kurumsal) düzey etmenler nasıl bir etkileşim
yapısı oluşturmaktadır?
YÖNTEM
Araştırma
Tasarımı
Bu çalışma, 2016–2026 döneminde
Türkiye’de okul temelli şiddet olaylarının zamansal ve yapısal örüntülerini
incelemek amacıyla karma yöntemli (mixed-method) bir araştırma tasarımı
benimsemektedir. Araştırma, nicel zaman serisi çözümlemesi ile nitel vaka
çözümlemesini birleştiren açıklayıcı sıralı desen (explanatory sequential
design) çerçevesinde yapılandırılmıştır. Bu bağlamda, öncelikle okul
temelli şiddet olaylarının yıllara göre dağılımı nicel olarak incelenmiş ve
ardından seçilen önemli örnek olaylar üzerinden (özellikle Siverek ve
Kahramanmaraş örnekleri) derinlemesine nitel çözümleme gerçekleştirilmiştir.
Veri Seti ve
Kaynaklar
Araştırmanın veri seti 2016–2026
yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen ve kamuoyuna yansıyan 35 okul temelli
şiddet vakasından oluşmaktadır. Veriler aşağıdaki kaynaklardan derlenmiştir ulusal
ve yerel basın arşivleri, dijital haber platformları ve kamuya açık raporlar ve
kayıtlar. Örnekler, olayın okul bağlamında gerçekleşmiş olması, şiddet içermesi
(fiziksel, psikolojik, dijital veya karma) ve doğrulanabilir birden fazla
kaynaktan raporlanmış olması ölçütlerine göre seçilmiştir.
Örneklem Seçimi
ve Sınırlılıklar
Çalışmada kullanılan vaka seti amaçlı
örnekleme (purposive sampling) yöntemiyle oluşturulmuştur. Bu yaklaşım, okul
temelli şiddetin farklı türlerini ve bağlamlarını temsil eden vakaların analize
dahil edilmesini amaçlamaktadır. Ancak bu yöntem bazı sınırlılıklar
içermektedir: veri seti tüm şiddet olaylarını temsil etmemektedir, medya
görünürlüğü yüksek olaylar daha fazla temsil edilmiş olabilir ve bazı olayların
raporlanmamış olması olasıdır. Bu nedenle bulgular, genellemeden çok örüntü ve
eğilim çözümlemesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Değişkenler ve
Kodlama Süreci
Her örnek olay aşağıdaki değişkenler
temelinde kodlanmıştır: yıl (zamansal değişken), şiddet türü (fiziksel, akran
zorbalığı, sayısal, karma), bölgesel konum ve olayın bağlamsal özellikleri. Şiddet
türleri, yazında yaygın olarak kullanılan kategorilere dayalı olarak
sınıflandırılmış ve her olay tekil ya da çoklu kategori altında
değerlendirilmiştir. Kodlama sürecinde olay tanımlarının tutarlılığı sağlanmış
ve benzer vakalar aynı kategoriler altında gruplanmıştır.
Çözümleyici
Yöntem
Çalışmada iki aşamalı çözümleme
uygulanmıştır:
(i) Nicel çözümleme:
Yıllara göre olay sayıları
hesaplanmıştır. Zaman serisi eğilimleri incelenmiştir. Enflasyon verileri ile
şiddet olayları karşılaştırılmıştır. Bu çözümlemede amaç değişkenler arasındaki
nedensel ilişkiyi sınamak değil, zamansal eş hareketliliği (co-variation) ortaya
koymaktır.
(ii) Nitel çözümleme:
Seçilen önemli örnek olaylar (Siverek
ve Kahramanmaraş) üzerinden olayların bağlamsal dinamikleri, kurumsal müdahale
süreçleri ve bölgesel farklılıklar çözümlenmiştir. Bu çözümleme nicel
bulguların arka planındaki mekanizmaları açıklamayı amaçlamaktadır.
Makroekonomik
Veri Bütünleştirmesi
Araştırmada Türkiye’ye ait yıllık
enflasyon verileri, makroekonomik stres göstergesi olarak kullanılmıştır. Enflasyon
ile okul şiddeti arasındaki ilişki nedensel değil, açıklayıcı değil ancak
eşzamanlı değişim (temporal association) düzeyinde değerlendirilmiştir. Bu
yaklaşım, ekonomik değişkenlerin sosyal davranışlar üzerindeki dolaylı
etkilerini incelemeye yönelik keşifsel bir çerçeve sunmaktadır.
Etik Hususlar
Çalışmada kullanılan tüm veriler
kamuya açık kaynaklardan elde edilmiştir. Olay çözümlemelerinde bireylerin
kimlik bilgileri anonimleştirilmiş ve doğrudan suçlayıcı veya hedef gösterici
ifadelerden kaçınılmıştır. Özellikle nitel örnek olay çözümlemelerinde yer alan
bulgular, “rapor edilen anlatılar” ve “iddia edilen süreçler” çerçevesinde ele
alınmıştır.
KURAMSAL ÇERÇEVE
Okul Şiddetini
Açıklamada Çok Katmanlı Yaklaşım
Okul temelli şiddet, klasik eğitim yazınında
çoğunlukla bireysel davranış sorunları, aile içi toplumsallaşma eksiklikleri
veya okul içi disiplin mekanizmalarının yetersizliği üzerinden açıklanmıştır.
Ancak bu yaklaşım özellikle son on yılda gözlenen şiddet biçimlerinin
çeşitlenmesi ve karmaşıklaşması karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu çalışma,
okul şiddetini açıklamak için çok katmanlı yapısal bir yaklaşım
benimsemektedir. Bu yaklaşım, şiddeti yalnızca mikro düzeyde değil, aynı
zamanda mezo ve makro düzeylerde gerçekleşen etkileşimlerin bir ürünü olarak
ele almaktadır.
Yapısal Şiddet ve
Eşitsizlik
Bu çalışmanın temel kuramsal
dayanaklarından biri Johan Galtung’un yapısal şiddet yaklaşımıdır. Galtung’a
göre şiddet yalnızca fiziksel zarar değil, aynı zamanda toplumsal yapıların
ürettiği eşitsizlikler aracılığıyla ortaya çıkan dolaylı bir süreçtir. Bu
bağlamda okul şiddeti, yalnızca bireyler arasındaki çatışmalar değil, aynı
zamanda eğitim fırsatlarına erişim, sosyo-ekonomik eşitsizlikler ve bölgesel
farklılıklar gibi yapısal etmenlerin ürettiği bir sonuç olarak ele
alınmaktadır. Türkiye bağlamında bu yaklaşım, özellikle bölgesel
eşitsizliklerin (örneğin Siverek gibi kırılgan bölgeler) okul içi davranış
örüntülerini nasıl etkilediğini anlamak açısından büyük öneme sahiptir.
Disiplin, Gözetim
ve Kurumsal Alan
Michel Foucault’nun disiplin toplumu
ve gözetim kavramları okulun yalnızca eğitim veren bir kurum değil, aynı
zamanda davranışların düzenlendiği bir “mikro-iktidar alanı” olduğunu ortaya
koyar. Okullar, öğrencilerin davranışlarının normatif çerçeveler içinde
şekillendirildiği kurumsal yapılardır. Ancak kurumsal kapasitenin zayıfladığı
durumlarda bu düzenleyici mekanizmalar etkisini kaybeder ve şiddet
davranışlarının ortaya çıkma olasılığı artar. Bu çalışma, okul şiddetini aynı
zamanda kurumsal düzenleme kapasitesindeki değişimlerle birlikte ele
almaktadır.
Toplumsal Sermaye
ve Eşitsizlik
Pierre Bourdieu’nun toplumsal sermaye,
kültürel sermaye ve “habitus” kavramları, okul içindeki davranış
farklılıklarını açıklamak için önemli bir çerçeve sunar. Habitus kavramı,
Pierre Bourdieu tarafından geliştirilen ve bireylerin toplumsal deneyimleri,
aile yapısı ve eğitim süreçleri yoluyla içselleştirdikleri kalıcı eğilimler,
algı kalıpları ve davranış biçemlerinin bütününü ifade eder. Habitus, bireyin
düşünme ve davranma biçimlerini “yapılandırılmış yapılandırıcı” bir sistem
olarak şekillendirir, yani hem toplumsal yapı tarafından üretilir hem de
bireyin davranışlarını üretir. Öğrencilerin aileden ve çevreden edindiği
kültürel sermaye, okul içindeki uyum kapasitesini belirlemekte ve düşük
sosyo-ekonomik çevrelerden gelen öğrenciler çoğu zaman daha kırılgan davranış
örüntüleri sergileyebilmektedir. Bu durum, okul şiddetini bireysel değil,
sınıfsal ve yapısal bir eşitsizlik üretimi olarak yeniden düşünmeyi gerektirmektedir.
Sayısallaşma ve
Yeni Şiddet Biçimleri
Son yıllarda yazında giderek artan bir
şekilde vurgulandığı üzere, sayısallaşma okul şiddetinin doğasını
dönüştürmüştür. Siber zorbalık, toplumsal medya üzerinden dışlama ve sayısal
linç uygulamaları fiziksel okul sınırlarını aşan yeni bir şiddet alanı
yaratmıştır. Bu dönüşüm, şiddetin yalnızca fiziksel alanla sınırlı olmadığını
ve aynı zamanda sürekli ve yaygın bir etkileşim alanına yayıldığını
göstermektedir.
Makroekonomik
Stres Yaklaşımı (Enflasyon Bağlamı)
Bu çalışmada enflasyon doğrudan
nedensel bir değişken olarak değil, makroekonomik stres göstergesi olarak ele
alınmaktadır. Artan enflasyon oranları, hane halkı üzerindeki ekonomik baskıyı
artırarak genç bireylerin yaşam koşullarını dolaylı biçimde etkilemektedir. Bu
durum, okul ortamına yansıyan davranışsal gerilimlerin artmasına zemin
hazırlayabilir. Ancak bu ilişki doğrusal bir nedensellik değil, eşzamanlı
değişim ve yapısal stres bağıntısı (korelasyonu) olarak değerlendirilmelidir.
Kurumsal Kapasite
ve Okul Yönetişimi
Okul temelli şiddetin açıklanmasında
yalnızca bireysel ve yapısal etmenler değil, aynı zamanda eğitim kurumlarının
yönetsel kapasitesi ve müdahale sürekliliği de önemli bir rol oynamaktadır. Kurumsal
kapasite olası risklerin erken saptanması, uygun müdahale mekanizmalarının
işletilmesi ve bu süreçlerin sürekliliğinin sağlanması olarak tanımlanabilir.
Bu kapasitenin zayıfladığı durumlarda riskli davranışların şiddete dönüşme
olasılığı artmaktadır. Okul yönetimi, öğretmenler ve dış kurumsal aktörler
arasındaki eş güdümün bozulması, erken uyarı sistemlerinin etkisini azaltarak
şiddet olaylarının önlenebilir aşamada denetim altına alınamamasına yol
açabilir. Bu çalışma, özellikle Kahramanmaraş olayı üzerinden kurumsal müdahale
zincirinin kırılmasının okul temelli şiddet üretim sürecindeki rolünü çözümlemektedir.
Kavramsal Model
Bu çalışma, 2016–2026 döneminde
Türkiye’de okul temelli şiddetin ortaya çıkışını ve dönüşümünü açıklamak için
çok katmanlı etkileşimsel bir kavramsal model önermektedir. Model, şiddeti tek
bir neden-sonuç ilişkisine indirgemek yerine, farklı düzeylerdeki yapısal ve
kurumsal etmenlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda oluşan karmaşık bir toplumsal
olgu olarak ele almaktadır.
Mikro Düzey ve
Bireysel ve Psikotoplumsal Devingenler:
Bu düzey, öğrencinin bireysel özelliklerini ve psikolojik kırılganlıklarını
kapsamaktadır: dürtü denetimi, psikolojik risk etmenleri, bireysel travma
geçmişi ve davranışsal bozulmalar. Bu düzey, şiddetin tetiklenme alanı olarak
işlev görmektedir.
Mezo Düzey ve
Okul ve Aile Ekosistemi: Mezo düzey,
bireyin doğrudan etkileşim içinde olduğu kurumsal ve toplumsal çevreyi temsil
eder: öğretmen gözlemleri ve erken uyarı mekanizmaları, okul yönetimi müdahale
kapasitesi, aile bilgilendirme ve denetim süreçleri ve akran ilişkileri ve toplumsal
dışlanma. Bu düzey, şiddetin erken saptanması ve önlenmesi kapasitesini
belirler.
Makro Düzey ve
Sosyoekonomik ve Yapısal Koşullar: Makro
düzey, birey ve okulun ötesindeki toplumsal yapıyı içerir: ekonomik stres
(enflasyon), gelir eşitsizliği, bölgesel sosyo-kültürel farklılıklar ve genç
yoksulluğu. Bu düzey, şiddet için yapısal zemin üreten bağlamı oluşturur.
Kurumsal-Yönetsel
Düzey - Okul Yönetişimi ve Müdahale Zinciri: Bu
çalışma tarafından geliştirilen en önemli katmanlardan biri kurumsal ve yönetsel
düzeydir. Bu düzey, okul içi risk yönetimi ve müdahale süreçlerinin
sürekliliğini ifade eder: öğretmenlerin gözlem ve raporlama kapasitesi, okul
yönetiminin karar alma ve eş güdüm gücü, müdahale zincirinin sürekliliği, personel
değişimi ve kurumsal süreklilik ve dış kurumsal baskı algısı ve yönetsel
kırılmalar. Bu düzey, şiddetin önlenebilir aşamada denetlenip denetlenemeyeceğini
belirleyen önemli eşik mekanizmasıdır.
Etkileşim
Mantığı: Model doğrusal değildir. Dört düzey
arasında çift yönlü etkileşim vardır: Makro koşullar (ekonomik stres), mezo
düzeyi (okul/aile) etkiler, mezo düzey mikro davranışları şekillendirir. Mikro
olaylar kurumsal müdahale kapasitesini sınar. Kurumsal zayıflık mikro risklerin
şiddete dönüşmesini hızlandırır
Modelin Temel
Önermesi: Bu çalışma, okul temelli şiddetin bireysel
patoloji değil, mikro, mezo, makro ve kurumsal-yönetsel düzeylerin
etkileşimiyle üretilen çok katmanlı bir toplumsal süreç olduğunu
varsaymaktadır.
DÖRT KATMANLI
MODEL
Bu çalışma, okul temelli şiddetin
ortaya çıkışını açıklamak amacıyla dört katmanlı bir çözümleme modeli
önermektedir. Model, şiddeti tek bir nedene indirgemek yerine, farklı
düzeylerdeki etmenlerin etkileşimiyle ortaya çıkan çok katmanlı bir süreç
olarak ele almaktadır.
Mikro Düzey
(Bireysel Etmenler)
Bu katman, öğrencilerin bireysel
özelliklerini ve psikososyal durumlarını kapsar: psikolojik kırılganlık, dürtü denetimi
sorunları, bireysel travma geçmişi ve davranışsal eğilimler.
Mezo Düzey (Okul
ve Aile Ekosistemi)
Bu katman, bireyin doğrudan etkileşim
içinde olduğu sosyal çevreyi içerir: öğretmen gözlemleri ve erken uyarı
sistemleri, okul yönetimi müdahale süreçleri, aile denetimi ve iletişim yapısı
ve akran ilişkileri.
Makro Düzey
(Sosyoekonomik Yapı)
Bu katman, daha geniş toplumsal ve
ekonomik bağlamı temsil eder: enflasyon ve ekonomik stres, gelir eşitsizliği, bölgesel
farklılıklar ve toplumsal gerilimler.
Kurumsal-Yönetsel Düzey (Yönetişim
Düzeyi)
Bu çalışmanın özgün katkılarından biri
olan bu katman şiddetin önlenmesinde önemli rol oynayan kurumsal süreçleri
kapsar: okul yönetiminin karar alma kapasitesi, öğretmenlerin görev sürekliliği,
müdahale zincirinin sürekliliği ve kurumsal eş güdüm ve dış müdahale algıları
ve yönetsel kırılmalar.
Katmanlar Arası
Etkileşim
Bu modelde katmanlar arasında doğrusal
değil, geri beslemeli (feedback) bir etkileşim vardır: Makro koşullar mezo
yapıyı etkiler, mezo yapı mikro davranışları şekillendirir, mikro olaylar kurumsal
sistemi sınar. Kurumsal zayıflık şiddetin ortaya çıkma olasılığını artırır.
Modelin Temel Savı
Okul temelli şiddet, mikro, mezo,
makro ve kurumsal-yönetsel düzeylerin etkileşimiyle ortaya çıkan çok katmanlı
bir sistem olgusudur.
![]()

![]()
![]()
Şekil 1: Dört Katmanlı Model
BULGULAR
Araştırma modeli için 2016 ile 2026
yılları arasındaki dönem seçilmiştir. Wikipedia’dan alınan bir veri setinde bu
dönemde Türkiye’de okul şiddetine ilişkin olarak 35 olayın (Ek: 1) yer aldığı
görülmektedir. Kaynakta sadece veri set yer almaktadır. Aşağıdaki grafik veri
setinin özetidir.
Grafik 1:2016-2026 Okullarda Şiddet Olayları
(Yıllara Göre)
Grafik 1 birkaç önemli şeyi açıkça
göstermektedir: 2017–2019 arasın da şiddet olaylarının sayısında dalgalı ama
orta düzeyde bir yoğunluk vardır. 2021 yılından itibaren bir yükselme
başlamaktadır. 2024 belirgin bir sıçrama ve zirve yılı olarak ortaya
çıkmaktadır. 2025 yılı ve 2026’nın ilk dört ayında şiddet olayları yüksek düzeyde
seyretmektedir. Sorun tekil değil, artış eğilimi gösteren bir güvenlik sorunu
durumuna gelmeye başlamıştır. Aşağıda iki ayrı grafik yer almaktadır. Birincisi
olaylardaki ölü sayısını ve ikincisi ise yaralı sayısını göstermektedir.
Grafik 2: Yıllara Göre Okullarda Şiddet
Olaylarında Ölü Sayısı (2016-2026)
Grafik 3: Yıllara Göre Okullarda Şiddet
Olaylarında Yaralı Sayısı (2016-2026)
Aşağıdaki Grafik 3 ile aynı dönemde
Türkiye’deki enflasyon hızını göstermektedir.
Grafik 3: Türkiye’de Yıllık Enflasyon Oranları
(%)
İki verinin çözümlenmesi ilginç
sonuçlar yaratmaktadır. Şiddet olaylarında 2021 sonrası kırılma noktası gibi
görünmektedir. Hem ölü hem yaralı sayılarında belirgin artışlar vardır. 2026 ise
henüz ilk dört ay olmasına karşın dramatik bir sıçrama yılı olmuştur. Özellikle
yaralı sayısındaki sert yükseliş olayların artık daha kitlesel ve ağır sonuçlu duruma
geldiğini göstermektedir. Dalgalanmadan eğilim yaratmaya geçiş başlamıştır.
Şiddet olayları 2016–2022 arası daha parçalı ve düşük yoğunlukluyken son yıllar
yapısal bir artış eğilimine işaret etmektedir. Okullarda yaşanan şiddet
olaylarını yalnızca sayı üzerinden okumak yeterli değildir. Asıl çarpıcı olan,
bu şiddetin hangi araçlarla gerçekleştiği ve zaman içinde nasıl değiştiğidir.
Çünkü kullanılan araçlar şiddetin niteliği ve risk düzeyi hakkında doğrudan
ipucu vermektedir. Verilere bakıldığında üç temel şiddet türü öne çıkıyor:
kesici aletler (bıçak), ateşli silahlar ve fiziksel saldırılar. En yaygın
şiddet türlerinden biri bıçaklı saldırılardır. Bunun temel nedeni silaha erişimin
kolay olmasıdır. Öğrenciler arasında yaşanan ani öfke patlamaları, çoğu zaman
planlı değil, anlık gelişen ve düşük eşikli ama ölümcül sonuçlar doğurabilen
olaylara dönüşmektedir. Bu tür olaylar, okul içi çatışma kültürünün ne kadar
kırılgan olduğunu göstermektedir. Son yıllarda dikkat çeken en önemli değişim
ateşli silah kullanımındaki artıştır. Bu tür olaylar daha az sayıda olsa da
sonuçları çok daha ağır olmaktadır. Özellikle 2024 sonrası veriler okul
şiddetinin artık bireysel kavga boyutunu aşarak kitlesel risk taşıyan
saldırılara evrildiğini göstermektedir. Bu, yalnızca okul değil, toplum
genelindeki güvenlik ve silaha erişim sorununun da bir yansıması olarak kabul
edilmelidir. Kantin kavgaları, grup çatışmaları ve fiziksel saldırılar ise çoğu
zaman “olağan” kabul edilen olaylardır. Ancak bu tür olaylar daha ağır şiddetin
öncüsü olma eğilimindedir. Yani bıçaklı ya da silahlı olaylar genellikle bu
düşük yoğunluklu şiddet ortamının içinden çıkmaktadır.
Bu yargı ne anlama gelmektedir? Yukarıdaki
grafikler üç önemli şey söylemektedir: Birincisi, şiddet sadece artmamakta ve nitelik
değiştirmektedir. İkincisi silaha erişim kolaylığıdır. Ölümcüllük ile silah arasında
tehlikeli bir denge oluşmaktadır. Üçüncüsü ve en önemli olanı ise küçük görülen
olayların aslında büyük krizlerin habercisi olmasıdır. Dolayısıyla çözüm de bu
noktada aranmalıdır. Bir okulda bıçaklı kavga “basit olay” olarak görülüyorsa,
aslında sistem daha büyük bir şiddete zemin hazırlıyordur. Aynı şekilde,
silahlı olaylar yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, o noktaya gelene kadar
biriken tüm risklerin yönetilmesiyle önlenebilir. Sonuç açıktır: Okullarda
şiddeti anlamak için sadece “kaç olay oldu?” sorusunu değil, “nasıl bir şiddet
oluşuyor?” sorusunu da sormak gerekiyor.
Grafiklerin ortaya koyduğu tablo,
okullarda şiddetin sadece sayısal olarak değil, etki düzeyi açısından da
ağırlaştığını göstermektedir. Özellikle son yıllarda hem ölü hem yaralı
sayısındaki artış olayların daha yüksek yoğunluklu ve daha yıkıcı duruma
geldiğine işaret etmektedir. Bu durum, şiddetin artık bireysel ve anlık
çatışmaların ötesine geçerek daha geniş çaplı riskler üretmeye başladığını
düşündürmektedir. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, artışın ani değil, kademeli
bir birikimin sonucu olmasıdır. Bugün karşılaşılan ağır sonuçlar geçmişte
yeterince ciddiye alınmayan küçük ölçekli olayların bir devamı niteliğindedir.
Bu nedenle sorun yalnızca artan sayılar değil, bu sayıları doğuran yapısal ve
kültürel zeminin zaman içinde güçlenmiş olmasıdır.
Veriler, okullarda şiddetin
rastlantısal değil, belirli bir örüntü içinde geliştiğini ortaya koymaktadır.
2016–2022 arası dönem, görece düşük yoğunluklu ve dağınık olaylarla özellik
kazanırken 2021 sonrası belirgin bir kırılma yaşandığı görülmektedir. Bu
kırılma, yalnızca olay sayısındaki artışla değil, aynı zamanda ölü ve yaralı
sayılarındaki sıçramayla kendini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, şiddet hem
nicelik hem nitelik olarak derinleşmektedir. Bu eğilim üç temel yapısal
dinamiğe işaret ediyor:
Birikimli risk
etkisi: Erken dönemde yaşanan küçük ölçekli
olaylar, yeterince çözümlenmediğinde ve önleyici mekanizmalar kurulmadığında
zamanla birikerek daha ağır sonuçlar üretmektedir. Grafiklerdeki kademeli artış
bu birikimin somut yansımasıdır.
Eşik aşımı ve
yayılma etkisi: Özellikle ateşli
silah kullanımının görüldüğü olaylar sistemin belirli bir eşiği aştığını göstermektedir.
Bu noktadan sonra şiddet bireysel çatışma olmaktan çıkarak daha geniş çaplı ve
öngörülemez duruma gelmektedir. Bu durum, “yalıtılmış olay” yaklaşımının
yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Kurumsal ve
kültürel zayıflıklar: İletişim
eksikliği, normların yanlış oluşması ve farkındalık yetersizliği gibi etmenler
verilerdeki artışın arka planını oluşturmaktadır. Sayılardaki yükseliş,
yalnızca bireylerin değil sistemin de alarm verdiğini göstermektedir.
Bu çerçevede veriler üç önemli sonuca
işaret etmektedir: Birincisi, şiddet olayları önceden öngörülebilir bir eğilim
göstermektedir. İkincisi, ağır sonuçlar genellikle ani değil, birikimli
süreçlerin ürünüdür. Üçüncüsü ve en önemlisi asıl müdahale edilmesi gerekenin
olayın kendisi değil olayı olanaklı kılan ortam olduğudur. Çözümlenmesi gereken
sorun olaylar değil, o olayları üreten koşullardır. Şiddet sonuçtur, asıl sorun
o sonucu üreten sistemdir. Dolayısıyla çözümleyici olarak bakıldığında
okullarda şiddeti azaltmanın yolu daha sert cezalar değil, riskleri erken
aşamada saptayan ve veriye dayalı ve sistemli önleme modelleri geliştirmekten
geçmektedir.
EKONOMİK ETMENLER
Bu çalışmanın ikinci önemli boyutunu
ekonomik stres oluşturmaktadır. Ekonomik stres kavramı çok boyutlu olmakla
birlikte sorunu basitleştirmek amacıyla sadece TÜİK kaynaklı yıllık enflasyon
oranları esas alınmıştır. Türkiye'de 2016 ile 2025 yılları arasındaki yıllık
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) değişim oranları aşağıda listelenmiştir.
|
Çizelge 1: Enflasyon Oranları |
|
|
YIL |
ENFLASYON ORANI (%) |
|
2016 |
8,53 |
|
2017 |
11,92 |
|
2018 |
20,30 |
|
2019 |
11,84 |
|
2020 |
14,60 |
|
2021 |
36,08 |
|
2022 |
64,27 |
|
2023 |
64,77 |
|
2024 |
44,39 |
|
2025 |
30,89 |
Yukarıdaki Çizelge 1’de yer alan
veriler şiddet olayları bağlamında ilginç bir yakınlaşmayı ortaya koymaktadır.
Enflasyon oranı da 2021’den itibaren, şiddet olaylarında olduğu gibi, ani bir
sıçrama göstermektedir. Özellikle 2022 ve 2023 yıllarında oran zirve yapmıştır.
Bu önemli bir saptamadır ancak okullardaki şiddet olayının enflasyondan
kaynakladığını ifade etmemektedir. Yalnızca bir yakınlaşma saptanmıştır. Bu
yakınlaşma rastlantısal da olabilir. Değilse bile, akademik bir yargıda
bulunabilmek için regresyon çözümlemesi yöntemi ile öteki değişkenlerin ve
ağırlıklarının saptanması gerekir. Burada sadece konuya dikkat çekmekle
yetinilecektir.
KURUMSAL VE
YÖNETSEL BOYUT
Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık
Ortaokulu'nda yaşanan katliamla ilgili en çarpıcı sav saldırganın riskli
davranışlarının okul yönetimi tarafından önceden saptandığı ancak bu önlemleri
alan yöneticilerin başka okullara atanmasıyla bir güvenlik boşluğu oluştuğudur.
Okul Aile Birliği ve eğitimcilerin açıklamalarına göre, 14 yaşındaki saldırgan
öğrenci İsa Aras Mersinli'nin saldırgan tavırları ve kendine zarar verme
eğilimleri (kalemi avucuna batırma, kendini jiletleme ve elini kesme gibi) okul
idaresi tarafından biliniyordu. Bir ay öncesine kadar okulda görev yapan müdür
yardımcısı Alparslan Yıldırım öğrenciyi yakından izliyordu. Müdür
yardımcısının, öğrencinin durumundan şüphelendiği için her gün okula girişinde
çantasını aradığı ve velilere "Korkmayın, ben o çocuğun çantasını
yoklamadan içeri almıyorum" dediği belirtilmektedir. Saldırıdan yaklaşık
bir ay önce bu denetimi yapan müdür yardımcısının ve bazı okul yöneticilerinin
görev yerlerinin değiştirildiği ortaya çıkmıştır. Okul yöneticilerinin başka
okullara atanmasıyla birlikte saldırgan öğrenci üzerindeki bu bireysel takip ve
denetim mekanizması sona ermiştir. Okul Aile Birliği Başkanı Hülya Çevik bu
atamaların bir yönetim boşluğu yarattığını savunarak, "İdarenin boş
kalması bu olayın olmasına büyük bir sebep oldu. Eski yönetim burada olsaydı bu
olay yaşanmazdı belki de" ifadelerini kullanmıştır. İlgili atamaların bir
kısmının "norm kadro fazlası" uygulamasıyla, bir kısmının ise öğrenci
notlarıyla ilgili yapılan şikayetler sonucu yürütülen soruşturmalar kapsamında
gerçekleştiği savlanmıştır. Saldırı günü öğrencinin okula 5 silah ve 7 şarjörle
hiçbir engelle karşılaşmadan girmesi bu yönetsel değişikliğin ve okullardaki
profesyonel güvenlik eksikliğinin en ağır sonucu olarak nitelendirilmektedir.
Bu açıklamalar kurumsal ve yönetsel
aksaklıkların olayda önemli bir payı olduğunu göstermektedir. Bu ve benzeri
olaylar liderlik ve hizmet içi eğitim kavramlarının önemine işaret etmektedir.
Yönetsel hataların yaygın nedeni olan on iki etmenine aşağıda işaret
edilmiştir. İletişim eksikliği ve bilgiyi yanlış anlamak veya paylaşmamak
önemli bir etmendir. Yöneticilerin rehaveti ve aşırı güveni bir başka önemli
etmendir. Aşırı özgüvenin dikkatin azalmasına yol açmaktadır. Bilgi eksikliği
de bir başka etmendir. Bir görev için gerekli beceri veya bilgiye sahip olmamak
belki de istenmeyen olayların başlangıç noktasıdır. Keza yönetimin dikkatinin dağınıklığı
da odak noktasının ana görevden uzaklaşmasına yol açabilmektedir. Takım çalışması
eksikliği ise iş birliği yapılmaması sonucu güvensiz sonuçlar ortaya çıkmasının
temel nedenidir. Yorgunluk ve fiziksel veya zihinsel tükenmişlik başarım
düzeyini düşürmektedir. Kaynak eksikliği yetersiz araç, parça veya personel
yönetsel başarının yetersizliğinin temel nedenleridir. Baskı ise yüksek
beklentilerin aceleci çalışmaya neden olmasına yol açmaktadır. Güvenlik veya
proje riskleri hakkında ekip arkadaşlarının söz almaması ve görüşlerini
açıklamamaları da bir başka etmendir. Stresin ya da fiziksel veya zihinsel
baskının kötü kararlar alınmasına yol açtığı bilinmektedir. Farkındalık eksikliği
ya da “büyük resmi” veya olası tehlikeleri görememek önde gelen liderlik
yeteneği eksikliğidir. “Biz burada böyle yaparız” anlayışına dayalı örgüt
iklimi içinde yer alan normların güvensiz olsa bile sürdürülmesi olumsuz
sonuçlara kapı açan önemli etmendir.
Kuşkusuz bu etmenlerin olumsuz
sonuçlarının ortadan kaldırılması ya da olumsuz etkilerinin azaltılması
olanaklıdır. Bunların başında sorunun paydaşlarıyla net iletişim kanalları kurmak
gelmektedir. Herkesin görevleri ve hedefleri aynı şekilde anladığından emin
olmak için etkili iletişim sağlamak gerekmektedir. Bir başka strateji rehaveti
ve aşırı güveni önlemektir. Çalışanların işleri tekrar gözden geçirmekten
çekinmediği bir kültür oluşturmak örgüt iklimi için gereklidir. İş yükünü
dengeli dağıtmak, gerekli araçları sağlamak ve ekipleri gereksiz baskıdan
korumak kaynak azlığını ve baskıyı etkili yönetmek için kaçınılmazdır. Bilgi eksikliğini
kabul edilmelidir. “Bilmiyorum” demeyi özendirerek öğrenme ortamı oluşturmak
gerekmektedir. Takım çalışmasını desteklemek bir başka önemli stratejidir. Net
roller belirleyerek ve suçlayıcı olmayan bir kültür oluşturarak iş birliğini
artırmak olumsuz ve istenmeyen sonuçları önleyecek ya da azaltacaktır.
ÇÖZÜMLEME
2016–2026
Döneminde Okul Temelli Şiddetin Zaman Serisi Örüntüsü
2016–2026 döneminde Türkiye’de okul
temelli şiddet olaylarının niceliksel dağılımı incelendiğinde, verinin doğrusal
bir artış eğilimi göstermediği ve bunun yerine dalgalı, dönemsel yoğunlaşmalar
içeren ve kırılma noktaları barındıran bir zaman serisi yapısı sergilediği
görülmektedir. Bu bulgu, okul şiddetinin yalnızca zaman içinde kademeli olarak
artan bir olgu olmadığını, belirli sosyo-ekonomik ve kurumsal dönemlerde ani
yoğunlaşma (spike) davranışları gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Erken dönem
(2016–2018) düşük yoğunluk ve sınırlı yayılım. Bu dönemde okul temelli şiddet olayları görece
düşük düzeydedir ve daha çok yalıtılmış olaylar şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Şiddetin temel biçemi fiziksel çatışmalar ve sınıf içi akran gerilimleri ile
sınırlıdır. Bu yapı, okul şiddetinin henüz yerel ve parçalı bir olgu olduğunu
göstermektedir.
Geçiş dönemi
(2019–2020) dalgalanma ve dönüşüm: 2019
sonrası dönemde veri daha belirgin dalgalanmalar göstermeye başlamaktadır.
Özellikle 2020 yılı itibarıyla şiddet biçemlerinde niteliksel bir dönüşüm
gözlenmektedir. Bu dönemde fiziksel şiddetin yanında sayısal ve dolaylı şiddet
biçimleri daha görünür duruma gelmektedir. Bu durum, okul şiddetinin yersel
sınırlarını aşarak okul dışı sayısal alanlara taşınmaya başladığını
göstermektedir.
Yoğunlaşma dönemi
(2021–2023) hızlı artış ve sistemsel gerilim: 2021 sonrası dönem hem ekonomik hem de
toplumsal baskıların yoğunlaştığı bir zaman aralığıdır. Bu dönemde okul şiddeti
olaylarında belirgin bir artış gözlenmektedir. Zaman serisi bu yıllarda daha
sık olay kümeleri daha karmaşık şiddet türleri daha yüksek yayılım hızı sergilemektedir.
Bu yapı, okul şiddetinin artık bireysel olaylardan çok sistemsel bir örüntüye
dönüştüğünü göstermektedir.
Yüksek yoğunluk
ve kararlılık kazanma (2024–2026): Son
dönemde veri yüksek düzeyde ancak görece kararlı bir şiddet yoğunluğuna işaret
etmektedir. Bu durum iki şekilde yorumlanabilir: Şiddetin “normalleşmiş yüksek düzeye”
ulaşması kurumsal müdahale kapasitesinin artmaması nedeniyle kronikleşme bu
aşamada şiddet artık episodik değildir ve sürekli bir arka plan riski durumuna
gelmiştir.
Genel olarak 2016–2026 verisi şu
yapıyı göstermektedir: Doğrusal artış ve rastgele dağılım yoktur. Bunun yerine “dalgalı,
kırılma noktaları içeren ve yapısal stres dönemleriyle eş zamanlı hareket eden
bir zaman serisi örüntüsü” vardır. Bu zaman serisi yapısı okul temelli şiddetin
yalnızca bireysel değil, yalnızca eğitim içi değil aynı zamanda makro-toplumsal
ve kurumsal süreçlerle birlikte hareket eden bir sistem olgusu olduğunu
göstermektedir.
Okul Temelli
Şiddet Türlerinin Zaman İçindeki Dönüşümü (2016–2026)
2016–2026 dönemi boyunca Türkiye’de
okul temelli şiddet yalnızca niceliksel olarak değil, niteliksel olarak da
belirgin bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm, şiddetin fiziksel çatışmalardan sayısal
ve karmaşık etkileşim biçimlerine doğru evrilmesi şeklinde gözlemlenmektedir.
Erken dönem,
fiziksel ve doğrudan şiddet baskınlığı (2016–2018): Dönemin başlangıcında okul temelli şiddet
olayları ağırlıklı olarak sınıf içi fiziksel kavgalar, birebir öğrenci
çatışmaları ve disiplin ihlalleri şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada
şiddet doğrudan, görünür ve alana bağlı bir karakter taşımaktadır. Şiddet,
okulun fiziksel sınırları içinde gerçekleşen klasik etkileşim çatışması
niteliğindedir.
Geçiş dönemi,
akran zorbalığının kurumsallaşması (2019–2020): Bu dönemde şiddet türlerinde önemli bir
dönüşüm gözlenmektedir. Fiziksel şiddete ek olarak sistemli akran zorbalığı, dışlama
ve toplumsal yalıtılma ve psikolojik baskı gibi daha süreklilik gösteren şiddet
biçemleri ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada şiddet artık anlık değil, süreç
temelli ve ilişkisel bir yapıya dönüşmektedir.
Sayısallaşma
dönemi, sanal şiddetin yükselişi (2020–2022): Özellikle sayısal teknolojilerin yoğun
kullanımının artmasıyla birlikte okul şiddeti yeni bir boyut kazanmıştır: sanal
zorbalık, toplumsal medya üzerinden hedef gösterme ve sayısal dışlama ve linç uygulamaları.
Bu dönemde şiddet yersel sınırlarını kaybetmiş, her an erişilebilir olmuş ve okul
dışına taşmıştır. Bu dönüşüm, okul temelli şiddetin artık “alansızlaşmış bir toplumsal
etkileşim biçemi” durumuna geldiğini göstermektedir.
Karma şiddet
dönemi, çok katmanlı ve hibrit yapı (2022–2026): Son dönemde şiddet türleri birbirinden
ayrışmak yerine birleşik bir yapı sergilemektedir: fiziksel ve sayısal şiddet
birlikte, akran zorbalığı ve psikolojik baskı birlikte ve okul içi ve okul dışı
etkileşim birlikte gerçekleşmektedir. Bu durum, şiddetin artık “tekil kategori
değil, hibrit bir toplumsal süreç” durumuna geldiğini göstermektedir.
2016–2026 süreci genel olarak şu
evrimi göstermektedir: Fiziksel şiddetin yerini akran zorbalığı, sayısal şiddet
ve karma (hibrit) şiddet almıştır. Bu dönüşüm, okul temelli şiddetin görünürlükten
görünmezliğe, anlıktan sürekliliğe ve yersellikten ağ-temelli yapıya geçtiğini
ortaya koymaktadır. Bu nitel dönüşüm şunu göstermektedir: Okul temelli şiddet
artık yalnızca “okul içinde gerçekleşen olaylar” değil, sayısallaşma ve
toplumsal etkileşim ağlarıyla genişleyen sürekli bir toplumsal süreçtir. Bu
nedenle şiddet siyasaları da yalnızca okul içi disiplin mekanizmalarına değil, sayısal
alanlar ve toplumsal ilişkiler ağlarına odaklanmak zorundadır.
Bölgesel ve
Sosyo-Kültürel Bağlamda Okul Şiddetinin Farklılaşması: Siverek ve Kahramanmaraş
Karşılaştırması
Türkiye’de okul temelli şiddet
olayları, yalnızca bireysel ya da kurumsal etmenlerle değil, aynı zamanda
bölgesel sosyo-kültürel yapıların ve kurumsal kapasite farklılıklarının
etkileşimiyle şekillenmektedir. Siverek ve Kahramanmaraş olayları, bu
farklılaşmayı anlamak açısından iki karşıt örüntü sunmaktadır.
Siverek Olayı, yapısal
kırılganlık ve sınırlı kurumsal kapasite: Siverek
örneği daha çok yapısal eşitsizliklerin yoğun olduğu bir sosyo-ekonomik bağlam
içinde değerlendirilmektedir. Bu olayda öne çıkan özellikler düşük
sosyo-ekonomik kaynaklar, sınırlı eğitim ve rehberlik kapasitesi ve toplumsal zayıflıkların
okul ortamına yansımasıdır. Bu bağlamda şiddet daha erken yaşta ortaya çıkma
eğilimi göstermekte, daha çok fiziksel ve doğrudan etkileşimli biçimlerde
görülmekte ve kurumsal müdahale mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Dolayısıyla
Siverek örneği okul şiddetinin yapısal eşitsizlik temelli üretimini temsil
etmektedir.
Kahramanmaraş olayı,
kurumsal kapasite ve yönetsel kırılma: Kahramanmaraş
olayı ise farklı bir mekanizma üzerinden açıklanmaktadır. Bu örnekte temel
belirleyici unsur şiddetin ortaya çıkmasından çok önleyici kurumsal sürecin
kesintiye uğramasıdır. Olay anlatılarına göre riskli davranışlar erken dönemde saptanmıştır,
öğretmenler tarafından izleme ve raporlama yapılmıştır ve aile ve okul yönetimi
bilgilendirilmiştir. Ancak öğretmenlerin görev değişikliği ile müdahale zinciri
zayıflamıştır. Bu süreç okul şiddetinin yalnızca riskin varlığıyla değil, aynı
zamanda kurumsal süreklilik ve yönetsel eş güdüm kapasitesiyle ilişkili
olduğunu göstermektedir. Bu olayda şiddet önceden “öngörülebilir” ancak
“önlenememiş” bir özellik sergilemektedir.
Karşılaştırmalı çözümleme
ve iki farklı üretim mekanizması: Siverek
ve Kahramanmaraş olayları birlikte değerlendirildiğinde, iki farklı şiddet
üretim modeli ortaya çıkmaktadır: Siverek modeli yapısal eşitsizlik, sınırlı
kurumsal kaynak ve doğrudan şiddet özelliklidir. Kahramanmaraş modeli ise erken
uyarının var olduğu, kurumsal müdahalenin yapıldığı, kurumsal sürekliliğin kırıldığı
ve önlenemeyen şiddetin var dolduğu bir modeldir.
Temel bulgu: Bu karşılaştırma şunu göstermektedir. Okul
temelli şiddet, yalnızca sosyo-ekonomik eşitsizliklerin bir sonucu değil, aynı
zamanda kurumsal yönetişim kapasitesinin sürekliliğine bağlı olarak farklı biçemlerde
ortaya çıkan çok katmanlı bir olgudur. Bu iki olay Türkiye’de okul şiddetinin bazı
bölgelerde yapısal yoksunluk temelli ve bazı bölgelerde ise kurumsal kapasite
kırılması temelli farklı mekanizmalarla üretildiğini göstermektedir. Bu nedenle
bölgesel çözümleme yalnızca “coğrafi farklılık” değil, devlet kapasitesi ve
kurumsal etkinlik farklılığı olarak okunmalıdır.
Eş zamanlılık (co-variation)
çözümlemesi
2016–2026 dönemine ilişkin yıllık
enflasyon oranları ile okul temelli şiddet olaylarının zaman içindeki dağılımı
birlikte değerlendirildiğinde, iki değişken arasında bazı dönemlerde paralel
hareket eğilimleri gözlemlenmektedir. Özellikle 2021 sonrası dönemde
enflasyonun belirgin biçimde yükseldiği yıllar okul şiddeti olaylarının da
yoğunlaştığı dönemlerle örtüşmektedir. Benzer şekilde, yüksek enflasyonun
sürdüğü 2022–2025 aralığında şiddet olaylarının da yüksek yoğunlukta seyrettiği
görülmektedir. Bu bulgu nedensellik (causality) kanıtlamaz, tek
değişkenli açıklama üretmez ve doğrudan ekonomik determinizm anlamına gelmez.
Bunun yerine “eş zamanlılık” (co-variation) zamansal birliktelik ve
yapısal baskının aynı anda harekete geçmesi olarak yorumlanmalıdır. Bu eş
zamanlılık, enflasyonun doğrudan okul şiddetini ürettiğini değil, daha çok
makroekonomik stresin hane halkı, öğrenciler ve okul ekosistemi üzerinde eş zamanlı
baskı yarattığını düşündürmektedir. Dolayısıyla enflasyon, bu çalışmada bir
nedensel değişken değil, bir makro-toplumsal stres göstergesi (macro stress
indicator) olarak konumlandırılmaktadır. Bu çözümleme temel olarak şunu
göstermektedir: Türkiye’de 2016–2026 döneminde enflasyon oranları ile okul
temelli şiddet olayları arasında bazı dönemlerde gözlemlenebilir bir eş
zamanlılık vardır. Ancak bu ilişki doğrusal ve nedensel değil, yapısal stres
koşullarıyla birlikte hareket eden karmaşık bir zamansal örüntüdür.
Okul Temelli
Şiddetin Çok Düzeyli Etkileşim Yapısı (Mikro–Mezo–Makro Modeli)
Okul temelli şiddetin ortaya çıkışı,
tekil nedenlere indirgenemeyen, mikro, mezo ve makro düzey etmenlerin
karşılıklı etkileşimiyle şekillenen devingen bir sistem olarak
değerlendirilmektedir. Bu yapı doğrusal değil, geri beslemeli ve çok yönlü bir
etkileşim ağıdır.
Mikro düzey,
bireysel kırılganlık ve davranışsal tetikleyiciler: Mikro düzey, öğrencinin bireysel özelliklerini
ve psikososyal durumunu kapsamaktadır. Bu düzeyde dürtü denetiminin zayıflığı, psikolojik
kırılganlık, travmatik yaşam deneyimleri ve bireysel öfke yönetimi sorunları şiddetin
doğrudan tetikleyicisi olarak işlev görmektedir. Ancak mikro düzey etmenler tek
başına belirleyici değildir ve mezo ve makro düzey koşullarla etkileşim içinde
anlam kazanır.
Mezo düzey, okul
ve aile etkileşim sistemi: Mezo düzey,
bireyin günlük yaşamını şekillendiren en yakın kurumsal çevreyi ifade eder. Okul
yönetiminin müdahale kapasitesi, öğretmenlerin gözlem ve erken uyarı
mekanizmaları, aile içi denetim ve iletişim yapısı ve akran ilişkileri ve toplumsal
dışlanma süreçleri bu etmenler arasındadır. Bu düzey, mikro düzeyde ortaya
çıkan risklerin denetlenip denetlenememesini belirleyen aracı katmandır. Özellikle
Kahramanmaraş örneğinde görüldüğü gibi, mezo düzeydeki müdahale zincirinin
sürekliliği şiddetin önlenmesinde kritik rol oynamaktadır.
Makro düzey,
ekonomik, toplumsal ve kurumsal bağlam: Makro
düzey, birey ve okulun üzerinde yer alan yapısal koşulları içerir. Enflasyon ve
ekonomik baskı, gelir eşitsizliği, bölgesel sosyo-ekonomik farklılıklar ve kamu
kurumlarının kapasitesi ve kararlılığı bu kapsamdadır. Bu düzey, şiddet için
zemin oluşturan yapısal stres alanını temsil eder. Makro düzeydeki bozulmalar,
mezo düzey kurumların kapasitesini zayıflatabilir ve mikro düzeydeki
davranışsal kırılganlıkları artırabilir.
Etkileşim yapısı
ve doğrusal olmayan geri besleme modeli: Bu
üç düzey arasında ilişki doğrusal değildir. Tersine olarak karşılıklı etkileşim
ve geri besleme mekanizmaları vardır: Makro düzeydeki ekonomik stres aile
yapısını ve okul kaynaklarını etkiler (mezo). Zayıflayan mezo yapı ise bireysel
davranış risklerini artırır (mikro). Mikro düzeydeki şiddet olayları kurumsal
müdahale kapasitesini sınavdan geçirir. Başarısız müdahaleler makro düzeyde
güven ve kurumsal etkinlik algısını zayıflatır. Bu döngü, şiddetin yalnızca
“neden-sonuç” değil, sistemsel üretim süreci olduğunu göstermektedir. Bu model
çerçevesinde okul temelli şiddet “mikro düzeyde tetiklenen, mezo düzeyde
şekillenen ve makro düzeyde zemin bulan geri beslemeli bir sistemsel süreç” olarak
tanımlanmaktadır.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma, 2016–2026 döneminde
Türkiye’de okul temelli şiddetin niceliksel ve niteliksel dönüşümünü
inceleyerek bu olgunun yalnızca bireysel davranışlarla açıklanamayacak ölçüde
çok katmanlı ve sistemsel bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde
edilen bulgular, okul şiddetinin zaman içinde doğrusal bir artış göstermediğini
ve bunun yerine belirli dönemlerde yoğunlaşan, kırılma noktaları içeren ve
sosyo-ekonomik koşullarla birlikte hareket eden dalgalı bir zaman serisi
örüntüsü sergilediğini göstermektedir. Aynı zamanda, şiddet türlerinin fiziksel
çatışmalardan sayısal ve karmaşık etkileşim biçimlerine doğru evrildiği ve bu
dönüşümün okul sınırlarını aşarak daha geniş toplumsal ve sayısal alanlara
yayıldığı saptanmıştır.
Çalışmanın en önemli bulgularından
biri okul temelli şiddetin yalnızca mikro düzeydeki bireysel etmenlerin değil,
aynı zamanda mezo düzeydeki okul ve aile yapılarının ve makro düzeydeki
ekonomik ve kurumsal koşulların etkileşimiyle ortaya çıktığını göstermesidir. Bu
bağlamda özellikle Siverek olayı yapısal eşitsizliklerin şiddet üretimindeki
rolünü ve Kahramanmaraş olayı ise kurumsal müdahale zincirinin kırılmasının
sonuçlarını görünür kılmaktadır.
Buna ek olarak, enflasyon oranları ile
okul şiddeti olayları arasında gözlemlenen eş zamanlılık, ekonomik koşulların
bireysel davranışları doğrudan belirlemese de okul ekosistemi üzerinde dolaylı
bir stres etkisi yaratabileceğini düşündürmektedir.
SİYASA
ÇIKARIMLARI
Bu çalışma okul temelli şiddetle
mücadelede tek boyutlu yaklaşımların yetersiz kaldığını ve bunun yerine çok
katmanlı ve bütüncül siyasa çerçevelerine gereksinim duyulduğunu ortaya
koymaktadır.
Erken uyarı ve
müdahale sistemlerinin kurumsallaştırılması
Okullarda öğretmen gözlemlerine dayalı
erken uyarı mekanizmaları çoğu zaman mevcuttur, ancak bu mekanizmaların
sürekliliği ve kurumsal güvence altına alınması yüksek önemdedir. Riskli
öğrenciler için izleme protokolleri ölçünleştirilmelidir. Öğretmen raporları kurumsal veri sistemleriyle
birleştirilmelidir. Müdahale süreçleri kişilere bağlı olmaktan çıkarılmalıdır.
Kurumsal
süreklilik ve yönetişim kapasitesinin güçlendirilmesi
Kahramanmaraş olayında görüldüğü
üzere, müdahale zincirinin kesintiye uğraması şiddetin önlenmesini
zorlaştırmaktadır. Öğretmen ve rehberlik hizmetlerinde süreklilik sağlanmalıdır.
Okul yönetimi kararları dış müdahalelere karşı kurumsal güvence altına
alınmalıdır. Kriz durumlarında ölçünleşmiş müdahale protokolleri uygulanmalıdır
Sosyo-ekonomik
eşitsizliklere duyarlı eğitim siyasaları
Siverek örneğinde olduğu gibi, yapısal
zayıflıklar okul şiddeti üzerinde doğrudan etkilidir. Zayıf bölgelerde
rehberlik ve psikososyal destek artırılmalıdır. Okul kaynakları bölgesel gereksinmelere
göre yeniden dağıtılmalıdır. Yerel düzeyde toplumsal destek mekanizmaları
güçlendirilmelidir
Sayısal şiddetle savaşım
siyasaları
Şiddetin sayısallaşması geleneksel
disiplin uygulamalarının yetersiz kalmasına neden olmaktadır Sanal zorbalık
farkındalık programları yaygınlaştırılmalıdır. Sayısal platformlar ve okullar
arasında iş birliği geliştirilmelidir. Öğrenciler için sayısal etik ve medya
okuryazarlığı eğitimi verilmelidir.
Makro düzey
farkındalık: Ekonomik stres ve eğitim
Enflasyon gibi makroekonomik
göstergeler eğitim siyasalarının dışında bırakılmamalıdır. Ekonomik kriz
dönemlerinde okullara ek psikososyal destek sağlanmalıdır. Ailelere yönelik
destek programları artırılmalıdır. Eğitim siyasaları makroekonomik koşullarla bütünleşik
olarak düşünülmelidir,
SON SÖZ
Bu çalışma, okul temelli şiddetin
yalnızca bireysel sapmaların bir sonucu değil, ekonomik, kurumsal ve sosyal
süreçlerin kesişiminde ortaya çıkan çok katmanlı bir toplumsal olgu olduğunu
göstermektedir. Bu nedenle, şiddetle savaşım siyasaları da aynı çok katmanlı
yapıyı dikkate alan bütüncül ve sürdürülebilir yaklaşımlar temelinde yeniden
tasarlanmalıdır.
KAYNAKÇA
Bandura, A. (1977). Social learning
theory. Prentice Hall.
Bourdieu, P. (1977). Outline of a
theory of practice. Cambridge University Press.
Bourdieu, P. (1990). The logic of
practice. Stanford University Press.
Bronfenbrenner, U. (1979). The ecology
of human development: Experiments by nature and design. Harvard University
Press.
Creswell, J. W., ve Creswell, J. D.
(2018). Research design: Qualitative, quantitative, and mixed methods
approaches (5th ed.). SAGE.
Espelage, D. L., ve Swearer, S. M.
(2003). Research on school bullying and victimization: What have we learned and
where do we go from here? School Psychology Review, 32(3), 365–383.
Farrington, D. P. (1993).
Understanding and preventing bullying. Crime and Justice, 17, 381–458.
Galtung, J. (1969). Violence, peace,
and peace research. Journal of Peace Research, 6(3), 167–191.
Galtung, J. (1990). Cultural violence.
Journal of Peace Research, 27(3), 291–305.
Olweus, D. (1993). Bullying at school:
What we know and what we can do. Blackwell.
Patchin, J. W., ve Hinduja, S. (2015).
Measuring cyberbullying: Implications for research. Aggression and Violent
Behavior, 23, 69–74.
Smith, P. K., Mahdavi, J., Carvalho,
M., ve Tippett, N. (2006). An investigation into cyberbullying, its forms,
awareness and impact. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 49(4),
376–385.
TÜİK. (2025). Consumer price index
statistics (2016–2025). Turkish Statistical Institute.
UNESCO. (2019). Behind the numbers:
Ending school violence and bullying. UNESCO Publishing.
World Bank. (2022). Global economic
prospects. World Bank Publications.
Ek 1:
|
|
2016’dan Günümüze Kadar Okullarda
Şiddet Olayları |
||||||
|
Sıra |
Tarih |
Konum |
Eylemci |
Ölü |
Yaralı |
Top. |
Tanım |
|
1 |
22 Eylül 2016 |
İstanbul |
İsimsiz |
0 |
1 |
1 |
Ümraniye'de bir okulun önünde bir
silahlı saldırgan tarafından bir sürücü yaralandı. |
|
2 |
20 Mart 2017 |
Rize |
BK |
1 |
1 |
2 |
Bir öğrenci, 16 yaşındaki Emir
Taş'ı bıçaklayarak öldürdükten sonra intihar girişiminde bulundu. |
|
3 |
5 Mayıs 2017 |
Bursa |
Hasan Can |
2 |
0 |
2 |
16 yaşındaki bir genç, bir
sınıfta 16 yaşındaki Nilüfer Acar'ı vurarak öldürdükten sonra kendisi de
ölümcül şekilde yaralandı. |
|
4 |
24 Kasım 2017 |
Tekirdağ |
İsimsiz |
0 |
2 |
2 |
Bir erkek, daha önce okul dışında
kavga ettiği iki öğrenciyi bıçakladı. |
|
5 |
15 Aralık 2017 |
İzmir |
UY, İ.P. |
1 |
0 |
1 |
16 yaşındaki iki öğrenci, lise
müdürü Ayhan Kökmen'i silahla öldürdü. |
|
6 |
5 Nisan 2018 |
Eskişehir |
Volkan Beyer |
4 |
3 |
7 |
Eskişehir Üniversitesi'nde
silahlı saldırı: Bir araştırma görevlisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde
ateş açarak dört kişiyi öldürdü ve üç kişiyi yaraladı. |
|
7 |
11 Nisan 2018 |
Bursa |
BC |
0 |
2 |
2 |
Çocuğu Nilüfer'deki bir ilkokulda
okuyan görevli bir polis memuru, bir toplantı sırasında ateş açarak müdürü ve
müdür yardımcısını yaraladı. |
|
8 |
19 Ekim 2018 |
Maltepe, İstanbul |
İsimsiz |
0 |
2 |
2 |
İki öğrenci grubu okul kantininde
bıçaklarla birbirleriyle kavga etti ve iki öğrenci yaralandı. |
|
9 |
2 Ocak 2019 |
Ankara |
Hasan İsmail Hikmet |
1 |
0 |
1 |
Çankaya Üniversitesi'nde bir
öğrenci, araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel'i silahla vurup bıçaklayarak
öldürdü. |
|
10 |
4 Ocak 2019 |
İstanbul |
Mücahid I. |
0 |
1 |
1 |
Bir ortaokulda çıkan tartışma
sırasında 14 yaşında bir öğrenci bıçaklandı. |
|
11 |
19 Şubat 2019 |
Iğdır |
Abdullah D. |
0 |
1 |
1 |
Yerel bir adam, ofisinde bir okul
müdürünü vurup yaraladıktan sonra yerel jandarmaya teslim oldu. |
|
12 |
17 Şubat 2020 |
Ankara |
Murat Ekinci |
1 |
1 |
2 |
Okul güvenlik görevlisi, intihar
etmeden önce müdürü vurarak yaraladı. |
|
13 |
12 Mart 2021 |
Çorum |
Selfet Başkuş |
2 |
0 |
2 |
Bir adam, oğluyla kavga ettikleri
gerekçesiyle okul otobüsünde iki öğrenciyi vurarak öldürdü. |
|
14 |
22 Kasım 2022 |
Kastamonu |
BK |
0 |
1 |
1 |
17 yaşında okuldan
uzaklaştırılmış bir öğrenci, bir lisede müdür yardımcısını bıçakladı. |
|
15 |
30 Kasım 2022 |
Mersin |
ED |
1 |
0 |
1 |
12 yaşındaki Fatma Nisa Yürekli,
okulda bir sınıf arkadaşı tarafından hortumla dövüldükten sonra bıçaklanarak
öldürüldü. |
|
16 |
27 Nisan 2023 |
Şanlıurfa |
İD |
0 |
3 |
3 |
Sigara içtiği için uyarı alan bir
öğrenci, okul dışında içeridekilere doğru av tüfeğiyle ateş etmeye başladı ve
iki öğretim üyesini ve bir öğrenciyi yaraladı. |
|
17 |
5 Mayıs 2023 |
Bursa |
Ferdi Y. |
0 |
1 |
1 |
Kızının okul personeli tarafından
istismara uğradığını iddia eden bir adam ateş açarak müdür yardımcısını
yaraladı. |
|
18 |
5 Şubat 2024 |
Kayseri |
Şehriban A. |
0 |
1 |
1 |
Bir öğretmen, sevgilisi
tarafından sınıfta vurularak yaralandı. |
|
19 |
29 Nisan 2024 |
Ankara |
RU |
0 |
1 |
1 |
17 yaşındaki bir öğrenci,
elektronik sigarayla yakalandıktan sonra müdür yardımcısını bacağından
bıçakladı. |
|
20 |
6 Mayıs 2024 |
Mardin |
İsimsiz |
0 |
0 |
0 |
Okuldan atılan bir öğrenci okula
geri döndü ve içeri girmeye çalışırken havaya birkaç kez ateş etti. |
|
21 |
7 Mayıs 2024 |
İstanbul |
Yusuf K. |
1 |
0 |
1 |
İbrahim Oktugan cinayeti: Müdür İbrahim Oktugan, okuldan
atılmış 17 yaşındaki bir öğrenci tarafından vurularak öldürüldü. |
|
22 |
16 Ekim 2024 |
İstanbul |
Serdar Alagöz |
0 |
0 |
0 |
34 yaşında bir öğretmen, elinde
bir silah ve üç bıçakla müdür yardımcısını vurmaya çalıştı, ancak silahı
tutukluk yaptı. Kaçarken silahını ateşledi, ancak kimse yaralanmadı. Olay
yerine gelen polis tarafından tutuklandı. |
|
23 |
25 Ekim 2024 |
Karaman |
AG |
1 |
0 |
1 |
16 yaşındaki Mehmet Eren Parlak,
okul spor salonunda başka bir öğrenci tarafından vurularak öldürüldü. |
|
24 |
5 Kasım 2024 |
Bolu |
İsimsiz |
0 |
1 |
1 |
Bir ortaokulda çıkan kavga
sırasında 12 yaşında bir çocuk bıçaklandı. |
|
25 |
25 Kasım 2024 |
İzmir |
İsimsiz |
0 |
5 |
5 |
Öğrenciler arasında çıkan bir
tartışmanın ardından okul bahçesinde çıkan bıçaklı kavgada, aralarında
öğrenci olmayan iki kişinin de bulunduğu beş kişi yaralandı. |
|
26 |
17 Şubat 2025 |
Konya |
Bestami Serdar Ergüder |
1 |
1 |
2 |
Selçuk Üniversitesi'nde bir öğrenci, dekan
yardımcısını vurarak yaraladıktan sonra intihar etti. |
|
27 |
21 Şubat 2025 |
Konya |
Kerem K. |
0 |
1 |
1 |
Bir öğrencinin erkek kardeşi bir
ilkokulda ateş açarak bir öğretmeni yaraladı. |
|
28 |
12 Mayıs 2025 |
Gölcük, Kocaeli |
İsimsiz |
0 |
0 |
0 |
Şehit Volkan Tantürk Meslek ve
Teknik Anadolu Lisesi dışında çıkan bir kavga sırasında bir adam okula ateş
açtı, ancak kimse yaralanmadı. |
|
29 |
12 Haziran 2025 |
Konya |
Berkehan Oluk |
1 |
0 |
1 |
Tüfekle silahlanmış 27 yaşındaki
bir adam bir ortaokulda bir rehber öğretmeni öldürdü. |
|
30 |
30 Ağustos 2025 |
İstanbul |
Ayberk Kurtuluş |
2 |
0 |
2 |
20 yaşındaki bir adam, Boğaziçi
Üniversitesi kampüsündeki bir kafede 15 yaşındaki bir kızı vurarak
öldürdükten sonra intihar etti. |
|
31 |
23 Ekim 2025 |
Kayseri |
Ferhat Karakaya |
1 |
0 |
1 |
Erciyes Üniversitesi kampüsünde
bir kadın eski kocası tarafından vurularak öldürüldü. |
|
32 |
22 Aralık 2025 |
Mersin |
MK |
0 |
1 |
1 |
Müdür Ender Kara tarafından
azarlanmasının ardından 12 yaşındaki bir öğrenci tüfekle okula geri döndü ve
onu yaraladı. |
|
33 |
2 Mart 2026 |
Çekmeköy, İstanbul |
FSB |
1 |
2 |
3 |
Fatma Nur Çelik cinayeti: 17 yaşındaki bir öğrenci
öğretmenini bıçaklayarak öldürdü ve ardından başka bir öğretmeni ve bir
öğrenciyi bıçaklayarak yaraladı. |
|
32 |
14 Nisan 2026 |
Siverek, Şanlıurfa |
Ömer Ket |
1 |
16 |
17 |
2026 Şanlıurfa okul saldırısı: Pompalı tüfekle silahlanmış 19
yaşındaki eski bir öğrenci, bir meslek lisesine rastgele ateş açtı. |
|
35 |
15 Nisan 2026 |
Onikişubat, Kahramanmaraş |
İsa Aras Mersinli |
11 |
13 |
24 |
2026 Kahramanmaraş okul saldırısı: Babasının silahlarıyla donanmış
14 yaşındaki bir öğrenci, bir ortaokuldaki iki sınıfa rastgele ateş açarak
dokuz öğrenci ve bir öğretmeni öldürdükten sonra N.B tarafından savrulan
kesici-delici aletin atar damara gelmesi sonucu kan kaybından hayatını kaybetti. |
|
|
TOPLAM |
|
|
33 |
61 |
94 |
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder