İran Krizi 7: “ABD–İsrail–İran”
Üçgeninde Ateşkes Olasılığı, İstemler, Uçurumlar ve Kırılgan Güvenlik Mimarisi
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
ÖZ
Bu çalışma,
ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma devingenlerini karşılaştırmalı bir çözümleme
çerçevesinde ele almakta ve taraflar arasında olası bir ateşkes olanaklarını
değerlendirmektedir. Güvenlik ikilemi, caydırıcılık ve vekil savaşlar gibi
kuramsal yaklaşımlar temelinde üç aktörün stratejik istemleri sistemli olarak
incelenmiştir. Çalışma, tarafların istemleri arasında ciddi yapısal
uyumsuzluklar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle İran’ın nükleer
programı, bölgesel nüfuz alanları ve güvenlik güvenceleri istemleriyle ABD ve
İsrail’in güvenlik öncelikleri arasında derin bir uçurum mevcuttur. Buna karşılık,
sınırlı ve geçici bir ateşkesin belirli koşullar altında olanaklı olabileceği
değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, ambargo ve yaptırımların kısmen
gevşetilmesi, doğrulama mekanizmaları ve aşamalı güven oluşturma süreçleri
olası bir ateşkes mimarisinin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Ancak
mevcut güç dengeleri ve tarafların stratejik hedefleri göz önüne alındığında
kalıcı bir barışın kısa ve orta vadede düşük olasılıklı olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
Anahtar kelimeler: ABD, İsrail, İran, güvenlik ikilemi,
caydırıcılık, ateşkes, uluslararası ilişkiler, Orta Doğu, vekil savaşlar,
güvenlik mimarisi
ABSTRACT
This study examines the conflict dynamics among the
United States, Israel, and Iran through a comparative analytical framework and
evaluates the prospects for a potential ceasefire among the parties. Drawing on
theoretical approaches such as the security dilemma, deterrence, and proxy
warfare, the strategic demands of the three actors are systematically analyzed.
The findings indicate that there are significant structural incompatibilities
among the parties’ demands. In particular, Iran’s nuclear program, regional
influence, and security guarantees stand in deep contrast to the security
priorities of the United States and Israel. Despite these tensions, the study
argues that a limited and temporary ceasefire may still be possible under
specific conditions. In this regard, partial easing of sanctions, verification
mechanisms, and phased confidence-building measures emerge as key components of
a potential ceasefire architecture. However, given the current balance of power
and the strategic objectives of the parties, the study concludes that a durable
peace is unlikely in the short to medium term.
Keywords: United
States, Israel, Iran, security dilemma, deterrence, ceasefire, international
relations, Middle East, proxy wars, security architecture
GİRİŞ
Orta
Doğu’daki güç dengeleri, Soğuk Savaş sonrası dönemde giderek daha karmaşık ve
çok katmanlı bir nitelik kazanmıştır. Bu dönüşümde ABD, İsrail ve İran
arasındaki etkileşimler belirleyici bir rol oynamaktadır. Söz konusu üç aktör,
farklı güvenlik algıları, stratejik öncelikler ve ideolojik yaklaşımlar
çerçevesinde birbirleriyle örtüşmeyen istemler ileri sürmektedir. Bu durum,
yalnızca bölgesel gerilimi artırmakla kalmamakta, aynı zamanda kalıcı bir barış
olasılığını de yapısal olarak zayıflatmaktadır.
ABD, küresel
sistemdeki liderliğini sürdürme ve bölgesel kararlılığı denetim altında tutma
amacıyla hareket ederken, İsrail, varoluşsal güvenlik kaygıları çerçevesinde
askeri üstünlüğünü ve hareket serbestisini korumaya öncelik vermektedir. İran ise
hem rejim güvenliği hem de bölgesel güç statüsü bağlamında caydırıcılık
kapasitesini sürdürmeye ve genişletmeye odaklanmaktadır. Bu üç aktörün güvenlik
anlayışları büyük ölçüde sıfır toplamlı bir mantık üzerine kuruludur ve bu da
taraflar arasında kalıcı bir uzlaşmayı güçleştirmektedir.
Bu bağlamda,
tarafların istemleri özellikle üç temel alanda keskin biçimde ayrışmaktadır:
nükleer kapasite, bölgesel nüfuz alanları (özellikle vekil aktörler üzerinden
yürütülen çatışmalar) ve güvenlik mimarisi. İran’ın nükleer programını sürdürme
yönündeki kararlılığı ile ABD ve İsrail’in bu programı sınırlama ya da ortadan
kaldırma yönündeki tutumu taraflar arasındaki en belirgin uyuşmazlık
alanlarından biridir. Benzer şekilde, İran’ın Hizbullah gibi vekil aktörler
aracılığıyla bölgesel nüfuzunu genişletme stratejisi İsrail tarafından doğrudan
bir güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Bu karşılıklı tehdit algıları
güvenlik ikilemini derinleştirmekte ve çatışmanın sürekliliğini beslemektedir.
Buna karşılık
taraflar arasında tümüyle uzlaşmazlık bulunmadığını söylemek de olanaklı
değildir. Özellikle doğrudan askeri çatışmanın denetim altına alınması,
gerilimin tırmanmasının önlenmesi ve sınırlı düzeyde diplomatik temasların
sürdürülmesi geçici ve kırılgan ateşkes olasılıklarını gündeme getirmektedir.
Ancak bu tür ateşkes girişimleri çoğunlukla güven eksikliği, doğrulama
mekanizmalarının zayıflığı ve tarafların birbirlerinin niyetlerine ilişkin
derin kuşkuları nedeniyle sürdürülebilir olmamaktadır.
Bu çalışma,
söz konusu üçlü yapı içinde kalıcı bir barışın mevcut koşullar altında olanaklı
olup olmadığını sorgulamaktadır. Temel sav tarafların istemleri arasındaki
yapısal uçurumun kalıcı bir barışa olanak tanımadığı, ancak belirli koşullar
altında geçici, aşamalı ve denetim mekanizmalarına dayalı bir ateşkes
mimarisinin kuramsal olarak kurulabileceğidir. Bu çerçevede çalışma,
ABD–İsrail–İran üçgenindeki çatışma devingenlerini çözümlemekte ve olası bir
ateşkes modelinin hangi koşullar altında işleyebileceğini ortaya koymayı
amaçlamaktadır.
Makale şu
sorulara yanıt aramaktadır:
(i) ABD, İsrail ve İran’ın temel istemleri nelerdir ve bu istemler
ne ölçüde uzlaştırılabilir niteliktedir?
(ii) Taraflar arasındaki yapısal uçurumlar hangi alanlarda
yoğunlaşmaktadır?
(iii) Mevcut koşullarda geçici bir ateşkes mimarisi nasıl
tasarlanabilir ve bu mimari hangi zayıf noktaları barındırmaktadır?
Bu sorular
doğrultusunda çalışma, karşılaştırmalı çözümleme yöntemiyle ilerlemekte ve
tarafların stratejik pozisyonlarını sistemli biçimde değerlendirmektedir. Elde
edilen bulgular, çatışmanın çözümünden çok yönetimine odaklanan bir yaklaşımın
daha gerçekçi olduğunu göstermektedir.
YÖNTEM
Bu çalışma,
ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma devingenlerini çözümlemek amacıyla nitel
araştırma yaklaşımı benimsemektedir. Araştırma, karşılaştırmalı siyasal çözümleme
(comparative political analysis) çerçevesinde tasarlanmış olup
tarafların stratejik istemlerinin sistemli biçimde karşılaştırılmasına
dayanmaktadır.
Araştırma
Tasarımı
Çalışma,
betimleyici ve çözümleyici bir araştırma niteliği taşımaktadır. Betimleyici
yönüyle ABD, İsrail ve İran’ın temel siyasal istemleri ve güvenlik yaklaşımları
ortaya konulmakta ve çözümleyici yönüyle ise bu istemler arasındaki
uyumsuzluklar değerlendirilerek olası ateşkes senaryoları tartışılmaktadır. Araştırma,
üç aktörlü bir sistem çözümlemesine dayanmaktadır: ABD, küresel güç ve
dengeleyici aktör, İsrail, bölgesel güvenlik odaklı devlet ve İran caydırıcılık
temelli bölgesel aktör. Bu üçlü yapı, çalışmanın çözümleyici çerçevesini
oluşturmaktadır.
Veri ve
Kaynaklar
Çalışma,
kurgusal olmayan (non-fiction) ikincil kaynaklara dayanmaktadır.
Kullanılan veri türleri şunlardır akademik makaleler, uluslararası ilişkiler yazını,
resmi açıklamalar ve siyasa belgeleri, uluslararası kuruluş raporları ve güvenlik
ve strateji çözümlemeleridir. Veri toplama süreci sistemli bir yazın taramasına
(systematic literature review) dayanmaktadır. Bu bağlamda son 10 yıl
içinde yayımlanmış Türkçe ve İngilizce kaynaklar özellikle dikkate alınmıştır.
Çözümleme
Yöntemi
Araştırmada
karşılaştırmalı çözümleme yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem çerçevesinde tarafların
istemleri kategorik olarak sınıflandırılmıştır. İstemler arasındaki uyum ve
uyumsuzluklar karşılaştırılmıştır. Her bir istem için anlaşma olasılığı
değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme üç düzeyli bir ölçek üzerinden
yapılmıştır: zayıf (uzlaşma olasılığı düşük), orta (koşullu uzlaşma olanaklı)
ve güçlü (uzlaşma olasılığı yüksek). Bu sınıflandırma, nitel bir değerlendirme
olup nicel ölçüm savı taşımamaktadır.
Sınırlılıklar
Bu
çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Birincisi veri sınırlılığıdır.
Tarafların gerçek zamanlı stratejik niyetleri tam olarak gözlemlenememektedir.
İkincisi, devingen yapıdır. Uluslararası sistem sürekli değiştiği için bulgular
zaman içinde farklılaşabilmektedir. Üçüncüsü, çözümleyici soyutlama sorundur.
Çalışma, karmaşık siyasal süreçleri sadeleştirmek amacıyla bazı genellemeler
içermektedir. Sonuncusu ise kapsamın sınırlı olmasıdır. Türkiye gibi bölgesel
aktörler çözümleme dışı bırakılmıştır.
Yöntemin
Gerekçesi
Bu yöntemin
tercih edilmesinin nedeni, ABD–İsrail–İran üçgenindeki ilişkilerin çok aktörlü,
güç temelli ve stratejik ve güvenlik odaklı olmasıdır. Bu tür yapıların çözümlenmesi
için karşılaştırmalı ve nitel yöntemler özellikle çatışma ve güvenlik
çalışmalarında en uygun yaklaşım olarak kabul edilmektedir.
KURAMSAL
ÇERÇEVE
Bu çalışma,
ABD–İsrail–İran üçgenindeki çatışma devingenlerini açıklamak için uluslararası
ilişkiler yazınında yer alan üç temel kuramsal yaklaşım üzerine kurulmuştur:
güvenlik ikilemi, caydırıcılık kuramı ve vekil savaşları yaklaşımı. Bu üç
kuramsal çerçeve taraflar arasındaki karşılıklı tehdit algılarının, stratejik
davranışların ve çatışma sürekliliğinin anlaşılmasında belirleyici bir çözümleyici
zemin sunmaktadır.
Güvenlik
İkilemi (Security Dilemma): Güvenlik ikilemi, devletlerin kendi güvenliklerini artırmaya
yönelik adımlarının diğer aktörler tarafından tehdit olarak algılanması ve bu
durumun karşılıklı güvensizlik sarmalı yaratmasıdır. Bu kavram, özellikle Soğuk
Savaş sonrası dönemde Orta Doğu’daki yarışmanın anlaşılmasında büyük öneme
sahiptir. Bu bağlamda İran’ın nükleer kapasitesini geliştirmesi, İsrail ve ABD
tarafından tehdit olarak algılanmaktadır. İsrail’in askeri kapasitesini
artırması ve bölgesel operasyonları ise İran tarafından saldırganlık olarak
değerlendirilmektedir. Bu karşılıklı algı tarafların güvenliklerini artırma
çabalarının paradoksal biçimde çatışmayı derinleştirmesine yol açmaktadır.
Caydırıcılık
Kuramı (Deterrence Theory): Caydırıcılık kuramı bir aktörün karşı tarafı istenmeyen bir
davranıştan vazgeçirmek için tehdit ve güç kullanması üzerine kuruludur. Bu
yaklaşım, özellikle nükleer kapasite ve askeri denge bağlamında açıklayıcıdır. Bu
çerçevede İsrail, nükleer kapasite ve gelişmiş askeri gücü ile caydırıcılık
stratejisi izlemektedir. İran ise konvansiyonel zayıflığını telafi etmek
amacıyla asimetrik caydırıcılık (vekil güçler ve füze kapasitesi)
geliştirmektedir. ABD, küresel caydırıcılık sisteminin güvencesi olarak hem
İsrail’i desteklemekte hem de İran’ı sınırlamaya çalışmaktadır. Caydırıcılık
dengesinin kırılması çatışmanın hızla tırmanmasına neden olabilecek en önemli etmenlerden
biridir.
Vekil
Savaşları (Proxy War) Yaklaşımı: Vekil savaşları devletlerin doğrudan çatışmak yerine, üçüncü
aktörler aracılığıyla birbirleriyle savaşmasını etmesini ifade eder. Orta
Doğu’da bu model yaygın biçimde gözlemlenmektedir. Bu bağlamda İran, Hizbullah
gibi aktörler aracılığıyla bölgesel etki alanını genişletmektedir. İsrail, bu
vekil aktörlere yönelik doğrudan ve dolaylı askeri operasyonlar yürütmektedir. ABD
ise bu yapıyı sınırlamaya çalışarak bölgesel kararlılığı korumaya
yönelmektedir. Vekil savaşları, doğrudan savaş riskini azaltmakla birlikte
çatışmanın sürekliliğini artıran ve kalıcı barış olasılığını zayıflatan bir devingen
yaratmaktadır.
Stratejik
Güvenlik ve Sıfır Toplamlı Oyun Yaklaşımı: Bu çalışma ayrıca, tarafların ilişkilerini büyük
ölçüde sıfır toplamlı oyun (zero-sum game) mantığı çerçevesinde
değerlendirdiğini varsaymaktadır. Bu yaklaşımda bir tarafın kazanımı, diğer
tarafın kaybı olarak görülür. Güvenlik, paylaşılan değil, yarışılan bir değer
olarak algılanır. ABD–İsrail–İran üçgeninde nükleer kapasite, bölgesel nüfuz ve
askeri üstünlük gibi alanla paylaşılabilir değil, yarışma alanı olarak
konumlanmaktadır.
Kuramsal
Çerçevenin Bütünleştirilmesi: Bu üç kuramsal yaklaşım birlikte değerlendirildiğinde güvenlik
ikilemi taraflar arasındaki karşılıklı güvensizliği açıklamaktadır. Caydırıcılık
kuramı askeri denge ve tehdit mekanizmalarını çözümlemektedir. Vekil savaşı
yaklaşımı çatışmanın dolaylı doğasını ortaya koymaktadır. Bu çerçeve,
ABD–İsrail–İran üçgenindeki çatışmanın neden kalıcı bir çözüme ulaşamadığını,
ancak belirli koşullar altında yönetilebilir bir ateşkesin olanaklı
olabileceğini açıklamak için bütüncül bir çözümleme sunmaktadır.
KARIŞLAŞTIRMALI
İSTEM ÇÖZÜMLEMESİ
Aşağıdaki Çizelge
1 ABD’nin 15 ve İran’ın ikinci 10 madde olarak adlandırdığı istemlerin genel
bir özeti olarak ele alınmalıdır. Çizelge önemli istekler konusunda tarafların
görüşlerini ve yaklaşımlarını özetlemekte ve kanımızca anlaşma olasılığına
işaret etmektedir.
|
Çizelge 1: Tarafların İstemleri ve
Anlaşma Olasılığı |
||||
|
Başlık |
ABD |
İsrail |
İran |
Anlaşma Olasılığı |
|
Nükleer program / uranyum zenginleştirme |
Sıkı sınırlama ve denetim |
Tümüyle ortadan kaldırma |
Nükleer kapasitenin korunması ve geliştirilmesi |
Zayıf |
|
Nükleer silah edinimi |
Kesin karşı |
Kesin karşı |
Resmi olarak reddediyor, ancak caydırıcılık aracı
olarak önemli |
Orta |
|
Bölgesel nüfuz ve vekil aktörler (Hizbullah vb.) |
Azaltılması / denetim altına alınması |
Tam olarak ortadan kaldırma |
Stratejik kaldıraç olarak sürdürme |
Zayıf |
|
Hürmüz Boğazı ve deniz güvenliği |
Serbest ve güvenli ticaret akışı |
Aynı doğrultuda |
Denetim ve baskı aracı olarak kullanma eğilimi |
Zayıf |
|
Gemilerden ücret alma / deniz geçişi denetimi |
Karşı |
Karşı |
Kısmi ekonomik ve siyasal araç olarak değerlendirme |
Zayıf |
|
Saldırmazlık güvencesi ve güvenlik önlemleri |
Bölgesel kararlılık çerçevesinde sınırlı destek |
Koşullu ve temkinli yaklaşım |
Güvence talebi yüksek |
Orta |
|
Yaptırımların kaldırılması |
Aşamalı ve koşullu |
Sert biçimde karşı |
Hızlı ve kapsamlı kaldırma talebi |
Zayıf–Orta |
|
Savaş giderimi ve sorumluluk |
Kabul edilmesi çok düşük olasılık |
Kesinlikle karşı |
İstemektedir |
Zayıf |
|
İsrail’in güvenlik öğretisi ve hareket serbestisi |
Destekler, ancak sınırlandırmaya açıktır |
En yüksek askeri üstünlük ve operasyonel serbestlik |
Bölgesel tehdit olarak algılar |
Zayıf |
|
İran’ın bölgesel rolü ve statüsü |
Sınırlı nüfuz kabul edilebilir |
Güvenlik tehdidi olarak görülür |
Bölgesel güç statüsünün korunması |
Zayıf |
Çözümleyici
Değerlendirme
Çizelge 1
taraflar arasında özellikle üç kritik alanda derin bir yapısal uyumsuzluk
bulunduğunu göstermektedir:
Nükleer
Kapasite Üzerindeki Uyuşmazlık: Nükleer program, çatışmanın merkezinde yer almaktadır.
İran’ın nükleer kapasiteyi sürdürme ısrarı ile İsrail’in bu kapasitenin tümüyle
ortadan kaldırılmasını istemesi arasında uzlaşma alanı son derece sınırlıdır.
ABD’nin tavrı ise bu iki uç arasında denge kurmaya yöneliktir. Ancak bu denge
tarafların güvenlik algılarını tam olarak karşılamamaktadır.
Bölgesel
Güç ve Vekil Aktörler: İran’ın vekil aktörler üzerinden yürüttüğü bölgesel strateji İsrail
açısından doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak görülmektedir. Bu durum, vekil
savaşlarının çatışmanın ana eksenlerinden biri durumuna gelmesine yol
açmaktadır. Tarafların bu alandaki istemleri neredeyse tümüyle uzlaşmaz
niteliktedir.
Güvenlik
ve Caydırıcılık Mimarisi: İsrail’in askeri üstünlüğe dayalı güvenlik öğretisi ile İran’ın asimetrik
caydırıcılık stratejisi arasında temel bir çatışma bulunmaktadır. ABD’nin bu
iki yapı arasında denge kurma çabası sistemin kararlılığını korumak açısından
kritik olmakla birlikte kalıcı bir çözüm üretmekte yetersiz kalmaktadır.
Değerlendirilecek
olursa, karşılaştırmalı çözümleme, taraflar arasında sınırlı sayıda “orta
düzeyde” uzlaşma alanı bulunduğunu, ancak temel stratejik başlıklarda ciddi bir
ayrışma olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle nükleer program, bölgesel nüfuz
ve güvenlik öğretisi gibi alanlarda oluşan bu yapısal uçurum kalıcı bir barış olasılığını
zayıflatmaktadır. Buna karşılık, saldırmazlık güvenceleri ve kısmi ekonomik
düzenlemeler gibi başlıklarda, koşullu ve aşamalı uzlaşma olasılığı
bulunmaktadır. Bu durum, kalıcı barışın değil, ancak kırılgan ve geçici
ateşkeslerin olanaklı olabileceğini göstermektedir.
BULGULAR
Bu çalışma
kapsamında gerçekleştirilen karşılaştırmalı istem çözümlemesi ABD–İsrail–İran
üçgeninde kalıcı bir barışın mevcut koşullar altında olanaklı olmadığını, ancak
belirli sınırlı koşullar altında geçici ve kırılgan ateşkes mekanizmalarının
kurulabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular üç ana başlık altında
özetlenebilir: yapısal uyumsuzluk, sınırlı uzlaşma alanları ve kırılgan dengeye
dayalı ateşkes olasılığı.
Yapısal
Uyuşmazlık: Uzlaşmaz İstemler
Çözümleme,
taraflar arasındaki en kritik sorunun yapısal düzeydeki istemler uyumsuzluğu
olduğunu göstermektedir. Özellikle üç alan öne çıkmaktadır: Birincisi nükleer
programa ilişkindir. İran’ın nükleer kapasiteyi sürdürme ve geliştirme
yönündeki kararlılığı ile ABD ve İsrail’in bu kapasitenin sınırlandırılması ya
da ortadan kaldırılması yönündeki istemleri arasında uzlaşma olanaklı
görünmemektedir. İkincisi, bölgesel nüfuz ve vekil aktörlerle ilgilidir. İran’ın
vekil güçler aracılığıyla bölgesel etki alanını genişletme stratejisi ile
İsrail’in bu yapıların ortadan kaldırılmasını hedefleyen güvenlik yaklaşımı
arasında derin bir çatışma bulunmaktadır. Üçüncüsü ise güvenlik öğretilerini
kapsamaktadır. İsrail’in mutlak askeri üstünlük ve önleyici müdahale stratejisi
ile İran’ın asimetrik caydırıcılık yaklaşımı arasında temel bir uyumsuzluk söz
konusudur. Bu üç alan, taraflar arasında sıfır toplamlı bir yarışma alanı
oluşturmakta ve kalıcı bir uzlaşmayı engellemektedir.
Sınırlı
ve Koşullu Uzlaşma Alanları
Buna karşın,
çözümleme bazı alanlarda sınırlı uzlaşma olanağının bulunduğunu göstermektedir.
Birincisi, saldırmazlık ve gerilimin düşürülmesidir. Taraflar doğrudan
çatışmadan kaçınma konusunda belirli ölçüde örtüşen çıkarlara sahiptir. İkincisi
denetimli nükleer düzenlemelerin yapılmasıdır. Tam bir uzlaşma olanaklı olmasa
da denetim mekanizmaları aracılığıyla sınırlı bir denge kurulabilir. Üçüncüsü
ise kısmi ekonomik düzenlemelere gidilmesidir. Yaptırımların tümüyle
kaldırılması olanaklı görünmemekle birlikte kademeli ve koşullu gevşetme bazı
durumlarda görüşme konusu yapılabilir. Bu alanlar tarafların tümüyle uzlaşması
değil, çatışmayı yönetmesi açısından işlevsel bir zemin sunmaktadır.
Ateşkesin
Kırılganlığı ve Geçiciliği
Elde edilen
bulgular olası bir ateşkesin doğasının kırılgan ve geçici olacağını açık
biçimde ortaya koymaktadır. Bu kırılganlığın temel nedenleri taraflar arasında
derin güven eksikliği, doğrulama mekanizmalarının sınırlılığı, her aktörün
diğerinin niyetlerini olası tehdit olarak algılaması ve vekil aktörler
üzerinden yürütülen dolaylı çatışma devingenleridir. Bu etmenler, ateşkesin
sürekli olarak ihlal edilme riskini artırmakta ve sistemin dengesini kırılgan duruma
getirmektedir.
İsrail’in
Belirleyici Rolü
Çözümleme,
sistemde belirleyici aktörün büyük ölçüde İsrail olduğunu ortaya koymaktadır.
Bunun temel nedenleri İsrail’in yüksek düzeyde askeri kapasiteye sahip olması, ABD
ile stratejik ve kurumsal yakınlığı ve bölgesel güvenlik mimarisinde etkili ve
müdahaleci rolüdür. Bu özellikler, İsrail’in hem çatışmanın tırmanmasında hem
de ateşkesin kurulmasında kritik bir “denge bozucu” ya da “denge kurucu” aktör
olabileceğini göstermektedir.
ABD’nin
Dengeleyici ve İran’ın Dirençli Rolü
ABD,
sistemde denge kurucu ve düzenleyici bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Ancak
müdahale kapasitesi sınırlıdır ve iç siyasal devingenlerden etkilenmektedir. İran,
ekonomik yaptırımlar ve askeri baskılara karşın caydırıcılık stratejisini
sürdürerek sistemde dirençli bir aktör olarak varlığını devam ettirmektedir. Bu
durum, üçlü yapının kararlılık içeren bir dengeye ulaşmasını zorlaştırmaktadır.
Genel
Bulguların Özeti
Elde edilen
bulgular şu şekilde özetlenebilir: Taraflar arasındaki temel uyuşmazlıklar
stratejik ve yapısal niteliktedir. Kalıcı barış, mevcut istemler çerçevesinde
gerçekçi değildir. Buna karşılık geçici, aşamalı ve denetimli ateşkes modelleri
kuramsal olarak olanaklıdır. Ateşkesin sürdürülebilirliği karşılıklı güven yaratma
ve caydırıcılık dengesi üzerine kurulu olacaktır.
GEÇİCİ
ATEŞKES MİMARİSİ: MODEL, AŞAMALAR VE MEKANİZMA
ABD–İsrail–İran
üçgeninde kalıcı bir barış düzeninin kısa vadede olanaklı olmadığı varsayımı
altında geçici ateşkes ancak çok katmanlı, aşamalı ve denetlenebilir bir mimari
üzerinden kurulabilir. Bu mimari, tarafların en az güvenlik çıkarlarını
korurken, çatışmayı tümüyle ortadan kaldırmaktan çok yönetilebilir bir gerilim
düzeyine indirgemeyi hedefleyecektir. Bu çerçevede önerilen model üç temel
sütuna dayanmaktadır: en az güvenlik dengesi (minimum security balance), aşamalı
uygulama (phased implementation) ve uluslararası denetim (externalized
verification mechanisms).
Modelin
Temel Mantığı
Geçici
ateşkes mimarisi, klasik “kazanan–kaybeden” paradigmasının ötesine geçerek “denetimli
çatışma yönetimi” yaklaşımına dayanır. Bu modelde tarafların en fazla istemleri
değil, en az kabul edilebilir güvenlik sınırları dikkate alınır. Bu bağlamda
modelin temel işlevi taraflar arasındaki uçurumu ortadan kaldırmak değil,
çatışmanın tırmanmasını engelleyecek bir eşik oluşturmaktır.
Aşamalı
Ateşkes Süreci
Aşama 1:
Acil Gerilim Azaltımı (0–30 gün). Bu aşama, askeri tırmanmanın durdurulmasına odaklanır. Temel
unsurları tüm taraflar için karşılıklı saldırmazlık yükümlülüğü, hava
saldırıları, füze denemeleri ve siber saldırıların durdurulması, önemli
altyapılara yönelik saldırıların yasaklanması ve acil insancıl koridorların
açılmasıdır. Bu aşama, güven yaratma değil, çatışmanın denetim altına alınması
aşamasıdır.
Aşama 2:
Askeri Geri Çekilme ve Dondurma (30–90 gün). Bu aşamada taraflar alandaki askeri etkinliklerini
sınırlar. Temel unsurları İran’ın bölgesel vekil aktörlere (örneğin Hizbullah)
yönelik operasyonel denetiminin sınırlandırılması, İsrail’in belirli saldırı
bölgelerinde operasyonlarını dondurması, ABD’nin askeri varlığını “gözetleme ve
caydırıcılık” düzeyine çekmesi ve füze ve insansız hava aracı (İHA) etkinliklerinin
sınırlandırılmasıdır.
Aşama 3:
Teknik ve Nükleer Denetim Süreci (90–180 gün). Bu aşama, özellikle İran’ın nükleer etkinlikleri
bağlamında büyük önem taşımaktadır. Temel unsurları zenginleştirilmiş uranyum
stoklarının denetimi, nükleer tesislere uluslararası denetim erişimi, Uluslararası
Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminin artırılması ve nükleer etkinliklerin saydamlaştırılmasıdır.
Aşama 4:
Diplomatik Normalleşme ve Güven Oluşturma. Bu aşama uzun vadeli kararlılığın başlangıcıdır. Temel
unsurları kısmi yaptırım gevşemesi, dolaylı diplomatik temas mekanizmaları, bölgesel
güvenlik diyaloğu platformları ve sıcak çatışma riskini azaltacak karşılıklı yükümlenmelerdir.
Mekanizma:
Ateşkesin İşleyişi
Geçici
ateşkesin sürdürülebilirliği, güçlü bir mekanizma tasarımına bağlıdır.
Birincisi, ABD, AB ve uluslararası kuruluşların yer aldığı gözlem misyonları, tarafsız
gözlemciler aracılığıyla ihlallerin saptanması ve gerçek zamanlı izleme
sistemlerinden oluşan çok taraflı denetim yapısının kurulmasıdır. İkincisi ise,
ateşkes ihlali durumunda devreye giren otomatik mekanizmalar, sınırlı yaptırım
geri dönüşü, diplomatik görüşmelerin askıya alınması ve güvenlik önlemlerinin
artırılmasından oluşan otomatik
tetikleyici mekanizmaların çalışmaya başlamasıdır. Bu mekanizmalar ateşkes
ihlalinin maliyetini artırarak caydırıcılık yaratır.
Güvenlik
ve Ekonomi Bağlantısı
Ateşkesin
sürdürülebilirliği için İran’a uygulanan yaptırımların aşamalı olarak
kaldırılması, ekonomik bütünlemenin özendirilmesi ve uluslararası finans
sistemine sınırlı erişim sağlanması gerekmektedir. Bu unsur güvenlik ile
ekonomi arasında karşılıklı bağımlılık (interdependence) oluşturur.
Bölgesel
Aktörlerin Denetimi
Özellikle
İran açısından bölgesel vekil güçlerin denetim altına alınması ve Hizbullah ve
benzeri aktörlerin saldırı kapasitesinin sınırlandırılması gerekmektedir. İsrail
açısından askeri genişleme ve operasyonel esnekliğin sınırlandırılması ve güvenlik
stratejisinin yeniden tanımlanması zorunludur. ABD açısından ise bölgedeki
askeri etkinliklerin denetimli olarak azaltılması ön koşuldur.
Modelin
Kırılganlığı ve Riskleri
Bu mimari,
yapısı gereği kırılgandır çünkü taraflar arasındaki stratejik güven eksikliği
devam etmektedir. Asimetrik güç dengesi çözülmemiştir. Özellikle İsrail’in
güvenlik öğretisi ile İran’ın caydırıcılık stratejisi çatışmaktadır. Bu nedenle
model “kalıcı çözüm” değil, “çatışmanın yönetimi” için geçici bir çerçeve”dir.
Değerlendirmek
gerekirse, önerilen geçici ateşkes mimarisi, klasik diplomasi araçlarının
ötesine geçerek aşamalı ilerleme, denetlenebilirlik ve ekonomik ve siyasal
bağlar üzerine kurulmuştur. Ancak modelin başarısı üç temel değişkene bağlıdır:
Tarafların stratejik hesaplarının değişmesi, dış aktörlerin tutarlılığı
(özellikle ABD) ve ihlal durumunda uygulanacak yaptırımların güvenilirliği.
SONUÇ VE
SİYASA ÖNERİLERİ
Bu çalışma,
ABD–İsrail–İran üçgeninde kalıcı bir barışın kısa ve orta vadede gerçekçi
olmadığını ve taraflar arasındaki istemlerin yapısal olarak uyumsuz ve çoğu
zaman uzlaşmaz nitelikte olduğunu ortaya koymuştur. Çözümleme, özellikle
İran’ın nükleer kapasite, bölgesel nüfuz ve güvenlik güvenceleri istemleri ile
İsrail’in güvenlik merkezli caydırıcılık stratejisi ve ABD’nin bölgesel dengeyi
koruma hedefi arasında derin bir stratejik uçurum bulunduğunu göstermektedir. Bu
bağlamda, taraflar arasında kalıcı bir barış mimarisinden çok, geçici ve
yönetilebilir bir ateşkes düzeni daha gerçekçi bir seçenek olarak öne
çıkmaktadır. Ancak bu ateşkesin sürdürülebilirliği, yalnızca askeri gerilimin
düşürülmesine değil, aynı zamanda siyasal, ekonomik ve kurumsal mekanizmaların
eş güdümüne bağlıdır.
Temel
Sonuçlar
Araştırmanın
bulguları üç ana başlıkta özetlenebilir. İstemler arasında yapısal uyumsuzluk
vardır. Tarafların temel istemleri aşağıda özetlenmiştir. İran, güvenlik güvenceleri,
yaptırımların kaldırılması, bölgesel nüfuzun tanınması, nükleer kapasitenin
korunması ve savaş tazminatı konularında ısrarcıdır. İsrail, İran’ın nükleer
programının tümüyle sınırlandırılmasını, bölgesel tehditlerin ortadan
kaldırılmasını ve mutlak güvenlik koşullarının oluşmasını öngörmektedir. ABD ise bölgesel kararlılık sağlamak, nükleer
silahların yayılmasını önlemek ve taraflar arasında denetimli bir denge kurmak
peşindedir. Bu istemler, özellikle İran ve İsrail arasında “sıfır toplamlı bir
güvenlik ikilemi” üretmektedir.
Ateşkesin
Geçici Niteliği
Taraflar
arasında tam bir uzlaşma sağlanması olanaklı olmadığından ateşkes, ancak
“çatışmanın ertelenmesi ve yönetilmesi” işlevini görebilir. Bu nedenle önerilen
model, bir “barış anlaşması” değil, kriz yönetim rejimi niteliğindedir.
Güven
Krizinin Merkeziliği
En önemli
unsur, taraflar arasında karşılıklı güven eksikliğidir. İran, ABD ve İsrail’i
güvenilir aktörler olarak görmemektedir. İsrail, İran’ın nükleer programını
varoluşsal tehdit olarak algılamaktadır. ABD ise bu iki aktör arasında denge
kurmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle herhangi bir ateşkes yüksek düzeyde dış
denetim ve güvence mekanizması gerektirir.
Siyasa
Önerileri
Bu
çerçevede, sürdürülebilir bir ateşkes ve kriz yönetimi için aşağıdaki siyasa
önerileri geliştirilebilir:
Çok
Katmanlı Ateşkes Rejimi Kurulmalıdır: Tek seferlik bir anlaşma yerine, aşamalı ve sürekli
güncellenen bir ateşkes sistemi oluşturulmalıdır. Ateşkes, askeri, nükleer ve
bölgesel boyutları kapsayan çok katmanlı bir yapıya sahip olmalıdır. Bu sistem,
esnek ancak bağlayıcı kurallara dayanmalıdır.
Uluslararası
Denetim Mekanizması Güçlendirilmelidir: Tarafsız ve çok taraflı gözlem mekanizmaları kurulmalıdır. Özellikle
nükleer etkinlikler için denetim mekanizmaları artırılmalıdır. İhlal
durumlarında otomatik tetikleyici yaptırımlar devreye sokulmalıdır.
Yaptırımların
Kaldırılması Aşamalı ve Koşullu Olmalıdır: İran’a uygulanan ekonomik yaptırımlar tümüyle
kaldırılmadan güven ortamı oluşamaz. Ancak bu kaldırma süreci aşamalı, koşullu
ve geri döndürülebilir olmalıdır. Bu yaklaşım, güven oluştururken aynı zamanda
caydırıcılığı korumalıdır.
Bölgesel
Aktörler Üzerindeki Etki Sınırlandırılmalıdır: İran’ın bölgesel vekil güçler
üzerindeki etkisi azaltılmalıdır. İsrail’in bölgesel genişleme ve operasyonel
esnekliği sınırlandırılmalıdır. Bu iki unsur dengelenmediği sürece çatışma
riski devam edecektir.
Güvenlik
ile Ekonomi Arasında Bağ Kurulmalıdır: Ekonomik özendirmeler güvenlik davranışlarıyla doğrudan
ilişkilendirilmelidir. İran’ın uluslararası finans sistemine erişim güvenlik
uyumuna bağlanmalıdır. Bu yaklaşım tarafları iş birliğine özendiren bir
karşılıklı bağımlılık yaratır.
Diplomatik
Kanallar Sürekli Açık Tutulmalıdır: Resmi görüşmeler dışında dolaylı görüşme kanalları, teknik
komiteler ve kriz iletişim kanalları açık tutulmalıdır. Bu sayede krizlerin
tırmanması önlenebilir.
ABD’nin
Rolü Kritik Önemdedir: ABD sürecin en önemli garantör aktörüdür. Hem İsrail üzerinde etkili
olmalı hem de İran ile doğrudan veya dolaylı diyalog kanallarını açık
tutmalıdır. ABD’nin tutarsız siyasaları ateşkes mimarisini zayıflatacaktır.
Genel
Değerlendirme
ABD–İsrail–İran
üçgeninde kalıcı barış kısa vadede olanaklı görünmemekte, ancak denetimli bir
ateşkesin olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu ateşkesin başarısı tarafların istemlerini
değil, risklerini yönetebilme kapasitesine bağlıdır. Dolayısıyla önerilen
mimari bir “barış projesi” değil, “çatışma yönetimi ve kararlılık sağlama”
projesidir.
Son Söz
Orta Doğu’da
kararlılık, yalnızca güç dengesiyle değil, aynı zamanda kurumsal mekanizmalar, uluslararası
denetim ve ekonomik karşılıklı bağımlılık üzerinden kurulabilir edilebilir. Ancak
mevcut koşullar altında en gerçekçi senaryo şudur: Geçici ateşkes olanaklıdır,
kalıcı barış ise ancak uzun vadeli bir dönüşüm sürecinin ürünü olacaktır.
KAYNAKÇA
Allison, G.
T. (1971). Essence of decision: Explaining the Cuban missile crisis. Little,
Brown.
Arms Control
Association. (2023). Iran’s nuclear program: Status and challenges.
https://www.armscontrol.org
Byman, D.
(2018). Road warriors: Foreign fighters in the armies of jihad. Oxford
University Press.
Byman, D.
(2020). A counterterrorism strategy for the Biden administration. Brookings
Institution.
Freedman, L.
(2004). Deterrence. Polity Press.
Hinnebusch,
R. (2015). The international politics of the Middle East (2nd ed.). Manchester
University Press.
Jervis, R.
(1978). Cooperation under the security dilemma. World Politics, 30(2), 167–214.
https://doi.org/10.2307/2009958
Mearsheimer,
J. J. (2001). The tragedy of great power politics. W. W. Norton ve Company.
Mearsheimer,
J. J., ve Walt, S. M. (2007). The Israel lobby and U.S. foreign policy. Farrar,
Straus and Giroux.
Nye, J. S.
(2011). The future of power. PublicAffairs.
Schelling,
T. C. (1966). Arms and influence. Yale University Press.
Walt, S. M.
(1987). The origins of alliances. Cornell University Press.
Waltz, K. N.
(1979). Theory of international politics. McGraw-Hill.
Waltz, K. N.
(2010). Structural realism after the Cold War. International Security, 25(1),
5–41.
Yaphe, J.
S., ve Lutes, C. D. (2005). Reassessing the U.S. approach to Iran. National
Defense University Press.
Zakaria, F.
(1998). From wealth to power: The unusual origins of America’s world role.
Princeton University Press.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder