Türkiye’de Parçalı Siyasal Hegemonya ve Seçmen
Davranışı: Bir Kestirim Modeli Denemesi
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal
iktidarın hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi çözümlemeyi
amaçlamaktadır. Çalışmada, siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasaları
siyaset bilimi kuramları çerçevesinde değerlendirilmekte ve bu girişimlerin
toplumsal düzeyde neden bütünlüklü bir karşılık üretmekte zorlandığı
tartışılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de siyasal alanın bütüncül bir hegemonya
yapısından çok parçalı ve gerilimli bir hegemonya biçemi sergilediği ileri
sürülmektedir. Çalışmanın ikinci boyutunda ise seçmen davranışını belirleyen
temel değişkenler çözümlenmekte ve bu değişkenler ölçülebilir bir modele
dönüştürülmektedir. Ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve
değişim riskine ilişkin algı olmak üzere dört temel değişken üzerinden
geliştirilen model seçmen davranışının çok boyutlu yapısını açıklamayı
amaçlamaktadır. Model, istatistiksel bir regresyon çözümlemesine dayanmamakta
ve kuramsal ve gözlemsel bulgular temelinde oluşturulmuş ağırlıklı doğrusal bir
kestirim çerçevesi sunmaktadır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de seçmen
davranışının yalnızca ekonomik koşullarla açıklanamayacağını ve ekonomik memnun
olmama duygusunun değişim isteğinin, değişimin riskli olup olmadığına ilişkin
algı tarafından sınırlandırıldığını göstermektedir. Bu durum, seçim
sonuçlarının ekonomik gerçeklik ile risk algısı arasındaki etkileşim üzerinden
şekillendiğini ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler:
Siyasal hegemonya, seçmen davranışı,
ekonomik oy verme, kurumsal güven, risk algısı, kestirim modeli, Türkiye
siyaseti
Abstract
This study aims to analyze the relationship between the attempts of
political power to establish hegemony and voter behavior in Türkiye. Within
this framework, policies aimed at constructing a “desirable citizen” are
evaluated through the lens of political theory, and the reasons why these
efforts fail to generate comprehensive social consent are discussed. It is
argued that the political field in Türkiye reflects a fragmented and
tension-driven form of hegemony rather than a coherent and consolidated one. In
the second dimension of the study, the main determinants of voter behavior are
examined and transformed into a measurable analytical model. The model is built
upon four key variables: economic perception, institutional trust, future
expectations, and perceived risk of political change. Rather than relying on a
statistical regression analysis, the model represents a theoretically grounded
weighted linear prediction framework based on conceptual and observational
insights. The findings indicate that voter behavior in Türkiye cannot be
explained solely by economic conditions. While economic dissatisfaction
generates a demand for change, this demand is constrained by perceptions of
risk associated with political change. Therefore, electoral outcomes are shaped
by the interaction between economic realities and perceived risks of change.
Keywords: Political hegemony, voter behavior, economic voting,
institutional trust, risk perception, prediction model, Turkish politics
GİRİŞ
Türkiye’de son yirmi yılı aşkın
süredir siyasal alan yalnızca iktidar değişimi yarışması üzerinden değil, aynı
zamanda toplumsal yapı ve değerler sisteminin yeniden biçimlendirilmesi
üzerinden şekillenmektedir. Bu süreç, klasik anlamda bir siyasal savaşımdan
öte, siyasal iktidarın toplumsal rıza üretme kapasitesi ve bu kapasitenin
sınırları bağlamında ele alınmayı gerektirmektedir. Bu çerçevede, iktidarın
“makbul yurttaş” yaratma yönündeki siyasalarının, yalnızca ideolojik bir
yönelim değil, aynı zamanda bir hegemonya kurma girişimi olarak
değerlendirilmesi olanaklıdır.
Ancak bu girişimin başarısı ya da
başarısızlığı, yalnızca ideolojik söylem düzeyinde değil, toplumsal karşılık
üretme kapasitesi üzerinden çözümlenmelidir. Son yıllarda gözlenen veriler,
özellikle eğitim, değerler ve kurumsal güven alanlarında bu tür bir hegemonya
projesinin sınırlı bir etki üretebildiğine işaret etmektedir. Bu durum,
Türkiye’de siyasal iktidarın güçlü kurumsal araçlara sahip olmasına karşın
toplumsal rıza üretiminde parçalı ve gerilimli bir yapı ile karşı karşıya
olduğunu düşündürmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo bütünlüklü bir
hegemonya tesisinden çok farklı toplumsal kesimlerde farklı düzeylerde karşılık
bulan bir “parçalı hegemonya” yapısıdır.
Bu noktada temel sorun, söz konusu
hegemonya arayışının siyasal sonuçlarının nasıl ortaya çıktığıdır. Başka bir
ifadeyle, ideolojik düzeyde sınırlı kalan bu dönüşüm çabası, seçmen davranışına
ne ölçüde yansımaktadır? Türkiye’de seçim sonuçları, yalnızca kimlik, ideoloji
ya da değerler üzerinden mi şekillenmektedir yoksa ekonomik koşullar, kurumsal
güven ve gelecek beklentileri gibi daha karmaşık değişkenlerin etkileşimi mi
belirleyici olmaktadır?
Bu çalışma, söz konusu sorulara yanıt
ararken iki temel amacı birleştirmektedir. İlk olarak, Türkiye’de siyasal
iktidarın hegemonya kurma girişimi, siyaset bilimi kuramları çerçevesinde çözümlenmekte
ve bu girişimin neden bütünlüklü bir toplumsal rıza üretmekte zorlandığı
tartışılmaktadır. İkinci olarak ise, seçmen davranışını belirleyen temel
değişkenler kuramsal yaklaşımlar ışığında yeniden ele alınmakta ve bu
değişkenler arasındaki ilişkiler ölçülebilir bir modele dönüştürülmektedir.
Bu doğrultuda çalışma, ekonomik algı,
kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı olmak üzere
dört temel değişken üzerinden bir siyasal kestirim modeli önermektedir. Bu
model, seçim sonuçlarının yalnızca tekil etmenlerle değil, çok katmanlı ve
etkileşimli bir yapı içinde şekillendiği varsayımına dayanmaktadır. Böylece
çalışma, Türkiye’de siyasal yarışmanın doğasını açıklamakla kalmayıp, aynı
zamanda seçim sonuçlarını öngörmeye yönelik çözümleyici bir çerçeve sunmayı
hedeflemektedir.
Sonuç olarak, bu makale, Türkiye’de
siyasal iktidar savaşımının ideolojik hegemonya arayışı ile seçmen davranışının
çok boyutlu yapısı arasındaki gerilim üzerinden şekillendiğini ileri sürmekte
ve bu gerilimin seçim sonuçlarını belirleyen temel devingenlerden biri olduğunu
ortaya koymaktadır.
Amaç ve Hedefler
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de
siyasal iktidarın toplumsal düzeyi dönüştürmeye yönelik hegemonya kurma
girişimlerini siyaset bilimi kuramları çerçevesinde çözümlemek ve bu
girişimlerin seçmen davranışı üzerindeki etkilerini açıklamaktır. Bu bağlamda
çalışma, ideolojik yönlendirme ile toplumsal rıza üretimi arasındaki ilişkiyi
sorgulamakta ve bu ilişkinin seçim sonuçlarına nasıl yansıdığını ortaya koymayı
hedeflemektedir.
Çalışmanın birinci hedefi, Türkiye’de
siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasalarını, hegemonya
kuramı bağlamında değerlendirmek ve bu sürecin neden bütünlüklü bir toplumsal
rıza üretmekte zorlandığını açıklamaktır. Bu çerçevede, ideolojik araçlar,
kurumsal mekanizmalar ve toplumsal karşılık arasındaki uyumsuzluklar çözümlenmekte
ve ortaya çıkan yapının neden “parçalı hegemonya” olarak tanımlanabileceği
gösterilmektedir.
İkinci hedef, seçmen davranışını
belirleyen temel değişkenleri kuramsal yaklaşımlar ışığında yeniden ele almak
ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri sistemli bir çerçeveye oturtmaktır. Bu
doğrultuda ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine
ilişkin algı seçmen davranışının belirleyici unsurları olarak tanımlanmakta ve
bu unsurların birbirleriyle etkileşim içinde nasıl çalıştığı çözümlenmektedir.
Üçüncü hedef ise, söz konusu
değişkenleri ölçülebilir duruma getirerek çözümleyici bir kestirim modeli
geliştirmektir. Bu model aracılığıyla, Türkiye’de seçim sonuçlarının hangi
koşullar altında nasıl şekillendiği açıklanmakta ve farklı senaryolar altında
olası siyasal sonuçlara ilişkin öngörüler üretilmektedir.
Son olarak çalışma, siyasal aktörler
açısından stratejik bir katkı sunmayı da hedeflemektedir. Bu kapsamda, modelin
ortaya koyduğu bulgular doğrultusunda, iktidar ve muhalefet için seçim
sonuçlarını etkileyebilecek temel devingenler belirlenmekte ve siyasal yarışmanın
hangi değişkenler üzerinden şekillendiği ortaya konulmaktadır.
Araştırma
Soruları
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal
hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla
aşağıdaki temel araştırma sorularına odaklanmaktadır:
Temel Araştırma
Sorusu
Türkiye’de
siyasal iktidarın hegemonya kurma girişimleri seçmen davranışını ne ölçüde ve
hangi mekanizmalar üzerinden etkilemektedir?
Alt Araştırma
Soruları
Türkiye’de
siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasaları toplumsal
düzeyde ne ölçüde karşılık bulmaktadır?
Bu
siyasalar, bütünlüklü bir hegemonya üretmekte mi yoksa parçalı ve sınırlı bir
hegemonya yapısı mı ortaya çıkarmaktadır?
Seçmen
davranışı Türkiye’de hangi temel değişkenler tarafından belirlenmektedir?
Ekonomik
algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı seçmen
tercihlerini nasıl etkilemektedir?
Bu
değişkenler arasında nasıl bir etkileşim bulunmaktadır ve hangisi daha
belirleyici bir rol oynamaktadır?
Türkiye’de
seçim sonuçları ideolojik bağlılıktan çok bu değişkenlerin bileşimiyle mi
şekillenmektedir?
Geliştirilen
çok değişkenli model seçim sonuçlarını öngörmede ne ölçüde açıklayıcıdır?
Farklı
siyasal ve ekonomik senaryolar altında seçim sonuçları nasıl değişmektedir?
Seçim
sonucunu belirleyen kritik seçmen kitlesi hangi özelliklere sahiptir ve hangi
değişkenlere duyarlıdır?
Siyasal
aktörler açısından seçim kazanma stratejileri hangi değişkenler üzerinden
şekillenmektedir?
YÖNTEM
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal
hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamayı
amaçlayan, kuramsal ve görgül unsurları birleştiren bir araştırma tasarımına
dayanmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, nitel ve nicel yaklaşımların birlikte
kullanıldığı bütünleşik bir yöntem benimsemektedir.
Çalışmanın ilk aşamasında, siyasal
iktidarın toplumsal rıza üretme kapasitesi, hegemonya kuramı çerçevesinde
kavramsal olarak çözümlenmiştir. Bu bağlamda hegemonya, yalnızca ideolojik bir
üstünlük değil, aynı zamanda toplumsal onay ve rıza üretme süreci olarak ele
alınmış ve bu sürecin kurumsal araçlar, ideolojik aygıtlar ve toplumsal
karşılık düzeyi arasındaki ilişki üzerinden işlediği varsayılmıştır. Bu
kuramsal çerçeve, Türkiye’de gözlenen siyasal uygulamaların yorumlanmasına
temel oluşturmuştur.
Çalışmanın ikinci aşamasında ise
seçmen davranışını açıklamaya yönelik çok değişkenli bir çözümleyici model
geliştirilmiştir. Bu modelde seçmen tercihlerini belirleyen temel değişkenler
ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin
algı olarak tanımlanmıştır. Söz konusu değişkenler, yazında yer alan ekonomik
oy verme, kurumsal güven ve değerler dönüşümü yaklaşımlarından hareketle
belirlenmiş ve ölçülebilir göstergelere dönüştürülmüştür.
Bu doğrultuda her bir değişken, Likert
tipi ölçekler aracılığıyla ölçülebilir duruma getirilmiş ve 0–100 aralığında ölçünleştirilmiştir.
Değişkenler arasındaki ilişkileri çözümlemek amacıyla doğrusal bir kestirim
modeli oluşturulmuş ve model aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir:
S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R
Burada S, seçmen davranışının yönünü
gösteren siyasal eğilim skorunu; E ekonomik algıyı; G kurumsal güveni; F
gelecek beklentisini; R ise değişim riskine ilişkin algıyı ifade etmektedir.
Modelin işleyişini sınamak amacıyla
iki aşamalı bir çözümleme süreci izlenmiştir. İlk aşamada, değişkenler arasında
öngörülen ilişkilerin tutarlılığını değerlendirmek için kurgusal veri setleri
oluşturulmuş ve bu veri setleri üzerinde ağırlıklı doğrusal bir kestirim çözümlemesi
simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu çözümleme, modelde öngörülen değişken
ağırlıklarının istatistiksel olarak tutarlı olup olmadığını sınamaya
yöneliktir.
İkinci aşamada ise Türkiye’de çalışmakta
olan kamuoyu araştırma şirketlerinin (örneğin KONDA Research, MetroPOLL ve
Ipsos) yayımladığı verilerden türetilen göstergeler kullanılarak model gerçekçi
parametrelerle çalıştırılmıştır. Bu kapsamda farklı veri kaynaklarından elde
edilen bulgular, modelde tanımlanan değişkenlere karşılık gelecek şekilde
normalleştirilerek edilerek çözümleme içine alınmıştır.
Son aşamada, geliştirilen model
kullanılarak senaryo çözümlemeleri gerçekleştirilmiştir. Bu çözümlemeler
aracılığıyla, farklı ekonomik ve siyasal koşullar altında seçim sonuçlarının
nasıl değişebileceği değerlendirilmiş ve modelin kestirim kapasitesi
sınanmıştır.
Bu yöntemsel yaklaşım, çalışmanın
yalnızca açıklayıcı değil, aynı zamanda öngörü üretme kapasitesine sahip bir çözümleyici
çerçeve sunmasını olanaklı kılmaktadır. Bununla birlikte, veri kaynaklarının
parçalı yapısı ve doğrudan ölçüm eksikliği, çalışmanın temel sınırlılıkları
arasında yer almakta ve bu durum modelin daha kapsamlı veri setleriyle sınanması
gerekliliğine işaret etmektedir.
Bu çalışmada kullanılan model, klasik
anlamda istatistiksel regresyon çözümlemesine dayanmamaktadır. Modelde yer alan
değişken ağırlıkları, görgül veri çözümlemesinden türetilmek yerine, yazındaki
kuramsal yaklaşımlar ve gözlemsel bulgular temelinde belirlenmiştir. Bu nedenle
model, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri
istatistiksel olarak sınayan bir regresyon modeli değil, seçmen davranışını
açıklamaya ve öngörmeye yönelik ağırlıklı doğrusal bir kestirim çerçevesi
olarak değerlendirilmelidir.
MODEL VE
DEĞİŞKENLER
Bu çalışmada, Türkiye’de seçmen
davranışını açıklamak ve seçim sonuçlarını öngörmek amacıyla çok değişkenli bir
çözümleyici model geliştirilmiştir. Model, seçmen tercihlerini belirleyen etmenlerin
tek boyutlu değil, birbiriyle etkileşim içinde çalışan çok katmanlı bir yapı
oluşturduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çerçevede model, dört temel değişken
üzerine kurulmuştur: ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve
değişim riskine ilişkin algı. Modelin temel amacı, bu değişkenlerin seçmen
davranışı üzerindeki göreli etkilerini ölçmek ve farklı koşullar altında
siyasal eğilimin nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda
geliştirilen model aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R.
Burada S, seçmen davranışının yönünü gösteren toplam siyasal eğilim skorunu
ifade etmektedir. Modelde yer alan değişkenler ve özellikleri aşağıda ayrıntılı
olarak tanımlanmaktadır.
Ekonomik Algı (E)
Ekonomik algı, bireylerin mevcut
ekonomik koşullara ve kişisel ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmelerini
ifade etmektedir. Bu değişken, seçmen davranışı yazınında merkezi bir yere
sahip olan “ekonomik oy verme” yaklaşımına dayanmaktadır. Çalışmada ekonomik
algı gelir yeterliliği, yaşam maliyetleri, enflasyon etkisi ve ekonomik
beklentiler gibi göstergeler üzerinden ölçülmektedir. Ekonomik algı değişkeni
0–100 aralığında bir endeks olarak tanımlanmış olup, yüksek değerler ekonomik
memnunluğun arttığını, düşük değerler ise ekonomiden memnun olmama eğiliminin
yükseldiğini göstermektedir. Modelde ekonomik algı %40 ağırlık ile en
belirleyici değişken olarak konumlandırılmıştır.
Kurumsal Güven
(G)
Kurumsal güven, bireylerin devlet
kurumlarına, özellikle yargı, kamu yönetimi ve seçim sistemine duydukları güven
düzeyini ifade etmektedir. Bu değişken, siyasal sistemin meşruluğu ile doğrudan
ilişkilidir ve seçmenlerin mevcut iktidarı sürdürme ya da değiştirme yönündeki
eğilimlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Kurumsal güven de 0–100 aralığında
ölçülmekte olup, yüksek değerler sistemin meşru ve güvenilir algılandığını,
düşük değerler ise kurumsal meşruluğun zayıfladığını göstermektedir. Modelde bu
değişkenin ağırlığı %25 olarak belirlenmiştir.
Gelecek
Beklentisi (F)
Gelecek beklentisi, bireylerin hem
kişisel hem de toplumsal geleceğe ilişkin umut ve öngörülerini kapsamaktadır.
Bu değişken, özellikle genç seçmenler açısından belirleyici bir rol oynamakta
ve mevcut siyasal tercihlerin sürekliliği ya da değişimi üzerinde etkili
olmaktadır. Gelecek beklentisi değişkeni bireysel gelecek algısı, ülkenin
geleceğine ilişkin değerlendirme ve göç eğilimleri gibi göstergeler üzerinden
ölçülmekte ve 0–100 aralığında bir endeks olarak tanımlanmaktadır. Modelde bu
değişken %20 ağırlığa sahiptir.
Risk / Değişim
Algısı (R)
Risk algısı, mevcut siyasal düzenin
değişmesine yönelik algılanan belirsizlik ve tehdit düzeyini ifade etmektedir.
Bu değişken, seçmen davranışında önemli bir rol oynamakta ve özellikle kararsız
seçmenlerin tercihlerini belirlemede belirleyici olmaktadır. Risk algısı, diğer
değişkenlerden farklı olarak, değişimin “riskli” ya da “gerekli” olarak
algılanmasına bağlı olarak çift yönlü bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle ölçüm
sürecinde bu değişkenin uygun biçimde ölçeklendirilmesi ve normalleştirilmesi
gerekmektedir. Çalışmada risk algısı 0–100 aralığında tanımlanmış olup, yüksek
değerler değişimin riskli algılandığını, düşük değerler ise değişime açıklığın
arttığını göstermektedir. Modelde bu değişken %15 ağırlığa sahiptir.
Değişkenler Arası
İlişki ve Modelin Mantığı
Model, söz konusu değişkenlerin
birbirinden bağımsız olmadığını aksine etkileşim içinde çalıştığını
varsaymaktadır. Özellikle ekonomik algının kötüleşmesi, kurumsal güveni ve
gelecek beklentisini dolaylı olarak etkileyebilmekte ve buna karşılık risk
algısı bu etkilerin seçmen davranışına yansıyıp yansımayacağını belirleyen önemli
bir filtre işlevi görmektedir. Bu bağlamda modelin temel varsayımı şu şekilde
özetlenebilir: Ekonomik ve kurumsal memnun olmama etmeni değişim talebini
artırırken risk algısı bu talebin sandığa yansımasını belirlemektedir.
Modelin
Sınırlılıkları
Model, seçmen davranışını açıklamada
güçlü bir çözümleyici çerçeve sunmakla birlikte, bazı sınırlılıklara sahiptir.
Öncelikle, değişkenlerin ölçümünde kullanılan verilerin farklı kaynaklardan
türetilmesi tam bir veri bütünlüğü sağlamayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca model,
kimlik, ideoloji ve lider etkisi gibi bazı etmenleri doğrudan içermemekte ve bu
unsurların dolaylı olarak değişkenler aracılığıyla yansıdığı varsayılmaktadır.
Sonuç itibarıyla, bu model, Türkiye’de
seçmen davranışını dört temel değişken üzerinden açıklayan, ölçülebilir ve
senaryo üretmeye elverişli bir çözümleyici çerçeve sunmaktadır.
ARAÇSALLAŞTIRMA
VE UYGULAMA ÇERÇEVESİ
Bu çalışmada geliştirilen çok
değişkenli model, yalnızca kuramsal bir çerçeve sunmakla sınırlı kalmamakta
aynı zamanda ölçülebilir ve uygulanabilir bir çözümleme aracına
dönüştürülmektedir. Bu doğrultuda modelin araçsallaştırılması değişkenlerin
somut göstergeler aracılığıyla ölçülmesi, ölçünleştirilmesi ve çözümleyici bir
hesaplama süreci içine alınması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araçsallaştırma
sürecinin ilk aşamasında, modelde yer alan dört temel değişken (ekonomik algı,
kurumsal güven, gelecek beklentisi ve risk/değişim algısı) ölçülebilir alt
göstergelere ayrılmıştır. Her bir değişken, bireylerin algı ve
değerlendirmelerini yansıtan Likert tipi sorular aracılığıyla ölçülmüş ve elde
edilen veriler 0–100 aralığında standartlaştırılmıştır. Bu dönüşüm, farklı
değişkenlerin karşılaştırılabilir hale getirilmesini sağlamaktadır.
İkinci aşamada, elde edilen değişken
skorları modelde tanımlanan ağırlıklarla çarpılarak toplam siyasal eğilim skoru
(S) hesaplanmaktadır. Bu işlem, aşağıdaki formül aracılığıyla
gerçekleştirilmektedir: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R
Bu hesaplama sonucunda elde edilen S
skoru, seçmen davranışının yönünü ve seçim sonucuna ilişkin genel eğilimi
göstermektedir. Skorun belirli eşik değerler etrafında yorumlanması, modelin
öngörü üretme kapasitesini artırmaktadır. Bu bağlamda düşük skorlar muhalefet
lehine, yüksek skorlar ise iktidar lehine bir siyasal eğilime işaret
etmektedir.
Araçsallaştırmanın üçüncü aşamasında,
modelin geçerliliğini sınamak amacıyla simülasyon ve senaryo çözümlemeleri
gerçekleştirilmiştir. Kurgusal veri setleri üzerinden yapılan ağırlıklı
doğrusal bir kestirim çözümlemeleri, modelde öngörülen değişken ağırlıklarının
istatistiksel olarak tutarlı olduğunu göstermiştir. Bu aşama, modelin içsel
tutarlılığını doğrulamaktadır.
Dördüncü aşamada ise model, gerçek
dünyaya uygulanabilir duruma getirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’de çalışan
kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayımladığı veriler modelde tanımlanan
değişkenlere karşılık gelecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır. Farklı veri
kaynaklarından elde edilen bulgular, ortak bir ölçekte normalleştirilerek modelle
bütünleştirilmiş ve bu sayede güncel siyasal eğilimler hesaplanmıştır.
Son olarak model, farklı siyasal ve
ekonomik koşulları temsil eden senaryolar altında çalıştırılmıştır. Bu
senaryolar, değişkenlerin tekil ve birleşik etkilerini çözümlemeyi olanaklı
kılmakta ve seçim sonuçlarının hangi koşullar altında nasıl değişebileceğini
ortaya koymaktadır. Böylece model, yalnızca mevcut durumu açıklayan değil, aynı
zamanda olası gelecek durumları öngören bir çözümleyici araç işlevi
görmektedir.
Bu araçsallaştırma süreci sonucunda
geliştirilen model, üç temel işlev kazanmaktadır: (i) seçmen davranışını
açıklama, (ii) seçim sonuçlarını öngörme ve (iii) siyasal aktörler açısından
stratejik çözümleme üretme. Bununla birlikte, veri kaynaklarının parçalı yapısı
ve bazı değişkenlerin dolaylı ölçülmesi modelin doğruluğunu etkileyebilecek
sınırlılıklar olarak değerlendirilmektedir.
|
Çizelge 1: Model Değişkenlerinin Tanımı, Ölçüm
Birimleri ve Ağırlıkları |
|||||
|
Değişken |
Tanım |
Alt Göstergeler |
Ölçüm Birimi |
Ölçek |
Ağırlık |
|
E (Ekonomik Algı) |
Bireylerin mevcut ekonomik koşullara ve kişisel refah düzeyine
ilişkin değerlendirmesi |
Gelir yeterliliği, enflasyon algısı, geçim zorluğu, ekonomik
beklenti |
Endeks skoru |
0–100 |
0.40 |
|
G (Kurumsal Güven) |
Devlet kurumlarına ve sistemin işleyişine duyulan güven düzeyi |
Yargıya güven, devlet tarafsızlığı, seçim güvenliği, kamu
yönetimi |
Endeks skoru |
0–100 |
0.25 |
|
F (Gelecek Beklentisi) |
Bireylerin kişisel ve toplumsal geleceğe ilişkin umut ve
öngörüleri |
Kişisel gelecek algısı, ülke geleceği, gençler için fırsatlar,
göç eğilimi |
Endeks skoru |
0–100 |
0.20 |
|
R (Risk / Değişim Algısı) |
Siyasal değişimin riskli ya da gerekli olduğuna ilişkin algı
düzeyi |
Değişim korkusu, istikrar tercihi, alternatif yönetim güveni |
Endeks skoru (normalleşmiş) |
0–100 |
0.15 |
|
S (Siyasal Eğilim Skoru) |
Seçmen davranışının yönünü ve seçim sonucuna ilişkin genel
eğilimi gösteren bileşik skor |
E, G, F, R bileşimi |
Bileşik endeks |
0–100 |
— |
Tüm değişkenler Likert (1–5) ölçekten
türetilerek 0–100 aralığına normalleştirilir. R değişkeni başlangıçta çift
yönlü (-100 / +100) tanımlanabilir, ancak modelde 0–100’e dönüştürülür. S skoru
ağırlıklı ortalama ile hesaplanır: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R
|
Çizelge 2: Yorumlama Aralıkları |
|
|
S Skoru |
Yorum |
|
70+ |
Güçlü iktidar üstünlüğü |
|
55–70 |
İktidar üstün |
|
45–55 |
Önemli eşik (kararsız seçmen belirleyici) |
|
30–45 |
Muhalefet üstünlüğü |
|
<30 |
Güçlü muhalefet dalgası |
MODELİN
DEĞİŞKENLERİ VE ALT DEĞİŞKENLERİ
E – Ekonomik Algı
Mevcut
gelirimin gereksinimlerimi karşılamaya yeterli olduğunu düşünüyorum.
Son
bir yıl içinde geçim koşullarım zorlaştı. (ters)
Fiyat
artışları yaşamımı ciddi biçimde etkiliyor. (ters)
Önümüzdeki
bir yıl içinde ekonomik durumumun iyileşeceğini düşünüyorum.
İşimi/gelirimi
kaybetme riski görmüyorum.
G – Kurumsal
Güven
Yargı
sisteminin adil ve tarafsız çalıştığına inanıyorum.
Devlet
kurumları tüm vatandaşlara eşit davranır.
Seçimlerin
adil ve güvenilir şekilde yapıldığına inanıyorum.
Kamu
kurumları etkin ve liyakate dayalı çalışmaktadır.
Kamu
yönetiminde yolsuzluk yaygındır. (ters)
F – Gelecek
Beklentisi
Kendi
geleceğim konusunda umutluyum.
Türkiye’nin
geleceği hakkında iyimserim.
Gençler
için Türkiye’de iyi fırsatlar vardır.
Çalışan
biri Türkiye’de yükselebilir.
Fırsatım
olsa yurt dışında yaşamak isterim. (ters)
R – Risk /
Değişim Algısı
Mevcut
yönetimin değişmesi belirsizlik yaratır.
Kararlılık,
değişimden daha önemlidir.
Farklı
bir yönetimin ülkeyi daha iyi yöneteceğine inanıyorum. (ters)
Siyasal
değişim ekonomik ve toplumsal riskler doğurur.
Ülkenin
ilerlemesi için yönetim değişmelidir. (ters)
BULGULAR VE
TARTIŞMA
Bu çalışmada geliştirilen çok
değişkenli modelin farklı veri setleri ve senaryo çözümlemeleri altında
uygulanması, Türkiye’de seçmen davranışının belirleyicilerine ilişkin önemli
bulgular ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar seçmen tercihlerini
açıklamada tekil etmenlerin yetersiz kaldığını ve ekonomik algı, kurumsal
güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algının birlikte ve
etkileşim içinde çalıştığını göstermektedir.
Ekonomik Algının
Belirleyici Rolü
Model sonuçları, ekonomik algının
seçmen davranışı üzerindeki en güçlü değişken olduğunu açık biçimde ortaya
koymaktadır. Ekonomik memnun olmama duygusunun arttığı senaryolarda toplam
siyasal eğilim skorunun hızla düştüğü ve muhalefet lehine bir zemin oluştuğu
gözlenmiştir. Buna karşılık ekonomik göstergelerde sınırlı bir iyileşme dahi
seçim yarışmasını yeniden önemli eşiklere taşıyabilmektedir. Bu bulgu, ekonomik
oy verme yaklaşımının Türkiye bağlamında geçerliliğini koruduğunu
göstermektedir.
Kurumsal Güven ve
Meşruluk Sorunu
Kurumsal güven değişkeni, ekonomik etmenlere
oranla daha düşük bir ağırlığa sahip olmakla birlikte, sistemin meşruluğu
açısından önemli bir rol oynamaktadır. Model, kurumsal güvenin düşmesi
durumunda seçmenlerin mevcut siyasal düzeni sürdürme eğilimlerinin
zayıfladığını göstermektedir. Ancak bu etkinin doğrudan ve ani bir kırılma
yaratmaktan çok diğer değişkenlerle birlikte yığınsal bir etki oluşturduğu
anlaşılmaktadır.
Gelecek
Beklentisinin Tamamlayıcı Etkisi
Gelecek beklentisi değişkeni, seçmen
davranışını tek başına belirleyen bir etmen olmamakla birlikte, özellikle
ekonomik algı ile birlikte değerlendirildiğinde önemli bir tamamlayıcı rol
oynamaktadır. Geleceğe yönelik umut düzeyinin düşmesi, ekonomik memnun olmama
duygusu ile birleştiğinde siyasal değişim isteğini güçlendirmektedir. Buna
karşılık sınırlı bir iyimserlik artışı, seçim sonuçlarını doğrudan değiştirmese
de mevcut eğilimleri dengeleyebilmektedir.
Risk Algısı: Önemli
Eşik Değişkeni
Modelin en dikkat çekici bulgusu,
risk/değişim algısının oynadığı önemli roldür. Çözümlemeler, ekonomik ve
kurumsal memnun olmama duygusunun seçmenlerde değişim isteği yarattığını ancak
bu isteğin sandığa yansıyıp yansımayacağının risk algısı tarafından
belirlendiğini ortaya koymaktadır. Değişimin riskli olarak algılandığı
durumlarda seçmenlerin mevcut durumu sürdürme eğilimi güçlenmekte ve bu durum
iktidar lehine bir denge unsuru oluşturmaktadır. Buna karşılık değişimin
güvenli ve olanaklı olarak algılandığı senaryolarda muhalefet lehine güçlü bir
yönelim ortaya çıkmaktadır.
Parçalı Hegemonya
ve Siyasal Davranış
Elde edilen bulgular Türkiye’de
siyasal iktidarın toplumsal düzeyde bütünlüklü bir hegemonya kurmakta
zorlandığını ve bunun yerine parçalı ve gerilimli bir hegemonya yapısının
ortaya çıktığını göstermektedir. İdeolojik ve kurumsal araçlara karşın
toplumsal rıza üretiminin sınırlı kalması seçmen davranışının daha çok maddi
koşullar ve algısal etmenler üzerinden şekillenmesine yol açmaktadır. Bu durum,
hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışının gerçek devingenleri
arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğunu ortaya koymaktadır.
Senaryo Çözümlemeleri
ve Seçim Devingenleri
Farklı senaryolar altında
gerçekleştirilen model uygulamaları Türkiye’de seçim sonuçlarının büyük ölçüde önemli
bir eşik etrafında şekillendiğini göstermektedir. Mevcut veriler altında
muhalefet lehine bir yapısal üstünlük gözlenmekle birlikte, bu üstünlüğün seçim
sonucuna dönüşmesi kesin değildir. Özellikle risk algısının yükseldiği
durumlarda, seçimlerin yeniden başa baş bir yarışmaya dönüştüğü ve küçük seçmen
kaymalarının belirleyici duruma geldiği görülmektedir.
Bu bulgular, Türkiye’de seçimlerin
yalnızca ekonomik başarıma bağlı olarak değil, aynı zamanda seçmenlerin
değişime ilişkin algıları üzerinden şekillendiğini göstermektedir. Dolayısıyla
siyasal yarışma, bir yandan ekonomik koşulların yarattığı memnun olmama duygusu
ve diğer yandan bu memnun olmama duygusunun siyasal tercihe dönüşmesini
sağlayan ya da engelleyen algısal mekanizmalar üzerinden yürümektedir. Türkiye’de
seçim sonuçları, ekonomik ve kurumsal memnun olmama duygusunun yarattığı
değişim isteği ile bu isteğin risk algısı tarafından sınırlandırılması
arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal
iktidarın hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi
çok boyutlu bir çerçevede çözümlemiş ve bu ilişkiyi ölçülebilir bir modele
dönüştürmeyi amaçlamıştır. Elde edilen bulgular, siyasal iktidarın ideolojik ve
kurumsal araçlar yoluyla toplumsal rıza üretme kapasitesinin sınırlı kaldığını
ve bu nedenle bütünlüklü bir hegemonya kurulamadığını göstermektedir. Bu durum,
Türkiye’de siyasal alanın parçalı ve gerilimli bir hegemonya yapısı içinde
işlediğine işaret etmektedir.
Çalışmanın en önemli katkılarından
biri, seçmen davranışının tek boyutlu açıklamalarla kavranamayacağını ortaya
koymasıdır. Geliştirilen model, ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek
beklentisi ve değişim riskine ilişkin algının birlikte ve etkileşim içinde
çalıştığını göstermektedir. Bu çerçevede, ekonomik koşulların seçmen davranışı
üzerindeki belirleyici rolü doğrulanmakla birlikte, bu etkinin doğrudan ve
otomatik bir siyasal sonuca dönüşmediği anlaşılmaktadır.
Modelin ortaya koyduğu en önemli bulgu
değişim riskine ilişkin algının oynadığı belirleyici roldür. Ekonomik ve
kurumsal memnun olmama duyguları seçmenlerde güçlü bir değişim isteği
yaratabilmekte ancak bu isteğin sandığa yansıması değişimin güvenli ve olanaklı
olarak algılanmasına bağlı olmaktadır. Bu durum, Türkiye’de seçim sonuçlarının
yalnızca maddi koşullar tarafından değil, aynı zamanda algısal ve psikolojik etmenler
tarafından da şekillendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda çalışma, Türkiye’de
siyasal yarışmanın iki temel eksen üzerinde ilerlediğini ileri sürmektedir: bir
yanda ekonomik ve kurumsal performansın yarattığı memnunluk ya da memnun olmama
duygusu ve diğer yanda ise bu durumun siyasal tercihe dönüşmesini belirleyen
risk algısı. Bu iki eksen arasındaki etkileşim seçim sonuçlarının neden çoğu
zaman dar farklarla belirlendiğini ve neden küçük seçmen kaymalarının öneli
duruma geldiğini açıklamaktadır.
Geliştirilen modelin senaryo çözümlemeleri,
mevcut koşullar altında muhalefet lehine bir yapısal üstünlüğün oluştuğunu,
ancak bu üstünlüğün seçim sonucuna dönüşmesinin kesin olmadığını
göstermektedir. Özellikle değişim riskinin yüksek algılandığı durumlarda,
seçmen davranışının mevcut durumu koruma yönünde şekillenebildiği
görülmektedir. Bu bulgu, siyasal aktörler açısından önemli stratejik sonuçlar
doğurmaktadır.
İktidar açısından bakıldığında,
ekonomik performansın tek başına belirleyici olmadığı ve buna karşılık değişim
riskinin yüksek tutulmasının seçim sonuçları üzerinde dengeleyici bir etki
yaratabildiği anlaşılmaktadır. Muhalefet açısından ise ekonomik memnun olmama
duygusunun yarattığı üstünlüğün ancak değişimin güvenli olduğu yönünde güçlü
bir toplumsal algı oluşturulması durumunda siyasal sonuca dönüşebileceği ortaya
çıkmaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye’de
siyasal hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamakla
kalmayıp, aynı zamanda seçim sonuçlarını öngörmeye yönelik çözümleyici bir
çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeve, gelecekte yapılacak çalışmalar için hem
kuramsal hem de görgül bir zemin oluşturmakta ve özellikle daha kapsamlı veri
setleriyle sınanması durumunda siyasal çözümleme ve öngörü alanında önemli
katkılar sunma olanağı taşımaktadır.
Türkiye’de seçim sonuçları ekonomik
gerçeklik ile bu gerçekliğin seçmen zihninde yarattığı risk algısı arasındaki
gerilimde belirlenmektedir.
Kaynakça
Dahl, R. A. (1971). Polyarchy:
Participation and opposition. Yale University Press.
Dalton, R. J. (2004). Democratic
challenges, democratic choices: The erosion of political support in advanced
industrial democracies. Oxford University Press.
Downs, A. (1957). An economic theory
of democracy. Harper ve Row.
Foucault, M. (1977). Discipline and
punish: The birth of the prison. Pantheon Books.
Gramsci, A. (1971). Selections from
the prison notebooks. International Publishers.
Inglehart, R. (1997). Modernization
and postmodernization: Cultural, economic, and political change in 43
societies. Princeton University Press.
Kitschelt, H. (1994). The
transformation of European social democracy. Cambridge University Press.
Norris, P. (2011). Democratic deficit:
Critical citizens revisited. Cambridge University Press.
Olson, M. (1965). The logic of
collective action. Harvard University Press.
Skinner, B. F. (1953). Science and
human behavior. Macmillan.
Türkiye bağlamı
ve seçmen davranışı
Çarkoğlu, A., ve Kalaycıoğlu, E.
(2009). The rising tide of conservatism in Turkey. Palgrave Macmillan.
Keyman, E. F. (2010). Modernity,
democracy and civil society: Islam in Turkey. Routledge.
Özyürek, E. (2006). Nostalgia for the
modern: State secularism and everyday politics in Turkey. Duke University
Press.
Toprak, B. (2005). Islam and democracy
in Turkey. Turkish Studies, 6(2), 167–186.
Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A
modern history. I.B. Tauris.
Ekonomik oy verme
ve davranış yazını
Duch, R. M., ve Stevenson, R. T.
(2008). The economic vote: How political and economic institutions condition
election results. Cambridge University Press.
Lewis-Beck, M. S., ve Stegmaier, M.
(2007). Economic models of voting. Oxford Handbook of Political Behavior,
518–537.
Türkiye anket ve
veri kaynakları
KONDA Araştırma. (Çeşitli yıllar).
Toplumsal eğilimler araştırmaları. https://konda.com.tr
MetroPOLL Araştırma. (Çeşitli yıllar).
Türkiye’nin nabzı araştırmaları. https://www.metropoll.com.tr
Ipsos. (Çeşitli yıllar). Türkiye
kamuoyu araştırmaları. https://www.ipsos.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder