Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

27 Nisan 2026 Pazartesi

 

Türkiye’de Parçalı Siyasal Hegemonya ve Seçmen Davranışı: Bir Kestirim Modeli Denemesi

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

Öz

Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi çözümlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasaları siyaset bilimi kuramları çerçevesinde değerlendirilmekte ve bu girişimlerin toplumsal düzeyde neden bütünlüklü bir karşılık üretmekte zorlandığı tartışılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de siyasal alanın bütüncül bir hegemonya yapısından çok parçalı ve gerilimli bir hegemonya biçemi sergilediği ileri sürülmektedir. Çalışmanın ikinci boyutunda ise seçmen davranışını belirleyen temel değişkenler çözümlenmekte ve bu değişkenler ölçülebilir bir modele dönüştürülmektedir. Ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı olmak üzere dört temel değişken üzerinden geliştirilen model seçmen davranışının çok boyutlu yapısını açıklamayı amaçlamaktadır. Model, istatistiksel bir regresyon çözümlemesine dayanmamakta ve kuramsal ve gözlemsel bulgular temelinde oluşturulmuş ağırlıklı doğrusal bir kestirim çerçevesi sunmaktadır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de seçmen davranışının yalnızca ekonomik koşullarla açıklanamayacağını ve ekonomik memnun olmama duygusunun değişim isteğinin, değişimin riskli olup olmadığına ilişkin algı tarafından sınırlandırıldığını göstermektedir. Bu durum, seçim sonuçlarının ekonomik gerçeklik ile risk algısı arasındaki etkileşim üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler: Siyasal hegemonya, seçmen davranışı, ekonomik oy verme, kurumsal güven, risk algısı, kestirim modeli, Türkiye siyaseti

Abstract

This study aims to analyze the relationship between the attempts of political power to establish hegemony and voter behavior in Türkiye. Within this framework, policies aimed at constructing a “desirable citizen” are evaluated through the lens of political theory, and the reasons why these efforts fail to generate comprehensive social consent are discussed. It is argued that the political field in Türkiye reflects a fragmented and tension-driven form of hegemony rather than a coherent and consolidated one. In the second dimension of the study, the main determinants of voter behavior are examined and transformed into a measurable analytical model. The model is built upon four key variables: economic perception, institutional trust, future expectations, and perceived risk of political change. Rather than relying on a statistical regression analysis, the model represents a theoretically grounded weighted linear prediction framework based on conceptual and observational insights. The findings indicate that voter behavior in Türkiye cannot be explained solely by economic conditions. While economic dissatisfaction generates a demand for change, this demand is constrained by perceptions of risk associated with political change. Therefore, electoral outcomes are shaped by the interaction between economic realities and perceived risks of change.

Keywords: Political hegemony, voter behavior, economic voting, institutional trust, risk perception, prediction model, Turkish politics

GİRİŞ

Türkiye’de son yirmi yılı aşkın süredir siyasal alan yalnızca iktidar değişimi yarışması üzerinden değil, aynı zamanda toplumsal yapı ve değerler sisteminin yeniden biçimlendirilmesi üzerinden şekillenmektedir. Bu süreç, klasik anlamda bir siyasal savaşımdan öte, siyasal iktidarın toplumsal rıza üretme kapasitesi ve bu kapasitenin sınırları bağlamında ele alınmayı gerektirmektedir. Bu çerçevede, iktidarın “makbul yurttaş” yaratma yönündeki siyasalarının, yalnızca ideolojik bir yönelim değil, aynı zamanda bir hegemonya kurma girişimi olarak değerlendirilmesi olanaklıdır.

Ancak bu girişimin başarısı ya da başarısızlığı, yalnızca ideolojik söylem düzeyinde değil, toplumsal karşılık üretme kapasitesi üzerinden çözümlenmelidir. Son yıllarda gözlenen veriler, özellikle eğitim, değerler ve kurumsal güven alanlarında bu tür bir hegemonya projesinin sınırlı bir etki üretebildiğine işaret etmektedir. Bu durum, Türkiye’de siyasal iktidarın güçlü kurumsal araçlara sahip olmasına karşın toplumsal rıza üretiminde parçalı ve gerilimli bir yapı ile karşı karşıya olduğunu düşündürmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo bütünlüklü bir hegemonya tesisinden çok farklı toplumsal kesimlerde farklı düzeylerde karşılık bulan bir “parçalı hegemonya” yapısıdır.

Bu noktada temel sorun, söz konusu hegemonya arayışının siyasal sonuçlarının nasıl ortaya çıktığıdır. Başka bir ifadeyle, ideolojik düzeyde sınırlı kalan bu dönüşüm çabası, seçmen davranışına ne ölçüde yansımaktadır? Türkiye’de seçim sonuçları, yalnızca kimlik, ideoloji ya da değerler üzerinden mi şekillenmektedir yoksa ekonomik koşullar, kurumsal güven ve gelecek beklentileri gibi daha karmaşık değişkenlerin etkileşimi mi belirleyici olmaktadır?

Bu çalışma, söz konusu sorulara yanıt ararken iki temel amacı birleştirmektedir. İlk olarak, Türkiye’de siyasal iktidarın hegemonya kurma girişimi, siyaset bilimi kuramları çerçevesinde çözümlenmekte ve bu girişimin neden bütünlüklü bir toplumsal rıza üretmekte zorlandığı tartışılmaktadır. İkinci olarak ise, seçmen davranışını belirleyen temel değişkenler kuramsal yaklaşımlar ışığında yeniden ele alınmakta ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler ölçülebilir bir modele dönüştürülmektedir.

Bu doğrultuda çalışma, ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı olmak üzere dört temel değişken üzerinden bir siyasal kestirim modeli önermektedir. Bu model, seçim sonuçlarının yalnızca tekil etmenlerle değil, çok katmanlı ve etkileşimli bir yapı içinde şekillendiği varsayımına dayanmaktadır. Böylece çalışma, Türkiye’de siyasal yarışmanın doğasını açıklamakla kalmayıp, aynı zamanda seçim sonuçlarını öngörmeye yönelik çözümleyici bir çerçeve sunmayı hedeflemektedir.

Sonuç olarak, bu makale, Türkiye’de siyasal iktidar savaşımının ideolojik hegemonya arayışı ile seçmen davranışının çok boyutlu yapısı arasındaki gerilim üzerinden şekillendiğini ileri sürmekte ve bu gerilimin seçim sonuçlarını belirleyen temel devingenlerden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

Amaç ve Hedefler

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de siyasal iktidarın toplumsal düzeyi dönüştürmeye yönelik hegemonya kurma girişimlerini siyaset bilimi kuramları çerçevesinde çözümlemek ve bu girişimlerin seçmen davranışı üzerindeki etkilerini açıklamaktır. Bu bağlamda çalışma, ideolojik yönlendirme ile toplumsal rıza üretimi arasındaki ilişkiyi sorgulamakta ve bu ilişkinin seçim sonuçlarına nasıl yansıdığını ortaya koymayı hedeflemektedir.

Çalışmanın birinci hedefi, Türkiye’de siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasalarını, hegemonya kuramı bağlamında değerlendirmek ve bu sürecin neden bütünlüklü bir toplumsal rıza üretmekte zorlandığını açıklamaktır. Bu çerçevede, ideolojik araçlar, kurumsal mekanizmalar ve toplumsal karşılık arasındaki uyumsuzluklar çözümlenmekte ve ortaya çıkan yapının neden “parçalı hegemonya” olarak tanımlanabileceği gösterilmektedir.

İkinci hedef, seçmen davranışını belirleyen temel değişkenleri kuramsal yaklaşımlar ışığında yeniden ele almak ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri sistemli bir çerçeveye oturtmaktır. Bu doğrultuda ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı seçmen davranışının belirleyici unsurları olarak tanımlanmakta ve bu unsurların birbirleriyle etkileşim içinde nasıl çalıştığı çözümlenmektedir.

Üçüncü hedef ise, söz konusu değişkenleri ölçülebilir duruma getirerek çözümleyici bir kestirim modeli geliştirmektir. Bu model aracılığıyla, Türkiye’de seçim sonuçlarının hangi koşullar altında nasıl şekillendiği açıklanmakta ve farklı senaryolar altında olası siyasal sonuçlara ilişkin öngörüler üretilmektedir.

Son olarak çalışma, siyasal aktörler açısından stratejik bir katkı sunmayı da hedeflemektedir. Bu kapsamda, modelin ortaya koyduğu bulgular doğrultusunda, iktidar ve muhalefet için seçim sonuçlarını etkileyebilecek temel devingenler belirlenmekte ve siyasal yarışmanın hangi değişkenler üzerinden şekillendiği ortaya konulmaktadır.

Araştırma Soruları

Bu çalışma, Türkiye’de siyasal hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla aşağıdaki temel araştırma sorularına odaklanmaktadır:

Temel Araştırma Sorusu

Türkiye’de siyasal iktidarın hegemonya kurma girişimleri seçmen davranışını ne ölçüde ve hangi mekanizmalar üzerinden etkilemektedir?

Alt Araştırma Soruları

Türkiye’de siyasal iktidarın “makbul yurttaş” üretme yönündeki siyasaları toplumsal düzeyde ne ölçüde karşılık bulmaktadır?

Bu siyasalar, bütünlüklü bir hegemonya üretmekte mi yoksa parçalı ve sınırlı bir hegemonya yapısı mı ortaya çıkarmaktadır?

Seçmen davranışı Türkiye’de hangi temel değişkenler tarafından belirlenmektedir?

Ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı seçmen tercihlerini nasıl etkilemektedir?

Bu değişkenler arasında nasıl bir etkileşim bulunmaktadır ve hangisi daha belirleyici bir rol oynamaktadır?

Türkiye’de seçim sonuçları ideolojik bağlılıktan çok bu değişkenlerin bileşimiyle mi şekillenmektedir?

Geliştirilen çok değişkenli model seçim sonuçlarını öngörmede ne ölçüde açıklayıcıdır?

Farklı siyasal ve ekonomik senaryolar altında seçim sonuçları nasıl değişmektedir?

Seçim sonucunu belirleyen kritik seçmen kitlesi hangi özelliklere sahiptir ve hangi değişkenlere duyarlıdır?

Siyasal aktörler açısından seçim kazanma stratejileri hangi değişkenler üzerinden şekillenmektedir?

YÖNTEM

Bu çalışma, Türkiye’de siyasal hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamayı amaçlayan, kuramsal ve görgül unsurları birleştiren bir araştırma tasarımına dayanmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, nitel ve nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı bütünleşik bir yöntem benimsemektedir.

Çalışmanın ilk aşamasında, siyasal iktidarın toplumsal rıza üretme kapasitesi, hegemonya kuramı çerçevesinde kavramsal olarak çözümlenmiştir. Bu bağlamda hegemonya, yalnızca ideolojik bir üstünlük değil, aynı zamanda toplumsal onay ve rıza üretme süreci olarak ele alınmış ve bu sürecin kurumsal araçlar, ideolojik aygıtlar ve toplumsal karşılık düzeyi arasındaki ilişki üzerinden işlediği varsayılmıştır. Bu kuramsal çerçeve, Türkiye’de gözlenen siyasal uygulamaların yorumlanmasına temel oluşturmuştur.

Çalışmanın ikinci aşamasında ise seçmen davranışını açıklamaya yönelik çok değişkenli bir çözümleyici model geliştirilmiştir. Bu modelde seçmen tercihlerini belirleyen temel değişkenler ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı olarak tanımlanmıştır. Söz konusu değişkenler, yazında yer alan ekonomik oy verme, kurumsal güven ve değerler dönüşümü yaklaşımlarından hareketle belirlenmiş ve ölçülebilir göstergelere dönüştürülmüştür.

Bu doğrultuda her bir değişken, Likert tipi ölçekler aracılığıyla ölçülebilir duruma getirilmiş ve 0–100 aralığında ölçünleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri çözümlemek amacıyla doğrusal bir kestirim modeli oluşturulmuş ve model aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir:

S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R

Burada S, seçmen davranışının yönünü gösteren siyasal eğilim skorunu; E ekonomik algıyı; G kurumsal güveni; F gelecek beklentisini; R ise değişim riskine ilişkin algıyı ifade etmektedir.

Modelin işleyişini sınamak amacıyla iki aşamalı bir çözümleme süreci izlenmiştir. İlk aşamada, değişkenler arasında öngörülen ilişkilerin tutarlılığını değerlendirmek için kurgusal veri setleri oluşturulmuş ve bu veri setleri üzerinde ağırlıklı doğrusal bir kestirim çözümlemesi simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu çözümleme, modelde öngörülen değişken ağırlıklarının istatistiksel olarak tutarlı olup olmadığını sınamaya yöneliktir.

İkinci aşamada ise Türkiye’de çalışmakta olan kamuoyu araştırma şirketlerinin (örneğin KONDA Research, MetroPOLL ve Ipsos) yayımladığı verilerden türetilen göstergeler kullanılarak model gerçekçi parametrelerle çalıştırılmıştır. Bu kapsamda farklı veri kaynaklarından elde edilen bulgular, modelde tanımlanan değişkenlere karşılık gelecek şekilde normalleştirilerek edilerek çözümleme içine alınmıştır.

Son aşamada, geliştirilen model kullanılarak senaryo çözümlemeleri gerçekleştirilmiştir. Bu çözümlemeler aracılığıyla, farklı ekonomik ve siyasal koşullar altında seçim sonuçlarının nasıl değişebileceği değerlendirilmiş ve modelin kestirim kapasitesi sınanmıştır.

Bu yöntemsel yaklaşım, çalışmanın yalnızca açıklayıcı değil, aynı zamanda öngörü üretme kapasitesine sahip bir çözümleyici çerçeve sunmasını olanaklı kılmaktadır. Bununla birlikte, veri kaynaklarının parçalı yapısı ve doğrudan ölçüm eksikliği, çalışmanın temel sınırlılıkları arasında yer almakta ve bu durum modelin daha kapsamlı veri setleriyle sınanması gerekliliğine işaret etmektedir.

Bu çalışmada kullanılan model, klasik anlamda istatistiksel regresyon çözümlemesine dayanmamaktadır. Modelde yer alan değişken ağırlıkları, görgül veri çözümlemesinden türetilmek yerine, yazındaki kuramsal yaklaşımlar ve gözlemsel bulgular temelinde belirlenmiştir. Bu nedenle model, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri istatistiksel olarak sınayan bir regresyon modeli değil, seçmen davranışını açıklamaya ve öngörmeye yönelik ağırlıklı doğrusal bir kestirim çerçevesi olarak değerlendirilmelidir.

MODEL VE DEĞİŞKENLER

Bu çalışmada, Türkiye’de seçmen davranışını açıklamak ve seçim sonuçlarını öngörmek amacıyla çok değişkenli bir çözümleyici model geliştirilmiştir. Model, seçmen tercihlerini belirleyen etmenlerin tek boyutlu değil, birbiriyle etkileşim içinde çalışan çok katmanlı bir yapı oluşturduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çerçevede model, dört temel değişken üzerine kurulmuştur: ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algı. Modelin temel amacı, bu değişkenlerin seçmen davranışı üzerindeki göreli etkilerini ölçmek ve farklı koşullar altında siyasal eğilimin nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda geliştirilen model aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R. Burada S, seçmen davranışının yönünü gösteren toplam siyasal eğilim skorunu ifade etmektedir. Modelde yer alan değişkenler ve özellikleri aşağıda ayrıntılı olarak tanımlanmaktadır.

Ekonomik Algı (E)

Ekonomik algı, bireylerin mevcut ekonomik koşullara ve kişisel ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmelerini ifade etmektedir. Bu değişken, seçmen davranışı yazınında merkezi bir yere sahip olan “ekonomik oy verme” yaklaşımına dayanmaktadır. Çalışmada ekonomik algı gelir yeterliliği, yaşam maliyetleri, enflasyon etkisi ve ekonomik beklentiler gibi göstergeler üzerinden ölçülmektedir. Ekonomik algı değişkeni 0–100 aralığında bir endeks olarak tanımlanmış olup, yüksek değerler ekonomik memnunluğun arttığını, düşük değerler ise ekonomiden memnun olmama eğiliminin yükseldiğini göstermektedir. Modelde ekonomik algı %40 ağırlık ile en belirleyici değişken olarak konumlandırılmıştır.

Kurumsal Güven (G)

Kurumsal güven, bireylerin devlet kurumlarına, özellikle yargı, kamu yönetimi ve seçim sistemine duydukları güven düzeyini ifade etmektedir. Bu değişken, siyasal sistemin meşruluğu ile doğrudan ilişkilidir ve seçmenlerin mevcut iktidarı sürdürme ya da değiştirme yönündeki eğilimlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Kurumsal güven de 0–100 aralığında ölçülmekte olup, yüksek değerler sistemin meşru ve güvenilir algılandığını, düşük değerler ise kurumsal meşruluğun zayıfladığını göstermektedir. Modelde bu değişkenin ağırlığı %25 olarak belirlenmiştir.

Gelecek Beklentisi (F)

Gelecek beklentisi, bireylerin hem kişisel hem de toplumsal geleceğe ilişkin umut ve öngörülerini kapsamaktadır. Bu değişken, özellikle genç seçmenler açısından belirleyici bir rol oynamakta ve mevcut siyasal tercihlerin sürekliliği ya da değişimi üzerinde etkili olmaktadır. Gelecek beklentisi değişkeni bireysel gelecek algısı, ülkenin geleceğine ilişkin değerlendirme ve göç eğilimleri gibi göstergeler üzerinden ölçülmekte ve 0–100 aralığında bir endeks olarak tanımlanmaktadır. Modelde bu değişken %20 ağırlığa sahiptir.

Risk / Değişim Algısı (R)

Risk algısı, mevcut siyasal düzenin değişmesine yönelik algılanan belirsizlik ve tehdit düzeyini ifade etmektedir. Bu değişken, seçmen davranışında önemli bir rol oynamakta ve özellikle kararsız seçmenlerin tercihlerini belirlemede belirleyici olmaktadır. Risk algısı, diğer değişkenlerden farklı olarak, değişimin “riskli” ya da “gerekli” olarak algılanmasına bağlı olarak çift yönlü bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle ölçüm sürecinde bu değişkenin uygun biçimde ölçeklendirilmesi ve normalleştirilmesi gerekmektedir. Çalışmada risk algısı 0–100 aralığında tanımlanmış olup, yüksek değerler değişimin riskli algılandığını, düşük değerler ise değişime açıklığın arttığını göstermektedir. Modelde bu değişken %15 ağırlığa sahiptir.

Değişkenler Arası İlişki ve Modelin Mantığı

Model, söz konusu değişkenlerin birbirinden bağımsız olmadığını aksine etkileşim içinde çalıştığını varsaymaktadır. Özellikle ekonomik algının kötüleşmesi, kurumsal güveni ve gelecek beklentisini dolaylı olarak etkileyebilmekte ve buna karşılık risk algısı bu etkilerin seçmen davranışına yansıyıp yansımayacağını belirleyen önemli bir filtre işlevi görmektedir. Bu bağlamda modelin temel varsayımı şu şekilde özetlenebilir: Ekonomik ve kurumsal memnun olmama etmeni değişim talebini artırırken risk algısı bu talebin sandığa yansımasını belirlemektedir.

Modelin Sınırlılıkları

Model, seçmen davranışını açıklamada güçlü bir çözümleyici çerçeve sunmakla birlikte, bazı sınırlılıklara sahiptir. Öncelikle, değişkenlerin ölçümünde kullanılan verilerin farklı kaynaklardan türetilmesi tam bir veri bütünlüğü sağlamayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca model, kimlik, ideoloji ve lider etkisi gibi bazı etmenleri doğrudan içermemekte ve bu unsurların dolaylı olarak değişkenler aracılığıyla yansıdığı varsayılmaktadır.

Sonuç itibarıyla, bu model, Türkiye’de seçmen davranışını dört temel değişken üzerinden açıklayan, ölçülebilir ve senaryo üretmeye elverişli bir çözümleyici çerçeve sunmaktadır.

ARAÇSALLAŞTIRMA VE UYGULAMA ÇERÇEVESİ

Bu çalışmada geliştirilen çok değişkenli model, yalnızca kuramsal bir çerçeve sunmakla sınırlı kalmamakta aynı zamanda ölçülebilir ve uygulanabilir bir çözümleme aracına dönüştürülmektedir. Bu doğrultuda modelin araçsallaştırılması değişkenlerin somut göstergeler aracılığıyla ölçülmesi, ölçünleştirilmesi ve çözümleyici bir hesaplama süreci içine alınması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araçsallaştırma sürecinin ilk aşamasında, modelde yer alan dört temel değişken (ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve risk/değişim algısı) ölçülebilir alt göstergelere ayrılmıştır. Her bir değişken, bireylerin algı ve değerlendirmelerini yansıtan Likert tipi sorular aracılığıyla ölçülmüş ve elde edilen veriler 0–100 aralığında standartlaştırılmıştır. Bu dönüşüm, farklı değişkenlerin karşılaştırılabilir hale getirilmesini sağlamaktadır.

İkinci aşamada, elde edilen değişken skorları modelde tanımlanan ağırlıklarla çarpılarak toplam siyasal eğilim skoru (S) hesaplanmaktadır. Bu işlem, aşağıdaki formül aracılığıyla gerçekleştirilmektedir: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R

Bu hesaplama sonucunda elde edilen S skoru, seçmen davranışının yönünü ve seçim sonucuna ilişkin genel eğilimi göstermektedir. Skorun belirli eşik değerler etrafında yorumlanması, modelin öngörü üretme kapasitesini artırmaktadır. Bu bağlamda düşük skorlar muhalefet lehine, yüksek skorlar ise iktidar lehine bir siyasal eğilime işaret etmektedir.

Araçsallaştırmanın üçüncü aşamasında, modelin geçerliliğini sınamak amacıyla simülasyon ve senaryo çözümlemeleri gerçekleştirilmiştir. Kurgusal veri setleri üzerinden yapılan ağırlıklı doğrusal bir kestirim çözümlemeleri, modelde öngörülen değişken ağırlıklarının istatistiksel olarak tutarlı olduğunu göstermiştir. Bu aşama, modelin içsel tutarlılığını doğrulamaktadır.

Dördüncü aşamada ise model, gerçek dünyaya uygulanabilir duruma getirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’de çalışan kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayımladığı veriler modelde tanımlanan değişkenlere karşılık gelecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır. Farklı veri kaynaklarından elde edilen bulgular, ortak bir ölçekte normalleştirilerek modelle bütünleştirilmiş ve bu sayede güncel siyasal eğilimler hesaplanmıştır.

Son olarak model, farklı siyasal ve ekonomik koşulları temsil eden senaryolar altında çalıştırılmıştır. Bu senaryolar, değişkenlerin tekil ve birleşik etkilerini çözümlemeyi olanaklı kılmakta ve seçim sonuçlarının hangi koşullar altında nasıl değişebileceğini ortaya koymaktadır. Böylece model, yalnızca mevcut durumu açıklayan değil, aynı zamanda olası gelecek durumları öngören bir çözümleyici araç işlevi görmektedir.

Bu araçsallaştırma süreci sonucunda geliştirilen model, üç temel işlev kazanmaktadır: (i) seçmen davranışını açıklama, (ii) seçim sonuçlarını öngörme ve (iii) siyasal aktörler açısından stratejik çözümleme üretme. Bununla birlikte, veri kaynaklarının parçalı yapısı ve bazı değişkenlerin dolaylı ölçülmesi modelin doğruluğunu etkileyebilecek sınırlılıklar olarak değerlendirilmektedir.

Çizelge 1:

 

 Model Değişkenlerinin Tanımı, Ölçüm Birimleri ve Ağırlıkları

Değişken

Tanım

Alt Göstergeler

Ölçüm Birimi

Ölçek

Ağırlık

E (Ekonomik Algı)

Bireylerin mevcut ekonomik koşullara ve kişisel refah düzeyine ilişkin değerlendirmesi

Gelir yeterliliği, enflasyon algısı, geçim zorluğu, ekonomik beklenti

Endeks skoru

0–100

0.40

G (Kurumsal Güven)

Devlet kurumlarına ve sistemin işleyişine duyulan güven düzeyi

Yargıya güven, devlet tarafsızlığı, seçim güvenliği, kamu yönetimi

Endeks skoru

0–100

0.25

F (Gelecek Beklentisi)

Bireylerin kişisel ve toplumsal geleceğe ilişkin umut ve öngörüleri

Kişisel gelecek algısı, ülke geleceği, gençler için fırsatlar, göç eğilimi

Endeks skoru

0–100

0.20

R (Risk / Değişim Algısı)

Siyasal değişimin riskli ya da gerekli olduğuna ilişkin algı düzeyi

Değişim korkusu, istikrar tercihi, alternatif yönetim güveni

Endeks skoru (normalleşmiş)

0–100

0.15

S (Siyasal Eğilim Skoru)

Seçmen davranışının yönünü ve seçim sonucuna ilişkin genel eğilimi gösteren bileşik skor

E, G, F, R bileşimi

Bileşik endeks

0–100

 

Tüm değişkenler Likert (1–5) ölçekten türetilerek 0–100 aralığına normalleştirilir. R değişkeni başlangıçta çift yönlü (-100 / +100) tanımlanabilir, ancak modelde 0–100’e dönüştürülür. S skoru ağırlıklı ortalama ile hesaplanır: S=0.40E+0.25G+0.20F+0.15R

Çizelge 2:

 

Yorumlama Aralıkları

S Skoru

Yorum

70+

Güçlü iktidar üstünlüğü

55–70

İktidar üstün

45–55

Önemli eşik (kararsız seçmen belirleyici)

30–45

Muhalefet üstünlüğü

<30

Güçlü muhalefet dalgası

 

MODELİN DEĞİŞKENLERİ VE ALT DEĞİŞKENLERİ

E – Ekonomik Algı

Mevcut gelirimin gereksinimlerimi karşılamaya yeterli olduğunu düşünüyorum.

Son bir yıl içinde geçim koşullarım zorlaştı. (ters)

Fiyat artışları yaşamımı ciddi biçimde etkiliyor. (ters)

Önümüzdeki bir yıl içinde ekonomik durumumun iyileşeceğini düşünüyorum.

İşimi/gelirimi kaybetme riski görmüyorum.

G – Kurumsal Güven

Yargı sisteminin adil ve tarafsız çalıştığına inanıyorum.

Devlet kurumları tüm vatandaşlara eşit davranır.

Seçimlerin adil ve güvenilir şekilde yapıldığına inanıyorum.

Kamu kurumları etkin ve liyakate dayalı çalışmaktadır.

Kamu yönetiminde yolsuzluk yaygındır. (ters)

F – Gelecek Beklentisi

Kendi geleceğim konusunda umutluyum.

Türkiye’nin geleceği hakkında iyimserim.

Gençler için Türkiye’de iyi fırsatlar vardır.

Çalışan biri Türkiye’de yükselebilir.

Fırsatım olsa yurt dışında yaşamak isterim. (ters)

R – Risk / Değişim Algısı

Mevcut yönetimin değişmesi belirsizlik yaratır.

Kararlılık, değişimden daha önemlidir.

Farklı bir yönetimin ülkeyi daha iyi yöneteceğine inanıyorum. (ters)

Siyasal değişim ekonomik ve toplumsal riskler doğurur.

Ülkenin ilerlemesi için yönetim değişmelidir. (ters)

BULGULAR VE TARTIŞMA

Bu çalışmada geliştirilen çok değişkenli modelin farklı veri setleri ve senaryo çözümlemeleri altında uygulanması, Türkiye’de seçmen davranışının belirleyicilerine ilişkin önemli bulgular ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar seçmen tercihlerini açıklamada tekil etmenlerin yetersiz kaldığını ve ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algının birlikte ve etkileşim içinde çalıştığını göstermektedir.

Ekonomik Algının Belirleyici Rolü

Model sonuçları, ekonomik algının seçmen davranışı üzerindeki en güçlü değişken olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Ekonomik memnun olmama duygusunun arttığı senaryolarda toplam siyasal eğilim skorunun hızla düştüğü ve muhalefet lehine bir zemin oluştuğu gözlenmiştir. Buna karşılık ekonomik göstergelerde sınırlı bir iyileşme dahi seçim yarışmasını yeniden önemli eşiklere taşıyabilmektedir. Bu bulgu, ekonomik oy verme yaklaşımının Türkiye bağlamında geçerliliğini koruduğunu göstermektedir.

Kurumsal Güven ve Meşruluk Sorunu

Kurumsal güven değişkeni, ekonomik etmenlere oranla daha düşük bir ağırlığa sahip olmakla birlikte, sistemin meşruluğu açısından önemli bir rol oynamaktadır. Model, kurumsal güvenin düşmesi durumunda seçmenlerin mevcut siyasal düzeni sürdürme eğilimlerinin zayıfladığını göstermektedir. Ancak bu etkinin doğrudan ve ani bir kırılma yaratmaktan çok diğer değişkenlerle birlikte yığınsal bir etki oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Gelecek Beklentisinin Tamamlayıcı Etkisi

Gelecek beklentisi değişkeni, seçmen davranışını tek başına belirleyen bir etmen olmamakla birlikte, özellikle ekonomik algı ile birlikte değerlendirildiğinde önemli bir tamamlayıcı rol oynamaktadır. Geleceğe yönelik umut düzeyinin düşmesi, ekonomik memnun olmama duygusu ile birleştiğinde siyasal değişim isteğini güçlendirmektedir. Buna karşılık sınırlı bir iyimserlik artışı, seçim sonuçlarını doğrudan değiştirmese de mevcut eğilimleri dengeleyebilmektedir.

Risk Algısı: Önemli Eşik Değişkeni

Modelin en dikkat çekici bulgusu, risk/değişim algısının oynadığı önemli roldür. Çözümlemeler, ekonomik ve kurumsal memnun olmama duygusunun seçmenlerde değişim isteği yarattığını ancak bu isteğin sandığa yansıyıp yansımayacağının risk algısı tarafından belirlendiğini ortaya koymaktadır. Değişimin riskli olarak algılandığı durumlarda seçmenlerin mevcut durumu sürdürme eğilimi güçlenmekte ve bu durum iktidar lehine bir denge unsuru oluşturmaktadır. Buna karşılık değişimin güvenli ve olanaklı olarak algılandığı senaryolarda muhalefet lehine güçlü bir yönelim ortaya çıkmaktadır.

Parçalı Hegemonya ve Siyasal Davranış

Elde edilen bulgular Türkiye’de siyasal iktidarın toplumsal düzeyde bütünlüklü bir hegemonya kurmakta zorlandığını ve bunun yerine parçalı ve gerilimli bir hegemonya yapısının ortaya çıktığını göstermektedir. İdeolojik ve kurumsal araçlara karşın toplumsal rıza üretiminin sınırlı kalması seçmen davranışının daha çok maddi koşullar ve algısal etmenler üzerinden şekillenmesine yol açmaktadır. Bu durum, hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışının gerçek devingenleri arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğunu ortaya koymaktadır.

Senaryo Çözümlemeleri ve Seçim Devingenleri

Farklı senaryolar altında gerçekleştirilen model uygulamaları Türkiye’de seçim sonuçlarının büyük ölçüde önemli bir eşik etrafında şekillendiğini göstermektedir. Mevcut veriler altında muhalefet lehine bir yapısal üstünlük gözlenmekle birlikte, bu üstünlüğün seçim sonucuna dönüşmesi kesin değildir. Özellikle risk algısının yükseldiği durumlarda, seçimlerin yeniden başa baş bir yarışmaya dönüştüğü ve küçük seçmen kaymalarının belirleyici duruma geldiği görülmektedir.

Bu bulgular, Türkiye’de seçimlerin yalnızca ekonomik başarıma bağlı olarak değil, aynı zamanda seçmenlerin değişime ilişkin algıları üzerinden şekillendiğini göstermektedir. Dolayısıyla siyasal yarışma, bir yandan ekonomik koşulların yarattığı memnun olmama duygusu ve diğer yandan bu memnun olmama duygusunun siyasal tercihe dönüşmesini sağlayan ya da engelleyen algısal mekanizmalar üzerinden yürümektedir. Türkiye’de seçim sonuçları, ekonomik ve kurumsal memnun olmama duygusunun yarattığı değişim isteği ile bu isteğin risk algısı tarafından sınırlandırılması arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın hegemonya kurma girişimleri ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi çok boyutlu bir çerçevede çözümlemiş ve bu ilişkiyi ölçülebilir bir modele dönüştürmeyi amaçlamıştır. Elde edilen bulgular, siyasal iktidarın ideolojik ve kurumsal araçlar yoluyla toplumsal rıza üretme kapasitesinin sınırlı kaldığını ve bu nedenle bütünlüklü bir hegemonya kurulamadığını göstermektedir. Bu durum, Türkiye’de siyasal alanın parçalı ve gerilimli bir hegemonya yapısı içinde işlediğine işaret etmektedir.

Çalışmanın en önemli katkılarından biri, seçmen davranışının tek boyutlu açıklamalarla kavranamayacağını ortaya koymasıdır. Geliştirilen model, ekonomik algı, kurumsal güven, gelecek beklentisi ve değişim riskine ilişkin algının birlikte ve etkileşim içinde çalıştığını göstermektedir. Bu çerçevede, ekonomik koşulların seçmen davranışı üzerindeki belirleyici rolü doğrulanmakla birlikte, bu etkinin doğrudan ve otomatik bir siyasal sonuca dönüşmediği anlaşılmaktadır.

Modelin ortaya koyduğu en önemli bulgu değişim riskine ilişkin algının oynadığı belirleyici roldür. Ekonomik ve kurumsal memnun olmama duyguları seçmenlerde güçlü bir değişim isteği yaratabilmekte ancak bu isteğin sandığa yansıması değişimin güvenli ve olanaklı olarak algılanmasına bağlı olmaktadır. Bu durum, Türkiye’de seçim sonuçlarının yalnızca maddi koşullar tarafından değil, aynı zamanda algısal ve psikolojik etmenler tarafından da şekillendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda çalışma, Türkiye’de siyasal yarışmanın iki temel eksen üzerinde ilerlediğini ileri sürmektedir: bir yanda ekonomik ve kurumsal performansın yarattığı memnunluk ya da memnun olmama duygusu ve diğer yanda ise bu durumun siyasal tercihe dönüşmesini belirleyen risk algısı. Bu iki eksen arasındaki etkileşim seçim sonuçlarının neden çoğu zaman dar farklarla belirlendiğini ve neden küçük seçmen kaymalarının öneli duruma geldiğini açıklamaktadır.

Geliştirilen modelin senaryo çözümlemeleri, mevcut koşullar altında muhalefet lehine bir yapısal üstünlüğün oluştuğunu, ancak bu üstünlüğün seçim sonucuna dönüşmesinin kesin olmadığını göstermektedir. Özellikle değişim riskinin yüksek algılandığı durumlarda, seçmen davranışının mevcut durumu koruma yönünde şekillenebildiği görülmektedir. Bu bulgu, siyasal aktörler açısından önemli stratejik sonuçlar doğurmaktadır.

İktidar açısından bakıldığında, ekonomik performansın tek başına belirleyici olmadığı ve buna karşılık değişim riskinin yüksek tutulmasının seçim sonuçları üzerinde dengeleyici bir etki yaratabildiği anlaşılmaktadır. Muhalefet açısından ise ekonomik memnun olmama duygusunun yarattığı üstünlüğün ancak değişimin güvenli olduğu yönünde güçlü bir toplumsal algı oluşturulması durumunda siyasal sonuca dönüşebileceği ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye’de siyasal hegemonya arayışı ile seçmen davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamakla kalmayıp, aynı zamanda seçim sonuçlarını öngörmeye yönelik çözümleyici bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeve, gelecekte yapılacak çalışmalar için hem kuramsal hem de görgül bir zemin oluşturmakta ve özellikle daha kapsamlı veri setleriyle sınanması durumunda siyasal çözümleme ve öngörü alanında önemli katkılar sunma olanağı taşımaktadır.

Türkiye’de seçim sonuçları ekonomik gerçeklik ile bu gerçekliğin seçmen zihninde yarattığı risk algısı arasındaki gerilimde belirlenmektedir.


 

Kaynakça

 

Dahl, R. A. (1971). Polyarchy: Participation and opposition. Yale University Press.

Dalton, R. J. (2004). Democratic challenges, democratic choices: The erosion of political support in advanced industrial democracies. Oxford University Press.

Downs, A. (1957). An economic theory of democracy. Harper ve Row.

Foucault, M. (1977). Discipline and punish: The birth of the prison. Pantheon Books.

Gramsci, A. (1971). Selections from the prison notebooks. International Publishers.

Inglehart, R. (1997). Modernization and postmodernization: Cultural, economic, and political change in 43 societies. Princeton University Press.

Kitschelt, H. (1994). The transformation of European social democracy. Cambridge University Press.

Norris, P. (2011). Democratic deficit: Critical citizens revisited. Cambridge University Press.

Olson, M. (1965). The logic of collective action. Harvard University Press.

Skinner, B. F. (1953). Science and human behavior. Macmillan.

Türkiye bağlamı ve seçmen davranışı

Çarkoğlu, A., ve Kalaycıoğlu, E. (2009). The rising tide of conservatism in Turkey. Palgrave Macmillan.

Keyman, E. F. (2010). Modernity, democracy and civil society: Islam in Turkey. Routledge.

Özyürek, E. (2006). Nostalgia for the modern: State secularism and everyday politics in Turkey. Duke University Press.

Toprak, B. (2005). Islam and democracy in Turkey. Turkish Studies, 6(2), 167–186.

Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A modern history. I.B. Tauris.

Ekonomik oy verme ve davranış yazını

Duch, R. M., ve Stevenson, R. T. (2008). The economic vote: How political and economic institutions condition election results. Cambridge University Press.

Lewis-Beck, M. S., ve Stegmaier, M. (2007). Economic models of voting. Oxford Handbook of Political Behavior, 518–537.

Türkiye anket ve veri kaynakları

KONDA Araştırma. (Çeşitli yıllar). Toplumsal eğilimler araştırmaları. https://konda.com.tr

MetroPOLL Araştırma. (Çeşitli yıllar). Türkiye’nin nabzı araştırmaları. https://www.metropoll.com.tr

Ipsos. (Çeşitli yıllar). Türkiye kamuoyu araştırmaları. https://www.ipsos.com

Hiç yorum yok: