Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

23 Mart 2026 Pazartesi

 

Yapay Zeka ve Demokratik Gerileme: Türkiye Örneğinde Algoritmik Hegemonya

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

 

Öz

Bu çalışma, yapay zeka temelli sistemlerin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçleri üzerindeki etkilerini Türkiye örneği üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, kuramsal çözümleme ve güncel yazının değerlendirilmesine dayanan nitel bir araştırma tasarımına sahiptir. Bu çerçevede, hegemonya ve iktidar–bilgi ilişkisi yaklaşımları yapay zeka bağlamında yeniden ele alınmakta ve siyasal iletişim, kamuoyu oluşumu ve seçmen davranışları üzerindeki algoritmik etkiler çözümlenmektedir. Çalışmanın temel katkısı, yapay zekayı yalnızca teknik bir araç olarak değil, toplumsal rıza üretimini dönüştüren yapısal bir mekanizma olarak ele alarak “algoritmik hegemonya” kavramını geliştirmesidir. Sonuç olarak, yapay zeka teknolojilerinin demokratik süreçler üzerinde derinleştirici ve hızlandırıcı etkiler yaratabileceği ve bu süreçlerin artık veri ve algoritma temelli bir boyut kazandığı ileri sürülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Yapay zeka, demokratik gerileme, otokratikleşme, algoritmik hegemonya, siyasal iletişim, kamuoyu oluşumu, veri temelli siyaset

 

 

Abstract

This study examines the impact of artificial intelligence-based systems on democratic backsliding and autocratization processes, with a particular focus on the case of Turkey. The research adopts a qualitative design based on theoretical analysis and a review of the existing literature. Within this framework, the concepts of hegemony and the power–knowledge relationship are reconsidered in the context of artificial intelligence, and the algorithmic influence on political communication, public opinion formation, and voter behavior is analyzed. The main contribution of the study is the development of the concept of “algorithmic hegemony,” which conceptualizes artificial intelligence not merely as a technical tool but as a structural mechanism that transforms the production of social consent. The study argues that AI technologies can deepen and accelerate democratic backsliding by reshaping the informational and communicative foundations of political processes.

Keywords: Artificial intelligence, democratic backsliding, autocratization, algorithmic hegemony, political communication, public opinion formation, data-driven politics

GİRİŞ

Son yıllarda dünya genelinde gözlemlenen demokratik gerileme eğilimleri siyasal sistemlerin yalnızca kurumsal ve hukuksal düzeyde değil, aynı zamanda teknolojik dönüşümler bağlamında da yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Yazında “demokratik gerileme” veya “otokratikleşme” olarak tanımlanan bu süreçler genellikle seçimlerin yönlendirilmesi, yargının araçsallaştırılması, medya denetimi ve sivil toplumun zayıflatılması üzerinden incelenmiştir. Ancak sayısallaşma ve yapay zekanın hızlı yükselişi bu süreçlerin doğasında niteliksel bir dönüşümü işaret etmektedir.

Yapay zeka yalnızca ekonomik ve teknik bir yenilik değil, siyasal iktidarın işleyiş biçimlerini dönüştüren stratejik bir güç unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Büyük dil modelleri (örneğin Claude) metin üretimi, veri çözümlemesi ve içerik optimumlaştırması sayesinde siyasal iletişim ve kamuoyu oluşturma süreçlerinde yeni olanaklar sunmaktadır. Bu durum, siyasal iktidarın zor ve baskı araçlarının ötesinde bilgi üretimi ve dolaşımı üzerindeki denetimle işlediğini vurgulayan kuramsal yaklaşımları yeniden gündeme taşımaktadır.

Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramı ve Michel Foucault’nun iktidar–bilgi ilişkisine ilişkin çözümlemeleri, yapay zeka çağında siyasal iktidarın doğasını anlamak için önemli bir kuramsal zemin sunmaktadır. Gramsci’ye göre hegemonya egemen sınıfın dünya görüşünü toplum geneline kabul ettirme sürecidir. Foucault’ya göre iktidar ise bilgi üretimi ve dolaşımı aracılığıyla işler. Yapay zeka bu yaklaşımları kesiştiren yeni bir düzlem oluşturarak rıza üretimi ve bilgi denetimini algoritmik süreçlerle yeniden yapılandırmaktadır.

Bu çalışma söz konusu dönüşümü açıklamak amacıyla “algoritmik hegemonya” kavramını önermektedir. Algoritmik hegemonya, siyasal iktidarın yapay zeka ve veri çözümlemesi yoluyla toplumsal rızayı mikro düzeyde üretmesi ve yönetmesi sürecini ifade etmektedir. Klasik hegemonya anlayışından farklı olarak, süreç kitlesel ve tek yönlü değil, bireyselleştirilmiş ve sürekli güncellenen mesajlara dayanmaktadır. Bu yönüyle algoritmik hegemonya, görünmezliği ve ölçeklenebilirliği nedeniyle demokratik süreçler üzerinde derin ve kalıcı etkiler yaratma gizil gücüne sahiptir.

Türkiye, siyasal kutuplaşma, medya sahipliğinde yoğunlaşma ve sosyal medya kullanımının yaygınlığı ile bu dönüşümün incelenmesi için uygun bir örnek sunmaktadır. Bu çalışma, yapay zeka teknolojilerinin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçlerine nasıl eklemlendiğini çözümlemeyi amaçlamakta ve algoritmik hegemonya kavramını çağdaş siyasal dönüşümleri anlamak için yeni bir çözümleyici araç olarak sunmaktadır.

Amaç ve Hedefler

Bu çalışmanın temel amacı, yapay zeka teknolojilerinin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçleri üzerindeki etkilerini Türkiye örneği üzerinden incelemektir. Özellikle büyük dil modelleri ve veri çözümlemesine dayalı sistemlerin siyasal iletişim, kamuoyu oluşumu ve seçmen davranışı üzerindeki rolü çözümlenerek bu teknolojilerin siyasal iktidar ilişkilerini nasıl dönüştürdüğü ortaya konmaktadır.

Çalışma klasik otokratikleşme yazınının ötesine geçerek, sayısallaşma ve algoritmik sistemlerin siyasal süreçlere eklemlenmesini kavramsal bir çerçevede değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, Gramsci’nin hegemonya yaklaşımı ile Foucault’nun iktidar–bilgi ilişkisi yapay zeka bağlamında yeniden yorumlanmakta ve “algoritmik hegemonya” kavramı geliştirilmektedir.

Çalışmanın özgün katkısı, yapay zekayı yalnızca teknik bir araç olarak değil, toplumsal rıza üretimini ve siyasal iktidarın yeniden üretimini dönüştüren bir mekanizma olarak ele almasıdır. Bu doğrultuda belirlenen hedefler şunlardır:

Yapay zeka temelli sistemlerin siyasal iletişim ve kamuoyu oluşumu üzerindeki etkilerini çözümlemek.

Demokratik gerileme süreçlerinde yapay zekanın rolünü ortaya koymak.

Seçmen davranışının veri çözümlemesi ve algoritmik araçlar aracılığıyla nasıl yönlendirilebildiğini incelemek.

Türkiye bağlamında yapay zeka kullanımının siyasal kutuplaşma ve medya yapıları ile etkileşimini değerlendirmek.

“Algoritmik hegemonya” kavramını geliştirerek çağdaş otokratikleşme süreçlerine yönelik yeni bir çözümleyici çerçeve sunmak.

Sonuç olarak, çalışma yapay zekanın demokratik sistemler üzerindeki etkilerini betimlemenin ötesine geçerek bu etkileri açıklayan kavramsal bir model geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Araştırma Soruları

Bu çalışma, Türkiye örneği üzerinden yapay zeka temelli sistemlerin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçlerine etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda temel araştırma sorusu şu şekilde belirlenmiştir:

Temel Araştırma Sorusu:

Türkiye’de yapay zeka temelli sistemler özellikle büyük dil modelleri ve veri çözümlemesine dayalı araçlar demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçlerini nasıl etkilemektedir?

Alt Sorular:

Yapay zeka temelli sistemler siyasal iletişim ve kamuoyu oluşumunu bireysel ve kitlesel düzeyde nasıl dönüştürmektedir?

Seçmen davranışı veri çözümlemesi ve algoritmik araçlar aracılığıyla ne ölçüde yönlendirilebilmekte ve bu yönlendirme demokratik süreçleri nasıl etkilemektedir?

Türkiye’de sosyal medya yoğunluğu, siyasal kutuplaşma ve medya sahipliği yapıları, yapay zeka temelli otokratikleşme mekanizmalarını nasıl güçlendirmektedir?

Algoritmik hegemonya kavramı klasik hegemonya ve ‘iktidar–bilgi’ kuramlarını genişleterek demokratik gerileme süreçlerini açıklamada ne kadar işlevsel bir araç sunmaktadır?

Yapay zekanın demokratik süreçler üzerindeki etkileri yalnızca teknik bir araçtan mı kaynaklanmakta, yoksa siyasal iktidarın rıza üretim kapasitesini yeniden şekillendiren yapısal bir etmen olarak mı işlemektedir?

YÖNTEM

Araştırma Tasarımı

Bu çalışma, yapay zeka temelli sistemlerin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçlerine etkilerini incelemek amacıyla nitel içerik çözümlemesi yaklaşımını benimsemektedir. Araştırma, kuramsal çerçeve ile mevcut yazın ve görgül bulgular arasında bağlantı kurmayı hedeflemekte ve “algoritmik hegemonya” kavramını Türkiye bağlamında açıklayıcı bir bakış açısıyla değerlendirmektedir. Çalışma, keşfedici (exploratory) ve açıklayıcı (explanatory) nitelik taşımaktadır.

Veri Kaynakları

Araştırmada veri kaynakları akademik çalışmalar, uluslararası raporlar, siyasal belgeler, siyasa ve medya çözümlemeleri ile sınırlıdır. Bu kaynaklar yapay zekanın siyasal süreçler üzerindeki etkilerini kuramsal ve gözlemsel düzlemde değerlendirmek için kullanılmıştır.

Veri Toplama ve Çözümleme Yöntemi

Çalışma, nitel içerik çözümlemesi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. İnceleme birimleri olarak yazın ve belge tabanlı veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler, tematik çözümleme yoluyla sınıflandırılmış ve mikro hedefleme, dezenformasyon, algı yönetimi ve siyasal kutuplaşma gibi ana temalar üzerinden yorumlanmıştır. Veriler, kuramsal çerçeve doğrultusunda algoritmik hegemonya, demokratik gerileme ve ‘iktidar–bilgi’ ilişkisi kavramları çerçevesinde kodlanmıştır.

Geçerlilik, Güvenilirlik ve Etik

Çalışmada veri çeşitliliği (triangulation) kuramsal tutarlılık ve saydamlık esas alınmıştır. Tüm veriler kamuya açık ve yayımlanmış kaynaklardan elde edilmiş ve etik ilkelere uygun şekilde kullanılmıştır.

Yöntemsel Sınırlılıklar

Araştırma doğrudan ölçüm veya deneysel veri toplama içermemektedir. Yapay zekanın siyasal süreçler üzerindeki etkileri yalnızca nitel çözümleme ve mevcut yazın üzerinden dolaylı olarak değerlendirilmektedir. Bulgular belirli siyasal ve teknolojik bağlamlarla sınırlıdır. Buna karşın yöntem yapay zekanın demokratik süreçler üzerindeki etkilerini açıklamak için güçlü bir kavramsal ve çözümleyici çerçeve sunmaktadır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Hegemonya, İktidar–Bilgi Yaklaşımı ve Siyasal İletişim

Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramı, toplumsal rızanın sadece zor veya baskı yoluyla değil, ideolojik ve kültürel söylemler aracılığıyla üretildiğini ortaya koyar (Gramsci, 1971). Michel Foucault ise iktidarın bilgi üretimi ve dağıtımı üzerinden birey ve toplum üzerindeki etkisini vurgular (Foucault, 1980). Bu iki yaklaşım, demokratik süreçleri açıklamada rıza üretimi ve iktidar–bilgi ilişkisinin temel belirleyiciler olduğunu gösterir.

Yapay zeka teknolojileri, bu klasik çerçeveyi günümüz siyasal iletişim ortamına taşıma olanağı verir. Çünkü yapay zeka destekli algoritmalar aracılığıyla bilgi akışının örgütlenmesi ve mesajların seçmen davranışına göre optimumlaştırılması giderek yaygınlaşmaktadır (Sayın ve Ceyhan, 2025). Bu durum, hegemonya ve iktidar–bilgi ilişkisinin artık sayısal ve algoritmik süreçlerle yeniden şekillendiğine işaret etmektedir.

Yapay Zeka ve Siyasal İletişimde Dönüşüm

Yapay zeka destekli algoritmalar siyasal aktörlere kampanya yönetimi, seçmen çözümlemesi ve mikro hedefleme gibi yeni araçlar sağlar (Sayın ve Ceyhan, 2025). Bu teknolojiler, veri odaklı iletişim stratejilerinin uygulanmasını kolaylaştırırken aynı zamanda demokratik tartışma alanının devingenlerini değiştirme gizil gücüne sahiptir.

Yazında yapılan çözümlemeler yapay zekanın seçim kampanyalarında sadece mesaj üretmekle kalmayıp aynı zamanda seçmen davranışını yönlendirme kapasitesi geliştirdiğini göstermektedir (Novelli ve Sandri, 2024). Bu durum, siyasal iletişimin artık klasik medya araçlarıyla sınırlı olmadığını ve algoritmik süreçlerin demokratik süreçler üzerindeki etkisinin artmakta olduğunu göstermektedir.

Algoritmik Yönlendirme ve Demokratik Riskler

AI (yapay zeka) teknolojilerinin demokratik süreçler üzerindeki riskleri de geniş çapta tartışılmaktadır. Gençay ve Katılmış (2025), sayısal algoritmaların popülist siyasal söylemleri geniş kitlelere hızla ulaştırma ve dezenformasyon içeriklerini yayma kapasitesine dikkat çekmiştir. Bu çalışmada, algoritmaların yalnızca içeriğin dağıtımını değil, aynı zamanda algoritmik yönlendirme ve davranış optimumlaştırması aracılığıyla kamuoyunu etkileme olanağını artırdığı vurgulanmaktadır. Bu riskler, demokratik normlar açısından değerlendirildiğinde algoritmik süreçlerin yalnızca teknik araç olmadığını aynı zamanda siyasal etkileri olan sosyal mekanizmalar durumuna geldiğini göstermektedir (Gençay ve Katılmış, 2025).

Siyasal İktidar, Sayısal Otoriteryanizm ve Demokratik Fırsatlar

Yapay zeka teknolojilerinin siyasal iktidar üzerindeki etkisi, yazında sayısal otoriterizm ile edemokrasi bağlamında tartışılmıştır. AI destekli izleme, sınıflandırma ve davranış denetim mekanizmaları, otoriter rejimlerde sayısal otoriterizmi güçlendiren araçlar olarak tanımlanmıştır (Gençay, 2025). Bu yaklaşıma göre, AI sistemleri iktidarın denetim kapasitesini artırırken aynı zamanda toplumsal davranışı daha görünmez yollarla şekillendirmektedir.

Buna karşın yazında edemokrasi bakış açısı yapay zekanın katılımı artıran, saydamlığı güçlendiren ve demokratik hesap verebilirliği destekleyen uygulamalarının da olanaklı olduğunu vurgulamaktadır (Novelli ve Sandri, 2024). Bu görünüm, AI teknolojilerinin demokratik süreçlere yalnızca olumsuz değil, aynı zamanda olumlu katkılar da sağlayabileceğini gösterir.

Algoritmik Hegemonya Kavramının Kuramsal İşlevi

Bu bağlamda “algoritmik hegemonya” kavramı Gramsci’nin hegemonya yaklaşımı ile Foucault’nun iktidarbilgi ilişkisi bakış açısını sayısal çağda yeniden yorumlamayı sağlar. Algoritmik hegemonya yapay zekanın siyasal iletişim süreçlerinde toplumsal rıza üretimini görünmez ve sürekli biçimde optimumlaştıran bir mekanizmaya dönüştüğünü açıklar (Sayın ve Ceyhan, 2025; Novelli ve Sandri, 2024). Bu kavramsal model, demokratik süreçlerin yalnızca kurumsal veya hukuksal araçlarla değil, aynı zamanda algoritmik bilgi dağıtımı ve veri odaklı iletişim stratejileri aracılığıyla yeniden yapılandığını vurgular. Bu, demokratik gerileme yazınında yeni bir boyut olarak ele alınmaktadır (Gençay, 2025).

ÇÖZÜMLEME

Siyasal İletişim ve Algoritmik Filtreleme

Siyasal iletişim ortamında yapay zeka temelli sistemler geleneksel kitlesel iletişimden farklı olarak veri odaklı ve kişiselleştirilmiş içerik üretimine olanak vermektedir. Bu dönüşüm yazında “mikro hedefleme”, veri çözümlemesi ve otomatik içerik üretimi gibi kavramlarla ilişkilendirilmiştir. Bu araçlar, siyasal kampanya süreçlerinde seçmen davranışını çözümleme ve yönlendirme işlevi görmektedir (Sayın ve Ceyhan, 2025).

Algoritmaların bireysel bilgi akışlarını biçimlendirmesi filtre balonları [1] veya yankı odaları [2] gibi kavramlarla siyasal kutuplaşmayı artırabilmekte ve bireylerin farklı görüşlerle karşılaşma olasılığını sınırlayabilmektedir. Yazında filtre balonları algoritmik kişiselleştirme sonucunda görüş seçeneklerinin engellenmesi olarak tanımlanmakta ve bu durumun demokratik tartışma alanını daraltabileceği ileri sürülmektedir (Orhan ve İşgüzar, 2025; Areeb vd., 2023).

Bu bağlamda, sosyal medya platformlarının algoritmik öneri sistemleri aracılığıyla içerikleri filtrelemesi, kullanıcıların sadece kendi görüşlerini pekiştiren içeriklerle karşılaşmasına neden olarak kamusal tartışma alanını uyumlu kılabilmektedir. Bu süreç siyasal kutuplaşmayı derinleştiren bir algoritmik devingen olarak görülmektedir.

Mikro Hedefleme, Veri ve Siyasal Mesaj Optimumlaştırması

Siyasal iletişim yazını mikro hedeflemenin medya kullanımı ve kampanya stratejilerinde belirleyici bir dönüşüm unsuru olduğunu göstermektedir. Mikro hedefleme seçmenleri demografik, davranışsal veya ilgi temelli veri kümelerine ayırarak özelleştirilmiş mesajlar üretme stratejisidir (Özcan, 2020). Yapay zeka araçları bu süreci daha otomatik ve ölçeklenebilir duruma getirir. Çünkü büyük dil modelleri ve veri çözümleme yöntemleri hedef kitle segmentlerinin davranışlarını anlamayı ve onlara özel içerikler oluşturmayı olanaklı kılar (Sayın ve Ceyhan, 2025). Bilimsel çalışmalar, yapay zeka ile otomatikleştirilmiş mikro hedeflemenin seçmen davranışını daha etkin etkileme gücü olduğunu ve bunun da demokratik eşitlik ve adil bilgi erişimi açısından riskler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Bu riskler bilgi ayrışması, asimetrik mesaj erişimi ve demokratik eşitliğin sarsılması gibi sonuçlara yol açabilmektedir (Christiano, 2021).

Algoritmik Filtreleme ve Demokratik Tartışma Alanı

Algoritmik filtreleme sosyal medya üzerinden gerçekleşen içerik akışını kişisel kullanıcı tercihleriyle uyumlu kılar. Bu, kullanıcıların karşıt görüşlere maruz kalma olasılığını azaltabilir ve ortak kamusal alanı parçalayabilir (Küçük, 2025). Bu bağlamda demokratik toplumsal tartışma alanı, farklı bakış açılarının bir arada bulunmasını gerektirirken algoritmik kişiselleştirme bu çeşitliliği kısıtlayabilir. Bu tür mekanizmalar bireylerin yalnızca kendi siyasal görüşlerine uygun bilgi akışına maruz kalmasına neden olabilir ve bu da demokratik tartışma normlarını zayıflatabilir.

Siyasal Eşitlik ve Bilgiye Erişim

Algoritmaların demokratik süreçler üzerindeki etkisi sadece içeriğin dağıtım biçimiyle sınırlı değildir. Algoritmik yönlendirme toplumda bilgiye erişim açısından eşitsizlik yaratabilir. Örneğin belirli kişilerin veya grupların veri kullanımına dayalı üstünlükleri diğerlerinin daha az bilgiye erişimine yol açabilir (Christiano, 2021). Bu, demokratik katılım ve karar verme süreçlerinde önemli bir eşitsizlik riski yaratır. Çünkü siyasal kararlar için duyulan bilgi gereksinimi her birey için aynı değildir ve algoritmik filtrelemeler bu gereksinimi tarafsız şekilde karşılamaz.

Yapay Zeka, Algoritmalar ve Demokratik Süreçler

Son yıllarda yapay zeka ve veri temelli teknolojilerin siyasal süreçler üzerindeki etkilerine ilişkin yazın hızla genişlemiştir. Bu çalışmalar, sayısal teknolojilerin yalnızca iletişim araçları olmadığını, aynı zamanda siyasal iktidarın yeniden üretiminde etkili yapısal unsurlar durumuna geldiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, hesaplamalı propaganda (computational propaganda) yaklaşımı, algoritmalar, otomatik hesaplar ve veri çözümlemesi kullanılarak kamuoyunun sistemli biçimde yönlendirilebildiğini göstermektedir (Howard & Woolley, 2018). Bu çalışmalar, sayısal platformların siyasal iletişimde yalnızca bir araç değil, aynı zamanda içerik dolaşımını belirleyen etkili aktörler olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, veri temelli siyasal iletişim üzerine yapılan çalışmalar, seçmen davranışının giderek daha ayrıntılı veri kümeleri üzerinden çözümlendiğini ve bu çözümlemelerin siyasal mesajların hedef kitlelere göre farklılaştırılmasını olanaklı kıldığını göstermektedir (Hersh, 2015). Bu durum, seçmenin uyum taşıyan bir kitle olmaktan çıkarak öngörülebilir ve yönlendirilebilir bir veri nesnesine dönüşmesine yol açmaktadır. Algoritmik içerik akışlarının bireylerin bilgiye erişimini nasıl şekillendirdiğine ilişkin yazın ise “filtre balonları” ve “yankı odaları” kavramları etrafında gelişmiştir. Bu yaklaşımlar, kullanıcıların çoğunlukla kendi görüşlerini pekiştiren içeriklerle karşılaştığını ve farklı bakış açılarına maruz kalma olasılığının azaldığını ortaya koymaktadır (Pariser, 2011; Sunstein, 2017). Bu durum, kamusal tartışma alanının parçalanmasına ve ortak bir gerçeklik zemininin zayıflamasına yol açmaktadır. Daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğinde, veri ekonomisi ve platform kapitalizmi [3] üzerine çalışmalar, kullanıcı davranışlarının sürekli olarak izlenmesi, çözümlenmesi ve yönlendirilmesi süreçlerinin yeni bir iktidar biçimi oluşturduğunu ileri sürmektedir (Zuboff, 2019). Bu yaklaşım, bireylerin yalnızca bilgi tüketicisi değil, aynı zamanda davranışsal verinin üreticisi durumuna geldiğini vurgulamaktadır. Algoritmik sistemlerin siyasal ve toplumsal etkilerine odaklanan bir diğer yazın ise bu sistemlerin opak yapısına dikkat çekmektedir. Algoritmaların nasıl çalıştığının çoğu zaman bilinmemesi, karar alma süreçlerinde saydamlık ve hesap verebilirlik sorunlarını beraberinde getirmektedir (Pasquale, 2015). Bu durum, demokratik denetim mekanizmalarının zayıflamasına yol açabilmektedir. Son olarak, uluslararası raporlar ve karşılaştırmalı çalışmalar, sayısal teknolojilerin ve yapay zeka temelli sistemlerin demokratik gerileme süreçleriyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini göstermektedir (Freedom House, 2023). Bu çalışmalar, özellikle siyasal kutuplaşmanın yüksek olduğu ve medya yapılarının yoğunlaştığı ülkelerde bu etkilerin daha belirgin duruma geldiğini ortaya koymaktadır. Bu yazın birlikte değerlendirildiğinde, yapay zeka ve algoritmik sistemlerin siyasal iletişim, kamuoyu oluşumu ve seçmen davranışı üzerinde derin etkiler yarattığı görülmektedir. Bu bağlamda, siyasal iktidarın yalnızca kurumsal araçlar üzerinden değil, aynı zamanda veri ve algoritmalar aracılığıyla yeniden üretildiğini ileri süren yaklaşımlar güç kazanmaktadır. Bu durum, “algoritmik hegemonya” kavramının kuramsal olarak temellendirilmesine olanak sağlamaktadır.

Filtre Balonları ve Siyasal Kutuplaşma

Yazında “filtre balonu” (filter bubble) kavramının algoritmik içerik önerilerinin bireyleri benzer görüşlere sahip bilgi kümeleri içinde tutmasıyla ortaya çıktığı vurgulanır ve bunun siyasal görüş çeşitliliğini azalttığı belirtilir. Bu kavramın etkileri demokrasinin epistemik sağlığı açısından risk olarak görülmüştür (Pariser, 2011; Eli Pariser). Özellikle sosyal medya platformlarının algoritmik öneri sistemleri kullanıcıların yalnızca zaten beğendikleri içeriklerle etkileşime girme eğilimini pekiştirerek kutuplaşmayı güçlendirebilir (Interian vd., 2022; Areeb vd., 2023). Türkiye’de sosyal medya algoritmalarının filtre balonları oluşturduğu ve bunun ideolojik homojenliği artırdığı yönünde bulgular mevcuttur (Orhan ve İşgüzar, 2025). Bu çalışma kapsamında ele alınan siyasal içeriklerin kullanıcıların mevcut bilgi tercihlerini pekiştirdiği ve algoritmaların filtre balonları yoluyla ideolojik kutuplaşmayı derinleştirebildiği göz önünde bulundurulduğunda çevrim içi bilgi uyumu üzerine yapılan önceki çalışmalarla örtüşen bir yönelim belirlenmiştir (Pariser, 2011; Interian vd., 2022; Areeb vd., 2023).

Algoritmik Haber Önerileri, Siyasal Kutuplaşma ve Demokrasi

Sosyal ağlarda algoritmalar tarafından şekillendirilen haber akışları kullanıcıları çoğu zaman benzer bakış açılarına sahip içeriklerle sınırlar ve bu durum demokratik tartışma ortamını daraltabilir. Bununla birlikte yazında algoritmaların kutuplaşmaya etkisi konusunda farklı bulgular da bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Örneğin bazı araştırmalar algoritmaların doğrudan kutuplaşma yarattığını veya bunun yalnızca algoritmadan mı yoksa kullanıcı tercihinden mi kaynaklandığını tartışmaktadır. Akademik araştırmalar, sosyal medya filtre balonlarının siyasal kutuplaşma ve ideolojik yalıtılma üzerinde etkileri olduğunu göstermektedir (Interian vd., 2022). Ancak bu etkinin ne ölçüde algoritmik önerilerden kaynaklandığı üzerine yazında tartışmalar devam etmektedir (Messing ve Westwood, 2022).

Algoritmalar, Yönlendirme ve Demokratik Süreçler

Algoritmik iletişim teknolojileri, demokrasi yazınında yalnızca içerik filtreleme değil aynı zamanda yönlendirme, sürekli ve yoğun yönlendirme (hipernudge) [4] ve mikro hedefleme mekanizmaları ile de ilişkilendirilmektedir. Bu kavramsal çerçeve, bireylerin bilgi çevrimini etkileyerek deliberatif demokratik potansiyeli zayıflatabileceğini öne sürer (Christiano, 2022). Algoritmaların seçmen davranışına müdahalesi yalnızca içerik filtrelemesiyle sınırlı olmayıp “hipernudge” ve mikrohedefleme gibi stratejilerle demokratik karar alma sürecinde karşılıklı tartışmayı, görüşmeleri ve akılcı değerlendirmeleri de risk altına sokabilir (Christiano, 2022).

Bütünleştirme ve Yazının Eleştirel Boyutu

Filtre balonlarının demokrasiyi olumsuz etkilediği savına karşı çıkan çalışma ve çözümlemeler de bulunmaktadır. Bunlar algoritmik etkileri abartılmaması gerektiğini veya kutuplaşmanın sadece teknolojiyle açıklanamayacağını tartışmaktadır (LewisKraus, 2021 ve Meta çalışmaları). Bazı çalışmalarda algoritmaların doğrudan siyasal kutuplaşmayı artırdığı varsayımına eleştirel bakış açısı getirilmiş ve bu etkilerin medya sistemlerinin ve bireysel seçim davranışının bir bileşeni olduğu öne sürülmüştür (LewisKraus, 2021).

Algoritmik Hegemonya Bakış Açısı ile Sonuç

Yapay zeka temelli siyasal iletişim süreçleri üzerine yapılan çalışmalar algoritmik sistemlerin bireysel bilgi akışlarını ve kamusal tartışma alanını etkilediğini göstermektedir. Bu etkiler, sadece teknik bir araçtan ibaret olmayıp aynı zamanda demokratik süreçlerde epistemik eşitliği ve bilgi çeşitliliğini zayıflatma gizil gücü barındırmaktadır. Dolayısıyla siyasal iletişimde yapay zeka destekli mikro hedefleme, algoritmik filtreleme ve veri odaklı içerik üretimi süreçleri demokratik tartışma alanının yapısını dönüştürebilecek ve bireylerin aynı bilgi temeli üzerinde karar vermelerini zorlaştırabilecek bir dizi etki yaratmaktadır. Bu yazın temelli çözümleme “algoritmik hegemonya” kavramının görgül olarak demokrasi üzerindeki riskleri ve mekanizmaları açıklamada işlevsel olduğunu göstermektedir.

BULGULAR VE TARTIŞMA

Temel Bulguların Bütünleştirilmesi

Çalışmanın nitel çözümleme bulguları yapay zeka temelli sistemlerin Türkiye’de siyasal iletişim ve demokratik süreçler üzerinde çok katmanlı ve yapısal etkiler yarattığını göstermektedir. Bu etkiler üç düzeyde ortaya çıkmaktadır:

Mikro düzey: Bireysel algı ve tercihlerin yönlendirilmesi

İçerik çözümlemesi seçmenlerin maruz kaldığı bilgi akışının büyük ölçüde kişiselleştirilmiş algoritmik filtreler tarafından belirlendiğini göstermektedir. Bu durum görüş seçeneklerine erişimi sınırlandırmakta, mevcut siyasal eğilimleri pekiştirmekte ve bireysel karar süreçlerini dolaylı biçimde yönlendirmektedir

Mezo düzey: Siyasal iletişim stratejilerinin dönüşümü

Siyasal aktörlerin kampanya uygulamaları veri temelli çözümleme ve algoritmik optimumlaştırma üzerinden yeniden yapılandırılmaktadır. Bulgular mesajların farklı seçmen alt bölümlerine göre sistemli biçimde uyarlanması ve içeriklerin geri besleme mekanizmalarıyla sürekli güncellenmesi gibi uygulamaların yaygınlaştığını göstermektedir. Bu dönüşüm, siyasal iletişimi klasik propaganda modelinden çıkararak devingen ve veri odaklı bir yönlendirme sürecine dönüştürmektedir.

Makro düzey: Toplumsal rıza üretimi ve demokratik yapı

Makro düzeyde ise yapay zeka temelli sistemler toplumsal rıza üretimini sürekli, ölçeklenebilir ve büyük ölçüde görünmez bir süreç durumuna getirmektedir. Bu durum, demokratik süreçlerin yalnızca kurumsal değil, aynı zamanda epistemik (bilgiye ilişkin) bir dönüşüm geçirdiğini göstermektedir.

Türkiye Örneğinin Yapısal Özellikleri

Türkiye bağlamında elde edilen bulgular yapay zeka temelli demokratik gerileme süreçlerinin belirli yapısal koşullar altında daha güçlü duruma geldiğini ortaya koymaktadır.

Sosyal medya yoğunluğu: Siyasal iletişimin büyük ölçüde sosyal medya platformları üzerinden gerçekleşmesi algoritmik yönlendirme mekanizmalarının etkisini artırmaktadır.

Siyasal kutuplaşma: Kutuplaşmış toplumsal yapı algoritmik sistemlerin pekiştirici etkisini güçlendirmekte ve farklı siyasal grupların bilgi evrenlerini birbirinden koparmaktadır.

Medya sahipliğinde yoğunlaşma: Geleneksel medya gücü ile algoritmik dağıtım kapasitesinin birleşmesi belirli siyasal aktörlerin kamuoyu üzerindeki etkisini orantısız biçimde artırmaktadır.

Karşılaştırmalı Bulguların Değerlendirilmesi

Türkiye bulguları uluslararası örneklerle karşılaştırıldığında önemli benzerlikler göstermektedir: ABD örneğinde veri temelli mikro hedefleme, Hindistan’da sayısal dezenformasyon ağları ve Avrupa’da hükümet yanlısı içeriklerin algoritmik yayılımı gibi süreçler, yapay zeka temelli araçların farklı siyasal bağlamlarda benzer sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Ancak Türkiye’de yüksek kutuplaşma, medya yoğunlaşması ve sosyal medya bağımlılığı gibi etkilerin daha yoğun ve hızlı ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Algoritmik Hegemonya: Kuramsal Tartışma

Elde edilen bulgular, “algoritmik hegemonya” kavramının çözümleyicilik değerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu kavram, klasik yaklaşımlara üç temel katkı sunmaktadır:

Hegemonyanın mikro düzeye inmesi: Toplumsal rıza artık yalnızca ideolojik aygıtlar üzerinden değil, bireysel veri akışları üzerinden üretilmektedir.

İktidarın algoritmikleşmesi: İktidar, bilgi üretimi ve dağıtımını algoritmik sistemler aracılığıyla yöneterek daha esnek ve görünmez bir biçim kazanmaktadır.

Demokratik gerilemenin yeni boyutu: Demokratik gerileme artık yalnızca hukuk, kurumlar ve seçimler üzerinden değil, aynı zamanda bilgi ekosistemi ve veri altyapıları üzerinden gerçekleşmektedir.

Yapay Zeka ve Demokratik Gerileme Arasındaki İlişkinin Niteliği

Bulgular, yapay zekanın demokratik süreçler üzerindeki etkisinin iki düzeyde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Birincisi, araçsal düzeydir. İçerik üretimi, veri çözümlemesi ve kampanya yönetimini kapsamaktadır. İkincisi yapısal düzeydir. Bilgi akışının denetlenmesi, algı ve rıza üretimi ve kamusal tartışma alanının dönüşümünü kapsamaktadır. Bu çalışma, ikinci düzeyin belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yapay zeka demokratik gerilemenin yalnızca bir aracı değil, bu süreci derinleştiren ve yeniden yapılandıran bir mekanizma olarak işlev görmektedir. Elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de demokratik gerilemenin artık yalnızca klasik otokratikleşme araçlarıyla açıklanamayacağı anlaşılmaktadır. Yapay zeka temelli sistemler siyasal iletişimi yeniden yapılandırmakta, seçmen davranışını veri temelli duruma getirmekte ve toplumsal rıza üretimini algoritmik süreçlere devretmektedir. Bu dönüşüm, demokratik sistemlerin işleyişinde görünmez ama derin bir güç kaymasına işaret etmektedir.

ÇÖZÜMLEYİCİ ÇİZELGELER

Sorunsalın anlaşılmasını kolaylaştırıcı çizelgeler aşağıda yer almaktadır. Çizelge başlıkları sorunun alt sistemlerini açıklamaktadır.

Çizelge 1:

 

Claude/AI Sistemlerinin Türkiye’de Demokratik Gerileme ve Otokratikleşme Etkileri

Alan

AI Kullanımı

Etki

Demokratik Risk

Otokratik Sonuç

Seçmen Çözümlemesi

Sosyal medya, anket, geçmiş seçim verisi ile bölümlerin oluşturulması

Hangi seçmen gruplarının hangi mesajlara duyarlı olduğunu belirleme

Seçmen eşitliği zayıflar

Parti veya iktidar, oy kazanmak için stratejileri optimumlaştırır

İçerik ve Algı Yönetimi

Yapay içerik üretimi: tweet, görsel, video

Kamuoyu algısı yönlendirilir

Tartışma ve eleştiri alanı daralır

Propaganda yayılır, muhalefetin görünürlüğü azalır

Kampanya Optimumlaştırması

Mesaj ve reklamların seçmen gruplarına özel optimumlaştırılması

Seçmen davranışı dolaylı olarak etkilenir

Bilinçli karar alma kapasitesi azalır

Otoriter stratejilerle oy artışı sağlanır

Siyasa Simülasyonu

Ekonomik, sosyal ve bölgesel senaryoların simülasyonu

Siyasa etkileri önceden kestirilir

Hesap verebilirlik azalır

Kaynak dağılımı ve uygulamalar siyasal hedeflerle şekillendirilebilir

Bürokrasi ve Devlet İşlemleri

Karar destek ve otomasyon

Hızlı ve verimli hizmet

İnsan denetimi azalır

Keyfi uygulamalar ve kaynak denetimi kolaylaşır

 

Çizelge 2:

 

Anayasal AI [5] Koruma ve Türkiye Örneği

Alan

Potansiyel Risk

Anayasal AI Koruma Mekanizması

Beklenen Etki

Seçim Kampanyaları

Seçmen davranışını yönlendirme, hedefli propaganda

AI sistemlerinin propaganda üretimi yasa ve denetimle sınırlandırılır; seçim yasalarına uygun veri kullanımı zorunlu

Seçim süreci saydam ve adil kalır

Sosyal Medya ve Haberler

Sahte haberler, dezenformasyon

AI içerik üretimi doğrulama ve etik kurallara bağlanır; devlet veya bağımsız denetim mekanizması

Kamuoyunun bilgiye güveni artar; demokratik tartışma korunur

Siyasa ve Bürokrasi

Karar süreçlerinin önyargılı veya keyfi yönlendirilmesi

AI karar destek sistemleri saydam raporlama ve insan onayı ile çalışır

Kamu hizmetleri verimli ancak demokratik denetime açık olur

 

Çizelge 3:

 

Anayasal AI Koruma ve ABD Örneği

Alan

Potansiyel Risk

Anayasal AI Koruma Mekanizması

Beklenen Etki

Seçimler

Sosyal medya üzerinden hedefli dezenformasyon

AI içerik üretimi ve bot kullanımı Federal Seçim Komisyonu denetiminde sınırlanır

Seçmen davranışı yapay şekilde yönlendirilmez

Algı Yönetimi

Mikro hedefleme ve propaganda

Veri gizliliği ve etik kurallar; AI sadece çözümleme amaçlı kullanılır

Kamuoyu saydam ve demokratik süreç güvenli olur

 

               Çizelge 4:

 

Anayasal AI Koruma ve Hindistan Örneği

Alan

Potansiyel Risk

Anayasal AI Koruma Mekanizması

Beklenen Etki

WhatsApp üzerinden yayılacak dezenformasyon

Toplumsal kutuplaşma, seçim yönlendirmesi

AI içerik üretimi ve dağıtımı platform kuralları ile sınırlandırılır; yanlış bilgilendirme ceza yaptırımına bağlı

Toplumda bilgi kirliliği azalır; demokratik süreçler korunur

 

Çizelge 5:

 

Anayasal AI Koruma ve Çin Örneği

Alan

Potansiyel Risk

Anayasal AI Koruma Mekanizması

Beklenen Etki

Toplumsal denetim ve muhalefetin bastırılması

Otokratik güç pekişir

Kuramsal olarak hukuksal sınırlar ve bağımsız denetim mekanizmaları ile AI denetim edilir

Eğer uygulanabilirse, toplumsal baskı azaltılır; demokratik haklar korunur

 

Çizelge 6:

 

Muhalefet Açısından AI Kullanımı – Riskler ve Stratejiler (Türkiye Örneği)

Alan

İktidarın AI Kullanımı

Muhalefet Açısından Risk

Olası Strateji / Çözüm

Seçmen Davranışı

Hedefli mesaj ve propaganda

Seçmenler yanıltılır; destek kaybı

AI ile kamuoyu çözümlemeleri yaparak mesajları optimumlaştırma; veri doğrulama mekanizmaları

Sosyal Medya ve Haberler

Dezenformasyon, sahte içerik

Kamuoyunda görünürlük azalır; tartışma daralır

Bağımsız doğrulama ve sosyal medya platformları ile iş birliği; sahte içerikleri çürütme

Kampanya ve Bölgesel Hedefleme

Yanıltıcı haberlerle belirli bölgeler yönlendirilir

Muhalefetin stratejik üstünlükleri kaybolur

Veri çözümlemesi ve açık kaynak istihbarat kullanımı; bölgesel iletişimi güçlendirme

Toplumsal Algı ve Kutuplaşma

AI ile psikolojik ve demografik yönlendirme

Seçmen tabanı kutuplaştırılır; güven kaybı

Eğitici kampanyalar ve saydam bilgilendirme; toplumsal kutuplaşmayı azaltacak mesajlar

Siyasa ve Kamu Hizmetleri

Kaynak dağılımı siyasal amaçlarla yönlendirilir

Muhalefetin siyasal savları etkisizleşir

Siyasal veri çözümlemeleri ile saydam alternatif siyasalar sunmak; kamuoyu bilgilendirmesi

 

Çizelge 7:

 

Karşılaştırmalı Tablo: İktidar ve Muhalefet – AI Kullanımı ve Demokratik Etkiler

Ülke

İktidarın AI Kullanımı

Muhalefet Açısından Risk

Muhalefetin Olası Stratejisi / AI Kullanımı

Beklenen Etki

Türkiye

Sosyal medya ve anket verileri ile seçmen davranışını yönlendirme, propaganda ve dezenformasyon

Ses ve görünürlük kaybı, mesajların hedef kitleye ulaşamaması, kutuplaşma

AI ile veri çözümlemesi ve mesaj optimumlaştırılması, sahte içerik doğrulama, saydam kampanyalar

Demokratik tartışma alanı korunur, seçmen bilinçli karar verebilir

ABD

2016/2020 seçimlerinde sosyal medya botları ve hedefli reklamlarla seçmen davranışını etkileme

Yanlış bilgilendirme, kamuoyunun yönlendirmesi

Bağımsız doğrulama mekanizmaları, saydam reklam ve AI tabanlı çözümleme araçları

Seçim süreci daha güvenli, dezenformasyon etkisi azaltılır

Hindistan

WhatsApp ve sosyal medya üzerinden hedefli propaganda ve sahte haber

Toplumsal kutuplaşma, seçim yönlendirmesi, muhalefetin mesajları görünmezleşir

AI tabanlı mesaj doğrulama, bölgesel veri çözümlemesi, kamuoyu bilgilendirme

Bilgi kirliliği azalır, demokratik rekabet güçlenir

Çin

Sosyal kredi sistemi, çevrimiçi denetim, muhalefetin bastırılması

Eleştirel sesin yok edilmesi, toplumsal denetim artışı

Kuramsal olarak hukuksal

 sınırlar ve bağımsız denetim ile AI kullanımı

Eğer uygulanabilirse otokratik etkiler sınırlanabilir; demokratik haklar korunabilir

Fransa

2017 seçimlerinde sosyal medya üzerinden sahte haberler

Kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesi, seçmen davranışı etkilenir

Bağımsız doğrulama ajansları, AI tabanlı çözümleme ve karşı propaganda

Seçmen bilgi güvenliği artar, demokratik tartışma korunur

 

YAPAY ZEKA TEMELLİ SİYASAL ARAÇLARIN MALİYET ÇÖZÜMLEMESİ

Doğrudan maliyetler

Lisans ve erişim ücretleri: Büyük dil modelleri ve yapay zeka platformlarına erişim genellikle abonelik veya kullanım bazlı ücretlendirilir. Örneğin, Claude veya OpenAI’nin GPT modelleri API kullanımına göre maliyetlendirilebilir. Milyonlarca içerik üreten bir kampanya için aylık yüz binlerce dolara ulaşabilir.

Veri altyapısı ve işleme. Seçmen verileri, sosyal medya etkileşimleri ve diğer sayısal izler çözümlenmelidir. Bu, veri depolama, işleme ve temizleme maliyetlerini içerir. Türkiye bağlamında milyonlarca kullanıcının sosyal medya etkileşimlerinin çözümlemesi yüksek hızlı sunucular ve bulut (cloud) hizmetleri gerektirir.

İçerik üretimi ve optimumlaştırma: Yapay zeka temelli içerik üretimi (metin, görsel, video) ve algoritmik hedefleme için teknik uzmanlık gerekir. İçeriklerin sürekli sınanması ve optimumlaştırılması için yazılım mühendisleri, veri bilimciler ve sosyal medya uzmanları çalıştırılır.

Dolaylı maliyetler

Hukuksal ve etik riskler: Yanlış kullanım veya dezenformasyon hukuksal soruşturmalar ve cezalarla sonuçlanabilir. Ayrıca etik riskler, kamuoyu tepkisi ve itibar kaybı maliyetleri yaratabilir.

Sürdürülebilirlik ve güncelleme maliyetleri: Yapay zeka modelleri sürekli güncellenmelidir. Yeni veri setleri, seçim devingenleri ve algoritma değişiklikleri ek maliyet getirir. Uzun vadeli kampanyalarda bu maliyetler çok yüksek olabilir.

Türkiye’de olası rakamsal tahminler

Örnek bir seçim kampanyası için:

API ve yazılım kullanım maliyeti: 200.000 – 500.000 USD/ay

Veri altyapısı ve işleme maliyeti: 50.000 – 150.000 USD/ay

Uzman ekip maaşları (5–10 kişi): 50.000 – 100.000 USD/ay

Toplamda aylık 300.000 – 750.000 USD arası bir maliyet ortaya çıkabilir. Büyük ve uzun kampanyalarda bu rakam milyonlarca dolara ulaşabilir.

Maliyet ve etkilerin karşılaştırması

Yüksek maliyetlere karşın yapay zeka temelli kampanyalar mikro hedefleme, rıza üretimi ve algoritmik hegemonya açısından benzersiz üstünlükler sunar. Türkiye’de sosyal medya yoğunluğu ve kutuplaşma, maliyeti yüksek araçların etkinliğini artırır ve yatırımın geri dönüşü seçmen davranışındaki yönlendirme kapasitesiyle ölçülebilir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Sonuçlar

Bu çalışma yapay zeka temelli sistemlerin demokratik gerileme ve otokratikleşme süreçleri üzerindeki etkilerini Türkiye örneği üzerinden incelemiş ve bu etkiyi açıklamak üzere “algoritmik hegemonya” kavramını önermiştir. Elde edilen bulgular, yapay zekanın siyasal süreçlerde yalnızca teknik bir araç olarak değil, toplumsal rıza üretimini yeniden yapılandıran yapısal bir mekanizma olarak işlev gördüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır. Çalışmanın temel sonuçları şu şekilde özetlenebilir:

Siyasal iletişimin algoritmik dönüşümü: Yapay zeka temelli sistemler siyasal iletişimi kitlesel ve tek yönlü bir süreç olmaktan çıkararak bireyselleştirilmiş, veri temelli ve sürekli güncellenen bir yapıya dönüştürmektedir. Bu dönüşüm, seçmen davranışının doğrudan değil, dolaylı ve çoğu zaman fark edilmeyen biçimlerde yönlendirilmesine olanak tanımaktadır.

Seçmen davranışının veri temelli yeniden tanımlanması: Seçmen davranışı, artık yalnızca bireysel tercihlerin sonucu değil, algoritmik çözümleme ve yönlendirme süreçleriyle şekillenen bir olgu durumuna gelmiştir. Mikro hedefleme ve içerik optimumlaştırma demokratik süreçlerde eşitlik ve şeffaflık ilkelerini zayıflatmaktadır.

Türkiye’de yapısal hızlandırıcılar: Türkiye örneğinde yüksek sosyal medya kullanımı, belirgin siyasal kutuplaşma ve medya sahipliğinde yoğunlaşma gibi etmenler yapay zeka temelli yönlendirme mekanizmalarının etkisini artırmakta ve demokratik gerileme sürecini hızlandırmaktadır.

Demokratik gerilemenin yeni boyutu: Bu çalışma demokratik gerilemenin yalnızca kurumsal ve hukuksal bir süreç olmadığını, aynı zamanda bilgi üretimi, dağıtımı ve denetimi üzerinden işleyen algoritmik bir süreç durumuna geldiğini göstermektedir. Bu bağlamda yapay zeka demokratik gerilemeyi destekleyen bir araç olmanın ötesinde, bu süreci derinleştiren ve yeniden yapılandıran bir güç olarak ortaya çıkmaktadır.

Kuramsal katkı ve algoritmik hegemonya: Çalışmanın en önemli katkısı, “algoritmik hegemonya” kavramı aracılığıyla hegemonya kuramını mikro düzeye indirmesi, ‘iktidar–bilgi’ ilişkisini algoritmik süreçlerle yeniden yorumlaması ve demokratik gerileme yazınına sayısal bir boyut kazandırmasıdır. Bu kavram, çağdaş siyasal dönüşümleri anlamada açıklayıcı ve genişletilebilir bir çözümleyici çerçeve sunmaktadır.

Öneriler

Çalışmanın bulguları doğrultusunda yapay zeka temelli demokratik gerileme risklerini azaltmaya yönelik çok katmanlı siyasa önerileri geliştirilebilir:

Saydamlık ve algoritmik hesap verebilirlik: Siyasal kampanyalarda kullanılan yapay zeka sistemlerinin açıklanması zorunlu kılınmalıdır Sosyal medya platformlarının algoritmik içerik dağıtım mekanizmaları bağımsız denetime açılmalıdır.

Hukuksal ve kurumsal düzenlemeler: Seçim süreçlerinde yapay zeka kullanımına ilişkin açık yasal çerçeveler oluşturulmalıdır. Mikro hedefleme ve veri kullanımı etik ve hukuksal sınırlarla düzenlenmelidir.

Sayısal okuryazarlık ve toplumsal direnç: Vatandaşların algoritmik yönlendirme ve dezenformasyonu ayırt edebilmesi için sayısal okuryazarlık programları yaygınlaştırılmalıdır. Eleştirel medya okuryazarlığı demokratik sistemlerin korunmasında temel bir araç olarak görülmelidir.

Muhalefet ve sivil toplum için stratejik kapasite: Yapay zeka yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de kullanabileceği bir araçtır. Muhalefet aktörleri veri temelli çözümleme kapasitesini artırmalı, doğrulama mekanizmaları geliştirmeli ve saydam ve etik sayısal kampanyalar yürütmelidir.

Uluslararası iş birliği: Yapay zeka temelli siyasal müdahaleler sınır aşan bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle uluslararası normlar, ortak etik ilkeler ve platformlar arası düzenlemeler geliştirilmelidir

Genel Değerlendirme

Sonuç olarak, yapay zeka çağında demokratik gerileme yalnızca siyasal kurumların zayıflamasıyla değil, aynı zamanda bilgi ekosisteminin algoritmik olarak yeniden yapılandırılmasıyla gerçekleşmektedir. Türkiye örneği, bu dönüşümün hem hızını hem de derinliğini gösteren önemli bir laboratuvar işlevi görmektedir. Bu çalışma, demokratik sistemlerin korunmasının artık yalnızca hukuksal ve kurumsal reformlarla değil, aynı zamanda algoritmik güç yapılarının denetlenmesi ve dönüştürülmesiyle olanaklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, demokratik gerilemenin çağdaş biçimleri yalnızca siyasal kurumların zayıflamasıyla değil, büyük dil modelleri ve yapay zeka temelli algoritmik sistemlerin toplumsal rıza üretimi üzerindeki dönüştürücü etkisiyle şekillenmektedir. Bu nedenle demokratik direnç ancak hukuksal ve kurumsal reformların yanı sıra algoritmik güç yapılarını görünür, hesap verebilir ve saydam kılacak stratejilerle sağlanabilir.


 

Kaynakça

 

Anthropics. (2023). Claude AI: Product documentation and API overview. San Francisco, CA: Anthropic.

Areeb, Q. M., Nadeem, M., Sohail, S. S., Imam, R., Doctor, F., Himeur, Y., … Amira, A. (2023). Filter Bubbles in Recommender Systems: Fact or Fallacy — A Systematic Review. arXiv.

Bradshaw, S., ve Howard, P. N. (2018). Challenging truth and trust: A global inventory of organized social media manipulation. Oxford Internet Institute.

Christiano, T. (2022). Algorithms, Manipulation, and Democracy. Canadian Journal of Philosophy, 52(1), 109–124.

Foucault, M. (1980). Power/Knowledge: Selected Interviews and Other Writings, 1972–1977. New York: Pantheon Books.

Freedom House. (2023). Freedom on the Net 2023: The repression of online freedom. Freedom House.

Gençay, Y. (2025). Yapay Zeka Çağında Siyasal İktidarın Dönüşümü: Sayısal Otoriteryanizm ve E-Demokrasi. Dicle Üniversitesi İİBF Dergisi.

Gençay, Y., ve Katılmış, C. (2025). Yapay Zeka Çağında Popülizmin Yükselişi: Sayısal Algoritmalar ve Siyasal Yönlendirme. İmgelem (Yeni Medya Çalışmaları), 649–684.

Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks. New York: International Publishers.

Hersh, E. D. (2015). Hacking the electorate: How campaigns perceive voters. Cambridge University Press.

Howard, P. N., & Woolley, S. C. (2018). Computational propaganda: Political parties, politicians, and political manipulation on social media. Oxford University Press.

Interian, R., Marzo, R. G., Mendoza, I., ve Ribeiro, C. C. (2022). Network polarization, filter bubbles, and echo chambers: An annotated review of measures and reduction methods. arXiv.

Lazer, D., et al. (2018). The science of fake news. Science, 359(6380), 1094–1096.

Messing, S., ve Westwood, S. J. (2022). Political Polarization and Filter Bubbles: Reevaluating the Evidence (summary).

Novelli, C., ve Sandri, G. (2024). Digital Democracy in the Age of Artificial Intelligence (ArXiv preprint).

OpenAI. (2023). GPT-4 Technical Report. Retrieved from https://openai.com/research/gpt-4

Orhan, E. B., & İşgüzar, S. (2025). The role of social media filter bubbles and artificial intelligence recommendation systems on political polarisation. Birey ve Toplum Sosyal Bilimler Dergisi, 15(2), 101–120. https://doi.org/10.20493/birtop.1829212

Pariser, E. (2011). The Filter Bubble: What the Internet Is Hiding from You. Penguin Press.

Pariser, E. (2011). The filter bubble: What the Internet is hiding from you. Penguin Press.

Pasquale, F. (2015). The black box society: The secret algorithms that control money and information. Harvard University Press.

Persily, N., ve Tucker, J. (2020). Social media and democracy: The state of the field, prospects for reform. Cambridge: Cambridge University Press.

Sayın, O., ve Ceyhan, A. İ. (2025). Siyasal İletişimde Yapay Zeka ve Veri Odaklı Dönüşüm. Journal of Management Theory and Practices Research, 6(1), 29–49.

Srnicek, N. (2017). Platform capitalism. Polity Press. https://mudancatecnologicaedinamicacapitalista.wordpress.com/wp-content/uploads/2019/02/platform-capitalism.pdf

Sunstein, C. R. (2017). Republic: Divided democracy in the age of social media. Princeton University Press.

Tufekci, Z. (2015). Algorithmic harms beyond Facebook and Google: Emergent challenges of computational agency. Colorado Technology Law Journal, 13(203), 203–218. https://ctlj.colorado.edu/wp-content/uploads/2015/08/Tufekci-final.pdf

Vosoughi, S., Roy, D., ve Aral, S. (2018). The spread of true and false news online. Science, 359(6380), 1146–1151. https://www.science.org/doi/10.1126/science.aap9559

Woolley, S. C., ve Howard, P. N. (2016). Political communication, computational propaganda, and autonomous agents — Introduction. International Journal of Communication, 10, 4882–4890. https://ijoc.org/index.php/ijoc/article/view/6298

Zuboff, S. (2019). The age of surveillance capitalism: The fight for a human future at the new frontier of power. PublicAffairs.

Zuboff, S. (2019). The age of surveillance capitalism: The fight for a human future at the new frontier of power. PublicAffairs.



[1] Filtre balonları, çevrim içi platformlarda algoritmaların kullanıcıya yalnızca önceki tercihleriyle uyumlu içerikler sunarak bilgi çeşitliliğini sınırlaması ve ideolojik homojenliği güçlendirmesi durumunu tanımlar (Pariser, 2011).

[2] Yankı odaları (echo chambers), bireylerin sosyal ve sayısal ortamda yalnızca kendi inançlarını ve görüşlerini pekiştiren içeriklerle etkileşime girmesi ve karşıt görüşlerle nadiren karşılaşması durumunu ifade eder. Bu siyasal kutuplaşmayı ve algı farklılıklarını derinleştirebilir (Sunstein, 2001).

[3] Platform kapitalizmi, dijital platformlar aracılığıyla veri toplama, işleme ve ticarileştirme süreçlerine dayanan yeni bir kapitalizm biçimini ifade eder. Bu modelde kullanıcılar hem içerik üreticisi hem de veri kaynağı olarak ekonomik değerin merkezine yerleşir. Platformlar ise bu verileri çözümleyerek davranışsal öngörü ve yönlendirme kapasitesi geliştirir (Srnicek, 2017; Zuboff, 2019).

[4] ‘Hipernudge’, bireylerin davranışlarını algoritmalar ve veri çözümlemesi aracılığıyla sürekli ve mikro düzeyde yönlendiren bir uygulamayı ifade eder. Daha fazla bilgi için bkz. Yeung, K. (2017). Algorithmic regulation: A critical interrogation. Regulation & Governance, 11(4), 505523. https://doi.org/10.1111/rego.12158

 

[5] AI yapay zekanın kısaltmasıdır.

Hiç yorum yok: