Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

20 Mart 2026 Cuma

 

2026 YILI DÜNYA MUTLULUK RAPORU (WORLD HAPPINESS REPORT) YAYINLANDI

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

 

SONUÇLAR

İlk beş ülke ve puanları şöyle: (1) Finlandiya (7.764), (2) İzlanda (7.540), (3) Danimarka (7.539), (4) Kosta Rika (7.439) ve (5) İsveç (7.255).

Son beş ülke ve puanları şöyle: (143) Botsvana (3.464), (144) Zimbabve (3.346), (145) Malavi (3.284), 146 Sierra Leone (3.251) ve 147 Afganistan (1.446)

Türkiye ise 5.300 puanla 94. sırada yer aldı. Türkiye ve yakın ülkeler şöyle: (92) Laos (5.515), (93) Mozambik (5.336), (94) TÜRKİYE (5.300), 95 Irak (5.212) ve 96 Gabon (5.167).

Bu sonuçlar Türkiye halkının mutlu olmadığını gösteriyor.

GENEL ÇERÇEVE: TÜRKİYE PROFİLİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Ölçütler

Türkiye

Yaşam değerlendirmesi

5.300

Bir önceki yıla göre değişim

−0.045

Eşitsizlik

43

Toplumsal destek

71

Birey başına ulusal gelir

40

Sağlıklı yaşam süresi beklentisi

42

Özgürlük

135

Eli açıklık

97

Yolsuzluk algısı

84

Olumlu duygular

139

Olumsuz duygular

113

Bağışta bulunma

97

Gönüllü çalışmalar

125

Yabancılara yardım

100

 

ÇÖZÜMLEME

Ana gösterge olan yaşam değerlendirmesi puanı 5.300 olarak ölçülmüştür. Bu değer, Türkiye’yi ne çok mutsuz ülkeler grubuna ve ne de yüksek refah/mutluluk grubuna sokar fakat “orta-alt bant” bir konuma yerleştirir. Ama asıl önemli olan bu ortalamanın nasıl oluştuğudur.

Kritik Bulgular

Özgürlük: 135 (çok düşük) olarak ölçülmüştür. Bu veri tek başına çok şey söylemektedir. Bireylerin yaşamları üzerinde denetim kurabilme duygusu düşüktür ve karar alma özgürlüğü sınırlıdır. Bu, doğrudan siyasal sistem, hukuk devleti ve kurumlara güven duygusuyla bağlantılıdır.

Olumlu duygular: 139 (çok düşük) bulunmuştur. İnsanlar neşe, umut ve memnunluk duygusuna sahip değildir. Bu, ekonomik göstergelerden daha derin bir şeydir ve psikolojik-toplumsal iklim sorununu işaret etmektedir.

Gönüllülük: (125 ve Yardım 100) olarak değerlendirilmiştir.  Bu değer toplumsal dayanışmanın zayıf olduğunu göstermektedir. Bu değer çok kritik öneme sahiptir çünkü güçlü toplumlarda devlet zayıf olsa bile toplum tampon görevi görür. Türkiye’de ise o tampon zayıf görülmektedir.

Özgürlük + Duygular + Gönüllülük = Kritik Üçlü. Bu üçü birleşince Türkiye’de birey yalnızdır, sistem baskılayıcıdır ve toplum yeterince destekleyici değildir sonucu ortaya çıkmaktadır.

Görece Güçlü Alanlar

Toplumsal destek: 71. Bu ilginç bir çelişkidir. İnsanlar “yakın çevreye güveniyor” ama “genel topluma ve sisteme güvenmiyor” anlamı ortaya çıkmaktadır. Bu Türkiye’ye özgü klasik yapıdır: mikro güven yüksek fakat makro güven düşüktür.

Gelir (40) ve sağlık (42): Ekonomik ve sağlık göstergeleri kötü değil ama çok iyi de değildir. Bu şu anlama gelmektedir: sorun sadece ekonomi değil başka temel sorunlar da var.

Eşitsizlik: 43 (önemli sinyal). Orta seviyede ama kritik önemdedir. Bu sonuç düşük gelir grubundan yüksek gelir grubuna servet aktarılması anlamına ‘gelen  tersine servet transferi’ kavramıyla uyumludur. Yaratılan algılar adaletsizlik duygusu ve fırsat eşitsizliğidir. Bu duygular mutluluğu doğrudan düşürür.

Yolsuzluk algısı: 84. Orta-alt seviyede güvene işaret etmektedir. Bu da kurumlara güvensizlik ve sistemin adil olmadığı algısını yaratır.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

En Kritik Yapısal Sonuç

Bu veriler şunu söylemektedir: Türkiye’de mutluluğu belirleyen ana etmen ekonomi değil, kültür değil fakat kurumsal ve siyasal yapıdır.

Çözümleyici Model

Ortaya çıkan sonuçlar şöyle okunmalıdır: Düşük özgürlük düzeyi, bireylerin yaşamlarını denetleyebilme duygusunun azalmasına, olumsuz duygulara ve toplumsal etkinliklerden çekilmeye (gönüllülük düşüşü) yol açmaktadır. Tüm bunların sonucunda ise genel mutluluk düzeyi düşmektedir.

Uluslararası yazınla uyum

Bu bulgular siyaset bilimi, kamu yönetimi, sosyal psikoloji yazınında çok net bir modele karşılık gelir: özgürlük ve kurumların kalitesi toplumda mutluluk yaratır aksi durum bireylerin ve toplumun mutsuzluğuna yol açar.

Türkiye’ye özgü özel durum

Bu veri seti Türkiye için şu sonucu göstermektedir: Türkiye yaşananlar klasik bir refah devleti sorunu ve klasik bir yoksulluk sorunu değildir. Algılanan bir adaletsizlik ve özgürlük krizidir. Akademik sonuç olarak belirtilmelidir ki Türkiye’de mutluluk düzeyi, ekonomik göstergelerden çok bireysel özgürlüklerin sınırlılığı, kurumsal güven eksikliği ve toplumsal dayanışma zayıflığı etmenleri tarafından belirlenen yapısal bir düşüş eğilimi göstermektedir. Bu çok önemli bir bulgudur ve siyaset bilimcileri ve uygulayıcıları tarafından dikkatle irdelenmelidir. Sonuç olarak, Türkiye’de bireylerin düşük mutluluk düzeyinin yalnızca ekonomik koşullarla açıklanamayacağı ve bireysel özgürlüklerin sınırlılığı, kurumsal güven erozyonu ve siyasal yaşamın otokratikleşme eğiliminin belirleyici rol oynadığı görülmektedir.

Hiç yorum yok: