İran Krizi IV
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma, İran’ın kuzeybatısında etkinlik
gösteren Kürt silahlı gruplarının jeopolitik ve demografik koşullar bağlamında
değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas
şehirleri örnek alan olarak ele alınmış ve bölgenin coğrafi konumu, demografik
yapısı, mezhepsel dağılımı ve siyasal etmenleri jeopolitik çözümleme yöntemiyle
incelenmiştir. Çalışmanın temel sorusu, İran’daki Kürt silahlı gruplarının
olası bir bölgesel çatışma senaryosunda kara gücü veya vekil savaşçı olarak
etkili olup olamayacağıdır. Bulgular, söz konusu grupların etkinlik alanlarının
büyük ölçüde sınır bölgeleriyle sınırlı olduğunu ve geniş çaplı bir askeri
kapasiteye sahip olmadıklarını göstermektedir. Ayrıca bölgedeki demografik
yapı, özellikle Azerbaycan Türklerinin nüfus ağırlığı ve İran devletinin güçlü
güvenlik varlığı bu grupların geniş bir toplumsal taban oluşturmasını
zorlaştırmaktadır. Bu nedenle dış destek sağlansa dahi İran’daki Kürt silahlı
gruplarının geniş ölçekli bir kara gücü oluşturma olasılığının sınırlı olduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: İran, Kürt silahlı grupları, jeopolitik çözümleme,
Urmiye havzası, vekil savaş, sınır güvenliği
Abstract
This study examines Kurdish armed groups operating in northwestern Iran
within the framework of geopolitical and demographic conditions. The cities of
Urmia, Tabriz, Khoy and Salmas are selected as case areas, and the region’s
geographical position, demographic structure, sectarian composition and
political actors are analyzed using a geopolitical approach. The main research
question of the study is whether Kurdish armed groups in Iran could function as
a ground force or proxy actors in a potential regional conflict scenario. The
findings indicate that the operational capacity of these groups remains largely
limited to border regions and that they lack the ability to conduct large-scale
military operations. Moreover, the demographic composition of the region—particularly
the population predominance of Azerbaijani Turks—and the strong security
presence of the Iranian state limit the possibility of these groups gaining a
broad social base. Therefore, even with external support, the likelihood of
Kurdish armed groups in Iran becoming a decisive proxy ground force appears to
be limited.
Keywords: Iran, Kurdish armed
groups, geopolitical analysis, Lake Urmia basin, proxy warfare, border security
GİRİŞ
İran’ın kuzeybatı bölgesi, tarihsel,
demografik ve jeopolitik açıdan Orta Doğu’nun en karmaşık alanlarından biridir.
Türkiye, Irak ve Kafkasya ile sınır komşuluğu bulunan bu bölge farklı etnik ve
mezhepsel toplulukların bir arada yaşadığı çok katmanlı bir toplumsal yapıya
sahiptir. Son yıllarda uluslararası çözümlemelerde ve çeşitli görsel
temsillerde, bölgedeki jeopolitik dengeler sıklıkla dış etmenler, Kürt siyasal
hareketleri ve Güney Azerbaycan olarak adlandırılan toplumsal yapı arasındaki
ilişkiler üzerinden yorumlanmaktadır. Bu tür temsiller, bölgedeki güç
ilişkilerini basitleştirilmiş şemalar aracılığıyla açıklamaya çalışmaktadır.
Bu çalışma, İran’ın kuzeybatısındaki siyasal
ve toplumsal devingenleri inceleyerek söz konusu jeopolitik anlatıların hangi
ölçüde gerçeklikle örtüştüğünü çözümlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada özellikle
Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas gibi şehirlerin demografik yapısı, bölgedeki Kürt
siyasal hareketlerinin konumu ve İran devletinin güvenlik yaklaşımı ele
alınacaktır.
Bazen bir görsel karmaşık siyasal
gelişmeleri anlatmak ve açıklamak için binlerce kelimeden daha etkili olur.
ABD-İsrail-İran üçlüsü arasında başlayan son savaş artık yeni bir evreye
evriliyor: Hava, füze ve dron saldırılarından kara hareketine geçilme aşamasına
gelindi. Esasen dağlık bir ülke olan ve yaklaşık 90 milyon nüfusa sahip çok
büyük bir ülkenin işgal edilmesi ve denetim altında tutulması ABD ve İsrail
için olanaksız denilebilecek düzeydedir. Kara savaşı için ABD ve İsrail’in
geliştirmeye çalıştığı taktik İran’daki Kürtleri rejime karşı silahlı güç
olarak kullanmaktır. Aşağıda yer alan görsel bu durumu ve içerdiği sorunsalları
çok açık ve etkili şekilde anlatmaktadır.
Son yıllarda İran’ın kuzeybatısındaki
jeopolitik devingenler üzerine yapılan tartışmalarda çeşitli görsel ve çözümleyici
temsiller ortaya çıkmaktadır. Bu temsillerden biri, bölgedeki etmenler
arasındaki ilişkileri ABD, İsrail ve Kürt hareketleri ile Güney Azerbaycan
arasındaki etkileşimler üzerinden açıklamaya çalışan şematik anlatımlardır. Bu
çalışma, söz konusu anlatıların arka planını inceleyerek İran’ın
kuzeybatısındaki siyasal, demografik ve jeopolitik gerçeklikleri
değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Yukarıdaki görsel sosyal medyadan alınmıştır
ve yapay zeka ile üretilmiş bir propaganda belgesi olabilir. Ancak oldukça belirgin
bir şekilde bölgesel jeopolitik ortamı yansıttığı düşünülmektedir. Görsel
yalnızca okuyucuya durum hakkında düşünsel bir yardım sunmayı amaçlamaktadır. Taraflar
arasında yan tutucu bir özelliği bulunmamaktadır.[1]
Görselin temel mesajında sol tarafta
Kürt savaşçıları ve yaşlı bir lider (muhtemelen simgesel Kürt önderi) yer
almaktadır. Ellerinde “Kürt özerkliği” ve “İsrail’e destek” yazılı pankartlar
vardır. Üstten bir el, ABD ve İsrail bayraklarıyla, bu Kürt gruplarını bir
kukla oyunu gibi yönlendirmekte ve yönetmektedir. Kuklayı oynatan Amerika
Birleşik Devletleri’dir (ABD). Görselde yer alan yazılarda ise Kararsızlaştırma
(Destabilization), Köşeye sıkıştırma (Containment), İttifaklar (Alliances),
Silahlar (Weaponry) ve Jeopolitik Manevra (Geopolitical Maneuvering)
kelimeleri okunmaktadır. Bu ifadeler ABD ve İsrail’in alanda Kürt grupları vekil
silahlı güç (proxy) olarak kullandığını ima etmektedir. Sağ tarafta
Güney Azerbaycan halkı ve kültürü gösterilmektedir. Binalar ve bayraklar “Güney
Azerbaycan/Urmiye Tarihsel Ülke” (South Azerbaijan/Urmia Historical Home) yazıları
var. Oklarda ise Direnme (Resistance) ve Ulusal Kimlik (National
Identity) etiketleri var. Yerel halkın kendi direnişi ve kimliğini
vurguladığı görülmektedir. Arka planda Türkiye ve Azerbaycan bayrakları ile
silüetler var. Bölgesel etki ve tehditleri simgelemektedir. Simgelerin anlamı
da dikkat çekicidir. Fırat Nehri (Euphrates River) ile doğal sınır ve
stratejik alan vurgusu yapılmaktadır. Kırmızı oklar ve yeşil oklar dış müdahale
(kırmızı: ABD-İsrail etkisi) ve yerel direniş (yeşil: Güney Azerbaycan halkı)
olasılıklarını göstermektedir. Silahlar, uçaklar ve iletişim kuleleri jeopolitik
denetimi, silah desteğini ve istihbarat etkisini simgelemektedir. Görsel, “ABD
ve İsrail Kürtleri kullanıyor, Güney Azerbaycan kendi kimliğini savunuyor”
mesajını vermeye çalışmaktadır. Stratejik açıdan yorumlanırsa, görsel İsrail’in
asıl patron olduğunu, ABD’nin vekil durumunda olduğunu ve Kürt grupların alandaki
vekil silahlı güçler (proxy) olduğunu vurgulamaktadır. Güney Azerbaycan
ve yerel halk ise direniş ve kimlik odağı olarak gösterilmektedir. Aynı zamanda
Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgedeki rolü dolaylı olarak vurgulanmaktadır ama
burada net olarak “tehdit” veya “gözlemci” gibi gösterilmektedir. Özetle, görsel,
propaganda amaçlı bir jeopolitik satranç tahtası olarak tasarlanmış
görünmektedir. Verilmek istenen temel mesaj ise ‘ABD ve İsrail Kürtleri kendi
çıkarları için yönlendiriyor, yerel halk ise kendi ulusal kimliği ve direnişi
için hareket ediyor’ mesajıdır.
Araştırmanın
Amacı
Bu çalışmanın amacı, İran’ın kuzeybatı
bölgesinde yer alan Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas çevresinde ortaya çıkan
jeopolitik ve toplumsal devingenleri incelemektir. Çalışma, bölgede etkinlik
gösteren Kürt siyasal hareketleri, yerel demografik yapı ve dış etmenlere
ilişkin jeopolitik tartışmaların hangi ölçüde gerçekçi temellere dayandığını çözümlemeyi
hedeflemektedir. Bu kapsamda, İran’ın kuzeybatısındaki etnik ve mezhepsel
çeşitlilik ile sınır bölgelerinin stratejik konumu arasındaki ilişki
değerlendirilecektir.
Araştırmanın
Hedefleri
Bu çalışma aşağıdaki hedeflere
ulaşmayı amaçlamaktadır:
İran’ın
kuzeybatısındaki demografik ve mezhepsel yapıyı incelemek.
Bölgedeki
Kürt siyasal hareketlerinin tarihsel gelişimini ve ideolojik farklılıklarını
değerlendirmek.
Urmiye,
Tebriz, Hoy ve Salmas gibi şehirlerin jeopolitik ve ekonomik önemini çözümlemek.
Bölge
hakkında ortaya atılan jeopolitik anlatıların (dış müdahale, vekalet çatışması
vb.) gerçeklik ile ilişkisini tartışmak.
İran’ın
kuzeybatısının Türkiye, Irak ve Kafkasya ile olan sınır ilişkileri bağlamında
stratejik önemini ortaya koymak.
Araştırmanın
Temel Sorusu
İran’ın kuzeybatı bölgesinde ortaya
çıkan jeopolitik anlatılar ve bölgesel güç ilişkileri, bölgenin demografik ve
siyasal gerçeklikleriyle ne ölçüde örtüşmektedir?
Alt Araştırma
Soruları
İran’ın
kuzeybatısındaki Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas gibi şehirlerin demografik ve
mezhepsel yapısı nasıldır?
Bölgedeki
Kürt siyasal hareketlerinin (örneğin PJAK ve diğer örgütler) ideolojik yapıları
ve etkinlik alanları nelerdir?
İran’ın
kuzeybatısının Türkiye, Irak ve Kafkasya ile olan sınır konumu bölgenin
jeopolitik önemini nasıl etkilemektedir?
Uluslararası
çözümlemelerde ve çeşitli görsel temsillerde ortaya çıkan dış müdahale veya vekalet
çatışması anlatıları bölgenin gerçek siyasal devingenlikleriyle ne ölçüde
uyumludur?
Bölgedeki
etnik ve mezhepsel çeşitlilik İran’ın güvenlik siyasalarını ve genel
yaklaşımlarını nasıl etkilemektedir?
YÖNTEM
Bu çalışma nitel araştırma yaklaşımına
dayanmaktadır. Araştırmada İran’ın kuzeybatı bölgesindeki jeopolitik ve
toplumsal devingenleri incelemek amacıyla yazın taraması, bölgesel demografik
veriler ve jeopolitik çözümleme yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın
temel amacı, bölge hakkında ortaya atılan çeşitli jeopolitik anlatıların mevcut
demografik ve siyasal gerçekliklerle ne ölçüde örtüştüğünü değerlendirmektir. Araştırma
kapsamında akademik yayınlar, tarihsel kaynaklar, bölgesel demografi verileri
ve açık kaynaklı çözümlemeler incelenmiştir. Bunun yanı sıra bölgeye ilişkin
coğrafi ve siyasal veriler değerlendirilerek Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas gibi
şehirlerin stratejik konumu çözümlenmiştir. Çalışma ayrıca İran’ın
kuzeybatısındaki etnik ve mezhepsel yapı ile bölgedeki Kürt siyasal
hareketlerinin konumunu incelemektedir. Bu bağlamda jeopolitik çözümleme
yöntemi kullanılarak bölgedeki etmenler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiş
ve mevcut jeopolitik anlatıların çözümleyici bir çerçevede ele alınması
amaçlanmıştır.
Bu çalışmada jeopolitik çözümleme
yöntemi kullanılmıştır. Jeopolitik çözümleme, belirli bir bölgedeki siyasal ve
güvenlik devingenlerini coğrafi konum, demografik yapı, etnik ve mezhepsel
dağılım ile sınır ilişkileri gibi etmenleri birlikte değerlendirerek çözümlemeyi
amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu kapsamda İran’ın kuzeybatısındaki Urmiye, Tebriz,
Hoy ve Salmas şehirleri coğrafi konumları, demografik özellikleri ve bölgesel
güç ilişkileri çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada ayrıca bölgedeki Kürt
siyasal hareketleri ile İran’ın sınır güvenliği siyasaları jeopolitik bağlamda
değerlendirilmiştir.
Araştırmanın coğrafi kapsamı İran’ın
kuzeybatısında yer alan Batı Azerbaycan ve Doğu Azerbaycan bölgeleri ile
sınırlıdır. Çözümleme özellikle Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas şehirleri
üzerinden yürütülmüştür.
Konum ve coğrafi
özellikler: Bölgenin jeopolitik konumu incelenirken
aşağıdaki unsurlar dikkate alınmıştır. Türkiye ve Kafkasya’ya yakın sınır
konumu, tarihsel ve güncel geçiş yolları ve ticaret yolları, Van kapısı ve
Doğubayazıt hattı gibi sınır kapıları ve bağlantı hatları ve bölgenin stratejik
ulaşım ve güvenlik önemi
Demografik yapı: Araştırmada
bölgedeki nüfusun etnik ve mezhepsel dağılımı incelenmiştir. Bu kapsamda Azerbaycan
Türkleri, Kürtler, Ermeniler ve Asuriler gibi azınlık toplulukları, bölgedeki
mezhepsel yapı (Şii, Sünni vb.) gibi unsurlar ele alınarak demografik
çeşitliliğin siyasal ve toplumsal etkileri değerlendirilmiştir.
Siyasal etmenler:
Bölgedeki siyasal devingenler çözümlenirken
hem devlet hem de devlet dışı etmenler dikkate alınmıştır. Bunlar arasında İran
merkezi yönetimi ve yerel yönetimler, bölgesel siyasal hareketler ve Kürt
siyasal örgütleri ve diğer yerel etmenler yer almaktadır.
Bölgesel güç
dengeleri: Araştırma ayrıca
bölgenin Türkiye, İran ve Güney Kafkasya arasındaki jeopolitik ilişkilerde
oynadığı rolü incelemektedir. Bu çerçevede Türkiye–İran sınır bölgesi devingenleri,
Kürt sorununun bölgesel yansımaları ve Güney Kafkasya ve Ortadoğu jeopolitiği
ile bağlantılar değerlendirilmiştir.
BÖLGENİN JEOPOLİTİK
ÖNEMİ
İran’ın kuzeybatısında yer alan
Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas şehirleri, tarih boyunca Anadolu, İran ve
Kafkasya arasında stratejik bir geçiş bölgesi oluşturmuştur. Bu bölge hem
ticaret yollarının kesiştiği bir çizgi üzerinde bulunması hem de farklı etnik
ve mezhepsel toplulukların bir arada yaşaması nedeniyle önemli bir jeopolitik
alan niteliği taşımaktadır. Bölgenin Türkiye sınırına yakınlığı, özellikle Van
ve Ağrı çizgisi üzerinden Anadolu ile güçlü bir bağlantı kurmasına olanak
vermektedir. Tarihsel olarak İpek Yolu’nun önemli güzergahlarından biri bu
bölgeden geçmiştir. Günümüzde de sınır kapıları ve ulaşım yolları İran ile
Türkiye arasındaki ekonomik ve siyasal ilişkiler açısından stratejik bir rol
oynamaktadır. Demografik açıdan bölge, Azerbaycan Türkleri, Kürtler ve çeşitli
azınlık topluluklarının birlikte yaşadığı çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Bu
çeşitlilik, bölgenin sosyal ve siyasal devingenlerini şekillendiren önemli bir
unsur olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca İran’ın merkezi yönetimi ile bölgesel etmenler
arasındaki ilişkiler de bu coğrafyada belirgin biçimde hissedilmektedir. Bu
nedenle Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas yalnızca yerel şehirler değil, aynı
zamanda İran–Türkiye sınır jeopolitiğinin önemli düğüm noktalarından biri
olarak değerlendirilebilir.
Şehirlerin Kısa
Jeopolitik Çözümlemesi
Bu şehirler için kesin ve güncel etnik
istatistikler bulmak zordur, çünkü İran devleti resmi nüfus sayımlarında etnik
kimlik verisi yayınlamaz. Ancak akademik çalışmalar, alan araştırmaları ve
bölgesel demografi çözümlemeleri yaklaşık dağılımlar sunar. Aşağıdaki veriler
çeşitli akademik kaynakların ortalama tahminlerine dayanan yaklaşık oranlardır
ve makalede bu şekilde belirtilmesi gerekir.
Tebriz
Tebriz, İran’ın kuzeybatısındaki en
önemli siyasal, ekonomik ve kültürel merkezlerden biridir. Tarih boyunca
ticaret yollarının kesiştiği bir noktada yer alan şehir, özellikle Osmanlı–İran
ilişkilerinde stratejik bir rol oynamıştır. Günümüzde de İran’ın Türkiye ve
Kafkasya ile bağlantısında önemli bir merkezdir. Nüfusun büyük kısmını
Azerbaycan Türkleri oluşturur ve şehir İran Azerbaycanı’nın kültürel başkenti
olarak kabul edilir. Tebriz İran Azerbaycanı'nın en uyum içeren şehirlerinden
biridir. Nüfusu yaklaşık 1,7–1,8 milyondur.
|
Çizelge 1: Tebriz Etnik Yapısı (kestirimsel) |
|
|
Grup |
Oran |
|
Azerbaycan Türkleri |
%90–95 |
|
Farslar |
%3–5 |
|
Kürtler |
%1–2 |
|
Ermeni / Asuri |
<%1 |
|
Çizelge 2: Tebriz Mezhepsel Yapı |
|
|
Mezhep |
Oran |
|
Şii İslam |
%95+ |
|
Sünni İslam |
%2–3 |
|
Hristiyan (Ermeni / Asuri) |
<%1 |
Urmiye
Urmiye, Türkiye sınırına yakın konumu
nedeniyle önemli bir sınır bölgesi şehridir. Kent, tarih boyunca Kürtler,
Azerbaycan Türkleri, Asuriler ve Ermeniler gibi farklı toplulukların birlikte
yaşadığı çok kültürlü bir yapıya sahip olmuştur. Urmiye Gölü çevresinde bulunan
şehir hem tarım hem de ticaret açısından bölgesel bir merkez niteliği taşır. Urmiye
bölgenin en karma demografik yapısına sahip şehirlerinden biridir. Nüfus yaklaşık 800–900 bindir.
|
Çizelge 3: Urmiye Etnik Yapısı (kestirimsel) |
|
|
Grup |
Oran |
|
Azerbaycan Türkleri |
%55–65 |
|
Kürtler |
%25–35 |
|
Asuri |
%3–5 |
|
Ermeni |
%1–2 |
|
diğer |
<%1 |
|
Çizelge 4: Urmiye Mezhepsel Urmiye Yapı |
|
|
Mezhep |
Oran |
|
Şii İslam |
%60–65 |
|
Sünni İslam |
%25–30 |
|
Hristiyan (Asuri / Ermeni) |
%5 civarı |
Hoy
Hoy şehri, İran ile Türkiye arasında
yer alan önemli bir geçiş noktasıdır. Tarih boyunca askeri ve ticari yollar
üzerinde bulunması nedeniyle stratejik bir rol oynamıştır. Şehirde ağırlıklı
olarak Azerbaycan Türkleri yaşamakla birlikte çevresindeki kırsal alanlarda
Kürt nüfus da bulunmaktadır. Nüfus yaklaşık 350–400 bindir.
|
Çizelge 5: Hoy Etnik Yapısı (kestirimsel) |
|
|
Grup |
Oran |
|
Azerbaycan Türkleri |
%70–80 |
|
Kürtler |
%20–25 |
|
Diğer |
<%1 |
|
Çizelge 6: Hoy Mezhepsel Yapı |
|
|
Mezhep |
Oran |
|
Şii İslam |
%70–75 |
|
Sünni İslam |
%25–30 |
Salmas
Salmas, Urmiye ile Hoy arasında yer
alan ve Türkiye sınırına oldukça yakın bir şehir olarak dikkat çeker. Bölge
tarih boyunca çeşitli göçlere ve demografik değişimlere sahne olmuştur.
Günümüzde Azerbaycan Türkleri ve Kürtlerin birlikte yaşadığı bir yerleşim
alanıdır. Tarım ve sınır ticareti şehir ekonomisinde önemli rol oynamaktadır.
Nüfus yaklaşık 200–250 bindir.
|
Çizelge 7: Salmas Etnik Yapısı (kestirimsel) |
|
|
Grup |
Oran |
|
Azerbaycan Türkleri |
%60–70 |
|
Kürtler |
%25–35 |
|
Diğer |
%1–2 |
|
Çizelge 8: Salmas Mezhepsel yapı |
|
|
Mezhep |
Oran |
|
Şii İslam |
%60–65 |
|
Sünni İslam |
%30–35 |
|
Hristiyan |
%1–2 |
KURAMSAL ÇERÇEVE
Bu çalışma, İran’ın kuzeybatısında etkinlik
gösteren Kürt silahlı gruplarının olası bir bölgesel çatışma bağlamında vekil
güç (proxy force) olarak kullanılma olanağını incelemektedir. Çözümleme
üç temel kuramsal yaklaşım üzerine kurulmuştur: vekil savaş (proxy warfare),
jeopolitik çözümleme ve etno-demografik yapıların güvenlik devingenlerine
etkisi.
Vekil Savaş
Yaklaşımı
Vekil savaş, devletlerin doğrudan
askeri çatışmaya girmeden rakiplerini zayıflatmak amacıyla devlet dışı etmenleri
destekleyerek yürüttükleri dolaylı çatışma biçimidir. Bu strateji özellikle
büyük güçlerin bölgesel savaşımlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Yazında vekil
savaşların başarısı büyük ölçüde üç etmene bağlanmaktadır: yerel silahlı etmenlerin
örgütsel ve askeri kapasitesi, destek sağlayan dış etmenlerin sürekliliği ve
kaynakları ve çatışmanın gerçekleştiği coğrafyanın siyasal ve demografik yapısı.
Bu bağlamda bir silahlı grubun etkili bir vekil güç durumuna gelebilmesi
yalnızca dış destekle değil, aynı zamanda etkinlik gösterdiği coğrafyada
toplumsal taban ve hareket alanı bulabilmesiyle olanaklıdır.
Jeopolitik
Yaklaşım
Çalışma aynı zamanda klasik ve çağdaş
jeopolitik çözümleme yöntemlerinden yararlanmaktadır. Jeopolitik yaklaşım,
coğrafi konum, sınırlar, ulaşım hatları, demografik yapı ve bölgesel güç
dengelerinin siyasal ve askeri davranış üzerindeki etkisini incelemektedir. İran’ın
kuzeybatısı bu açıdan özel bir jeopolitik alan oluşturmaktadır. Türkiye, Irak
ve Azerbaycan’a komşu olan bu bölge aynı zamanda farklı etnik ve mezhepsel
toplulukların bir arada yaşadığı karmaşık bir demografik yapıya sahiptir. Bu
nedenle bölgedeki güvenlik devingenleri yalnızca askeri etmenlerle değil aynı
zamanda etnik dağılım, mezhepsel farklılıklar ve sınır aşan toplumsal ağlar
tarafından şekillendirilmektedir.
Etno-Demografik
Güvenlik Yaklaşımı
Silahlı hareketlerin etkinliği çoğu
zaman etkinlik gösterdikleri bölgelerdeki etnik ve mezhepsel yapıyla yakından
ilişkilidir. Bir örgütün yerel destek bulabilmesi için bölgedeki demografik
yapı ile belirli bir uyum içinde olması gerekmektedir. Bunun tersine,
demografik olarak parçalı ve farklı toplulukların yoğun olduğu bölgelerde
silahlı hareketlerin geniş çaplı toplumsal seferberlik yaratması daha zor
olmaktadır. İran’ın kuzeybatısındaki Urmiye, Tebriz, Hoy ve Salmas kentleri bu
açıdan dikkat çekicidir. Bölge yalnızca Kürt nüfustan değil aynı zamanda önemli
ölçüde Azerbaycan Türkleri ve farklı mezhepsel topluluklardan oluşmaktadır. Bu
durum Kürt silahlı gruplarının hareket alanını ve toplumsal destek kapasitesini
doğrudan etkileyen bir etmen olarak değerlendirilmektedir.
Bu kuramsal çerçeve doğrultusunda
çalışma üç temel değişkeni birlikte değerlendirmektedir: bölgenin jeopolitik
özellikleri, demografik ve mezhepsel yapı ve silahlı etmenlerin örgütsel
kapasitesi. Bu değişkenlerin birlikte çözümlenmesi İran’ın kuzeybatısında etkinlik
gösteren Kürt gruplarının olası bir bölgesel savaş bağlamında etkili bir vekil
kara gücü oluşturma gizil gücünü değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
GERÇEKLER
Bu görselin dışında genel tablo ise şöyle
gözlemlenmektedir. Bazı Kürt grupları askeri hazırlık yapmaya başlamıştır. Irak
Kürdistanı’nda bulunan İranlı Kürt muhalif gruplar (örneğin PDKI, Komala, PAK)
İran sınırına yakın bölgelerde askeri hazırlık ve konuşlanma yapmaktadır. Bu
gruplar İran güvenlik güçlerine karşı operasyon olasılığını ABD ile görüşmektedir.
Hatta bazı birliklerin Süleymaniye civarında İran sınırına yaklaştığı ve “hazır
beklediği” bildirilmektedir. Ancak bu gelişmeler henüz kesin bir saldırı
anlamına gelmemekte ve daha çok “hazır olma” ve planlama aşamasında
bulunulduğunu göstermektedir. Kürt gruplar ABD ve İsrail ile temas içindedir. Trump,
Irak Kürdistanı’ndaki iki önemli lider Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile
telefon görüşmeleri yapmıştır. Görüşmelerde İran’a karşı olası Kürt rolü ve
savaşın gidişi konuşulmuştur. Bazı kaynaklara göre Kürt gruplar ABD’den hava
desteği veya silah yardımı talep etmişlerdir. İran içinde siyasal çağrılar
yapılmaktadır. Kürt örgütleri İran’daki askerlere ve halka İran ordusunun
rejimden ayrılması, Kürt bölgelerinde rejim karşıtı ayaklanma olasılığına
hazırlanılması ve yerel kurumların
korunması ve eş güdüm çağrıları yapmaktadır. Kürt liderlerin temkinli
davrandığı gözlemlenmektedir. Kürt etmenler hemen savaşa girmek istememektedir.
Bunun nedenleri İran’ın misilleme saldırılarında (füze ve dron saldırıları)
bulunması olasılığı, ABD’nin geçmişte Kürtleri yalnız bırakma deneyimi ve Türkiye
ve Irak’la ilişkilerin bozulma riskidir. İran da çeşitli önlemler almaktadır. İran,
Irak Kürdistanı’ndaki bazı Kürt gruplarını füze ve dron saldırılarıyla hedef almış
ve sınır bölgelerinde askeri hareketliliği artırmıştır. Özetle, İran’daki
Kürtler hemen büyük bir isyan başlatmış değildir. Ama sınırda askeri hazırlıklar
yapılmakta, ABD ile görüşmeler sürmekte ve İran içinde rejim karşıtı çağrılar
artmaktadır. Durum şu anda “olası bir Kürt cephesi açılabilir” aşamasındadır. Bu
dört şehirde iki temel fay hattı vardır. Birincisi etnik fay hattıdır ve Azerbaycan
Türkleri ve Kürtleri kapsar. İkincisi ise mezhepsel fay hattıdır. Şii nüfus
(çoğunlukla Türkler), Sünni nüfus (çoğunlukla Kürtler). Bu durum özellikle şu
nedenle önemlidir: İran'ın sınır güvenliği ve etnik siyasetinin merkezlerinden
biri bu bölgedir. İran’ın kuzeybatısındaki Urmiye–Hoy–Salmas çizgisi,
Azerbaycan Türkleri ile Kürt nüfusunun iç içe geçtiği ve Şii–Sünni mezhepsel
farklılığının da belirgin olduğu bir demografik geçiş bölgesi niteliği
taşımaktadır.
Bölgesel Nüfus ve
Etnik Yapı
Bu bölge İran’ın Batı Azerbaycan
vilayeti içinde yer alır. Urmiye, Tebriz çevresi, Hoy ve Salmas daha çok
Azerbaycan Türkleri tarafından yoğunlukla yaşanan alanlardır. Kürt nüfus bu
bölgede azınlıktır. Özellikle Urmiye çevresi ve Salmas-Hoy hatlarında Kürt
aşiretleri ve yerleşimler vardır. Örneğin Küresünni, Delzey, Çehrık gibi köylerde
Kürt nüfus bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu çizgi Azerbaycan Türkleri tarafından
da yoğun şekilde nüfuslanmıştır. Bölge, Kürt nüfusun yaygın olduğu İran
Kürdistanı (Rojhilat) merkezlerinden (Sanandaj, Mahabad gibi) uzaktır ve
demografik olarak karışık bir yapıya sahiptir.
Kürt Örgütlerinin
Etkinlikleri: Bölgeye Göre
Partiya Jiyana
Azad a Kurdistane (PJAK): Etkinlik alanı
İran Kürdistanı ve Batı sınır hattına yakın alanlardır. PJAK, İran devletine
karşı süregelen silahlı/militan etkinlik yürütmüş bir Kürt örgütüdür. Urmiye–Hoy–Salmas
hattında bu örgütün etkisinin doğrudan bu bölge içindeki dağınık küçük
yerleşimlerle sınırlı olduğu ve bölgede ana etkinliklerinin İran’ın batı
kesimlerindeki Kürt nüfus yoğun alanlarda olduğu düşünülmektedir. Bazı yerel
iddialarda İran rejimi ile örgüt arasında ilişkiler tartışılmıştır. Örneğin
PKK/PJAK’ın Urmiye gibi noktalarda kamp kurduğu savları vardır. Bu savlar resmi
olmayan kaynaklara dayanır ve doğrulanmamıştır.
Kürdistan
Demokrat Partisi İran (KDPI): Etkinlik
alanı ağırlıklı olarak İran Kürdistanı’nın Kürt çoğunluklu bölgeleridir. Örneğin
Zagros dağlık kuşağı (Sanandaj, Mahabad) ve sınır bölgeleri bu çerçevede
belirtilebilir. Urmiye–Tebriz hattının kuzeyinde etki alanı net olarak
tanımlanmasa da KDPI’nin doğrudan bu bölgede örgütlü siyasal ve askeri egemenliği
olduğuna ilişkin güçlü kaynak bulunmamaktadır.
Diğer İran Kürt
grupları (Komala, PAK gibi): PDPI,
PAK vb. İran Kürt siyasal örgütleri İran Kürdistanı ile Irak sınırı arasındaki
dağlık alanlarda örgütlüdür. Urmiye–Tebriz–Hoy–Salmas hattında bu grupların
doğrudan alan egemenliği olduğuna ilişkin net coğrafi etkinlik haritası
kaynaklarda yer almamaktadır.
|
Çizelge 9: Bölgesel Etki Haritası - Özet |
||
|
Bölgeler |
Demografik Yapı (Kürt) |
Kürt Örgüt Etkinlikleri (aktif) |
|
Urmiye (Urmia) |
Azınlık Kürt nüfus |
Sınırlı/yerel (PJAK etkisi savları tartışmalı) |
|
Salmas – Hoy hattı |
Azınlık Kürt nüfus |
Yerel Kürt topluluk var, örgütsel egemenlik yok |
|
Tebriz çevresi |
Çok küçük Kürt nüfus oranı |
Kürt örgütsel etkinlik kayda değer değil |
|
Batı Azerbaycan kırsalı |
Kürt yerleşimleri bulunur |
Arada yerel Kürt topluluklarının siyaseti |
Açıklama ve
Kaynak Değerlendirmesi
Kaynaklar demografik veriye dayanmakta
olup (nüfus, köy toplulukları) siyasal ve askeri örgütlerin etki alanı
haritalarını doğrudan çizmemektedir. Silahlı örgütlerin etkinlik bölgeleri
genellikle İran Kürdistanı’nın batı sınırına daha yakın dağlık alanları
(Sanandaj, Mahabad gibi) kapsar. Urmiye çizgisinde yerel nüfusa karşın örgütsel
etki sınırlıdır. Güncel siyasal sorunlarda İran Kürt muhalefetinin Irak
Kürdistanı’ndaki kamp ve üsleri hedef alınmaktadır. Bu da örgütlerin etkinlik
merkezlerinin İran dışına da uzandığını göstermektedir. Özetle, bu bölge
çoğunlukla Azerbaycan Türkleri ağırlıklıdır ve Kürt nüfusu mevcut fakat küçük
ölçektedir. Silahlı Kürt örgütleri Urmiye–Hoy–Salmas çizgisindedir ama örgütsel
alan egemenlikleri yoktur. Daha çok İran’ın batı kesimlerinde (dağlık Kürt
nüfus bölgelerinde) etkilidir. Bölge içi örgüt mesajlar bazı yerel savlar siyasal
gerilim üzerinden anlatılır. Bu savlar resmi uluslararası kaynaklarla
kesinleşmemiştir.
Şekil 1: İran’da etnik unsurlar
İran’da toplam 8–10 milyon civarında
Kürt nüfus olduğu kestirilmektedir. Bu nüfus mezhepsel olarak oldukça
çeşitlidir.
|
Çizelge 10: İran’daki Kürtlerin Mezhepsel
Dağılımı (Yaklaşık) |
||
|
Mezhep |
Yaklaşık oran |
Yoğun olduğu bölgeler |
|
Sünni (Şafii) |
%65–75 |
Mahabad, Bukan, Serdeşt, Piranşehr |
|
Şii Kürtler |
%15–20 |
Kirmanşah, İlam |
|
Yarsan/Ahl-i Hak [2] |
%5–10 |
Kirmanşah çevresi |
|
Alevi/diğer |
Küçük oran |
Dağınık |
Kuzeybatı
İran’daki Kürtler: Urmiye – Salmas – Hoy hattı
Buradaki Kürtlerin büyük çoğunluğu Sünni’dir
(Şafii). Bu durum şu sonucu doğurur. Azerbaycan Türkleri çoğunlukla Şii’dir. Kürtler ise çoğunlukla Sünni’dir. Dolayısıyla
bölgede etnik fark aynı zamanda mezhepsel farkla örtüşebilir. Bu, jeopolitik çözümleme
açısından önemli bir noktadır.
|
Çizelge 11: Kürt siyasal örgütleri ve mezhep |
||
|
Örgüt |
İdeoloji |
Mezhep etkisi |
|
PKK |
Seküler |
Mezhep önemsiz |
|
PJAK |
PKK çizgisi |
Seküler |
|
KDPI |
Milliyetçi |
Mezhep ikincil |
|
Komala |
Sol |
Mezhep önemsiz |
Yani örgütler ideolojik olarak
sekülerdir ve mezhepsel kimliği açıkça kullanmazlar. Ancak sosyolojik taban
çoğunlukla Sünni Kürtlerden oluşur. İran’ın kuzeybatısındaki Kürt nüfusun
önemli bir bölümü Sünni mezhebine mensuptur. Buna karşılık aynı bölgede yaşayan
Azerbaycan Türklerinin büyük çoğunluğu Şii mezhebindedir. Bu durum etnik ve
mezhepsel kimliklerin kısmen örtüşmesine yol açmakta ve bölgenin siyasal ve
jeopolitik devingenlerini etkileyen önemli bir sosyolojik zemin
oluşturmaktadır.
URMİYE GÖLÜ
HAVZASI’NIN JEOPOLİTİK ÖNEMİ
Urmiye Gölü havzası İran’ın
kuzeybatısında yer almakta olup Türkiye, Irak ve Güney Kafkasya’ya yakınlığı
nedeniyle stratejik bir konuma sahiptir. Bölge, tarihsel olarak farklı etnik ve
dinsel toplulukların bir arada yaşadığı bir geçiş alanı niteliği taşımaktadır.
Demografik geçiş
bölgesi: Urmiye Gölü çevresi iki büyük nüfus
grubunun kesişim alanıdır: Azerbaycan Türkleri (çoğunlukla Şii) ve Kürtler
(çoğunlukla Sünni). Bu durum özellikle şu şehirlerde belirginleşir: Urmiye, Hoy
ve Salmas. Buna karşılık Tebriz daha homojen bir demografik yapı
göstermektedir.
Sınır ve ulaşım
koridorları: Bölge üç önemli
sınır hattına yakındır. Türkiye sınırı, Irak sınırı ve Nahçıvan ve Güney
Kafkasya bağlantıları. Bu nedenle bölge tarih boyunca ticaret yollarının, askeri
geçişlerin ve göç hareketlerinin önemli güzergahlarından biri olmuştur.
Güvenlik ve
siyasal duyarlılık: Urmiye havzası
İran açısından güvenlik bakımından hassas kabul edilen bir bölgedir. Bunun
başlıca nedenleri şunlardır: Kürt siyasal hareketlerinin sınır bölgelerinde etkinlik
göstermesi, etnik çeşitliliğin yoğun olması ve Türkiye ve Irak sınırlarına
yakınlık. Bu nedenle İran merkezi yönetimi bölgede güvenlik ve yönetsel
denetimi güçlü tutmaya çalışmaktadır.
Tarihsel çok
kültürlülük: Bölge tarih
boyunca çok sayıda topluluğa ev sahipliği yapmıştır: Azerbaycan Türkleri, Kürtler,
Ermeniler ve Asuriler. Bu tarihsel çeşitlilik Urmiye şehrini özellikle çok
kültürlü bir merkez durumuna getirmiştir.
Urmiye Gölü havzası, Azerbaycan
Türkleri ile Kürt nüfusunun kesiştiği, aynı zamanda Şii ve Sünni mezhepsel
farklılığının belirginleştiği bir demografik ve jeopolitik geçiş bölgesi
niteliği taşımaktadır. Bu özellikleri nedeniyle bölge İran’ın kuzeybatısında
stratejik ve siyasal açıdan duyarlı bir alan olarak değerlendirilmektedir.
İRAN’DAKİ SİLAHLI
KÜRT ÖRGÜTLERİ
Silahlı Kürt grupları PDKI, Komala,
PAK ve PJAK’tır.
PJAK (Partiya
Jiyana Azad a Kurdistane)
PJAK, tam adıyla “Kürdistan Özgür
Yaşam Partisi” (Partiya Jiyana Azad a Kurdistane), İran’daki Kürt
silahlı ve siyasal hareketlerinden biridir. 2004 civarında ortaya çıkmıştır ve
esas olarak İran’ın kuzeybatısındaki Kürt bölgelerinde (Rojhilat) etkinlik
göstermektedir. 2004 yılında kurulmuştur. Etkinlik alanı İran Kürdistanı ve
Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağları’dır. İdeolojisi PKK çizgisine yakın demokratik
konfederalizme dayanmaktadır. Hedefi İran’da Kürtler için siyasal özerklik ve
haklar elde etmektir. PJAK genellikle PKK ile bağlantılı kabul edilir. Liderlik
kadroları ve ideoloji büyük ölçüde aynı çizgiden gelmektedir. Kandil
Dağları’nda ortak alanlar kullanıldığı söylenmektedir. Bu nedenle, Türkiye, İran
ve ABD PJAK’ı terör örgütü olarak sınıflandırmıştır. PJAK ile İran arasında
özellikle 2005–2012 arasında yoğun çatışmalar yaşanmıştır. İran Devrim
Muhafızları ile sınır bölgelerinde sık sık çatışma içine girmiştir. İran zaman
zaman Irak Kürdistanı’ndaki PJAK kamplarını topçu ve füze ile vurmuştur. 2026 itibarıyla,
Trump’ın İran konusunda yaptığı açıklamalar ve bölgede artan gerilim nedeniyle uzmanlar
şu olasılıklar üzerinde durmaktadır. İran içinde Kürt muhalif gruplar etkili
duruma gelebilir. PJAK da bunlardan biri olabilir. Ancak PJAK şu anda büyük bir
ayaklanma başlatmış değildir. Çünkü İran’ın askeri baskısı çok güçlüdür. Irak
Kürdistanı yönetimi PJAK’ın açık savaş başlatmasını istemeyebilir.
Önemli fark İran’daki Kürt örgütlerinin
iki ana çizgiye ayrılmış olmasıdır: PKK çizgisi ve PJAK’a karşılık klasik Kürt
partiler olan PDKI ve Komala. Bu gruplar birbirleriyle her zaman tam uyum
içinde hareket etmezler. PJAK’ın İran’daki gerçek gücü konusu Orta Doğu çözümlemelerinde
oldukça tartışmalıdır. Kısaca söylemek gerekirse örgüt olarak vardır ama çok
büyük bir güç değildir. PJAK’ın İran’da askeri gücü sınırlıdır. Çoğu
araştırmaya göre etkili savaşçı sayısı yaklaşık 500 – 1500 arasında kestirilmektedir.
Büyük bir ordusu veya geniş ölçüde denetim altında tuttuğu bir bölge yoktur. Çoğunlukla
gerilla taktikleri kullanmaktadır. Etkinlikleri genelde sınır bölgelerinde
pusular, İran güvenlik güçlerine küçük saldırılar ve propaganda ve örgütlenme
çalışmalarından ibarettir. İran içinde güçlü bir halk ayaklanması yaratamamıştır.
İran’daki Kürt nüfus 8–10 milyon civarındadır. Ancak, PJAK bu nüfusun tamamını
temsil etmemektedir. İran Kürtleri içinde farklı siyasal görüşler vardır. Bazıları
reform isterken bazıları ayrılık istememektedir. Bu yüzden PJAK şimdiye kadar
geniş çaplı bir isyan başlatamamıştır. Öte yandan, İran’ın askeri baskısı çok
güçlüdür. İran Devrim Muhafızları PJAK’a karşı çok sert operasyonlar yapmıştır.
Örneğin, 2011’de büyük bir askeri operasyon başlatılmış ve sınırın Irak
tarafındaki kamplar bombalanmıştır. PJAK ciddi kayıplar vermiştir. Bu
operasyonlardan sonra PJAK’ın etkinlikleri önemli ölçüde azalmıştır. PJAK’ın
önemli kısmı Kandil Dağlık (Qandil Mountains) bölgesinde bulunmaktadır. Bu
bölge aynı zamanda PKK’nın ana üslerinden biridir. Bu yüzden birçok uzman
PJAK’ı PKK’nın İran kolu gibi değerlendirmektedir. Şayet İran’da kriz büyürse
uzmanlar şu senaryoyu ortaya koymaktadır: İran’da merkezi otorite zayıflarsa ve
iç savaş veya büyük ayaklanma olursa PJAK ve diğer Kürt gruplar çok daha hızlı
büyüyebilir. Ama normal koşullarda tek başına büyük bir güç değildir. Kısaca
özetlemek gerekirse, PJAK silahlı bir örgüttür. İran içinde çok büyük bir
askeri güç değildir. Etkisi daha çok sınır bölgeleri ve gerilla etkinlikleri
ile sınırlıdır.
İran’ın PJAK’tan, Türkiye’nin PKK’dan
korktuğu kadar korkmamasının birkaç önemli stratejik nedeni vardır. Birincisi, İran’daki
Kürt bölgeleri daha sıkı denetim altındadır. İran devleti özellikle Kürt
bölgelerinde çok güçlü bir güvenlik ağı kurmuş durumdadır. Devrim Muhafızları (Islamic
Revolutionary Guard Corps, IRGC) bölgede çok etkilidir ve haber alma ağı
oldukça geniştir. Küçük örgütlenmeler bile hızlı şekilde bastırılabilmektedir. Bu
nedenle PJAK’ın büyük bir alanı denetim altında tutması neredeyse olanaksızdır.
İkincisi, İran’daki Kürt siyaseti parçalıdır.
İran Kürtleri tek bir hareket etrafında birleşmiş değildir. Başlıca
gruplar İran Kürdistanı Demokratik Partisi (Democratic Party of Iranian
Kurdistan, PDKI), Komala ve PJAK’tır. Bu gruplar arasında ideolojik ve siyasal
yarışma vardır. Bu da İran’da tek bir büyük Kürt ayaklanmasının oluşmasını
zorlaştırmaktadır. Üçüncüsü, İran’ın bölgesel stratejisidir. PJAK’ın ana üsleri
çoğunlukla Kandil bölgesinde bulunmaktadır. İran zaman zaman topçu atışları, füze
saldırıları ve sınır operasyonları ile bu kampları hedef almaktadır. Ayrıca
İran bazen PKK ile doğrudan çatışmaktan kaçınarak PJAK’ın büyümesini sınırlı
tutmaya çalışmaktadır. Bu da örgütün etkisini belirli bir seviyede tutmaya
yardımcı olmaktadır. Sonuç olarak, İran için PJAK bir tehdittir ama PKK’nın
Türkiye için olduğu kadar varoluşsal bir güvenlik sorunu değildir ve daha çok
sınır güvenliği ve düşük yoğunluklu isyan kategorisinde görülmektedir. PJAK,
PKK ile en yakın örgüt olarak kabul edilir. İdeolojisi doğrudan Öcalan’ın
“demokratik konfederalizm” çizgisinden etkilenir. Kadrolarının bir kısmı
geçmişte PKK içinde bulunmuştur. Üslerinin önemli kısmı Kandil çevresindedir. Bu
nedenle birçok ülke PJAK’ı PKK’nın İran kolu gibi görmektedir.
İran Kürdistan
Demokratik Partisi (Democratic Party of Iranian Kurdistan, PDKI)
1945’te kurulmuş çok daha eski bir
Kürt milliyetçi partisidir. Tarihsel olarak Irak Kürdistanı’ndaki Barzani
çizgisine daha yakındır. İdeolojisi PKK’dan farklıdır: klasik Kürt milliyetçiliği
ve parlamenter siyaset vurgusu. PKK ile organik bağ ilişkisi yoktur. Zaman
zaman yarışma ve gerilim yaşanmıştır.
Komala
1970’lerde ortaya çıkan sol eğilimli
bir Kürt hareketidir. Başlangıçta Marksist çizgide olmuştur. PKK ile ilişkisi ideolojik
olarak bazı benzerlikler olsa da örgütsel bağ yoktur. Geçmişte İran
Kürdistanı’nda alan yarışması yaşandığı da bilinmektedir.
Kürdistan
Özgürlük Partisi (Kurdistan Freedom Party, PAK):
Daha küçük bir örgüttür. Irak
Kürdistanı’ndaki bazı çevrelere yakın kabul edilir. PKK ile doğrudan bağlantısı
yoktur.
|
Çizelge 12: İran’daki Kürt Örgütleri |
|
|
Örgüt |
PKK / Öcalan bağlantısı |
|
PJAK |
Çok güçlü (ideolojik ve kadro) |
|
PDKI |
Yok, daha çok Barzani çizgisi |
|
Komala |
Zayıf / dolaylı ideolojik benzerlik |
|
PAK |
Yok |
Yukarıdaki çizelgede özetlendiği
üzere İran’daki Kürt hareketi PKK merkezli tek bir yapı değildir. Aslında en
güçlü İranlı Kürt partileri PKK’dan bağımsız geleneklerden gelmektedir. İran’daki
Kürt hareketi parçalı ve örgütler arasında PKK/Öcalan bağlantısı sadece PJAK
ile güçlüdür. Diğer büyük örgütler (PDKI, Komala, PAK) PKK ile bağımsız bir
geçmiş ve ideolojiye sahiplerdir. Bu parçalı yapı, İran’daki Kürt hareketinin tek bir askeri veya siyasal güç
olarak ortaya çıkmasını zorlaştırmaktadır. PJAK dışında örgütler genellikle siyasal
ve sınırlı askeri etkinlik yürütmektedir. PJAK’ın PKK bağlantısı, diğer
örgütlerin PKK’dan bağımsızlığı, İran Kürdistanı’ndaki hareketin stratejik
olarak farklı devingenler göstermesine neden olmaktadır.
PJAK, PKK ve Öcalan çizgisine bağlıdır
ve İran’da ideolojik ve kadro olarak en güçlü bağlantıya sahiptir. PDKI,
Komala, PAK gibi diğer büyük İran Kürt örgütleri PKK’dan bağımsızdır ve
tarihsel olarak kendi çizgileri ve liderlikleri vardır. Bu durum, ABD veya dış
güçlerin müdahalede bulunması durumunda bile İran’daki Kürt hareketinin tek bir
blok olarak hareket etmesini sınırlamaktadır. PJAK, ABD veya dış destekle
harekete geçse bile, diğer örgütlerin bağımsızlığı ve geçmişte yaşadıkları yarışmalar
ve çekişmeler nedeniyle bütün Kürt hareketi tek bir cephe oluşturamamaktadır.
İRAN’IN ASKERİ VE
GÜVENLİK KAPASİTESİ
İran’ın kuzeybatı sınır bölgelerinde etkinlik
gösteren Kürt silahlı gruplarının kapasitesi değerlendirilirken İran devletinin
güvenlik ve askeri kapasitesinin de dikkate alınması gerekmektedir. İran’ın
sınır güvenliği yalnızca düzenli ordu birlikleri tarafından değil, aynı zamanda
Devrim Muhafızları ve çeşitli paramiliter yapılar tarafından sağlanan çok
katmanlı bir güvenlik mimarisi üzerine kuruludur. Bu çerçevede özellikle İslam
Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) İran’ın iç güvenlik ve sınır bölgelerindeki
operasyonlarda belirleyici bir rol oynamaktadır. IRGC’nin kara kuvvetleri,
sınır güvenlik birlikleri ve yerel istihbarat ağları İran’ın batı ve kuzeybatı
bölgelerinde uzun süredir yürütülen karşı isyan operasyonları sayesinde önemli
bir operasyonel deneyime sahiptir. İran ayrıca Kürt silahlı grupların etkinlik
gösterdiği alanlarda sınır karakolları, askeri üsler ve güvenlik hatları
aracılığıyla kalıcı bir askeri varlık bulundurmaktadır. Buna ek olarak İran
güvenlik mimarisi yalnızca düzenli askeri birliklerden oluşmamaktadır. “Besic”
[3] paramiliter
güçleri ve yerel güvenlik ağları özellikle sınır bölgelerinde devletin denetim
kapasitesini artıran bir unsur olarak işlev görmektedir. Bu çok katmanlı
güvenlik yapısı İran’ın kuzeybatısında etkinlik gösteren silahlı grupların
hareket alanını önemli ölçüde sınırlamaktadır. Bu nedenle bölgedeki Kürt
silahlı örgütlerinin askeri kapasitesi değerlendirilirken yalnızca örgütsel
güçleri değil, aynı zamanda karşılarında bulunan İran devletinin kurumsallaşmış
güvenlik yapısı, askeri kapasitesi ve uzun süredir devam eden karşı isyan deneyimi
de dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda mevcut koşullar altında Kürt silahlı
grupların geniş ölçekli bir kara operasyonu yürütme veya kalıcı bir denetim
alanı oluşturma kapasitesinin oldukça sınırlı olduğu görülmektedir.
İRAN KÜRDİSTANI
KURULABİLİR Mİ?
Sınırdan İran içine Kürt savaşçıların
girdiği savları vardır. Bazı kaynaklara göre Irak Kürdistanı’nda bulunan Kürt
gruplar İran’a doğru hareket etmiştir. Özellikle PJAK ve diğer İranlı Kürt
gruplarının savaşçılarının 2 Mart 2026’dan itibaren İran içinde konumlandığı
savlanmaktadır. Bu güçlerin Zagros dağları ve Marivan çevresinde konuşlandığı
söylenmektedir. Ama bu konumlanma daha çok gerilla konuşlanması şeklindedir. Kürt
grupları yeni bir ittifak kurmuştur. 2026’da İranlı Kürt örgütleri ilk defa
büyük bir koalisyon kurmuşlardır: İran Kürdistan Demokratik Partisi, PJAK, İran
Kürdistanı Komala Partisi ve İran Kürdistan Savaşım Örgütü. Bu ittifakın amacı
İran’daki kriz sırasında Kürt bölgelerinde ortak hareket etmektir. Ayrıca halka şu çağrıyı yapmışlardır: devlet
kurumlarını koruyun ve ordu içindeki Kürtlerin rejime destek vermesini önleyin.
Bu bağlamda “Devlet daireleri ele geçirildi” savı henüz doğrulanmış değildir. Büyük
uluslararası ajanslar (Reuters, AP vb.) Kürtlerin şehirlerde devlet binalarını
ele geçirdiğini doğrulamamışlardır. Daha çok sınır bölgelerinde çatışma ve
hareketlilik rapor edilmektedir. Bazı muhalif medya ve sosyal medya hesapları
bu savları yaymakta ama bağımsız doğrulama çok sınırlı kalmaktadır. Buna
karşılık, İran da karşı atılımlar yapmaktadır. İran hükümeti Irak’taki Kürt
grupların üslerini füze ve dron ile vurmuş ve sınır boyunca asker konuşlandırmıştır.
Gerçekte Kürt gruplar hareketlenmiş
durumdadır. Bazı savaşçılar İran içine girmiş olabilir ama büyük şehirlerde
devlet kurumlarının ele geçirilmesi doğrulanmış bir bilgi değildir.
İran’daki gelişmeler için askeri
uzmanlar genelde üç olası senaryo konuşmaktadır. Bunların gerçekleşme olasılığı
birbirinden oldukça farklıdır. Birincisi, sınırlı Kürt ayaklanmasıdır ve belki
de en olası senaryodur. Bu senaryoda PJAK, İran Kürdistanı Demokratik Partisi
ve Komala gibi gruplar sınır bölgelerinde gerilla saldırıları yaparlar. Ancak, İran
devleti kentleri denetim altında tutmaya devam eder. Devrim Muhafızları isyanı hızlı
şekilde bastırır. Olaylar birkaç ay içinde düşük yoğunluklu çatışmaya döner. Çoğu
güvenlik uzmanı en gerçekçi senaryonun bu olduğunu söylemektedir. İkincisi büyük
İran iç savaşıdır. Orta olasılık olarak görülmektedir. Bu senaryoda İran içinde
genel bir rejim krizi oluşur, protestolar ülke geneline yayılır ve farklı etnik
bölgeler ayaklanır. Örneğin, Kürt bölgeleri, Belucistan, Türkçe konuşan
toplulukların yaşadığı bölgeler gibi. Bu durumda İran Suriye’ye benzer bir iç
savaşa sürüklenebilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için şu gelişmelerin olması
zorunludur: ordunun bölünmesi, ekonomik çöküş ve merkezi yönetimin denetiminin
kaybolması. Böyle bir durum tam oluşmuş değildir. Üçüncüsü, Kürt özerk bölgesinin
veya devletinin kurulmasıdır. En düşük olasılık olarak değerlendirilmektedir. Bu
senaryoda İran’ın kuzeybatısında “İran Kürdistanı” ortaya çıkar. Bu genelde şu
şehirleri kapsar: Mahabad, Sanandaj, Baneh ve Marivan. Bunun gerçekleşmesi için
İran ordusunun bölgeden çekilmesi, büyük dış destek (ABD vb.) sağlanması ve Kürt
grupların birleşmesi gerekir. Bu koşulların tam oluştuğu söylenemez. Bugünkü
tabloya bakılırsa, Kürt gruplar hareketlenmiş durumdadır ve İran sınırında
gerilim artmaktadır ama henüz büyük bir şehir ayaklanması söz konusu değildir.
ABD’NİN KÜRTLERİ
SİLAHLANDIRMASI
Bazı büyük gazeteler ve ajanslar
ABD’nin İran’daki Kürt gruplarına silah verme planını tartıştığını yazmaktadırlar.
Ancak şu anki bilgilere göre kesin olarak silah verildiği doğrulanmış değildir
ve daha çok görüşme ve planlama aşaması konuşulmaktadır. Özellikle CIA ve ABD
yönetiminin İranlı Kürt gruplarla ilişki kurduğu bildirilmektedir. Kürt gruplar
ABD’den silah, eğitim, istihbarat ve hava desteği talep etmektedirler. Bu
görüşmeler İran’a karşı kara operasyonu olasılığı üzerine yapılmaktadır. Resmi
bir anlaşma henüz açıklanmamıştır. Uzmanlara göre olası plan şöyle olabilir: Kürt
gruplar İran’ın batısında saldırılar başlatır. İran ordusu birden fazla cephede
savaşmak zorunda kalır. Bu da rejim üzerindeki baskıyı artırır. Bazı
senaryolarda Kürtlerin kuzey İran’da bir “tampon bölge” oluşturması da tartışıldığı
görülmektedir. Haberlere göre Donald Trump Mesut Barzani, Bafel Talabani ve İranlı
Kürt parti liderleriyle temas kurmuştur. Trump yaptığı bir açıklamada Kürtlerin
ayaklanmasının çok memnunluk verici bir gelişme olacağını söylemiştir. Bu
görüşmelerde ABD’nin lojistik ve hava desteği verebileceği konuşulmuştur. Bölgede
büyük endişe vardır. Bu olasılık gerçekleşirse, Iran içinde iç savaş riski
artabilir. Türkiye buna çok sert tepki gösterebilir. Irak Kürdistan bölgesi de
hedef olabilir. Bu yüzden bazı Kürt liderler ABD’ye güvenmediklerini ve
temkinli olduklarını söylemektedirler. Özetle, ABD’nin İran’daki Kürt grupları
silahlandırmayı düşündüğü medyada yer almaktadır. “Silah verildi” söylentileri
konusunda bir kesinlik yoktur.
TÜRKİYE ETMENİ
ABD’nin İran’daki Kürt gruplarına
silah vermesi olasılığı Türkiye açısından çok duyarlı bir konudur. Bunun birkaç
temel nedeni vardır. Birincisi, PKK bağlantısı endişesidir. İran’daki bazı Kürt
gruplar özellikle PJAK, ideolojik ve örgütsel olarak PKK ile bağlantılıdır. PJAK’ın
önemli kadroları uzun süre Kandil bölgesinde bulunmuştur. Aynı lojistik ve
eğitim ağını kullandıkları savlanmaktadır. Bu nedenle Türkiye ABD’nin verdiği
silahların dolaylı şekilde PKK’ya geçebileceğinden endişe duymaktadır.
İkincisi, yeni bir Kürt askeri gücünün oluşması olasılığıdır. İran’daki Kürt
gruplar silah alır ve İran içinde denetim alanı oluşturursa İran’ın
kuzeybatısında yeni bir Kürt özerk bölgesi oluşabilir. Türkiye açısından bu gelişme
Irak Kürdistanı, Suriye’deki Kürt bölgeleri ve İran Kürdistanı zincirini
destekleyebilir. Bu üç bölge arasında coğrafi ve siyasal bağlantı kurulması olasılığı
Ankara’da ciddi şekilde tartışılan bir senaryodur. Üçüncüsü bölgesel domino
etkisidir. Ortadoğu’da Kürt nüfusu dört ülkede yaşamaktadır: Türkiye, İran, Irak
ve Suriye. İran’da yeni bir Kürt siyasal yapı ortaya çıkarsa, bazı uzmanlar bunun
bölgesel bir domino etkisi yaratabileceğini söylemektedirler. Özetle, ABD’nin
İran’daki Kürtlere silah vermesi olasılığı Türkiye’de PKK güçlenir mi, yeni bir
Kürt devleti mi oluşur ve bölgesel dengeler değişir mi gibi sorular nedeniyle
Ankara’da çok yakından izlenmektedir.
İSRAİL ETMENİ
İsrail’in
amaçları
İsrail’in İran’a karşı Kürtleri
destekleme nedenleri birkaç noktada özetlenebilir: İran’ın nükleer ve bölgesel
güç projelerine karşı baskı oluşturmak, kuzeybatı İran’da Kürtleri sınır
boyunca tampon güç olarak kullanmak ve İran içinde çoklu cepheler açarak Tahran
rejimini zayıflatmak. Uzmanlar, İsrail’in ABD ile birlikte Kürtlere istihbarat,
lojistik ve olası silah desteği sunabileceğini belirtmektedirler. PJAK, PKK
çizgisinde olduğundan İsrail’in doğrudan PKK ile temas kurması risklidir. PJAK
ile İsrail’in Kuzey Irak üzerinden gizli temas kurması ise olanaklıdır. Bu ilişkiler
genellikle sınır bölgelerinde istihbarat paylaşımı ve lojistik üzerine odaklanabilir.
İsrail, PJAK üzerinden İran’a baskı yapmayı tercih edebilir. Diğer bağımsız
örgütlerle ise daha temkinli hareket eder. PDKI, Komala, PAK gibi örgütler PKK
çizgisine bağlı değildir. İsrail için risk, bu grupların askeri kapasitesinin
sınırlı olmasıdır. Bu nedenle İsrail’in ilgisi öncelikle PJAK ve sınır
bölgelerindeki eş güdüm üzerinedir.
ETMENLER VE OLASI
HAREKET SENARYOLARI
Sınırlı operasyon birinci senaryodur.
PJAK ve İsrail/ABD istihbarat paylaşımı ile İran sınırında gerilla saldırıları
yapabilirler. İkincisi, geniş çaplı koalisyon kurulması olasılığıdır. PJAK ve
bazı bağımsız gruplar bir araya gelirse kuzeybatı İran’da daha büyük etki
yaratabilir. Üçüncüsü İran’ın misillemede bulunmasıdır. Füze ve dron
saldırılarıyla sınır ötesi üsleri vurabilir. Bu bağlamda, İsrail’in ve ABD’nin
doğrudan askeri müdahalesi olasılığı düşüktür ama Kürtleri stratejik araç
olarak kullanmaları daha yüksek bir olasılıktır. Özetle, İsrail’in temel amacı
İran’ı içeriden baskılamak ve kuzeybatı İran’da bir tampon oluşturmaktır. PJAK
bu açıdan en uygun örgüttür. Diğer örgütler sınırlı kapasiteye sahip olduğundan
İsrail ile ilişkileri daha sınırlıdır.
PJAK Kandil Dağları (Irak) ve sınır
bölgelerinde (İran Rojhilat) etkili olabilir. PDKI / Komala / PAK ise kuzeybatı
İran ve kısmen sınır bölgeleri ile genellikle küçük kamplar yoluyla etkili
olabilir. ABD Irak Kürdistanı’nda üsler ve istihbarat noktaları oluşturabilir. İsrail
ise gizli istihbarat, lojistik desteği ve sınır ötesi eş güdüm üzerinden etkili
olabilir.
Olası hareket
senaryoları
Senaryo (A)
Sınırlı sınır gerilla hareketi: PJAK,
Irak’tan İran’a geçer. ABD ve İsrail istihbarat paylaşımı ve lojistik desteği
sağlar. Etkisi İran’ın batı sınır bölgelerinde küçük çatışmalar şeklinde olur.
Büyük şehirleri hedef olarak almaz.
Senaryo (B)
Koalisyon hareketi: PJAK ve bazı
bağımsız Kürt gruplar (PDKI / Komala) ortak hareket ederler. ABD ve İsrail
lojistik ve sınırlı silah desteği sunar. Etkisi kuzeybatı İran’da denetimli
alanlar oluşabilir ve devlet binaları ve bazı şehir merkezlerinde çatışma
riskleri artar.
Senaryo (C) Geniş
çatışma ve iç savaş: İran merkezi
otoritesi zayıflarsa ve Kürt gruplar ile diğer etnik ve muhalif gruplar
birleşirse söz konusu olabilir. Etkisi İran’ın kuzeybatısında ciddi bir iç
çatışma çıkması bölgesel kararsızlık yaratmasıdır.
Stratejik riskler
Türkiye için PJAK ve PKK bağlantısı
nedeniyle sınır güvenliği riski ortaya çıkacaktır. Irak Kürdistanı için üslerin
ve kampların hedef alınması olasılığı güçlenecektir. İran için sınır
bölgelerinde misilleme (füze, dron) yapma durumu ortaya çıkacaktır.
|
Çizelge 13: Özet tablo |
|||
|
Örgüt / Etmen |
Rol |
ABD / İsrail ile bağlantı |
Etki alanı |
|
PJAK |
Gerilla ve stratejik eş güdüm |
Güçlü (istihbarat, lojistik) |
Batı İran, sınır |
|
PDKI |
Sınırlı askeri ve siyasal |
Zayıf |
Kuzeybatı İran |
|
Komala |
Sınırlı askeri ve siyasal |
Zayıf |
Kuzeybatı İran |
|
PAK |
Küçük çaplı örgüt |
Zayıf |
Kuzeybatı İran |
|
ABD |
Lojistik ve istihbarat |
N/A |
Irak Kürdistanı |
|
İsrail |
İstihbarat ve lojistik |
PJAK öncelikli |
Kuzeybatı İran sınırı |
Türkiye’nin Olası
Tepkileri
Türkiye’nin bu durumda tepkisi oldukça
stratejik ve çok boyutlu olur.
Sınır güvenliği: Türkiye, özellikle PJAK’ın PKK bağlantısı
nedeniyle kuzey Irak ve İran sınırında hareketliliğe karşı alarmdadır. Sınırda
askeri konuşlanma ve gözetim artırılır. Gerekirse Türkiye, sınır ötesi
operasyonları saldırı ve misilleme önlemleri kapsamında planlayabilir.
Diplomatik ve siyasal
atılımlar: Türkiye, ABD ve
İsrail’in İran Kürtlerini destekleme planlarını yakından takip etmektedir. Ankara,
Washington’a ve Tel Aviv’e PKK/PJAK riskini ve sınır güvenliği kaygısını
iletir. Ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile görüşmeler yaparak PJAK ve
diğer örgütlerin Türkiye’ye kaymasını engellemeye çalışabilir.
İç güvenlik
önlemleri: Türkiye’de PKK bağlantılı bölgelerde
güvenlik alarmı yükselir. Gerekirse sınır illerinde askeri tatbikatlar, sınırlı
operasyonlar ve istihbarat yoğunlaşması yapılır. Özellikle Şırnak, Hakkari ve
Van gibi iller önceliklidir.
Özetle, Türkiye’nin temel kaygısı PJAK/PKK
bağlantısı üzerinden oluşabilecek sınır güvenliği riskidir. ABD ve İsrail’in
desteklediği Kürt grupların etkili duruma hale gelmesi Türkiye’nin doğrudan
müdahalesini tetikleyebilir. Diplomasi, istihbarat ve sınır önlemleri üçlü bir
strateji olarak devrede olacaktır.
Türkiye ve İran İş
Birliği
Ortak güvenlik
kaygısı: Her iki ülke de PJAK ve PKK’nın sınır
bölgelerindeki hareketliliğini bir tehdit olarak görmektedir. Özellikle Irak ve
İran sınırındaki dağlık bölgelerde ortak bir güvenlik kaygısı vardır. İran,
PJAK’ın üslerini vururken Türkiye de sınır ötesi operasyon planlarını gözden
geçirecektir.
Bilgi ve
istihbarat paylaşımı: Türkiye ve
İran arasında istihbarat alışverişi artabilir. PJAK’ın hareketleri ve diğer
İran Kürt örgütlerinin sınır yakınındaki tavırları izlenebilir. Bu sayede her
iki ülke de sınır güvenliğini optimum konuma getirilmeye çalışılır.
Sınırlı Eş Güdüm:
Resmi bir askeri ittifak olmamasına
karşın bazı kaynaklar Türkiye-İran arasında eş güdümlü sınır operasyonları
olabileceğini söylemektedir. Özellikle füze ve topçu ile sınır ötesi vurma,
gözlem ve hava gözetleme konularında iş birliği olanaklıdır.
Stratejik
hedefler: Türkiye’nin stratejik hedefi PKK ve
PJAK’ın Türkiye sınırına taşmasını engellemektir. İran’ın stratejik hedefi ise
sınır bölgelerindeki Kürt ayaklanmasını bastırmaktır. Ortak çıkar ise sınır
güvenliğini sağlamak ve Kürt gruplarının geniş çaplı harekâtını önlemektir.
Özetle, Türkiye ve İran’ın temel iş birliği
güvenlik ve istihbarat alanında sınırlı ve yararcı nitelikte olacaktır. Bu iş birliği
PJAK ve PKK’nın İran-Türkiye sınır çizgisinde hareketini engellemeye odaklı
olacaktır. Ancak iki ülke de bağımsız olarak kendi stratejik önlemlerini sürdürmektedir.
Tam bir askeri ittifak değil fakat yararcı eş güdüm söz konusu olabilir.
İş birliğinin
güçlenmesi (en olası kısa vadeli senaryo): ABD
ve İsrail’in Kürt grupları destekleme girişimi artarsa, Türkiye ve İran’ın
güvenlik kaygısı büyür. Sonuç olarak ortak istihbarat paylaşımı artar ve sınır
ötesi operasyonlarda eş güdüm sağlanabilir. PJAK ve diğer Kürt gruplar üzerinde
daha güçlü caydırıcı etki yaratılır.
İş birliğinin
sınırlı kalması (mevcut durumun devamı): Türkiye
ve İran yararcı davranır ve her ülke kendi sınır güvenliğini korur. Eş güdüm
sadece istihbarat ve gözlemle sınırlı kalır. PJAK ve Kürt gruplarının küçük
çaplı hareketleri devam eder ama büyük çaplı bir ayaklanmalar önlenmiş olur.
İş birliğinin
bozulması (orta/uzun vadeli risk): İki
ülke arasındaki güven bunalımı veya siyasal farklılıklar ortaya çıkarsa Türkiye
ve İran ayrı operasyonlar yapabilir. Sınır çizgisinde karmaşa ve yanlışlıkla
çatışma riski doğar. Nedenleri ABD veya İsrail destekli hareketler, siyasal
lider değişiklikleri ve Kürt gruplarının hızla güçlenmesi olabilir. Bu
senaryoda her iki taraf da birbirine güvenemeyebilir ve PJAK/PKK’nın hareket
alanı artabilir.
Uzun vadeli evrim:
İran’da iç kriz büyür ve Kürt
bölgelerinde daha büyük bir özerklik ortaya çıkarsa Türkiye ve İran sınır
yönetiminde daha resmi iş birliği yapabilir. Özellikle sınır çizgisinde denetlenen
alanların paylaşımı sorunları oluşursa farklı siyasal yarışma da başlayabilir.
Özetle, mevcut iş birliği sınır
güvenliği odaklı ve yararcıdır. ABD/İsrail destekli Kürt hareketi veya
İran’daki kriz derinleşirse, bu iş birliği güçlenebilir, sınırlı kalabilir veya
bozulabilir. Türkiye-İran ilişkisi dış etmenlere, sınır güvenliğine ve Kürt
hareketinin gücüne bağlı olarak evrilebilir
Mevcut koşullarda sınırlı ve temkinli
bir iş birliği vardır. Türkiye ve İran’ın mevcut iş birliği öncelikli olarak
istihbarat ve sınır gözetimi ile sınırlıdır. Sınır ötesi küçük çaplı
operasyonlar olabilir ama eş güdümlü ve büyük çaplı silahlı operasyon yoktur. PJAK/PKK
hareketliliği artarsa bu durum değişebilir.
Silahlı iş
birliği senaryoları:
Senaryo (A) Eş
güdümlü sınır operasyonları: Türkiye
ve İran ortak operasyon planı yaparlar ama askerler eş güdüm istihbarat ve ateş
desteği üzerinden ayrı ayrı hareket ederler. Hedef PJAK ve diğer Kürt
gruplarının sınır bölgelerinde konuşlanmasını engellemek olur.
Senaryo (B) Ortak
harekat merkezi: Türkiye ve İran
ortak komuta ve eş güdüm merkezi kurar. Sınır ötesinde eş zamanlı operasyonlar
yapılır. Kullanılacak güçler kara birlikleri, topçu, hava gözetimi ve sınırlı
hava saldırıları olur. Etkisi PJAK ve Kürt gruplarının hareket alanının ciddi
şekilde daralmasıdır.
Senaryo (C) Geniş çaplı müdahale (daha
riskli): İran iç kriz derinleşirse ve ABD/İsrail destekli Kürt hareketi büyürse
Türkiye ve İran birlikte sınır ötesine girerek geniş operasyon düzenleyebilirler.
Riskleri Irak Kürdistanı’nda uluslararası kriz yaratılması, ABD ve İsrail ile
çatışma riski doğması ve yanlışlıkla PJAK dışındaki grupların hedef alınması
olabilir.
Stratejik
hedefler: Türkiye’nin stratejik hedefi PKK/PJAK’ın
Türkiye sınırına taşmasını önlemektir. İran’ın stratejik hedefi ise Kürt
ayaklanmasını sınır bölgelerinde bastırmak olacaktır. Ortak hedef ise PJAK ve
diğer Kürt gruplarının denetim altında tuttukları alanları sınırda sınırlamaktır.
Eş Güdümün Sınırları:
Türkiye ve İran tam askeri bütünleşme
yapmamaktadır. Olası silahlı iş birliği büyük ölçüde eş güdüm ve hedef
paylaşımı üzerinedir. Türkiye’nin önceliği PKK riskini sınırlamak ve İran’ın
önceliği PJAK ve iç ayaklanmayı bastırmaktır.
Özetle, Türkiye-İran iş birliği sadece
istihbarat ve sınırlı operasyon düzeyindedir. PJAK/PKK hareketliliği artarsa eş
güdümlü sınır ötesi silahlı operasyonlar olasıdır. Geniş çaplı silahlı iş birliği
ABD/İsrail destekli Kürt hareketi ve İran’daki kriz durumuna bağlı olarak
şekillenecektir.
GÜNEY AZERBAYCAN
YA DA ROJHİLAT’DA TÜRKÇE KONUŞAN NÜFUSUN ÇOĞUNLUĞU
İran’ın batısında yer alan ve güney
Azerbaycan veya Kürtlerin Rojhilat dediği bölgede demografik çoğunluk Türkçe
konuşan topluluklardadır. Bu bölgede yaşayan Kürt nüfusun oranı yaklaşık yüzde
10 civarındadır. Bölgede Türk kökenliler vardır ve çoğunluktadır. Urmiye (Urmia), Hoy ve Salmas Batı Azerbaycan
Eyaleti’nde yer almaktadır. Bu şehirlerde nüfusun büyük kısmı Azerbaycan asıllı
Türklerden oluşmaktadır. Kürtler daha çok kırsalda yaşamaktadır. Bu demografik
yapı etnik temelli çatışma risklerini ve stratejik hareket alanını sınırlamaktadır.
Bu bağlamda PJAK ve bağımsız Kürt örgütleri bu şehirlerde kolay denetim
sağlayamazlar. Şehir nüfusu çoğunlukla Kürt değildir ve dolayısıyla örgütlenme
ve halk desteği sınırlı kalacaktır. Bu durum PJAK’ın ve diğer Kürt grupların
harekatını büyük ölçüde kırsal alanla sınırlayacaktır. Kırsal alanlar (Zagros
dağları, Rojhilat köyleri) örgütler için ana üs ve gerilla hareket alanı
olabilir. Türkiye açısından bu şehirler Türkiye ile kültürel ve tarihsel
bağlara sahip ve Türkçe konuşan nüfusu barındırmaktadır. PJAK veya diğer Kürt
örgütleri bu şehirlerde operasyon yaparsa Türkiye’nin doğrudan sınır güvenliği
ve diplomatik kaygısı artar ve aynı zamanda İran içindeki etnik dengeyi karmaşık
duruma getirebilir. Kürt örgütleri için şehir merkezleri zor hedeflerdir. Sınır
çizgisi ve kırsal alanlar ana çatışma alanı olabilir. Türkiye-İran iş birliği
veya silahlı eş güdüm planlarında bu etnik harita dikkate alınmak gerekir. Özetle,
PJAK ve diğer Kürt örgütlerinin etkililiği etnik harita ve şehir nüfus
yoğunluğu ile sınırlı olacaktır. Urmiye, Hoy ve Salmas gibi Türkçe konuşan
çoğunluğa sahip şehirler örgütlerin stratejik hedefi değildir. Kırsal ve dağlık
alanlar ana gerilla hareket alanı olabilir.
İRAN’IN
MÜTTEFİKLERİ
Doğrudan alanda
destek sağlayanlar: IRGC (İran Devrim
Muhafızları) ana alan gücü, sınır güvenliği ve operasyonların lideridir. Şii
milis grupları Irak’ta (PMF/Haşdi Şabi’ye bağlı bazı gruplar) lojistik ve
istihbarat sağlayabilir ve sınırlı kara operasyonları yapabilir.
Diplomatik ve
stratejik destekçiler: Rusya
diplomatik ve istihbarat desteği sağlayabilir ancak alanda etkili operasyonlarda
yoktur. Çin ekonomik ve stratejik destek sağlayabilir fakat doğrudan çatışmada
yer almaz. Küçük Şii gruplar ve lojistik destekçiler ise sınır bölgelerinde
hareket edebilir, ama dağlık Kürt alanlarında etkili olamazlar. Savaşın günümüze
kadar olan kesiminde Rusya’nın İran’a istihbarat desteği sağladığı ve Çin’in ise
mali yarım ve yedek parça yardımı yaptığı gözlemlenmiştir.
Özetle, İran artık alanda etkili bir
bölgesel müttefikten çok kendi askeri gücü ve Irak’taki Şii milisleri üzerinden
operasyon yapabilecektir. Kürt hareketine karşı esas güç IRGC ve yerel Şii
milisler olacaktır. ABD ve İsrail destekli Kürt grupları bu durumda İran için
önemli bir dış tehdit olarak öne çıkmaktadır.
Son gelişmelerde Yemen’den (özellikle
Husiler/Ensarullah olarak bilinen grup) de Ortadoğu’daki savaş ile ilgili
doğrudan açıklamalar yapılmaktadır. Husiler’in lideri veya sözcüleri,
ABD–İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü operasyonlarda İran’a bağlılıklarını
vurgulayan açıklamalar yapmışlardır. Onlar, bu savaşın “Kerbela’nın yeniden
savaşı” gibi yorumlandığını ve Amerika’nın bölgeden dışlanması hedefiyle ciddi
bir savaşım verilmesi gerektiğini söylemektedirler. İran’a destek veren
milisler (Irak ve Yemen’deki) arasında bu savaşı bir “direniş savaşı” olarak
tanımlayan ifadeler kullanmaktadır. Bu açıklamalarda bölgede İran’ı desteklemek
gerektiği ve direniş hattının genişletilebileceği mesajı verilmektedir.
Yemen’den gelen bu tür açıklamalar eylemli olarak bir Yemen ordusunun alana
girdiği anlamına gelmemektedir ama birkaç önemli siyasal mesaj içermektedir. Husi/Ensarullah’ın
İran siyasalarıyla paralel açıklama yapması, İran‑bağlantılı ‘direniş ekseninin’ siyasal
dayanışma içinde olduğunu göstermektedir.
Bu açıklamalar savaşın sadece ABD–İsrail ve İran çizgisinden ibaret olmadığını
ve bölgedeki İran yanlısı grupların söylemsel ve
diplomatik düzeyde dayanışma
verdiğini ortaya koymaktadır. Henüz Yemen tarafının alanda
doğrudan askeri bir müdahalesi olduğuna ilişkin güvenilir doğrulama yoktur. Açıklama
daha çok söylemsel destek sağlama türündendir. Bu tür açıklamalar genellikle İran’ı
yalnız bırakmama sinyali, ABD–İsrail karşıtı propaganda mesajı ve Irak’taki ve
Yemen’deki İran destekli gruplar arasında ortak söylem olarak kullanılmaktadır.
Bu açıklamalar, bölgesel dengelerde üç şeyi ortaya koymaktadır: İran’ın destek
ağının söylemsel genişliğini yani Sudan gibi başka uluslardan değil Yemen gibi
uzak ve İran’la bağlantılı gruplardan bile mesaj alabildiğini göstermektedir.
Bu tür dayanışma açıklamaları İran’a dış siyasala olarak moral/veri desteği
sağlar, ama gerçek askeri müdahale anlamına gelmez. ABD–İsrail ile İran çizgisinde
savaş genişlerse “direniş ekseni” üye gruplarının propaganda desteği daha
görünür duruma gelebilir.
İSLAM’DA CİHAT
KAVRAMI VE OLGUSU
“Cihat” kavramı, Orta Doğu’daki birçok
silahlı hareket ve milis için hem ideolojik hem de stratejik bir çerçeve sağlamaktadır.
Bu bağlamda İran’ın müttefikleri ve desteklediği grupların söylemlerinde sıkça
kullanılmaktadır.
Cihat kavramının
anlamı: Arapça kökenli “cihat” kelimesi yazında
“savaşım, gayret, savaş” anlamına gelir. Silahlı grupların dilinde genellikle “dinsel
veya ideolojik amaçlar uğruna silahlı savaşım” olarak tanımlanır. Ortadoğu
bağlamında üç boyutu vardır: İç savaşım (kişisel inanç ve disiplin), toplumsal/dinsel
savaşım (bir topluluğu veya inancı koruma) ve silahlı savaşım (düşmana karşı
askeri operasyon).
İran destekli
gruplar açısından cihat: Husiler/Ensarullah
(Yemen), Hizbullah (Lübnan) ve Irak’taki Şii milisler bu kavramı “direniş
cihadı” olarak yorumlar. ABD ve İsrail karşısında savaşım İran’a bağlılık ve
bölgesel etki alanını koruma demektir. Söylemsel olarak, bu kavram askeri
eylemleri meşrulaştırmak ve moral sağlamak için kullanılır.
PJAK ve Kürt
örgütleri: PJAK ve PKK
çizgisinde “cihat” kavramı kullanılmaz. Onlar daha çok “demokratik
konfederalizm, ulusal direniş” gibi ideolojik çerçevelerle hareket ederler. Bu
nedenle İran destekli Şii milislerin “cihat” söylemi ile PJAK’ın söylemi
arasında ideolojik fark vardır.
Siyasal ve
stratejik etkiler: “Cihat” söylemi,
özellikle Husiler’in ve Hizbullah’ın açıklamalarında alandaki mesajı
güçlendirir. Bu söylem, İran’ın müttefiklerinin alanda moral ve ideolojik
dayanışmasını artırır, ayrıca ABD ve İsrail’e karşı bir propaganda aracıdır. Ancak
eylemli olarak bölgesel çatışmaların askeri mantığını doğrudan değiştirmez ve
daha çok ideolojik ve güdüsel bir çerçeve sunar. Özetle, “Cihat” kavramı
ideolojik ve moral çerçeve sağlarken alandaki eylemleri meşrulaştırır. İran
destekli Şii gruplar için bu kavram direniş ve İran’a bağlılık simgesi olur. PJAK
ve diğer Kürt örgütlerinde farklı ideolojik dil kullanılır; “cihat” terimi
yaygın değildir.
Dış etmenler ve
algı etkisi: ABD ve İsrail’in
Kürt grupları desteklemesi İran ve müttefikleri tarafından “Yahudi-Hristiyan
ittifakı” olarak yorumlanabilir. Bu algı, özellikle Husiler, Hizbullah ve İran
destekli Şii milisler arasında cihat söylemini güçlendirebilir. Buradaki
psikolojik mekanizma “Müslümanların karşısında yabancı ve inançsal bir ittifak
var” şeklinde işler ve bu durum, direniş ve kutsal savaşım çağrısını
tetikleyebilir
İdeolojik çerçeve:
Cihat kavramı bu durumda sadece dinsel
değil, stratejik ve siyasal bir güdülenme durumuna gelir. İran ve müttefikleri,
ABD/İsrail destekli Kürt hareketlerini “Müslümanlara karşı saldırı” olarak
sunabilir. Bu söylem, alandaki milisleri harekete geçirmeye ve moral güç
sağlamaya hizmet eder. PJAK ve PKK çizgisinde bu tür dinsel çerçeve yoktur. Onlar
ulusal ve demokratik direniş kavramıyla hareket ederler.
Olası etkiler: Husiler ve Şii milisler cihat söylemiyle moral
ve propaganda güçlenir, sınırlı operasyonlar için güdülenme artar. İran için ABD/İsrail-Kürt
ittifakını “yabancı müdahalesi” olarak göstererek iç ve dış propaganda üstünlüğü
sağlar. ABD/İsrail ve Türkiye için bu tür söylemler, diplomatik ve medya
stratejilerini dikkatle yönetmelerini gerektirir. Aksi durumda çatışma daha da
tırmanabilir. Özetle, ABD ve İsrail destekli Kürt hareketi İran ve müttefikleri
tarafından cihat söylemini ateşleyebilecek bir dış etmen olarak algılanabilir. Bu
durum bölgesel kriz riskini ve propaganda savaşını artırır, ancak alanda eylemli
olarak tüm milisleri tek bir çatı altında toplamak zordur. PJAK ve diğer Kürt
örgütleri, ideolojik olarak bu çerçeveye girmemektedir. Bu farklılık kritik
öneme sahiptir.
İRAN’DAKİ
GELİŞMELERİN ABD VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE ETKİSİ
ABD-Türkiye
ilişkilerinin genel çerçevesi
Türkiye, NATO üyesi ve ABD’nin
stratejik ortağıdır. Ancak Orta Doğu’daki Kürt hareketleri ve PKK/PJAK konusu
uzun süredir gerilim kaynağı olmuştur. ABD’nin bazı Kürt gruplara silah veya
istihbarat desteği vermesi Türkiye’de ciddi diplomatik ve güvenlik kaygısı
yaratmaktadır.
(A) ABD’nin
Kürtlere desteği: ABD, İran’a baskı
ve alanda stratejik üstünlük için PJAK ve diğer Kürt gruplarıyla eş güdüm sağlayabilir.
Türkiye bunu PKK-PJAK bağlantısı üzerinden güvenlik riski olarak algılayacaktır.
Sonuç olarak diplomatik gerilim artar. Türkiye, ABD’ye sınır güvenliği
endişelerini doğrudan iletir. NATO içi eş güdümde tartışmalar gündeme gelir.
(B) Türkiye’nin
tepkisi: Türkiye, ABD’nin Kürt desteklerini
doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak görür. Türkiye’nin elindeki seçenekleri
diplomatik uyarılar ve istihbarat paylaşımı talebi, sınır ötesi operasyon
hazırlığı ve ABD ile sınırlı eş güdüm olacaktır.
(C) ABD’nin
bakışı: ABD, Türkiye ile stratejik ilişkiyi
önemser, ama İran baskısı ve Kürt desteği de küresel stratejinin bir
parçasıdır. Bu nedenle Washington, genellikle ikili dengeyi korumaya çalışır: Türkiye’ye
doğrudan çatışma yaratmamak ve Kürtlerle sınırlı destek sağlamak,
|
Çizelge 14: Stratejik özet |
|||
|
Taraf |
Öncelik |
Risk / Kaygı |
Olası Atılım |
|
Türkiye |
PKK/PJAK’ın sınır ötesi hareketini engellemek |
ABD’nin Kürtlere desteği |
Diplomasi, istihbarat, sınır önlemleri |
|
ABD |
İran’a baskı ve bölgedeki stratejik üstünlük |
Türkiye’nin tepkisi |
Sınırlı silah ve istihbarat desteği, diplomatik denge |
Kısaca değerlendirmek gerekirse, ABD
ve Türkiye arasında bu konu stratejik bir kırılma noktası oluşturabilir. Türkiye’nin
tepkisi ve ABD’nin Kürtlere desteği, bölgesel gerilimi tırmandırma gizil gücüne
sahiptir. İran ve müttefiklerinin söylemsel ve alandaki cihat söylemleri
ABD-Türkiye çizgisinde siyasal duyarlılığı artırabilir.
ABD’NİN AÇMAZLARI
ABD açmazdadır. Çünkü kara savaşı
olmadan İran’da başarıya ulaşması çok zordur. İran’ın demografik ve coğrafya koşulları
nedenleriyle kara savaşının kazanılması olanaksızdır. İran dağlardan ve
çöllerden oluşan bir ülkedir, yüz ölçümü çok büyüktür ve 90 milyon nüfusu
vardır. Bu nedenle Kürtleri savaşçı olarak kullanmak istemektedir. Bu bağlamda
Türkiye de istemese de kendisini savaşın içinde bulabilir. ABD kara savaşı
başlatmadan İran’a baskı yapamaz. İran’ın dağlık ve geniş sınır bölgeleri,
zorlu coğrafya ve yerel nüfus nedeniyle ABD için büyük bir kara operasyonu
maliyeti yaratır. Tek başına hava saldırıları veya sınırlı operasyonlar,
İran’ın sınır bölgelerindeki PJAK ve diğer milisler gibi örgütleri tam olarak denetim
altında tutamaz. İran’ın batı Kürdistan ve sınır bölgeleri karma nüfus yapısına
sahip Kürtler, yerli Türkçe konuşan topluluklar ve Şii köyler vardır. Bu durum,
ABD’nin müttefik olarak kullanacağı PJAK veya Kürt grupların hareket alanını
kısıtlar ve savaşın başarısını tek başına güvence altına almaz
ABD’nin Kürtleri
kullanma stratejisi: ABD, PJAK ve
diğer Kürt grupları alanda bir tür “vekil (proxy force)” olarak kullanmak istemektedir.
Bu bağlamda, lojistik ve istihbarat desteği sağlayabilir. Sınırlı silah desteği
verebilir. Alandaki asıl savaşçı güçleri Kürt gruplarına bırakabilir. Bu,
ABD’nin kara savaşı açmadan İran’a baskı yapma çabasıdır. Ancak Kürt grupların
kapasitesi sınırlıdır. Coğrafya ve demografik yapı hareketlerini engelleyebilir.
Bu da ABD’nin alandaki başarısını büyük ölçüde belirsiz duruma getirebilir.
Türkiye’nin
riskleri: Türkiye, sınır güvenliği açısından
doğrudan Kürt hareketlerinin alanda güçlenmesi ve ABD destekli operasyonları
ile karşı karşıya kalabilir. Olası etkileri Türkiye’nin sınır ötesi operasyon
planlarını etkili duruma getirmesi, diplomatik gerginlik yaratması ve
istihbarat çatışmalarına ağırlık vermesidir. İdeal senaryoda, Türkiye kendisini
doğrudan savaşın içinde bulabilir. Türkiye’nin tehdidi algısı, ABD’nin
“Kürtleri savaşçı olarak kullanma stratejisi” ile doğrudan bağlantılıdır.
|
Çizelge 15: Stratejik özet |
||
|
Etmen |
Amaç |
Risk / Engeller |
|
ABD |
İran’a baskı, İran’ın kuzeybatı bölgelerinde denetim |
Kara savaşı yapamaz, Kürt grupların kapasitesi sınırlı, coğrafya
ve demografi engeli |
|
Kürt gruplar |
Sınırlı özerklik ve askeri harekat |
Alanda sınırlı kapasite, destekleyen güçler dışarıda |
|
Türkiye |
Sınır güvenliği, PKK/PJAK tehdidini engelleme |
ABD destekli Kürt gruplarıyla doğrudan çatışma riski, alana
çekilme olasılığı |
|
İran |
PJAK ve Kürt hareketlerini denetim etme, bölgesel egemenlik |
ABD ve İsrail destekli Kürt hareketi, sınır bölgelerinde risk |
Özetle, ABD’nin İran’a yönelik sınırlı
müdahale stratejisi, Kürt grupları vekil güç olarak kullanmaya dayanmaktadır. Ancak
coğrafya, demografi ve yerel güç dengeleri ABD’nin tek başına başarı şansını
çok düşürmektedir. Bu durum Türkiye’yi olası olarak alanda dolaylı veya
doğrudan bir etmen durumuna getirmektedir.
ABD’NİN VEKİL GÜÇ
KULLANMA STRATEJİSİ
ABD kara savaş alanına doğrudan girmek
istememektedir. Kara savaşına girmeden İran’a baskı yapmak istemektedir. Bunun
yerine PJAK ve diğer Kürt grupları alandaki hareketli güç olarak kullanmayı öngörmektedir.
ABD, bu gruplara istihbarat, lojistik, sınırlı silah ve eş güdüm sağlayacaktır.
Böylece ABD, alandaki riskleri yerine Kürt gruplara yıkmak istemekte ve kendisi
doğrudan çatışmaya girme yükünden kaçınmaktadır.
Vekil güç kullanmanın
üstünlükleri: ABD için maliyet
ve risk düşük kalacaktır. Kara savaşına girmeyecektir. İran’ın sınır
bölgelerinde sürekli baskı yaratabilecektir. Kürt gruplar alanda savaşacak ve ABD
diplomatik ve teknolojik destek sağlayacaktır.
Vekil güç kullanmanın
riskleri: Kürt grupların alandaki kapasitesi
sınırlıdır ve ABD’nin hedeflerini tek başına güvence altına alamaz. Türkiye’nin
sınır güvenliği ve alandaki tepkisi ABD’nin planlarını zorlaştırabilir. İran,
sınır bölgelerinde PJAK ve Kürt gruplarını hedef alabilir ve ABD’nin vekil
güçleri kayıplar verebilir.
|
Çizelge 16: Özet Tablo |
|||
|
Etmen |
Rol |
Üstünlük |
Risk |
|
ABD |
Vekil güç stratejisi |
Kara savaşı riski yok, diplomatik üstünlük |
Vekil güç yetersiz, Türkiye tepkisi, İran misillemesi |
|
PJAK ve Kürt gruplar |
Alandaki savaşçı güç |
ABD desteği |
Sınırlı kapasite, hedef olma |
|
Türkiye |
Sınır güvenliği |
ABD’ye diplomatik baskı |
Alana çekilme riski |
|
İran |
Savunma ve denetim |
PJAK’a karşı hareket edebilir |
ABD destekli Kürt grupları |
Özetle, ABD, İran’a baskı yapmak için vekil
güç olarak Kürtleri kullanmak istemektedir. Bu durum alandaki çatışmayı dolaylı
duruma getirmekte ama riskler Türkiye ve İran için hala yüksektir. ABD’nin
başarısı vekil güçlerin kapasitesine, coğrafya ve demografiye bağlı olarak
sınırlıdır. Ancak bir noktaya dikkat çekmek gerekmektedir. Böyle bir savaşın
patronu hangi ülkedir ve vekil güç aslında kimdir? Bu durumda savaşın asıl
patronu yani operasyonların stratejik
yönlendiricisi ve hedef belirleyicisi İsrail’dir. ABD, İsrail’in vekil gücü rolündedir.
Lojistik, istihbarat ve vekil kullanımı ile alanda dolaylı güç sağlayacak ama
asıl planlamayı İsrail yapacaktır. Bunu mevcut devingenlerle birleştirirsek
tablo şöyle olmaktadır:
|
Çizelge 17: Rol Dağılımı |
||
|
Etmen |
Rol |
Öne çıkan işlev |
|
İsrail |
Patron |
Strateji belirler, İran’a yönelik operasyon planlarını
yönlendirir, hedef seçer |
|
ABD |
Vekil / destekçi |
PJAK ve Kürt gruplar aracılığıyla alandaki operasyonları
yürütür; lojistik ve istihbarat sağlar |
|
Kürt gruplar (PJAK vb.) |
Vekil / alandaki savaşçılar |
ABD’nin sağladığı destekle alanda hareket eder; savaşı yürütür |
|
Türkiye |
Sınır güvenliği / olası taraf |
ABD vekili üzerinden alana çekilme riski, kendi sınır
güvenliğini korumaya çalışır |
|
İran |
Hedef / savunma |
PJAK ve sınır bölgelerinde savunma; ABD-İsrail çizgisine karşı atılımlar
yapar |
|
İran müttefikleri (Husiler, Şii milisler vb.) |
Yardımcı / destek |
Moral ve lojistik destek, propaganda ve sınırlı alanda hareket |
|
Çizelge 18: Stratejik çıkarımlar |
|
|
İsrail |
Stratejik patron olarak riskleri en aza indirmek ve alanda
ABD’nin vekil gücünü kullanmak istemektedir. |
|
ABD |
Asıl savaşta doğrudan yer almak yerine vekil güç kullanmakta;
ama Türkiye’nin alana çekilmesi veya İran misillemesi olursa riski artıyor. |
|
Türkiye |
ABD vekil gücünün alandaki hareketleri nedeniyle doğrudan alana
çekilme olasılığı taşıyor. |
|
Iran |
ABD ve İsrail hattının alandaki hareketlerini engellemek için
PJAK’ı ve müttefiklerini hedef almaktadır. |
|
Cihat söylemi ve Yemen/Husiler |
İsrail-ABD hattına karşı söylemsel ve moral destek sağlayarak
İran eksenine propaganda üstünlüğü sunuyor. |
Özetle, İsrail savaşın patronu gibi
görünmektedir ve stratejik yönlendirme ve hedef belirleme işlevini yerine
getirmektedir. ABD ise İsrail adına vekil güç konumundadır ve savaş alanında
kendi vekil güçlerini (Kürtler) yönetmektedir. Kürtler ise vekil savaşçı güç
olacaktır. Türkiye ise alan tehdidi ve sınır güvenliği riski yaşayacaktır. İran
ve müttefikleri ise savunma ve moral/lojistik destek sağlayacaktır. Bu yapı,
çatışmanın dolaylı ama olası olarak Türkiye’yi alana çekebilecek bir devingenlikte
olmasını sağlamaktadır. Ancak, “İsrail patron-ABD vekil savı” bazı uzmanlar
tarafından tartışmalı bulunmaktadır. Bu uzmanlara göre, ABD bir küresel
stratejik güçtür ve İsrail de bölgesel ortağıdır. Bu uzmanlara göre, ABD’nin
İsrail’i araç olarak kullandığı veya tersinin olduğu tek yönlü bir model sorunu
basitleştirici niteliktedir. Bu uzmanlar ABD ile İsrail arasındaki gerçek
ilişkinin niteliğinin karşılıklı stratejik ortaklık olduğunda ısrar
etmektedirler.
İRAN, İSRAİL VE
ABD BAĞLAMINDA BÖLGESEL JEOPOLİTİK DEVİNGENLER
Mevcut jeopolitik veriler ve bölgesel etmenlerin
kapasite ve niyetleri göz önüne alındığında, İsrail, İran ve ABD arasındaki
olası çatışma devingenleri sınırlı vekalet savaşı çerçevesinde
değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, en olası senaryo, İsrail’in İran’a yönelik
hava operasyonları ve istihbarat baskısını öncelikli araç olarak kullanmasıyla
şekillenmektedir. İsrail’in yaklaşımı, doğrudan kara harekatı yerine, hedef
odaklı hava saldırıları, siber operasyonlar ve istihbarat destekli sabotaj
eylemlerine dayanmakta ve böylece operasyonel riskleri en aza indirmektedir. ABD,
bu süreçte İsrail’in operasyonel kapasitesini lojistik, istihbarat ve
diplomatik destek aracılığıyla güçlendirmekte ve ayrıca bölgeye konuşlandırdığı
askeri üsler ve deniz kuvvetleriyle caydırıcılık sağlamaktadır. Ancak, ABD’nin
doğrudan kara harekatına girişme olasılığı sınırlıdır ve bu nedenle çatışma
doğrudan Amerikan askeri müdahalesiyle değil, destek ve denge siyasalarıyla
şekillenmektedir.
Bölgesel etmenler bağlamında, İran
sınırları boyunca etkinlik gösteren Kürt gruplar özellikle Batı ve Kuzey Irak
sınırında hareket yetenekleriyle İran açısından sınırlı baskı unsuru
oluşturmaktadır. Bu durum, İran’ın iç güvenlik ve lojistik çizgilerini
zorlayarak, sınırlı vekil savaşının alan boyutunu şekillendirmektedir.
Karşılığında, İran’ın sınır ötesi saldırılarla, özellikle Irak Kürdistanı’ndaki
PKK/PJAK unsurlarına yönelik hava ve topçu operasyonları yürütmesi olasıdır. Bu
operasyonlar, geniş çaplı bir savaş yerine, bölgesel ve hedefli bir misilleme
niteliği taşımaktadır.
Türkiye ise, bu çatışma devingenleri
içerisinde doğrudan çatışmaya girmeden bölgesel kararlılığı ve sınır
güvenliğini korumaya yönelik denge siyasası izlemektedir. Türkiye’nin bu
yaklaşımı alandaki Kürt gruplar üzerindeki denetim ve sınırlı denge
mekanizmalarının uygulanması ile somutlaşmaktadır.
Sonuç olarak, mevcut koşullar ve etmenlerin
kapasite ve niyetleri dikkate alındığında İran, İsrail ve ABD arasında olası
bir çatışma, sınırlı vekil savaşı çerçevesinde şekillenmekte ve büyük
devletlerin dolaylı müdahalesi, bölgesel etmenlerin alandaki hareket alanı ve
sınır ötesi operasyonlar çatışmanın temel devingenlerini belirlemektedir.
Mevcut jeopolitik verilere bakıldığında
en olası modelin İsrail İran’a hava ve istihbarat baskısı kurması, ABD’nin
lojistik ve siyasal destek vermesi, Kürt grupların İran açısından sınır baskısı
oluşturması, İran’ın Irak Kürdistanı'nı vurması ve Türkiye’nin denge kurmaya
çalışması olduğu düşünülmektedir. Bu sınırlı vekil savaşı demektir.
KÜRT ÖRGÜTLERİNİN
ÖNERİYİ REDDETME OLASILIĞI
Kürt örgütlerinin bu öneriyi (İsrail
ve ABD destekli sınırlı vekalet savaşı kapsamında İran’a dolaylı baskı kurma
rolünü) reddetme olasılığı yüksektir. Çünkü meşruluk ve taban desteği PJAK,
KDPI veya diğer İran Kürt örgütleri, çoğunlukla Kürt halkının hak ve güvenliği
ekseninde hareket eder. İsrail veya ABD ile doğrudan iş birliği, örgütün iç
meşruluğunu ve yerel halk desteğini olumsuz etkileyebilir. Bölgesel riskler
açısından açık iş birliği İran tarafından ağır misillemelere yol açacaktır
(hava saldırısı, sınır ötesi operasyonlar). Bu, örgütün alan varlığı ve
kapasitesini ciddi şekilde zayıflatabilir. Stratejik bağımsızlık açısından Kürt
örgütleri genellikle kendi özerk hedefleri doğrultusunda hareket ederler ve vekil
savaşı aracı olarak kullanılmak uzun vadeli stratejik hedeflerle çelişebilir.
Reddetmenin Olası
Sonuçları: Eğer Kürt
örgütleri bu rolü reddederse, senaryo şu şekilde değişebilir:
|
Çizelge 19: Reddetme Durumunda Olası Sonuçlar |
|
|
Etki |
Açıklama |
|
İsrail/ABD stratejisi zayıflar |
Sınır baskısı eksik kalır; İran üzerindeki dolaylı baskı sınırlı
olur. |
|
İran’ın hareket alanı artar |
Kürt unsurları sahada etkisiz kalır; İran, sınır güvenliğini
kendi operasyonlarıyla sağlar. |
|
Bölgesel gerilim azalabilir |
Kürtler tarafsız kalırsa doğrudan İran-ABD/İsrail çatışmasına alandaki
bir etmen olarak katılmaz. |
|
Misilleme riski azalır |
İran’ın sınır ötesi saldırıları, etkili Kürt iş birliği olmadığı
için sınırlı olur. |
|
Stratejik fırsat maliyeti |
Kürt örgütleri İran üzerindeki baskı rolünü kaybeder; bölgesel
pazarlık güçleri azalır. |
Aşağıda yer alan karar ağacında Kürt
örgütlerinin vekalet savaşına katılma kararları ve olası sonuçları irdelenmektedir.
Şekil 2: Karar ağacı
Değerlendirmek gerekirse, Kürt
örgütlerinin reddi, sınırlı vekil savaşının etkililiğini düşürür, ancak
örgütleri doğrudan İran misillemesinden korur. Ret örgütler açısından siyasal
ve askeri bir güvenlik tercihi olurken ABD ve İsrail için operasyonel planlarda
yeniden ayarlama yapılmasını gerektirir. Dolayısıyla, bu tür senaryolar her
zaman örgütlerin iç güdülenmeleri ve yerel halk desteği ile sınırlıdır ve
sadece dış güçlerin planları ile şekillendirilemez. Kısaca, Kürt örgütleri
öneriyi reddedebilir ve büyük olasılıkla alanda rol almazlar. Bu durum İsrail
ve ABD’nin İran üzerindeki dolaylı baskısını azaltır, fakat Kürtler için kendi
güvenlik ve meşruluklarını koruma anlamına gelir.
GENEL DEĞERLENDİRME
VE SONUÇ
Bu çalışmanın temel sorusu, İran’ın
kuzeybatısında etkinlik gösteren Kürt silahlı gruplarının olası bir bölgesel
çatışma senaryosunda kara gücü olarak kullanılıp kullanılamayacağıdır. Yapılan
jeopolitik ve demografik çözümlemeler bu olasılığın kuramsal olarak olanaklı uygulanma
şansının sınırlı olduğunu göstermektedir.
Birinci olarak, İran’daki Kürt
örgütlerinin askeri kapasitesi sınırlıdır ve etkinlik alanları çoğunlukla sınır
bölgeleriyle sınırlı kalmaktadır. Bu gruplar geniş çaplı bir kara savaşı
yürütme kapasitesine sahip değildir.
İkinci olarak, incelenen şehirlerin
demografik yapısı bu tür bir senaryoyu zorlaştırmaktadır. Tebriz gibi büyük
merkezler büyük ölçüde uyumlu bir nüfusa sahip olup Kürt örgütlerinin toplumsal
tabanı sınırlıdır. Urmiye, Hoy ve Salmas gibi daha karma nüfus yapısına sahip
şehirlerde ise Kürt nüfus bulunsa da bölge genelinde Azerbaycan Türkleri nüfus
bakımından belirleyici konumdadır.
Üçüncü olarak, İran devletinin sınır
bölgelerinde güçlü güvenlik ve askeri varlığı bulunmaktadır. Bu durum silahlı
grupların geniş ölçekli bir ayaklanma veya kara harekatı yürütmesini
zorlaştıran önemli bir etmendir.
Bu bulgular birlikte
değerlendirildiğinde, İran’daki Kürt silahlı gruplarının olası bir bölgesel
savaşta sınırlı ölçekte vekil unsur olarak kullanılma olasılığı bulunmakla
birlikte, geniş çaplı bir kara savaşını belirleyecek ölçekte bir askeri güç
oluşturma kapasitelerinin düşük olduğu sonucuna varılabilir.
Bu araştırma, İran’ın kuzeybatısında etkinlik
gösteren Kürt silahlı gruplarının olası bir bölgesel savaşta kara gücü olarak
kullanılma gizil gücünü incelemiştir. Yapılan jeopolitik ve demografik çözümlemeler,
bu grupların İran içinde geniş çaplı bir kara savaşı yürütme kapasitesine sahip
olmadığını göstermektedir. Bölgedeki demografik yapı, özellikle Azerbaycan
Türklerinin nüfus ağırlığı ve İran devletinin güçlü güvenlik varlığı, bu tür
hareketlerin geniş bir toplumsal taban oluşturmasını zorlaştırmaktadır. Bu
nedenle söz konusu grupların etkisi büyük ölçüde sınır bölgelerinde gerçekleşen
sınırlı ve yerel etkinliklerle sınırlı kalmaktadır. Dolayısıyla İran’daki Kürt
silahlı gruplarının geniş ölçekli bir vekil kara gücü oluşturma olasılığı düşük
görünmektedir.
Bu koşullar altında, İran’daki Kürt
silahlı gruplarının dış destek alsalar dahi belirleyici bir askeri başarı elde
etme olasılığı düşük görünmektedir. ABD veya İsrail tarafından sağlanabilecek
askeri, lojistik veya siyasal destek bu grupların etkinlik kapasitesini
artırabilir, ancak İran’ın askeri gücü, devlet denetimi ve bölgedeki demografik
yapı dikkate alındığında bu grupların İran içinde geniş çaplı bir kara savaşı
yürüterek stratejik bir sonuç elde etmesi gerçekçi görünmemektedir. Bu nedenle
İran’daki Kürt silahlı grupları dış destekle sınırlı güvenlik baskısı
oluşturabilecek etmenler olsa da İran devletine karşı belirleyici bir kara gücü
durumuna gelme ve İran karşısında başarı sağlama şansına sahip değildir. İran’daki Kürt gruplar büyük bir
vekil kara gücü oluşturamaz. İran’da Kürt
kartı askeri olarak sınırlı bir araçtır. Belki de en öz cümleyi Kürdistan Yurtseverler
Birliği’nden olan Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid’in eşi Şanaz İbrahim
Ahmed söylemiştir: “Kürtleri rahat bırakın. Biz kiralık silah değiliz”.
Kaynakça
Atabaki, T. (2000). Azerbaijan:
Ethnicity and the struggle for power in Iran. I.B. Tauris.
Bradley, J. R. (2016). Iran and the
Kurds: The evolving relationship. Middle East Policy, 23(1), 118–130.
Byman, D. (2018). Road warriors:
Foreign fighters in the armies of jihad. Oxford University Press.
Entessar, N. (2010). Kurdish politics
in the Middle East. Lexington Books.
Gunter, M. M. (2011). Historical
dictionary of the Kurds (2nd ed.). Scarecrow Press.
Gunter, M. M. (2014). Out of nowhere:
The Kurds of Syria in peace and war. Oxford University Press.
Hassanpour, A. (1992). Nationalism and
language in Kurdistan, 1918–1985. Mellen Research University Press.
Izady, M. R. (1992). The Kurds: A
concise handbook. Taylor ve Francis.
McDowall, D. (2004). A modern history
of the Kurds (3rd ed.). I.B. Tauris.
Mumford, A. (2013). Proxy warfare.
Polity Press.
Natali, D. (2005). The Kurds and the
state: Evolving national identity in Iraq, Turkey, and Iran. Syracuse
University Press.
Olson, R. (1996). The Kurdish
nationalist movement in the 1990s: Its impact on Turkey and the Middle East.
University Press of Kentucky.
Rauta, V. (2020). Proxy warfare: A
strategic framework. International Affairs, 96(4), 921–940.
Romano, D. (2006). The Kurdish
nationalist movement: Opportunity, mobilization and identity. Cambridge
University Press.
Van Bruinessen, M. (1992). Agha,
shaikh and state: The social and political structures of Kurdistan. Zed Books.
Yildiz, K. (2004). The Kurds in Iran:
Past, present and future. Pluto Press.
Yildiz, K., ve Taysi, T. (2007). The
Kurds in Iran: The past, present and future. Pluto Press.
[1] Görsel
internetten alınmıştır.
[2] Ahl-i
Hak (Yarsan), özellikle İran’ın Kirmanşah ve çevresinde yoğunlaşan heterodoks
bir inanç topluluğudur. Bazı ritüel ve inanç unsurları bakımından Anadolu
Aleviliği ile benzerlikler taşısa da ayrı bir dini gelenek olarak
değerlendirilmektedir.
[3] Besic
(Basij), İran’da Devrim Muhafızları’na bağlı yarı askeri gönüllü bir örgüttür.
1979’da kurulan bu yapı, özellikle iç güvenlik ve toplumsal seferberlik
alanlarında İran devletinin güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olarak
işlev görmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder