Seçim Sonrası Siyasal Saf Değiştirme:
CHP'li Belediye Meclisi Üyelerinin Parti Değiştirmesi ve Karşıt Adaylara Oy
Vermesinin Nedenleri
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
2026 yılında İstanbul’un Üsküdar, Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan ilçelerinde
yaşanan belediye meclisi üyelerinin parti değiştirmesi ve belediye başkan
vekilliği seçimlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırmanın temel
amacı bu olayların yerel yönetimlerdeki siyasal güç dengelerine etkisini
değerlendirmek ve ortaya çıkan sonuçların olası nedenlerini kanıtların
sınırlarını gözeterek açıklamaktır. Nitel karşılaştırmalı olay incelemesine
dayanan çalışmada kamuya açık haberler, siyasal aktörlerin açıklamaları ve
erişilebilir kurumsal bilgilerden yararlanılmıştır. Çözümlemede bireysel
siyasal tercihler, parti içi anlaşmazlıklar, örgütsel bağlılık, siyasal baskı savları
ve kurumsal koşullar olası açıklama kategorileri olarak ele alınmıştır.
Bulgular, açık parti değişiklikleri ile gizli oylamalarda ortaya çıkan seçim
sonuçlarının birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca,
gözlenebilir siyasal sonuçların bu sonuçları doğuran nedenleri tek başına
kanıtlamadığı ortaya konulmaktadır. Siyasal baskı ve yıldırma savlarının da ne
doğrulanmış olgular gibi kabul edilmesi ne de kanıt yetersizliği nedeniyle
bütünüyle dışlanması uygun görülmektedir. Çalışma yerel yönetimlerdeki siyasal
saf değiştirme olaylarının değerlendirilmesinde olguların doğrulanmasını, farklı
açıklamaların karşılaştırılmasını ve siyasal temsil ile demokratik hesap
verebilirlik arasındaki ilişkinin birlikte ele alınmasını önermektedir.
Anahtar
Kelimeler: Siyasal
saf değiştirme, belediye meclisleri, siyasal temsil, parti bağlılığı, yerel
yönetimler, siyasal baskı, demokratik hesap verebilirlik.
Abstract
This study comparatively examines party switching by
municipal council members and deputy-mayor elections in the Istanbul districts
of Üsküdar, Ataşehir, Adalar, and Eyüpsultan in 2026. Its primary objective is
to assess the effects of these events on local political power balances and to
explore their possible causes while respecting the limits of the available
evidence. The study adopts a qualitative comparative case-study design and
draws on publicly available news reports, statements by political actors, and
accessible institutional information. Individual political preferences,
intra-party disagreements, organizational affiliation, allegations of political
pressure, and institutional conditions are considered as potential explanatory
categories. The findings indicate that formal party switching must be
distinguished from election outcomes involving secret ballots. They also
demonstrate that observable political outcomes do not, by themselves, establish
the motives or causal mechanisms underlying those outcomes. Allegations of
political pressure and intimidation should neither be treated as established
facts without corroboration nor dismissed solely because the available evidence
is insufficient. The study argues that a rigorous assessment of political
realignment in local government requires verification of reported events,
comparison of alternative explanations, and joint consideration of political
representation and democratic accountability.
Keywords: Political
party switching, municipal councils, political representation, party
affiliation, local government, political pressure, democratic accountability.
GİRİŞ VE
SORUNSALIN TANIMLANMASI
Demokratik
seçimler, siyasal temsilin oluşmasını sağlayan temel mekanizmalardan biridir.
Seçmenler, yalnızca belirli kişileri değil, aynı zamanda bu kişilerin aday
gösterildiği siyasal partileri, parti programlarını ve seçim döneminde
oluşturulan siyasal ittifakları da dikkate alarak tercihlerini belirler.
Bununla birlikte, seçim sonucunda oluşan temsil düzeni seçilmişlerin görev
süreleri boyunca değişmeden kalmaz. Seçilmiş temsilcilerin parti değiştirmesi,
parti grubunun tercihinden farklı yönde oy kullanması veya başka bir partinin
adayını desteklemesi seçimle oluşan siyasal temsilin niteliğini ve
sürekliliğini tartışmaya açabilir.
2026 yılının
Eylül ve Ekim aylarında İstanbul'un Üsküdar, Adalar, Ataşehir ve Eyüpsultan
ilçelerinde yaşanan gelişmeler bu sorunun somut ve güncel bir örüntü
oluşturduğunu göstermektedir. Üsküdar'da dört CHP'li belediye meclisi üyesinin
AKP'ye katılması, Ataşehir'de altı üyenin parti değiştirmesi ve Adalar'da
belediye başkanvekilliği seçiminin sonucunda belediye yönetiminin el
değiştirmesi farklı davranış biçimlerinin aynı siyasal bağlam içinde
incelenmesini gerekli kılmıştır. Eyüpsultan'da ise 10 Ekim 2026 tarihli
başkanvekilliği seçiminde üçüncü turda AKP ve MHP'nin desteklediği adaya
verilen oyların 18'e ulaşması ve CHP-YENİ Parti ortak adayının dördüncü turda
seçilmesi parti üyeliğini değiştirmeden karşıt aday lehine oy kullanma olgusunu
görünür duruma getirmiştir (Medyascope, 2026a, 2026b; Sözcü, 2026).
Bu olaylar
ilk bakışta aynı olgunun farklı görünümleri gibi değerlendirilebilir. Bununla
birlikte, CHP'den istifa ederek AKP'ye katılmak ile CHP üyeliğini sürdürürken
AKP adayına oy vermek, davranışın niteliği, sürekliliği ve siyasal sonuçları
bakımından birbirinden ayrılmalıdır. İlk davranış açık bir parti değişikliğini
ve ikincisi ise belirli bir karar anında parti grubunun tercihinden ayrılmayı
ifade eder. Her iki davranışın ortak noktası seçimle oluşmuş parti temsili ile
seçilmiş temsilcilerin sonraki siyasal tercihleri arasında bir ayrışma meydana
getirebilmesidir.
Araştırmanın
temel sorunsalı bu ayrışmanın nedenlerini açıklamaktır. Belediye meclisi
üyelerinin parti değiştirmeleri veya karşıt aday lehine oy kullanmaları
yalnızca kişisel tercih, siyasal görüş farklılığı ya da bireysel çıkar
kavramlarıyla açıklanabilir mi? Yoksa parti örgütlerinin işleyişi, aday
belirleme süreçleri, yerel siyasal ilişkiler, siyasal kariyer beklentileri,
belediye yönetimine ilişkin anlaşmazlıklar ve dışarıdan gelebilecek baskılar da
bu davranışların ortaya çıkışında rol oynayabilir mi?
Sorunun
çözümlemesinde olayların gerçekleştiği siyasal ortamın dikkate alınması
gerekir. CHP'li belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması veya
tutuklanması sonrasında yapılan başkanvekilliği seçimleri olağan belediye
meclisi çalışmalarından farklı bir siyasal bağlam yaratmıştır. Bu seçimlerde
birkaç oyun sonucu belirleyebilmesi meclis üyelerinin bireysel tercihlerinin
kurumsal sonuçlarını büyütmektedir. Böyle bir ortamda parti değiştirme veya
karşıt adaya oy verme davranışı yalnızca bireysel siyasal bağlılığın değişmesi
olarak değil, belediye yönetiminin el değiştirmesine yol açabilecek bir karar
olarak da incelenmelidir.
CHP İstanbul
İl Başkanı Özgür Çelik'in 10 Ekim 2026 tarihli açıklaması sorunsalın parti
örgütü ve aday belirleme boyutunu gündeme getirmiştir. Çelik, Ataşehir'de
AKP'ye geçen altı üyeden beşinin önceki dönemde de belediye meclisinde görev
yaptığını ve Eyüpsultan'da ise bazı üyelerin ön seçimden ve bazılarının önceki
dönemden geldiğini belirtmiştir. Böylece adayların belirlenmesinden sorumlu
parti yönetimlerine yöneltilen eleştirilere söz konusu kişilerin siyasal
geçmişlerine işaret ederek yanıt vermiştir. Çelik ayrıca yaşanan sürecin
yalnızca partiler arasındaki bir yarış olmadığını ve yargı, İstanbul Valiliği
ve para gücü karşısında yürütülen daha geniş bir siyasal savaşım bulunduğunu
savunmuştur (Gazete Pencere, 2026).
Bu açıklama
araştırma bakımından iki farklı soruyu ortaya çıkarmaktadır. Birincisi, parti
değiştiren veya karşıt adaya oy veren üyelerin aday gösterilmesinde önceki ve
mevcut parti yönetimlerinin sorumluluğu nasıl değerlendirilmelidir? İkincisi,
bu üyelerin davranışlarında parti içi sorunlar ve bireysel tercihler kadar
dışarıdan gelebilecek siyasal veya hukuksal baskılar da etkili olmuş olabilir
mi? Bu soruların birbirinin seçeneği olarak görülmesi gerekmez. Bir üyenin
partiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ile dışarıdan gelebilecek baskılar aynı
süreçte etkili olabilir. Bununla birlikte, her iki açıklamanın da somut
olaylara ilişkin kanıtlarla sınanması gerekir.
Dolayısıyla
araştırma CHP'li belediye meclisi üyelerinin davranışlarını baştan ahlaksal bir
yargıya bağlamayı veya bütün geçişleri tek bir siyasal müdahalenin sonucu
saymayı amaçlamamaktadır. Amaç, gözlenen davranışların farklı nedenlerini
birbirinden ayırmak, bunların hangi koşullarda birleşebildiğini belirlemek ve
bireysel tercihler ile kurumsal siyasal ortam arasındaki ilişkiyi açıklamaktır.
Bu çerçevede
araştırmanın temel sorunsalı şöyle ifade edilebilir: CHP listelerinden
seçilerek belediye meclislerine giren üyelerin AKP'ye katılmaları veya CHP'nin
desteklediği aday yerine AKP adayına oy vermeleri hangi bireysel, örgütsel,
kurumsal ve siyasal etmenlerle açıklanabilir ve bu etmenlerin göreli
ağırlıkları ve birbirleriyle etkileşimleri nasıl belirlenebilir?
Bu sorunun
yanıtlanması yalnızca belirli belediyelerde yaşanan gelişmelerin anlaşılmasına
değil, seçim sonrasında siyasal temsilin hangi koşullarda değişebildiğinin ve
parti bağlılığının hangi mekanizmalarla sürdürülebildiğinin açıklanmasına da
katkı sağlayabilir.
ARAŞTIRMANIN
AMACI VE HEDEFLERİ
Araştırmanın
Amacı
Bu
araştırmanın temel amacı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden seçilerek
belediye meclislerine giren üyelerin Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP)
katılmalarının veya CHP'nin desteklediği aday yerine AKP adayına oy
vermelerinin nedenlerini çözümlemektir. Araştırma, bu davranışları yalnızca
bireysel siyasal tercihler ya da kişisel çıkarlar üzerinden açıklamak yerine
bireysel etmenler ile parti örgütlerinin işleyişi, aday belirleme süreçleri,
yerel siyasal ilişkiler, siyasal kariyer beklentileri ve dışsal baskı
olasılıkları arasındaki ilişkileri birlikte incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın
hareket noktası, gözlenen siyasal davranış, bu davranışın gerçekleştiği
koşullar ve davranışın nedenleri arasında ayrım yapılması gerektiğidir. Bir
belediye meclisi üyesinin parti değiştirmesi veya karşıt aday lehine oy
kullanması gözlenebilir bir olgudur. Üyenin bu davranışa ilişkin kendi
açıklaması ise nedenlerin belirlenmesinde önemli bir veri olmakla birlikte tek
başına nedenselliği kanıtlamaz. Benzer biçimde, parti yönetimlerinin
açıklamaları da olayların yorumlanmasına katkıda bulunur ancak bunların da
bağımsız kanıtlarla karşılaştırılması gerekir. Bu doğrultuda araştırma
İstanbul'da 2026 yılında gündeme gelen belediye meclisi üyelerinin parti
değiştirme ve karşıt aday lehine oy kullanma olaylarını karşılaştırmalı olarak
inceleyerek bu davranışların ortak ve farklı nedenlerini belirlemeyi hedeflemektedir.
Böylece seçimle oluşan siyasal temsilin seçim sonrasında hangi koşullarda
değişebildiği bireysel tercihler ile kurumsal siyasal ortam arasındaki
ilişkinin niteliği üzerinden açıklanmaya çalışılacaktır.
Araştırmanın
Hedefleri
Araştırmanın
amacına ulaşmak üzere aşağıdaki hedefler belirlenmiştir:
Birinci
hedef: Davranış
biçimlerini sınıflandırmak. Parti değiştirerek başka bir siyasal partiye
katılma ile mevcut parti üyeliğini korurken parti grubunun tercihinden farklı
yönde oy kullanma davranışlarını birbirinden ayırmak ve bunların süreklilik,
açıklık ve siyasal sonuç bakımından farklarını belirlemek.
İkinci
hedef: Bireysel etmenleri incelemek. Meclis üyelerinin açıkladıkları gerekçeleri, siyasal
geçmişlerini, önceki dönemlerdeki görevlerini, parti içindeki konumlarını,
adaylık süreçlerini ve varsa siyasal kariyer beklentilerini değerlendirmek. Bu etmenlerin
her olayda aynı biçimde etkili olduğu varsayılmayacaktır.
Üçüncü
hedef: Parti
örgütü ve aday belirleme süreçlerini değerlendirmek. Üyelerin aday
gösterilmesinde önceki ve mevcut parti yönetimlerinin rolünü, ön seçim
uygulamalarını, parti içi ilişkileri ve yerel örgütlerin işleyişini incelemek.
Böylece aday belirleme sürecindeki olası sorunlar ile seçildikten sonra
gerçekleşen siyasal davranışlar arasındaki ilişkinin açıklanması
amaçlanmaktadır.
Dördüncü
hedef: Dışsal
baskı olasılığını araştırmak. Yargısal süreçlerin, siyasal baskı savlarının,
tehditlerin ve ekonomik ya da örgütsel güç ilişkilerinin üyelerin davranışları
üzerindeki olası etkilerini incelemek. Bu tür etmenlerin varlığı yalnızca genel
siyasal koşullardan hareketle varsayılmayacak ve her olay bakımından
doğrulanabilir bilgi ve kanıtlar aranacaktır.
Beşinci
hedef: Olaylar
arasındaki benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmak. Üsküdar, Ataşehir,
Adalar ve Eyüpsultan'da yaşanan gelişmeleri aynı davranışın özdeş örnekleri
olarak kabul etmeden incelemek ve parti değiştirme, karşıt adaya oy verme ve
başkanvekilliği seçiminin sonucunu etkileyen oy davranışlarının hangi ortak
koşullarda ortaya çıktığını belirlemek.
Altıncı
hedef: Siyasal
davranışların kurumsal sonuçlarını açıklamak. Meclis üyelerinin bireysel
tercihlerinin meclis aritmetiği, başkanvekilliği seçimleri ve belediye
yönetiminin devamlılığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek. Bu çerçevede,
bireysel oyların siyasal sonuçlarının büyüdüğü koşulların belirlenmesi hedeflenmektedir.
Yedinci
hedef: Farklı
açıklamaları sınamak. Olayları yalnızca kişisel çıkar, parti içi
anlaşmazlık, yanlış aday belirleme veya dışsal siyasal baskı gibi tek bir
nedene bağlayan açıklamaların yeterliliğini değerlendirmek ve olabilirse rakip
açıklamaları karşılaştırarak hangi etmenlerin hangi koşullarda daha açıklayıcı
olduğunu belirlemek.
Beklenen
Bilimsel Katkı
Araştırmanın
beklenen katkısı belediye meclisi üyelerinin parti değiştirmesini yalnızca
bireysel sadakat veya sadakatsizlik çerçevesinde ele almak yerine siyasal
davranışın ortaya çıktığı koşulları ve bu davranışın kurumsal sonuçlarını
birlikte çözümlemesidir. Bu yaklaşım, bir davranışın açıklanması ile o davranış
hakkında ahlaksal veya siyasal değerlendirmede bulunulmasını birbirinden
ayırmaktadır. Araştırma, üyelerin davranışlarını peşinen haklı veya haksız
saymak yerine açıklanan gerekçeler ile doğrulanabilir olgular arasındaki uyumu
incelemeyi esas alacaktır. Sonuç olarak çalışma, seçimle oluşan siyasal
temsilin seçim sonrasında değişmesine yol açan etmenlerin daha sistemli biçimde
anlaşılmasına ve yerel yönetimlerde parti bağlılığı, temsil ilişkisi ve siyasal
güç dağılımı arasındaki bağın açıklanmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Araştırma
soruları CHP listelerinden seçilerek belediye meclislerine giren üyelerin parti
değiştirmeleri veya CHP'nin desteklediği aday yerine AKP adayına oy vermeleri
olgusunu açıklamak üzere düzenlenmiştir. Sorular gözlenen davranışların
tanımlanmasından bu davranışların olası nedenlerinin belirlenmesine, farklı
açıklamaların karşılaştırılmasına ve siyasal sonuçların değerlendirilmesine
doğru ilerlemektedir.
Temel
Araştırma Sorusu: CHP
listelerinden seçilen belediye meclisi üyelerinin AKP'ye katılmalarına veya AKP
adayına oy vermelerine yol açan bireysel, örgütsel, kurumsal ve dışsal siyasal etmenler
nelerdir ve bu etmenler söz konusu davranışları hangi koşullarda ve ne ölçüde
açıklayabilmektedir?
Alt
Araştırma Soruları
Davranışların niteliği ve kapsamı nedir? Parti değiştirerek
AKP'ye katılma ile CHP üyeliğini sürdürürken AKP adayına oy verme davranışları
hangi yönlerden farklılaşmaktadır? Bu davranışlar, gerçekleştiği olayların
siyasal ve kurumsal bağlamları dikkate alındığında nasıl sınıflandırılabilir?
Bireysel etmenlerin rolü nedir? Meclis üyelerinin parti
değiştirme veya karşıt aday lehine oy kullanma davranışları, kişisel
anlaşmazlıklar, siyasal bağlılık, kariyer beklentileri, bireysel çıkarlar ve
yerel siyasal ilişkiler bakımından nasıl açıklanabilir? Üyelerin kamuoyuna
açıkladıkları gerekçeler ile davranışları öncesinde ve sonrasında gözlenen
tutumları arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
Parti örgütlerinin ve aday belirleme süreçlerinin etkisi
nedir? Adayların belirlenme biçimi, ön seçim uygulamaları, önceki dönemlerdeki
görevleri, parti içi ilişkiler ve yerel örgütlerin işleyişi, üyelerin
seçildikten sonraki siyasal davranışlarını açıklamakta ne ölçüde yardımcı
olmaktadır? Önceki dönemlerde de meclis üyeliği yapmış kişilerin parti
değiştirmesi aday belirleme süreçlerinin değerlendirilmesi bakımından hangi
sonuçları doğurmaktadır?
Dışsal siyasal baskıların etkisi var mıdır? Yargısal
süreçler, tehdit ve yıldırma savları, ekonomik güç ilişkileri ve diğer siyasal
baskı biçimleri, meclis üyelerinin parti değiştirmeleri veya oy tercihleri
üzerinde etkili olmuş mudur? Böyle bir etki ileri sürüldüğünde savın
doğrulanmasını sağlayabilecek somut göstergeler nelerdir?
Farklı etmenler birbirleriyle nasıl etkileşmektedir? Parti
içi anlaşmazlıklar, bireysel beklentiler, yerel siyasal ilişkiler ve dışsal
baskılar birbirinden bağımsız mı işlemektedir, yoksa belirli koşullarda
birbirlerini güçlendirmekte midir? Birden fazla etmenin aynı davranışta rol
oynadığı durumlar nasıl belirlenebilir?
Olaylar arasındaki farklılıklar hangi nedenlerle
açıklanabilir? Üsküdar, Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan örneklerinde gözlenen
davranışlar, nedenler ve sonuçlar bakımından hangi ortaklıkları ve
farklılıkları göstermektedir? Açık parti geçişleri ile belirli bir oylamada
karşıt adaya destek verilmesi aynı açıklama çerçevesi içinde hangi sınırlar
içerisinde değerlendirilebilir?
Davranışların kurumsal ve siyasal sonuçları nelerdir? Meclis
üyelerinin parti değiştirmeleri veya oy tercihlerini değiştirmeleri, belediye
meclislerindeki siyasal güç dağılımını, başkanvekilliği seçimlerini ve belediye
yönetiminin devamlılığını nasıl etkilemektedir? Özellikle az sayıda oyun sonucu
belirleyebildiği durumlarda bireysel tercihlerin kurumsal sonuçları hangi
mekanizmalar aracılığıyla ortaya çıkmaktadır?
Rakip açıklamalar arasında nasıl ayrım yapılabilir? Gözlenen
davranışları kişisel çıkarlarla, parti içi sorunlarla, aday belirleme
süreçleriyle veya dışsal siyasal baskılarla açıklayan yaklaşımlardan hangileri
somut olayların bulgularıyla desteklenmektedir? Bu açıklamalardan herhangi
birinin yetersiz kaldığı durumlarda hangi farklı veya birleşik açıklama daha
fazla kanıtla desteklenmektedir?
Araştırma
Sorularının Birlikte Değerlendirilmesi
Araştırma
soruları parti değiştirme ve karşıt adaya oy verme davranışlarını önceden
belirlenmiş tek bir nedene bağlamamaktadır. İlk soru grubu davranışların
niteliğini ve bireysel nedenlerini, ikinci grup parti örgütü, aday belirleme ve
dışsal baskı etmenlerini ve üçüncü grup ise olaylar arasındaki farklılıkları ve
kurumsal sonuçları incelemektedir. Bu yapı içinde temel yöntemsel ilke bir
olayın siyasal bağlamını açıklamak ile o olayda belirli bir davranışın nedenini
kanıtlamak arasındaki ayrımı korumaktır. Örneğin yargısal baskı savlarının
bulunduğu bir ortamın varlığı tek başına belirli bir meclis üyesinin bu nedenle
parti değiştirdiğini göstermez. Benzer biçimde bir üyenin önceki dönemden beri
meclis üyesi olması da parti değiştirme nedenini açıklamaz. Her iki durumda da
olayın özgül koşullarına ilişkin kanıtlar gereklidir. Bu nedenle araştırmanın
çözümlemesi olabildiği ölçüde her olay için aynı temel soruları soracak ancak
eldeki kanıtların farklılığına göre sonuçların kapsamını sınırlandıracaktır.
Böylece belirli bir olayda elde edilen bulguların diğer olaylara kendiliğinden
genellenmesinin önüne geçilmesi ve nedenlere ilişkin açıklamaların kanıt
düzeyleriyle uyumlu olması sağlanacaktır.
YÖNTEM
Araştırma
Deseni
Araştırma
nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yapılandırılmış karşılaştırmalı olay
incelemesine dayanmaktadır. İnceleme birimleri, İstanbul'da 2026 yılında
belediye meclisi üyelerinin parti değiştirmeleri veya başkanvekilliği
seçimlerinde parti grubunun tercihinden farklı yönde oy kullanmalarıyla gündeme
gelen olaylardır. Üsküdar, Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan örnekleri,
davranışların nedenlerini ve kurumsal sonuçlarını karşılaştırmaya elverişli
olmaları nedeniyle inceleme kapsamına alınmıştır. Araştırma, istatistiksel
temsil veya geniş bir evrene genelleme savı taşımamaktadır. Temel amaç,
seçilmiş örneklerdeki davranışları ortaya çıkaran mekanizmaları belirlemek ve farklı
nedensel açıklamaları eldeki kanıtlar çerçevesinde değerlendirmektir. Bu
doğrultuda iki çözümleme düzeyi kullanılacaktır. İlk düzeyde her olay kendi
siyasal, örgütsel ve kurumsal koşulları içinde incelenecektir. İkinci düzeyde
olaylar arasında karşılaştırma yapılarak ortak etmenler, farklılıklar ve olası
nedensel mekanizmalar belirlenecektir.
Veri
Kaynakları ve Veri Toplama
Araştırmada
kamuya açık ikincil verilerden yararlanılacaktır. Bunlar dört ana grupta
toplanmaktadır:
Birinci grup: Haberler ve olay kayıtları. Güvenilir haber kuruluşlarının
yayımladığı haberler, seçim sonuçları, parti değiştirme tarihleri, oylama
sonuçları ve olayların kronolojisini belirlemek amacıyla kullanılacaktır. Aynı
olaya ilişkin farklı haber kaynakları karşılaştırılacak ve olabildiği takdirde
ilk elden açıklamalar ve resmi kayıtlarla doğrulama yapılacaktır.
İkinci grup: Siyasal aktörlerin açıklamaları. Parti değiştiren veya
karşıt aday lehine oy kullanan üyelerin açıklamaları ile CHP, AKP ve ilgili
parti yöneticilerinin değerlendirmeleri incelenecektir. Bu açıklamalar,
aktörlerin kendi davranışlarını nasıl gerekçelendirdiklerini ve karşı tarafın
davranışları nasıl yorumladığını belirlemek bakımından veri olarak kabul
edilecektir. Ancak açıklamaların doğruluğu bağımsız kanıtlarla desteklenmedikçe
varsayılmayacaktır.
Üçüncü grup: Resmi ve kurumsal belgeler. Belediye meclisi tutanakları,
seçim sonuçlarına ilişkin kayıtlar, parti kararları, disiplin işlemleri ve
erişilebilir hukuksal belgeler araştırmanın temel kaynakları arasında yer
alacaktır. Özellikle başkanvekilliği seçimlerinde oy dağılımı, geçersiz oylar,
tur sonuçları ve itiraz gerekçeleri bakımından olabilen en doğrudan kaynaklara
başvurulacaktır.
Dördüncü grup: Siyasal ve örgütsel geçmişe ilişkin bilgiler. Meclis
üyelerinin önceki dönemlerdeki görevleri, aday gösterilme biçimleri, ön seçim
süreçlerine katılımları ve kamuya yansıyan parti içi anlaşmazlıkları
incelenecektir. Bu bilgiler, bireysel davranışların geçmişini ve parti
örgütleriyle ilişkisini anlamaya yardımcı olacaktır.
Veri toplama
sürecinde bir savın çok sayıda haber kuruluşunda yinelenmesi tek başına
bağımsız doğrulama olarak kabul edilmeyecektir. Haberlerin aynı açıklamaya veya
aynı haber ajansına dayanıp dayanmadığı dikkate alınacaktır. Doğrulanamayan
bilgiler kesin olgu olarak değil, ilgili aktöre atfedilen sav olarak
aktarılacaktır.
Çözümleme
Birimleri ve Sınıflandırma
Araştırmada
üç çözümleme birimi kullanılacaktır:
Bireysel davranış: Bir meclis üyesinin parti değiştirmesi veya belirli bir
oylamada parti grubunun tercihinden farklı yönde oy kullanması.
Olay ve kurumsal bağlam: Davranışın gerçekleştiği belediye, seçim süreci,
meclis aritmetiği, parti örgütü ve hukuksal koşullar.
Siyasal sonuç: Davranışın parti dağılımına, başkanvekilliği seçimine veya
belediye yönetiminin devamlılığına etkisi.
Bu ayrım
bireysel davranış ile ortaya çıkan kurumsal sonuç arasında doğrudan ve
kanıtlanmamış bir nedensellik kurulmasını önleyecektir. Parti değiştirme,
belirli bir davranışın gerçekleştiğini açıkça gösterir ancak davranışın
nedenini kendiliğinden açıklamaz. Benzer biçimde, bir başkanvekilliği seçiminde
karşıt adaya oy verilmesi tek başına kalıcı bir siyasal bağlılık değişikliği
anlamına gelmez. Bu nedenle iki davranış türü ayrı ayrı çözümlenecek ve
ardından ortak nedenleri bulunup bulunmadığı araştırılacaktır.
Nedensel
Çözümleme
Araştırmanın
temel yöntembilimsel güçlüğü, gözlenen davranışların nedenlerini belirlemektir.
Bu amaçla her olay için kronolojik izleme ve farklı açıklamaların
karşılaştırılması yöntemlerinden yararlanılacaktır. Kronolojik izleme
kapsamında davranıştan önceki gelişmeler, aktörlerin açıklamaları, parti içi
süreçler ve varsa hukuksal veya siyasal baskı savları ve davranışın ardından
ortaya çıkan sonuçlar bir zaman dizisi içinde ele alınacaktır. Böylece bir etmenin
yalnızca olayla aynı dönemde bulunması değil, davranışın ortaya çıkış süreciyle
ilişkisinin kurulup kurulamadığı değerlendirilecektir. Nedensel açıklamalar beş
ana başlık altında sınanacaktır:
Bireysel açıklama: Kişisel çıkarlar, siyasal kariyer beklentileri, bağlılıklar
ve anlaşmazlıklar.
Örgütsel açıklama: Aday belirleme, parti içi ilişkiler, yerel örgütlenme ve
yönetimle yaşanan sorunlar.
Kurumsal açıklama: Meclis aritmetiği, başkanvekilliği seçiminin kuralları ve
belirli oyların sonuç üzerindeki etkisi.
Dışsal baskı açıklaması: Tehdit, yıldırma, yargısal süreçler veya başka güç
ilişkilerinin davranış üzerindeki olası etkisi.
Birleşik açıklama: Birden fazla etmenin birbirini güçlendirdiği veya birlikte
etkili olduğu durumlar.
Bu
açıklamalar başlangıçta araştırma kategorileri olarak kullanılacaktır. Sonuçlar
önceden belirlenmiş değildir. Bir olayda bireysel çıkar açıklaması
desteklenirken diğerinde örgütsel sorunlar veya dışsal baskı savları daha fazla
kanıtla desteklenebilir. Bazı olaylarda ise eldeki veriler nedenleri kesin
olarak ayırt etmeye yetmeyebilir. Özellikle baskı savlarının
değerlendirilmesinde genel siyasal ortam ile belirli bir üyeye yönelik somut
müdahale arasında ayrım yapılacaktır. Bir üyenin davranışını baskıyla
açıklayabilmek için olabilirse doğrudan açıklamalar, olay öncesi ve sonrası
gelişmeler, belgeler ve bağımsız kaynaklarla desteklenen göstergeler
aranacaktır.
Karşılaştırmalı
Olay Çözümlemesi
Üsküdar,
Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan örnekleri ortak bir soru dizisiyle
incelenecektir. Bununla birlikte, olayların farklı özellikleri korunacaktır. Üsküdar
ve Ataşehir'de parti değiştiren üyelerin önceki siyasal geçmişleri, partiyle
ilişkileri ve geçiş gerekçeleri öncelikli inceleme konularıdır. Adalar'da
başkanvekilliği seçiminin sonucunu etkileyen oy davranışları ile bu
davranışların yönetim değişikliğiyle ilişkisi ele alınacaktır. Eyüpsultan'da
ise turlar arasında değişen oy dağılımı, karşıt aday lehine oy kullanan
üyelerin davranışları ve seçim sürecinin kurumsal koşulları incelenecektir. Karşılaştırmada,
bir olayda saptanan nedenin diğer olaylarda da geçerli olduğu
varsayılmayacaktır. Bunun yerine, benzer koşulların benzer davranışlarla
sonuçlanıp sonuçlanmadığı ve farklı sonuçların hangi koşullarla
açıklanabileceği araştırılacaktır. Bu yaklaşım hem ortak mekanizmaları
belirlemeye hem de olaylara özgü nedenleri gözden kaçırmamaya yardımcı
olacaktır.
Geçerlik,
Güvenirlik ve Sınırlılıklar
Araştırmanın
geçerliği olaylara ilişkin bilgilerin farklı kaynaklarla karşılaştırılması, savların
kaynaklarına atfedilmesi ve gözlenen olgularla nedensel yorumların birbirinden
ayrılması yoluyla güçlendirilecektir. Güvenirlik bakımından bütün olaylarda
aynı temel çözümleme kategorilerinin kullanılması ve hangi kanıtın hangi
çıkarımı desteklediğinin açıkça belirtilmesi esas alınacaktır. Bir açıklamayı
destekleyen veriler kadar, o açıklamayla çelişen bulgular da değerlendirme
kapsamına alınacaktır. Araştırmanın başlıca sınırlılığı gizli oy kullanılan
seçimlerde üyelerin bireysel tercihlerinin kesin olarak
belirlenemeyebilmesidir. Bir adayın aldığı oy sayısı ile belirli üyelerin oy
tercihleri arasında doğrudan kanıt bulunmadıkça kesin bir eşleştirme yapılamaz.
Ayrıca kamuya açık açıklamalar aktörlerin gerçek gerekçelerinin tamamını
yansıtmayabilir. Bazı nedenlerin belgelenememesi de bunların kesinlikle
bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle araştırma nedenlerin mutlak ve kesin
biçimde belirlenebildiği savında bulunmayacak ve her açıklamanın kanıt düzeyini
ve belirsizliklerini açıkça gösterecektir.
Etik ve
Yöntembilimsel İlke
Araştırmada
kamuya açık siyasal davranışlar incelenecek olmakla birlikte kişiler hakkında
doğrulanmamış çıkar, tehdit, baskı veya hukuka aykırı davranış savları kesin
hüküm biçiminde sunulmayacaktır. Siyasal aktörlerin açıklamaları doğrulanmış
olgulardan ayrılarak değerlendirilecektir. Araştırmanın temel ilkesi, siyasal
davranışların nedenlerini araştırmak ile bu davranışları ahlaksal veya siyasal
açıdan yargılamak arasındaki ayrımı korumaktır. Böylece çözümleme önceden
benimsenmiş bir siyasal açıklamayı doğrulamaya değil, mevcut kanıtlar ışığında birbiriyle
yarışan açıklamaları sınamaya dayanacaktır.
KAVRAMSAL
VE KURUMSAL ÇERÇEVE
Siyasal
Saf Değiştirme
Bu
araştırmanın merkezindeki kavram seçilmiş bir siyasal temsilcinin seçimle
oluşan parti bağlılığından uzaklaşarak başka bir siyasal partiye yönelmesini
veya kendi partisinin siyasal tercihine aykırı davranmasını ifade eden siyasal
saf değiştirme olgusudur. Bununla birlikte, kavramın kapsamı belirlenirken
parti değiştirme ile belirli bir oylamada farklı yönde oy kullanma arasında
ayrım yapılması gerekmektedir. Parti değiştirme, temsilcinin parti üyeliğini ve
siyasal bağını açık biçimde değiştirmesidir. Buna karşılık, parti üyeliğini
sürdürürken karşıt aday lehine oy kullanmak, tek başına kalıcı bir siyasal saf
değişikliğini kanıtlamaz. Bu davranış, parti disiplinden sapma, belirli bir
karara itiraz veya daha kapsamlı bir siyasal yön değişikliğinin göstergesi
olabilir. Hangi açıklamanın geçerli olduğu davranışın bağlamı ve sonrasındaki
gelişmeler incelenerek belirlenmelidir. Bu nedenle araştırmada siyasal saf
değiştirme üst kavram olarak kullanılacak ve parti değiştirme ve parti grubunun
tercihinden farklı yönde oy kullanma ise ayrı davranış kategorileri olarak ele
alınacaktır. Böylece birbirinden farklı davranışların ortak bir araştırma
çerçevesinde incelenmesi olanaklı olacak ancak aralarındaki farklar ortadan
kaldırılmayacaktır.
Siyasal
Temsil ve Seçim Sonrası Bağlılık
Siyasal
temsil seçmenlerin tercihleri ile seçilmiş temsilcilerin kararları arasında
kurulan ilişkiye dayanır. Ancak temsil ilişkisinin niteliği, seçmenin belirli
bir kişiyi mi, bir partiyi mi, yoksa bu ikisinin birleşimini mi esas aldığı
sorusuyla yakından bağlantılıdır. Belediye meclisi seçimlerinde seçmenler aday
listeleri ve partiler üzerinden temsilcilerini belirler. Seçilen üyeler ise
görev süreleri boyunca kararlarını bireysel değerlendirmelerine, parti
programına, grup kararlarına ve yerel yönetim koşullarına göre verirler. Bu
durum, seçilmiş temsilcinin bireysel karar yetkisi ile seçim sırasında oluşan
siyasal temsilin devamlılığı arasında olası bir gerilim yaratabilir. Parti
değiştirme veya karşıt aday lehine oy kullanma, bu gerilimin görünür duruma
geldiği durumlardır. Bununla birlikte, her farklı oy tercihini seçmen
iradesinin ihlali olarak nitelendirmek de her davranışı yalnızca bireysel
tercih özgürlüğü üzerinden açıklamak da yeterli değildir. Araştırma bakımından
önemli olan temsilcinin davranışının seçimde oluşan siyasal dağılımı nasıl
etkilediği ve bu etkinin hangi koşullarda ortaya çıktığıdır.
Parti
Disiplini ve Örgütsel Bağlılık
Siyasal
partiler aday belirleme, seçim kampanyaları, siyasal program oluşturma ve
seçilmiş temsilciler arasında eş güdüm sağlama işlevlerini yerine getirir.
Parti disiplini bu eş güdümün temel araçlarından biridir. Bununla birlikte,
parti disiplininin varlığı üyelerin bütün koşullarda aynı yönde oy
kullanacakları anlamına gelmez. Parti içindeki anlaşmazlıklar, aday belirleme
süreçlerine yönelik itirazlar, yerel örgütlerle ilişkiler ve siyasal karar alma
mekanizmalarına katılım düzeyi üyelerin örgütsel bağlılıklarını etkileyebilir.
Üyelerin parti yönetimiyle ilişkilerinin zayıflaması parti grubunun
kararlarından uzaklaşmalarına veya başka bir partiye yönelmelerine zemin
hazırlayabilir. Ancak örgütsel bağlılık ile davranış arasında doğrudan ve tek
yönlü bir ilişki varsayılmamalıdır. Parti içi anlaşmazlıklar yaşayan her üye
parti değiştirmediği gibi parti değiştiren her üyenin davranışı da parti içi
sorunlarla açıklanamaz. Bu nedenle örgütsel etmenler diğer bireysel ve siyasal etmenlerle
birlikte değerlendirilmelidir.
Aday
Belirleme ve Siyasal Sorumluluk
Aday
belirleme süreci seçilmiş temsilcilerin siyasal geçmişi ile parti örgütünün
tercihleri arasındaki ilişkinin incelenmesi açısından önemlidir. Ön seçim,
merkez kararlarıyla aday belirleme ve farklı dönemlerden devralınan aday
listeleri temsilcilerin partiyle ilişkilerinin oluşmasında farklı koşullar
yaratabilir. Özgür Çelik'in parti değiştiren üyelerin önemli bir bölümünün
önceki dönemlerde de görev yapmış kişiler olduğu yönündeki açıklaması aday
belirleme sorumluluğunun hangi parti yönetimine ait olduğu tartışmasını gündeme
getirmektedir. Bununla birlikte, bir üyenin önceki dönemde de meclis üyesi
olması sonraki davranışının nedenini açıklamak için yeterli değildir. Aynı
şekilde, ön seçimden gelmiş olmak da kişinin parti bağlılığını veya gelecekteki
davranışını tek başına belirlemez. Bu çerçevede aday belirleme sorumluluğu iki
ayrı düzeyde incelenmelidir. İlk düzey parti yönetiminin adayları hangi
ölçütlerle belirlediği ve adayların geçmişi hakkında hangi bilgilere sahip
olduğudur. İkinci düzey ise seçilmiş üyelerin daha sonraki davranışlarının aday
belirleme sürecindeki olası eksikliklerle ne ölçüde ilişkilendirilebileceğidir.
İki düzey arasında nedensel bağ kurulabilmesi için somut kanıt gerekir.
Bireysel
Çıkarlar ve Siyasal Kariyer Beklentileri
Seçilmiş
temsilcilerin davranışları siyasal kariyerlerini sürdürme, daha etkili bir
konuma gelme, parti içindeki konumlarını koruma veya belirli yerel ilişkileri
devam ettirme beklentileriyle bağlantılı olabilir. Bu tür etmenler siyasal
davranışların açıklanmasında dikkate alınması gereken olası değişkenlerdir. Ancak
bir kişinin parti değiştirmesinden hareketle kişisel çıkar elde etmeyi
amaçladığı sonucuna varılamaz. Bu tür bir çıkarım davranışın kendisini
nedeninin kanıtı olarak kullanmak anlamına gelir. Araştırmada bireysel çıkar
açıklaması ancak kişinin açıklamaları, olayların kronolojisi, belgelenebilir
ilişkiler veya başka somut göstergeler tarafından desteklendiğinde güç
kazanacaktır. Dolayısıyla bireysel çıkar peşin olarak kabul edilmiş bir neden
değil, diğer açıklamalarla karşılaştırılarak sınanacak bir varsayım olarak ele
alınacaktır.
Siyasal
Baskı, Yıldırma ve Kurumsal Güç İlişkileri
Belediye
meclisi üyelerinin davranışları yalnızca parti içi ilişkiler veya bireysel
beklentiler içinde şekillenmeyebilir. Siyasal baskı, tehdit, yıldırma, hukuksal
süreçler ve ekonomik güç ilişkileri de karar alma ortamını etkileyebilir. Bu
tür etmenler, özellikle belediye yönetiminin el değiştirmesinin olanaklı olduğu
ve birkaç oyun belirleyici olduğu durumlarda araştırılması gereken
olasılıklardır. Özgür Çelik'in seçim süreçlerinin yalnızca siyasal partiler
arasında gerçekleşmediği ve yargı, İstanbul Valiliği ve para gücünün de bu
süreçte etkili olduğu yönündeki açıklaması siyasal yarışmanın kurumsal
çevresine ilişkin bir sav ortaya koymaktadır. Bu sav, araştırmada doğrudan
kabul edilmiş bir sonuç olarak değil, sınanması gereken bir açıklama olarak ele
alınacaktır. Burada üç düzeyin birbirinden ayrılması önemlidir: Genel siyasal
ortamda baskı bulunduğu savı, belirli kişilerin baskıyla karşılaştığına ilişkin
kanıtlar ve bu baskının belirli bir parti değiştirme veya oy kullanma
davranışına neden olduğu yönündeki çıkarım. İlk düzeydeki bir gözlem diğer iki
düzeyi kendiliğinden kanıtlamaz.
Kurumsal
Fırsatlar ve Siyasal Sonuçlar
Belediye
meclislerinin üye dağılımı, başkanvekilliği seçimlerinin kuralları ve karar
alma süreçleri bireysel davranışların siyasal sonuçlarını belirleyen kurumsal
koşullardır. Bir mecliste çoğunluğun rahat olduğu durumlarda tek bir üyenin
farklı yönde oy kullanması ile oyların birbirine yakın olduğu bir mecliste aynı
davranışın sonuçları aynı olmayabilir. Bu nedenle araştırmada davranışın nedeni
ile davranışın etkisi ayrı ayrı incelenecektir. Bir üyenin karşıt adaya oy
vermesi belediye yönetiminin el değiştirmesine katkıda bulunabilir ancak bu
sonuç üyenin başlangıçtaki amacının mutlaka yönetimi değiştirmek olduğunu tek
başına göstermez. Benzer biçimde, belirli bir davranışın kurumsal açıdan önemli
sonuçlar doğurması o davranışın önceden tasarlanmış bir planın parçası olduğunu
kanıtlamaz. Kurumsal koşullar bu bakımdan iki farklı işlev görebilir: Bireysel
davranışların sonuçlarını büyütebilir ve belirli davranış biçimlerini siyasal
açıdan daha önemli kılabilir. Bununla birlikte, davranışın ortaya çıkmasına yol
açan nedenlerin ayrıca araştırılması gerekir.
Bütünleşik
Açıklama Çerçevesi
Yukarıdaki
kavramlar belediye meclisi üyelerinin parti değiştirmelerini veya karşıt aday
lehine oy kullanmalarını tek bir nedene indirmeden incelemeye olanak
sağlamaktadır. Araştırmada bireysel beklentiler, örgütsel ilişkiler, aday
belirleme süreçleri, siyasal baskı savları ve kurumsal fırsatlar birbirleriyle
etkileşebilen açıklama kategorileri olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede aynı
davranış farklı olaylarda farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Bir üyede parti
içi anlaşmazlıklar belirleyici olabilirken başka bir üyede siyasal kariyer
beklentileri veya dışsal baskı savları daha fazla açıklayıcı olabilir. Bazı
olaylarda ise birden fazla etmenin birleşmesi söz konusu olabilir. Bütünleşik
çerçevenin amacı her olayı önceden belirlenmiş bir kurama uydurmak değil,
farklı açıklamaları aynı yöntemsel ölçütlerle sınamaktır. Böylece araştırma,
yalnızca parti değiştirme olaylarının betimlenmesiyle sınırlı kalmayacak ve
seçim sonrasında siyasal temsilin hangi koşullarda ve hangi mekanizmalar
aracılığıyla değişebildiğini açıklamaya yönelecektir.
ÇÖZÜMLEME
Bu bölümde
temel soru CHP listelerinden seçilmiş belediye meclisi üyelerinin neden AKP’ye
geçtiği veya başkanvekilliği seçimlerinde CHP’nin desteklediği adayın
karşısındaki adaya oy verdiğidir. Çözümlemenin hareket noktası bu davranışları
kendiliğinden kişisel çıkarla, parti içi anlaşmazlıkla ya da siyasal baskıyla
açıklamamaktır. Her açıklama olayların kronolojisi ve ulaşılabilen kanıtlar
üzerinden sınanmalıdır. İlk olarak iki davranış türü arasında ayrım
yapılmalıdır:
Parti değiştirme: Üyenin önceki parti üyeliğini sona erdirerek başka bir
partiye katılmasıdır. Bu, gözlenebilir ve resmi olarak doğrulanabilir bir
siyasal saf değiştirme davranışıdır ancak tek başına geçişin nedenini
göstermez.
Karşıt adaya oy verme: Üyenin parti üyeliğini sürdürürken belirli bir oylamada
partisinin desteklediği adayın karşısındaki adayı tercih etmesidir. Gizli
oylama söz konusuysa bireysel oyların kime ait olduğu ayrıca kanıtlanmadıkça
kesin bir atıf yapılamaz.
Bu ayrım
önemlidir. Parti değiştirme daha kalıcı bir siyasal yönelişe işaret edebilirken
karşıt adaya oy verme belirli bir seçimdeki tutumla sınırlı kalabilir. Bununla
birlikte, her iki davranış da meclis aritmetiğini ve belediye yönetiminin
geleceğini etkileyebilir. Çözümleme olayların gerçekleşme sırasını izleyerek
Üsküdar, Adalar, Ataşehir ve Eyüpsultan örneklerini ayrı ayrı inceleyecek ve
ardından ortak ve farklı nedenleri karşılaştıracaktır.
Üsküdar:
Parti Değiştirmenin Zamanlaması, Gerekçesi ve Olası Etmenleri
Olayın
kronolojisi ve siyasal bağlamı: Üsküdar örneği parti değiştirme davranışının yalnızca
üyelerin bireysel tercihi olarak değil, belediye meclisindeki güç dengeleri ve
başkanvekilliği seçimiyle ilişkisi içinde incelenmesi gerektiğini
göstermektedir. Eylül 2026'nın ilk günlerinde CHP'li dört belediye meclisi
üyesi (Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta)
partilerinden istifa ederek AKP'ye katılmıştır. Bu gelişme, belediye başkanı
Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılması planlanan başkanvekilliği
seçiminin hemen öncesinde yaşanmıştır. Dört üyenin geçişiyle meclisteki dağılım
CHP açısından 27'ye karşı 17 olan önceki dengeden 23 CHP ve 21 Cumhur İttifakı
üyesine dönüşmüştür. Dolayısıyla parti değiştirme belediye meclisindeki siyasal
denge bakımından doğrudan sonuç doğurmuştur. Burada iki olgu özellikle önemlidir.
Birincisi, dört üyenin parti değiştirmesinin başkanvekilliği seçimine çok yakın
bir tarihte gerçekleşmesidir. İkincisi, geçişlerin meclis aritmetiğini önemli
ölçüde değiştirmesidir. Bu iki olgu, davranışların siyasal sonuçlarıyla
ilişkisinin incelenmesini gerekli kılar ancak tek başlarına üyelerin önceden
belirlenmiş bir plan doğrultusunda hareket ettiklerini kanıtlamaz.
Açıklanan
gerekçe “Daha fazla hizmet edebilmek”: Üyeler adına konuşan Tahsin Usta, AKP'ye katılma kararını
Üsküdar halkına daha fazla hizmet edebilme amacıyla açıklamıştır. Üyelerin
geçiş sırasında kamuoyuna sundukları gerekçe bu nedenle hizmet üretme
kapasitesine ilişkin bir sav olarak kaydedilebilir. Bununla birlikte, bu
açıklamanın nedensel değerini dikkatle değerlendirmek gerekir. Bir siyasal
partiye katılmanın hizmet sunma kapasitesini hangi mekanizma üzerinden
artıracağı açıklanmadığı sürece “daha fazla hizmet” gerekçesi davranışın gerçek
nedenini belirlemeye yetmez. Bu ifade içten bir değerlendirmeyi yansıtabileceği
gibi parti değişikliğini kamuoyu önünde meşrulaştırma işlevi de görebilir.
Mevcut açıklama tek başına bu iki olasılık arasında karar vermeyi
sağlamamaktadır. Bu nedenle araştırma açısından doğru soru üyelerin hizmet etme
gerekçesinin doğru olup olmadığına peşinen karar vermek değil, bu gerekçeyi
destekleyen somut gelişmelerin önceki açıklamaların veya belediye hizmetlerinin
yürütülmesine ilişkin belgelerin bulunup bulunmadığını belirlemektir.
Baskı ve
kişisel kırılganlık savları: Üsküdar olayını diğer örneklerden ayıran önemli bir boyut
parti değiştiren üyelerden bazıları hakkında sonradan kamuoyuna yansıyan baskı
ve tehdit savlarıdır. Medyascope'un 9 Eylül 2026 tarihli olay kronolojisinde
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in bazı üyelerin aile bireyleriyle
ilgili gelişmelerin parti değiştirme sürecinde etkili olduğu yönündeki savlarına
yer verilmiştir. Aynı haberde Ayhan Aydın'ın savcı tarafından tutuklanmakla
tehdit edildiğini söylediği yönündeki bir aktarım da bulunmaktadır. Bunlar,
bağımsız biçimde doğrulanmış olgular olarak değil, ilgili kişilere atfedilen savlar
olarak değerlendirilmelidir.
Bu savlar
doğruysa, olayın açıklanmasında yalnızca parti içi anlaşmazlık veya siyasal
kariyer beklentisi gibi etmenlere odaklanmak yetersiz kalacaktır. Kişinin ve
ailesinin karşı karşıya kalabileceği hukuksal veya kişisel riskler, siyasal
tercihlerini etkileyen bir baskı mekanizmasına dönüşmüş olabilir. Ancak böyle
bir sonuca ulaşabilmek için savların kaynağı, tarihleri, somut dayanakları ve
parti değiştirme kararıyla bağlantısı ayrı ayrı incelenmelidir. Burada üç düzey
birbirinden ayrılmalıdır:
Genel siyasal ortam: Üyelerin kendilerini baskı altında görebileceklerini
koşulların varlığı.
Somut müdahale savı: Belirli bir üyeye veya ailesine yönelik tehdit, vaat ya da
başka bir müdahalenin gerçekleştiği savı.
Nedensel bağlantı: Söz konusu müdahalenin ilgili üyenin parti değiştirme
kararını etkilediğini gösteren kanıt.
İlk düzeyin
varlığı ikinci ve üçüncü düzeyleri kendiliğinden kanıtlamaz. Aynı şekilde,
somut bir savın henüz doğrulanamamış olması da onun kesinlikle asılsız olduğunu
göstermez. Araştırmanın görevi bu ayrımları koruyarak kanıtın ulaşabildiği
sınırı açıkça belirlemektir.
Yarışan
açıklamaların karşılaştırılması
Üsküdar
olayında mevcut bilgiler çerçevesinde dört açıklama birlikte
değerlendirilmelidir.
|
Çizelge 1: Karşılaştırma |
||
|
Olası açıklama |
Mevcut verinin gösterdiği |
Kanıtlanması gereken olgu |
|
Hizmet
sunma amacı |
Üyeler
adına kamuoyuna açıklanan gerekçe |
Parti
değişikliğinin hizmet sunma kapasitesini hangi somut biçimde artıracağı |
|
Bireysel
siyasal veya kişisel çıkar |
Parti
değişikliğinin üyelerin siyasal konumunu değiştirmesi |
Üyelere
sunulduğu ileri sürülen kişisel avantajların varlığı ve karar üzerindeki
etkisi |
|
Parti içi
veya örgütsel sorunlar |
Üyelerin
CHP'den ayrılması |
Ayrılıktan
önceki anlaşmazlıklar, aday belirleme süreci veya örgütsel ilişkiler hakkında
doğrulanabilir bilgi |
|
Siyasal
baskı veya tehdit |
Bazı
üyeler hakkında kamuoyuna yansıyan savlar |
Savları
destekleyen bağımsız kanıtlar ve bunlarla karar arasında nedensel bağlantı |
Bu
karşılaştırma, şu aşamada tek bir açıklamayı kesin neden olarak belirlemeye
izin vermemektedir. Bununla birlikte, parti değişikliklerinin başkanvekilliği
seçimine çok yakın zamanda gerçekleşmesi ve meclis aritmetiğini değiştirmesi,
olayın yalnızca bireysel tercihler üzerinden açıklanamayacağını göstermektedir.
Siyasal sonuçların belirginliği kararların hangi koşullarda alındığına ilişkin
daha ayrıntılı bir incelemeyi gerekli kılmaktadır.
Ara
değerlendirme
Üsküdar
örneğinden çıkarılabilecek ilk sonuç davranışın siyasal sonucuyla davranışın
nedeninin birbirinden ayrılması gerektiğidir. Dört üyenin AKP'ye geçmesi meclis
dengesini değiştirmiştir fakat bu sonuç üyelerin hangi nedenle hareket
ettiklerini tek başına açıklamaz. Üyelerin kamuoyuna açıkladığı hizmet
gerekçesi araştırmada dikkate alınması gereken birincil verilerden biridir.
Buna karşılık baskı, tehdit veya kişisel çıkar savları da doğrulanmaları
gereken farklı açıklamalardır. Bu aşamada bunlardan herhangi birini kesin neden
ilan etmek eldeki verinin taşıyabileceğinden daha güçlü bir nedensel yargıda
bulunmak olur. Üsküdar'ın araştırma bakımından önemi üç olgunun aynı olayda bir
araya gelmesidir: parti değişikliği, başkanvekilliği seçimi öncesindeki kritik
zamanlama ve meclis aritmetiğinin değişmesi. Bu birliktelik, siyasal saf
değiştirmenin yalnızca bireysel bir karar değil, yerel yönetimde iktidar
dengesini etkileyen bir davranış olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu saptama
davranışların ortak bir merkezden yönlendirildiğini veya belirli bir baskı
mekanizmasının kanıtlandığını göstermez. Bir sonraki olay olan Adalar'da ise
farklı bir sorunla karşılaşılacaktır: Üyelerin parti değiştirmesinden çok parti
üyeliği sürerken başkanvekilliği seçiminde karşıt adayın seçilmesini sağlayan
oyların kullanılması. Bu nedenle Adalar örneğinde gizli oylamanın sınırları ve
bireysel oy davranışının kurumsal sonuca etkisi ayrıca incelenmelidir.
Adalar:
Parti Üyeliği Değişmeden Siyasal Saf Değiştirme
Olayın
kronolojisi ve kurumsal koşullar: Adalar örneği Üsküdar'dan farklı olarak, parti değiştirme ile
belirli bir oylamada karşıt adayı destekleme arasındaki ayrımı görünür
kılmaktadır. Burada üç CHP'li belediye meclisi üyesinin AKP'nin başkanvekili
adayı lehine oy kullandığı ve bu oyların belediye yönetiminin el
değiştirmesinde belirleyici olduğu bildirilmiştir. Sürecin başlangıcında CHP'li
Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın 23 Haziran 2026'da tutuklanması ve
görevden uzaklaştırılmasının ardından Medine Pamuk başkanvekili seçilmişti. Pamuk'un
14 Eylül'de sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifa etmesi üzerine yeni
bir seçim yapılması gerekti. 23 Eylül'deki seçimde AKP'nin adayı Kemal
Türkyılmaz başkanvekili seçildi. Böylece 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin
kazandığı belediyede yönetim başkanvekilliği seçiminin sonucuyla AKP'ye geçti.
Bu kronoloji seçimin neden sıradan bir belediye içi görev değişikliği olarak
değerlendirilemeyeceğini açıklamaktadır. Belediye başkanının görevden
uzaklaştırılması, önceki başkanvekilinin istifası ve ardından yapılan seçim
yönetim üzerindeki siyasal dengeyi yeniden belirleyen bir süreç oluşturmuştur. Bununla
birlikte, belediye yönetiminin el değiştirmiş olması ile üç üyenin hangi
nedenlerle AKP adayına oy verdiği ayrı sorulardır. Birincisi seçim sonucuyla
doğrulanabilir ve ikincisi ise bireysel davranışların nedenlerine ilişkin kanıt
gerektirir.
Oylama ve
gizli oyun sınırları
Adalar'daki
seçimde ilk turda Türkyılmaz'ın beş ve CHP adayı Aytül Ekşiyan'ın dört oy
aldığı ve ikinci turda ise iki adayın dörder oy aldığı ve bir oyun geçersiz
sayıldığı aktarılmıştır. Süreçte oylama usulüne ilişkin tartışmalar yaşanmış ve
bazı CHP ve YENİ Parti üyeleri salonu terk etmiştir. Daha sonraki turlarda AKP
adayı seçimi kazanmıştır. Burada önemli
bir yöntem sorunu vardır. Gizli oylamada oy pusulalarıyla bireysel seçmenler
arasında resmi ve doğrulanabilir bir bağlantı bulunmadıkça belirli bir oyun
kime ait olduğunu kesin biçimde söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte,
haberlerde üç CHP'li üyenin salonda kalıp AKP adayına oy verdiği ve Kemal
Türkyılmaz'ın seçim sonrasında Yavuz Çiftçioğlu, İsmail Onur Balbınar ve Ahmet
Tanay Garip'i kendisine oy verdikleri için kutladığı bildirilmiştir. CHP
İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in de bu üç üyeyi kesin ihraç talebiyle
disipline sevk ettiklerini açıkladığı aktarılmıştır. Bu bilgiler, üç üyenin
davranışının kamuoyunda nasıl tanımlandığını göstermektedir. Ancak bilimsel
çözümleme bakımından iki nokta ayrı tutulmalıdır: üyelerin AKP adayı lehine oy
kullandıkları yönündeki haberler ve bu davranışın hangi nedenle gerçekleştiği.
İlkine ilişkin haber aktarımı bulunması ikincisini kendiliğinden açıklamaz.
Tehdit ve
baskı savları: Adalar
olayının en önemli tartışma başlıklarından biri üç üyenin davranışının baskı
veya tehdit sonucunda ortaya çıktığı savıdır. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı
Özgür Çelik seçim sonrasında üç meclis üyesinin tehdit ve baskı altında saf
değiştirdiğini öne sürmüştür. Bianet'in 23 Eylül tarihli haberinde Çelik'in bu
yöndeki açıklamalarına ve 2024 yerel seçimlerinden sonra CHP lehine olan meclis
dengesinin nasıl değiştiğine ilişkin değerlendirmelerine yer verilmiştir. Bu
açıklama araştırmanın önemli bir veri kaynağıdır fakat tek başına baskının
gerçekleştiğini veya üyelerin oy tercihlerini belirlediğini kanıtlamaz.
Çelik'in savı, siyasal aktörün olay hakkındaki yorumudur. Nedensel bir açıklama
olarak kabul edilebilmesi için üyelerin kendi beyanları, somut olaylar,
belgeler, tanıklıklar veya birbirinden bağımsız kaynaklarla doğrulanabilen
başka göstergelerle desteklenmesi gerekir. Bu noktada üç olasılık birbirinden
ayrılmalıdır:
Doğrudan baskı: Üyelerin kararlarını değiştirmeye yönelik somut bir tehdit,
zorlama veya müdahale gerçekleşmiş olabilir.
Baskı algısı: Üyeler, doğrudan bir tehdit olmasa bile mevcut siyasal veya
hukuksal koşullar nedeniyle kendilerini baskı altında görmüş olabilir.
Baskı dışındaki nedenler: Üyeler parti içi anlaşmazlıklar, kişisel tercihler
veya başka siyasal değerlendirmeler nedeniyle karşıt adayı desteklemiş
olabilir.
Bu
olasılıklardan herhangi biri peşin olarak dışlanamaz. Özellikle baskı savı ile
baskının davranış üzerindeki etkisi aynı şey değildir. Somut bir müdahale
gerçekleşmiş olsa bile bunun ilgili üyelerin kararlarında belirleyici olup
olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Parti içi
bağlılık ve bireysel karar arasındaki gerilim: Adalar örneğinde üç üyenin CHP
üyeliğini sürdürürken CHP'nin desteklediği adayın karşısındaki adaya oy vermesi
parti disiplini ile bireysel karar arasındaki gerilimi ortaya koymaktadır.
Parti üyeliğinin sürmesi üyenin her koşulda parti grubunun tercihine uygun
davranacağını güvence altına almaz. Buna karşılık belirli bir oylamada parti
grubunun tercihinden ayrılmak da tek başına kalıcı bir siyasal saf
değişikliğini kanıtlamaz. Bu davranışın nedenlerini açıklamak için şu soruların
yanıtlanması gerekir: Üyeler seçim öncesinde CHP'nin adayına veya seçim
sürecine ilişkin herhangi bir itiraz dile getirmiş midir? Oylama usulüne
yönelik tartışmalar üyelerin kararlarını etkilemiş midir? Üyelerin karşıt adayı
desteklemesini açıklayan ve kendileri tarafından yapılmış doğrulanabilir bir
açıklama var mıdır? Baskı veya tehdit savlarını destekleyen somut kanıtlar
bulunmakta mıdır? Üyelerin davranışları seçimden önceki siyasal ilişkileri ve
sonraki tutumlarıyla nasıl bir bütünlük göstermektedir? Bu sorular
yanıtlanmadan davranışı yalnızca “ihanet”, “kişisel çıkar” veya “baskı”
kavramlarından biriyle açıklamak çözümlemenin baştan belirli bir sonuca
yönelmesine neden olur.
Yarışan
açıklamaların karşılaştırılması
|
Çizelge 2: Karşıt Görüşler |
||
|
Olası açıklama |
Mevcut verinin gösterdiği |
Açıklamayı sınamak için gereken
kanıt |
|
Parti içi
anlaşmazlık |
Üyelerin
grup tercihinden farklı yönde oy kullanması |
Oylama
öncesi itirazlar, parti içi görüş ayrılıkları ve üyelerin açıklamaları |
|
Bireysel
siyasal tercih |
Üyelerin
davranışının seçim sonucunu etkilemesi |
Üyelerin
kendi gerekçeleri ve önceki siyasal tutumları |
|
Tehdit
veya baskı |
YENİ Parti
İstanbul İl Başkanı'nın bu yöndeki savı |
Somut
müdahaleyi ve bunun oy davranışına etkisini gösteren bağımsız kanıtlar |
|
Seçim
sürecine ilişkin itiraz |
Oylama
usulü hakkında tartışmalar yaşanması |
İtirazların
içeriği, tutanaklar ve varsa hukuksal başvurular |
|
Birleşik
açıklama |
Birden
fazla etmenin aynı süreçte etkili olabilmesi |
Örgütsel
sorunlar, bireysel tercihler ve baskı savları arasındaki bağlantıyı ortaya
koyan kanıtlar |
Bu
karşılaştırma Adalar olayının nedenlerini kesin biçimde belirlemekten çok hangi
açıklamaların henüz sınanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Mevcut bilgiler
üç üyenin oy davranışının belediye yönetiminin değişmesinde önemli rol
oynadığını desteklemektedir. Ancak bu sonuçtan hareketle üyelerin önceden
anlaşarak hareket ettikleri, kişisel çıkar elde ettikleri veya baskıyla
yönlendirildikleri sonucuna doğrudan ulaşılamaz.
Ara
değerlendirme
Adalar
örneğinin temel özelliği parti değiştirmeden de siyasal saf değiştirmenin
kurumsal sonuç doğurabilmesidir. Üç üyenin davranışı, haberlerde aktarıldığı
biçimiyle, başkanvekilliği seçiminin sonucunu etkilemiş ve belediye yönetiminin
el değiştirmesine katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte, davranışın siyasal
etkisi ile davranışın gerçek nedeni arasında kanıtlanması gereken bir uzaklık
vardır. Olayda baskı ve tehdit savlarının bulunması bunların araştırılmasını
gerekli kılar fakat savları doğrulanmış olgu olarak kabul etmek için yeterli
değildir. Benzer şekilde, üyelerin parti grubunun tercihinden ayrılmış olması
da tek başına kişisel çıkar açıklamasını doğrulamaz. Bu nedenle Adalar olayı
çalışmanın ana savını güçlendiren bir örnek sunmaktadır: Siyasal saf
değiştirme, yalnızca parti üyeliğinin değiştirilmesiyle sınırlı değildir ve
belirli bir oylamada alınan karar da yerel yönetimin siyasal yönünü
değiştirebilir. Ancak davranışın nedenini açıklamak için seçim sonucundan daha
fazlasına gereksinme vardır. Bir sonraki örnek olan Ataşehir'de ise durum
farklıdır. Burada söz konusu olan tek bir başkanvekilliği oylamasındaki
davranıştan çok altı CHP'li meclis üyesinin topluca AKP'ye katılması ve bunun
meclisteki güç dengesini değiştirmesidir. Bu nedenle Ataşehir çözümlemesinde
toplu geçişin zamanlaması, üyelerin örgütsel geçmişi ve geçişi açıklamak için
ileri sürülen gerekçeler ön plana alınacaktır.
Ataşehir:
Toplu Parti Değiştirme ve Meclis Dengesinin Eşitlenmesi
Olayın
kronolojisi ve siyasal sonuçları: Ataşehir örneği parti değiştirmenin yalnızca bireysel siyasal
tercihler açısından değil, belediye meclisindeki güç dağılımını değiştirme
kapasitesi bakımından da incelenmesini gerektirmektedir. Eylül 2026'nın son
günlerinde CHP'li altı belediye meclisi üyesi (Oğuz Sarul, Sinan Emrah
Yıldırım, Fatih Evliyaoğlu, Abdullah Aslan, Cengiz Kayayurt ve Mehmet Alver)
CHP'den ayrılarak AKP'ye katılmıştır. CHP'nin başlangıçta 24, AKP-MHP grubunun
ise 12 üyeye sahip olduğu mecliste bu geçişlerden sonra iki tarafın sayısı 18'e
karşı 18 olmuştur. Böylece altı üyenin parti değiştirmesi belediye meclisindeki
siyasal dengeyi köklü biçimde değiştirmiştir. Bu gelişmenin önemi yalnızca altı
kişinin parti değiştirmesinde değildir. Geçişler, daha önce CHP'nin belirgin
sayısal üstünlüğe sahip olduğu bir mecliste eşitlik yaratmıştır. Dolayısıyla
davranışların kurumsal sonuçları, Üsküdar örneğinde olduğu gibi bireysel
kararların ötesine taşınmıştır. Bununla birlikte, meclisteki güç dengesinin
değişmesi ile üyelerin bu sonucu hedefleyerek hareket etmiş olmaları
birbirinden farklı savlardır. İlk durum, meclis aritmetiğiyle doğrulanabilir.
İkinci durum ise üyelerin karar sürecine, gerekçelerine ve varsa önceden
yapılmış görüşmelere ilişkin ayrıca kanıt gerektirir.
Örgütsel
geçmiş ve aday belirleme sorunu: Ataşehir olayının çözümlemesinde öne çıkan açıklamalardan
biri parti örgütü ile belediye meclisi üyeleri arasındaki ilişkinin
niteliğidir. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 10 Ekim'de
Eyüpsultan'daki başkanvekilliği seçimi sonrasında yaptığı açıklamada
Ataşehir'de AKP'ye geçen altı üyeden beşinin önceki belediye meclisi döneminden
geldiğini ve önceki yönetim tarafından tanındığını belirterek, üyelerin nasıl
seçildiği yönündeki eleştirilere “Biz bunları uzaydan bulmadık” ifadesiyle
karşılık vermiştir. Çelik'in açıklaması
aday belirleme ve üyelerin siyasal geçmişi konusunu tartışmaya açmaktadır.
Ancak burada iki ayrı sorun vardır. Birincisi, üyelerin önceki dönemde görev
yapmış veya belediye yönetimi tarafından tanınmış olmalarıdır. İkincisi, bu
geçmişin daha sonra gerçekleşen parti değiştirme davranışını açıklayıp
açıklamadığıdır. Önceki dönemden gelen üyelerin yeni dönemde farklı bir siyasal
tercih yapmaları, tek başına aday belirleme sisteminin başarısızlığını
kanıtlamaz. Aynı şekilde, üyelerin ön seçimle veya başka bir yöntemle
belirlenmiş olması da gelecekteki parti bağlılığını güvence altına almaz. Aday
belirleme yöntemi ile seçildikten sonra ortaya çıkan siyasal davranış
arasındaki ilişkinin kurulabilmesi için adaylık sürecinin, üyelerin parti
örgütleriyle ilişkilerinin ve geçişten önceki gelişmelerin incelenmesi gerekir.
Bu bağlamda Ataşehir olayı, yalnızca “Yanlış kişiler mi aday gösterildi?”
sorusuyla sınırlı tutulmamalıdır. Daha kapsamlı soru şudur: Partilerin aday
belirleme ve siyasal bağlılığı sürdürme mekanizmalar, seçilmiş üyelerin zaman
içinde değişebilen tercihlerini ne ölçüde öngörebilir ve yönetebilir?
Toplu
geçişin olası nedenleri: Altı üyenin aynı dönemde parti değiştirmesi, bireysel açıklamaların
yanında ortak veya birbirini etkileyen etmenlerin de araştırılmasını gerekli
kılmaktadır. Bununla birlikte, birden fazla kişinin aynı anda parti
değiştirmesi aralarında önceden yapılmış bir anlaşma bulunduğunu kendiliğinden
göstermez. Ataşehir örneğinde en az dört açıklama grubu sınanmalıdır.
Birinci
olasılık, ortak örgütsel hoşnutsuzluktur. Üyelerin parti yönetimiyle, yerel
örgütle veya belediyedeki siyasal karar süreçleriyle ilgili benzer sorunlar
yaşamış olmaları olanaklıdır. Ancak bu açıklamayı desteklemek için geçişten
önce dile getirilmiş yakınmalar, istifa gerekçeleri veya bağımsız biçimde
doğrulanabilen örgütsel anlaşmazlıklar bulunmalıdır.
İkinci
olasılık, bireysel siyasal ve mesleki beklentilerdir. Parti değişikliği,
üyelerin siyasal konumlarını, gelecekteki adaylık olanaklarını veya karar alma
süreçlerine katılım olanaklarını etkileyebilir. Bu nedenle kişisel çıkar veya
siyasal kariyer beklentileri araştırma dışı bırakılamaz. Ancak bu beklentilerin
varlığı yalnızca geçişin gerçekleşmiş olmasından hareketle kanıtlanamaz.
Üçüncü
olasılık, toplu karar alma veya karşılıklı etkilenmedir. Altı üyenin
kararlarının birbirinden bağımsız mı geliştiği, yoksa üyelerin görüşmeler
yoluyla birbirlerinin kararlarını etkileyip etkilemediği araştırılmalıdır. Bu
olasılık, önceden planlanmış bir siyasal operasyon varsayımından farklıdır.
Ortak görüşmelerin varlığı dahi tek başına hukuka aykırı veya gizli bir plan
bulunduğunu göstermez.
Dördüncü
olasılık, dışsal siyasal baskıdır. Üyelerin kararlarının tehdit, yıldırma veya
başka güç ilişkilerinden etkilenmiş olması da araştırılabilir. Fakat böyle bir
açıklama, genel siyasal ortamın varlığından hareketle değil, Ataşehir'deki
üyelerle bağlantılı somut kanıtlar üzerinden değerlendirilmelidir.
Bu
açıklamalar birbirini zorunlu olarak dışlamaz. Örneğin örgütsel hoşnutsuzluk
ile bireysel siyasal beklentiler aynı kişide birlikte bulunabilir ve dışsal
baskı savları da bu koşullarla etkileşime girebilir. Araştırmanın görevi, her
açıklamayı ayrı ayrı sınamak ve kanıtların hangi açıklamayı ne ölçüde
desteklediğini belirlemektir.
Meclis
aritmetiği ve siyasal sonuç: Ataşehir'deki geçişlerin siyasal önemini değerlendirirken
meclis üye sayılarına ilişkin haberler arasındaki farklılık da dikkate
alınmalıdır. Bazı haberlerde geçiş öncesindeki dağılım CHP 24, AKP-MHP toplamı
12 olarak aktarılırken başka haberlerde CHP 26, AKP 10 ve MHP 2 biçiminde bir
dağılım verilmektedir. Geçiş sonrasındaki dağılım da bazı kaynaklarda farklı
gösterilmiştir. Bu nedenle kesin sayısal dağılım belediyenin resmi meclis üyesi
kayıtları ve üyelik değişikliklerinin yürürlüğe girdiği tarihler esas alınarak
yeniden doğrulanmalıdır. Bu farklılık giderilmeden tek bir sayı dizisini kesin
veri olarak kullanmak makalenin güvenilirliğini zayıflatabilir. Bununla
birlikte, altı üyenin CHP'den AKP'ye geçmesiyle CHP'nin temsil gücünün azaldığı
ve AKP'nin güç kazandığı konusunda kaynaklar arasında temel bir uyuşmazlık
bulunmamaktadır. Bu durum, bireysel parti değiştirme kararlarının toplu olarak
gerçekleştiğinde belediye meclisindeki siyasal güç ilişkilerini
değiştirebileceğini göstermektedir. Ancak siyasal sonucun büyüklüğü kararın
arkasında mutlaka ortak bir plan bulunduğunu kanıtlamaz. Üyeler bağımsız
gerekçelerle hareket etmiş olsalar bile kararları birlikte önemli bir kurumsal
sonuç yaratabilir. Tersine, toplu geçişin önceden eş güdümlenmiş olması da tek
başına hukuka aykırılık veya baskı bulunduğu anlamına gelmez.
Ara
değerlendirme
Ataşehir
örneği toplu parti değiştirmenin nedenlerini açıklarken üç araştırma düzeyinin
birlikte ele alınmasını gerektirmektedir:
Bireysel düzey: Her üyenin kendi kararını hangi gerekçelerle aldığı.
Örgütsel düzey: Üyelerin partiyle ilişkilerinin, aday belirleme süreçlerinin
ve yerel örgüt içindeki konumlarının kararlarına etkisi.
Kurumsal düzey: Altı üyenin geçişinin meclis aritmetiği ve belediye yönetimi
üzerindeki sonuçları.
Bu üç
düzeyden herhangi birine aşırı ağırlık verilmesi nedensel açıklamayı eksik
bırakabilir. Örneğin aday belirleme sistemindeki sorunlar üyelerin neden parti
değiştirdiğini açıklamaya katkıda bulunabilir ancak her üyenin kararını aynı
nedenle aldığını göstermez. Benzer biçimde, toplu geçişin meclis dengesini
değiştirmesi de üyelerin asıl amaçlarının bu sonucu yaratmak olduğunu
kanıtlamaz. Ataşehir olayında henüz yanıtlanması gereken temel soru şudur: Altı
üyenin parti değiştirmesini açıklayan ortak bir örgütsel neden mi vardır, yoksa
birbirinden farklı bireysel gerekçeler aynı siyasal sonuçta mı birleşmiştir? Bu
sorunun yanıtı, üyelerin kendi açıklamalarının önceki siyasal ilişkilerinin ve
geçiş öncesindeki gelişmelerin karşılaştırılmasına bağlıdır.
Eyüpsultan:
Başkanvekilliği Seçimi, Oy Davranışı ve Yargısal İtiraz
Olayın
niteliği ve diğer örneklerden farkı: Eyüpsultan örneği önceki üç olaydan farklı olarak bir grup
üyenin resmen parti değiştirmesinden çok başkanvekilliği seçiminin turları
arasında ortaya çıkan oy dağılımı ve seçim sonucuna yönelik itiraz üzerinden
incelenmelidir. 10 Ekim 2026'da yapılan seçimde CHP'nin desteklediği Cafer
Parlak ile AKP-MHP'nin desteklediği Muhammet Çakır yarışmıştır. Seçim
turlarındaki oy dağılımı ve bir oyun geçersiz sayılması üzerine tartışmalar
yaşanmış ve son turda Parlak başkanvekili seçilmiştir. AKP İstanbul İl Başkanı
Abdullah Özdemir geçersiz sayılan oyun aslında geçerli olduğunu ileri sürerek
seçim sonucuna itiraz edeceklerini açıklamıştır. Olayın bu makale açısından
önemi üç ayrı sorunun birbirine bağlanmasından kaynaklanmaktadır: Meclis
üyelerinin başkanvekilliği seçimindeki oy tercihleri, oy pusulalarının
geçerliliğine ilişkin usul tartışması ve seçim sonucunun hukuksal yollardan
değiştirilmesi olasılığı. Bu sorunlar birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey
değildir. Bir üyenin parti grubunun tercihinden farklı oy kullanması oy
pusulasının geçerliliği sorunundan ayrı bir davranışsal sorundur. Benzer
biçimde, seçim sonucuna itiraz edilmesi de seçimin mutlaka iptal edileceği
anlamına gelmez.
Oy
dağılımı ve kanıt sorunu: Eyüpsultan'daki oylamaya ilişkin haberlerde özellikle üçüncü turdaki oy
sayıları ve geçersiz sayılan pusulanın niteliği konusunda farklı aktarımlar
bulunmaktadır. Bazı haberler iki adayın 18'er oy aldığını ve bir oyun geçersiz
sayıldığını bildirirken başka bir haberde Cumhur İttifakı adayının 19 oy aldığı
aktarılmıştır. Bu farklılık seçim tutanağı ve varsa itiraz dosyası incelenmeden
kesin bir sayı dizisinin kullanılmaması gerektiğini göstermektedir. Bu
farklılık yalnızca teknik bir ayrıntı değildir. Oyların sayısı ve geçerliliği
seçimin sonucuna ilişkin hukuksal değerlendirmeyi doğrudan etkileyebilir.
Ayrıca gizli oylama nedeniyle belirli bir üyenin hangi adaya oy verdiği ancak
bağımsız ve güvenilir kanıtlarla belirlenebilir. Meclisteki grup dağılımından hareketle
bireysel oyların kime ait olduğunu kesin biçimde çıkarsamak olanaklı değildir.
Bu nedenle Eyüpsultan'daki oy davranışı, üyelerin isimleri ve kişisel nedenleri
üzerinden değil, doğrulanabilen toplam sonuçlar ve usul tartışmaları üzerinden
incelenmelidir.
Yargısal
itiraz ve olası siyasal sonuçlar: AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in seçim sonucunu
mahkemeye taşıyacaklarını açıklaması Eyüpsultan olayını yalnızca meclis içi oy
davranışı olmaktan çıkarmakta ve hukuksal sürecin siyasal sonuçları üzerindeki
etkisini de araştırma konusu durumuna getirmektedir. Burada birbirinden
ayrılması gereken üç olasılık vardır: İtirazın reddedilmesi ve mevcut seçimin
sonucunun korunması, itirazın kabul edilmesi fakat bunun seçim sonucunu
değiştirmemesi ve itiraz sonucunda seçimin iptal edilmesi veya yeniden
yapılmasını gerektiren bir karar verilmesi. Bu olasılıklardan hangisinin
gerçekleşeceği hukuksal başvurunun gerekçesine, ilgili mevzuata ve yetkili
makamların değerlendirmesine bağlıdır. İtiraz açıklamasından hareketle seçimin
iptal edileceğini veya yeniden yapılacak bir seçimde AKP adayının kazanacağını
söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, seçim sonucunun iptal edilmesi ve
yeni bir oylama yapılması durumunda meclis üyelerinin tercihlerinin değişmesi,
sonucu etkileyebilecek bir olasılık olarak değerlendirilebilir. Böyle bir
değişimin gerçekleşmesi için gerekli koşulların bulunup bulunmadığı ise meclis
aritmetiği, adayların durumu ve yeni oylamanın hukuksal çerçevesi üzerinden
ayrıca incelenmelidir. Dolayısıyla yargısal itiraz kendi başına siyasal saf
değiştirme kanıtı değildir. Ancak seçim sonucunu değiştirme olasılığı taşıyan
bir hukuksal sürecin meclis üyeleri üzerindeki olası etkileri araştırılabilir.
Bu etkiler somut kanıt olmadan gerçekleşmiş veya kesinleşmiş kabul
edilmemelidir.
Eyüpsultan
olayının nedensel açıklaması: Eyüpsultan örneğinde diğer olaylarda öne çıkan bireysel
çıkar, parti içi anlaşmazlık veya toplu parti değiştirme açıklamalarının tümünü
aynı biçimde uygulamak doğru olmaz. Buradaki temel sorun seçim sonucunu
etkileyen oy davranışlarının ve hukuksal itirazın nasıl değerlendirilmesi
gerektiğidir. Çözümlemede üç açıklama düzeyi kullanılabilir. Birincisi,
kurumsal-usul açıklamasıdır. Oy pusulasının geçerliliğine ilişkin tartışma,
seçimin sonucunu belirleyen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgilidir. Bu sorun
siyasal aktörlerin savlarından bağımsız olarak tutanaklar ve hukuksal
düzenlemeler üzerinden incelenmelidir. İkincisi, bireysel oy davranışıdır.
Meclis üyelerinin parti tercihlerinden farklı oy kullanıp kullanmadıkları gizli
oylama nedeniyle dikkatle ele alınmalıdır. Toplam oy dağılımı tek başına
belirli üyelerin karşıt adayı desteklediğini kanıtlamaz. Üçüncüsü, hukuksal
sürecin siyasal etkisidir. Seçim sonucuna yönelik itiraz belediye yönetiminin
geleceğini etkileyebilir. Ancak bu etkinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği
hukuksal sürecin sonucuna bağlıdır. Yargısal kararın siyasal sonucu değiştirme olasılığı
kararın hangi yönde çıkacağını önceden varsaymayı haklı kılmaz. Bu üç düzeyin
birbirine karıştırılması olayın yanlış açıklanmasına neden olabilir. Özellikle
usule ilişkin bir uyuşmazlığı doğrudan siyasal baskı kanıtı saymak veya seçim
sonucuna itirazı başlı başına bir tasfiye mekanizması olarak değerlendirmek
bağımsız kanıt gerektiren sonuçlara erken ulaşmak anlamına gelir.
Ara
değerlendirme
Eyüpsultan
örneği siyasal saf değiştirme araştırmasının kapsamını genişletmektedir. Burada
asıl sorun yalnızca üyelerin hangi adaya oy verdiği değil, gizli oylama
sonucunun nasıl belirlendiği, geçersiz oy tartışmasının hukuksal niteliği ve
itirazın belediye yönetimi üzerinde doğurabileceği olası sonuçlardır. Olayın bu
aşamasında üç sonuç çıkarılabilir: Seçim sonucuna ilişkin haberler arasındaki
sayısal farklılıklar resmi tutanakla giderilmelidir, gizli oylamada bireysel
oylar bağımsız kanıt bulunmadıkça belirli üyelere atfedilmemelidir ve yargısal
itirazın olası siyasal sonuçları incelenebilir ancak seçimin iptal edileceği
veya yeni bir seçimde AKP'nin kazanacağı önceden kabul edilmemelidir. Bu
nedenle Eyüpsultan diğer üç olaydan farklı bir araştırma sorusu ortaya
koymaktadır: Oy davranışları üzerindeki belirsizlik ve seçim sonucuna yönelik
hukuksal itirazlar yerel yönetimlerdeki siyasal güç dengesini hangi koşullarda
değiştirebilir? Bu soru, makalenin sonraki bölümünde dört olayın
karşılaştırılmasına geçiş için önemlidir. Böylece parti değiştirme, gizli
oylamada karşıt adaya oy verme ve seçim sonucuna hukuksal yollardan itiraz etme
davranışları birbirinin yerine kullanılmadan aynı siyasal bağlam içinde
değerlendirilebilecektir.
DÖRT
OLAYIN KARŞILAŞTIRMALI ÇÖZÜMLEMESİ: ORTAK MEKANİZMALAR VE AYRIŞAN NEDENLER
Üsküdar,
Adalar, Ataşehir ve Eyüpsultan örnekleri birlikte değerlendirildiğinde ilk
görülen ortak özellik, belediye meclisi üyelerinin davranışlarının yalnızca
parti içi ilişkilerle sınırlı kalmaması ve yerel yönetimlerin siyasal güç
dengesini etkileyebilmesidir. Bununla birlikte, dört olayın aynı nedensel
mekanizmayla açıklanabileceğini söylemek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. Üsküdar
ve Ataşehir'de birden fazla üyenin CHP'den AKP'ye geçmesi, Adalar'da CHP
üyeliğini sürdüren bazı üyelerin karşıt adayı desteklediği yönündeki haberler
ve Eyüpsultan'da seçim sonucuna ilişkin usul tartışmaları farklı davranış
türlerini temsil etmektedir. Bunların hepsini tek bir “parti değiştirme”
kategorisinde toplamak olaylar arasındaki önemli ayrımları ortadan kaldırır.
Davranış
türleri ve kurumsal sonuçlar
|
Çizelge 3: Dört Olay |
|||
|
Olay |
Gözlenen veya bildirilen davranış |
Öne çıkan kurumsal sonuç |
Temel kanıt sorunu |
|
Üsküdar |
Dört
CHP'li üyenin AKP'ye katılması |
Meclis
aritmetiğinin değişmesi |
Geçiş
gerekçeleri ile baskı savlarının doğrulanması |
|
Adalar |
CHP'li
üyelerin AKP adayını desteklediği yönündeki haberler |
AKP
adayının başkanvekili seçilmesi |
Gizli
oylar ile bireysel üyeler arasındaki bağlantı |
|
Ataşehir |
Altı
CHP'li üyenin AKP'ye katılması |
CHP'nin
meclisteki sayısal üstünlüğünün ortadan kalkması |
Toplu
geçişin ortak bir nedene mi, farklı bireysel nedenlere mi dayandığı |
|
Eyüpsultan |
Başkanvekilliği
seçimi, geçersiz oy tartışması ve sonuca itiraz |
Seçim
sonucunun korunması veya hukuksal süreç sonucunda değişmesi olasılığı |
Oy
sayıları, pusulanın geçerliliği ve bireysel oyların belirlenmesi |
Oy
sayıları, pusulanın geçerliliği ve bireysel oyların belirlenmesi: Bu karşılaştırma iki temel ayrımı
ortaya çıkarmaktadır. Birincisi, davranışın türü ile davranışın sonucu aynı şey
değildir. Parti değiştirme üyelik düzeyinde gözlenebilir bir değişimdir. Gizli
oylamada karşıt adayı destekleme ise bireysel oyların kesin biçimde
belirlenemediği durumlarda daha dikkatli bir değerlendirme gerektirir. İkincisi,
kurumsal sonucun belirgin olması nedensel açıklamanın da belirgin olduğu
anlamına gelmez. Birkaç üyenin davranışı meclis aritmetiğini değiştirebilir
fakat bu değişimin kişisel çıkar, örgütsel hoşnutsuzluk veya dışsal baskıdan
hangisiyle açıklandığı ayrıca araştırılmalıdır.
Nedenler
bakımından karşılaştırma: Dört olay beş olası nedensel açıklama bakımından karşılaştırılabilir:
bireysel çıkarlar, parti içi ve örgütsel sorunlar, siyasal baskı, kurumsal
fırsatlar ve bunların birleşimi. Ancak bu kategorilerin her olayda aynı ölçüde
açıklayıcı olduğu varsayılmamalıdır.
Bireysel
çıkar ve siyasal kariyer beklentisi. Parti değiştiren üyelerin yeni partide daha güçlü bir
siyasal konuma ulaşmayı amaçlamış olmaları olanaklıdır. Bununla birlikte, bu
açıklamayı doğrulayacak kişisel beyanlar, somut vaatler veya karar sürecine
ilişkin bağımsız kanıtlar olmadan parti değişikliğini doğrudan kişisel çıkarla
açıklamak yeterli değildir. Üyelerin parti değiştirmesi, çıkar sağladıklarının
değil, siyasal tercihlerinin değiştiğinin göstergesidir.
Parti içi
ve örgütsel sorunlar.
Üyelerin aday gösterilme biçimleri, yerel örgütlerle ilişkileri, belediye
yönetimiyle anlaşmazlıkları ve parti içindeki konumları davranışlarını
etkilemiş olabilir. Ataşehir'de üyelerin geçmiş dönemlerdeki görevleri üzerine
yapılan tartışma bu soruyu gündeme getirmektedir. Ancak önceki dönemde görev
yapmış olmak örgütsel bağlılığın güçlü veya zayıf olduğunu tek başına
göstermez. Bu açıklamanın sınanabilmesi için geçiş öncesi ilişkiler ve somut
anlaşmazlıklar hakkında daha fazla bilgiye gereksinme vardır.
Siyasal
baskı ve yıldırma.
Üsküdar ve Adalar örneklerinde kamuoyuna yansıyan baskı veya tehdit savları
dışsal etmenlerin araştırılması gerektiğini göstermektedir. Fakat savların
bulunması baskının kanıtlandığı anlamına gelmez. Baskının davranış üzerindeki
etkisini değerlendirebilmek için belirli müdahalelerle üyelerin kararları
arasında bağlantı kurulmalıdır.
Kurumsal
fırsatlar ve meclis aritmetiği. Dört olayda da üyelerin davranışları belediye meclisinin
işleyişi ve yönetimin belirlenmesiyle ilişkilidir. Ancak bu ilişkinin biçimi
farklıdır. Üsküdar ve Ataşehir'de parti değişiklikleri meclisteki üye
dağılımını doğrudan etkilemiştir. Adalar'da başkanvekilliği seçimindeki oylar
yönetimin el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır. Eyüpsultan'da ise seçim usulüne
ilişkin uyuşmazlık ve yargısal itiraz olasılığı öne çıkmıştır. Kurumsal
fırsatlar davranışların nedenini tek başına açıklamaz fakat belirli
davranışların neden önemli siyasal sonuçlar yaratabildiğini açıklar.
Birleşik
açıklama. Bu etmenlerin
birbirini dışlaması gerekmez. Örgütsel hoşnutsuzluk, bireysel siyasal
beklentiler ve baskı algısı aynı karar sürecinde birlikte etkili olabilir.
Bununla birlikte, birleşik açıklama da kanıt gerektirir. Birden fazla
olasılığın bulunması hepsinin gerçekten etkili olduğu anlamına gelmez.
Zamanlama
ve nedensellik ilişkisi: Dört olayda da davranışların belirli bir seçim veya yönetim değişikliği
süreciyle yakın zamanlı olması dikkat çekicidir. Üsküdar'da dört üyenin AKP'ye
katılması belediye başkanvekilliği seçiminin yeniden yapılacağı dönemde
gerçekleşmiştir. Ataşehir'de altı üyenin toplu geçişi meclisteki dengeyi
değiştirmiştir. Adalar'da başkanvekilliği seçimi doğrudan yönetim
değişikliğiyle sonuçlanmıştır. Eyüpsultan'da ise seçim sonucu ve oy pusulasının
geçerliliği hakkındaki uyuşmazlık siyasal tartışmanın merkezine yerleşmiştir. Ancak
zamanlama nedenselliğin kanıtı değildir. Bir davranışın kritik bir seçim
öncesinde gerçekleşmesi onun seçim sonucunu etkilemiş olabileceğini gösterir
fakat davranışın özellikle bu sonucu yaratmak amacıyla gerçekleştirildiğini
kanıtlamaz. Olayların zaman sıralaması nedensel açıklama geliştirmek için
gereklidir ancak açıklamanın geçerli olabilmesi için karar öncesindeki
gelişmeler, aktörlerin gerekçeleri ve gözlenebilir sonuçlar arasında kanıta
dayalı bir bağlantı kurulmalıdır.
Karşılaştırmadan
çıkan sonuç: Dört olay
siyasal saf değiştirme davranışlarının tek bir nedene indirgenemeyeceğini
düşündürmektedir. Mevcut veriler davranışların siyasal ve kurumsal sonuçlarını
ortaya koymakta ancak bireysel kararların arkasındaki nedenleri aynı kesinlikle
açıklayamamaktadır. Bu nedenle karşılaştırmalı çözümlemenin şimdilik
desteklediği sonuç bütün üyelerin aynı nedenle hareket ettiği değil, farklı
davranışların benzer biçimde yerel yönetimlerdeki güç ilişkilerini
etkileyebildiğidir. Daha güçlü bir nedensel sonuca ulaşmak için üç tür kanıt
özellikle önem taşımaktadır: Üyelerin parti değiştirme veya oy kullanma
kararlarına ilişkin kendi açıklamaları, karardan önceki örgütsel, siyasal ve
hukuksal gelişmeleri ortaya koyan belgeler ve baskı, kişisel çıkar veya önceden
eş güdüm savlarını bağımsız biçimde destekleyen kanıtlar. Bu kanıtlar elde
edilmeden tek bir genel neden ilan etmek yerine her olayda hangi açıklamaların
desteklendiğini ve hangilerinin açık kaldığını belirtmek daha güvenilir
olacaktır.
Çözümlemenin
Genel Değerlendirmesi
Bu dört olay
üzerinden yapılan inceleme belediye meclisi üyelerinin siyasal davranışlarının
yalnızca bireysel tercih sorunu olarak ele alınamayacağını göstermektedir.
Parti değiştirme veya belirli bir seçimde parti grubunun tercihinden farklı
yönde oy kullanma yerel yönetimdeki siyasal güç dengesini etkileyebilir.
Bununla birlikte, bu etkilerin ortaya çıkması ile davranışların hangi nedenle
gerçekleştirildiği farklı araştırma sorunlarıdır. Çözümlemenin üç temel bulgusu
bulunmaktadır. Birinci bulgu, davranış türlerinin ayrıştırılması gereğidir.
Üsküdar ve Ataşehir'de resmi parti geçişleri söz konusudur. Adalar'da belirli
üyelerin karşıt aday lehine oy kullandığı yönündeki haberler incelenmektedir.
Eyüpsultan'da ise seçim usulü, oy dağılımı ve hukuksal itiraz öne çıkmaktadır.
Bu davranışları aynı kavram altında toplamak aralarındaki farkları
silikleştirebilir. İkinci bulgu, kurumsal sonuçların nedensel açıklama yerine
geçemeyeceğidir. Bir davranışın belediye yönetimini değiştirmiş olması o
davranışın kişisel çıkar, baskı veya örgütsel anlaşmazlık nedeniyle
gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez. Siyasal sonuç açıklanması gereken
olgunun bir parçasıdır ve nedenin kanıtı değildir. Üçüncü bulgu, siyasal baskı savlarının
ne peşin olarak kabul edilmesi ne de baştan dışlanması gerektiğidir. Bu savlar
özellikle Üsküdar ve Adalar örneklerinde araştırılması gereken olasılıklardır.
Ancak genel siyasal ortamdan hareketle belirli üyelerin kararlarının baskıyla
yönlendirildiği sonucuna varılamaz. Aynı biçimde, üyelerin kendi kararlarını
özgür iradeleriyle aldıklarını açıklamaları da tek başına baskı olasılığını
kesin olarak ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak, mevcut veriler siyasal saf
değiştirmenin yerel yönetimlerde önemli kurumsal sonuçlar yaratabildiğini
göstermektedir. Buna karşılık, bu davranışların gerçek nedenlerini açıklamak
için daha ayrıntılı ve doğrudan kanıtlara gereksinme vardır. Makalenin bundan
sonraki aşamasında bu bulguların siyasal temsil, parti bağlılığı ve seçmen
iradesi açısından ne anlama geldiği değerlendirilmelidir.
SİYASAL
TEMSİL, PARTİ BAĞLILIĞI VE SEÇMEN İRADESİ
İncelenen
olayların önemi yalnızca bazı belediye meclisi üyelerinin CHP’den AKP’ye
geçmesi veya belediye başkan vekilliği seçimlerinde parti çizgisiyle
bağdaşmayan davranışlarda bulunmasıyla sınırlı değildir. Asıl sorun, bu
davranışların seçimle oluşmuş siyasal temsilin niteliğini, seçmen iradesinin
seçim sonrasındaki etkisini ve parti bağlılığının sınırlarını nasıl
etkilediğidir.
Seçmen
İradesinin Seçim Sonrasında Korunması
Belediye
meclisi üyeleri, bireysel olarak seçilmiş temsilciler olmakla birlikte, çoğu
durumda siyasal kimliklerini ve seçilme olanaklarını bir partinin aday
belirleme süreci ve seçim kampanyası aracılığıyla kazanırlar. Bu nedenle
seçmenlerin tercihinde yalnızca adayın kişisel özellikleri değil, adayın temsil
ettiği parti, parti programı ve yerel yönetim anlayışı da rol oynar. Seçimden
sonra bir meclis üyesinin parti değiştirmesi hukuksal olarak olanaklı olsa bile
siyasal temsil bakımından bir soruyu gündeme getirir: Seçmenin oyuyla
kazanılmış temsil yetkisi temsilcinin kişisel siyasal tercihleri doğrultusunda
ne ölçüde yeniden tanımlanabilir? Bu sorunun yanıtı seçilmiş temsilcinin
bağımsız karar verme hakkını ortadan kaldırmak biçiminde verilemez. Temsilcinin
her durumda parti yönetiminin talimatlarına uyması gerektiğini savunmak
demokratik temsilin çoğulcu niteliğiyle bağdaşmaz. Bununla birlikte, parti
değiştirme veya seçim sonrasında farklı bir siyasal çoğunluğun oluşmasına
katkıda bulunma kararlarının seçmen iradesi üzerindeki etkisi de göz ardı
edilemez. Dolayısıyla sorun temsilcinin parti değiştirmesinin kendiliğinden
meşru ya da gayrimeşru sayılması değil, kararın hangi koşullarda alındığı,
kamuoyuna nasıl açıklandığı ve seçmenlerin siyasal değerlendirmesine ne ölçüde
açık olduğudur.
Parti
Bağlılığı ile Parti Disiplini Arasındaki Ayrım
Parti
bağlılığı ile parti disiplini aynı olgu değildir. Parti bağlılığı temsilcinin
partinin siyasal amaçlarını ve seçmenlere sunduğu vaatleri benimsemesini ifade
eder. Parti disiplini ise belirli kararların alınması veya oylanması sırasında
ortak bir tutumun korunmasını amaçlayan örgütsel düzenlemeleri kapsar. Bu ayrım
özellikle belediye başkan vekilliği seçimlerinde önem kazanmaktadır. Bir meclis
üyesinin parti değiştirmeden karşı partinin adayına oy vermesi ile resmen parti
değiştirmesi farklı davranışlardır. İlk durumda gizli oylama nedeniyle bireysel
tercihin kime ait olduğunu saptamak güç olabilir. İkinci durumda ise parti
değişikliği kural olarak açık ve belgelenebilir bir olgudur. Bununla birlikte,
açıkça gerçekleşen bir parti değişikliği bile tek başına kararın nedenini
göstermez. Benzer şekilde, bir seçim sonucunun önceki siyasal çoğunluktan
farklı bir çoğunluk ortaya çıkarması da tek başına önceden planlanmış bir
siyasal iş birliğinin kanıtı sayılamaz. Bu nedenle, incelenen olaylarda
davranışın kendisi ile davranışın gerekçesi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Aksi yaklaşım, gözlenebilir siyasal sonuçlardan hareketle kanıtlanmamış
niyetler çıkarılması riskini doğurur.
Bireysel
Kararların Kurumsal Sonuçları
Belediye
meclislerindeki sınırlı sayıdaki üyelerin davranışları sandalye dağılımının
birbirine yakın olduğu durumlarda yönetimsel sonuçları önemli ölçüde
değiştirebilir. Birkaç üyenin parti değiştirmesi veya bir seçimde farklı yönde
oy kullanması belediye başkan vekilliğinin kim tarafından üstlenileceğini
etkileyebilir. Bu durum, bireysel siyasal kararlarla yerel yönetimin kurumsal
işleyişi arasındaki ilişkiyi görünür kılar. Ancak burada iki ayrı düzeyin
birbirine karıştırılmaması gerekir:
Sonuç düzeyi: Üyelerin davranışları sonucunda meclisteki güç dengesi
değişmiş veya bir aday seçilmiş olabilir.
Nedensellik düzeyi: Bu sonucun hangi amaçla, hangi etmenlerin birleşmesiyle ve
hangi karar süreçleri sonunda ortaya çıktığı ayrıca kanıtlanmalıdır.
Üsküdar ve
Ataşehir’deki parti değişiklikleri ile Adalar ve Eyüpsultan’daki başkan
vekilliği seçimleri bu ayrım çerçevesinde incelenmelidir. Olayların siyasal
sonuçları somut biçimde değerlendirilebilir ancak bu sonuçlardan hareketle
bütün üyelerin ortak bir plan doğrultusunda hareket ettikleri veya belirli bir
baskıya maruz kaldıkları ileri sürülemez.
Siyasal
Baskı ve Yıldırma Savlarının Yeri
İncelenen
olaylar siyasal baskı ve yıldırma savlarının da dikkatle ele alınmasını
gerektirmektedir. Bir temsilcinin parti değiştirmesi veya parti çizgisinden
farklı davranması bireysel tercih, örgütsel anlaşmazlık, siyasal kariyer
beklentisi ya da dışsal baskı gibi farklı etmenlerle ilişkili olabilir. Bu
açıklamalar birbirini mutlaka dışlamaz. Birden fazla etmen aynı olayda birlikte
rol oynayabilir. Bununla birlikte, siyasal baskı savı ile baskının belirli bir
karar üzerindeki etkisi iki ayrı kanıtlama sorunudur. Baskı savının kamuoyuna
açıklanmış olması savın doğruluğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Aynı şekilde, bir
savın henüz doğrulanamamış olması da baskının hiç yaşanmadığını göstermez. Bu
nedenle, özellikle gizli oylama yapılan seçimlerde kişilerin hangi adaya oy
verdiği ve hangi nedenle hareket ettiği konusunda kesin hükümlere
varılmamalıdır. Doğrudan belgeler, tutarlı tanıklıklar, zaman çizelgesi ve
bağımsız kaynaklarla doğrulanabilen olgular bulunmadıkça baskı veya yıldırma
açıklamaları kanıtlanmış nedenler olarak değil, sınanması gereken olası
açıklamalar olarak ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, siyasal baskı olasılığını
küçümsemeden kanıt ölçününü korumayı ve aynı zamanda siyasal suçlamaların
araştırmanın sonucunu önceden belirlemesini engellemeyi amaçlamaktadır.
Demokratik
Hesap Verebilirlik ve Saydamlık
Parti
değiştirme ve belediye başkan vekilliği seçimleri temsilcilerin kararlarını
açıklama ve seçmenlerin bu kararları değerlendirme sorumluluğunu gündeme
getirir. Bu sorumluluk temsilcilerin her kararını kamuoyunun beklentilerine
uygun vermek zorunda oldukları anlamına gelmez. Ancak seçmenlerin oyuyla
kazanılan temsil yetkisinin farklı bir siyasal sonuca katkıda bulunması
durumunda kararın gerekçesinin anlaşılabilir ve sorgulanabilir olması
demokratik hesap verebilirliğin gereğidir. Bu çerçevede üç husus önemlidir: Parti
değiştiren temsilcilerin gerekçelerinin kendi açıklamaları üzerinden kayda
geçirilmesi ancak bu açıklamaların bağımsız kanıtlarla karşılaştırılması, belediye
meclisi seçimlerine ilişkin tutanakların, oy sayımlarının ve varsa itiraz
kararlarının resmi kayıtlardan doğrulanması ve gizli oylama nedeniyle bireysel
oyların belirlenemediği durumlarda kişilere kanıtlanmamış oy tercihleri veya nedenler
atfedilmemesi. Böyle bir yaklaşım siyasal hesap verebilirliği yalnızca parti
yönetimlerinin açıklamalarına bırakmaz ve olayların seçmenler, gazeteciler ve
araştırmacılar tarafından bağımsız biçimde değerlendirilmesine olanak sağlar. Bu
bölümün temel sonucu şudur: Demokratik temsil temsilcinin bağımsız karar verme
hakkı ile seçmene karşı siyasal sorumluluğu arasında bir denge gerektirir.
İncelenen olayların demokratik niteliği değerlendirilirken ne parti
disiplininin mutlaklaştırılması ne de seçim sonrasındaki bütün siyasal
tercihlerin sonuçlarından bağımsız görülmesi yeterlidir. Belirleyici olan
davranışın niteliği, kararın oluşum koşulları, kurumsal sonuçları ve bu
konularda mevcut kanıtların sınırlarıdır.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışma,
2026 yılında Üsküdar, Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan belediyelerinde yaşanan
parti değiştirme ve belediye başkan vekilliği seçimlerini CHP’li belediye
meclisi üyelerinin davranışları ile bu davranışların yerel yönetimlerdeki
siyasal güç dengelerine etkisi çerçevesinde incelemiştir. Çözümlemenin temel
amacı olayları yalnızca belirli üyelerin parti değiştirmesi veya karşı partinin
adayının seçilmesi üzerinden değerlendirmek değil, bu gelişmelerin hangi
koşullarda ortaya çıktığını, hangi kurumsal sonuçları doğurduğunu ve nedenleri
hakkında hangi ölçüde güvenilir çıkarımlarda bulunulabileceğini belirlemektir.
İncelenen
dört olay ilk bakışta aynı siyasal eğilimin farklı örnekleri gibi görülebilir.
Bununla birlikte, olayların gerçekleşme biçimleri arasında önemli farklılıklar
bulunmaktadır. Üsküdar ve Ataşehir’de CHP’li belediye meclisi üyelerinin AKP’ye
geçmesi açıkça gözlenebilen siyasal saf değiştirme örnekleridir. Adalar ve
Eyüpsultan’da ise belediye başkan vekilliği seçimlerinin sonuçları ve bu
sonuçların oluşum süreci ön plana çıkmaktadır. Bu iki davranış biçiminin aynı
kavram altında ayrım gözetilmeksizin değerlendirilmesi hem olguların yanlış
sınıflandırılmasına hem de nedensellik konusunda aşırı çıkarımlara yol
açabilir.
Dört
Olayın Ortak ve Farklı Yönleri
İncelenen
olayların ortak özelliği belediye meclislerindeki sınırlı sayıdaki üyenin
davranışlarının siyasal güç dengeleri ve yönetimsel sonuçlar üzerinde önemli
etkiler yaratabilmesidir. Özellikle meclisteki sandalye dağılımının birbirine
yakın olduğu durumlarda birkaç üyenin parti değiştirmesi veya bir başkan
vekilliği seçiminde farklı yönde oy kullanılması seçilecek kişinin kim
olacağını etkileyebilmektedir. Ancak ortak sonuçların bulunması olayların aynı
nedenle meydana geldiğini göstermez. Üsküdar ve Ataşehir’deki parti
değişiklikleri temsilcilerin açık siyasal tercihleri üzerinden incelenebilirken
Adalar ve Eyüpsultan’daki seçimler oylama süreci, oyların sayımı, seçim
kurallarının uygulanması ve yapılan itirazlar bakımından ayrıca
değerlendirilmelidir. Özellikle gizli oylama bireysel oy tercihlerinin kesin
biçimde belirlenmesini güçleştirmektedir. Bu nedenle dört olay önceden
belirlenmiş tek bir açıklamanın doğrulanması amacıyla değil, farklı davranış
biçimlerinin ortak bir siyasal ve kurumsal ortamda nasıl sonuçlar
doğurabildiğini anlamak amacıyla karşılaştırılmalıdır.
Parti
Değiştirmenin Nedenleri: Tek Etmenli Açıklamaların Sınırları
Çözümlemenin
ortaya koyduğu temel sorunlardan biri parti değiştirme davranışının
nedenlerinin yalnızca kamuoyuna yansıyan açıklamalardan hareketle
belirlenememesidir. Üsküdar ve Ataşehir’deki üyelerin parti değiştirmeleri
gözlenebilir bir olgudur. Buna karşılık bu kararların hangi etmenlerden
kaynaklandığı ayrı bir araştırma konusudur. Bireysel siyasal tercih ve kariyer
beklentileri, parti örgütleriyle yaşanan anlaşmazlıklar, aday belirleme
süreçlerine ilişkin memnuniyetsizlikler, yerel yönetimlerdeki güç savaşımları
ve dışsal siyasal baskı savları sınanması gereken olası açıklamalar
arasındadır. Bu etmenlerden herhangi birinin bütün olayları açıkladığına
ilişkin yeterli kanıt bulunmadıkça tek nedenli bir açıklamaya yönelmek doğru
değildir. Örneğin, bir temsilcinin parti değiştirdikten sonra kamu
hizmetlerinin daha etkili ve verimli yürütülebileceğini söylemesi o kişinin
kamuoyuna açıkladığı gerekçeyi gösterir ancak kararın oluşum sürecindeki bütün etmenleri
ortaya koymaz. Benzer biçimde, bir parti yöneticisinin üyelerin baskı altında
kaldığını ileri sürmesi de bu savın bağımsız olarak doğrulanması gereğini
ortadan kaldırmaz. Burada araştırma açısından önemli olan açıklamaları değersiz
saymak değil, onları kanıtlanmış nedenlerle özdeşleştirmemektir. Siyasal
aktörlerin beyanları olayların nasıl yorumlandığını gösteren önemli verilerdir
fakat nedensellik değerlendirmesi için zaman çizelgesi, bağımsız kaynaklar,
belgeler ve olanaklı olduğunda doğrudan kanıtlarla birlikte ele alınmaları
gerekir.
Siyasal
Baskı ve Yıldırma Olasılığının Değerlendirilmesi
Parti
değiştirme ve belediye meclisi seçimleriyle ilgili tartışmalarda siyasal baskı
ve yıldırma savları özel bir önem taşımaktadır. Muhalefet partilerinin
temsilcilerine yönelik baskıların siyasal davranışlar üzerinde etkili olması olanaklıdır.
Ancak bu genel olasılık belirli bir kişinin belirli bir kararını baskıyla
açıklamak için tek başına yeterli değildir. Bu nedenle iki ayrı sorunun
birbirinden ayrılması gerekir: Birincisi, incelenen siyasal ortamda baskı veya
yıldırma savlarının bulunup bulunmadığıdır. İkincisi ise böyle bir baskının
belirli bir temsilcinin parti değiştirmesine ya da belirli bir seçim sonucunun
ortaya çıkmasına neden olup olmadığıdır. İkinci soruya yanıt verilebilmesi için
olayla kişi, baskı savı ve karar arasındaki ilişkinin somut kanıtlarla ortaya
konulması gerekir. Bu yaklaşım iki yönden önemlidir. İlk olarak, baskı savlarının
kanıtsız biçimde kesin olgu olarak sunulmasını engeller. İkinci olarak, henüz
yeterince doğrulanmamış savların varlığından hareketle baskı olasılığının
bütünüyle reddedilmesini de önler. Dolayısıyla mevcut bulgular siyasal baskı ve
yıldırma etmeninin araştırma çerçevesinde tutulmasını gerektirmekte ancak bu etmenin
dört olayın tamamını açıkladığı sonucuna varılmasına olanak vermemektedir.
Kurumsal
Sonuçlar ve Yerel Yönetimlerde Siyasal Güç Dengesi
İncelenen
olayların önemi, yalnızca bireysel parti değişikliklerinden
kaynaklanmamaktadır. Bu davranışlar belediye meclislerinin siyasal bileşimini,
başkan vekilliği seçimlerini ve yerel yönetimlerin işleyişini
etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bireysel kararların sonuçları kişisel siyasal
tercih alanını aşarak kurumsal düzeye taşınmaktadır. Bununla birlikte, bir
siyasal sonucun ortaya çıkmış olması, o sonucun önceden planlandığını veya
bütün aktörlerin ortak bir amaç doğrultusunda hareket ettiğini göstermez. Bir
adayın seçilmesi, belirli bir çoğunluğun oluşması ya da bir belediye
meclisindeki güç dengesinin değişmesi gözlenebilir sonuçlardır. Bu sonuçların
hangi kararlar ve etmenler aracılığıyla meydana geldiği ise ayrıca
kanıtlanmalıdır. Özellikle seçimlerin geçerliliğine ilişkin itirazların
bulunduğu durumlarda haberlerde yer alan oy sayıları ve seçim sürecine ilişkin
açıklamalar resmi tutanaklar ve yetkili makamların kararlarıyla
karşılaştırılmalıdır. Eyüpsultan örneğinde olduğu gibi oyların geçerliliğine
ilişkin uyuşmazlıklar söz konusu olduğunda seçim sonucunun siyasal anlamı ile
hukuksal geçerliliği birbirinden ayrılmalıdır. Aynı yöntem Adalar’daki seçim
sürecinin değerlendirilmesinde de uygulanmalıdır. Bu ayrım yerel yönetimlerdeki
siyasal güç değişikliklerinin önemini azaltmaz. Aksine, bu değişikliklerin hem
siyasal hem de kurumsal yönlerinin doğru biçimde anlaşılmasını sağlar.
Siyasal
Temsil ve Seçmen İradesi
Parti
değiştirme olgusu seçilmiş temsilcinin bireysel karar verme hakkı ile seçmene
karşı sorumluluğu arasındaki ilişkiyi gündeme getirmektedir. Belediye meclisi
üyeleri seçildikten sonra kararlarını bağımsız biçimde verebilmelidir. Bununla
birlikte, seçilme sürecinde partinin kimliği, programı ve siyasal vaatleri
seçmen tercihlerini etkilediğinden seçim sonrasındaki parti değişikliklerinin
temsil bakımından sonuçları da tartışılmalıdır. Buradaki sorun parti değiştiren
her temsilcinin seçmen iradesini ihlal ettiğini ileri sürmek değildir.
Temsilcilerin siyasal görüşlerini değiştirme, partileriyle yollarını ayırma
veya farklı kararlar alma hakları demokratik siyasetin bir parçasıdır. Ancak bu
kararların yerel yönetimlerdeki çoğunluğu ve yönetimsel sonuçları değiştirmesi durumunda
kararların gerekçelerinin kamuoyu tarafından değerlendirilmesi demokratik hesap
verebilirlik açısından önem kazanır. Bu nedenle siyasal temsil yalnızca seçim
günü ortaya çıkan bir yetkilendirme ilişkisi olarak görülemez. Temsilcinin
seçim sonrasındaki davranışları, kararlarının gerekçeleri ve bu kararların
doğurduğu kurumsal sonuçlar da demokratik değerlendirme konusudur.
Araştırmanın
Sınırları ve Bulguların Güvenilirliği
Bu
çalışmanın sonuçları kullanılan verilerin niteliği ve erişilebilirliği
çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kamuya açık haberler, siyasal aktörlerin
açıklamaları ve kurumsal kayıtlar olayların kronolojisini ve görünür
sonuçlarını ortaya koymada yararlıdır. Bununla birlikte, bu kaynaklar her
durumda kararların arkasındaki gerçek nedenleri belirlemeye yeterli değildir. Özellikle
üç sınırlılık dikkate alınmalıdır:
Gizli oylama: Bireysel oy tercihleri kesin olarak belirlenemediğinde
belirli bir meclis üyesine oy atfetmek olanaklı olmayabilir.
Siyasal aktörlerin açıklamaları: Açıklamalar aktörlerin kendi
davranışlarını nasıl gerekçelendirdiklerini gösterir ancak tek başlarına
bağımsız doğrulama yerine geçmez.
Nedensellik sorunu: Bir olayın ardından belirli bir siyasal sonucun ortaya
çıkması ilk olayın ikinci sonuca hangi mekanizma üzerinden yol açtığını
kendiliğinden açıklamaz.
Bu
sınırlılıklar, çalışmanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, hangi
sonuçların güvenilir biçimde söylenebileceği ve hangi soruların daha fazla
veriye gereksinme duyduğu konusunda açık bir sınır çizer.
Sonuç
Üsküdar,
Ataşehir, Adalar ve Eyüpsultan örneklerinin karşılaştırmalı çözümlemesi
belediye meclislerindeki bireysel siyasal davranışların yerel yönetimlerdeki
güç dengelerini değiştirebildiğini göstermektedir. Ancak bu davranışların
benzer siyasal sonuçlar doğurması aynı nedenlerden kaynaklandıkları anlamına
gelmemektedir. Açık parti değişiklikleri ile gizli oylamalarda ortaya çıkan
seçim sonuçları arasında ayrım yapılması incelemenin temel yöntemsel gereğidir.
Çalışmanın ulaştığı başlıca sonuçlar şöyle özetlenebilir: Birincisi, siyasal
davranışın gözlenebilir olması ile bu davranışın nedeninin kanıtlanması farklı
araştırma sorunlarıdır. Bir meclis üyesinin parti değiştirdiği saptanabilir
ancak bu kararın kişisel çıkar, örgütsel anlaşmazlık, siyasal baskı veya başka
bir etmen nedeniyle alındığı ayrıca gösterilmelidir. İkincisi, siyasal baskı ve
yıldırma savları ne peşin olarak kabul edilmeli ne de kanıt eksikliğinden
hareketle tümüyle reddedilmelidir. Bu savlar belirli olaylarla somut
bağlantıları araştırılarak değerlendirilmelidir. Üçüncüsü, bireysel siyasal
kararların kurumsal sonuçları kararların amaçlarını tek başına açıklamaz.
Meclis çoğunluğunun değişmesi veya bir başkan vekilinin seçilmesi gözlenebilir
sonuçlardır. Bu sonuçların arkasındaki siyasal ilişkiler ve nedensel
mekanizmalar ayrıca incelenmelidir. Dördüncüsü, demokratik temsil, bireysel
karar verme hakkı ile seçmene karşı hesap verebilirlik arasında denge
gerektirir. Parti değiştirmek veya parti çizgisinden farklı bir karar vermek
kendi başına bütün koşulları açıklayan bir siyasal yargı konusu yapılamaz.
Bununla birlikte, bu davranışların seçmenlerin tercihleriyle oluşmuş temsil
düzenini ve yerel yönetimlerin işleyişini etkilemesi kamuoyu tarafından
sorgulanmalarını meşru ve gerekli kılar. Son olarak, bu dört olayın birlikte
incelenmesi CHP’den AKP’ye geçişlerin veya AKP adaylarının seçilmesinin bütün
nedenlerini kesin olarak ortaya koymamaktadır. Çalışmanın katkısı, farklı
olayları aynı açıklamaya zorlamak yerine, davranış biçimlerini, olası
nedenleri, kurumsal sonuçları ve kanıt sınırlarını birbirinden ayıran bir
çözümleme çerçevesi sunmasıdır.
Bu çerçevede
daha ileri bir değerlendirme için parti değiştiren üyelerin kamuoyuna
açıkladıkları gerekçelerin karşılaştırılması, belediye meclislerinin resmi üye
ve oy kayıtlarının doğrulanması, seçimlere ilişkin hukuksal süreçlerin
incelenmesi ve siyasal baskı savlarının bağımsız kanıtlarla sınanması
gerekmektedir. Böyle bir araştırma yerel siyasetteki saf değiştirme
davranışlarının yalnızca sonuçlarını değil, bu davranışları üreten bireysel,
örgütsel ve kurumsal mekanizmaları da daha güvenilir biçimde açıklayabilir.
Genel olarak
çalışma, yerel yönetimlerde siyasal güç değişikliklerinin değerlendirilmesinde
niyet atfetmekten önce olguları belirlemeyi, gözlenen sonuçlarla nedenleri
ayırmayı ve her savı kanıt düzeyine uygun biçimde ele almayı önermektedir. Bu
yaklaşım, siyasal tartışmanın ötesine geçerek seçilmiş temsilin, parti
bağlılığının ve yerel demokratik hesap verebilirliğin bilimsel olarak
incelenmesine katkı sağlayabilir.
Kaynakça
DHA. (2026,
10 Ekim). Eyüpsultan Belediye Başkan Vekili Cafer Parlak oldu.
https://www.dha.com.tr/gundem/eyupsultan-belediyesi-baskan-vekili-cafer-parlak-oldu
DHA. (2026,
10 Ekim). Eyüpsultan Belediye Başkan Vekili seçimi sonrası Abdullah Özdemir ve
Özgür Çelik konuştu.
Euronews.
(2026, 23 Eylül). Adalar Belediyesi AK Parti’ye geçti: Başkanvekili 5 oyla
seçildi.
https://tr.euronews.com/2026/09/23/adalar-belediyesi-ak-partiye-gecti-baskanvekili-5-oyla-secildi
Fıstık, F.
(2026, 3 Eylül). Belediye başkanvekilliği seçimi 5 Eylül’de yenilenecek:
Üsküdar’da 4 CHP’li meclis üyesi AKP’ye geçti. Medyascope.
https://medyascope.tv/2026/09/03/uskudar-belediye-meclisinde-chpli-4-uye-akpye-gecti/
Fıstık, F.
(2026, 8 Eylül). Üsküdar Belediyesi AKP’ye geçti. Medyascope.
https://medyascope.tv/2026/09/08/uskudar-belediyesi-akpye-gecti/
Fıstık, F.
(2026, 9 Eylül). Üsküdar nasıl AKP’ye geçti? İşte 2 yılda yaşananlar,
operasyonlar ve transferler. Medyascope.
Habertürk.
(2026, 30 Eylül). Ataşehir’de CHP’li 6 belediye meclis üyesi AK Parti’ye
katıldı.
KARAR.
(2026, 29 Eylül). Ataşehir’de siyasal dengeleri değiştiren geçiş: 6 CHP’li
meclis üyesi AK Parti’ye katıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder