Siyasal Süreçten Seçim Zaferine: Sırbistan'da
İktidar Değişiminin Devingenleri
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
ÖZ
Bu araştırma, Sırbistan'da öğrenci eyleminin
desteklediği seçim listesinin başarısını olanaklı kılan siyasal ve toplumsal
devingenleri incelemekte ve bu deneyimin geleneksel siyasal parti yarışmasına seçenek
olabilecek bir model sunup sunmadığını sorgulamaktadır. Araştırma, nitel olay
incelemesine ve tarihsel süreç çözümlemesine dayanmaktadır. Seçim verileri,
bağımsız seçim gözlem raporları, güncel siyasal değerlendirmeler ve akademik
çalışmalar birlikte değerlendirilmiştir. Bulgular, seçim başarısının toplumsal
hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal hedefe dönüştürülmesi, geleneksel muhalefetin
temsil sınırlarının aşılmaya çalışılması, kolektif aday belirleme yöntemleri ve
seçmen seferberliğinin birleşimiyle açıklanabileceğini göstermektedir.
İktidarın kurumsal ve örgütsel üstünlükleri ise seçim sonucunu güvence altına
almaya yetmemiştir. Bununla birlikte, seçim zaferi tek başına kalıcı bir seçenek
siyasal modelin ortaya çıktığını veya demokratik dönüşümün tamamlandığını
kanıtlamamaktadır. Araştırmanın temel sonucu, Sırbistan deneyiminin geleneksel
parti yarışmasının sona ermesinden çok siyasal temsil ve örgütlenme
biçimlerinin toplumsal eylemler aracılığıyla dönüştürülebileceğine işaret
ettiğidir. Bu dönüşümün kalıcılığı, seçim sonrasındaki kurumsallaşma, program
geliştirme, hesap verebilirlik ve yönetme kapasitesine bağlıdır.
Anahtar
Kelimeler: Sırbistan, öğrenci eylemleri, siyasal
temsil, toplumsal seferberlik, seçim başarısı, yarışmacı otoriterlik, siyasal
parti yarışması.
ABSTRACT
This study examines the political and social dynamics behind the
electoral success of the student-backed electoral list in Serbia and asks
whether this experience offers an alternative to traditional party competition
or represents a transformed version of it. The research adopts a qualitative
case-study design and historical process analysis. Official electoral data,
independent election observation reports, contemporary political assessments,
and academic studies are examined together. The findings suggest that the
electoral victory can be explained through the convergence of public discontent
around a common political objective, efforts to overcome the representational
limitations of traditional opposition parties, collective candidate-selection
practices, and voter mobilization. The institutional and organizational
advantages of the incumbent government were insufficient to guarantee the
electoral outcome. Nevertheless, electoral victory alone does not establish the
emergence of a sustainable alternative political model or demonstrate the
completion of democratic transformation. The study argues that the Serbian
experience is better understood as evidence of the potential transformation of
political representation and organization through social movements than as the
end of traditional party competition. The durability of this transformation
depends on post-electoral institutionalization, policy development,
accountability, and governing capacity.
Keywords: Serbia, student movements, political representation, social
mobilization, electoral success, competitive authoritarianism, party
competition.
GİRİŞ VE
SORUNSALIN TANIMLANMASI
Geleneksel
siyasal yarışmanın sınırları ve Sırbistan deneyimi
Demokratik siyasal sistemlerde
seçimler siyasal iktidarın belirlenmesinin ve gerektiğinde değiştirilmesinin
temel araçlarından biridir. Geleneksel siyasal yarışma modeli siyasal
partilerin toplumsal talepleri temsil etmek, programlarını seçmenlere sunmak,
seçimlerde destek kazanmak ve iktidara gelmek amacıyla örgütlenmeleri üzerine
kuruludur. Bu modelde partiler siyasal temsilin başlıca kurumsal
taşıyıcılarıdır. Seçmenler de tercihlerini büyük ölçüde partilerin programları,
liderleri, ideolojik konumları ve geçmişteki yönetim başarıları üzerinden
oluştururlar. Ancak siyasal partilerin kurumsallaşması tek başına siyasal
yarışmanın eşit koşullarda yürütüldüğünü güvence altına almaz. Uzun süre
iktidarda kalan partiler, devlet olanaklarına erişim, medya üzerindeki
etkileri, yerel örgütlenme ağları ve seçmen davranışını biçimlendirme
kapasiteleri sayesinde muhalefet karşısında önemli üstünlükler elde
edebilirler. Bu koşullarda seçimlerin biçimsel olarak sürmesi ile siyasal
iktidarın gerçekten el değiştirebilir olması arasında bir ayrışma ortaya
çıkabilir.
Sırbistan'da 25 Ekim 2026'da yapılan
erken parlamento seçimleri, bu sorunun incelenmesi bakımından dikkat çekici bir
örnek oluşturmuştur. Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in uzun süredir belirleyici
olduğu siyasal düzende öğrencilerin öncülük ettiği toplumsal eylemin
desteklediği Student List (Öğrenci Listesi) seçimlerde önemli bir başarı
kazanmıştır. Sırbistan Cumhuriyet Seçim Komisyonunun 26 Ekim'de açıkladığı
verilere göre liste oyların yüzde 52,65'ini almıştır. Seçime katılım oranı
yüzde 68,78 olarak açıklanmıştır. Bu sonuç iktidardaki siyasal oluşumun seçim
üstünlüğünün aşılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir (Reuters, 2026;
Republic Electoral Commission, 2026).
Söz konusu başarının arka planında,
Kasım 2024'te Novi Sad kentindeki tren istasyonunda bir saçak bölümünün çökmesi
ve 16 kişinin yaşamını yitirmesi üzerine başlayan toplumsal tepkiler
bulunmaktadır. Başlangıçta kamusal sorumluluk, olayın aydınlatılması ve hesap
verebilirlik talepleri çevresinde gelişen protestolar zamanla yolsuzluk savlarına,
kurumsal sorumluluğa ve siyasal iktidarın niteliğine ilişkin daha geniş bir
itiraza dönüşmüştür. Öğrencilerin öncülük ettiği eylem, yaklaşık iki yıl
boyunca gelişerek geleneksel siyasal muhalefetin ötesine geçen bir toplumsal
destek elde etmiştir (Reuters, 2026).
Burada araştırılması gereken olgu
yalnızca toplumsal protestoların bir seçim zaferiyle sonuçlanması değildir.
Asıl sorun geleneksel siyasal partilerin belirleyici olduğu bir yarışma
düzeninde öğrenci eylemi etrafında gelişen bir toplumsal oluşumun nasıl olup da
iktidarı değiştirebilecek bir seçim gücüne dönüşebildiğidir. Bu dönüşüm siyasal
süreç ile seçim sonucu arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesini
gerektirmektedir. Çünkü toplumsal hoşnutsuzluğun ortaya çıkması, kitlesel
protestoların gelişmesi, yeni bir siyasal temsil odağının oluşması ve seçim
zaferinin kazanılması birbirinden farklı koşullara bağlı süreçlerdir. Bunların
aynı tarihsel olay içinde gerçekleşmesi aralarındaki nedensel ilişkilerin
kendiliğinden açıklanabileceği anlamına gelmez.
Araştırmanın
temel sorunsalı: Bir seçenek mi, değişmiş bir sürüm mü?
Sırbistan deneyiminin kuramsal açıdan
en ilginç yönü geleneksel siyasal parti yarışmasına seçenek oluşturabilecek bir
siyasal örgütlenme biçiminin ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Öğrenci eyleminin
başarısı ilk bakışta siyasal partilerin temsil tekeli dışında yeni bir siyasal
güç oluşturulabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, bir toplumsal eylemin
seçimlere katılarak parlamentoda çoğunluk elde etmesi geleneksel parti
modelinin aşılmış olduğunu kanıtlamaz. Seçim zaferini kazanan bu eylem
iktidarın kullanılabilmesi için gerekli kurumsal düzenlemeleri oluşturmak
zorundadır. Bu zorunluluk eylemin zamanla geleneksel bir partiye dönüşmesi veya
yeni bir parti örgütlenmesini benimsemesi sonucunu doğurabilir. Dolayısıyla
birbirinden ayrılması gereken iki olasılık bulunmaktadır. Birinci olasılığa
göre Sırbistan deneyimi geleneksel siyasal partilerin toplumsal temsil
üzerindeki ağırlığını azaltabilecek yeni bir siyasal örgütlenme modelinin
başlangıcıdır. Bu modelde toplumsal eylemler yatay iletişim, katılımcı karar
alma, ortak hedefler ve toplumsal güven üzerinden siyasal güç oluşturabilir ve
seçimler de bu gücün kurumsal siyasete aktarılmasını sağlayabilir. İkinci
olasılığa göre ise Sırbistan deneyimi geleneksel siyasal yarışmanın ortadan
kalkmasını değil, farklı bir örgütlenme biçimiyle yeniden üretilmesini temsil
etmektedir. Buna göre toplumsal eylem geleneksel partilerin aşamadığı temsil ve
güven sorunlarını çözerek seçim başarısı kazanmış ancak seçim sonrasında
siyasal iktidarın kullanılmasına ilişkin kurumsal zorunluluklar nedeniyle
geleneksel siyasal düzenin bazı özelliklerini benimsemek durumunda kalmıştır. Bu
iki olasılık birbirini bütünüyle dışlamamaktadır. Yeni bir siyasal örgütlenme
biçimi başlangıçta geleneksel parti modeline seçenek oluşturabilir ve zamanla
bu modelin bazı özelliklerini benimseyebilir veya her iki örgütlenme biçiminin
unsurlarını birleştiren melez bir yapı geliştirebilir. Bu nedenle araştırmada
Sırbistan örneği önceden belirlenmiş bir kuramsal sonucun doğrulanması amacıyla
değil, söz konusu olasılıkların karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi
amacıyla ele alınacaktır.
Siyasal süreçten
seçim zaferine uzanan devingenler
Araştırmanın ikinci boyutu seçim
zaferini hazırlayan siyasal sürecin devingenlerini belirlemektir. Burada
devingen kavramı siyasal sonucu etkileyen değişkenleri ve bu değişkenlerin
zaman içinde birbirleriyle kurdukları etkileşimleri ifade etmektedir.
Dolayısıyla amaç seçim sonucuyla ilişkili etmenleri yalnızca sıralamak değil,
bunların hangi koşullarda birbirlerini güçlendirdiklerini ve toplumsal
hoşnutsuzluğu siyasal başarıya dönüştürmekte nasıl bir rol oynadıklarını
açıklamaktır. Bu çerçevede başlangıçta beş temel ilişki üzerinde durulabilir:
Toplumsal
hoşnutsuzluk ile siyasal meşruluk arasındaki ilişki: Kamusal bir felaketin, daha önce birikmiş
siyasal hoşnutsuzluğu görünür kılarak iktidarın meşruluğunu aşındırması.
Toplumsal
eylem ile siyasal temsil arasındaki ilişki:
Öğrenci eyleminin belirli bir toplumsal kesimin taleplerini aşarak farklı
seçmen gruplarını ortak bir siyasal hedef çevresinde birleştirmesi.
Yeni
örgütlenme ile geleneksel muhalefet arasındaki ilişki: Toplumsal eylemin geleneksel muhalefet
partilerinin güven ve temsil sorunlarını aşabilecek bir siyasal seçenek
oluşturması.
Toplumsal
seferberlik ile seçim başarısı arasındaki ilişki: Protestolar sırasında gelişen örgütlenme,
iletişim ve dayanışma kapasitesinin seçim katılımına ve seçmen tercihlerine
yansıması.
İktidarın
kurumsal üstünlüğü ile seçmen davranışı arasındaki ilişki: Siyasal iktidarın mevcut örgütsel ve
iletişimsel üstünlüklerine karşın toplumsal desteğin yeni bir siyasal oluşum
lehine değişebilmesi.
Bu ilişkilerin her biri ayrı ayrı
incelenmelidir. Örneğin toplumsal hoşnutsuzluk iktidarın oy kaybetmesine yol
açabilir ancak bu durum hoşnutsuz seçmenlerin mutlaka aynı muhalefet oluşumuna
yönelecekleri anlamına gelmez. Benzer biçimde, geniş bir protesto eylemi
toplumsal destek oluşturabilir fakat bu desteğin seçim zaferine dönüşmesi için
seçimlere katılım ortak siyasal hedefler ve etkili bir temsil biçimi gibi ek
koşullar gerekebilir. Araştırmanın açıklayıcı gücü bu ilişkilerin birlikte
nasıl işlediğinin ortaya konulmasına bağlıdır.
Araştırmanın
kapsamı ve açıklama düzeyi
Bu çalışma Sırbistan'daki seçim
sonucunu yalnızca seçmen tercihlerinin toplamı olarak ele almayacaktır. Seçim
zaferini toplumsal eylemlilik ile siyasal temsil arasındaki ilişkinin değişmesi
sonucunda ortaya çıkan bir siyasal süreç olarak inceleyecektir. Bununla
birlikte, seçim zaferi ile demokratik dönüşüm birbirinden ayrılacaktır. Bir
muhalefet oluşumunun parlamentoda çoğunluk elde etmesi siyasal iktidarın el
değiştirebilmesi bakımından önemli bir gelişmedir. Ancak demokratik dönüşümün
gerçekleşmesi hukukun üstünlüğünün güvence altına alınması, kamusal hesap
verebilirliğin güçlendirilmesi, medya özgürlüğünün korunması ve siyasal
yarışmanın daha eşit koşullarda yürütülmesi gibi sonuçların ayrıca
değerlendirilmesini gerektirir. Aynı biçimde, yeni siyasal oluşumun seçim
başarısı kazanmış olması da onun uzun vadede geleneksel partilerden farklı bir
temsil modeli sürdürebileceğini henüz kanıtlamamaktadır. Bu sorunun
yanıtlanabilmesi için seçim sonrasındaki örgütlenme biçimi, karar alma
süreçleri, hükümet kurma kapasitesi ve siyasal hesap verebilirlik uygulamaları
izlenmelidir. Bu nedenle çalışma iki farklı açıklama düzeyini bir araya
getirecektir: İlk olarak, Sırbistan'da seçim zaferini olanaklı kılan siyasal
sürecin devingenleri belirlenecektir. İkinci olarak, bu sürecin geleneksel
siyasal parti yarışması açısından ne ifade ettiği tartışılacaktır. Araştırmanın
temel amacı Sırbistan deneyimini genel geçerliliği olan bir siyasal model
olarak sunmak değil, geleneksel siyasal örgütlenmenin toplumsal temsil
kapasitesinin zayıfladığı koşullarda yeni siyasal oluşumların nasıl ortaya
çıkabildiğini ve hangi koşullarda seçim başarısı kazanabildiğini açıklamaktır.
ARAŞTIRMANIN
AMACI VE HEDEFLERİ
Araştırmanın
amacı
Bu araştırmanın temel amacı
Sırbistan'da öğrenci eylemi öncülüğünde gelişen siyasal oluşumun seçim
başarısını olanaklı kılan devingenleri belirlemek ve bu başarının geleneksel
siyasal parti yarışması açısından ne ifade ettiğini açıklamaktır. Araştırma
seçim zaferini yalnızca seçmen tercihlerindeki değişimin sonucu olarak değil,
toplumsal hoşnutsuzluğun siyasal temsil kapasitesine dönüşmesini sağlayan bir
sürecin ürünü olarak ele almaktadır. Bu kapsamda toplumsal eylemin ortaya
çıkışı, gelişmesi, farklı toplumsal kesimlerle ilişki kurması, geleneksel
muhalefetle arasındaki uzaklık ve seçimlere katılma biçimi birlikte
incelenecektir. Çalışmanın ikinci amacı bu sürecin geleneksel siyasal
partilerin toplumsal temsil üzerindeki ağırlığını azaltabilecek yeni bir
örgütlenme modeli oluşturup oluşturmadığını belirlemektir. Bu amaçla Sırbistan
deneyimi iki temel olasılık çerçevesinde değerlendirilecektir: Birincisi,
toplumsal eylemlerin geleneksel parti örgütlenmesine seçenek oluşturabilmesi ve
ikincisi ise bu eylemlerin geleneksel siyasal yarışmanın yeni bir sürümünü
ortaya çıkarmasıdır. Bu iki olasılığın değerlendirilmesi seçim zaferinin
kazanılması ile yeni bir siyasal modelin ortaya çıkmasının birbirinden
ayrılmasını gerektirir. Bir eylemin seçim kazanması onun geleneksel partilerden
farklı bir örgütlenme modelini kalıcı biçimde sürdürebileceğini göstermez.
Bunun için eylemin seçim sonrasındaki örgütlenmesi, karar alma süreçleri ve
siyasal hesap verebilirlik uygulamaları da incelenmelidir. Dolayısıyla
araştırma Sırbistan deneyiminin hem seçim başarısını açıklamayı hem de bu
başarının siyasal temsil ve örgütlenme bakımından doğurabileceği sonuçları
değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Araştırmanın
hedefleri
Araştırmanın temel amacına ulaşabilmek
için aşağıdaki hedefler belirlenmiştir:
Birinci
hedef: Sırbistan'da toplumsal
hoşnutsuzluğun gelişmesini ve siyasal bir itiraza dönüşmesini sağlayan
koşulları belirlemek.
İkinci
hedef: Öğrenci eyleminin toplumsal desteğini
genişletmesini ve geleneksel muhalefetin ötesinde bir siyasal temsil kapasitesi
kazanmasını açıklamak.
Üçüncü
hedef: Eylemin örgütlenme biçimini, iletişim
yöntemlerini, ortak karar alma süreçlerini ve toplumsal dayanışma kapasitesini
incelemek.
Dördüncü
hedef: Toplumsal seferberliğin seçim
katılımına, seçmen tercihlerine ve seçim sonuçlarına nasıl yansıdığını
belirlemek.
Beşinci
hedef: İktidar partisinin kurumsal ve
iletişimsel üstünlüklerinin hangi koşullarda seçim başarısını güvence altına
alamadığını açıklamak.
Altıncı
hedef: Öğrenci eylemi öncülüğünde gelişen
siyasal oluşumun geleneksel siyasal parti yarışmasına seçenek oluşturup
oluşturmadığını değerlendirmek.
Yedinci
hedef: Sırbistan deneyiminden başlayarak
toplumsal eylemlerin seçim başarısı kazanabilmesini sağlayan koşulların başka
siyasal sistemlerde de gözlenip gözlenemeyeceğini tartışmak.
Bu hedefler doğrultusunda çalışma,
olayların kronolojik sıralanmasıyla yetinmeyecek ve toplumsal eylem, siyasal
temsil, örgütlenme ve seçim başarısı arasındaki ilişkileri açıklamaya
çalışacaktır.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Araştırmanın soruları temel
sorunsaldan eylemle birbirini tamamlayan fakat farklı açıklama düzeylerine
yönelen bir yapı içinde düzenlenmiştir.
Temel araştırma
sorusu: Sırbistan'da öğrenci eylemi
öncülüğünde gelişen siyasal oluşumun seçim zaferini olanaklı kılan devingenler
nelerdir ve bu deneyim geleneksel siyasal parti yarışmasına bir seçenek mi
sunmaktadır, yoksa bu yarışmanın değişmiş bir sürümünü mü temsil etmektedir? Bu
soru iki temel sorunu bir araya getirmektedir. İlk sorun, seçim zaferinin hangi
siyasal ve toplumsal süreçler sonucunda kazanıldığının açıklanmasıdır. İkinci
sorun ise bu başarının siyasal örgütlenme ve temsil biçimlerinde kalıcı bir
değişime işaret edip etmediğinin belirlenmesidir.
Alt araştırma
soruları
Araştırma
sorusu 1: Sırbistan'da toplumsal hoşnutsuzluğun
kitlesel bir siyasal eyleme dönüşmesini sağlayan başlıca koşullar nelerdir? Bu
soru kapsamında kamusal sorumluluk, yolsuzluk savları, siyasal meşruluk
aşınması ve toplumsal güven arasındaki ilişkiler incelenecektir.
Araştırma
sorusu 2: Öğrenci eylemi, geleneksel muhalefet
partilerinin aşamadığı temsil ve güven sorunlarını hangi yollarla aşabilmiştir?
Bu soru, eylemin toplumsal konumunu, siyasal bağımsızlığını, örgütlenme
biçimini ve farklı seçmen kesimleriyle kurduğu ilişkileri incelemeyi
gerektirmektedir.
Araştırma
sorusu 3: Toplumsal protestoların seçim
başarısına dönüşmesini sağlayan örgütsel ve siyasal mekanizmalar nelerdir? Burada
protestoların sürekliliği, yerel örgütlenme, bilgi paylaşımı, ortak hedeflerin
oluşturulması, seçim kampanyası ve seçmenlerin eyleme geçirilmesi arasındaki
ilişkiler ele alınacaktır.
Araştırma
sorusu 4: İktidarın kurumsal, örgütsel ve
iletişimsel üstünlüklerine karşın seçim sonucunun değişmesini hangi koşullar
açıklamaktadır? Bu soru, iktidarın kaynak üstünlüğü ile seçmen davranışı
arasındaki ilişkinin yanı sıra muhalefetin ortak bir siyasal seçenek
oluşturabilme kapasitesini de kapsamaktadır.
Araştırma
sorusu 5: Öğrenci eylemi öncülüğündeki siyasal
oluşumun örgütlenme biçimi, geleneksel siyasal partilerin örgütlenme biçiminden
hangi yönlerden ayrılmaktadır? Bu soruya yanıt aranırken yatay örgütlenme,
katılımcılık, liderlik ilişkileri, karar alma yöntemleri, toplumsal güven ve
siyasal hesap verebilirlik gibi ölçütler kullanılacaktır.
Araştırma
sorusu 6: Sırbistan deneyimi geleneksel siyasal
parti yarışmasına seçenek oluşturabilecek bir siyasal modelin ortaya çıkışına
mı, yoksa mevcut yarışma modelinin farklı bir örgütlenme biçimiyle yeniden
üretilmesine mi işaret etmektedir? Bu soru, araştırmanın kuramsal merkezini
oluşturmaktadır. Yanıt, eylemin seçim öncesindeki örgütlenmesi kadar seçim
sonrasında geliştireceği kurumsal yapı ve siyasal uygulamalar üzerinden de
aranacaktır.
Araştırma
sorusu 7: Sırbistan deneyiminden
çıkarılabilecek açıklamalar hangi koşullarda başka ülkelere uygulanabilir? Bu
soru kapsamında Sırbistan'ın tarihsel, toplumsal ve kurumsal özellikleri ile
başka ülkelerdeki siyasal süreçler arasındaki benzerlik ve farklılıklar
değerlendirilecektir. Böylece tek bir ülkenin deneyiminden eylemle bütün
siyasal sistemler için geçerli sonuçlara ulaşılması önlenecektir.
TEMEL VARSAYIM VE
AÇIKLAYICI ÖNERMELER
Temel varsayım
Araştırmanın temel varsayımı şöyledir:
Uzun süre iktidarda kalan ve siyasal yarışma koşullarını kendi lehine
şekillendiren yönetimler karşısında toplumsal hoşnutsuzluğun yeni bir siyasal
temsil biçimi etrafında örgütlenmesi geleneksel muhalefetin aşamadığı
engellerin aşılmasını ve seçim üstünlüğünün kaybedilmesini olanaklı kılabilir.
Ancak bu başarı geleneksel siyasal parti yarışmasına seçenek oluşturan bir
modelin ortaya çıktığını tek başına kanıtlamaz. Böyle bir sonuca ulaşılabilmesi
yeni oluşumun örgütlenme ve temsil biçimlerinin seçim sonrasında da
sürdürülebilmesine bağlıdır. Bu varsayım birbirine bağlı iki önermeyi
içermektedir. Birinci önerme, yeni siyasal oluşumun seçim başarısını
açıklamaktadır. Buna göre toplumsal hoşnutsuzluk, geleneksel muhalefetin
dışında gelişen bir temsil biçimi aracılığıyla ortak bir siyasal hedefe
dönüştürülebilir. Böyle bir dönüşüm gerçekleştiğinde uzun süredir iktidarda
bulunan bir yönetimin seçim üstünlüğü aşılabilir. İkinci önerme, seçim
başarısının kurumsal sonuçlarını açıklamaktadır. Buna göre yeni bir oluşumun
seçim kazanması geleneksel parti modelinin yerini alabilecek bir siyasal
örgütlenmenin doğduğunu göstermeye yetmez. Bu savın değerlendirilebilmesi için
yeni oluşumun siyasal iktidarı kullanma, kendi kararlarını denetleme, toplumsal
taleplere yanıt verme ve siyasal hesap verebilirliği sürdürme biçimleri
incelenmelidir. Bu ayrım sayesinde araştırma seçim zaferini peşin olarak yeni
bir siyasal modelin kanıtı olarak kabul etmeyecektir.
Açıklayıcı
önermeler
Temel varsayımın sınanabilmesi için
aşağıdaki açıklayıcı önermeler kullanılacaktır.
Önerme
1 — Birikimli hoşnutsuzluk: Kamusal bir
olayın toplumsal tepkiye dönüşmesi yalnızca olayın niteliğiyle değil, önceden
birikmiş siyasal hoşnutsuzlukla da ilişkilidir.
Önerme
2 — Temsil boşluğu: Geleneksel
muhalefet partilerinin toplumsal güven ve temsil sorunları yaşaması yeni
siyasal oluşumların ortaya çıkabileceği bir alan yaratabilir.
Önerme
3 — Örgütsel dönüşüm: Toplumsal protestoların seçim başarısına dönüşmesi
toplumsal seferberliğin sürdürülebilir örgütlenme ve siyasal temsil kapasitesi
kazanmasına bağlıdır.
Önerme
4 — Ortak hedef oluşturma: Farklı
toplumsal kesimlerin ortak bir siyasal hedef etrafında birleştirilmesi
muhalefetin seçim başarısı kazanma kapasitesini artırabilir.
Önerme
5 — Kurumsal süreklilik: Yeni bir
siyasal oluşumun geleneksel parti yarışmasına seçenek oluşturup oluşturmadığı
yalnızca seçim öncesindeki örgütlenmesiyle değil, seçim sonrasındaki kurumsal
ve siyasal uygulamalarıyla da belirlenir.
Bu önermeler başlangıçta doğrulanmış
sonuçlar olarak kabul edilmeyecektir. Her biri Sırbistan'daki gelişmelerden
elde edilecek kanıtlar üzerinden değerlendirilecektir.
Varsayımın
sınanmasında dikkat edilecek nokta
Araştırmanın en önemli yöntemsel
sorunu seçim başarısıyla ilişkili görünen etmenleri doğrudan neden olarak kabul
etmemektir. Örneğin öğrenci eyleminin geniş toplumsal destek kazanmış olması
tek başına seçim zaferinin nedenini açıklamaz. Aynı şekilde, geleneksel
muhalefetin zayıflığı da yeni oluşumun neden başarılı olduğunu tek başına
göstermez. Bu iki olgu arasındaki ilişkiyi açıklayabilmek için eylemin
örgütlenme biçimi, seçmenlerle kurduğu iletişim, seçimlere katılımı ve ortak
bir siyasal seçenek oluşturma kapasitesi birlikte incelenmelidir. Ayrıca seçim
zaferinin ardından ortaya çıkabilecek gelişmelerin seçim öncesindeki başarıyı
açıklayan nedenlerle karıştırılmaması gerekir. Yeni oluşumun seçim sonrasında
geleneksel parti özellikleri kazanması başlangıçta yeni bir örgütlenme
biçiminin başarıya katkıda bulunmuş olabileceği olgusunu ortadan kaldırmaz.
Ancak bu durum, farklı olan modelin kalıcılığı hakkındaki savların yeniden
değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle araştırmada iki farklı sonuç
birbirinden ayrılacaktır:
Seçim başarısının
açıklanması: Toplumsal
hoşnutsuzluğun ve siyasal örgütlenmenin nasıl seçim zaferine dönüştüğü.
Siyasal modelin
değerlendirilmesi: Bu zaferi olanaklı
kılan örgütlenme biçiminin geleneksel siyasal parti yarışmasına kalıcı bir
seçenek oluşturup oluşturmadığı. Bu ayrım, araştırmanın hem açıklayıcı hem de
kuramsal açıdan tutarlı olmasını sağlayacaktır.
YÖNTEM
Araştırma
yaklaşımı
Bu araştırmada nitel araştırma
yaklaşımı benimsenerek tarihsel süreç çözümlemesi ve olay incelemesi
yöntemlerinden yararlanılacaktır. Araştırmanın temel amacı Sırbistan'daki seçim
sonucunu betimlemekten çok toplumsal hoşnutsuzluğun nasıl örgütlü bir siyasal
güce dönüştüğünü ve bu dönüşümün seçim zaferini hangi mekanizmalar aracılığıyla
olanaklı kıldığını açıklamaktır. Bu doğrultuda araştırmanın temel inceleme
birimi 2024 yılında Novi Sad'da meydana gelen tren istasyonu felaketinin
ardından gelişen toplumsal eylemin Ekim 2026 seçimlerine uzanan siyasal dönüşüm
sürecidir. İnceleme birbirini izleyen ancak aralarındaki ilişki önceden
varsayılmayan beş aşama üzerinden yürütülecektir: Toplumsal hoşnutsuzluğun
ortaya çıkışı ve birikimi, hoşnutsuzluğun kitlesel protestoya dönüşmesi, protesto
eyleminin siyasal temsil kapasitesi kazanması, yeni siyasal oluşumun seçimlere
katılması ve seçmen desteğini genişletmesi ve toplumsal seferberliğin seçim
zaferine dönüşmesi. Bu aşamalar, birbirinden kesin sınırlarla ayrılmış dönemler
olarak değil, karşılıklı etkileşim içinde gelişen süreçler olarak ele
alınacaktır. Örneğin siyasal temsil kapasitesinin gelişmesi protestoların
sonucunda ortaya çıkabileceği gibi seçimlere katılma kararının alınması da eylemin
örgütlenmesini ve toplumsal destek tabanını değiştirebilir. Araştırmanın temel
yöntembilimsel tercihi siyasal sonucu açıklamak için olayların kronolojisini
belirlemekle yetinmemek ve her aşamada hangi mekanizmaların işlediğini ve bu
mekanizmaların hangi koşullarda etkili olduğunu ortaya çıkarmaktır.
Süreç çözümlemesi
Araştırmada süreç çözümlemesinden
yararlanılarak toplumsal eylem ile seçim zaferi arasındaki nedensel bağlantılar
incelenecektir. Bu amaçla her aşama için üç soru sorulacaktır:
Hangi
toplumsal ve siyasal koşullar söz konusu aşamanın ortaya çıkmasını olanaklı
kılmıştır?
Bu
koşulların siyasal sonuç üretmesini sağlayan mekanizmalar nelerdir?
Söz
konusu mekanizmaların etkili olduğunu gösteren hangi görgül kanıtlar
bulunmaktadır?
Örneğin toplumsal hoşnutsuzluğun
genişlemesi seçim zaferini açıklamak için yeterli değildir. Hoşnutsuzluğun
farklı toplumsal kesimler arasında ortak bir siyasal hedef oluşturup
oluşturmadığı, bu hedefin hangi örgütlenme biçimleri aracılığıyla sürdürüldüğü
ve seçmen davranışına nasıl yansıdığı ayrıca araştırılmalıdır. Bu yaklaşım,
seçim başarısının tek bir nedene indirgenmesini önleyecektir.
Veri kaynakları
ve kanıtların değerlendirilmesi
Araştırmada aşağıdaki veri
kaynaklarından yararlanılacaktır:
Birinci grup: Seçim
verileri. Sırbistan Cumhuriyet Seçim
Komisyonunun açıkladığı oy oranları, seçimlere katılım verileri, sandalye
dağılımı ve seçim sürecine ilişkin belgeler incelenecektir. Ön sonuçlarla
kesinleşmiş sonuçlar birbirinden ayrılacaktır.
İkinci grup:
Bağımsız seçim gözlem raporları.
CRTA [1] gibi
seçim gözlem kuruluşlarının raporları üzerinden seçim koşulları, seçmen
seferberliği, seçim sürecinde gözlenen baskılar ve seçimlerin bütünlüğüne
ilişkin değerlendirmeler incelenecektir.
Üçüncü grup:
Haber ve araştırma kaynakları.
Reuters, Associated Press ve diğer güvenilir haber kuruluşlarının haberleri ile
siyasal araştırma merkezlerinin değerlendirmeleri olayların kronolojisini
oluşturmak ve farklı açıklamaları karşılaştırmak amacıyla kullanılacaktır.
Dördüncü grup: Eylemin
kendi belgeleri. Öğrenci eyleminin
açıklamaları, aday belirleme süreçlerine ilişkin bilgiler, program belgeleri ve
kamuoyuna yönelik iletişim materyalleri incelenecektir. Bu kaynaklar eylemin
kendi amaçlarını nasıl tanımladığını anlamak için kullanılacak ve kendi savlarının
doğruluğuna ilişkin bağımsız kanıtların yerine geçirilmeyecektir.
Beşinci grup:
Akademik çalışmalar. Toplumsal eylemler
siyasal temsil, parti örgütlenmesi, yarışmaçi otoriterlik ve seçim davranışı
alanlarındaki kuramsal çalışmalar bulguların yorumlanmasında kullanılacaktır.
Kaynaklar arasındaki çelişkiler ayrıca
değerlendirilecek ve farklı kaynak türlerinin aynı olguyu doğrulayıp
doğrulamadığı araştırılacaktır.
Araştırmanın
çözümleme stratejisi
Araştırmanın çözümlemesi iki düzeyde
yürütülecektir. İlk düzeyde, Sırbistan'daki seçim zaferini açıklayan toplumsal
ve siyasal mekanizmalar incelenecektir. Bu aşamada toplumsal hoşnutsuzluk,
örgütlenme, siyasal temsil, seçmen seferberliği ve iktidarın seçim üstünlüğü
arasındaki ilişkiler ele alınacaktır. İkinci düzeyde, ortaya çıkan siyasal
örgütlenmenin niteliği değerlendirilecektir. Burada geleneksel siyasal parti
modeli ile öğrenci eylemi öncülüğünde gelişen oluşumun örgütlenme ve temsil
özellikleri karşılaştırılacaktır. Bu karşılaştırmada özellikle şu ölçütler
kullanılacaktır:
|
Çizelge 1: Ölçütler |
||
|
Karşılaştırma ölçütü |
Geleneksel siyasal parti |
Öğrenci eylemi öncülüğündeki oluşum |
|
Örgütlenmenin başlangıç noktası |
Parti örgütü ve siyasal kadrolar |
Toplumsal eylem ve katılımcı oluşum süreçleri |
|
Liderlik |
Kurumsallaşmış veya merkez liderlik |
Dağıtılmış ya da kolektif liderlik savı |
|
Aday belirleme |
Parti tüzüğü ve örgütsel kararlar |
Öğrenci meclisleri ve kolektif değerlendirme süreçleri |
|
Siyasal temsil |
Parti programı ve örgütlü seçmen tabanı |
Ortak toplumsal talepler ve geniş katılımlı temsil arayışı |
|
Seçim öncesi örgütlenme |
Sürekliliği olan parti yapısı |
Eylem ağları ve seçim için geliştirilen örgütlenme |
|
Seçim sonrası örgütlenme |
Yerleşik parti ve parlamento yapıları |
Kurumsallaşma yönü henüz araştırılacak yapı |
|
Hesap verebilirlik |
Parti içi ve seçimsel denetim mekanizmaları |
Kolektif karar alma ve eylem tabanına karşı hesap verebilirlik savları |
Bu çizelge, iki örgütlenme biçiminin
kesin ve değişmez özelliklerini göstermemektedir. Özellikle öğrenci eylemi
öncülüğündeki oluşumun seçim sonrasındaki yapısı hakkında kesin bir yargıya
varılabilmesi için yeni kanıtlar gereklidir. Dolayısıyla karşılaştırmanın amacı
geleneksel partiler ile yeni oluşumu birbirine karşıt iki sabit model olarak
tanımlamak değil, aralarındaki farklılıkları ve olası yakınlaşmaları ortaya
çıkarmaktır.
Yöntemsel
sınırlılıklar
Araştırmanın başlıca sınırlılığı tek
bir ülke deneyiminden eylemle bütün siyasal sistemler için geçerli sonuçlara
ulaşmanın olanaklı olmamasıdır. Sırbistan'ın tarihsel gelişimi, siyasal
kurumları, toplumsal yapısı, medya düzeni ve seçim sistemi, ortaya çıkan sonucu
etkileyebilecek özgül koşullardır. Bu nedenle burada belirlenen devingenlerin
başka ülkelerde de aynı sonuçları doğuracağı varsayılmayacaktır. Ayrıca seçim
zaferini açıklayan mekanizmalar ile yeni siyasal oluşumun uzun vadeli niteliği
birbirinden ayrılacaktır. Seçim öncesindeki örgütlenme biçimi seçim
sonrasındaki kurumsallaşmanın nasıl gelişeceğini tek başına belirlemez. Bu
sınırlılıklar araştırmanın değerini azaltmamakta ve tersine elde edilen
bulguların hangi koşullarda geçerli olabileceğinin açıkça belirtilmesini
gerektirmektedir.
KAVRAMSAL VE
KURAMSAL ÇERÇEVE
Geleneksel
siyasal parti yarışması
Geleneksel siyasal parti yarışması
siyasal iktidarın elde edilmesi ve kullanılmasına yönelik savaşımın başlıca
örgütsel biriminin siyasal partiler olduğu bir temsil ve yarışma modelidir. Bu
modelde partiler toplumsal talepleri siyasal programlara dönüştürür, adaylar
belirler, seçim kampanyaları yürütür ve iktidara gelmeleri durumunda kamu siyasalarını
oluştururlar. Seçmenler de farklı parti ve adaylar arasında tercih yaparak
siyasal iktidarın oluşumuna katılırlar. Ancak geleneksel parti yarışmasının
işleyebilmesi için partilerin varlığı tek başına yeterli değildir. Siyasal
yarışmanın anlamlı olabilmesi seçmenlerin seçenekler arasında tercih
yapabilmesine, muhalefetin örgütlenebilmesine ve iktidarın seçimler yoluyla
değişebilmesine bağlıdır. Bu nedenle iki ayrı sorunu birbirinden ayırmak
gerekir. Birincisi, siyasal partilerin seçimlerde yarışıp yarışmadığıdır.
İkincisi ise bu yarışmanın toplumsal talepleri temsil etme ve iktidarı
değiştirme kapasitesinin ne ölçüde korunduğudur. Sırbistan örneği bakımından
temel sorun geleneksel partilerin seçimlere katılmasının ötesinde bu partilerin
iktidar karşısında etkili bir toplumsal seçenek oluşturma kapasitesinin neden
zayıfladığıdır. Öğrenci eyleminin yükselişi bu temsil sorununun yeni bir
siyasal örgütlenme biçiminin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini
göstermektedir.
Toplumsal eylem
ve siyasal temsil
Toplumsal eylemler ortak sorunlar ve
talepler etrafında bir araya gelen bireylerin ve grupların kolektif eylemleri
aracılığıyla siyasal ve toplumsal değişim yaratmaya çalıştıkları örgütlenme
biçimleridir. Bununla birlikte, her toplumsal eylem siyasal temsil kapasitesi
kazanmaz. Bir eylem, belirli bir talep çevresinde geniş destek elde etse bile
bu desteği kalıcı bir siyasal programa, örgütlenmeye veya seçim başarısına
dönüştüremeyebilir. Bu nedenle toplumsal eylem ile siyasal temsil arasında
kendiliğinden gerçekleşen bir ilişki bulunduğu varsayılamaz. Sırbistan'da
incelenmesi gereken öğrenci eyleminin başlangıçtaki hesap verebilirlik
taleplerini nasıl daha geniş bir siyasal itiraza dönüştürdüğü ve bu itirazın
farklı toplumsal kesimlerin desteğini nasıl kazandığıdır. Burada özellikle üç
mekanizma önemlidir:
Ortak
sorunun tanımlanması: Farklı toplumsal
kesimlerin kendi sorunlarını ilişkilendirebilecekleri bir siyasal çerçevenin
oluşması.
Güvenilir
temsil: Eylemin geleneksel siyasal
aktörlerden farklı ve daha güvenilir bir temsil odağı olarak algılanması.
Kolektif
eylemin sürekliliği: Başlangıçtaki
protestoların zaman içinde örgütlenme ve seçimlere katılma kapasitesi
kazanması.
Bu mekanizmaların Sırbistan'da hangi
ölçüde işlediği, eylemin açıklamaları ve örgütlenme belgelerinin yanı sıra
bağımsız gözlem raporları ve seçim verileri üzerinden değerlendirilecektir.
Siyasal meşruluk
ve toplumsal güven
Siyasal meşruluk, siyasal iktidarın
yalnızca hukuken yetkili olmasından farklı olarak yönetme hakkının toplumsal ve
siyasal bakımdan kabul edilmesiyle ilgilidir. Toplumsal güven ise kamu
kurumlarının, siyasal aktörlerin ve karar alma süreçlerinin güvenilirliğine
ilişkin değerlendirmeleri kapsar. Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olmakla
birlikte özdeş değildir. Bir yönetim hukuken iktidarda bulunmaya devam ederken
toplumsal güven kaybına uğrayabilir. Benzer biçimde, bir kamu felaketi veya
yolsuzluk savı daha önce var olan güvensizliği görünür duruma getirerek siyasal
meşruluk tartışmasını derinleştirebilir. Sırbistan örneğinde Novi Sad
felaketinin önemi yalnızca yaşanan can kaybından kaynaklanmamaktadır. Olayın
ardından ortaya çıkan hesap verebilirlik talepleri, kamusal sorumluluk ve
siyasal yönetimin niteliği hakkında daha geniş bir tartışmanın gelişmesine katkıda
bulunmuştur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta bir olayın toplumsal
güveni ne ölçüde aşındırdığının ayrıca gösterilmesi gerektiğidir. Protestoların
büyümesi tek başına toplumun tamamının iktidara olan güvenini kaybettiğini
kanıtlamaz. Bu nedenle araştırmada siyasal meşruluğun aşınması başlangıçta
kabul edilmiş bir olgu değil, kanıtlarla değerlendirilmesi gereken bir
açıklayıcı değişken olarak ele alınacaktır.
Siyasal
örgütlenmenin farklılaşması ve dönüşümü
Araştırmanın temel kuramsal ayrımı
yeni siyasal örgütlenmenin geleneksel parti yarışmasına seçenek oluşturması ile
mevcut yarışmanın değişmiş bir sürümünü temsil etmesi arasındadır. Bir
örgütlenmenin farklı niteliği yalnızca geleneksel partilerden farklı bir ad
taşımasına veya parti liderliğini reddetmesine bağlı değildir. Asıl belirleyici
olan, toplumsal taleplerin nasıl temsil edildiği, kararların nasıl alındığı,
liderliğin nasıl denetlendiği ve siyasal iktidarın nasıl kullanıldığıdır. Bu
bakımdan üç olasılık bulunmaktadır:
Birinci
olasılık: Farklı örgütlenme.
Eylem, kolektif karar alma ve toplumsal katılım mekanizmalarını koruyarak
geleneksel parti modelinden belirgin biçimde farklı bir siyasal temsil biçimi
geliştirir.
İkinci
olasılık: Geleneksel modele dönüşüm.
Eylem, seçim başarısının ardından liderlik, örgütlenme, aday belirleme ve karar
alma süreçlerinde geleneksel parti özelliklerini benimser.
Üçüncü
olasılık: Melez örgütlenme. Eylem,
geleneksel parti örgütlenmesinin bazı özelliklerini benimserken kolektif karar
alma, yatay iletişim ve toplumsal katılım mekanizmalarını da sürdürür.
Bu olasılıklar, Sırbistan'da seçim
zaferinin kazanıldığı aşamada kesin olarak birbirinden ayrılamaz. Bunların
hangisinin gerçekleşeceği yeni siyasal oluşumun seçim sonrasındaki uygulamaları
üzerinden değerlendirilebilir. Dolayısıyla araştırmanın kuramsal katkısı yeni
bir örgütlenme biçiminin ortaya çıkmasını doğrudan yeni bir siyasal modelin
doğuşuyla özdeşleştirmemesinde yatmaktadır.
Seçim zaferi ve
demokratik dönüşüm
Seçim zaferi siyasal iktidarın el
değiştirmesini sağlayabilecek bir sonuçtur. Demokratik dönüşüm ise iktidarın
değişmesinden daha geniş bir süreci ifade eder. Demokratik dönüşümün
değerlendirilmesi hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel haklar, medya
özgürlüğü, siyasal çoğulculuk ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik gibi
ölçütlerin incelenmesini gerektirir. Bu ayrım Sırbistan açısından özellikle
önemlidir. Öğrenci eyleminin seçim zaferi uzun süredir iktidarda bulunan
siyasal oluşumun seçim yoluyla yenilebileceğini göstermektedir. Bununla
birlikte, yeni oluşumun demokratik kurumları hangi ölçüde güçlendireceği henüz
seçim sonucundan eylemle belirlenemez. Bu nedenle araştırmada iki ayrı başarı
ölçütü kullanılacaktır:
Seçimsel
başarı: Toplumsal desteğin seçim yoluyla
siyasal temsil ve parlamenter çoğunluğa dönüştürülebilmesi.
Demokratik
kurumsallaşma: Seçim sonrasında
siyasal yarışmanın, hesap verebilirliğin ve temel hakların güvence altına
alınması.
Bu iki ölçüt arasındaki ilişkinin
incelenmesi Sırbistan deneyiminin yalnızca iktidar değişimi bakımından değil,
siyasal sistemin dönüşümü bakımından da değerlendirilmesine olanak
sağlayacaktır.
ÇÖZÜMLEME
Kamusal
Felaketten Siyasal İtiraza: Toplumsal Eylemin Başlangıcı
Novi Sad felaketi
ve siyasal sorumluluk sorunu
1 Kasım 2024'te Sırbistan'ın Novi Sad
kentindeki tren istasyonunda beton saçak bölümünün çökmesi ve 16 kişinin
yaşamını yitirmesi ülkede geniş kapsamlı bir toplumsal tepkinin başlangıç
noktası oldu. Olayın ardından ortaya çıkan protestolar başlangıçtaki anma ve
hesap verebilirlik taleplerinin ötesine geçerek kamu yönetiminin işleyişine,
yolsuzluk savlarına ve siyasal sorumluluğa ilişkin daha geniş bir tartışmaya
dönüştü. Bir kamu altyapısında meydana gelen ölümcül bir olayın siyasal sonuç
doğurması tek başına olağan dışı değildir. Ancak her benzer olayın uzun süreli
bir toplumsal eyleme dönüşmediği de açıktır. Bu nedenle Novi Sad felaketinin
önemini yalnızca can kaybının büyüklüğüyle açıklamak yeterli olmayacaktır. Araştırılması
gereken olayın mevcut toplumsal ve siyasal koşullarla nasıl etkileşime
girdiğidir. Kamusal hizmetlerin güvenilirliği, kamu kaynaklarının kullanımı,
karar alma süreçlerinin saydamlığı ve sorumluların hesap vermesi gibi konular
olayın ardından gelişen toplumsal tartışmanın temel boyutları arasında yer
aldı. Böylece belirli bir kamu hizmetine ilişkin sorun daha genel bir yönetim
ve hesap verebilirlik sorununun simgesine dönüşebildi. Burada iki ayrı olguyu
birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, felaketin doğrudan ortaya çıkardığı
sorumluluk ve hesap verme talebidir. İkincisi, bu olayın daha önceden var olan
siyasal hoşnutsuzlukları eyleme geçirmiş olabileceği olasılığıdır. İkinci
olasılığın açıklayıcı değeri Sırbistan'daki toplumsal ve siyasal koşullara
ilişkin bağımsız kanıtlarla değerlendirilmelidir. Dolayısıyla Novi Sad felaketi
araştırmada seçim zaferinin tek başına nedeni olarak değil, daha geniş bir
toplumsal eylemin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan ve mevcut sorunları görünür
kılan bir olay olarak ele alınmaktadır.
Tekil olayın
ortak siyasal soruna dönüşmesi
Toplumsal eylemlerin gelişiminde
önemli bir eşik belirli bir olaya yönelik tepkinin ortak bir siyasal sorunun
tanımlanmasına dönüşmesidir. Novi Sad felaketinin ardından gelişen protestolar
bakımından bu eşik sorunun yalnızca istasyonun güvenliği veya belirli kişilerin
sorumluluğuyla sınırlı görülmemesiyle ilişkilidir. Protestocuların talepleri
zaman içinde kamusal sorumluluk, yolsuzluk savları, saydamlık ve yönetimin
hesap verebilirliği gibi daha geniş konularla bağlantılandırıldı. Bu dönüşümün
iki önemli sonucu olabilir. İlk olarak, olaydan doğrudan etkilenen kişilerle
sınırlı olmayan bir toplumsal katılımın önü açılabilir. Kamu kaynaklarının
kullanımı ve yönetimin hesap verebilirliği, farklı toplumsal kesimleri
ilgilendiren ortak sorunlar olarak algılanabilir. İkinci olarak, başlangıçta
belirli bir olayla sınırlı olan tepki siyasal sistemin işleyişine ilişkin daha
genel bir sorgulamaya dönüşebilir. Böyle bir durumda protestoların sürmesi
yalnızca ilk olayın aydınlatılmasına değil, daha geniş kapsamlı siyasal değişim
taleplerine de bağlanabilir. Bununla birlikte, bu iki sonucun her toplumsal
olayda kendiliğinden ortaya çıkması beklenemez. Araştırmada Sırbistan'daki
protestoların hangi aşamalarda genişlediği, hangi taleplerin ortaklaştırıldığı
ve eylemin katılımcı tabanının nasıl değiştiği somut olaylar üzerinden
incelenmelidir. Bu çerçevede şu soruya yanıt aranmalıdır: Novi Sad felaketi
nasıl olup da belirli bir kamu hizmetine ilişkin sorumluluk sorunundan çıkarak
ülke çapında bir siyasal hesap verebilirlik eyleminin başlangıç noktasına
dönüşmüştür? Bu sorunun yanıtı, olayın niteliği kadar toplumsal tepkinin
örgütlenme biçiminde ve siyasal aktörlerin bu tepkiye verdikleri karşılıklarda
aranmalıdır.
Öğrencilerin öncü
rolü ve eylemin meşruluk arayışı
Sırbistan deneyiminin ayırt edici
özelliklerinden biri protestoların gelişiminde üniversite öğrencilerinin
belirleyici bir rol üstlenmesidir. Öğrencilerin siyasal eylemlerde yer alması
elbette yeni bir olgu değildir. Bununla birlikte, öğrenci eyleminin geleneksel
muhalefet partilerinin önüne geçerek geniş bir toplumsal temsil savı
geliştirmesi ayrıca açıklanması gereken bir durumdur. Bu noktada öğrencilerin eylem
içindeki konumlarının üç açıdan incelenmesi gerekir. Birincisi, öğrencilerin
üniversite ortamlarında geliştirdikleri kolektif karar alma ve tartışmaların eylemin
örgütlenmesine katkısıdır. Üniversite içindeki toplantılar, ortak karar
süreçleri ve katılımcı uygulamalar, eylemin kendi meşruluğunu oluşturmasında
rol oynamış olabilir. İkincisi, öğrencilerin geleneksel siyasal partilerden
bağımsız görünmelerinin kamuoyundaki güven algısına etkisidir. Bir eylemin
belirli bir partiye bağlı olmaması onun bütün toplumsal kesimler tarafından
güvenilir bulunacağını garanti etmez. Ancak geleneksel siyasal aktörlere
duyulan güvensizliğin yaygın olduğu koşullarda bağımsızlık savı yeni bir temsil
olanağı yaratabilir. Üçüncüsü, öğrencilerin taleplerini üniversite ortamının
dışına taşıyarak daha geniş bir toplumsal katılım oluşturabilme kapasitesidir. Eylemin
seçim başarısını açıklayabilmek için öğrenci katılımının nasıl daha geniş bir
seçmen desteğine dönüştüğü gösterilmelidir. Bu üç boyut öğrencilerin yalnızca
protestoların görünür yüzü olmaktan çıkarak yeni bir siyasal temsil odağına
dönüşüp dönüşmediklerini değerlendirmeye yardımcı olacaktır. Bununla birlikte,
öğrenci eyleminin kendi içinde homojen olduğu varsayılmamalıdır. Farklı
görüşlere sahip katılımcıların hangi ortak hedefler üzerinde uzlaştığı,
anlaşmazlıkları nasıl yönettiği ve siyasal temsil konusunda nasıl karar aldığı
da araştırmanın bir parçası olmalıdır.
Toplumsal
hoşnutsuzluğun siyasal seferberliğe dönüşmesi
Toplumsal hoşnutsuzluk ile siyasal
seferberlik arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Hoşnutsuzluk kişilerin
mevcut koşullardan memnun olmamalarını ifade eder. Siyasal seferberlik ise bu
hoşnutsuzluğun kolektif eyleme, örgütlenmeye ve ortak bir siyasal hedefe
dönüşmesini gerektirir. Sırbistan örneğinde iki yıla yaklaşan protesto
sürecinin açıklanması bu dönüşümün hangi mekanizmalarla gerçekleştiğinin
belirlenmesine bağlıdır. Öncelikle, eylemin farklı yerleşim yerlerine ve
toplumsal kesimlere nasıl yayıldığı incelenmelidir. İkinci olarak,
protestoların sürmesini sağlayan örgütsel ve iletişimsel ağların niteliği
belirlenmelidir. Üçüncü olarak, eylemin başlangıçtaki hesap verebilirlik
taleplerini seçimlere katılmayı olanaklı kılan daha geniş bir siyasal hedefe
nasıl dönüştürdüğü açıklanmalıdır. Bu aşamada özellikle iki olasılık üzerinde
durulabilir. İlk olasılık, toplumsal seferberliğin büyük ölçüde mevcut siyasal
hoşnutsuzluğun yoğunlaşmasıyla açıklanabilmesidir. Bu durumda eylemin
başarısında belirleyici unsur iktidara yönelik tepkinin genişlemesi ve
seçmenlerin değişim istemesidir. İkinci olasılık ise hoşnutsuzluğun seçim
başarısına dönüşmesinde eylemin örgütlenme biçiminin bağımsız bir rol
oynamasıdır. Bu durumda yalnızca değişim talebinin yaygınlaşması değil, bu
talebin ortak bir siyasal seçenek etrafında birleştirilmesi de belirleyici duruma
gelir. Bu iki açıklama birbirini dışlamaz. Asıl araştırma sorunu toplumsal
hoşnutsuzluğun yaygınlığı ile eylemin örgütsel kapasitesinin birbirini hangi
koşullarda güçlendirdiğidir.
İlk çözümlemenin
sonucu
Novi Sad felaketiyle başlayan süreç
toplumsal bir olayın siyasal sonuç doğurabilmesi için yalnızca kamuoyunda tepki
yaratmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Tepkinin süreklilik kazanması,
daha geniş bir siyasal sorun tanımı etrafında ortaklaştırılması ve kolektif
eylem kapasitesine dönüşmesi gerekmektedir. Bu aşamada henüz seçim zaferini
açıklayan bütün nedenler belirlenmiş değildir. Bununla birlikte, araştırmanın
ilk çözümlemesi üç önemli sorunu ortaya çıkarmaktadır: Kamusal bir felaketin
daha geniş bir siyasal hesap verebilirlik talebine dönüşmesi, öğrenci eyleminin
geleneksel siyasal aktörlerden farklı bir temsil odağı olarak gelişmesi ve toplumsal
hoşnutsuzluğun süreklilik taşıyan kolektif eyleme dönüşmesi. Bunlar, seçim
zaferini açıklayan sürecin ilk halkalarıdır. Ancak bunların her birinin seçim
sonucuna katkısı ayrıca araştırılmalıdır. Bu nedenle bir sonraki aşamada,
öğrenci eyleminin geleneksel muhalefetin önüne nasıl geçtiği ve toplumsal
protestoyu yeni bir siyasal temsil biçimine dönüştürüp dönüştüremediği
incelenecektir.
Geleneksel
Muhalefetin Sınırları ve Yeni Siyasal Temsilin Ortaya Çıkışı
Geleneksel
muhalefetin yapısal sorunu
Sırbistan'da öğrenci eyleminin siyasal
yükselişini açıklayabilmek için öncelikle geleneksel muhalefet partilerinin
uzun süre iktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) karşısında neden etkili bir seçenek
oluşturamadıklarını incelemek gerekir. Aleksandar Vucic ve SNS 2012'den
itibaren Sırbistan siyasetinde belirleyici bir konuma yerleşti. Vucic'in
başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemleri boyunca şekillenen siyasal düzende
muhalefet yalnızca seçimlerde iktidarla yarışmak zorunda kalmadı aynı zamanda
parçalanma, ideolojik ayrışma ve eşitsiz seçim koşulları gibi sorunlarla da
karşılaştı. Avrupa yanlısı liberal ve merkez sol partilerle milliyetçi ve tutucu
muhalefet arasındaki ayrılıklar iktidara karşı ortak bir siyasal seçenek
oluşturulmasını güçleştirdi. Muhalefetin farklı kesimleri iktidarın değişmesi
konusunda benzer hedefler taşıyabilseler de ülkenin Avrupa Birliği ile
ilişkileri, Kosova sorunu ve Rusya ile ilişkiler gibi konularda birbirlerinden
ayrılıyordu. Bu farklılıklar, ortak bir seçim stratejisi oluşturulmasını
zorlaştırdı (OSW [2],
2026). Sorunun yalnızca ideolojik farklılıklardan kaynaklandığını söylemek de
yeterli değildir. Geleneksel muhalefetin parçalı yapısı seçmenlerin iktidarı
değiştirmek isteseler bile hangi siyasal oluşum etrafında birleşecekleri
konusunda belirsizlik yaşamalarına yol açmış olabilir. Burada önemli bir ayrım
ortaya çıkmaktadır: İktidara yönelik hoşnutsuzluk ile belirli bir muhalefet
partisine duyulan güven aynı şey değildir. Seçmenler mevcut yönetimden memnun
olmayabilir ancak seçenek partilerin ülkeyi daha iyi yöneteceklerine
inanmayabilirler. Bu nedenle araştırmanın açıklaması gereken olgu yalnızca
iktidarın neden eleştirildiği değil, bu eleştirinin neden geleneksel muhalefet
partileri aracılığıyla yeterince etkili bir seçim desteğine dönüşemediğidir.
Parçalanmış
muhalefetten ortak siyasal hedefe
Sırbistan'daki öğrenci eyleminin ayırt
edici özelliklerinden biri geleneksel muhalefet partilerinin ideolojik
ayrılıklarını başlangıçta çözmeye çalışmak yerine bu ayrılıkların üzerinde
uzlaşılabilecek ortak taleplere ağırlık vermesiydi. Eylemin temel talepleri
yolsuzlukla savaşım, kamu kurumlarının işleyişinin iyileştirilmesi, hukukun
üstünlüğünün güçlendirilmesi ve siyasal iktidarın hesap verebilirliğinin
sağlanması çevresinde şekillendi. Bu çerçeve Avrupa yanlısı seçmenlerle
milliyetçi veya tutucu görüşlere sahip seçmenlerin bütün siyasal konularda
anlaşmalarını gerektirmiyordu. Böylece siyasal birlik kapsamlı bir ideolojik
uzlaşma üzerinden değil, öncelikli görülen sorunlar hakkında ortak eylem etme
kapasitesi üzerinden kurulabildi. Bu yaklaşımın seçim başarısına katkısı farklı
seçmen gruplarının kendi siyasal kimliklerinden bütünüyle vazgeçmeden aynı
listeyi destekleyebilmeleri bakımından önemlidir. Öğrenci eyleminin Kosova,
Avrupa Birliği üyeliği ve Rusya ile ilişkiler gibi ayrıştırıcı konularda
temkinli davranması da geniş bir seçmen kitlesine ulaşma stratejisinin parçası
olarak değerlendirilmektedir (OSW, 2026; Al Jazeera, 2026). Ancak bu
stratejinin iki yönü bulunmaktadır. Birinci yönü, ideolojik ayrılıkların seçim
öncesinde ortak eylem etmeyi engellemesinin önüne geçebilmesidir. İkinci yönü
ise seçim sonrasında kamu siyasalarının oluşturulması sırasında aynı
ayrılıkların yeniden ortaya çıkabilecek olmasıdır. Yolsuzlukla savaşım veya
kurumsal hesap verebilirlik konusunda birleşen bir seçmen koalisyonu ekonomi siyasası,
dış siyasa ve toplumsal harcamalar konusunda aynı görüşleri paylaşmak zorunda
değildir. Dolayısıyla ortak bir siyasal hedef oluşturmak seçim kazanmak için
gerekli olabilecek birleştirici mekanizmalardan biridir fakat kalıcı bir
yönetim programı oluşturmak bakımından tek başına yeterli değildir.
Parti
hiyerarşilerinin dışında siyasal temsil
Öğrenci eyleminin geleneksel
muhalefetten ayrıldığı ikinci önemli alan örgütlenme ve aday belirleme
biçimidir. Geleneksel partilerde aday belirleme ve siyasal karar alma süreçler,
parti tüzükleri, yönetim organları ve yerleşik liderlik ilişkileri aracılığıyla
yürütülür. Bu düzen örgütsel süreklilik sağlayabilmekle birlikte kararların dar
bir yönetici kadro çevresinde yoğunlaşmasına da yol açabilir. Sırbistan'daki
öğrenci eylemi ise üniversitelerdeki genel kurullar ve kolektif tartışma
süreçleri üzerinden gelişti. Ekim 2026 seçimlerine katılan Student List'in
adayları öğrenci meclislerinin yürüttüğü süreçlerle belirlendi. Liste
geleneksel bir siyasal partinin yerleşik hiyerarşisine ve tek bir lider
etrafında şekillenen kampanya anlayışına dayanmadı. Adaylar arasında
akademisyenler, hekimler, sanatçılar ve farklı meslek gruplarından kişiler yer
aldı (OSW, 2026; Anadolu Ajansı, 2026). Bu örgütlenme biçiminin iki olası üstünlüğü
bulunmaktadır. İlk olarak, eylemin geleneksel parti yönetimleriyle
özdeşleştirilmesini zorlaştırarak daha geniş bir toplumsal güven oluşturmasına
katkıda bulunabilir. İkinci olarak, adayların belirlenmesinde kolektif
süreçlerin kullanılması eylemin yalnızca bir liderin veya küçük bir siyasal
kadronun projesi olarak algılanmasını önleyebilir. Bununla birlikte, liderliğin
özeksel olmaması ile siyasal kararların gerçekten demokratik biçimde alınması
aynı şey değildir. Kolektif karar alma süreçlerinin ne ölçüde kapsayıcı olduğu
adayların hangi ölçütlerle seçildiği ve kararların kimler tarafından
denetlendiği ayrıca incelenmelidir. Başka bir ifadeyle, liderlik yapısının
farklı olması tek başına demokratik üstünlük kanıtı sayılamaz. Bunun somut
örgütsel uygulamalarla gösterilmesi gerekir.
Siyasal güvenin
yeniden oluşturulması
Öğrenci eyleminin başarısını
açıklayabilecek bir başka devingen siyasal güvenin yeniden oluşturulmasıdır. Uzun
süre iktidarda kalan yönetimlere karşı gelişen hoşnutsuzluk her zaman
muhalefetin güçlenmesine yol açmaz. Muhalefetin de güvenilir bir seçenek olarak
algılanmadığı durumlarda seçmenler siyasal süreçten uzaklaşabilir, kararsız
kalabilir veya mevcut iktidarı değiştirmeyi riskli görebilirler. Sırbistan'da
öğrenci eyleminin geleneksel partilerden bağımsız görünmesi bu soruna farklı
bir yanıt sunmuş olabilir. Eylemin öncelikle hesap verebilirlik ve kamusal
sorumluluk taleplerine odaklanması seçmenlerin ideolojik bağlılıklarından
bağımsız olarak destek verebilecekleri bir siyasal çerçeve oluşturdu. Bu
açıklama, öğrenci eyleminin bütün seçmenler tarafından güvenilir bulunduğu
anlamına gelmez. Bunun yerine, eylemin geleneksel muhalefetin dışında bir
temsil odağı oluşturarak daha önce farklı partilere yönelen veya seçimlere
katılmayan seçmenlere ulaşabilmiş olabileceğini ifade eder. Bu olasılığın
sınanması için seçim öncesi kamuoyu araştırmaları, eylemin toplumsal desteğinin
zaman içindeki değişimi ve seçim katılımına ilişkin veriler birlikte
değerlendirilmelidir. Nitekim seçim gözlem kuruluşu CRTA 25 Ekim 2026
seçimlerindeki yüksek katılımı iki yıldır gelişen toplumsal seferberlik ve
sosyopolitik koşullardaki değişimle ilişkilendirmiştir. Bununla birlikte,
katılım artışının ne kadarının öğrenci eylemine duyulan güvenden ve ne
kadarının iktidarı değiştirme isteğinden veya başka etmenlerden kaynaklandığını
belirlemek için daha ayrıntılı kanıtlar gereklidir (CRTA, 2026).
Geleneksel
muhalefetin aşılması mı, yeniden düzenlenmesi mi?
Buraya kadar yapılan çözümleme
Sırbistan'daki öğrenci eyleminin geleneksel muhalefetin karşılaştığı bazı
sorunları aşabilecek bir örgütlenme biçimi geliştirdiğini düşündürmektedir.
Ancak bu saptama geleneksel siyasal partilerin önemini bütünüyle kaybettiği
anlamına gelmez. Öncelikle, öğrenci eyleminin seçimlere katılabilmesi için
adaylardan oluşan bir liste oluşturması ve parlamenter temsilin kurallarına
uyması gerekmiştir. Bu durum eylemin parti dışı bir toplumsal seferberlikten
kurumsal siyasal temsil alanına geçiş yaptığını göstermektedir. İkinci olarak,
seçim zaferinin ardından hükümet kurma kamu siyasalarını uygulama ve parlamento
içinde karar alma gibi görevler ortaya çıkmaktadır. Bu görevler seçim
öncesindeki eylem örgütlenmesinden farklı bir kurumsal kapasite gerektirir. Üçüncü
olarak, eylemin farklı ideolojik kesimleri bir araya getiren geniş tabanı seçim
sonrasında ortak bir yönetim programı oluşturulmasını zorlaştırabilir. Bu
nedenle Sırbistan deneyimini geleneksel siyasal partilerin tümüyle ortadan
kalkması olarak değerlendirmek yerine siyasal temsilin nasıl
örgütlenebileceğine ilişkin yeni bir seçeneğin ortaya çıkması olarak ele almak
daha isabetlidir. Bu seçenek geleneksel partilerin yerini kalıcı olarak alabilir
ve zamanla geleneksel parti özellikleri kazanabilir veya parti örgütlenmesi ile
toplumsal eylemin katılımcı uygulamalarını birleştiren melez bir yapıya
dönüşebilir. Bu üç olasılıktan hangisinin gerçekleşeceği seçim zaferinin
kendisinden değil, seçim sonrasındaki siyasal uygulamalardan eylemle
belirlenmelidir.
İkinci
çözümlemenin sonucu
Sırbistan'daki öğrenci eyleminin
yükselişi geleneksel muhalefetin parçalanması ile yeni bir siyasal temsil
odağının oluşması arasındaki ilişkiyi incelemek için önemli bir örnek
sunmaktadır. İlk bulgular üç olası açıklayıcı mekanizmaya işaret etmektedir: Geleneksel
muhalefetin ideolojik ve örgütsel parçalanmasının aşılması, farklı seçmen
kesimlerini ortak hesap verebilirlik ve kurumsal değişim talepleri çevresinde
birleştirme kapasitesi ve geleneksel parti hiyerarşilerinden farklı bir
örgütlenme ve aday belirleme biçimi aracılığıyla yeni bir temsil odağının
oluşturulması. Bununla birlikte, bu mekanizmaların her birinin seçim başarısına
yaptığı katkı aynı değildir ve mevcut kanıtlarla kesin olarak ölçülememektedir.
Bunlar, araştırmanın devamında seçim seferberliği, seçmen davranışı ve seçim
sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bu bölümün temel sonucu şudur:
Sırbistan deneyiminin özgünlüğü siyasal partilerin dışında gelişen bir
toplumsal eylemin seçimlere katılmasından çok geleneksel muhalefetin aşamadığı
temsil sorunlarını farklı bir örgütlenme biçimiyle aşabilmiş olma olasılığında
yatmaktadır. Bu olasılığın kalıcı bir siyasal modele dönüşüp dönüşmeyeceği ise
ayrı bir sorundur.
Toplumsal
Seferberlikten Seçim Zaferine: Seçmen Davranışı ve Örgütsel Kapasite
Bu bölümde temel sorun Sırbistan'daki
öğrenci eyleminin geniş çaplı toplumsal seferberliği nasıl seçim başarısına
dönüştürdüğünü açıklamaktır. Burada iki olguyu birbirinden ayırmak gerekir:
Protestolara katılan veya protestoları destekleyen toplumsal kesimler ile
öğrenci eyleminin desteklediği seçim listesine oy veren seçmenler bütünüyle
aynı gruplar değildir. Bu nedenle seçim zaferini yalnızca protestoların
büyüklüğüyle açıklamak yeterli olmaz. Toplumsal hoşnutsuzluğun seçim
davranışına çevrilmesini sağlayan örgütsel ve siyasal mekanizmaların da
incelenmesi gerekir.
Toplumsal
desteğin seçim desteğine dönüştürülmesi
Sırbistan'daki öğrenci eyleminin seçim
başarısının ilk açıklayıcı öğesi toplumsal hoşnutsuzluğu yalnızca sokak
gösterileriyle ifade edilen bir itiraz olarak bırakmaması ve bu itirazı seçim
yoluyla iktidarı değiştirme hedefine yöneltebilmesidir. Novi Sad'daki tren
istasyonu çatısının çökmesi sonucunda 16 kişinin hayatını kaybetmesiyle
başlayan protestolar zamanla kamusal sorumluluk, yolsuzluk, kurumsal işleyiş ve
siyasal hesap verebilirlik sorunlarını bir araya getiren daha geniş bir itiraz eylemine
dönüşmüştür. Böylece başlangıçta belirli bir olay etrafında yoğunlaşan tepki
yönetimin genel işleyişine yönelik bir sorgulamaya evrilmiştir. Ancak toplumsal
tepkinin büyümesi kendiliğinden seçim başarısı doğurmaz. Protesto eyleminin
seçim alanında karşılık bulabilmesi için seçmenlerin farklı hoşnutsuzluklarını
ortak bir siyasal hedef çevresinde birleştirebilmesi gerekir. Sırbistan
örneğinde bu hedef, ideolojik ve siyasal görüş farklılıklarını bütünüyle
ortadan kaldırmak değil, iktidarın değişmesini ve kamu kurumlarının işleyişinin
yeniden düzenlenmesini öncelikli amaç durumuna getirmek olmuştur. Vucicevic ve Jovic’in
(2026) çalışması öğrenci eyleminin muhalif seçmenler arasındaki ideolojik
ayrışmayı aşma kapasitesine odaklanmaktadır. Bu yaklaşım, seçim başarısının
yalnızca yeni seçmenlerin kazanılmasıyla değil, daha önce farklı siyasal
yönelimler arasında dağılmış muhalif seçmenlerin ortak bir seçim tercihi
etrafında toplanmasıyla da açıklanabileceğini düşündürmektedir. Bununla
birlikte, mevcut bulgular her muhalif seçmenin aynı gerekçelerle oy verdiğini
göstermemektedir. Dolayısıyla ortak seçim tercihi ortak bir ideolojik programa
sahip olunduğunun kanıtı olarak değerlendirilmemelidir.
Yüksek katılım ve
seçmen seferberliği
Sırbistan'daki seçim sonuçlarının
açıklanmasında seçmen katılımı önemli bir değişkendir. CRTA'nın 26 Ekim 2026
tarihli ön değerlendirmesi katılım oranını yaklaşık yüzde 69 olarak kestirmiş
ve öğrenci eyleminin desteklediği listenin oy oranını yüzde 52,45 olarak
hesaplamıştır. Bu kestirimlerin hata payları bulunduğu ve kesin sonuçlarla aynı
nitelikte olmadığı özellikle belirtilmelidir. CRTA yüksek katılımı yurttaş
seferberliğiyle ve önceki iki yılda yaşanan toplumsal-siyasal değişimlerle
ilişkilendirmiştir (CRTA, 2026). Sırbistan Cumhuriyeti'nin internet sitesinde
yayımlanan Seçim Komisyonunun ön sonuçlarına dayalı açıklamada ise öğrenci
listesinin oy oranı yüzde 52,71 olarak bildirilmiştir. Bu açıklama, 8.187
sandık üzerinden elde edilen ön sonuçlara dayanmaktadır (Republic of Serbia,
2026). Sonuçların farklı aşamalarda açıklanması ve hesaplamaların farklı veri
kümelerine dayanması nedeniyle ön tahminler ile ön sonuçlar arasındaki küçük
farklar kesinleşmiş sonuçlar gibi yorumlanmamalıdır. Bu veriler eylemin seçim
başarısının yalnızca mevcut muhalif seçmenlerin tercih değiştirmesiyle
açıklanamayacağını göstermektedir. Seçmenleri sandığa gitmeye yönelten yoğun
bir seferberliğin de başarıda rol oynadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte,
katılım oranı tek başına hangi toplumsal grupların ne ölçüde eyleme geçtiğini
veya seçim sonucunu belirlediğini açıklamaz. Böyle bir değerlendirme için
seçmen araştırmaları, bölgesel sonuçlar ve önceki seçimlerle karşılaştırmalı
veriler gerekir. Bu noktada önemli olan toplumsal seferberliğin iki ayrı
işlevini ayırt etmektir. Birincisi, siyasal sürece katılmayan veya geleneksel
muhalefete güvenmeyen kişileri seçim alanına çekmek ve ikincisi ise farklı
muhalif eğilimleri ortak bir seçim tercihi çevresinde birleştirmektir.
Sırbistan deneyiminin açıklanmasında her iki işlev de araştırılmalıdır. Ancak
mevcut veriler bu iki etkinin seçim sonucuna ayrı ayrı ne ölçüde katkı
sağladığını kesin olarak belirlemeye yeterli değildir.
Geleneksel parti
örgütlenmesinin dışında seçim kapasitesi oluşturmak
Öğrenci eyleminin seçim başarısında
belirleyici görünen bir başka unsur toplumsal eylem ile seçim örgütlenmesi
arasında kurduğu ilişkidir. Öğrenci eylemi geleneksel bir siyasal partinin
hiyerarşik yapısını ve tek bir lider etrafında oluşan temsil biçimini başlangıç
noktası olarak almamıştır. Üniversitelerdeki genel kurullar ve öğrenci
meclisleri aracılığıyla adayların belirlenmesinde rol oynayan yapı seçim
listesine farklı mesleklerden ve toplumsal çevrelerden kişilerin katılmasını
sağlamıştır. OSW'nin seçim öncesi değerlendirmesine göre liste 250 bağımsız
adaydan oluşmuş ve adayların belirlenmesinde üniversite meclisleri ve ülke
çapındaki görüşmeler etkili olmuştur. Adaylar arasında akademisyenler,
hekimler, sanatçılar, sporcular ve aktivistler bulunmaktadır (OSW, 2026). Bu
durum listenin yalnızca öğrencilerden oluşan bir aday grubu olarak
değerlendirilmemesi gerektiğini gösterir. “Öğrenci listesi” ifadesi adayların
tümünün öğrenci olduğunu değil, siyasal oluşumun öğrenci eylemi tarafından
desteklendiğini ve aday belirleme sürecinde bu eylemin etkili olduğunu
anlatmaktadır. Bu örgütlenme biçiminin seçim açısından iki olası üstünlüğü
vardır. İlk olarak, geleneksel partilerle özdeşleşmiş siyasal kimliklerden uzak
durarak daha geniş bir seçmen kesimine ulaşma olanağı yaratmış olabilir. İkinci
olarak, adayların toplumsal ve mesleksel çeşitliliği eylemin yalnızca belirli
bir ideolojik çevrenin temsilcisi olduğu algısını zayıflatmış olabilir. Bunlar,
mevcut seçim sonucuyla uyumlu açıklamalardır ancak söz konusu etkilerin
büyüklüğünü belirlemek için doğrudan seçmen araştırmaları gerekir. Öte yandan,
hiyerarşik parti yapısının dışında örgütlenmek seçim başarısının
sürdürülebilmesi için gerekli bütün kapasitelere sahip olmak anlamına gelmez.
Aday belirleme ve toplumsal seferberlikte etkili olan yatay veya kolektif
yapılar, yasama etkinliklerinin yürütülmesi, bütçe kararlarının alınması, kamu
yönetiminin denetlenmesi ve farklı siyasa tercihleri arasında uzlaşma
sağlanması söz konusu olduğunda yeni sorunlarla karşılaşabilir. Bu nedenle
seçim öncesi örgütsel kapasite ile seçim sonrası yönetme kapasitesi birbirinden
ayrı değerlendirilmelidir.
Seçim zaferinin
sınırları: Oy çoğunluğu ile siyasal programın bütünlüğü
Öğrenci eyleminin desteklediği
listenin yüzde 52 dolayındaki oy oranına ulaşması seçim bakımından açık bir
başarıya işaret etmektedir. Ancak bu başarı, seçmenlerin eylemin bütün siyasa
önerilerini benimsediği sonucunu doğurmaz. Yolsuzlukla savaşım, kamu
kurumlarının işlevselliğinin yeniden sağlanması ve adil seçim koşullarının
oluşturulması gibi ortak hedefler farklı ideolojik yönelimlerden gelen
seçmenleri bir araya getirebilir. Buna karşılık Avrupa Birliği, Rusya, Kosova
ve ekonomik siyasa gibi konulardaki görüş ayrılıkları seçim kampanyası
sırasında geri planda tutulmuş olabilir. OSW'nin seçim öncesi değerlendirmesi eylemin
birleştirici niteliğini koruyabilmek amacıyla bu tür ayrıştırıcı konularda
kesin ve kapsamlı tutumlar ortaya koymaktan kaçındığına dikkat çekmektedir
(OSW, 2026). Bu tercih seçim kazanma açısından işlevsel olabilir çünkü ortak
hedefin önüne geçebilecek anlaşmazlıkların ertelenmesini sağlar. Fakat aynı
tercih seçim sonrasında uygulanacak siyasaların belirlenmesini güçleştirebilir.
Burada seçim zaferi ile siyasal programın bütünlüğü arasında bir ayrım
yapılmalıdır. Seçmenler mevcut iktidarın değişmesini sağlamak amacıyla belirli
bir listeyi destekleyebilir ve bu destek listenin bütün siyasa tercihlerine
verilmiş bir yetki olarak yorumlanamaz. Dolayısıyla seçim sonucunun demokratik meşruluk
bakımından taşıdığı anlam ile yeni oluşumun hangi siyasaları uygulamak üzere
yetkilendirildiği sorusu aynı değildir.
Ara değerlendirme
Sırbistan'daki seçim başarısının
açıklanmasında dört etmen öne çıkmaktadır: toplumsal hoşnutsuzluğun ortak bir
siyasal hedefe yöneltilmesi, geleneksel muhalefetin temsil sınırlarının
aşılması, yüksek katılımı destekleyen yurttaş seferberliği ve farklı mesleklerden
kişileri bir araya getiren aday belirleme süreci. Bu etmenlerin hiçbiri tek
başına yeterli açıklama değildir. Seçim başarısı toplumsal eylemin meşruluk ve
seferberlik kapasitesinin seçim listesi biçiminde örgütlenmesiyle ortaya
çıkmıştır. Bununla birlikte, mevcut veriler her etmenin seçim sonucuna bağımsız
katkısını ölçmeye yetmemektedir. Bu nedenle burada ortaya konulan açıklama tek
nedenli bir sonuçtan çok birbirini güçlendiren siyasal ve örgütsel süreçlere
dayanmaktadır. Son olarak, seçim zaferi eylemin geleneksel siyasal parti
yarışmasına kalıcı bir seçenek sunduğunu henüz kanıtlamaz. Bu sorunun yanıtı eylemin
seçim sonrasında kolektif karar alma biçimini koruyup koruyamayacağına, tutarlı
bir program oluşturup oluşturamayacağına ve kamu kurumlarının işleyişini
değiştirecek kapasite geliştirip geliştiremeyeceğine bağlıdır. Bu nedenle bir
sonraki aşamada seçim öncesinde iktidar lehine işleyen kurumsal ve siyasal
üstünlüklerin neden sonucu güvence altına alamadığı incelenmelidir.
İktidarın
Kurumsal Üstünlüğü ve Seçim Yenilgisinin Açıklanması
Sırbistan’da öğrenci eyleminin ortaya
çıkışı iktidarın yerleşik örgütlenme kapasitesinin karşısına farklı türde bir
toplumsal örgütlenme çıkarmıştır. Üniversite çevreleri, öğrenci meclisleri,
protesto ağları ve bunlarla ilişki kuran meslek grupları geleneksel parti
örgütlenmesinden farklı bir seferberlik zemini oluşturmuştur. Bu yapıların
iktidarın yerleşik ağlarıyla aynı kaynaklara sahip olduğu söylenemez. Bununla
birlikte, toplumsal güven, ortak amaç ve gönüllü katılım üzerinden oluşturulan
bir örgütlenme belirli koşullarda maddi ve kurumsal üstünlüklerin etkisini
sınırlayabilir. Burada belirleyici olan iki örgütlenme türünün aynı kaynaklarla
yarışması değildir. İktidarın üstünlüğü büyük ölçüde mevcut kurumlara, yerleşik
ilişkilere ve siyasal iletişim olanaklarına dayanırken öğrenci eyleminin
üstünlüğü toplumsal seferberlik, güvenilir temsil arayışı ve farklı muhalif
kesimleri bir araya getirme kapasitesinden kaynaklanmış olabilir. Bu açıklama
seçim sonucunu tek bir nedene indirgemeden farklı siyasal kaynakların
karşılaşması üzerinden değerlendirmeyi olanaklı kılar.
İktidarın siyasal
anlatısının aşınması
Yerleşik iktidarların seçim başarısı
yalnızca örgütsel olanaklarına bağlı değildir. İktidarın kendi yönetimini
meşrulaştıran anlatısının toplumda ne ölçüde kabul gördüğü de önemlidir.
Ekonomik gelişme, kararlılık, ulusal çıkar ve yönetme yeterliliği gibi temalar
iktidarların seçmen desteğini korumak için kullandıkları başlıca gerekçeler
arasında yer alabilir. Ancak bu anlatıların etkisi kamusal olaylar ve yönetim başarılarıyla
ilgili toplumsal değerlendirmeler değiştikçe zayıflayabilir. Novi Sad'daki
ölümcül çökme olayının siyasal etkisi bu çerçevede ele alınmalıdır. Olayın
kendisi tek başına iktidarın seçim yenilgisini açıklamaz. Açıklanması gereken
olayın neden belirli bir toplumsal kesimin sınırlarını aşarak kamu kurumlarının
sorumluluğu, saydamlık ve hesap verebilirlik hakkındaki daha geniş bir
sorgulamaya dönüştüğüdür. Öğrenci eyleminin başarısı olayın simgesel gücünü
siyasal bir talebe çevirebilmesinde aranabilir. Bu süreçte protestolar yalnızca
mevcut iktidara duyulan hoşnutsuzluğu görünür kılmamış aynı zamanda seçenek oluşturan
bir siyasal temsilin kurulmasına da zemin hazırlamıştır. Böylece iktidarın
kendi başarısının açıklama ve meşrulaştırma biçimiyle toplumsal eylemin hesap
verebilirlik ve kurumsal yenilenme talepleri arasında bir karşılaşma ortaya
çıkmıştır. Bununla birlikte, bu karşılaşmanın seçmenlerin bireysel kararları
üzerindeki etkisini kesin biçimde belirlemek için daha ayrıntılı kamuoyu ve
seçmen araştırmalarına gereksinme vardır.
Eşitsiz yarışma
koşullarında seçim değişimi
Sırbistan örneğinin kuramsal önemi
eşitsiz siyasal yarışma koşullarının seçim değişimini olanaksızlaştırmadığını
göstermesidir. Ancak bu bulgudan kurumsal üstünlüklerin önemsiz olduğu veya
toplumsal eylemlerin her durumda iktidarı değiştirebileceği sonucu
çıkarılmamalıdır. Daha sınırlı ve savunulabilir sonuç iktidarın üstünlüklerinin
seçim sonucunu güçlü biçimde etkileyebilmesine karşın toplumsal hoşnutsuzluğun
genişlemesi ve seçenek bir temsil biçiminin kurulması durumunda bu
üstünlüklerin yeterli olmayabileceğidir. Bu bağlamda üç koşulun birlikte
bulunması önem taşımaktadır. Birincisi, iktidarın yönetim başarısına yönelik
hoşnutsuzluğun belirli bir olayla görünür duruma gelmesi ve daha genel
taleplerle birleşmesidir. İkincisi, geleneksel muhalefetin aşamadığı temsil
sorununu giderebilecek yeni bir siyasal oluşumun ortaya çıkmasıdır. Üçüncüsü
ise bu oluşumun toplumsal desteği seçim listesi ve adaylar aracılığıyla sandıkta
ölçülebilir bir sonuca dönüştürebilmesidir. Bu koşulların her biri diğerleriyle
bağlantılıdır. Toplumsal hoşnutsuzluk ortak bir hedefe dönüşmediğinde dağınık
kalabilir, yeni bir temsil biçimi ortaya çıkmadığında geleneksel muhalefetin
sınırlılıkları aşılamayabilir ve seçim örgütlenmesi kurulamadığında ise geniş
toplumsal destek iktidar değişikliğine dönüşmeyebilir. Sırbistan deneyimi bu
süreçlerin aynı siyasal dönemde birbirini tamamlamasının önemini
göstermektedir.
Ara değerlendirme
Sırbistan'daki seçim yenilgisi
iktidarın kurumsal ve örgütsel üstünlüklerini kaybettiği anlamına gelmez. Daha
doğru açıklama bu üstünlüklerin seçim sonucunu tek başına belirlemeye
yetmemesidir. Toplumsal hoşnutsuzluk öğrenci eyleminin temsil kapasitesi,
seçmen seferberliği ve muhalif seçmenlerin ortak bir seçim tercihi etrafında
toplanması, iktidarın üstünlüklerini sınırlayan etmenler olarak
değerlendirilmelidir. Bu bulgu, yarışmacı otoriter nitelikler taşıyan siyasal
sistemlerde seçimlerin bütünüyle anlamsız duruma gelmediğini fakat seçim
sonucunun siyasal ve kurumsal koşullardan bağımsız biçimde açıklanamayacağını
da göstermektedir. Sırbistan örneğinde seçim başarısının ortaya çıkması
demokratik kurumların tüm sorunlarının çözüldüğünü kanıtlamaz. Aynı şekilde,
iktidarın yenilgisi de siyasal düzenin kalıcı biçimde demokratikleştiği
anlamına gelmez. Dolayısıyla çözümlemenin bir sonraki aşaması öğrenci eyleminin
seçim başarısını geleneksel siyasal parti yarışmasına kalıcı bir seçenek sunan
yeni bir model olarak mı, yoksa mevcut siyasal yarışmanın örgütlenme ve temsil
biçimlerini dönüştüren bir deneyim olarak mı değerlendirmek gerektiği sorusuna
yönelmelidir.
Geleneksel
Siyasal Parti Yarışmasına Bir Seçenek mi, Yoksa Değişmiş Bir Sürüm mü?
Sorunun yeniden
tanımlanması
Sırbistan'da öğrenci eyleminin
desteklediği listenin seçim zaferi siyasal temsilin geleneksel partiler dışında
da örgütlenebileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Bununla birlikte, bir
siyasal oluşumun geleneksel partilerden farklı bir biçimde ortaya çıkması onun
parti temelli siyasal yarışmaya kalıcı bir seçenek sunduğunu kanıtlamaz. Böyle
bir sonuca ulaşabilmek için yalnızca seçim öncesindeki örgütlenme ve
seferberlik biçimlerine değil, seçim sonrasında karar alma, temsil, program
oluşturma ve hesap verebilirlik süreçlerine de bakmak gerekir. Bu nedenle
araştırmanın temel sorusu, öğrenci eyleminin bir siyasal parti olup olmadığı
biçimindeki dar bir sınıflandırmaya indirgenmemelidir. Asıl sorun eylemin
toplumsal talepleri siyasal kararlara dönüştürürken hangi örgütsel araçları
kullandığı ve bu araçların geleneksel parti yarışmasının işlevlerini ne ölçüde
karşılayabildiğidir. Bu çerçevede üç olasılık birbirinden ayrılabilir:
Farklı
model: Eylem geleneksel parti
hiyerarşilerinden farklı bir temsil ve karar alma düzeni kurar ve bu düzen
seçim başarısından sonra da sürdürülebilir.
Dönüştürülmüş
parti yarışması: Eylem geleneksel
partilerin temsil ve örgütlenme biçimlerini değiştirir ancak seçimlere katılma,
aday belirleme, program geliştirme ve iktidarı kullanma işlevlerini yine yerine
getirir.
Geçiş
niteliğindeki karma model: Eylem
toplumsal seferberlik ve kolektif karar alma yöntemlerini korumaya çalışırken
zamanla siyasal temsilin, yasama etkinliğinin ve yürütme sorumluluğunun
gerektirdiği daha yerleşik yapılara gereksinme duyar.
Bu olasılıklar birbirini bütünüyle
dışlayan ve başlangıçtan itibaren kesin olarak belirlenebilen kategoriler
değildir. Bir eylem seçim öncesinde farklı bir örgütlenme biçimi geliştirebilir
ve seçim sonrasında ise geleneksel siyasal kurumlarla ilişkisinin niteliğine
göre karma bir yapıya dönüşebilir. Dolayısıyla Sırbistan örneğinin
değerlendirilmesinde eylemin ortaya çıktığı andaki biçimi ile zaman içinde
geçirebileceği kurumsal dönüşüm birbirinden ayrılmalıdır.
Hiyerarşik parti
örgütlenmesine karşı kolektif karar alma
Geleneksel siyasal partiler genellikle
üyelik, yönetim kademeleri, liderlik, aday belirleme, program oluşturma ve
disiplin mekanizmaları üzerinden örgütlenir. Bu yapıların önemli bir üstünlüğü
siyasal kararların sürekliliğini ve sorumluluğun belirli organlar üzerinden
izlenebilmesini sağlayabilmeleridir. Buna karşılık, liderliğin aşırı özekleşmesi
parti yönetiminin toplumsal tabandan uzaklaşması ve aday belirlemenin dar bir
kadronun denetimine girmesi gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Sırbistan'daki
öğrenci eyleminin ayırt edici yönü aday belirleme sürecinde üniversite
meclislerinin ve kolektif görüşmelerin önem taşıması ve tek bir liderin eylemin
tamamını temsil etmemesidir. Seçim listesinde farklı mesleklerden kişilerin yer
alması da eylemin toplumsal temsil alanını genişletme arayışıyla uyumludur
(OSW, 2026; The Guardian, 2026). Bu model, siyasal temsilin yalnızca parti
liderliği ve özeksel örgüt üzerinden kurulmasının zorunlu olmadığını
düşündürmektedir. Bununla birlikte, liderliğin bulunmaması ile karar alma
yetkisinin eşit ve demokratik biçimde dağıtılmış olması aynı şey değildir.
Kolektif yapılar da gündemi belirleyen, bilgiye daha fazla erişen veya görüşme
süreçlerinde daha etkili olan aktörler arasında güç farklılıkları üretebilir.
Bu nedenle bir örgütlenmenin demokratik niteliği yalnızca bir liderinin bulunup
bulunmamasıyla değil, kararların nasıl alındığı, azınlık görüşlerinin nasıl
korunduğu ve temsilcilerin nasıl hesap verdiğiyle ölçülmelidir. Ayrıca seçim
öncesinde aday belirleme sürecinde kullanılan kolektif yöntemlerin seçim
sonrasında milletvekillerinin kararlarına nasıl yansıyacağı henüz ayrı bir
inceleme konusudur. Adayların ortak bir eylem tarafından desteklenmesi onların
her konuda aynı görüşe sahip olduklarını veya aynı karar alma düzenine bağlı
kalacaklarını göstermez. Bu nedenle Sırbistan örneğinde kolektif örgütlenmenin
kalıcılığı ancak uygulamadaki karar süreçleri izlenerek değerlendirilebilir.
Program bütünlüğü
ile ortak siyasal hedef arasındaki gerilim
Öğrenci eyleminin farklı siyasal
görüşlerden gelen kişileri bir araya getirebilmesi seçim başarısını açıklayan
önemli özelliklerden biridir. Eylemin yolsuzlukla savaşım, kamu kurumlarının
işlevselliğinin yeniden sağlanması ve hesap verebilirlik gibi ortak hedefler
etrafında şekillenmesi, ideolojik ayrılıkların seçim öncesinde ikincil konuma
itilmesini kolaylaştırmış olabilir. Vucicevic ve Jovic’in (2026) çalışması da
öğrenci eyleminin muhalif seçmenler arasındaki ideolojik ayrışmayı aşma
kapasitesini araştırmanın merkezine almaktadır. Ancak ortak bir iktidar
değişikliği hedefi ile ortak bir yönetim programı birbirinden farklıdır. İlk
hedef, farklı grupların aynı seçim listesine destek vermesini sağlayabilir.
İkincisi ise ekonomik siyasa, dış siyasa, sosyal haklar, kamu harcamaları ve
kurumsal reformlar gibi alanlarda belirli tercihler yapılmasını gerektirir. Bu
tercihler, seçim öncesinde ertelenmiş olan görüş ayrılıklarını yeniden görünür kılabilir.
Bu noktada eylemin önünde iki temel seçenek bulunmaktadır. İlk seçenek, ortak
hedefleri koruyarak farklı görüşlerin birlikte temsil edilmesini sağlayacak bir
karar alma düzeni kurmaktır. İkinci seçenek ise daha kapsamlı bir siyasal
program geliştirerek hangi siyasaların öncelikli olduğunu ve bu siyasaların
nasıl uygulanacağını açıklamaktır. Her iki seçeneğin de üstünlükleri ve
maliyetleri vardır: İlki çoğulculuğu koruyabilir ancak kararları yavaşlatabilir
ve ikincisi yönetme kapasitesini artırabilir ancak eylem içindeki görüş
ayrılıklarını derinleştirebilir. Dolayısıyla programdaki belirsizlik seçim
öncesinde mutlaka bir örgütsel başarısızlık göstergesi değildir. Geniş bir
toplumsal koalisyonun kurulmasını kolaylaştıran bir unsur olabilir. Ancak aynı
belirsizliğin seçim sonrasında sürmesi seçmenlerin hangi siyasalara yetki
verdiğinin anlaşılmasını ve temsilcilerin başarımlarınn değerlendirilmesini
güçleştirebilir.
Seçim öncesi eylem
ile seçim sonrası siyasal örgüt arasındaki fark
Toplumsal eylemlerin seçim başarısı
elde ettikten sonra karşılaştıkları temel sorunlardan biri protesto ve
seferberlik için geliştirilmiş örgütlenme biçimlerini sürekli siyasal karar
alma süreçlerine uyarlamaktır. Protesto eylemleri belirli bir talep çevresinde
hızla eyleme geçebilir ve katılımcıların ortak hoşnutsuzluğu ise kararların
alınmasını kolaylaştırabilir. Buna karşılık, yasama etkinlikleri ve kamu
yönetimi çok sayıda farklı konunun eş zamanlı olarak değerlendirilmesini,
uzmanlık bilgisine erişilmesini, kaynakların önceliklendirilmesini ve
kararların uygulanmasının izlenmesini gerektirir. Sırbistan'daki öğrenci eyleminin
desteklediği listenin seçim başarısı bu iki örgütlenme alanının nasıl
ilişkilendirileceği sorusunu gündeme getirmektedir. Kolektif karar alma
yöntemlerinin korunması eylemin kuruluş ilkelerine bağlılığını ve tabanla ilişkisini
güçlendirebilir. Ancak her kararın geniş katılımla alınması zaman baskısı
altında çalışan siyasal kurumlarda uygulama güçlükleri yaratabilir. Buna
karşılık, kararların dar bir yönetim çevresinde yoğunlaşması kısa vadede
işlevsellik sağlayabilse de eylemin geleneksel parti yapılarından farklılığını
zayıflatabilir. Bu gerilim farklı bir siyasal modelin yalnızca liderlikten
kaçınma veya yatay örgütlenme üzerinden tanımlanamayacağını göstermektedir.
Asıl ölçüt kolektif katılım ile karar alma sorumluluğunun siyasal çoğulculuk
ile program tutarlılığın ve taban denetimi ile kurumsal sürekliliğin nasıl
bağdaştırılacağıdır. Bu nedenle Sırbistan deneyiminin başarısı seçim zaferinin
ardından da değerlendirilmelidir. Eylemin kendi içinde demokratik karar alma
mekanizmaları kurabilmesi, farklı görüşleri temsil edebilmesi, seçmenlere karşı
hesap verebilir olması ve kamu kurumlarının işleyişine ilişkin somut sonuçlar
üretebilmesi kalıcı bir seçenek model savının temel sınama alanlarıdır.
Kuramsal sonuç: Seçenekten
çok dönüşüm olasılığı
Mevcut bulgular temelinde
Sırbistan'daki öğrenci eylemini geleneksel siyasal parti yarışmasının bütünüyle
yerini alacak yeni bir model olarak nitelendirmek için henüz erkendir. Eylemin
seçim öncesinde geliştirdiği temsil ve aday belirleme yöntemleri parti
hiyerarşilerinin dışında siyasal seferberlik oluşturulabileceğini
göstermektedir. Ancak bu oluşumun seçim sonrasında siyasal temsilin, program
geliştirmenin, yasama etkinliğinin ve hesap verebilirliğin sürekliliğini hangi
yapılarla sağlayacağı ayrı bir sorundur. Bu aşamada daha güçlü görünen
açıklama, eylemin geleneksel siyasal yarışmanın bazı temel işlevlerini farklı
örgütlenme ve temsil araçlarıyla yerine getirmeye çalıştığıdır. Seçimlere
katılması, aday listesi oluşturması ve iktidarı değiştirmeyi hedeflemesi
bakımından eylem, mevcut siyasal yarışmanın dışında bütünüyle ayrı bir alanda etkinlik
göstermemektedir. Buna karşılık, aday belirleme sürecinde kolektif katılımı öne
çıkarması, tek bir lider etrafında örgütlenmekten kaçınması ve farklı toplumsal
kesimleri ortak hedefler etrafında birleştirmesi bu yarışmanın geleneksel
biçimlerini dönüştürme olanağı taşımaktadır. Bu nedenle makalenin temel
önermesi şu şekilde ifade edilebilir: Sırbistan deneyimi geleneksel siyasal
parti yarışmasının ortadan kalktığını değil, toplumsal eylemlerin bu yarışmaya
yeni temsil ve seferberlik biçimleriyle katılabileceğini göstermektedir. Bunun
kalıcı bir seçenek modele dönüşüp dönüşmeyeceği ise seçim sonrasındaki
kurumsallaşma, karar alma ve hesap verebilirlik süreçlerinin sonuçlarına
bağlıdır. Bu sonuç, araştırmanın başlangıcında ortaya konulan iki olasılığı da
açık tutmaktadır. Öğrenci eylemi geleneksel parti örgütlenmesinin dışında
sürdürülebilir bir siyasal temsil düzeni kurabilirse seçenek model savı
güçlenecektir. Eylem zamanla yerleşik siyasal örgütlenme ve temsil biçimlerine
yaklaşırsa deneyim daha çok geleneksel yarışmanın dönüşümü olarak
değerlendirilecektir. Her iki durumda da Sırbistan örneğinin önemi, seçim
zaferinden çok, toplumsal seferberliğin siyasal temsile dönüştürülmesinde
kullanılan araçların niteliğinde yatmaktadır.
Sırbistan
Deneyiminin Genellenebilirliği: Başka Ülkeler İçin Bir Model mi?
Tek bir seçim
deneyiminden genel bir siyasal model çıkarılabilir mi?
Sırbistan'da öğrenci eyleminin
desteklediği listenin seçim zaferi uzun süre iktidarda kalan ve siyasal yarışma
koşullarını kendi lehine şekillendiren yönetimlere karşı yeni bir muhalefet
örgütlenmesinin olanaklı olabileceğini göstermektedir. Ancak bu sonuçtan hareketle
benzer nitelikler taşıyan bütün siyasal sistemlerde öğrenci eylemlerinin veya
liderlikten uzak duran toplumsal oluşumların aynı başarıyı elde edeceği
sonucuna ulaşılamaz. Karşılaştırmalı siyaset araştırmalarında bir ülke
deneyiminin genellenebilirliği yalnızca elde edilen sonucun başka bir ülkede de
görülüp görülmediğine bakılarak belirlenmez. Sonucu ortaya çıkaran süreçlerin,
koşulların ve mekanizmaların başka ülkelerde bulunup bulunmadığının da
incelenmesi gerekir. Sırbistan'daki seçim zaferini açıklayan toplumsal
hoşnutsuzluk, temsil boşluğu, kolektif örgütlenme ve seçmen seferberliği, başka
ülkelerde de görülebilecek olgulardır. Buna karşılık bu olguların siyasal etkileri
her ülkenin kurumsal yapısına, muhalefetinin durumuna, toplumsal ilişkilerine
ve seçim sistemine göre değişebilir. Bu nedenle Sırbistan deneyimi doğrudan
aktarılabilecek hazır bir siyasal model olarak değil, başka ülkelerde
sınanabilecek açıklayıcı önermeler üreten bir olay olarak ele alınmalıdır.
Araştırmanın katkısı belirli bir örgütlenme biçiminin her yerde başarılı
olacağını ileri sürmekten çok toplumsal itirazın hangi koşullarda seçim
başarısına dönüşebileceğini açıklamasıdır.
Başarı için
gerekli olabilecek koşullar
Sırbistan deneyiminden hareketle benzer
siyasal sonuçların ortaya çıkmasını kolaylaştırabilecek bazı koşullar
belirlenebilir. Birinci koşul, toplumsal hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal
hedefe dönüşmesidir. Ekonomik sorunlar, yolsuzluk savları, kamu hizmetlerindeki
aksaklıklar veya demokratik kurumların işleyişine ilişkin kaygılar toplumda
yaygın olabilir. Ancak bu sorunların varlığı kendiliğinden örgütlü bir
muhalefet yaratmaz. Farklı kesimlerin kendi taleplerini ortak bir siyasal
amaçla ilişkilendirebilmesi gerekir. İkinci koşul, geleneksel muhalefetin
temsil kapasitesinde bir boşluk bulunmasıdır. Yerleşik muhalefet partileri
toplumun belirli kesimlerinin güvenini kaybettiğinde yeni oluşumlar bu boşluğu
doldurabilir. Bununla birlikte, geleneksel partilerin zayıflığı her zaman yeni eylemlerin
güçlenmesine yol açmaz. Muhalefetin parçalanması seçmenlerin siyasal süreçten
uzaklaşmasına da neden olabilir. Yeni oluşumun bu boşluğu doldurabilmesi
toplumsal güven oluşturmasına ve seçimlerde kullanılabilir bir temsil aracı
geliştirmesine bağlıdır. Üçüncü koşul, toplumsal eylemin seçimlere
katılabilecek bir örgütlenme kapasitesi kazanmasıdır. Protestoların yaygınlığı
aday belirleme, seçim kampanyası yürütme ve seçmenleri sandığa yönlendirme
kapasitesinin yerine geçmez. Toplumsal eylemin seçim alanına geçişi bağımsız
bir örgütsel başarı olarak değerlendirilmelidir. Dördüncü koşul, farklı siyasal
eğilimlerin ortak hedefler etrafında bir araya gelebilmesidir. Bu birlikteliğin
mutlaka ortak bir ideolojiye dayanması gerekmez. Ancak ortak hedefin seçim
sonrasında karar alma ve yönetme kapasitesine dönüştürülebilmesi gerekir. Aksi
takdirde seçim öncesinde birleştirici olan belirsizlik seçim sonrasında
ayrışmanın kaynağına dönüşebilir. Beşinci koşul, seçim sonuçlarının siyasal
değişime dönüşmesine olanak veren bir kurumsal alanın bulunmasıdır. Seçimlere
katılım ve oyların sayılması siyasal yarışmanın temel unsurlarıdır ancak
bunların varlığı tek başına eşit yarışma koşullarını güvence altına almaz.
Seçim yönetiminin niteliği, medya ortamı, kamu kaynaklarının kullanımı ve
seçilmiş temsilcilerin yetkileri seçim başarısının sonuçlarını belirleyebilir. Bu
koşulların birlikte bulunması başarıyı güvence altına almaz. Bununla birlikte,
Sırbistan deneyiminden türetilebilecek açıklayıcı çerçevenin temelini
oluştururlar. Bunlar evrensel yasalar değil, karşılaştırmalı araştırmalarda
sınanması gereken önermelerdir.
Türkiye ile
karşılaştırma: Benzerlikler ve ayrışmalar
Sırbistan deneyiminin Türkiye
bakımından anlamı iki ülkedeki siyasal süreçlerin özdeş olduğu varsayımına
değil, belirli mekanizmaların karşılaştırılmasına dayanmalıdır. Her iki ülkede
de siyasal yarışmanın koşulları, muhalefetin örgütlenmesi, gençlerin siyasal
katılımı ve toplumsal eylemlerin geleneksel partilerle ilişkisi karşılaştırmalı
araştırmaya elverişli konulardır. Ancak bu benzerlikler iki ülkenin siyasal ve
kurumsal yapılarının aynı olduğu anlamına gelmez. “Youth movements and opposition parties in
times of autocratization: Turkey and Serbia” başlığı
altında 2026 yılında yayımlanan ve Türkiye ile Sırbistan'daki gençlik eylemlerini
karşılaştıran çalışma bu ayrımı özellikle önemli duruma getirmektedir. Çalışma
iki ülkede de otoriterleşme eğilimleri ve gençlik protestoları bulunmasına
karşın gençlik eylemlerinin geleneksel muhalefet partileriyle kurduğu
ilişkilerin farklılaştığını vurgulamaktadır. Sırbistan'da öğrenci eylemi
geleneksel muhalefetle daha sınırlı bağlar kurarak öğrenci meclislerinin aday
belirlemede rol oynadığı ayrı bir seçim listesi oluşturmuştur. Türkiye'deki
2025 protestolarında ise siyasal partilerle ilişkiler daha görünür bir nitelik
taşımıştır. Bu bulgu Sırbistan deneyiminin Türkiye'ye aktarılmasında önemli bir
sınır ortaya koymaktadır. Bir ülkede geleneksel muhalefetten görece bağımsız
bir örgütlenme biçimi etkili olurken başka bir ülkede toplumsal eylemlerin
mevcut partilerle ilişkisi farklı bir işlev görebilir. Dolayısıyla yeni bir
siyasal oluşumun başarısı geleneksel partilerden tümüyle uzaklaşmasına bağlı
değildir. Önemli olan toplumsal eylem ile siyasal temsil arasındaki ilişkinin
ülkenin koşullarına uygun biçimde kurulabilmesidir. Türkiye açısından
çıkarılabilecek sonuç öğrenci eylemlerinin veya gençlik örgütlenmelerinin
mutlaka ayrı bir seçim listesi oluşturması gerektiği değildir. Asıl soru
toplumsal hoşnutsuzluğun mevcut muhalefet tarafından temsil edilip edilemediği
ve temsil boşluğu bulunuyorsa bunun hangi örgütsel araçlarla
giderilebileceğidir. Bu araçlar yeni bir seçim oluşumu mevcut partilerde
örgütsel dönüşüm veya farklı toplumsal aktörleri bir araya getiren daha geniş
bir siyasal iş birliği biçimi olabilir. Sırbistan ile Türkiye arasındaki
karşılaştırma, bu nedenle doğrudan model aktarımından çok farklı siyasal
koşullarda benzer sorunların hangi mekanizmalarla aşılabileceğini araştırmaya
yönelmelidir. Ülkelerin tarihsel deneyimleri, seçim düzenleri, toplumsal eylem
gelenekleri ve siyasal kurumları arasındaki farklar dikkate alınmadan yapılacak
benzetmeler, açıklayıcı olmaktan çok yanıltıcı olabilir.
Genellenebilirlik
sınırı: Başarıyı sağlayan mekanizmalar mı, özgül koşullar mı?
Sırbistan örneğinde ortaya çıkan seçim
başarısının ne ölçüde başka ülkelere genellenebileceği iki açıklama düzeyi
arasında ayrım yapmayı gerektirir. İlk düzey, ülkeye özgü koşullardır. Novi
Sad'daki ölümcül olayın toplumsal etkisi Sırbistan'daki öğrenci eyleminin
örgütlenme biçimi, geleneksel muhalefetin durumu ve 2026 seçimlerinin siyasal
bağlamı bu düzeyde ele alınmalıdır. Bu unsurların aynı biçimde başka bir ülkede
ortaya çıkması beklenemez. İkinci düzey ise farklı bağlamlarda da
gözlenebilecek mekanizmalardır. Toplumsal hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal
hedefe dönüştürülmesi, temsil boşluğunun yeni aktörlerce doldurulması, farklı
seçmen gruplarının ortak bir seçim tercihi çevresinde birleştirilmesi ve
toplumsal seferberliğin seçim örgütlenmesine dönüştürülmesi bu mekanizmalar
arasındadır. Karşılaştırmalı araştırma bakımından esas olan ikinci düzeydeki
mekanizmaların hangi koşullarda etkili olduğunu belirlemektir. Örneğin yeni bir
eylemin ortaya çıkması tek başına yeterli değildir. Bu eylemin toplumsal güven
kazanması farklı siyasal eğilimler arasında ortak hedefler oluşturması ve
seçimlere katılabilecek bir örgütlenme geliştirmesi gerekir. Benzer biçimde,
yüksek protesto katılımı da tek başına seçim zaferini açıklamaz. Protestoların
seçim davranışına dönüşmesini sağlayan bağlantıların ayrıca incelenmesi
gerekir. Bu yaklaşım tek bir olaydan evrensel bir model çıkarmak yerine
açıklayıcı önermelerin farklı olaylarda sınanmasına olanak tanır.
Sırbistan'daki başarı başka ülkelerde aynı sonucun ortaya çıkacağını değil,
benzer siyasal sorunların farklı örgütlenme biçimleriyle aşılabileceğini
araştırmak için bir başlangıç noktası oluşturur.
Ara değerlendirme
Sırbistan deneyiminin
genellenebilirliği öğrenci eyleminin seçim zaferinin başka ülkelerde
tekrarlanmasından çok bu başarıyı olanaklı kılan süreçlerin başka bağlamlarda
da bulunup bulunmadığına bağlıdır. Toplumsal hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal
hedefe dönüşmesi, temsil boşluğunun giderilmesi, farklı seçmen gruplarının
birleştirilmesi ve seçim örgütlenmesinin kurulması, karşılaştırmalı
araştırmalar için anlamlı açıklayıcı değişkenlerdir. Türkiye ile karşılaştırma
da tek bir örgütlenme biçiminin üstünlüğünü kanıtlamak yerine gençlik eylemleri
ile geleneksel muhalefet arasındaki ilişkinin siyasal sonuçlar üzerindeki
etkisini araştırmayı gerektirir. Bu ilişki, ülkenin kurumsal ve toplumsal
koşullarına göre farklı biçimler alabilir. Sonuç olarak Sırbistan doğrudan
kopyalanabilecek bir siyasal model sunmaktan çok toplumsal eylemlerin siyasal
temsil ve seçim başarısı üretme kapasitesini incelemek için önemli bir olay
oluşturmaktadır. Bu olayın kuramsal değeri başarının her yerde tekrarlanacağını
ileri sürmesinde değil, hangi koşullar altında olanaklı duruma geldiğini
açıklayabilmesindedir.
Bulguların
Bütünleştirilmesi ve Araştırma Sorularının Yanıtlanması
Toplumsal
hoşnutsuzluk nasıl siyasal bir eyleme dönüştü?
Sırbistan örneğinde toplumsal
hoşnutsuzluğun siyasal eyleme dönüşmesi tek bir olayın doğrudan seçim zaferi
üretmesiyle açıklanamaz. Novi Sad'daki tren istasyonu çatısının çökmesi ve 16
kişinin hayatını kaybetmesi kamusal sorumluluk ve hesap verebilirlik
tartışmalarını yoğunlaştıran bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Ancak olayın
siyasal önem kazanması öğrenci eyleminin bu tepkiyi daha geniş kurumsal
sorunlarla ilişkilendirmesi ve süreklilik taşıyan bir toplumsal seferberliğe
dönüştürmesiyle olanaklı olmuştur. Bu bulgu, toplumsal olayların siyasal
değişim üzerindeki etkisinin yalnızca olayın ağırlığına bağlı olmadığını
düşündürmektedir. Olayın nasıl anlamlandırıldığı, hangi taleplerle
ilişkilendirildiği ve bu taleplerin süreklilik taşıyan bir örgütlenmeyle desteklenip
desteklenmediği de önemlidir.
Öğrenci eylemi
geleneksel muhalefetin temsil sınırlarını nasıl aşabildi?
İkinci bulgu, öğrenci eyleminin
geleneksel muhalefet partilerinin dışında bir temsil alanı oluşturabilmesidir. Eylemin
tek bir lider etrafında örgütlenmekten kaçınması, üniversite meclislerinin aday
belirleme sürecindeki rolü ve farklı mesleklerden kişilerin seçim listesinde
yer alması geleneksel parti kimlikleriyle özdeşleşmemiş seçmenlere ulaşma
olanağı yaratmış olabilir. Bu açıklama eylemin geleneksel muhalefetin tüm
işlevlerini ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. Daha sınırlı sonuç eylemin
mevcut muhalefet örgütlenmesinin dışında yeni bir siyasal temsil kanalı
oluşturabildiğidir. Bu kanalın başarısı farklı görüşleri ortak bir seçim hedefi
etrafında birleştirebilmesiyle ilişkilidir.
Toplumsal
seferberlik nasıl seçim başarısına dönüştü?
Öğrenci eyleminin seçim başarısı
protestoların büyüklüğünden ibaret değildir. Toplumsal hoşnutsuzluğun seçim
listesi aracılığıyla temsil edilmesi, adayların belirlenmesi, ortak hedeflerin
oluşturulması ve seçmenlerin sandığa yönlendirilmesi bu dönüşümün birbirini
tamamlayan aşamalarıdır. CRTA'nın 26 Ekim 2026 tarihli ön değerlendirmesinde
katılımın yaklaşık yüzde 69 olarak kestirilmesi ve öğrenci listesinin oy
oranının yüzde 52,45 olarak hesaplanması yüksek katılımın ve eylemin seçim
desteğinin önemini göstermektedir. Resmi açıklamada yayımlanan ön sonuçlar da
listenin yüzde 52,71 oy aldığını bildirmiştir (CRTA, 2026; Republic of Serbia,
2026). Bu oranlar seçim sonuçlarının açıklanma aşamalarına ve kullanılan veri
kümelerine göre değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, mevcut veriler
protestolara katılanların ne kadarının aynı zamanda öğrenci listesine oy
verdiğini veya seçim başarısının ne kadarının yeni seçmenlerin katılımından
kaynaklandığını kesin biçimde göstermemektedir. Bu nedenle seçim zaferinin
açıklanması doğrudan ölçülebilen sonuçlarla olası mekanizmaların birbirinden
ayrılmasını gerektirir.
İktidarın
kurumsal üstünlükleri neden seçim sonucunu güvence altına alamadı?
Sırbistan örneği iktidarın kurumsal ve
örgütsel üstünlüklerinin seçim sonucunu tek başına belirlemeye
yetmeyebileceğini göstermektedir. Eşitsiz seçim koşulları ve yerleşik siyasal
ağlar, iktidar lehine üstünlükler yaratabilir ancak toplumsal hoşnutsuzluk
genişlediğinde ve yeni bir temsil biçimi ortaya çıktığında bu üstünlüklerin
etkisi sınırlanabilir. Buradan çıkarılabilecek sonuç kurumsal üstünlüklerin
önemsiz olduğu değildir. Asıl sonuç siyasal üstünlüklerin seçim sonucunu
güvence altına alan mutlak bir belirleyici olarak görülemeyeceğidir. Toplumsal
seferberlik muhalif seçmenlerin ortak bir tercih etrafında toplanması ve seçenek
bir örgütlenmenin ortaya çıkması bu üstünlükleri dengeleyebilecek etmenlerdir.
Öğrenci eylemi
geleneksel parti yarışmasına seçenek bir model oluşturdu mu?
Araştırmanın en önemli sorusu budur.
Mevcut bulgular eylemin geleneksel siyasal parti örgütlenmesinden farklı temsil
ve aday belirleme yöntemleri geliştirdiğini göstermektedir. Ancak bu farklılık
kalıcı bir seçenek siyasal modelin kurulduğunu kanıtlamaya yetmez. Bir seçenek
modelin varlığından söz edebilmek için kolektif karar alma yöntemlerinin seçim
sonrasında da sürdürülmesi, siyasal programın açıklığa kavuşturulması,
temsilcilerin hesap verebilirliğinin sağlanması ve kamu yönetimiyle ilgili
kararların uygulanabilir duruma getirilmesi gerekir. Bunlar seçim başarısından
sonra gözlenmesi gereken ölçütlerdir. Bu nedenle mevcut bulguların desteklediği
en dikkatli sonuç Sırbistan deneyiminin geleneksel siyasal yarışmanın bazı
örgütlenme ve temsil biçimlerini dönüştürme gizil gücü taşıdığıdır. Eylemin
kalıcı bir seçenek model oluşturup oluşturmadığı ise henüz sonuçlanmış bir sorun
olarak değerlendirilemez.
Sırbistan
deneyimi başka ülkeler için ne ifade ediyor?
Sırbistan deneyimi, başka ülkelerde
aynı sonucun tekrarlanacağını göstermez. Buna karşılık, toplumsal
hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal hedefe dönüştürülmesi, geleneksel muhalefetin
temsil boşluğunun doldurulması ve toplumsal seferberliğin seçim örgütlenmesine
çevrilmesi gibi süreçlerin karşılaştırmalı araştırmalarda incelenmesine olanak
tanır. Türkiye ile Sırbistan arasındaki karşılaştırma da tek bir örgütlenme
biçiminin evrensel üstünlüğünü kanıtlamak için değil, gençlik eylemlerinin ve
geleneksel muhalefetin farklı siyasal koşullarda nasıl ilişki kurduğunu anlamak
için kullanılmalıdır. Bu yaklaşım ülkeye özgü koşulları göz ardı etmeden ortak
açıklayıcı mekanizmaların araştırılmasını sağlar.
Genel bulgu
Araştırmanın genel bulgusu şu şekilde
özetlenebilir: Sırbistan'da seçim başarısını olanaklı kılan süreç toplumsal
hoşnutsuzluğun kendiliğinden iktidar değişikliğine dönüşmesi değil; bu
hoşnutsuzluğun yeni bir siyasal temsil biçimi, ortak hedefler ve seçim
seferberliği aracılığıyla örgütlenmesidir. Bu bulgu seçim zaferi ile kalıcı
demokratik dönüşüm arasında da ayrım yapılmasını gerektirir. İktidarın seçimde
yenilmesi siyasal kurumların bütün sorunlarının çözüldüğünü veya yeni oluşumun
demokratik bir yönetim modelini başarıyla kurduğunu tek başına göstermez. Aynı
biçimde, geleneksel parti örgütlenmesinin dışında gelişen bir eylemin seçim
kazanması da parti temelli siyasal yarışmanın sona erdiği anlamına gelmez. Dolayısıyla
Sırbistan deneyiminin temel önemi yeni bir siyasal modelin kesin olarak ortaya
çıkmış olmasından çok toplumsal eylemlerin siyasal temsil ve seçim başarısı
üretme kapasitesini görünür kılmasındadır.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Sonuç: Seçim
Zaferini Olanaklı Kılan Devingenler
Sırbistan'da öğrenci eyleminin
desteklediği seçim listesinin başarısı uzun süre iktidarda kalan bir yönetimin
seçim üstünlüğünü kaybetmesine yol açan siyasal süreçlerin anlaşılması
bakımından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Bu başarının açıklanması yalnızca
protestoların büyüklüğüne veya seçmenlerin iktidara yönelik hoşnutsuzluğuna
dayandırılamaz. Asıl belirleyici sorun toplumsal hoşnutsuzluğun nasıl örgütlü
bir siyasal talebe dönüştürüldüğü ve bu talebin seçim yoluyla iktidar
değişikliğini olanaklı kılacak bir temsil biçimiyle nasıl birleştirildiğidir. Araştırmanın
bulguları bu dönüşümün birbirini tamamlayan dört temel devingen üzerinden
açıklanabileceğini göstermektedir. Birinci devingen, toplumsal hoşnutsuzluğun
ortak bir siyasal sorunsala dönüştürülmesidir. Novi Sad'daki ölümcül çökme
olayı kamusal sorumluluk ve hesap verebilirlik tartışmalarını yoğunlaştıran bir
başlangıç noktası olmuştur. Ancak olayın siyasal etkisi yalnızca doğrudan
sonuçlarından değil, daha geniş kurumsal sorunların simgesi durumuna
gelmesinden kaynaklanmıştır. Öğrenci eylemi bu tepkiyi süreklilik taşıyan bir
toplumsal seferberlikle ilişkilendirebilmiştir. İkinci devingen geleneksel
muhalefetin temsil sınırlarının aşılmaya çalışılmasıdır. Öğrenci eylemi mevcut
siyasal partilerle özdeşleşmiş temsil biçimlerinin dışında bir örgütlenme alanı
oluşturmuş, kolektif aday belirleme yöntemleri ve farklı meslek gruplarından
kişilerin katılımıyla daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşma olanağı elde
etmiştir. Bu gelişme geleneksel partilerin siyasal temsil bakımından bütünüyle
işlevsiz kaldığını değil, yeni aktörlerin onların dolduramadığı bazı temsil
boşluklarından yararlanabildiğini göstermektedir. Üçüncü devingen, toplumsal
seferberliğin seçim kapasitesine dönüştürülmesidir. Protestoların seçim
zaferine dönüşmesi, toplumsal desteğin seçim listesi, adaylar, ortak hedefler
ve seçmen katılımı aracılığıyla örgütlenmesini gerektirmiştir. Dolayısıyla toplumsal
eylem ile seçim başarısı arasındaki bağlantı kendiliğinden oluşmamış ve
örgütsel ve siyasal aracılar üzerinden kurulmuştur. Dördüncü devingen ise
iktidarın yerleşik üstünlüklerinin toplumsal seferberlik karşısında yetersiz
kalabilmesidir. Kamu yönetimi olanakları, siyasal iletişim üstünlüğü ve
yerleşik örgütlenme ağları iktidar lehine üstünlükler yaratabilir. Bununla
birlikte, bu üstünlükler toplumsal hoşnutsuzluk genişlediğinde ve farklı
muhalif seçmenler ortak bir seçim tercihi çevresinde birleştiğinde seçim
sonucunu güvence altına almaya yetmeyebilir. Bu dört devingen birlikte
değerlendirildiğinde Sırbistan'daki seçim zaferinin tek bir nedene
indirgenemeyeceği anlaşılmaktadır. Başarı toplumsal tepkinin siyasal anlam
kazanması, yeni bir temsil biçiminin ortaya çıkması, seçim örgütlenmesinin
kurulması ve seçmen seferberliğinin gerçekleşmesi arasındaki etkileşimle
açıklanmalıdır.
Geleneksel
Siyasal Parti Yarışmasına Bir Seçenek mi?
Araştırmanın başlangıcındaki temel
soru Sırbistan'daki öğrenci eyleminin geleneksel siyasal parti yarışmasına bir
seçenek sunup sunmadığı veya bu yarışmanın değişmiş bir sürümünü mü temsil
ettiğidir. Mevcut bulgular ikinci açıklamanın şimdilik daha dikkatli ve
savunulabilir olduğunu düşündürmektedir. Öğrenci eylemi geleneksel parti
hiyerarşilerinden farklı örgütlenme ve aday belirleme yöntemleri
geliştirmiştir. Ancak seçimlere katılması temsilciler aracılığıyla siyasal
kararları etkilemeyi hedeflemesi ve iktidar değişikliğini seçim yoluyla
gerçekleştirmesi bakımından mevcut siyasal yarışmanın temel işlevleri içinde eylem
etmektedir. Bu nedenle Sırbistan deneyimini geleneksel siyasal partilerin
yerini alacak yeni bir modelin kesin biçimde ortaya çıkması olarak
nitelendirmek için henüz yeterli kanıt bulunmamaktadır. Daha doğru
değerlendirme toplumsal eylemlerin geleneksel siyasal yarışmaya farklı temsil
ve seferberlik araçlarıyla katılabileceği ve bu yarışmanın örgütlenme
biçimlerini dönüştürebileceğidir. Bununla birlikte, bu sonuç eylemin gelecekte seçenek
bir siyasal model geliştiremeyeceği anlamına gelmez. Böyle bir modelin
varlığını değerlendirebilmek için kolektif karar alma yöntemlerinin
sürdürülebilirliği, siyasal programın açıklığı, temsilcilerin hesap
verebilirliği ve kamu kurumlarının işleyişini değiştirme kapasitesi
izlenmelidir. Dolayısıyla seçim zaferi yeni bir modelin varlığını kanıtlayan kesin
sonuç değil, böyle bir dönüşümün gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini araştırmayı
gerekli kılan başlangıç noktasıdır.
Seçim Zaferi ile
Demokratik Dönüşüm Arasındaki Ayrım
Sırbistan örneği seçim sonucuyla
demokratik dönüşüm arasında doğrudan ve zorunlu bir ilişki kurulamayacağını da
göstermektedir. Bir iktidarın seçimde yenilmesi seçim koşullarındaki
eşitsizliklerin ortadan kalktığı, kamu kurumlarının bağımsızlaştığı veya siyasal
hesap verebilirliğin kalıcı biçimde sağlandığı anlamına gelmez. Yeni siyasal
oluşumun demokratik niteliği yalnızca iktidarın değişmesiyle değil, iktidarın
nasıl kullanılacağıyla da ilgilidir. Kolektif katılımın korunması, farklı
görüşlerin temsil edilmesi, kararların gerekçelendirilmesi ve temsilcilerin
denetlenebilmesi seçim sonrasındaki siyasal performansın temel ölçütleri
arasında yer almalıdır. Burada önemli bir sınama ortaya çıkmaktadır: İktidar
değişikliği talebi çevresinde birleşen toplumsal eylem siyasal sorumluluk
üstlendiğinde de çoğulcu ve hesap verebilir bir karar alma düzenini
koruyabilecek midir? Bu sorunun yanıtı yalnızca eylemin seçim öncesi söylemine
değil, somut kararlarına ve kurumsal uygulamalarına bakılarak verilebilir. Bu
nedenle Sırbistan deneyiminin demokratik sonuçları hakkında kesin bir hüküm
vermek için seçim sonrasındaki gelişmelerin izlenmesi gerekir. Seçim başarısı
önemli bir siyasal değişimdir fakat demokratik kurumsallaşmanın tamamlandığını
gösteren yeterli bir ölçüt değildir.
Karşılaştırmalı
Araştırmalar İçin Öneriler
Sırbistan deneyiminden eylemle
geliştirilen açıklayıcı çerçevenin başka ülkelerde sınanması bu araştırmanın
önemli bir devam alanıdır. Ancak karşılaştırmalar yalnızca öğrenci eylemlerinin
varlığına veya seçim başarısına göre yapılmamalıdır. Toplumsal hoşnutsuzluğun
niteliği, geleneksel muhalefetin temsil kapasitesi, yeni eylemlerin örgütlenme
biçimleri ve seçim koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Bu çerçevede üç
araştırma önerisi geliştirilebilir. İlk olarak, toplumsal protestoların seçim
başarısına dönüşme süreci farklı ülkelerde karşılaştırmalı olarak
incelenmelidir. Böylece protesto yoğunluğu ile seçim sonucu arasında doğrudan
bir ilişki varsaymak yerine bu dönüşümü olanaklı kılan örgütsel ve siyasal
mekanizmalar belirlenebilir. İkinci olarak, geleneksel muhalefet ile yeni
toplumsal eylemler arasındaki ilişkinin sonuçları araştırılmalıdır. Yeni eylemlerin
mevcut partilerden bağımsız örgütlenmesi her zaman daha başarılı olmayabilir.
Bazı koşullarda partilerle iş birliği ve bazı koşullarda ise bağımsız temsil
daha işlevsel olabilir. Bu nedenle farklı örgütlenme biçimlerinin hangi
koşullarda etkili olduğu karşılaştırmalı verilerle sınanmalıdır. Üçüncü olarak,
seçim başarısı elde eden toplumsal eylemlerin seçim sonrasındaki kurumsallaşma
süreçleri izlenmelidir. Kolektif karar alma, program geliştirme, hesap
verebilirlik ve yönetme kapasitesi bakımından ortaya çıkan sonuçlar eylemin bir
model seçeneği oluşturup oluşturmadığını belirlemek için önemlidir.
Türkiye Açısından
Çıkarımlar
Sırbistan deneyiminin Türkiye
bakımından önemi aynı örgütlenme biçiminin doğrudan uygulanması gerektiğini
göstermesinde değil, siyasal temsil sorunlarının nasıl aşılabileceğine ilişkin
sorular ortaya koymasındadır. Türkiye'de de toplumsal eylemler ile geleneksel
muhalefet arasındaki ilişki siyasal temsilin niteliği ve muhalefetin farklı
toplumsal kesimlere ulaşma kapasitesi bakımından incelenebilir. Ancak
Sırbistan'daki öğrenci eyleminin seçim başarısı Türkiye'de benzer bir eylemin
aynı sonucu elde edeceği yönünde bir öngörüye temel oluşturmaz. Ülkelerin
siyasal kurumları, seçim düzenleri, toplumsal eylem gelenekleri ve muhalefet
yapıları farklıdır. Türkiye açısından çıkarılabilecek temel öneri yeni bir
siyasal oluşumun mutlaka geleneksel partilerden bağımsız kurulması gerektiği
değildir. Öncelikle mevcut siyasal temsil mekanizmalarının hangi toplumsal
kesimlere ulaşamadığı, seçmen güveninin hangi nedenlerle zayıfladığı ve ortak
siyasal hedeflerin nasıl oluşturulabileceği araştırılmalıdır. Buna göre siyasal
temsilin yenilenmesi üç yoldan biriyle veya bunların bileşimiyle
gerçekleşebilir: mevcut partilerin örgütsel ve programındaki dönüşüm, yeni
toplumsal eylemlerin bağımsız siyasal oluşumlara dönüşmesi veya farklı
toplumsal aktörler arasında yeni iş birliği biçimlerinin kurulması. Hangi
seçeneğin daha etkili olacağı ülkenin somut koşulları ve ortaya çıkan siyasal
örgütlenmenin niteliği üzerinden değerlendirilmelidir.
Son Değerlendirme
Sırbistan deneyimi, uzun süre
iktidarda kalan bir yönetimin seçim üstünlüğünün mutlak olmadığını ve toplumsal
hoşnutsuzluğun yeni bir temsil biçimi aracılığıyla seçim başarısına
dönüştürülebileceğini göstermektedir. Ancak bu başarıyı yalnızca gençlerin katılımıyla,
protestoların büyüklüğüyle veya geleneksel muhalefetin zayıflığıyla açıklamak
yeterli değildir. Belirleyici süreç, toplumsal hoşnutsuzluğun ortak bir siyasal
hedefe dönüştürülmesi, yeni bir temsil biçiminin oluşturulması ve bu temsilin
seçim örgütlenmesi aracılığıyla somut bir sonuca çevrilmesidir. Bu süreç
siyasal değişimin toplumsal ve örgütsel boyutlarının birlikte
değerlendirilmesini gerektirmektedir. Araştırmanın temel sonucu şudur:
Sırbistan deneyimi geleneksel siyasal parti yarışmasının sona erdiğini değil,
toplumsal eylemlerin bu yarışmanın temsil ve örgütlenme biçimlerini
dönüştürebilecek bir kapasite geliştirebildiğini göstermektedir. Bu kapasitenin
kalıcı bir seçenek siyasal modele dönüşüp dönüşmeyeceği ise seçim sonrasındaki
kurumsallaşma ve yönetme deneyimiyle belirlenecektir. Bu nedenle Sırbistan
örneğinin asıl önemi yalnızca bir seçim zaferinde değil, toplumsal itirazın
siyasal temsil aracılığıyla iktidar değişikliği üretebilmesinde ve bu dönüşümün
geleneksel siyasal yarışmanın geleceği hakkında yeni araştırma soruları ortaya
çıkarmasında yatmaktadır.
KAYNAKÇA
CRTA. (2026, October 26). The CRTA
Election Observation Mission presented its preliminary assessment of election
day: Mobilization against electoral engineering. https://crta.rs/en/the-crta-election-observation-mission-presented-its-preliminary-assessment-of-election-day-mobilization-against-electoral-engineering/
OSW Centre for Eastern Studies. (2026,
October 21). Vucic or the students? Serbia ahead of the parliamentary
elections. https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/osw-commentary/2026-10-21/vucic-or-students-serbia-ahead-parliamentary-elections
Republic of Serbia. (2026, October
26). Student List wins 52.71% of the vote according to RIK’s preliminary
results. https://www.srbija.gov.rs/vest/en/290661/student-list-wins-5271-of-the-vote-according-to-riks-preliminary-results.php
Reuters. (2026, October 26). After
Vucic defeat, Serbia waits to learn how student-backed leaders will govern. https://www.reuters.com/world/after-vucic-defeat-serbia-waits-see-how-student-backed-leaders-will-govern-2026-10-26/
Soyaltin-Colella, D., ve Ayan Musil,
P. (2026). Youth movements and opposition parties in times of autocratization:
Turkey and Serbia. Democratization. Advance online publication. https://doi.org/10.1080/13510347.2026.2717549
Vucicevic, D., ve Jovic, N. (2026).
Beyond ideological polarization: How Serbian students are uniting fragmented
opposition voters. Democratization. Advance online publication. https://doi.org/10.1080/13510347.2026.2729349
[1] CRTA,
Sırbistan’da seçimleri ve demokratik süreçleri izleyen bağımsız bir sivil
toplum kuruluşudur. Açılımı Center for Research, Transparency and
Accountability olup Türkçeye Araştırma, Saydamlık ve Hesap Verebilirlik Merkezi
olarak çevrilebilir.
[2] OSW,
Polonya merkezli bağımsız bir dış siyasa ve uluslararası ilişkiler araştırma
kuruluşudur. Açılımı Osrodek Studiow Wschodnich olup İngilizce adı Centre for
Eastern Studies şeklindedir. Türkçeye Doğu Araştırmaları Merkezi olarak
çevrilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder