Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

19 Ekim 2025 Pazar

 

Kıbrıs Seçimleri 2025

 

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

 

 

Öz

Bu çalışma, 2025 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı seçimlerini, adaylar arasındaki farklılıklar ve ortak noktalar bağlamında incelemektedir. Seçim süreci, adayların siyasal stratejileri, toplum kesimleriyle ilişkileri ve seçim sonrası olası etkileri açısından değerlendirilmektedir. Çözümleme ve değerlendirmeler, seçimlerin KKTC siyasetinde yaratabileceği değişimler ve Türkiye-KKTC ilişkilerine olası yansımalarını ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler: KKTC, Devlet Başkanlığı Seçimleri, 2025, siyaset, Türkiye-KKTC ilişkileri

 

Abstract

This study analyzes the 2025 Presidential Elections in the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC), focusing on the similarities and differences among candidates. The election process is evaluated in terms of political strategies, relations with societal groups, and potential post-election impacts. The analysis highlights possible changes in TRNC politics and their implications for Turkey-TRNC relations.

Keywords: TRNC, Presidential Elections, 2025, politics, Turkey-TRNC relations


 

GİRİŞ

Kıbrıs sorunu, 1974’ten bu yana çözülmemiş bir uluslararası uyuşmazlık olarak hem bölgesel hem de küresel siyasette önemini korumaktadır. Ada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) olarak ikiye bölünmüştür ve diplomatik ve ekonomik yapılar her iki taraf için farklı kazanımlar üretmiştir. KKTC’de federal çözüm yanlısı ve iki devletli çözüm yanlısı siyasal söylemler arasındaki çatışma, toplumun siyasal tercihlerini belirleyen temel etmenlerden biri olmuştur.

Ekim 2025’te yapılacak KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri iki turlu bir sistem ile gerçekleştirilecektir: İlk turda adaylardan biri %50’den fazla oy alırsa seçimi kazanacaktır. %50 çoğunluk sağlanamazsa, bir hafta sonra en fazla oy alan iki aday arasında ikinci tur yapılacaktır.

Son anket sonuçları, ilk turda adayların oy oranlarını yaklaşık olarak şöyle göstermektedir: Erhürman: %38–40, Tatar: %42–44, diğer adaylar toplamı: %14–20.

Bu sonuçlar, seçimlerin büyük olasılıkla ikinci tura kalacağını ve bu turda Erhürman ile Tatar arasında bir yarış yaşanacağını göstermektedir. Anketler ayrıca Erhürman destekçilerinin beklentilerinin ağırlıklı olarak AB pasaportu ve uluslararası bütünleşme gibi somut kazanımlar üzerine odaklandığını, federal çözüm ve reform söylemlerinin ise daha çok simgesel veya idealist nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır.

Erhürman, federal çözüm ve AB ile bütünleşme eksenli bir siyasala önerirken, Tatar iki devletli çözüm ve Türkiye ile güçlü bağları ön plana çıkarmaktadır.

Araştırmanın Amaç ve Hedefleri

Amaç

Bu makalenin amacı, Erhürman’ın seçim zaferi senaryosu üzerinden, KKTC’de federal çözüm beklentilerinin gerçekçi olup olmadığını ve uluslararası etmenlerin bu beklentileri nasıl şekillendirdiğini çözümlemektir. Özellikle son yıllarda Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, İsrail-Kıbrıs-Yunan enerji (doğal gaz ve elektrik) ve güvenlik iş birlikleri, Mısır-Rum doğal gaz projeleri ve ekonomik münhasır bölge çatışmaları gibi gelişmeler federal çözüm bakış açısını önemli ölçüde etkilemektedir.

Makale, öncelikle Erhürman destekçilerinin güdülenmelerini incelerken, AB pasaportu odaklı beklentilerin öncelikli güdülenme olduğunu, federal çözüm ve reform beklentilerinin ise daha çok simgesel veya idealist nitelikte olduğunu göstermektedir.

Hedefler

Bu makalenin temel amacı, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında federal çözüm beklentilerini ve uluslararası etmenlerin etkisini çözümlemektir. Özellikle Erhürman’ın seçim zaferi senaryosu üzerinden, federal çözüm olasılıklarını, destekçilerin güdülenmelerini ve Rum tarafının stratejik üstünlüklerini değerlendirmek hedeflenmektedir.

Seçmen Güdülenmelerini Çözümlemek:

Erhürman destekçilerinin federal çözüm ve AB ile bütünleşme beklentilerini somut ve simgesel güdülenmeler bağlamında incelemek.

AB pasaportu odaklı beklentinin, diğer reform ve federal çözüm söylemleri üzerindeki belirleyici rolünü değerlendirmek.

Uluslararası Etmenlerin Etkisini Değerlendirmek:

Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon yatakları, enerji projeleri ve ekonomik münhasır bölge çatışmalarının federal çözüm üzerindeki etkilerini tartışmak.

İsrail, Yunanistan, Mısır ve AB’nin askeri ve ekonomik iş birliklerinin Rum tarafının stratejik üstünlüklerini nasıl pekiştirdiğini çözümlemek.

Federal Çözümün Uygulanabilirliğini Tartışmak:

Annan Planı gibi tarihsel örnekler üzerinden federal çözümün geçmişteki başarısızlık ve engellerini değerlendirmek.

Güncel uluslararası koşullar ışığında federal çözümün uygulanabilirliğini ve olası senaryoları belirlemek.

Seçim Sonuçları ve Siyasa Önerileri:

Son anketler ve seçim sistemi verileri ile federal çözüm bakış açısının gelecekteki olası gelişmelerini öngörmek.

KKTC’de federal çözümün yaşama geçirilmesi için gerekli siyasaları ve strateji önerilerini ortaya koymak.

Araştırma Soruları

Bu makalede yanıtlanması amaçlanan temel sorular şunlardır:

Seçmen Güdülenmesi ve Tercihler

Erhürman destekçileri federal çözüm ve AB ile bütünleşme konularında hangi somut ve simgesel güdülenmelerle hareket etmektedir?

AB pasaportu beklentisi, diğer reform ve federal çözüm söylemlerine kıyasla ne kadar belirleyicidir?

Uluslararası Etmenlerin Rolü

Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, enerji projeleri ve ekonomik münhasır bölge çatışmaları federal çözüm olasılığını nasıl etkilemektedir?

İsrail, Yunanistan, Mısır ve AB’nin askeri ve ekonomik iş birlikleri Rum tarafının stratejik üstünlüklerini nasıl pekiştirmektedir?

Federal Çözümün Uygulanabilirliği

Annan Planı gibi geçmiş deneyimler, federal çözümün karşılaştığı tarihsel engelleri nasıl açıklamaktadır?

Güncel uluslararası koşullar ışığında federal çözüm ne kadar uygulanabilir ve hangi olası senaryolar öngörülebilir?

Seçim Bağlamı ve Siyasa Önerileri

Son anketler ve iki turlu seçim sistemi, federal çözüm beklentilerinin gerçekleşme olasılığını nasıl şekillendirmektedir?

KKTC’de federal çözümün yaşama geçirilmesi için gerekli stratejik adımlar ve siyasa önerileri nelerdir?

Yöntem

Bu çalışmada, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında federal çözüm beklentileri ve uluslararası etmenlerin etkisi incelenmektedir. Araştırma, nitel ve nicel yöntemlerin bir bileşimi kullanılarak yürütülmüştür.

Araştırma betimleyici ve çözümleme odaklı bir araştırmadır. Seçmen güdülenmeleri, Rum tarafının stratejik üstünlükleri ve uluslararası etmenler sistemli şekilde incelenmiştir. Siyasal ve uluslararası ilişkiler çözümlemesi açılarından KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorununa ilişkin güncel ve tarihsel olaylar yorumlanmıştır. Veri çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. KKTC seçimlerine ilişkin son anketler (Erhürman-Tatar oy oranları, ikinci tur olasılığı, seçmen beklentileri), kamuoyu araştırmaları, seçmen eğilimleri ve AB pasaportu güdülenmesi üzerine istatistikler, Annan Planı ve diğer federal çözüm girişimlerinin tarihsel belgeleri ve çözümlemeleri, Rum tarafının hidrokarbon projeleri, enerji ve güvenlik işbirlikleri ile ilgili uluslararası raporlar ve haber kaynakları, akademik yazın ve siyasa incelemeleri ve KKTC’de federal çözüm ve seçmen davranışı üzerine yapılan çalışmalardan elde edilen veriler temel veri kaynaklarını oluşturmuştur.

Kullanılan çözümleme yöntemleri ise içerik çözümlemesi, (belgeler ve raporlar üzerinden stratejik ve siyasal temaların belirlenmesi), karşılaştırmalı çözümleme (Annan Planı ile güncel uluslararası etmenlerin karşılaştırılması ve federal çözüm olasılıklarının değerlendirilmesi) ve seçim sonuçları ve uluslararası gelişmeler ışığında olası federal çözümler gibi senaryo çözümlemeleridir

Araştırmanın sınırlılıkları da vardır. Anket verilerinin kestirimsel sonuçlara dayalı olması, kesin seçim sonuçlarını yansıtmayabilir. Uluslararası etmenler ve enerji-güvenlik siyasaları hızla değişebileceği için çözümleme güncel duruma göre yorumlanmıştır. Nitel çözümlemede kullanılan kaynaklar, yazının ve raporların erişilebilirliği ile sınırlıdır.

KURAMSAL ÇERÇEVE

Bu çalışmanın kuramsal çerçevesi, uluslararası ilişkiler, seçim davranışı ve devletlerarası güç dengeleri üzerine odaklanmaktadır. Kuramsal yaklaşım, KKTC’de federal çözüm beklentilerinin oluşumunu ve uygulanabilirliğini anlamak için üç temel bakış açısını bir araya getirmektedir.

Birincisi seçmen güdülenmeleri ve akılcı tercih kuramıdır. Akılcı Tercih Kuramı (Rational Choice Theory) bireylerin siyasal kararlarını kişisel yarar ve maliyetler üzerinden aldığını savunur. KKTC bağlamında, Erhürman destekçileri için AB pasaportu, ekonomik fırsatlar ve uluslararası bütünleşme somut yarar sağlayan unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır. Federal çözüm ve reform söylemleri ise daha çok simgesel veya idealist güdülenmeler olarak değerlendirilebilir.

İkinci önemli kuram federal çözüm ve barış çerçeveleri ile ilgilidir. Çatışmaların çözümü ve federalizm yazını, çok etnik unsurlu ve bölünmüş toplumlarda federal yapıların güç paylaşımı, siyasal eşitlik ve güvenlik güvencesi sağlama mekanizması olduğunu ortaya koymaktadır. Kıbrıs’ta Annan Planı ve önceki federal çözüm girişimleri bu yoldaki tarihsel ve kurumsal engelleri göstermektedir. Bu kuramsal bakış açısı, federal çözümün uygulanabilirliği ve engellerinin çözümlemesinde temel oluşturmaktadır.

Uluslararası etmenler ve Güç Dengesi Kuramı üzerinde durulması gereken son kuramdır. Gerçekçi yaklaşım ve güç dengesi kuramı, devletlerin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını en üst düzeye çıkarmaya çalıştığını öne sürer. Kıbrıs bağlamında, hidrokarbon kaynakları, enerji projeleri ve askeri iş birlikleri Rum tarafına stratejik üstünlük sağlamaktadır. İsrail, Yunanistan, Mısır ve AB’nin rolü, KKTC’nin federal çözüm pazarlık gücünü sınırlayan uluslararası etmenler olarak değerlendirilmelidir.

Bu kuramsal çerçeve, Erhürman destekçilerinin güdülenmelerini, federal çözüm olasılıklarını ve Rum tarafının stratejik üstünlüklerini çözümlemede kullanılacaktır. Aynı zamanda, seçim anketleri ve uluslararası gelişmeler ışığında siyasal senaryoların değerlendirilmesini sağlayacaktır.

YAZIN TARAMASI

Kıbrıs sorunu ve federal çözüm tartışmaları üzerine yapılan yazın, tarihsel çözüm girişimleri, seçmen davranışları ve uluslararası etmenler ekseninde yoğunlaşmaktadır. Bu bölümde ayrıca medya yazıları, uzman yorumları ve ulusal/uluslararası görüşler incelenmiştir.

Annan Planı (2004), Kıbrıs’ta federal çözümün en somut örneği olarak geniş biçimde incelenmiştir. Akademik çalışmalar, Rum tarafının elde ettiği kazanımlar nedeniyle paylaşım konusunda isteksiz olduğunu göstermektedir. Ulusal ve uluslararası yorumlar, Annan Planı’nın başarısızlığının güvenlik, mülkiyet ve diplomatik üstünlük gibi etmenlerden kaynaklandığını vurgulamaktadır (BBC Türkçe, 2004; Hürriyet Kıbrıs, 2004).

Son kamuoyu araştırmaları, KKTC seçmenlerinin davranışlarını AB ile bütünleşme, ekonomik fırsatlar ve güvenlik kaygıları ekseninde açıklamaktadır (GENAR, 2025; CMIRS, 2025). 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin anketlerinde Erhürman %38–40, Tatar %42–44 ve diğer adaylar ise %14–20 aralığında ölçülmektedir. Bu veriler, seçimin büyük olasılıkla ikinci tura kalacağını göstermektedir. Medya yazıları ve yorumlar, Erhürman destekçilerinin AB pasaportu ve uluslararası bütünleşme gibi somut kazanımların peşinde olduğunu, federal çözüm ve reform söylemlerinin ise simgesel veya idealist nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır (Kıbrıs Postası, 2025; Havadis, 2025).

Ulusal yorumlarda ise, KKTC’deki siyasal yorumcuları, federal çözümün uygulanabilirliğinin sınırlı olduğunu ve seçmenlerin somut kazanımlar odaklı tercih yaptığı belirtilmektedir (Halkın Sesi, 2025).

AB yetkilileri ve diplomatik çevreler ise Kıbrıs görüşmelerinin enerji ve güvenlik konularından bağımsız yürütülemeyeceğini vurgulamaktadır (EU Observer, 2025).

Akademik çalışmalar ve raporlar, Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, enerji projeleri ve ekonomik münhasır bölge çatışmalarının federal çözüm görüşmelerini etkileyen kritik etmenler olduğunu göstermektedir (Papadopoulos, 2023; İsrail Enerji Bakanlığı Raporu, 2024). İsrail, Yunanistan ve Mısır ile yapılan askeri ve ekonomik iş birlikleri, Rum tarafının stratejik üstünlüğünü güçlendirmekte ve Kuzey Kıbrıs ile paylaşım isteğini azaltmaktadır (Kıbrıs Siyasal Çözümlemeleri, 2024).

Medya ve yorum yazıları, Erhürman-Tatar yarışında AB pasaportu ve somut kazanımların seçmen tercihlerinde belirleyici olduğunu vurgulamaktadır (Kıbrıs Postası, 2025; Havadis, 2025). Uluslararası gözlemciler, federal çözümün uygulanabilirliğinin enerji, güvenlik ve diplomatik güç dengeleri nedeniyle sınırlı olduğunu belirtmektedir (EU Observer, 2025).

Geçmiş ve güncel çalışmalar, federal çözümün hem tarihsel engellerini hem de güncel uluslararası koşullarla karşılaştığı zorlukları ortaya koymaktadır. Seçmen güdülenmeleri, anketler ve yorumlar, AB pasaportu ve somut kazanımların seçmen tercihlerinde belirleyici olduğunu, federal çözüm söylemlerinin ise çoğu zaman simgesel bir rol oynadığını doğrulamaktadır.

ÇÖZÜMLEME

AB ile Bütünleşme Olasılığı veya İsteği

Erhürman destekçileri, somut beklenti olarak federal çözüm ve AB ile bütünleşme bağlamında özellikle uygulanabilir ve ölçülebilir kazanımlar için hareket etmektedir. AB pasaportu ve Avrupa’da seyahat özgürlüğüne sahip olmak başat bir etmen olarak ortaya çık aktadır. AB üyesi bir devletin vatandaşı olmanın sağlayacağı yararlar, seyahat kolaylıkları, eğitim ve iş olanaklarına kolay erişim seçmene oldukça çekici görünmektedir. AB fonları, yatırımlar, turizm gelirleri ve ticaretin bütünleşmesi gibi ekonomik kazanımlar seçmen tercihinde öne çıkmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda daha görünür ve kabul edilebilir hale gelmesinin diplomatik ve ticari ilişkilerde üstünlük sağlayacağına inanıl maktadır. Yatırım ve sermaye akışı açısından ise AB müktesebatına uyum sağlamanın yatırımcı güvenini artırarak ekonomik kalkınmayı destekleyeceği öngörülmektedir.

Simgesel beklentiler ise doğrudan ekonomik veya uygulanabilir bir yarar sağlamasa da siyasal ve kültürel değerler üzerinden hareket etmektedir. Ada’da kalıcı bir barışın sağlanması ve toplumların eşit temsil edilmesi Erhürman destekçileri için güçlü bir değer temsili oluşturmaktadır. Onlara göre, AB ölçünleri ve federal yapı, hukukun üstünlüğü ve demokratik yönetim ilkelerini simgeleyecektir. AB ile bütünleşme çağdaş ve Batı ile bütünleşmiş bir Kuzey Kıbrıs idealini temsil etmektedir. İki devletli çözüm ve Türkiye’ye bağımlılıktan farklı bir siyasal modeli benimseme arzusu simgesel olarak destekçilerin siyasal duruşunu ifade etmektedir.

Özetlenecek olursa, somut güdülenmeler Erhürman destekçilerinin gündelik ve ekonomik çıkarlarına yöneliktir, simgesel güdülenmeler ise idealler, demokratik değerler ve barış arzusuna dayanmaktadır. Ancak anket ve yorumlar göstermektedir ki, gerçek seçmen davranışında somut güdülenmeler önceliklidir ve simgesel güdülenmeler ise destekçilerin kendilerini ifade etme biçimi olarak öne çıkmaktadır.

AB Pasaportu Beklentisinin Belirleyiciliği

2025 seçim anketleri Erhürman destekçilerinin önceliklerini açıklıkla göstermektedir. AB pasaportu ve uluslararası tanınma etmeni %65–70 oranında belirleyicidir. Federal çözüm ve reform söylemlerinin belirleyicilik oran %20–25’tir. Diğer siyasal vaatler ise %10–15 oranında etkili olacaktır. Bu veriler, seçmenlerin büyük çoğunluğunun gündelik ve somut kazanımlar üzerine karar verdiğini göstermektedir.

Somut güdülenmeler arasında AB pasaportu, ekonomik fırsatlar, uluslararası tanınma gibi doğrudan yaşamı etkileyen kazanımlar seçmen davranışlarını şekillendirmede belirleyici olmuştur. Simgesel güdülenmeler açısından ise Federal çözüm, demokratik değerler ve barış arzusu gibi idealler, seçmenler için önemli olmakla birlikte doğrudan oy verme kararını büyük ölçüde etkilememektedir.

KKTC medya çözümlemeleri ve siyasal yorumlar Erhürman destekçilerinin AB pasaportu beklentisini seçim tercihlerini belirleyen ana etmen olarak gördüğünü doğrulamaktadır (Kıbrıs Postası, 2025; Havadis, 2025). Uzman yorumları, federal çözüm ve reform söylemlerinin daha çok siyasal simge ve ideolojik duruş olarak algılandığını vurgulamaktadır.

AB pasaportu beklentisi somut bir kazanım olsa da Rum tarafının stratejik üstünlüğü ve enerji-güvenlik etmenleri nedeniyle federal çözümün uygulamada gerçekleşme olasılığı düşüktür. Bu durum, seçmenlerin AB pasaportu gibi kısa vadeli ve somut kazanımlara daha fazla odaklanmasına yol açmaktadır.

Sonuç olarak belirtmek gerekirse, AB pasaportu beklentisi, Erhürman destekçilerinin seçim davranışlarında en belirleyici güdülenmedir. Federal çözüm ve reform söylemleri, destekçilerin ideallerini ve siyasal duruşlarını ifade eden simgesel araçlar olarak kalmaktadır. Dolayısıyla, seçim sonuçlarını ve ikinci tur senaryolarını çözümlerken AB pasaportu ve somut kazanımların belirleyiciliği öncelikli parametre olarak değerlendirilmelidir.

Kıbrıs Çevresindeki Enerji ve Federal Çözümün Etkileşimi

Kıbrıs adası çevresinde doğal gaz ve petrol yatakları hem Güney Kıbrıs hem de Türkiye-Kuzey Kıbrıs için stratejik ve ekonomik öneme sahiptir. Rum tarafı, bu kaynakların işletme ve ihracat haklarını tek taraflı olarak denetim altında tutmaktadır. Bu durum, federal çözüm bakış açısını zayıflatmaktadır. Çünkü kuzeyin enerji ve ekonomik paylaşımda somut kazanım elde etmesi sınırlıdır.

İsrail-Kıbrıs-Yunanistan enerji iş birlikleri elektrik ve doğalgaz hatları, Rum kesimini bölgesel enerji ağıyla bütünleştirmeyi ve GKRY’nin enerji sorununu çözmeyi hedeflemektedir. Mısır-Rum doğal gaz projeleri ise Rum tarafına enerji ihracatı ve ekonomik gelirleri açısından ek üstünlükler sağlamaktadır. AB ve uluslararası yatırımcıların ilgisi ve Rum tarafının enerji projeleri ise kuzeyin dış yatırımlardan pay almasını engellemekte ve federal çözüm güdülenmesini sınırlamaktadır.

Kıbrıs çevresindeki deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölge (MEB) çatışmaları, federal çözüm görüşmelerinde önemli bir gerilim unsurudur. Rum tarafının stratejik ve ekonomik üstünlüğü, federal çözüm pazarlıklarını zayıflatmakta ve kuzeyin paylaşım beklentilerini sınırlamaktadır. Türkiye ve KKTC’nin enerji kaynaklarına erişimi sınırlı olduğundan federal çözüm gerçekçi bir ekonomik kazanım getirme olasılığı düşük görünmektedir.

İsrail’in Güney Kıbrıs’ta askeri varlığı ve İsrail-Yunanistan-Rum askeri iş birliği, Rum tarafının güçlü bir güvenlik arka planına sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, kuzeyin federal çözüm görüşmelerinde stratejik olarak zayıf konumda olmasına yol açmaktadır. Enerji ve güvenlik etmenleri, Rum tarafının paylaşım isteksizliğini destekleyen uluslararası bir çerçeve oluşturmaktadır.

Sonuç olarak değerlendirmek gerekirse, Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, enerji projeleri ve MEB çatışmaları, federal çözüm beklentilerini sınırlayan ana uluslararası etmenler olarak öne çıkmaktadır. Rum tarafı, elde ettiği ekonomik ve stratejik üstünlükleri paylaşmak istememekte ve bu durum, Erhürman destekçilerinin federal çözüm ideallerini somut kazanımlara dönüştürmesini zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, federal çözüm senaryoları çözümlenirken, enerji ve güvenlik dinamikleri kritik belirleyici etmen olarak dikkate alınmalıdır.

Uluslararası İş Birliklerinin Rum Tarafının Stratejik Üstünlüğüne Katkısı

İsrail, Güney Kıbrıs ile doğalgaz projeleri ve enerji nakil hatlarında etkili iş birliği yapmaktadır. Bu iş birliği, Rum tarafının enerji ihracatı ve gelirlerini güvence altına almakta, kuzeyin bu kaynaklardan pay alma şansını sınırlamaktadır. Öte yandan İsrail, Güney Kıbrıs’ta askeri varlık bulundurarak bölgesel caydırıcılık sağlamaktadır. Bu durum, Rum tarafının güvenlik koşullarını güçlendirmekte ve kuzeyin federal çözüm pazarlığında pazarlık gücünü azaltmaktadır.

Yunanistan ile yapılan ortak askeri tatbikatlar ve savunma anlaşmaları, Rum tarafının askeri kapasitesini güçlendirmektedir. Yunanistan, AB ve uluslararası forumlarda Rum tarafının siyasal tavrını desteklemekte ve Kuzey Kıbrıs’ın bağımsız hareket edebilme alanını sınırlamaktadır.

Mısır ile yapılan doğal gaz projeleri ve ihracat iş birlikleri, Rum tarafının enerji gelirlerini artırmakta ve ekonomik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Mısır’ın desteği, Doğu Akdeniz’de Rum tarafının yalnız kalmasını engellemekte ve bölgesel iş birlikleri ile güvenliğini artırmaktadır.

AB, Güney Kıbrıs’a altyapı, yatırım ve finansal destek sağlamaktadır. Bu, kuzeyin ekonomik beklentilerini sınırlayan bir etmendir. AB’nin uluslararası ağı, Rum tarafının federal çözüm pazarlığında elini güçlendirmektedir. Bu nedenle Rum tarafı, AB üyeliği üstünlüğünü kullanarak Kuzey ile paylaşmak konusunda isteksiz davranmaktadır.

Stratejik açıdan değerlendirilecek olursa, Rum tarafının enerji, güvenlik ve diplomatik kapasitesi uluslararası iş birlikleri ile pekiştirilmektedir. Bu durum, Kuzey Kıbrıs’ın federal çözüm görüşmelerinde pazarlık gücünü sınırlamakta ve Erhürman destekçilerinin somut kazanım beklentilerini zorlaştırmaktadır.  Federal çözüm senaryoları çözümlenirken, bu uluslararası iş birliklerinin Rum tarafına sağladığı stratejik üstünlüğün dikkate alınması kritik önem taşımaktadır.

Tarihsel Örnekler: Annan Planı ve Federal Çözümün Engelleri

Annan Planı (2004), Kıbrıs adasında iki toplumlu, iki bölgeli federal bir yapı kurmayı hedeflemişti. Plan, toprak düzenlemeleri, mülkiyet hakları, güvenlik güvenceleri ve güç paylaşımı gibi temel konularda ayrıntılı hükümler içeriyordu. Hem Rum hem de Türk toplumu tarafından referanduma sunulmuş, Rum tarafı reddederken, Türk tarafı kabul etmişti. Rum toplumu, Annan Planı ile elde edeceği üstünlüklere kıyasla verilecek ödünleri fazla buldu. Bu durum, federal çözümün yaşama geçirilmesini engelleyen temel etmendi. Rum tarafı, Türkiye’nin güvenlik güvencelerine ve askeri varlığına karşı çekinceler taşıdı ve bu da çözüm sürecinde güvenlik konularını kritik hale getirdi. Rum tarafı, Planın toprak iadesi ve mülkiyet konusunda beklentilerini tam olarak karşılanmadığını düşündü ve bu da planın reddedilmesinde önemli bir rol oynadı. AB’nin Rum tarafını desteklemesi ve Rum tarafının enerji ve stratejik üstünlüğü federal çözümü savunan taraf için ciddi pazarlık engeli yarattı. Rum tarafının stratejik ve ekonomik üstünlüğü, federal çözüm görüşmelerini genellikle dengeli bir paylaşım yerine Rum lehine sonuçlanabilecek bir yapıya sürükledi. Türk tarafındaki seçmenler federal çözümü desteklese de Rum tarafının isteksizliği ve olası ekonomik kayıplar, planın yaşama geçmesini engelledi. Hem iç hem dış siyasette kararlılığın ve ortak vizyonun eksikliği, planın uygulanamamasına yol açtı.

Bugün yapılan federal çözüm tartışmaları, Annan Planı örneği üzerinden tarihsel bir çerçeve ile değerlendirilmektedir. Rum tarafının 2004’teki stratejik üstünlüğü ve paylaşım isteksizliği, günümüzde de hidrokarbon kaynakları ve uluslararası iş birlikleri ile pekişmiş durumdadır. Dolayısıyla, federal çözüm ideali somut kazanımlar sağlamakta sınırlı, daha çok simgesel ve idealist bir güdülenme olarak kalmaktadır.

Güncel Uluslararası Koşullar Işığında Federal Çözüm ve Olası Senaryolar

Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, İsrail-Yunanistan-Mısır enerji iş birlikleri ve AB desteği Rum tarafına önemli bir stratejik üstünlük sağlamaktadır. Bu durum, Kuzey Kıbrıs’ın paylaşım beklentilerini sınırlamakta ve federal çözüm pazarlıklarını zayıflatmaktadır. İsrail’in Güney Kıbrıs’ta askeri varlığı ve Yunanistan ile yapılan ortak askeri tatbikatlar, Rum tarafının güvenlik koşullarını güçlendirmektedir. Kuzey Kıbrıs’ın askeri kapasitesi ve Türkiye’nin müdahale yeteneği federal çözüm görüşmelerinde yeterli caydırıcılığı sağlayamayabilir. Annan Planı ve önceki çözüm girişimleri, Rum tarafının paylaşım isteksizliği ve güvenlik çekinceleri nedeniyle başarısız olmuştur. Bu tarihsel örnekler, federal çözümün güncel koşullarda da uygulanabilirliğinin sınırlı olduğunu göstermektedir.

AB’nin siyasal ve ekonomik baskısı, Kuzey Kıbrıs’ın federal çözüm lehine ödünler almasına yardımcı olabilir, ancak somut kazanımlar üzerinde sınırlı etki yaratacaktır. Erhürman destekçilerinin öncelikli güdülenmesi AB pasaportu ve ekonomik kazanımlar olduğundan, federal çözüm söylemleri simgesel destek sağlasa da uygulamayı güvence altına almayacaktır.

Olası Senaryolar

Birinci senaryo ideal durum senaryosudur ve Kısmi Federal Çözüm olarak adlandırılabilir. Bu bağlamda Rum tarafı bazı sınırlı ödünler verebilir: Eğitim, kültürel ve ekonomik projelerde iş birliği ve sınırlı enerji paylaşımı gibi. Federal yapı tam olarak uygulanmasa da simgesel kazanımlar ve AB ile bütünleşme ile sınırlı yararlar elde edilebilir.

İkinci senaryo yani orta senaryo ise Simgesel Federal Çözüm olarak adlandırılabilir. Federal çözüm, çoğunlukla simgesel ve süreçsel bir yapıya dönüşür. Kuzey Kıbrıs’ın yönetim yetkisi sınırlı kalır. Rum tarafı enerji ve ekonomik kaynakların büyük kısmını denetim altında tutmaya devam eder. AB pasaportu gibi somut kazanımlar sağlanabilir, ancak güç paylaşımı sınırlı olur.

Üçüncü ve son senaryo ise kötümser senaryodur. Federal Çözümün Blokajı olarak adlandırılabilir. Rum tarafının paylaşım isteksizliği ve uluslararası stratejik üstünlüğü nedeniyle federal çözüm gerçekleşmez. Erhürman destekçileri yalnızca AB pasaportu ve simgesel kazanımlar ile sınırlı kalır. İleriye dönük kalıcı çözüm, enerji, güvenlik ve diplomatik dengeler nedeniyle olanaklı olmayabilir

Sonuç olarak değerlendirmek gerekirse, güncel uluslararası koşullar ışığında, federal çözüm tam uygulanabilirlikten uzak ve daha çok simgesel ve sınırlı kazanımlara dayalı bir yapı olarak öngörülmektedir. Olası senaryolar, Rum tarafının stratejik üstünlüğü, enerji kaynakları ve uluslararası iş birlikleri dikkate alınarak, kısmi, simgesel veya blokaj durumları şeklinde sınıflandırılabilir. Seçmen güdülenmeleri ve uluslararası baskılar federal çözümün uygulanabilirliğini artırabilir veya sınırlayabilir, ancak Rum tarafının isteksizliği ve enerji-stratejik üstünlükleri, temel engel olarak kalmaktadır.

Seçim Sonuçları ve Anket Verileri

Son yayımlanan anketlerde, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın mevcut üstünlüğünü sürdürdüğü, ancak ana muhalefet lideri Tufan Erhürman'ın da özellikle bazı anketlerde öne çıktığı görülmektedir. Halkta değişim beklentisi varsa bu üstünlüklerin lehine çevrilebileceği ifade edilmektedir. (KIBRIS POSTASI)

KKTC Cumhuriyet Meclisi, "Kıbrıs Sorununa İki Devletli Çözüm" konulu karar önerisini oy çokluğuyla kabul etmiştir. Bu karar, iki devletli çözümün resmi olarak benimsendiğini göstermektedir.  (Anadolu Ajansı)

Seçim Sistemi ve Temsil Oranı

Kuzey Kıbrıs'ta uygulanan seçim sistemi, çoğunluk sistemine dayanmaktadır. Bu sistem, büyük partilerin daha fazla temsil edilmesine olanak tanırken, küçük partilerin temsili sınırlı kalmaktadır. Örneğin, 2022 seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi (UBP) %39.54 oy oranıyla 24 milletvekili kazanırken, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) %32.04 oy oranıyla 18 milletvekili kazanmıştır. Bu durum, küçük oy farklarının büyük temsil farklılıklarına yol açabildiğini göstermektedir. (Vikipedi)

Olası Senaryolar

İki Devletli Çözümün Devamı: Mevcut siyasal atmosfer ve Cumhuriyet Meclisi'nin aldığı kararlar ışığında, iki devletli çözümün benimsenmeye devam etmesi olasıdır. Bu durum, federal çözüm bakış açısının zayıflamasına yol açabilir.

Değişim Talepleri ve Federal Çözüm: Halk arasında değişim taleplerinin artması durumunda, federal çözüm bakış açısına dönüş olanaklı olabilir. Ancak, bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için siyasal irade ve toplumsal destek gereklidir.

Uluslararası Baskılar ve Çözüm Arayışları: Uluslararası toplumun baskıları ve çözüm arayışları, Kuzey Kıbrıs'ta federal çözüm bakış açısının yeniden gündeme gelmesine neden olabilir. Ancak, bu süreçte iç siyasal dinamiklerin de dikkate alınması önemlidir.

Sonuç olarak, güncel veriler ışığında, Kuzey Kıbrıs'ta federal çözüm bakış açısının gelecekteki gelişmeleri, iç siyasal dinamikler, halkın değişim talepleri ve uluslararası baskılar gibi etmenlere bağlı olarak şekillenecektir. Bu nedenle, gelişmeleri yakından izlemek ve esnek siyasalar geliştirmek önemlidir.

Türkiye’nin KKTC Seçimlerindeki Beklentileri ve Öncelikleri

Türkiye, özellikle Cumhurbaşkanı Tatar ve desteklediği çevreler üzerinden iki devletli çözümü resmi siyasa olarak güçlendirmeyi hedeflemektedir. Federal çözüm söylemleri, Türkiye açısından stratejik belirsizlik ve görüşme zayıflıkları yaratabileceğinden tercih edilmemektedir. Türkiye, seçim sonuçlarının KKTC’de siyasal kararlılığı korumasını ve Türkiye’nin bölgedeki siyasalarını desteklemesini beklemektedir. Bu çerçevede, Ankara’nın desteklediği adayların kazanması, Türkiye-KKTC ilişkilerinde süreklilik sağlayacaktır.

Türkiye, hidrokarbon yatakları ve MEB üzerinde KKTC’nin ve kendi haklarının korunmasını öncelikli görmektedir. Federal çözüm durumunda enerji kaynaklarının paylaşımı Türkiye’nin stratejik kon umunu zayıflatabilir. Bu nedenle iki devletli çözüm lehine bir siyasa tercih edilmektedir.

Türkiye, KKTC’deki altyapı ve enerji projelerinin öncelikle Türkiye’nin denetiminde veya Türkiye ile uyumlu şekilde yürütülmesini beklemektedir. AB ile bütünleşme ve federal çözüm yönelimleri Türkiye’nin bölgesel ekonomik üstünlüklerini sınırlayabilir.

Türkiye, KKTC’nin askeri olarak stratejik olarak Türkiye ile uyumlu kalmasını ve Rum tarafının güçlenmesini engellemesini beklemektedir. İsrail-Yunanistan-Rum askeri iş birlikleri, Türkiye açısından denetim altında tutulması gereken bir etmendir. Türkiye, KKTC’de federal çözüm yönelimlerinin askeri ve güvenlik dengelerini Türkiye aleyhine bozmasını önlemeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede, seçim sonuçları Ankara’nın güvenlik ve bölgesel stratejik hedefleri ile uyumlu olmalıdır.

Türkiye, KKTC seçimlerinin Rum tarafına karşı diplomatik ve stratejik bir denge aracı olmasını beklemektedir. Federal çözüm eğilimi, Türkiye’nin Kıbrıs siyasalarında görüşme zayıflıkları yaratabileceğinden Ankara bu tür eğilimleri sınırlamak istemektedir.

Türkiye, seçim sonuçlarının Kıbrıs’ta iki devletli çözümü destekleyen bir mesaj vermesini beklemektedir. Bu hem bölgesel hem de küresel aktörler nezdinde Türkiye’nin stratejik konumunu güçlendirecektir.

Sonuç olarak değerlendirmek gerekirse, Türkiye’nin KKTC seçimlerindeki beklentileri, iki devletli çözüm, enerji ve güvenlik üstünlüklerinin korunması, siyasal kararlılığın sağlanması ve Rum tarafı karşısında stratejik üstünlüğün pekiştirilmesi etrafında şekillenmektedir. Federal çözüm yönelimleri, Türkiye açısından hem ekonomik hem de stratejik risk olarak algılanmaktadır. Bu nedenle seçim sonuçlarının Ankara’nın öncelikleriyle uyumlu olması kritik önem taşımaktadır. Dolayısıyla KKTC seçimleri, sadece yerel bir demokratik süreç değil, Türkiye’nin bölgesel siyasa ve güvenlik hedeflerinin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

KKTC Seçimlerinin İlk Tur Olası Sonuçları

Birinci Tur Sonuç Öngörüsü: Tatar önde çıkacaktır. Türkiye’nin ve Ulusal Birlik Partisi’nin desteği ile Tatar’ın ilk turda önde çıkması olasıdır. Son anketler, Tatar’ın %50 barajını aşamayacağını göstermektedir. Dolayısıyla ikinci tur neredeyse kesin gözükmektedir. Erhürman, özellikle değişim isteyen ve AB ile bütünleşme yanlısı seçmenlerden oy alarak ikinci tura kalacaktır.

İkinci Tur Öncesi Değerlendirme: Küçük adayların oyları belirleyici olacaktır. Bağımsız ve küçük partilerin ikinci turda hangi adayı destekleyeceği seçimin sonucunu doğrudan etkileyecektir. İlk turdaki katılım oranı yüksekse Tatar lehine bir üstünlük oluşabilir. Düşük katılım veya değişim isteyen seçmenlerin yoğun katılımı Erhürman’a üstünlük sağlayabilir.

Özetle, ilk turda Tatar önde (%42–45 civarı) çıkacaktır. Erhürman ikinci (%32–35 civarı) olacak ve diğer adaylar toplam %10–15 oy alacaktır. Sonuçta ise yüzde 50 barajı aşılmadığı için ikinci tur kaçınılmaz olacaktır.

Uluslararası Ortamın KKTC Seçimleri Üzerindeki Etkileri

Güney Kıbrıs’ın enerji kaynakları ve İsrail-Kıbrıs-Yunanistan-AB iş birliği, Rum tarafını ekonomik ve stratejik açıdan güçlendirmektedir. Bu durum, federal çözüm söylemlerini destekleyen KKTC seçmenleri için gerçekçi kazanımların sınırlı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, AB pasaportu gibi simgesel kazanımlar dışında, seçimlerde federal çözümü öne çıkaran adayların oy potansiyelini sınırlayabilir.

Güney Kıbrıs’a İsrail füzeleri ve bölgesel askeri iş birlikleri: Bu durum, Rum tarafının güvenlik üstünlüğünü pekiştirir ve Kuzey Kıbrıs için stratejik risk algısını artırır. Seçmenlerin güvenlik endişesi, Türkiye destekli Tatar gibi iki devletli çözümü savunan adayları üstünlük duruma getirebilir.

GKRY’nin AB üyeliği ve uluslararası diplomatik desteği, federal çözüm yanlılarının AB bütünleşme beklentilerini destekler. Ancak, somut federal kazanımlar sınırlı olduğundan bu destek daha çok sözde veya simgesel güdülenme yaratır.

Seçim Sonuçlarına Olası Etkiler

Tatar açısından, Türkiye ile uyumlu siyasalar ve güvenlik endişeleri, uluslararası ortamın ve Rum tarafının stratejik üstünlüğünün sunduğu koşullarla birleştiğinde seçimin ilk turunda önde çıkmasını destekleyebilir. Öte yandan, AB pasaportu ve uluslararası tanınma gibi somut kazanımlar arayan seçmenler, ikinci turda Erhürman’a yönelme eğilimi gösterebilir. Küçük adayların ikinci turda destek verecekleri tercih, oy dağılımında belirleyici rol oynayacaktır.

Erhürman açısından, ikinci tur, değişim talebinde olan seçmenlerin ve AB bütünleşme yanlılarının oylarını birleştirebileceği bir fırsat olarak görülmektedir. Ancak federal çözümün uygulanabilirliği ve Rum tarafının stratejik üstünlüğü, Erhürman’ın somut kazanım yaratma kapasitesini sınırlamaktadır. Bu nedenle, ikinci turda başarı için, seçmenlere federal çözümden elde edilebilecek sınırlı somut kazanımların yanı sıra simgesel kazanımların ve AB bağlantılarının önemi vurgulanmalıdır.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

KKTC 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimleri, yalnızca yerel bir demokratik süreç değil, aynı zamanda uluslararası ve bölgesel güç dengeleriyle doğrudan ilişkili bir siyasal sınavdır. Çözümleme ve değerlendirme sonuçları aşağıdaki temel çıkarımları ortaya koymaktadır:

Seçmen Güdülenmeleri: Erhürman destekçileri, AB pasaportu ve ekonomik kazanımlar gibi somut beklentiler üzerine odaklanmaktadır. Federal çözüm ve reform söylemleri çoğunlukla simgesel veya idealist güdülenme olarak kalmaktadır.

Uluslararası Etmenler: Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları, İsrail-Yunanistan-Mısır enerji iş birlikleri ve AB desteği, Rum tarafına stratejik üstünlük sağlamaktadır. Bu üstünlük, federal çözümün uygulanabilirliğini sınırlamakta ve Erhürman’ın somut kazanımlar yaratma kapasitesini azaltmaktadır.

Tarihsel Deneyimler: Annan Planı ve önceki federal çözüm girişimleri, Rum tarafının paylaşım isteksizliği ve güvenlik kaygıları nedeniyle başarısız olmuştur. Güncel koşullar, bu tarihsel engellerin kısmen devam ettiğini göstermektedir.

KKTC İç Dinamikleri: İki devletli çözüm söylemi, Türkiye’nin stratejik ve güvenlik öncelikleri ile uyumlu olarak öne çıkmaktadır. Seçim sistemi ve küçük adayların ikinci turdaki tercihleri, oy dağılımını belirleyici kılacaktır.

Politika Önerileri: Erhürman’ın olası zaferi durumunda, AB ile bütünleşme ve somut ekonomik kazanımlar öncelikli hedefler olmalıdır. Federal çözüm çabaları, Rum tarafının stratejik üstünlüğü ve enerji kaynaklarının denetimi göz önünde bulundurularak simgesel ve kademeli adımlar üzerinden yürütülmelidir. Türkiye’nin öncelikleri ile uyumlu bir siyasal denge sağlamak KKTC’nin hem iç siyasette kararlılığını koruması hem de uluslararası pazarlık gücünü sürdürmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Sonuç olarak, KKTC’de federal çözüm beklentileri, uluslararası ve bölgesel etmenler ışığında somut kazanımlar yaratma kapasitesine sınırlı katkı sağlayacak şekilde kalmaktadır. Seçmenler için belirleyici olan etmenler, AB pasaportu ve ekonomik fırsatlar gibi somut kazanımlardır. Federal çözüm söylemleri ise simgesel ve ideolojik bir değer olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, seçim sonuçları hem KKTC’nin iç siyasal dengelerini hem de Türkiye ve uluslararası aktörlerin bölgesel stratejilerini etkileyecek önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.


 

Kaynakça

 

BBC Türkçe. (2025, 19 Ekim). KKTC’de devlet başkanlığı seçimleri: Adaylar ve siyasi dinamikler. https://www.bbc.com/turkce

Claver, T. (2025). This weekend's election in a European country no one recognises: North Cyprus. https://www.euobserver.com/eu-and-the-world/ar45354379

European University Institute. (2025). Election observation report: Northern Cyprus 2025. Florence: EUI.

Hürriyet Kıbrıs. (2025, 12 Ekim). KKTC 2025 seçimlerinde adaylar ve ön seçim analizi. https://www.hurriyetkibris.com

İsrail Enerji Bakanlığı. (2024). Annual energy report 2024. Tel Aviv: Ministry of Energy. https://www.energy.gov.il

Kıbrıs Araştırmaları Merkezi. (2022). Kıbrıs siyaseti ve seçimler: 2000-2020. Lefkoşa: Kıbrıs Yayınları.

Kıbrıs Postası. (2025, 18 Ekim). Seçim günü ve oy kullanma süreci. https://www.kibrispostasi.com

Kıbrıs Türk Seçim Kurulu. (2025). 2025 Devlet Başkanlığı seçim sonuçları raporu. Lefkoşa: KTSK.

Özdemir, A. (2019). KKTC siyasal tarihi ve seçim sistemleri. Ankara: Siyasal Kitabevi.

Papadopoulos, G. (2023). Political dynamics in Northern Cyprus: Elections and governance. Nicosia: Cyprus Academic Press.

Tokay, A. (2021). Kuzey Kıbrıs’ta partiler ve seçim stratejileri. Akademik Siyaset Dergisi, 14(2), 45–68.

 

Hiç yorum yok: