CHP’den AKP’ye Geçişler: Yerel Düzeyde Parti
Sadakatinin Çözülmesi ve Hegemonik Yeniden Üretim Mekanizmaları
Prof. Dr.
Firuz D. Yaşamış
Öz
2024 yerel seçimleri, Cumhuriyet Halk
Partisi’nin (CHP) tarihsel açıdan en yüksek belediye kazanımlarına ulaştığı bir
dönem olmuştur. Ancak seçimlerin üzerinden kısa süre geçmeden bazı CHP’li
belediye başkanlarının Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) geçmesi, Türkiye’de
siyasal sadakatin ideolojik temellerden çıkar temelli bir zemine kaydığını
göstermektedir. Bu çalışma, CHP’den AKP’ye yönelen geçişleri siyasal sadakat,
hegemonik yeniden üretim ve otoriter popülizm bağlamında çözümlemektedir.
Bayrampaşa Belediyesi ve Aydın Büyükşehir Belediyesi örnekleri üzerinden
yapılan incelemeler parti içi örgütsel zayıflıkların ve merkezi iktidarın yerel
düzeyde hegemonik stratejilerinin birleşimini ortaya koymaktadır.
Anahtar Kavramlar:
Parti sadakati, Otoriter popülizm, Hegemonik
yeniden üretim, CHP-AKP geçişleri, Yerel yönetimler
Abstract
The 2024 local elections marked a historic period in which the
Republican People’s Party (CHP) achieved its highest number of municipal
victories. However, shortly after the elections, the defection of several CHP
mayors to the Justice and Development Party (AKP) revealed that political
loyalty in Turkey has shifted from ideological commitment to interest-based
pragmatism. This study analyzes these defections within the frameworks of
political loyalty, hegemonic reproduction, and authoritarian populism. Case
studies from Bayrampasa Municipality and Aydın Greater Municipality demonstrate how organizational weaknesses
within CHP and the central government’s hegemonic strategies at the local level
interact to shape political outcomes.
Key Words: Political loyalty, Authoritarian populism, Hegemonic
reproduction, CHP-AKP defections, Local governance
Giriş
2024 yerel seçimleri, Türkiye siyasal
tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) en yüksek belediye sayısına
ulaştığı bir dönüm noktası olmuştur. Ancak seçimlerin üzerinden bir yıl
geçmeden, bazı CHP’li belediye başkanlarının Adalet ve Kalkınma Partisi’ne
(AKP) geçmesi, siyasal sistemin yapısal kırılganlıklarını yeniden gündeme
taşımıştır. Bu geçişler, partiler arası yarışmanın ideolojik temellerden çok
çıkar temelli bir zemine kaydığını göstermektedir. Bu çalışma, CHP’den AKP’ye
yönelen bu geçişleri siyasal sadakat, hegemonik yeniden üretim ve otoriter
popülizm ekseninde incelemektedir.
Bu çalışmada, CHP’den AKP’ye geçişler,
yerel yönetimlerdeki partiler arası sadakatin çözülmesinin ve merkezi iktidarın
yerel düzeyde hegemonik yeniden üretim kapasitesinin göstergesi olarak
incelenmiştir.
Kuramsal Çerçeve
Otoriter popülizm, liderin veya
iktidar partisinin popülist söylemlerle halk desteği kazanırken, demokratik
kurumları zayıflatması ve otoriter uygulamalar geliştirmesi durumudur. Burada
iki ana unsur vardır: Birincisi olan popülist unsur açısından lider veya parti
“halkın gerçek temsilcisi” olduklarını iddia eder. “Halk” (çoğunluk veya
belirli bir taban) ile “elitler” veya mevcut kurumlar arasında bir karşıtlık
kurulur. Karşıtlık söylemi ile meşruluk sağlanır: “Halkın iradesi engelleniyor,
biz halkın yanındayız” denilir. İkincisi otoriterlik unsurudur. Bu bağlamda, demokratik
denge mekanizmaları (yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü, parlamenter denetim)
zayıflatılır. Merkezi iktidar güçlendirilir, yerel veya muhalefet alanları
kısıtlanır. Hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk ilkeleri ikincil duruma gelir.
Türkiye
Bağlamında Örnekler
AKP’nin uzun süreli iktidarında, yerel
yönetimlerdeki parti geçişlerini özendirmesi, merkezi kaynak denetimi ve
belediyelerin bağımlılığını artırması, otoriter popülizmin yerel düzeydeki
yansıması olarak görülebilir. Liderin söyleminde “halkın hizmeti, kararlılık,
birlik” temaları öne çıkar ve bu popülist bir meşruluk üretir. Aynı zamanda
meclis ve yargı süreçleri iktidar lehine şekillenir. Bu otoriter unsurdur. Kısacası,
otoriter popülizm popülist söylemler ile demokratik kurumların otoriter biçimde
baskılanmasıdır.
Bu çalışmada, CHP’den AKP’ye yönelen
geçişler, Türkiye siyasal sisteminde otoriter popülizm bağlamında da
değerlendirilmektedir. Burada otoriter popülizm, liderin veya iktidar
partisinin popülist söylemlerle halk desteği kazanırken demokratik denge
mekanizmalarını zayıflatması ve yerel düzeyde merkezi otoriteyi pekiştirmesi
olarak tanımlanmaktadır.
Öte yandan, parti sadakati, çağdaş
siyasal sistemlerin kararlılığını sağlayan temel unsurlardan biridir.
Panebianco (1988) ve Katz & Mair (1995) parti örgütlerinin “kartel”
yapısına dönüştüğünde ideolojik bağlılığın yerini çıkar temelli dayanışmanın
aldığını ileri sürer. Türkiye’de bu süreç, özellikle uzun süredir iktidarda
olan AKP’nin merkezileşmiş kaynak denetimi ve yerel aktörleri bağımlı hale
getiren sahiplik sistemiyle belirginleşmiştir. Panebianco (1988) ve Katz &
Mair (1995) tarafından tanımlanan ‘kartel partisi’ modeli, ideolojik bağlılığın
yerini çıkar temelli dayanışmanın aldığı partiler için geçerlidir. Türkiye’de
uzun süreli iktidarını merkezi kaynak denetimi ve yerel aktörleri bağımlı kılan
mekanizmalarla sürdüren AKP bu modeli uygulamaktadır. Panebianco (1988) ve Katz
& Mair (1995) tarafından tanımlanan ‘kartel partisi’ modeli, çağdaş
demokratik sistemlerde partilerin ideolojik bağlılıktan ziyade çıkar temelli
dayanışma ve merkezi kaynak denetimi aracılığıyla güçlerini sürdürdüklerini öne
sürer. Türkiye örneğinde, AKP’nin uzun süreli iktidarını merkezi bütçe ve
kaynakların dağılımı üzerinden yerel aktörleri bağımlı duruma getirerek
pekiştirmesi bu modeli uygulama alanına taşıyan bir uygulama olarak
değerlendirilebilir. Bu durum, parti üyelerinin ve yerel yöneticilerin
davranışlarının ideolojik bağlılıktan çok çıkar temelli güdülenmelerle şekillendiğini
göstermektedir.”
Eisenstadt ve Lemarchand (1981)
tarafından tanımlanan “klientalist” (kayırmacılık, müştericilik) ilişkiler,
Türkiye’de belediyelerin bütçe, yatırım ve hizmet alanlarında merkezi otoriteye
bağımlılığını açıklamak için elverişlidir. Bu bağımlılık, yerel aktörleri
merkezi iktidarla uyumlu davranmaya iter.
Gramsci’nin hegemonya kavramı ise bu
ilişkiyi ideolojik bir rıza üretimi biçimi olarak anlamamıza olanak tanır. AKP,
“birlikte hizmet” ve “kararlı yönetim” söylemleriyle bu rızayı pekiştirmekte ve
yerel düzeyde meşruluğunu yeniden üretmektedir. AKP’nin ‘birlikte hizmet’
söylemi, Gramsci’nin hegemonya anlayışına uygun biçimde, yerel düzeyde rıza
üretimi mekanizması işlevi görmektedir.
Olay Çalışmaları
2025 yılı içerisinde Aydın Büyükşehir
Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun yanı sıra Söke, Yenipazar ve Sultanhisar
belediye başkanlarının CHP’den ayrılarak AKP’ye katılması dikkat çekicidir. Bu
geçişler, parti içi anlaşmazlıkların yanı sıra, merkezi yönetimle uyumun hizmet
üretimi açısından “zorunlu” hale geldiği algısıyla gerekçelendirilmiştir.
AKP’nin bu belediye başkanlarını rozet takma törenleriyle kamuoyuna sunması
siyasal hegemonya oluşturmanın simgesel bir yönünü oluşturur.
Benzer biçimde Bayrampaşa
Belediyesi’nde yaşanan süreçte belediye başkanının tutuklanması sonrasında
meclis aritmetiği değişmiş ve yönetim AKP’ye geçmiştir. Bu olay, doğrudan bir
parti geçişi olmasa da yargısal süreçlerin ve meclis dinamiklerinin iktidar
lehine araçsallaştırılmasının örneğidir. Bu tür mekanizmalar, siyasal
çoğulculuğun kurumsal temellerini zayıflatmaktadır.
Bulgular ve
Değerlendirme
|
Tablo 1. 2024 Sonrası CHP'den AKP'ye Geçen
Belediye Başkanları |
||||
|
No |
Belediye Başkanı |
Belediye / İl |
Geçiş Tarihi |
Gerekçe / Bağlam |
|
1 |
Özlem Çerçioğlu |
Aydın Büyükşehir |
Ekim 2024 |
Parti içi anlaşmazlık, yerel yönetimlerde özerklik talebi;
Erdoğan’ın “Aydın halkına hizmette devam” vurgusu |
|
2 |
Hasan Ustaoğlu |
Seydişehir (Konya) |
Ağustos 2024 |
CHP teşkilatıyla gerilim, “ülke çıkarı” söylemiyle AKP’ye geçiş |
|
3 |
İsmail Korkmaz |
Artvin Yusufeli |
Temmuz 2024 |
CHP il örgütüyle yaşanan kaynak paylaşımı sorunları |
|
4 |
Fatma Kaplan Hürriyet |
İzmit (Kocaeli) |
Eylül 2024 |
Partideki hizipleşmeden rahatsızlık; bağımsız kalma sonrası
AKP’ye katılım |
|
5 |
Gaziosmanpaşa Belediyesi (Meclis Kararı) |
İstanbul |
Mayıs 2024 |
Başkanın tutuklanması sonrası mecliste AKP oylarıyla yönetim
değişimi |
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı
Özlem Çerçioğlu, 14 Ağustos 2025 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
üyeliğinden istifa ederek Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) katıldı. Bu
geçiş, AKP'nin kuruluşunun 24. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşti. Çerçioğlu'nun katılımı
sırasında yaptığı konuşmada, AKP'ye katılma kararını Aydın halkına daha iyi
hizmet verebilme amacıyla aldığını belirtti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
liderliğinde Türkiye'nin kalkınmasına katkı sağlamak istediğini ifade etti.
Konuşmasında, CHP'den ayrılma kararının arkasında, parti içindeki bazı sorunlar
ve Aydın'a hizmet etme konusunda yaşadığı sıkıntıların etkili olduğunu
vurguladı. Bu geçiş, yerel siyasette önemli bir dönüm noktası olarak
değerlendirilmektedir. Çerçioğlu'nun AKP'ye katılması, Aydın'da siyasal
dengeleri değiştirebilir ve yerel yönetim anlayışında farklı bir yaklaşımın
benimsenmesine yol açabilir.
|
Tablo 2. 2024 Aydın Büyükşehir Belediye
Başkanlığı Seçimi Sonuçları |
|||
|
Parti |
Aday |
Oy Sayısı |
Oy Oranı |
|
CHP |
Özlem Çerçioğlu |
344.003 |
%50,53 |
|
AKP |
Mustafa Savaş |
250.019 |
%36,72 |
|
İYİ Parti |
Özer Kayalı |
29.089 |
%4,27 |
|
DEM Parti |
Suzan Koç |
23.284 |
%3,42 |
|
Zafer Partisi |
Muharrem Demirbilek |
11.020 |
%1,62 |
Bayrampaşa Belediyesi de bu yolda
ilginç bir örnek ortaya koymuştur. CHP’den istifa eden Bayrampaşa Belediyesi
Meclisi üyeleri şunlardır: Sadi Teker, Ali Karahasanoğlu, Murat Salman, İbrahim
Soytürk ve Kerim Güler. İstifalar sonucunda CHP’nin Belediye Meclisi’ndeki
mutlak çoğunluğu kaybedilmiş ve istifa eden üyelerin desteğini alan AKP Belediye
Meclisi’nde çoğunluğu elde etmiş ve tutuklanan CHP’li Belediye Başkanı’nın
yerine AKP’li bir meclis üyesi başkan vekili olmuştur. Başkan vekili seçilen
üye kutlama konuşmasına şunları söylemiştir: “AK Parti belediyeciliği
Bayrampaşa'ya geri döndü. Durmak yok, yola devam. İki perdelik oyun gördük.
Bayrampaşa'da 18 ay eksik kalan hizmeti AK Parti belediyeciliği ile geri
getireceğiz.” Bu örnek, yerel yönetimlerde yargı ve meclis mekanizmalarının
iktidar lehine araçsallaştırılmasının somut bir örneğini sunmaktadır.
|
Tablo 3. Bayrampaşa Belediye Başkanlığı
Seçimi Sonuçları |
|||
|
Parti |
Aday |
Oy Sayısı |
Oy Oranı |
|
CHP |
Hasan Mutlu |
73.850 |
%46,67 |
|
AKP |
İlknur Kovaç Bayraktar |
65.864 |
%41,63 |
|
YRP |
Hakan Arabacı |
6.741 |
%4,26 |
|
Zafer Partisi |
Tarkan Güler |
5.395 |
%3,41 |
|
İYİ Parti |
Vahit Çelik |
1.644 |
%1,04 |
|
Saadet Partisi |
İsmail Acar |
1.636 |
%1,03 |
|
BBP |
Murat Mert |
628 |
%0,40 |
|
DEVA Partisi |
Altan Ertan |
431 |
%0,27 |
|
HÜDA PAR |
Haşim Turan |
311 |
%0,20 |
|
BTP |
Müştak Engin Taştemür |
270 |
%0,17 |
CHP’den AKP’ye geçişlerin büyük bölümü
bireysel çıkar, yerel iktidar ilişkileri ve merkezi otoriteyle uyum kaygısı
etrafında şekillenmektedir. Bu olgu, Türkiye’de parti sisteminin ideolojik
tutarlılıktan uzaklaştığını ve siyasal sadakatin “kaynak erişimi” ile
ölçüldüğünü göstermektedir.
CHP açısından bakıldığında, bu durum
parti örgütlerinin kurumsal dayanıklılığında bir yetersizliğe ve etkisizliğe
işaret etmektedir. Yerel düzeyde örgütlenme kapasitesinin zayıflığı, belediye
başkanlarını merkezi iktidarla çatışmaktan kaçınmaya yöneltmektedir. AKP ise bu
geçişleri “birlik, hizmet ve kararlılık” temaları üzerinden kamuoyuna sunarak,
iktidarını yalnızca baskı yoluyla değil, rıza üretimiyle de pekiştirmektedir.
Bu tablo, Türkiye’de demokratik yarışmanın
sınırlarının giderek daraldığını ve yerel yönetimlerin merkezi denetimin bir
uzantısına dönüştüğünü göstermektedir. Geçişler, görünürde bireysel tercihler
olsa da altında yapısal bir hegemonik yeniden üretim mekanizması yatmaktadır.
CHP’de Sistemik
Kusurlar: Aydın, Bayrampaşa ve Türkiye Genel Tablosu
Aydın ve Bayrampaşa’da ve diğer
belediyelerde yaşanan toplu istifalar ve meclis üyelerinin başka partilere
geçişleri, CHP’nin yerel yönetim kapasitesindeki sorunların sadece bu kentlerle
sınırlı olmadığını, Türkiye genelinde partinin sistemik kusurlarının bir
yansıması olduğunu göstermektedir. Sosyal medyada dolaşan iddialara göre,
Bayrampaşa’da istifa eden meclis üyelerinden birinin Özgür Çelik’in çocukluk
arkadaşı olması ve yalnızca bu yakınlık üzerinden aday gösterilmesi partide
akraba ve yakın kayırmacılığı sorununu açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür
uygulamalar, liyakat ve ehliyet ilkelerinin göz ardı edilmesine, parti içi
güdülenmenin düşmesine ve güven zedelenmesine yol açmaktadır. Sosyal medya
iddiaları, doğrulama gerektirse de parti içi yakınlık ve kayırmacılık
sorunlarının algılanma biçimini yansıtmaktadır.
Ayrıca bazı üyelerin parti çizgisine
aykırı hareket ederek aşırı sağ veya merkezi ideolojiyle uyumsuz siyasalar
üretmesi, CHP’nin hem yerel yönetim siyasalarında hem de siyasal
stratejilerinde tutarsızlıklar yaratmaktadır. Parti içi disiplin
mekanizmalarının yetersizliği ve kriz yönetimindeki gecikmeler üyelerin ait
olma duygusunu zayıflatmış ve istifalara zemin hazırlamıştır.
Yerel düzeydeki aday belirleme
süreçlerinde saydamlık ve ön seçim mekanizmalarının etkin kullanılmaması, parti
tabanının ve yerel aktörlerin görüşlerinin yeterince dikkate alınmaması, parti
içi huzursuzluğu artırmış, merkezi kararların yerel taleplerin önüne geçmesi,
ön seçim ısrarındaki anlamsızlık ve CHP’nin kent uzlaşmasının saçmalığı CHP’nin
toplumsal kapsayıcılık kapasitesini olumsuz etkilemiştir.
Bayrampaşa örneği, bu bağlamda Türkiye
genelinde CHP’de gözlemlenen kusurların somut bir yansımasıdır. Temel kusurlar
şu şekilde özetlenebilir: Akraba ve yakın kayırmacılığı, mezhep etnik köken
veya sosyo-kültürel ayrıcalıklar tanıma ve ayrımcılık, kent uzlaşması ve yerel
dinamiklerin göz ardı edilmesi, ön seçim mekanizmalarının işlevsizliği veya
anlamsızlığı, ehliyet ve liyakat ilkelerinin önemsenmemesi, parti çizgisine
aykırı ve ideolojik tutarsızlıklar ve stratejik planlama ve iletişim
eksiklikleri.
Bu etmenler, CHP’nin Türkiye genelinde
yerel düzeydeki etkinliğini zayıflatmakta, üyelerin ait olma duyusunu
köreltmekte, güdülenmesini azaltmakta ve iktidar partileri için fırsat alanları
yaratmaktadır. Bayrampaşa örneği, partinin hem yapısal hem de stratejik
kusurlarını somutlaştırarak Türkiye genelindeki eğilimlerin anlaşılmasına
olanak sağlamaktadır.
Kanımca, bu süreç bundan sonra da
devam edecek ve CHP’li belediyelerden iktidar partisine geçiler devam edecektir.
Genel Değerlendirme
ve Sonuç
Bayrampaşa örneği ve Türkiye
genelindeki diğer örnek olaylar CHP Genel Merkezi’nin yerel yönetim seçimlerini
etkili biçimde yönetme kapasitesinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Parti,
birçok belediyeyi kazanmış olmasına karşın aday belirleme süreçlerindeki
hatalar, yerel örgütlenmedeki zayıflıklar, liyakat ve ehliyet ilkelerinin ihmal
edilmesi, akraba ve yandaş kayırmacılığı ve parti içi disiplin sorunları gibi
yapısal ve stratejik eksiklikler, partinin yerel düzeydeki etkililiğini
sınırlamıştır.
Bu durum, seçim zaferinin parti
yönetiminin başarısından çok halkın güçlü istek ve beklentilerinden
kaynaklandığını düşündürmektedir. Başka bir deyişle, CHP’nin kazanılan belediye
sayısındaki yüksek başarı, partinin kendi örgütsel kapasitesinin ve stratejik
yönetiminin değil, toplumun yerel yönetimlerden beklentilerinin ve demokratik
tercihinin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Bu çelişki, parti
yönetimi ile halkın yerel düzeydeki talepleri arasındaki uyumsuzluğu ve
partinin yerel yönetim stratejilerinde yapısal reform gerekliliğini ortaya
koymaktadır.
Ayrıca, CHP’den AKP’ye geçen belediye
başkanları ve belediye meclisi üyeleri örnekleri Türkiye’de yerel demokrasinin
karşı karşıya olduğu en temel sorunlardan birine işaret etmektedir. Partiler
arasındaki ideolojik sınırlar bulanıklaşmış, siyasal sadakat çıkar temelli yararcılığa
indirgenmiştir. Bu süreç, yalnızca muhalefetin kurumsal zayıflığını değil, aynı
zamanda otoriterleşmenin yerel düzeyde nasıl kurumsallaştığını da
göstermektedir. CHP’nin yerel düzeydeki etkililiğini artırabilmesi için aday
belirleme süreçlerinde saydamlık, liyakat ve ön seçim mekanizmalarının etkili
kullanımı yaşamsal önemdedir.
AKP, geçişleri sadece baskı veya
zorlamayla değil, rıza üretimi ve kurumsal yeniden üretimle de
pekiştirmektedir. AKP, yerel yönetimlerdeki bu geçişleri, uzun süreli
iktidarını güçlendirici bir araç olarak kullanmaktadır. Böylece siyasal
hegemonya, yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda kurumsal ve yönetsel düzeyde
yeniden üretilmektedir. CHP’nin bu duruma vereceği yanıt, Türkiye’de çok
partili yarışmanın geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Kaynakça
Cumhuriyet. (2025, 14 Ağustos). Özlem
Çerçioğlu AKP’ye katıldı. Cumhuriyet. https://www.cumhuriyet.com.tr
DW Türkçe. (2024–2025). [Haber
başlıkları]. https://www.dw.com/tr/
Eisenstadt, S. N., & Lemarchand,
R. (1981). Political clientelism, patronage and development. Beverly Hills, CA:
Sage.
Esen, B., & Gümüşçü, S. (2020).
Democratic backsliding in Turkey. London, UK: Routledge.
Gramsci, A. (1971). Selections from
the prison notebooks (Q. Hoare & G. N. Smith, Eds. & Trans.). New York,
NY: International Publishers.
HaberSol. (2024–2025). [Haber
başlıkları]. https://www.habersol.com/
Katz, R. S., & Mair, P. (1995).
Changing models of party organization and party democracy: The emergence of the
cartel party. Party Politics, 1(1), 5–28.
https://doi.org/10.1177/1354068895001001001
Medyascope. (2024–2025). [Haber
başlıkları]. https://medyascope.tv/
Panebianco, A. (1988). Political
parties: Organization and power. Cambridge, UK: Cambridge University Press.
Sayari, S. (2021). Party system change
in Turkey. Turkish Studies, 22(3), 321–340.
https://doi.org/10.1080/14683849.2021.1876178
T24. (2024–2025). [Haber başlıkları].
https://www.t24.com.tr/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder