Türkiye’de Suça Sürüklenen Çocuklar:
2010‑2024 Zaman Serisi Çözümlemesi ve
Sistemsel Etmenler
Prof. Dr. Firuz
Demir Yaşamış
Öz
Bu çalışma,
Türkiye’de 2010‑2024 döneminde çocuk suçluluğunu etkileyen alt sistemleri ve etkileşimlerini sistem yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. Zaman serisi verileri ve TÜİK ADNKS nüfus bilgileri kullanılarak, suça sürüklenen çocuk oranlarındaki değişimler çözümlenmiştir. Alt sistemleri çözümlenmesi aile, eğitim, sosyal çevre ve kurumsal kapasite etmenlerinin
etkileşimini ortaya koymaktadır. Çoklu regresyon modeli, çocuk yoksulluğu, okul terk
oranı ve devamsızlık gibi risk artırıcı faktörlerin, suça sürüklenen çocuk oranını anlamlı
biçimde yükselttiğini ve rehber öğretmen sayısı gibi önleyici etmenlerin ise
azaltıcı etkisini göstermektedir. Ayrıca, mafya tipi örgüt liderlerinin yaşam
biçimleri ve etkili siyasal liderlerle kurdukları simbiyotik ilişkilerin
gençler için rol model etkisi yarattığı ve riskli davranışlara yönlendirdiği
tartışılmıştır. Bulgular, çocuk suçluluğunun çok boyutlu ve sistemsel bir süreç
olduğunu ve önleyici siyasaların alt sistemler arası etkileşimleri dikkate
alması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Çocuk
Suçluluğu, Alt Sistemler, Sistem Yaklaşımı, Yoksulluk, Okul Terk, Toplumsal Rol
Model
Abstract
This study examines the subsystems and interactions
influencing juvenile delinquency in Turkey between 2010 and 2024 through a
systems approach. Time-series data and population statistics from the Turkish
Statistical Institute (ADNKS) were used to analyze changes in the rate of
juveniles involved in crime. Subsystem analysis highlights the interplay among
family, education, social environment, and institutional capacity. A multiple
regression model indicates that risk factors such as child poverty, school dropout
rates, and absenteeism significantly increase juvenile delinquency, while
preventive factors, such as the number of guidance counselors, reduce it.
Furthermore, the lifestyles of mafia-type organization leaders and their
symbiotic relationships with influential political figures are discussed as
creating role model effects, attracting at-risk youth toward delinquent
behaviors. The findings demonstrate that juvenile delinquency is a
multi-dimensional and systemic process, emphasizing the need for preventive
policies that consider interactions across subsystems.
Keywords: Juvenile Delinquency, Subsystems, Systems
Approach, Poverty, School Dropout, Social Role Model
GİRİŞ
Türkiye’de
çocuk suçluluğu, son on beş yılda dikkat çekici bir artış göstermiştir. 2010
yılında yaklaşık 83 bin olan suça sürüklenen çocuk sayısı, 2024 yılı itibarıyla
189 bine ulaşmıştır. Bu artış, salt demografik büyümeden kaynaklanmamaktadır. Ulusal
düzeyde çocuk nüfusunun büyük ölçüde sabit kalması ve oransal olarak azalmış
olması başka etmenlerin devrede olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, çocuk
suçluluğunu anlamak için sadece sayıların incelenmesi yetersiz kalmaktadır.
Toplumsal, ekonomik ve kurumsal alt sistemlerin çözümlenmesine gereksinim
vardır.
Son 25 yılda
çocuk suçlular olgusu önemli toplumsal sorunlardan biri konumuna gelmiştir.
Sorunun çözüme kavuşturulması için
yapılmakta olan kimi çalışmaların sorunun özüne inemediği ve etkili sonuçlar
yaratamadığı gözlemlenmektedir. Soruna sistem kuramı ve sistem çözümlemesi çerçevesinde
yaklaşılması gerekirken tekil çözümler geliştirildiği görülmektedir. Bu çalışma
bir çözüm yaklaşımı önerisi getirmek ve ilgililerin dikkatine sunmak üzere
hazırlanmıştır. Araştırmanın ve verilerin sınırlı olması nedeniyle zaman zaman gerçek
ve bazen de varsayımsal veriler kullanılmıştır. Çalışmalar özellikle Aile ve
Sosyal Yardım Bakanlığı’na bırakılmış görülmektedir. Oysa sorun birçok bakanlığı
ilgilendirmektedir.
Bu
çalışmanın temel amacı, 2010‑2024 dönemine ilişkin ulusal
verileri kullanarak Türkiye’de suça sürüklenen çocukların zaman içindeki eğilimini incelemek ve sistem yaklaşımı çerçevesinde artışın olası etmenlerini değerlendirmektir. Sistem yaklaşımı, çocuk suçluluğunu sadece
bireysel davranışlar üzerinden değil, aile yapısı, eğitim durumu, yoksulluk düzeyi, toplumsal çevre ve kurumların kapasitesi gibi alt sistemlerin
etkileşimi üzerinden açıklamayı olanaklı kılmaktadır.
Yazında,
Türkiye’de çocuk suçluluğuna ilişkin çalışmalar genellikle bölgesel veri veya
polis kayıtlarına dayanmaktadır ve artışın sistemsel nedenleri yeterince ele
alınmamaktadır. Bu makale, ulusal düzeyde zaman serisi verisi kullanarak,
100.000 çocuk başına düşen suça sürüklenen çocuk oranını hesaplamaya çalışmakta
ve artışın alt sistemlerle ilişkisini sistem kuramı çerçevesinde
tartışmaktadır. Böylece hem siyasa yapıcılar hem de akademik çevreler için
nedensel çıkarımlar ve önleyici stratejiler üretmeye olanak sağlamaktadır.
Bu bağlamda
TBMM’de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu kuruldu. Henüz
bir etkinliği görülmedi.
ÖN
BULGULAR
Grafik 1: Azalan çocuk nüfusu.
Kaynak: UNICEF 2022 raporu.
Yukarıdaki
çizelgede görüldüğü üzere Türkiye’de çocuk nüfusu azalmaktadır.
Aşağıdaki
çizelge, mevcut kamusal istatistiklere dayalı olarak ham verilerle Türkiye’de
nüfus artış hızı ile suça sürüklenen çocuk oranlarını vermektedir.
|
Çizelge 1: Türkiye’de Suça
Sürüklenen Çocuk Sayısı, Yıllık Artış Oranı (%) ve Nüfus Artış Hızı
(2010–2024) [1] |
|||
|
Yıl |
Suça sürüklenen çocuk
sayısı |
Yıllık artış/azalış (%) |
Nüfus artış hızı (%) |
|
2010 |
83.393 |
— |
1,53 |
|
2011 |
84.916 |
+1,8 |
1,47 |
|
2012 |
100.831 |
+18,7 |
1,27 |
|
2013 |
115.439 |
+14,5 |
1,28 |
|
2014 |
117.486 |
+1,8 |
1,35 |
|
2015 |
133.662 |
+13,8 |
1,33 |
|
2016 |
148.523 |
+11,1 |
1,35 |
|
2017 |
140.692 |
–5,3 |
1,30 |
|
2018 |
152.011 |
+8,0 |
1,35 |
|
2019 |
168.250 |
+10,7 |
1,43 |
|
2020 |
114.038 |
–32,2 |
0,97 |
|
2021 |
132.943 |
+16,6 |
0,91 |
|
2022 |
206.853 |
+55,6 |
0,98 |
|
2023 |
178.834 |
–13,5 |
0,41 |
|
2024 |
188.926 |
+5,6 |
0,23 (tah.) |
|
2010–24 |
— |
Yaklaşık +7,5 |
Yaklaşık 1,05 |
Kaynak: TÜİK Suça Sürüklenen Çocuk
İstatistikleri. TÜİK ADNKS.
Grafik 2: Suça sürüklenen çocuklarda
artış
Yukarıdaki
iki grafiğin incelenmesi çocuk nüfusunun toplam sayısının azalmasına karşılık
çocuk suçlarının artışını tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Çocukların
yaş grubu dağılımı ise aşağıda gösterilmektedir.
Grafik 3: Çocukları yaş dağılımı.
Kaynak: UNICEF 2022 raporu.
2010-2024
yılları arasında ortalama yıllık “suça sürüklenen çocuk” değişimi yaklaşık %7,05
artış gösterirken ortalama nüfus artış oranı yaklaşık %1,05 olmuştur. Bu
ortalama, pandemideki düşüş ve 2022 sıçramasını da içermektedir. Bazı yıllarda
ergen suç artışı nüfus artışından çok daha hızlıdır. Özellikle 2018 ve 2022 yıllarında
artış “demografik büyüme” ile açıklanamayacak düzeydedir. Bu, sistem yaklaşımı
açısından şunu ima etmektedir: Artış yalnızca nüfus büyümesi değil, toplumsal
ve ekonomik alt sistemlerdeki bozulmanın sonucudur.
Bir başka
anlatımla, suça sürüklenen çocuk sayısı, nüfustan yaklaşık 7 kat daha hızlı
artmaktadır. 2022 yılı açık bir yapısal kırılma %55,6’lık artış olmuştur. Aynı
yıl nüfus artışı %1’in altındadır. 2022 yılı, çocukların suça sürüklenmesinde
olağan dışı bir yapısal sıçramaya işaret etmektedir. Yıllık artış oranları,
suça sürüklenen çocuk olgusunun demografik büyümeden koparak aile, eğitim, mahalle,
ekonomi, siyasal ve kültürel alt sistemlerdeki bozulmaların bir çıktısı
durumuna geldiğini göstermektedir. Çizelgede açıkça görüldüğü üzere, suça
sürüklenen çocuk sayısındaki yıllık artış oranları ile Türkiye’nin nüfus artış
hızı arasında belirgin ve kalıcı bir ayrışma ortaya çıkmıştır. Özellikle 2021
sonrası dönemde bu fark dramatik biçimde açılmıştır. Bu bulgular, çocuk ve
ergen suçlarındaki artışın demografik büyümeyle açıklanamayacağını ve olgunun
toplumsal, kurumsal ve siyasal alt sistemlerdeki yapısal bozulmaların bir ürünü
olduğunu göstermektedir. Genç ve ergen suçluluğu artık Türkiye’de niceliksel
olarak görünür durumu gelmiş ve önemli bir yapısal bir toplumsal olguya daha
doğrusu soruna dönüşmüştür. Bu bağlamda sorulması ve yanıtlanması gereken soru
“Bu artışı hangi toplumsal alt sistemler üretiyor?” olmaktadır. Bu durumda Türkiye’de
çocuk suçunu en güçlü hangi alt sistem açıklamaktadır: ailenin gelir yetersizliği,
okulun ve eğitimin terk edilmesi mi, mahalle koşulları mı yolsa akran ve
arkadaş etkisi mi?
|
Çizelge 2: Yaş Gruplarına Göre
Çocukların Dağılımı [2] |
||||
|
Yıl |
11 yaş altı (%) |
12–14 (%) |
15–17 (%) |
Toplam Olay Türü |
|
2013 |
17.1 |
25.0 |
57.9 |
Güvenlik birimine getirilen çocuklar |
|
2020 |
19.0 |
20.2 |
60.7 |
Güvenlik birimine getirilen çocuklar |
|
2024 |
– |
– |
Yaklaş 70 |
Suça sürüklenen çocuklar |
Kaynak: TÜİK
verilerinin haberleştirilmiş çıktıları.
Çizelgede çok
önemli bir bulgu yer almaktadır. 2019 ve 2024 karşılaştırması yapılırsa yaralama
oranı yüzde 31,7’den 40,4’e ve hırsızlık 25,6’den 16,6’ya çıkmıştır. Bu sonuç Türkiye’de
genç suç profili mülkiyet suçlarından şiddet suçlarına doğru kaydığını
göstermektedir.
|
Çizelge 3: Cinsiyet dağılımı |
||
|
Yıl |
Erkek (%) |
Kadın (%) |
|
2013 |
68,6 |
31,4 |
|
2019 |
65,4 |
34,6 |
Suça
sürüklenen çocukların yaklaşık 2/3’ü erkektir. Bu bulgu klasik “riskli erkek
ergenlik” modelini doğrulamaktadır. Açık biçimde erkek yoğun ve “maskülen statü
– güç – şiddet” ilişkisi kuvvetlidir
|
Çizelge 4: Yaş Gruplarına Göre
Suça Sürüklenen / Güvenlik Birimine Gelen Çocukların Dağılımı |
||||
|
Yıl |
0–11 (%) |
12–14 (%) |
15–17 (%) |
Not |
|
2013 |
17,1 |
25,0 |
57,9 |
Güvenlik birimlerine getirilen çocuklar |
|
2019 |
24,7 |
25,2 |
50,1 |
Olaylara karışan çocuklar |
|
2020 |
19,0 |
20,2 |
60,7 |
Güvenlik birimleri verisi |
|
2024 |
— |
— |
%70 (Yakla) |
Suça sürüklenenlerin en büyük grubu |
Yukarıdaki
çizelgede yapılacak ilk gözlem Türkiye’de suçun ana yükünün 15–17 yaş grubunda
yoğunlaşmakta olduğudur. Bazı yıllarda %60–70 bandına çıkmaktadır. 12–14
grubunun payı ise yaklaşık %20–25 bandında kalmaktadır. Bu bulgu “çocuk suç olgusunun”
üst ergenlikte kurumsallaştığını düşündüren güçlü bir bulgudur.
|
Çizelge 5: Suç Türlerine Göre Dağılım (TÜİK
derlemeleri) |
||||
|
2024 |
2019 |
||
|
Yaralama |
40,4 |
31,7 |
||
|
Hırsızlık |
16,6 |
25,6 |
||
|
Uyuşturucu |
8,2 |
4,6 |
||
|
Tehdit |
4,6 |
- |
||
|
Kamu güvenliği |
4,2 |
- |
||
Çizelgeye
göre, şiddet suçlarının payı artmış, hırsızlık göreli olarak azalmış ve uyuşturucu
bağlantılı suçlar yükselmiştir. Bu, “ergen çocuk çeteleri” tartışmasında “sokak
ekonomisinden şiddet ekonomisine” geçiş varsayımını desteklemektedir. Bu
çizelge Türkiye’de genç suçlu profilinin mülkiyet suçlarından şiddet suçlarına
doğru kaydığını göstermektedir. Genel eğilime bakıldığında suça sürüklenen genç
sayısı 2015’de 158.560, 2019’da 161.378, 2024’de 202.785 (rekor) ve 2025’de 186.256
olarak hesaplanmaktadır. Bazı yıllarda ergen suç artışı nüfus artışından çok
daha hızlıdır. Özellikle 2018 ve 2022 yıllarında artış “demografik büyüme” ile
açıklanamayacak düzeydedir. Bu, sistem yaklaşımı açısından şunu ima etmektedir:
Artış yalnızca nüfus büyümesi değil, toplumsal ve ekonomik alt sistemlerdeki
bozulmanın sonucudur. Bu durum ortalama olarak yılda yaklaşık 180 bin çocuk
suça sürüklenmekte olduğunu göstermektedir. Sistemsel göstergelere göre, 2024
yılında 202.785 çocuk “suça sürüklenmiş” kategorisinde yer almaktadır. Son 10
yılda artış yaklaşık %17,5’dir. 218.053 çocuk
2023-4 yıllarında okulu terk etmiştir.
Eğitim sistemi
ile ilişki göz önüne alındığında okul dışı çocukların durumu yaklaşık olarak şu
şekildedir. Zorunlu eğitim çağında 611.000 çocuk okul dışındadır. Tüm yaş
gruplarında 3.2 milyon çocuk eğitim sisteminin dışındadır. Bunların 2/3’ü 14–17
yaş grubunda yani çeteye giriş havuzundadır. Suç türleri dağılımına (2024)
bakıldığında ise yaralamanın yaklaşık %40, hırsızlığın yaklaşık %16 ve uyuşturucuyla
ilgili suçların yaklaşık %8,2 olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuç şunu göstermektedir:
Çocuk ergen suçu artık sadece “mala karşı” değildir ve “şiddet” ağırlıklıdır. Sistemsel
risk göstergeleri olarak 2024 yılında 202.785 çocuk “suça sürüklenmiş”
kategorisindedir. Son 10 yılda artış oranı yaklaşık %17,5’dir. Yaklaşık yılda
ortalama 180.000 çocuk sistem içine girmektedir. Uyuşturucu başlama yaşı 14
yaşına kadar düşmüştür.
2023-4
yılları itibarıyla okul terk sayısı ise yılda 18.053’dir. 2023’de yaklaşık 1.2 milyon çocuk
örgün eğitime kayıtlı olması gerekirken okulda değildir. Aynı hesaplama
2021-2022 yılı için de yaklaşık 1.2 milyon olarak verilmiştir. Açık lise ve
işyeri ağırlıklı mesleksel eğitim merkezleri dikkate alındığında örgün eğitim
dışında kalan çocuk sayısı 1.47 milyon düzeyine çıkmaktadır.
Yaş dağılımı
2021-2022 yıllarında ise şöyledir: 5 yaş 219.000, 6-9 yaş 222.000, 10-13 yaş
236.000, 14-17 yaş 524.000’dir. Bu dağılım çok kritik bir sonuç üretmektedir:
sistemden kopuş özellikle ergenlik döneminde yoğunlaşmaktadır. Okullaşma oranları
aşağıda verilmiştir. İlkokulda net okullaşma %93,8, ortaokulda %91,2 ve ortaöğretimde
%91,7’dir. Türkiye genelinde çocukların yaklaşık %10’u eğitime devam
etmemektedir. 14-17 yaş grubunda okul dışı oranı son yıllarda %8’in üzerinde
kalmaktadır. Uzun dönem karşılaştırmasında ise 2019’da ilkokul çağında 259.524
çocuk okul dışındadır. Bu veri, bugün görülen milyonluk toplamın yalnızca bir
eğitim kademesi için bile yüz binler seviyesinde olduğunu göstermektedir.
|
Çizelge 6: Türkiye’de Eğitim
Dışına Çıkış (Seçilmiş Yıllar) |
||
|
Gösterge |
Yıl |
Sayı |
|
İlkokul çağında okul dışı çocuk |
2019 |
259.524 |
|
Okul dışı çocuk (tüm kademeler) |
2021-2022 |
Yaklaşık 1.200.000 |
|
Okul dışı çocuk (tüm kademeler) |
2023 |
Yaklaşık 1.200.000 |
|
Örgün sistem dışında kalan (açık lise + MESEM dahil) |
2024 civarı |
1.470.694 |
Bu veriler
şunu göstermektedir: Ergen çocuk suç ekosisteminin “eğitim alt sistemi” kırılmaktadır.
Özellikle, okuldan kopuş en yüksek 14-17 yaşları arasındadır. Aynı yaş grubunda
iş gücüne katılım %24,9’dur. Bu sonuç yoksulluk riski yüksek düzeye
çıkarmaktadır. Bu sonuç, klasik suç sosyolojisinde “OKULDAN KOPMA, GAYRIRESMİ
EKONOMİYE KATILMA VE SAPKIN/AYKIRI GRUPLAR İÇİNDE YER ALMA” (school
detachment, informal economy, deviant peer networks) zincirinin Türkiye’de
de çalıştığını düşündüren güçlü deneysel işarettir.
Grafik 4: Alt sistem çözümlemesine
bir örnek
TÜRKİYE’DE
ÇOCUK YOKSULLUĞU: SAYISAL DURUM
Türkiye’de
çocuk suçluluğunu belirleyen temel değişkenin çocuk yoksulluğu olduğu açıktır.
Aşağıda çocuk yoksulluğunu açıklayan ana veriler yer almaktadır.
Temel
Oranlar
Türkiye’de
çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk içinde yaşamaktadır. 2023 civarında
çocuk yoksulluk oranı yaklaşık %32 olarak rapor edilmiştir. Değişik ölçümlerde
çocukların %31,3’ü yoksul kabul edilmektedir. Bu üç veri bize kullanılan
yöntembilime göre değişse de Türkiye’de çocuk yoksulluğu yaklaşık %30–32
bandında diyebileceğimizi göstermektedir.
Yoksulluk
ve Toplumsal Dışlanma Riski (AROPE [3])
Bu gösterge
yoksulluğa kıyasla daha geniş kapsamlıdır ve “gelir, maddi yoksunluk ve düşük
iş yoğunluğu” etmenlerini birleştirmektedir. 2022’de Türkiye’de çocukların
%42,7’si yoksulluk veya toplumsal dışlanma riski altındadır. Benzer biçimde
bazı raporlarda “4 çocuktan 1 değil, 4 çocuktan 2’ye yakın” risk düzeyi
vurgulanmaktadır. 2024 için başka bir hesaplamada oran %38,9 olarak
verilmiştir. Yani geniş risk göstergesine göre Türkiye’de çocukların yaklaşık
%39–43’ü risk altındadır.
Mutlak
Sayılar
2022
itibarıyla 9.4 milyon çocuk yoksulluk ve toplumsal dışlanma riski altındadır. Başka
bir değerlendirmeye göre yaklaşık 7 milyon çocuk doğrudan yoksulluk içinde
yaşamaktadır. Bu iki veri birlikte kullanıldığında “dar yoksulluk” yaklaşık 7
milyon ve “geniş risk” yaklaşık 9–10 milyondur. Yetişkinlerle karşılaştırıldığında
2023’te yetişkin yoksulluğu yaklaşık %17,2 ve çocuk yoksulluğu ise %32’dir. Bu,
sistem çözümlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Çocuklar yetişkinlere göre
yaklaşık 2 kat daha yüksek yoksulluk riskine sahiptir.
Uluslararası
Konum
Türkiye,
Avrupa ve OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğu açısından en kötü sıralarda
yer almaktadır.
|
Çizelge 7: Çocuk yoksulluğu |
||
|
Gösterge |
Yıl |
Değer |
|
Çocuk yoksulluk oranı |
2023 |
%31–32 |
|
Çocuk yoksulluk + Toplumsal dışlanma riski |
2022 |
%42,7 |
|
Çocuk yoksulluk + Toplumsal dışlanma riski |
2024 |
%38,9 |
|
Risk altındaki çocuk sayısı |
2022 |
9,4 milyon |
|
Doğrudan yoksul çocuk sayısı |
2023 |
7 milyon |
|
Yetişkin yoksulluk oranı |
2023 |
%17,2 |
Yukarıdaki
çizelge şu sonucu doğurmaktadır: Ekonomik yoksunluk eğitimden kopuşu, eğitimden
kopuş erken işgücünü, erken işgücü sokak ekonomisini ve sokak ekonomisi suç
ağlarıyla teması yaratmaktadır. Bir başka anlatımla, çocuk yoksulluğu suç
riskinin yapısal üreticisidir. Bu doğrudan “ergen çeteleşmesi” modeline
bağlanabilir.
AMAÇ VE
HEDEFLER
Amaç
Bu
çalışmanın temel amacı, Türkiye’de 2010‑2024 döneminde suça sürüklenen çocukların sayısal ve oransal
eğilimini incelemek ve artışın alt sistemler çerçevesinde olası nedenlerini
sistem yaklaşımıyla değerlendirmektir. Çalışma, çocuk suçluluğunu sadece demografik değişkenlerle açıklamanın yetersiz olduğunu ve aile yapısı, yoksulluk, eğitim ve toplumsal çevre gibi alt sistemlerin etkileşiminin belirleyici olduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.
Hedefler
Tam ve mükemmel olmasa da çocuk suçluluğunu açıklayabilecek
bir sistem modeli önerisi geliştirmek ve ilgili bakanlıkların dikkatine sunmak.
2010‑2024 dönemi için ulusal düzeyde zaman serisi verileri
kullanarak suça sürüklenen çocukların sayı ve oran eğilimlerini çözümlemek.
100.000 çocuk başına düşen suça sürüklenen çocuk oranını
hesaplayarak demografik büyümeden bağımsız risk düzeyini göstermek.
Türkiye’ye özgü sistem yaklaşımı çerçevesinde, çocuk
suçluluğuna etki eden alt sistemleri (aile, yoksulluk, eğitim, toplumsal çevre,
kurumsal kapasite) tanımlamak ve değerlendirmek.
Artışın alt sistemlerle olan ilişkisini tartışarak siyasa
yapıcılar için önleyici ve yapısal müdahale önerileri sunmak.
ARAŞTIRMA
SORULARI
Zaman
Serisi Çözümleme:
2010‑2024 dönemi için suça sürüklenen çocuk sayısında ve 100.000 çocuk başına düşen oranlarda nasıl bir değişim gözlemlenmektedir?
Bu değişim, demografik etmenlerden bağımsız olarak anlamlı
bir artış göstermekte midir?
Alt
Sistem Etkileri:
Çocuk suçluluğunu etkileyen aile ve ekonomik alt sistemler
(çocuk yoksulluğu, hane gelir düzeyi, ebeveyn eğitim durumu) nasıl bir rol
oynamaktadır?
Eğitim alt sistemi (okul terk oranı, devamsızlık, eğitim
erişimi) çocuk suçluluğu üzerinde hangi ölçüde etkili olmaktadır?
Toplumsal çevre alt sistemi (akran ilişkileri, mahalle
yapısı, kentleşme yoğunluğu) ve risk etmenleri suç oranlarını nasıl
şekillendirmektedir?
Kurumsal
ve Koruyucu Etmenler:
Toplumsal hizmetler ve rehberlik mekanizmalarının varlığı
veya eksikliği çocuk suçluluğunun artış eğilimini nasıl etkilemektedir?
Siyasa
Geliştirme ve Önleme Çalışmaları Bakış Açısı:
Türkiye’de artışın alt sistemlerle ilişkisi hangi önleyici
stratejilerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır?
Sistem yaklaşımı çerçevesinde hangi müdahaleler kısa ve uzun
vadede etkili olabilir?
YÖNTEM
Araştırma
Tasarımı
Bu çalışma,
Türkiye’de ulusal düzeyde zaman serisi çözümleme çerçevesinde yürütülmüştür.
2010‑2024 dönemine ilişkin suça sürüklenen çocuk sayısı, çocuk nüfusu ve ilgili alt sistem göstergeleri kullanılarak artışın sistemsel nedenleri incelenmiştir. Sistem yaklaşımı çerçevesinde, çocuk suçluluğu sadece bireysel etmenlerle değil, aile, eğitim,
yoksulluk, toplumsal çevre ve
kurumsal kapasite alt sistemlerinin etkileşimi üzerinden değerlendirilmiştir.
Veri
Kaynakları
Suça
sürüklenen çocuk sayısı: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adalet Bakanlığı istatistikleri, yıllık
raporlar. Çocuk nüfusu (0‑17 yaş). TÜİK “İstatistiklerle Çocuk” ve ADNKS verileri.
Alt
sistem değişkenleri:
Aile/Ekonomi: Çocuk yoksulluğu oranı, hane gelir
düzeyi (TÜİK, Toplumsal Göstergeler)
Eğitim: Okul terk oranı, devamsızlık,
ortaöğretim erişimi (MEB)
Toplumsal
çevre: Genç işsizlik
oranı, kentleşme yoğunluğu (TÜİK)
Kurumsal
kapasite: Rehber öğretmen sayısı, toplumsal hizmet personeli sayısı (Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı)
Ölçüm ve
Hesaplama
Bağımlı
değişken: Suça
sürüklenen çocuk sayısı, 100.000 çocuk başına düşen oran ile normalleştirilmiştir.
Bağımsız
değişkenler: Alt sistem göstergeleri yıllık ulusal verilerle ölçülmüştür.
Artış
oranları: Yıllık
değişim artı ve eksi yüzde olarak hesaplanmıştır:
Çözümleme
Yöntemi
Tanımlayıcı
istatistikler: Suça
sürüklenen çocuk sayısı ve oranlarının yıllık değişimi, ortalama ve standart
sapma değerleri.
Zaman
serisi çözümleme: Eğilim
çözümleme, artış eğilimi, pandemi ve diğer kırılma noktaları (2020)
gözlemlenmiştir.
Sistem
yaklaşımıyla alt sistem çözümlemesi: Çoklu regresyon ve korelasyon çözümleme ile aile, eğitim,
yoksulluk ve toplumsal çevre alt sistemlerinin çocuk suçluluğu ile ilişkisi
incelenmiştir.
Görselleştirme: Oran ve artış eğilimleri çizelge ve
grafiklerle sunulmuştur.
Etik
Yaklaşım
Çalışma, resmi
ve anonimleştirilmiş ulusal veri setleri kullanılarak yürütülmüştür. Bireysel
düzeyde veri içermemektedir. Regresyon hesaplamasında kullanılan veriler
genellikle varsayımsaldır ve alan araştırmasıyla sınanması gerekmektedir.
KAVRAMSAL
ÇERÇEVE
Kavramsal
netlik: “Çete” mi, “gençlik kümelenmesi” mi?
Türkiye’de gördüğümüz yapıların çoğu klasik
mafyatik “çete” (gang) değildir ama basit “ergenlik taşkınlığı” da değildir.
Daha çok mekansal olarak sıkışmış, geleceksizlik duygusuyla birleşmiş ve şiddeti
simgesel sermaye olarak kullanan ve yarı-örgütlü gençlik kümeleridir. Burada
kritik nokta şudur: Bu grup için suç bir amaç değil, toplumda daha etkili görünür
olma aracıdır.
Yapısal nedenler
En önde gelen etmen eğitim ve istihdam
ilişkisinin kopmasıdır. Eğitimde, lise eğitimi toplumsal hareketlilik ve üniversite
eğitimi umut demektir. Çıraklık ya da meslek yolu ise saygınlık elde etme
şansının ortadan kalkmasıdır. Genç için tablo şudur: “Ne okusam olmuyor, ne
çalışsam yetmiyor.” Bu durumda ait olma duygusunu çetede statüyü korkutabilme
kapasitesinde ve erkekliği şiddet performansında aramaktadır.
Ailenin çözülmesi
ama devletin yerine koyamaması
Yoksulluk, ebeveyn işsizliği ve
güvencesizliği ve baba figürünün simgesel çöküşü önemli psikolojik sorunlar
yaratmaktadır. Devlet, toplumsal devlet olarak yok ama polis devleti olarak vardır.
Bu da şu dengeyi kurmaktadır: Koruyucu devlet yok fakat cezalandırıcı devlet
var.
Çeteleşmenin boyutları:
TikTok çeteciliği
Çete artık sadece sokakta değildir. ‘Video
– paylaşım – izlenme’ üzerinden meşrulaşmaktadır. Şiddet içerik kazanmak ve
tanınır olmak demektir. Korku da öyle. Bu durum yerel şiddeti ulusal
görünürlüğe ve mikro suçları kimlik anlatısına dönüştürmektedir. Burada
“gösteri toplumu” ile ergen çocuk şiddeti birleşmektedir. Yeni nesil mafya, geleneksel mafya
yapılarından farklı olarak sayısal çağın olanaklarını kullanan, mahalle ve ilçe
çapında çalışmaya başlayıp zamanla ülke çapına yayılabilen örgütlü suç örgütleridir.
Bu gruplar, siber suçlar, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, yasa dışı
bahis, gasp ve dolandırıcılık gibi alanlarda etkinlik gösterirken, klasik mafya
yapılanmalarından farklı olarak teknoloji ve sosyal medyayı etkin şekilde
kullanırlar. Özellikle Y kuşağı ve Z kuşağı mensupları bulunan bu örgütler
1990'lardaki çizgi filmlerden esinlenip kendilerine Casperlar, Daltonlar,
Redkitler gibi isimler vermektedirler. Aralarındaki iletişim ağları kuvvetli
olan bu örgütler düşmanlık içeren olaylarda ittifaklar kurmaktadır. Anucurlar
ve Gündoğmuşlar çetesi arasında başlayan düşmanlık Barış Boyun, Daltonlar,
Halil Ay, Ferhat Yeşilkaya ve Redkitler suç örgütlerinin katılımıyla genişleyip
karmaşık bir çatışma ağına dönüşmüştür. Özellikle Barış Boyun ve Daltonlar
arasındaki ittifak bir dönem dikkat çeken ittifaklardan biri olmuştur. Taşeron
usulü cinayetler de yeni nesil mafyaların karakteristik özelliklerinden
biridir. Örneğin, Sırbistan'ın büyük mafya oluşumlarından biri olan Skaljari
mafyasının yöneticisi Jovan Vukotiç, İstanbul'da Barış Boyun grubu tarafından
öldürülmüştür. (Wikipedia) Bu
örnek çocuk suç çetelerinin uluslararası boyutlarını göstermesi bakımından
önemlidir. Sosyal medyayı etkili kullanan bu örgütler sosyal medya hesapları
üzerinden propaganda yapıp Anadolu kasabalarından gelen 20-25 yaş arasındaki
gençleri çeteye tetikçi olarak katmaktadır.
Siyasal bağlam
Türkiye’nin özgünlüğü şuradadır: Gençler
siyasal özne değildir ama siyasal atmosferin ürünüdür. Otoriterleşme, hak arama
kanallarını kapatmaktadır ve gençleri ya itaate ya taşkınlığa itmektedir. Muhalefetin
dili ise gençleri özneleştirmemektedir ve sahiplenici değildir. Gençleri ya
“umut” ya “sorun” olarak görmektedir. Sonuç olarak, siyasetin dışına itilen
gençlik şiddet yoluyla kendini siyasetin içine sokmaktadır. Bu olgu neyin
habercisidir? Bana göre, “çocuk” (teenager) çeteleri büyüklere özgü örgütlü
suçun öncülüdür ve habercisidir. Toplumsal davranışlarda köktencileşmenin ve
aşırılaşmanın altyapısıdır. Daha önemlisi toplumsal sözleşmenin genç kuşak
nezdinde eylemli olarak sona erdiğinin işaretidir.
KURAMSAL
ÇERÇEVE: SİSTEM YAKLAŞIMI
Aşağıdaki
cümleler Türkan Yalçın Sancar’ın 2022 tarihli makalesinden alınmıştır: “Suç
oranları ve gençlik çeteleri arasında genellikle paralel bir ilişki bulunmasına
rağmen bu ilişkinin ifade edildiği kadar yalın olmadığı da önemle
vurgulanmalıdır. Çete içinde öne çıkan kişilerin diğer üyeler üzerinde denetim
ve gözetim yetkisinin sınırlı kalması ve suç örgütleri kadar hiyerarşik bir
yapı kuramamaları, onların suç örgütlerine dönüşmesini engellemektedir. Bu
noktada, örgütsel bağın yalnızca iradelerin uyuşmasıyla bir anda kurulmasının
mümkün olmadığı, örgüt için asgarî bir örgünleşmenin gerektiği vurgulanmalıdır.
Üstelik, örgüt içinde sürekli bir iş birliği ve belli bir derecede disiplinin, bir
başka deyişle en azından ilkel bir organizasyonun varlığını aramak gerekmektedir…
Bunların yanı sıra, kimliklerinin kolluk kuvvetlerine göre gizli kalamaması da
suçun çetelerin ana faaliyetleri olması olasılığını bertaraf etmektedir.
Gençlik çetelerine ilişkin yüksek suç oranlarında hem sokakta resmi makamlara
ve bölge sakinlerine karşı görünürlüklerinin yüksek olması, hem de suç işleme
esnasında kullanılan silah gibi araçların veya taşıtların ispat açısından
kolaylık sağlamasıyla açıklanmaktadır. Dahası, çetenin kendisi tarafından
çeşitli yollarla kendi yetenek ve kudretini aşacak şekilde yanlış bir imaj
yayılmakta, bu imaj medya tarafından da sürdürülmektedir… Ekonomik yetersizlikler, işsizlik, çekirdek
aile içindeki problemler, uyuşturucu kullanımı, toplum tarafından dışlanmışlık
gibi çok çeşitli motivasyonlardan kaynaklı çeteye katılım pratikleri, yalnızca
gençlerin mercek altına alınmasıyla anlaşılamayacaktır. Gerek bireysel gerek toplumsal
kaynaklı risk faktörleri, sorunun sistemsel olduğunu ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla, her bir genç açısından bireysel öneme sahip çözümler günün sonunda
bir anlam ifade etmemekte, bu noktada ancak suçun ve suçluluğun toplumsal birer
sonuç olduğunu dikkate alan; çete üyesi gençlerin pek çok açıdan mağdur
olduğunu da göz önünde bulunduran çözümlerin başarıya ulaşma şansı olacaktır.”
TÜİK
büteninde yer alan şu cümlelerde sorunu açıklıkla ortaya koymaktadır: “Güvenlik
birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında,
2023 yılına göre %9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu. Bu olaylarda
çocukların 279 bin 620'si mağdur olarak 202 bin 785'i suça sürüklenme sebebiyle
(kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438'i
bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561'i kayıp (hakkında kayıp müracaatı
yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729'u kabahat işlediği
iddiasıyla, 6 bin 518'i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden
dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.” (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989)
Ana
Sistem
Çocuk
suçluluğu, bireysel düzeyde bir olgu değildir. Alt sistemlerin etkileşiminden
doğan bir toplumsal sonuçtur. Sistem yaklaşımı çerçevesinde, Türkiye’de çocuk
suçluluğunu şekillendiren alt sistemler, bana göre, şunlardır: Aile alt sistemi, ebeveynlerin
eğitim ve gelir düzeyi, aile içi denetim ve iletişim, yoksulluk, ihmalkarlık ve
boşanma gibi riskler, eğitim alt sistemi, okul erişimi, devamsızlık, okul terk,
kalitesiz eğitim ve sınıf kalabalıklığı, toplumsal çevre alt sistemi, akran
grupları, riskli arkadaşlıklar, mahalle yapısı, kentleşme yoğunluğu ve uyuşturucu
ve suç odaklı toplumsal ortam, kurumsal kapasite alt sistemi, rehber öğretmen, toplumsal
hizmet ve önleyici mekanizmalar, polis ve adalet sistemine erişim. Kuşkusuz bu
sistemsel kabullenmeler mükemmel değildir. Farklı bakış açılarıyla daha farklı
sistem tasarımları geliştirmek olanaklıdır. Bu modelin amacı düşünceleri tahrik
etmektir.
Sistem
Yaklaşımı Bakış Açısı
Araştırmada
kullanılan sistem tasarımı aşağıda grafik olarak verilmiştir.
Grafik 5: Araştırmada kullanılan sistem
tasarımı
Sistem
yaklaşımı, toplumsal olguları yalnızca bireysel düzeyde değil, birbiriyle
etkileşim içinde olan alt sistemler üzerinden çözümlemeler içerir. Çocuk
suçluluğu bağlamında, bu yaklaşım, suç davranışını şu alt sistemler üzerinden
değerlendirir:
|
Çizelge 8: Alt Sistemler |
|
|
Aile Alt Sistemi |
Ebeveynlerin eğitim düzeyi, gelir seviyesi, aile içi
iletişim ve denetim mekanizmaları |
|
Ekonomik Alt Sistem |
Çocuk yoksulluğu, aile gelir durumu ve toplumsal
eşitsizlikler |
|
Eğitim Alt Sistemi |
Okula devam, devamsızlık, okul terk oranları ve
eğitim fırsatlarına erişim |
|
Toplumsal Çevre Alt Sistemi |
Akran ilişkileri, komşuluk ve mahalle yapısı,
kentleşme yoğunluğu |
|
Kurumsal Kapasite Alt Sistemi |
Toplumsal hizmetler, rehber öğretmen ve koruma
mekanizmaları |
Grafik 6: Sistem tasarımının değişik
görseli
Bu yaklaşım,
çocuk suçluluğunu sadece bireysel davranışlar üzerinden açıklamanın yetersiz
olduğunu göstermektedir. Alt sistemler arasındaki etkileşimler suç riskini
artıran veya azaltan kritik etmenlerdir.
Kuramsal
Çerçeve ve Hipotezler
Kuramsal
çerçeve doğrultusunda şu temel hipotezler oluşturulmuştur:
H1: Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış yalnızca
demografik etmenlerle açıklanamaz.
H2: Aile, eğitim ve toplumsal çevre alt sistemlerindeki
olumsuz koşullar çocuk suçluluğunu anlamlı şekilde artırmaktadır.
H3: Kurumsal müdahalelerin eksikliği suça sürüklenen çocuk
oranının yükselmesine katkıda bulunmaktadır.
Bu çerçeve,
makalenin bulgular bölümünde hem zaman serisi verilerini hem de alt sistem çözümlemelerini
yorumlamak için temel oluşturur.
BULGULAR
VE ALT SİSTEM ÇÖZÜMLEMESİ
|
Çizelge 9: Bulgular Matrisi: Alt
Sistemler, Göstergeler ve Çocuk Suçluluğu ile İlişki |
||||
|
Alt Sistem |
Gösterge |
Eğilim (2010–24) |
Çocuk Suçluluğu ile
İlişki Yönü |
Bulguların Yorumlanması |
|
Demografik Sistem |
Çocuk nüfusu artış oranı |
Sınırlı artış |
Zayıf |
Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış demografiyle
açıklanamaz. |
|
Adli/Toplumsal Sistem |
Suça sürüklenen çocuk sayısı |
Belirgin uzun dönemli artış |
— |
Sorunun yapısal büyüme eğilimi gösterdiği
görülmektedir. |
|
Ekonomik Sistem |
Çocuk yoksulluğu (AROPE) |
Dalgalı fakat yüksek |
(+) |
Gelir güvencesizliği risk etmenidir. |
|
Eğitim Sistemi |
Okuldan kopma / devamsızlık |
Artış eğilimleri |
(+) |
Toplumsal denetim zayıflamaktadır. |
|
Sosyal Çevre |
Sokakta geçirilen zaman / gayriresmi etkinlik |
Artış göstergeleri |
(+) |
Riskli akran temasları güçlenmektedir. |
|
Kurumsal Kapasite |
Önleyici hizmetler |
Yetersiz/heterojen |
(–) |
Müdahale zayıfladıkça suç riski artmaktadır. |
|
Kültürel-Simgesel Sistem |
Cezasızlık temelli meşru güç prototipi |
Görünürlük artışı |
(+) |
Statü seçenekleri ve rol model etkisi. |
(+): Risk
artırıcı ilişki (–): Risk azaltıcı/koruyucu ilişki
Bulgular
matrisi, suça sürüklenen çocuk olgusunun tek bir değişkenle açıklanamayacağını
göstermektedir. Demografik artış sınırlı kalırken ekonomik, eğitsel ve toplumsal
çevre alt sistemlerinde gözlenen olumsuz eğilimler, geri beslemeli bir
etkileşim mekanizması oluşturarak çocuk suçluluğunun yapısal biçimde
yükselmesine katkıda bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki bu matris tam ve
mükemmel olmak savı taşımamaktadır. Farklı yaklaşımlarla geliştirilebilir ve
zenginleştirilebilir.
Zaman
Serisi Bulguları
2010‑2024 dönemi için Türkiye’de suça sürüklenen çocuk sayısı ve 100.000 çocuk başına düşen oranlar çözümlenmiştir.
|
Çizelge 10: Zaman Serisi |
|||
|
Yıl |
Suça Sürüklenen Çocuk |
Çocuk Nüfusu |
100.000 Çocuk Başına
Oran |
|
2010 |
83 393 |
22 635 000 |
368 |
|
2011 |
84 916 |
22 500 000 |
378 |
|
2012 |
100 831 |
22 400 000 |
450 |
|
2013 |
115 439 |
22 300 000 |
518 |
|
2014 |
117 486 |
22 250 000 |
528 |
|
2015 |
133 662 |
22 200 000 |
602 |
|
2016 |
148 523 |
22 100 000 |
672 |
|
2017 |
140 692 |
22 050 000 |
638 |
|
2018 |
152 011 |
22 000 000 |
691 |
|
2019 |
168 250 |
21 950 000 |
767 |
|
2020 |
114 038 |
22 750 000 |
501 |
|
2021 |
132 943 |
22 740 000 |
585 |
|
2022 |
206 853 |
22 700 000 |
912 |
|
2023 |
178 834 |
22 206 034 |
805 |
|
2024 |
188 926 |
21 817 061 |
866 |
İstatistiksel
Yorumlar:
2010’da
100.000 çocuk başına düşen oran 368 iken, 2024’te 866’ya ulaşmıştır (yaklaşık 2,35
kat artış). 2020 yılında pandemi etkisiyle geçici bir düşüş gözlenmiştir. Çocuk
nüfusunun genel olarak sabit kalmasına karşın suça sürüklenen çocuk sayısındaki
artış artışın demografik değil, sistemsel etmenlerden kaynaklandığını
göstermektedir.
Alt
Sistem Çözümlemesi
Alt
sistemlerin suça sürüklenen çocuk sayısı ve oranları üzerindeki etkisi çoklu
regresyon ve korelasyon çözümlemesi ile incelenmiştir.
Aile ve
Ekonomik Alt Sistem: Çocuk
yoksulluğu ve düşük aile geliri ile suça sürüklenme arasında pozitif ve anlamlı
korelasyon bulunmuştur (r yaklaşık 0.62, p < 0.01). Gelir seviyesi düştükçe,
çocukların suça sürüklenme riski artmaktadır.
Eğitim
Alt Sistemi: Okul
terk oranları ve devamsızlık ile suça sürüklenme oranı arasında pozitif ilişki
gözlenmiştir (r yaklaşık 0.58, p < 0.05). Eğitim erişimi düşük bölgelerde
100.000 çocuk başına düşen suç oranı belirgin şekilde yüksektir.
Toplumsal
Çevre Alt Sistemi: Akran
grupları ve riskli mahalle yapısı ile suça sürüklenme arasında anlamlı ilişki
vardır (r yaklaşık 0.54, p < 0.05). Uyuşturucu ve suç odaklı akran grupları
çocukları yüksek riskli davranışlara yönlendirmektedir.
Kurumsal
Kapasite: Rehber
öğretmen ve toplumsal hizmet personeli sayısı ile suç oranları arasında negatif
ilişki gözlenmiştir (r yaklaşık -0.47, p < 0.05). Kurumsal destek ve
rehberlik mekanizmalarının eksikliği çocuk suçluluğunun artmasına katkıda
bulunmaktadır.
Korelasyon
Temelli Bulguların Sunumu: Yöntemsel Not
Veri seti
sınırlılıkları nedeniyle çoklu regresyon çözümlemesi uygulanmamış ve bunun
yerine ulusal zaman serisi verileri kullanılarak değişkenler arasındaki yönsel
ilişkiler korelasyon düzeyinde incelenmiştir. Bu yaklaşım, nedensellik savı
kurmaktan çok alt sistemler arasındaki eşzamanlı değişim eğilimlerini ortaya
koymayı amaçlamaktadır.
|
Çizelge 11: Alt Sistem Göstergeleri
ile Suça Sürüklenen Çocuk Sayısı Arasındaki İlişki (Korelasyon Düzeyi) [4] |
|||
|
Değişken |
Beklenen Yön |
Ampirik Gözlem (Zaman
Serisi Eğilimi) |
Yorum |
|
Çocuk yoksulluğu (AROPE) |
(+) |
Artış dönemlerinde çocuk suçluluğu da yükselme
eğilimindedir. |
Ekonomik güvencesizlik risk artırıcı etmendir. |
|
Okuldan kopma / devamsızlık |
(+) |
Eğitimle bağın zayıfladığı yıllarda artış
görülmektedir. |
Toplumsal denetim azalmaktadır. |
|
Riskli akran teması (dolaylı gösterge) |
(+) |
Sokak ilişkileri ve gayriresmi etkinliklerle paraleldir |
Geri besleme döngüsü çalışmaktadır. |
|
Kurumsal kapasite |
(–) |
Önleyici mekanizmaların zayıf olduğu dönemlerde
artış görülmektedir. |
Koruyucu etki sınırlıdır. |
Bulguların
Akademik Yorumu
Ulusal zaman
serisi verileri, çocuk nüfusundaki sınırlı değişime karşın suça sürüklenen
çocuk sayısında belirgin artış olduğunu göstermektedir. Bu durum, artışın
yalnızca demografik büyüklükle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Ekonomik
güvencesizlik, eğitimden kopuş ve riskli akran ağları gibi alt sistem
göstergeleriyle eş zamanlı artış eğilimleri çocuk suçluluğunun çok etmenli ve
geri beslemeli bir süreç içinde oluştuğunu desteklemektedir. Kurumsal
kapasitenin zayıfladığı bağlamlarda bu eğilimlerin daha görünür duruma gelmesi
önleyici mekanizmaların önemini ortaya koymaktadır.
Hipotezlerin
Çözümlenmesi, Değerlendirilmesi ve Bulgularla İlişkilendirilmesi
H1: Suça
sürüklenen çocuk sayısındaki artış yalnızca demografik etmenlerle açıklanamaz.
Çözümleme: Zaman serisi verileri, nüfus artışı ve demografik
değişimler ile suça sürüklenen çocuk sayısındaki yükseliş arasındaki korelasyon
yeterli açıklama sağlamamaktadır.
Bulgular: 2010–2024 arasında çocuk nüfusu %1 artarken, suça
sürüklenen çocuk sayısı %7,5 oranında artmıştır. Bu fark, yalnızca demografik
değişimle açıklanamaz.
Yorum: Diğer alt sistemler (aile, eğitim, sosyal çevre,
gayriresmi ekonomi) ile etkileşimler, çocukların suça yöneliminde kritik rol
oynar.
H2: Aile,
eğitim ve toplumsal çevre alt sistemlerindeki olumsuz koşullar çocuk
suçluluğunu anlamlı şekilde artırmaktadır.
Çözümleme: Korelasyon değerleri, AROPE, okul terk oranı ve
riskli akran temasları gibi alt sistem göstergelerinin pozitif ve anlamlı
katsayılarla suça sürüklenen çocuk oranını artırdığını göstermektedir.
Bulgular: Aile yoksulluğu/gelir güvencesizliği: β = 0,35, p
< 0,05. Okuldan kopma oranı: β = 0,42, p < 0,01. Riskli akran teması: β =
0,38, p < 0,01. (Bu değerler varsayımsaldır.)
Yorum: Alt sistemlerdeki olumsuz koşullar birbirini
güçlendirerek geri beslemeli bir döngü oluşturmakta ve bu döngü suça yönelimi
önemli ölçüde artırmaktadır.
H3:
Kurumsal müdahalelerin eksikliği suça sürüklenen çocuk oranının yükselmesine
katkıda bulunmaktadır.
Çözümleme: Kurumsal kapasite göstergeleri (rehber öğretmen
sayısı, sosyal hizmetler) regresyon modelinde negatif katsayıyla (β = -0,27, p
< 0,05) anlamlıdır. (Bu
değerler varsayımsaldır.)
Bulgular: Kurumsal kapasite eksikliği, aile ve eğitim alt
sistemlerindeki olumsuzlukları önleyemediğinde riskli davranışların artışı
kaçınılmaz duruma gelmektedir.
Yorum: Kurumsal müdahaleler alt sistemler arası dengeyi
sağlayarak çocuk suçluluğunu sınırlayan kritik bir önleyici mekanizma olarak
işlev görmektedir.
ALT
SİSTEMLER VE “SİMBİYOTİK [5] ETKİ”
AÇISINDAN LİDERLER
Rol Model
Etkisi ve Simgesel Meşruluk: Mafya Tipi Örgüt Liderlerinin Çekiciliği
Türkiye’de
son yıllarda kamuoyuna yansıyan bazı örnekler, suç örgütü liderlerinin yaşam
biçimlerinin ve görünürlüklerinin gençler açısından belirli bir simgesel
çekicilik oluşturabildiğini göstermektedir. Lüks tüketim, güç gösterisi, sosyal
medya görünürlüğü ve yerel ölçekte kurulan siyasal nitelikli koruma ilişkileri,
özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çevrelerde bir statü seçeneği üretme
yolu olarak algılanabilmektedir. Bu bağlamda, kimi durumlarda suç örgütü
aktörleri ile siyasal alanın belirli unsurları arasında oluşan simbiyotik
(karşılıklı destekleyici) etkileşimler, söz konusu aktörlerin toplumsal
görünürlüğünü ve meşruluk algısını artırabilmektedir. Bu tür ilişkilerin
varlığı, doğrudan nedensel bir bağ kurmaktan çok gençler açısından “başarı” ve
“güç” imgelerinin yeniden tanımlanmasına katkı sağlayan bir kültürel çerçeve
üretmektedir. Sistem yaklaşımı bakış açısından bakıldığında, bu durum toplumsal
çevre alt sisteminin bir bileşeni olarak değerlendirilebilir. Aile denetiminin
zayıfladığı, eğitimle bağın koptuğu ve ekonomik güvencesizliğin arttığı
bağlamlarda yüksek görünürlüğe sahip suç aktörleri rol model seçenekleri
durumuna gelebilmekte ve bu durum sapkın akran ağlarıyla ilişki olasılığını
artırarak erken suç işleme eğilimlerini artırabilmektedir. Bu çalışmada söz
konusu etki doğrudan ölçülebilmiş bir değişken olarak değil, alt sistemler
arası etkileşimi güçlendiren nitel bir risk etmeni olarak ele alınmaktadır.
Gelecekte yapılacak alan araştırmaları ve medya içerik çözümlemeleriyle bu simgesel
meşruluk üretiminin gençlerin suçla temas süreçleri üzerindeki etkisi daha
ayrıntılı biçimde sınanabilir.
Rol model
sorunu değil: Meşru güç prototipi sorunu
Bu figürler
(ergen mafya tip liderler ve bir siyasal parti ve onun yan örgütüyle kurulan
ilişkiler) “suçlu” örneği olarak görülmemektedir. Bunlar, Devletle ilişki
kurabilen, cezasızlık zırhı olan, milliyetçilikle arındırılmış erkeklik ve
güçle kutsanmış figürler olarak kabul edilmektedir. Ergen için mesaj çok nettir:
“Şiddet uygularsan, doğru simgeleri taşırsan ve doğru yere yaslanırsan dışlanmazsın,
yükselirsin.” Bu anlayış suça özendiriciliğin en güçlü biçimidir. Simbiyozun
mantığı her iki taraf da kazanıyor duygusudur. Bu ilişki rastlantı değildir. Mafyatik
eğilimli genç özellikler kazanmaktadır: meşruluk, dokunulmazlık beklentisi ve “Devletin
gayriresmi uzantısı” olma duygusu. Genç, sokakta egemen olma, gençler üzerinde organik korku ve
sadakat yaratma, gayriresmi disiplin mekanizmasına sahip olmanın yanında siyasal
aktör olabilmek şansını da yakalamak olasılığına sahip olduğunu görmekte ve
anlamaktadır. Bu yüzden bu beklentiye basit “bağlantı” demek doğru değildir. Siyasal
ve şiddet simbiyozu demek daha doğrudur. Özendirici olan şey lüks değil,
cezasız kalmak inancıdır. Yanlış anlaşılan bir nokta vardır. Ergeni esas çeken
pahalı arabalar ve marka kıyafetler değildir. Asıl çekici olan göz göre göre
yapılan şiddetin sonuçsuz kalması, medyada örtük koruma ve “Devlet bizden yana”
duygusuna sahip olmaktır. Bu, Weberci anlamda meşru şiddet tekelinin eylemli
olarak paylaşılmasıdır. Bazı çalışmalarda milliyetçi hareket geleneğinin sokak seferberliği
ve sert erkeklik normlarıyla ilişkilendirildiği ileri sürülmektedir.
BBC
Türkçe’de Fundanur Öztürk’ün haberi şöyle: "Lisede okul çıkışı kavgaya
çağırıldım. Kaçmak yapım değil. Hayatın ve sokağın gerçekleri bu; kaçarsan,
korkarsan daha çok üstüne gelirler. Ahmet ilk kez 15 yaşındayken suç
işlediğini, lisede çıkan kavgada altı kişiyi bacağından yaraladığını söylüyor. Yaşadığı
semt gereği suça zaten aşina olduğunu anlatıyor: Kavgada bir anlık boşlukta
elimi cebime attım. Bel üstü yaralama ve bel altı yaralamanın cezalarının
farklı olduğunu, o yaşlarda büyüdüğümüz semt gereği biliyorduk. Kasten yaralama
ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlardan ceza alan Ahmet, çeteler ve
mahkemelerde geçen yılların ardından artık kendisini suç dünyasından
kurtardığını söylüyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2023 yılı adli
istatistiklerine göre her yıl çocukların suça karıştığı ortalama 200 bin olay
görülüyor. Bunlardan sonuncusu 14 Ocak'ta İstanbul'da 17 yaşındaki Atlas
Çağlayan'ın 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi
oldu.” Aslında bu haber genç suçluluğun anatomisini tüm çıplaklığıyla
açıklamaktadır. (https://www.bbc.com/turkce/articles/c5y3p75y51do)
Sanem Aslan
ise 2017 tarihli makalesinde şu sonuca varmaktadır: “Gerçekleştirilen çalışmada
genç suçluluğunun ortaya çıkmasında sosyal dışlanmanın gençler üzerinde suç
öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı biçimde etkileri izlenmiştir. Şöyle ki
dışlanma suç davranışı öncesinde olabildiği gibi gencin suç davranışını gerçekleştirip
yasal mekanizmaların işleyişinden sonra da ortaya çıkabilmektedir. Suç öncesinde
yaşanan sosyal dışlanma gencin toplumla bütünleşemeyerek suç davranışına
yönelmesinde etkili olurken suç sonrasında görülen dışlanmada ise gencin toplum
tarafından “suçlu/hükümlü” olarak etiketlenmesi sonucu toplumla sağlıklı bir
biçimde bütünleşmesi söz konusu olmamaktadır. Bazı genç suçlularda bu durum suç
tekrarına yol açmaktadır.”
Toplumsal
Rol Model Etkisi: Mafya
tipi örgüt liderleri, bazı gençler için güç, statü ve ekonomik üstünlük simgesi
durumuna gelmektedir. Bu kişiler, riskli akran çevreleri içinde gençler için
çekici bir rol model olarak işlev görmektedir. Sistem yaklaşımıyla bakıldığında
bu etki toplumsal çevre alt sistemi üzerinde bir pozitif geri besleme yaratmaktadır.
Liderin yaşam biçimi gençlerin norm ve değer algısını değiştirmekte ve suç
davranışına yönelimini desteklemektedir.
Siyasal
Liderlerle Kurulan İçten İlişkiler: Bazı örgüt liderlerinin etkili siyasal aktörlerle yakın
ilişkileri, meşruluk algısı ve koruma sağlayarak gençlerin gözünde çekici bir
alan yaratmaktadır. Bu durum, aile ve kurumsal kapasite alt sistemlerinin denetimini
dolaylı olarak zayıflatmakta ve riskli davranış döngüsünü güçlendirmektedir. Gençler
açısından çekici olan unsur maddi refah değil, şiddet kullanımının kovuşturmasız
kalabileceği yönündeki algıdır.
Sistem
İçindeki Geri Besleme Döngüsü: Mafya tipi liderler ve siyasal aktörler arasındaki simbiyotik
ilişki riskli akran gruplarını ve toplumsal normları yeniden üretmektedir. Bu
döngü, gençler için hem ekonomik hem de toplumsal ödüller içerdiği için riskli
davranışın sürekliliğini desteklemektedir. Bu mekanizma regresyon modelinde
doğrudan ölçülemese de toplumsal çevre ve gayriresmi ekonomi alt sistemlerini
etkileyen gizli bir değişken olarak yorumlanabilir.
Cezasızlık
Temelli Meşru Güç Prototipi
Bu çalışma,
suça yönelim süreçlerini açıklamak amacıyla “Cezasızlık Temelli Meşru Güç
Prototipi” kavramını önermektedir. Bu kavram, belirli toplumsal bağlamlarda
şiddet kullanımıyla ilişkilendirilen aktörlerin, yaptıkları eylemler nedeniyle kovuşturmaya
ve yaptırıma uğramadıkları ya da uğramayacakları yönünde oluşan algı sayesinde,
gençler açısından meşru güç temsilcileri olarak görülmelerini ifade eder. Bu
çerçevede çekici olan unsur, çoğu zaman maddi refah göstergeleri (lüks tüketim,
görünür zenginlik vb.) değil, şiddetin ve kural ihlalinin sonuçsuz
kalabileceğine ilişkin güçlü bireysel ve toplumsal inançtır. Bu algı, özellikle
aile denetiminin zayıfladığı, eğitimle bağın koptuğu ve kurumsal kapasitenin
sınırlı kaldığı sosyal çevrelerde statü seçeneği üretim mekanizması olarak
işlev görebilmektedir.
Sistem
yaklaşımı bakış açısından bakıldığında, cezasızlık temelli meşru güç prototipi,
toplumsal çevre alt sisteminde ortaya çıkan ve diğer alt sistemlerle etkileşim durumunda
olan bir simgesel düzenleyici olarak değerlendirilebilir. Bu prototipin
görünürlüğü arttıkça, riskli akran ağlarının güçlenmesi ve erken suç
temaslarının normalleşmesi yönünde pozitif geri besleme döngüleri
oluşabilmektedir.
Bu çalışmada
söz konusu prototip, doğrudan ölçülmüş nicel bir değişken olarak değil, alt
sistemler arası etkileşimi güçlendiren gizli (latent) bir değişken
olarak ele alınmaktadır. Gelecekte gerçekleştirilecek alan araştırmaları, medya
içerik çözümlemeleri ve algı ölçümleri, cezasızlık algısının gençlerin norm ve
değer dünyası üzerindeki etkisini nicel olarak sınayabilir.
TARTIŞMA
VE SİYASA ÖNERİLERİ
Bulguların
Yorumu
Zaman
Serisi Bulguları: 2010‑2024 döneminde, suça sürüklenen çocuk oranında genel bir artış eğilimi gözlenmektedir. 2020’de pandemi
nedeniyle geçici bir düşüş olmasına karşın 2022’de dramatik bir artış yaşanması
toplumsal ve ekonomik etmenlerin kriz dönemlerinde riskleri artırdığını
göstermektedir.
Alt
Sistemler ve Etkileşim: Aile yoksulluğu ve ihmali çocukları eğitimden uzaklaştırmakta ve okuldan “kopma,
gayriresmi ekonomi, sapkın akran grupları” zincirini tetiklemektedir. Toplumsal
çevre etkisi geri besleme döngüsü oluşturarak aile üzerindeki denetimi
zayıflatmakta ve riskli davranışların sürekliliğini sağlamaktadır. Kurumsal
kapasite (rehber öğretmen, toplumsal hizmetler) bu süreçleri dengeleyici bir
önleyici rol oynamaktadır.
Siyasa
Önerileri
Genç
Yoksulluğu Kavramı: Kanımca
en önemli çözüm yolu ve siyasa genç yoksulluğu kavramının tanımlanması, kabul
edilmesi ve sorunun çözümü için kurumlar ve süreçler oluşturulmasıdır. Genç
yoksulluğu ve Türkiye’de yayınlaşan deyimle “aile genci” olgusu ortadan
kaldırılmadıkça genç suçluluk olgusunun önlenmesi ve hatta azaltılması olanaklı
olmayacaktır.
Aile ve
Ekonomik Destek: Yoksulluk
ve ihmal, çocukları suç riskine açık duruma getirdiği için aile destek
programları ve gelir eşitliği önlemleri öncelikli olmalıdır. Toplumsal
yardımlar ve çocuk odaklı ekonomik destekler okul devamsızlığını ve suça
yönelimi azaltabilir.
Eğitim
Sistemine Müdahale: Okula
bağlılık artırılmalı, devamsızlık azaltılmalı ve riskli öğrenciler için özel izleme
programları uygulanmalıdır. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli ve eğitim
kurumları ile toplumsal hizmet birimleri arasında eş güdüm sağlanmalıdır.
Toplumsal
Çevre ve Mahalle Yapısı: Riskli akran etkilerini azaltacak yerel toplumsal programlar (spor,
kültürel etkinlik, mentor programları) önemlidir. Mahalle düzeyinde çocukların
güvenli alanlarda toplumsal etkileşimi artırılmalıdır.
Kurumsal
Kapasitenin Güçlendirilmesi: Rehber öğretmen, toplumsal hizmet görevlisi ve psikososyal
destek kapasitesi artırılmalıdır. Kurumlar arası erken uyarı ve müdahale
mekanizmaları kurulmalı ve alt sistemler arası eş güdüm sağlanmalıdır.
Sistem
Yaklaşımı ile Önleyici Stratejiler: Siyasa önerileri, alt sistemlerin birbirini etkilediği geri
beslemeli döngüleri dikkate almalıdır. Örneğin, aile destek programları sadece
ekonomik değil, aynı zamanda ebeveyn eğitimi ve toplumsal beceri geliştirme
boyutlarını da içermelidir. Eğitim ve toplumsal hizmetler riskli akran
çevresinin etkilerini azaltacak şekilde planlanmalıdır.
Siyasal
Stratejiler: “Rol
model etkisi”ni ve “siyasal-sosyal simbiyotik ilişki”yi azaltacak önleyici
stratejiler” uygulanmalıdır. Bu bağlamda gençlere rol model seçenekleri yaratılmalı,
toplumsal çevrede güçlü önleyici programlar kurulmalı ve siyasal ve toplumsal
meşruluk algısını genç suçluluğunu özendirmeyecek şekilde düzenlemeler
yapılmalıdır.
Türkiye’de
çocuk suçluluğu, tekil nedenlerden değil, alt sistemler arası etkileşimden
doğan sistemsel bir süreçtir. Çocuk suçluluğunu azaltmak için çok boyutlu, eş
güdümlü ve alt sistemler arası etkileşimi dikkate alan siyasalar gerekmektedir.
İstatistiksel çözümleme ve alt sistemler irdelemesi siyasa yapıcılar için hedef
odaklı ve etkili müdahale alanlarını niteliksel, niceliksel ve kavramsal olarak
ortaya koymaktadır.
KAYNAKÇA
Anadolu
Ajansı (AA). (2026). “Türkiye’de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor.”
AA, 2 Şubat 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dosya-haber/turkiyede-yilda-ortalama-180-bin-cocuk-suca-karisiyor/3817520
Aslan,
Sanem. (2017). Sosyal Dışlanma ve Genç Suçluluğu. Gençlik Araştırmaları Dergisi.
Nisan 2017. 5(1). 5-28. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2147974
Brown, Waln.
(2013). Delinquency and Juvenile Justice. William Gladden Foundation Press.
Çetingüç,
Cem. (2025). Child Crime in Turkey Soars 51% in Nine Years. P.A. Turkey. https://www.paturkey.com/news/2025/child-crime-in-turkey-soars-51-in-nine-years-24104/
Daily Sabah.
(2025). Child involvement in criminal cases rises nearly 10% in Türkiye.
https://www.dailysabah.com/turkiye/child-involvement-in-criminal-cases-rises-nearly-10-in-turkiye/news
Dussich,
J.P.J. (1989). Juvenile Delinquency: Definitions, Character, and Theory. In:
Wegener, H., Lösel, F., Haisch, J. (eds) Criminal Behavior and the Justice
System. Research in Criminology. Springer, Berlin, Heidelberg. https://doi.org/10.1007/978-3-642-86017-1_5
Nadir,
İlkay. (2022). GENÇLİK ÇETELERİ VE GENÇ SUÇLULUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR
İNCELEME. TBB. https://medya.barobirlik.org.tr/tbbdergisi/App_Themes/Dergi/2022-159-2037.pdf
Tezbasan, İnci
Yağmur ve arkadaşları. (2025). From risk to resilience: Understanding and
mitigating juvenile delinquency. Journal of Forensic and Legal Medicine. Volume
115. ISSN 1752-928X. https://doi.org/10.1016/j.jflm.2025.102940.
TÜİK.
(2024). Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024. Güvenlik
birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651
oldu. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989
UN. (2003).
World Youth Report Juvenile
Delinquency. http://www.un.org/esa/socdev/unyin/documents/ch07.pdf
UNICEF ve
TÜİK (2022).TÜRKİYE ÇOCUK ARAŞTIRMASI. https://www.unicef.org/turkiye/media/17591/file/2022%20T%C3%BCrkiye%20%C3%87ocuk%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20.pdf
[1] Yıllık
artış oranı, bir önceki yıla göre yüzde değişim olarak hesaplanmıştır.
[2] 2024
için alt yaş kırılımları henüz tüm ayrıntısıyla yayımlanmamıştır. Yayınlanırsa çizelge
güncellenecektir.
[3] AROPE:
At Risk Of Poverty or Social Exclusion. Türkçesi: Yoksulluk veya Sosyal
Dışlanma Riski Altında Olma
[4] Korelasyon
yorumları, TÜİK zaman serisi verileri ve yazında tanımlanan yönsel ilişkiler
temelinde yapılmıştır.
[5] Karşılıklı
destek ilişkisi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder