“Cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri
manzara göreceğiz”
Aktaran: Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Büyük
Taarruz'dan yaklaşık iki hafta önce Mustafa Kemal Paşa, gizlice Ankara'dan
Akşehir'e doğru yola çıkar. Yanında başyaveri Salih Bozok vardır. Yolculuk
sırasında Mustafa Kemal Paşa derin bir nefes alır. Salih Bozok bunun üzerine: "Paşam,
rahatsız mısınız?" diye sorar.
Mustafa
Kemal'in cevabı şöyledir: "Hayır Salih... Fakat yakında öyle bir askeri
manzara göreceğiz ki, cihanın gözleri kamaşacaktır."
O sırada
henüz Büyük Taarruz başlamamıştır. Hatta Ankara'da, Mustafa Kemal'in başkentte
olduğu izlenimini vermek amacıyla Çankaya'da çay daveti verildiği yönünde
haberler yayımlanmaktadır. Gerçekte ise Başkomutan cephededir ve taarruzun son
hazırlıklarını yapmaktadır. Aradan yaklaşık on beş gün geçer. 26 Ağustos sabahı
Kocatepe'de topçu ateşi başlar. 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi
kazanılır. 9 Eylül'de Türk ordusu İzmir'e girer.
Salih Bozok
yıllar sonra hatıralarını yazarken, o otomobil yolculuğunda duyduğu sözleri şu
cümleyle tamamlar: "Hakikaten Paşa'nın bana söylediği gibi cihanın
gözlerini kamaştıracak bir askeri manzara meydana gelmiştir."
Bozok, S.
(2001). Hatıralar. (Haz. Can Dündar). İstanbul: Doğan Kitap.
Uğurlu, N.
(Haz.). (2000). 30 Ağustos Hatıraları. İstanbul: Yeni Gün Yayıncılık.
İzmir'deki
ilk akşam
İzmir'in
kurtuluşundan birkaç gün sonra Falih Rıfkı Atay ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu,
Mustafa Kemal'le ilk kez uzun uzun görüşürler. Röportajın ardından akşam
yemeğine davet edilirler. Falih Rıfkı o anı yıllar sonra Çankaya adlı eserinde
şöyle anlatır: "Mustafa Kemal'in ilk sofrasında bulunacaktık... Arkasında
beyaz bir Kafkas gömleği ile merdivenden indi... İnce, zarif ve güzel bir
erkekti... Şimdi onun şahsiyeti ile tanışmak fırsatı idi. Derin bir merakla
bütün sözlerini ve jestlerini takip ediyordum. İlk öğrendiğim şey, kuvvetli ve
yanılmaz hafızası oldu."
Falih
Rıfkı'yı asıl etkileyen ise şu olur: Sofrada bulunan birçok kişiyi, yıllar önce
yalnızca bir kez görmüş olmasına karşın isimleriyle, görevleriyle ve hatta daha
önce aralarında geçen konuşmalarla anımsar. Atatürk, konuşurken yalnızca
olayları değil, insanları da ayrıntılarıyla zihninde taşıyan biridir. Falih
Rıfkı bu olağanüstü hafızanın onun liderliğinin temel unsurlarından biri
olduğunu özellikle vurgular.
Atay, F. R.
(1969). Çankaya. İstanbul: Bateş Yayınları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder