Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

30 Ağustos 2026 Pazar

 

“Cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri manzara göreceğiz”

 

Aktaran: Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Büyük Taarruz'dan yaklaşık iki hafta önce Mustafa Kemal Paşa, gizlice Ankara'dan Akşehir'e doğru yola çıkar. Yanında başyaveri Salih Bozok vardır. Yolculuk sırasında Mustafa Kemal Paşa derin bir nefes alır. Salih Bozok bunun üzerine: "Paşam, rahatsız mısınız?" diye sorar.

Mustafa Kemal'in cevabı şöyledir: "Hayır Salih... Fakat yakında öyle bir askeri manzara göreceğiz ki, cihanın gözleri kamaşacaktır."

O sırada henüz Büyük Taarruz başlamamıştır. Hatta Ankara'da, Mustafa Kemal'in başkentte olduğu izlenimini vermek amacıyla Çankaya'da çay daveti verildiği yönünde haberler yayımlanmaktadır. Gerçekte ise Başkomutan cephededir ve taarruzun son hazırlıklarını yapmaktadır. Aradan yaklaşık on beş gün geçer. 26 Ağustos sabahı Kocatepe'de topçu ateşi başlar. 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanılır. 9 Eylül'de Türk ordusu İzmir'e girer.

Salih Bozok yıllar sonra hatıralarını yazarken, o otomobil yolculuğunda duyduğu sözleri şu cümleyle tamamlar: "Hakikaten Paşa'nın bana söylediği gibi cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri manzara meydana gelmiştir."

Bozok, S. (2001). Hatıralar. (Haz. Can Dündar). İstanbul: Doğan Kitap.

Uğurlu, N. (Haz.). (2000). 30 Ağustos Hatıraları. İstanbul: Yeni Gün Yayıncılık.

 

İzmir'deki ilk akşam

İzmir'in kurtuluşundan birkaç gün sonra Falih Rıfkı Atay ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mustafa Kemal'le ilk kez uzun uzun görüşürler. Röportajın ardından akşam yemeğine davet edilirler. Falih Rıfkı o anı yıllar sonra Çankaya adlı eserinde şöyle anlatır: "Mustafa Kemal'in ilk sofrasında bulunacaktık... Arkasında beyaz bir Kafkas gömleği ile merdivenden indi... İnce, zarif ve güzel bir erkekti... Şimdi onun şahsiyeti ile tanışmak fırsatı idi. Derin bir merakla bütün sözlerini ve jestlerini takip ediyordum. İlk öğrendiğim şey, kuvvetli ve yanılmaz hafızası oldu."

Falih Rıfkı'yı asıl etkileyen ise şu olur: Sofrada bulunan birçok kişiyi, yıllar önce yalnızca bir kez görmüş olmasına karşın isimleriyle, görevleriyle ve hatta daha önce aralarında geçen konuşmalarla anımsar. Atatürk, konuşurken yalnızca olayları değil, insanları da ayrıntılarıyla zihninde taşıyan biridir. Falih Rıfkı bu olağanüstü hafızanın onun liderliğinin temel unsurlarından biri olduğunu özellikle vurgular.

Atay, F. R. (1969). Çankaya. İstanbul: Bateş Yayınları

Hiç yorum yok: