Dün Gece Bir Rüya Gördüm…
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Dün gece tuhaf bir rüya gördüm.
Rüyamda çok büyük bir kurum vardı.
Yaklaşık yüz bin çalışanı olan, her ay milyarlarca liralık maaş ödemesi yapan
devasa bir örgüt…
Ayın sonu yaklaşmıştı. Çalışanlar
maaşlarını bekliyordu. Kurumun kasasında ise maaş ödemeleri için ayrılmış büyük
bir meblağ hazırdı.
Tam o sırada kurumun en tepesindeki
yönetici bir banka müdürüyle gizli bir görüşme yaptı.
"Parayı birkaç günlüğüne benim
kişisel hesabıma aktaralım" dedi. "Sonra repo yapalım. Süresi dolunca
ana parayı kuruma geri veririz. Çalışanların maaşları yine zamanında ödenir.
Kimse hiçbir şey anlamaz."
Banka müdürü kısa bir sessizlikten
sonra başını salladı.
Rüyamda plan kusursuz işliyordu.
Maaşlar günü geldiğinde eksiksiz
ödendi. Çalışanlar mutluydu. Sendikalar sessizdi. Basında tek satır haber
çıkmadı. Denetçiler de herhangi bir olağanüstülük fark etmedi.
Fakat bir ayrıntı dikkatimi çekti.
Repo sonunda oluşan kazanç kuruma
dönmedi.
O kazanç, çok uzaklarda bulunan bir
bankadaki kişisel hesaba aktarılıyordu.
Rüyanın en ilginç bölümü ise bundan
sonra başladı.
Bir grup hukukçu bu olayı
tartışıyordu.
Bir kısmı şöyle diyordu: "Ortada
zarar yok. Maaşlar ödenmiş. Kurum parasını geri almış. Suç oluşmaz."
Başka bir grup ise itiraz ediyordu: "Bir
dakika…"
"Paranın kendisi geri dönmüş
olabilir. Ama o paranın ürettiği ekonomik değer kime ait?"
Salondaki sessizlik büyüdü.
Bir maliyeci söz aldı.
"Dünyanın hiçbir yerinde bir
emanetçi, kendisine emanet edilen paranın getirisini kendi malı gibi
kullanamaz."
Bir başka hukukçu ekledi: "Burada
önemli olan yalnızca anapara değildir. Paranın doğurduğu semere de malikin
hakkıdır."
Tam bu sırada yaşlı bir profesör ayağa
kalktı. Hiç kimsenin beklemediği soruyu sordu: "Peki ya bu uygulama
yıllardır yapılıyorsa?"
Salondaki herkes sustu.
Profesör devam etti: "Ve diyelim
ki bunu herkes biliyor…"
"Denetçiler biliyor."
"Banka biliyor."
"Yöneticiler biliyor."
"Çalışanlar bilmiyor."
"Peki suç, ilk kez soruşturma
açıldığı gün mü doğar; yoksa ilk işlem yapıldığı anda mı?"
Bu kez genç bir hukukçu söz aldı: "Hukuk
açısından suçun oluşması başka, soruşturmanın ne zaman ve kim hakkında açıldığı
bambaşka bir sorundur."
Profesör gülümsedi.
"Evet," dedi.
"Bir eylemin hukuka aykırı olması
ile hukukun o eyleme eşit uygulanması aynı şey değildir."
Tam o sırada uyandım.
Sabah kahvemi içerken kendi kendime
düşündüm.
Aslında gördüğüm rüya repo hakkında
değildi.
Paradan da değildi.
Rüya, bize emanet edilen bir yetkinin
sınırları hakkındaydı.
Çünkü hukuk bazen kaybolan parayı
değil, kaybolan güveni korur.
Ve güven, geri yatırılan bir
anaparadan çok daha değerlidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder