Hakkımda

FİRUZ DEMİR YAŞAMIŞ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiştir (1968). University of Southern California’da planlama (kentsel ve bölgesel çevre) ve kamu yönetimi yüksek lisans programlarını bitirmiştir (1976). Siyaset ve Kamu Yönetimi Doktoru (1991). Yerel Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Politikaları bilim dalında doçent (1993). Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kuruluşu sırasında müsteşar vekili. (1978-80) UNICEF Türkiye temsilciliği. (1982-84) Dünya Bankası’nın Çukurova Kentsel Gelişme Projesi’nde kurumsal gelişme uzmanı. (1984-86) Çankaya Belediyesi’nin kurumsal gelişme projesini yürütmüştür. (1989-91) Yedinci Kalkınma Planı “Çevre Özel İhtisas Komisyonu”nun başkanlığı. DPT “Çevre Yapısal Değişim Projesi” komisyonu başkanlığı. Cumhurbaşkanlığı DDK’nun Devlet Islahat Projesi raportörü. (2000-1) Çevre Bakanlığı Müsteşarı (Şubat 1998 – Ağustos 1999). Sabancı Üniversitesi tam zamanlı öğretim üyesi. (2001-2005) Halen yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders vermektedir. Şimdiye kadar ders verdiği üniversiteler arasında Ankara, Orta Doğu, Hacettepe, Fatih, Yeditepe, Maltepe ve Lefke Avrupa (Kıbrıs) üniversiteleri bulunmaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE

EVİM: ARKEON, TUZLA, ISTANBUL, TÜRKİYE
EV

Bu Blogda Ara

28 Ağustos 2026 Cuma

 

Dün Gece Bir Rüya Gördüm…

 

Prof. Dr. Firuz Demir Yaşamış

 

Dün gece tuhaf bir rüya gördüm.

Rüyamda çok büyük bir kurum vardı. Yaklaşık yüz bin çalışanı olan, her ay milyarlarca liralık maaş ödemesi yapan devasa bir örgüt…

Ayın sonu yaklaşmıştı. Çalışanlar maaşlarını bekliyordu. Kurumun kasasında ise maaş ödemeleri için ayrılmış büyük bir meblağ hazırdı.

Tam o sırada kurumun en tepesindeki yönetici bir banka müdürüyle gizli bir görüşme yaptı.

"Parayı birkaç günlüğüne benim kişisel hesabıma aktaralım" dedi. "Sonra repo yapalım. Süresi dolunca ana parayı kuruma geri veririz. Çalışanların maaşları yine zamanında ödenir. Kimse hiçbir şey anlamaz."

Banka müdürü kısa bir sessizlikten sonra başını salladı.

Rüyamda plan kusursuz işliyordu.

Maaşlar günü geldiğinde eksiksiz ödendi. Çalışanlar mutluydu. Sendikalar sessizdi. Basında tek satır haber çıkmadı. Denetçiler de herhangi bir olağanüstülük fark etmedi.

Fakat bir ayrıntı dikkatimi çekti.

Repo sonunda oluşan kazanç kuruma dönmedi.

O kazanç, çok uzaklarda bulunan bir bankadaki kişisel hesaba aktarılıyordu.

Rüyanın en ilginç bölümü ise bundan sonra başladı.

Bir grup hukukçu bu olayı tartışıyordu.

Bir kısmı şöyle diyordu: "Ortada zarar yok. Maaşlar ödenmiş. Kurum parasını geri almış. Suç oluşmaz."

Başka bir grup ise itiraz ediyordu: "Bir dakika…"

"Paranın kendisi geri dönmüş olabilir. Ama o paranın ürettiği ekonomik değer kime ait?"

Salondaki sessizlik büyüdü.

Bir maliyeci söz aldı.

"Dünyanın hiçbir yerinde bir emanetçi, kendisine emanet edilen paranın getirisini kendi malı gibi kullanamaz."

Bir başka hukukçu ekledi: "Burada önemli olan yalnızca anapara değildir. Paranın doğurduğu semere de malikin hakkıdır."

Tam bu sırada yaşlı bir profesör ayağa kalktı. Hiç kimsenin beklemediği soruyu sordu: "Peki ya bu uygulama yıllardır yapılıyorsa?"

Salondaki herkes sustu.

Profesör devam etti: "Ve diyelim ki bunu herkes biliyor…"

"Denetçiler biliyor."

"Banka biliyor."

"Yöneticiler biliyor."

"Çalışanlar bilmiyor."

"Peki suç, ilk kez soruşturma açıldığı gün mü doğar; yoksa ilk işlem yapıldığı anda mı?"

Bu kez genç bir hukukçu söz aldı: "Hukuk açısından suçun oluşması başka, soruşturmanın ne zaman ve kim hakkında açıldığı bambaşka bir sorundur."

Profesör gülümsedi.

"Evet," dedi.

"Bir eylemin hukuka aykırı olması ile hukukun o eyleme eşit uygulanması aynı şey değildir."

Tam o sırada uyandım.

Sabah kahvemi içerken kendi kendime düşündüm.

Aslında gördüğüm rüya repo hakkında değildi.

Paradan da değildi.

Rüya, bize emanet edilen bir yetkinin sınırları hakkındaydı.

Çünkü hukuk bazen kaybolan parayı değil, kaybolan güveni korur.

Ve güven, geri yatırılan bir anaparadan çok daha değerlidir.

Hiç yorum yok: