AMEDSPOR
Prof. Dr.
Firuz Demir Yaşamış
Bu yazıyı değerli dostum Gürsel Demirok’un
yazısı üzerine hazırladım.
Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi,
sadece sportif bir başarı olarak değil, Türkiye’nin sosyolojisi, kimlik
siyaseti, bölgesel temsil sorunu ve futbol kültürü açısından da önemli bir olay
olarak okunmalıdır. Kulüp, Diyarbakırspor geçmişini bir yana bırakırsak, tarihinde
ilk kez Süper Lig’e çıktı.
Bu oluşumu birkaç katmanda irdelemek olanaklıdır:
Sportif başarı
boyutu: Önce şu temel gerçeği vurgulamak
gerekir. Amedspor sahada başarılı oldu. Son iki sezonda ciddi yatırım yaptı,
kadro kalitesini artırdı, tecrübeli oyuncular aldı ve kararlı bir başarım çizgisi
yakaladı. Bu nedenle yükselişi sadece “siyasal” diye açıklamak eksik kalır.
Türkiye’de Anadolu kulüplerinin zaman zaman yükseliş olmuştur. Amedspor’unki de
bunun bir örneği.
Kimlik ve temsil sorunu: Amedspor sıradan bir şehir kulübü değildir. Kulüp
adı, taraftar kültürü ve simgesel dili nedeniyle özellikle Kürt kimliğiyle
özdeşleşmiş durumdadır. Diyarbakır’ın (“Amed” ismi üzerinden) kültürel
temsilini taşıdığı düşünülmektedir. Bu yüzden kulübün başarısı, birçok Kürt
vatandaş için “temsil edici görünürlük” anlamına gelmektedir. Sosyal medyada da
bu yükselişin “tarihsel” olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu noktada
önemli ayrım şudur: Bir kesim bunu demokratik çoğulculuğun doğal sonucu olarak
görürken, başka bir kesim ise kulübün geçmişteki bazı tartışmaları nedeniyle konuya
uzak durmaktadırlar. Süper Lig’deki bazı kulüpler kutlama mesajı gönderirken bazıları
bunu yapmamışlardır. Amedspor Türkiye’de insanların sadece futbol konuştuğu bir
kulüp değildir ve kimliklerin projeksiyon alanı olmuştur.
Devlet-toplum
ilişkileri açısından anlamı: İlginç
olan noktalardan biri de geçmişte Amedspor ile devlet kurumları arasında ciddi
gerilimler yaşanırken, bugün daha yumuşak ve kapsayıcı mesajlar gelmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Devlet Bahçeli’nin kutlama mesajları dikkat çekicidir.
Bu durum Türkiye’de merkez siyasetin Kürt seçmeni dışlamadan yeni bir dil
arayışı, futbolun toplumsal gerilimi düşürmek için “bütünleşme alanı” olarak
görülmesi veya tümüyle yararcı bir normalleşme siyaseti olarak okunabilir.
Riskler ve
gerilim olasılığı: Öte yandan Süper
Lig ortamı çok sert ve yüksek gerilimlidir. Amedspor’un bazı taraftar
gruplarıyla ilgili geçmiş tartışmalar, deplasman güvenliği, milliyetçi tepkiler
ve provokasyon olasılığı ciddi risk oluşturmaktadır. Sosyal medyada bunun
işaretleri şimdiden görülmektedir. Burada belirleyici olacak olan Kulübün
kurumsal dili, taraftar gruplarının tutumu, Federasyonun eşit uzaklığı ve medyanın
dilidir. Çünkü futbol, Türkiye’de bazen toplumsal gerilimi büyüten bir alan
olabilmektedir.
Daha geniş
sosyolojik okuma: Aslında olay Türkiye’de
çevre şehirlerin ve farklı kimliklerin artık yalnızca “katılımcı” değil, merkez
sahnede olmak istedikleri gözlemlenmektedir. Süper Lig de Türkiye’nin en
görünür vitrinlerinden biridir. Bir dönem sadece İstanbul merkezli güç
dengeleri konuşulurken, bugün Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan ve Güneydoğu’dan Anadolu’nun
farklı kimliklerinden kulüpler daha görünür olmuştur. Bu açıdan Amedspor’un
yükselişi, “Türkiye futbolunun merkezileşmesinin kırılması” şeklinde de
okunabilir.
Sonuç olarak Amedspor’un Süper Lig’e
çıkışı ne sadece futbol olayıdır ne de sadece siyaset olgusudur. İkisini
birbirine bağlayan bir toplumsal gösterge niteliği taşımaktadır. Nasıl
yönetileceği ise Türkiye’nin birlikte yaşama kültürü açısından önemli bir sınav
olacaktır.
Olumlu tarafları:
Türkiye’nin farklı bölgelerinin ve
kimliklerinin üst ligde temsil edilmesi demokratik toplum açısından normal ve
hatta sağlıklı görülebilir. Diyarbakır gibi futbol tutkusu yüksek bir şehrin
Süper Lig’de olması ligin kültürel çeşitliliğini artırır. Uzun süre dışlanmış olarak
gören kesimlerde “ait olma” duygusunu güçlendirebilir. Futbol bazen siyasetin
sertliğini yumuşatan ortak bir alan yaratabilir. Eğer doğru yönetilirse bu,
toplumsal normalleşmeye katkı sağlayabilir. Anadolu kulüplerinin güçlenmesi
İstanbul merkezli futbol düzenini dengeleyen bir gelişme olarak da okunabilir.
Olumsuz/riskli
tarafları: Amedspor
yıllardır sadece spor kulübü olarak algılanmamıştır. Kimlik ve siyaset yükü
taşımıştır. Bu da her maçı kolayca siyasal gerilime çevirebilir. Tribün
provokasyonları, sosyal medya kutuplaşması ve güvenlik sorunları oluşabilir. Kulüp
yönetimi veya taraftar grupları aşırı siyasal dil kullanırsa futbol geri planda
kalabilir. Karşıt tepkiler da sertleşebilir ve bu durum Süper Lig’de gerilimi
artırabilir. Türkiye’de futbol kültürü zaten çok saldırgan olduğu için simgesel
anlam taşıyan kulüpler daha hızlı hedef durumuna gelebilmektedir.
Bu gelişmenin “olumlu mu olumsuz mu”
olacağını belirleyecek olgular Kulübün kendini nasıl konumlandıracağı, medyanın
dili, taraftarların tavrı ve devlet/federasyonun eşit yaklaşımıdır. Sorun “Diyarbakır’ın
başarılı futbol kulübü Süper Lig’de” çerçevesinde kalırsa olumlu sonuç üretme olasılığı
yüksek olur. “Futbol üzerinden kimlik savaşı” zeminine çekilirse herkes için
yıpratıcı olur.
Kısa vadede hem büyük heyecan hem de
yüksek gerilim birlikte yaşanacaktır. Çünkü Amed Sportif Faaliyetler Kulübü
sıradan bir “yeni çıkan Anadolu takımı” gibi karşılanmayacaktır. Türkiye’de
herkes kulübe kendi siyasal ve kültürel penceresinden anlam yükleyecektir. Orta
vadede işin yönünü büyük ölçüde saha içi belirleyecektir. Kulüp yönetimi daha
kurumsal davranırsa, taraftar grupları provokatif dili azaltırsa ve medya
sürekli kimlik gerilimi üretmezse Amedspor zamanla “normalleşebilir”. İnsanlar
birkaç sezon sonra daha çok transferi, teknik direktörü, deplasman başarımı ve derbi
maçlarını konuşmaya başlar. Türkiye’de futbol hafızası hızlı değişmektedir. Fakat
ters senaryoda (özellikle simgesel maçlarda büyük gerilimler yaşanırsa) kulüp
Türkiye’de kültürel kutuplaşmanın yeni alanlarından biri durumuna gelebilir. Bu
olasılık da gerçektir. Ancak yine de uzun vadede “normalleşme” olasılığı biraz
daha yüksektir. Çünkü Türkiye toplumu çok sert tartışsa da zamanla alışmaktadır,
Süper Lig ekonomisi ve yarışması siyaseti bir noktadan sonra ikinci plana
itebilmektedir ve başarı geldikçe kulüpler ideolojik simgeden çok “futbol
markasına” dönüşmektedir. Bir örnek olarak Trabzonspor yıllarca “bölgesel
kimlik kulübü” diye görülürken bugün daha çok sportif kimliğiyle konuşulmaktadır.
Amedspor’da süreç birebir aynı olmaz ama benzer bir evrim olasılığı vardır. İlk
yıllar gürültülü geçebilir ama kulüp kendini doğru yönetirse zamanla Türkiye
futbolunun kalıcı ve daha normal bir parçasına dönüşebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder